Kategori: Dermatoloji

  • 10 soruda benler

    1- Ben nedir?

    Derinin rengini veren melanin maddesini yapan melanosit hücrelerden oluşanlar hücre birikintilerine ben nedir.

    2- Benler neden olur?

    Benlerin neden oluştuğu bilinmiyor, bir kısmı doğumsal olabiliyor. Sonradan ortaya çıkanlarda özellikle genetik yapıya ek olarak ultraviyolenin, yani güneşin etkisi çok büyük oluyor.

    3- Benlerimi aldırmalı mıyım?

    Benler pek çok insanda bulunur. Bazen kişiler estetik nedenlerle benlerini aldırmak isterler. Ben aldırmada en önemli şey önce iyi huylu olup olmadıklarının dermatoloji uzmanı tarafından karar verilmesidir. İyi huylu benlerle istenirse kolayca alır. Ama kötü olma şüphesi olan mutlaka patoloji tarafından incelenmeli sonuca göre tedavi şekline karar verilmelidir.

    4- Hangi benler tehlikelidir?

    Benleri olan kişilerin hangi benler tehlikelidir olduğunu bilmesi önemlidir. Hangi benlerde doktora başvurmanız gerektiğini anlamak içi ABCD kuralını uygulamanız gerekmektedir.

    A: Asimetridir. Benin kendi içerisinde düzgün olmayan renk ve şekil değişiklikleri var ise yani asimetri varsa önemlidir.

    B: Border, sınır demektir. Benin sınırlarında girintilerin ve yamuklukların olması durumudur.

    C: Color rengidir. Benin renklerinin farklılıklar olması, tamamının tek renk olması yerine farklı (siyah, kahverengi, koyu kahverengi, kırmızı) renklerde olmasıdır.

    D: Diameter capıdır. Benin çapının 60 mm den büyük olması önelidir.

    ABCD kuralında yer alan 4 kriterden 2 veya daha fazlasını içeren benleriniz mevcut ise panik yapmadan en kısa zamanda bir dermatologa görünmeniz gerekmektedir.

    5-Hangi benler lazerle alınır?

    Dermatolog doktor tarafından görülüp iyi huylu olduğuna karar verilen tüm benler lazerle alınabilir.

    6-Lazerle ben alma işlemi zor mudur?

    Lazerle ben almak kesinlikle zor değildir. Öncesinde uyuşturulduğu için çok ağrı hissetmezsiniz. İşlem tek ben için bir kaç dakika sürer.

    7- Ben alımında hangi lazer kullanılır?

    Lazerle ben alımında Fraksiyonel CO2 Lazer ve Q switch Nd -Yag Lazer kullanılır.

    8- Lazerle ben aldırmak iz bırakır mı?

    Lazerle ben alınırken ben küçük ve yüzeyselse iz kalmaz. Büyük ve derinse benden daha küçük, hafif çukur, cilt renginde bir iz kalabilir.

    9- Benleri olan kişiler nelere dikkat etmeliler?

    Güneşten korunmak çok önemlidir. Güneşe ani, yoğun ve direkt maruz kalmayınız. Özellikle saat 11:00 ve 15:00 arası güneş ışınına maruz kalmaktan kaçınınız.

    Güneş kremi yüksek koruma faktörlü olmalı, yetişkinler için en az 15, çocuklar için 30 ve üzeri, UVA ile UVB ışınlarından eşit derecede koruma sağlıyor olmalıdır. Güneş kremi güneşe çıkmadan yarım saat önce kullanılmalı ve her iki ya da üç saatte bir tekrarlanmalıdır.

    Deniz kıyısı gibi açık çevrelerde şemsiye altında oturmak yeterli değildir ve ilave güneş koruma yöntemleri uygulanmadıkça, yansıyan UV ışınlarından dolayı güneş yanığı oluşacaktır. Aynı şekilde, bulutlu, bahar ya da yaz günlerinde, önemli miktarda güneş ışınının bulutların arasından geçip ciddi güneş yanıklarına sebebiyet vereceğini de bilmeliyiz.

    10- Güneşten korunmanın en iyi yolu nedir?

    Kıyafetlerimiz, güneş ışınından korunmanın en iyi yoludur. Tercihen sıkı dokunmuş bir giysi olmalıdır. Geniş kenarlı şapka ve gözlükler kullanılmalıdır. Artık mayolar da dahil olmak üzere çocuklar için 50 faktöre kadar korumalı giysiler piyasada mevcuttur.

  • 10 soruda dolgu

    10 soruda dolgu

    1- Dolgu nedir ?

    Dolgunun etken maddesi; hyaluronik asittir. Kırışıklık tedavisinde ve dolgunluk istenen bölgenin doldurulmasında kullanılır.

    2- Dolgu nerelerde kullanılır?

