Kategori: Dermatoloji

  • Burun ve estetik analizi bölüm 2

    Burun ve Estetik analizi Bölüm 2

    Burunun 1/3 orta kısmının değerlendirilmesi

    Burun orta kısmının simetrisi, dış hattı, eğimi, volümü ve şekli değerlendirilmektedir. Burunu oluşturan kemik ve kıkırdak arasındaki ilişki belirlemektedir.

    Burunun 1/3 alt kısmının değerlendirilmesi

    Burun uç kısmının değerlendirilmesi; bunun için kullanılan parametreler; Projeksiyonu, Rotasyonu, Pozisyonu, Volümü, Burun ucu tanımı, Genişliği, Şekli

    Burun ucu projeksiyonu; yüzün profilinde burun kanadının yanakla birleşme noktası ile burun ucu arasındaki mesafedir. Burun tabanı eşkenar üçgen şeklinde olduğu için burun taban genişliği neredeyse burun projeksiyonuna eşittir.

    Burun ucu projeksiyonu

    Burun ucu projeksiyonunun belirlenmesi için birçok metod geliştirilmiştir. Bunlar;

    Byrad metodu; Buna göre ideal burun ucu – nasal tip projeksiyonu = 0.67 x burun uzunluğudur.

    Goode metodu; nasion ile burun kanatları-yüz birleşkesi noktası arasındaki hattın %55-60’ı burun projeksiyonunu vermektedir.

    Crumley metodu; burun öncelikle kenarları arasında 3-4-5 oranları olan bir dik üçgene benzetilir. Bu üçgende nasion-burun ucu arasındaki uzaklık hipotenüsdür. Bu üçgenin diğer kenarları nasion ile burun kanatları-yüz birleşkesi, burun kanatları-yüz birleşkesi-burun ucu arasındaki hatlardır. Burun projeksiyonu bir burunda 3 oranına sahip kenar kadar olmalıdır.

    Baum oranları; Nasion- subnasion hattına burun ucundan-pronasionadan çizilen dik çizginin uzunluğu. Bu 2.8 olarak bulunmuştur.

    Subnasale ile burun ucu arasında yatay olarak ölçülen burun ucu projeksiyonu ortalama izdüşümü 15,5±2.8mm’dir. Yetişkin bir bireyde 20mm’nin üzerindeki burun büyük; 14mm’den az da küçük olarak kabul edilmektedir.

    Simon oranı; subnasion ile burun ucuronasion arası mesafe/ subnasion ile üst dudak arası mesafe oranı 1 olarak bulunmuştur.

    Burun ucu şekli ve estetik yapısı burunda bulunan LLC (lower lateral cartilage) kıkırdağın şekli ve pozisyonu ile ilgilidir.

    Burun projeksiyonu

    Burun uzunluğu zor değiştirilmektedir. Oysa burun projeksiyonu cerrahi yada medikal estetik uygulamalar ile değiştirilebilir. Burun projeksiyonu yan duruşta burun kanatları-yüz birleşkesinden geçen dik hat ile burun ucu arasındaki mesafedir. Burun tipinin yüze olan mesafesi burun projeksiyonu değiştirmektedir. Burunun projeksiyon değerlendirilmesinde bir çok yöntem kullanılmaktadır.

    Burun projeksiyonunda kullanılan yöntemler;

    Goode nin yönteminde nasiondan burun kanatlarına inilen bir dik hat çizilmekte ve bunada burun ucundan dik bir hat çizilmektedir. Burun projeksiyon burun uzunluğunun % 60 olmalıdır. Burada N-A/T-A oranı 0.55-0.60 olmalıdır. B

    Burun ucu rotasyon açısı; burun kanatlarından geçen dik hat ile buna burun ucundan uzanan hattın arasındaki açıdır. Erkeklerde 100 kadınlarda 105 derecedir.

    Burun ucu rotasyonu profil değerlendirmede collumella, burun kanatları ve üst dudak ile birlikte değerlendirilmelidir.

    Burun ucunun değerldirmesi

    Burun ucu en iyi bazal yani yüzün tabanından buruna bakılarak yapılmaktadır. Normalde burun ucu tam bir eşkenar üçgen gibi görünmelidir.

    Burun ucu şekline göre sınıflandırmalar yapılmıştır. Örneğin Boxy, bulbous, piched tip gibi. İlk iki resimde Boxy diğer iki resimde pinch burun ucları gösterilmektedir.

    Kolumellanın değerlendirilmes,; Yüzün profil değerlendirmesinde burun kanatlarının altında görünen bölüme kolumella-columella alanı denir. Normalde görünürlüğü 2-4 mm dir. Profilde burun kanatarının hafif eğimi olması gerekirken bu eğim açılı olabilir.

    Yüzün önden görünümünde kolumella ile burun kanatlarının arasındaki ilişki martı kanatı görünümündedir. Burun kanatlarının yapısı ve columella bu görünümü değiştirebilmektedir.

    Burun delikleri ve ortada kolumella arasındaki ilişki

    Burun uç kısım ile burun tabanı arasındaki oran 0.8 dir. Bu oran yaşla artmaktadır. özellikle 30 yaş sonrasında

    Normalde üst, orta ve alt parçalar birbirine eşit olmalıdır.

    Burun deliklerinin aksı ile kolumellla arasında bir açı oluşmaktadır. Bu açı ırklara göre değişmekle birlikte beyaz ırkta 45-60 derece iken uzak doğu ırklarında bu açı daha geniştir.

    Yumuşak üçgen

    Aşağıdaki resimde kırmızı ile boyalı ince deri bölümüdür. İçinde kartilaj gibi bir iskelet yapı olmayıp az miktarda ciltaltı dokusu bulunur. Burnun kutsal yapılarından biridir.

    Üst dudak ile burun arasındaki ilişki

    Burunun uzunluğu, volumü, burun alt 1/3 kısmının şekli üst dudağı etkilemektedir. Bunun terside doğrudur.

    Burun ucunun yukarı ve aşağı rotasyonu, üst dudak uzunluğu, üst dudak projeksiyonu ve subnasalenin konturu bu anatomik bölgenin estetiğini değiştirmektedir.

    Gülme estetiği ve burunun etkisi

    Gülme sırasında burun ucu aşağı ve geriye doğru hareket etmektedir. Bu hastanın normal ve gülerken çekilecek fotoğrafları ile değerlendirilebilmektedir.

    Bunun dışında ister burun üstünde olsun, isterse yüzde olsun birçok kasların kasılmaları ile burun şeklinde değişmelere neden olmaktadır. Örneğin, gülerken burun ucu belirgin olarak aşağıya rotasyon göstermekte, burun ucu üst kısmı yuvarlaklaşmakta ve burunun geçici olarak uzun görünmesine yol açmaktadır. Gülerken burun ucunun hareketi ve deformitesi depressor septi nasi kasına bağlıdır. Ayrıca gülme sırasında ağız çevresi kası Orbicularis oris üst dudağı kısaltır, mimik hareketlerle burun ucunun projeksiyonunu azaltabilir.

    Burnun estetik analizinde basit bir değerlendirme yöntem kullanılabilir. Bunun için burun uzunluğu, burun ucu projeksiyonu, burun kökü projeksiyonu ile yüzün genel uzunluğu arasındaki ilişkiye bakılmaktadır.

    Bu amaçla bir analiz listesi geliştirilmiştir.

    Ağız kapanma kusurları ilk olarak değerlendirilmektedir. Örneğin çenenin önde yada geride olması, üst ve alt çenenin değerlendirilmesi son derece önemlidir.

    Yüzde şu noktalar; kaş arası en belirgin nokta Glabella(Gs), profil görüntüde burun kanatlarının en alt noktası(ABP), Ön çenenin en alt noktası-Menton(Mes), Dudakların ortada birleşme noktası-stomion (S), burun kanatlarının yanak ile birleşim noktası (ACJ), Göz korneasından geçen hat(CP), üst göz kapağı katlantı çizgisi(SPF), Burun kökü(R) ve burun ucu(T) saptanarak işaretlenmektedir.

    Glabella-subnasale arasında(ABP kullanılabilmektedir) orta yüz yüksekliği (MFH) ve Menton- subnasale arasında(ABP kullanılabilmektedir) alt yüz yüksekliği ölçülmektedir (LFH). Dengeli bir yüzde MFH LFH eşit olmalı yada LFH MFH dan 3 mm fazla olabilmektedir.

    Menton ile stomion arası mesafe ölçülmektedir. (SMes).

    R-T mesafesi yani burun uzunluğu ölçülmektedir(RT). İdeal burun uzunluğu RTi olarak tanımlanmaktadır. RTi=0.67 × MFH yada RTi=SMes dir.

    5. Burun ucu projeksiyonu; (ACJ–T); ideal burun ucu projeksiyonu RTi X 0.67 dir.

    Burun kökü projeksiyonu CP–RP mesafesi olarak ölçülmektedir. İdeal burun kökü projeksiyonu RTi × 0.28 dir ve buda 9-14 mm arasında değişmektedir.

  • Gülme ve estetik analizi bölüm 2

    Gülme ve Estetik Analizi Bölüm 2

    Gülmenin değerlendirilmesinde hastanın yüz ön fotoğrafları alınmaktadır. Bu amaçla hastanın dudaklarını kapatması istenir bu şekilde fotoğraflanır daha sonra ağız çevresi kaslarının serbest konuma geçmesi istenerek normal dudak konumu fotoğraflanır. Bu konumda üst ve alt dudak arasında hafif bir aralık gelişmektedir. Bu aralıkta sadece üst ön kesiciler görünmelidir. Bunların görnme ölçüleri 2-4 mm dir. Burun tıkanıklıklarına bağlı olarak ağızdan nefes alınması sürekli bu konuma neden olabilmektedir.

