Kategori: Dermatoloji

  • Saç ekim operasyonu nasıl gerçekleşir ?

    Saç ekim operasyonu nasıl gerçekleşir ?

    Operasyonun ilk işlemi hastanın saçlı derisinin lokal anestezi uygulanarak uyuşturulmasıdır.

    Bu sayede hasta operasyon süresince uyanık kalır, TV seyredebilir, yemek yiyebilir, gazete-kitap okuyabilir, ancak acı duymaz.

    Saçsız alana nakledilecek saç kökleri iki şekilde elde edilir.

    1. Birincisi FUT Yöntemidir. Güvenli donör alan olan enseden bir şerit çıkarılır. Şerit, saç köklerine ayrılır. Şeridin ayrılmasıyla elde edilen küçük saçlı deri parçacıklarına greft adı verilir. Her greft bir veya daha fazla sayıda saç teli (folikül) içerir.Başın arka kısmındaki şeridin çıkarıldığı boşluğun kenarındaki deriler birbirlerine dikilerek kapatılır. Şeridin boş bıraktığı alanın basit bir dikişle kapanabilmesi ve çizgi şeklindeki dikiş izinin saçlarla tamamen kamufle edilebilmesi saç ekimi operasyonunun önemli bir avantajıdır.

    2. İkincisi ise FUE Yöntemidir. Bu yöntemde enseden şerit çıkartılmasını ve dikiş atılmasını gerektirmez. Saçlı derinin arka ve yan kısmından veya diğer uygun bölgelerden (sırt, omuz, göğüs gibi) bu işlem için geliştirilen cihazlarla saç kökleri greft şeklinde hazır olarak çıkarılır. ( Halk arasında bu çıkarma işlemi “tek tek” olarak isimlendirilir.)

    Operasyona kullanılan aletlerin özellikleri nelerdir?

    Greftler saçsız bölgede özel aletlerle açılan kesilere (kanallara) yerleştirilirler. Kullanılan aletlerin özelliği, açılan kanalların boyutlarının olabildiğince küçük olmasını sağlamaktır. Bu sıklık ve doğallığı arttırırken, aynı zamanda yara iyileşmesini hızlandıran bir yöntemdir.

    Aletlerin özellikleri belli bir alana daha fazla sayıda kanal açmayı, böylece bu alana daha fazla sayıda ve daha küçük boyutta greft ekmeyi mümkün kılmaktadır. Kanalların ve greftlerin boyutlarının küçük olması, saç ekiminin sıklığını (yoğunluğunu) ve doğallığını arttıran en önemli faktördür.

    Küçük kanal boyutunun diğer bir avantajı; greftin kanal içine tam oturması ve deri yapısının hemen hemen hiç bozulmamasıdır.

    Kanalın büyük açılması; onu çevreleyen deride çukurlaşma, renk değişikliği, greftlerin aşağı yukarı kayması gibi kozmetik sorunlara yol açabilir.

    Kanalların orjinal saçların yönünde açılması ve ekilen greftlerin orjinal saçlarla aynı açıda çıkması, saç ekiminde doğallığı sağlayan önemli noktalardan birisidir.

    Operasyonda doğal saç çizgisinin önemi nedir?

    Başarılı bir saç ekimi operasyonunda en önemli noktalarından biri doğal saç çizgisinin oluşturulmasıdır. Saç çizgisi simetrik ve ahenkli olmalıdır; kişinin yüz şekli ile orantılı şekilde belirlenmelidir. Yüz hatları yanında, saçın dökülme şekline uygun çizilmelidir.

    Saç çizgisinin belirlenmesinde doktorun deneyimi ve estetik yaratıcılığı belirleyici olur. Oluşturulacak saç çizgisinin on yıllar boyunca sabit kalacağı gerçeğinden dolayı, şekil ve yer (lokalizasyon) olarak ideal çizginin belirlenmesi amaçtır. Hastalar ileri yaşlarda da çizginin doğal görünmesi gerektiğini unutmamalıdırlar. Saç çizgisi, gençlik yıllarının başlarındaki kadar aşağıda tutulmamalıdır.

    Alnın iki yanında (temporal bölge) çizginin daha geride olduğu yüksek bir saç çizgisi hayat boyu süren mükemmel bir sonuç sağlayacaktır. Bu şekilde; düşük ve oval bir saç çizgisi ile karşılaştırıldığında, daha fazla yoğunluğa ve daha doğal görünüme ulaşılacaktır.

    Operasyon sonrasında nelere dikkat etmek gerekir?

    Operasyon sonrasında ekim yapılan bölgeye hiçbir şey kapatılmaz. Ekim dikiş atılarak yapılmışsa, dikiş üzerine bandaj kapatılır. Bunun nedeni, bölgeyi dış etkenlerden korumaktır. Bandaj en az 12 saat, en fazla 72 saat sonra çıkarılır. Bandaj çıkarıldıktan sonra, dışardan bakıldığında operasyon izi görülmez.

    Hasta operasyon sonrası hemen evine gidebilir. Enfeksiyon riskini önlemek için, operasyon sonrası 5 gün antibiyotik tablet kullanılır. İşlem sonrasında birkaç gün ekim yapılan alan yara kabuğu ile kaplı kalır. 2. günde yıkanmanın başlaması ile kabuklar düşer.

