Kadınlarda erkek tipi saç dökülmesi demek başın orta üst bölgesinde saçın seyrekleşmesi,alının genişlemesidir.tıpda androgenetik alopesi olarak tanımlanır.Hormonal düzensizlik yoksa tedaviye topikal ilaçlar ile başlanır.Minoxidil %5 solüsyonlar ile iyi sonuçlar alınır.İleri seviyedeki hastalara topikal tedavi yanında sistemik ilaç olarak finasterid türevleri,androgen baskılayıcılar,steroid tedavileri,demir ilaçları kullanılır.Androgenetik alopeside saç mezoterapisinin faydası yoktur.Vitaminlerin faydası yetersizdir.Minoxidil solüsyonların etkisi 3.ayda ortaya çıkar.kullanıldığı sürece devam eder.6 aylık takiplerle alopesili hastalar kontrole çağrılır ve tedavi sonucuna göre ek tedaviler eklenir.Hormon dengesini bozan ilaçlar olmadığı için ilk kan tetkikinden sonra tahlile gerek yoktur.
Kategori: Dermatoloji
-

İncelmenin yeni yöntemi ( life-detox )

Yaşam şeklinizi, alışkanlıklarını değiştiriyor ve size yeni bir yaşam tarzı sunuyoruz. Dermatolog ve diyetisyen kontrolünde, çağın hastalığı olan obezite tedavisi, bölgesel incelme – sıkılaşma tedavileri ve detox tedavilerimiz uygulanmaktadır.
Life-detox ile zayıflayın, yaşamınız şekillensin!
Life-detox sistemi Dr. Eylem ACAR, ve ekibinin uyguladığı özel bir sistemdir. Bu sistemde yaşam şeklini değiştirme ve düzenleme esas alınarak vücut ve alışkanlıklar baz alınmakta ve adeta yaşam koçluğu yapılmaktadır. Kişinin tüm fiziksel aktivitesi, yaşam şekli, sosyal yaşamı, genel beslenmesi, iş yaşantısı göz önüne alınarak yaşam düzenlemeleri yapılmaktadır. Life-detox sisteminde kilo verme ve incelme adına kullanılan cihazlar ve sistemler vardır. Doktor ve diyetisyen gözetiminde yapılan özel detox tedaviler, yaşam şeklinizi değiştirmeye yönelik ya da kısa dönemli olarak uygulanabilmektedir. Özel tedavi yöntemlerimizle 1 ayda 6 kilo verebilir ve 2 beden incelebilirsiniz. Bu özel programlar dahilin de kişinin tamimiyle programına uyumu söz konusudur.
Ağrısız, bıçaksız, neştersiz bölgesel yağlanma tedavisi! Vücut kontur düzenleme!
Tamamen bitkisel bir ilacın enjeksiyonu olan yağ hücresini parçalayan Lipoliz işlemi Dermatolog Dr. Eylem ACAR tarafından uygulanmaktadır. Cerrahi bir işlem olmayan bu yöntem, Türkiye’ de az sayıda hekim tarafından uygulanmaktadır, 1995 yılında Brezilyada başlayan bu yöntem Avrupa ve ABD ‘de büyük ilgi görmektedir.
Bölgesel yağlanma kadın ve erkekte sıkça görülen ve genelde kilo verimi gerçekleşse bile hala bir sorun olarak kişiyle yaşayan bir problemdir. Bu sistemde amacımız kişiyi doğru beslenme düzeni ile zayıflatırken aynı zamanda lokal yağlanmaların söz konusu olduğu bölgelerde incelmeyi daha belirgin kılabilmektir. Bu yöntem kilo verme yöntemi değildir, incelme ve vücut düzenleme yöntemidir.
Titreşimle göz alıcı sıkılıkta bir vücuda sahip olun!
Tüm dünyada kullanılan, dünyaca ünlü mucizevî cihaz (power plate) yüksek titreşimle çalışan ve bu titreşime karşı direnç göstermenizle vücut şekil ve kas kitlesinde ciddi değişiklere neden olan aktivite ve spor cihazıdır. Fitness ya da diğer spor aktiviteleriyle sağlayamayacağınız bir zindelik, sıkılaşma ve esneklik sağlayan cihaz selülit tedavisinde de kullanılmaktadır. Kan dolaşımını hızlandırdığı için Amerika’ dan detox ödülü almış olan cihaz kliniğimizde özel tedavilerimiz içerisinde ya da tek başına uygulanmaktadır. Gebelik sonrası vücuttaki deformasyonlar, popo düşüklüğü, meme sarkıklığı, kollarda bacaklarda yumuşama gibi birçok vücut deformasyonunda kullanılmaktadır.
İnfrared ve radyo frekansı ile incelin ve selülitlerinizden kurtulun!
Vakum, mekanik masaj, infrared ve bi-polar radyo frenkansı gibi 4 etkili sistemi birlikte kullanan vellasmooth cihazı ile bölgesel incelme- sıkılaşma sağlanmaktadır. Dolaşım hızlandırılır, yağ hücrelerinin metabolik parçalanması sağlanır, lenf drenaj ve ciltte sıkılaşma görülür.
FDA onayı olan bu sistemde santim bazında incelmeler elde edilmektedir. Aynı zamanda bu sistemde kas ağrılarında da hafifleme görülebilmektedir.
