Kategori: Dermatoloji

  • Tehlikeli benlerin takibi ve dermatoskopi

    Benlerin Takibi Gerekli midir?

    Benler melanosit ismi verilen ve deriye renk veren hücrelerin oluşturduğu deri değişiklikleridir. İnsan vücudunda çok sayıda ben görülebilir. Bu benlerin bazıları doğuştan vardırlar, bazıları ise güneşe maruz kalınması sonucu sonradan oluşurlar. Benler kahverengi, siyah ya da nadiren koyu mavi renkte olabilirler. Her koyu renk değişikliği ya da kabarıklık ben değildir. Deride var olan değişikliğin ben olup olmadığının tespiti konusunda size dermatoloğunuz yardımcı olacaktır. Doğuştan gelen benlerde daha fazla risk olmakla birlikte benlerin bazıları kanser riski taşıyabilirler. Bu nedenle tehlikeli benlerin takibi son derece önemlidir.

    Benlerin Çıkarılması Zararlı mıdır?

    Halk arasında benlere bıçak değdiği zaman kötüye dönüşecekleri ile ilgili yanlış bir inanış vardır. Oysa tam tersi tehlike taşıyan benler cerrahi olarak çıkarılmazlarsa yaşamı tehtid eden melanom isimli bir deri kanserine dönüşüm riski taşırlar. Melanom tüm dünyada hızla artmakta olan kötü seyirli ve ölümcül olabilen bir deri kanseri tipidir. Bu nedenle tehlikeli benlerin tespiti ve cerrrahi olarak çıkarılması kişinin hayatını kurtarabilir.

    Benlerde Kansere Dönüşüm Belirtileri Nelerdir?

    Simetrik olmayan ve düzensiz sınırlı benler ani değişiklikler gösterirse hastanın vakit geçirmeden bir dermatoloğa başvurması gerekir. Ani değişiklikler hızlı büyüme, şekil değiştirme ve kanama olarak kendini gösterebilir.

    Kimler Risk Altındadır?

    Çok sayıda beni olan ( 50’den fazla), çocukluk döneminde ağır güneş yanıkları geçiren, ailesinde melanom olanlar ile açık ten renkli ve renkli gözlü kişilerde benlerin kansere dönüşüm riski daha fazladır. Bu özelliklere sahip kişilerin belirli aralıklarla dermatoskopik muayeneden geçmeleri gerekir.

    Tehlikeli Benler Nasıl Tespit Edilir?

    Dermatoskopik muayene benin iç yapısındaki detayların büyütülerek görülmesini sağlayan dermatoskop isimli bir el cihazı ile yapılır. Bu muayeneden sonra dermaoloğun şüpheli bulduğu benler cerrahi olarak çıkarılır ve patolojik inelemeye gönderilir. Diğer benler ise düzenli aralıklarla dermatoskop ile kontrol edilmeye devam edilir.

  • Tırnak batması tedavisinde fenolle matriks koterizasyonu

    Tırnak batması nedir?

    Tırnak yatağı ile tırnak arasında doğuştan varolan uyumsuzluk nedeniyle özellikle ayak baş parmak tırnakları olmak üzere batık oluşabilir. Uygunsuz ayakkabı seçimi ve yanlış tırnak kesimleri ise bu problemi daha da belirgin hale getirebilir. Batık aynı tırnakta bazen tek bazen de çift taraflı olabilir.

    Genel Önlemler

    Tırnak batmasına eğilimi olanların tırnaklarını mümkün olduğunca uzun tutmaları ve düz kesmeleri gereklidir. Ayakkabı seçerken ayağı sıkmayan, küt uçlu ayakkabıların seçilmesi daha uygun olacaktır.

    Tedavide yaygın olarak yapılan yanlışlar

    Malesef ülkemizde tırnak batmasının tedavisinde halkımız yaygın olarak kuaförlere başvurmaktadır. Ancak doktor olmayan kişilerce bilinçsizce yapılan bu uygulamalar hem tırnak probleminin tam olarak iyileşmemesine hem de iltihaplanmalara yol açmaktadır. Unutmayalım ki ehil ellerde yapılmayan bu tür işlemler kalıcı tırnak bozuklukları ile de sonuçlanabilir.

    Tırnak batmasında en yaygın yanlış tedavi yaklaşımı tırnağın tamamen çekilmesidir. Bazı durumlarda tırnağın tamamen çekilmesi kaçınılmaz olabilirse de bu tedavi çekilen ayak tırnağı yaklaşık olarak sekiz ayda yeniden büyüyeceği için ancak bu süre içerisinde bir rahatlama yaratacaktır. Oysa tırnak yeniden büyüdüğünde batmaya neden olan problem hala devam ettiği için kaçınılmaz olarak tırnak batması tekrarlayacaktır.

    Fenolle matriks koterizasyonu nedir?

    Genel önlemlere uyulmasına rağmen tekrarlayan tırnak batması problemi olanlarda ağızdan antibiyotik tedavisi eşliğinde tırnak bozuklukları ve tırnak batması tedavisinde tırnağın ya tamamen çıkarılması ya da kısmen çıkarılarak tırnak matriksinin (tırnağı doğuran tabaka) fenol ile tahrip edilmesi işlemleridir. Fenolizasyon tedavisinde genellikle sadece tırnağın batan kısmı keserek çıkarılır ve tırnağı doğuran tabaka(matriks) tırnağın yeniden büyüyüp batmaması için tahrip edilir.

