Kategori: Dermatoloji

  • Kırışıklık nasıl önlenir?

    Yaşla birlikte cildimizde nem azalması ve kollajen liflerdeki bozulmalar nedeniyle küçük kırışıklıklar oluşmaya başlar. İşte bu kırışıklıklar zamanla mimik çizgilerinin derinleşmesi şeklinde derin kırışıklıklara dönüşür.

    Güneş ışınları, kollajen yıkımına yol açan enzimlerin aktivasyonunu arttırır. Bu nedenle uzun süreli güneş teması olan kişilerde kollajen daha hızlı yıkıma uğrar, ciltte incelme ve kırışıklık oluşur. Güneş ışınları kahverengi lekeleri ve damarsal genişlemeleri de (telenjektazileri) arttırır.

    Göz çevresi kırışıklıklarının ana nedeni göz kısma hareketidir. Bu hareketlere bağlı olarak, diğer bölgelere göre zaten daha ince olan göz çevresi derisinde şekil bozukluğu ve kırışıklık gelişir.

    Bir insanın biyolojik yaşı arttıkça kollajen ve elastin yapım hızı azalır, yıkımı artar. Menapoz döneminde ise östrojen hormonundaki azalmaya ikincil olarak bağ dokusu yapımı ve derinin elastikiyeti azalır, kırışıklık artar. Hormonal hastalıklar ve aşırı kilo alımı da deri altındaki bağ dokusunun yapısını bozar.

    Kırışıklık Oluşması Nasıl Önlenebilir?

    Öncelikle kırışıklık oluşturabilecek nedenler belirlenmeli ve buna yönelik önlemler alınmalıdır.

    Gece uygulanan nemlendirici kremlerin kırışıklık ve leke tedavisi açısından önemi son derece büyüktür. Bu kremler, hafif soyucu özellikleri nedeniyle derinin yeniden yapımını ve kollajen oluşumunu hızlandırırlar.

    Gündüz, güneşten koruyucu özellikteki nemlendiriciler kullanılabilir.

    Masaj uygulamaları da faydalı olabilmektedir.

    Bol bol su içilmesi önerilir.

    Sigara içilmemelidir.

    Işık duyarlılığı olan bireylerin ışığa karşı hassasiyeti arttıran maddelerden sakınmaları ve güneş gözlüğü kullanmaları önerilir.

    UPGRADE Nedir?

    Hyaluronic Acid, Idebenone, Coenzymes, Nucleotidler, Amino Asit ve vitaminlerden oluşan etkileyici cilt canlandırıcısı olup , cildin elastiyetini, parlaklığını, nemini arttırıp gözle görülen gerginlik hissi verir.

    Cildin ışıldamasını, neme doymasını ve gerginleşmesini sağlar. Mat, kabalaşmış, nemsiz ciltlerde, güneş hasarı olan deforme ciltlerde, kırışıklık ve çizgilerin dolması amacı ile dolgu ile mezoterapi arası çok başarılı bir uygulamadır. Uygulama tek seansta bile farkedilir sonuçlar yaratır. Yaş ilerledikçe ve menopozdan sonra belli aralıklarla ve belli seanslarla uygulanımı önerilir. İçeriğindeki hyalüronik asit su tutarak cildi nemlendirirken çizgileri açar, Idebenone ve Coenzymes Q 10 oluşmuş ve oluşacak olan serbest radikalleri nötralize eder, yaşlanmayı durdurur. Amino asitler ve vitaminler cilde gerekli olan ham maddeyi sağlar. Zamanla eksilen ve fonsiyonlarını yitiren moleküllerin yeniden sentezlen-mesini ve dokunun oksijenizasyonunu arttırır. Gerçek bir antiaging yaklaşımdır.

    Etki alanları :

    Derin kırışıklık Nemsiz cilt

    Boyun ve dekolte kırışıklıkları Stresli ve deforme ciltler

    N-acetylcysteine: Yüksek antioksidan gücü bulunan elementtir. Bu element hücrelerdeki Glutathione(GSH) miktarını ayarlamada kilit role sahiptir, aynı zamanda onları dışsal zararlardan koruyup zehirsel aksiyondan uzak tutar.

    Vitaminler: Multivitamin karışım hücre dokusunun yapımında ve yeniden canlandırılmasında aktif rol oynar, bağışıklık sistemindeki aşınmaya karşı aktif mücadele eder,bu cilt yapısı için elzemdir.Yaşlılık belirtilerini ortadan kaldırarak, cilt görünümünün düzelmesine yardımcı olur.

  • Akne izlerinde dolgu enjeksiyonu

    Akne izlerinin tedavisi

    İz tedavisinin başarısı izlerin derinliği ve yoğunluğuyla orantılı olarak değişkenlik gösterir. Akne izlerinin tedavisinde kullanılan temel tedavi yöntemleri şunlardır:

    Kimyasal peeling:

    Çeşitli meyve asitleri kullanılarak yapılan tedavi şeklidir. Meyve asitleri deri proteinleriyle etkileşir ve bu sayede en üstteki ölü deri tabakasında ayrışma yaparak, deri üzerindeki düzensiz görüntünün ortadan kalkmasına neden olur.