-
Lazer ile epilasyon
Modern teknolojinin tıbba en büyük katkılarından biri belki de lazer ışınlarının kullanımını, tedavilerin emrine sunması oldu. 1960’lı yıllardan buyana kullanılan lazer teknolojilerinin gelişmesi ve daha güvenli hale gelmesiyle birlikte tıp dünyasında da yeni bir çağ açıldı. Epilasyon, damarsal lezyonlar, lekeler, sivilceler ve kırışıklık gibi pek çok sorun, lazer ışınlarıyla acısız ve zahmetsiz giderilebiliyor. Sonrasında hastanın sosyal hayata dönmesi çok kısa sürede olabiliyor. Yeter ki doğru uzmana ve merkeze başvurulabilsin…
Lazer terimi aslında kelimelerinden oluşmuş bir kavramdır. Ve uyarılmış radyasyonun yoğunlaşmasıyla güçlendirilmiş bir ışık demetini yansıtmaktadır. Bu ışık demeti tek renkli, düz ve enerji taşımaktadır.
Bu güçlü ışık demeti sayesinde çevre dokular korunarak, tüylerin yok edilmesi ile kalıcı epilasyon sağlanmakta ve pürüzsüz, yumuşak bir tene sahip olunabilmektedir.
Ancak bir seansta tüm kılların ışığı aynı şekilde emerek köke ulaştırmaları mümkün değildir. Çünkü kıllar da vücudumuzun her hücresinde olduğu fiziksel bir döngü içindedir. Büyüme (anagen), dinlenme (telogen) ve dökülme (katagen) evreleri şeklinde kılların üç döngüsü bulunmaktadır. Lazer ışığı kılların büyüme (anagen) evresine etkilidir. Bu sebepten lazer epilasyon ile istemediğimiz kıllardan ancak birkaç seansta kurtulmak mümkün olur. Eğer bir kıl büyüme evresinde iken lazer uygulanırsa onun o seansta kalıcı olarak yok olması mümkündür. Bu nedenle seanslar arasında bir ila iki ay gibi süreler öngörülür. Büyüme evresinde bulunmayan bir kıla lazer uygulaması yapılır ise kıl adeta tütsülenir ve ışığı kıl köküne ulaştırma görevini tamamlayamaz. Seanslara düzenli olarak gelinildiğinde lazer epilasyonun günümüzün en başarılı uygulaması olduğunu fark etmeniz mümkün olacaktır.
Seanslar, kılların yerleştiği yere ve kişinin genetik özelliklerine göre değişmekle birlikte ortalama 1-2 ay aralıklarla ve 3 ila 8 seans epilasyon yaptırılması gerekebilir. Cilt üzerinde 0,5 cm uzunluğuna erişmiş olan kıllar daha fazla uzaması beklenmeden önceki seansla da arasında en az 1 ay varsa epilasyon zamanı için uygundur. Lazerli epilasyonu 13 yaşından büyük olan, kıl yapısı uygun, kıl rengi ile ten rengi arasında belirgin farkı olan ve ışığa karşı aşırı duyarlılığı olmayan herkes yaptırabilir. Sağlığa herhangi bir zararı olmayan lazer ışınlarının hedefi kıllar olup, çevre dokulara zarar vermemektedir. Olabilecek en kötü yan etkisi kalıcı olmayan lekeler olup bu durumun da tedavisi mümkündür.
Lazer epilasyon işlemi boyunca kılların cımbızla veya iple alınması doğru değildir. Bu yöntem kıl köklerini incelterek kılların lazere duyarlılığını azaltmaktadır. Ayrıca güneş banyosu ve solaryumu takiben 48-72 saat içinde lazer epilasyon yapılmamalı ve işlem sonrası birkaç hafta solaryum veya güneş ışınlarına maruz kalınmamalıdır. Lazer epilasyon sırasında kıl kökünün ısıtılması ve bu şekilde yok edilmesi hedeflenir. Bu ısıtma işlemi sırasında cildi korumak çok önemlidir. Cildin üst tabakasına zarar vermeden bu işlemi yapabilmek için soğutucu başlıklar kullanılmaktadır.
-
Saç dökülmesi tedavisi
Kliniğimizde saç dökülmesi tedavisinde ve saçların daha güçlü daha sağlıklı olmasını sağlayan ETG teknolojisi de kullanılmaktadır..
ETG teknolojisi, gelişen tıp ve teknolojinin saç dökülmesi problemine çözüm arayan herkese bir armağanıdır. Çağımızın en yaygın problemlerinden olan saç dökülmesinin durdurulması ve saçların canlanmasında son derece etkili olan son dönem tedavisi ETG teknolojisi, dermatolojik anlamda devrim sayılabilecek bir buluştur. ETG; Elektrostimülasyonla saç dökülmesini engelleme, dökülen saçların geri kazanımında kullanılabilen bir terimdir.
Elektrostimülasyon çok uzun zamandır tıpta kullanılan bir yöntemdir. Kalp ritminin normalleştirilmesi, duran kalbin elektrik şoku ile çalıştırılması, şizofrenide elktroşok tedavisi, ağrı gidermede kullanımı, fizik tedavi amaçlı, yara iyileştirmede, iontoferez ile terleme tedavisi, galvanoterapi gibi alanlarda elektrostimülasyon etkin olarak kullanılmaktadır.