    Başlıca iki tip gülme vardır; sosyal amaçlı gülme ve duygusal-zevk amaçlı gülme . Bu iki tip gülme esnasında gülme alanında yer alan anatomik yapılar faklıdır. Sosyal amaçlı gülme , çoğunlukla selamlama amaçlı , zorlamadan, ihtiyari yapılan statik bir yüz ifadesidir. Üst dudak hafif kasılarak yukarı doğru yer değiştirir ve bazende çok az bir miktar dişeti gözlenebilir. Duygusal gülme ise; daha güçlü bazen kahkaha şeklinde , komik bir durum veya mutluluk karşısında gösterilen ifade şeklidir, bilinçli olarak yapılır. Bu esnada üst dudak ve alt dudak fazla çekildiği için üst ve alt dişer hatta diş etleri görünür olabilmektedir.

    Hastanın sosyal gülmesi sırasında tekrar fotoğraflanır. bu gülmede ön kesicilerin tamamı ve üst diş etlerinin 1-2 mm görünür hale gelmektedir.

    Sosyal gülme sırasında ön kesicilerin tamamı görünür olmakta ayrıca üst diş etleri 1-2 mm görünür hale gelmektedir.

    Duygusal gülmede sırasında sosyal gülmeye ek olarak üst diş etleri daha görünür hale gelmektedir.

    Gülme sırasında her iki ağız köşesinden geçen hat ile her iki göz pupillasından geçen hat birbirlerine paralel olmalıdır.

    Gülme stilleri

    Hepimizin farklı gülme stili bulunmaktadır. Bunu belirleyen gülme sırasında yumuşak dokuların belirleyici özellikleridir. Dudakların ve ağız köşesinin belirlenmesinde hakim olan kas grupları bunu belirlemektedir.

    Belirlenmiş üç gülme stili vardır

    1. Küspid gülme;

    Küspid yada ağız köşeleri ile gülme % 67 oranı ile toplumda en çok görülen gülme tipidir. Ağız köşeleri öncelikle yukarı kalkar , dışarı açılırve üst dudak kasları kasılıp yukarı hareket etmekte ve üst dişlerin görünümü ile devam etmektedir.

    2. Kompleks gülme; % 2 oranı ile en az görülen gülme stilidir. Üst ve alt dudak ile ağız köşesi kasları eş zamanlı kasılır ve uyumlu olarak alt ve üst dişlerin tamamı görülür.

    3. Mona Lisa stili gülme; toplumda %31 oranı ile ikinci sıklıkla görülen gülme stilidir. Dudak şekilleri baklava dilimi gibi görülür. Öncelikle üst dudak yukarı çeken kaslar çalışır ve ön üst kesici dişler görünür daha sonra ağız köşeleri dudakları yukarı ve dışarıya dogru taşır ancak bu gülmede ağız köşeleri küspid gülme kadar dış yukarı doğru hareket etmez.

    Gülme tiplerinden bahsederken son olarak dişeti gülüşüne (gummy smile) de değinmek gerekir. Dişeti gülüşü adından da anlaşılacağı üzere gülme çizgisinin dişeti üzerinde yer almasıdır. Yani gülme esnasında dişeti dokusu olması gerekenden bir hayli fazla görünmektedir.

    Kadınlarda Etkileyici ve çekici gülmenin özellikleri

    1. Ön üst dişler görünmelidir.

    2. Üst dudak gülme sırasında yukarı doğru hareket etmektedir.

    3. Gülme sırasında alt dişler görünmez yada hafif görünür.

    4. Gülme sırasında dudakların sınırladığı alana gülme alanı denilmektedir ve bu alanın genişliği yüksekliğinden fazla olmalıdır.

    5. Üst diş etleri hafif görünmektedir. Bunun oranı yaşla birlikte değişmektedir.

    6. Gülme sırasında ağız köşelerinde “Buccal koridor” olarak tanımlanan hafif bir boşluk görünmelidir.

    7. Ön üst dişlerin gülme sırasında alt sınırları bir ark oluşturmaktadır. Buna gülme arkı denilmektedir. Bu ark gülme sırasında estetik olarak görülmeli ve alt dudağa paralel olmalıdır.

    1. resimde ideal bir gülme ile diş diş etleri ilişkisi görülmektedir. 2. resimde gülme ile üst ön dişlerin ve diş etlerinin görünürlüğü fazladır. 3 resimde ise üst ön dişler hiç görünmemektedir.

    Gülme estetiği ve burunun etkisi

    Gülme sırasında burun ucu aşağı ve geriye doğru hareket etmektedir. Bu hastanın normal ve gülerken çekilecek fotoğrafları ile değerlendirilebilmektedir.

    Bunun dışında ister burun üstünde olsun, isterse yüzde olsun birçok kasların kasılmaları ile burun şeklinde değişmelere neden olmaktadır. Örneğin, gülerken burun ucu belirgin olarak aşağıya rotasyon göstermekte, burun ucu üst kısmı yuvarlaklaşmakta ve burunun geçici olarak uzun görünmesine yol açmaktadır. Gülerken burun ucunun hareketi ve deformitesi depressor septi nasi kasına bağlıdır. Ayrıca gülme sırasında ağız çevresi kası Orbicularis oris üst dudağı kısaltır, mimik hareketlerle burun ucunun projeksiyonunu azaltabilir.

    Gülme ifadesi olmayan hastalar

    Sık olmamakla birlikte ciddi bir yüz deformitesidir. Ve bu hastalar gülme sırasında normalde gözlenen ağız çevresi değişimi bu hastalarda gözlenmemektedir. Bu hastalarda gülme sırasında üst dudaklar yukarı az hareket etmekte ve üst ön dişler az yada hiç görünmemektedir. Bunun ortaya çıkması üst dudak, ön üst kesiciler ve üst çene anatomisinden, yumuşak dokulardan kaynaklanmaktadır.

  • Yaşlanma ve gelişen estetik problemler bölüm 2

    Yaşlanma ve gelişen estetik problemler Bölüm 2

    Üst göz kapağının görmeyi engellmesi (üst göz kapağı perdesi=Upper Eyelid Hooding)

    Gözü çevreleyen kasın ve göz septumunun zayıflaması, göz çevresi yağ dokusunun fıtıklaşmadan öne çıkmasına ve yer çekiminin etkisi ile alın derisi ve üst kapağı derisinin aşağı olan hareketine neden olmaktadır. Böylece süt kapağı derisi nerede ise görmeyi engelleyecek şekilde göz üstünü örtmektedir. Buna “upper eyelid hooding” denilmektedir. Bu yüzün yan değerlendirilmesinde daha rahat anlaşılabilmektedir.

    Göz çevresi kaz ayağı kırışıklıkları(Crow‘s Feet)

    Bunlar ince kırışıklıklardır. Alt ve üst göz kapaklarında başlamakta ve göz köşesinde devam etmektedir. En belirgin oldukları alan göz dış köşesinde yerleşenleridir ve bunlara şekillerinden dolayı kaz ayakları kırışıklıkları denilmektedir.

    Göz köşelerinde gelişen kaz ayakları çizgileri yüzümüzde diğer kırışıklıklar daha erken ortaya çıkmaktadır. Bu alanda derinin ince olması ve deri altı destek dokularından yağ dokusunun daha az olması bunun nedenleri arasındadır.
    Bu çizgilerin en sık nedenleri arasında gözlerin çok kısılmasıdır. Bu kişinin mimiklerini kullanması ile ilgilidir.

    Özellikle uyku sırasında yan ve yüz üstü yatılması bu kırışıklıkları arttırmaktadır.

    Güneş bu kırışıklıkların ortaya çıkmasında dış etkenlerin başında gelmektedir. Güneş ışınlarına karşı gözlerin kısılması temel nedenler arasındadır. Özellikle açı tenlilerde ve açık renkli gözleri olanlarda güneş ışınların karşı duyarlılık daha fazladır. Ayrıca güneşin neden olduğu ışık hasarıda bu kırışıklıklara neden olmaktadır.

    Göz Dış köşesinin hafif aşağı düşmesi(Lateral Canthal Bowing)

    Göz dış köşesinde bulunan ve göz dışını destekleyen “lateral canthal tendon” adını verdiğimiz bağın gevşemesi ile gelişmektedir. Gözde dış köşenin daha aşağı rotasyonuna neden olmaktadır. Normalde kadınlarda göz dış köşesi hafif daha yukardadır. Bu nedenle bu açının düşmesi yüze daha yorgun ve yaşlı bir ifade dışında daha erkeksi bir görüntü vermektedir.

    Scleral show

    Baş doğal pozisyonda gözler karşı bakışta alt göz kapakları gözün irisini altta hafif örtmektedir. Göz irisi altında sklera-gözün beyazlığı görülmemelidir. Bunun görünür hale gelmesine “Scleral show” denilmektedir. Yaşlanma ile birlikte göz altı destek dokuların azalması ile birlikte alt göz kapağı düşmekte buda skleranın görünür olmasını sağlamaktadır.

    Göz Yaşı oluğu(Tear Trough Deformity) gelişimi

    Gözü çevreleyen Orbicularis Oculi kası göz altı kemiği hizasında 2 ye ayrılmaktadır. Göz kapağı ve göz alanı kası olarak. Bu ayrıma noktasında Orbital rim ligamenti ismini verdiğimiz bağ bulunmaktadır. Göz yaşı oluğu gözün alt iç kısmından dışarı yanağa doğru orta hatta kadar uzanmaktadır. Bunun bittiği noktada ise Palpebromalar katlantı dışa doğru devam etmektedir. Göz yaşı oluğu buradaki destek dokunun azalarak göz altı kemik dokunun ve buradaki bağın belirgin hale gelmesinden kaynaklanmaktadır.

    Bu yaşlanmaya bağlı olarak gelişmektedir. Böylece göz kapakları ile yanaklar arasındaki geçiş keskin sınırlı olmaktadır.

    Nasolabial Fold

    Bu aslında dudaklar ile yanakları birbirinden ayırmaktadır. Yanak destek dokularının azalması yanağın öne ve aşağı hareketine neden olmaktadır. Buda yağ dokusunun bu hatta birikmesine yol açmaktadır. Hafif bir kırışıklıktan ciddi bir katlatıya kadar ortaya çıkmaktadır.