    Nazobiyel çizgiler (Burun kenarında dudak köşelerine inen çizgiler),

    Dudak üstü çizgiler (sigara çizgileri),

    Göz kenarı çizgileri ( kaz ayakları),

    Kaş ortası çizgiler ( kaş çatma çizgisi),

    Yanak ve elmacık kemikleri,

    Dudak hacminin arttırılması,

    Göz altının doldurulmasında kullanılır.

    3- Dolguların kalıcılığı ne kadardır?

    Kullanılan ürüne göre değişir göz altı dolguları, ortalama 8-12 kalırken, nazolabialler 1-1,5 yıl kalır.Tekrarlayan uygulamalar kalıcılık süresini uzatır.

    4- Dolgu vucuda herhangi bir zararı var mıdır?

    Zaten vücudumuzda bulunan bir madde olduğundan dolayı bir zararı yoktur. Alerji yapma olasılığı son derece düşüktür.

    5- Dolgu nasıl uygulanır?

    Dolgular iğne ile uygulanır. Uygulama son derece basittir.Uygujlama öncesi bölgeye uyuşturucu krem sürülür, çok ağrılı bir işlem değildir.

    6- Dolgu yapıldıktan sonra cilte kızarıklık olur mu?

    İşlem uygulandıktan sonra cildinizde herhangi bir problem olmaz hemen gündelik yaşantınıza dönemilirsiniz

    7- Dolgu dışarıdan bakınca anlaşılır mı?

    Kişi doğal olmasını isterse ona göre doz ayarlanması yapılabileceği için dışarıdan bakınca anlaşılmaz.

    8- Dolgu nasıl etki eder?

    Yüzde uygulandığı alana dolgunluk sağlayarak etki etmektedir.Dolgu etkisi hyalüronik asitin su tutma özelliği nedeniyle hem dolgunun hacim etkisi hemde su tutma etkisi bölgeyi dolduracaktır.

    9- Dolguda hemen sonuç belli olur mu ?

    Hemen sonucu görebilir. Dolgunluk etkisi hemen ortaya çıktığı için işlem yaparken elinizdeki ayna ile istediğiniz alana istediğiniz kadar uygulama yapılır.

    10- Hangi dolgu ürünü iyidir?

    FDA onayı olan dolguların hepsi iyidir. FDA onayı olmayan dolgular güvenli değildir.

  • Dövme nedir, nasıl çıkartılır?

    Dövme nedir, nasıl çıkartılır?

    Dövme diğer adıyla tatuaj, ilk çağlardan bu yana vardır. Eski Mısırdan mumyalarında dövme izlerine rastlanmıştır. O zamanlardan günümüze insanlar dini inançları, kültürel ve kozmetik nedenlerle dövme yaptırmaktadırlar. Günümüzde daha çok kozmetik amaçla dövme yaptırılmaktadır ve bu sayı olduca fazladır. Ülkemizde yaklaşık 1 milyon kişide dövme olduğu ve her yıl buna 20 bin yeni kişi eklendiği tahmin edilmektedir. Kesin sayı tam olarak bilinmemektedir. Çünkü bu kadar yaygın olmasına rağmen dövme yapılan yerlerle ilgili yasal düzenlemeler, kayıtlar ve denetimler yetersizdir.

    Dövme, boyanın iğne ile cildin alt tabakalarına işlenerek kalıcı desen çizilerek yapılır. Kullanılan boya partikülleri büyüktür bu nedenle, vücut tarafından parçalanamadığı için yapılan desenler kalıcıdır. Dövme uygulamasında kullanılan boyaların denetlemesi yapılmamaktadır, boyaların uluslararası FDA kuruluşu tarafından sağlığa zararsız oldukları onaylanmamıştır. Bu nedenle öncelikle dövme yaptırmayı düşünen kişilerin bu konuları göz önüne almaları gerekmektedir.

    Diğer bir önemli konu; cildin altına boya vermek, kanlı bir işlemdir, kullanılan iğneler tek kullanımlık olmalıdır. Boyanın içine iğne batıyorsa boyaya kan bulaşabilir, boya enfekte olabilir, başka kişiye kullanılmaması gerekir. Kanla bulaşan hepatit gibi enfeksiyonlardan korunmak önemlidir.

    İstenmeyen dövmeleri çıkarmak için kimyasal peeling, dermabrazyon (zımparalama), cerrahi olarak keserek uzaklaştırma ve lazer tedavileri uygulanabilir. Peeling, dermabrazyon ve cerrahi olarak çıkarma işlemlerinin hepsinde dövme derinliğine kadar inildiğinde mutlaka ciltte kalıcı iz kalır. Bu işlemlerin az veya çok iz bıraktıkları göz önüne alınırsa dövmesini çıkarmak isteyen kişiler için Q-switched lazerler en iyi alternatiftir.

