Kategori: Dermatoloji

  • Marquardt yüz maskesi ile yüz esetiğinin değerlendirilmesi

    Ağız ve Çene Cerrahi uzmanı Dr. Stephen R. Marquardt tarafından geliştirilmiş yüz estetik değerlendirme sistemi bulunmaktadır. Bu sistemde yüzde estetik noktalar, açılar ve hat ile ilgili değerlendirmeler yapılmaz. Daha önce hazırlanmış ırklara göre belirlenmiş şablonlar-maskeler bulunmaktadır. Bunlar hastanın ön ve yan fotoğrafları ile karşılatırılmaktadır.

    Marquardt estetik maskelerinde Altın oran kullanılmıştır(1:1.618). Marquardt altın orana sahip iki 5 köşeli-pentagonu birleştirerek 10 köşeli altın orana sahip bir yapı elde etmiştir. Buna Gold Decagon Matrix denilmektedir.

    Bunun içerisine 42 adet Phi [1.618] sayısı ile orantılı decagon çizilmiştir. Böylece iç içe geçen decagonlardan oluşna bir kompleks elde edilmektedir.

    Bu kompleks üzerine insan yüzü yerletirldiğinde ve bazı çzigiler ve dış hastlar silindiğinde Phi mask Yüz maskesi elde edilmektedir. Bu maskedeki tüm alt şekiller ve açılar ve oranlar tamamen Phi ile ilşkilidir.

    Bu maskelerin kadın ve erkek formları ve farklı etnik kökenler içinde varyasyonları bulunmaktadır.

    Bu maskler ön ve yan profil resimleri üzerine bilgisayal fotoğraf programları ile yerleştirilmekte. Yüzün bu maske ile uyumuna ve eğer uzumsuzluklar var ise nasıl bir yöntem izleneceğine karar verilmektedir.

  • Dudakların estetik analizi

    Yüz harmonisi ile uyumlu dolgun ve güzel dudaklar özellikle kadınların görselliklerinde en önemli estetik simge olmuşlardır. Gerçekten de yüze bakıldığında yüzün üst yarısında gözler, alt yarısında ise dudaklar odak noktamızı oluşturmaktadır.

    Simetrik, dolgun ve kontörleri belirgin dudaklar gençlik, sağlık, cinsel çekicilik ifadesidir.

    Tüm vücudumuzda olduğu gibi dudak yapımızda genetik miraslarımızla şekillenir. Bazen yapısal olarak dudaklar ince olabilir. Kaza ve yaralanmalar, sık tekrarlayan uçuklar ve geçirilmiş ameliyatlar dudakların estetiğini değiştirebilmektedir. Yaşlanma ile birlikte yüzdeki diğer bölgeler gibi dudaklar da çekiciliğini yitirmektedir. Yıllar içerisinde dudaklarımız hacim kaybederek daha ince ve düz hale gelirler. Buna ek olarak dudağı arkadan destekleyen çene kemiklerindeki değişiklikler ve dişlerdeki yükseklik kaybı dudakların aşagı sarkmasına katkıda bulunurlar. Ağız çevresi kaslarının sigara içme ve mimiklerin fazla kullanımı ile ortaya çıkan hiperaktivitesi yaşlanma ile birlikte dudak üstünde dikey çizgilerin ortaya çıkmasına, dudak köşelerinin aşağı dönmesine, ağız köşesinde gülme çizgilerinin oluşmasına neden olmaktadır.

    Bu olumsuzlukların tamamı dudakta destek dokularının zamanla azalmasından kaynaklanmaktadır. Dudak estetik girişimleri destek dokularının tamamlanması, simetrinin sağlanması ve estetik kusurların giderilmesini amaçlamaktadır. Dudaklarda bu amaçla;

    Dolgu uygulamaları

    Dudakta kullanılan özel iplikler ve implantlar

    Yağ dokusu uygulamaları

    Dudağın estetik cerrahi işlemleri

    Bunlar tek başına yada birbirleri ile kombine kullanılabilmektedir.

    Dudak estetiğinde bilinmesi gereken terimler

    İdeal yüz estetiğini ideal ölçüler verilerek sayısal bir çerçevede değerlendirmek her zaman zordur. Yüzü oluşturan tüm anatomik alanların bütün içerisinde birbirleri ile harmonisi çok önemlidir. Bu nedenle kişiye özel estetik ölçülerin belirlenmesi ve buna uygun estetik uygulamaların yapılması daha doğrudur.Dudak dolgunlaştırılmasının daha kolay anlaşılabilmesi için dudak için birkaç estetik terim ve anlamı iyi bilinmelidir.

    Cupid bow; üst dudakta V şeklinde alan

    Philtral column; Üst dudakta Cupid bow un V sinin iki ucundan buruna uzanan kısım

    Vermilion; Üst ve alt dudakta dudağın kırmızılığının deri ile birleştiği sınır.

    Üst ve alt dudak oranları; Normalde üst dudak alt dudağın volüm olarak yarısı kadardır.

    Dudakların anatomik alanlarının tanımı

    1 nasolabial katlantı, 2 philtrumun iki yanındaki hafif kabarmalar, 3 philtrum, 4 üst dudak ortasında V şeklinde görüntü – Cupid‘s bow, 5 Üst dudakta hafif rengin daha açık oduğu alan, 6 Üst dudak vermillion, 7Alt dudak vermillion, 8 Alt dudak çene arasındaki katlantı, 9 Dudak köşeleri

    1 nasolabial katlantı, 2 burun ucu, 3 subnasale, 4 üst dudağın en üst ve ön noktası 5 stomion; ağız kapalı iken üst ve alt dudakların birleşme noktası, 6 Alt dudağın en alt ve önde olan kısmı, 7 ağız köşesi, 8 labiomental katlantı, Alt dudak çene arasındaki katlantı, 9 pogonion, çenede yumuşak dokunun en önde kalan kısmı 10 menton; çenenin alt kenarı, 11 Ricketts E çizgisi; pogonion ile burun ucu arasında çizilen çizgi

    Estetik olarak mükemmel dudaklar tanımlanırken üst ve alt dudakların ağız köşeleri ile birlikte M, M ve W şeklinde bir harmonik şekil çizdikleri ifade edilmektedir.

    Üst dudakta M nin en tepe noktaları B ve B1 Philtral column ile devam etmektedir. M nin orta noktası A ve BAB1 aslında cupid bow yapmakta. B ve B 1 A noktasından 3-5 mm yukarıda olmalıdır. B ve B1 den üst dudak vermilion kenarı ağız köşesine doğru hafif bir eğimle elmekte ağız köşesi hizasında nerede ise hafif düzleşmektedir. B -B1 12 mm dir. Üst dudağın ortasındaki en yuğun alan A dan başlayarak E noktasına devam etmekte burası orta hatta ortalam 7-8 mm dir. Alt dudak E-F mesafesi 1012 mm dir. Alt dudakta D ve D1 de daha yoğun bir volüm içermektedir ve D ve D1 mesafesi 20 mm dir. Bu değerler ideal değerler değildir ırksal faktörler yüzün genel yapısı bunları değiştirmektedir.