    Bu süreçte hastaya şapka kullanması önerilir. Saç ekimi dikiş atılarak yapılmış ise, dikişler 15 gün sonra alınır. Ekilen saçlar operasyonu takiben 2-4 hafta içinde dökülürler. Saç kökleri yeni yerlerine uyum sağladıkça (bunun için 2.5 – 3 ay gereklidir) , saçlar çıkmaya başlarlar ve ayda ortalama 1 cm. hızla uzarlar. Saç ekimi operasyonunun ilerde kişinin sağlığını bozacak herhangi bir yan tesiri ve komplikasyonu yoktur.

  • Saç ekimi nedir ?

    Saç ekimi operasyonunun temel prensibi; başın arka ve yan kısmındaki saçların bir kısmının (ya da vücudun diğer bölgelerindeki uygun olan kılların bir kısmının) dökülmenin yoğun olduğu saçlı deri alanlarına aktarılmasıdır.

    Saçlı derinin arka ve yan tarafındaki saçlar genetik olarak dirençli oldukları için androgenetik saç dökülmesinde bu bölgedeki saçlar dökülmezler. Saçların genetik olarak korunduğu bu bölgeye güvenli donör (verici) alan denir. İleri evre erkek tipi saç dökülmesi olan bir erkek, dahi genişlik olarak güvenli donör alana sahiptir.

    Saçlar başın arka kısmından alınarak, saç dökülmesinin geliştiği ve gelişeceği alana nakledildiğinde; başlangıçta kısa bir dökülmenin ardından, nakledildiği bölgelerde orijinalinde olduğu gibi uzamaya devam edeceklerdir. Bu nedenle saç ekimi kişiye ömür boyu kalıcı bir çözüm sunmaktadır.

  • Kırışıklık , iz ve leke tedavisinde fraksiyonel lazer

    Son 15 yıl içerisinde lazer teknolojisi; akne (sivilce) izi, gözenekler, yara, yanık izi, yüz ve boyun kırışıklıklarının tedavisinde önemli ilerlemeler kaydetmiştir.

    Etkili cilt gençleştirme, iz tedavisi amacıyla son yıllarda 3 çeşit lazer sistemi tasarlanmıştır. Günümüzde bu üç sistem çeşitli iz ve kırışıklıkların tedavisinde en başarılı yöntemler olarak tercih edilmektedir:

    1. Erbium:Glass lazer (Er:Glass): 1,540 nanometre dalgaboyu
    2. Erbium:YAG lazer (Er:YAG): 2,940 nanometre dalgaboyu
    3. Karbondioksit lazer (CO2): 10,650 nanometre dalgaboyu

    Lazerin etkinlik derecesini belirleyen en önemli faktorler; lazer ışınının dalgaboyu, lazerin sahip olduğu teknolojik özellikler ve hastanın cilt yapısıdır.

    Kliniğimizde, yaklaşık 3-4 yıldan beri uyguladığımız Fraksiyonel Er:YAG Lazer tedavisine ek olarak bir ay önce Fraksiyonel CO2 Lazer tedavisine başladık. Bu bize hastanın şikayetine ve cilt yapısının özelliklerine göre uygun olan fraksiyonel lazer sistemini belirleyip, tedavisinin planlanması aşamasında farklı seçenekleri kullanma imkanı vermektedir.

    Fraksiyonel lazeruygulamaları sırasında tedavi edilen cildin kalınlığı kimyasal peeling veya dermabrazyonda olduğu gibi göz kararı veya tecrübeye bağlı değildir. İnilenderinlik belirlidir. Güçlü olmasına karşın fraksiyonel özelliği sayesinde uygulama sonrası iyileşme süresi kısadır. Etkisi ise benzer sistemlere göre çok daha yüksektir.

    Fraksiyonel lazer;

    • Sivilce izlerinin tedavisinde; Sivilce izlerini gideren en etkili yöntem faraksiyonel lazerdir. Bölgenin özel bir ışıkla taranması sonucu iz dokusu buharlaştırılır. Buharlaşan kısmı vücut taze hücrelerle doldurur. Her seansta iz dokusu kademeli olarak küçülür. Ortalama 3-6 seans uygulanır. Seans sonrası kızarıklık ve kabuklanma oluşur. Esmer kişilerde Erbium fraksiyonel, açık tenlilerde ise karbondiyoksit lazer tercih edilir.

    • Gebelik çatlaklarının tedavisinde;lazer, dokuyu derinlemesine gözenekli bir biçimde etkiler. Düzensiz alanları buharlaştırır. Taze doku yıpranmış dokunun yerini alır. İnce çatlaklar silinir, derin çatlaklar hafifler.

    • Yara izi tedavisinde ; ince yara izleri silinir. Ameliyat izi, darbe ve jilet yaralarının tedavisinde kullanılır. Yara izi alanına gönderilen ışık demetleri sorunlu alanı buharlaştırarak düzeltir.

    • Boyun ve dekolte gençleştirme; yıpranmış ve sarkmış boyunve dekolte cildi yenilenir. Mezolifting veya PRP tedavisi ile birlikte uygulanması etkinliği arttırır.

    • Cilt lekelerinin giderilmesi;daha çok Erbium Fraksiyonel lazer kullanılır.

