Kategori: Dermatoloji

  • Akne izleri yazın da tedavi edilebilir

    Akne izleri özellikle ergenlik çağında çıkan aknelerden sonra oluşabilen ve önüne geçilmezse erişkin yaşlara gelindiğinde kozmetik anlamda görüntümüzü bozabilen bir cilt problemidir. Aslında oluşan aknelerin çoğunun iz bırakma özelliği yoktur. Kişiler kendileri akneleri ile oynayarak, doğru tedavileri kullanmayarak ya da zamanında tedavi olmayarak akne izine sahip olabilirler.

    Akne izlerinin çeşitli tipleri bulunmaktadır. Akne izleri yüzeysel ya da derin olarak sınıflandırılabilir. Yüzeysel akne izlerinde görüntü daha çok kırmızımsı, pembe izler şeklindedir. Sanki akne bir türlü iyileşemiyormuş gibi bir görüntü ortaya çıkar. Aslında gözüken, aknenin yüzeyde kalmış olan kalıntısıdır. Gençlerde ve bazen erişkin yaşlarda bu tip izlere çok rastlanır. Bazen bu görüntü aktif akne zannedilerek akne tedavisine devam edilir. Oysa ki görünen aktif akne değildir. Bu gibi durumlarda geç kalmadan iz tedavisine başlanılmasında fayda vardır.

    Derin akne izlerinin de birçok tipi bulunmaktadır. Bazı izler dışarıdan geniş delik şeklinde gözükür ve cildin derinliklerine doğru keskinleşerek devam eder. Bu tip izlerin tedavisi oldukça zordur. İkinci bir iz tipi de, dışarıdan oldukça geniş gözüküp, derinin derinlerine doğru kıvrılarak devam eden izlerdir. Kişinin aynaya bakıp hangi tip izi olduğunu anlaması çok zordur. Bu izlerin tipleri genellikle dermatoloji muayenesi sonucunda tespit edilir.

    Bunların dışında bazen aktif akneleri ile çok oynayan kişilerde, akneler iyileşir ancak yerlerinde kahverengi lekeler kalır. Bu aslında tipik bir akne izi değildir ancak sonuç itibariyle akne sonrası oluşmuş bir lekelenmedir. Bu tarz hastalarda öncelikle lekelenmenin tedavi edilmesi gerekmektedir.

    Akne izi tedavisinde öncelikle hasta detaylı bir dermatolojik muayeneden geçirilir. Çünkü bir kişide aynı anda birçok çeşit iz bulunabilir. İz tedavisi yapılmadan önce birçok faktör değerlendirilmelidir:

    Kişide hangi tip akne izi bulunmaktadır

    Kişinin cilt rengi nedir

    Kullandığı herhangi bir ilaç bulunmakta mıdır

    Hangi mevsimde tedavi yapılacaktır

    Daha önce hiç tedavi olmuş mudur

    Tüm bu faktörler değerlendirildikten sonra tedavi seçeneklerine geçilebilir.

    Öncelikle hastada aktif akne varsa tedavi edilir. Eğer aknelerle çok oynanmış ve geriye kahverengi lekeler kalmışsa, leke tedavisi yapılır. Bunların ardından iz tedavisine geçilebilir.

    Kış mevsimi tedavileri:

    Kış mevsiminde birçok tedavi seçeneği rahatlıkla kullanılabilir. Bunlardan ilk seçenek lazer tedavisidir. Lazer tedavisinde ön planda karbondioksit fraksiyonel lazer gibi ablatif bir lazer yöntemi ile ciltte yenileme yapmak planlanır. Eğer izler çok derin ya da çok genişse, lazer tedavisinin başarı oranını arttırmak amacıyla öncesinde birkaç seans radyofrekans tedavisi yapılıp, ardından lazer tedavisine geçilir. Lazer tedavisinde lazer ışınları yoluyla tedavi yapıldığından, güneşten çok iyi korunmak gerekir. Bu nedenle bu tedavi sıklıkla kış mevsiminde yapılır.

    Kimyasal peeling tedavisi nispeten daha yüzeysel olan izler için tercih edilir. Kimyasal peeling tedavisinde de derinin en üst tabakasında belli miktarlarda yenilenme yapıldığından, güneşten çok iyi bir şekilde korunmak gerekir.

    Yaz mevsiminde de yapılabilen tedaviler:

    Dermapen ya da dermaroller tedavisi, akne izlerinde hem başarı oranı çok yüksek olan, hem de lazer gibi ışın kullanılmadığından nispeten güneş koruyucular ile devam edilebilecek bir tedavi şeklidir. Dermapen tedavisinde, ciltte mikrokanallar açılarak, bağ dokusunda ve cilt yüzeyinde yenilenme sağlanmaktadır. Ayrıca tedavi sürecinde kişiye uygun serumlar kullanılır. Bu serumlar mikrokanallardan normal cilde uygulandığındakinden 200 kat fazla emilerek etki ederler.

    PRP tedavisi, kişinin kendi kanı alınarak yapılan dolaylı bir kök hücre tedavisidir. Tek başına akne izlerinde belli miktarda başarı sağlayan bu tedavinin diğer tedavi şekilleri ile kombine edildiğinde, başarı oranı çok artmaktadır.

    Yazın dermapen ve PRP kombinasyonlu akne izi tedavisi başarı ile uygulanabilir. Ancak bu tedaviler yazın da yapılabiliyor derken, güneş ışınlarına korunmasız çıkılmalı anlamı çıkmamalıdır. Bu tedaviler sırasında da mutlaka doktorun önerdiği şekilde güneş koruyucu kremler kullanılmalıdır.

    Akne izi çok sık karşılaşılan ve kişileri mutsuz eden bir cilt problemidir. Ancak günümüzde kullanılan akne izi tedavi yöntemleri sayesinde, çok daha iyi görünen bir cilde sahip olmak mümkündür.

  • Cildiniz tatil için hazır mı?

    Bütün bir yıl boyunca beklenen tatil zamanı geldi. Tatil mekanı için rezervasyon, yazlık kıyafet seçimleri gibi hazırlıklar yapılırken genellikle cilt sağlığı ihmal ediliyor. Ancak tatile çıkmadan alınacak birkaç küçük önlem ile cilt yaz mevsiminin olumsuz etkilerine karşı daha güçlü hale getirebiliyor.

