Kategori: Dermatoloji

  • Prp  ( plateletten zengin plazma )

    Prp ( plateletten zengin plazma )

    PRP (Platelet Rich Plasma) Tedavisi

    Kök hücre mantığından yola çıkan PRP (Platelet Rich Plasma) yöntemi, kırışıklık, cilt yenileme, yara izi ve sivilce izleri ve saç dokülmesi tedavisinde kullanılmaktadır.Prp tedavisinin daha etkili olması için özel kit kullanılmalıdır.

    PRP tedavisi için hastanın kendi kanı alınarak, 8 dakika boyunca 3000 devir/ dakika santrifüj edilir. DNA aktivasyonu sağlayan özel bir kit ile birleştirilir. Aktive olmuş trombositler ve lökositler büyüme faktörleri salgılar. PRP yönteminde, büyüme faktörleri kök hücrelerin göçünü ve çoğalmasını tetikler. Böylece dokuda yenilenme meydana geldiği düşünülmektedir. Bu yöntemin en önemli avantajı hastanın kendi kanından elde edilmiş olması ve alerji riski taşımamasıdır.

    PRP yöntemi ve merak edilenler

    1) PRP tedavisinde önerilen uygulama sayısı kaçtır ve uygulama aralıkları ne olmalıdır?

    PRP yöntemi 2 ila 4 haftalık aralarla yapılabilir. PRP tedavisi için ortalama 3 ila 4 seans önerilmektedir.

    2) PRP tedavi seansları sona erdiğinde, ne kadar sure sonra tekrar edilmelidir?

    Genel olarak, tedavi idamesinin 8 ila 10 ayda bir yapılabilir.

    3) Beklenen cilt yenilenme etkisi ortalama olarak ne kadar sürer?

    Yaşlanma süreci devam ettiği için idame tedavisi gereklidir. Prp tedavisi saç dökülmesinin önlenmesi ve yeni saç çıkmasındada oldukça etkili bir yöntemdir.

    Fibrocell (Kök Hücre Yöntemi)

    Fibrocell yöntemi yani kök hücre yöntemi cilt gençleştirme yöntemleri arasında giderek öne çıkan bir uygulamadır. Bu yöntemde kişinin kulak arkası derisinden alınan küçük bir parça ile fibroblast adı verilen kök hücreler doku kültürlerinde çoğaltılır. Elde edilen yoğun hücre kokteyli tekrar deriye verilir.
    Fibrocell yönteminin kullanım alanları nelerdir:

    Yüz ve dekolte bölgesinde kırışıklıkların azaltılması

    Özellikle çene ve boyun bölgesinde gözlenen sarkmalar

    Akne ve suçiçeği sonrası kalan çukur biçiminde izlerin doldurulması

    Güneş hasarı ve sigara gibi çevresel etmenler nedeniyle canlılığını yitirmiş, mat ve gözenekli görüntünün tedavisi

    Dudakların biçimlendirilmesi ve dolgunlaştırılması

    Yanık ve cerrahi izlerinin tedavisi

    Kronik yaraların tedavisi

    Fibrocell yönteminde kişiye yoğunlaştırılmış olarak verilen fibroblast hücrelerinin özellikleri nelerdir?
    Fibroblast hücreleri vücutta kolajen sentezinden sorumlu temel hücrelerdir. Kolajenin yanında elastik lifler ve hyaluronik asit fibroblastlar tarafından oluşturulurlar. İnsan bağ dokusunda bulunan fibroblast hücreleri yara iyileşmesi ve doku onarımında çok önemli rol oynarlar. Ancak 25 yaşından sonra kişideki fibroblast hücreleri azalmaya başlar ve bu azalma sonucu ciltte sakma ve kırışıklıklar orta çıkmaya başlar.

    Fibrocell yönteminde üretilecek labaratuarda fibroblastlar nasıl alınır?

    Kulak arkası derisinden lokal anestezi ile 2-3mmlik bir deri parçasının alınması yeterlidir. Bu parçadaki fibroblast hücreleri laboratuarda doku kültürlerinde çoğaltılırlar. Kişiden kişiye değişmekle birlikte bir ay kadar sonra birinci yoğun fibroblast içeren solüsyon elde edilmiş olur. Cilde ilk uygulama yapıldıktan sonra da laboratuarda üretim sürdürülür. Yeni elde edilen solüsyonlar ikinci ve üçüncü seanslarda kullanılırlar.

    Uygulama nasıl yapılır?

    Uygulama yapılacak bölge lokal anastezik kremlerle (EMLA) uyuşturulduktan sonra laboratuardan gönderilen fibroblast kültür sıvısı orta deriye mezoterapi yöntemindeki gibi küçük zerklerle verilir. Her uygulamada ortalama 20-40 milyon kadar fibroblast hücresi deri içine verilmektedir. Tedavi genellikle 4 hafta arayla 3 seans uygulanır. Üç seansın sonunda cilde verilen hücre sayısı 100 milyona çıkabilir.

    Fibrocell tedavisinin sonuçları nelerdir:

    Fibrocell tedavisi ile cilde aktarılan fibroblastlar hasar görmüş dokuyu tamir etmeye başlar. Etki diğer yöntemlere göre daha yavaş başlasa da 6-24 ay boyunca düzenli bir düzelme sağlar. Sonuç olarak kırışıklıkları ve sarkması azalmış, parlak canlı bir cilt ortaya çıkar. Elde edilen düzelme uzun sürelidir ve 4-5 yıl sonra bile sürdüğü gösterilmiştir.

    Fibrocell tedavisinin avantajları nelerdir:

    Hastanın kendi hücrelerinden elde edildiği ve yabancı madde içermediği için alerji riski taşımaz.

    Onarıcı etkisi pek çok yönteme göre daha belirgindir.

    Dolgu ya da PRP gibi diğer yöntemlere göre daha uzun süre etkilidir (4-5 yıl kadar)

    Herhangi bir yan etki bildirilmemiştir.

  • Cilt bakımı ( aletli, kozmetik ve medikal)

    Cilt bakımı ( aletli, kozmetik ve medikal)

    Cilt bakımı bilinçsiz ve tecrübesiz ellerde istenmeyen sonuçlara yol açabilir. Cilt tipi belirlenerek yapılan aylık cilt bakımı cildin sorunlarını azaltır. Cilt problemlerinin gelişmesi engeller.

    Dermo-kozmetik ürünlrle yapılan cilt bakımı:
    Akneli cilt bakımı

    Yağlı cilt bakımı

    Normal cilt bakımı

    Hassas cilt bakımı

    Kuru cilt bakımı

    Sarkma ve kırışıklıklara karşı cilt bakımı

    Lekeli cilde uygun cilt bakımı

    Cilt dengeleyici cilt bakımı

    Cilt bakımı sonrası cilt yapınıza ve ihtiyacınıza en uygun cilt bakım ürünleri önerilir.

    Akneli ve yağlı ciltlere, cilt tedavileri ile birlikte ve tedavi sonrasında cilt bakımı yapılması akne sorununu çok azltabilir.