    Dövme yaptırmış fakat çıkartmak isteyen kişiler ne yapacak; dövme çıkarmanın şu anki teknoloji ile en güvenli, en etkin Q-switched lazerlerdir. Boyanın rengine göre değişik dalga boylarında Q-switched lazerler vardır. En kolay çıkanlar siyah ve koyu mavi gibi koyu renklerdir. Beyaz ve sarı gibi açık renkler çok zordur, tam olarak çıkmayabilirler. En sık kullanılan lazer; siyah ve koyu renkleri etkileyen Q-switched Nd yag lazerdir.

    Dövme çıkarmada en iyi lazer, pikosaniyede atış yapan lazerlerdir. Fakat bu cihazlar daha çok yeni ve pahalı olduğu için ne yazık ki henüz Türkiye’de yoktur. Pikosaniyede atış yapan lazerlerden sonra en etkili lazerler, Q-switched lazerlerdir ve nanosaniyede atış yaparlar. Bu sayede cilde zarar vermeden derinin içindeki boya partiküllerini hedefler. Lazer ışını boya partikülleri tarafında tutulur, ısıya dönüşür. Isınan boya partikülleri parçalanır. Böylece makrofaj denen vücudun çöpçü hücreleri boya parçalarını ortamdan uzaklaştırarak dövmenin silinmesini sağlarlar. Uygulana lazer işlemi uygun dozda verildiğinde cilde zarar vermez. Uygun dozlarda lazer tedavisi ciltte yanık, skar oluşturmaz.

    Q-switched lazerler ile dövme çıkarma işlemi ne yazık ki tek seansta biten bir işlem değildir. Çok sayıda seans gerekir. İki seans arasında 4-6 hafta geçmesi gerekir. Seanslar arasındaki sürenin nedeni, her seans sonra parçalanan boyalar partikülleri ortamdan uzaklaştırılacak zamanı beklemek gerekliliğidir. Lazer işlemi çok can acıtan bir işlem değildir ama hassas kişilerde analjezik kremler, soğuk uygulama konforu artıracaktır. İşlemden sonra bölgeye nemlendirici kremler kullanmak yeterlidir. İşlem sırasında boya partiküllerinin parçalandığı hemen görülebilir. Lazer atışı yapılan bölge hemen beyazlar. Lazer atışının yapılacağı alanın bronz olmaması işlemi daha kolay olmasını sağlar. Bu nedenle hastaların lazerle dövme çıkarma işleminden önce ve sonra güneşten korunmaları önerilir.

    Ama ne yazık ki dövme sildirmek yaptırmak gibi kolay değildir. Q switched lazer kullanılsa dövme çıkarmak zahmetli ve uzun seanslar gerektiren bir işlemdir. Kaç seans uygulama yapılacağı boyanın rengine, derinliğine, dövmenin yaşına, yapılma yerine göre değişmektedir. Koyu renkli amatör dövmeler daha az seans ister, daha kolay çıkar. Profesyonel dövmeler daha derine işledikleri için çıkarmak daha zordur. Çok renkli dövmeler ve üst üste yapılan dövmeler çok zordur. Çok seans ister, sonunda yalnızca rengi açılıp gölge halinde kalabilirler. Boyun, gözaltı gibi derinin ince olduğu bölgelerde lazer ile dövme çıkarma işlemi yüksek joule uygulamadığı için daha zordur. Dövme yapılalı ne kadar çok zaman geçtiyse çıkarmak o kadar kolay olacaktır. Çünkü zaten vücudun savunma hücreleri boyayı ortamdan uzaklaştırmak için çalışmaktadır. Sonuç olarak dövme çıkarma işlemi kişiden kişiye değişmekle birlikte yaklaşık 4-10 seans uygulanması gerekmektedir. Q switched lazerler dövme çıkarmanın en iyi yolu olmasına rağmen renkli, derine işlenmiş, üst üste yapılmış dövmeler tam olarak çıkmayıp gölge halinde kalabilirler.

  • Erkek tipi saç dökülmesinde tedavi

    Erkeklerde meydana gelen saç dökülmelerinin en sık nedeni erkek tipi saç dökülmesidir, diğer bir deyişle androgenetik alopesidir. Androjenik alopesi; genetik yatkınlığı olan kişilerde hormonların etkisi ile ortaya çıkan, her iki cinste de görülebilen ve saç kaybı ile seyreden bir hastalıktır. Genetik yatkınlıkta; 5-alfa redüktaz enziminin saçlı derideki dağılımı önemli bir belirleyicidir. Bu enzim sayesinde aktive olan hormonlar nedeniyle saç dökülmesi olur. Kalın, siyah kılların, açık renkli ve ince tipi kıllarla yer değiştirmesi görülür. Görülme sıklığı ilerleyen yaşla birlikte artar, ancak başlangıç yaşı ve ilerleme oranı değişkendir. Beyaz ırktaki erkeklerin %80’inde 70 yaş itibariyle saç dökülmesi vardır. Bu durum yaşla beraber çok sık görülen fizyolojik bir olay gibi algılanmasına rağmen yaşam kalitesini olumsuz yönde etkilemekte ve insanları medikal bir çare arayışına itmektedir. Günümüzde saç dökülmeleri ve tedavisi konusunda değişik yöntemler arayışı ortaya çıkmıştır.