    Yeşil yapraklı sebzeler cildin nem dengesini korur

    Kusursuz bir ten için cilt bakım ürünleri ve uygulanan bakımlar kadar tüketilen yiyecekler de oldukça önemlidir. Nem dengesini korumak ve pürüzsüz bir cilde sahip olmak için ilk kural doğru beslenmeye dikkat etmektir. Sağlıklı bir cilt için; vitamin ağırlıklı beslenmek, taze sebze ve meyve tüketmek, yeşil yapraklı sebzeler tüketmek bütün bunlara destek olarak A,C ve E vitamini almak tatilde daha güzel ve sağlıklı görünmeye yardımcı olacaktır. Cilt için yararlı gıdaların yanı sıra su tüketimi de çok önemlidir. Cildin nem dengesini korumak için günlük yeterli miktarda su tüketilmelidir.

    Cilt tipine göre nemlendirici, güneş koruyucu

    Her cilt tipi için saat 11.00-15.00 arası direkt güneş görmek zararlıdır. Bu saatlerde uzun süre güneşe maruz kalan cilt kurur, yıpranır ve erken yaşlanır. Eğer dışarı çıkılacaksa cilt tipine uygun, güneş koruma faktörü içeren kremler veya losyonlar kullanılmalıdır. Açık renk tipine sahip kişiler yüksek güneş koruma faktörlü ürünler tercih etmelidir. Örneğin; sarışın ya da kızılların SPF 50, kumralların SPF 30, Esmerlerin ise SPF 15-20 özellikli güneş koruyucu kullanması uygundur. Güneş koruyucu kremler dışarı çıkmadan 20 dakika önce sürülmeli ve 2-3 saatte bir yenilenmelidir.

    Dudakların kurumaması için…

    Dudaklar yaz döneminde, denize ve güneşe bağlı olarak kurur ve çatlar. Uzun süre güneşe maruz kalındığında dudaklarda ‘aktinik keilit’ olarak adlandırılan dudakta belli bölgelerde kalınlaşma, çatlama, kapanmayan yaralar ve kabuklanmalar oluşabilir. Zamanla kronikleşen bu durum, önlem alınmazsa kanserleşmeye kadar ilerleyebilmektedir. Sağlıklı ve güzel görünümlü dudaklara sahip olmak için seramid ve üre içeren nemlendiricilerle sık sık nemlendirme, en az SPF 15 olan güneş koruyucu kremler kullanmak gerekir.

    Duş sonrası nemlendirici şart

    Vücut nemlendiricilerini kullanmak cilt için önemlidir. Duş sonrası nemlendirici kullanmak bir tercih değil alışkanlık olmalıdır. Duş sonrası vücut nemlendiricileri kullanmak hem duş sonrası rahatlatacak hem de cildinizin ihtiyacı olan bakımı sağlayacaktır. Vücut nemlendiricilerini kullanırken, cilt tipinize uygun ürünler tercih edilmelidir.

    Ayaklara vazelin ile sağlıklı görünüm

    Doğru ve düzenli olarak yapılan uygulamalarla ayaklar da sağlıklı ve kusursuz görünebilir. Ayaklar yıkandıktan sonra mutlaka kurulanmalıdır; çünkü nemli kalması bakteri oluşumuna neden olabilir. Ayaklar, özellikle de topuklar; salisilik asit içeren pomatlarla yumuşatılıp, üre içeren kremlerle nemlendirilebilir. Sertleşen ayak tabanları için haftada bir ponza taşı ile hafifçe törpüleme işlemi yapılması zaman içerisinde oluşan ölü deriyi temizlemekte ve nasırlaşmanın önüne geçmekte yardımcı olacaktır. Ayaklara sık sık vazelin uygulanması, ayak derisinin yumuşak ve sağlıklı görünmesini sağlar.

    Saçlara özel bakım

    Tatilde saçların yıpranmasını önlemek için özel bir bakım gerekir. Saçın ihtiyacına göre önerilecek özel saç bakım kürleri ve maskeler ile saçların yıpranması önlenebilir hem de yıpranmış saçlara tekrar canlılık kazandırılabilir. Kuru saç tipleri için öncesinde saç özel bitki yağları ile nemlendirme sağlanabilir. Saçın daha sağlıklı görünebilmesi için mezoterapi uygulaması da yapılabilir. Mezoterapi, cildin ve saçın ihtiyacı olan minerallere kavuşmasını sağlamaktadır. Böylelikle saçlar çok daha sağlıklı bir görünüme ulaşabilir.

  • Uzman hekim tarafından yapılan lazer epilasyon zararlı mı ?

    Uzman hekim tarafından yapılan lazer epilasyon zararlı mı ?

    ~~Lazer epilasyon yöntemi son dönemlerde hem kadınların hem de erkeklerin fazlaca gündeminde. Yalnız bu uygulamanın hangi şartlar altında yapılması gerektiğini bilen yok. Doğru bilinen yanlışları düzeltmek ise yine hekimlere düşüyor. İster kabul edelim ister etmeyelim, artık “imaj dünyası”nda yaşıyoruz. Anahtar kelimemiz de “güzellik”. İnsanlar binlerce yıldır onun peşinde. Çünkü güzelliğin sonu yok. Bu uğurda yapılan her şey mubah! Her köşe başında başka bir güzellik merkeziyle karşılaşmamız da bundan. Son dönemlerde biraz daha iyi gözükmek için kadın-erkek herkesin en çok rağbet ettiği uygulamalardan biri de şüphesiz lazer epilasyon. Fakat yaptıranların da yaptırmaya niyetlenenlerin de kafası karışık: “Acaba gerçekten sağlıklı mı?” Güzellik merkezlerinin web sitelerine, afişlerine bakarsanız bu yöntem çok sağlıklı, kesin sonuç. Hem de ağrı, acı yok. Yüzyıllardır insanları meşgul eden kıl-tüy işlerini elbette bu kadar basite indirgemek doğru değil. Deneyimli dermatologlara lazer epilasyonun vücudumuza zarar verip vermediğini, hangi şartlar altında bu yöntemden faydalanabileceğimizi sorduk. Bu vesileyle, doğru bildiğimiz birçok yanlışı da öğrendik…

    NEDEN TÜYLERİMİZ VAR?