    Yüzeyel özellikteki peelingler ile hafif akne izlerinin yanında aktif olan akne lezyonları ile siyah ve beyaz noktalar da tedavi edilir. Aynı zamanda gözeneklerde de sıkılaşma sağlanır.

    Orta derinlikte yapılan kimyasal soyma işlemi ise daha derin izlerde etkilidir.

    Kimyasal peeling yaz aylarında yapılmaz. Bu tedavi yapılan kişilerin çok dikkatli olarak güneş koruyucu ajanları kullanmaları önerilir. Yan etki olarak kızarma, tahriş, güneş koruyucu kullanılmadığı takdirde lekelenme sayılabilir.

    Dermaroller tedavisi:

    Üzerinde en az 192 adet mikroiğnecik olan tekerlek ya da dikdörtgen şeklindeki mini tedavi cihazlarıdır. Bu küçük iğnelerin boyları 0.5 mm ile 2.0 mm arasında değişiklik gösterir. İğnelerin uzunluğu arttıkça etki ettikleri derinlik de artar. Bu iğneler ile deride açılan mikrokanallar sayesinde kan dolaşımı artar, beraberinde kullanılan tedavi edici ürünlerin emilimi 200 kat artar ve deride yapmış olduğu hasar ile yara iyileşme sürecini başlatarak yeni bağ doku sentezinin oluşmasını sağlar. Oldukça basit ancak çok etkili olan bir yöntemdir.

    Yan etki olarak hafif kızarıklık ve morarmanın dışında önemli bir yan etki beklenmez.

    Mikrodermabrazyon:

    Derinin yüksek basınçla hareket eden kristallerle soyulmasıdır. Bu kristaller deride hasar oluşturarak yeni kollajen sentezinin de uyarılmasını sağlar. Ayda bir en 2 ila 4 seans olmak üzere uygulandığında yüzeyel akne izlerinde başarılı sonuçlar elde edilir. Ancak sıklıkla kombinasyon tedavisi olarak kullanılır.

    Yan etki olarak birkaç gün devam eden kızarıklık ile güneşten korunulmazsa lekelenme sayılabilir.

    PRP tedavisi:

    Trombositten zengin plazma anlamına gelen PRP tedavisi özellikle lekelenme şeklinde olan maküler izlerde etkilidir. Daha derin izlerde dermaroller ya da lazer tedavisi ile kombine kullanılması tercih edilir. Bu tedaviyle kişinin kendisinden alınan kanın plazma kısmı ayrıştırılır. Bu plazma özel tüplere alınır. Tüplerdeki aktifleyiciler sayesinde plazmadaki trombositler uyarılır. Uyarılan trombositlerden salınan doku faktörleri deriye iğneleme ya da maske yöntemiyle uygulandığında; kök hücreleri uyararak yeni hücre sentezi yapar ve bu sayede çok daha düzgün bir deri oluşmaya başlar.

    Yan etki olarak, iğne ile uygulandığından kanama ve morarma dışında bir yan etki beklenmez. Kişinin kendisinden alınan kan kullanıldığından allerji riski yoktur.

    Lazer tedavisi:

    Lazer tedavisi iki yolla akne izi tedavisinde etkili olur: Deri yüzeyini hasarlayarak yeniden yapılanmayı uyarır ve kollajen sentezini arttırarak daha sağlam bir bağ doku oluşumuna yardımcı olur.

    Deride yara oluşturmadan akne izlerinde etkili olan lazerler:

    Q-Switch Nd-YAG lazer: Özellikle lekelenme şeklinde olan ve çok derin olmayan izlerde etkilidir. Ayrıca aktif olan akne lezyonlarında da tedavi edici özelliği bulunmaktadır. İki haftada bir olmak üzere ortalama 4-8 seans sonunda akne izlerinde belirgin iyileşme olur. Tedavi sonrasında kızarıklık dışında herhangi bir reaksiyon beklenmez.

    Fraksiyonel lazer: Lekelenme şeklinde olan akne izlerinin yanında derinliği fazla olan akne izlerinde de etkili olan güçlü bir lazerdir. Deride akne izlerine neden olan düzensiz hücre gruplarında ısı yoluyla hasarlanmaya neden olarak yeni ve düzenli hücre sentezini uyarmanın yanında; kollajen sentezini arttırarak deride sıkılaşma yapar. Bu sıkılaşma sayesinde izler daha az görünür hale gelir.

    2 haftada bir en az 4 seans önerilmektedir. Tedavi sonrasında kızarıklık ve şişlik olmakla beraber bu etkiler en fazla iki gün içerisinde geriler. Deride soyulma yapmadığından kişi günlük aktivitelerine devam edebilir.

