Kategori: Dermatoloji

  • Fraksiyonel lazer ile iz tedavisi ve cilt gençleştirme

    Non-ablatif Cilt Yenileme (Franksiyonel Erbium Glass Lazer)

    Fraksiyonel Non-ablatif Cilt Yenileme Sistemi nasıl çalışır?

    Fraksiyonel Non-ablatif lazer sistemi (Erbium Glass) ışığı mikrosütunlar halinde yayar ve cilt altında koagülasyon (pıhtılaşma) alanları oluşturur. Bu sütunlarda yeni, sağlıklı dokuyu oluşturacak olan doğal iyileşme süreci başlar.

    Hangi bölgelerde çalışabilir?

    Fraksiyonel Non-ablatif cilt yenileme sistemi yüz, boyun, dekolte ve eller gibi birçok vücut bölgesinde güvenle çalışabilir.

    Fraksiyonel Non-ablatif Cilt Yenileme Sistemi’nin diğer cilt yenilememetodları ile ne gibi farkları vardır?

    Epidermis ve dermisin bir kısmını kaldıran CO2 lazer uygulamalarında sonuçlar çok iyi olmasına rağmen birkaç haftaya uzayan kızarıklık ve renk değişikliği sosyal hayatı kısıtlayabilir. Bu yöntemde ise cildin en üst tabakası olan stratum korneum yerinde kalırken epidermis ve dermise uyarılar gönderir, bu da hızlı iyileşme sağlar.

    Fraksiyonel lazerde soruna yönelik olarak 2 başlık kullanılır:

    10 mm başlık: daha küçük bir alan kaplamasına rağmen cildin daha derin katmanlarına inerek derin kırışıklıkların ve akne izlerinin giderilmesinde, yumuşak dokunun sıkılaştırılmasında, gözeneklerin küçültülmesinde, cildin yenilenmesinde etkili olur.

    15 mm başlık: kapladığı daha büyük alanla cildin yüzeyine etki eder. Dolayısıyla asıl etkinliği cildin yüzeyinde oluşmuş lekeler üzerinedir. Güneş ve yaş lekeleri, hamilelikte oluşan lekeler (melazma) gibi pigmentasyon artışının olduğu durumlarda kullanılır.

    Her iki başlıkla da 1 seansta cildin ortalama % 20’si etkilenmektedir. Dolayısıyla önerilen seans sayısı 3 – 5 seanstır. Genelde gözle görülür sonuçlar 3. aydan itibaren kendini göstermeye başlar.

    Tedaviler ağrılı mıdır? Tedaviden sonra neler beklemeliyim?

    Tedavi bölgesinde birkaç saat içinde kaybolan kızarıklık, sıcaklık, ödem ve gerginlik olabilir. Ciltteki pembemsi görünüm çoğu kez 5-7 gün sürebilir. Uygulama sonrasında genellikle işinize ve diğer günlük aktivitelerinize geri dönebilirsiniz. Hızlı iyileşmenin nedeni ısı kolonlarının çevresindeki sağlam doku alanlarıdır. Uygulama yapılanların çoğu ciltteki pozitif değişiklikleri birkaç gün içerisinde fark ederler. 3-4 hafta aralıklarla yapılacak olan bir dizi tedavi istenilen sonuçların görülmesi için yeterlidir. Tedaviyi yapacak olan doktorlarınız size fraksiyonel non-ablatif cilt yenileme teknikleri ve beklenen sonuçları hakkında daha ayrıntılı bilgi verecektir.

    Bu işlem neden sizin için uygundur?

    Eğer cilt renginiz koyu tonlarda (tip3, tip4) ise eğer ekstra bir zaman ihtiyaç duymadan günlük yaşantınıza geri dönmeyi tercih ediyorsanız, bu yöntem daha uygun olacaktır.

    Fraksiyonel Non-ablatif Cilt Yenileme hem iyi sonuçları hem de hızlı iyileşmeyi birarada elde etmemizi sağlar. Mikroskopik ısı kolonları, epidermis ve dermisin derin katmanlarına doğru ulaşırlar.

    Kombinasyon Tedavileri:

    Fraksiyonel Non-ablatif Cilt Yenileme Yöntemi, cilt elastikiyetinin azaldığı durumlarda İnfrared(Titan)veya Odaklı Ultrason(Ulthera) ile birlikte uygulanabilir. Daha derin kırışıklıklarda Fraksiyonel CO2 (ablatif) ile de kombine edilebilir.

    Neler Tedavi Edilebilir:

    Akne İzleri

    Yara İzleri

    Yüz gençleştirme

    İnce kırışıklıkların tedavisi

    Yüzeysel lekelerin yok edilmesi

    Gözenek sıkılaştırma

    Pürüzsüz bir cilt istenen tüm durumlarda kullanılabilir

    Uzm. Dr. Nezih KARACA

  • Akne nedir? Nasıl tedavi edilir?

    Akne nedir? Nasıl tedavi edilir?

    AKNE NEDİR? TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?

    En sık rastlanan deri problemlerinden biri olan akne; ergenlik dönemiyle başlıyor ve özellikle gençlerin kâbusu olabiliyor. Genellikle gençlerin bu en hassas olduğu dönemlerinde bazen psikolojik rahatsızlıklara yol açabilen akne ve akne izlerini tedavi etmek mümkün…

    AKNEYLE SAVAŞ!

    Akne (sivilce) yüz, boyun ve sırtta yer alan yağ bezlerinin genelde genetik yatkınlığa bağlı olarak aşırı aktivitesinden kaynaklanan bir cilt hastalığıdır. Zaman zaman kabarıklık bazen deri altında kistler ve iltihaplar şeklinde görülür.

    12-18 yaşları arasında toplumun yaklaşık %40 ında akne görülür. Siyah nokta, beyaz kistler, kırmızı ve kabarık sertlikler olabilir. Eğer Propionibakterium Acnes adlı bakteri yağ bezlerine eklenirse iltihap oluşur. İltihaplı kısımlar patlayınca deride çukurlar şeklinde veya pembe lekeler halinde iz kalır. Bu nedenle ne kadar erken dönemde tedaviye başlanırsa, iz kalma ihtimali o kadar azalacaktır.

    Akne tedavisinin prensibi nedir?

    Akne şiddetine ve evresine göre farklı tedaviler uygulanır. Başlangıç döneminde yağ dengesini düzenleyecek kremler veya temizleme ürünleri verilir. İltihaplanma ve kızarıklıklar eklenirse, krem formunda antibiyotikler veya kesecikleri yok etmeye yönelik Vit A içerikli jeller verilebilir. Ağrılı veya akıntılı iltihaplı zamanlarda, ağızdan kürler şeklinde antibiyotikler eklenebilir. Çok şiddetli akne formu olan nodulokistik aknede, gerekli olursa ağızdan yine Vit A türevi ilaçlar kullanılır. Bu ilacın dozu, kişiye ve klinik şiddetine göre dermatoloji doktoru tarafından ayarlanır. Akne tedavisi uzun süreli ve sabır gerektiren bir tedavidir. Kısa sürede kesin yanıt vereceği vaat edilen ilaçlara veya bitkisel karışımlara inanmamak gerekir.

    Akne neden olur?

    Akne oluşumunda genetik yatkınlık olması ön plandadır. Ancak sadece genetik sorumlu değildir. Anne veya baba tarafında akne varsa, süreç daha inatçı ve uzun süreli olabilir.