    Dudak uygulamaları öncesi hastanın değerlendirilmesi

    Dudak uygulamaları öncesi hasta genel bir değerlendirmeden geçirilmektedir. Öncelikle hastaya uygulamalarda arzulanan sonucun mükemmeliyet değil kusurların ve orantısızlıkların giderilmesi olduğu hatırlatılmalıdır. Hastanın uygulama sonrası daha iyi görünmek ve daha iyi hissetmek konusundaki beklentilerini açık yüreklilikle tartışmalıdır. Herhangi bir estetik uygulama girişiminden önce saptanması gereken en önemli etkenlerden biri duygusal kararlılıktır.

    Dudakların muayenesi yapılarak uygulanacak yöntemle ilgili kararları etkileyecek diğer değişkenler hasta ile tartışılmalıdır. Yapılacak uygulamanın derecesi hastanın yaşına, sosyal kimliğine, diş ve kemik yapısına, dudağın ve yüzün estetik harmonisine, dudakta yapılacak değişimlerin yüzün estetik normlarını ne kadar etkileyeceğine ve dudak ile derinin kişisel özelliklerine göre karar verilmektedir.

    Hasta muayenesi sırasında hastanın önden ve yandan normal, sosyal gülümseme(sırıtma olarak tanımlanmakta) ve tam gülerken dijital fotoğrafları da alınmaktadır. Bu fotoğraflar üzerinde ölçümler yapılmaktadır.

    Dudakların nomal, sırıtma ve gülerken simetrisine, yüzle olan harmonisine ve dişlerin görünürlüğü değerlendirilmektedir.

    Yüzün yan fotoğrafları alınarak dudakların burun ve çene arasındaki harmonisi değerlendirilerek ölçümler yapılmaktadır.

    Yukarda olduğu gibi dijital fotoğraf üzerinden dudağın ön estetik değerleri ölçülmektedir.

    Genç ve estetik bir dudakta yapısal özellikler

    Genç ve estetik dudaklarda yan duruşta üst dudak alt dudağa göre 1-2 mm daha öndedir.

    Genç ve estetik dudaklarda vermilion daha kalın ve belirgindir.

    Genç ve estetik dudaklarda philtral column daha dolgun ve belirgindir.

    Genç ve estetik dudaklarda ağız köşesi hafif yukarıya açılnıırken yaşlanma ile ağız köşesi aşağıya doğru açılanmaktadır

  • Yüz estetik analizinde dr. Young’ın göz iris çapı değerlendirme yöntemi

    Dr. Young’ ın açıkladığı teoride göz irisi yani gözün renkli kısmı yüz estetik değerlendirmesinde kullanılmaktadır.

    Bu yaklaşımın temeli bir yüze bakıldığında ilk olarak göz, burun ve ağzın dikkati çekmesi ve yüzün bu anatomik alanlar ile çekiciliğinin değerlendirilmesidir. Gözde ilk olarak dikkati çeken iristir. Irisin çapı ve boyutları yüzün diğer estetik alanlarının boyut ve şeklini belirlemektedir. Bu yaklaşıma ”Circles of Prominence (COP)” teorisi denilmektedir. Bu teoride sayısal değerler yerine iris genişliği kullanılmaktadır. Örneğin burun ucu, burun kökü, burun kanatları ve alt dudak genişliği bir iris genişliğinde olmalıdır.

    Göz burun ve ağzın yüzdeki simetrisi ve birbirlerine olan oranı yine iris genişliği ile değerlendirilmektedir. Örneğin Gözün merkezi iristir, burunun merkezi burun ucu ve burun kökü, ağzın merkezi alt dudaktır. Gözün burun köküne olan uzaklığı, burun kökünün burun ucuna uzaklığı, burun ucunun alt dudak genişliğine uzaklığı, alt dudak genişliğinin çeneye olan uzaklığı eşit olmalıdır ve bu mesafeler 3 irisi genişliğinde olmalıdır.

    Yüzün bu yöntemle değerlndirmesi

    Göz çevresinin bu yöntemle değerlendirmesi;

    Bu yöntemde iris orta hatta referans alındığında gözde 4 halka oluşmaktadır;

    Bu halkalardan ilki iristen geçmektedir.

    İkincisi 2 iris yüksekliğinde 3 iris genişliğindedir. Genişlik iris kenarına yani limbustan iç ve dış kantusa doğru konulan iris genişliğidir. Üst göz kapaklarında kirpikler ile göz kapağı arasındaki mesafe 1/2 iris çapıdır.

    3. göz halkası 4 iris yüksekliğinde ve 5 iris genişliğindedir. Bu 3. halka yukarıda kaş, içeride burun sırtının kenarı, dışta orbital rim ve altta yanağın ne yüksek orta noktası ile sınırlanmıştır. Üst göz kapağın katlantısı ile kaşların alt sınır arasındaki mesafe 1/2 iris çapıdır. Kaşların yüksekliği 1/2 iris çapı kadardır.

    4. göz halkası merkezi pupil ve yarı çapı 3 pupil çapı olacak şekildedir. Yüzün kenar çizgisinden geçmekte, kaşın üste en yüksek arkını belirlemekte altta ise orta oblik çizgiden geçmektedir.

    Bu değerlendirmede yüz estetiğinde son derce önemli oblik çizgilerde kullanılmaktadır.

    Oblik çiginin 1. si pupil ile burun tipi arasından geçmekte ve kaşın en yüksek olduğu noktada devam etmektedir.

    2. Oblik çizgi 1. oblik çizgiye paraleldir ve alt dudaktan başlamaktadır ve pupil yani göz bebeğinden geçen orta hat ile birleşme noktası yanakların medial sınırını göstermektedir. Bu oblik 2 çizgi aynı zamanda kulağın en üst noktasınıda belirlemektedir.

    3. Oblik çizgi çeneden başlamakta ve diğerlerine paralel uzanmaktadır. Kulağın en alt sınırından geçmektedir.

    Ağız ve çevresinin bu yöntemle değerlendirilmesi

    Gözler ve ağız anatomik alan ölçü ve şekilleri çok benzerdir. Ağız çevresinde ortaya çıkan 4 halka ve boyutları göz çevresine benzemektedir.

    İlk halka alt dudağın en kalın olduğu noktadır ve 1 iris çapındadır.

    İkinci halka 2 iris yüksekliğinde ve 3 iris genişliğindedir. Bu halka dudakların en volümlü olması gereken alanlarıdır. Üst dudak kalınlığı ½ iris çapındadır.

    3 . halka 4 iris çapı yüksekliğinde 5 iris çapı genişliğindedir. Üstte subnasaleden, kenarlarda ağız köşesinden alta çeneden geçmektedir.