    Radyofrekans tedavisi:

    Çok derin izleri olan kişilerde lazer tedavisi öncesinde radyofrekans tedavisi ile derinin sıkılığının arttırılması; tedavi başarısını arttırır. Radyofrekans dalgaları, deri altı bağ dokusunda ısı artışı yapar. Bu ısı artışı yoluyla bağ dokumuzu oluşturan kollajen sentezi artarak çok daha sıkı bir deri oluşur. Kollajen sentezi ortalama 6 ay süren uzun bir süreçtir. Bu sürede yapılacak lazer ya da diğer akne tedavileri ile; çok daha başarılı sonuçlar elde edilebilir.

    Radyofrekans tedavisi 1 seans olarak yapılmakla beraber yan etki olarak hafif bir kızarıklık dışında bir reaksiyon beklenmez. Kişi gündelik aktivitelerine devam edebilir.

    Dolgu enjeksiyonu:

    Özellikle orta ve derin izlerin altını doldurma yöntemi ile izlerde azalma sağlanabilir. Bu tedavi tek başına yapılmasından ziyade kombinasyon şeklinde yapıldığında daha etkilidir. Dolgu maddesi olarak hyalüronik asit kullanılmakla beraber otolog yağ ile yapılan dolgulama en etkililerinden biridir.

  • Cilt bakımı neden gerekir

    Mükemmel, ışıldayan bir cilt bizim asıl aksesuarımızdır. Hangi yaşta olursak olalım hepimiz sağlıklı, bakımlı, güzel bir cilde sahip olmayı isteriz. Cildimiz iç dünyamıza açılan bir penceredir ve hangi hızla yaşlandığımızın en iyi göstergesidir. Hayatımızın tamamında olduğu gibi cildimiz de genlerimiz ve çevremiz arasında gerçekleşen bir evliliğin ürünüdür. Genlerimiz için bir şey yapamayız, ancak çevresel etkenleri kontrol edebiliriz.

    Cildimiz gün boyu çevre koşullarının etkisi ile kirlenir. Egzoz dumanları, makyaj artıkları, cildin kendi salgıları, mikroorganizmalar cilt üzerinde birikir ve cildin normal işlevlerini yerine getirmesini engeller. Ayrıca nikotin, alkol, sağlıksız beslenme, yetersiz uyku gibi etkenler de cildin yapısını olumsuz etkiler.

    Cilt bakımı cildin temizlenerek ve uygun ürünlerle desteklenerek bu olumsuz faktörlerin etkilerini ortadan kaldırır. Cildin normal işlevlerini devam ettirmesini sağlar.

    Cildimizde sorun olmasa dahi ayda 1 kez genel cilt bakımı yaptırmamız cilt sağlığı ve güzelliğimizi korumamız için gereklidir. Cildimize düzenli bakım yaptırmamız ve ev ürünleri ile desteklememiz geleceğe yönelik bir yatırımdır.

    Cilt bakımının amaçları:

    Cildin doğal hidrolipid yapısını ve dengesini korumak,
    Cildin işlevlerini düzenlemek (oksijenlenme, kan dolaşımı, ölü hücrelerin atılması, yeni hücre oluşumu),
    Cildin doğal atıklar ve dış faktörlerle oluşan kirliliğinin temizlenmesi, koruyucu tabakanın oluşturulması,
    Yıpranma ve yaşlanma ile azalan biyolojik aktiviteler için cildin ihtiyacı olan aktif maddelerin verilmesi,
    Cilt bakımı ile daha güzel bir görünüm yanında ruhsal rahatlama, gevşeme hissetmek.

    Klasik cilt bakımı:

    Uzmanımız tarafından cilt analizi yapılarak cildinizin neye ihtiyacı olduğu belirlenir. Önce cilt temizlenerek peeling işlemi yapılır. Ardından cilt yapısına göre 5 -15 dak. arasında buhar banyosu uygulanır. Vakum yardımı ile cildin altında birikmiş olan yağlar cilt yüzeyine çıkarılır. Cilt de komedon ve milia oluşumu varsa temizliği yapılır.

    Bu işlemin sonrasında yüksek frekans işlemi yapılır. Bunun amacı cildi mikroplardan arındırmak, yatıştırmak ve kan dolaşımını hızlandırarak, sivilceleri kurutmaktır. Kas yönü doğrultusunda yüz ve dekolte masajı yapılır.
    Cildin ihtiyacına göre serum ve maske uygulanarak cildin ihtiyacı olan kremle işlem tamamlanır.
    Önleminizi erkenden alın, yarına bırakmayın. Her yaş da cilt bakımı yaptırılmalıdır!

    Özel tedavi ve bakım kürleri

    Sorunlu ciltler için geliştirilmiş olan özel tedavi bakım setlerimizle cilt sorununuzu ortadan kaldırıyoruz.