    Fenolle matriks koterizasyonu işlemi nasıl gerçekleştirilir?

    Bu işlem için poliklinik şartlarında hastaya yarım saatlik bir süre ayırılması yeterlidir. Bölgenin tıbbi temizliği sağlandıktan sonra önce bölgesel anestezi yapılır. Sonra tırnağın et içindeki kısımlarını çıkardıktan sonra batık kısımdaki tırnağı doğuran tabaka pamuk uçlu bir çubuktan faydalanılarak%88.8 feno ile tahrip edilir. İşlem sonrasında ağızdan antibiyotik kullanılır ve yaklaşık bir hafta süre ile iki günde bir pansuman tedavisi yapılır.

    Sonuç olarak bu yöntemle tırnak batıklarının tekrar etmesi çok nadirdir. Ancak nadiren işlem yapılan bölgede ağrı, kanama, enfeksiyon ve uygulanan anestezik maddeye bağlı allerjik reaksiyonlar görülebilir.

  • Güneş yüzünü göstermeye başladı!

    Yaz aylarında güneşin zararlı etkilerinden cildimizi nasıl koruyabiliriz?

    “Güneş girmeyen eve doktor girer” çok iyi bilinen bir atasözüdür. Kısa süreler ve uygun saatlerde alınan güneş dostumuzdur. Ancak güneş, kişinin genetik yatkınlığına bağlı olarak farklı derecelerde oluşan doğal yaşlanmaya ek olarak deri yaşlanmasını artıran en önemli dış faktördür. Öte yandan uzun yıllar ve süreler ile güneşe maruz kalmak sadece deri yaşlanmasına yol açmaz aynı zamanda deri kanseri oluşma riskini de artırır.

    Ülkemizde güneş kış aylarında da kuvvetli olduğundan hem yaz hem de kış aylarında özellikle öğlen saatlerinde (11.00-16.00 arası) güneşten kaçınılması ve güneşten koruyucu ürünlerin kullanılması deri yaşlanmasını geciktirir.

    Açık tene sahip kişiler güneşten daha fazla etkilendikleri için, uzun süreli güneşe maruziyet bu bireylerde daha derin kırışıklıklara yol açar. Bu nedenle açık tenlilerin koyu tenlilere göre daha yüksek faktörlü güneşten koruyucular kullanması gereklidir. Ancak unutulmamalıdır ki güneş koyu tenlilerde de hem kırışıklara ve yaşlanmanın bir diğer belirtisi olan yoğun lekelere yol açabilir. Bu lekeler gebelik, hormonal tedavi alınması ve doğum kontrol haplarının kullanılması ile daha da belirgin hale gelebilir.

    Çocukluk dönemindeki ağır güneş yanıklarının deri kanserlerine yol açtığı gösterilmiştir. Bu nedenle bebek ve çocukların güneşten korunması çok önemlidir. Güneşten korunmak için güneşten koruyucuların kullanımının yanı sıra geniş kenarlı şapkaların giyilmesi, uzun kollu, açık renkli kıyafetlerin seçilmesi, güneş gözlüğü kullanılması gereklidir.

    Sıcak ve güneşli günlerde ya da deniz kenarında iken güneşten koruyucuların, güneşe çıkmadan yarım saat önce sürülmesi ve gün içinde özellikle su ile temastan sonra yeniden uygulanması gereklidir.

    Doç.Dr. Emel Erdal Çalıkoğlu

  • Perioral dermatitis

    Yüzde özellikle ağız çevresine yerleşen, kronik seyirli, kırmızı bir zeminde sivilceye benzer döküntüler yapan bir cilt hastalığıdır.

    Bulaşıcı bir hastalık değil.

    Sistemik hastalıklar ile birlikteliği yok

    Toplumda görülme sıklığı 0.5-1% dir.

    Ülkenin endüstrial gelişimi ve geografik yerleşimi sıklığında etkilidir.

    Çocuklarda gözlenmekle birlikte 20-45 yaş gurubunda daha sıktır.

    Kadınlarda daha sıktır. Özellikle erişkin hsataların %90 nı kadındır.

    Erkeklerde özellile kozmetiklerin kullanımının artması ile görülme sıklığı artmaktadır.

    Neden bilinmemektedir. Bir çok faktörin etkilediği bilinmektedir. Ancak en sık neden kortizon içeren krem gurubu ilaçların uzun ve kontrolsüz kullanımın bu hastalığa neden olabileceğidir.

    Başlıca belirtiler gerginlik ile yanma hissidir. Kaşıntı sıklıkla yoktur yada çok hafiftir.

    Klinik “Rosacea” genel bilinen adı Gül Hastalığına benzemektedir.

    Sıklıkla ağız çevresine yereşmektedir. Tipik görüntüsü üst dudağın etkilenmemesi alt dudağın 3-5 mm sınırına kadar belirtilerin olmamasıdır.

