Fraksiyonel lazer yeni bir anlayışla üretilen yeni lazer sistemlerindendir. Lazer teknolojisinin kozmetik dermatolojide kullanımının son halkalarındandır. Hassas ve kontrollü bir cilt soyma gerçekleştirilmektedir. Her seansta %20’ye kadar cilde etki edildiğinden Fraksiyonel Lazer adı verilmiştir.
NASIL ETKİ EDER ?
2940 nm dalga boyunda gönderilen lazer ışını ciltteki su tarafından emilir ve çok hızlı bir şekilde ciltteki suyu ve onunla beraber dokuyu buharlaştırarak etki eder. Lazer ışığını mükrosütunlar halinde yayar ve cilt altında kolonlar halinde pıhtılaşma (koagülasyon)alanları oluşturur. Bu sütunlarda yeni, sağlıklı dokuyu oluşturacak olan doğal iyileşme süreci başlar.
NERELERDE KULLANILIR ?
-Sivilce İzleri -Yaşlılık Lekeleri -Cilt yenileme -Kırışıklıklar (anti-agıng tedavi ) -Benler -Güneş Lekeleri -Cilt Sarkmaları -Cilt çatlakları -Gözenekli Cilt -Ameliyat ve yara izleri -İyi huylu et benleri
İŞLEMİN UYGULANMA SÜRESİ NEDİR ?
İşlem türüne ve uygulama alanına göre değişkenlik gösterir.Genellikle 2-3 dakika ile 30 dakika arasında değişir.
UYGULAMA SIRASINDA NE HİSSEDİLİR ?
Ağrısız bir uygulamadır.Hafif yanma şeklindedir.İsteyene uygulama öncesi uyuşturucu kremler sürülebilir.İşlem sonrası birkaç saat süren hassasiyet ve yanma hissi olur.Kızarıklık 24-48 saat kadar sürebilir, daha sonra ince bir kabuklanma ve soyulma gerçekleşir.
KAÇ SEANS UYGULANIR ?
Seans sayısı ciltteki probleme ve hastaya göre değişir.Genellikle 3-4 haftalık periyodlarla ortalama 1-5 seans uygulanır.
CİLT ÇATLAKLARINDA NASIL ETKİ EDER ?
Fraksiyonel Lazer uygulamalarında çatlak olan deride hem yüzeysel bir soyulma sağlar, hem de derinin derin tabakalarına doğru, açtığı çok sayıda oluklar sayesinde cildin kendi kendini onarma mekanizmasını çalıştırır.Böylece çatlakların daralmasına, azalmasına, görünümünün düzelmesine, kozmetik olarak kabul edilebilir bir düzeye gelmesine olanak sağlar.
SİVİLCE İZLERİNDE ETKİN MİDİR ?
Son yıllarda iz tedavisinde uygulanan yöntemler içinde en etkin olanlarındandır.Ortalama 3-5 seans 3-4 haftalık periyodlarla uygulanır.Sivilce izi olmayan, fakat gözenekli ve yağlı ciltlerde gözenekleri sıkıştırmak, cildin genel görünümünü düzeltmek amacıyla başarılı bir şekilde kullanılmaktadır.
Alerji, egzema, sedef, vitiligo kelimeleri dermatoloji polikliniklerinde hasta-doktor arasında geçen konuşmalarda sıklıkla kullanılır. Sık kullanılan kelimeler olmalarına rağmen, aslında çoğu kez hastalar doktorun dediğini değil kendi bildiğini düşünür. Çünkü toplumda bazı kelimeler üzerinde edinilmiş yaygın inanışlar vardır. Bu inanışlar kısa sürelerde değiştirilememektedir.
“Alerji” bir hastalık değildir. Bu terim bir maddeye verilen anormal yanıt anlamında kullanılır. Yani pek çok hastalık içinde yer alabilen tepkidir. Günlük konuşmalarımızda hastalarımız “alerji” oldum dediğinde aslında çok farklı hastalıklar olabiliyor.
“Alerji” denen hastalıklar arasında:
Generalize pruritus(yaygın kaşıntı)
Ürtiker (Kurdeşen, dabaz)
Kontakt dermatit
Strofulus (böcek sokması)
Atopik egzema
Diğerleri…
olabilmektedir. Bunların her biri ayrı hastalıklar olmasına rağmen alerji denmektedir. Alerjik göz hastalıklarından tutun solunum yolu hastalıklarına kadar yaygın hastalıklar vardır.
“Egzema” diye bir hastalık yoktur. Bu başlık altında pek çok hastalık vardır:
Atopik egzema
Kontakt egzemai
Seboreik egzema
Kuruluk egzeması
Diğerleri
Bütün bunlar ayrı ayrı hastalıklardır. Her biri ayrı ayrı değerlendirilir.
“Karaciğer ya da akciğerden kaynaklana deri hastalıkları çok çok nadirdir. Ama nedense her cilt hastalığında “ciğer” suçlanır. Geçmeyen, uzun süren deri hastalıklarında bu inanış yaygındır.