    Anrojenik saç dökülmesi tedavisinde amaç kıl folikülünün minyatürizasyonunu durdurmak ve saçların yeniden çıkışını ve saç şaft kalınlığını arttırmaktır. Güncel tedaviler hastalığın ilerleyişini durdurur ve az miktarda yeni saç çıkışı sağlar. Hastaların saç dökülmesi hakkında bilgilenme düzeylerinin artışı ile erken tanı ve tedavi şansı artmakta, hastalık nedeniyle oluşan psikososyal etkilerini azaltmaktadır. Saç dökülmesi olan kişilerin bu durumu benign bir durum olarak algılanarak tedaviye ihtiyaç duyulmasa da, bazı hastalarda yaşam kalitesinde belirgin bozulmaya yola açan psikolojik stres nedenidir. Tedaviye karar verirken kişi öncelikle durumun doğal ilerleyişi hakkında bilgilendirilmelidir.

    MEDİKAL TEDAVİLER; Erkeklerde saç dökülmesi tedavisinde FDA tarafından onaylanmış 2 ajan vardır bunlar; topikal minoksidil ve oral finasterid tedavileridir. İki tedavi de saç büyümesini uyarıcı ve saç kaybını önleyici etki gösterir. Medikal tedavilerin saç dökülmesini durdurucu etkisi tedavi başlangıcından 3-6 ay sonra, görünür yeni saç çıkışını sağlayıcı etkisi 6-12 ay sonra ortaya çıkar.Maksimum etkinliğin sağlanabilmesi için aralıksız tedavi gerekir. Kişiler tedavi ile asla dökülmeden önceki saç yoğunluğuna ulaşılamayacağı ve tedavinin asıl amacının saç dökülmesinin ilerlemesinin önlenmesi olduğu konusunda bilgilendirilmelidir.

    CERRAHİ TEDAVİLER; Saç Transplantasyonu, saçın oksipital (ense) bölgeden alınarak saçsız verteks (tepe) veya frontal(ön) alana ekilmesidir. Modern tekniklerle %90’ı aşan greft sağ kalım oranları sağlanmaktadır. Modern saç ekimi 1930’lu yıllarda Japonya’da başlamış, önceleri punch şeklinde alınan greftlar kaş ve kirpik dökülmelerinde kullanılmıştır. Zamanla androjen dirençli oksipital alanın daha iyi bir donör olduğunun farkına varıldı. 1995’te Bernstein ve Rassman folikuler ünite transplantasyonunu bulmuşlar ve saç folikülleri 1-4 saç kılı içeren üniteler halinde transplante edilmeye başlanmıştır. Foliküler ünite transplantasyonunda donör kıllar 2 yolla alınabilir;

    1)Foliküler Ünite Transplantasyonu (FUT) Genetik olarak dökülmeye dirençli saç köklerinin bulunduğu ense bölgesinden lokal anestezi altında, şerit şeklinde alınan saç kökleri, mikroskobik aletler altında doğal yapıları bozulmadan uygun tekniklerle, saç ve saç köklerini barındıracak şekilde 1-4’lü kümelere ayrılarak seyrelmiş ya da tamamen dökülmüş olan bölgeye ekilmektedir. Ensede saçların alındığı bölge, estetik cerrahi yöntemlerine uygun olarak dikilir. Bu yöntemin dezavantajı ense bölgesinde kalan çizgi şeklinde skardır.

    2) Foliküler Ünite EkstraksiyonU (FUE) Foliküler ünite ekstraksiyonu yöntemi, saç köklerinin özel ince uçlu iğneler ile ense bölgesinden 1 mm’lik punch şeklinde tek tek alınarak seyrelmiş ya da tamamen dökülmüş olan bölgeye nakledilmesidir. Dikiş olmadığı için, skar oluşumu da söz konusu değildir. FUT yönteminden daha kısa zamanda iyileşme sağlamaktadır.

    PRP; Platelet Zengin Plazma Platelet zengin plazma (PRP), 20’nin üzerinde büyüme faktörü içerir. PRP, kemik greftlerinde, diş implatlarında ve yara iyileşmesinde uzun zamandır kullanılmaktadır. Çalışmalarda saç ekimi sırasında saç köklerinin PRP ile implante edilmesinin saç ekiminin başarı oranını arttırdığını göstermiştir. Yapılan bilimsel bir çalışmada ince saçlı 26 hastanın 13’üne 2-3 hafta aralıklarla 5 kez PRP enjeksiyonu yapılmış, 13 hastaya da tuzlu su enjeksiyonu uygulanmış. Tedavi sonunda kıl kesitlerinde PRP yapılan hastalarda belirgin kalınlık gözlenmiş fakat kıl sayısında farklılık bulunmamıştır. Bu çalışma saç kalitesinin artırılmasında PRP’in kullanabileceğini düşündürmektedir.