    Aylık cilt bakımı sayesinde yaşlanma etkilerini azaltabilir. Henüz sorun oluşmadan ve tıbbi müdahaleye gerek kalmadan cildinizin gençliğini ve güzelliğini cilt bakımı ile koruyabilirsiniz.

    TERMOKOAGÜLASYON (TC 3000) (Kılcal varis tedavisi)

    TC 3000 ince varislerin yok edilmesini amaçlayan, her cilt tipinde kullanılabilen bir cihazdır. Herhangi bir bölgede, her biçim ve renkteki ince varisler TC 3000 ile tedavi edilebilir. Özellikle, çok küçük çaplı ve mikro-skleroz yöntemiyle ulaşılamayan varisler için uygundur. TC 3000 çok yüksek frekanslı (4 MHz) bir dalganın termal bir lezyon oluşturması prensibiyle çalışır.

    Cihaz, bir jeneratör ve sadece damara enerji verilmesini sağlayan çevredeki dokuya herhangi bir zarar vermeyen tek kullanımlık izolasyonlu nikel iğnelerden oluşur. Jeneratörün gücü optimum enerji vererek nekroz riskini önlemektedir. Nikel allerjisi olan kişilerde altın iğneler kullanılır.

    Cihazın kullanılamayacağı durumlar:

    Uygulama yapılacak bölgede enfeksiyon olması

    Uygulama yapılacak kişinin pacemaker taşıması

    Uygulama yapılacak kişinin hamile olması

    Cihazın uzun süren yan etkisi yoktur.

    Cihazın kullanımından sonra ince varislerin anında yok olduğu görülür. Termokoagülasyon nedeniyle cilt üzerinde kısa süreli kızarıklıklar oluşur. Bunlar birkaç gün içinde kabuk bağlar. 4-6 hafta içinde tamamen normale döner.

    Avantajları

    Kişiye özel iğneler kullanıldığından hijyeniktir.

    Telenjiektazik ve ince retiküler venler anında yokolur.

    Alerji yapmaz.

    Pigmentasyon olmaz.

    Yanık olmaz.

    Yan etkisi yoktur.

    Hasta için rahattır, bandaj gerektirmez

    Her çeşit telenjiektazik ve ince retiküler varisler üzerinde son derece etkilidir.

    Her cilt tipinde uygulanabilir.

    Hızlı tedavi

    Bir seans 250-500 palsa karşılık gelir.

    Bir seansta 40 ila 50 cm telenjiektazik ve ince retiküler varis temizlenebilir.

  • Kimyasal peeling!!!

    Kimyasal peeling!!!

    Kimyasal peeeling yani kimyasal soyucular en sık leke, iz ve kırışıklık tedavisi gibi kozmetik nedenler için uygulanır. Ayrıca yüzdeki sivilce izlerini hafifletmek ve sivilceyi tedavi etmek, kanser öncüsü lezyonları gidermek amacı ile kullanılmaktadır.

    Sivilce ve leke tedavisinde yardımcı bir tedavi yöntemidir. Kimyasal peeling deriye kimyasal solüsyon sürülerek, derinin üst tabakasını soyup deriyi iyileştirme ve düzeltme amacı ile kullanılmaktadır.

    Kimyasal peeling, işlemin derinlik seviyesine göre; yüzeysel, orta ve derin olmak üzere sınıflandırılır. Bu sınıflandırma peeling yöntemini derinin hangi tabakasına kadar soyulma yaptığına göre yapılmaktadır. Günümüzde, yüzeysel ve orta derinlikteki uygulamalar daha sık yapılmaktadır. Derin peeling uygulamalarının yerine lazer ile soyma ve dermabrasyon yöntemi daha çok tercih edilmektedir. Yüzeyel peelingler haftalık aralıklarla uygulanabilirken, orta derecedeki peelingler 3-6 ay aralıkla uygulanabilir. Bütün kimyasal peeling uygulamalarının seyrek görülen belli riskleri vardır.

    Yüzeysel Peeling Uygulama Nedenleri:

    Düzensiz , kuru cildin düzenlenmesi

    Ince kırışıklıkların giderilmesi

    Sivilce tedavisi

    Leke problemlerinde

    Kimyasal peeling muayenehane ortamında uygulanabilir. Ameliyathane şartları gerektirmez.

    Yüzeysel peeling uygulamaları esnasında sadece hafif bir batma duygusu yaratmaktadır. Anestezi gerektirmez.

    Yüzeysel peelingten sonra geçici kızarıklık, kabuklanma ve soyulma olabilir. Bu tür şikayetler peeling cilt tipine göre ayarlanarak giderilebilir.

    Yüzeysel peeling ile geçici kızarıklık, kabuklanma ve kuruluk günlük yaşam ve çalışma hayatını engellemez. Düzenli uygulanan peeling tedavisinden sonra cilt daha canlı ve parlak hale gelir. Mutlaka tedavi sonrası ve seans aralıklarında günlük cilt bakımında güneşten koruyucu krem kullanılmalıdır.

    Tedavi alanları serin tutulur ( örneğin yatıştırıcı su spreyleri)

    Kabuklar koparılmamalıdır. Iz kalabilir.

    Yüzeyel peeling sonrası hafif nemlendiriciler, derin peeling sonrası yoğun nemlendiriler kullanılır.

    En az 6 ay güneşten korunulmalıdır.

    Yüzeyel peeling sonrası daha sağlıklı ve canlı bir cilt görünümü oluşur. Tedavi devam ettikçe cildin yapısı daha sağlıklı bir hale gelir.

    Güneş lekeleri tedavisinde pek çok yöntem kullanılabilir. Güneş lekesi tedavilerinde sonuç almak için lekenin karakteri ve derinliği çok önemlidir. Eğer melazma tipinde güneş lekeniz varsa tedavi yöntemleri şunlar olabilir

    Kimyasal peeling

    Cilt yenileme yöntemleri

    Güneşten korunma

    Eğer lentigo olarak adlandırılan büyük çil tipinde lekeleriniz varsa tedavi yöntemleri şunlardır

    Lazer tedavisi

    Buz tedavisi (kryoterapi)

    Kimyasal peeling

    Leke kremleri

    Kimyasal peelingler uzun yıllardan beri güneş lekesi tedavisinde kullanılmaktadır. Melazma tipindeki güneş lekelerinde pek çok kimyasal ajan kullanılır. Cosmelan, Dermamelan, Spot peel, Obagi sistem, Green peeling gibi yöntemler vardır.
    PRP ve dermaroller gibi yöntemler cildi yenilemek ve gençleştirmek, izleri gidermek ve leke tedavisinde oldukça etkilidir
    Cilt lekelerinin tedavisinde öncelikle leke doğru teşhis edilmelidir. Cilt lekeleri güneş lekesi, çil, yaşlılık lekesi, cilt benleri, doğum lekeleri, kalıtsal hastalıklar, damar lekesi veya bir cilt hastalığı sebebiyle olabilir. Her cilt lekesinin ayrı tedavisi mevcuttur. Bazı lekeler çok kolay tedavi olurken, bazılarının tedavisi güç olabilir. Burada cilt lekesinin teşhisi kadar hastanın ten rengi, cildinin hassaslığı, genetik yapısı, hormonları, yaşam şekli, yaşı da etkili olmaktadır.