    Deri belirtileri; kırmızı ve hassas bir deride sivilceye benzeyen kırmızı küçük kabarmaların varlığıdır. Hatta bunların sulaltılı yada iltihaplı görünümdede olabilmektedir

    Çok nadiren yanaklarda ve alt göz kapağına yerleşebilmektedir.

    Bunun dışında çok azda olsa el üstünde ve kadınlarda dış genital yerleşimide gözlenmektedir.

    Çok nadir görülen klinik ve görsel olarak ağır seyreden bir formu vardır. Bu “Granulomatous perioral dermatitis” olarak tanımlanmaktadır.

    Peroral Dermatitisi yapan ve arttıran nedenler;

    • Stres

    • İlaçlar; Kortizonlu içerikli ilaçların(Özellikle florunoid kortikosteroidler ) orta ve güçlü olanlarının ağız çevresinde kontrolsüz ve uzun süre kullanımı. Saman nezlesi ve astım için kullanılan kortizonlu ilaç içerikli sprey ve inhaler gurubu ilaçalarda arttırabimektedir.

    • Yüzde kan dolaşımını artıran acılı yiyecek ve alkol alımı

    • Kozmetikler;

      • Florlu diş macunları,

      • parafin ve vazelin içerikli nemlendirici kozmetikler

      • isopropyl myristate içeren kozmetikler

      • Bunları içeren nemlendiricili fondoten kullanımı

      • Benzer içeriki güneş koruyucular.

  • Yenidoğanlarda görülen cilt sorunları

    1) Yeni doğan bebeklerde karşılaşılan en önemli cilt sorunlarından biri pişik herhalde… Tedavisi için ebeveynlerin neler yapmaları gerekir?

    Bebeklerde en sık karşılaşılan cilt problemlerinden biri pişiklerdir. Ortaya çıkaran neden gayta ve idrarla temas eden derinin hem bunlarla hem de gaytada bulunan mikroorganizmalarla direk temas ederek tahriş olmasıdır. bununla beraber bebek bezinin deri ile sürtünmesi de önemlidir. Bu temas ne kadar uzun sürerse ortaya çıkacak tahriş daha da kötüye gidebilmektedir. ayrıca çocuk bezi bölgesindeki kapalı alan tarif edilmek gerekirse sıcak ve nemli bir ortamdır. Bu durumların hepsi bir arada pişik oluşumunu tetikleyebiliyor.

    Bunu önlemek için öncelikle Bebeğin bezi sık olarak değiştirilmelidir. iyi emici özelliği olan bezler tercih edilmelidir.

    bebeğin altı ıslak, pamuklu ve yumuşak bir bezle silinmelidir. bez bölgesi ayrıca su içinde yağ içeren losyon ve kremlerle, alkol içermeyen yumuşak mendillerle silinebilir. sabun kullanılması önerilmemektedir. kız çocuklarının genital bölgesi ıslak bezle önden arkaya ve kıvrımlar da dahil olmak üzere silinmelidir. erkek çocuklarda testis bölgesi özellikle dikkatli temizlenmelidir. Temizleme işleminde mümkün olduğu kadar hassas davranılmalı, bu bölge iyice kurulandıktan sonra veya biraz açık bekletildikten sonra kapatılmalıdır.

    her bez değişiminden sonra çinko oksit gibi koruyucu özellikteki kremler düzenli sürülmelidir. talk pudrası kullanılması önerilmez.

    2) Bebeklerin cilt sağlığı için kıyafetlerinin nasıl yıkanması gerekir?

    Bebek cildinin çok hassas olmasının nedeni; henüz dış etkenlere maruz kalmamış olması, cildindeki yağ tabakasının az olması dolayısıyla cildin dış etkenlere karşı koruyucu tabakasının tam olarak oluşmamış olmasıdır.

    Bebek cilt yapısı erişkin cildinden farklı olduğu için kendi çamaşırlarınız için kullandığınız deterjanlar bebeğinizin cildine zarar verebilir. Bu nedenle bebek giysileri erişkin giysilerinden ayrı yıkanmalıdır.

    • Giysilerin marka etiketlerini çıkarırsanız bebeğinizin cildinin tahriş olmasını önlersiniz.

    • Bebeğinizin yeni kıyafetlerinin önce yıkanması ve ardından da ütülenmesi gereklidir.

    • Bebeğinizin cildi için giysilerini yıkarken cildinin tahriş olmaması için çamaşır suyu ya da buna benzer deterjanlarla giysileri yıkamamalısınız. Bebek cildinde uygunsuz deterjan kullanımına bağlı olarak kaşıntı, kızarıklık gibi yan etkiler oluşabileceği gibi ilerleyen dönemlerde alerjik kontakt dermatitler gelişebilir.

    • Bebek giysileri için özel üretilen deterjanlar veya sabun tozlarını tercih etmelisiniz. Giysileri yıkamadan önce yıkama talimatnamesinin okunması ve ona göre yıkanması gereklidir. Sıvı formdaki deterjanlar daha kolay durulandığı için bunları tercih edebilirsiniz.