    Hassas ciltler için tedavi-bakım kürü

    Problemli-yağlı-akneli ciltler için tedavi-bakım kürü

    Cilt gençleştirici tedavi-bakım kürü

    Göz çevresi tedavi-bakım kürü uygulanmaktadır.

    Hassas ciltler için tedavi bakım kürü

    Haftada 1 kere uygulanan 6 haftalık bakım kürüdür. Her seans 60 dakikadır.
    İçeriği: yaban mersini özü, kuşburnu, rosa canina özü, meriloto, meyan kökünden elde edilen Beta Glicirretic asit, E ve C vitaminileri, aloe vera ekstreleri.
    Etkileri: Damar çeperlerini korur. Tahriş olmuş ve kuperozlu ciltlerde yanmayı, kızarıklığı azaltır, rahatlama sağlar, antioksidan etki gösterir.

    Problemli-yağlı-akneli ciltler için tedavi-bakım kürü

    Haftada 1 kere uygulanan 5 haftalık bir üründür. Her seans 60 dakikadır.
    İçeriği: Limon, portakal, kil, salatalık suyu, ada çayı, yeşil çay, glikolik asit ve gse ekstreleri içerir.
    Etkileri: Asit düzenleyici, sebum dengeleyici, sıkılaştırıcı ve antiseptiktir.

    Cilt gençleştirici, toparlayıcı bakım kürleri

    Haftada bir uygulanan 6 haftalık bakım kürleridir. Her seans 60 dakikadır.

    Havyar Kürü

    İçeriği: Havyar, saf A vitamini, kiona yağı E-A-C vitaminleri

    Etkileri: Kuru, kırışıklığı ciddi boyutlarda olan ciltler için uygulanır. Nemlendirici ve kırışıklıkları açıcı etkisi vardır.

    Q10 Kürü

    İçeriği: Glikoprotein, Q10 enzimi, bitkisel dolgu kürecikleri.
    Etkileri: Olgun ve elastikiyet kaybı olanlara özel cilt kürü. Cilt de dolgunluk etkisi yapar. Toparlar ve elastikiyeti arttırır. Yüz kontürünü şekillendirir. Antioxidant etkilidir.

    Göz Çevresi Bakımı

    Göz çevremiz de özel bakımı hak eder. İnce çizgilenmeler, şişlikler, koyuluklar, göz etrafı ile ilgili problemlerdir. Bu sorunların çözümünde yardımcı olabilecek çeşitli bakımlar vardır. Yenileyici bir göz çevresi bakımı ile nazik cildin düzenlenmesi, sıkılaştırılması sağlanır. Haftalık seanslar şeklinde uygulandığında mükemmel sonuçlara ulaşılır.

  • Fraksiyonel co2 lazer

    Fraksiyonel Karbondioksit Lazer (E CO2)

    Dış görünümüne önem veren herkes pürüzsüz bir cilde sahip olmak ister. Ancak geçmişten kalan akne, yara, yanık izleri ve çatlaklar bazen güzelliğimize gölge düşürebilir.

    Fraksiyonel CO2 Lazer nedir ve nasıl çalışır?

    Normal yaşlanma prosesine, güneş hasarı ve hava kirliliğinin zararlı etkileri de eklendiğinde kollajen yıkımı hızlanır. Kollajenin ciltteki miktarı azaldıkça kırışıklıklar gözlenmeye başlar. Cilt gençleştirmede kullanılan fraksiyonel CO2 lazerler, tüm cilt yüzeyini etkileyen konvansiyonel CO2 lazerlerin aksine, ciltte mikroskobik kolonlar açarlar. Bu kolonlar çok ince kanallardır. Bu bölgelerdeki esas hedef sudur, yani kollajen, kan damarları, keratinositler gibi su içeren yapılar, seçici termal hasara uğrarlar. Termal hasar oluşan bölgenin hemen yanındaki hasar görmemiş bölgelerdeki canlı hücreler hasarlı alana göç ederek buradaki onarım mekanizmasını uyarırlar. Böylece cilt altında yeni kollajen üretimi başlar. Yeni jenerasyon fraksiyonel CO2 lazerlerin en büyük özelliği cildin üst yüzeyine hasar vermeden işlevlerini cildin altında gerçekleştirmeleridir. Böylece cildin üst yüzeyinde çok daha hızlı bir iyileşme oluşur ve kişiler sosyal hayatlarına kısa süre içinde dönebilirler.

    Daha önce üretilen Er:Glass ve Er:Yag lazerlerin dalga boylarının kısa olması sebebiyle yeterli cilt derinliğine ulaşılamamakta, bu nedenle de etkileri sınırlı olup, bazen çok sayıda uygulamaya rağmen istenilen noktaya varmak mümkün olamamaktaydı. Bu sınırlamanın aşılması amacıyla dünya çapında gelinen son nokta CO2 lazer sistemlerinin fraksiyonel versiyonudur.

