Kategori: Dermatoloji

  • Elektro – kriyoterapi

    Akne ve yara izleri, vücut çatlakları, bazı cilt lekeleri çözümlenmesi zor olan problemlerdir. Estetik tıp alanında bu konularla ilgili yıllardır farklı yöntemler geliştirilmiş ve uygulanmıştır:

    1- Lazer tedavileri (Er:YAG, Er:Glass, CO2 lazerler ve bu lazerlerin fraksiyonel formları)

    2- Diğer yöntemler (Dermabrazyon, Mikrodermabrazyon, çeşitli derinlikle uygulanan kimyasal peelingler vb.)

    Tıbbi ve kozmetolojik tedavilerde en iyi sonucu alma amacının yanı sıra, istenmeyen yan etkileri mümkün olduğunca azaltmak da çok önemlidir. Günümüzde seçilen tedavi yönteminin etkinliği kadar, yan etkisinin olup olmaması, “down time” dediğimiz iyileşme sürecinin mümkün olduğunca kısa olması önemlidir.

    Bu noktalar dikkate alınarak geliştirilmiş olan “ELEKTROKRİYOTERAPİ” yöntemi,

    akne ve yara izleri, vücut çatlakları ve lekelerde etkin ve farklı bir metoddur. Yaklaşık -32 derecede soğuk etkisinin, belirlenen sürelerde cilde uygulanması ile tedavi gerçekleştirilir. Bu metodun etkisi ciltte 2-4 mm derinliğe kadar ulaşabilir. Zaten ciltteki asıl canlılık ve destek görevini sağlayan kolajen yapı bu derinlikte yer almaktadır.

    Sıvı azot gazı (-196 derece nitrojen) kullanılarak yapılan geleneksel kriyoterapi (dondurma tedavisi) tıpta, dermotoloji alanında çok uzun zamandan beri kullanılmakta olan bir tedavi yöntemidir. Ancak, bu eski yöntemde hızlı soğutmanın yapıldığı alanın orta kısmı aşırı donmakta, yan tarafındaki sağlam cilt yeterince korunamamaktadır. Etki edilmek istenen derinlik kontrolsüz olarak aşılmakta, bu nedenle de istenmeyen yan etkiler (ülserizasyon, renk bozukluğu, skar-iz vb.) oluşabilmektedir.

    Uygulamalar Nasıl Yapılır?

    Lezyonun ya da problemli bölgenin büyüklüğüne ve şekline göre uygun başlık seçilerek, hekim tarafından belirlenn sürede cilde temas edilir. Tedavi esnasında çok kısa süreli olarak, “soğuk ısırığı” diye ifade edilen bir his oluşur. Bunu hissetmek istemeyen hastalarda, tedaviden yarım saat kadar önce uygulama bölgesine topikal anestezik kremler uygulanabilir. Tedavi sonrasında uygulama bölgesinde 3-4 gün sürecek bir kabuklanma olur ve hafif pembe renkte yeni bir cilt oluşumu başlar, yaklaşık 3-4 haftada cilt tümüyle normale döner.

    Cilt problemlerinin türüne ve derinliğine göre seans sayısı değişkendir, ortalama 1-6 seans arasında uygulama gerekebilir.

    “ELEKTROKRİYOTERAPİ” yöntemi ile bir çok cilt problemi tedavi edilebilmektedir:

    a) Skar (yara izleri) – keloid

    b) Akne izleri

    c) Stria (deri çatlakları)

    d) Cilt lekeleri

    e) Cilt kırışıklıkları

    f) Diğer dermatolojik problemler (Aktinik keratom, hemanjiyom, nevus pigmentosum ve diğer ben çeşitleri, siğil, seboreik keratoz vb.)

  • Kavitasyon

    Özellikle güneşin kendini göstermesi ile birlikte, fazla kilo ve selülitlerden kurtulma, mükemmel bir bedene kavuşma isteği de artar. Bu uğurda denenen çeşitli yöntemler ve sıklıkla uygulamadan vazgeçilen uzun diyet listeleri, 'bıktırıcı' olmanın dışında kişiyi 'mutlu son'a ulaştırmakta genellikle başarılı olmaz. Bu amaca ''Kavitasyon'' adı ile bilinen yeni ve etkili bir yöntem ile ulaşılması mümkün olabilir. A.M.I MEDİCELL Stable Cavitation cihazı ile, üstelik ameliyat, ağrı, sızı ya da benzeri sıkıntıları yaşamadan, hatta bazen tek seansta bile 'lipo-suction'a benzer sonuçlar alınabilmektedir.

    A.M.I MEDICELL Stable Cavitation sistemi düşük frekanslı ultrasound teknolojisinin kullanılarak yağ hücrelerinin parçalanması esasına dayanan bir yöntemdir. Vücutta bulunan yağ hücrelerinin membranları (zarları) diğer hücre membranlarına göre daha kolay parçalanabilme özelliğine sahiptir. Düşük frekanslı ultrasound dalgaları ile meydana gelen kabarcıklar pozitif ve negatif enerji uygulayarak çalışılan alandaki yağ hücre membranlarını parçalar. Ancak diğer doku ve organlara zarar vermezler. Parçalanan yağ hücrelerinden açığa çıkan yağ asitleri metabolik ve fiziksel yollar ile vücuttan atılır.

    Uygulama öncesinde, tedavi yapılacak kişinin vücut ölçümlerinin alınması ve işlem yapılacak bölgenin fotoğraflanması önemlidir. Daha sonra problemli bölgedeki yaklaşık 60 dakikalık bir uygulamanın ardından tekrar alınan ölçümlerin karşılaştırılması sıklıkla 'şaşırtıcı' olabilmektedir. Ortalama 1-6 cm arasında incelme sağlayan bu yöntem, sonuçları açısından, yakın zamanlara dek bilinen diğer yöntemlerden ayrışmaktadır. 10 gün aralıklarla, toplam 6 seans yapılan uygulama tamamlandığında, vücutta ciddi bir incelme ile birlikte portakal kabuğu görünümünde önemli bir azalma ortaya çıkar.

    Ciddi bir bölgesel incelme yöntemi olan kavitasyon işlemi sırasında ve uygulama sonrasında elbette dikkat edilmesi gereken bazı kurallar vardır. Uygulamayı takip eden 5 gün içerisinde yağ tüketilmemesi ve her gün en az 25 dakika süreyle yürüyüş, koşu, aerobik vb. efor gerektiren bir aktivite yapılması önemlidir.

    Sonuç olarak, etkinliği bilimsel açıdan kanıtlanmış olan “Kavitasyon”sistemi acısız, güvenli ve etkili bir vücut şekillendirme işlemi olup; selülit, bölgesel incelme ve sıkılaşmada istenen sonuçları büyük oranda ortaya çıkaran bir yöntemdir. Bu uygulama sonrasında giysilerinizin içine daha rahat sığmanız, bikininizi daha güvenle kullanmanız, kısaca vücudunuzla barışık olmanız yüksek olasılıktır.