    4.halka alt dudak merkezinden geçen 3 pupil çapındadır. Bu son halka burun ucunu, melolabial foldları ve mentumu tanımlamaktadır.

  • Yüz estetik analizinde fotoğraf kullanımı

    Standart fotoğraf çekimleri mavi fon önünde hasta bir sandalyeye oturacak şekilde yapılmaktadır. Tüm fotoğraf çekimlerinde standart elde edilmesi için; çekimler tripod ile tüm hastalar için aynı yükseklik ve mesafe korunacak şekilde uygulanmaktadır. Çekilen fotoğraflar bilgisayar ortamına aktarılmakta ve estetik analiz ölçümler Klonk Image Mesurment Light programı kullanılarak gerçekleştirilmektedir.

    Klonk Image Mesurment Light programı ie yapılan estetik analiz uygulaması

    Fotoğraf çekiminden önce hastanın tüm kozmetikleri silinmekte ve takı ile aksesuarları çıkarılmaktadır. Hastanın saçları toplanarak yüz ve kulakları tam olarak ortaya çıkarılmaktadır. Fotoğraf çekimi sırasında hastanın yüzü, gülümseme görüntülerinin dışında gevşek ve ifadesiz olmalıdır. Hastadan alt ve üst dudakları birbirine değecek ve ağzı sıkmadan rahatça kapatabilecek bir pozisyon alması istenmektedir.

    Doğal baş pozisyonun verilmesi için cros line laser pointer kullandık.

    Cross line laser ile ideal baş pozisyonunun verilmesi

    Fonksiyonel ve estetik yüz değerlendirilmesi için hastaların en az 6 farklı pozisyonda fotoğrafları çekilmektedir.

    1. Tüm yüz ön fotoğraf;

    2. Tüm yüz sağ ve sol yan fotoğraf

    3. Tüm yüz sağ ve sol oblik fotoğraf

    4. Tüm yüz bazal görüntü (Solucan bakışı manzarası) fotoğraf

    Bunun dışında seçilmiş hastalarda gülümseme, gözlerin kapanması yada kulak gibi özel fotoğraflarda alınabilmektedir.

  • Yüz analizinde kantitatif (sayısal ölçümler yapılarak) değerlendirme yöntemi bölüm 1

    Yüz analizinde kantitatif (Sayısal ölçümler yapılarak) değerlendirme Yöntemi Bölüm 1

    Yüzde estetik analizler başlıca yüzde deri, destek dokular ve yüz kemiklerinin ilişkileri üzerine odaklanmış olup çok sayıda değişken tarafından tanımlanmıştır. Yüzde estetik uyumsuzlukları değerlendirirken hastadan elde edilen bilgilerle normal ortalamalar ve değişkenler karşılaştırılır. Bu tarzdaki analizler, bireysel değişimleri ölçmeye yararken tedavi planlamasını uzman doktorlar arası iletişimi ve tedavi yöntemlerinin öğretilmesini de kolaylaştırmaktadır.

    Her analiz çalışma tanı ve tedavi planına ulaşmak adına pek çok değişik ölçümü tetkik eder. Aynı hastayı değerlendirmek amacıyla farklı analizler kullanıldığında farklı tanılar, tedavi planlamaları ve sonuçlar meydana gelmektedir. Bu analizlerde kullanılan ölçümler değişimi hesaplamada birer rehber olarak hizmet etmektedir.

    Yüz iskeleti ve onu çevreleyen yumuşak dokular, yüz uyumunu ve dengeyi belirler. Yüzün görsel etkisini sağlayan örtücü yumuşak dokuların yapısı ile birbirleriyle olan göreceli orantılarıdır.Yüzde iskelet sisteminde olası anomalilerin yumuşak dokular tarafından maskelenip veyahut abartılabileceği fark edilmiştir.

    Bu analizler sonunda elde edilen standart kavramı, normal yüz paternini ve ortalamayı çok iyi bir şekilde tanımlayabileceği gibi verilen başka insanlar gözünde en iyi ve en güzel olmayabilir.

    Yüz analizinde kantitatif yani sayısal ölçümler yapılarak değerlendirme yapılması 2 ye ayrılmaktadır.

    1. Yüzün genel kantitatif değerlendirmesi;

    2. Yüzün anatomik alanlara ayrılarak kantitatif değerlendirmesi;

    Alnın değerlendirmesi

    Göz ve göz kapaklarının değerlendirmesi

    Kaşların değerlendirilmesi

    Burunun değerlendirilmesi

    Dişler ve çene kemiklerinin değerlendirilmesi

    Dudakların değerlendirilmesi

    Gülmenin değerlendirilmesi

    Yüzün genel kantitatif değerlendirmesi

    Yüzün kantitatif değerlendirmesinde ölçümler ve ideal fotoğraflama için başın doğal pozisyonda olması gerekmektedir Bunun için bir standart geliştirilmiştir. Dış kulak yolunun hemen üzerinden göz lar kemik sınırna doğru çizilen hat yere paralel olmalıdır. Buna Frankfort çizgisi denilmektedir.

    Kusursuz orantılara sahip bir insanın boyunun, başının yedi buçuk katı olduğu bilinmektedir. İnsan başına önden bakıldığında baş, yüksekliği 3.5 ve genişliği 2.5 oranlarında olan dikdörtgen meydana getirir.

    Yüz trichion-saç çizgisi, glabella-kaşların arasındaki en belirgin nokta ve menton-çenenin en belirgin noktası referans alınarak üst orta ve alt olarak 3 alana bölünmektedir. Normalde bu 3 bölüm eşit olmalıdır. Erkeklerde kadınlara göre orta bölüm daha fazladır.

    Batı ırklarında yüzün orta 1/3 kısmı üst 1/3 den daha kısadır. Üst ve orta bölüm alt 1/ 3 den daha kısadır.

    Yüzün üst, orta ve alt bölümleri

    Alt yüz yüksekliği yüzün alt 1/3 ünü ifade eder. Bu bölüm gelişim sürecinde değişmektedir. 6 yaşındaki erkekler için ortalama alt yüz yüksekliği 61.4mm’dir ve 18 yaşında 71.9mm olur. Kızlar için ise 6 yaşındaki ortalama yükseklik 58.8mm iken 18 yaşında 65.5mm’ye yükselir. 8–18 yaşları arasında, her yıl için ortalama artış erkeklerde 0.9mm iken kızlarda 0.6mm’dir.

    Alt yüz yüksekliğinin artışı aşırı alt yüz yüksekliğine işaret eder. Asıl önemli olan ise orta ve alt yüzün tam ölçümlerini orantısal bir ölçümle karşılaştırmaktır.

    Burun tabanından-subnaseleden çenenin en alt yumuşak dokusu-menton’a kadar olan bölüm yüzün 1/3 alt bölümüdür. Alt yüz yüksekliği Subnasale’den Menton’a dik olarak ölçülür. Glabella’dan, yumuşak doku Menton’a ölçülen değer ise total yüz yüksekliğidir. Alt yüz yüksekliği için normal oran total yüz yüksekliğinin %53-56’dır. Bu oran gelişim sırasında göreceli olarak sabit kalır. Aşırı alt yüz yüksekliği olan hastalarda dikey boyutun kontrol edilmesi çok önemlidir.