    • Göz altı morluklarının ve torbalanmalarının tedavisi; göz altı morlukları kişiyi daha yorgun ve yaşlı göstermektedir. Bu duruma tıbbi dilde hiperpigmentasyon (renk artışı) denir. Genellikle alt kapağın iç kısmında daha yoğun olarak gözlenir. Nedenleri arasında; genetik yatkınlık, allerji, göz ovuşturma alışkanlığı, bazı hastalıklar (böbrek,tiroid) sayılabilir. Bu renk artışı için en çok K vitamini kremleri ve soldurucu kremler denenmiştir. Ancak çoğu kez tatmin edici sonuçlar elde edilememiştir. Göz altındaki renk maddesi buharlaştırılarak ve deriyi yeniden yapılandırarak pigmentasyon azaltılmaktadır. Lazerin tipi, hastanın cilt özelliklerine göre seçilir.

  • Gençliğin ve sağlığın sırrı damarlarınızda … Prp

    PRP nedir?

    PRP, “Platelet Rich Plasma- platelet yönünden zenginleştirilmiş plazma uygulaması” adı verilen tedavi yönteminin kısaltılmış ismidir. Bu uygulama bir kişiden alınan küçük miktardaki kanın özel bir tüpe konularak santrfüj işlemine tabi tutulduktan sonra bileşenlerine ayrıştırılması ve elde edilen az miktardaki “platelet yönünden zenginleştirilmiş plazma'nın (PRP), yine aynı kişiye enjeksiyon yoluyla geri verilmesini temel alır.

    (PRP) uygulamasında amaç nedir?

    Plateletler- veya diğer adıyla trombositler- vücudumuzdaki hasarlı dokuların onarımını ve doğal hallerine dönmelerini sağlamak için gerekli olan “büyümefaktörlerini” yapısında barındıran kan bileşenleridir. Dokularımızda herhangi bir hasar oluştuğunda kanımız plateletleri bu dokuya toplayarak bir onarım süreci başlatır, PRP uygulamasının amacı ise bu hedef dokuya kan dolaşımı ile taşınabilecek olandan çok daha faza sayıda plateleti verebilmektir, böylece hasarlı dokunun onarımıda bu kadar hızla ve güçlü bir şekilde başlar ve daha çabuk sonuçlanır, çünkü PRP ile elde edilen plateletlerin yoğunluğu kandakinden 2 ila 4 kat fazladır.

    PRP'NİN hedefi yara iyileşmesini sağlamak mıdır? Derinin gençleşmesi ile yara iyileşmesi arasındaki ilişki nedir?

    Derimizin yaşlanması aynı yaralanma sürecinde olduğu gibi bazı fiziksel özelliklerini kaybetmesinden kaynaklanır. Bu nedenle derimizi gençleştirmeye yönelik uygulamalarda aslında vücudumuzun bir yarayı iyileştirirken yaptıklarını çeşitli yöntemlerle taklit ederiz. Örneğin lazer, peeling gibi yöntemlerle derimize limitleri belli, hafif bir hasar verir ve bu hasarı derimizi hızla iyileştirmek için tetikleyici bir güç olarak kullanırız, bu hasar sonrasında büyüme faktörleri salınır ve iyileşme süreci başlar. Dermokozmetik ürünler de benzer şekilde derimizi yeniden yapılandıran maddelerin veya sentetik olarak elde edilmiş büyüme faktörlerinin bir iyileşme süreci başlatmasını sağlarlar.

    Derideki bir hasarı en etkili, en hızlı ve en doğal biçimde onarabilecek olan yapı, yine derinin ait olduğu bütünün bir parçasıdır, bu nedenle plazma uygulaması damarlarımızda dolaşan bu sihirli gücü harekete geçiren bir yöntem olarak gelişmiştir.

    Yeni bir yöntem midir? Hangi alanlarda uygulanmaktadır?

    PRP uygulaması hücresel tedavinn uygulama alanlarından yalnızca biridir. Yeni bir yöntem değildir; dental (diş) implantlarla başlayan uygulama alanları estetik tıp, ortopedi, iyileşmeyen yara tedavisi gibi alanlarda hızla yayılmaktadır. Yakın bir gelecekte kronik ağrı tedavisinde, tendon hasarlarında, romatizmalyakınmalarda PRP kullanımına ait çok sayıda bilimsel çalışmanın yayınlanması beklenmektedir.

    Uygulama hangi yollarla yapılmaktadır?

    PRP uygulamalarının bir çoğu RegenLab adıyla bilinen biyoteknoloji firması tarafından üretilmiş uygulama kitleri aracılığıyla hekimler tarafından yapılmaktadır. Uygulamalarda PRP ile hazırlanan maskeler kullanılabildiği gibi mezoterapi ve volüm arttırıcı tedavilerde de PRP kullanılabilmektedir. En genel tanımla estetik tıpta PRP yüz, boyun, dekolte bölgesi, eller, bacak içleri, kollar gibi vücut bölümlerinde;

    • Lazer / peeling gibi uygulamalardan hemen sonra, derinn hızla yapılanmasını sağlamak,

    • Deride yılların ve UV ışınlarına maruz kalmanın sonuçlarını geriye döndürecek biçimde kırışıklıkların düzelmesini, çöküntülerin giderilmesini, esneklik ve parlaklığın yeniden kazandırılmasını sağlamak,

    • İyileşmesi uzun süren yara, çatlak ve deri niteliğinin zarar gördüğü durumların kontrolünü sağlamak,

    • Saç dökülmesinde tek başına kullanmak veya diğer tedavi seçeneklerinin etkisini güçlendirmek…

    PRP uygulaması bir tür kök hücre tedavisi midir?