  • Fraksiyonel lazer – kırışıklık, iz ve leke tedavisi

    Son 15 yıl içerisinde lazer teknolojisinin kullanılması ile akne (sivilce) izi, gözenekler, yara ve yanık izi, yüz ve boyun kırışıklıklarının tedavisinde önemli ilerlemeler kaydedilmiştir.

    Etkili cilt gençleştirme ve iz tedavisi amacıyla son yıllarda 3 çeşit lazer sistemi tasarlanmıştır; günümüzde bu sistemler çeşitli iz ve kırışıklıkların tedavisinde en başarılı yöntemler olarak tercih edilmektedir:
    1. Erbium:Glass lazer (Er:Glass): 1,540 nanometre dalga boyu
    2. Erbium:YAG lazer (Er:YAG): 2,940 nanometre dalga boyu
    3. Karbondioksit lazer (CO2): 10,650 nanometre dalga boyu
    Lazerin etkinlik derecesini belirleyen en önemli faktörler; lazer ışınının dalga boyu, lazerin sahip olduğu teknolojik özellikler ve hastanın cilt yapısıdır.

    Kliniğimizde yaklaşık 4 yıldan beri Fraksiyonel Er:YAG Lazer tedavisi uygulanmaktadır.Fractional MCL 30 Lazer yeni jenerasyon bir lazer teknolojisidir. Ciltte yara oluşturmadan, cilt yenileme, kolajen yapıyı sıkılaştırma, göz etrafındaki kırışıklıkları hafifletme, cilt lekelerini ve yara izlerini tedavi etme amaçlı uygulanabilmektedir. Ciltte sağlam doku içinde “mikrotermal tedavi” bölgeleri olarak bilinen, binlerce küçük ama derin köprüler oluşturup, mikroskopik küçük yaralar meydana getirir. Bu “çok küçük-mikrotermal tedavi”, tüm bölgenin bütünüyle tedavi edilmesine oranla, cildin çok daha hızlı iyileşmesini sağlar. Fraksiyonel lazer yöntemi ile cildin doğal iyileşme süreci kullanılarak, yeni, sağlıklı, daha sıkı bir dokunun oluşturulması ve cilt kusurlarının giderilmesi amaçlanır. Böylece cilt içeriği düzenlenir, lekeler silinir ya da azalır; cilt rengi düzelir, kalitesi ve elastikiyeti artar.

    Fraksiyonel lazer uygulamaları sırasında tedavi edilen cildin kalınlığı, kimyasal peeling ve dermabrazyonda olduğu gibi göz kararı ya da tecrübeye bağlı değildir; inilenderinlik belirlidir. Etkisi güçlü olmasına karşın, fraksiyonel özelliği sayesinde uygulama sonrası iyileşme süresi kısadır. Tedavinin beklenen sonucu ise benzer sistemlere göre çok daha olumludur.

    Fraksiyonel Lazer’in kullanım alanları:

    1- Sivilce izlerinin tedavisi: Sivilce izlerini gideren en etkili yöntem fraksiyonel lazerdir. Bölgenin özel bir ışıkla taranması sonucu iz dokusu buharlaştırılır. Buharlaşan kısmı vücut taze hücrelerle doldurur. Her seansta iz dokusu kademeli olarak küçülür. Ortalama 3-6 seans uygulanır. Seans sonrası kızarıklık ve kabuklanma oluşur.

    2- Gebelik çatlaklarının tedavisi: Lazer dokuyu derinlemesine gözenekli bir biçimde etkiler. Düzensiz alanları buharlaştırır. Taze doku yıpranmış dokunun yerini alır. İnce çatlaklar silinir, derin çatlaklar hafifler.

    3- Yara izi tedavisi: İnce yara izleri silinir. Ameliyat izi, darbe ve jilet yaralarının tedavisinde kullanılır. Yara izi alanına gönderilen ışık demetleri sorunlu alanı buharlaştırarak düzeltir.

    4- Boyun ve dekolte gençleştirme: Yıpranmış ve sarkmış boyun ve dekolte cildi yenilenir. Mezolifting veya PRP tedavisi ile birlikte uygulanması etkinliği arttırır.

    5- Cilt lekelerinin giderilmesi: Ciltteki güneş lekeleri, melasma denilen doğum lekeleri, yaşlanmaya bağlı lekeler ve cilt tonunda değişiklikler, sivilce lekeleri vb. tedavisi için kullanılan bir yöntemdir. Daha çok Erbium Fraksiyonel lazer kullanılır.

    6- Göz altı morluklarının ve torbalanmalarının tedavisi: Göz altı morlukları kişiyi daha yorgun ve yaşlı göstermektedir, bu duruma tıbbi dilde hiperpigmentasyon (renk artışı) denir. Genellikle alt kapağın iç kısmında daha yoğun olarak gözlenir. Nedenleri arasında; genetik yatkınlık, alerji, göz ovuşturma alışkanlığı, bazı hastalıklar (böbrek, tiroid) sayılabilir. Bu renk artışı için en çok K vitamini kremleri ve soldurucu kremler denenmiştir; ancak çoğu kez tatmin edici sonuçlar elde edilememiştir. Göz altındaki renk maddesi buharlaştırılarak ve deriyi yeniden yapılandırarak pigmentasyon azaltılmaktadır. Lazer uygulamasının şekli, hastanın cilt özelliklerine göre seçilir.

    Klinik çalışmalar ışığında, etkili bir tedavi ve güzel bir sonuç için, yaklaşık 2-4 hafta aralıklarla, ortalama 3-5 seans önerilmektedir. Lazer uygulaması sonrasında etkinlik hemen görülse de, kolajen yapılanması (remodelizasyonu) 2-3 ay sürdüğü için, asıl gelişmeler ve sonuçlar 2-3 ay sonra ortaya çıkmaktadır. Bu bize hastanın yakınması ve cilt yapısının özelliklerine göre uygun olan fraksiyonel lazer yöntemini belirleme ve tedavisinin planlaması aşamasında farklı seçenekleri kullanma olanağı vermektedir.

  • Cildinizi kırıştırmayın – dolgu

    DOLGU UYGULAMALARI

    Zaman insanlarda karşı koyulamayacak değişiklikler oluşturur. Yaşlanma, yüzde çizgi ve kırışıklıkların belirmesiyle fark edilir. Yıllar geçtikçe, yüz ve dudaklar eski dolgunluğunu, diriliğini yitirmeye başlar. Dudak ve göz çevresinde kırışıklıklar belirir; konuşurken ya da gülerken bunları saklamak olanaksız hale gelir. Burun kenarlarından ağza doğru uzanan dikey çizgiler gittikçe derinleşir. Kaşların arasında dikey, alında da bir dizi yatay çizgi oluşur.

