Kategori: Kadın Hastalıkları ve Doğum

  • Endometriozis sıklığı nedir?

    Endometriozis sıklığı nedir?

    Endometriozis sıklığı nedir?

    Endometriozis bir üreme çağı hastalığıdır ve en çok 30’lu yaşlarda görülür. Ağrılı adet, ağrılı ilişki ve kronik kasık ağrısı olan kadınlarda %70 oranında görülmektedir. İnfertilite problemi olan kadınlarda %30-40 oranında görülmektedir. Genel olarak üreme çağındaki (15-49 yaş) her 10 kadının birinde görülmektedir. Adolesan dediğimiz 13-19 yaş grubunda endometriozis sık görülmemekle birlikte şiddetli adet ağrısı olan ve de ağrı kesicilere cevap gözlenmeyen genç kızlarda endometriozis bulunma sıklığı %70’dir.

  • Gebelik ve Şeker Hastalığı

    Gebelik ve Şeker Hastalığı

    Gebelik ve Şeker Hastalığı

    Şeker Hastalığı yani Diabet; kan şekerinin değişik derecelerde yüksek seyrettiği durumdur. Kandaki şekerin kaynağı ekmek, pirinç, patates, unlu ve nişastalı gıdalardır. İnsülin Pankreasın Langerhans adacıklarından salgılanan kandaki şeker düzeyini ayarlayan bir hormondur.

    Şeker hastalığı hamilelikte üç farklı şekilde problem yaratır. Tip 1 Diabetes Mellitus, Tip 2 Diabetes Mellitus ve Gestasyonel Diabet olarak sıralanır. Tip 1 ve Tip 2 Diabetes Mellitus hamilelik öncesinde var olan şeker hastalıklarıdır. Gestasyonel Diabet ise gebelik sırasında ortaya çıkan ve % 90 gebelikten sonra kaybolan bir hastalıktır.

    Tip 1 Diabet:Genellikle çocukluk çağında başlayan bir durumdur. Vücut insülin üretmez. Bu tip diabet İnsüline Bağımlı Diabetes Mellitus olarak adlandırılır. Hamile kalmadan önce bu durumun farkında olan Anne adayı İnsülin dozunu Endokrin Uzmanına ayarlatacak özellikle diyetine her zamankinden daha çok dikkat edecek ve bizimle birlikte sağlıklı bir gebelik sürecinden sonra sağlıklı bir doğum yapacaktır.

    Tip Diabet:Vücutta İnsülin üretimi vardır fakat işlevini yerine getiremez. Genellikle kilolu kişilerde ortaya çıkar. 40 yaş sonrası daha çok olsa da Asya ırklarında ve Siyahlarda da daha genç yaşta ortaya çıkar. Genellikle Hamilelik öncesi teşhis edilmiştir veya Hamilelik sırasında teşhis edilebilir. Gebelikten önce kan şekeri düzeyini ayarlayan tabletler kullanılırken, Gebelik sırasında İnsülin kullanılmalıdır.

    Gestasyonel Diabet: Gebeliğe has bir Diabettir. Yalnızca Gebelikte görülür. Gebeliğin herhangi bir döneminde ortaya çıksa da, ikinci üç aylık dönemde daha sık bir oranda ortaya çıkar. Vücudun Hamilelikteki taleplere yetecek kadar İnsülin üretememesi sonucu oluşur. Doğumdan sonra her şey yoluna girer ve normale döner. Fakat hamileliğinde Gestasyonel Diabet ortaya çıkan kişide, İleride Tip 2 Diabet gelişme riski yüksektir.

    Hamilelikte Şeker hastalığısiz ve bebeğiniz açısından artmış risk demektir. Riskin yüksekliği sahip olunan Şeker Hastalığının türüne bağlıdır.Bu riskler Tip 1 ve Tip 2 Diabet olgularında daha yüksektir.

    • Bebek iri olacağından doğum zor olacak, suni sancıyla doğum eylemi indüksiyonu yapılacak ve muhtemelen Sezaryen ile doğum gerçekleştirilecektir.
    • Diabetli Gebelerde Abortuslar yani Düşükler daha fazla görülür.
    • Tip 1 Diabetiniz varsa sizde Diabetik Retinopati gelişmesi sonucu Görme problemleri, Diabetik Nefropati gelişmesi sonucu ciddi Böbrek problemleri ortaya çıkabilir.
    • Bebekte Kalp ve Sinir Sisteminin Konjenital Anomalileri normal populasyondan fazla görülür.
    • Bebeğin anne karnında ölüm riski ve hemen doğum sorası ölüm riski artmıştır.
    • Bebek doğumdan kısa bir süre sonra Kalp ve Solunum problemleri gibi sağlık sorunları nedeniyle Hastaneye yatmak zorunda kalabilir.
    • Bebek ileriki yaşlarında Obez ve Diabet hastası olabilir.

    Gestasyonel Diabet Nasıl Tanınır?

    Hamileliğinin 24.haftasına gelmiş her gebeye 50 gr OGTT (Oral Glikoz Tolerans Testi) yapılır. Eğer değer 140 mg ‘ın üzerinde çıkarsa bu kez de 100 gr OGTT yapılır. 100 gr OGTT de Değerler; PLAZMADA 1.saat 190’ın üzeri, 2.saat 165’in üzeri,3.saat 145’in üzeri veya KANDA 1. saat 165’in üzeri, 2. saat 15’in üzeri, 3. saat 125’in üzeri ise GESTASYONEL DİABETtanısı konur.