    Cilt lekesi olanların güneşten koruyucu krem kullanmaları gerekir. En az 30 faktör veya üzeri olmalıdır. Yağlı ve karma cildi olanların, koruyucu kullanırken sivilce problemi olmaması için, yağsız ve gözenekleri tıkamayan ürünleri tercih etmeleri gerekir. Güneşten koruyucuların etki süreleri 4 saattir. Bu sebeple sabah, öğle ve ikindi saatlerinde koruyucular tekrar sürülmelidir. Yıkanma, denize veya havuza girilecekse sonrasında yenilenmelidir. Pudra şeklinde olan güneşten koruyucular pratik uygulanmaları nedeniyle iş saatlerinde kolayca sürülebilir. Ayrıca lekeyi kapatarak psikolojik olarak rahatlamayı sağlarlar. Cilt lekesi olan pek çok hasta güneşten koruyucu kullanmalarına rağmen lekelerinin yaz aylarında arttığını ifade ederler. Çünkü koruyucu kremler güneş ışınlarının bir kısmının cilde ulaşmasını engel olurken diğer ışınlara engel olamaz. Ayrıca etki süreleri kısadır. Güneşten koruyucuya güvenip güneş altında kalınırsa, leke alanındaki renk hücreleri fazla renk üretmeye meyilli oldukları için hemen koyulaşırlar. Bu yüzden gölgede kalmak, şapka takmak, güneşin dik olduğu saatlerde dışarıda kalmamaya özen göstermek gerekir.

    Cilt lekesi güneşten korunma: Cilt lekesi olanların güneşten koruyucu krem kullanmaları gerekir. En az 30 faktör veya üzeri olmalıdır. Yağlı ve karma cildi olanların, koruyucu kullanırken sivilce problemi olmaması için, yağsız ve gözenekleri tıkamayan ürünleri tercih etmeleri gerekir. Güneşten koruyucuların etki süreleri 4 saattir. Bu sebeple sabah, öğle ve ikindi saatlerinde koruyucular tekrar sürülmelidir. Yıkanma, denize veya havuza girilecekse sonrasında yenilenmelidir. Pudra şeklinde olan güneşten koruyucular pratik uygulanmaları nedeniyle iş saatlerinde kolayca sürülebilir. Ayrıca lekeyi kapatarak psikolojik olarak rahatlamayı sağlarlar. Cilt lekesi olan pek çok hasta güneşten koruyucu kullanmalarına rağmen lekelerinin yaz aylarında arttığını ifade ederler. Çünkü koruyucu kremler güneş ışınlarının bir kısmının cilde ulaşmasını engel olurken diğer ışınlara engel olamaz. Ayrıca etki süreleri kısadır. Güneşten koruyucuya güvenip güneş altında kalınırsa, leke alanındaki renk hücreleri fazla renk üretmeye meyilli oldukları için hemen koyulaşırlar. Bu yüzden gölgede kalmak, şapka takmak, güneşin dik olduğu saatlerde dışarıda kalmamaya özen göstermek gerekir.

  • Gebelikte meydana gelen deri değişiklikleri

    Gebelik sürecinde deri değişikliklerine sebep olabilecek pek çok metabolik,hormonal ve bağışıklık sistemi farklılıkları olmaktadır. Meydana gelen değişikliklerin bir kısmı normal yani fizyolojik olarak kabul edilir ve gebelerin büyük çoğunluğunda izlenmektedir. Bazı değişiklikler ise gebelik sürecinden sonrada devam ederek kişiyi etkileyecek ciddi görsel problemlere yol açmaktadır.

    Bağışıklık sisteminde meydana gelen değişikliklere bağlı olarak derinin çevresel uyaranlara verdiği yanıtlarda değişmektedir. Buna bağlı olarak sadece gebelik dönemine has deri hastalıkları bulunmaktadır. Bu hastalıklar gebelik sürecinin sona ermesi ile büyük oranda geriler. Ayrıca bu dönemde kişide zaten mevcut olan bazı deri hastalılarının da seyri değişebilmektedir. Bu değişim yatışma veya alevlenme şeklinde olabilmektedir.

    Gebelikte meydana gelen ve fizyolojik olarak kabul edilen deri değişiklikleri şunlardır;

    – Pigment/renk değişiklikleri: Yüz bölgesinde Melasma (Gebelik maskesi), koltukaltı,genital bölge, meme başları ve göbek orta hat çizgisinde koyulaşma

    – Saç ve kıl değişiklikleri: Gebelik sürecinde saçlarda gürleşme ve canlı görünüm, gebelik sonrasında ise saç dökülmesi; vücut kıllarında artış

    – Tırnak değişiklikleri: renk değişikleri, uzama hızında artış, kolay kırılma, tırnak yatağından ayrılma, tırnak yatağında kalınlaşma

    – Yumuşak doku değişiklikleri: göbek çevresi, kalça, kol, bacak ve göğüslerde çatlak oluşumu

    Ter salgısında değişiklikler

    – Damarsal değişiklikler; damar çatlaklarında artış, varis-hemoroid oluşumuna yatkınlık

    – Mukozalarda meydana gelen değişiklikler.

  • Prp tedavisi!!

    Anti-ageing amaçlı PRP tedavisi

    PRP deri yenileme tedavisi, hastanın kendi kanındaki trombosit denen elemanların deriyi yenilemek amacıyla kullanılması işlemidir.Doğuştan gelen yara iyileştirme yeteneğine dayanılarak geliştirilmiş bir yöntemdir. Kandan toplanan elemanların deriye enjeksiyonu ile işlem uygulanır. Allerji veenfeksiyon riski yoktur. Bu yöntem, travma ve yanıklarda ortopedi ve plastik cerrahide, implant tedavisinde ise diş hekimliğinde kullanılmaktadır.

    Kozmetik tıpta kullanım alanları

    Yüz ve boyun kırışıklıkları

    Sivilce izleri

    Sarkmalar

    Saç dökülmesi

    PRP deri yenileme tedavisinin etki mekanizması

    PRP tedavisinde kandaki trombositler kullanılır. Bunların görevi, kanamayı durdurmak, hasar gören kan damarlarını ve hücreleri tamir etmektir. Bu trombositler çeşitli büyüme faktörlerini içerirler. Bu büyüme faktörleri, vücut hücrelerini uyarır ve yenilerler.Bunlar trombositlerden salgılandıkları zaman kollajen yapımını uyarırlar ve yeni kılcal damarlar geliştirerek derinin yenilenmesini sağlarlar.

    PRP ile deri yenilenmesi

    Trombosit içeriğinin enjeksiyonu ( PRP ):

    Yaşlanan deride kollajen daha azdır, elastikiyeti azalmıştır. Hiyaluronik asit miktarı da azaldığından nem tutma kapasitesi de azalmıştır.