    Kulak ön çizgileri(Preauricular Lines)

    Kulak ön kısmında dik uzanan 2 yada 3 çizgi görülmektedir.

    Dudaklarda dik çizgiler(Lip Lines, smoking line)

    Dudaklarda özellikle vermilonda dik çizgiler ortaya çıkmaktadır. Bu tekrarlayan mimiklere, üflemeli bir müzik enstrümanın kullanılmasına ve sigara içilmesine bağlı olarak gelişmektedir. Bu deride dermisin atrofisine, ağız çevresi kasların uzaması ve güçlerini kaybetmesine bağlıdır.

    Üst dudakta yatay çizgilenme(Horizontal Upper Lip Line)

    Sıklıkla burnun hemen altında philtrumda ve tek bir tane olarak görülmektedir.

    NLF nasolabial fold, PA preauricular lines-kulak ön kırışıklıkları, HLL horizontal upper lip line-üst dudak yatay çizgi, ULL upper lip lines-üst dudak çizgileri, LLL lower lip lines-alt dudak çizgileri, CM ağız köşesi çizgileri, ML marionette lines, J jowls bulge-gıdık, PJD gıdık öncesi depresyon alanı, PB platysma bantları, HNL horizontal neck lines-boyunda enlemimesine çizgiler, PSG ptotic submandibular gland bulge-çene altı tükrük bezinin belşrgşn olması

    Üst dudakta uzama

    Yaşlanma ile üst dudakta uzama olmaktadır. Bu yüzün estetiğini ve gülme estetiğini olumsuz etkilemektedir.

    Ağız köşesi çizgileri (Commissural Lines ve “Marionette” Lines)

    Ağız köşesi çizgileri kısa ve vertical olarak ağız köşesinden aşaığı uzanmaktadır. Bunlar bazen çok derin olabilmektedir.

    Marionette çizgileri daha uzun çeneye kadar uzanabilmektedir.

    Gıdık(Jowls ve Pre-jowl Depression)

    Jowls deri altı yağ dokusunun çene kemiği boyunca ve altında toplanmasından kaynaklanmaktadır. Bu toplanma çene kemiği ligament tarafından sınırlandırılmakta ve yağ dokusunun daha fazla önde toplanması engellenmektedir. Bu engellenme noktasında hafif içeriye doğru bir girinti oluşmakta buna pre-jowl depresyon denilmektedir.

    Cadı Çenesi deformitesi(Witch‘s Chin Deformity, Ptotic Chin)

    Çene yağ pedinin pitozisinden kaynaklanmaktadır. Bu pitozis çenenin düzleşmesine submental çizgilenmenin artmasına neden olmaktadır.

    Boyunda Platysmal Bandlar ve Cervicomental açının kaybolması

    Platysma bandları boyunda çene altından başlayarak aşağı uzanmaktadır. Platysma kasının zayıflayarak uzaması ve sarkarak üzerinde yağ dokusnun birikmesinden kaynaklanmaktadır.

    Boyunda yatay kırışıklıklar

    Boyunda enlemesine yarım daire şeklinde çizgilenmenin olmasıdır ve altındaki platysmal kaslardan kaynaklanmaktadır.

    Çene altı tükrük bezi-Submandibular Gland belrigin hale gelmesi

    Çene altında çene köşesine yakın alanda bu bez görünür hale gelmektedir.

    Burunda yaşlanma ve belirtileri

    Burun üzerindeki deri destek dokuları azalmakta, zayıflamakta ve yer çekimi etkisi ile burun ucunun düşmesine neden olmaktadır. Benzer değişimler burun kemik ve kıkırdaklarında da yaşanmaktadır.

    Özellikle burun uucjnda yağ dokusunda artış

    Burunda yaşlanma belirtileri;

    Burun kökünde yatay çizgilenme

    Burun genelinde deride incelme ancak burun ucunda yağ bezlerinde büyüme ile bu dokunun büyümesi

    Burun ucunun profilde saat yönünde rotasyonu yani düşmesi-pitozisi

    Columella nın düzleşmesi

    Burun ucunun düşmesi burunda sahte burun sırtı kamburlaşmasına neden olmakta yada daha önce olan humpın daha belirign olmasına neden olmaktadır. Ayrıca brun ucunun düşmesi üst dudağın projeksiyonunu değiştirmektedir.

    ve deride incelme zamanla burun sırtında kamburlaşma yapmaktadır.

    Ağız bölgesinde yaşlanma ve belirtileri

    Dudaklarda vermilionlarının silinmesi

    Üst dudağın uzaması ve içe doğru kıvrılması bunun ile gülme estetiğinin bozulması

    Alt dudağın düşmesi; buda gülme sırasında alt ön dişlerin görünürlüğünü arttırmaktadır.

  • Yaşlanma ve estetik analizi bölüm 2

    Yaşlanma ve estetik analizi Bölüm 2

    Yüz üst bölümünün değerlendirilmesi

    Yüz orta bölümünün değerlendirilmesi

    Yüz alt bölümünün değerlendirilmesi

    Boyun üst kısmı ve boyun bölümünün değerlendirilmesi

  • Mantar hastalığı deyip geçmeyin

    Mantarlar deride kıl ve saç diplerinde, tırnakta yerleşip çoğalan, ancak mikroskopla görülen organizmalardır. Bu organizmalar çevremizde, doğada, kullanılan ayakkabı ve terliklerde, havlularda, genel kullanıma açık duş, jimnastik salonu ve fitness, yüzme havuzlarında, otel ve cami halılarında bulunduğundan, tüm mantar hastalıkları oldukça bulaşıcıdır. Bu mantarlar üremek için sıcak ve nemli ortamları severler, sporlarını bu bölgelere bırakarak ürerler. Deri ile temas ettiği bölgeden bulaşma olur. Ayrıca kedi, köpek gibi evcil hayvanlardan, çiftlik hayvanlarından, hastalıkla enfekte ise temas yoluyla insana geçebilir.

    Toplumda genellikle sosyoekonomik düzeyi düşük çocuklarda saç mantarları sık görülür. Bu çocuklarda saçlı deride üzeri beyaz kabuklu , üzerindeki saçı döken ve açılma yapan bir görünüm vardır. Daha derin tutulumuda ise küçük bir sivilce gibi başlayıp, giderek büyüyen, üzeri akıntılı ve kabuklu büyük lezyonlar oluşur.Eğer bu derin formu tedavi olmazsa kalıcı kelliğe neden olur.Tedavi ortalama 6-8 hafta olup, çevresindeki herkes de sorgulanmalıdır. Kırsal alanda ve bozuk hijyen koşullarında yaşayanlarda mercimek boyutunda, beyaz sarı kabuklanmaların saça yapışması favus adı verilen bir tablo oluşur.Bu da saçta kalıcı kelliğe neden olur.

    Vücut mantarlarında gövde, kol ve bacaklar en sık tutulan bölgelerdir. Genellikle yuvarlak, etrafı daha belirgin kırmızı, üzeri ince beyaz kepeklenmeli lezyonları vardır. Zamanla büyüyerek vücutta girintili çıkıntılı bir harita şeklini alabilir. Topikal sürme ilaçlarla ortalama tedavi 4 haftadır.Yaygın lezyonu olan hastalarda ağızdan 4-6 hafta ilaç tedavisi uygulanmalıdır.

    Bunun yanında mantarlar sakal bölgesinde, yüzde, kaş kirpik ve göz kapağında , kasıklarda yine benzer özellikte kaşıntılı lezyonlara neden olabilir. Kuaförlerde iyi sterilize edilmemiş malzemelerle yapılan işlemlerde yüz, saçlı deri mantarları oluşabilir. Aşırı ekzersiz yapan, sık terleyen, uzun süre ev dışında kalan ve hijyen şartlarına uymayan kişilerde kasık mantarları daha sık görülür.

    Mantar hastalıklarından sıklıkla gördüğümüz diğer bir form ayak mantarıdır. Bazen ayak parmak aralarında maserasyon dediğimiz beyaz pamuksu bir ıslaklık, bazen parmakları ve ayak tabanını da tutan kuru beyaz kabuklanma ve kızarıklıklar şeklinde karşımıza çıkabilir. Bazı hastalarda da özellikle ayak tabanında yerleşen beyaz sarı su kesecikleri olabilir. Ayak mantarı çok kaşıntılı ve bulaşıcıdır. Ortak ayakkabı ve terlik kullanımı ile bulaşması sıktır. Tedavisi ortalama 6 hafta olup sürme ilaçlarla, gerekirse ağızdan ilaçlarla tedavi edilir. Ayak parmak araları ve ayağımız vücudun en önemli giriş kapısıdır. Burada oluşan çatlak ve yarıklardan sadece mantarlar değil, mikroplar da girer. Bunun sonucunda ayağın tamamı hatta bacakta kızarık, şiş, zaman zaman akıntılı yara ve enfeksiyon oluşabilir. Bu nedenle ayak bakımı biz dermatologlar için çok önemlidir.

    El mantarı, ellerde beyaz kepekli, kızarık döküntüler şeklinde olur. Sıklıkla ekzama ve bazen sedef hastalığı ile karıştırılabilir

    El ve ayak mantarlarından bulaş yoluyla, bazende tek başına izole olarak mantar, tırnak yatağı ve plağına yerleşebilir. Tırnakta beyaz veya siyah renkli kalınlaşma, dökülme, tırnak şeklinde bozulma bazen de akıntılı iltihaplanma yapabilir. Tırnak mantarında tedavi ağızdan ilaçlarla 3 ay sürme tedavilerle 6 aydır.

    Bazen doğru teşhis alamayan yada hastaların biliçsizce kaşıntıya iyi geliyor diye sürdüğü kortizonlu ilaçlarla mantar hastalığı geniş bölgelere kadar yayılan bir artış gösterir. Bu nedenle doğru teşhis ve doğru tedavi gerektiren bir hastalıktır. Bağışıklık sisteminde bozukluk olanlarda, diabet hastalarında , bebeklerde (ağızda) mantar hastalıkları daha sık görülmektedir. Bu nedenle bu hastaların daha dikkatle takibi gerekir.