    Kimler Gestasyonel Diabet Adayıdır?

    • Gebeliköncesi Vücut Kitle İndeksi 30′ un üzeride olanlar.
    • Daha önce 4500 gr ve üzeri bebek doğurmuş olanlar.
    • Daha önceGestasyonel Diabetyaşayanlar.
    • Genetik yatkınlık. (Ailede Diabet öyküsü)
    • Irksal yatkınlık.

    Diabetli Gebenin Tedavisi

    Diabetik tedaviprotokolü Hamilelikteki ihtiyaçlarınıza göre ayarlanır. Eğer önceden Antidiabetik ilaç alıyorsanız bugebelikte İnsülinile değiştirilir.

    Artık kan şekerinizi daha sık ve düzenli ölçeceksiniz. Diabetik Retinopati açısındanGöz HastalıklarıUzmanına daha sık görünmeli, diabetik Nefropati açısından daha sık İdrar Tahlili ve Böbrek kontrolleri yaptırmalısınız. Ayrıca kan şekerinizin sık kontrol ediliyor olması sizi Hipoglisemik Ataklara karşı korur. Hipoglisemik Ataklar Bebeğiniz için zararlı değildir. Ancak siz ve eşiniz bu ataklarla başa çıkmayı öğrenmelisiniz. Hipoglisemik Ataklarla başetme konusunda Endokrinoloji Uzmanınızdan gerekli eğitimi almalısınız.

    Diabetliyseniz Gebelikteki Riskinizi Nasıl Azaltırsınız?

    Bebeğiniz ve kendiniz için sağlık risklerini azaltmakta birinci koşul, Gebe kalmadan önceDiabet Hastalığınızıiyi bir şekilde kontrol altına almalısınız. YaniKan ŞekeriRegülasyonunuz cok iyi ayarlanmalı. Bunun için mutlaka planladığınızgebeliköncesi birEndokrinoloji Uzmanınabaşvurmalısınız. Kanda bakılan HbA1c düzeyi % 6,1 den az olmalıdır. Eğer daha yüksekse derhal kan şekerinizi ayarlamak için bir şeyler yapmanız gerekecek demektir.

    Diabetli Gebenin Folik Asit ihtiyacı, diğer gebelere göre çok fazladır. Spina Bifida gelişmemesi için Diabetli Gebeler 5 mg/gün Folik Asit almak zorundadırlar ( sağlıklı gebenin günlük Folik Asit ihtiyacı 400 mikrogram/gündür). Folik Asite hamilelik on iki haftalık oluncaya kadar devam etmek gerekir.

  • GEBELİKTE DOWN SENDROMU VE DİĞER ANOMALİLER İÇİN TARAMA

    GEBELİKTE DOWN SENDROMU VE DİĞER ANOMALİLER İÇİN TARAMA

    GEBELİKTE DOWN SENDROMU VE DİĞER ANOMALİLER İÇİN TARAMA

    Gebelikte bebeğe zararlı etkenlerden bazıları bebekten kaynaklanır.Down sendromubunların arasında önemli bir yer tutar. Kromozomlarında bozukluk olan bebeklerin büyük çoğunluğu ilk üç ayda düşerek kaybedilirler. Her 1000 bebekten 6’sı kromozomal bozukluk taşır ve çoğu zeka veya fiziksel anlamda gerek aile gerekse toplum açısından büyük problem oluşturur.

    Anne yaşı:Down sendromusıklığı anne yaşı arttıkça artar. ToplumdaDown sendromlu bebekdoğurma sıklığı 10000 doğumda 13 tür. Bu sayı 25 yaşındaki anneler için 1351 doğumda 1, 30 yaşındakiler için 909 doğumda 1, 35 yaşındakiler için 384 doğumda 1, 40 yaşında 112 doğumda 1 ve 45 yaşındaki anneler için 28 doğumda 1 dir. Bu bilgiler ışığında ileri yaş gebelere amniosentez önerilir.

    Biyokimyasal tarama:Gebeliğin 11-14.haftaları arasında anne yaşı,AFP ve hCG ölçümlerine bakılarak yapılan ikili test, 16-18.haftasında anne yaşı, anne kanında AFP, hCG ve Estriol düzeylerine bakılarak yapılan Üçlü Test ve yine 16-18.haftalarda anne yaşı, İnhibin, AFP, Estriol ve hCG düzeylerine bakılarak yapılan Dörtlü Testleri kapsar.

    Ultrasonografi ile tarama:Down sendromlu bebeklerin önemli bir kısmında konjenital anomalilerin olduğu eskiden beri bilinen bir gerçektir. Bu anomalilerin bir kısmı ultrasonografik inceleme ile anne karnında saptanabilir. Bunun yanı sıra Down Sendromlu bebeklerin enselerinde cilt altında aşırı sıvı toplandığı görülmüş ve buna Nuccal Traslusensy (NT) denilmiştir.İlk trimestrde NT taraması Down Sendromu için çok önemli bir kriterdir.