    Kök hücre tedavisi veya hücresel tedavi bir yaralanma veya hastalığı tedavi etmek amacıyla hasar görmüş olan bir organa yeni hücrelerin tanıtılması anlamına gelmektedir. PRPuygulamasında ise hasarlı dokunun onarımı için onarımı başlatan ve uyaran bir faktör olarak plateletlerden yararlanılmaktadır, iki uygulama bu anlamda birbirinden farklıdır.

    Hastanın kendi kanının işlemden geçirilip hastaya tekrar verilmesi güvenilir bir uygulama mıdır?

    PRP uygulaması “otolog” dur, yani kullanılan plateletler hastadan kendisinden alınanlardır, ayrıca kanın alınması, plateletlerin ayrıştırılması gibi işlemler steril ve kapalı bir kit yardımıyl yapılmaktadır, yani dışarıdan da bir bulaşma riski yoktur. Bunların dışında, verilen plateletlere eklenen hiçbir şey mevcut değildir. Bu neddenlerle bu uygulama güvenilir olarak değerlendirilebilir.

    Pratikte PRP uygulaması nasıl yapılır?

    Uygulamanın yapılacağı kişiden 2 veya 3 tüp (16-23 ml) kan alınır, santrfüj cihazından plateletleri ayrıştırılır ayrıştırılan plateletler kitteki tüpün içerisinde birikir ve PRP denilen bir kan ürünü ortaya çıkar. Bu ürün (PRP) dolgu veya mezoterapi gibi yollarla deriye uygulanır, deriyi gençleştirici etkisi uygulamanın hemen sonrasında parlak ve canlı bir görünümle belirgin hale gelir.

    Bu tedavinin uygulanması ne kadar sürüyor? Özel bir koşul gerektiriyor mu?

    Toplamda yaklaşık 30 dakikalık bir uygulamadır. Kolayca, acısız biçimde uygulanır.

    Kanın alınması plateletlerin ayrıştırılması gibi işlemler bir laboratuvarda yapılabilir mi?

    PRP uygulamasında kan alınmasından dolgu veya mezoterapi Ya da maske uygulamasına kadar olan tüm işlemlerin teknik ve hijyenik nedenlerle aynı yerde yapılması gerekir.

    Plateletler bizim kanımızda serbest halde dolaştığına göre neden yaşlanan dokuya kendiliklerinden girip bu süreci başlatmıyorlar?

    Aslında kan dolaşımı ile dokulara ulaşan plateletler bunu belirli ölçüde yaparlar ancak genel olarak yaşlanmakta olan bir bedende bu tetikleme yeterli değildir. Bu nedenle plateletler yoğunlaştırılıp PRP haline getirilir ve hedeflenen dokulara; yüze, boyuna, ellere ve diğer alanlara uygulanır.

    Plateleletleri yoğunlaştırarak PRP elde etmek için tek bir yöntem mi var?

    Plateletlerin yoğunlaştırılarak PRP elde edilmesi teknik olanaklarla ilgilidir. Öncelikle plateletlerin bu zenginleştirme işlemi sırasında herhangi bir hasar görmemesi gerekir. Ayrıca zenginleştirilme belli olmak zorundadır.örneğin aşırı zenginleştirilmiş bir PRP işe yaramayacaktır. Bundan başka, bir hastadan elde edilen kan ürününü aynı hastaya geri vermek için etkinlik ve güvenirliği onaylanmış ürün ve yöntemler kullanılmalıdır. RegenLab ürünleri bu alanda etkinlik ve güvenilirlik testleri yapılmış, Avrupa Birliği ülkelerinde medikal gereç olarak onaylanmış, CE damgası taşıyan, tüm dünyada kullanılmakta olan ürünlerdir.

    PRP'nin mutlaka enjekte edilmesi mi gerekir?

    PRP mezoterapi veya dolgu yöntemiyle deriye verilebildiği gibi bir maske yardımıyla da uygulanabilir, PRP'yi özel bir kremin içine karıştırıp uygulamak da mümkündür.

    Maske de mezoterapi yöntemi kadar gençleştirici bir etki sağlıyor mu?

    Sağlar. Çünkü dolgu veya mezoterapi yoluyla uygulanan PRP kolaylık sağlamak açısından kağıt bir maskeye emdirilerek uygulanmaktadır,deriye ne yolla verilirse verilsin eetkisini gösterecektir. Ayrıca PRP sadece gençleştirilmede değil iyileşmeyen yaralarda, açık yaralarda, çene implantlarında ve benzer birçok alanda da kullanılabilir.

    Uygulanacak PRP'nin belli bir dozu var mıdır? Ne kadarına ihtiyaç duyulur? Ne kadarı uygulanır?

    Burada doz aşımı gibi bir problem yoktur. Elde edilen PRP'nin tamamı kullanılabilir. Genelde bir mezoterapi kiti ile toplam 8 mililitre PRP elde edilebilir. Bu da yüz, boyun, dekolte bölgesi, kolların dışı, bacakların iç kısmı gibi alanların tamamında tedavi uygulamak için yeterlidir.

    PRP uygulamasında olumlu etki ne zaman görülür?

    Uygulamadan hemen sonra ciltte sağlıklı bir parlaklık ortaya çıkar. Daha sonra bu parlak görünümde biraz gerileme olur, ancak 3 veya 4 uygulamadan sonra (yani 1 kür uygulandıktan sonra) kalıcı bir etki belirgin hale gelir.