    Ergenlik dönemi aknesi genelde aşırı hormon aktivitesinden olur. Ergenlik dönemi dışında erişkinlerde, özellikle kadınlarda 40 lı yaşlarda akne görülebilir. Ayrıca gebelik ve adet dönemlerinde oluşan akneler de sık görülür. Stres ve yanlış kozmetik kullanımı akneyi tetikleyebilir. Genelde aknenin sebebini bulmak kolay değildir. Başlangıç döneminden itibaren doktor tavsiyesi ile ürün kullanmaya başlamak gerekir.

    Akne tedavisi nasıl yapılır?

    Tedavinin amacı aknenin bulunduğu evrenin ilerlemesini engellemektir. Bir yandan aktif lezyonları söndürürken diğer yandan yeni çıkmaya çalışan akneleri engellemek gerekir. Bu arada cildin durumu uygunsa iz tedavisine de başlanır. Böyle zamanlarda ilaca ek olarak bakım uygulamaları yapılır. Özellikle komedonlu evrede yani cilt altındaki kabarıklıkların belirgin olduğu zamanlarda gerekliyse hekim tarafından gözenekler temizlenir.

    Akne İz Bıraktıysa

    Akne tedavisine rağmen iz kaldıysa erken dönemde tedaviye başlamak gerekir. Her şeyden önemlisi mümkün olduğunca cildin parçalanmasına izin vermeden iyileştirmek olmalıdır.

    Kalan izler iki grupta ele alınır:

    *Leke şeklinde olan izler Leke olarak kalan izler genelde pembe veya kırmızı renkli deri seviyesinde alanlardır. Bunların tedavisinde hekim tarafından yapılan peeling uygulamaları iyi yanıt verir. Başlangıç konsantrasyonları düşük tutulup yavaş yavaş arttırılarak, solüsyonlar şeklinde uygulanır. Glikolik asit – şeker kamışı ekstresi, laktik asit–süt ekstresi, mandelik asit olarak adı geçen maddeler 2-3 haftalık aralıklarla uygulanır. Seans aralarında cildi yenileyici retinoik ekstreli kremler ve nemlendiriciler verilebilir.

    *Çukurlaşma ve delikler şeklinde olan izler Bunların tedavisi daha güçtür. Derin bağ dokusuna kadar inen tahribat olması nedeniyle sadece yüzeysel uygulamalar yetmez. Peeling yapılabilir ama daha derin dokuya inecek solüsyonlarla yapılması gerekir. Ayrıca fraksiyonel laser tarzı soyucu olmayan laser uygulamaları peelingle kombine edilebilir. Uygulamalara güneş ışığının güçlü olmadığı dönemlerde, genelde sonbaharda başlanır. Yazın yapılmaz. Aralıklı seanslar yaklaşık ayda bir uygulanır. Seans aralarında cildi hareketli tutacak ve onaracak kremler verilebilir. Ayrıca güneş koruyucu kullanmak gerekir.

    Bazen sorun sadece gözeneklerde genişleme olacağı için bu durumlarda peeling tedavisi, dermaroller uygulaması seanslar şeklinde birlikte götürülür. Gözenek tedavisinde tek başına krem ve losyonlar asla yeterli olmaz. Mutlaka hekim tarafından işlem yapılması gerekir. Dermaroller işleminde kullanılan alet silindir şeklindedir ve üzerinde 1,5-2 mm uzunluğunda çıkıntıları vardır. Sadece hekim tarafından yüze uygulanır ve ardından özel solüsyonlar verilip cildin bağ dokusu sentezi desteklenir. Gözeneklerin şiddetine göre 4-6 seans kadar yapılır.

    PRP: Kişinin kendi kanından alınan özel kök hücreleriyle çukurların iyileşmesini ve kapanmasını desteklemeye yönelik özel bir tedavidir. Yaklaşık olarak 4-6 hafta arayla 3 seansa tamamlanması yeterlidir.

    Peeling: Peeling uygulaması akne tedavisinin bir parçasıdır. Aralıklı seanslar halinde laktik veya glikolik özleri ile hekim bakım yapar.

    Akne tedavisinde bilinmesi gerekenler:

    *Tedaviye ne kadar erken dönemde başlanırsa o kadar iyi yanıt alınır ve iz kalmaz.

    *En önemli konu, sabretmektir. Tedavide gerekli ilaçları düzenli kullanmak gerekir. Tedavinin uzun süreceğini bilmek önemlidir. Bu süre bazen 2 yıla kadar devam edebilir.

    *Akne tedavisi için ilaç başlandığında, hekimin belirttiği dönemlerde kontrole gelmek gerekir. Akne tedavisinde takipler çok önemlidir.

    *Tedavi kişiye özeldir. Başkasına iyi gelen krem veya kozmetik size zarar verebilir. Aknede kozmetik önerisinde bile hekimden bilgi almak gerekir.

    *Cildin aşırı yağlı olması nedeniyle sık sık yıkanması tahrişe neden olabilir. Temizleme konusunda özellikle alkol içeren ürünleri kullanırken dikkat etmek gerekir.

  • Vitiligo, nedenleri ve tedavisi

    Vitiligo, nedenleri ve tedavisi

    VİTİLİGO
    Halk arasında ala, baras, ebreş ve albino denilen cilt hastalığıdır. Vitiligo herhangi bir yaşta ortaya çıkabilen, değişik büyüklükte ve sayıda, iyi sınırlı, sütbeyazı veya tebeşir beyazı rengindedir. Değişik büyüklükte yamalar şeklindedir. Genellikle sonradan ortaya çıkmakla birlikte kongenital(doğumsal) olarak ta oluşabilmektedir. Fiziksel görünümde kozmetik bozukluk oluşturması nedeniyle toplum içinde sosyal ilişkilerde bozukluklara ve emosyonal olarak kötü yönde etkilenmelere sebep olur. Kişinin özgüveninde azalma, sosyal anksiyete ve depresyona yol açabilir.

    Tarihçe
    Vitiligo göze batan görünümünden dolayı binlerce yıldır bilinen bir hastalıktır. Antik çağlardan beri bilinmekte olan vitiligo hakkındaki en eski belgelere Mısırda Ebers Papirüslerinde rastlanmıştır. Tarih boyunca Shwetakustha, Suitra, Kilas, Baras gibi isimler almıştır. Latince’de leke yada hata manasına gelen “vitium” veya MS 2.yüzyılda Romalı fizikçi Celcus’un kullandığı “dana” manasına gelen “vitelius” kelimelerinden türediğine inanılmaktadır. Vitiligodaki beyaz benekli alanlar benekli danalardaki beyaz yamalara benzetilmiştir

    YAYGINLIĞI
    Vitiligo, tüm dünyada ırk, cinsiyet ve yaş ayrımı yapmadan %0.14-8.8 görülse de bu hastalığa yakalanma oranı ülkemizde 0.15-0.32 dir. Vitiligo herhangi bir yaşta görülebilir. Hastalığın başlangıcı doğumla 81 yaş arasında herhangi bir yaşta olabilir. Doğumsal vitiligo çok nadirdir. Vakaların %502si 10 ile 30 yaşlar arasındadır.

    VİTİLİGO OLUŞUMU
    Vitiligo kompleks bir oluşum mekanizmasına sahip çok faktörlü poligenik bir hastalıktır. cildimize renk veren hücrelerin (epidermal melanositler) kaybını açıklamaya yönelik teoriler geliştirilmekle birlikte halen asıl sebep bilinmemektedir. Otoimmun,sititoksik,biyokimyasal,oksidan-antioksidan,nöral ve viral nedenler üzerinde durulmaktadır. Bugün için üzerinde en fazla durulan otoimmun hipotezdir. Yani bünyenin kendi melanositlerini yok etmesidir.