    Uzun yıllar boyunca hekimler, çeşitli yöntemler uygulayarak (kimyasal peeling, lazer tedavileri, botox enjeksiyonları, enjekte edilebilen dolgu maddeleri, mezolifting vb.), deriye ait şekil bozukluklarını tedavi etmeye çalışmışlardır. Ne yazık ki, bütün bu çabalar deri yaşlanmasını henüz tümüyle engelleyebilir düzeylere ulaşmamış, bugün için kalıcı çözüm bulunamamıştır.

    Günümüzde, yüzdeki çizgilenme, kırışıklık ve kıvrımların azaltılması için, dolgu maddeleri enjeksiyonu (kolajen, silikon, kişinin kendi yağı, hiyalüronik asit enjeksiyonu vb.) kozmetik dermatolojide önemli yere sahiptir.

    Daha genç, daha taze ve daha kusursuz bir cilde sahip olabilmenin etkili yollarından birisi

    dolgu maddesi uygulamalarıdır. Dolgu maddesi enjeksiyonu, iş ve sosyal yaşamdan uzak kalmadan, yüksek maliyetler ödemeden, uygulama sonrası fazla bir bakım gerektirmeksizin, ufak dokunuşlarla yüzün ifadesini bir anda değiştirir, işlem yapıldığı anda sonuç verir ve aynaya bakıldığında değişiklik hemen ayırt edilebilir.

    Dolgu uygulamaları yüzün belirli bölgelerinde mucizevi sonuçlar yaratır:

    1- a) Burun kenarlarındaki derin gülümseme çizgileri

    b) Dudak çevresindeki dikey çizgilenmeler (sigara çizgileri)

    c) Ağız köşelerinde beliren hüzün çizgileri

    d) Alındaki dikey ve yatay uzanımlı, çatık ve endişeli yüz görünümü oluşturan çizgiler

    e) Göz çevresindeki kaz ayağı çizgileri

    2- Elmacık kemikleri, yanaklar ve çenenin belirginleştirilmesi

    3- Dudakların biçiminin düzeltilmesi ve daha dolgun görünmesi

    4- Çökük akne ve diğer yara izlerinin düzeltilmesi

    5- Yüz şekillendirilmesi ve hataların düzeltilmesi.

    Bu uygulamada amaç, cildin desteğini kaybettiği bölgeye hacim ve destek eklemektir. İnsan vücuduyla uyumlu özellikte çeşitli dolgu maddeleri derinin uygun tabakalarına enjekte edilir. Dinlenme sırasında görülen kırışıklıklar için eşsiz bir tedavi seçeneğidir.

    Uygulamayı yapacak kişinin bu konuda deneyimli bir dermatolog ya da plastik cerrahi uzmanı olması gereklidir. En iyi sonuç, ‘’germe testi’’ (iki parmak arasında cilt gerginleştirildiğinde kırışıklık kayboluyor mu?) uygulandığında düzelmenin görülebileceği yerlerde alınır. Muayene sırasında, hastanın hangi bölgesinin tedavi edilmesini istediği tam olarak belirtilmelidir. Düzelmenin kalıcı olabilmesi için zaman içinde enjeksiyonların tekrarlanması gerekebilir. Cildin kalınlığı, nemi, kırışıklıkların derinliği, enjeksiyon tekniğinin başarısını etkiler.

    Geçen 20 yıl boyunca kozmetik endüstrisi, ideal bir dolgu maddesi elde etmeyi amaçlamıştır.

    İdeal dolgu maddelerinden beklenen özellikler:

    • İnsan vücudu ile uyumlu olması

    • Yüzün doğal ifadesini koruması

    • Uzun süre kalıcı olması

    • Alerji ve diğer yan etkilere sahip olmaması

    Daha dolgun dudaklar, daha belirgin yüz hatları ya da yumuşatılmış yüz çizgilerinin amaçlandığı dolgu uygulamalarında, vücudumuzda doğal olarak bulunan bir madde olan “hiyalüronik asit” içeren dolgular öncelikle tercih edilirler.

    Cildimiz, sağlığımız için ne kadar önemliyse, hiyalüronik asit de cildimiz için o kadar önemlidir. İnsan vücudunda özellikle kas ve eklemlerde bulunur. Hiyalüronik asit bulunduğu dokuya esneklik / sağlamlık veren, berrak kristal jel görünümlü bir maddedir. Vücuttaki su ile birleşerek hacim kazanır, cildi dolgunlaştırır, nemlendirir ve tazeliğini korumasını sağlar. Tüm canlı türlerinde kimyasal, fiziksel ve biyolojik olarak aynı yapıya sahiptir.

    Yaş ilerledikçe vücudun hiyalüronik asit üretimi azalır, cilt gerginliğini ve elastikiyetini kaybeder. Dışarıdan takviye edildiği zaman cilt daha gergin ve kırışıksız görünür.

    Dışarıdan uygulanan kremlerin derinin gözeneklerinden geçerek bu tabakaya ulaşması anahtar deliğinden bir topu geçirmek kadar olanaksızdır. Bu yüzden asıl etkinin hedeflenen tabakada görülmesi pek olası değildir. Kırışıklıkların azalması için cilt altına enjeksiyon yapılmalıdır. Basit bir enjeksiyon ile kaybolan desteği tekrar kazanmak, görünümünü farklılaştırıp güzelleştirmek ve kırışıklıklardan kurtulmak mümkündür. Kalıcı değildir, 6-12 ay içinde vücuttan tamamen emilerek atılır. Etki süresi kişiye ve uygulama bölgesine göre değişir. Bu durum bizlere bir sonraki tedavi için zaman ve seçenek olanağı tanır.

    Düzeltmenin daha uzun süre kalıcı olabilmesi için enjeksiyonların tekrarlanması gerekebilir. Cildin kalınlığı, nem ve yağ içeriği, kırışıklıkların derinliği ve nedeni, enjeksiyonu uygulayan hekimin tecrübesi, tedavinin etki süresi ve başarısında önemlidir.

    Göz ameliyatları, ortopedi ve romatolojik sorunların giderilmesi (eklemlerin kayganlığını sağlamak vb.), üroloji gibi diğer alanlarda da kullanılmaktadır.

    (1980 yılında, ciltte uygulanabilen, hiyalüronik asit ile biyolojik olarak uygunluk taşımakla birlikte ondan daha uzun süre dayanabilen sentetik polimerler geliştirilmiştir?). Stabilize edilmiş hiyalüronik asit organizma ile tümüyle uyumlu ve vücut tarafından eritilebilir olduğundan doğal ve emniyetlidir.