    Etkinin tam olarak sağlanması için kaç uygulama yapmak gerekir?

    Tam etki toplam 3 veya 4 uygulamadan, yani bir kür tamamlandıktan sonra kalıcı bir ışıltı, bir toparlanma şeklinde ortaya çıkacaktır.

    Bir kür ile elde edilen olumlu sonuçlar sonradan tamamen kaybolur mu?

    Kaybolmaz, ancak 3 veya 4 uygulamadan oluşan kürleri her 10-12 ayda bir tekrarlamak gerekir. Bu durumda uygulanan kürlerin etkisi kalıcı bir gençleştirici etkiye eşdeğerdir. Yani her 15 günde bir yapılacak 3 veya 4 uygulamadan oluşacak bir kür ortalama olarak her yıl tekrarlanmalıdır.

    PRP uygulamasının en önemli avantajı nedir?

    Sağlanan gençleştirici etkinin dolgu ve benzer uygulamalarda elde edilen etkiler gibi sadece belirli alanlara yoğunlaşmış olmaması, derinin daha büyük bir bölümüne yayılması ve daha kalıcı olmasıdır. Diğer yöntemlerle sağlanan olumlu sonuçlar belli bir süre devam eder, ancak Prp'nin olumlu sonuçları tamamen uygulanan kişiye aittir. Kaybolup gitmez.

    Bu uygulamada istenmeyen etkiler söz konusu mudur?

    Hastaya kendi kanından üretilen bir meteryal (PRP verilmektedir). Yapılan işlem basitçe yara iyileşmesi sürecini başlatmak ve hızlandırmaktır. İstenmeyen bir etki ile karşılaşma olasılığı oldukça düşüktür.

    PRP uygulaması acı verir mi?

    PRP uygulaması maske dışında enjeksiyonla yapılır. Kan alınması esnasında duyulan rahatsızlıktan daha büyük boyutta bir acı hissi beklenmez. PRP ile mezoterapi uygulaması çoğunlukla derinin 1,5 mm altına yapılır, deriye hacim kazandırmak içinse daha derin uygulama yapmak gerekir, ancak bu uygulamalarda dışarıdan sürülen anestezik kremler acı hissini engeller.

    PRP uygulamasının yapılmasında sakınca olan kişiler var mı?

    Platelet sayısı yetersiz olan hastalarda, kanser hastalarında bu uygulama yapılmamaktadır.

    PRP uygulamasından beklentiler neler olmalıdır?

    Kozmetik amaçlı PRP uygulaması birçok beklentiyi karşılayacak üstün özelliklere sahiptir. Çünkü;

    • Uzun etkilidir,

    • Deriyi en doğal biçimde yeniden canlandırır, yapılandırır.

    • Kolay ve güvenli biçimde uygulanır.

    • Sadece yeni kolajen oluşumunu değil, derinin tüm yaşamsal işlevlerini desxtekler.

    • Kırışıklıkları ve çizgilleri deriyi “doldurarak” değil “gençleştirerek” giderir.

    • İlk uygulamadan sonrası sağlanan parlak sağlıklı görünüm bir süre sonra hafifçe gerileyebilir, bunun için ardışık uygulamalar yapılmalı ve gençleştirici etkinin yığılmasını sağlamalıdır.

    3 veya 4 uygulamadan oluşan kürler her 10-20 ayda bir kez tekrarlandığında kalıcı sayılabilecek kadar uzun etkili bir gençleştirici etkisi sağlanmış olacaktır.

  • Yüzünüzdeki kahverengi lekeler !

    Yüzdeki kahverengi lekeler, hamilelik lekeleri ve çiller, akne tedavisi sonrası gelişen lekeler kozmetik olarak sıklıkla şikayet ettiğimiz sorunlardır. İnsanın ruh sağlığını, görünümünü, ilişkilerini ve özgüvenini önemli derecede etkiler. Tedavisi, zaman ve sabır isteyen bir durumdur. Ancak tedavi edilmezlerse, renk koyulaşır; renk koyulaştıkça, tedavinin yararı azalır. Tedavide ilk basamak güneşten korunmak ve lekenin sebebini araştırmaktır.

    Yüzdeki kahverengi lekelerin en sık sebebi güneş ışınlarıdır. Ayrıca hamilelik, tiroid hastalıkları, hormon tedavileri, bazı kozmetikler ve ilaçlar (epilepsi ilaçları, doğum kontrol ilaçları vb.) gibi pek çok faktör de renk maddesinin aşırı yapımına veya depolanmasına neden olabilir. Derinin kahverengi rengi, “melanin” olarak adlandırılan renk maddesine bağlıdır. Melanin maddesi, renk hücreleri tarafından yapılır. Derinin üst ya da alt tabakasında depolanır.

    Leke tedavisinin temeli güneşten korunmadır. Ayrıca kozmetik ürünler, hormon ve güneşe duyarlandırıcı ilaç kullanımının sınırlandırılması da gerekmektedir. Güneşten korunmayla birlikte, oluşmuş lekeleri soldurmak için, “renk açıcı” kozmetik ürünler de kullanılmalıdır. Günümüzde “renk açıcı kremler” adı altında pek çok ürün geliştirilmiş ve satışa sunulmuştur. Bu ürünlerin, koruma faktörü 30'un üzerinde olan güneşten koruyucular ve kimyasal peeling ile birlikte kullanılması, etkinliklerini arttırmaktadır. Güneşten koruyucular, tedavi sırasında ve tedavi sonlandırıldıktan sonra ömür boyu kullanılmalıdır. Çok az bir güneş ışığı bile renk hücrelerini uyarabilir.