    Nuccal Kalınlık taraması:Gebeliğin 11-14. haftaları arasında doğru şekilde ölçülen ense kalınlığıDown sendromu tespitinde % 80 duyarlılığa sahiptir. Artmış NT değeri; Trizomi 21 (Down send.) , trizomi 18 ve 13,bazı translokasyonlar ve delesyonlar ile kardiak, diafragmatik, renal ve abdominal duvar anomalileri ile birlikte görülebilir.Bu nedenle NT yüksek ölçülen bebeklerde bu yapısal anomalilerin olmadığı saptanmalıdır.

    Fetal anomalilerin taranması:Günümüzde tüm gebelikler 20-24. haftalar arasında rutin olarak anomali açısından taranmalıdır. Bebekteki anomalilerin bir kısmı ultrasonografi ile kolayca saptanabilirken,bir kısmı gözden kaçabilmektedir. Bu nedenle tarama ultrasonografisi çok dikkatli yapılmalıdır. Bazı ultrasonografik göstergeler kromozomal anomalilerin erken saptanmasını sağlayabilirler.Örneğin down sendromlularda saptanan nuccal ödem, makroglossi, atrioventriküler septal defekt, hidronefroz, klinodaktili, kısa femur, koroid plexus kisti… gibi.

    Günümüzde uygulanan geliştirilmiş tüm bu taramalara rağmen bizim bebeklerdeki anomalileri yakalama oranlarımız hala %100 değildir. Tüm tarama yöntemleri de uygulansa yine de anomalili bebekler doğacaktır.

  • Düşük

    Düşük

    WHO (Dünya Sağlık Örgütü)’ ya göre 20 haftadan küçük 500 gr’ın altındaki bebeğin rahim dışına atılması ABORTUS yanidüşükolarak tanımlanır.Düşükler; SPONTAN (kendiliğinden) yada PROVAKE (bir faktörün gerçekleşmesini sağladığı) ABORTUSLAR yani DÜŞÜKLER olarak incelenir.

    WHO (Dünya Sağlık Örgütü) ya göre 20 haftadan küçük 500 gr ‘ın altındaki bebeğin rahim dışına atılması ABORTUS yanidüşükolarak tanımlanır.

    Düşükler; SPONTAN (kendiliğinden) yada PROVAKE (bir faktörün gerçekleşmesini sağladığı) ABORTUSLAR yani DÜŞÜKLER olarak incelenir.

    SPONTAN ABORTUSLAR:

    1-SPORADİK ABORTUSLAR:Altta yatan kronik bir patolojik olmadığı durumdur. Kendiliğinden gerçekleşen düşüklerin çok büyük bir kısmını oluşturur.(%97-99).

    Toplumda klinik olarak saptanabilen düşük oranı % 10-15 dir. Yaş ilerledikçe bu oran % 20 ‘lere çıkar. Ülkemizde yaklaşık yılda bir milyondan fazla kendiliğinden düşük olmaktadır. Yine 2-3 haftalık erken dönem düşükleri genellikle gecikmiş tarzdaadet düzensizliğiolarak yorumlandığı için aslında düşüklerin oranı tam olarak belirlenememektedir.

    Düşüklerin çoğu bebek öldükten 1-3 hafta sonra gerçekleşir. Ölü bebek vegebelikmateryalini bir yabancı cisim olarak algılayan rahim kramplar ve kasılmalar gerçekleştirip, rahim ağzını açarak dışarıya atar. Bu sırada şiddetli kanama ve kasık ağrısı meydana gelir.

    SPONTAN ABORTUS NEDENLERİ

    A-Bebeğe ait nedenler:İlk 6-8 haftadaki kendiliğinden düşüklerin %50-80 ‘inde bebeğe ait bir genetik veya organ-şekil bozukluğu söz konusudur.8-12 haftada bu oran %25 ‘lere iner. Bebeklerde organ şekil bozukluklarına neden olan etkenler annenin geçirdiğiviral hastalıklarveya kullandığı zararlı ilaçlar olabilir.

    Canlı doğan 200 bebekten 1 tanesinde kromozomal anomali mevcuttur. Anne karnındaki bebeklerde bu oran çok daha yüksektir. Ancak problemli bebeklerin % 90 ‘ı düşer.

    İlk trimestr düşüklerinin en çok rastlanan kromozomal bozukluğu trizomidir.

    B- Anneye ait nedenler:Annenin böbrek hastalıkları ve yüksek tansiyonu da bebekte kanlanma(beslenme ve oksijenlenme kan yoluyla sağlanır) bozukluğuna yol açar. Göbek kordonununda meydana gelen düğümler de bazen anne karnında ani bebek ölümlerine neden olurlar. Annenin kalp ve akciğer sorunları da yine bebek kayıplarına sebep olabilir. Kan uyuşmazlığı bebekte anemi ve kalp yetmezliği yaratarak bebeğin gebeliğin ikinci üç aylık döneminde ölmesine neden olabilir.

    Annedeki Akut Sistemik Enfeksiyonlar kendiliğinden düşüklere neden olabilirler ki bunlar ; TORCHES (Toxoplazma, Rubella, Cytomegalovirus, Herpes , Sifiliz ) grubu enfeksiyonlar, Listeria, Vibrio, Salmonella, vaksinia gibi enfeksiyonlar gebelik kayıplarına neden olabilir.

    Anestezik gazlar, alkol ve sigara, radyasyon, kolşisin, kanser ilaçlarıdüşük nedeniolabilir.