    Bir noktaya özellikle dikkat edilmelidir, yağmurdan kaçarken doluya yakalanmamalıdır. Uygulamanın fiyatı ya da etkinin kalıcılığı öncelikle tercih nedeni olabilmektedir. Ancak, vücut ile uyumsuz özellikte ve/veya uygulamadan sonra kalıcı olan dolgu maddelerinin kullanılması sonucu ortaya çıkabilecek doğal olmayan görünüm, alerjik reaksiyonlar, enfeksiyon ve granülom oluşumu ile yer değiştirme gibi yan etkiler gelişebilir. Güvenilir özellikte diğer implant seçenekleri nedeni ile bu tür materyallerin kullanılması önerilmemektedir.

  • Botox kırışıklıkları nasıl giderir?

    2000'li yılların mucizevi yöntemlerinden biridir. Yüzde, özellikle alın yatay çizgileri, göz etrafı (kaz ayakları), kaş ortasındaki kırışıklıklarda uygulanmakta iken, daha sonraları göz altı, burun kökü, dudak üstü, boyun kırışıklıkları ve burun ucunu kaldırmak için de uygulanmaya başlanmıştır. Kas içine verilen Botulinum Toksini-Botox ile o bölgedeki kasların kasılması önlenmekte ve kırışıklık düzeltilmektedir. Tek seansta yapılan uygulama sonrasında kişi rahatlıkla günlük yaşamına devam etmektedir. Botulinum toksini, oluşmuş kırışıklık ve çizgilerin düzeltilmesini sağlamakla birlikte, henüz oluşmamış kırışıklıkların ortaya çıkmasını ve ince çizgilerin derinleşmesini de önler.

    • Kırışıklıklar nasıl oluşur?

    Cilt belirli işlevleri olan farklı tabakalardan oluşur. Yaş ilerledikçe deri değişiklikler geçirir ve cildin işlevleri zamanla azalır. İlk olarak burun ve ağız arasında, göz kenarlarında ve alında ince çizgiler belirir. Devamlı yapılan yüz hareketleri de mimik kırışıklıklarının ortaya çıkmasına yol açar. Bunlar ağız çevresinde gülümseme, dudak alt köşelerinde üzüntü çizgileri, alın çizgileri, göz çevresi (kaz ayağı) veya iki kaş arası kırışıklıklarıdır.

    • Bu kırışıklıkların tedavisinde uygulanan yöntemler nelerdir?

    Cerrahi ve cerrahi olmayan yöntemler uygulanabilir. Cerrahi olmayan uygulamalar çok çeşitli olup; lazer uygulamaları, peelingler, kolajen ve hiyalüronik asit gibi dolgu maddeleri ve saflaştırılmış Nörotoxin (Botulinum Toksini-Botox) uygulamaları sayılabilir.

    • Botox-Botulinum Toksini yılan zehiri midir?

    Sağlık Bakanlığı'ndan onaylı olan Botox-Botulinum Toksini, bir çok kişinin bildiğinin aksine, yılan zehiri değildir. Clostridium Botulinum adlı bir bakteriden elde edilmiş protein esaslı bir maddedir. Botulinum Toksini, 1980'li yılların başından beri, bazı kasların aşırı kasılmasına bağlı ortaya çıkan hastalıkların (şaşılık, kas spazmı, vb.) tedavisinde kullanılmaktadır. Kozmetik alanda kullanımı da, nörolojik hastalığı nedeniyle Botox tedavisi yapılan bir kadın hastanın doktoruna “Her enjeksiyondan sonra yüzüm son derece sakin, dinlenmiş bir ifade alıyor, güzelleşiyorum!” demesiyle gündeme gelmiştir.

    • Zaman zaman bazı yazılı ve görsel iletişim araçlarında, Botulinum Toksini-Botox uygulamasının ölümlere yol açtığına ilişkin haberler yer almaktadır. Bu konuda gerçek durum nedir?

    Onaylandığından bu yana milyonlarca kişi estetik amaçlı Botulinum Toksini-Botox uygulaması yaptırmıştır. Estetik amaçlı Botulinum Toksini uygulamaları nedeniyle ölümle sonuçlanan hiçbir vaka yoktur.

    Estetik amaçlı uygulama dışında, Botulinum Toksini genellikle bir takım nörolojik hastalıkların tedavisinde de kullanılmaktadır. Bu hastalıkların bazıları, Botox uygulamasından bağımsız olarak, kendi başına bile istenmeyen ciddi durumlar yaratabilen, altta yatan başka hastalıklar ve diğer risk faktörlerinden dolayı artmış ölüm riski taşıyan nörolojik durumlardır. Haberlerde bahsi geçen vakaların bu tip nörolojik hastalar olduğu ve doğrudan Botulinum Toksini-Botox ile ilgisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.

    • Botulinum Toksini ile dudakları dolgunlaştırmak mümkün müdür?

    Dudak ve yüz dolgunlaştırmak için kullanılmaz. Bu amaçla dolgu maddeleri ya da yağ enjeksiyonu yapılmaktadır. Genellikle yüze yapılan her şey Botulinum Toksini-Botox zannedildiği için böyle bir yanılgı oluşmaktadır.

    • Botox kremleri diğer kremlere göre kırışıklıkları daha fazla giderir mi?

    Botox kremi diye bir şey aslında yoktur. BOTOX ticari bir markadır. Botulinum Toksini kırışıklığa neden olan kasları gevşetir, böylece kırışıklığın oluşmasını engeller. Kremler ise var olan kırışıklığın görünümünü hafifletmeye yardımcı olur. Her ikisinin etki mekanizması farklıdır.

    • Botulinum Toksini-Botox tedavisi nasıl bir uygulamadır?

  • Aşırı terlemede ne yapmak gerekir?

    Bütün güzelliklerine karşın sıcağın bazı olumsuz etkileri de olmaktadır, bunların başında terleme gelir. Fakat bazıları, yaz ya da kış farkı olmaksızın, bu sıkıntıyı sürekli yaşarlar.

    “İnsanlarla tokalaşmaktan çekiniyorum, ellerim sürekli terliyor!”, “Bilgisayarda çalışırken elimi sürekli kurutmak zorundayım!”, “Çizim yaparken elimin altına peçete koymam gerekiyor!”, “Ayaklarım sürekli terlediği için bir başkasının yanında ayakkabımı çıkartamıyorum!”, “Yıllardır açık ayakkabı giymek isterim, ayaklarım terden çamur gibi oluyor!” şeklindeki yakınmalara sıkça rastlamak mümkündür.