“Sedef hastalığı geçmez''. Aslında sedef hastalığı tedavi edilen bir hastalıktır. Ama yineleyebilir.
“Geçmeye, uzun süren hastalıklarda İĞNE(!) tedavisi yapılamalıdır''. Bu da yanlış bir inanıştır. İlaçların ampul, flakon formları sadece hızlı etki başlangıcı yönünden etkilidir. Tabletler, kapsüller ya da krem, merhemler de aynı etkiyi gösterir.
“Kortizon iğnesi egzemayı(!), alerjiyi(!) bitirir. Kortizonlar doktor kontrolünde dikkatli kullanılması gereken ilaçlardır. Çok ciddi hormonal ve metabolik soruna yol açabilirler.
“Yağlı yiyecekler, kuruyemiş, yumurta vs. akneyi artırır.” Akne besin ilişkisi her hastada aynı derecede değildir. Çoğu zaman besin kısıtlamasına gerek yoktur.
Vitiligo halk arasında ala hastalığı olarak bilinmekle beraber yanlış olarak “sedef” diye isimlendirilmektedir. Sedef hastalığı ayrı bir hastalıktır.
Saçkıran (alopesi areata ) mantar ya da bakteri hastalığı değildir. Bulaşıcı değildir.
Aslında televizyon, internet ve gazetelerden yaygın olarak verilen sağlık bilgileri fayda yerine zarar verebilmektedir. Hastalarımız yanlış bilgiler edinebilmekte, edindikleri bilgileri yanlış yorumlayabilmektedirler.
Mantarların doku ve organlar da çoğalması ve hasar oluşturmasına mantar enfeksiyonu adı verilmektedir. Mantarlar en basit canlılar olduklarından çoğalmaları için ısı, nem ve besin yeterli olmaktadır.
Yüzeyel mantar enfeksiyonları: Mantarların deri ve ağız içi dahil iç organlarımızı örten mukoza dediğimiz dokulara travma ya da zedelenme sonucu yerleşmeleri ve çoğalmaları ile oluşabilmektedir.
Sistemik mantar enfeksiyonları: Mantar hücrelerinin solunması ve akciğer dokusuna yerleşip kan yolu ile diğer organlara taşınması ile oluşabilmektedir.
Mantarların bulaşma yolları nelerdir?
İnsandan – insana bulaş: Direk temas ya da ortak eşya kullanımı sonucu oluşmaktadır. Özellikle kışla, yurt, hamam, sauna gibi toplu yaşam alanlarında ortak havlu, terlik, mantar bulunan bölgeye direk temas gibi nedenler ile oluşmaktadır.
Hayvandan – insana bulaş: Hayvanlarda bulunan enfeksiyonun temas ile insana bulaşması söz konusu olabilmektedir.
Topraktan – insana bulaş: Özellikle tarım ile uğraşanlarda ve toprak ile teması olanlarda bu tür bulaş söz konusudur.
Mantar hücresi ile karşılaşan her insanda enfeksiyon oluşabilir.
Özellikle riski artıran faktörler: Beslenme bozukluğu ve yetersiz beslenmek Uzun süreli antibiyotik tedavisi almak AIDS, kanser gibi bağışıklık sistemini bozan hastalıkların olması Bağışıklığın yeterince oluşmadığı çocukluk çağı ve ileri yaşlarda olmak Alkol kullanmak Diabet (şeker hastalığı) gibi dolaşım sistemi yetersizliği yapan hastalıkların varlığı
Mantardan korunma yolları : Hijyene dikkat edilmesi, ortak eşya kullanılmaması, ayakkabıların ve çorapları sık değiştirilip nemliliğin önlenmesi ve vücut temizliğinin sağlanması en önemli tedbirlerdendir. Kalabalık yaşam alanlarında temasın önlenmesi amacı ile çıplak ayakla yere temas edilmemesi diğer bir tedbir yöntemidir.
Allerji, normalde zararsız olan maddelere karşı bağışıklık sisteminin aşırı tepki vermesidir. Atopi; normalde zararsız olan maddelere karşı, “İmmunglobulin E” adı verilen bağışıklık sistemi maddelerinin aşırı miktarda yapılması özelliğidir. Bu özellik genetik olarak kazanılmaktadır.
ALLERJİK HASTALIK BULGULARI NELERDİR ? Deride Ürtiker : Değişik büyüklüklerde olan kaşıntılı kabarıklıklardır. “Kurdeşen olarak adlandırılır. Anjioödem: Derinin alt tabakalarında sıvı birikmesi yani ödem ile ortaya çıkan şişliklerdir. Genellikle yüz, göz kapakları, dudaklar ve genital bölgede oluşur. Döküntüler: Kırmızı, ince kabuklu, deriden hafif kabarık plaklar , su toplaması ya da pek çok döküntü şekli olabilir.