    Leke tedavisinde etkinliğini belirleyen faktörler:

    • Kişinin tedaviye uyumu/”güneşten korunmak”, leke tedavisinin birinci adımı ve “olmazsa olmaz”ıdır. Güneşten yeterince korunmayanlarda tedavi tamamen başarısızdır. İlave olarak her güneş temasında lekeler koyulaşır ve derinleşir.

    Ancak, unutulmamalıdır ki, “güneşten koruyucu kremler” güneşten korunmanın sadece bir komponentidir. Asıl korunma, dışarıda geçirilen zamanı kısıtlamak ve koruyucu giysiler (şapka, gözlük vb.) giymektir. Ayrıca diyet desteği olarak mutlaka antioksidan içeren (özellikle vitamin C, A, üzüm çekirdeği özütü, alfa-lipoik asit vb.) tabletler kullanılmalıdır.

    • Sebebin belirlenmesi: Mutlaka bir hekim kontrolü altında, hormonal yönden değerlendirilmeli, kullanılan ilaçlar gözden geçirilmelidir.

    • Lekenin derinliği: Melanin depolanması ne kadar yüzeysel ise ürünlerin başarısı yüksek; melanin depolanması ne kadar derinse tedavi o kadar zordur; bazen tamamen başarısızdır. Dermotologlar, özel geliştirilmiş bir ışıkla, lekenin derinliğini tespit edebilirler. Tedavinin düzenlenmesinde ve takipte doğru adres bir dermotologdur.

    • Leke tedavisi uzun süreli bir tedavidir; zaman ve sabır ister: “renk açıcı” kozmetik ürünlerin, etkilerinin değerlendirilebilmesi için, en az 3-6 ay kullanılmalıdır. Tedavinin devamı ve kesilmesine, takip eden dermatolog karar verir. Tedavi sonrası tekrar nüks önemli bir sorundur.

    Gebe, Loğusa ve doğum kontrol ilacı kullanan bayan hastalarda tedavi önerilmemektedir. Gebelerde oluşan lekeler, genellikle doğumdan sonra 1 yıl içinde kaybolur. Önemli olan, bunlara güneş lekelerinin ilave olmamasıdır.

    Günümüzde pek çok “renk açıcı” ürün geliştirilmiş ve kullanıcıya sunulmuştur. Bu ürünlerin bileşimlerinde çoğunlukla: Vitaminler, kojik asit, arbutin, meyan kökü, meyve asitleri, azaleik asit, hidrokinon vb. maddeler ve bu maddelerin bileşimleri yer alır.

    Mekanik veya kimyasal peeling ile derinin üst tabakasının ölü hücrelerden arındırılması (profesyonel olarak), renk açıcı ürünlerin etkinliğini ve tedavinin başarısını arttırır.

    Son zamanlarda en etkin tedavi yöntemleri arasında; FRAXİONEL LAZER ve PRP (Platelet Rich Plasma-platelet yönünden zenginleştirilmiş plazma uygulaması) tedavileri sayılabilir. Her iki tedavi yönteminde amaç;hasarlı dokunun onarımını başlatmak ve hızlandırmaktır.Aslında derimizin bir yarayı iyileştirirken yaptıkları taklit edilir. Cildimize limitleri belli, hafif bir hasar verilir ve bu hasar derimizi hızla iyileştirmek için tetikleyici bir güç olarak kullanılır. Bu hasar sonrasında büyüme faktörleri salınır ve iyileşme süreci başlamış olur.

  • Botox ile terlemeye son

    Dermatolojide botulium toksinin kullanımı son yıllarda kozmetik uygulamalar arasında neredeyse ilk sıraya yükselmiştir,etken olan nörotoksinin 7’ye kadar çeşidi olup en sık kullanılanı tüm dünyada botox olarak bilinen tipA’ dır,güvenilirlik ve etkinlik açısından botox olarak bilinen tipA uygulayıcılar arasında en popüler botulium toksini haline gelmiştir,belirli oranlarda sulandırılarak kullanılır,kozmetik uygulamaların yanında yaygın olarak avuç içlerinin, koltuk altlarının,ayak tabanlarının aşırı terlemesinde etkisi kalıcı olmasada 6 aydan 8 aya varan bir etki profili ile çok güzel sonuçlar verebilir.

    Uygulama Şekli:

    Aşırı terleyen bölgelere lokal anestezi yapıldıktan sonra hazırlanan botox’un çok ince uçlu ufak iğneler ile uygulanması şeklindedir,işlem çok kısa sürer etkisi hemen başlar,aşırı terlemede yüz güldürücü sonuçlar verir.

  • Botox kimlere uygulanabilir, kimlere uygulanamaz?

    Botox kimlere uygulanabilir, kimlere uygulanamaz?

    Botulinum toksininin kaslara enjekte edilerek kasta geçici tipte kısmi felç yapmasıyla meydana gelen, genelde kırışıklıkları ve sarkmaları belirli bir süre için engellemek maksatlı yapılan bir uygulamadır. Bu yöntemle botulinum toksin maddesi kas içine çok az miktarda enjekte edilerek kırışıklara neden olan kasların gerginliği azaltılır. Uygulama ortalama on beş yirmi dakikada tamamlanılır. Anestezi gerektirmez. Uygulamadan sonra etkisi ortalama sekiz aya kadar sürebilir.