  • Güneşten korunmanın önemi

    Güneşten korunmanın önemi

    Güneş ışığı aslında vücudumuz için faydalıdır. Cildimizin D vitamini üretmesini sağlar. D vitamini vücudumuz için ciddi önem taşır. D vitaminini yiyeceklerle almak zordur. En fazla yağlı balıklarda bulunur. Eğer yağlı balıkları çok fazla tüketmiyorsak, besinlerle az miktarda D vitamini alabiliriz. Bu nedenle cildimizin güneş ışınları ile temas etmesi gerekmektedir.

    Bu yararlarına rağmen güneş ışınları, güneş yanığı gibi cilde zararda verebilir Güneş yanığının, özellikle açık tenli ve benli kişilerde melanom riskini artırdı gösterir çalışmalar vardır. Bu olumsuz etkilerinden korunmak için hassas kişilerde güneşe maruziyeti ölçülü hale getirmek gerekir. Güneşten korunma, güneşten zarar görmeyecek ancak D vitamini eksikliği oluşmayacak düzeyde olmalıdır. Tavisiye edilen, serumdaki D vitamini değerinin 70nmol/L civarında olmasıdır fakat bu değer de tam anlamıyla kabul edilmiş değildir.

    Cildimizin yaşlanmasında, biyolojik yaşlanmanın yanı sıra, dış etkenler (güneş, soğuk, hava kirliliği, makyaj malzemeleri gibi) ve iç ektenler (beslenme bozukluğu, sigara, stres gibi) bir çok neden vardır.

    Cildin doğal yaşlanması güneş ile artmakta daha erken oluşmaktadır. Cildimizde, koyu lekeler, ince kırışıklıklar, elastikiyet kaybı, damarlanmada artış, kabalaşma gibi değişiklikler güneş etkisiyle artmaktadır. Bunun sonucunda uzun süreli, yoğun ve kronik biçimde UV ve güneş ışığına maruz kalma sonucu cildinmiz erken yaşlanır. Bunu kendi vücudunuzda rahatlıkla görebilirsiniz. Güneşe görmeyen kalça gibi bir bölgenize bakın cildiniz boyun, yüz gibi çok güneş gören bölgelerdeki cildinize göre daha genç olacaktır.. Güneşten korunma ile fotoyaşlanmayı yani güneş ışınlarına bağlı yaşlanma etkilerini azaltabiliriz.

    Çocukları güneşten korumak çok önemlidir.Derimizde oluşan güneş hasarının %50-80’lik kısmı çocukluk ve ergenlik döneminde meydana gelir.

    Güneş yanıklarına sebep olan güneş ışınlarına maruz kalma hayatın sonraki dönemlerinde deri kanseri riskini arttırdığı kanıtlanmıştır. Güneşe maruz kalmak, deri kanseri riskini en fazla artıran faktörlerden biridir.

    Geçirilen her güneş yanığı zararlı etkiyi artırır. Bu nedenle zararın neresinden dönülürse kardır mantığı ile güneşe karşı korunmayı önemsemek için hiçbir zaman geç değildir.

    Solaryum ile yapay bir bronz ten elde etmek çok zararlıdır. Deri kanseri riskini önemli miktarda arttırır. Solaryum UV ışınları ile derinin bronzluğunu arttırır fakat derinin güneş ışınlarından kendini korumasını artırmaz . Bu nedenle, solaryumla kazanılmış bir bronz deri kendini güneş altındayken güneş yanıklarından koruyamaz.

    Güneşten korunmada birinci kural güneş koruyucu krem kullanmaktır. Fakat güneş koruyucu krem sürmüş birisinin uzun süre güneş altında kalması yinede güvenli değildir. Güneşi kelimenin tam anlamıyla bloke etmek şu anda mümkün değildir. Hiç bir güneş koruyucu tam koruma sağlayamaz. İnsanlar güneş kremlerinin tüm zararlı ışınları bloke ettiği düşünüp güneşin altında çok uzun süre kalmamalıdırlar. Güneş ışınlarının en yoğun geldiği 11.00-15.00 saatleri arasında güneşlenmekten kaçınılmalıdır.

    Özellikle benleri olan kişilerin güneşten daha iyi korunmaları gerekmektedir. Benleri olan kişilerin hangi benler tehlikelidir olduğunu bilmesi önemlidir. Hangi benlerde doktora başvurmanız gerektiğini anlamak içi ABCD kuralını uygulamanız gerekmektedir.