    Ter bezleri vücutta en sık el, ayak, koltuk altı ve göğüste bulunmaktadır. Aşırı terleme (Hiperhidroz), ter bezleri tarafından olağandan yüksek miktarda ter üretilmesi durumudur. Bölgesel aşırı terleme, vücudun etkilenen yerine bağlı olarak, el, ayak, göğüs ya da koltuk altlarının sürekli olarak ıslak olması demektir. Bu durum kişiyi çalışma ortamında ve sosyal hayatta zor durumda bırakabilir, normal günlük aktivitelerinin sürdürülmesini zorlaştırabilir. Toplumda her yüz kişiden birinde görülür. Genellikle bir hastalıkla ilişkili değildir. Ailesinde aşırı terleme olanlarda daha sık görülür. Çoğunlukla çocuklukta ya da ergenlikte ortaya çıkar. Sıklıkla terin koku yaptığı zannedilir, ancak aşırı terlemenin koku yaptığı düşüncesi doğru değildir, gerçekte terin ciltte uzun süre kalması ile oluşan nemli ortamda gelişen bir bakteriden kaynaklanır.

    Aşırı terleme, tedavisi olmayan bir sorun değildir.

    Bölgesel aşırı terleme probleminde en başarılı sonuçların alındığı tedavi seçeneği BOTOX (Botulinum Toksini) enjeksiyonudur. Deri altına çok az miktarda enjekte edilen Botox, ter bezlerine ulaşan sinirlerin çalışmasını geçici bir süre için bloke ederek ter bezlerinin ter üretimini engeller. Botox, yapıldığı bölgedeki duyu sinirlerini etkilemez, yalnızca ter bezlerini etkiler.

    Terleyen bölgeye çok ince uçlu iğnelerle, sık aralıklarla uygulanır. Terlemenin en yoğun olduğu bölgeyi görmek için renk veren bir solüsyon sürülebilir. Uygulama en fazla yarım saat sürer. Enjeksiyon yapılan bölgede ağrı olmaması için bir lokal anestezik krem kullanılabilir ya da enjeksiyon bölgesi kısmi olarak uyuşturulabilir.

    Uygulamadan hemen sonra kişi günlük aktivitesine geri dönebilir. Uygulamadan sonraki ilk hafta içerisinde iyileşme gözlenir. Botox’un etkisi genellikle 7-12 ay sürer. Etki geçmeye başladığında yeniden uygulama yapılır.

    Terlemeye karşı alınabilecek kişisel bazı önlemler de vardır:

    *Serin tutacak giysiler seçilmelidir. İnce, bol, doğal pamuklu giysiler genellikle serin tutar. Ancak bunlar teri emerler ve ıslak kalırlar, gün içerisinde giysileri değiştirmek daha uygun olur. Sentetik giysiler hiç kullanılmamalıdır.

    *Deri ayakkabı ve pamuklu çoraplar kıullanılmalıdır. Spor ayakkabısı ya da hava almayan ayakkabılardan kaçınılmalıdır. Çoraplar sık sık değiştirilmelidir. Ayaklar mümkün olduğu kadar kuru tutulmalıdır.

    *Çalışma ortamı serin tutulmalı ve iyi havalandırılmalıdır.

    *Terlemeye yol açan yiyecek ve içeceklerden uzak durulmalıdır. Bu durum herkese göre değişiklik gösterir, kişisel olarak saptanması uygun olur.

    *Gerginlik ve endişe oluşturan stresli durumlar herkes için genel bir problemdir. Gün içerisinde stresi azaltmanın yolları bulunmalı, aktiviteler daha dikkatli planlanmalı ve dinlenmek için zaman ayrılmalıdır.

    *Ter kokusu, kişisel temizliğe verilen önemle giderilebilir. Sürekli terleyen birisi için bu durum kolay olmamakla birlikte, etkili ve basit bir önlemdir.

    *Deodorantlar ve terleme önleyici antiperspirant kozmetik ürünler etkili olabilirler. Ancak bu ürünlerin etkileri gün içinde geçicidir ve uzun süre kullanıldıklarında deride tahriş oluşturabilirler.

  • Tırnak batmasının ameliyatsız tedavisi

    Tırnak batması, ayak parmak tırnağının yumuşak dokunun içine doğru batmasıdır. Bu durum genellikle ayak başparmağında oluşur.
    Tırnak Batması Nedenleri

    En sık olarak hatalı ve derinden kesilen ayak tırnakları,

    İyi uymayan dar veya sivri burunlu ayakkabılar,

    Devamlı darbelere (travma) maruz kalan tırnaklar (sporcular, uçak hostesleri vebütün gün ayakta çalışan kişiler)

    Tırnakların mantar enfeksiyonu vs.

    Batan tırnağın etrafında şiddetli ağrı, şişme ve kızarıklık görülür ve bazen yaranın iltihaplanması ve yumuşak dokunun tepkisi ile tırnak kenarındaki doku da tırnağın üzerine doğru ilerler ve damarlardan zengin olan bir dokunun (granülasyon dokusu) oluşmasına neden olur.
    Tırnak batması şiddetli ağrının yanı sıra sosyal hayatı ve hatta günlük basit aktiviteleri de ciddi boyutlarda etkilemektedir. Özellikle kadınlarda ayağın estetik görünümü bozulur ve hastalar istedikleri ayakkabı veya terliği giymelerinde problem yaşayabilirler. Hastalar bu problemi fazla ciddiye almayarak sıklıkla kendileri tedavi etmeye çalışmakta olup pedikürcülere veya ayak sağlığı merkezlerine giderek çözüm aramaktadırlar. Bazenılık kompres, antibiyotik kullanımı, tırnak çekme veya batan kısmın kesilmesi gibi geçici çözümlerle tedavi edilmekte fakat tırnağın yumuşak dokuya batmasındaki temel nedenin düzeltilemediği için bir süre sonra tırnak batması tekrarlamaktadır. Bu hastalar defalarca tırnaklarını çektirmekte fakat tekrar batmalar devam etmektedir.
    Mevcut Tedavi Yöntemleri
    Günümüzde uygulanan tedaviler cerrahi müdahalesi, lazer tedavisi, kimyasal maddelerin kullanımı ve elektrikli cihazla “koterizasyon” adlandırılan yakma yöntemlerinden ibarettir. Bu yöntemler bazen oldukça ağrılı, yan etkili, bazen ise yetersiz olup sıklıkla sorunun tekrarlanmasına neden olurlar.
    PROTEZ/ORTEZ YÖNTEMİ
    “Plastik parça” yöntemi dünyada ilk kez ülkemizden Dr. Nazari tarafından geliştirilmiş, 2005 yılında “protez/ortez” yöntemi olarak Avrupa Deri ve Zührevi Hastalıkları Akademisine “EADV” başarıyla sunulmuştur.
    Uygulaması basit ve önümüzdeki yıllarda tırnak batmasının ana tedavisi olacağı tahmin edilen “protez/ortez” yöntemi sırasında, herhangi bir kesik veya cerrahi yapılmamaktadır. Bölge uyuşturulduktan sonra tırnağın batan kısmının altına ince bir plastik tüp (iğne uçlarının kapağı) yerleştirilir.