    Fraksiyonel lazer uygulamaları sırasında tedavi edilen cildin kalınlığı kimyasal peeling veya dermabrazyonda olduğu gibi göz kararı veya tecrübeye dayalı şekilde değil, inilen derinlik kesin olarak bilinir. Güçlü olmasına karşın fraksiyonel özelliği sayesinde uygulama sonrası iyileşme hızı çok yüksektir ve iyileşme süresi kısadır. Dalga boyu daha uzun olduğu için, daha derin dermisde etkisini gösterdiğinden benzer sistemlere göre etkisi çok daha yüksektir.

    Fraksiyonel CO2 Lazer Hangi Alanlarda Kullanılır?

    Cilt Yenileme, yüz gençleştirme:
    Yüz, göz kapakları, boyun , dekolte bölgelerindeki, el üstündeki kırışıklıklar ve çizgilerin giderilmesi ve genital bölge estetiğinde kullanılır.

    İz Tedavisi:

    Yüz, sırt ve göğüste oluşan akne izleri (sivilce izleri) ve çukurları, yara ve yanık izleri ve deri çatlaklarının görüntüsünün düzeltilmesinde kullanılır.

    • Cildin geniş gözenekli ve kaba görünümünün giderilmesi

    • Ciltte meydana gelen güneş lekesi, yaşlılık lekesi, doğum sonrası oluşan lekeler ve yüzeysel pigment bozukluklarının giderilmesi

    • Kötü yara iyileşmesi (hipertrofik skar) ve yara kabarmalarının (keloid) azaltılması

    • Bazı cilt kanserlerinin tedavisi

    • Piyojenik granülom tedavisi

    • Rinofima ve otofima tedavisi

    • Doğumsal veya sonradan oluşan benlerin tedavisi

    • Göz kapaklarında oluşan kolesterol plaklarının (ksantalezma) tedavisi

    • El, ayak, genital bölge gibi yerlerde oluşmuş siğil ve kondülomların tedavisi

    Fraksiyonel CO2 Lazer Sonucu Ciltte Oluşan Değişiklikler Nelerdir?

    Fraksiyonel CO2 lazer uygulaması sonrası, ani olarak cilt altı kollajen liflerinde %30 oranında kısalma meydana gelir. Sonraki 1 – 3 aylık süreçte ise cilt altında yeni kollajen oluşumu ve cilt altı bağ dokusunda yeniden düzenlenme meydana gelir. Tüm bunların sonucu olarak cilt gençleşmesi olarak adlandırılan ciltte gerilme, cilt üzerindeki pürüzlerde, lekelerde ve izlerde yüksek seviyede azalma olur. Ciltteki gözenekler daralarak cildin yapısı 2 – 5 yıl önceki durumuna geri döner.

    Fraksiyonel CO2 Lazer Uygulaması Ağrılı mıdır?

    Uygulama sırasında yanma ve acı hissi olur. Bu his lokal anestetik kremler kullanılarak azaltılabilir.

    Fraksiyonel CO2 Lazer Uygulaması Kaç Kez Yapılır?

    Fraksiyonel CO2 lazer sisteminde seans sayısı sorunun şiddetine göre ve uygulamanın gücü ve derinlik ayarlarına bağlı olarak değişmektedir. Hafif – orta derece kırışıklıklar ve izlerde 2 – 3 seans yeterli iken çok derin sivilce izleri ve kırışıklıklarda tedavi 3 – 5 seans olarak düzenlenir. Seansların aralığı 1 – 1.5 aydır.

    İyileşme Sürecinin Özellikleri Nelerdir?

    Fraksiyonel CO2 lazer uygulaması sonrası pansuman gerekmez. Ciltte ilk gün kızarıklık ve ödem meydana gelir. Sonrasında 3 – 7 gün süren noktasal kabuklanma dışında bir şikayet olmaz. Hasta 3. günden itibaren makyaj yapabilir. CO2 fraksiyonel lazerin bu avantajı hastanın günlük yaşamına devam etmesine olanak sağlar.

    Uygulama Öncesi Nelere Dikkat Edilmelidir?

    Hasta uygulama öncesi güneş ve solaryumdan 1 ay uzak kalmalıdır. Kanın pıhtılaşmasını engelleyen ilaçlar (aspirin,heparin), retinoid içeren ilaçlar (isotretionin), ışığa duyarlılığa neden olan ilaçlar (tetrasiklin, naproksen, östrojen, progesteron, doğum kontrol hapları, klorokin) alınmamalıdır. Uygulama öncesinde cildi aşındırıcı dermabrazyon ve peeling gibi tedaviler veya cilt germe operasyonu uygulanmışsa mutlaka uygulama yapan doktora söylenmelidir. Hastada geçmişte herpes (uçuk) çıkarma öyküsü var ise, mutlaka uygulama öncesinde ilaç almalıdır.

    Uygulama Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir?