    • Bebek giysileri çok iyi durulanmalıdır. Yıkanan giysileri mutlaka açık havada kurutulmalı ve ütülemelisiniz. Ütü sağladığı yüksek ısı nedeniyle hijyenik etkiyi artırır.

    • Yıkama sonrası bebeğinizin giysilerini güneş gören bir yerde kurutun. Güneş ışınları bazı bakterilerin yok olmasına yardım eder. Çamaşırları kuruduktan sonra serin ve kuru bir yere ya da çocuğunuzun dolabına kaldırın.

    3) Güzel koksun diye bolca deterjan ya da yumuşatıcı kullanmak doğru mudur?

    Parfüm içeren, bol deterjan ve yumuşatıcılar kullanmayı önermiyoruz. Kıyafetlere nüfus eden parfüm ve deterjan-yumuşatıcı kalıntıları ileride gelişebilecek allerjik reaksiyonları ve ekzema gibi deri hastalıklarını tetikleyebilir.

    4) Çocuklarda görülen konak için neler yapılabilir?

    Konak konusunda anne babaların gereksiz endişelere kapılmamasını öneririm. Çünkü konakların nedeni kötü bakım değildir. Esas neden derinin yağ bezlerinin aşırı çalışması sonucu, fazla yağ salgılaması, bu yağların yama tarzında birikmesi ve daha sonra kuruyarak dökülmesi.

    Konağı olan bebeklerde o bölgelerin hassas bebek şampuanları ile yıkanması ve banyonun ardından bebek yağı uygulanması faydalıdır.

    Konak tedavi edilmese bile normal şartlar altında aylar içerisinde kendiliğinden geçer.

    Konak tedavisi için şöyle bir öneride bulunabilirim:

    Pullar kuru ise bebeği yıkamadan bir saat önce pullu alana zeytinyağı veya bebek yağı sürerek yumuşamasını sağlayabilirsiniz.

    Bebeğin başını her gün bebek şampuanıyla yıkayabilirsiniz.

    Kafa derisine kabukların dökülmesini sağlayacak şekilde masaj yapabilirsiniz.

    Bebeğinizin saçını yumuşak uçlu bir fırça ile nazikçe fırçalayabilirsiniz.

    Bu önerileri uygularsanız bir süre sonra genellikle konakların kaybolduğunu göreceksiniz.

    5) Yeni doğan bebeklerin bazılarında benler oluyor… Bunların bir doktora gösterilmesi gerekli midir?

    Bel bölgesinde mongol lekesi olarak adlandırılan mavi-kurşuni renkte yuvarlak oval lekeler olabilir. Bunun bir önemi yoktur ve genellikle kendiliğinden ilerleyen yıllarda kaybolur.

    Yenidoğanların %1^nde benler olabilir.bunlar zamanla kalınlaşır ve renkleri koyulaşabilir. bunların bazıları 20 cm’den büyük olabileceği gibi 1 cm’den küçük de olabilir. Bu tür benleri olan bebeklerin en azından yılda bir kez olmak üzere düzenli olarak benlerini kontrol ettirmeleri önerilir.

    6) Özellikle yazın, bebeklerin cildini kurumalardan ve güneş ışığından nasıl korumalıyız?

    Bebeklerin ciltleri ve koruyucu özellikleri erişkinlere göre daha zayıftır. Bu yüzden özellikle yaz aylarında da her gün düzenli olarak ciltlerini nemlendirmek ve özellikle güneşten çok iyi korumak gerekir. Güneşten: açık renkli kıyafetler ve şapka ile korurken, açıkta kalan bölgelerine özellikle kimyasal madde içermeyen fiziksel güneş koruyucuları 2-3 saatte bir sürmek çok önemlidir. Fiziksel koruyucu olarak titanyum dioksit ve çinko oksit içeren güneş koruyucular tercih edilmelidir. Bunlara rağmen güneşten koruma tam olamamaktadır ve bu yüzden 10 ile 15 saatleri arasında dışarıda bulundurmamaya özen gösterilmelidir.

    7) Bazen de aileler çocuklarındaki cilt rahatsızlıklarına karşı etraftan duydukları bazı bitki karışımlarını kullanıyor, bunların cilde direkt uygulanması ne kadar doğrudur?

    Hiç bir cilt hastalığının tedavisinde özellikle bebek gibi hassas bir cilde sahip ise etraftan duyulan bitkisel ürünler kullanarak tedavi etmeye çalışılmamalıdır. her bebeğin ve her hastalığın tedavisi kişiye özel olmalıdır ve birine iyi gelen bir karışım diğerine tam ters etki yapıp daha ciddi sorunlar yaşanmasına neden olabilir. yada bebeğin hayatı boyunca yaşayacağı allerjik deri hastalıkları yada lekelenmeler ortaya çıkabilir.

    8) Son olarak bebeklerde cilt problemleriyle ilgili ebeveynlere neler söylemek istersiniz?