    Uygulaması ortalama 5 dakika süren bu yöntem oldukça pratik olup kanamaya ve hastanın aşırı heyecanına neden olmamaktadır. Plastik tüp bölgede ortalama 10 gün kalır ve bu sürede hasta bir veya iki kez kontrol için doktora başvurur. Tedavi süresi bitince plastik parça kolaylıkla kaldırılır.
    Bu yöntemle çeşitli ağırlıklarda tırnak batmaları olan ve bazen defalarca tırnak çekmesi ve çeşitli diğer tedavilerden sonuç alamamış 2000’in üzerinde hasta başarıyla tedavi edilmiş 1 yıllık takiplerde bile herhangi bir nüks (tekrarlanma) görülmemiştir.
    TIRNAK BATMASI TEKRARLAR MI?
    Tırnak batmasının tekrar edip etmemesi tamamen hastaya bağlıdır. Tedavi sonrası:
    1. Tırnak düz kesilmelidir: tırnak köşeleri kesilmemeli ve dışarıdagörülmelidir.
    2. Uygun ayakkabı kullanılmalıdır: sivri burunlu veya geniş olmayan ayakkabılar sakıncalıdır; spor ayakkabılar veya ön kısmı düz ve yumuşak olan ayakkabılar tercih edilmelidir; aksi takdirde tırnak batması tekrarlanabilir.

  • Cilt lekeleri ve dövme silme tedavisi

    Teknolojik gelişmelere paralel olarak gelişen lazer cihazları estetik alanında mucizevi sonuçlar vaad etmeye devam ediyor. Lazer cihazlarında ışık istenilen kalıba sokularak, istenilen etki için kullanılmaktadır. Lazer teknolojisindeki son gelişmelerinden olan Q switched Nd YAG (Kalite anahtarlı) lazer cihazlarından spectra ile klasik dövme silme tedavilerinde sağladığı başarılardan farklı olarak diğer pek çok q switched lazerde bulunmayan özel modu sayesinde mikrosaniye süresince de uygulama yapabilmektedir. Bu mod ile beraberinde uygulanan özel karbon solüsyonu mikrolazer peeling efekti sağlamaktadır.
    Uygulama başlığından ayarlanabilen, 8 milimetre çapa kadar büyüyen robot kol cihaz ile geniş alanlarda 10 hertze kadar çıkabilen hız sayesinde, kısa sürede geniş alanları tedavi imkanı bulunmaktadır. Karbon peelingte kullanılan mod dışında, dört farklı başlıktaki dalga boylarındaki ışık ile aynı hız ve konforda farklı renklerde dövme silme, cilt leke tedavileri yapılabilmektedir.
    Karbon peeling’te ilk adım, cilt yüzeyinin karbon kremle örtülmesidir. Karbon kremi, gereken enerjinin, yüzeysel deride maksimum yükseklikte yoğunlaşmasını sağlamaktadır. Lazerin özelliğine göre, çok özel olarak hazırlanmış bu karbon krem, ani bir ısınmayla yüzeysel tabakayı karbonla birlikte buharlaştırarak kaldırmaya yardımcı olur. Bu bölgedeki etki kimyasal peeling ile elde edilen etkiye benzer olarak yüzeysel bir spyma işlemidir. Bununla beraber, lazerin hücre yenilenmesini sağlayan foto aktivasyon etkisi de gerçekleşir. Bu ciltte kollajen üretiminin tetiklenmesini sağlayarak elastikiyetinin gelişimine katkı sağlar. Uygulama 15 dakika gibi kısa bir sürede tamamlanır ve günlük yaşantınızı etkileyecek bir durum oluşturmaz.
    Özellikle akne ve geniş porların tedavisinde kullanılan özel modda ise uygulanan karbon solüsyonu mikrosaniyelik atımlarla gözeneklerin içine iyice yerleştirilir ve bu noktalar hedef haline getirilir. Sonrasında yapılan nanosaniyelik atımlar ile bu partiküller tümüyle patlatılarak temizlenir. Uygulamadan hemen sonra ciltte fark edilebilen bir pırıltı görülmektedir.
    Karbon peeling, hiçbir yan etki olmaksızın, her mevsimde ve koyu ciltlerde yapılabilecek kadar emniyetli, hızlı, çabuk sonuç veren bir peeling etkisi gerçekleştirir. Yanık, yani kızarıklık ve kabuklanma oluşturmaz. Birçok peeling yönteminden farklı olarak Karbon Peeling yazın da rahatlıkla uygulanabilmektedir. Kısa ve konforlu uygulamadan sonra gündelik hayattan kopmayı gerektiren sorunlar yaşanmaz. Beklenen sonuçlar;
    Erken sonuçlar; Hemen tedavi sonrasında görülebilen pürüzsüzlük, parlaklık, birçok lekenin kısa sürede açılması, porların hemen sıkılaşma cevabı gözlenebilir.
    Daha sonra ise; lekelerin açılmaya devam etmesi, cildin sıkılaşmasının artması, kollajen üretimindeki artışa bağlı olarak ciltte sıkılaşma, toparlanma gibi etkiler görülebilecektir.
    Düzenli olarak ortalama 1-2 hafta aralıklarla, 5 seans şeklinde yapılan kürler ile ciltteki yağ dengesinin sağlanması ve akne tedavisinde oldukça başarılı sonuçlar alınabilmektedir. Hormonal etkilere bağlı lekelenme olarak bilinen melasmada ise biraz daha uzun olmak üzere, ortalama 10 seanslık uygulama kürü ile iyi sonuçlar alınabilmektedir. Halen bu uygulama tedavisinde pek çok güçlük yaşanan melasmada en etkin yöntemlerden biri olarak kullanılmaktadır.