Göz ve üst solunum yollarında Gözlerde kızarıklık ve kaşıntı, Burun tıkanıklığı ya da burun akıntısı, Burunda kaşıntı ve hapşırma. Alt solunum yollarında Solunum zorluğu, Hışırtılı solunum (vizing), Öksürük. Kalp ve damar sisteminde Çarpıntı (nabız sayısında artma), Tansiyon düşüklüğü. Mide-barsak sisteminde Bulantı – kusma, Karın ağrısı ya da karın krampları. Sinir sisteminde Şuur bulanıklığı, Bayılma Anafilaksi (allerjik şok)
Nadir de olsa tüm sistemlere ait bu bulguların hepsi birarada görülebilir ve anafilaksi olarak adlandırılır. Allerjik reaksiyonların en ağır şeklidir.
Sağlıklı tırnaklar hep daha çekicidir. Onlar kişinin, alışkanlıklarını ve sağlığını yansıtırlar. Tırnaklar el ve ayak parmak uçlarında bulunan deri hücreleri tarafından üretilir. Tırnakların keratinden oluşan bir yapıları vardır. Bu dayanıklı protein, sadece saçta ve deride bulunur. Tırnağın kendisi farklı tabakalardan oluşur. Tırnaklar, saç gibi, matrixten büyür.Yaşlı hücreler büyüdükçe yerlerini yenileri alır. Bunlar sıkıştırılmış, yassılaştırılmış ve sertçe şekillendirilmiştir. Tırnakların günde ortalama büyümeleri 0,1 mm’dir. Bu oran, yaşa, yılın zamanına, aktivitelere bağlı olarak değişebilir. El tırnakları, ayak tırnaklarından daha hızlı büyür. Dominant el veya ayağın tırnakları diğerine göre daha hızlı büyür.Tırnaklar kışa nazaran yazın daha hızlı büyür. Kadınların tırnakları erkeklerinkinden daha hızlı büyür. Ancak hamilelik ve ileri yaş dönemlerinde farklılıklar olabilir. Tırnakların uzaması/büyümesi hastalıktan ve hormonal bozukluklardan da etkilenir. Tırnaklar yerleşimlerine bağlı olarak, yıpranmaya daha çok müsaittirler.Tırnak hastalıkları, tüm deri hastalıklarının %10 ‘unu oluşturur. Çoğumuz, ömür boyu en az bir defa parmaklarımızı kapıya sıkıştırmışızdır. Ayak tırnaklarımızda batma ya da dolamaya dayanmak zorunda kalmışızdır. Genellikle küçük tırnak yaralanmaları zamanında iyileşirler. Ancak ciddi yaralanmalar veya hastalıklarda, profesyonel tedavi gerekir. Bazı belirtiler tırnak hastalıklarına işaret edebilir.Tırnak etrafındaki derinin şişmesi ve sızlaması sonucunda tırnaklarda renk ve şekil değişiklikleri görülebilir. Tırnakta beyaz çizgilenmelerin bulunması, girinti, çıkıntı ve çukurluklar bulunması söz konusu olabilir. Bunları mutlaka bir dermatolog değerlendirmelidir.
En sık görülen tırnak hastalıkları: Beyaz noktalar Kanamalar Tırnak batması Mantar enfeksiyonu Bakteriyel enfeksiyon Tümör Sedef hastalığı Siğiller Tırnak yeme
TIRNAK BAKIMININ TEMEL KURALLARI 1- Tırnaklarınızı temiz ve kuru tutunuz. Bu tırnak altında toplanan bakteri ve diğer enfeksiyonel organizmaları uzak tutmaya yardım eder. 2- Eğer ayak tırnaklarınız, kalın ve kesilmesi zor ise, onları sıcak tuzlu suda iyice ıslatınız. 5 ile 10 dk. arası %10’luk üre içeren krem uygulayın, recetesiz satılabilen bir kremdir. Her zaman uygun şekilde kesiniz. 3- Tırnaklar düzgünce karşıdan karşıya ve hafif dairemsi (maksimum düzgünlükte) kesilmelidir. Bunun için keskin bir tırnak makası kullanın. 4- Tırnaklarınıza şekil vermek ve şeytan tırnaklarını yok etmek için steril törpü ve aletlerkullanınız. 5- El tırnaklarını yemeyiniz. 6- Tırnak katmanlarında mutlaka tıbbi tedavi isteyiniz! 7- Herhangi tırnak düzensizliğinde dermatoloğunuza başvurunuz.
Ekzema, dünyanın her yanında sık görülen, yaşamları boyunca insanların beşte birini en az bir kere etkileyen, bebekler de dahil olmak üzere her yaş grubunda görülen, bulaşıcı olmayan ve yaşamı tehdit etmeyen bir deri hastalığıdır. Genelde ‘ekzema’ ve ‘dermatit’ kelimeleri eşanlamlı olarak kullanılmaktadır. Klinik görünüm hastalığın şiddetine, bulunduğu vücut bölgesine ve olayın kronikliğine göre değişmektedir.
Başlıca klinik belirtiler: Kızarıklık Kabarıklıklar Su kabarcıkları Kepeklenme veya deride kalınlaşma Sulantı Kabuklanma ve çatlaklardır.