ETG tedavisinin etki mekanizması, hücre içi ve hücreler arası iyon transferidir. ETG cihazı bir koltuk üzerine monte edilmiş yarı sferik bir başlık ve bu başlığın içerisinde deri ile direk teması olmayan elektrotlar ve bir kontrol panelinden oluşmaktadır. Başlık içersinde düşük yoğunluklu ve düşük tekrarlama hızı olan elektrik alan oluşur. Bu elektrik alanı, küçük doku penetrasyonu ile kafa derisini uyarmak amacıyla kullanılan düşük frekanslı ve düşük yoğunluklu minik vuruş darbeleriyle oluşturuluyor. Bu elektrik alandan deriye pasif olarak elektromanyetik akım geçişi olur. Bu enerjinin işlevi ise şudur; vücuttaki kemiklerin gelişim ve onarımında etkin olan büyüme faktörünün salgılanmasını sağlayan bu enerji, benzer bir mekanizma ile saçtaki kıl foliküllerindeki büyüme faktörünü de harekete geçirmektedir.
British Columbia üniversitesi, tıp fakültesi dermatoloji AB’da yapılan klinik araştırmalar sonucunda, deneklerde saç dökülmesinin %96.7 oranında durduğu görülmüştür.
Ayrıca 36 hafta boyunca düzenli olarak uygulanan ETG puslu (düşük seviyeli) elektrik alanının saçın tekrar çıkması üzerindeki olumlu biyolojik etkileri görülmüştür.Bu yöntem saçlı deride büyüme faktörlerini arttırıcı, hücreler arası ve hücre içi kalsiyum ve magnezyum gibi maddelerin geçişini kolaylaştırarak saç metabolizmasını etkiler. Bu sayede saç dökülmesini önler ve hatta saçı geri kazandırır.
Tedaviye Yanıt süresi:
Haftada bir-iki, 12 dakika. Hastanın genetik geçmişi ile tedavi sırasındaki saçsızlık oranına bağlı olarak 6 ila 12 hafta içinde hasta tedaviye olumlu yanıt verir.
Endikasyonları:
– Androgenetikalopesi
– Androjenik alopesi
– Alopesi areata
– Kanser kemoterapisi ile
– Saç transplantasyonu sonrası
– Saç sağlığını güçlendirmeKontrendikasyonları:
– Hamilelik
– Kalp pili kullanımı
– Kranial metal protezi olanlar.Bir tedavi şekli olarak tatminkarlığı:
Hasta tatminkarlığı:
– Ağrısız olmasıdır. İşlem sırasında ETG cihazının başlığı ile kafa derisi birbirine direkt temas etmiyor ve sadece iletim yoluyla gerçekleşen tedavi hastalara hiç bir sıkıntı vermiyor.– Hastalarda gözle görülen veya görülmeyen hiç bir yan etkisi yok.
– Hasta tedaviden sonra normal hayatına devam edebilir.
– Kısa süren seanslar ile hastalar fazla zamana gereksinim duymazlar.
– Diğer tedavilere göre başarı oranı çok yüksektir.Hekim tatmini:
– Klinik sonuçlara dayanmaktadır.
– Resmi onaylıdır. Beş resmi sertifikaya sahiptir.
– Uygulama güvenlidir Bu tedavinin güvenilirliği son derece üst düzeydedir. Öyle ki 1 dakikalık cep telefonu ile konuştuğumuzda maruz kaldığımız enerjinin 50.000 de 1’inden daha az bir manyetik alan etkisinde kalınmakta dolayısı ile hiçbir yan etkisi yoktur.
– Cerrahi bir girişim değildir.
– Hasta konforu ön plandadır. -
Saç dökülmesi nedenleri
Saç, kişilerin fiziksel görünümlerinin önemli bir kısmını oluşturur. Bazı insanlarda saç dökülmesine bağlı dış görünüm ile olumsuz düşünceler, psikolojik sorunlar oluşturmakta, yaşam kalitesini etkilemektedir.
Saç kaybının en sık sebebi androgenetik alopesi denen erkek tipi saç dökülmesidir. Burada kelliğe yatkın kıl yuvalarında erkeklik hormonunun tetiklediği bir küçülme vardır. Kadın ve erkeklerde her iki cinsde de görülebilir. Ancak farklı tarzlarda ve klinik görüntüde olur.
Kadınlarda saç dökülmesi ergenlik döneminden sonra herhangi bir zamanda görülebilir. Fakat genellikle doğumdan sonra, menapoz döneminde daha da belirginleşir. Bazı kişilerde yaygın saç dökülmesi, tüm saçlı deride saç yoğunluğunun azalmasına neden olabilir. Ancak çoğu olguda tam bir kellikle sonuçlanmaz. Erkeklerde androgenetik alopesi, alın saç çizgisinden başlar, tepe bölgesindeki saçlarda incelme ortaya çıkar.
Her ne kadar saç dökülmesinin nedeni, belirgin bir genetik geçişe bağlanıyor olsa da saç dökülmesinin en sık nedenleri:
-Endokrin Hastalıklar: Tiroid bezi hastalıkları (Hipo/hipertiroidi), doğum sonrası dönemi, menapoz ve menapoz sonrası dönemi, gebelik, diabet (şeker hastalığı)
-Beslenme bozuklukları: Biotin, demir, protein, çinko eksikliği, kalori kısıtlayıcı diyetler.
-İlaçlar: Doğum kontrol hapları, aşırı A vitamini, bazı mantar ilaçları, antikuagülanlar, interferon, lityum, retinoidler vb.-Anemi,
-Cerrahi işlemler,
-Sistemik hastalıklar (kanserler, karaciğer hastalıkları, enfeksiyon hastalıkları vb.)