    Yüzü yüksekliği artabilir. Bu yükseklik nedenleri;

    Üst çene kemiği-maxilla uzunluğu; Maxillanın gelişimsel süreçte uzun. Bu normal ve gülme sırasında diş ve diş etlerinin fazla görünmesine neden olmaktadır.

    Alt çene uzunluğunun artışı; Yüzün alt kısımında dudakların birleşme çizgisi-stomion ile çene alt noktası-menton arasındaki mesafenin uzamasıdır. Bu çene uzunluğu ile kendisini göstermektedir.

    Gözün iç ve dış köşeleri-intercanthal arasındaki uzunluk kadar yüz dik olarak 5 bölüme ayrılmaktadır.

    Yüzün yükseklik ve genişlik oranı yüz indeksini – “Facial indeks” vermektedir. Bu indeks yüzün şeklinin belirlenmesi sağlamaktadır(uzun, kısa, kare gibi).

    Yüzün uzunluğu/genişliği erkeklerde 1.35, kadınlarda 1.3 dür.

    a;saç çizgisi- trichion ve çene alt sınır-menton mesafesi, b; elmecık kemiği-zygomatik arkın en çıkıntılı alanı arasındaki mesafe, Burada b a nın % 70 kadar olmalıdr. c; şakaklar arası-bitemporal mesafe. c b nin %80-85 kadar olmalıdr. d çene kemiği köşeleri-bigonial mesafe. d b nin %70-75 kadarı olmalıdır.

  • Yüz analizinde kalitatif (sayısal ölçümler yapmadan) değerlendirme yöntemi bölüm 1

    Yüz analizinde kalitatif (Sayısal ölçümler yapmadan) değerlendirme Yöntemi

    Bölüm 1

    Bu yüz analizinde sayısal ölçümler yapılmadan kalitatif değerlendirme yapılmaktadır. Öncelikle hastanın yaş, cinsiyet, boy ve kilo, ırksal özellikler, hormonsal denge gibi özellikleri sorgulanarak kayıt edilmektedir.

    Bu analiz yönteminde baş pozisyonu son derece önemlidir ve diğer parametreleri etkileyebilmektedir.

    Bu analiz yönteminde yüzün estetik alanları üzerinde kullanılan değerlendirme tanımları; normal, simetrik-asimetrik, var-yok, uzun-kısa, küçük büyük, geniş –dar, derin-yüzeysel, konkav-konveks, tam-eksik, düz-eğimli, uzak-yakın, dengeli-dengesiz şeklindedir.

    Yüzde anatomik yapılarının değerlendirilmesi

    Yüzde yumuşak doku kemik, kıkırdak ve diş yapıları ile desteklenmektedir. Göz küreleri göz kapaklarını ve göz çevresini desteklemektedir.

    1. resimde yüzde destek dokulardan kemik, burun kıkırdakları, dişler ve göz küreleri gösterilmektedir. 2. resimde ise yüzde destek dokuların yoğun olduğu alanlar, 3. resimde ise en koyu alanlar destek dokuların en yoğun oldukları alanlardır.

    Yüz analizinde lokal yağlanma artışının değerlendirilmesi

    Yüzde kilo artışı ile yanaklar, kulak ön kısmı, çene altı ve çene kemiği altında yağ birikimi olmaktadır. Buna karşın alın ve burunda yağ birikimi olmaz. Bu yüz estetik değerlendirmelerinde önemlidir. Bu nedenle bu alanlarda dikkatli olunmalıdır.

    Yüzde deriden en alttaki kemik dokulara kadar anatomik alanların değerlendirilmesinde şu adımlar kullanılmaktadır.

    1. Derinin değerlendirilmesi; bu deri muayenesi ile yapılmaktadır. Derinin tonuna, elastikiyetine, pitozisine, pigmentasyonuna, dinamik yapısına ve yüzeyindeki skar gibi izlerine bakılmaktadır.

    Deri değerlendirilmesinde cildin güneş reaksiyonuna ve tonuna göre sınıflama yapılmaktadır. Aşağıdaki tabloda bu gösterilmektedir.

    2. Deride kırışıklıkların değerlendirilmesi; Bunun için aşağıdaki sınıflama kullanılmaktadır.

    3. Yüzün iskelet yapısı/dolgunluğunun değerlendirmesi; Aşağıdaki sınıflama kullanılmaktadır.

    4. Yüzde yumuşak dokunun laksatisitesi yada derinin alttaki kemik ve kas dokusu üzerindeki hareket edebilme özelliğinin değerlendirilmesi5.Yüz kaslarının çalışma aktivitelerinin değerlendirilmesi; özellikle göz çevresi ve ağız çevresindeki kaslar ile bu değerlendirilebilir.

    Yüzün önden analiz

    Yüzün önden genel değerlendirmesinde yüzün orta oval kısmı son derece önemlidir. Burası belki en dikkat çeken ilk alandır. Bu alanda kaşlar, gözler, burun, elmacık kemikleri ağız ve dudaklar ve çene ön plana çıkmaktadır

    Yüzün ön oval kısmı

    Yüzün genişlik ve uzunluklarının değerlendirilmesi ve yüz tipinin saptanması

    Yüzün erkek ve kadında farklı şekillerde olduğunu biliyoruz. Bu şekillerin tanımlanması için yüzün genişlikleri ile yüksekliği karşılaştırılmaktadır. Böylece yüzün uzun-kısa, geniş-dar ve kare-üçgen tanımlamasının yapılması sağlanmaktadır. Bunun için kullanılan yükseklik ve genişlikler

    Kadınlarda yüz şekilleri

    Erkeklerde yüz şekilleri

    Yüz yüksekliği; Alında saçların başladığı sınır-trichion ile çenenin en alt noktası-menton arası mesafe

    Bigonial genişlik; Alt çene kemiğinin köşelerinin yüze önden bakışta en dışta kalan iki noktası arası genişlik

    Bimental genişlik; Çenenin en belirgin iki noktası arası genişlik

    Bitemporal genişlik; temporal yani şakakta en geniş iki nokta mesafesi

    Bizygomatic genişlik; Elmacık kemiklerinin yüze önden bakışta en dışta kalan iki noktası arası genişlik.

    Yüzün şeklinin belirlenmesinde yüzün yüksekliği genişlikler ile karşılaştırılmaktadır.

    Geniş/dar yüz; yüzün genişliğinin 4 katı yüz yüksekliğinden fazla ise geniş yüz anlamına gelmektedir.

    Uzun/kısa yüz; Yüz yüksekliğinin 4 de biri yüz genişliğinden fazla ise uzun yüz anlamına gelmektedir.