    KLİNİK ÖZELLİKLER
    Klinik olarak normal deri ile çevrili beyaz yamalar en sık görülen formudur. Farklı şekillerde, iyi sınırlı,değişen çaplarda, yuvarlak, oval veya çizgi şeklinde olabilir. Renk genellikle homoşen ve süt beyazıdır. Vitiligolu alanlar üzerindeki kıllarda genellikle beyazlaşır(lökotrişi), hatta bazen deri normal iken bile sadece kıllar beyazlaşabilir. Vitiligo tüm vücutta görülebilmektedir. Ancak en fazla görüldüğü bölgeler yüz, kola altı, el sırtları ve kasık bölgesidir. Çoğuzaman ilk başlangıç yeri ağız çevresidir.
    Vitiligo tutulumunun yaygınlığına ve lezyonların dağılımına göre lokalize, generalize, üniversal ve karma vitiligo olarak sınıflandırılır

    VİTİLİGO TEDAVİSİ
    Vitiligonun tedavisi zor ve vakit alıcı olmakla birlikte mümkündür. Hatta kendiliğinden iyileşme dediğimiz spontan remisyon dahi görülebilir. Ancak bu oran %15 ila %25’i geçmemektedir. Ancak tedaviye dirençli vakalar da olduğunu belirtmeliyiz.
    Tedaviyi genel anlamda 3 ana katogoriye ayırabiliriz.

    A) Desdekletici tedaviler;
    .Genel sağlık ve beslenme durumunun düzeltilmesi
    .Altta yatan şüpheli faktör faktörlerin ortadan kaldırılması, eğer varsa eşlik eden infeksiyonun ortadan kaldırılması , şeker ve tiroid hastalıkları gibi diğer otoimmun rahatsızlıkların kontrolü
    .Güneşten koruyucular, güneş yanıkları vitiligoyu tetikleyebildiğinden dolayı yanık gelişmemesi için kullanılmalıdır. Ayrıca normal deri bölgeleri güneşle birlikte koyulaşacağı için hastalıklı bölgeler daha göze çarpıcı hale gelecektir. Burada paradoks gibi gözüken bir husus ta güneş ışınlarının veya yapay güneş ışığı diyebileceğimiz PUVA cihazlarıyla oluşturulan ışığın aynı zamanda tedavi amaçlı kullanılıyor olmasıdır. Ancak tedavi amaçlı güneş ışığı kontrollü ve belirli sürelerle verilmektedir.
    .Kozmetik kamuflaj; Özellikle ufak bölgeleri tutan fokal vitiligolu kişilere suya ve yıkamaya dirençli 1-2 hafta kadar süresi olan kapatıcılar kullanılabilir.
    .Antioksidanlar;Vitiligoda serbest radikaller artmakta antioksidanlar azalmaktadır. Bu nedenle bazı vakalarda antioksidan, vitamin ve mineral destek amaçlı B12, Folik Asit, Çinko, Manganez, Nikel, Kobalt, Kalsiyum, Askorbik Asit(C Vitamini) ve alfatekoferolün (E Vitamini) kullanımı tedaviye cevap oranını arttırabilmektedir.

    B) Spesifik Tedaviler;
    a.)Topikal tedaviler(sürme ilaç); Vitiligo tedavisinde özellikle ufak bölgeler tutulmuş ise öncelikli olarak sürme ilaçlar ile tdaviye baaşlanmalıdır. Bu amaçla topikal steroidler, kalsipotriol(D3 vitamini), takrolimus, pimekrolimus gibi değişik preperatlar kullanılır.
    b.)PUVA Tedavisi, Psoralen denen güneşe duyarlandırıcı özelliği olan ilaçların ağızdan alınması veya cilde sürülmesi sonrasında ultraviyole ışınlarının uygulanmasıdır. Tüm vücuda uygulanabildiği gibi sadece el ve/veya ayağa uygulanabilen PUVA cihazları ile uygulanabilmektedir. Ayrıca ufak bölgelere kullanılabilen mikrofototerapi denilen parçacıklı ultraviyole üreten cihazlarla da tedavi yapılabilmektedir. Güneşe duyarlandırıcı psoralen sürümü sonrası PUVA cihazı yerine doğal güneş ışığına belirli sürelerde maruz kalınarak ta bu tedavi uygulanabilmektedir.
    c.)Sistemik Tedaviler;
    .sistemik kortizonlar: Yan etkilerinin fazla olması etkinliğinin ise düşük olması sebebiyle günümüzde fazla kullanılmamaktadır.
    .immünmodülatörler: Levamizol, vitaminler, eser elementler ve immünsüpressif olarak siklofosfamid,azatiyoprin, siklosporin hastalık aktivitesini baskılayıp iyileşme sağlayabilmektedir.
    d.)Cerrahi tedaviler;
    .Otolog minigreft, otolog epidermal greftleme, hücresel greftler, punch greftleme gibi teknikler son yıllarda yeni vitiligo lezyonu gelişmeyen hastalarda uygulanabilir.
    e.)Lazer Tedavileri;
    Excimer ve Helium-Neon Lazer ile zaman zaman başarılı neticeler alınabilmektedir.

    C) İRREVERSİBLE DEPİGMENTASYON;
    Vücudun %50’sinden fazla vitiligo tutulumunda ve tedaviye direnç olduğunda kozmetik iyilik sağlamak için kullanılabilir. Bu tedavide hastalıklı bölgelerin renklendirilmesinin tam zıddı olarak sağlam cilt bölgelerindeki rengin beyazlatılması amaçlanmaktadır.
    Görüldüğü gibi vitiligo tedavisi meşatgatli ve vakit alıcı bir süreçtir. Herzamanda yüzgüldürücü neticeler alınmayabilmektedir. Buna rağmen vitiligo hastalığının zaralı olmaması, başka bir hastalığa çevirmemesi ve bulaşıcı olmaması sadece kozmetik bir sorun olarak karşımıza çıkması sevindirici yönüdür.

  • Botoks nedir? Nasıl yapılır?

    Botoks nedir? Nasıl yapılır?

    Botoks enjeksiyonu nedir?

    Botoks, bugün bütün dünyada en çok uygulanan yüz gençleştirme işlemidir.

    Deneyimli hekim tarafından yapıldığında kolay, güvenli ve basit bir uygulamadır. İşlem sırasında kullanılan etken madde tıpta başka alanlarda ilaç olarak kullanılır. Laboratuar ortamında elde edilen bir maddedir. Sadece antiaging amaçla kullanılan kozmetik madde değildir.

    Kas içine noktasal olarak enjekte edilerek mimik kırışıklarını gevşeterek açar.

    Ayrıca koltuk altı ve el ayak terlemesi gibi bölgesel aşırı terlemelerde geçici olarak terleme tedavisinde kullanılır. Bu alanlarda daha yüzeysel enjeksiyonlar yapılır.

    Uygulama Bölgeleri:

    Sıklıkla alın, kaş arası, göz kenarındaki mimiklere bağlı kırışıkları açmak ve derinleşmesini engellemek için yapılır.

    Yüzde, gözlerin alt kısmındaki bölgelere uygulanması hekim tecrübesine bağlıdır.

    İşlemi yapan hekimin kasları çok iyi bilmesi ve kas hareketlerine göre enjeksiyonlarını kişiye özel yapması önemlidir. Bu şekilde yapılan botoksla yüzün doğal ifadesinin bozulmaması hedeflenir.

    Nasıl yapılır?