Ekzemada açık veya koyu renk değişikliği görülebilir. Herhangi bir ekzema hastasında bu görünümlerden bir veya birkaçı görülebilir. Ekzema bir hastadan diğerine farklılık gösterebilir. Ayrıca ekzema vücudun bir bölgesinden diğerine farklılık gösterebilmektedir.
Eksojen Ekzema genellikle aşağıdaki gibi alt sınıflara ayrılmaktadır: 1 – Alerjik Ekzema: Deri yüzeyine uygulanan bir ürüne alerjik yanıt sonucu oluşan ekzema, 2 – İrritan Ekzema: Deri yüzeyine uygulanan bir ürünün deride tahriş etkisi sonucu oluşan ekzema.
Endojen ekzemanın sınıflaması : 1 – Atopik ekzema: Çocukluk çağında görülen ekzema çeşididir ve genellikle aile geçmişinde astım, saman nezlesi gibi alerjik durumlarla birlikte görülür. 2 – Seboreik dermatit: Bu ekzema vücutta en fazla yağ üreten deri bölgelerinde ( örn: saçlı deri, yüz, sırt ve göğüs) oluştuğu için bu isim verilmiştir. 3 – Nummuler dermatit: Adını klinik görünüşüne bağlı olarak (para gibi anlamında) almıştır. Genellikle kol ve bacakları tutar. 4 – Variköz – Staz Dermatiti: Bacağın alt kısmında varislerle ilişkili olarak meydana gelen ekzemadır. 5 – Dishidrotik ekzema: Simetrik oluşmaya eğilimli, avuç içi, ayak tabanında ve parmaklarda görülen, su kabarcıkları gösteren ekzemadır. 6 – Kserotik ekzema: Derinin yağının azalması ve kuruması ile ilişkili, genelde de yaşlı kişilerin bacaklarında görülen ekzemadır.
Bu sınıflama en basit ve kapsamlı görünmesine rağmen karşılaşılabilecek tüm ekzemaları kapsamamaktadır. Örneğin bir yerde bulunan ekzema çeşidinde vücuda yayılma olabilir ve bu da otosensitizasyon olarak adlandırılır. Eğer döküntüler tüm vücudu kaplarsa buna da eritrodermi veya eksfoliyatif dermatit denilmektedir.
Akne halk dilinde bilinen adıyla sivilce en sık karşılaşılan cilt problemidir. Nüfusun %85 i hayatının bir döneminde akne problemi yaşar. Akne derimizde bulunan yağ bezlerinin bir hastalığıdır, normalde bu bezlerin salgıladığı yağın deri yüzeyine çıkarak atılması gerekir. Ancak bazen yağ bezi daha fazla yağ salgılar, bu yağın deri yüzeyine geçişini sağlayan kanal yoğunlaşmış bir yağ kütlesi nedeniyle tıkanır. Aknenin temel nedeni bu tıkanmadır. Bu tıkaç siyah noktaları oluşturur. Siyah noktaların altında bakteri üremeye başlar ve enflamsyon gelişir.
Akne tedavi edilebilen bir hastalıktır. Tedavi edilmezse kalıcı izler bırakabilir. Kalıcı izler kişinin ruh sağlığını bozabilmektedir.
Aknenin şiddetine göre tedavi şekilleri değişmektedir. Hafif aknelerde sadece krem tedavileri yeterli olurken orta ve şiddetli aknelerde ağızdan ilaç kullanımı da gerekmektedir. Düzgün tedavi edilirse iz kalma riski düşüktür. Günümüz teknolojisinde akne izleri de tedavi edilemektedir. Fraksiyonel lazerler ile akne izleri, çukurlar ve lekeler kolay bir şekilde tedavi edilebilmektedir.
Deri vücudun dışarı açılan penceresidir.Deri insan yaşamı için çok yönlü bir öneme sahiptir. Sıvı ve elektrolid kaybını önler. Termoregülasyon (vücut ısısı dengeleme) görevi vardır. Ayrıca vücudu zararlı ışın ve toksinlerden korur. Aynı zamanda dokunma duyusu organıdır.Sıvıyı koruma görevini derinin en üst tabakası yapar. Derinin bakterileri öldürücü bir etkisi de vardır.