    Yenidoğan derisi erişkinlerin derisinden birçok yönü ile farklılıklar gösterir. yenidoğanların yaklaşık %80’nde cilt problemlerine rastlanır ve bunların çözümleri doğru tedavi ile genellikle hızlı bir şekilde çözüme kavuşabiliyor. Bebeklerde gelişebilecek mikrobik enfeksiyonun en önemli kaynağı bebeği bakan kişinin elleridir. Bu yüzden bebeğinize dokunmadan önce her seferinde elleri yıkamak çok önemlidir. dışarıdan eve girer girmez evdeki büyükler mutlaka ellerini yıkasınlar. hassas bebeklerinizin ciltlerinde karşılaştığınız bir problemde mutlaka bir uzmana danışın.

  • Dövme (tatuaj) silme

    DÖVME (TATUAJ) milattan önce 6000 yıllarına kadar uzanan eski bir geçmişe sahip deri altına boya maddesinin çeşitli tekniklerle injeksiyonudur. Kurşun kalem batması ile grafitin, şarapnel, kurşun, havai fişek ya da patlayıcı maddeler ile travmatik dövmeler oluşur. Medikal işlemler sırasında boyalı parçacıkların deriye yerleşmesi sonucu iyatrojenik dövmeler gelişir. Dövme silinmesinde en önemli ayırım amatör veya profesyonel olmasıdır. Profesyonel dövmede boya (mürekkep) derinin alt tabakasının (dermis) derinliklerine işler, mürekkep bileşenleri de farklıdır. Boya parçacıkların boyutları 10-100nanometre arasındadır. Bu nedenlerle profesyonel dövmelerin çıkarılması daha da zordur. Ayrıca dövmenin yerleşim yeri de çok önemlidir. Dövme yeri kalbe ne kadar yakınsa, o kadar kolay silinme eğilimindedir. Dövmede kullanılan boya maddesi ve rengi de silinmeyi etkileyen nedenlerdendir.

    Q ANAHTARLI LAZERLER DÖVME SİLMEDE KULLANILAN ETKİLİ CİHAZLARDIR.

    ETKİ MEKANIZMASI: Nanosaniye atım süresinde çok yüksek enerji boya partiküllerini fotoakustik etki ile parçalar ve ufalar. Bu esnada lokal ısı 300 dereceye ulaşır. Oluşan bu minik boya partikülleri hücreler tarafından alınır (ki buna fagositoz adı verilir), lenfatik drenaj ve eksfoliyasyon (deri üzerinden dışarı) ile vücut tarafından atılır.

    Q ANAHTARLI LAZER UYGULAMASI HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKENLER:

    • İşlem hafif ağrılıdır ancak çoğunlukla anestezi gerekli değildir. Genellikle hissedilen dövme yapılırken hissedilenle aynıdır.
    • Dövme bölgesinin dezenfeksiyonu ve kıl traşı gereklidir.
    • İşlem sonrası hekimin uygun gördüğü bir krem kullanmak uygundur. Böylece tekrar boya partiküllerinin fagositozu engellenir, parçalanmış boya partiküllerinin lenf sistemi ile atılımı sağlanır.
    • En az 3 ay güneşten korunmak gereklidir.
    • Tekrar seansları gereklidir. Her hastaya, dövme tipine göre seans sayısı değişmektedir.
    • Seanslar arası 4-8 haftadır.
    • İşlemden sonra 24-48 saat su değmemesi önerilir.
    • İşlem sonrası oluşan kabukların kendiliğinden dökülmesine izin verilmelidir.

  • Leke ve dövmede lazer tedavisi

    LEKE ve DÖVME TEDAVİSİNDE YENİ ve ETKİLİ BİR YÖNTEM:

    Ciltte oluşan lekeler, hem kadın hem de erkeklerde sık görülen bir deri rahatsızlığıdır. Daha çok yüzde yanak, alın ve çenede; vücutta sırt, göğüs, omuz ve sırtta yerleşim gösterirler.

    Cilt lekeleri; – Güneş,

    – Hormonal değişiklikler,

    – Bazı sistemik hastalıklar (böbrek üstü, tiroid bezi hastalıkları vb.),

    – Genetik faktörler,

    – Enfeksiyon hastalıkları (mantar vb.),

    – İlaçlar, yanlış kozmetik ürün kullanımı vb. nedenlerle oluşabilir.

    Leke çeşitleri; – Melasma,

    – Lentigo,

    – Efelid (çil),

    – Doğum lekeleri şeklinde sayılabilir.

    Melasma, yüzde görülen ve 20'li yaşlardan sonra ortaya çıkan bir deri lekesidir. Genç kadınlarda daha sık görülür. Güneşlenme, hamilelik, hormon tedavileri ve doğum kontrol hapları kullanımı melasma oluşumunu tetikler.

    Lentigo, çillerle karıştırılabilen bir leke çeşididir. Her yaşta görülebilir. Özellikle açık tenli kişilerde ve güneşe maruz kalan bölgelerde görülür. El sırtı, yüz, omuz, sırt ve göğüs ön yüzde oluşurlar. Çillere göre, boyutları daha büyük ve renkleri daha koyudur. Yaz-kış deride kalıcıdır, ancak yaz aylarında daha da koyulaşır. El sırtında ve yüzde gözlenen lekeler (lentigo-yaşlılık lekeleri) genellikle 40 yaş sonrası ortaya çıkar.