    Botoks enjeksiyonu yaklaşık 10 dakika süren basit bir enjeksiyon uygulamasıdır.

    Hekimin mimik hareketlerine uygun olarak yapacağı belli noktalara kas içine enjeksiyonlar yapılır.

    Botoks uygulamasında dikkat edilmesi gerekenler:

    Kan sulandırıcı ilaç alımı varsa bir hafta önce bırakılmalıdır.

    İşleme makyajsız temiz yüzle gelinmesi iyi olur.

    Daha önce gözkapağı ameliyatı, kaş tatusu yapılmışsa hekime söylenmelidir.

    Nörolojik hastalığı olanlar, gebe ve emzirenlere botoks yapılmaz.

    Botoks sonrasında yasaklar:

    4-6 saat yatmak, uzanmak, eğilmek

    Banyo yapmak, yüzü yıkamak

    Yüze, özellikle işlem yapılan yerlere masaj yapmak

    Makyaj yapmak

    Spora gitmek

    Hamam, havuz, sauna

    Etki nasıl başlar?

    Botoks yapıldıktan sonra ilk etki yaklaşık 72 saat sonra başlar.

    O zamana kadar kaşları çatmak, alnı kırıştırmak şeklinde egzersizler tavsiye edilir.

    Tam etki 2 hafta sonra oluşur.

    2 hafta sonra mutlaka hekime kontrole gitmek gerekir.

    Ek doz gerekirse 2. Haftadan sonra yapılır.

    Etkisi ne kadar sürer?

    Kişinin kas yapısı, kaslarını kullanmasına ve daha öncebotoks yaptırmış olmasına bağlı olarak 4- 6 ay kadar sürer.

    Etkisi geçince tekrar kas hareketleri başlar.

    Arzu edilirse yeniden enjeksiyon yapılabilir.

    TERLEMEDE BOTOKS TEDAVİSİ

    Özellikle kol altında olan bölgesel terlemelerde fayda verir.

    Hekim, altta yatan başka hastalık olmadığını ekarte ettikten sonra uygun gördüğü dozda botoksu uygular.

    Kırışıklık tedavisindeki gibi kas içine değil, yüzeysel ve sık uygulamayla ilaç verilir.

    2-3 gün içinde terleme kesilir. Yaklaşık 6-8 ay sonra ilaç vücuttan atılınca tekrar terleme başlarsa uygulama tekrarlanabilir.

    Uygulamayla terlemeyi kesmenin vücuda sakıncası yoktur.

    Lenf bezleriyle uygulama alanının bağlantısı yoktur.

  • Yaz aylarında rastlanılan cilt hastalıkları

    Yaz aylarında sık rastlanılan sağlık sorunlarından birisi de cilt hastalıklarıdır. Yaz aylarında ülkemize gelen güneş ışıklarının artması, hava sıcaklıklarının yüksek seyretmesi bu durumun temel nedenleridir. Güneşin cildimize olumsuz etkileri artık açıkça bilinmektedir ancak yaz aylarında, özellikle tatil döneminde dikkat etmediğimiz pek çok ayrıntı cilt sağlığımızı bozabilmektedir.

    Güneş ışığına bağlı olarak vücutta ortaya çıkan sağlık sorunlardan birincisi, hemen müdahale edilmesi gereken güneş yanıklarıdır. Güneşin bazı yan etkileri hemen ortaya çıkar. Özellikle beyaz tenli kişilerde dikkatsiz güneşlenmeler sonucu güneş yanıklarına sık rastlanır. Güneş yanıkları; ışınların dik geldiği anlarda çok kısa sürede 2-4 saat içinde ortaya çıkabilir. 12 saatte en üst şiddete ulaşan yanıkları, 72 saatte giderek etkisini kaybeder. Güneş yanığında, önce deri bütün olarak kızarır, sonra içi sıvı dolu sivilce gibi küçük kabarıklıklar meydana gelir. Bu sırada deri sıcak ve hassas olur. Yanık ilerledikçe derinin daha alt tabakalarda bulunan sinirlerin uçları da etkilenir ve şiddetli ağrılar oluşur.

    Uzun vadede ise güneş; ciltte kırışmalar, renk değişiklikleri, deri kanseri öncüsü bazı değişiklikler ve çeşitli deri kanserlerine neden olabilmektedir. Güneş ile yinelenen temaslara bağlı olarak yıllar içinde birikerek ortaya çıkan bu yan etkiler güneşin içerdiği bazı çok zararlı ışınların, sık yenilenen hücrelerin yapısında değişiklik meydana getirmesiyle oluşmaktadır. Güneşe sık maruz kalan yerlerde; çiller, farklı renkte lekeler, deride sertleşme ve kalınlaşmalar oluşabilmektedir. Güneşin uzun sürede ortaya çıkan bu etkisi erken deri yaşlanması olarak da adlandırılmaktadır. Gençlik aşısı olarak ta bilinen PRP (Platelet Rich Plasma- Platelet Yönünden Zenginleştirilmiş Plazma) yöntemiyle yazın da daha genç bir görünüm elde edilebilmektedir. PRP uygulaması; bir kişiden 8-10 cc gibi bir miktarda kanın alınarak özel bir tüpte santrifüj işlemine tabi tutulduktan sonra bileşenlerine ayrıştırılması ve PRP’nin (Platelet yönünden zenginleştirilmiş plazma’nın) yine aynı kişiye enjeksiyon yolu ile geri verilmesini temel alan bir uygulamadır. Avrupa da yaygın olarak kullanılan bu yöntem FDA onaylıdır.’nin iyileştirici etkisini şöyle açıklayabiliriz: “Vücudumuzda bir yer kesildiğinde o bölgeye ilk toplanan hücreler, kanın pıhtılaşmasını sağlayan platelet ya da trombosit olarak adlandırılan hücrelerdir. Plateletler ya da trombositler, vücudumuzda hasar gören dokuların onarımını sağlamak için gerekli büyüme faktörlerini yapısında barındıran kan bileşenleridir. PRP uygulamasında ise hedef dokuya kan dolaşımı ile taşınacak miktardan daha fazla sayıda platelet verilebilmektedir, çünkü PRP ile elde edilen trombositlerin yoğunluğu kandakinden 2 ila 4 kat fazladır. Bu uygulama sonucu hasarlı dokunun onarımı da bu kadar hızlı ve güçlü bir şekilde başlamaktadır.