    Uygulamadan 2 gün sonra ılık duş alınabilir. Ödem ve inflamasyonu azaltmak için soğuk kompres uygulanabilir. Uygulama sonrası ciltte oluşabilecek kabuklanmayı azaltmak için cilt nemli ve temiz tutulmalıdır. İlk hafta içinde bu nemlendirme işlemi günde 3 – 4 kez tekrarlanmalıdır. Hastanın cilt tipine ve çevre koşullarına bağlı olarak iyileşme sonrası güneş koruyucular kullanılmalı, cilt soyucu kremler ise en az 1 ay kullanılmamalıdır.

    Tedavi kimlere uygulanmaz?

    • Kişide son 3 ay içinde izotretinoin kullanma öyküsü varsa bu tedavi uygulanmaz.
    • Hamilelere uygulanmaz.
    • Deride aktif enfeksiyonu ve aknesi olanlara uygulanmaz.

  • Diyet ve diyetisyen

    Kilo sorunu olan bireylerin fazla kilolarından kurtulmak, estetik bir görüntüye ulaşmak ve sağlık açısından yeterli kiloya inmek isteyenler için uygulanılan beslenme programlarına verilen genel addır. Diyet sadece kilolu insanların uyguladığı bir program değildir genelde tansiyon hastaları ve şeker hastaları gibi tatlı, tuzlu dengesini koruması gerekn kişiler içinde özel diyet programları hazırlanmaktadır. Diyet programları kişinin belirleyeceği birşey değildir. Bunun için bir doktordan veya uzman bir görüşten görüşleri alınmalı ve onların verdiği programlara göre hareket edilmelidir.

    Eğitimli bir diyetisyenin görevi beslenme psikolojisi, besinlerin biyolojik bağlantıları ve besinlerin değeri hakkında bilgi vermektir. Aynı zamanda müşterisini, yemek alışkanlıkları, yaşam standardı, beden bilinci ve spor hakkında da bilinçlendirmelidir. Bir diyetisyene ihtiyaç duyarsanız ise dikkat edilmesi gereken tek bir nokta vardır. Diyetisyenin size kimin tarafından önerildiği ve ortamının ciddi bir sağlık kurumunda olmasıdır.

    Bir diyetisyen obeziteye eğilimli insanlara onların yeme alışkanlıklarını ve neden yediklerini öğrenerek ona yardımcı olur. Bu şekilde aşırı kilolu insanlara doğru ve kişiye özel bir diyet programı hazırlayarak, sağlıklı bir şekilde kilo vermesine yardımcı olur. Bunun yanı sıra anne adaylarına hamilelik süresince nasıl beslenmeleri gerektiğini açıklar.

    Anneye bu sürede dikkat etmesi gereken gıdaları, bebek ve kendisi için gerekli olan besinleri almasına yardımcı olur. Aynı zamanda da bu dönem içerisinde hangi sportif faaliyetlerde bulunabileceği bilgisini verir. Sporcularda ise hangi sporu icra ediyorsa, ona özel bir diyet planı hazırlar.

  • Ameliyatsız estetik

    Botoks, sinirlerden kaslara giden iletiyi geçici olarak durdurarak etki göstermektedir. Böylece enjekte edildiği bölgedeki kasların hareketleri engellenerek bu kasların hareketleri sonucu oluşan kırışıklıkları ortadan kaldırır.

    1990′lı yılların başından itibaren yüzdeki kırışıklıkların giderilmesi amacıyla dünyada yaygın bir kullanım alanı bulmuştur. Özellikle alındaki çizgiler ve göz kenarındaki kaz ayağı tabir edilen çizgilerin giderilmesinde çok başarılı sonuçlar verdiği görülmüştür. Bu bölgelerdeki kırışıklık çizgilerinin yüz gençleştirme ameliyatlarıyla düzeltilmesinin çok güç olması estetik cerrahideki önemini daha da arttırmaktadır. Yüz germe ameliyatı yapılan pek çok kişiye daha iyi bir sonuç elde etmek için beraberinde uygulamalar gerekmektedir. Kaş kenarlarını yukarı kaldıran bir etki yapması ve kaş düşüklüğü olan kişilerde bu problemin düzeltilmesini de sağlaması bir diğer avantajıdır.

    Kırışıklıkları düzeltmek amacıyla uygulanması, yüzdeki belli noktalara çok ince uçlu bir iğne ile enjeksiyon yapılması şeklindedir. İşlem yaklaşık 5 dakika sürer ve sadece ince bir iğnenin batmaları şeklinde hissedilen çok kolay tolere edilen bir işlemdir. Uygulamanın etkileri 2 ila 3 gün sonra ortaya çıkar ve 4 ila 6 ay boyunca devam eder. İlk uygulamada 4 ay kadar kalıcı olan etkileri bir kaç uygulamadan sonra 8 aya kadar uzayabilmektedir. Uygulama sırasında önemli bir şişlik ve kızarma oluşmaz ve kişi hemen günlük aktivitelerine dönebilir.