-Mekanik işlemler: Sık fön, kötü fırçalama, çekme yapacak şekilde saç toplama)
-Kimyasal işlemler(uygunsuz şampuan, boya, perma, renk açma işlemleri)
-Psikolojik stres,
-Deniz suyu, güneş ışınları, havuz sularındaki klor saç yapısına zarar verir.Sağlıklı saç yumuşak, parlak ve etrafını sıkıca saran keratin tabakası nedeniyle kolay şekil alır. Çeşitli nedenlerle hasar görmüş saç kendi haline bırakılırsa bu hasar yavaş yavaş birikir ve saç dökülür. Ardından saçın doğal döngüsünde yerine tekrar yeni saç gelir. Saçın normalde biraz hasar görmesi kaçınılmazdır. Fakat düzenli saç bakımı ve saç kozmetiklerinin uygun şekilde kullanılması bu hasarın azaltılmasına yardımcı olur. Ancak gerektiğinde bir dermatologa mutlaka danışılmalı.
Sadece saç dökülmesi değil, saçta kırıklar, kuruma veya fazla yağlanmalar, saç uçlarında ayrılmalar, saçın parlaklığının azalması vb. sorunlar saçta ciddi hastalıkların hatta bazen sistemik hastalıkların bir belirtisi olabilir.
Normal saçın bakımı
Saç kılı, keratin adı verilen moleküllerin sıkı bağlarla birbirine yapışarak oluşturduğu, çok katmanlı oldukça karışık bir biyolojik yapıdır. Keratin molekülleri içinde sistein, serin, ve arginin gibi bir çok aminoasit vardır. Saçın yapısında keratin proteinlerinden başka yağlar ve %20 oranında su vardır. Biyolojik bir yapı olan kılın yapısını, uzamasını ve gelişimini beslenme, özellikle protein ve vitaminlerin besinlerle yeterli miktarda alınması, hormonlar etkiler. Normal saçın bakımı için ön koşul protein ve vitamin gereksinimini karşılayan düzenli bir beslenme ve genel sağlık kurallarına uygun yaşam tarzıdır. Sigara kullanımının genel sağlığa zararının yanı sıra saç sağlığına da zararları bilinmektedir.
Saç temizliği için, keratin yapısını bozmayacak sıcaklıkta su kullanılmalı. Deri pH sı ile şampuanlar kullanılmalı. Şampuan süresi bir iki dakikayı geçmemelidir. Saçlar kurutulurken ılık hava kullanılmalı. Uzun, dalgalı veya boya nedeni ile sertleşmiş saçlarda saç kremi uygulamaları saç yüzeyinde kayganlık sağlar saç yüzeyindeki kırılmaları azaltır.
Sağlıklı saç parlaktır, görünümü düzgündür ve kolay şekil alır. Genetik faktörler, yaş, kozmetik uygulamalar, beslenme bozukluğu, stres ve hormonal dengenin bozulması gibi durumlarda saç sağlığını kaybedebilir.
Kuru saç nedenleri ve bakımı
Kuru saç, normal parlaklık ve yapısını devam ettirmek için yeterli nem ve yağ içeriği olmayan saçları tanımlamak için kullanılır. Saçları gereğinden fazla yıkama, sert deterjanlar, kuru veya farklı çevre, uygun olmayan diyet veya altta yatan bir takım hastalıklar nedeniyle kuru saçlar oluşabilir.
En sık nedenleri:
– Sık yıkama, sert deterjanlar veya alkol, sık kurutma
– Çevresel kuruluk
– Uzun süren dengesiz diyetler
– Hipotiroidi,
– Hipoparatiroidi
– Bazı ilaçlara bağlı olarakKuru saç bakımı:
-Saçlar daha az yıkanmalı (haftada bir veya iki kez)
-Gerekirse saç kremi eklenmeli
-Sık saç kurutma makinesi ve sert fırçalama işlemlerinden kaçınılmalı.Yağlı saç nedenleri ve bakımı
Saçlar her zaman güzelliğin sembolü olmuştur. Saç yağlanması da çoğu insan için bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Çabuk yağlanan saçlar kirlilik hissi yanında görünümü da olumsuz etkiler.
Saçlı Deri Yağlanmasını Azaltmak İçin Uygulanabilecek Yöntemler:
– Saçlar günde bir kez yıkanmalı. Şampuanlar 5 dakika süreyle saçlı deride köpürtülerek bırakılmalı.
– Şampuanlama sırasında masaj yapılabilir. Böylece daha fazla yağ saçtan uzaklaştırılmış olur.– Temizleyici şampuanlar, formülünde alkol olanlar tercih edilmelidir.
– Saçlar çok sık taranmamalı ve fırçalanmamalıdır.
– Saç kurutma işlemi çok sıcak hava ile yapılmamalı.