    Yazın sık görülen bir diğer cilt sorunu da aşırı terlemeye bağlı gelişen ve halk arasında“isilik” denilen bir durumdur. Yazın artan ısı, öncelikle metabolizmada hızlanmaya, ter bezi aktivitesinde artmaya neden olur. İsilik aşırı üretilen terin deriye atılamaması sonrasında gelişir ve küçük, kaşıntılı, bazen yanma duygusuna yol açan lezyonlar gelişir. Sık banyo yapılmadığında, aşırı giyinme devam ettiğinde bu küçücük sivilceye benzeyen kızarıklıklar, daha büyük çıbana benzeyen sivilcelere dönüşebilir. Hava sıcaklıklarının artması ile birlikte aşırı terleme sonucunda kıvrım bölgelerinde ( kasık, koltuk altı, parmak arası, kadınlarda meme altı ya da arası) yine pişik dediğimiz kaşıntılı kızarıklıklar görülebilir. Bu bölgelerin ıslak ya da nemli kalması, maya hücrelerini harekete geçirerek mantar hastalıklarının oluşmasına da neden olur. Özellikle ayaklarda kötü kokular, pişiğe benzeyen görüntüler ve şiddetli kaşıntılar başlayabilir. Tatil anlayışımızdaki deniz ve havuz alışkanlıklarımız da bazı cilt hastalıklarının oluşumunu kolaylaştırmaktadır. Duş alınmadan girilen havuzlar, ya da çıktıktan sonra duş almamak enfeksiyon hastalıklarının bulaşmasını ve oluşmasını kolaylaştıran en önemli yoldur. Bu enfeksiyonlardan en sık rastlananı da molluskum, siğiller, mantar enfeksiyonlarıdır ki; bazen tedavileri uzun zaman alabilir veya tedaviye yanıt vermeyebilir.Havuz kenarlarında çıplak ayakla yürümek de bu hastalıkları bulaştırmamıza ya da kapmamıza neden olur. Mutlaka terlik kullanma alışkanlığı geliştirmemiz gerekmektedir. Terlik deyince de bilinmesi gereken önemli hususlar vardır: parmak arası ya da kapalı terlikler yazın pişiklerin, ya da nasırları temel nedeni olabilir. Çünkü sürtünme travması, deri sağlığı için istenilen bir pozisyon değildir. Yumuşak hava alan, deriye sürtme ya da terletme duygusu vermeyen terlikler kullanmak daha doğrudur.

    Otellerde kullanılan ortak alanlar ne kadar hijyenik görülürse görülsün, bu mekanlarda kullanılacak ya da temas edilecek yerlere şahsi eşyalarımızla gidersek yine bulaşıcı hastalıklardan korunmak için önemli bir adım atmış oluruz. Mesela sauna, hamam, buhar odaları gibi yerlere terlikle girmek, oralarda oturacağımız yerlerde havlu kullanmak riskleri minimuma indirecektir.

  • Kök hücre yardımı ile cilt gençleştirme, prp, plazma tedavisi

    Daha sağlıklı, daha genç bir cilde kavuşmak için kendi kanınızın iyileştirme gücünden faydalanmaya ne dersiniz? Gençlik aşısı olarak ta bilinen PRP (Platelet Rich Plasma- Platelet Yönünden Zenginleştirilmiş Plazma) yöntemiyle hem daha genç bir görünüm elde edebilir, hem de daha sağlıklı bir cilde sahip olabilirsiniz. PRP uygulaması; bir kişiden 8-10 cc gibi bir miktarda kanın alınarak özel bir tüpte santrifüj işlemine tabi tutulduktan sonra bileşenlerine ayrıştırılması ve PRP’nin (Platelet yönünden zenginleştirilmiş plazma’nın) yine aynı kişiye enjeksiyon yolu ile geri verilmesini temel alan bir uygulamadır. Avrupa da yaygın olarak kullanılan bu yöntem FDA onaylıdır. PRP’nin iyileştirici etkisini şöyle açıklayabiliriz: “Vücudumuzda bir yer kesildiğinde o bölgeye ilk toplanan hücreler, kanın pıhtılaşmasını sağlayan platelet ya da trombosit olarak adlandırılan hücrelerdir. Plateletler ya da trombositler, vücudumuzda hasar gören dokuların onarımını sağlamak için gerekli büyüme faktörlerini yapısında barındıran kan bileşenleridir. PRP uygulamasında ise hedef dokuya kan dolaşımı ile taşınacak miktardan daha fazla sayıda platelet verilebilmektedir, çünkü PRP ile elde edilen trombositlerin yoğunluğu kandakinden 2 ila 4 kat fazladır. Bu uygulama sonucu hasarlı dokunun onarımı da bu kadar hızlı ve güçlü bir şekilde başlamaktadır.
    Derimizin yaşlanması, tıpkı yaralanma sürecinde olduğu gibi bazı fiziksel özelliklerini kaybetmesinden kaynaklanır. Bu nedenle derimizi gençleştirmeye yönelik uygulamalarda aslında vücudumuzun bir yarayı iyileştirirken yaptıklarını çeşitli yöntemlerle taklit ederiz. Örneğin lazer, peeling gibi yöntemlerle derimize limitleri belli, hafif bir hasar verir ve bu hasarı derimizi iyileştirmek için tetikleyici bir güç olarak kullanırız. Büyüme faktörleri bu hasar sonrasında salınır ve süreci başlatırlar. Sonuçta derideki bir hasarı en etkili, en hızlı ve en doğal biçimde onarabilecek olan yapı, yine kendisidir.
    PRP nasıl uygulanır?
    PRP dolgu şeklinde uygulandığında, burundan ağız kısmına doğru inen boşluklar ile alındaki boşlukları doldurmak ya da sivilce izleri ve göz etrafındaki kırışıklıkları gidermek için kullanılıyor. PRP mezoterapi şeklinde de uygulanarak, küçük ve kısa iğnelerle derinin içine enjekte ediliyor. Mezoterapi şeklinde uygulanan PRP öncesinde hastanın ağrı duymaması için yüzü anestezik bir kremle kaplanıyor. Hasta bu anestezik krem ile yaklaşık 45 dakika bekledikten sonra PRP işlemi yapılıyor.
    Büyüme faktörlerinin uyarılması belirli bir zaman aldığı için tek uygulama yetmiyor. İlk uygulamadan sonra ciltteki ışıldama ve parlaklık fark ediliyor. Ancak uygulamanın daha kalıcı ve uzun süreli olması için birkaç kez tekrarlanması gerekiyor. Mezoterapinin bir ay arayla 3-6 seans yapılması yeterli oluyor. Uygulama, 8-12 ayda bir kürler halinde tekrarlanabiliyor.

    PRP yöntemi ayrıca dermaroller (mikroiğneleme yöntemi) uygulamasından sonra sonuçları artırmak ve iyileştirmeyi hızlandırmak için de uygulanabiliyor. Üzerinde mikro düzeyde iğneler bulunan küçük silindirik bir alet olan ‘dermaroller’ uygulaması sonrasında deride ince delikler halinde mikro kanallar oluştuğu için, bu durumda maskeyle uygulanması yeterli oluyor. Özel olarak hazırlanmış bu mikro iğneler, deri üzerinde açarak cilde uygulanan preparatların cilt altına 200 kattan fazla geçmesini sağlıyor. Uygulamanın ardından 10 dakika içinde kapanan bu mikro kanallar aynı zamanda cilt altında bir iyileşme mekanizması oluşturarak, vücudun kendi yapıtaşlarının yeniden oluşumunu hızlandırıyor.

    PRP’nin avantajları

    Kişinin kendi kanında hazırlandığı için allerji riski yoktur.
    Etkileri uzun sürelidir ve uygulama sonrasında yeniden canlandırıcı / yapılandırıcıdır işlevi devam etmektedir. Kolay ve güvenli biçimde uygulanır. Yalnızca yeni kolajen oluşumunu değil, derinin tüm yaşamsal işlevlerini destekler. Kırışıklıkların ve çizgilerin giderilmesini deriyi “doldurarak” değil “gençleştirerek” sağlar.

    Cilt çatlakları ve yara izlerinde de etkili
    PRP derideki ince kırışıklıkları azaltıyor, cildi parlatıyor, deriye esneklik kazandırıyor. Ayrıca yara izi varsa, dolgu maddesiyle yara izinde de iyileşme sağlanabiliyor. Aynı şekilde çatlaklar, ameliyat izleri ve sivilce izleri üzerinde de etkili olan PRP, saç dökülmesinin tedavisinde de kullanılıyor. Erkek tipi saç dökülmesinde oldukça etkili bir yöntem olarak uygulanmaktadır. Ayrıca cilt lekelerinin tedavisinde ana yöntem olmamakla birlikte lekelerin iyileşmesini cildi gençleştirici etkisiyle hızlandıran destekleyici bir yöntem olarak kabul edilmektedir.