    Yüzün Simetrinin değerlendirilmesi

    Yüzün orta noktaları(kaş ortası, buru sırtı, üst dudak orta noktası ve çene gibi) işaretlenerek simetri değerlendirilmektedir. Bunun için bir kalem kullanılacağı gibi bilgisayar yardımı ile simetri değerlendirilmesi yapılabilmektedir.

    Orta hat çizgileri birleştirildiğinde hastanın yüzünde asimetri gözlenmektedir.

    Orta hat çizgileri birleştirildiğinde hastanın yüzünde asimetri gözlenmektedir.

    Bilgisayar ile yüz simetrisi değerlendirilmekte.

    Bilgisayar ile yüz simetrisi değerlendirilmekte.

    Yüzde dokuların oluşturduğu üçgenin değerlendirilmesi

    Genç ve güzel bir yüzde yüzü oluşturan dokular açıklığı aşağı bakan bir üçgen oluşturmaktadır. Yaşlanma ile destek dokuların azalması ve yer çekimi ile bu üçgen tersine dönmektedir.

    İlk resimde yaşlanma ve dokuların yer değiştirmesi ile yüzün doğal üçgen yapısının tersine dönmesi. Yüzde daha yaşlı ve yorgun ifade vermesi. Estetik uygulamalar sonrası bu üçgenin tekrar yapılandırılması

    Yüzün bazaldan analizi

    Yüzün bazal görünümünde yanaklar, burun, burun uzu, göz küreleri ve elmacık kemik bölgesindeki zygomatik ark ile çene arasındaki ilişki ve simetri değerlendirilmektedir.

    Yüzün yüz tabanı değerlendirmesi simetrinin kontrol edilmesi

    Yüzün oblik açıdan analizi

    Yüzün oblik açıdan değerlendirmesinde alan 2 ye ayrılarak değerlendirilmektedir.

    1. Oblik bakış açısında yüzün önde kalan kısmı daha iyi değerlendirilmektedir. Şakaklar, elmacık kemikleri, gözler, yanaklar, kulak ön kısmı ve çene kemiği bu açıdan en iyi değerlendirilmektedir.

    Bu oblik değerlendirmede burun ve burun sırtı da daha iyi değerlendirilmektedir.

    Bu açı burun sırtının değerlendirilmesi için idealdir.

    2.Oblik değerlendirmede yüzün dış hattı ile zemin arasında beliren profil hattı oluşmaktadır. Bu hat yumuşak eğimlere sahiptir ve S şeklindedir “Ogree line” olarak tanımlanmaktadır. Genç bir yüzde bu S eğrisi gözde başlamakta göz yanak bileşkesinde genişleyerek konveks olmakta. Bu konveks yapı burun tipinde en belirgin olmaktadır. Bu konveks üst dudaklara kadar devam etmekte burada hafif konkav olmakta çene ile konveks devam ederek boyunda sonlanmaktadır.

    Bu açı yüzün oblik dış kenarı yani S hattının değerlendirilmesi için idealdir.

    1. resimde hastada oblik açıdan değerlendirme yapıldığında S çizgisinin değişimi görülmektedir. Hastaya yapılan estetik uygulamalar sonrası S çizgisinin estetik olarak normale dönmesi

    Bazen yüz analizinde bu değerlendirme yüzün açı değerlendirmelerinden daha değerli olabilmektedir.

    Yukarıdaki 3 resimde tüm yüzlerde açılar aynı ancak soldan sağa S çizgisi daha ideal olmaktadır.

  • Yüzün estetik analizine kullanılan yöntemler

    Yüzün estetik değerlendirilmesinde Kullanılan Yöntemler

    Sosyal kabul edilme, psikolojik olarak iyi olma hali ve bireyin kendini beğenmesi fiziksel görünüşe bağlıdır. Öz saygının kuvvetli bir şekilde yüz görünüşüne bağlı olduğu yayınlanmıştır. Görünüş bu nedenle yüzün birincil fonksiyonlarından biridir. O halde medikal estetik, lazer ve cerrahi tedavilerin başlıca amaçlarından biri de en uygun yüz çekiciliğine erişmek ve bunu korumaktır. Bunu başarmak için doktorun çok özenli bir yüz incelemesi yürütmelidir ki yapılan uygulamalar normal yüz özelliklerini etkilemesin. Özellikle yüz ile ilgili uyumsuzlukları tanımak, olumsuz yüz özelliklerini düzeltmek için gösterilen çabayı arttıracaktır.

    Mükemmel yüzü meydana getiren yumuşak doku profili, artisleri, fiziksel antropolojistleri, rekonstrüktif cerrahları, dermatologları ve ortodontistleri içeren birçok disiplin tarafından pek çok kez tanımlanmıştır. Tanımlanan bu profiller yüzlerdeki iskeletsel konveksivite, yumuşak doku ve dişlerin pozisyonu açısından geniş değişimler göstermektedir. Mükemmel bir yüze neyin en iyi olacağının verilen kültüre göre büyük değişim gösterdiği kaçınılmaz bir sonuçtur. Bununla birlikte genelde ortalama bir yüz, atipik bir yüze göre daha estetik bulunur. İskeletsel normlar, tedavi ihtiyaçlarını ve stabilite hedeflerini tanımlamaya yardımcı olur fakat yumuşak doku görünümü, sadece kısmi olarak altındaki iskeletsel yapıya bağlıdır.

    Ayrıca yaşlanma ile yumuşak doku özelliklerinin gelişimini dikkate alarak üzerinde düşünmelidir. Verilen bireyin yüz özelliklerini normale döndürmek için uygulanacak tedavi planı, yumuşak doku özelliklerini ve onların normal değerlerini bilerek planlanabilir. Normal değerlerde değişime bireyi benzersiz kılan ailesel ve etnik karakteristik özellikleri korumak adına izin verilebilir. Bireysel yüz özellikleri ve birbirleriyle olan dengeleri tedavi öncesinde tanımlanmalıdır.

    Standart yüz özelliklerini ve hastanın yumuşak doku yapılarını bilerek her hasta için yüz çekiciliğini en iyi şekilde kullanmak adına bireyselleştirilmiş bir norm tespit edilmelidir. Bu sebeple yüz güzelliğinin belirlenmesi konusunda yapılan çalışmalar artmaktadır.

    Yüzdeki herhangi bir orantısızlık yüzün estetik kalitesini azaltır. Bu oransızlığın düzeltilmesi elimizdeki standart ölçümler ışığında hastaya yönelik medikal tedavi ve estetik cerrahi uygulamalarla sağlanabilir. Yüz üzerinde yapılan antropometrik çalışmalardan hem doğumsal kafa-yüz deformitelerinin düzeltilmesin de hem de estetik girişimlerde yararlanılır. Antropometrik ölçümlerin veri tabanları oluşturulmuştur.