  • Akne izleri, gözenekler ve kırışıklık tedavisi

    Akne izleri, gözenekler ve kırışıklık tedavisi

    “ FRAKSİYONEL CO2 LAZER “
    Günümüzde “ Akne izleri, Gözenekler ve Kırışıklık Tedavisi ”adı altında uygulanan yöntemler yetersiz kalabilmekte…Yıllardan beri deri yaşlanması, kırışıklıklar ve akne ( sivilce ) izlerinin tedavisinde farklı yöntemler kullanılmıştır. Bunlar :
    1. Kimyasal Peeling
    2. Mikrodermabrazyon
    3. Mekanik Dermabrazyon ( zımparalama )
    4. Botox ve Dolgu Maddeleri
    5. Işık Tedavisi ( Intense Pulsed Light : IPL )
    6. Lazer Tedavisi:
    a. Nd:YAG Lazer
    b. Er:Glass ve Er:YAG Lazer
    c. CO2 Lazer : Dünyanın en derin etkili iz ve kırışıklık tedavi yöntemidir. Oldukça derin etkili olduğu gibi yan etkileri de ciddi olabilir. Bu yüzden son 5 yıldan beri “ Lazer Dermatoloji ” dünyasında devrim niteliği taşıyan ve bu sistemin yan etkilerini neredeyse sıfıra düşüren “ Fraksiyonel CO2 Lazer ”geliştirilmiştir.
    FRAKSİYONEL CO2 LAZER HANGİ ALANLARDA KULLANILMAKTADIR ?
    1. Cilt yenileme , yüz gençleştirme : Yüz, göz kapakları, boyun ve dekolte bölgelerindeki kırışıklıklar ve çizgilerin giderilmesinde tartışmasız en etkili yöntemdir.
    – İnce kırışıklıkların giderilmesi
    – Derin çizgilerin giderilmesi ve yüz gençleştirmede
    2. İz tedavisi : Yüz, sırt ve göğüste oluşan akne izleri ( sivilce izleri ), gözenekler ve çukurluklar, yara ve yanık izleri ve deri çatlamalarında en güçlü ve en etkili tedavi yöntemidir .
    1. Akne izlerinin ( sivilce izlerinin ) tedavisi : akne izleri, yüzeyel ve derin olmak üzere iki ana grupta sınıflandirılmaktadır :
    a. Yüzeyel akne izleri ve gözenekler : cildin üst tabakasını etkileyen izlerdir. Bu izler özellikle sivilce tedavisi sonrası daha çok ortaya çıkar ve kızarıklık zemininde hafif çukurlar ve çökmeler şeklinde görülür. Yüzeyel sivilce izi, genellikle kimyasal peeling gibi yüzeyel cilt soyma yöntemleri ile kısmen azaltılabilir, ancak iyileşmeyen sivilce izlerinin tedavisi kolaylıkla fraksiyonel lazer ile mümkündür.
    b. Derin akne izleri
    Ice pick ( buz kıracağı ) akne izi ve derin gözenekler : deri üzerinde buz kıracağı ile delinmiş alanlar şeklinde görülen çapları genellikle 2 mm.nin altında olan noktasal çukurlardır. Bu izlerin çapları fazla olmamalarına rağmen aşırı derin olabilir, bazen deri altı yağ tabakasına kadar inebilirler. Bu yüzden “ ice pick ” akne izinin en iyi tedavisi lazerdir. Lazer istemleri arasında en etkili ve aynı zamanda en az yan etkili sistem ise fraksiyobel CO2 lazerdir.
    Box car ( yük vagonu )akne izi : yuvarlak veya oval şeklinde oluşan akne izleridir.
    Rolling scar ( dalgalı )akne izi : genellikle derin olan bu çeşit sivilce izleri, cildin üst tabakasının alt tabakalar tarafından içeriye doğru çekilmesinden kaynaklanırlar. Tedavisi en zor olan bu tip akne izlerinde fraksiyonelCO2 lazer ile %80 e kadar iyileşme gözlemlenmektedir.
    2. Cildin geniş gözenekli ve kaba görünümünün giderilmesi
    3. Ciltte meydana gelen güneş lekesi, yaşlılık lekesi, doğum sonrası oluşan lekeler ve yüzeysel pigment bozukluklarının giderilmesi
    4. Aşırı bağ dokusu ( hipertrofik skar ) ve keloidlerin azaltılması
    3. Özel lazer uygulama başlığı sayesinde estetik göz kapağı ameliyatlarında, yüzdeki küçük cerrahi işlemlerde ve yaralanmaların düzeltilmesinde kullanılmaktadır:
    – Kanser öncesi cilt lezyonlarının tedavisi – Cilt kanserlerinin tedavisi- Ciltteki kitlesel cilt lezyonlarının tedavisi- Saç, kaş ve sakallı bölge içindeki kitlesel lezyonların tedavisi- Piyojenik granülom tedavisi- Rinofima ve otofima tedavisi- Doğumsal veya sonradan oluşan benlerin tedavisi-Göz kapaklarında oluşan kolesterol plaklarının tedavisi- El ayak, genital bölge gibi yerlerde oluşmuş kitlelerin tedavisi
    FRAKSIYONEL CO2 LAZER SONUCU CİLTTE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER NELERDİR ?
    CO2 lazer uygulaması sonrası ani olarak cilt altı kollajen liflerinde %30 oranında kısalma meydana gelir. Sonraki 1-3 aylık süreçte ise cilt altında yeni kollajen oluşumu ve cilt altı bağ dokusunda yeniden düzenlenme meydana gelmektedir. Tüm bunların sonucu olarak cilt gençleşmesi adlandırılan ciltte gerilme, cilt üzerindeki pürüzlerde, lekelerde ve izlerde yüksek seviyede azalma meydana gelir. Ciltteki gözenekler daralarak cildin yapısı 10-15 yıl önceki durumuna geri döner.
    FRAKSIYONEL CO2 LAZER UYGULAMASI AĞRILI MIDIR ?
    Uygulama sırasında lazer epilasyonda olduğu gibi çarpma hissi olur. Bu his anestetik kremler ve soğuk hava kullanılarak azaltılabilir.
    FRAKSIYONEL CO2 LAZER UYGULAMASI KAÇ KEZ YAPILIR ?
    Seans sayısı sorunun şiddetine göre ve uygulamanın gücü ve derinlik ayarlarına bağlı olarak değişmektedir. Her uygulama sonrası ortalama %40 kadar iyileşme gözlenir. Hafif-orta derece kırışıklıklar ve izlerde1-2 seans yeterli iken çok derin sivilce izleri ve kırışıklıklarda tedavi birkaç ( 3-5 ) seans olarak düzenlenir. Seansların sıklığı uygulama derinliğine göre değişir : tedavi yüzeysel uygulamalarda 1-1.5 ayda bir, derin uygulamalarda ise 2-3 ayda bir tekrarlanır.
    İYİLEŞME SÜRECİNİN ÖZELLİKLERİ NELERDİR ?
    Fraksiyonel CO2 lazer uygulaması sonrası pansuman gerekmez. Ciltte 3-7 gün süren pullanma ve ardından birkaç günlük kızarıklık dışında bir şikayet olmaz. Hasta ikinci veya üçüncü günden itibaren makyaj yapabilir. Fraksiyonel lazerin bu avanyajı hastanın günlük yaşamına devam etmesine olanak sağlar.

  • Prp,

    PRP nedir?

    PRP “platelet rich plazma-platelet yönünden zenginleştirilmiş plazma uygulaması” adı verilen tedavi yönteminin kısaltılmış ismidir. Bu uygulamada kişiden alınan küçük miktardaki kan özel bir tüpe konularak santrifüj edilir. Bileşenlerine ayrılan ve elde edilen az miktardaki “ platelet yönünden zenginleştirilmiş plazma” yine aynı kişiye enjeksiyon yolu ile geri verilir.

    PRP uygulamasının amacı nedir?