    Efelid (Çil), erken çocukluk döneminde oluşur, yaş ilerledikçe azalabilir. Net sınırlı, kahverengi, küçük lekelerdir. Lentigodan farklı olarak, yoğun güneş temasından sonra koyulaşır, güneşten uzak durulduğunda ise solarlar.

    Doğum lekeleri; Ota Nevus, Cafe Au Lait Macule (Sütlü Kahverengi Leke), Becker's Nevus gibi isimlerle bilinen benlerdir.

    Leke tedavisinde bugüne dek birçok yöntem denenmiştir. Ancak, gerek tedavi başarısı gerekse tekrarlama riskini minimalize etmek açısından, en etkili tedavi yöntemi “Fraksiyonel Ruby Lazer Tedavisi”dir.

    Ruby Lazer, dalga boyu açısından, Melanin'e (derideki pigment-renk verici madde) daha spesifik (özel) etkilidir. Bu nedenle, leke tedavisinde daha az seans uygulanarak başarıyla sonuç alınabilmekte ve hastalar kısa zamanda, daha az maliyetle tedavi olabilmektedir.

    Yine melanine olan duyarlılık nedeniyle, diğer lazerlerden farklı olarak (Örneğin Nd:YAG lazer), uygulama sırasında yüksek dozlara gereksinim duyulmaksızın tedavi gerçekleştirilebilmektedir. Bu durum, hastanın uygulama sırasında daha az ağrı-acı hissetmesine ve uygulama sonrasında yan etki oluşma olasılığının minimalize edilmesine olanak sağlar.

    Özellikle “MELASMA”da, Fraksiyonel Q-Switch Ruby Lazer ile, minimum hasarla yüksek oranda melanin (pigment maddesi) deriden uzaklaştırılabilmekte ve yineleme olasılığı minimalize edilebilmektedir. Ayrıca, uygulama yapılan hastalar tedavi sonrasında günlük sosyal yaşamlarına devam edebilmektedir; diğer fraksiyonel lazer uygulamalarının aksine, tedavi sonrasında özel bir bakım gerekmemektedir.

    Son zamanlarda, dövme silme tedavisi Q-Switch (Q Anahtarlı) lazerler ile yapılmaktadır. Dövme yapılırken kullanılan boyalar, vücut hücrelerinin atamayacağı kadar büyük boyutlarda deri içine yerleşmişlerdir. Q-Switch lazerler deriye zarar vermeden dövme boyasını küçük parçalara ayırır. Böylece dövme boyası derideki hücrelerin yakalayıp atabileceği boyuta gelir ve tedavi gerçekleşir.

    Diğer lazerlerde, dövme tedavisi için yüksek dozlara ihtiyaç duyulduğu ve iyileşme süreci daha uzun olduğu için, seans aralıkları 6-8 haftadır. Q-Switch Ruby Lazerle ise 3-4 hafta gibi kısa aralıklarla seans uygulayarak, daha az sürede tedaviyi gerçekleştirmek mümkündür.

    Q-Switch Ruby Lazer ile siyah, lacivert,yeşil, kırmızı renkli dövmeler tedavi edilebilir. Diğer Q-Switch lazerler (Örneğin Nd:YAG lazer) sadece siyah, lacivert renkli dövmelerde; KTP lazerler ise kırmızı, turuncu renkli dövmelerde etkili olabilmektedirler.

  • Dolgu maddesi uygulamaları!

    DOLGU MADDESİ UYGULAMALARI

    1) Dolgu maddesi uygulaması kimlere yapılmaktadır?

    Dolgu maddesi enjeksiyonu minimal estetik uygulamaları arasında yer almaktadır. Kırışıklıkları giderme amaçlı uygulamalar genellikle 30’lu yaşlardan itibaren yapılmakla birlikte, kontur bozukluklarını düzeltmek ve dolgunluk vermek amaçlı uygulamalar 20′ li yaşların ortasından itibaren yapılabilir.

    2) Genellikle hangi bölgelere dolgu maddesi yapılmaktadır?

    Kalınlaştırılarak dolgun görünmesinin sağlanması için dudaklara, ince çizgiler ve derin kırışıklıkların tedavisi için yüzün pek çok bölgesine, boyun kırışıklıklarının azaltılması ve dekolte çizgilerinin giderilmesi için boyun ve göğüs duvarının üst tarafına, yaşlanmanın en önemli ip uçlarından olan el sırtındaki kırışıklıkların giderilmesi ve ellere daha genç bir görünüm sağlamak için ele dolgu maddesi uygulanabilir.

    3) En çok hangi bölgeye dolgu maddesi enjeksiyonu yapılmaktadır?

    Burun kanatlarının yanından dudak kenarlarına doğru uzanan bölgeye ‘Nazolabial bölge’ adı verilmektedir. Yüzdeki sarkmaya bağlı olarak en çabuk çöken ve kırışıklık görülen bölge burasıdır, dolayısı ile dolgu maddeleri de en çok nazolabial bölgeye yapılmaktadır. Daha sonra sırayla dudak dolgunlaştırmak , göz kenarındaki kaz ayağı kırışıklıklarının giderilmesi, alın ve dudak kenarındaki mimik aktiviteye bağlı kırışıklıkları tedavi etmek amacıyla doku maddesi enjeksiyonları yapılmaktadır.