    PRP kimlere uygulanmaz? Platelet sayısı yetersiz olan hastalarda, hamilelerde, kan sulandırıcı kullananlarda ve kanser hastalarında uygulanmaz.

  • Dudak dolgu uygulamalarında trend dudak stilleri

    Dudak Dolgu Uygulamalarında Trend Dudak Stilleri

    Yüzün alt kısmında dudaklar yüz estetiğinin, genç bir ifadenin ve çekiciliğin en önemli anatomik alanı. Genetik yapı, diş ile çene kemiklerimiz, çevresel koşullar ve mimiklerimiz dudaklarımızın şeklini belirlemektedir. Yaşlanma ve çevresel koşullar dudaklarımız hızla istemediğimiz değişime zorlamakta. Moda ve trendler ile belirlenen dudak sitilleri ise hızla değişmekte. Bu nedenle günümüzde dudak estetik uygulamalarında kalıcı implantlar, cerrahi işlemler, kalıcı makyaj gibi uygulamalardan daha çok dolgu madde uygulamaları mükemmel sonuçları ve değiştirilebilirliği ile daha fazla tercih edilir olmaya başlamaktadır.

    Doğal Dudak Yapısı

    Estetik sonuçları mükemmel bir dudak uygulamasında hastanın doğal dudak yapısının belirlenmesi son derece önemlidir. Normalde üst dudak ile alt dudak estetik volüm oranı aşağıdaki gibidir.

    Normalde üst dudak ile alt dudak volüm oranları

    Genetik yapı, dudaklar ile çene kemikleri ve dişler arasındaki ilişki, çevresel faktörler ve mimiklerimiz dudaklarımızın yapısını belirlemektedir. Dudaklar için üst ve alt dudağın volümüne göre 3 tip tanımlanmıştır.

    1. Üst ve alt dudakların eşit olduğu dudaklar; Bu doğal dudak yapısında en istenmeyen dudak şeklidir. Doğuştan yapısal olabilir yada sıklıkla yaşlanma sürecinde ortaya çıkmaktadır.

    Üst ve alt dudak volümleri eşit

    2. Üst dudağın alt dudağa göre volüm olarak daha belirgin olduğu dudaklar; daha az sıklık gözlenen bir dudak yapısıdır. Kadınlar arasında arasın da estetik bulunmayan bir yapısı vardır. Sıklıkla büyük üst ön dişler yada üst çene kemiğinin alt çene kemiğinden önde olduğu durumlar ile birlikte olabilmektedir.

    Üst dudağın alt dudağa göre volüm olarak daha belirgin olduğu dudaklar

    3. Alt dudağın üst dudağa göre daha volümlü olduğu dudalar; daha sık gözlenen bir dudak yapısıdır. Kadınlar arasında daha fazla kabul edilmektedir. ideal dudaktada alr dydak üst dudaktan hafif büyük olmakla birlikte burada üst dudak nu oranlardan fazla büyüktür.

    Alt dudağın üst dudağa göre daha volümlü olduğu dudalar

    Estetik Dudak sitilleri ve dudaklar dolgularında sitil trendleri

    Dudak sitilleri hızla değişmekle birlikte günümüzde kadınlar ve estetik uzmanları tarafından belirlenmiş dudak stilleri bulunmaktadır. Bunlar hasta istekleri ve doğal dudak yapısına göre belirlenmelidir.

    Dudak volüm uygulamaları dudaklarda aşağıdaki bölgelere uygulanır.

    Dudak sitilinin verilmesi için dolgu volüm uygulama alanları

    Dudak sitilleri ve uygulama noktaları

    1. Klasik sitil dudak uygulaması; Bu gerçek anlamda bir klasik uygulamadır. Görünümünde ve dudak yapısında ciddi değişim istemeyen kadınların en fazla tercih ettikleri sitildir. Sıklıkla yapısal olarak dudakları ince yada yaşlanma sürecinde dudak volümünü kaybetmiş kadınlar tarafında tercih edilmektedir. Alt ve üst dudak arasında ideal ölçüler korunacak şekilde 5 noktada volüm uygulaması yapılmaktadır.

    Klasik sitil dudakta uygulama alanları

    2. Rubina sitil dudak uygulaması; aşırı ve estetik olarak hoşa gitmeyen bir görünüm olmadan dudaklarını daha dolgun sevenler için kullanılan bir sitildir. Klasik sitile çok benzer ancak klasik formdan daha fazla volüm olarak fazladır. Bu sitilde dudak uygulamadan önce hastanın yüz yapısı son derece önemlidir. Örneğin burun-çene mesafesi kısa olan kadınlarda “Rubina” stili çok hoş olmayan bir stil olabilir. Uygulama dudaklarda yine 5 uygulama alanına yapılmaktadır.

    3. Eve(Havva) sitil dudak uygulaması; Diğer sitil uygulamalardan farklıdır. Alt dudağın ağız köşesinde fazla kaybolduğu durumlarda kullanılmaktadır. Buraya yapılacak volüm uygulaması alt dudağın gerçek volüm ve yapısını ortaya çıkaracaktır.

    Eve sitil dudakta doğu uygulama alanları

    4. “Pearlique” sitil dudak uygulaması; Bu dudak sitili sadece alt dudakta iki inci tanesi gibi duran bir dudak sitilidir. Cupid dudak sitilinin tam tersidir. Dudaklara verilen daha çekici ve seksi bir formdur. Daha dikkat çekmek isteyen bir görünüm isteyen hanımların tercihi olmaktadır. Uygulama dudakta sadece 3 ve 4 alanlara yapılmaktadır. Bazen uygulama üst dudak vermilion kenarının belirginleşmesi ile kombine kullanılabilmektedir.

    Pearlique dudak sitilinde dolgu uygulama alanları

    5. Cupid Lip from sitil dudak uygulaması; Bu sitil dudaklar çok genç bir ifade sağlamaktadır. Kadınlarda dudakların doğal dolgunlaşma süreci ergenlik döneminde cupid bowda-üst dudağın tam ortasında başlamakta daha sonra dudağın dolgunluğu tüm dudağa estetik orantılarda dağılmaktadır. Bu nedenle Cupid lip sitili dudakları ergenlik dönemi öncesinde kadınlarda doğal olarak görmekteyiz. Bu sitil uygulamlarda dikkatli olunmalıdır. Buraya yapılacak biraz aşırı bir volüm uygulaması doğal görünümden hastayı uzaklaştırabilmektedir.

    Cupid sitil dolgu uygulama alanları

    6. Angelic-Melek kanadı sitil dudak uygulaması; Bu uygulama tamamen üst dudakta yapılmaktadır. Üst dudak vermilion belirginleştirilmekte ve sadece 1 ve 2 alanlara volüm yapılmaktadır. Kadınlar tarafından sade ancak gösterişli olması nedeni ile tercih edilmektedir. Uygulama sonrası görünüm melek kanadına benzerliği ile bu ismi almıştır.

    Angel sitil dudak uygulamasında üst dudak vermilion çizgisi belirginleştirilir ve yukardaki resimdeki alanlara volüm uygulaması yapılmaktadır.