    Trombositlerden büyüme faktörlerinin salınımı:

    Hücre gelişimi ve kollajen oluşumu başlamıştır.

    Deri dokusunun yenilenmesi:

    Kollajen oluşmuş, derinin elastikiyeti artmıştır. Nem tutma kapasitesi artmıştır.

    Tedavi işlemi

    Kan alınır.

    Santrüfüj edilerek trombositten zengin serum elde edilir.

    Trombositten zengin serum deriye enjekte edilir.

    Kan alımı ve enjeksiyon yapımı arasındaki süre yaklaşık 30-40 dakikadır. Enjeksiyon sonucu, trombositlerden çeşitli büyüme faktörleri salgılanır. Kollajen ve hiyaluronik asit üretimiyle birlikte yara iyileşmesi başlar. Kırışıklık ve sivilce gibi belirtilerin düzeltilmesi yoluna gidilir.

    Bu tedavi sonucunda, uygulanan bölgede doğal bir değişim olur. İyi etkiler, yaklaşık 2 ay içinde yavaşça ortaya çıkar.

  • Cybh ve gebelik

    Gebe kadınlarda, gebe olmayan kadınlarda görülen cinsel yolla bulaşan hastalıkların aynısı olabilir. Gebelik, kadını veya bebeğini bu hastalıklardan korumaz. Gebelik döneminde bu hastalıklardan biri bulaşmışsa hem anne hem de bebek için çok ciddi, hatta hayatı tehdit edici bir durum ortaya çıkabilir. Kadınların cinsel yolla bulaşan hastalıkların zararlı etkilerine karşı uyanık olmaları, kendilerini ve bebeklerini nasıl koruyacaklarını bilmeleri gerekir.

    Cinsel yolla bulaşan hastalıkların gebe kadına ve bebeğe etkisi

    Kadın, gebe veya değil benzer etkilerle karşı karşıya kalır. Rahim ağzı kanseri veya diğer kanserlere neden olur. Kronik hepatit,PID ( kasık içi iltihabı ), kısırlık gibi komplikasyonlar gelişebilir. Bu hastalıklar birçok kadında da sessiz seyredebilir.

    Cinsel yolla bulaşan hastalıklar, gebe kadından bebeğine doğum öncesi, sırası veya sonrasında bulaşabilir. Bazıları (frengi gibi) plasentayı geçer ve rahim içindeki bebeği enfekte eder. Diğerleri (gonore, klamidya, hepatit-B, genital herpes ) anneden bebeğe doğum sırasında doğum kanalından bulaşır. HIV gebelik sırasında plasentayı geçerek bebeğe bulaşır. Diğerlerinden farklı olarak emzirirken de bulaşır.

    Cinsel yolla bulaşan hastalığı olan gebelerin rahim içinde bebeği sarmalayan zarında yırtılma olur. Doğum sonrası, rahim içi enfeksiyonu oluşur.

    Cinsel yolla bulaşan hastalıkların en kötü etkileri: ölü bebek doğumu, düşük ağırlıklı bebek, konjoktivitis (göz enfeksiyonu ), pnomoni ( zatürre ), neonatal sepsis ( kan enfeksiyonu ), nörolojik bozukluklar, körlük, sağırlık, akut hepatit, menenjit, kronik karaciğer hastalığı, siroz.

    Bunların çoğu, anneye uygulanan erken prenatal bakımla engellenir. Bunlar, erken gebelik döneminde cinsel yönden bulaşan hastalıklar yönünden laboratuvar testlerinin yapılması ve gerekirse doğuma yakın bu testlerin tekrarı şeklindedir.Enfeksiyonlar doğum sırasında saptanmışsa hasta tedaviye alınır.

    Testler

    Cinsel yolla bulaşan hastalıklar, her tür yaş, ırk, etnik köken, din, kültür ve sosyo-ekonomik düzeyden kadınları etkiler. Gebeler, ilk hekm ziyaretlerinde aşağıdaki cinsel yolla bulaşan hastalıklar yönünden incelenmelidir :

    Klamidya

    Gonore

    Hepatit B

    HIV

    Frengi

    Ek olarak, bazı uzmanlar, daha önce prematüre doğum yapmış kadınların bakteriyel vajinozis yönünden araştırılıp gerekirse tedavilerinin yapılmasını önerirler.

    Gebeler, cinsel yolla bulaşan hastalıklarla ilgili testleri hekimlerine sormalıdırlar. Çünkü, bazı hekimlerce bu testler rutin olarak istenmemektedir. Şimdi daha yeni ve etkin testler yapılmaktadır. Kadına geçmişte test yapılmış bile olsa gebeliğinde bunlar tekrarlanmalıdır.

    Gebelik sırasında tedavi

    Klamidya, gonore, frengi,trikomonas ve bakteriyel vajinozis gebelik sırasında antibiyotiklerle tedavi edilip iyileştirilirler.

    Viral olanlar (genital herpes ve HIV ) tedavi edilemezler. Ama antiviral ilaçlar herpeste uygun olup HIV ‘ da mutlaka gerekir.

    Doğum sırasında genital herpes aktif ise bebeği enfeksiyondan korumak için sezeryan doğum tercih edilmelidir.

    Sezeryan bazı HIV + kadınlarda da tercih edilebilir. Hepatit B (-) kadınlarda gebelik döneminde hepatit B aşısı yapılabilir.

    Korunma

    Korunmada en kesin yol cinsel temastan kaçınmaktır. Uzun süren, enfekte olmadığı testlerle de kanıtlanmış bir partner de korunmada etkindir.

    Kondom, cinsel ilişki boyunca sürekli ve doğru kullanıldığında HIV bulaşma riskini azaltır. Ayrıca, gonore, klamidya ve trikomonas,genital herpes, frengi, HPV bulaşma riski de azalır. HPV ‘ ye bağlı hastalıkların da( siğil, rahim ağzı kanseri gibi ) oluşma şansı azalır.

  • Eşcinsel erkekte cinsel sağlık

    Cinsel yolla bulaşan hastalıklar en kolay cinsel ilişkilerle bulaşır. Kondom kullanmak yalnız HIV ‘ den değil, diğer cinsel yolla bulaşan hastalıklardan da korur. HIV taşıyan eşcinsel erkek sayısı fazladır. Bu yüzden kondom kullanılmadan cinsel ilişkiye girmek oldukça risklidir. Eğer, kişi HIV pozitif ise cinsel yolla bulaşmış diğer hastalıklarının tedavisi de zor olur. Frengi gibi hastalıklar HIV ‘ in daha hızlı ilerlemesine sebep olurlar. Özellikle HIV pozitif erkeklerde hepatit C oranı da artmaktadır.Hepatit C bazı olgularda tedavi edilebilir. Fakat bu zor ve yorucu bir süreçtir. Bu nedenle, bulaşıcılığı önlemenin yolu kondom kullanmaktır.Hepatit C için rutin test yapılmamaktadır. Ancak, riskte olduğunu veya bulaştığını düşünenlerin hekime danışması gerekir. Eşcinsel erkeklerin 6 ayda bir taramadan geçmeleri önemlidir. Çünkü, bazı enfeksiyonlarda herhangi bir belirti ve bulgu olmayabilir.