    Enjeksiyonlar yüzün üst bölgesinde özellikle alın çizgilerinin, kaş çatma çizgilerinin, ve göz kenarındaki çizgilerin (kaz ayağı) düzeltilmesinde çok etkili olmaktadır. Ayrıca yüzün üst bölgelerine uygulandığında kaşları kaldıran bir etki de oluşmaktadır. Yüzün alt bölgesinde ise dudak üzerindeki çizgilere ve boyundaki dikine bantlara uygulanabilmektedir. Ancak bu bölgelerde yüzün üst bölümlerindeki kadar etkili sonuçlar oluşmadığından uygulaması daha kısıtlı kalmaktadır. Aşırı terleme tedavisi içinde kullanılmaktadır. Uygulanan hastalarda baş ağrısı ve migrene de iyi geldiği tesadüf olarak tespit edilmiştir.

    uygulama kalıcılığı çok uzun olmayan ve kalıcılığı için tekrar edilmesi gereken bir yöntem olmakla birlikte ameliyatsız, kolay ve ucuz bir tedavi olması nedeniyle günümüz estetik cerrahisinde çok tercih edilmekte ve uygulanmaktadır. dünyada milyonlarca kişiye uygulanmış ve hiçbir ciddi komplikasyonla karşılaşılmamıştır. Yanlış uygulamalarda oluşabilecek komplikasyonlarda birkaç ay içinde geri döneceğinden pek önemli kabul edilmeyebilir. Ancak deneyimli bir hekim tarafından uygulanması hem bu komplikasyonların oluşmaması hem de daha etkin sonuçlar alınması bakımından önemlidir.

    KAŞ KALDIRMA (browlift) OPERASYONU NEDİR?

    Kaşların yapısı cinsiyete göre farklılık gösterir. Bayanlarda daha kavisli iken erkeklerde daha düz görünümlüdür. Kaşlar, gözler ve burun ile belirli oranlar ve açılar doğrultusunda bir ahenk içerisindedir.Gerek yapısal olarak, gerekse yaşlanmaya bağlı olsun düşük görünümlü kaşlar kişiye mutsuz ve yorgun bir görüntü verir. Kaşların normal şekline ve açılarına getirilmesi dinamik bir görüntü kazandırırken gözleri vurgulayarak bakışların da daha canlı ve etkileyici olmasına neden olur.

    KAŞ KALDIRMA OPERASYONU NASIL YAPILIR?

    Klasik alın germe ameliyatlarında olduğu gibi saçlı deriden yapılan ama daha küçük bir kesi yapılarak uygulanabildiği gibi, tam kaş üzerinden veya üst göz kapağından girilerek yapılabilir. Kaş kaldırma operasyonlarının kalıcılığı, iz kalıp kalmayacağı, istenilen kaş şeklinin elde edilme başarısı, lokal veya genel anestezi altında olması uygulanacak tekniğe göre değişir. Teknik seçimi ise hastanın ihtiyaçları, beklentileri, beraberinde başka operasyon uygulanıp uygulanmayacağına (göz kapağı estetiği,yüz germe, alın germe vb.) ve cerrahın bu tekniklerdeki tecrübesine göre belirlenir. Göz kapağı ve kaş üzerinden girilerek yapılan kaş kaldırma operasyonlarında klasik tekniklerle kıyasla neredeyse hiç iz kalmaz ama kalıcılık süresi nispeten daha azdır.

    İPLERLE KAŞ KALDIRILABİLİR Mİ?

    Evet iplerle kaşlar asılabilir ayrıca; bu askılama teknikleri iz bırakmayan ve 20-30 dakikalık lokal anestezi altında yapılabilen işlemlerdir.

    Dolgu Maddeleri Uygulaması

    Hyalüronik Asit Türevleri:

    Hyaluronik asit tüm yaşayan organizmalarda bulunan bir pollisakkarittir. Derinin dermis tabakası, dokuyu destekleyen kollajen lif kümeleri ile su tutan ve hacim yaratan hyaluronik asit molekülleri içermektedir.

    Hyaluronik asit ciltteki kırışıklıkların düzeltilmesi amacıyla enjeksiyon formunda üretilmiş (Restylene, Hylaform v.s.) olup bugüne kadar dünyada 30 milyondan fazla insanda kullanılmıştır. Hayvansal madde ve toksin içermediği için diğer canlılardan hastalık bulaştırma riski yoktur ve alerjik reaksiyon oluşturmamaktadır. Test ihtiyacı olmadığı için hasta hemen tedavi edilebilir.

    Hyaluronik asit enjeksiyonları çok ince uçlu bir iğne ile cildin içine dermis tabakasına yapılmaktadır. Özellikle ince kırışıklıkların düzeltilmesi amacıyla ve dudak dolgunlaştırma amacıyla kullanılmaktadır. Dudak üzerindeki ince çizgiler burun kenarlarından ağız kenarına uzanan çizgi (nasolabial kıvrım) ağız kenarındaki çizgiler, alındaki kaş çatma çizgileri en çok uygulanan ve en yararlı sonuçların alındığı bölgelerdir.