– Stresten uzaklaşmak gerekir -

Hamilelikte cilt bakımı

Hamilelik süresince de güneşten korunmaya özen göstermek gerekir. Sürekli güneşten koruyucu kullanın. Güneş ultraviyole A (UVA) ve ultraviyole B (UVB) ışınları yayar. Günümüzde UVA ve UVB’nin erken deri yaşlanması, leke oluşumu, ve hatta deri kanserlerine sebep olduğu bilinmektedir. Gün içi normal hayatta bile farkına varmadan sürekli ultraviyole ısınlarına maruz kalırız. Örneğin camdan UVA ışınları rahatlıkla geçmektedir. Hamilelikte hormonların etkisi ile cilt hassaslaşır ve lekelenmeye meyilli hale gelir. Bu yüzden her gün, düzenli olarak dışarı çıkmadan yarım saat önce en az 20 faktörlü bir güneşten koruyucu krem kullanılmalıdır. Ayrıca sokağa çıkmadan önce ve uzun sure güneşli ortamda kalınacağı zamanlarda güneşten koruyucu ürün üç veya dört saatte bir tekrar sürülmelidir. Havuz ve denize girdikten sonra tekrar sürmeye özen gösterilmelidir. Güneşten koruyucu ürün hem UVA hem de UVB’ye etkili , en az 20 faktörlü olmalıdır. Sivilce ve ciltte yağlanma şikayeti olanlar özellikle yağsız (oil_free) güneşten koruyucu kullanmalıdırlar Yüz temizliği düzenli yapılmalıdır. Çünkü bazı hamilelerde cilt daha yağlı hale gelir. Eğer düzenli temizlenmezse gözenekler tıkanarak sivilce artısı olabilir. Bazen de hamilelerde cilt kuruluğu olabilir. Uygun olmayan temizleyici ürünler ciltte tahrişlere veya alerjik reaksiyonlara sebep olabilir. Hamile kadınlarda cilt günde bir veya iki kez temizlenmelidir. Temizleyici ürün cilt yapısına uygun olmalıdır. Yağlı ve karma ciltler köpük veya jel seklindeki temizleyici ürünleri kullanabilirler. Bu ürünler aşırı kurutucu olmamalıdırlar. Çok kuru ve hassas ciltler ise cilt yapılarına uygun jel, köpük veya süt seklindeki ürünleri kullanabilirler.
Nemlendirici kullanımı da çok önemlidir. Hamilelik döneminde bazı ciltler yağlanırken bazılarında kuruluk oluşabilir. Yağlı ciltler yağ içermeyen oil-free ibareli krem ya da losyonlar kullanmalıdırlar. Kuru ve hassa ciltler cilt tiplerine uygun ürün kullanmalıdır. Sabah nemlendirici olarak güneşten korucu ürün de tek başına kullanılabilir veya nemlendirici üzerine uygulanabilir. Nemlendirici kullanım sıklığı cildin ihtiyacına ve dış etkenlere göre değişir. Günde iki kez veya da sık kullanılabilir.
Hamile kadınlarda aşırı terleme nedeniyle banyo ihtiyacı artar. Banyo her gün veya hafta da en az üç kez yapılabilir. Terleme ve kilo artısı nedeniyle kasık, göğüs altı ve koltuk altı gibi kıvrım bölgelerinde pişik, isilik veya mantar olmaması için banyodan sonra iyi kurulanılmalıdır. Ayrıca kıvrım bölgeleri pudralanabilir veya hafif bir krem sürülebilir. Cilt kuruluğundan yakınanlar için hafif bir vücut losyonu uygun olabilir.
Hamilelikte ciltte çatlak oluşmaması için alınabilecek önlemler ne yazık ki kısıtlıdır. Masaj veya cilt yağı gibi ürünlerin kullanımı faydalı olabilir. Cildin aşırı gerilmesi cilt çatlağının sebeplerinden biridir. Bu yüzden aşırı kilo alınmamasına özen gösterilmelidir. Cilt çatlağına faydalı olduğu belirtilen kremleri doktor gözetimi altında hamileliğin üçüncü ayından sonra başlayabilirsiniz. Doğumdan sonra emzirme olmadığı dönemde cilt çatlağı dermatolog tarafından tedavi edilebilir. Tedavi erken dönemde başlanırsa yüz güldürücü olabilir. Tedavide retinoik asitli kremler, meyve asitli kremler, vitamin enjeksiyonları ve lazer uygulamaları kullanılmaktadır.
Hamilelik döneminde varis ve kılcal damar artısına meyil vardır. Ailesinde varis ve kılcal damar öyküsü olanlar, hamilelik öncesi bu tür şikayeti olanlar ve ayakta uzun sure kalması gereken mesleği olanlar dikkatli olmalıdırlar. Varis ve kılcal damar oluşumuna eğilimli olan kişilerin varis çorabı giymesi uygun olacaktır. Hamileler için özel üretilen varis çorapları mevcuttur. Her sabah yataktan kalkmadan önce giyilmelidir. Bacak kaslarını kuvvetlendirmek ve kas hareketlerinin damarlar üzerine masaj yapıcı etkisinden yararlanmak için yürüyüş çok faydalıdır. Günde en az bir kez, 30 dakika kadar bacakları kalp hizasının üstünde uzatarak dinlendirilmelidir. Doğumdan sonra varis ve kılcal damarların bir kısmında gerileme olur. İyileşmeyenler lazer, skleroterapi veya ameliyat yöntemleriyle tedavi edilebilir
Gebelikte görülebilen deri değişikliklerinin büyük bir kısmı hormonların vücuttaki etkilerine bağlıdır. Bu değişiklikler çoğu kez hastalık değil normal değişikliklerdir. Bunların bir kısmı kalıcı olabilirken, bir kısmı doğumdan sonra geriler.
-

Gebelikte deri değişiklikleri

Gebelikte görülebilen deri değişikliklerinin büyük bir kısmı hormonların vücuttaki etkilerine bağlıdır. Bu değişiklikler çoğu kez hastalık değil normal değişikliklerdir. Bunların bir kısmı kalıcı olabilirken, bir kısmı doğumdan sonra geriler.
Saç ve tırnak değişiklikleri
Saç değişiklikleri; Anagen evre dediğimiz saçların gelişip olgunlaştığı evre gebelikte daha uzun olduğu için, saçlar hamilelik esnasında genellikle gürleşir ve saç kalitesi artar. Ancak doğumdan 1-2 ay sonra saç dinlenme fazına (telojen dönem) girer ve saç dökülmesi baslar. Dökülme dönemi doğumdan sonraki 8-15 aya kadar devam edebilir. Ayrıca birçok kadında yüz, koltuk altı ve bacak tüylerinde koyulaşma olur.