    Botox Uygulama Bölgeleri:

    Alın kırışıklıkları, kaşlar arası kırışıklıklar, göz çevresi, dudak kenarı ve üst dudak üzeri kırışıklıklar, yanak sarkmaları gibi genelde yüzdeki tüm kırışıklıklara uygulanabilir.

    Botox Kimlere Uygulanabilir, Kimlere Uygulanamaz?

    Genel prensip olarak hamilelere ve kas hastalığı olanlara uygulamamak gerekir. Anestezi gerektirmez. Çok ufak uçlu iğnelerle uygulandığı için uygulama genelde ağrısız geçer. Tedavi etkinliği ortalama uygulamadan hemen sonra başlar, arzu edilen tam etki yaklaşık on gün içerisinde oturur. Botulinum etkisi tedavi için uygulandığı bölgelerde ortaya çıkar.

    Uygulama Sonrası Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar:

    Uygulama bölgesi üzerine işlemden sonra dört saat mekanik ve fiziksel baskı yapılmamalı, uygulanan bölgeye bir gün boyunca masaj yapılmamalı ve ovuşturulmamalıdır. Uygulamadan sonra ağır egzersiz hariç bir çok günlük aktivitenize devam edebilirsiniz.

  • Temel cilt bakımı

    Temel cilt bakımı

    Aslında cilt bakımını çok basitçe yapmak mümkündür. Yüzünüzü yıkamak 10 adımlı bir süreç değildir ve size çok fazla masraf çıkartmaz. İyi bir cilt bakımının üç temel adımı içermesi gereklidir.

    Temizlik; günlük temizlik ile cilt üzerindeki kir ve kimyasal maddeler uzaklaştırılır.
    Nemlendirme ile cildin nemi ve tazelenmesi sağlanır.
    Güneşten korunmayla UV ışınlarının zararlı etkilerinden korunulur.

    Temizlik

    Çoğumuz cilt bakımında temizliğin ne kadar önemli yer tuttuğunu bilmeyiz. Temizliğin amacı cilt üzerinde bulunan kir, yağ, dökülen hücreler ve bakterilerin uzaklaştırılmasıdır. Ancak bazen de bu temizliği yaparken, temizleyicilerin cilde zararlı etkileri olur.

    Çoğu insanın cildi, normalde kuru değilken, kullandığı temizleyicilerden dolayı kurur. Sıklıkla insanlar cilt temizliğinin ardından, ciltlerini kuru ve gergin hissetmezlerse temiz olduğunu düşünemezler. Bu hislerinin normal olmasına alışmışlardırlar. Bu temizliğin ciltlerine zarar vereceklerini bilmezler. Peki hangi temizleyicinin size uygun olduğunu nasıl bileceksiniz? Bunun için ilk öğrenmeniz gereken şey ne tür cilt temizleyicilerinin olduğudur.
    Sabun şeklindeki temizleyiciler en çok tahriş eden gruptur. Ancak en iyi temizlik yapan da onlardır.
    Sıvı şeklindeki temizleyiciler her cilt için özellikle yağlı ciltler için uygun temizliyicilerdir. Toleransı yüksek ürünlerdir.
    Yüz temizleyicileri en yumuşak şekilde cildi temizleyen gruptur. Fakat yağ ve kirleri tam anlamıyla temizlemeyebilirler.
    Sonuç olarak temiz olduğunuzu hissetmek için cildinizin kuruması gerekmez. Seçebileceğiniz pek çok ürün vardır. Cildinizdeki kir ve yağlardan kurtulabilmenizi sağlayacak en hafif temizlik ürününü kullanmaya çalışın.

    Nemlendirme

    İyi bir cilt bakımı için nemlendirme de önemli bir noktadır. İyi bir nemlendirme ile çatlamış ve kalın bir cildin oluşmasını engelleyebilirsiniz. Etkili bir nemlendirmenin içinde cildin düzgün yapısının devam etmesine yardımcı olacak doğal maddeler bulunmalıdır. Böylece serbest radikallerin zarar verici etkilerini önleyip, hücre fonksiyonlarının normal şekilde devam etmesine yardımcı olunur.

    İyi bir nemlendiricinin içinde neler olması gereklidir?

    Geçmişte nemlendiricilerin içinde bulunan su ve yumuşak yapılı malzemelerle, cildin su tutması için uğraşılırdı. Bu tür nemlendiricilerin üretimindeki tek fark tüketicinin nasıl hissetikleriyle ilgili olurdu. Şimdi ise bu tür ürünlerin üretilmesinde artık oldukça karmaşık bir sanat ve bilim desteği vardır. Günümüzdeki nemlendiricilerin içinde bulunan maddeler şöyledir;

    Gliserol, cildin ihtiyacı olduğu yerdeki su ve diğer içeriklerin hücre içine girmesine yardımcı olur.
    Seramid, cildin doğal yağlarının tazelenmesine yardımcı olur.
    Hidroksi asitler, ölü cilt hücrelerinin atılmasına yardım eder.
    Niyasinamid, cildin doğal yağının üretimine yardım eder ve güneşten dolayı oluşan kahverengi leke ve iz gibi bazı sorunların azaltılmasına katkıda bulunur.