Yeni doğanların derisi erişkinlerin derisinden bir çok yönüyle farklılık gösterir.Prematürelerde derinin koruyucu tabakasının fonksiyonu zamanında doğanlara göre 15 kat daha azdır. Bu nedenle prematüre yeni doğanlar bir gün gibi kısa sürede ağırlıklarının %30 unu buharlaşma yoluyla kaybedilebilir. Yebi doğan derisi ince olması nedeniyle erişkinlerde emilmeyen ilaçlar yenidoğanda emilip sistemik toksisiteye neden olabilir. Bu nedenle sürme şeklinde uygulanan ilaçlar dikkatli kullanılmalıdır. Yeni doğanda mikrop kolonizasyonun en önemli kaynağı bakan kişinin elleridir. Elin etkili sabunlarla yıkanması önem arzeder. Normal sabunların sürekli kullanılması bakterilerin yayılmasına neden olabileceğinden tercih edilmemelidir. Yumuşak alkali veya nötral ph'lı antimikrobik özelliği olan sabunlar kullanılmalıdır.Ayrıca mümkün olduğu kadar yara bandı gibi yapışkan maddeleri kullanmaktan kaçınmalıdır. Yeni doğanın derisine alkollü solüsyonlar sürmemek gerekir. Çünkü kurumaya neden olur ve alkolün deriden emilimi çok fazladır. Ayrıca toksik olabilir. Yeni doğanın derisine iyotlu bileşikler sürülmemelidir. Çünkü iyot deri nekrozuna, serum ve idrarda iyot yükselmesine, tiroidin fazla veya az çalışmasına, guatra neden olabilir.
YENİDOĞANIN GÖBEK BAKIMI
Göbek güdüğündeki kurumuş doku bakteriler için iyi bir yerleşim yeri olabilir.Göbek enfeksiyonu tetanoz ve sepsis denilen mikropların kana karışması açısından önemlidir. Bu nedenle çocuk bezinin göbek kordonundan uzak bağlanması, yumuşatıcı kremlerin göbeğe sürülmemesi gibi önlemler dışında antiseptik kordon bakımı gerekir. Bugün için göbek bakımında en iyi tercih klorheksidinli solüsyonlardır. Alkol ve iyot içeren solüsyonlar kullanılmamalıdır. Göbeğe antiseptik uygularken antiseptiğin karın duvarına ve kasık bölgesine dökülmesi engellenmelidir.
BEBEĞİN YIKANMASI
Yeni doğanın doğar doğmaz bebek odasında yıkanması gereksizdir ve zararlıdır. Yeni doğanın derisinin PH'sı 6.5-7.5 arasındadır. İlk haftadan sonra aside doğru kayar ve ilk ayın sonunda erişkinlerin PH seviyesine (4.0-5.5) iner. Alkali sabunlarla yıkanan yenidoğanların deri PH'sının normale inme süresi 1 saatten uzun sürmektedir. Ayrıca PH'sı yüksek sabunlarla yıkanan bebeklerin derilerinin normal seviyeye inmesi 1 aydan fazla sürebilir.Derinin optimal antibakteriyel işlevi için uygun PH 5.0 ın altıdır. Bu nedenle yıkandıktan sonra derinin kısa sürede eski PH'sına inmesini sağlayan nötral sabunların kullanılması gerekir. Bebek pişiklerinin önlenmesi açısından nötral sabunların kullanılması önemlidir. Bebeklerin altını silmek için kullanılan ıslak mendillerin PH'ları da önemlidir. Kirli bez uzaklaştırıldıktan sonra bebeğin altı ıslak pamuklu ve yumuşak bir bezle silinmelidir. Kız çocuklarının genital bölgesi ıslak bir pamukla önden arkaya doğru silinmelidir. Arkadan öne silmek idar yolları enfeksiyonlarına neden olur.
Yeni doğanın yıkanması sırasında dikkat edilmesi gereken hususlar:
. Verniks kazazeosa (ilk doğduğunda bebeği kaplayan tabaka) yıkanmamalıdır. Çok fazla ise azaltılabilir. Verniksli bebeğe eldiven ile dokunulmalıdır.
.İlk haftalarda rutin yıkamak için ılık su yeterlidir.Fazla kirlenen kasık bölgeleri için gerekirse yumuşak, nötral PH'lı ve abraziv, deodorant, boya ya da koruyucu kimyasallar içermeyen bir sabun kullanılmalıdır. Bu sabun deriye zarar vermeden yumuşak bir şekilde ve fazla ovalamadan sürülmelir. Bebeğin saçlı derisi haftada bir veya iki kez gözleri yakmayan bir bebek şampuanı ile yıkanmalıdır.. Deri yıkandıktan sonra iyice durulanmalıdır En yumuşak sabunun sahi derinin koruyucu yağ tabakasını uzaklaştırdığı unutulmamalıdır.
Evde bebek bakımı sırasında bebeklerin ilk vir kaç ay boyunca haftada 2-3 defa yıkanmaları yeterlidir. Göbeğin düşene kadar, göbeğin su seviyesi altına indirilmemesi oluşabilecek infeksiyonların ve göbeğin geç düşmesinin önlenmesi açısından önemlidir. Göbek kordonunun hafifçe ıslanması önemli değildir. Yüzün yıkanması ağız çevresine bulaşmış olan süt artıklarının uzaklaştırılmasını sağlar.Kaşlar silinmeli, genital bölge yıkanmalıdır.Kız çocuklarının genital bölge temizliğinde sabun tahriş yapabileceği için kullanılmamalıdır. Sadece suyla ve önden arkaya doğru silinerek temizlenmelidir. Kız çocuklarda ergenlik çağına kadar köpük banyolarından kaçınmanın, vajinal irritasyonlardan ve üriner enfeksiyonlardan koruduğu unutulmamalıdır. Yıkandıktan sonra iyice durulanmazsa kalan sabun,irritasyona neden olabilir. Yıkandıktan sonra bebek iyice ve deri fazla da örselenmeden kurutulmalıdır. Genital bölgenin ıslak kalması mantar enfeksiyonlarına neden olabilir. Tırnaklar kendine zarar vermemesi için kesilmelidir. Fazla derin kesmek dolama gibi tırnak çevresi enfeksiyonlara neden olabilir.Sünnetsiz erkek yenidoğanda, sünnet derisi glans penise yapışıktır. 5-10 yaşları arası bu yapışıklık kalkar. Sünnet derisinin dışının yıkanması yeterlidir.Retraksiyon (geri çekme) işlemi yapılmamalıdır.