Tırnak değişiklikleri; tırnakta yumuşama, kolay kırılma tırnağın boşalması ve tırnak batıkları seklinde görülebilir. Özellikle ayakta ödem olması nedeniyle hamileliğin son aylarında ve doğum sonrasında batık tırnak olasılığı artar.
Deride renk değişiklikleri
Özellikle yüz bölgesinde yanak, alın veya dudak üstünde düzensiz sınırlı kahverengi lekeler oluşabilir. Bu lekeler melazma olarak adlandırılır. Hamile kadınların neredeyse yarısında görülebilir. Özellikle koyu tenli kişilerde daha sıktır. Güneşten uygun şekilde korunmama deride lekelenmeyi artırır. Genellikle hamilelik lekeleri doğum sonrası kaybolur veya hafifler. Ancak bazen kalıcı da olabilir.
Hamilelerde göğüs uçları, koltuk altları, genital bölge, uyluk iç yan yüzü ve karın bölgesinin deri rengi koyulaşabilir. Çok sık görülen bu değişiklik tıp dilinde hiperpigmentasyon olarak adlandırılır. Yüksek miktarda östrojen, progesteron ve MSH hormonları bu deri koyuluğunun sebebidir. Özellikle MSH adlı hormon, derinin pigment üreten melanosit adı verilen hücrelerinin daha fazla melanin denilen maddeyi salgılamasını sağlayarak bu etkiyi yapar. Derideki benlerde ve çillerde artış ve renklerinde koyulaşma gözlemlenebilir. Boyun ve koltuk altında et benlerinde büyüme sayısal artış olabilir.
Ter bezi ve yağ bezi değişiklikleri
Hamilelerde vücutta ter salgılanması artar. Ancak tersine avuç içi terlemesi azalır. Tiroid aktivitesi artması ter salgılanmasını artırmaktadır. Bu yüzden hamilelerde aşırı terleme ve isilik (ter bezi tıkanıklığı ) şikayeti olabilir. Yağ salgılanması azalması nedeniyle halk arasında köpek memesi adı verilen büklüm yerlerinin iltihaplanması ile seyreden hidradenitis suppürativa gibi hastalıklar hafifleyebilir. Akne yani sivilce şikayeti hamilelerde değişkenlik gösterir. Bazı kişilerde sivilce şikayeti artarken bazılarında ise azalır.
Sitria distensea (deri çatlağı)
En sık görülen değişikliklerden biri deri çatlaklarıdır. Tıp dilinde stria distensa veya stria gravidarum olarak adlandırılır. Deri çatlakları hamile kadınların %90’ında görülebilir. Hamileliğin altıncı veya yedinci ayında ortaya çıkar. Kırmızı veya pembe rengi çizgisel çökük izler şeklindedir. Kaşıntı ve yanma şikayeti olabilir. Doğumdan sonra deri çatlaklarının rengi beyazlaşır. Deri çatlağı sırasıyla en sık karın, göğüs ve uylukta görülür. Deride çatlak oluşma nedenleri çeşitlidir. Genetik eğilim mevcuttur. Annesinde deri çatlağı olan birinde deri çatlağı ihtimali daha yüksektir. Ayrıca östrojen, ACTH adlı hormonlar ve derinin gerilmesi de deri çatlağı sebeplerindendir.
Kan damarı değişiklikleri
Gebelik süresince damarsal lezyonlar çoğalır. Spider anjiom olarak adlandırılan küçük kılcal damarlar hamileliğin ikinci ile beşinci ayında ortaya çıkar. En sık yüz ve avuç içinde görülür. Doğumdan sonra kılcal damarların %75’i geriler. Östrojen artısı spider anjiom en önemli nedenidir. Avuç içlerinin kırmızı renk alması palmar eritem olarak adlandırılır. Beyaz ırkın üçte ikisinde siyahların üçte birinde görülür. Avuç içindeki bu kızarıklık hamileliğin ilk ayında baslar doğumdan bir hafta sonra geriler. Her iki durumda da güneşten korunmaya dikkat edilmeli, güneş koruyucu ajan kullanılmalıdır.Varisler
Hamilelerin %40’ında varis oluşabilir. Genetik yatkınlık önemli bir faktördür. Ayrıca hormonlara bağlı damar değişikleri ve bebeğin kan damarlarına yaptığı basınç varis oluşumuna zemin hazırlar. Hamilelik döneminde bacaklarda kılcal damar artısı görülür. Hamilelerde aynı mekanizma ile damarların genişlemesi sonucunda hemoroid oluşumuna yol açabilir.Hamilelerde şişkinlik (ödem) şikayeti olabilir. Ödem bacaklarda, yüz ve ellerde görülebilir. Hamilelerde vurma çarpma olmaksızın bacaklarda mor lekeler oluşabilir. Bütün bunların nedeni hormonların damar duvarında yaptığı değişikliklerdir. Ayrıca yüzde kızarıklık, sıcak-soğuk, basmaları ve ürtiker (kurdeşen) gibi şikayetler görülebilir.
-
Ozon terapi!