    Lazer epilasyon yönteminin ayrıntılarına girmeden önce vücudumuzdaki görünen ya da görünmeyen tüylerin fonksiyonlarını bilmek elzem. Aslında kaş, kirpik ve saçlarımızı düşünecek olursak güzellik ve estetiğimizin bir parçası onlar. Çoğunlukla epilasyon yaptırılan kıllar vücut ısımızı dengelemeye yarıyor. Üşüme esnasında kılların dibindeki piloerektör denilen kaslar kasılıp tüyleri dikleştiriyor. Böylece vücudumuzdaki ısı miktarında bir miktar artış gözlemleniyor. Tabii kıllar zaman zaman hastalıklara da davetiye çıkarabiliyor. Bakteri, kötü koku, mantar ve kıl dibi iltihapları gibi… Uzmanlara göre, hastalık riski taşıyan bölgelerdeki kıllar yarardan çok zarar verebiliyor.

    Kadın ve erkeklerin önemli estetik kaygılarından biri kıl. Bundan kurtulmak için de sir ağda, tıraş ve kimyasal dökücüler gibi farklı farklı yöntemler deneniyor. Ama hangisi tercih edilirse edilsin kalıcı bir çözüm sunmuyor. Dolayısıyla lazer epilasyonun günümüzde özellikle tercih edilmesinin ardında, yüzde 70-80 kalıcılık unsuru etkili gözüküyor. Peki, gerçekten bu yöntem sağlıklı mı? Epilasyon esnasında vücudumuza nasıl bir işlem uygulanıyor?

    Çoğumuz küçükken mercek ya da saat camını güneşe tutarak bir kâğıdı yakmışızdır. Lazerin yaptığı işlem de aslında buna benziyor. Cilde paralel demetler hâlinde gelen ışık, bir noktada odaklaşıp ısı etkisi yapıyor. Sıcak, kıl üreten hücreleri hasara uğratıyor. Buna fototermal etki deniyor. Yapılan işlem tüy kökündeki melanin pigmentini patlatmaya yarıyor. Etraftaki dokuya ise zarar vermiyor. Sema Hastanesi’nden Dermatolog Leyla Ertenü, hiçbir yöntemin hasarsız gerçekleşemeyeceğini belirterek trilyonlarca hücreden meydana gelen insan vücudu için bir miktar hücre ölümünün ileride sorun çıkarmayacağını söylüyor. Çünkü ağda, sir ağda, cımbız gibi kökten alım yöntemlerinde şiddetli çekme sebebiyle de hücreler ölüyor, dokuda sıvı birikebiliyor, uygunsuz ortamlarda yapıldığında da enfeksiyon riski ortaya çıkıyor. Üstelik tüm bunlar bir ya da birkaç kez değil, ortalama her ay yaşanıyor.

    Halk arasında lazer ışığının kanser yaptığı biliniyor. Bu yanlış bilgiyi Memorial Hastanesi’nden Dermatolog Ayfer Aydın düzeltiyor: “Lazer ışığı kanser yapsa tüm dünyada bu kadar kullanılır mı? Lazerin daima hedef aldığı ‘bir şey’ vardır. Bu ışık demeti göz, üroloji, prostat, gençleştirme, leke ve varis tedavisinde, kalp ameliyatlarında da kullanılıyor. Epilasyonda kullandığınız ışık ürolojide işe yaramıyor. Demek ki lazer hedefine uygun çalışıyor. Epilasyon esnasında kıl kökünün dışındaki hiçbir yere lazer ulaşmıyor, kesinlikle zarar vermiyor.”

    Lazer, 1960 yılından bu yana dermatoloji ve diğer tıp alanlarında sıklıkla kullanılıyor. FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) bu yöntemi onaylıyor ve kullanılmasında herhangi bir sakınca görmüyor. Dr. Leyla Ertenü, “Lazer vücuda herhangi bir zarar verseydi 48 yıl içinde bu ortaya çıkardı. Uygulanan bölgedeki doku değişikliğinin gözlenebilmesi için bu süre yeterli.” diyor.

    Yıllardır Avrupa ve Amerika’da uygulanan lazer epilasyon yöntemi, Türkiye’deki kadar revaçta değil. Fakat bu durum “lazer zararlıdır” anlamına gelmiyor. Mahremiyet kaygıları bu yöntemin müslüman ülkelerdeki tercih yüzdesini düşürüyor. Sağlık dışında gerekçelerle mahremiyet sınırları aşılmak istenmiyor. Dr. Ayfer Aydın, vücut kıllarına bakış açısının ülkeden ülkeye değişiklik gösterdiğini söylüyor: “Özellikle Müslüman kadınlar genital bölgelerinin temizlenmesine çok önem verir. Türk halkı da bu konuda çok hassastır. Diğerleri kıllarından rahatsız değil aslında. Onları vücutlarının bir parçası olarak görüyor, ‘acaba nasıl yok ederim’ diye düşünüp herhangi bir arayışa girmiyor. Kullanım oranlarındaki farklılıklar bu ayrıntıdan kaynaklanıyor.”

    Lazer epilasyon yöntemi güzellik merkezlerinde “kusursuz, yüzde yüz kalıcı, acısız” şeklinde tanıtılıyor. Dermatologlar ise başarı oranını yüzde 70-80 diye veriyor. Kalıcılığı için de “tartışılır” diyor. Çünkü vücut dinamik bir yapı. Bir sürü kıl yapacak hücre mevcut. Mesela, gözle görülmeyen ayva tüyleri gibi. Onlar hormonel sorunlar, kullanılan ilaçlar ya da kist sebebiyle kalınlaşıp kıla dönüşebiliyor. Kişinin lazer epilasyon yaptırmasının herhangi bir önleyici etkisi bulunmuyor. Bazen de melanin pigmentine verilen sıcaklık, kıl oluşumunu tetikleyerek artırabiliyor.

    Lazer epilasyonda kalıcılık kişiden kişiye değişiyor. En iyi cevap alınan yerler ise koltuk altı bölgesi. Çünkü buradaki kıllar kol ve yanağa göre daha kalın ve köklü. Lazer ışığı koyu pigmentleri üzerine çekmek üzere programlandığı için uygulama etkin sonuç veriyor. 5-10 yıl içinde öldürülen hücrelerin bir kısmı tekrar canlansa da tamamen geri dönüş yaşanmıyor. Lazer epilasyon bahsedildiği gibi tamamen acısız bir yöntem de değil ayrıca. İşlem sırasında tüylerin cımbızla çekilmesine benzer bir acı hissediliyor. Vücudun bazı bölgeleri daha duyarlı olduğu için acı daha da artabiliyor. Lazer, soğutucu ile birlikte kullanılıyor. Böylece derinin ısınmasına bağlı ağrı-acı meydana gelmiyor, derinin üst kısmı korunuyor.