YUMUŞATICILAR
Yeni doğanın derisi büyük çocuklara göre daha kuru ve su tutma kapasiteside daha azdır.Bu nedenle derinin nemlendirilmesi büyük önem arzeder. Bir çok ülkede olduğu gibi ülkemizde de bitkisel yağlar bu amaçla kullanılmaktadır. Esansiyel yağ asitleri Ya da esansiyel yağ asitleri içeren bitkisel yağlar(ayçiçek yağı gibi) yumuşatıcı olarak kulanılabilir. Hazır olarak satılan bir çok bebek yağı bu ihtiyacı karşılayabilmektedir.Çok düşük ağırlıklı yenidoğanlarda uygulama sırasında deriye sürtünme ile zarar vermekten kaçınılmalı, parfüm ve koruyucu içeren koruyucu kremlerden uzak durulmalıdır. Kimyasal pnömoni(zatürre) tehlikesinden dolayı talk pudrası kesinlikle kullanılmamalıdır
Plazma tedavisi diğer adıyla PRP trombositten zengin plazma tedavisidir. Son yıllarda pek çok tıp alanında onarım, doku yenilenmesi istenen durumlarda uygulanmakta ve başarılı sonuçlar alınmaktadır.
Vücudumuzun herhangi bir yeri yaralandığında bu bölgede bazı hücrelerin topladığı ve diğer bölgelere göre konsantrasyonunun arttığı tespit edilmiştir. bu hücreler bazı reaksiyonları başlatarak dokularda iyileşmeyi sağlar. Pek çok doku yenilenme işleminde biz isteyerek dokularda kontrollü bir hasar oluştururuz ki bu hasar bölgede hücre toplanmasını arttırarak iyileşmeyi başlatır ve bölge gençleşir.
Plazma tedavisi bu mekanizmadan hareketle oluşturulan bir tedavidir. Sanki bir hasar oluşmuş gibi bölgede bazı hücrelerin ve büyüme faktörlerinin yoğunlaşması sağlanır ve böylece onarım süreci başlatılır.
PLAZMA TEDAVİSİ NASIL UYGULANIR?
Tedavi 15 gün arayla seanslar şeklinde yapılır. Uygulanmak istenen tedaviye göre seans sayısı 3 veya daha fazladır.
Uygulama öncesinde veya sonrasında dikkat edilecek herhangi bir şey yoktur. Uygulama öncesinde tetkik yapılması gerekmez. Tedavi sonrası iyileşme süresi gerektirmez hasta hemen günlük aktivitesine dönebilir.
Tedavi için özel geliştirilen kitler vardır ki bunlar tek kullanımlıktır. Hastanın kanı bu tüplere alınarak ayrıştırılır. Kanın istenmeyen kısmı aşağıya çökerken istenen kısmı üstte toplanır, bu kısım ince uçlu iğnelerle çok kısa bir işlemle tedavisi planlanan bölgeye uygulanır. Ayrıştırılan kısımda trombositler ve büyüme faktörleri bulunur. Bunlar bir dizi onarım ve iyileştirme reaksiyonunu başlatarak kök hücrelerin bölgeye toplanmasına neden olur.
PLAZMA YEDAVİSİ KİMLERE UYGULANMAZ?
Kanser hastalarına uygulanamaz.
PLAZMA TEDAVİSİNİN RİSKLERİ NELERDİR?
Hastanın kendi kanından özel ve tek kullanımlık tüplere alınarak hazırlanan bir işlem olduğu için enfeksiyon bulaşma riski ve alerji riski taşımaz . Oldukça güvenli bir tedavidir.
PLAZMA TEDAVİSİYLE CİLT GENÇLEŞTİRME
Bu tedavinin en önemli tedavi alanlarından biri cilt gençleştirme alanıdır. Uygulama hastanın cilt özelliklerine göre 2 hafta arayla 3 veya 4 kez yapılır. Kalıcı sonuçlar 1,5-2 ay sonra alınmaya başlanır. Ciltte alınan değişiklik tamamen doğaldır. Herhangi bir ifade değişikliği veya şiş görünüm oluşmaz.
Ciltteki akneler azalır
Akne izleri azalır veya kaybolur.