Ozon terapi doku ve hücrelere ihtiyacı olan oksijeni en etkili şekilde sağlayan ve toksinleri yok eden bilinen en güçlü tedavidir Hepimiz biliyoruz ki; Sadece nefes almak, artık vücudumuza yeterli oksijeni sağlamıyor. Vücudumuz sürekli olarak, havamızdaki, suyumuzdaki ve yiyeceklerdeki toksinler tarafından kirletiliyor. Şehirlerimizdeki oksijen miktarı %21’in çok altında ve düşmeye devam ediyor. Sigara kullanımı, stres, hareketsiz yaşam, sağlıksız beslenme gibi durumlar da eklenince vücudumuzda toksinlerin birikimi ve oksijen eksikliği artar. Bu da kronik yorgunluğa, erken yaşlanmaya, hastalıklara ve kansere zemin hazırlar. Yeterli oksijenlenmeyi sağlamak için nefes almaktan daha fazla şey yapmak zorunda kalabiliriz Ozon terapinin eşsiz mucizesi sayesinde stresten tamamen kurtulabilir, performansınızı yükseltebilirsiniz.
Özetlemek gerekirse; Ozon terapi sağlık ve estetik açısından gerçek anlamda bir hazinedir.
Ozon buhar kabini ve etkisi
Tek kişilik kullanım için yapılmış özel saunalardır. Hastanın başı dışında tüm bedeni içinde kalacak şekilde kapaklı küçük bir odacıktır. Sıcak buhar ile birlikte ozon verilir. Deri ile temas eden ozon ciltteki gözeneklerden emilir. Bu amaçla kullanılacak ozon saf oksijenden elde edilebileceği gibi soluduğumuz ortam havasından da elde edilerek ozon hava karışımı olarak da uygulanabilir. Yaklaşık 15 – 20 dakika süren bir tedavidir. Bu tedavi hastaya yaklaşık 400 – 500 kcal enerji kaybettirir. Bu nedenle uygulama sonrası bir süre dinlenme gereksinmesi doğabilir. Tedaviden sonra duş alınması önerilmez. Kurulanıp, günlük giysiler giyildikten sonra normal yaşantıya devam edilebilir.
Ozon terapi vücutta iyileşmeyi hızlandırır, hastalıklara sebep olan mikroorganizmaları ve toksinleri yok eder. Böylece vücudu toksinlerden arınmasına yardımcı olabilmektedir.Ozon sauna terapinin yararları
” Laktik asit üretimini indirgeyerek kasları gevşetir ve serbest bırakır.
” Toksinleri okside ederek kolayca elimine edilmelerini sağlar.
” Kan dolaşımını hızlandırır, zedelenmiş adalelerin daha kolay onarılmasına yardımcı olur.
” Periferal kan dolaşım yolları vazodilatasyonunu stimüle ederek ağrıları dindirir.” Cildi temizler, yumuşatır ve gençleştirir.
” Hücre solunumunu normalize eder.
” Kronik yorgunluk ve çevresel hastalıklara karşı yardımcı olur.
” Bağışıklık sistemini stimüle eder. -
Aşırı terlemeye etkin çözüm ( botox )
Terleme insanlarda doğal olarak görülürken, aşırı terleme çok büyük sorunlar yaratabiliyor. Özellikle ter bezlerinin fazla çalışmasına bağlı olarak deri yüzeyine salınan terin artması sonucu, kişide gündelik yaşamı etkileyecek derecede fazla ve rahatsız edici terleme görülebiliyor. Kişinin yaşam kalitesi olumsuz bir şekilde etkileniyor.
Aşırı terlemenin nedenleri
Ter miktarı kişiden kişiye göre değişebildiği için aşırı terlemenin tanısı ve değerlendirmesi çoğu kez zordur. Terin salgılanması insanlarda sinir sisteminin çalışması ile doğru orantılı olup, aşırı terleme toplumun yüzde 1’inde karşılaşılan bir sorundur.
Aşırı terlemenin en önemli nedenleri arasında stres, değişik uyaran ilaçlar (insülin), tiroid bezinin aşırı çalışması, böbrek üstü bezinde görülen hastalıklar, menopoz, hipoglisemi, şişmanlık, bazı kanserlerin tedavisinde kullanılan ilaçlar ve hormonlar yer alır. Sistemik hastalıklardan diyabete, kalp yetmez-liğinden karsinoid sendroma kadar pek çok sağlık sorunu da terleme yapabilir. Pratikte en çok görülen terleme şekli; strese bağlı olan ve özellikle avuç içi, ayak tabanı, koltuk altı ve daha az olarak da yüz ve kasıkta terleme yapan tiptir.
Terleme olan bölgelerde bakteri üremesi kolaylaşacağı için aşırı terleme kokuya da neden olur ve kişinin fiziksel ve sosyal hayatını negatif yönde etkiler. Bu gibi durumlar özellikle ellerde, ayak tabanında, yüzde ve gövdede oluşabilir ve kişinin terlemesi ile stres arasında kısa bir denge oluşur. Stres durumu ile birlikte bu bölgelerde hızlı bir terleme gözlenir.
Terleme nedenlerinin saptanması
Terleme tedavisine başlamadan önce ilk aşamada terlemenin nedenleri araştırılır. Kişide kilo problemi olup olmadığı incelenir. Uzun süreli geçirdiği herhangi bir rahatsızlık olup olmadığı, menopoz döneminde olup olmadığı, tiroid bezi veya böbrek üstü bezi ile ilgili herhangi bir problemi olup olmadığı araştırılır. Sorun saptanamadığı durumlarda sempatik sinirlerin doğuştan aşırı çalıştığı düşünülür. Bu soruna karşı çok değişik tedavi şekilleri uygulanabilir:
1-Hastanın beyaz renkli, hafif, pamuk elyaf içeren giysiler ve çoraplar giyilmesi tavsiye edilir.
2-Bölgeye yönelik kurutucu pudra ve solüsyonlar kullanılması tavsiye edilir. Pudralar nemi alıp, bölgenin kurumasını sağlayabilir ve antiseptik ilaçlar ikinci enfeksiyonun yerleşmesini engelleyebilir.