    Abortusların Klinik Sınıflanması:

    1-ABORTUS İMMİNENS =DÜŞÜK TEHLİKESİyadaDÜŞÜK TEHTİDİ: Gebeliğin ilk yarısında meydana gelen hafif rahim krampları ve beraberinde olanvaginal kanamadır.Gebelerin %20-25 ‘inde görülür. Tedavide Yatak İstirahati, Cinsel ilişki yasağı ve Progesteronlar önerilir.

    2-ABORTUS İNSİPİENS:Kaçınılmaz düşük anlamına gelir. Düşük mutlaka gerçekleşir. Saptandığında hastanın hayatını tehtid edebilecek kan kaybı ve enfeksiyon riski açısından gebelik küretaj işlemiyle sonlandırılmalıdır.

    3-ABORTUS İNKOMPLETUS:Tam olmayan düşüktür.Gebeliğin bir kısmı düşer, bir kısmı rahimdedir.Küretaj ilegebeliksonlandırılmalıdır.

    4-ABORTUS KOMPLETUS:Tam düşük demektir.Tüm gebelik materyali rahim dışına atılmıştır. Yine de rahim içi herhangi bir parça kalma ihtimaline karşı küretaj işlemi ile kontrol edilmeli ve USG ile kavitenin temizlendiği teyid edilmelidir.

    5-MİSSED ABORTUS:Anne karnında fetusun öldüğü ancak düşük belirtilerinin görülmediği durumdur.

    ​​​​​​​​​​​​​​​​​​

  • GEBELİKTE BESLENME

    GEBELİKTE BESLENME

    GEBELİKTE BESLENME

    Op. Dr.Yelda Doğan gebelikte beslenme üzerine sorularımıza şu şekilde cevap verdi. Biliyoruz ki tıp hergün biraz daha gelişip değişiyor. Bununla birlikte eskiden kabul gören inanışlarımız da birer birer yerini yeni öğrendiğimiz bilgilere bırakıyor.

    Artık hepimiz işlenmiş karbonhidratların, aşırı meyve tüketiminin, vücuda girdiğinde kolayca şekere dönüşen meyve ve sebzelerin, tatlı, börek, çörek, pasta gibi gıdaların metabolizmamızı alt üst ettiğini, bizleri obeziteye, diabete, kalp damar hastalıklarına, erken ihtiyarlamaya, allerjik hastalıklara ve kanser gelişimine adım adım yaklaştırmakta olduğunu biliyoruz. İşte bu bilgilerin eşliğinde gebelikte beslenme konusu sağlıklı beslenmek ile aynıdır eğer sağlıklı beslenme alışkanlığınız yok ise hamilelikte beslenme sizin için üzerinde durmanız gereken özel konudur.

    Yıllarca insanlara ”kibrit kutusu kadar peynir”,’‘ üç adet zeytin”,”ince bir dilim ekmek” gibi ölçüler verilerek açlıkla terbiye edildi. Şimdi ise herkes sadece sağlıksız yiyeceklerden uzak durarak doyuncaya kadar yemek yiyebilme özgürlüğüne sahip oldu. Bu tip beslenmede Proteinlerin önemi ortaya çıktı. Sağlıksız karbonhidratları tüketmeyen, bol protein ve sebze tüketen herkes doyuncaya kadar yemek yiyebilmekte ve kan şekeri dengede olduğu için 4-5 saatten önce acıkmamaktadır.Gebelikte beslenmesürecinde proteinli ve sebzeli sağlıklı yiyecekleri tüketmeliyiz zararlı işlenmiş karbonhidartlı yiyeceklerden uzak durmalıyız.

    Yine uzun yıllar insanlara ara öğün dayatması yapıldı ki bu sürekli insülin denilen hormonu salgılatıp, kan şekerini düşürmekte ve böyle beslenen insanları sık aralıklarla acıktırmakta ve yine insülinin yağ depolayıcı etkisi ile giderek yağlandırmaktaydı. Sağlıklı beslenen insanlar çok sık acıkmazlar.

    Akşam yemeklerini de en geç saat 19:30 gibi yemeli ve sonra sabaha kadar hiç bir şey yenilmemelidir. Kesinlikle işlenmiş şarküteri ürünü gıdalar yenmemelidir (sosis, salam, el yapımı hariç sucuklar, füme etler, hazır gıdalar, konserveler……).

    Anne adayının beslenmesinde Omega-3 yağ asitlerinin değerini bilmeyen yoktur. En iyi Omega-3 kaynağı besinler ; Deniz balıkları, kavrulmamış badem, fındık, ceviz, antep fıstığı, fıstık gibi yağlı kuruyemişler, kavrulmamış kabak ve ay çekirdekleri, semizotu, çayırlarda otlayan koyun keçi gibi hayvan etleri, yine çayırlarda dolaşan tavuk eti ve yumurtası,gibi yiyeceklerdir.

    Omega-9 kalp damar sağlığımız başta olmak üzere tüm sağlığımız için gerekli çok iyi bir yağ asididir ki Sızma Zeytinyağı ve Fındık yağında bulunur.

    Normal yaşantımızda nasıl sağlıklı beslenmek gerekiyorsastrong>hamilelikte beslenmeiçin aynı sağlıklı gıdaları tüketmemiz gerekmektedir.