    Penisteki akıntılar

    Gonore ( bel soğukluğu ): Bakteriyel bir enfeksiyondur. İdrar yaparken yanma veya idrar hissi olup idrar yapamama hali olur. Antibiyotik tedavisi gerekir.

    Nonspesifik üretritis ( NSU ): İdrar yollarının bakteriyel bir iltihabıdır. Gonore gibi cinsel yolla bulaşır. Benzer belirtiler verir. NSU, çok sık cinsel ilişki veya mastürbasyona bağlı olarak idrar yollarının enflamasyonuyla da oluşur.Antibiyotik tedavisi gerekir.

    3-Klamidya: Üretra ( idrar yolu ), rektum ve gırtlakta yerleşen bir bakteriyel enfeksiyondur. Akıntı, idrar yaparken ağrı veya testislerde ağrı olur. Hiçbir belirtisi de olmayabilir. Cinsel ilişki sırasında enfekte kişiden bulaşır. Antibiyotik tedavisi gerekir.

    Peniste içi sıvı dolu kabarcıklar ve döküntüler

    Genital herpes ( genital uçuk ): Viral bir enfeksiyondur. Penis veya anüste ağrılı kabarcıklar veya ülserler olur. Bazı erkeklerde belirti ve bulgu olmaz. Oral seks sırasında ağzının içinde veya etrafında uçuğu olan kişiden bulaşır. Genital herpesi olan kişiden cinsel ilişki sırasında karşılıklı deriden deriye temasla geçer. Antiviral ilaçlarla iyileşme hızlanır. Atak süreleri kısalır.

    Frengi ( sifiliz )

    Bakteriyel bir enfeksiyondur. Sıklıkla genital bölgede olmak üzere ağrısız ülser olur. Kendiliğinden geçse de frenginin diğer belirtileri zamanla ortaya çıkar. Vücutta döküntü ve lenf bezlerinde şişme gibi. Erken dönemde çok bulaşıcıdır. Cinsel ilişki sırasında derinin yakın teması sonucu bulaşır. Antibitotik tedavisi gerekir.

    Peniste et benine benzer kabarcıklar

    Genital siğil ( HPV enfeksiyonu ): Enfekte kişiyle cinsel ilişkiden birkaç hafta veya ay sonra ortaya çıkar. Toplu iğne başı büyüklüğünde kabarcık veya kabarcıklar şeklindedir. Penis başı ve çevresinde, ayrıca, anüs içinde ve çevresinde de olur.

    Uzman hekim tarafından kimyasal koterizasyon, elektrokoterizasyon, krio gibi yöntemlerle tedavi edilir.

    Peniste kaşıntı

    Pubis biti: Bitler, cinsel temas sırasında çok kolay bulaşırlar. Kıllı bölgede yaşarlar. Toplu iğne başı kadar olduklarından görülmesi zordur. Ancak. kıla yapışmış yumurtaları farkedilebilir. Bitler pubis kıllarını ( testis etrafı ve anüs ) tercih etseler de vücut kıllarında da ( saçta değil ) yerleşebilirler. Kıyafet, yatak takımları ve havlularda da bulunurlar. Kaşıntı ve döküntüye neden olurlar. İlaçlı şampuan veya losyonlarla tedavi edilirler.

    Uyuz: Gözle görülmeyen, deri altına yerleşen uyuz böceği denilen bir çeşit canlının sebep olduğu aşırı kaşıntılı bir durumdur. Enfekte kişiyle cinsel temastan 2 veya daha fazla hafta sonra kaşıntı başlar. Aynı yatağı paylaşmakla da bulaşabilir. Tedavi etkene yönelik uygun losyon veya kremlerle yapılır. Kaşıntı, böcekler öldükten birkaç haftaya kadar sürebilir.

    Yukarıdaki belirti ve bulgulara sahipseniz veya olduğunuzu düşünüyorsanız bir uzman hekime başvurmanızda yarar vardır.

    Cinsel yolla bulaşan hastalıklarla ilgili düzenli test yaptırmak sağlıklı bir cinsel yaşamı sürdürmede çok önemlidir.

  • Hıv ve cybh

    HIV ‘ den korunmada cinsel yolla bulaşan hastalıkların araştırılmasının ve tedavisinin önemi

    Cinsel yolla bulaşan hastalıkların araştırılıp tedavi edilmesi HIV ‘ in ( AİDS ‘ e neden olan virüsün ) yayılmasını önlemesi açısından çok önemlidir.

    Cinsel yolla bulaşan hastalıklar ile HIV enfeksiyonu arasındaki ilişkinin anlaşılması yüksek risk içeren cinsel eylemlerde bulunan kişilerin HIV ‘ den korunması yönünde etkin önlemlerin alınmasını sağlar.

    Cinsel yolla bulaşan hastalıklar ile HIV enfeksiyonu arasındaki ilişki

    Cinsel yolla bulaşan hastalıklarla enfekte olmuş kişiler cinsel ilişki sırasında HIV ile karşı karşıya gelirlerse bu kişilerin HIV enfeksiyonu olma şansı, cinsel yolla bulaşan hastalığı olmayan kişilere göre 2 – 5 kat daha fazladır.

    Ek olarak, HIV enfeksiyonu olan kişide diğer cinsel yolla bulaşan hastalıklardan varsa, bu kişinin HIV enfeksiyonunu cinsel yolla bulaştırma oranı ,diğer HIV ( + ) cinsel yolla bulaşan hastalığı olmayan kişilere göre daha fazladır.

    Diğer cinsel yolla bulaşan hastalıkların varlığının hem HIV ‘ i bulaştırmada hem de HIV enfeksiyonunu kapmada etkin olduğu biyolojik kanıtlarla gösterilmiştir.

    Artmış eğilim

    Cinsel yolla bulaşan hastalıklar HIV enfeksiyonuna olan eğilimi iki mekanizmayla arttırırlar.

    Genital ülserler ( frengi, uçuk ülseri gibi ) genital bölgedeki derinin bütünlüğünü bozarlar. Bu bozulma sonucu HIV için bir giriş kapısı açılmış olur.

    İkinci olarak, genital ülserli veya ülsersiz ( klamidya, bel soğukluğu, trikomonas gibi ) cinsel yolla bulaşan hastalıklarda oluşan enflamasyon sonucunda genital akıntılarda hücre yoğunluğu artarak HIV ‘ i çekici hücreler ortaya çıkabilir ( CD4+ hücreleri ).

    Artmış enfeksiyon:

    Cinsel yolla bulaşan hastalıklar HIV ‘li kişinin, virüsünü cinsel eşine bulaştırma riskini arttırır. Yapılan çalışmalarda, HIV ‘ li kişiler aynı zamanda diğer cinsel yolla bulaşan hastalıklara da sahipseler HIV (virüs ) bu kişilerin genital akıntılarında bulunur.