    Lazer epilasyon 12-50 yaş aralığındakilere uygulanabiliyor. Bu yöntemden faydalanabilmek için sadece yaş sınırı yeterli değil. Mesela bronz tenliler, beyaz saçlılar, epilepsi (sara) hastaları ile gebe hanımlara işlem yapılamıyor. Işınların anneye de bebeğe de zararı yok aslında. Fakat gebelik döneminde vücuttaki pigmentasyon oranı yükseliyor, özellikle göz ve çevresinde lekeler çıkabiliyor. Lazer ışınları ise bu lekeleri kalıcı hâle getirebiliyor. Dolayısıyla böyle bir riski hiçbir uzman almak istemiyor.

    Kendini ispat etmiş bu modern yöntemle alakalı özellikle ülkemizi ilgilendiren can alıcı noktalar var. Çünkü ehil ellerde ve uygun ortamlarda yapılmayan epilasyonlar birçok sıkıntıyı da beraberinde getiriyor. Lazer ışını güvenilir diye biliniyor ama onu tamamen tehlikesiz kabul etmek de doğru gözükmüyor. Mesela hastaların uygulamadan önce muhakkak dermatolog tarafından görülüp muayene edilmesi şart. Çünkü muhtemel yan etkileri, bir estetisyen ya da çeşitli kurslara katılarak cihazı kullanmayı öğrenmiş kişilerin tahmin edebilmesi neredeyse imkânsız.

    Lazer aşırı seviyedeki güneş ışığına benziyor. Eğer hastanın güneşe alerjisi varsa uygulamadan sonra alerji reaksiyonları ortaya çıkabiliyor. Lazerin etkisiyle kansere yol açabilecek benler de çoğalabiliyor. Herpes gibi vücut enfeksiyonları sıcağın etkisiyle hızla yayılabiliyor. Dezenfekte edilmemiş uçlar da birçok viral mikrobun kişiden kişiye bulaşmasını sağlıyor.

  • Lazer epilasyon – alexandrite lazer

    Günümüzde istenmeyen tüylerden kurtulmanın en güvenilir ve etkili yollarından biri lazer epilasyondur. Epilasyonda en etkili lazer tipi Alexandrite 755 nm dalga boyundaki lazer ışığıdır.

    Kişinin tüy rengi ve cilt tipi, lazer epilasyonun başarılı olması için en önemli faktörlerdir. Açık renk tenli, koyu renk tüylere sahip kişilerde sonuca ulaşmak daha kolaydır. Bununla birlikte, koyu renk cilde sahip kişilerde de dikkatli uygulamalar ile başarılı sonuçlar almak mümkündür.

    Öncelikle, kişinin lazer epilasyon için uygun olup olmadığınıza karar verilmelidir. Sağlık durumu ve kullandığı ilaçlar sorgulanmalıdır. Riskler, faydalar, beklentiler hakkında bilgi verildikten sonra uygulamalara başlanır.

    Güneş altında veya solaryumda bronzlaşm varsa, lazer epilasyon için ten renginin yeteri kadar açılması için birkaç haftabeklenmelidir. Yaz aylarında epilasyona devam etmek isteyen hastalar için daha güvenli olan Long Pulse NdYag Lazer sistemleri kullanılmalıdır.

    Lazer epilasyonun başarılı olabilmesi için jilet uygulamalarından 1-3 gün, ağda uygulamasından 3-4 hafta sonra lazer yapılmalıdır.

    Uygulama esnasında istenmeyen bir soruna maruz kalmamak için lazer koruyucu gözlüğü kullanılmalıdır.Lazer uygulaması sırasında hissedeceğiniz rahatsızlık soğutucularla giderilse de eğer ağrı eşiğiniz düşük ise uygulamadan 45 dakika önce ağrı kesici alınabilir.

    Uygulama süresi, lazer ışını ile taranacak alanın büyüklüğüne bağlıdır. En küçük bölge olan dudak üstü 1-2 dakika alırken, en büyük bölge bacaklar 30-45 dakika sürmektedir.

    Lazer epilasyon sonrasında ortaya çıkan noktasal kızarıklıklar normaldir ve birkaç saat içerisinde ortadan kalkacaktır.

    Olumsuzlukların üstesinden gelmek için yapılan en yaygın uygulama, akşam alınan ılık bir duş ardından nemlendirici bir losyonun sürülmesidir.

    Uygulama sonrası uygulanan dermatolojik pansumanlar, nemlendiriciler ve güneş koruyucularla, sonuçların mükemmel olması hedeflenir.

    Epilasyon sonrasında bedensel egzersizden kaçınmak gerekir. Terleme lazere bağlı huzursuzluk hissinin artmasına neden olabilir.

    Cilt tipinize göre 1-2 hafta lazer epilasyon bölgelerinin doğrudan güneş ışığına maruz kalmasından kaçınmak gereklidir. SPF 15 ve üzeri güneş koruyucuların 2-3 saatte bir uygulanması da güneşin zararlı ışınlarından koruyacaktır.

    Uygulama aralarında, uygulama bölgesindeki tüyleri kökten alacak herhangi bir yöntemi, uzun bir ara vermek zorunda olmadığınız müddetçe önermiyoruz.

    Olası yan etki ve komplikasyonlar %1 den azdır.

    Deri renginin koyulaşması (hiperpigmentasyon): Seyrek görülen bir durumdur ve geçicidir.

    Deri renginin açılması: Bu durum koyu renk cilde sahip hastalarda görülebilir. Lazer gücünün gerektiğinden yüksek kullanılması veya bronz ten üzerine yapılan uygulamalardan sonra ortaya çıkabilir. Geçici olmakla birlikte bazen aylarca devam edebilir.

    Su dolu kabarcık ve yanma: Çok nadirdir ve geçicidir.

    Kabuklanma: Nadirdir ve geçicidir.