    Örnek Gebe Beslenmesi;

    Sabah Kahvaltısı:Sarısı çok aşırı pişmemiş 1 veya 2 yumurta( haşlanmış veya tereyağda pişmiş olabilir veya pastırma,ev yapımı sucuk, kavurma et, kıyma vs..eklenebilir). Bir avuç içi kadar Peynir, 15-20 adet Ceviz ya da Badem ya da Fındık vs, 10 adet ev yapımı zeytin, bol domates, salatalık, yeşillik, şekersiz açık çay

    Öğle Yemeği:SIZMA Zetinyağlı bir sebze yemeği, Izgara veya haşlanmış et(her türlü doğal beslenmiş hayvan eti olabilir.)/ veya Etli bir sebze yemeği/ veya Etli bir Kuru Bakliyat yemeği, hormonsuz sebzelerle yapılmış ve limon ve sızma zeytinyağı ile soslanmış bir salata, bir kase yoğurt

    İkindi:Bir avuç ceviz ya da benzeri kuruyemiş/ veya bir elma ya da armut ya da portakal ya da iki mandalin ya da 4-5 gün kurusu kayısı ve büyük bir bardak pastörize günlük doğal süt

    Akşam:Öğlenin aynısı olup en geç 19:30 da bitmiş ve sofradan kalkılmış olmalı.

    Zaman zaman çok sık tekrarlanmamakla birlikte pilav olarak yalnızca buğday veya bulgur pilavı,bazen de evde yapılmış tarhana, buğdaylı ayran çorbası, kıymalı veya tavuklu sebze çorbaları, yeşil veya kırmızı mercimek çorbası, işkembe, beyin hariç kelle paça çorbaları içilebilir.

    Akşam yemeğini erken yemek hem gebenin kilo kontrolüne yardımcı olacak, hem de gebelikte çok sık bir sorun olan Reflü Özefajitinin önüne geçerek,gebenin mide ekşime ve yanmaları olmadan rahat bir gebelik geçirmesini ve rahat uyumasını sağlayacaktır.

    Görüldüğü gibi listelerimizde patates, mısır, ekmek, makarna, pilav, börek, tatlı,pasta vs yok. Çünkü bunlar kötü karbonhidratlardır ve kontrolsüzce İnsülin salgılanmasına sebep olup, öncelikle kan şekeri dengesizliklerine, Diabete ve yağ depolanmasına sebep olarak Obeziteye yol açarlar.

  • Gebelik Takibi

    Gebelik Takibi

    Gebelik Takibi

    Uzman doktorumuz Yelda Doğan‘a gebelik takibi hakkında merak ettiklerimizi sorduk.Tıbben gebeliğin ilk günü kadının en son gördüğü adetin ilk günüdür. Fakat kadın gebe olduğunu adeti gecikince yani en az 30-35 gün sonra öğrenir.

    Genellikle adet gecikmesi olan hanımlar ya koşup eczanede satılan gebelik testlerinden bir tane alıp kendi kendilerine test yaparak ya da bir hastaneye veya bir laboratuvara gidip kan testi yaptırarak gebeliklerini öğrenirler. İşte bundan sonra çok fazla vakit kaybetmeden bize başvurmaları gerekir. Çünkü gebeliğin başlangıcında yapılması gereken en önemli şey vajinal ultrasondur. Vajina yoluyla yapılan erken gebelik ultrasonu oluşan gebeliğin normal yerinde yani rahim yani uterus içinde olup olmadığını ve gebelik eğer normal yerinde ise sağlıklı görünüp görünmediğini, herhangi bir düşük riskinin olup olmadığını anlamaya, eğer normal yerinde değilse servikal yerleşimli bir gebelik olup olmadığı, Ektopik yani Dış Gebelik olup olmadığını, Dış Gebelik ise hangi safhada olduğunu,dış Gebeliğin bir Cerrahi operasyon gerektirip gerektirmediğini ya da ilaçla tedavi edilecek durumda olup olmadığını tespit etmeye yarayan ALTIN DEĞERİNDE BİR TANI ARACIDIR.

    Gebeliğin ilk 12 haftasında Vajinal Ultrason yapılmalı ve Gebeliğin sağlıkla gidişatı en yakın şekilde takip edilmelidir. Halk arasındaki YANLIŞ inanışın tersine Vajinadan yapılan Ultrason ve muayene gebeliğe bir zarar vermez.

    11-14. gebelik haftasında yapılan gebelik ultrasonu bebeğin sağlıklı olup olmadığını anlamak için bize çok büyük ip uçları verir. Bu haftalarda bebeğin NT ölçümü olarak bilinen Ense Derisi Kalınlığının ölçümü yapılır ki bu bize bebekte kromozomal bir anomali olup olmadığını anlamakta %90-%95 oranlarda sensitivite sağlayan bir ULTRASONİK ÖLÇÜMDÜR. Fakat sizleri mutlaka bilmesi gereken şey bu ölçümü ULTRASON CİHAZI YAPMAZBu ölçümü yapabilen ve bu konuda tecrübesi,bilgisi ve becerisi ile ön plana çıkmış bir UZMAN HEKİM YAPAR. Bu haftalarda yine kromozomal anomalilerin saptanabilmesi için İKİLİ TEST adı verilen bir test yapılır ki deneyimlerimize göre güvenilirliği düşük bir test olduğu için biz hastalarımıza yaptırmalarını çok önermiyoruz. Böylece Anne adaylarımızın hem kafası karışmamış oluyor hem de bütçeleri gereksiz bir teste para vermeyerek sarsılmamış oluyor