    Nemlendirici nasıl seçilmelidir?

    Her cilt aynı olmadığı gibi her nemlendirici de aynı olmaz. Sizin cildiniz için en uygun nemlendiriciyi seçmedeki en önemli nokta, cildinizin ihtiyaçlarıdır. Bu yüzden nemlendirici seçerken cildinizin durumunu dikkate almanız gerekecektir.

    Aşağıdaki gibi pek çok türde nemlendiricileri piyasada bulabilirsiniz .
    Kuru ciltler için nemlendiriciler
    Yağlı ciltler için nemlendiriciler
    Normal ciltler için nemlendiriciler
    Akneye meyilli ciltler için nemlendiriciler
    Kızıl ciltler için nemlendiriciler
    Hassas ciltler için nemlendiriciler
    Güneş koruyuculu nemlendiriciler gibi pek çok çeşitte nemlendirici bulmak mümkündür.

    Güneş koruyucular

    İyi bir cilt bakımı için son adım güneş koruyucu bir ürün kullanmaktır. Ancak nedense hep ihmal edilir. Cildiniz kirli veya kuru ise bunu tespit edip, yıkamak ve biraz nemlendirici sürmek kolaydır. Bunu kolayca görür veya hissedersiniz. Ancak UV ışınlarından cildinizin nasıl etkilendiğini görmeniz o kadar kolay olmaz. Bu etki çok yavaş ve cilt altından başladığı için farketmeniz oldukça zordur. Çoğu insan UV ışınlarına maruz kalmanın güneş yanıkları, foto yaşlanma ve cilt kanserinde risk artışına neden olduğunu bilmektedir. Ancak bu etkilerin gün içinde evden arabanıza doğru giderken ya da pencerenizin kenarında otururken de devam ettiğini biliyor musunuz? Bu kadar az miktardaki maruziyet bile yıllar içinde kırışıklık, koyu lekeler ve hatta cilt kanserine dahi neden olabilmektedir.

    Güneş koruyucular nasıl seçilmelidir?

    Güneş koruyucunuzu seçerken dikkat edeceğiniz pek çok faktör vardır.

    Güneş koruyucunuz nasıl etki göstermektedir?
    Günlük kullanılan güneş koruyucu mu?
    Sadece güneş koruyucu etkisi mi var yoksa nemlendirici özellikleri de var mı?
    UV koruyuculuk oranı ne kadardır?
    Güneşteyken ne kadar güvenebilirsiniz?

    Sonuçta cildinizin bakımı için temizlik ve nemlendirme işine önem veriyorsunuz. Ancak bunlarla cildinize yaptığınız iyilikleri, güneşten gelen UV ışınlarıyla bozmayın. Kendinize uygun, güzel bir güneş koruyucu bulun ve bunu kullanmayı tıpkı temizlik ve diş fırçalama gibi günlük yaptığınız işlerin arasına alarak ihmal etmeyin.

  • Dolgu

    Dolgu

    Cildiniz güzelliğinizin aynasıdır. Çevrenin ve güneşin travmatik etkilerinden en çabuk cildiniz etkilenir. Bu süreç cildinizin elastikiyetini kaybetmesi, kollajen liflerin azalması, hyaluronik asit ve yağ tabakasının azalmasının kaçınılmaz bir sonucu olarak kırışıklar ve sarkmalar olarak kendini gösterir. Bu aşamada hyaluronik asitli dolgular, iyi ve tecrübeli uygulayıcıların elinde çok güzel ve göz doldurucu sonuçlar verebilir. Nadir olarak uygulamadan sonra lokal alerjik reaksiyonlar gözlenebilir. Genelde zamanında iyi müdahale ile olası komplikasyonlar ile mücadele etmek mümkündür. Dolgular kalıcı olmadıkları için oluşan istenmeyen reaksiyonlarda genelde zamanla kaybolur.

    Otolog Dolgu:
    Alışıla gelmiş hyaluronik asitlerin haricinde yeni çıkan bir yöntemle hazırlanan bu dolgu; hem dolgu maksatlı hem de yüz gençleştirme maksatlı kullanılmaktadır. Rutin dolgularda farkı ve en önemli artısı uygulanan dolgunun, hastanın kendi kan hücrelerinden bazı özel tekniklerle elde edilerek uygulanmasıdır. Yani bu yöntemde alerjik reaksiyon riski yoktur.

  • Saç mezoterapisi

    Saç mezoterapisi

    Saçlı deri hastalıkları çok çeşitlidir. Birçok saçlı deri hastalığı ayrıca saçın dökülmesi ile paralel gidebilir. Saçınız dökülüyor ise herhangi bir işlem yaptırmadan önce bir dermatoloji uzmanı ile görüşüp dökülmenin bir hastalığa bağlımı yoksa yapısal bir dökülmemi olduğunu ayırıcı tanısını koydurmanız gerekir.

    Bu prosedürün uygulanmadan önce herhangi bir tedaviye dermatolog olmayan biri tarafından yapılan uygulamalar telafisi mümkün olmayan sorunlara zemin hazırlayabilir. Örneğin; saçlarınızın dökülmesinin sebebi saçlı deride atrofi ile seyreden bir rahatsızlık ise genelde vitamin karışımlarından ibaret olan mezoterapiler hastalığın seyrini olumsuz etkiler. O yüzden önce tanı sonra tedavi.