    Tüy yapısı değişimi: Bazen yeni tüyler daha açık renk gelebilir. Daha sonraki uygulamalarda tamamen yok olması beklenir. Özellikle yüz ve boyun bölgesi uygulamalarında ayva tüyü olarak tanımlanan tüylere işlem yapmamak gerekir.

  • Mezoterapi nedir ?

    Mezoterapi yöntemi ilk kez Fransa’da 1952 yılında kullanılmaya başlanmıştır. Mezoterapi, az miktardaki ilacın problemli bölgelere direkt olarak verilmesi şeklinde tanımlanmıştır. İlacın yalnızca problemli bölgeye verilmesi etkinliği artırırken yan etkileri de en aza indirgemektedir.

    16 – 75 yaş arası sağlıklı tüm erişkinlere mezoterapi uygulanabilir. Bölgesel yağlanma, selülit, saç dökülmesi, cilt gençleştirme başlıca kullanım alanlarıdır.

    Bölgesel incelme için mezoterapi uygulamasında en uygun adaylar düzenli egzersiz yapan, kilo fazlası çok olmayan, selülit veya bölgesel yağ depolanmaları olan sağlıklı bireylerdir.

    Tedavi sırasında protein oranı yüksek gıdalarla beslenme önerilir. Kafein içeren gıda ve içeceklerden uzak durulmalıdır. Uygulama sonrasındaki 8 saat içinde sıcak duş alınmamalı, ağır egzersiz yapılmamalıdır.

    Tedavi sonuçları uygulanan bölgeye ve problemin yaygınlığına göre değişir. Selülit ve bölgesel yağlanmanın tedavi sonuçları ilk birkaç uygulamadan sonra görülür.

    Hastalar mezoterapiden sonra sağlıklı bir yaşam şekli sürdüğü, uygun diyet ve düzenli egzersiz yaptığı sürece mezoterapi etkinliği kalıcıdır. Selülit tedavilerinde yılda birkaç kez mezoterapiye devam edilmesi, uygulamaların kalıcılığını artırır.

    Tedaviden sonuç almak için ortalama 10 – 12 seans uygulama gerekir.

  • Prp – trombositten zengin plazma

    PRP ile Cilt Gençleştirme

    PRP nedir?

    PRP, “Platelet Rich Plasma-platelet yönünden zenginleştirilmiş plazma uygulaması” adı verilen tedavi yönteminin kısaltılmış ismidir.Bu uygulama bir kişiden alınan küçük miktardaki kanın özel bir tüpe konularak santrfüj işlemine tabi tutulduktan sonra bileşenlerine ayrılması ve elde edilen az miktardaki ” platelet yönünden zenginleştirilmiş plazma” nın (PRP) yine aynı kişiye enjeksiyon yoluyla geri verilmesini temel alır.

    PRP uygulamasında amaç nedir?

    Plateletler-veya diğer adıyla trombositler-vücudumuzdaki hasarlı dokuların onarımını ve doğal hallerine dönmelerine sağlamak için gerekli olan “büyüme faktörlerini” yapısında barındıran kan bileşenleridir. Dokularımızda her hangi bir hasar oluştuğunda kanımız plateletleri bu dokuya toplayarak bir onarım süreci başlatır. PRP uygulamasının amacı ise bu hedef dokuya kan dolaşımı ile taşınabilecek olandan çok daha fazla sayıda plateleti verebilmektedir. Böylece hasarlı dokunun onarımı da bu kadar hızlı ve güçlü bir şekilde başlar ve daha çabuk sonuçlanır, çünkü PRP ile elde edilen plateletlerin yoğunluğu kandakinden 2 ile 4 kat fazladır.

    PRP’nin hedefi yara iyileşmesinin sağlamak mıdır? Derinin gençleşmesi ile yara iyileşmesi arasındaki ilişki nedir?

    Derimizin yaşlanması aynı yaralanma sürecinde olduğu gibi bazı fiziksel özelliklerini kaybetmesinden kaynaklıdır. Bu nedenle derimizi gençleştirmeye yönelik uygulamalarda aslında vücudumuzun bir yarayı iyileştirken yaptıklarını çeşitli yöntemlerle taklit ederiz. Örneğin lazer, peeling gibi yöntemlerle derimizde limitleri belli, hafif bir hasar verir ve bu hasarı derimize hızla iyileştirmek için tetikleyici bir güç olarak kullanırız, bu hasar sonrasında büyüme faktörleri salınır ve iyileşme süreci başlar. Dermokozmetik ürünler de benzer şekilde derimizi yeniden yapılandıran maddelerin veya sentetik olarak elde edilmiş büyüme faktörlerinin bir iyileşme süreci başlatmasını sağlar. Derideki bir hasarı en etkili, en hızlı ve en doğal biçimde onarabilecek yapı, yine derinin ait olduğu bütünün bir parçasıdır. Bu nedenle plazma uygulaması damarlarımızda dolaşan bu sihirli gücü harekete geçiren bir yöntem olarak gelişmiştir.

    Hastanın kendi kanının işlemden geçirilip hastaya tekrar verilmesi güvenilir bir uygulama mıdır?

    PRP uygulması “otolog” dur, yani kullanılan plateletler hastanın kendisinden alınanlardır, ayrıca kanın alınması, plateletlerin ayrıştırılması gibi işlemler steril ve kapalı bir kit yardımıyla yapılmaktadır, yani dışarıdan da bir bulaşma riski yoktur. Bunların dışında, verilen plataletlere eklenen hiçbir şey mevcut değildir. Bu nedenle bu uygulama güvenilir olarak değerlendirilebilir.

    Bu tedavinin uygulaması ne kadar sürüyor? Özel bir koşul gerekiyor mu?

    Toplamda yaklaşık 30 dakikalık bir uygulamadır. Kolayca, acısız biçimde uygulanır.

    PRP uygulamasında olumlu etki ne zaman görülür?

    Uygulamadan hemen sonra ciltte sağlıklı bir parlaklık ortaya çıkar. Daha sonra bu parlak görünümde biraz gerileme olur, ancak 3 veya 4 uygulamadan sonra (yani 1 kür uyguladıktan sonra) kalıcı bir etki belirgin hale gelir.

    Etkinin tam olarak sağlanması için kaç uygulama yapmak gerekir?

    Tam etki toplam 3 veya 4 uygulamadan, yani bir kür tamamladıktan sonra kalıcı bir ışıltı, bir toparlanma şeklinde ortaya çıkacaktır.