    Toplumumuzda bu hastalığın yaygın olarak görülmesinin en önemli sebebi kanımca , çok ciddiye alınmamasıdır. Vücutta yada yüzde kızarık döküntüleri olan kişiler mutlaka hekime başvurmaktadır. Ancak ayak tabanında kalınlaşma, kepeklenme olan , el ve ayak tırnaklarında kalınlaşma ve renk değişiklikleri olan kişiler genelde tedavisiz kalır. Birçok mikroorganizmanın buralardan bulaşması ile de ciddi enfeksiyonlara neden olabilir. Hekime başvuran hastalar ise tedavi sürelerini tam olarak tamamlamadığından hastalık geçip tekrar eder. Özellikle saç mantarında tedavi zamanı çok önemlidir. Geç kalındığında kalıcı kellik ortaya çıkar bu nedenle erken teşhis ve tedavisi hızla yapılmalıdır.

    Kaplıcaları ile ünlü bir şehirde yaşıyoruz. Toplu kullanım alanı olan yerlerde ki buna havuzlar da dahil yalın ayak basılmamalı, hijyen kurallarına dikkat edilmelidir. Sık terleme olan bölgelerin kuru tutulması, gerekirse terleme tedavilerinin uygulanması mantar hastalıklarının oluşmasını önleyebilir. Kuaför ve kişisel hijyenle ilgili uygulamaların yapıldığı yerlerde sıklıkla kullanılan ürünlerin, kişiye özel oluşturulması ve kullanılması son derece önemlidir. Evde tırnak yada ayakta mantar enfeksiyonu olan hastaların diğer ev halkına hastalığı bulaştırmaması için tedavi olmaları elzemdir. Varis ve dolaşım bozukluğu olan kişiler özellikle ayak ve tırnak bakımlarına dikkat etmelidirler.

    Sizlere bu yazımda sıklıkla karşılaştığımız mantar hastalıkları hakkında bilgi vererek, tedavisi ve önlemleri hakkında bilgi vermeye çalıştım. Tüm okuyucularıma mantar hastalıklarından uzak sağlıklı bir yaşam diliyorum.

  • Yüz analizinde kalitatif (sayısal ölçümler yapmadan) değerlendirme yöntemi bölüm 2

    Yüz analizinde kalitatif (Sayısal ölçümler yapmadan) değerlendirme Yöntemi

    Bölüm 2

    Yüzün profilden analizi

    Yüzde kulaktan geçen çizgilerin birleştirilmesi ile konveks yapı ortaya çıkmaktadır.

    Yüzün yan yani profil değerlendirmesinde kulaktan başlayarak saç ön çizgisi, burun kökü, burun ucu ve çeneye uzanan çizgiler çizilmektedir. Bunlar birleştirildiğinde çekici ve güzel bir yüzde konveks bir hat ortaya çıkmaktadır. Bunun düzleşmesi yada konkav olması yüz güzelliğini bozmaktadır. Konkav olması halinde buna tabak-dish yada cadı yüzü-wich face denilmektedir. Bunlar ancak estetik cerrahi işlemler yada medikal estetik uygulamalar ile düzeltilebilmektedir. Konveksitenin artmasına ise kuş yüzü-bird face denilmektedir.

    Yüzün bu açıdan değerlendirmesinde;

    Yüzün Total yüksekliği, bu yüksekliğin üst, orta ve alt yüz bölümleri ile karşılaştırılarak değerlendirilmektedir. Bu bölümlerdeki alın, göz , burun, üst dudak, alt dudak ve çene değerlendirilmektedir.

    Yüzün profil görünümünde arkadan öne doğru projeksiyon yapan göz çevresi, elmacık kemiği bölgesi, burun kökü, burun, burun ucu, dudaklar ve çenede değerlendirilmektedir.

    Bu açıdan alının, burnun, göz altlarının, burun kolumellasının, üst ve alt dudakların, çene altının, boyunun dış hatlarının eğimlerine de bakılmaktadır.

    Yüzün profil değerlendirmesinde seçilecek güzel bir yöntemde ise; burnun üst dudak ile birleşme noktası olan subnasaleden geçen dik ve yatay bir hattın çizilmesidir. Bu yüzde tüm anatomik alanların ve aralarındaki ilişkinin değerlendirmesinde faydalı olmaktadır.

    Yüzün subnasaleden geçen dik ve yatay çizgiler ile bölünmesi ve karşılaştırılması

    Yüzün profil analizinde boyunda değerlendirilmektedir. Bu amaçla baş boyuna doğru eğilmektedir. Başın bu hareketi boyunda deri ve yumuşak dokuların laktasitisine balı olarak birçok kırışıklık ve katlantı ortaya çıkmaktadır buna “Akordiyon belirtisi” denilmektedir.

    Boyunda “Akordiyon belirtisi”. Birinci resimde hasta başını boyuna doğru eğdiğinde boyunda kırışıklık ve katlantılar oluşmaktadır. Aynı hastaya yapılan estetik girişimler sonrasında bu belirtilerin kaybolması.

    Yüzün profil değerlendirilmesinde yüz açılarına sayısal olarak bakılmadanda değerlendirme yapılmaktadır.

    Bu estetik analizde bir çok açı kullanılmaktadır. Alın-burun açısı, Burun-çene açısı v.b. gibi.

    Yüzdeki açılar

    Yüzün profil analizinde bu açılar sayısal olarak ölçülmez. Bu açılar yatay olarak tam 2 ye bölünmektedir. Böylece açıyı yaratan anatomik alanların asıl sorumlu oldukları açılar belirlenmektedir. Örneğin aşağıdaki resimde hastanın Burun – üst dudak açısı genişlemiştir. Bu açı yatay olarak 2 ye bölündüğünde bu genişlemden asıl sorumlu olan anatomik bölgenin burun ucunun aşırı yukarı rotasyonundan kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

    Yüzdeki açılar yatay ikiye bölündüğünde açıyı oluşturan anatomik alanlar daha iyi değerlendirilmektedir.

    Yüzün kalitatif değerlendirilmesinde özel anatomik alanlardan genel yüz değerlendirmeside yapılabilmektedir.

    Örneğin gözün alt sklera – beyazlığının görünür olması(inferior scleral show) ; Normal baş pozisyonunda göz alt kapağı gözü tamamen örtüğü için sklera görünmez. Ancak başın yukarı yada aşağı açılanması bunun görünürlüğünü arttırmaktadır. Buna “yalancı inferior scleral show” denilmektedir. Bu nedenle bunun değerlendirilmesi yapılırken baş doğal pozisyonu ve gözlerin tam karşıya bakıyor olması son derece önemlidir.

    İlk resimde sklera görünmüyor. Ancak başın yukarı ve aşağı açılanması gözlerin karşı bakışında bunun görünür hale gelmesine neden olmaktadır.

    Gerçek scleral show bölgesel yada yüzün genel problemlerine bağlı olabilmektedir. Örneğin alt göz kapağının aşağı çekilmesi, göz küresinin çok önde olması gibi. Yada yüzün orta kısmının az gelişmesi “maxilla hypoplasia” bağlı olabilmektedir. Örneğin aşağıdaki fotoğrafta hastada “maxilla hipoplasisi” vardır.

    Bu hastada skleranın görünür olması üst çene kemiğinin gelişimsel yetersizliğinden kaynaklanmaktadır.

    Özel alan değerlendirmesinde bir diğer önemli alan mandibula yani alt çene kemiğidir. Bu özel alan yüzün oblik ve profil duruşlarında en iyi değerlendirilmektedir. Mandibulanın dış sınırına, kenar keskinliğine, açısına, üzerindeki yumuşak dokuya ve üzerindeki dokunun pitozisine bakılmaktadır.

    Aşağıdaki ilk hastada mandibula üzerindeki yumuşak doku kalınlığı ince ikinci hastada kalındır.

    Mandibula kenar düzlemi çizilir. Bu yüzün 1/3 alt kısmının, çenenin konturunu ve çene projeksiyonunun değerlendirilmesinde son derece önemlidir. Ayrıca bu düzlem ile mandibula alanın rotasyonuna bakılır.

    Birinci hastada mandibula dışı hattının saat yönü tersinde rotasyonu gözlenmekte bu yuzün 1/3 alt kısmının daha kısa görünmesine ve çenenin keskin hatlı olmasına neden olmaktadır. 2. hasta ise mandibular dış hattı idealdir. Son hastada ise mandibular dış hattı saat yönünde rotasyon göstermiş buda yüzün alt kısmının daha uzun görünmesine neden olmakta, çene projeksiyonu kaybolmuş ve yan profilde hastanın yüz konturu düzensizdir.

    Yüzün toplam uzunluğunun değerlendirilmesinde ölçüm yapılmadan yüzün oblik ve profil fotoğrafları kullanılmaktadır. Bu yöntem ile yüzde diş-çene-yüz deformiteleri tanımlanmaktadır. Bu amaçla oblik ve profil fotoğraflarda nasion-kulak üst noktası, burun tipi-tragus üst noktası, subnasion-tragus altı, stomion-kulak altı ve mandibula köşesi-pogoniondan geçen hatlar çizilmektedir. Bu çizimler üzerinde bunların yüzün önünde yaptıkları silüetlerin açılarına bakılmaktadır. Akardion şeklinde hat ortaya çıkmaktadır. Bunun aralarının açılması yani “open accordion” görünümünde açılar ve eğimler düzleşmiştir. “Closed acardionda” ise keskin yüz açılanmaları ve belirgin eğimler gözlenmektedir.

    Örneğin ilk 2 resimde genişlemiş akardion görünümü yani; yüz uzamış ve açılar ve eğimler düzleşmiştir. 3. ve 4. resimlerde ise daralmış akardion görünümü yani; yüz kısalmış açılar dikleşmiş ve eğimler belirginleşmiştir.