    A: Asimetridir. Benin kendi içerisinde düzgün olmayan renk ve şekil değişiklikleri var ise yani asimetri varsa önemlidir.

    B: Border, sınır demektir. Benin sınırlarında girintilerin ve yamuklukların olması durumudur.

    C: Color rengidir. Benin renklerinin farklılıklar olması, tamamının tek renk olması yerine farklı (siyah, kahverengi, koyu kahverengi, kırmızı) renklerde olmasıdır.

    D: Diameter capıdır. Benin çapının 60 mm den büyük olması önelidir.

    ABCD kuralında yer alan 4 kriterden 2 veya daha fazlasını içeren benleriniz mevcut ise panik yapmadan en kısa zamanda bir dermatologa görünmeniz gerekmektedir.

  • Dolgu (hyaluronik asit) uygulaması nedir?

    Hyaluronik asit, kırışıklıkların tedavisinde ve dolgunluk istenen bölgenin doldurulmasında (dudakve yanak dolgunlaştırmak gibi) kullanılan jel özelliğinde bir maddedir.

    Dolgunluk vermenin yanı sıra, cildi güzellştirir, nemlenmesini arttırır, ışıltı kazanmasını sağlar. Hyluronik asit zaten vücudumuzda olan bir maddedir.Alerji oluşturmaz.

    Kliniğimizde yalnızca FDA onaylı dolgular kullanılmaktadır ve uygulanan dolgunun kutusu size verilmektedir, böylece size ne uygulandı bilmeniz sağlanır.

    Uygulamadan önce bölgeye uyuşturucu krem sürülür, böylece çok ağrı olmadan kolayca uygulanır.Uygulamadan sonra hemen gündelik yaşama dönülebilir.

    Etkisi hemen görülür.

    Kalıcığı ortalama 8-12 aydır.

    Tekrarlayan uygulamalar kalıcılık süresini uzatır.

    Dolgu uygulanan alanlar;

    Nazolabial çizgiler (burun kenarlarından dudak köşelerine inen katlantı izi)

    Dudak üstü çigileri (sigara çizgileri)

    Göz kenarındaki çizgiler (kaz ayakları)

    Kaş ortasındaki çizgiler (kaş çatma çizgisi)

    Yanak,elmacık,kemikleri

    Dudak hacminin artırılması ve şeklinin vurgulanması

    Göz altının doldurulması

    Göz altı ışıltı dolguları

  • Leke tedavisi;

    Derimize rengini veren, deride bulunan melanosit adlı hücrelerimizin ürettiği melanindir. Bazı genetik olarak yatkın insanlarda; güneş, gebelik doğum kontrol hapları gibi hormonal nedenler, yaşlılık, ilaç kullanılması gibi nedenlerle bölgesel melanin miktarı artar, leke olur. Lekenin bir diğer nedeni de apda gibi tahriş edici işlemlerden sonra güneşe çıkılmasıdır.

    LEKE TEDAVİSİNDE KULLANILAN YÖNTEMLER;

    KİMYASAL PEELİNG;
    Glikonik asit, TCA(triklor asetik Asit)gibi kimyasal splusyonlar ile cildin üst tabakasının (epidermisin)soyulmasıdır. Kimyasal peeling yüzeysel bir işlemdir. Lekelerin tam olarak grçmesini sağlayamaz fakat lekelerin rengini açar, cildin daha parlak daha sağlıklı görünmesini sağlar hepsinden önemlisi daha sonra yapılacak leke işlemleri için cildi hazırlar. Kimyasal peeling yazın yapılmaz yanlızca kışın yapılır işlemden sonra güneş koruyucu kullanmak gerekmektedir.

    PRP ;
    Kişinin kendinden alınan kanın, santifüj işleminden geçirilip iyileştirici hücrelerin ayrılıp, tekrar aynı kişiye iğne ile verilme işlemidir. Tek başına leke yok etmeye yetmez fakat kolajen miktarını artırır, cilt kalitesinin daha iyi olmasını sağlar. Böylece, leke açıcı tedavilerden daha iyi sonuç alınmasını sağlar.

    FRAKSİYONEL CO2 LAZER;
    Cildin derin katmalarına inebilecek kadar güçlü enerji sağlayabilir. Bu sayede hem leke tedavisinde hemde akne skarı, kesi izi gibi cilt yenilemeyi gerektirecek diğer tedavilerde kullanılabilir. Koyu tenli kişilerde dikkatli kullanılmalıdır. Yazın kullanılmaz.

    Q-SWITCH Nd-YAG LAZER;
    Günümüz teknolojisinde cilde zarar vermeden leke açmak için kullanılan en etkili yöntemdir. Ağrılı bir yöntem değildir. Tedaviden sonra ciltten herhangi bir kabuklanma oluşturmaz.

    2 hafta aralıklarla uygulanmaktadır.