    7. Hollywood sitil dudak uygulaması; Bu dudak sitili alt ve üst dudaklarında aşırı dolgu istemeyen ancak tüm dikkatleri dudaklarına çekmek isteyen kadınlar tarafından istenmektedir. Daha sıklıkla sineme ve tv sanatçılarının tercihi olarak seçildiğini görmekteyiz. Üst dudak kenarları diğer dudak sitillerinde olduğu gibi ağız köşesinde keskin bir silinme göstermemektedir. Normalde alt dudağın üst dudağa göre volüm fazlalığı tersine dönmüştür. Burada volüm uygulaması 1,2 ve 5 alanlara yapılmaktadır.

    Hollywood sitili dudak dolgusunda 1,2 ve 5 alanlara dolgu uygulanmaktadır.

    8.Erkek sitil dudak uygulaması; erkeklerde dudak dolgu uygulamalarında tercih edilmektedir. Burada uygulama dudakların ağız köşelerine yakın yapılmakta böylece erkek dudak formu bozulmamaktadır.

    Erkeklerde dudak dolgu uygulaması

  • Dövme ve cilt lekelerinin lazer tedavisinde yeni yaklaşım

    Dövme ve Cilt Lekelerinin Lazer Tedavisinde yeni yaklaşım

    Dövme renkli pigment maddelerinin derinin iç tabakalarına girerek burada geçici ya da kalıcı olarak yerleşmesidir. Makyaj, medikal, estetik aksesuar, geleneksel amaçlar ile hastanın isteğine bağlı yapılabildiği gibi kazalar ve ateşli silah yaralanmalarında kişinin isteğine bağlı olmadan da gelişebilmektedir.

    Cilt lekeleri deride Becker Nevus gibi doğuştan, melazma gibi hormonsal yada güneş lekeleri gibi çevresel faktörlerle gelişebilmekte ve ciddi estetik problemlere neden olmaktadır.

    Dövme ve lekelerin tedavisinde günümüzde lazer tedavileri özellikle Q swiched-anahtarlı lazerler altın anahtardır. Q anahtarlı lazerlerin temel etki mekanizması; birkaç nanosaniye kadar çok kısa uygulama süreleri ile deride oluşan güçlü ses dalgalarının dövme ve lekelerde bulunan kromofor adını verdiğimiz pigmentlerde yaptığı parçalama etkileridir. Lazer deride bu etkisini ”seçici foto-hasarlanma”(sadece pigmenteleri hedef alarak derinin diğer yapılarına en az zarar vermeleri) ile yapmaktadır. Pigmentlerde yaptığı bu parçalanma ile;

    Küçük pigment parçaları vücudun immün sistemi tarafından dokudan temizlenmektedir. (İmmün sistemin dokuda temizliği 3 hafta sürmektedir. Bu nedenle dövme ve lekelerde uygulamalar enaz 3 hafta ara ile yapılmaktadır. )

    Pigment maddelerinin bir kısmı lazer ile gaz formlarına dönüşerek dokudan atılmaktadır.

    Lazerle hasarlandırılmış dokunun dökülmesi sırasında da pigmentlerin bir kısmı deriden uzaklaştırılmaktadır.

    Lazerin yukardaki bu etkileri ilk seansta bile dövmenin ve lekenin görünürlüğünü azaltmakta tekrarlayan seanslar bunların silinmesini sağlamaktadır.

    Günümüzde Q anahtarlı kullanılan lazer sistemleri; Nd:YAG (1064 nm), KTP(532 nm) ve 585-650 nm dalga boylu lazerlerdir.

    Lazerlerin uygulanması sırasında pigmentelerin üzerindeki deride her atışta beyazlaşma ve pigmentlerde solma olmaktadır. Bu lazerin pigmentelerin üzerindeki deride yaptığı mikrohasara ve dermiste gelişen ödeme bağlıdır. Deride bu değişim aslında üst üste yüksek hızda uygulanan lazerin etkinliğini azaltmaz.

    Diğer taraftan bu yüksek ses dalgaları pigmentler çevresinde büyük boşluklar oluşturmaktadır. Bu lazerin pigmentlere ulaşmasını engellediği gibi ısının çevre dokulara daha fazla dağılmasını yani yan etkileri arttırmaktadır. Bu yan etki deride kontrol edilemeyen pigmentasyon değişimlerine, allerjik reaksiyonlara, pigmentlerde renk koyulaşmasına ve epidemiste soyulmaya neden olmaktadır.

    Q swiched lazerle oluşan hava balonları ve olumsuz etkisi

    Bu nedenle son yıllarda bu yan etkilerin azaltılması ve q anahtarlı lazerlerin etkinliklerinin arttırılması için Fraksiyonel ablatif lazerler birlikte kullanılmaktadır. Fraksiyonel lazerler deride istenilen derinlikte mikro-hasarlar oluşturmaktadır. Özellikle Fraksiyonel CO2 ve Erbium YAG lazerler bu amaçla kullanılan en etkin ve güvenilir lazerlerdir.

    Dövmenin olduğu deri alanına Fraksiyonel lazer kullanıldığında mavi oklarla gösterilen alanlarda mikro hasarlar oluşmakta. Bu hasarlı alanlarda pigment yoğunluğu azalmaktadır. Ayrıca mikro kanallardan Q anahtarlı lazer sonrası gaz, pigment ve dermal ödem çıkışı olmakta. Buda klinik cevabı arttırmakta yan etkileri ve iyileşme süresini kısaltmaktadır.

    Fraksiyonel ablatif lazerlerin dövmede ve lekelerde kullanım amacı;

    Dövme ve lekelerdeki pigmentlerin olduğu deri derinliklerine kadar fraksiyonel lazerler mikro-hasarlar yapmaktadır. Mikro-hasar ile pigmentelerin yoğunluğu azalmaktadır.

    A da sadece Q swiched sonrası deri ve pigmentlerde hasarı görülmekte. B de Fraksiyonel lazer sonrası Q swiched uygulaması ile pigmnet ve deri hasarı görülmektedir.

    Mikro-hasarlanma ile deride açılan mikro-kanallar Q swiched lazerlerin pigmentlere daha fazla ulaşmasını sağlamaktadır.

    Mikro-hasarlanma ile deride açılan mikro-kanallar Q swiched lazerlerin yan etkiye neden olan fazla basınç ve gazların dışarıya rahat çıkmasını sağlamaktadır.

    Fraksiyonel ablatif lazer ve sonrasında Q swiched lazer kullanımı ile lazer uygulaması sırasında ağrının daha az olduğu, lazer sonrası iyileşmenin daha hızlı olduğu, yan etkilerin azaldığı, klinik olarak pigmentlerin daha fazla kayboldukları, seans sayılarının azaldığı saptanmıştır. Çok renkli dövmelerde tedavi başarısının arttığı saptanmıştır. Özet olarak Fraksiyonel C02 lazer sonrası Q swiched lazer uygulaması daha yüksek klinik başarı sağlamaktadır.

    İlk olarak Fraksiyonel CO2 lazer dövme yada lekenin olduğu alana uygulanır.

    İlk olarak Fraksiyonel lazer uygulanmaktadır.

    Bundan 10-20 dakika sonra Q swiched Nd:YAG yada KTP lazer uygulanmaktadır.

    Sonra Q Swiched Nd:YAG lazer kullanılmakta

    Fraksiyonel ve Q Swiched lazer kullanımı sonuçları sağdaki son resim 3 seans sonrası

  • Güneş ve korunma yöntemleri

    Güneşin sıcak ışıkları bazılarımıza huzur verebilir, bazılarımız ise güneşli havalarda daha mutlu ve hiperaktif olabilirler ancak özellikle derimiz için tehlikeli de olduğunu defaiyetle söylemeyi kendim ve mesleğim adına bir borç biliyorum. Güneş ışınlarının %50'si görünür ışık, % 44'ü kızıl ötesi işınlar % 6'sıda UV mor ötesi ışınlardan oluşur. İşte bu mor ötesi ışınlar (UV) deri kanseri sebeplerinin en önemlisidir ve derinin erken yaşlanmasına da neden olur.