    Daha sonra yüzde fotoğraflardan alınan ölçümlerin güvenilirliği ve doğrudan yüz üzerinden alınan ölçümleri karşılaştıran bir çalışma yapmışlardır. Ölçüler doğrusal mesafeler, eğimler ve açıları içermektedir. Bu fotoantropometri olarak adlandırmıştır. Daha sonra çalışmada kullanılacak olan ölçüler yüz üzerindeki farklı işaretlenmiş noktalardan oluşturulmaktadır.

    Fotoğraflama standartları

    Bu fotoğraflamalar dışında yüzün mimiklerinin değerlendirilmeside önemlidir. Duygularımız beyinde limbik sistem kontrolü altındadır ve bu duygular 7 kranial sinir ile yüzde 80 kas çalışması ile ifade bulmaktadır.

    Yüzün estetik değerlendirilmesinde bir çok yöntem kullanılmaktadır. Bunlar,

    Yüz analizinde kalitatif (Sayısal ölçümler yapmadan) değerlendirme Yöntemi

    Yüz analizinde kantitatif (Sayısal ölçümler yapılarak) değerlendirme Yöntemi

    Yüz analizinde Pi Altın Oran değerlendirme yöntemi

    Yüz analizinde Fabergé egg değerlendirme yöntemi

    Marquardt yüz maskesi ile değerlendirme yöntemi

    Dr. Young’ın göz iris çapı değerlendirme yöntemi

  • Yüz analizinde pi- altın oran değerlendirme yöntemi

    Güzelliğin algılanması eğer bilinçsiz mekanizmalara dayanan bir kavram ise çağları aşabilen bir ortak estetik duyusunu nasıl yaratabilmektedir. Güzellik diye adlandırılan kavram nasıl ortaya çıktı. Bunun matematiksel bir ifadesi var mı? İnsanoğlu yıllarca bu sorulara yanıt bulmaya çalışmıştır. Altın oran bu çabanın ürünüdür. Mısırlılar tarafından bilinen Eski Yunanda ideal ifadesini bulan bu oran şöyle tanımlanabilir.

    Bir doğru parçası bir noktadan ikiye bölündüğünde; büyük parçanın=a, küçük parçaya=b oranı, kendisinin büyük parçaya oranı eşit olsun ve bu oran değeri matematiksel olarak 1.61803 olsun. Buna altın oran denilmektedir.

    Bu değeri göstermek için İÖ 5. Yüzyılda yaşamış heykeltraş Yunanlı Phidias’ın adını ilk harfi olan Ø=Phi kullanılmaktadır. Matematiksel olarakta ilginç bir sayıdır. Kandisinden 1 çıkarıldığında kendi ters değerine ulaşmaktadır. 1 ekendiğinde kare değerine ulaşmaktadır. Bu sayılar içerisinde tektir. Güzel olarak tanımladığımız her şeyde bu oranı görebiliriz.

    Altın oran insanın fark ettiği doğadan çıkmış bir orandır. Uzun kenarı 1.61803 kısa kenarı 1 olan dikdörtgene altın dikdörtgen denilmektedir. Bu göze en hoş görünen dikdörtgendir. Eski mimarı yapılar bu dikdörtgenle yapılmıştır. İkiz kenar üçgende taban 1 ikiz kenarlar 1.6803 olursa buna altın üçgen denilir. Bu altın üçgende taban açıların açı ortayları karşılarındaki kenarları altın oranda bölmektedir ve yeni altın üçgenler yapmaktadır. Bu yeni altın üçgenlerde baştaki açı ortaylar tekrar çizildiğinde yeni altın üçgenler elde edilir. Bu çoğlatmayı altın dikdörtgen içinde yapabiliriz. Böylece logometrik bir spiral elde edilir.

    Bunu doğada görmekteyiz. Natulius gibi bazı deniz kabuklukluları, ayçiçeğin tuhumlarının diziliminde vb. Hatta insanda doğum sonrası büyüme döneminde alt çenenin büyümeside bu logometrik spiral ile olmaktadır.

    İnsan yüzündeki altın oranlar da eski dönemlerden beri incelenmektedir. Leonardo da Vinci vücut ve yüz profilindeki altın oranı araştırmıştır.

    Altın orana dayanarak teknikler günümüzde yüz estetik değerlendirme tekniklerinde kullanılmaktadır. Bulardan ilki Baundun gelitirdiği Sirküler sector analizidir. Bu analizde trchiondan ve tragusu birleştiren hat ile yüzün önünde yarım ember çizilmektedir. Bu çember burun ucu ve çeneden geçmelidir.

    Ayrıca kulakta tragus; trichion, nasion ve menton ile birleştirildiğinde aralarındaki açılar oluşmakta ve bunlar birbirlerine oranlandığında altın oranı vermektedir.

    Bir diğer yöntemde ise Ricketts tarafından geliştirilmiştir. Bu yöntemde FHL na paralel trişion, gözün kantusu, burun ucu, dudak bileşme noktası ve mentondan paralel doğrular çizimetedir. Bunlara burun ucu ile targustan geçen dikmeler çizilir. Böylece 3 adet altın dikdörtgen yüz ya profiline çizilmektedir. Bu çizim üzerinden E-Me/Tri-Me= Phi, Tri-En/En-Me= Phi, En-Me/E-En = 2 Phi, Em-E/Me-Em = Phi, En-E/En-Em=Phi, Me-Em/En-Em= Phi

    Atın orana sahip şekilleri incelemek için altın pergeş adı verilen bir alet geliştirilmiştir. Bu pergelin kolları her zaman altın oranı koruyacak şekilde açılır.

    1201 yılında matematikçi İtalyan Pisalı Leonardo(Filus Bonacci) bir sayı dizisi geliştirdi. Bu sayı tavşanların çoğalması örneklendirilerek yapılmıştır ve eşsiz bir saydır. Dizideki herbir rakan kendinden önceki rakamların toplamından oluşmuştur. 0,1,1,2,3,5,8,13…..Dizideki her bir rakamın bir önceki rakama bölümü sonuçta bizi aynı gizemli sayıya Pi ye ulaştırmaktadır.

    Çiçekler, tabiat güzelliğinin en belirgin bir örneği olduğu gibi, yüz de insanın önemli dış güzellik örneklerindendir. Biçem ve modanın çok geniş ölçüde farklılık göstermesine rağmen, kültürler arası araştırmalar, insanların güzelliği algılamalarında çeşitli ortak noktalar bulmuştur.

    Örneğin, büyük gözler ve açık ten rengi bütün kültürlerde güzel bulunmuştur.

    Öte yandan yüz güzelliği her yaş dilimi için geçerli olmaktadır.

    Yüz güzelliğinin değerlendirilmesine yönelik çok sayıda çalışmalar bulunmaktadır.