    Lazer tedavileri uzman doktor tarıfından yapılması gereken ciddi işlemlerdir. Bu işlemler uzman doktorlar tarafından yapılmazsa yeni lekelerin oluşmasına neden olabilir.

    Görüldüğü gibi leke tedavisinde en iyi sonuç için tek tedavi yetmemektedir.

    Kişinin cilt tipine, lekenin derinliğine göre farklı tedavileri birlikte uygulamak gerekmektedir.

    Hangi tedaviden kaç seans yapılacağı kişinin tedaviye verdiği cevaba göre değişiklik gösterir.

    Ortalama 5 -6 seansta %50 azalma sağlanabilmektedir.

    Seanslar arasında size önerilen leke acıcı kremleri kullanmanız gerekmektedir. Lekelerin yeniden oluşmaması için güneş koruyucu şarttır. Güneş koruyucu; yüksek koruma faktörlü(sph 50)olmalı ve günde 2 – 3 kez yaz- kış kullanılmalıdır.

    LEKE TEDAVİSİ UYGULAMA ALANLARI;

    Güneş lekeleri,

    Melezma (gebelik maskesi),

    Efelid (çil),

    Lentigo (yaşlılık lekeleri),

    Post inflamatuar hiperpigmentasyon(cilt yaralanmaları sonucu oluşan lekeler)

    Sivilce lekeleri

  • Lazer epilasyon sonrası nelere dikkat etmek gerekir

    -Cildinizi UV ışınlarından koruyunuz (güneşlenmeyin ve solaryuma girmeyin).

    -En az iki hafta güneşe çıktığınızda güneş koruyucu krem kullanınız.

    -24 saat boyunca lazer uygulanan bölgeyi kaşımayın, parfüm uygulamayın, çok sıcak su ile yıkamayın.

    -Peeling veya aşındırıcı ürünleri 1 hafta uygulamayın.

    Uygulamadan hemen sonra izlenen kıl çevresindeki kırmızılık ve işlik etkili uygulamanın etkisidir. Kısa süreli soğuk uygulaması ile geçecektir. Uzamış kırmızılıklarda kortikosteroidli kremler (prednol krem) 3 gün günde 2 kez sürülebilir.

    Kıların çok sert ve kalın olduğu bölgelerde, cildi sivilcelere yatkın olan kişilerde lazer uygulaması sonrası o bölgede sivilceler olabilir, endişelenmeyin. Kıl kökü derin olan kıllar yandığı zaman vücut bunu atabilmek için yabancı cisim reaksiyonu vermektedir. Sivilceler bu nedenle oluşmaktadır. Kalıcı değildir, isterseniz doktorunuz tarafından daha kolay geçmesi için krem yazılabilir.

    Kılların dökülmesi; Kıların bir kısmı (kalın ve yüzeyel olanları) uygulama sırasında yanarak dışarı çıkar. Kökleri daha derin olan kılar ilerleyen günler içinde dökülecektir, siz bunları cımbız ile çektiğinizde tereyağından kıl çeker gibi gelir bunlar yanan kıllardır, çekebilirsiniz. Çektiğinizde kolayca gelmeyen kıllar yanmamış kıllardır. Büyüme döneminde olmayan kıllar lazerden etkilenmeyeceği için bu kıllar başka seanslara ihtiyaç gösterecektir. Kolayca gelmeyen kılları çekmeyin ki diğer seansta yakabileceğimiz kıl kökü kalabilsin.

    Lazer uygulamasından sonra büyüme dönemindeki kıllar yanar ve yok olur, dinlenme dönemindeki kılar lazerden etkilenmez. Dinlenme dönemindeki kıllarında büyüme dönemine geçmesi beklenip diğer seans yapılır bu yüzden birinci seanstan 4-5 hafta sonra ikinci seansa gelmezin gerekmektedir. Büyüme dönemindeki kılların oranı kişiden kişiye, mevsimle, hormonal nedenlerle çok değişiklik gösterdiği için seans sayılarında kişiden kişiye değişmektedir.

    Bir sonraki seansa gelene kadar kıllarınız uzar ise kesebilirsiniz (makas, jilet, tüy dökücü krem) ama cımbız, ağda gibi kılı kökünden alan yöntemleri uygulamayın ki bir sonraki seansta yakacak kıl kökü kalsın.

  • Botox  nedir?

    Botox nedir?

    Botox, botulinum toksin içeren bir ilaçtır. Botulinum toksini kasları geçici olarak felç eder. Kaslar hareket etmediği için üstünde kırışıklık olmaz. Böylece,mimik hareketlerinde bağlı kırışıklıkları yok etmek için kullanılır.

    Bu işlemin size hiç bir zararı yoktur. Genel dolaşıma katılmaz, botox yalnızca iğne yapılan yerde kalır.

    Botox tüm dünyada yıllardır, FDA onayıyla kullanılan bir tedavidir.