    4) Dolgu maddeleri sağlıklımıdır?

    Hayvansal madde içermeyen hyalüronik asit türevleri vücutta zaten bulunan maddelerdir ve ağırlığının yaklaşık 100 katı kadar su çekerek dolgunluk sağlamaktadır, ayrışabilen bir ürün olduğu için zamanla vücudu terk etmekte ve herhangi bir yan etki bırakmamakta ve insan sağlığına herhangi bir zararı olmamaktadır. Yine Kalsiyum Hidroksiapatit ana maddesi içeren dolgu maddeleri de; vücutta uygun yerlere ve uygun derinlikte enjekte edildiğinde sağlığa zararlı değildir ve biraz daha uzun süreli dolgunluk etkisi yaratmaktadır.

    5) Dolgu işlemi yapıldıktan sonra ne kadar zamanda günlük yaşama dönülebilir?

    Dolgu maddesi uygulaması yaklaşık 20 dk ile yarım saat gibi kısa süreli bir işlemdir, uygulandığı yerde hafif kızarıklık ve çok az miktarda morarma görülebilir. İşlem tamamlandıktan sonra işinize dönüp günlük yaşantınıza dönebilirsiniz, işinizden geri kalmanızı gerektirecek bir durum oluşmaz.

    6) En çok hangi dolgu maddeleri kullanılmaktadır?

    Dudak kalınlaştırma ve ince kırışıklıklar için hyalüronik asit içeren dolgu maddeleri ve yağ enjeksiyonları, nazolabial bölgedeki oluklanmalar ve elmacık kemiği ve çene konturlarının belirginleştirilmesinde ise kalsiyum hidroksiapatit içerikli maddeler, hyalüronik asit içerikli dolgu maddeleri ve yağ enjeksiyonları en çok yapılan uygulamalardır.

    7) Dolgu işlemi yapılacak dönemde kullanılmaması gereken ilaç var mıdır?

    Dolgu maddesi enjeksiyonu yaptırmayı düşünen kişiler kesinlikle aspirin ve benzeri ilaçları kullanmamalıdır. Eğer kullanıyorsa 1 hafta öncesinden aspirini kesmeli, uygulama yapıldıktan sonra da birkaç gün kullanmamalıdır. Çünkü aspirin kanı sulandırıcı etkisi nedeniyle uygulama yapılan yerlerde morlukların oluşmasına ve artmasına neden olabilir.

    8) Kullanıldığı zaman problem yaratabilecek dolgu maddeleri var mı?

    Hayvansal içerikli ve silikon içerikli dolgu maddelerinin kalıcılığı daha uzun süreli olabilir. Ancak bu maddeler alerjiye, kist ve granülom (sert kitle) oluşumuna neden olabilir, doğal görünümü bozabilirler. Bu nedenle karar verirken dikkatli davranmak gerekmektedir.

    9) Dolgu maddeleri ile kazanılan görünüm ne kadar süre ile kalıcıdır?

    Uygulama yapılan bölgeye göre değişmekle birlikte Hyalüronik asit türevleri yaklaşık 8 ila 12 aya kadar kalıcı olabilmektedir. Kalsiyum hidroksiapatit türevleri ise uygulandığı bölgede etkisini 18 aya kadar koruyabilmekte ancak spesifik bölgelere uygulanabilmektedir.

    10) Dolgu maddesi uygulamasında ücretlendirme nasıl yapılmaktadır?

    Dolgu maddelerinin ücretleri içerdiği maddeye ve markaya göre değişmektedir. Genelde yapılan uygulama; dolgu maddesinin fiyatı kadar uygulama ücreti alınıp toplam maliyetin belirlenmesi şeklindedir.

    11) Dolgu maddesi enjekte edilmesinden sonra neler yapılmalıdır?

    Dolgu maddesi uygulanmasından sonra kısa süreli buz uygulanması morlukların oluşumunu engeller veya azaltır. İlk 2 gün bol miktarda su içilirse özellikle hyalüronik asit içeren dolgular su çekerek etkisini daha iyi göstermektedir. Yine dolgu maddesi uygulanan bölgeye aşırı masaj yapmamak gerekir.

  • Kimyasal peeling (soyma)

    Kimyasal Peeling (Soyma)

    Yüz, boyun, göğüs, eller ve kollarda oluşan kırışıklıklar, izler, lekeler ve çiller kimyasal peeling sayesinde daha iyi bir görünüme kavuşabilmektedir. Çeşitli kimyasal solüsyonların cilde uygulanmasıyla yapılan kimyasal peeling, ciltte oluşan küçük çukurların ve izlerin giderilmesinde çok etkili bir yöntem.

    Kimyasal Peeling nedir?

    Deriyi canlandırmak, gençleştirmek, görünüşünü iyileştirmek için bazı kimyasal solüsyonların uygulamasıdır. Bu tedavide deriye, yüzeyel tabakaların ayrılmasına ve soyulmasına neden olan kimyasal bir asit uygulanır. Çok sayıda kimyasal peeling ajanı olmakla birlikte en sık kullanılanlar glikolik asit, alfa hidroksi asitler (AHA), triklosetik asit (TCA), salisilik asit, jesner solüsyonu ve kombinasyonlarıdır.