    PRP uygulamasından beklentiler neler olmalıdır?

    Uzun etkilidir.

    Deriyi en doğal biçimde yeniden canlandırır, yapılandırır.

    Sadece yeni kollajen oluşumunu değil, derinin tüm yaşamsal işlevlerini destekler.

    Kırışıklıkları ve çizgileri deriyi doldurarak değil gençleştirerek giderir.

    İlk uygulama sonrası sağlanan parlak sağlıklı görünüm bir süre sonra hafifçe gerileyebilir, bunun için tekrarlayan uygulamalar yapılmalı ve gençleştirici etkinin devamlılığı sağlanmalıdır.

  • Sivilce (akne) tedavisinde dermaroller

    Dermaroller

    Dermaroller, silindirik bir tamburun üzerine dizilmiş çok ince iğnelerden oluşur. Özel olarak hazırlanmış bu mikro iğneler, deri üzerinde mikro kanallar oluştururlar. Bu mikro kanallar, cilt tarafından yara gibi algılanır. Dermaroller ile cildin doğal yara iyileşme sürecinde ortaya çıkan büyüme faktörleri, kollajen, elastin ve hyalüronik asit yapımı tetiklenir. Bunun sonucu olarak o bölgede cilt yenilenmesi meydana gelir.

    Mikro iğneler cilde uygulanan krem, losyon, serum gibi ürünlerin derinin alt tabakalarına geçişini 200 kat artırır. 2-4 hafta aralıklarla uygulanabilir. Etkin bir tedavi için 4- 6 seans uygulanmalıdır.

    Kullanım alanları:

    Yeni kollajen, elastin, fibranoktin, hyalüronik asit stimulasonu sağlayarak anti-aging etki sunar.

    Akne skarlarının düzeltilmesinde kullanılır.

    Melasma ve hiperpigmentasyonda kullanılır.

    Geniş gözenekli cilt yapısının düzeltilmesinde etkilidir.

    Cilt çatlaklarının görünümünü hafifletir.

    Güneş hassasiyeti yaratmadığı için yaz aylarında da güvenle kullanılabilir.

    Hastalar uygulama sonrasında günlük hayatlarına devam edebilirler. PRP ile kombine edilerek etkinliği artırılabilir. Lazer tedavileriyle birlikte veya lazer tedavilerinden once veya sonra tamamlayıcı tedaviler olarak tercih edilebilir.

  • Sivilce (akne) tedavisinde kimyasal peeling

    Kimyasal Peeling:

    Kimyasal peeling en fazla leke, iz ve kırışıklık tedavisi için kullanılmaktadır. Deriye soyucu ve cildin derin tabakalarına nüfuz ederek iyileştirici etki gösteren solüsyon sürülerek işlem gerekleştirilir.

    Kimyasal peeling, işlemin derinlik seviyesine göre yüzeysel, orta ve derin olmak üzere sınıflandırılır. Bu sınıflandırma, derinin hangi tabasına kadar soyulma geçekleştirdiğine göre yapılmaktadır. Günümüzde, yüzeysel ve orta derinlikteki uygulamalar daha sık yapılmaktadır. Derin peeling uygulamalarının yerine lazer ile soyma yöntemi daha çok tercih edilmektedir.

    Yüzeysel peelingte en çok kullanılan maddeler alfa hidroksi asitler (AHA), beta hidroksi asit (BHA), Jessner solüsyonu ve düşük konsantrasyonlu triklorasetik asittir (TCA). Tüm bu ürünler ciltte soyulmayı artırıcı etki gösterir. Böylece hücre yenilenmesi hızlanır.

    Yüzeysel peeling uygulama nedenleri;

    Düzensiz kuru cildin düzenlenmesi

    İnce kırışıklıkların giderilmesi

    Sivilce tedavisinde

    Leke tedavisinde

    Uygulama sonrasında geçici kızarıklık, pullanma ve soyulma olabilir, ancak günlük yaşamı etkileyecek boyutta değildir. Düzenli uygulanan peeling tedavisinden sonra cilt daha canlı ve ışıltılı bir görünüm kazanır. Tedavi sonrası ve seans aralıklarında mutlaka güneşten koruyucu krem kullanılmalıdır.

  • Selülit tedavisi ve bölgesel zayıflama yöntemleri

    LPG :

    Selülit tedavisinde etkinliği bilimsel olarak kanıtlanmış ve FDA onayı almış bir cihazdır. Cellu M6 Keymodule teknolojisi ile deri ve deri altındaki dokuda kan ve lenfatik dolaşımı uyarılmakta, dokular arasında tutulmuş fazla sıvı ve metabolik atıkların uzaklaştırılması hızlandırılmıştır.

    LPG, selülit tedavisindeki başarısı yanında hastanın durumuna göre bir veya iki beden küçülme ve sıkılaşma sağlamaktadır. Liposuction sonrası toparlanmayı hızlandırmaktadır. LPG, hastanın durumuna uygun programlar dahilinde uygulanmaktadır.

    THERMALIPO II Radyo Frekans Sistemi

    Acısız bir yöntemle yüzde gevşeme ve sarkmayı tedavi eder, sıkılaşma ve yenileme sağlar. Vücutta selülit, lokal kilo ve sarkma problemlerinin üstesinden gelir. Ciltte oluşmuş portakal kabuğu görünümünün giderilmesine, uygulandığı bölgelerin sıkılaşmasına ve dokunun daha iyi bir görünüme kavuşmasına yardımcı olur. Hiçbir yan etkisi yoktur.

    Thermalipo II

    Her cilt tipinde güvenli, acısız ve risksizdir.

    Yüz, boyun, dekolte, karın, kalça, bacak, kol ve dizlerde etkilidir.

    Vücut kontürünü şekillendirirken aynı zamanda kolajen üretimini artırdığı için daha sıkı ve genç görünmesini sağlar.

    Invasive bir yöntem değildir. Uygulamanın yapıldığı kişiler aynı gün içinde normal aktivitelerine dönebilir.

    Etkisi yüzlerce hasta üzerinde kanıtlanmıştır.