Cilt rengi genel olarak açılır. Lekelerde, kızarıklıkta azalma olur.
Sıkılık artışı olur. Yüz ovali toparlanır.
İnce çizgiler ve kırışıklıklar kaybolur veya azalır.
Cilt görünümü daha sağlıklı ve parlak olur. Cilt dolgunlaşır.
Ciltteki skarların tedavisinde kullanılır
Bu sonuçlar 2 ay sonra belirginleşir, giderek artar. 1 yıl sonra herhangi bir bozulma tespit edilmez. Ancak daha iyi sonuçlar için 1-3 seans uygulama yapılması önerilir.
PLAZMA TEDAVİSİYLE SAÇ DÖKÜLMESİ TEDAVİSİ
Çok çeşitli sebeplere bağlı olarak saç dökülmesi görülebilir. Bu sorunla karşılaşıldığı zaman mutlaka bir dermatoloğa başvurarak saç dökülmesinin kaynağını ve tipini tespit etmek gerekir.
Saçlardaki dökülme başka bir nedene bağlıysa mutlaka buna yönelik tedavi de uygulanmalıdır.
Plazma tedavisi hemen her tip saç dökülmesi tedavisinde ek olarak kullanılabilir bazen tek başına kullanımı bile çok başarılı sonuçlara neden olur.
Saçlardaki kullanımı 15 gün arayla en az 4 seanstır. Sonuçların alınması 1,5-2 ay sonra başlar ve artarak devam eder. 1 yıl sonra gerekli görülürse tekrar edilebilir. İhtiyaç olmazsa böyle bir zorunluluk yoktur.
Saçlarda büyüme hızlanır.
Saçlar güçlenir daha hacimli durur.
Dökülme durur.
Yeni saçlar gelmeye başlar.
Yeni gelen saçlarda grileşme azalır. Kendi doğal renginde çıkar.
SIK SORULAN SORULAR
Plazma tedavisinin belli bir süresi var mı? Bir süre sonra etki kaybolur mu?
Plazma tedavisinde belli bir süre sonra bozulma olmaz. Hastanın durumuna göre tekrarlanan seanslar tedaviden alınan sonuçları arttırır.
Clostridim botulinum adlı bakteriden elde edilen bir ilaçtır. İlk kez 1977 yılında şaşılık tedavisinde kullanılmaya başlanmıştır. Bu tedavi sırasında kırışıkların üzerinde azaltıcı etkisi görülünce kozmetik amaçlı kullanımı gündeme gelmiştir. 1990’dan sonra kırışıklık tedavisinde kullanılmaya başlamıştır.
1995 yılında bölgesel aşırı terlemelerin tedavisinde de (hiperhidroz) kullanılmaya başlamıştır. Son yıllarda migren tedavisinde başarılı sonuçlar alınmaya başlamış ve yakın zamanda FDA tarafından migren tedavisinde kullanımı onaylamıştır.
BOTOX NASIL ETKİ EDER?
Uygulandığı bölgede asetil kolin salınımına engel olarak kaslarda geçici paralizi yapar ve ter bezlerinde terlemeyi azaltır. Kaslarda geçici etki 14 gün içerisinde tam olarak oluşur. 3-5 ay içersinde geri döner. Kaç seans uygulanırsa uygulansın yapılan incelemelerde kaslarda herhangi bir hasara rastlanmamıştır.
BOTOX SIRASINDA NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?
Tedaviden birkaç gün önce aspirin ,C vitamini. E vitamin, yeşil çay gibi morarmaya sebep olacak ilaçlar içilmemelidir. Uygulama öncesinde K vitaminli bir kremin kullanılması morarma ihtimalini azatlığı için önerilebilir. Ancak morarma ihtimali oldukça düşüktür.
Botox alınmak istenen sonuca göre belli kas gruplarına uygulanır. Uygulama sonrasında ilacın bu bölgede kalması ve diğer kas bölgelerine geçmemesi için uygulanan bölgeyi ovuşturmamalı, makyaj yapılmamalı 4 saat başın dik olmasına dikkat edilmelidir.
BOTOX KİMLERE UYGULANMAZ?
Gebelik ve emzirme döneminde
Sinir ve kas hastalığında(M.graves, Eatan Lambert))
Bazi ilaçların kullanımında( aminoglikozid v.s)
BOTOXUN YAN ETKİLERİ NELERDİR?
Tecrübeli bir doktor tarafından uygulanırsa yan etkisi nerdeyse yoktur. Nadiren kısa sürede geçen kızarma ve morarma olabilir.
Bunun dışında ilacın yer değiştirmesine bağlı yan etkiler görülebilir ki bu hastaların bölgeyi ovuşturmasına bağlı gelişebilir.
Hastalar uygulama sonrasında günlük aktivitelerine dönebilir.
BOTOX İLE KIRIŞIKLIK TEDAVİSİ NASIL UYGULANIR?
Yüz çizgileri dinamik ve statik olarak ikiye ayrılır.