    Elmacık kemiği-burun-dudakların ilişkisi

    Elmacık kemiği-burun-dudakların ilişkisi için bir eğri tespit edilmiştir (cheekbone–nasal base–lip curve). Estetik olarak ideal bir yüzde bu bu eğri aşağıdaki resimde olduğu gibi konveks ve kesintisiz olmalıdır. Bu eğri kulak önünde başlamakta elmacık kemiği üzerinde ilerlemekte resimde görülen 1ile işaretli cheekbone noktasına ulaşmaktadır. Daha sonra öne ve aşağı doğru eğri seyretmekte ve resimdeki 2 ile işaretli maxilla noktasına ulaşmakta oradan nasolabial katlantıya paralel aşağı ve dışa doğru seyrederek ağız köşesinin dışında sonlanmaktadır.

    Cheekbone noktası estetik olarak ideal bir yüzde yüzün en çıkıntılı yeridir ve gözün dış köşesinin 20-25 mm altında ve 5-10 mm önündedir. Cheekbone noktasının düzleşmesi yanak ve üst çene kemiği gelişimsel geriliklerinde görülebilmektedir.

    Üst çene kemiğinin geride yerleşmesi bu eğrinin maxilla noktasında düzleşmesine hatta konkav olmasına, cheekbone noktasının düzleşmesine, alt göz kapağının saat yönünde yapılanmasına, neden olmaktadır. Bu hastaların oblik yüz bakılarında S benzer yüz dış hatları yanak kısmında da düzleşme gözlenmektedir.

  • Gözler ve estetik analiz

    Bu alanın değerlendirilmesin kullanılan anatomik alanlar ve noktalar

    1a; iris, 1b; limbus (iris ile sclerayı ayıran yuvarlak çizgi), 2;sclera(gözün beyaz kısmı), 3; medial canthus;(gözün iç köşesi), 4; lateral canthus(gözün dış köşesi), 5a; alt göz kapağı, 5b; alt göz kapağının serbest kanarı, 6a; üst göz kapağı, 6b; üst göz kapağının serbest kenarı, 7; üst göz kapağı katlantı çizgisi, 8a; kaşın iç kısmı, 8b; kaşın orta kısmı, 8c; kaşın dış kısmı, kaşın kuyruğu

    Üst göz kapak katlantı çizgisi

    Üst göz kapağında katlantıya bağlı olarak doğal bir çizgi bulunmaktadır. Üst göz kapağı katlantı çizgisi göz kapağını açan kasın göz çevresi kasına yapışma noktasıdır. Bu üst göz kapağında kipiklere paralel seyretmektedir ve üst göz kapağını altta 1 üstte 2 oranı olacak şekilde 2 ye bölmektedir. Bu katlantı çizgisi etnik yap ve yaşa bağlı olarak değişmektedir. Hasta aşağıya bakarken üst göz kapağı yukarı hafif çekilir ve katlantı çizgisinin kirpiklere olan uzaklığı ölçülmektedir. Bu mesafe 8-11 mm arasında değişmektedir. Kaş ile üst göz kapağı katlantı çizgisi arası mesafe ortalam 1.6 cm olmalıdır.

    Bu katlantı çizgisi içte göz iç köşesini, dıştada orbital rimi geçmemelidir. Üst göz kapağı katlantısı dışarı doğru fazla uzandığında hatta göz kenarını geçtiğinde buna “Connell Belirtisi” denilmektedir. Yüzün yaşlanma belirtilerinden birisidir ve kaşların düşmesi ile ilişkilidir.

    Üst göz kapağı katlantı çizgisi göz çevresine uzanmakta. Buna Connel Belirtisi denilmektedir. Kaşların düşmesi ile ilişkilidir.

    Her iki gözün iç köşeleri arası mesafe(Intercanthal mesafe) ırklara göre değişmekle birlikte ortalama 30-35 mm dir. Bu mesafe bir gözün iç ve dış köşeleri arasındaki mesafe-göz genişliğine eşittir. Ayrıca her iki mesafe yüzün genişliğinin 5 de 1 kadar olmalıdır.

    Alt göz kapağı kenarı ile yanağın en çıkıntılı noktası arası mesafe 27 mm ve daha azdır. Alt göz kapağında göz çevresi kasları kalınlaştığında kişi gülerken göz kapağında belirginleşme olmaktadır. Göz corneası ile alt göz kapağının en alt kenarı arasındaki mesafe 5.5 mm dir. Cornea ile üst göz kapağı kenarı arasındaki mesafe ise 4.5 mm dir.

    Gözün iç köşesi ile dış köşesi arası mesafe-göz genişliği 30-40 mm dir.

    Gözde üst ve alt göz kapağı arası mesafe 10-15 mm dir.

    Üst göz kapağı irisi 2-3 mm örterken alt göz kapağı alt iris sınırındadır.

    Göz iç ve dış köşesini birleştirdiğimizde buna göz aksı denilmektedir. Bu aks içten dışa doğru hafif yukarı uzanmaktadır. Bunun anlamı dış göz kenarı içe göre hafif yukardadır.

    Erkek ve kadınlarda en önemli farklardan biriside göz aksındadır. Erkeklerde bu aks kadınlara göre daha düz hatta dış göz köşesi daha aşağıdadır. Göz üstü kemik yapısı daha önde ve daha güçlüdür.

    İlk resimde kadınlarda göz aksı 2. resimde erkeklerde göz aksı görülmektedir.

    Göz küresi ile içerisinde yer aldığı ve gözü çevreleyen göz çukurunu oluşturan kemik anatomisi arasındaki ilişkinin belirlenmesi için şu yöntem kullanılmaktadır. Yüze önden bakışta gözün irisinden geçen dik bir çizgi çizilmektedir. Bu çizginin göz çevresi kemiğini üst ve altta kestiği noktalar işaretlenmektedir.

    Yüzün önden değerlendirilmesinde gözün irisinden geçen dik bir hat çizilmektedir. Bu hattın göz çevresi kemiği üst ve alt noktada kesen noktaları belirlenmektedir.

    Sonra yüzün profil değerlendirmesine geçilerek bu 3 noktadan geçen 3 dik referans çizgileri kullanılmaktadır.

    Bu referans çizgiler;

    Göz kornea çizgisi; Göz küresinin profilde en ön noktası korneadan geçen çizgi.

    Üst göz çevresi kemiği çizgisi; Kornea çizgisinin 8–10 mm önünde yer almaktadır.

    Alt göz çevresi kemiği çizgisi; Bu referans çizgisi kornea çizgisinin önünde yada gerisinde yer alabilmektedir. Önünde olması yüzde daha genç bir görünüme neden olmaktadır. Gerisinde olması yüzde daha yaşlı ve yorgun bir ifade vermektedir. Sıklıkla yüzün orta kısmının yeterli gelişmemesinden kaynaklanmaktadır.

    İlk resimde alt göz kemik çizgisi kornea çizgisinin önünde ve hastaya daha genç bir ifade vermekte. İkinci resimde alt göz kemik çizgisi kornea çizgisinin gerisinde. Bu yüze yorgun ve daha yaşlı bir ifade vermektedir.

    Üst göz kapağının iç kısmı dış kısma göre daha dik bir alçıya sahiptir.

    Üst göz kapağında mavi çizgi iç kısmın açılanması, sarı dış kısmın açılanmasını göstermektedir. İç kısmın açısı dış kısımdan daha diktir.

    Göz üst dış kısmının değerlendirilmesi

    Göz üst dış kısmı yüz estetiğinde önemli bir değere sahiptir ve burası dikkatli değerlendirilmelidir.

    Bu alan normalden hafif daha dolgun görünmelidir. Bu kişiye daha genç ve çekici bir ifade vermektedir. Göz çevresi kemiğin üst dış kısmının daha öne ve aşağı çıkıntı yapması yada burada bulunan göz yaşı bezinin belirgin olması buranın daha dolgun görünmesine neden olmaktadır. Bu aşırı dolgunluk kişiye daha yorgun ifade vermektedir.

    Üst göz kapağı katlantı çizgisi göz dış köşesinde sonlanmalıdır. Eğer göz dışına doğru devam ediyor ise buna “Connel Belirtisi” denilmektedir. Yaşlanmaya bağlı göz çevresi değişimlerinden birisidir ve kaşların düşerek göz kapaklarına baskı yapmasından kaynaklanmaktadır.

    Göz kapaklarının değerlendirilmesinde muayene sırasında mutlaka aşağıdaki değerlendirmelerde yapılmalıdır.

    Dermatochalasis; Üst göz kapağında normalden fazla derinin varlığıdır. Orta yaşlılarda gözlenir. Fazla deri gözler kapalı iken ölçülebilir. Blepharochalosis dermatochalosisden farklıdır. Bu göz kapaklarında tekrarlayan ödem ve kızarıklıktır. Genç kadınlarda gözlenir ve erken yaşta göz kapaklarına kırışıklığa neden olmaktadır.

    Göz kapağı derisi elastikiyeti; Göz kapağı aşağı çekildiğinde elatikiyetinin yeterliliği ile hızla eski haline gelmektedir. Buna “snap test” denilmektedir. Göz kapağı aşağı çekildiğinde göz limbusundan 7 mm uzaklaşabilelidir. Bunada “Distraction test” denilmektedir.

    3. Göz alt ve üstünde yağ dokusunun fıtıklaşması-herniasyonunun değerlendirilmesi yapılmalıdır. Bunun için göz kapalı iken göz üzerine hafif basınç uygulandığında gözün üst ve alt kısmında şişmelerin oluşmasına bakılmaktadır.

    Alt göz kapağının daha altında Festoons (cheek bags, malar bags) olarak geçen yağ dokusunun fıtıklaşmaları olabilmektedir. Bu alt göz kapağı torbalanması ile karıştırılmamalıdır.