    Üç ay süren tedavi protokolünün ilk ayı sonunda selülit ve zayıflama etkileri, 2.ay itibarıyla da sıkılaşma etkileri ortaya çıkmaya başlar. Tedavi süresince günde 2,5-3 litre su içilmeli, alkol alınmamalı ve uygulama sonrasında yoğun bir Yüz/vücut nemlendiricisi kullanılmalıdır. Tavsiye edilen seans sayısı 10-12 arasındadır. Seans aralıkları 7-5 gün olmaktadır.

    Kavitasyon

    Kavitasyon sistemi nedir?

    Kavitasyon sistemi, bölgesel yağlanma ve selülit problemini ultrason dalgaları ile tedavi eden cerrahi olmayan bir yöntemdir.

    Cildin dış yüzeyine uygulanan ultrasonun yayılması, yağ dokusundaki hücre sıvısında ani ve yüksek basınç değişikliklerine neden olur. Ultrason dalgalarıyla oluşan kabarcıklar yağ hücrelerinde önce genişleme sonra patlama yaratır. Kavitasyon denilen bu etki yağı sıvılaştırıp hücre duvarlarını tahrip ederek depo yağların yapısını bozar. Bu dokudaki yağ hücreleri ve açığa çıkan yağ asitleri parçalanarak lenf ve idrar yolları sayesinde uzaklaştırılır. Serbestleşen bu yağlar , adalelerde yakılarak ya da üriner sistem ve karaciğer yoluyla vücuttan atılır.

    Kimlere uygulanmaz?

    Bu tedavide yağ hücreleri sıvı hale geçerler. Sıvı hale geçen yağın vücuttan atılması için kişinin sağlıklı olmasına, iyi işleyen bir dolaşım sistemine sahip olmasına, sağlıklı karaciğer ve böbreklere ihtiyaç vardır.

    Karaciğerinde sorun yaşayanlar ya da karaciğer yetmezliği olanlar

    Kronik damar yetmezliği, lenfatik ödem

    Diyabet (tip II)

    Orta ve iç kulağında sorun olanlar

    Metal protezi olanlar

    Kalp pili olanlar

    Hamileler ve emzirenler

    Uygulama bölgesindeki dokuda problem olanlar

    Klinik tedavi gerektiren hastalığı olanlar

    Tedavi protokolü, seans süresi

    Uygulamanın 10 gün ara ile 4-6 seans uygulanması önerilmektedir. Seans süresi maximum bir saattir.

    Drenaj

    Lenf drenajla yağın vücuttan atılımı gerçekleştirilir. Kavitasyon uygulamasından sonra lenfatik dolaşım yönünde, lenf noktalarına odaklı masaj yapılması veya lenf drenaj cihazlarının kullanılması önerilmektedir. İki kavitasyon uygulaması arasında 30 dakikalık 2 seans lenf drenajı uygulaması çok faydalı olacaktır.

    Diyet

    Bu uygulamalar arasında en önemli olan mutlak diyet yapma zorunluluğudur. Bunun için önerilen yağsız, düşük karbonhidratlı bir beslenme programına uymaktır. Kavitasyon seansından sonraki 5 gün boyunca sıfıra yakın yağ içeriği olan bir diyet izlenmeli ve uygulamayı takip eden günlerde, gün içinde en az 2 litre su tüketilmesi önerilmektedir.

    Fiziksel aktivite

    Kavitasyon uygulamasının ardından fiziksel aktivitenin mutlak surette arttırılması gerekmektedir.

    Lenf Drenaj

    Bölgesel zayıflama, vücut sıkılaştırma , selülit tedavisi için LPG ile birlikte kullanıldığında etkiyi artıran bir cihazdır. Lenfatik drenaj cihazı ile parmak uçlarından yukarıya doğru düzenli basınç uygulanarak lenf akımı düzenlenir. Uygulandığı bölgede cilt kalitesinde düzelme, çevresel olarak incelme, deri ve deri altında sıkılaşma olur.

    Mezoterapi

    Mezoterapi yöntemi ilk kez Fransa’da 1952 yılında kullanılmaya başlanmıştır. Mezoterapi, az miktardaki ilacın problemli bölgelere direkt olarak verilmesi şeklinde tanımlanmıştır. İlacın yalnızca problemli bölgeye verilmesi etkinliği artırırken yan etkileri de en aza indirgemektedir.

    16 – 75 yaş arası sağlıklı tüm erişkinlere mezoterapi uygulanabilir. Bölgesel yağlanma, selülit, saç dökülmesi, cilt gençleştirme başlıca kullanım alanlarıdır.

    Bölgesel incelme için mezoterapi uygulamasında en uygun adaylar düzenli egzersiz yapan, kilo fazlası çok olmayan, selülit veya bölgesel yağ depolanmaları olan sağlıklı bireylerdir.

    Tedavi sırasında protein oranı yüksek gıdalarla beslenme önerilir. Kafein içeren gıda ve içeceklerden uzak durulmalıdır. Uygulama sonrasındaki 8 saat içinde sıcak duş alınmamalı, ağır egzersiz yapılmamalıdır.

    Tedavi sonuçları uygulanan bölgeye ve problemin yaygınlığına göre değişir. Selülit ve bölgesel yağlanmanın tedavi sonuçları ilk birkaç uygulamadan sonra görülür.

    Hastalar mezoterapiden sonra sağlıklı bir yaşam şekli sürdüğü, uygun diyet ve düzenli egzersiz yaptığı sürece mezoterapi etkinliği kalıcıdır. Selülit tedavilerinde yılda birkaç kez mezoterapiye devam edilmesi, uygulamaların kalıcılığını artırır.

    Tedaviden sonuç almak için ortalama 10 – 12 seans uygulama gerekir.

  • Fraksiyonel lazer uygulaması

    Fraksiyonel Lazerler Son senelerde sivilce izleri, yanık izleri, ameliyat izleri gibi her çeşit izin yanında, leke, deri çatlakları ve kırışıklıkların tedavisinde dermatologların kullandığı en etkili tedavi yöntemleri haline gelmiştir. Bu lazerler de geçen yıllarda büyük gelişme göstermişlerdir.