    Örneğin, bir erkekte hem gonore ( bel soğukluğu ) hem HIV varsa bu kişinin genital akıntısında HIV (virüs ) oranı yalnız HIV ‘i olan bir kişiye göre 10 kat fazladır. Spermde ( menide) veya genital akıntılarda HIV yoğunluğunun artması demek HIV ‘ in ( virüsün ) cinsel eşe bulaşma olasılığının artması demektir.

    Cinsel yolla bulaşan hastalıkların tedavi edilmesi ile HIV enfeksiyonunun yayılımının azaltılması

    Cinsel yolla bulaşan hastalıkların araştırılması ve tedavisi ile HIV bulaşıcılığının azaldığı yapılan çalışmalarda gösterilmiştir.

    Cinsel yolla bulaşan hastalıkların tedavisi kişinin HIV ( virüsü ) bulaştırmasını azaltır.

    Yapılan çalışmalarda HIV ‘ li kişilerin cinsel yolla bulaşan diğer hastalıklarının tedavisi sonucunda genital akıntılarındaki HIV miktarının ve HIV ( virüsünün ) görülme sıklığının azaldığı saptanmıştır.

    Genital herpes varsa HIV enfeksiyonuna yakalanma eğilimi artar. HIV ‘ li kişilerin de bulaştırıcılığını arttırır. Bu nedenle, herkesin özellikle genital herpesi olanların HIV enfeksiyonuna sahip olup olmadıklarını bilmesi gerekir. Eğer HIV enfeksiyonu yoksa HIV ‘den korunma önlemlerini alması gerekir.

    Deneyimler sonucu görülmüştür ki, hem genital herpesi hem de HIV ‘ i olan kişilerin genital herpeslerinin tedavi edllmesi sonucu HIV ‘ in eşe bulaşma riski azalmaktadır.

    HIV ‘ den korunma

    Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan sıkı sıkıya korunma, test yaptırma ve tedavi cinsel yolla HIV bulaşmasını önlemede hayati rol oynar. Dahası, cinsel yolla bulaşan hastalıkların arttığı bölgelerde HIV salgınının da artabileceğinin bilinmesi önemlidir. HIV ve cinsel yolla bulaşan hastalıklardan birlikte korunmak bu iki tip hastalıkların salgınlarını önler.

    Cinsel yolla bulaşan hastalıkların erken tanı ve tedavilerinin yapılması HIV ‘ den korunmada etkindir.

    HIV ‘ in bulaşmasını kolaylaştıran cinsel yolla bulaşan hastalıkların yoğun olduğu bölgelerde tanı ve tedavi programlarının uygulanması önemlidir.

    Cinsel yolla bulaşan hastalığı olanlara veya şüphelenenlere her zaman HIV testi yapılmalıdır.

  • Klamidya

    Klamidya trakomatis denen bakterinin neden olduğu sık rastlanan cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır. Bu hastalık, kadınların üreme sisteminde harabiyete neden olur. Klamidyanın belirtileri yok veya hafif te olsa kadınlar enfeksiyonlarının farkına varamadan,geri dönüşümsüz harabiyete ve hatta kısırlığa giden ciddi komplikasyonlar oluşabilir. Enfekte erkeklerde ise peniste akıntı görülür.

    Sıklık

    Çok sık görülür. Fakat çoğu kişi hastalığının farkında değildir. Bu nedenle testlerini de yaptırmaz. Ayrıca, kişi şikayetleri için tedavi oluyorken sıklıkla testlerin yapımı ihmal edilir. Eğer cinsel partnerleri tedavi olmazsa kadınlar tekrar tekrar enfekte olurlar.

    Bulaşma

    Klamidya, vajinal, anal veya oral cinsel ilişki sırasında bulaşır. Ayrıca, enfekte anneden bebeğine vajinal doğum sırasında da bulaşır.

    Cinsel yönden aktif olan herhangi biri klamidya enfeksiyonuna yakalanabilir. Cinsel partner sayısı arttıkça enfeksiyona yakalanma riski de artar. Ergenlik çağı kızlarının ve genç kadınların rahim ağızları tam olgunlaşmadığı için enfeksiyona eğilimi daha fazla olacağından eğer cinsel yönden aktif iseler klamidya enfeksiyonuna yakalanma riskleri artar. Klamidya, oral veyaanal cinsel ilişki ile de bulaşabildiğinden erkekler arasındaki ilişklerde de bu hastalığa yakalanma riski yüksektir.

    Belirti ve bulgular

    Klamidya sessiz bir hastalık olarak bilinir. Çünkü, enfekte kişilerin büyük bir çoğunluğunda belirti yoktur. Eğer belirti veriyor ise bu da bulaştıktan 1-3 hafta içinde ortaya çıkar.

    Kadınlarda, bakteri öncelikle rahim ağzını ve idrar yolunu tutar. Belirtisi olanlarda, anormal vajinal akıntı ve idrar yaparken yanma görülür. Eğer enfeksiyon yumurtalık kanallarını tutmuşsa ( bu kanallar döllenmiş yumurtayı yumurtalıklardan rahime taşırlar ) kişide hiçbir belirti olmama olasılığı yanında, bazılarında alt karın ağrısı, bel ağrısı, bulantı, ateş, cinsel ilişki sırasında ağrı,iki adet dönemi arasında kanama olur. Rahim ağzındaki klamidya enfeksiyonu rektuma ( alt barsak ) yayılabilir.

    Belirti ve bulgusu olan erkeklerde peniste akıntı ve idrar yaparken yanma hissi olur. Penis ucu etrafında yanma ve kaşıntı da olabilir.Testislerde ağrı ve ödem pek görülmez.

    Kadın ya da erkek, anal cinsel ilişkide alıcı olan tarafta enfeksiyon rektumu tutar. Rektal ağrı, akıntı ve kanama görülür. Enfektekişiyle oral cinsel ilişkide bulunan kadın veya erkeklerin gırtlaklarında bu enfeksiyona rastlanabilir.

    Tedavi edilmediğinde oluşabilecek komplikasyonlar

    Klamidya enfeksiyonu tedavi edilmezse uzun veya kısa dönemde üreme ve diğer sağlık sorunlarına yol açabilir. Hastalığın kendisi gibi harabiyeti de sessiz ilerler.

    Kadınlarda, tedavi edilmezse enfeksiyon rahim veya yumurtalık kanallarına yayılır ve kasık içi iltihabına neden olur. Tedavi olmamış enfekte kadınların % 10-15 ‘inde görülür. Ayrıca, yumurtalık kanallarında herhangi bir şikayet olmaksızın enfeksiyon oluşur. Kasık içi iltihabı ve sessiz enfeksiyonun ilerlemesiyle üst üreme sistemlerinde, yumurtalık kanallarında, rahimde ve çevre dokularda hasar gelişir. Bu harabiyete bağlı olarak kronik kasık ağrısı, kısırlık ve dış gebelik görülür.

    Klamidya enfeksiyonu olanların karşı karşıya kalındığında HIV ile enfekte olma riskleri yüksektir.