  • Kaşlar ve estetik analizi

    Kaş ve göz ilişkisinde kullanılan anatomik tanımlamalar;

    Göz göz kapakları ve kaşların değerlendirmesinde anatomi

    1a; iris, 1b; limbus (iris ile sclerayı ayıran yuvarlak çizgi), 2;sclera(gözün beyaz kısmı), 3; medial canthus;(gözün iç köşesi), 4; lateral canthus(gözün dış köşesi), 5a; alt göz kapağı, 5b; alt göz kapağının serbest kanarı, 6a; üst göz kapağı, 6b; üst göz kapağının serbest kenarı, 7; üst göz kapağı katlantı çizgisi, 8a; kaşın iç kısmı, 8b; kaşın orta kısmı, 8c; kaşın dış kısmı, kaşın kuyruğu

    Kaşlar yüzün ifadesinde önemli bir yere sahiptir. Kaşların aşırı yukarı kaldırılması şaşkınlık ve süpriz ifadesi, kaşın orta kısmının yukarı kaldırılması istenmeyen şaşkınlığı, kaşın iç kısımlarının alta çekilerek birbirine yaklaştırılması dış kısmın kaldırılması ise kızgınlığı göstermektedir.

    Kaşlar etnik özellikler, cinsiyet ve moda eğilimler ile değişmekle birlikte estetik olarak standartları vardır.

    1. Kaşların şekli ve yerleşimi; Kaşlar göz çukuru üst kemik yapısının üzerinde hafif bir eğim ile yerleşmektedir. Kaşın iç ve orta kısmı dış kısmından daha kalındır. Erkeklerde bu yerleşimde ve hafif düzdür. Kadınlarda ise erkelere göre hafif yukarı yerleşmekte ve martı kanadı şeklinde daha açılı yerleşmektedir.

    Erkek kadın kas lokasyonu

    Erkeler ve kadınla arasında kaş şekilleride farklıdır.

    Erkekler ve kadınlarda kas farkı

    2. Kaşların yüzde lokasyonu; ( her iki gözün iç köşeleri arası -intercanthal mesafenormal ise) kaşın iç noktası gözün iç köşesi ile aynı hizada ve üst göz çukuru kemiğinin tam üzerinde yada hafif altından başlamaktadır. Orta kısmı üst göz çukuru kemiğinin tam üzerinde seyretmektedir. Dış kısmı üst göz çukuru kemiğinin daha üstünde seyrederek burun kanadı ile göz dış köşesini birleştiren çizgide sonlanmaktadır. Yüze karşıdan bakıldığında kaş gözün iç köşesinden 10 mm yukarıda olmalıdıır.

    İdeal kas sınırları

    3. Kaşta hafif açılanma; erkeklerde kaşlar hafif eğimli ancak açılanma göstermezken kadınlarda kaş göz irisinin dış kenarı-lümbus hizasında hafif açılanma göstermektedir.

    Kas acılanması

    4. Kaşın iç ve dış köşeleri arasında 10–20° açı bulunmaktadır.

    5. Kaş ile üst göz kapağı katlantı çizgisi arası mesafe 1.6 cm dir.

    6. Kaş ile göz pupili arasında ortalama mesafe 2.5 cm vardır.

    7. Kaş ile saç ön çizgisi rasında mesafe 5–6 cm dir.

    Kaşın şekli kadar kalınlığı da önemlidir.

    0.5 cm den ince ise buna çok ince

    0.6 cm ise ince

    0.6-0.9 cm ise orta

    0.9 cm den kalın ise kalın kaş tanımlaması kullanılmaktadır.

    Kaşın uzunluğuda önemlidir.

    Kas uzunluğu

    Kaşın i noktası-A ve Kaşın dış noktası-B arasındaki mesafe kaş uzunluğu olarak değerlenedirilmektedir. A-B 6 cm ve üzeri ise uzun kaş, 3.8 cm den kısa ise kısa kaş olarak tanımlanmaktadır.

    Günümüzde kaş şekilleri moda anlayışı ile değişmekle birlikte karşılaştırmalı şekil çalışmalarında baş şekline göre kaş şekilleri belirlenmiştir.

    Kas şekilleri

    Kadınlarda kaş şekilleri

    Erkeklerde kas yapısı

    erkeklerde kaş şekilleri

    Yüzün şekline göre kaş şekilleri uygulanmalıdır. Kadınlarda ve erkeklerde yüz şekilleri hemen hemen aynıdır.

    Kaşlar ile göz arasındaki mesafe önemlidir. Kaşlar gözlere yaklaştıkça gözler normalden daha büyük görünmektedir. Güneşin batarken ufuk çizgisinde görünürken çok büyük olarak algılanması gibi.

  • Burun ve estetik analizi bölüm 1

    Burun ve Estetik analizi Bölüm 1

    Burun yüzün ortasında en önemli ve estetik rolü oynamaktadır. Bu nedenle burun analizi son derece önemlidir.

    Kadın erkekte burun farkları

    Burun analizinde kullandığımız anatomik noktalar, çizgiler ve alanlar aşağıda belirtilmiştir.

    1.Burun kanatlarının genişliği,2. Burun kanatlarının yanaklarla birleşme noktası,3. Burun kanatlarının burun üzerindeki hattı,4. Burun kanatlarının kenarı,5.Columella
    6. Columellanın alt kısmı,7. Columella dış sınırı,8. Columellanın burun deliklerine bakan kısmı,9. Glabella; kaş arasının en önde olan kısmı,10. Burun-yüz temel çizgisi,11. Burun sırtı dış çizgisi,12. Burun ucu en geniş alanı,13. Burun ucu en geniş alan dış hattı,14. Burun kökü dış hattı,15. Kaştan gelen ve burun üzerinde devam eden çizgi,16. Nasion; burun kökünün en iç kısmı,17. Burun deliklerinin dış hattı yani sitili,18. Rhinion; Burun kemiği ile kırıdağının birleşme noktası ancak dokunmakla anlaşılabilir,19. Burun deliklerinin burun ucuna doğru yaptıkları üçgen,20. Subnasale; burun lat kısmı ile üst dudağın birleşme noktası, 21. Burun ucu üst noktası, 22. Burun ucu-nasal tip,23. Burun ucu tanımlama noktaları

    Burunun genel değerlendirmesinde kullanılan tanımlar; FHL(Frankfurt horizontal line); yüzün profil değerlendirilmesinde kulak dış yolunun hafif üstünden başlayarak göz altı kemik kenarından geçen yatay çizgi. Burnun değerlendirilmesinde bu çizgi son derece önemlidir. n; burun uzunluğu; r; burun kökü projeksiyonu, bp; burun projeksiyonu, a; subnasaleden geçen dik çizgi, b; burun tipinden geçen dik çizgi, a-b; burun ucu projeksiyonunu vermektedir.

    Burunun estetik analizinde şu basamaklar uygulanmaktadır.

    A. Burunun genel değerlendirmesi

    B. Burunun anatomik alanlarının üst, orta ve alt olarak değerlendirilmesi

    A. Burunun genel değerlendirmesi

    1. Simetrinin değerlendirilmesi

    Bunun için (yüzün önden değerlendirilmesi sırasında) göz iç köşeleri, üst göz kapağı katlantı çizgisi ve kaşların en üst noktasından geçen yatay çizgiler çizilmekte. Bunlara dik olarak glabelladan başlayıp burun sırtı, burun ucu, üst dudak ortasından geçen dik bir çizgi çizilmektedir. Bu hem yüzün hemde burunun simetri değerlendirme çizgisidir.

    2. Burunun çevresindeki diğer anatomik yapıların değerlendirilmesi

    Burunu değerlendirirken çevre anatomik alanlarda değerlendirilmektedir. Örneğin yanakların üst çene kemiğinin gelişimsel yetersizliği nedeni ile daha geride olması burunun profilden değerlendirilmesinde şeklinin görünümünü etkilemektedir.

    Üst çene kemiğinin yetersiz geliştiği 3 hasta ve bu yetersizliğin şiddeti soldan sağa doğru artmakta. Burun projeksiyonu da aynı şekilde artmakta ve burnun profilini olumsuz etkilemektedir.

    3. Burun sırtının değerlendirilmesi

    Yüzün oblik açıda değerlendirmesinde; kaşların iç kenarından başlayarak burun ucuna kadar uzanan ve her iki tarafta simetrik olarak bulunan kesintisiz bir hat olmalıdır. Burun sırtı bu iki hat arasındadır. Burun sırtı kadınlarda nasionun 2 mm altından başlamaktadır. Erkekelerde ise biraz daha yüksekten başlamaktadır.

    Burun sırtının şekline göre küçük bir sınıflama yapılmıştır.

    Burun sırtı şekil düzensizliklerinde bu hat bozulmaktadır. Aşağıdaki resmide sırası ile burun sırtı kamburu, eyeri ve çarpıklığı görülmektedir.

    Burun sırtının hattının çizilmesi bazen güç olmaktadır. Özellikle burun, yüz ve diş deformitelerinde. Burun kemik kamburları, kıkırdak eyerleri, burun ucu problemleri burunda birden fazla burun sırtı çizgisi ortaya çıkarmaktadır. Bunlar kemikten, kıkırdaktan ve lobülden geçen çizgilerdir.

    4. Burun genişliklerinin değerlendirilmesi

    Burun genişliğinde kullanılan tanımlar

    beyaz çizgi nasion ile burun ucu arasında çizilen burun uzunluğudur. f;burun kökü profil genişliği,g;Burun kökü genişliği,d;Burun sırtı genişliği,e;Burun sırtı profil genişliği,b;Burun kanat genişliği, c;Burun ucu genişliği,a;Columella genişliği

    Burnun genişliği(burun kanatları arası mesafe=b) / burun uzunluğu = ideal oran 0.7 olmalıdır.

    Burun kökü genişliği = f , nasal taban yada burun kanat genişliği= b nin yaklaşık %75-80 ni olmalıdr.

    Burun kanadı genişliği=b bir gözün genişliği kadar olmalıdır.

    Burun genişli=b, gözlerin iç köşelerini birleştiren- interkantal mesafe veya bir başka deyişle bir göz genişliği kadar olmalıdır. Bu nedenle gözün iç köşesinden inen dik hattı burun kanatları 2 mm den fazla aşıyor ise burun kanatları geniş anlamına gelmektedir.