    UV-A derinin derin tabakalarına (dermis) ulaşıp yayılırken, UV-B derinin üst tabakasına (epidermis) zarar verir. UV-A yıl boyunca ve gün içinde değişik saatlerde , mevsimlerde ve hava koşullarında değişmezken , UV-B yaz aylarında ve yüksek rakımlı yerlerde daha yoğundur. Deri üst tabakamız yansıtma, dağıtma ve absorblama yollarıyla bu zararlı ışınların etkisinden bir miktar korunmaya çalışsa da ne yazık ki ozon tabakası delindiğinden beri derimizi bu canavardan korumak için bütün yöntemleri öğrenmeliyiz. Giysiler bizi ne kadar korurlar? %20-25 oranında koruyabilir ancak ipekli ve koyu renk giysiler çok az koruyucudur. Hava bulutlu diyenlere söyleyebilirim ki güneş ışınlarının %85'i bulutlardan geçer. Peki ama en etkin güneşten nasıl korunmalıyız;

    -Işınların en şiddetli olduğu 11.00-16.00 saatlari arasında güneşe çıkmamaya özen gösterelim. Gölgede oturalım. Şemsiye, şapka ve açık renk giysiler kullanalım. Mutlaka güneşten koruyucu kremleri kullanalım. Çocuklarda deri tipine bakılmaksızın yüksek faktör koruyucu kremler kullanalım.

    Bu ürünler ile ilgili dermatolog olarak size önerim; çoğu güneş koruyucu doğru ve yeterli miktarlarda kullanılmadığı için etkisiz olarak söylenirya ürünü etkin olarak kullanmak her şeyden önemlidir. Yetişkin bir insanda güneşten koruyucu ürün miktarı 2 mg/cm2 olduğundan, tüm vücut için yaklaşık 6 tam dolu çay kaşığı ürüne ihtiyaç vardır. Dermato-kozmetik bir üründe ürünün içeriğine göre uygulama şekli, uygulaman ne kadar süre sonra güneşe çıkılacağı , suya dayanıklılığı, ne kadar koruma sağlayacağı belirtilmiştir, mutlaka bakınız. Ürün raf ömrüne dikkat ediniz. Ve kapağını açtığınız bir ürünü 1 yıl içinde kullanınız. Hem UV-A hem UV-B filtresi içeren ürünleri kullanınız. Deri emilimi iyi, suya denize terlemeye buharlaşmaya sürtünmeye dayanıklı, etki süresi uzun ürünler her zaman tercihimdir. Koruma faktörlerine gelince FDA güneş koruyucu ürünleri SPF2-<15 : düşük, SPF 15- <30: Orta, SPF 30-50 : Yüksek , SPF 50+: En yüksek koruma sağlar şeklinde sınıflandırmıştır. Çocuklarınızda SPF50+ kullanmanız onların hassasiyeti ve güneşte kalma süreleri açısından bana göre son derece önemli.

    Size sık kullanılan bronzlaştırıcılar ile ilgili de küçük pratik bir bilgi vereyim. Uygulamadan 1 saat sonra renk değişikliği görülen bu ürünlerde 5-7 gün bu renk değişikliği devam eder. SPF 3-4 düzeyinde koruyuculuk vardır. UVA'yı az bir miktar absorbe edebilir ancak UVB'ye karşı koruyamaz.

    Sevgili okurlarım; güneşiniz bol ama UV korumalı olsun. Sağlıklı günler dileğiyle.

  • Genç kalmanın sırları

    Yaşlanma doğal ve kaçınılmaz bir süreçtir ne yazık ki. Bazılarınızın neden ne yazık ki diyorsunuz, olgunlaşmakta güzeldir, her yaşın ayrı bir güzelliği vardır dediğini duyar gibiyim. Şahsen ben; ruhum yaşlanabilir ama derim biraz daha genç kalsın diyenlerdenim. Bu yazımda sizlere deri yaşlanmasını geciktiren yöntemlerle ilgili tiyolar vereceğim.

    Deri yaşlanmasının en önemli sebebi UV ışınlarıdır. Daha önceki yazımda UV ile ilgili bilgiler vermiştim. Bir hatırlatma, UV-A fototoksik ve fotoallerjik olaylardan daha fazla sorumludur. UV ışınları ile serbest oksijen radikallerinin artması ile erken yaşlanmayı, derinin elastin ve kollajen yapısında bozulmayı sağlar.Cilt esnekliği azalır ve kolay hasarlanır hal alır. Bu nedenle güneşten koruyucu ürünlerin kullanılması bizim daha yavaş yaşlanmamıza neden olurlar.

    Antioksidan ajanlar; UV ışınları ile açığa çıkan serbest oksijen radikallerinin zararlarına karşı deriyi koruyan ajanlardır. C vitamini ve E vitamini günümüzde en fazla adı geçen antioksidanlardır. Çok seven meyve ve sebzelerle bunları alabilir. Takviye amaçlı ağızdan alınabilir. Yada birçok ürünün içeriğinde krem ve serumlarla deriden alınarak fotoyaşlanma ile mücadele edilebilir.

    Selenyum deniz ürünleri ve ette bulunan hücreleri oksidadif stresten koruyan bir elementtir. UV'ye karşı koruyucu etkisi bilinmektedir.

    Koenzim Q (Ubikinon) antioksidan etkisi nedeniyle birçok kozmetik ürünün içeriğinde yer almaktadır. Yapılan çalışmalarda ubikinon kullanan hastalarda deri neminde ve ince kırışıklıklarda düzelme görüldüğü saptanmıştır.

    Çinko hasarlı dokuda hücre çoğalmasını, kollajen sentezini arttırır. UV ‘ye karşı koruyuculuğu kanıtlanmıştır.

    Beta karoten minimal eritem dozunu uzatarak UV'den korunma sağlar. UV teması ile düzeyleri azaldığından beta karoten desteğine gereksinim ortaya çıkar. Erişkinlerde 120-180 mg/gün çocuklarda 30-120 mg/gün UV hasarından korunmak için kullanılabilmektedir. Tavsiyem havuç, portakal ve dometeste bol bulunan beta karoteni yaz döneminde biraz daha fazla almanızdır. Bioflavanoidler; turunçgiller, elma, çilek, böğürtlen, karnabahar ve patateste bulunur. UV hasarından korunmada bunlardan da faydalanabiliriz.

    Yeşil çay yapısındaki maddelerle UV'ye bağlı hasarın, kızarıklığın, güneş yanıklarının azaldığı kanıtlanmıştır. Kahve bitkisinden elde edilen coffeeberry güçlü bir antioksidan olup bir çalışmada 6 haftalık deriye sürme tedavisiyle ince kırışıklık ve lekelerde anlamlı bir düzelme sağladığı gösterilmiştir.

    Yaşlılığa meydan okumak için, kliniklerde yaptığımız işlemler teknoloji ve kozmetoloji geliştikçe artıyor. Bu yazıyı da bu nedenle özellikle yazdım. Sizler deriniz için gerekli olan önlemleri mutlaka alın ve deri yaşlanmasına engel olmaya çalışın, olamadığınız noktalarda bizler küçük ve doğal müdahalelerle zaten sizlerin yanında oluruz.