    Kimyasal peeling ile neler tedavi edilebilir?

    Güneş ve yapısal faktörlerin deride oluşturduğu kırışıklar, güneşe ve yaşa bağlı lekeler, çiller, kanser potansiyeli taşıyan kabuklu kızarıklıklar veya yüzdeki koyu renkli lekeler, melazma denilen hormonal veya gebelik lekeleri peeling ile düzeltilebilir, hatta iyileştirilebilir. Aktif aknede iyileşmeye ve akne izlerinde düzelmeye yardımcıdır. Deride oluşturulan soyulmanın ardından yeni deri oluşumu tetiklenir. Yeni gelen cildin dokusu ve rengi daha düzgün ve daha dengelidir.

    Neler tedavi edilemez?

    Derideki gevşeme ve sarkmalar düzeltilemez. Kimyasal peeling işlemi yüz gerdirme, kaş kaldırma işlemlerinin yerini tutmaz. Gözkapağı düşüklüğünü gidermede de etkili değildir. Derin çukurlarda bir dereceye kadar yardımcı olabilmektedir. Küçük çukurlar ve izlerde ise çok etkilidir.

    Nasıl uygulanır?

    Yüz, boyun, göğüs, eller ve kollara doktorun seçimi ve hastanın derisinin durumuna göre bir asit solüsyonu seçilerek hastane şartlarında uygulanabilir. Deri, yağlarından arındırıldıktan sonra tedavi alanına uygulama yapılır. İşlem esnasında 5-10 dakika kadar hafif yanma ve batma görülebilir. İşlem sonrası normal günlük yaşama hemen dönülebilir. İstenilen sonuçları elde etmek için birkaç seans gerekebilir.

    Peeling sonrasında beklenebilen durumlar nelerdir?

    Kimyasal peelingin derinliğine bağlı olarak ciltte, hafif veya güneş yanığı benzeri reaksiyon oluşur. Yüzeysel tipte 1-5 gün süren kızarıklıklar ve hafif soyulmalar olur. Derin tiplerde ödem ve deride gerginliğin yanı sıra kahverengi bir tabaka oluşumunun görülmesi normaldir. Bu tabaka 7-10 günde soyulur.

    Peeling sonrası nelere dikkat edilmeli?

    Ciltte oluşan kabuklar kesinlikle soyulmamalıdır. Sadece hekim tarafından önerilen nemlendirici prepatlar kullanılmalıdır. Ayrıca güneşten korunmaya dikkat edilmelidir.

    Peeling hangi durumlarda uygulanmaz?

    Peeling yapılacak yüzeyde açık uçuk bulunuyorsa, derin güneş yanığı, açık yara ve enfeksiyonlar varsa, daha önceden o bölgede soyma işlemi yapılmışsa bu yöntem kullanılmaz. Ayrıca Roaccutane tedavisi gören ya da yakın zamanda görmüş kişilere kimyasal peeling uygulanmaz.

  • Mezoterapi- sağlığın özü; mezoterapinin ucunda

    Mezoterapi

    Sağlığın Özü; Mezoterapinin Ucunda

    İlaçların bütün vücuda dağılması yerine, doğrudan istenen yere ve istenen ilacı çok daha az miktarlarda, ince iğnelerle cilt altına verme yöntemidir.

    Mezoterapide; Sağlık Bakanlığı tarafından izinli ve dokunun ihtiyacına göre hazırlanan özel ilaç kokteylleri kullanılmaktadır. Bu uygulamayla kan dolaşımı düzeltilir, ödem çözülür, dokuyu uyandırıp, hücreler içindeki yağların kolay çözülmelerini ve dolaşıma atılmaları sağlanır. Tedavi hastanın ihtiyacına göre 5 ya da 10 seans olarak planlanır.

    Bu uygulamada alerjik reaksiyon çok nadir görülür. Kişilere ve doktorun tekniğine göre ince iğneler ve mezoterapi tabancası ile yapılan uygulamalar çok az acıtır. 5 – 6 günde iyileşebilecek morluklar nadiren olabilmektedir.

    Saç Mezoterapisi

    Saç sağlığı herkes için çok önemlidir. Herkesin bildiği gibi saç dökülmesinin hem bayanların hem erkeklerin ne kadar can sıkıcı olduğu aşikardır. Saçlarınızın sağlıklı görünmesi güzel bir görünüm için en önemli ayrıntıdır. Sağlıklı saç kökleri için, saç sağlığı için yararlı vitaminlerin ve minerallerin karışımıyla elde edilen, saç mezoterapi formülü en etkili tedavidir. Uygulanan kozmetik ürünler asla saç köklerini beslemez ve güçlü çıkmasına neden olmaz bu yüzden mutlaka sağlık için yararlı Hekimlerin uygulayacak olması mezoterapinin doğru bir tedavi 0lduğunu açıkca ortaya koyar.

    Saçlarınızın sağlıklı olması ve güçlü köklere sahip olması için mutlaka mezoterapi uygulamasından yararlanılmalıdır.