    16-18. gebelik haftasında bebeğimizin CİNSİYETİ tamamen beligin hale geliyor ve Aileler bebekleri için oda tanzimine başlıyorlar. Bizim için en önemli gebelik haftalarından olan bu haftalarda ÜÇLÜ TEST olarak bilinen ve kanda üç tip maddeye bakılarak yapılan teste bir madde daha eklenip daha hassas ve güvenilir hale getirilen DÖRTLÜ TEST yaptırıyoruz. Dörtlü Test tüm gebelerimize yaptırdığımız bir kromozomal anomali testidir. Eğer Dörtlü Testte bir problem çıkarsa gebelerimize AMNİOSENTEZ denilen testi yaptırıyoruz.

    Günümüzde artık 35 yaş üstü her gebeye eskiden olduğu gibi hemen Amniosentez önermiyoruz. Mutlaka Dörtlü Test yaptırıyoruz. Ancak Dörtlü Testte bir problem çıkarsa Amniosentez öneriyoruz.

    22-24.hafta Gebelik Ultrasonu Gebeliğin En Önemli Ultrason Muayenesidir. AYRINTILI ULTRASON ya da TARAMA ULTRASONU denilen bu Ultrason Muayenesi ; 22-24. haftalarda bebeğin tüm organlarının gelişimi tamamlandığı için her hangi bir organ anomalisi, bir sakatlığı olup olmadığı detaylı olarak Ultrason ile taranarak yapılır. Bu ultrason muayenesi de yine bu işte uzmanlaşmış bilgili, becerili, tecrübeli bir Kadın Doğum Uzmanı tarafından yapılmalıdır.

    Bu önemli ultrasonik muayeneler ve testlerin hepsinin amacı bebekte bir kromozomal anomali veya sakatlık olup olmadığını saptamak içindi. Bundan sonra bebeğimizin sağlıklı bir şekilde büyümesi ve gelişmesini takip ederiz.

    Tabi ki bununla birlikte Anne adayının da sağlıklı bir şekilde gebeliğini takip etmek, gebeliğin anne sağlığını bozmaması için gereken tüm yaklaşımlarda bulunulur. Bunlar Anne adayımızın her muayenede tansiyonu ölçülür. Ağırlığı ölçülür. Ödemi var mı? Yok mu? Kontrol edilir. Zaman zaman idrar tahlili, kan sayımı, karaciğer fonksiyon testleri bakılır. Her geldiğinde Anne ve Baba adayları ile bebeğe hazırlayıcı ve tedirgin bekleyişlerini rahatlatıcı sohbetler yapılır.

    Bundan sonra her üç haftada bir, Gebeliğin 34. haftasından sonra da her hafta hem anne adayını hem bebeği kontrol ederek en sağlıklı bir şekilde, Doğum denilen ve bir kadın için hayatının en önemli hadiselerinden biri olan mucizevi olay için tüm hazırlıklar tamamlanmış olur.

    Doğum şeklini belirlemek için son haftalarda bebeğin geliş pozisyonu, anne adayının çatısının durumu vajinadan yapılan özel bir muayene ile tespit edilir. Her zaman doğumda ilk tercihimiz Normal Vajinal Doğumdur. Ancak gerekli koşullar sağlanamadığında ikinci tercihimiz olan Sezaryen’e yöneliriz.

    Her iki doğum şeklinde de tecrübelerimizle, hassas ve duyarlı yaklaşımımızla, samimi tavırlarımızla ve her anne adayını kendi kardeşimiz gibi görerek bebekleri ile birlikte en sağlıklı şekilde hastaneden evlerine mutluluk ve Anne olmanın kutsal gururu içinde gönderiyoruz. Allah bu mutluluk ve gururumuzu daim etsin,İnşallah…..

  • Doğum Kontrol

    Doğum Kontrol

    Doğum Kontrol

    Yöntemleriİstenilen sayıda ve zamanda çocuk sahibi olmak için kadın ve erkeğin kullandığı yöntemlerdir

    Geçici Doğum Kontrol Yöntemleri ;

    • Doğum kontrol hapları
    • Hormonlu Spiral (mirena)
    • RİA (rahim içi araç, spiral)
    • Prezervatif
    • İğneler (aylık ve üç aylık)
    • Postkoital haplar (acil koruma hapları)
    • Geri çekme
    • Takvim yöntemi
    • Vajinal ovül
    • Spermisid
    • Cilt altı norplant
    • Diyafram

    Kalıcı Doğum Kontrol Yöntemleri ;

    • Tüp ligasyonu
    • Vazektomi (erkeğe)

    Bu koruma yöntemlerinin koruma oranları birbirlerinden farklı olup sizin için en ideal olanını detaylı bir hikâye ve muayene sonucunda doktorunuzca karar verilmesi uygundur. Kürtajın doğum kontrol yöntemi olmadığı akıldan çıkarılmamalıdır. İstenilen sayıda ve istenilen zamanda çocuk sahibi olmak için mutlaka cinsel hayat başlayınca doktorunuza başvurarak sizin için en sağlıklı korunma yöntemini seçmeniz gerekir.