    Yüzde çeşitli oranlar bulunsa da tam olarak güzellik kavramını ortaya koyan matematiksel formüller mevcut değildir. Öte yandan yüz öğeleri arasında belirlenen altın oran değerleri (1.61803…) sadece ideal insan yüzü için geçerlidir. Her ne kadar güzelliğin altın kuralı kendine güvenmek ve kendinin tek olduğunu anlamak olsa da son zamanlar yüz güzelliği kararının otomatik verilebilmesi için çeşitli çalışmalar da yapılmaktadır.

    Kusursuz orantılara sahip bir insanın boyunun, başının yedi buçuk katı olduğu bilinmektedir. İnsan başına önden bakıldığında baş, yüksekliği 3.5 ve genişliği 2.5 oranlarında olan dikdörtgen meydana getirir.

    Gözler başın yüksekliğinin tam ortasında yer almaktadır. İki göz arasındaki mesafe bir gözün genişliği kadardır ve burun genişliğini belirler.

    Enine baş ölçüleri dört göz kadardır.

    Antropometrik çalışmalarda insan yüzünde olduğu gibi güzel vücut ölçülerinde de oranlar aranmaktadır. 90 – 60 – 90 olarak kabul edilen ideal kadın ölçüleri aslında boy dikkate

    alınmadığında geçerlilik kazanmamaktadır. Venus de Milo’nun ölçüleri dikkate alınarak modelleme katsayısı ile yapılan değerlendirmelerde gerçek “altın oran” aşağıdaki şekilde

    ölçülmektedir.

    Gerçek “altın oran” = (98 – 70 – 100) х М, burada М = boy (cm) / 166.

    Formüle göre örneğin 150 cm boy için gerçek “altın oran” yaklaşık 88 – 63 – 90 olduğu halde 180 cm’ler için 106 – 76 – 108 olmaktadır.

  • Yüzü estetik olarak çekici ve çirkin kılan nedir?

    Güzelliğin iki önemli bakış açısı vardır. “Güzellik, şekil ile hacim arasındaki dengedir” tanımı ile güzelliğin objektifliği vurgulanırken; “güzellik, bir canlının, somut bir nesnenin veya soyut bir kavramın algısal bir haz duyumsatan, hoşnutluk veren hususiyetidir” şeklinde de subjektifliği vurgulanmıştır. Genel tanımı ile; “güzellik, insan yüzünde ya da diğer bir objede görünüşü keyiflendiren biçim, orantı, renk gibi kalitelerin kombinasyonudur” şeklinde tanımlanabilir.

    İnsanlarda görme ve gözlerin bir objeye bakması sırasında odaklanma ile ilgili yapılan fizyolojik çalışmalarda ilginç sonuçlara ulaşılmıştır. Biz bir objeye baktığımızda gözlerimiz objenin bütününden çok belli alanlarına odaklanmaktadır. Buna objenin odaklanma noktaları denilmektedir. Gözün bir objeye bakması sırasında kısa sürede ve hızlı hareketleri ile ilk olarak bir noktaya odaklandığı sonra diğerlerine odaklandığını biliyoruz. Bu noktalar objenin 2-3 alanından fazlası olmamaktadır.
    Yüze bakıldığında odaklanan noktaların yüzün açıları ve eğimleri olduğu bilinmektedir. Bunu yaparken yüzde alışık olmadığımız açı ve eğimleri daha önce farkedilmektedir.

    Yüzde odaklanma noktaları

    Yüze yandan bakıldığında ağız köşeleri, göz iç ve dış açıları yüzün köşeli noktaları daha fazla dikkati çekmektedir.

    Yüze yandan bakıldığında odaklanma noktaları

    Yüze önden bakıldığında dikkat çeken odaklanma noktaları

    Yüze önden bakıldığında daha dikkatimizi çeken odaklanma noktaları

    Yüze yandan ve oblik bakıldığında odaklanılan en belirgin konkav ve konveks eğimlerdir. Burun kökü alanı, burun- üst dudak arası alan, alt dudak-çene arasındaki labiomental alan ve çene altı-boyun arası alan en belirgin konkav eğilerken, burun ucu, dudaklar ve çene en belirgin konveks yapılardır. Yüzün estetik olarak güzel ve çekici görünmesi sağlayan bu konkav ve konveks alanların düzleşmesi yada tersine dönmesi yüzde istenmeyen estetik görüntüye neden olmaktadır.

    Yüzde yan ve oblik bakıda konkav ve konveks eğimlere odaklanırız.

    Yaşlanma ve doğumsal yada travma sonradan gelişen yüz deformasyonuna bağlı olarak yüzde noktalar, konveks ve konkav eğimler ile çizgiler değişmektedir. Yüze bakılırken bu değişimlere daha fazla odaklanılmakta ve dikkat çekilmektedir. Örneğin burun sırtındaki bir düzensizlik hemen fark edilmektedir.

    Burun sırtında düzensizlik daha fazla dikkat çekmektedir.

    Bazen yüzde olmaması gereken nokta ve eğrilerin varlığı dikkat çekici olabilmektedir. Örneğin yaşlanma ile çene konveksitesinde jowl-gıdık ortaya çıkması gibi.

    İlk resimde çene kemiği kenarı düzenli ancak ikinci resimde yaşlılığa bağlı olarak jowl-gıdık gelişmiş ve bu daha dikkat çekmektedir.

    Yüzde mevcut konkav yada konveksitenin açısının değişimde dikkati çekebilmektedir. Örneğin aşağıdaki resimde gelişimsel alt çene geride olduğu için yüz profilden tüm eğrileri etkilenmektedir.

    Çenenin doğumsal geride gelişimi; yüzün tüm konturlarını değiştirmektedir.

    Yüzde olması gereken konkavite yada konveksite eğrilerinin olmaması yada düzleşmesi de görsel dikkati çekebilmektedir. Örneğin burun kökünde olması gereken konkavite olmadığında burası düzleştiğinde buna “Yunan Burnu”denilmektedir. Bu yüzün profil görüntüsünde çekici ve güzel olmayan bir görüntüye neden olmaktadır.

    Burun kökünde olması gereken konkavitenin kaybolması ve düzleşmesi “Yunan Burnu” ile çekici olmayan görsel görüntüye neden olmaktadır.

    Yüzde anatomik noktaların yer değişimide yüze çekici ve güzel olmayan bir görüntü vermekte ve yüze bakıldığında daha dikkat çekmektedir. Örneğin aşağıdaki resimde olduğu gibi burun kökünün daha aşağıda yerleşimi burunun daha kısa gibi algılanmasına ve daha dikkat çekmesine neden olmaktadır.

    Burun kökünün olması gereken alandan daha aşağıda yerleşimi burnun kısa ve estetik olarak çirkin görünmesne neden olmaktadır.

    Göz baktığı objelerde simetri ve oranların tam olmasını aramaktadır. Yüze bakıldığında yüzün simetrik ve orantılı olması gerekmektedir. Simetrik ve orantılı bir yüz daha güzel ve çekici olarak algılanmaktadır.