    5. Burnun üzerindeki derinin ve destek dokusunun değerlendirilmesi

    Burun kökünden burun ucuna gelindiğinde yada burun kenarlarından burun sırtına gelindiğinde deri ve yağ bezleri ile destek dokusunun kalınlığı artmaktadır.

    Deri ve destek doku elle muayene edilmektedir. Bu muayenede; burun kemik uzunluğuna, burun kemik ve kıkırdak üzerindeki düzensizliklere, burun ucuna basınç uygulandığında geri eski yerine hızlı gelişine, burun derisinin mobilitesine bakılmaktadır. Ayrıca burun üzerinde deride üzerinde atrofi, skar telenjektazi gibi yapılarda belirlenmektedir.

    İdeal burun ölçüleri ile ilgili bazı değerler;

    Orta hatta göz altı kemiği ile burunun başladığı alan arası a, her iki burun deliğinin dış kenarı arasındaki mesafeye b ve bunlar eşit olmalıdır.

    Burun uzunluğu (nasion – burun ucu) = RT, alt ve üst dudak birleşme noktası-stomion, çenenin en alt noktası-mentonarasında uzunluk. Bunlar birbirlerine eşit olmalıdır.

    Burun ucu ile stomion arasındaki uzunluğun 1.6 katı burun uzunluğuna eşittir.

    Arzulanan burun uzunluğu: orta yüz mesafesinin(glabella-subnasion mesafesi) 2/3′ü veya bu değerden en fazla 3 mm kadar daha uzun olabilmektedir.

    Burun kökünün profilden projeksiyonu göz korneası ile nasion arasındaki doğru hat mesafesidir. Burun uzunluğunun 0.28 katıdır.

    Hoş görne bir burunda nasion columelala 48-50 mm dir.

    Kadın burnu nasal radix tip arasımdaki dorsal hattın 2 mm altında seyredebilmektedir.

    Nasal profil kulak üst ve alt kebnarı arasında olmaktadır.

    Nasal genişli 18 mm alar genişli 30 mm aslında bu alar genişlik burun uzunluğunun % 70 olmalı yada göz genişliği ile eşit olmalıdır.

    Columella ile tip arası mesafe 19 mm dir.

    B. Burunun anatomik alanlarının üst, orta ve alt olarak değerlendirilmesi

    1. Burnun 1/3 Üst Kısmının değerlendirilmesi

    Burun kökü en arka noktası; burun sırtı ile frontal kemiği birleştiren hattın profilde en geride kalan noktasıdır. Bu noktada değişim burnun uzunluğunu ve estetiğini etkilemektedir. Ayrıca bu noktanın glabella, göz korneası ve üst göz kapağı katlantı çizgisine olan uzaklığı ve ilişkisi de önemlidir.

    İlk resimde burun kökü noktası korneal plana çok yakın galabelladan uzak, üst göz kapağı katlantı çizgisinin altındadır. İkinci resim burun kökünün ideal lokasyon ve ilişkisini göstermektedir. Üçüncü resimde burun kökü noktası yukarıda, önde ve glabellaya yakın. Bu burnun normalde daha uzun görünmesine neden olmaktadır.(Greek nose)

    Burun kökü değerlendirmelerinde nasofrontal açı(glabella-burun kökü-burun ucu arasındaki açı) kullanılır. Ancak bu açının sayısal değeri bazen anlamlı olmayabilir. Bu amaçla burun kökü noktası kullanılarak aynı hastaların bir diğer değerlendirmesi ise şöyle yapılmaktadır. Yüzün yine profil değerlendirmesinde 2 hat çizilmektedir. 1. çizgi glabella ile burun kökü arasında çizilen çizgidir. 2. çizgi ise burun kökü noktası ile burun ucu arasında çizilen çizgidir.

    Yukarıdaki 3 örnekte nasofrontal açı(glabella-burun kökü-burun ucu arasındaki açı) aynıdır. Ancak 1. hastada açı saat yönünde dönmüş, 2. hastada saat yönünün tersine dönmüş ve 3. hastada ise resimdeki değişim görülmektedir.

  • Gülme ve estetik analizi bölüm 1

    Gülme ve Estetik Analizi Bölüm 1

    Gülme yüz kaslarını kullanarak meydana gelen yüz ifadelerinin en önemlilerinden biridir. Gülme duyguların dışa vurumu olduğundan çok önemlidir. Gülme yüzün denge ve uyumun en önemli tamamlayıcısıdır. Kendine güven duygusunun ilk anahtarı, sözcüklerin duyguyla birleşimi, benliğin yansıması, ifade yeteneğinin mükemmel büyüsü gülme ile başlar. Yüz yapıları ile uyumlu, dengeli, etkileyici ve sevimli gülüş toplumda kişiler arası ilişkilerde kabul ettirici rol oynar. Estetik olmayan bir gülüş ise tam tersine itici bir görsel algı sayılmakta ve kişinin mutsuz, huysuz, asabi biri olarak algılanmasına yol açmaktadır. Gülümsemenin kişinin sosyal hayatında yadsınamayacak bir konumu vardır. Genellikle kişilik değerlendirmede ilk bakış ilk ulaşılan kanının çıkış noktasıdır.

    Gülümseme estetiğine dair yapılacak bir değerlendirmede sonuç bakan kişinin subjektif kararını içerse gülmenin objektif estetik analizleri yapılabilmektedir. Bu analizler yüzün ön, oblik açı ve yan değerlendirimelerinde hem statik hemde dinamik öğeler üzerinde yapılmaktadır ve bazı parametrik ölçümler kullanılmaktadır.
    Bu parametrik ölçümler; gülme genişliği, üst dudak yüksekliği, gülme sırasında görülebilir dişler ve diş eti, üst kesicilerin alt ve üst dudak ile ilişkisi, negatif boşlukların genişliği vb. Gülme sırasında tüm yüz mimik kaslarının aktif olması ile birlikte yüzün alt 1/3 kısmı estetik olarak daha ön plana çıkmaktadır.
    Gülme sırasında alt ve üst dudaklar ile çevrelenen “gülme alanı” ortaya çıkmaktadır.

    Gülme sırasında ortaya çıkan bu alanda dişler ve dişetleri görünür olmaktadır. Gülme alanının yumuşak doku beliryicileri dudak kalınlığı, dudak köşeleri arasındaki genişlik, dudaklar arası aralık , gülme indeksi yani dudak köşeleri arasındaki genişlik/ dudaklar arası aralık(genişlik ve yükseklik) ve dişeti dokusudur.

    Gülme alanının dış kısımlarında sağ ve sol ağız köşeleri bulunmaktadır. Ağız köşelerinin iç ve dış bölümler olarak algılanmasında en önemli faktör ışık ve gölgedir. Ancak ışık ile bunlar köşeden daha çok iç ve dış köşeler olarak algılanır. Gün ışığında yapılan fotoğraf çekimlerinde ağız köşesi karanlık koridoru oluşmaktadır. Buna “bukkal koridor yada negative boşluk” denilmektedir. Burası ışıklandırma altında fotoğraflandırıldığında daha karanlık ve belirgin olmaktadır. Estetik bir gülümseme için uyumlu bir dental orta hat ,dar ama kaybolmamış bukkal koridorlar , simetrik yumuşak ve sert dokular gereklidir.

    Gülümseme sırasında ortaya çıkan anatomik tanımlamalar

    B buccal(yanak) koridoru, OC ağız köşesinin dış kısmı, ICağız köşesinin iç kısmı, G diş etleri, UL üst dudak vermilion, LL alt dudak vermillionu

    Gülümsemenin tarzına göre dişleri ve dişetinin görünüm miktarı gülümsemenin değerlendirme kriteridir. Gülme sırasında üst dudağın yukarı çekilmesi ile üst ön dişler ve diş etlerinin kenarı hafif görünür hale gelmektedir. Ancak bazı vakalarda artmış görünen dişeti miktarıda kabul edilmekte ve de daha genç görüntü sunmaktadır.

    Normalde gülümseme olmadan süt dişlerin 1/3 alt kısmı üst dudak altında görünür olabilmektedir( 2.5 -3 mm gibi). Kişiye ardı ardına M harfini söylerken , bir ara dudaklarını kısmen serbest bırakması istenir. Bu esnada görülen diş miktarına bakılır. Minimum görünme miktarı kişinin yaşına göre değişiklik gösterebilir. Genç bireylerde maksiler keserlerin kesici kenarı 2-4 mm görünürken , yaşlandıkça görünür diş kalmayabilir. Bazı bireylerde yaşlanmayla birlikte alt keser dişlerin kesici kenarları görünmeye başlayabilir. Bu nedenle bu pozisyonda görünen diş miktarının iyi ayarlanması hastanın yaş olarak görünümünde etkili olmaktadır.

    Ayrıca hastalardan E harfi abartılarak telaffuz edilmesi istenir ve dudakların maksimum gerilimi yakalanır. Böylece sınır durumlarında da görünen doku miktarı tespit edilmiş olunmaktadır.

    Bunun fazla ve az olması estetik olmayan gülümseme olarak kabul edilmektedir. Bu beli bir oranda olmalıdır. Buna Morley oranı denilmektedir.

    Normal Morley Oranı

    Artmış Morley Oranı

    Azalmış Morley oranı

    Gülme estetiğinin değerlendirilmesinde kullanılan önemli bir çizgi; Gülme Çizgisi

    Üst kesici dişlerin dişeti kenarından geçen yatay çizgiye gülme çizgisi denilmektedir. Gülme çizgisi her iki gözün pupillasından geçen çizgiye paralel olmalıdır. Gülme esnasında , üst dudak kenarı bu çizginin üzerinde yer alıyorsa yüksek gülme çizgisi adını alır ve pozitif (+)olarak değerlendirilir. Eğer üst dudak kenarı bu çizginin altında yer alıyorsa düşük gülme çizgisi adını alır ve negatif (-) değer alır.Yapılan araştırmalar sonucu bayanlarda gülme çizgisinin erkeklere oranla ortalama 1.5 mm daha yukarda yeraldığı saptanmıştır. Yüksek gülme çizgisine bayanlarda daha çok rastlanırken; düşük gülme çizgisine erkeklerde daha çok rastlanmaktadır.