  • Doğum Kontrol Hapı

    Doğum Kontrol Hapı

    Doğum Kontrol Hapı

    (estrogen, E2) ve (PG) içeren preparatlardır. E2 ve PG içeriğinin farklılıklarına göre değişik formları vardır. Adet başında kullanılmaya başlanır. Çoğu preparatta kullanım şekli 3 hafta her gün mümkünse aynı saatlerde alındıktan sonra 1 hafta ara verilme şeklindedir. Ama farklı kullanım şeklinde olanlara da vardır.

    Etki Mekanizmaları

    • Santral sinir sistemini etkileyerek FSH ve LH salınışını engellenir ve ovülasyon durur.
    • Endometriuma embriyonun tutunmasını engeller.
    • Servikal mukusu azaltır, viskozitesini arttırır böylece spermin rahim içine girmesi zorlaşır.
    • Tüp fonksiyonunu etkiler.

    Yan Etkileri

    Çoğunlukla E2 ye bağlı Çoğunlukla PG ne bağlı başağrısı yorgunluk bulantı depresyon, ödem, kilo alma, libido kaybı.

    Kesin Kontraendikasyonlar

    • Gebelik
    • Derin ven trombozu veya emboli sonrası hipertansiyon
    • Hormona duyarlı tümörler
    • Damar bozukluğu
    • Diabet 10 yıldan fazla insülin kullanan
    • Hepatit ve sonrası
    • Kolestatik karaciğer rahatsızlığı
    • Orak hücreli anemi
    • Açıklanamayan genital kanamalar
    • 35 yaş üzeri sigara içenler

    Rölatif (kesin olmayan) kontraendikasyonlar

    • İleri derece varis
    • Diabet
    • Epilepsi
    • Multipl skleroz
    • Porfiri
    • Laktasyon (süt verme)
    • Ülseröz kolit

    Hap kullanırken kalınan gebeliklerde de belirgin bir anomali artışı tespit edilmemiştir.

  • Gebelik Öncesi Danışma

    Gebelik Öncesi Danışma

    Kadın Doğum Uzmanı Jinekolog Yelda DOĞANgünümüzde çocuk sahibi olmak isteyen kadınlar, sağlıklı çocuk doğurmanın ilk şartının sağlıklı bir gebelik geçirmek olduğunu iyi biliyorlar. Bu sebeple bize başvuran hamilelik hazırlığındaki kadından mutlaka iyi bir anamnez (tıbbi öykü ve tıbbi özgeçmiş) almak zorundayız. Günümüzde çocuk sahibi olmak isteyen kadınlar, sağlıklı çocuk doğurmanın ilk şartının sağlıklı bir gebelik geçirmek olduğunu iyi biliyorlar. Bu sebeple bize başvuran hamilelik hazırlığındaki kadından mutlaka iyi bir anamnez (tıbbi ökü ve tıbbi özgeçmiş) almak zorundayız.

    Anne adayının sahip olduğu ve geçirdiği hastalıklar bizim için önemlidir. Örneğin ; Diabet, Epilepsi, Hipertansiyon, Astım, Tiroid Hastalıkları, Böbrek Hastalıkları, Kalp Hastalıkları, Kan Hastalıkları, Anemiler (Demir Eksikliği Anemisi, Talasemiler, Orak Hücre Anemileri gibi…).….gibi.

    Yine ; Akraba evlilikleri, Ailesel Hastalıklar, Baba adayının taşıdığı hastalıklar, Genetik Hastalıklar sorgulanmalıdır. Tüm bunlar sorgulandıktan sonra ayrıntılı bir Jinekolojik Muayene ve Tranvajinal Ultrasonografik Muayene ile Anne adayı değerlendirilir. Yapılan bu muayene sırasında mutlaka SMEAR TESTİ yapılmalıdır.

    Anne ve Baba adaylarının Kan Gruplarının belirlenmesi aslında çok basit ama bir o kadar da ÖNEMLİ bir ayrıntıdır. Anne adayımız Gebelik öncesi yapılan belli başlı bazı kan ve idrar tahlillerini yaptırmalı (Örn;Hemogram, TİT, TORCH Paneli, TSH, AKŞ…..), Gebelik Öncesi Dahili, Sistemik veya Enfeksiyöz bir hastalığı varsa tedavi edilmeli ve Gebeliğe başlamak için tüm Tıbbi engelleri ortadan kaldırmalıdır.

    Eğer gebelik öncesi kilo fazlalığımız mevcutsa diyet ve spor programı uygulanarak normal standartlarda bir vücut ağırlığı ile gebeliğe başlanmalıdır.

    Gebe kalmak isteyen Anne adayının yaşı da tıbbi öyküde önemli bir yer tutar. Günümüzde gebeliklerin %10-%15 ini 35 yaş ve üzeri grupta yer alan kadınlar oluşturur. İleri yaş grubunda bulunan bu kadınların Gebelik Öncesi Danışmanlık hizmetine daha fazla gereksinim duyduğu tespit edilmiştir. Çünkü bunlar ya gebeliklerini ertelemişler ve şimdi iyi bir sonuç elde etmek istemektedirler ya da daha önceden infertilite tedavisi görmüşlerdir. Geçmişte 35 yaş üzerindeki gebelere ” yaşlı gebe” denilse de günümüzde bu terim ortadan kaldırılmıştır. Fakat artan yaşla birlikte bazı gebelik problemlerinin ortaya çıkışı da artar. 35 yaş üzeri kadınlarda gebelikle ve doğumla ilgili riskler çalışmalarda yüksek olarak belirlenmiş olsa da normal ağırlıklı, tıbbi sorunları olmayan, fiziksel olarak uygun kadınlar için riskler son derece azdır. Yani sağlıklı beslenen, spor yapan, sağlıklı yaşayan kadınlar bu ileri yaş risklerini ortadan kaldırmış olurlar.