    Bunlardan korunmak için, 25 ve altı yaşta olan cinsel olarak aktif kadınlara yılda bir kez tarama testi gerekir. Daha büyük yaştaki kadınlarda yeni bir cinsel partnerin veya birden fazla partnerin varlığı önemli bir risk faktörü olduğundan tarama testlerinin düzenli yapılması önemlidir. Tüm gebe kadınlara da klamidya tarama testlerinin yapılması gerekir.

    Erkeklerde komplikasyon nadirdir. Enfeksiyon bazen epididimise ( spermi testislerden taşıyan kanal ) yayılır. Ağrı, ateş, nadiren kısırlık görülür.

    Nadir olgularda, genital enfeksiyon yanında artrit, deri döküntüleri, göz ve idrar yollarında enflamasyon görülür. Buna,Reiter ‘s sendromu denir.

    Gebe kadına ve bebeğe etkisi

    Gebe kadınlar tedavi edilmezlerse prematüre doğum olabilir. Enfekte gebe kadından doğan bebeğin gözlerinde ve solunum yollarında hastalık gelişebilir. Yenidoğanlarda klamidyaya bağlı zatürre ve konjonktivit görülür.

    Tanı

    Klamidyaya ait kan testleri yapılır.

    Tedavi

    Antibiyotiklerle çok kolay tedavi edilir. HIV + kişilere de aynı tedavi uygulanır. Tüm cinsel partnerlerin değerlendirilmesi,testlerinin yapılması ve gerekenlerin tedavi edilmesi şarttır. Klamidyası olanların ve bunların cinsel partnerlerinin tedavi bitene kadar cinsel temasta bulunmaları yasaklanır.Yoksa tekrar enfekte olurlar.

    Kadınların, cinsel partnerleri tam tedavi edilmezse tekrar enfekte olma riskleri fazladır. Birden fazla enfeksiyonu olan kadınların, kısırlık dahil üreme organlarına ait komplikasyon riskleri yüksektir.

    İlk enfeksiyonun tedavi edilmesinden 3 ay sonra klamidyaya ait testlerin tekrar edilmesi gerekir. Özellikle, cinsel partnerinin tam olarak tedavi edilip edilmediğini bilmeyen kadınlarda bu önemlidir.

    Korunma

    Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmanın en emin yolu cinsel temastan uzak durmak veya uzun süreli, tek eşli ( testten geçmiş,enfekte olmadığı bilinen bir eş ) bir yaşam sürmektir.

    Kondom, cinsel ilişkinin en başından sonuna kadar, her seferinde ve doğru olarak kullanılırsa klamidya bulaşma riski azalır.

    25 yaş ve altı kadınlarla yeni partneri olan veya birden fazla partneri bulunan daha büyük yaştaki kadınların yılda bir kez test yaptırmaları uygundur. Tüm gebelerin de test yaptırması gerekir. Hatta bazı kadınlarda daha da sık yaptırılabilir.

    Farklı bir yara, kokulu akıntı, idrar yaparken yanma hissi, iki adet arasında kanama gibi belirtilerin varlığı cinsel yolla bulaşan hastalıkları düşündürmelidir. Eğer kadında bu belirtilerden herhangi biri varsa cinsel ilişkiye son verip hemen bir uzman hekime başvurmalıdır. Cinsel yolla bulaşan hastalıkları erken tedavi etmek kasık içi iltihabını önler.

    Cinsel yolla bulaşan hastalığı olduğu söylenen kadınlar ve tedavi edilenler önceki cinsel partnerlerini ( 60 gün öncesine kadarki ) uyarmaları gerekir. Böylece, bu kişiler de muayene olup gerekirse tedavi olurlar. Herkesin tedavisi sona erene kadar tüm cinsel eylemlerden uzak durulmalıdır.

  • Genital siğil, belirti ve bulguları

    Genital human papilloma virüs (HPV), cinsel yolla bulaşan çok yaygın bir hastalıktır. Kadın ve erkekte 40 adet genital enfeksiyon oluşturan 40 adet HPV tipi vardır. Bu HPV tipleri ağız içi ve boğazda da yerleşirler. HPV ile enfekte olan kişilerin çoğu hastalandıklarını bilmezler. HPV, herpes veya HIV (Aids virüsü) gibi değildir. Tüm bu virüsler cinsel ilişki sırasında bulaşırlarsa da farklı belirti ve sağlık sorunlarına neden olurlar.

    Belirti, bulgu ve sağlık sorunları

    HPV’li kişilerin çoğunluğu belirti veya sağlık sorunları geliştirmez. Olguların %90’nında vücudun bağışıklık sistemi HPV’yi doğal olarak 2 yılda yok eder.Bazı HPV tipleri kadın ve erkeklerde genital siğillere neden olur. Nadiren, bunlar boğazda da yerleşebilirler. Buna recurrent respiratory papillamatozis ( RRP ) denir.

    Diğer bir kısım HPV tipleri ise kadınlarda rahim ağzı kanserine neden olurlar. Ayrıca az görülen, ciddi seyreden bazı kanserlere de sebep olurlar. Vulva, vajen, penis, anus, baş-boyun ( dil, bademcik, gırtlak ) kanseri gibi.

    Genital siğil oluşturan HPV tipleri kanser oluşturan tiplerden farklıdır. HPV bulaşmış kişilerin hangisinde kanser gelişeceğini veya diğer sağlık sorunlarının olacağını önceden kestirmenin herhangi bir yolu yoktur.

    HPV ‘ye bağlı sorunlarda belirti ve bulgular

    Genital siğiller, genellikle , genital bölgede tek veya grup halinde kabarcıklar şeklinde ortaya çıkar. Küçük veya geniş, kabarık veya düz ya da karnabahar görünümünde olabilirler. Muayenehane ortamında, uzman hekim tarafından gözle yapılan muayenede kolaylıkla teşhis edilebilirler.

    Enfekte olmuş partnerle ( bu kişide genital siğil olmasa bile ) cinsel temastan sonra haftalar veya aylar içinde genital siğil gelişir. Tedavi edilmezse, kendiliğinden yok olabilir, değişmeden kalabilir veya sayı ve büyüklükleri artar. Kansere dönüşmez.

    Rahim ağzı kanseri yeterince ilerlemeden belirti vermez. Bu nedenle kadınlarda düzenli tarama yapılması gerekir. Bu taramalarda hastalığın erken bulguları saptanarak erken tedavi edilir.

    HPV ‘ ye bağlı diğer kanserler de yeterince ilerlemeden belirti ve bulgu vermezler. Tedavileri zordur. Bunlar, vulva, vajen, penis, anus, baş ve boyun kanserleridir.

    RRP ‘ de gırtlakta siğiller oluşur. Bazen soluk borusu tıkanır. Boğuk ses ve nefes darlığı olur.