    Gülme estetiğinin değerlendirilmesinde Gülme Arkı

    Gülme arkı üst ön dişlerin kesici kenarları tarafından oluşturulan eğridir. Bunun alt dudak eğrisi ile paralel olması estetik bir gülüş için aranan bir özelliktir.

    Gülme estetiğini etkileyen faktörler;

    1. Yüz estetiği; yüz estetiğini oluşturan kaslar ve diğer dokular kişiye özgüdür. Fotografik analizlerle kişinin dudak ve çevre yumuşak dokularının yapısı ,bunların gülmeyi nasıl etkilediği ve konuşma,gülme ve kahkaha esnasında nasıl pozisyonlandıkları tesbit edilebilir. Yüz estetiğinde gülmenin ideal estetiğine ulşmak için diş-dudak ilişkisi ölçütleri düzenli kullanılmalıdır ve benimsenmelidir.

    2.Diş eti estetiği; etkili bir gülüş için dişeti dokusunun sağlığı çok önemlidir. İltihaplı bir dokunun olumsuz görüntüsünün yanı sıra dişeti kenarlarının asimetrik yapıda olması da bu etkiyi yaratır.

    3.Dişlerin estetiği; dişlerin anatomik yapıları ve pozisyonları ile ilgilidir. Dişlerin renk, formve boyut olarak hastanın yüz yapısı ve yaşıyla uyumlu olması gerekir. Özellikle ön dişler ve bunları çevreleyen dokular arası ilişkilerde estetik olmalıdır.

    4. Gülme arkı ile alt dudak eğrisinin ilişkisi: Estetik bir gülüş için bu iki eğrinin mümkün olduğunca birbirine paralel olması istenir. Çeşitli araştırmalarda yapılan fotoğraf testlerinde ,estetik açıdan en yüksek puanları alan gülüşlerde bu oranın 1-1.25 civarlarında olduğu gözlenmiştir.Tersi durumlarda estetik olumsuz etkilenecektir.

    5. Görünen dişeti miktarı: Bu faktör gülme estetiğini en çok etkileyen faktörlerden biridir. Üst dudak yüksekliği ile ilgilidir.Gülme esnasında sadece üst ön dişlerin arasındaki dişetinin görünmesi istenir.

    6. Görünen Diş Miktarı: üst ön dişlerin boyutlarının tamamı görünmelidir. Ayrıca görünür diş sayısı olarak ta 6 ön diş ve kopek dişleri görünmelidir. Bireyin yaşına bağlı olarak görünen diş boyutu miktarı değişir .Yaş arttıkça maksiler anterior dişlerin görünen miktarı azalır.

    7. Ön üst kesici kenarları alt dudakla temas halinde olabilir veya aralarında temas olmayabilir, yada kesici kenarlar alt dudak tarafından örtülenebilir. İnsizal eğrinin alt dudağa belli belirsiz teması istenilen durumdur.

    8. Yüz orta hattı; Bunun için kullanılan pratik yöntem nasion ile cupid bow dan geçen dik çizgidir. Gülmenin estetik değerlendirmesi ve gülme dizaynına buradan başlanmalıdır. Bu orta hatta göre gülmeye katılan tüm anatomik yapılar orta hatta olmalı ve bu hatta göre simetrik yerleşmelidir. Orta hattın kaymış olması estetiği olumsuz yönde etkileyecektir.

    9. Gülme simetrik olmalıdır.

    10. Gülme esnasında ağız köşelerinin üst dudak orta çizgisinin üzerinde yer alması ,şart olan bir özellik olmamasına rağmen estetiği artırır.

    Gülmenin değerlendirilmesinde hastanın yüz ön fotoğrafları alınmaktadır. Bu amaçla hastanın dudaklarını kapatması istenir bu şekilde fotoğraflanır daha sonra ağız çevresi kaslarının serbest konuma geçmesi istenerek normal dudak konumu fotoğraflanır. Bu konumda üst ve alt dudak arasında hafif bir aralık gelişmektedir. Bu aralıkta sadece üst ön kesiciler görünmelidir. Bunların görnme ölçüleri 2-4 mm dir. Burun tıkanıklıklarına bağlı olarak ağızdan nefes alınması sürekli bu konuma neden olabilmektedir.

    Başlıca iki tip gülme vardır; sosyal amaçlı gülme ve duygusal-zevk amaçlı gülme . Bu iki tip gülme esnasında gülme alanında yer alan anatomik yapılar faklıdır. Sosyal amaçlı gülme , çoğunlukla selamlama amaçlı , zorlamadan, ihtiyari yapılan statik bir yüz ifadesidir. Üst dudak hafif kasılarak yukarı doğru yer değiştirir ve bazende çok az bir miktar dişeti gözlenebilir. Duygusal gülme ise; daha güçlü bazen kahkaha şeklinde , komik bir durum veya mutluluk karşısında gösterilen ifade şeklidir, bilinçli olarak yapılır. Bu esnada üst dudak ve alt dudak fazla çekildiği için üst ve alt dişer hatta diş etleri görünür olabilmektedir.

    Hastanın sosyal gülmesi sırasında tekrar fotoğraflanır. bu gülmede ön kesicilerin tamamı ve üst diş etlerinin 1-2 mm görünür hale gelmektedir.

    Sosyal gülme sırasında ön kesicilerin tamamı görünür olmakta ayrıca üst diş etleri 1-2 mm görünür hale gelmektedir.

    Duygusal gülmede sırasında sosyal gülmeye ek olarak üst diş etleri daha görünür hale gelmektedir.

    Gülme sırasında her iki ağız köşesinden geçen hat ile her iki göz pupillasından geçen hat birbirlerine paralel olmalıdır.

    Gülme stilleri

    Hepimizin farklı gülme stili bulunmaktadır. Bunu belirleyen gülme sırasında yumuşak dokuların belirleyici özellikleridir. Dudakların ve ağız köşesinin belirlenmesinde hakim olan kas grupları bunu belirlemektedir.

    Belirlenmiş üç gülme stili vardır

    1. Küspid gülme;

    Küspid yada ağız köşeleri ile gülme % 67 oranı ile toplumda en çok görülen gülme tipidir. Ağız köşeleri öncelikle yukarı kalkar , dışarı açılırve üst dudak kasları kasılıp yukarı hareket etmekte ve üst dişlerin görünümü ile devam etmektedir.

    2. Kompleks gülme; % 2 oranı ile en az görülen gülme stilidir. Üst ve alt dudak ile ağız köşesi kasları eş zamanlı kasılır ve uyumlu olarak alt ve üst dişlerin tamamı görülür.

    3. Mona Lisa stili gülme; toplumda %31 oranı ile ikinci sıklıkla görülen gülme stilidir. Dudak şekilleri baklava dilimi gibi görülür. Öncelikle üst dudak yukarı çeken kaslar çalışır ve ön üst kesici dişler görünür daha sonra ağız köşeleri dudakları yukarı ve dışarıya dogru taşır ancak bu gülmede ağız köşeleri küspid gülme kadar dış yukarı doğru hareket etmez.

    Gülme tiplerinden bahsederken son olarak dişeti gülüşüne (gummy smile) de değinmek gerekir. Dişeti gülüşü adından da anlaşılacağı üzere gülme çizgisinin dişeti üzerinde yer almasıdır. Yani gülme esnasında dişeti dokusu olması gerekenden bir hayli fazla görünmektedir.

    Kadınlarda Etkileyici ve çekici gülmenin özellikleri

    1. Ön üst dişler görünmelidir.

    2. Üst dudak gülme sırasında yukarı doğru hareket etmektedir.

    3. Gülme sırasında alt dişler görünmez yada hafif görünür.

    4. Gülme sırasında dudakların sınırladığı alana gülme alanı denilmektedir ve bu alanın genişliği yüksekliğinden fazla olmalıdır.

    5. Üst diş etleri hafif görünmektedir. Bunun oranı yaşla birlikte değişmektedir.

    6. Gülme sırasında ağız köşelerinde “Buccal koridor” olarak tanımlanan hafif bir boşluk görünmelidir.

    7. Ön üst dişlerin gülme sırasında alt sınırları bir ark oluşturmaktadır. Buna gülme arkı denilmektedir. Bu ark gülme sırasında estetik olarak görülmeli ve alt dudağa paralel olmalıdır.

    1. resimde ideal bir gülme ile diş diş etleri ilişkisi görülmektedir. 2. resimde gülme ile üst ön dişlerin ve diş etlerinin görünürlüğü fazladır. 3 resimde ise üst ön dişler hiç görünmemektedir.

    Gülme estetiği ve burunun etkisi

    Gülme sırasında burun ucu aşağı ve geriye doğru hareket etmektedir. Bu hastanın normal ve gülerken çekilecek fotoğrafları ile değerlendirilebilmektedir.

    Bunun dışında ister burun üstünde olsun, isterse yüzde olsun birçok kasların kasılmaları ile burun şeklinde değişmelere neden olmaktadır. Örneğin, gülerken burun ucu belirgin olarak aşağıya rotasyon göstermekte, burun ucu üst kısmı yuvarlaklaşmakta ve burunun geçici olarak uzun görünmesine yol açmaktadır. Gülerken burun ucunun hareketi ve deformitesi depressor septi nasi kasına bağlıdır. Ayrıca gülme sırasında ağız çevresi kası Orbicularis oris üst dudağı kısaltır, mimik hareketlerle burun ucunun projeksiyonunu azaltabilir.

    Gülme ifadesi olmayan hastalar

    Sık olmamakla birlikte ciddi bir yüz deformitesidir. Ve bu hastalar gülme sırasında normalde gözlenen ağız çevresi değişimi bu hastalarda gözlenmemektedir. Bu hastalarda gülme sırasında üst dudaklar yukarı az hareket etmekte ve üst ön dişler az yada hiç görünmemektedir. Bunun ortaya çıkması üst dudak, ön üst kesiciler ve üst çene anatomisinden, yumuşak dokulardan kaynaklanmaktadır.