    Önceleri iz tedavisi için kullanılan lazerler tüm yüzeyi soyarak etki ederlerdi. Bu nedenle etki iyi olsa da çok fazla yan etki oluşurdu. Aylarca sürebilen iyileşme dönemleri, iyileşirken oluşan lekelenme problemleri bu yöntemin yaygınlaşmasına engel oldu. Daha hızlı iyileşen ve yan etkisi çok daha az olan tedavi arayışları sayesinde fraksiyonel tedavisi ortaya çıktı. Fraksiyonel lazerler tüm yüzeyi soymak yerine arada sağlam alanlar bırakacak şekilde aralıklı noktalar şeklinde soyan lazerlerdir. Oluşan hasarlar mikroskopik boyutta olduğu için hızlı iyileşmekte ve yan etkiyi de en aza indirmektedir.

    Fraksiyonel lazerler kullandığı lazer ışığının tipine göre farklılıklar gösterir. Erbiyum fraksiyonel lazerler ve CO2 fraksiyonel lazerler olarak iki ana grup halinde gruplayabildiğimiz bu lazerler barındırdıkları özelliklere göre birbirlerinden çok farklı sonuçlar da sunabilmektedirler.

    CO2 fraksiyonel lazerler: CO2 (karbondioksit) lazerler kullandıkları dalga boyu sebebiyle tek atışta bile cildin derinlerine ulaşabilmektedirler. Dokuda termal hasar oluşturması sebebiyle ciltte yenilenmeyi de tetiklemektedir. Bu sayede izlerde, kırışıklıklarda etkili sonuçlar verebilmektedir. Fakat termal etkisinin fazla olması sebebiyle iyileşme süreci gecikebilmekte, lekelenmeler olabilmektedir.

    Erbiyum fraksiyonel lazerler: Er:Glass ve Er:YAG lazerler olarak iki gruba ayrılır. İlk çıkanları Er:Glass lazerlerdi. Fakat ciltte derinlere ulaşamaması sebebiyle yaygınlaşamamıştır. Er:YAG lazerler ise etkili derinliklere ulaşabilmesi ve yan etkisinin CO2 lazerlere göre çok daha az olması sebebiyle giderek yaygınlaşmıştır.

    Erbiyum Yag Fraksiyonel Lazer Hangi Alanlarda Kullanılmaktadır?

    1. Cilt Yenileme, yüz gençleştirme: Yüz, boyun ve dekolte bölgelerindeki kırışıklıklar ve çizgilerin giderilmesi en etkili kullanıldığı alanlardır. Ayrıca ince kırışıklıkların giderilmesi, derin çizgilerin giderilmesi ve yüz gençleştirilme başarılı sonuçlar vermektedir.

    2. İz Tedavisi: Yüz, sırt ve göğüste oluşan akne izleri ve çukurları, yara ve yanık izleri ve deri çatlaklarında güçlü ve en etkili bir tedavi yöntemidir.

    Akne izleri, yüzeysel ve derin olmak üzere iki ana grupta sınıflandırılmaktadır. Yüzeysel akne izleri cildin üst tabakasını etkileyen izlerdir. Bu izler kızarıklık zemininde hafif çukurlar ve çökmeler şeklinde görülür. Yüzeysel sivilce izi, genellikle kimyasal peeling gibi yüzeysel cilt soyma yöntemleri ile yok edilebilir, ancak iyileşmeyen sivilce izlerinin tedavisi kolaylıkla fraksiyonel lazer ile mümkündür.

    Cildin geniş gözenekli ve kaba görünümünün giderilmesi Ciltte meydana gelen güneş lekesi, yaşlılık lekesi, doğum sonrası oluşan lekeler ve yüzeysel pigment bozukluklarının giderilmesi . Aşırı bağ dokusu (hipertrofik skar) ve keloidlerin azaltılması fraksiyonel lazerler ile mümkündür.

    3.Diğer Uygulama Alanları :

    Prekanseröz cilt lezyonlarının tedavisi ( Bowen hastalığı, Paget hastalığı, Queyrat hastalığı, lökoplaki)

    Cilt kanserlerinin tedavisi ( BCC, SCC)

    Ciltteki kitlesel cilt lezyonlarının tedavisi (dermal nevüs-ben, senil keratoz-yaşlılık beni, HPV-et benleri, nevüs sebaseus, milium, siringoma, dermatofibroma, kondrodermatit, epidermal nevüs, kist, nörofibroma, trikoepitelyoma vs)

    Saç, kaş ve sakallı bölge içindeki kitlesel lezyonların tedavisi

    Piyojenik granülom tedavisi

    Rinofima tedavisi

    Doğumsal veya sonradan oluşan benlerin tedavisi

    Göz kapaklarında oluşan kolesterol plaklarının ( ksantalezma) tedavisi

    El, ayak, genital bölge gibi yerlerde oluşmuş kitlelerin tedavisi ( verruka-siğil, kondilom?)

    Fraksiyonel lazer uygulamalarında:

    Fraksiyonel lazerler için açık renk ciltler ideal vakalardır. Ancak koyu tenli hastalarda da kullanılabilir. Yüz dışında boyun, gövde ve kollarda kullanılabilir.

    Uygulama esnasında bazı hastalarda rahatsızlık hissi olabilir. Lokal anestezik kremler veya soğuk hava üfleyen aletlerle bu rahatsızlık hissi kolayca giderilir.

    İşlem sonrasında hafif bir kızarıklık ve ödem olabilir. Ciltte hafif soyulmalar ve bronzluk olabilir. Ancak bu tür durumlar 3-7 gün içinde geriler.

    Fraksiyonel lazerde tedaviler seanslar halinde yapılır. Şikayetin cinsine göre 3-5 seans 2-4 hafta aralıklarla yapılabilir.

    Fraksiyonel lazer uygulanmaması gereken durumlar:

    6 ay içinde oral isotretinoin kullanılmamış olmalıdır.

    Deride aktif enfeksiyon olmamalıdır.

    Hamile kişilerde uygulanmaz.

    Gerçeğe uymayan beklentileri olan hastalara uygulanmaz.

    Fraksiyonel lazer uygulama sonrasında bakım:

    Operasyon sonrasında şikayetler hafif ve geçicidir. Işlemden sonra birkaç saat kadar güneş yanığı duygusu hissedilebilir.

    Tedavi sonrası 24 saat yıkanmamalı,3 gün makyaj yapılmamalıdır.

    Fraksiyonel lazer sonrası hafif nemlendiriciler sürülebilir.

    Yüzde ödem olursa buz paketleri ile soğutma faydalı olabilir.

    Fraksiyonel lazer sonrası 3-4 hafta süreyle güneşten koruyucu kullanılmalıdır.