DİNAMİK ÇİZGİLER: Mimik çizgileri dediğimiz çizgilerdir. Gülme, konuşma ve kızma sırasında cildin altındaki kasların kasılarak cildi kırıştırmasıyla oluşur.
STATİK ÇİZGİLER: yüz mimiksizken bile belirgin olan cilde yerleşmiş çizgilerdir.
Botox, yüzdeki dinamik çizgilerin tedavisinde en başarılı yöntemdir.
Botox kırışıklık tedavisinde hangi bölgelere uygulanır?
• Alındaki yatay ve dikey çizgilerin tedavisinde
• göz kenarlarındaki kaz ayağı adı verdiğimiz çizgilerin tedavisinde
• Boyundaki yatay ve dikey çizgilerin tedavisinde
• Burun kaldırma amacıyla
• Yanaklardaki sarkmaların toparlanmasında , yüz ovalini şekillendirmede
• Ağız kenarındaki düşüklüğün ve üzgün ifadenin toparlanması
• Ağız çevresinde sigara çizgileri dediğimiz kırışıklıkların tedavisinde
• Çenedeki pütürlü görünümü azaltmada
• Kaş şeklini değiştirme, kaşın ve göz kapağın kaldırılması amacıyla
Uygulama sonrasında etki birkaç gün içinde başlayabileceği gibi daha uzun da sürebilir. 14 gün sonra son halini alır.
Kozmetik amaçlı botox tedavisi ilk yıl 3 kez, ikinci yıl 2 kez, üçüncü yılda 8 ay aralıklarla uygulanabilir. Tekrarlayan uygulamalar ilaca ihtiyacı azaltır.
Aşırı terleme, yapısal veya genetik bazı yatkınlıklara bağlı olarak görülen bir durumdur. Avuç içi, ayak tabanı, kol altı, yüz bölgesi en sık görülen terleme bölgelerdir. Terleme emosyonel stres , ısı artışı, fiziksel aktivite sonucu daha çok artar. Terlemenin şiddetini görebilmek için iyot-nişasta testi yapılabilir. Testte yoğun terleyen bölgelerde kahverengi görünüm olur. Bölgesel terleme tedavisinde botox enjeksiyonu çok sık başvurulan bir yöntemidir. Uygulama oldukça rahattır. Botox minik dozlarda belli aralıklarla cilde enjekte edilir. 1 hafta sonra etki başlar 9-12 ay devam eder. Uzman kişiler tarafından yapılan uygulamalarda herhangi bir yan etki görülmez nadiren minik morluklar olabilir.
SIK SORULAN SORULAR
Botox yüz bölgesinde ifadeyi bozar mı? İfadeyi bozmadan kırışıklıklardan kurtulmak mümkün müdür?
Daha önce botox yaptırmamış hastaların en büyük endişesi yüz ifadelerinin bozulacağı herkes tarafından botox yaptırdığının anlaşılacağı korkusudur. Ancak bununla ilgili endişeler yersizdir çünkü botoxta ifade bozulması tamamen yüksek doz uygulamalara bağlı oluşur. Hastanın kas yapısına uygun dozlarda yapılan enjeksiyonlarda ifade bozulmadan kırışıklıklar açılır.
Botox uygulamasından sonra hep botox yaptırmak zorunda mıyım?
Bu tedavide sürekli yaptırmak gibi bir zorunluluk yoktur. İlacın etkisi 3-4 ay sonra kaybolur. Bunu takip eden 2 aylık dönemde iyilik hali devam eder. Daha sonra da çizgiler eski haline döner. Ancak hastalar tedaviden memnun oldukları için tedaviye devam ederler.
Botox uygulaması yaptırırsam uzun dönemde cildim daha kötü olur mu?
Botoxla kırışılık tedavisi neredeyse 20 yıldır milyonlarca hasta üzerinde
uygulanmıştır. Ve bu konuda herhangi bir problemle karşılaşılmadığı gibi düzenli yapılan uygulamalarda sonuçların çok daha iyi olduğu ve ciltteki düzelmenin arttığı tespit edilmektedir.
Botox tedavisine erken mi geç mi başlamak daha ıuygundur?
Kırışıkların erken döneminde çizgiler dinamik çizgilerdir ve botoxla kolaylıkla tedavi edilebilir. Tedavi edilmeyen dinamik çizgiler zamanla statik çizgi aşamasına gelir ki o zaman botox uygulaması çizgiyi tamamen tedavi edemez lazer, peeling, dolgu gibi ek uygulamalara da ihtiyaç duyulur bu nedenle erken başlayan uygulamalarda başarı daha yüksektir.
Botox yılan zehirimidir?
Botox bir bakteriden elde edilir. Kullandığımız pek çok ilaçtan farklı değildir. İlaçlar sonuçta benzer şekilde elde edilir. Yılan zehiri değildir.
Botox uygulamasının vücuda herhangi bir zararı var mıdır?
Uygulama çok küçük dozlarda yapılır. Ancak uygulandığı alanda etki eder. Genel dolaşıma katılması yok denecek kadar azdır.