3- İyontoforez: Özellikle ellerdeki, ayaklardaki ve koltuk altı bölgesindeki aşırı terlemede kullanılan bir yöntemdir. Sık tekrarlanması gereken bu yöntemle, bölgesel, hafif ve orta derecede terlemesi olan hastalarda oldukça iyi cevap alınıp, 1 – 3 aylık iyileşme dönemleri sağlanabilir.
4- Botox tedavisi: Özellikle el içi, ayak tabanı ve koltuk altı terlemesinde kullanılan bir ilaçtır. Bu yöntem ter bezlerini çalıştıran sinirlerin faaliyetlerini azaltarak terlemeyi birkaç kat azaltır ve ortalama etki süresi 8-10 aydır.
Botox en etkili yöntem
Botox uygulaması aşırı terleme tedavisinde en etkili yöntemdir. “Tıpta birçok alanda mucizevi tedaviler sağlayan botox, terleme tedavisinde de başarılı sonuçlar vermektedir. El içlerindeki, ayak tabanlarındaki ve koltuk altlarındaki terleme çağlardan beri hem kadınlarda hem de erkeklerde, her zaman büyük sorunlar yaratmasına rağmen, tedavi seçenekleri oldukça kısıtlı.
Uzun süreli etki…
Son 15 yılda estetikte “çağın mucizesi” olarak tanımlanan botox sayesinde, hem yüzdeki sevimsiz, zamanın acımasız izleri geçirilirken hem de tikler, nörolojik vakalar ve özellikle yüksek teknolojinin bile tedavi sağlayamadığı aşırı terleme tedavi edilerek, başarılı sonuçlar sağlanıyor.
Özetlemek gerekirse; göz çevresi, alın ve kaş ortasındaki kırışıklıkları gideren botox, aşırı terleme ve ter kokusunun rahatsız edici durumundan da kurtarıyor. Kadın ve erkeklerde kolaylıkla uygulanabilecek bu yöntem ortalama 15-30 dakika içindeki yapılan pratik bir uygulama ile çok uzun bir süre boyunca rahat etmenizi sağlıyor.
Nasıl uygulanıyor?
El içi, ayak tabanı ve koltuk altındaki terlemeye karşı botox uygulamaları oldukça pratik bir şekilde uygulanıyor. “Problem olan bölgede ilk aşamada gerçekten terleyen bölge, testler ile tespit edilir, daha sonraki aşamada bölgeye anestezi niteliği taşıyan kremler tatbik edilir ve 15 dakika beklettikten sonra uygulamaya başlanır.
Son derece ince uçlu (insülin enjektörü) iğne vasıtasıyla problemli olan bölge içine botox ilacı enjekte edilir. Aşırı bir acı hissi duymadan, tedavi için defalarca zaman ayırmadan ve cerrah herhangi bir bakıma gerek kalmadan ortalama 10-12 ay boyunca hem terlemenin miktarı oldukça azalır, hem de terin rahatsız edici kokusundan kişi kurtulmuş olur. Botox bu bölgede aşırı çalışan ter bezlerinin ve kasların istenmeyen hareketlerini etkilediğinden, terleme sorunu da giderilmiş olacaktır.”
Bugün A.B.D’de bilinçli, eğitimli ve tecrübeli binlerce hekim tarafından uygulanan bu yöntem oldukça yüz güldürücü sonuçlar veriyor. Hem kadın hem de erkeklerde, birçok yaş grubunda uygulanabilecek bu yöntem sadece bu konuda bilinçli uzman hekim tarafından uygulanmalı.
-
Lipoliz!
Kadın ve erkeklerde en sık görülen sorunların başında olan bölgesel yağ fazlalıkları hiç da göz ardı edilmeyecek bir mesele. Estetik, tıbbi ve cerrahi yöntemler bu sorunla ilgili savaşta bir çok yöntem bulduysa da yine en son trend Amerika da ve Avrupa’da sıkça uygulanmaya başlayan Lipoliz yöntemi. Bu dönemlerde özellikle sellülit ve bölgesel incelmede sıkça adından söz ettiren lipoliz yönteminin diğer isimleri ise Lipodissolve ,lipoterapi,Lipolizis terimleridir. Diyetle çözülmeyen ,bölgesel incelme ve sellülit sorunları için bu gün artık Avrupa ve Amerikada soya enjeksiyon yöntemi uygulanıyor.Türkiye de az sayıda hekimin uyguladığı bu yöntem 1995 yılında Brezilyada başladığı ve FDA onayını almış olmasına rağmen bir süredir Avrupa ve ABD de büyük ilgi görüyor.
En çok hangi bölgelere uygulanıyor?
Bölgesel ve kalıcı yağ depoları yok etmek için yararlanabileceğiniz bu yöntem bir kilo verme yöntemi değildir,örneğin doğum sonrası geri kalan yağ kitleleri, kol, bacak, boyun, karın, kalça yağları ve sellülit vakalarında son derece başarılı sonuçlar sağlıyor, başlangıç aşamasında çok fazla bir kilo söz konusu ise kilo vermeleri da şart olabiliyor.
Hangi bölgelerde daha iyi sonuç alınıyor?
Bazı insanların kiloları fazla olmadığı halde belirli bölgelerde aşırı yağ birikimi oluşur. Bacak, kalça, karın, bel yan tarafları, erkeklerde ise özellikle karın ve bel en çok yağ birikimine yatkın yerlerdir ve özellikle bu bölgelerde son derece başarılı sonuçlar alınmakta.