    Bulaşma

    HPV cinsel temasla bulaşır. Çoğunlukla vajinal veya anal cinsel ilişkiyle geçer. Oral sex ya da genital bölgelerin temas etmesiyle de bulaşır. Sabit ve aynı cinsel partnerden de ( bu kişide belirti ve bulgu olmasa da ) bulaşabilir. Enfekte kişiyle cinsel temastan yıllar sonra bile bu kişide HPV bulunabilir. Birçok enfekte kişi ( HPVirüsü almış ) virüsü taşıdığını cinsel partnerine bulaştırdığını bilemez. Bu kişide birden fazla HPV tipi de barınabilir.

    Çok nadiren, genital HPV ‘ si olan gebe kadından, bebeğine doğum sırasında HPV bulaşabilir. Bu durumda çocukta RRP gelişebilir.

    Genital siğillerin ve kanserin oluşumu

    HPV ile enfekte derideki normal hücreler anormal hücrelere dönüşür. Genelde vücut bu HPV ile doğal olarak savaşır. Enfekte olmuş hücreler normale döner. Fakat bazı olgularda vücut HPV ile savaşmaz. Siğil veya kanser şeklindeki değişiklikler gözle görülür hale gelir.HPV bulaştıktan haftalar veya aylar içinde siğiller gelişir. Kanser ise HPV alındıktan yıllar sonra ortaya çıkar.

    Sıklığı

    HPV ( virüs ) o kadar sıktır ki, cinsel yönden aktif olan kadın ve erkeklerin % 50 ‘si yaşamlarının herhangi bir döneminde bu virüsle karşılaşırlar. Genital siğiller de çok sık görülür. Rahim ağzı kanserine göre, bu virüsün sebep olduğu diğer tip kanserlere daha az rastlanır.

    Bazı gruptaki kişiler, HPV ‘ ye bağlı sağlık sorunları açısından daha fazla riske sahiptirler. Bunlar, eşcinsel ve biseksüel erkekler ile bağışıklık sistemi düşük ( HIV – AİDS ) kişilerdir.

    RRP ise çok nadir görülür.

    Korunma

    HPV ‘ nin bulaşma riskini azaltacak birçok yol vardır.

    Aşılar, kadın ve erkekleri sık rastlanan HPV tiplerine karşı korur. Aşı 3 dozda uygulanır. İyi bir koruma için her 3 dozu da yaptırmak gerekir. İlk cinsel temastan önceki dönemde yapılan aşının koruyucu etkinliği daha fazladır.

    Kızlar ve kadınlar: Gardasil denen aşı rahim ağzı kanserine neden olan çoğu HPV tiplerine karşı korur. Ayrıca birçok genital siğil yapan tiplerden de korur.13 – 26 yaş arası kadınlarda ( 9 yaştan itibaren kızlarda da ) uygulanır. Her 3 dozu tam yapılmak koşuluyla olabilecek en erken zamanda aşılamaya başlanması önerilir.

    Oğlanlar ve erkekler: Gardasil denen aşı erkekleri birçok genital siğil tipinden korur. 9 -26 yaş arası yapılır.

    Cinsel ilişkide kondom ( prezervatif ) kullanmak HPV riskini azaltır.Etkin olabilmesi için cinsel temasın başlangıcından sonuna kadar kondomun çıkartılmaması gerekir. Kondom kullanımı HPV ‘ ye bağlı hastalıkların oluşma riskini azaltır. Genital siğil ve rahim ağzı kanseri gibi. Fakat kondomla kapanmayan, açıkta kalan bölgelerde bulaşma riski vardır. Yani kondom HPV ‘ ye karşı tam bir koruma sağlamaz.

    Tek partner olması, cinsel partner sayısının azaltılması, daha önce hiç veya az sayıda cinsel partneri olmuş kişilerin seçimi HPV bulaşma riskini azaltır. Geçmişte cinsel yönden aktif olan bir kişinin virüsü taşıyıp taşımadığı bilinemez. Bu nedenle HPV ‘ den korunmanın en emin yolu tüm cinsel eylemlerden uzak kalmaktır.

    HPV ‘ ye bağlı hastalıklardan korunma

    HPV ‘ ye bağlı sağlık sorunlarından korunmanın birçok yolu vardır.

    Genital siğiller: Gardasil denen aşı, hem kadınları hem de erkekleri birçok genital siğil tipinden korur.

    Rahim ağzı kanseri: Gardasil denen aşı, kadınların çoğunu rahim ağzı kanserinden korur. Rutin rahim ağzı kanseri tarama testleri ve anormal çıkan sonuçların tedavi ve takibi de önemli korunma yöntemleridir.PAP testi ile rahim ağzındaki anormal hücreler saptanır. Kanser gelişmeden temizlenir. HPV DNA testi ile rahim ağzında virüs aranır. Bazı olgularda PAP testiyle birlikte istenir. Kadınlarda aşılama çok erken yaşlarda uygulansa bile rahim ağzı kanseri taramalarının yapılması gerekir. Çünkü, aşı tüm rahim ağzı kanserlerinde koruyucu değildir.

    Anüs ve penis kanserleri: Bunların erken evredeki bulgularını saptayacak bir test yoktur. Bazı uzmanlar, eşcinsel ve biseksüel erkekler ile HIV pozitif kişilerde yıllık anal PAP testini önerirler. Çünkü, bu gruba giren kişilerde anal kanser riski fazladır. Anal kanser taramasında bu testler yine de çok güvenilir değildir. Rutin olarak önerilmemektedir.

    Baş ve boyun kanserleri: Erken bulguları saptamak için onaylanmış herhangi bir test yoktur. Uzman hekim tarafından olası bulgulara göre testler yapılır.

    RRP: Genital siğili olan kadınlarda sezeryan doğum önerilmez. Çünkü, sezeryan doğumun bebek ve çocukları RRP ‘den koruduğuna dair kesin bir kanıt yoktur.

    HPV testi

    Piyasadaki HPV testleri yalnızca rahim ağzı kanserini ortaya koymak için uygundur. Kadın ve erkeklerde HPV ‘ nin vücuttaki durumunu veya genital bölgede, ağız ve gırtlakta HPV olduğunu gösterecek herhangi bir test yoktur. Yine de,HPV, genelde herhangi bir sağlık sorunu yaratmadan seyreder. Bugün HPV hakkındaki bigilerimiz birkaç yıl sonra çok farklı bir noktaya gelecektir.

    Tedavi

    Virüsün kendisini yok edecek bir tedavi yoktur. Fakat HPV ‘ nin neden olduğu hastalıklar tedavi edilebilirler.

    Görünür genital siğiller: Uzman hekim tarafından kimyasal koterizasyon, elektrokoterizasyon, krioterapi gibi tedaviler uygulanabilir.

    Rahim ağzı kanseri: Erken tanı ve tedaviyle sonuçlar yüz güldürücüdür. Rutin PAP testi yaptıranlarda kanser oluşmadan sorunlar saptanıp çözüm yoluna daha kolay gidilir. Korunma yöntemleri tedaviden daha önemlidir.

    HPV’ ye bağlı diğer kanserler: Erken tanı ve tedaviyle sonuçlar daha iyi olur.

    RRP: Cerrahi yolla veya ilaçla tedavi edilir. Birden fazla sayıda tedavi seansları gerektirir.