    Yüzde orta hatta özellikle burun sırtında asimetrik yapılanma

    Güzellik yarışmaları, kadınları bir kaidenin üzerine oturtup onları nesneleştirerek, bir ideale dönüştürdüğü gibi, güzelliğin evrensel bir değer olduğunu ve bütün kadınların bu güzelliğin peşinde olması gerektiği mesajını iletirler. Güzellik yarışmalarının ana öğesi olan kadın, moda ile yakın ilişkiler içerisindedir. Medya aracılığı ile topluma tanıtılması, toplumdaki algılanışı yönlendiren önemli bir gösterge olmuştur.

    Küreselleşmenin yoğun olarak yaşandığı günümüzde güzellik yarışmaları; toplumdaki değişen güzellik anlayışı hakkında bilgilenmemize yardımcı olmakta ve toplumsal olarak değişmeler izlenebilmektedir. Güzellik yarışmalarına yönelik yapılacak çalışmalar dönemin değişen güzellik anlayışı ve moda eğilimlerinin değerlendirilmesine de imkan sağlamaktadır.

  • Güzellik, estetik ve matematik

    İnsanoğlunu, doğayı keşfedip açığa çıkarma isteği bilime, göze hitap eden şekle, güzele doğru değiştirme isteği de sanata yönlendirmiştir. Bilim bilinmeyenin doğruluklarının açıklanması, sanat ise güzelin canlandırılması olarak özetlenebilir. Bilim doğruyu, sanat ise ‘güzel’ i temsil eder. Bilimde teoriler ve ispatlar vardır. Sanatta ise kişisel düşünceler daha ön plandadır ve kişiye, zamana, topluma ve ekollere göre farklılık gösterir.

    Estetiğin dinamiklerinden olan güzelliğin, uyum ile bağlantılı olduğunu ve bununda matematik formülleriyle ifade edilebileceğini biliyoruz. Doğada ve insanda güzellik ölçütünün altın oran, simetri, harmoni gibi matematiksel kavramlarla ifade edildiğini örneklerle görebiliyoruz.

    Güzel kavramı bir obje ile ilgilidir. Bir bitkiye, canlıyı, insanı yada sanat eserini güzel olarak niteleriz. Güzellik tanımımızda objenin biçimsel nitelikleri önemlidir. Bu biçimsel nitelikler sayı ile ifade edilebilir. Buda güzellik niteliklerinin matematik ilkeleri olduğunu gösterir. Bu matematiksel ilkeler orantı, simetri, düzen, harmoni gibi kavramlardır. Bu kavramlarla ilgili ölçümler matematiğin çeşitli uzmanlık alanlarında formüle edilir. Matematik diziliş ve iç uyum ile karakterize edilen bir sanattır. Matematiksel düzenle, güzelliği de uyumlu yapıyla ilişkilendirerek tüm sanat türlerini matematiksel yapı altında bir araya getirebiliriz.

    Güzelliğin matematik olarak belirlenmesi düşüncesi, özellikle orantı kavramında ilk belirgin anlamını bulur. Orantı deyince iki büyüklük, ya da bir bütünün parçaları arasında hoşa giden ilgi anlaşılır. Orantı düşüncesi sanatçıları ve düşünürleri doğa ve sanatta, tüm güzellikleri açıklayacak büyülü bir matematik formülü aramaya götürmüştür.

    Bu arayış, 1170-1250 yılları arasında yaşamış olan İtalyalı Matematikçi Fibonacci’yi O’nun adıyla anılan 1,1,2,3,5,8,13,21,34,… Fibonacci sayılarını bulmaya yöneltmiştir. Fibonacci sayı dizisinde ardışık iki sayının oranı yaklaşık olarak Q=1,61804 değerini vermektedir. Bu değere ‘Altın Oran’denir. Altın oran göründüğü gibi bir matematik kavramıdır. Fakat uyum ve güzellik ölçütü olarak sanat ve estetiğin bir sınıflandırılmasıdır. Altın oran insan tasarımından kaynaklanmadan doğada var olan biyolojik bir gerçektir ve insan görsel yaratım alanında doğadan altın oranı almıştır.

    Leonardo Fibonacci

    Gustav Fechner (1876) ‘estetiğin eşiğini’ saptaması için yaptığı deneylerle bu altın oranı yakalar. Kenarlarının oranı altın orana yakın olan dikdörtgenlerin daha hoş göründüğü sonucunu elde eder. Böyle bir dikdörtgene ‘altın dikdörtgen’ denir. Leonardo Da Vinci’nin ünlü tablosu Mona Lisa’nın yüzü etrafında bir dikdörtgen çizelim. Sonucun altın dikdörtgen olduğu görülür. Ayrıca resmin kendisi de altın dikdörtgen içindedir. Atın oran resmin anlatımına tam anlamıyla uygun bir simgedir.

    Leonardo da Vinci’nin Mona Lisa portresi altın orana göre yapılmıştır.

    Altın oranın mimaride de görüyoruz. Yunanistan’da bulunan Parthenon tapınağı en meşhurudur. Paris’te bulunan Notre Dame Katedrali’nin tasarımında altın oran kullanılmıştır.

    M.Ö. 3200’lü yıllara ait Sümer tabletlerinde altın oran kullanılmıştır. Eski Mısırlıların inşa ettiği Mısır Piramitlerinde altın oranın varlığı ortaya çıkar. Piramitler mimaride altın oranın kullanıldığı ilk örneklerdir.

    Altın oranın tabiatta ve canlılarda sayısız örnekleri vardır. Çam kozalaklarında, Echinacea purpura çiçeğinde, kaplanın vücudunda, bir balıkta, deniz kabuklarında, bitki saplarının üzerinde, yaprakların yerleştirilmesinde, ayçiçeğinin çekirdeklerinin dizilişinde galaksilerin spirallerinde, hatta dönen karadeliklerin özelliklerinde rastlanılmaktadır.

    Ayçiçeğinde Fibonacci dizilimi

    Orantıya bağlı olarak bulunan bir parça biçimsel ilke simetridir. Simetride de bir bütünün parçaları arasındaki düzen söz konusudur. Simetri deyince, bir dikey eksenden bakıldığında bütün, birbiriyle uyuşan iki yarıma bölünmüş olur. Simetrik düzen, mekana dayalı bir düzendir. Simetri bir bütünün iki yarısının aynı anda kavranmasına dayanır. Simetri sadece sanat da değil, doğada da vardır. Canlıların bedenleri simetriktir, ağaçların yaprakları, kelebeğin kanatları simetriktir. Simetri doğanın yasalarından biridir. Doğada bu derece etkili olan simetri, sanat eserlerinde de aynı şekilde ve ölçüde etkili olur. Simetrinin hoşa gitmesi, simetrik biçimlerin güzel olarak değerlendirilmesi, insanın beyninde kökleşmesinin nedenidir.

    Geleceğin uygarlık gelişimi estetik ve matematik arasındaki ilişkinin daha yoğun olarak kullanılacağı yaratıcılık ve yeniliklere açık bir ortam sunabilecektir