    İşlem öncesinde uyuşturucu krem sürülür ve çok ince iğneler kullanılır, bu şekilde uygulandığında, çok ağrılı bir yöntem değildir.

    İşlemden sonra hemen gündelik yaşantınıza dönebilirsiniz.

    Etkisi 2-3 gün sonra başlar, ortalama 4-6 ay sürer. Sonra etkisi geçer, kas hareketleri geri döner. Kırışıklıklar eski halini alır, kesinlikle daha kötü olmaz. Tekrarlayan uygulamalar etki süresini uzatır.

    Botoks’un kullanıldığı alanlar ;

    Göz kenarı (kaz yağı),

    Kaş ortası (kaş çatma çizgisi),

    Alın çizgileri,

    Dudak üstü çizgileri (sigara çizgileri),

    Burun üstündeki çizgiler ( tavşan burnu),

    Boyun çizgileri,

    Avuç içi ve koltuk altı (terleme tedavisi) .

  • Saçlarımızın sağlıklı uzamasında beslenmenin rolü

    Saçlarımız, günde ortalama 0,35 mm uzarlar. Dolayısıyla saçın uzayabilmesi için, saç kökünün kaloriye, proteinlere, eser element ve vitaminlere ihtiyaçı vardır. Saç gelişiminin hem kalitesi hem miktarı kişinin beslenmesiyle yakından ilişkilidir. Sağlıklı uzayan saçlar için protein, mineral ve vitaminlere ihtiyacımız vardır. Ancak, saçların gelişiminde besinlerin rolünden bahsedildiğinde, yoğun bir bilgi kirliliği ve yanlış inanışlarla karşılaşırız. Bazı destek ürünleri gereksiz yere tüketilerek, yarar sağlamadıkları gibi dengeleri de bozarak zararlı, toksik olabilirler.

    Peki sağlıklı, hızlı uzayan saçlar için ne yapabiliriz?

    İlk olarak yeterince kalori almalıyız. Saçların uzaması için saç köklerinin enerjiye ihtiyacı vardır. Bu nedenle sağlıksız diyet yapanlarda, günlük kalori alımı 1000 kilokalorinin altında olduğunda, saçlar incelir, kolay kırılır, uzaması azalır ve dökülme artar. Saç kökü, saç üretebilmek için enerjiye ihtiyaç duyar bu nedenle saçlarımızın sağlıklı uzaması için ihtiyacımız olan kaloriyi almamız gereklidir.

    Saçlarımızın, sağlıklı uzaması için almamız gereken diğer yapıtaşı proteindir. Saçın kimyasal yapısının %80’ni keratin adlı protein oluşturur. Dolayısıyla, Et, balık, yumurta gibi yiyeceklerin yeteri kadar tüketmek, saçların sağlıklı uzamasına katkı sağlar.

    Sağlıklı saç uzamasınını sağlayabilmek için en dikkat edilmesi gereken konu demir eksikliğidir. Çünkü, kadınlar arasında sık görülen bir sorundur. Sağlık saçlar için kandaki demirin yeterli olması yetmez demir depolarınında yeterli olması gerekir. İdeal saç gelişimi için ferritin düzeyinin 70 ng/ml olması önerilmektedir. Eğer bu düzeyin altında ise demir ilaçları kullanmak gerekmektedir.

    Çinko, Vitamin B12, Esansiyel yağ asitleri, (linoleik asit ve alfa-linoleik asit gibi) sağlıklı saçlar için gereklidir. Normal diyetle beslenen kişilerde eksikliği görülmez. Eksiklik olmaksızın bu ürünlerle yapılan desteğin herhangi bir fayda sağlamadığı gözlenmiştir. Fakat beslenme bozukluğu olan kişilerde, mutlaka tetkik edilmeli ve eksiklik varsa dışarıdan alımmalıdır.

    Saçlarımız daha hızlı uzaması için besin takviyesi olarak ne alalım?

    Sarı darı (millet) ekstresi; Sarı darı, içinde silisik asit, aminoasitler, vitamin ve mineraller bulunan doğal bir üründür. Sarı darı ekstresi, sistein, ve kalsiyum pantotenat içeren destek ürünleri saçlarımızın daha hızlı uzamasına katkı sağlayabilir.

    Soya; Proteinden zengin soya fasulyesinin saç gelişimine olumlu etkileri olduğu öne sürülmüştür.

    Selenyum; Selenyum, glutatyon peroksidazın önemli bir komponenti olan esansiyel bir eser elementtir. Saç uzamasına katkı sağlar. Fakat, normal şartlarda eksikliği görülmez. Ancak ileri beslenme bozukluğunda ve toprağın selenyumdan fakir olduğu bölgelerde selenyum eksikliği görülebilir. Selenyumun yüksek dozlarda intoksikasyona neden olabileceği, fazlasının da saç dökülmesi yapabileceği hatırlanmalıdır.