    Platelet veya diğer adı ile trombositler vücudumızdaki hasarlı dokunun onarımını ve doğal hallerine dönmelerini sağlamak için gerekli olan ‘büyüme faktörlerini’ yapısında barındıran kan bileşenleridir. Dokularımızda herhangi bir hasar oluştuğunda kanımız plateletleri bu dokuya toplayarak bir onarım süreci başlatır. PRP uygulamasının amacı ise bu hedef dokuya kan dolaşımı ile taşınabilecek olandan çok daha fazla sayıda plateleti verebilmektir. Böylece hasarlı dokunun onarımı da bu kadar hızla ve güçlü bir şekilde başlar ve daha çabuk sonuçlanır, çünkü PRP ile elde edilen plateletlerin yoğunluğu kandakinden 2-4 kat daha fazladır.

    Yeni bir yöntem midir?

    PRP uygulaması diş implantları, estetik tıp, ortopedi, iyileşmeyen yara tedavisi gibi alanlarda hızla yayılmaktadır.

    PRP nerelerde kullanılır?

    Yüz, boyun, dekolte bölgesi, eller, bacak içleri, kollar gibi vücut bölümlerinde:
    • lazer-peeling gibi uygulamalardan hemen sonra, derinin hızla yapılanmasını sağlamak
    • deride yılların ve UV ışınlarına maruz kalmanın sonuçlarını geriye döndürecek biçimde kırışıklıkların düzelmesini, çöküntülerin giderilmesini, esneklik ve parlaklığının yeniden kazanıldırılmasını sağlamak.
    • İyileşmesi uzun süren yara, çatlak ve deri niteliğinin zarar gördüğü durumların kontrolünü sağlamak
    • saç dökülmesinde tek başına kullanmak veya diğer tedavi seçeneklerinin etkisinin güçlendirmek

    Uygulama nasıl yapılır?

    Uygulamanın yapılacağı kişiden 2 veya 3 tüp (16-23ml) kan alınır, santrifüj cihazında plateletleri ayrıştırılır. Ayrıştırılan platetletler kitteki tüpün içerisinde yoğunlaşıp birikir ve PRP denilen bir kan ürünü ortaya çıkar. Bu ürün dolgu veya mezoterapi gibi yollarla deriye uygulanır. Deriyi gençleştirici etkisi uygulamanın hemen sonrasında parlak ve canlı bir görünümle belirgin hale gelir.

    PRP uygulamasında olumlu etki ne zaman görülür?

    Uygulamadan hemen sonra ciltte sağlıklı bir parlaklık ortaya çıkar daha sonra bu parlak görünümde biraz gerileme olur ancak 3 veya 4 uygulamadan sonra (yani 1 kür uygulandıktan sonra) kalıcı etki belirgin hale gelir.

    Kürler takrarlanmalı mıdır?

    3-4 uygulamadan oluşan kürleri her 10-12 ayda bir tekrarlamak gerekir. Bu durumda ugulanan kürlerin etkisi kalıcı bir gençleştirici etkiye eşdeğerdir. Yani her 15 günde bir yapılacak 3 veya 4 uygulamadan oluşacak bir kür ortalama olarak her yıl tekrarlanmalıdır.

    PRP nedir?

    PRP “platelet rich plazma-platelet yönünden zenginleştirilmiş plazma uygulaması” adı verilen tedavi yönteminin kısaltılmış ismidir. Bu uygulamada kişiden alınan küçük miktardaki kan özel bir tüpe konularak santrifüj edilir. Bileşenlerine ayrılan ve elde edilen az miktardaki “ platelet yönünden zenginleştirilmiş plazma” yine aynı kişiye enjeksiyon yolu ile geri verilir.

    PRP uygulamasının amacı nedir?

    Platelet veya diğer adı ile trombositler vücudumızdaki hasarlı dokunun onarımını ve doğal hallerine dönmelerini sağlamak için gerekli olan ‘büyüme faktörlerini’ yapısında barındıran kan bileşenleridir. Dokularımızda herhangi bir hasar oluştuğunda kanımız plateletleri bu dokuya toplayarak bir onarım süreci başlatır. PRP uygulamasının amacı ise bu hedef dokuya kan dolaşımı ile taşınabilecek olandan çok daha fazla sayıda plateleti verebilmektir. Böylece hasarlı dokunun onarımı da bu kadar hızla ve güçlü bir şekilde başlar ve daha çabuk sonuçlanır, çünkü PRP ile elde edilen plateletlerin yoğunluğu kandakinden 2-4 kat daha fazladır.

    Yeni bir yöntem midir?

    PRP uygulaması diş implantları, estetik tıp, ortopedi, iyileşmeyen yara tedavisi gibi alanlarda hızla yayılmaktadır.

    PRP nerelerde kullanılır?

    Yüz, boyun, dekolte bölgesi, eller, bacak içleri, kollar gibi vücut bölümlerinde:
    • lazer-peeling gibi uygulamalardan hemen sonra, derinin hızla yapılanmasını sağlamak
    • deride yılların ve UV ışınlarına maruz kalmanın sonuçlarını geriye döndürecek biçimde kırışıklıkların düzelmesini, çöküntülerin giderilmesini, esneklik ve parlaklığının yeniden kazanıldırılmasını sağlamak.
    • İyileşmesi uzun süren yara, çatlak ve deri niteliğinin zarar gördüğü durumların kontrolünü sağlamak
    • saç dökülmesinde tek başına kullanmak veya diğer tedavi seçeneklerinin etkisinin güçlendirmek

    Uygulama nasıl yapılır?

    Uygulamanın yapılacağı kişiden 2 veya 3 tüp (16-23ml) kan alınır, santrifüj cihazında plateletleri ayrıştırılır. Ayrıştırılan platetletler kitteki tüpün içerisinde yoğunlaşıp birikir ve PRP denilen bir kan ürünü ortaya çıkar. Bu ürün dolgu veya mezoterapi gibi yollarla deriye uygulanır. Deriyi gençleştirici etkisi uygulamanın hemen sonrasında parlak ve canlı bir görünümle belirgin hale gelir.

    PRP uygulamasında olumlu etki ne zaman görülür?

    Uygulamadan hemen sonra ciltte sağlıklı bir parlaklık ortaya çıkar daha sonra bu parlak görünümde biraz gerileme olur ancak 3 veya 4 uygulamadan sonra (yani 1 kür uygulandıktan sonra) kalıcı etki belirgin hale gelir.

    Kürler takrarlanmalı mıdır?

    3-4 uygulamadan oluşan kürleri her 10-12 ayda bir tekrarlamak gerekir. Bu durumda ugulanan kürlerin etkisi kalıcı bir gençleştirici etkiye eşdeğerdir. Yani her 15 günde bir yapılacak 3 veya 4 uygulamadan oluşacak bir kür ortalama olarak her yıl tekrarlanmalıdır.