    Baktığım hasta populasyonu arasında çok sık rastlamasam da Alkol, Marihuana, Kokain, Amfetamin ve Eroin gibi madde bağımlılıkları olup olmadığı mutlaka her kadında sorgulanmalıdır. Bu maddeler kullanıldığı sürece kesinlikle gebe kalınmamalı, gebelik isteniyorsa en az altı ay önce anne madde bağımlılığı tedavisini bitirmiş olmalı, bir daha geri dönmemecesine madde bağımlılığıyla ilişkisini kesmiş olmalıdır. Bizim hastalarımızda en sık karşılaştığımız bağımlılık Sigara Bağımlılığı ki ; biz hastalarımıza gebe olmadan önce sigarayı bırakmalarını telkin ediyor, ancak gebe olduğunu öğrenir öğrenmez KESİN YASAK koyuyoruz.Çünkü bir insan kendine bilerek ve isteyerek zarar verebilir ama başka birine ki bu karnındaki savunmasız bir bebeği ise zarar verme hakkına sahip değildir.

    Gebe adayının yaşadığı ortamın sağlık koşulları da önemlidir. Örneğin ; Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde çalışan Hemşireler potansiyel olarak Sitomegalovirus ve Respiratuar Sinsitial Virus’a, bakımevi personelleri de Parvovirus ve Rubella’ya maruz kalırlar. Radyoloji bölümünde çalışan personeller kronik radyasyona maruz kalırlar. Endüstri işçileri Ağır metallere, organik çözücülere, kırsal kesimde yaşayanlar tarım ilaçlarına, kontamine kuyu sularına maruz kalabilirler. Gebe kalmayı planlayan kişi bu maddelerden bir şekilde uzaklaşmayı başarmalıdır.

    Yine Epilepsi, Tiroid hastalıkları, Hipertansiyon gibi önceden Kronik Hastalıkları olan adaylar takip eden ilgili branş hekimlerine gitmeli, kullandıkları ilaçları Gebelikte de rahatlıkla kullanıp bebeğe zarar zarar vermeyecek ilaçlarla değiştirtmelidir.

    Bütün bunlara ek olarak anne adayının psikolojik yapısı sağlıklı ve anne olmaya tam olarak hazırlanmış olmalı, evliliğinde huzuru ve düzeni tam olarak sağlanmış olmalıdır. Çünkü yeni bir bireyi her yönden sağlıklı bir ortamda yaşatmak tüm anne ve babaların birincil sorumluluğudur.

  • Spiral

    Spiral

    Spiral

    Spiral yaygın şekilde tercih edilen geri dönüşümlü doğum kontrol yöntemidir. Uygun şekilde ve uygun kişilere takıldığında güvenli bir korunma yöntemidir. Gebelikten koruma oranı %98 civarındadır. Uzun süreli maliyeti düşük olup takılınca etkisi hemen başlayıp çıkarılınca hemen sona erer.Spiral takmak uzmanlık isteyen bir iştir. Takıldıktan sonraki ilk adet kanamasından sonra mutlaka muayene ile yerinde olup olmadığı tespit edilmeli, eğer sorun yoksa yılda bir kez kontrolü yapılmalıdır.Ria ilişki sırasında partnerinizce hissedilirse (normalde hissedilmez) yerinden kaymış demektir ve koruyuculuğu ortadan kalkmış demektir.Ria kullanırken adet gecikmesi, şiddetli kasık ağrısı, ateş, titreme, kötü kokulu akıntı, adet kanamasında artma ve ara kanama olursa hemen doktorunuza başvurmanız gerekir.Ria doğum sonrası en erken 6. haftada takılır. Etki mekanizması

    •  Rahim içi (endometrium) lökositoz sonucu implantasyona (embriyonun yerleşmesi) engel olur.
    •  Bakır iyonları spermisid etki yapar.

    Yabancı cisim reaksiyonuna bağlı prostoglandin salınımı sonucu  arteriyollerde vazokonstriksüyon ve tubal hareketlerde bozukluklar olur.

    Kontraendikasyonları

    •   Gebelik
    •   Açıklanamayan menometrorajiler (anormal uzun ve ara kanamalar)
    •   Büyük myom
    •   Uterus anomaliler (bikornu, arkuat..)
    •   Tekrarlayan genital enfeksiyonlar (pelvik inflamatuar hastalık pid)
    •   Hipoplazik uterus (histerometri 5.5 cm den küçük)
    •   Bakır alerjisi
    •   İmmün supresyon

    Yan etkileri

    •  Kanama bozuklukları
    •  Genital enfeksiyon (endometrit, salpanjit…)
    •  Ria atılması
    •  Perforasyon (rahim delinmesi)