    Hyaluronik asit enjeksiyonları kısa süren ve ofiste yapılan işlemler olup uygulaması hasta açısından çok kolaydır. İşlemden sonra önemli bir şişlik ve kızarıklılık oluşmaz ve hasta hemen günlük aktivitelerine dönebilir. Hyaluronik asit zaman içerisinde vücut tarafından emilerek yavaş yavaş küçülür. Ancak etkinliği ortalama 6 ay olmak üzere 1 yıla kadar uzatmaktadır. Etkinliği azaldıktan veya kaybolduktan sonra tekrar uygulamalar yapılabilir.

    Kalsiyum Hidroksiapatit:

    Kalsiyum hidroksiapatit (CaHA) plastik cerrahide uzun yıllardır uygulanan ve herhangi bir yan etkisi olmadığı ispatlanmış bir maddedir. Bu madde jel formunda dolgu maddesi şeklinde iki yıldan beri estetik cerrahide kullanılmaya başlanmıştır. Kalıcılığı hyaluronik asite göre çok daha uzun olup 6-7 yıl kadar sürmektedir. Özellikle dudak dolgunlaştırma ve derin çizgilerin doldurulması amacıyla kullanıldığında çok olumlu sonuçlar vermektedir. Ayrıca çene ucu ve elmacık kemiği çıkıntısını arttırmak amacıylada uygulanabilmektedir.

    Kalsiyum hidroksiapatit enjeksiyonları da hasta için kolay, ağrısız ve kısa süren işlemlerdir. İşlemden hemen sonra kişi normal hayatına devam edebilmektedir.

    Yağ Enjeksiyonu

    Yağ enjeksiyonu veya “mikro lipoinjeksiyon” olarak bilinen bu işlemde hastanın karın, uyluk, kalça ve diğer yağ içeren vücut bölgelerinden iğne ile yağ alınır. Özel işlemlerden geçirildikten sonra yüz derisi altına enjekte edilir. Yağ en sık olarak çökük yanakların, ağız ve burun arasındaki gülme çizgilerinin doldurulması, derideki çökme ve düzensizliklerin giderilmesi, alın çizgilerinin silinmesi ve dudakların dolgunlaştırılması ya da vücuttaki kontur düzensizliklerinin giderilmesi amacı ile uygulanır.

    Hem donör (verici) hem de alıcı sahaların temizlenip hazırlanmasından sonra lokal anestezi veya alınacak miktara bağlı olarak genel anestezi altında negatif basınçlı bir enjektör yardımı ile yağ belirtilen bölgelerden çekilir. Alınan yağ yine enjektör içinde serbest süzülmeye bırakılarak serum ve yağ hücrelerinin ayrılması için beklenir. Ardından bekletme enjektörünün içinden sadece yağ hücrelerinin bulunduğu orta bölümden yağ hücreleri transferin yapılacağı enjektöre alınarak alıcı sahaya enjekte edilir. Transfer edilecek miktarın kontrolunu kesin olarak belirleyebilmek için, transfer enjektörleri 1cc’lik enjektörler olmalıdır. Transferin rahat yapılabilmesi ve transfer ederken yağ hücrelerinin hasar görmemesi için kullanılacak iğne uçları 14- 16 gauge boyutunda olmalıdır. İnjeksiyon yerinin üzerine bazen ince bir bant yapıştırılır. Tedaviden sonra yağın %50’sinin 6 ay içinde erimesini dikkate alarak gerekenden daha fazla miktarda yağ verilir. Fakat bu miktarın aşırıya kaçmamasına dikkat etmak gerekir. Yağın transferi sırasında dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta da; yağın alıcı sahada yaşama ihtimalini arttırmak için derialtı dokusu, yağ dokusu ve kas dokusu gibi değişik katmanların içine verilmesi gerekliliğidir. Yüz çizgileri dışında çökük yanakların doldurulması, alın çöküklüğünün giderilmesi, çene ucunun dolgunluğunun arttırılması gibi bir amaçla kullanıldığında yağ enjeksiyonu sonrası yüzde geçici olarak şişlik ve bölgesel kabarıklıkların gözlenmesi doğaldır.

    Geniş bölgelerde işlem yapılan hastaların kısa bir süre istirahat etmeleri uygun olacaktır. Ancak çoğu hasta tedaviden hemen sonra normal günlük aktivitelerine dönmektedir. Hem alıcı hem de donör sahada bir miktar şişme veya kızarıklık beklenebilir.

    Bu şikayetlerin derecesi tedavi edilen yere ve büyüklüğüne göre değişir. Enjeksiyon yerlerindeki kızarıklık veya morluklar düzelene kadar yaklaşık bir hafta güneş ışınlarından korunulmalıdır. Bu sürede güneş koruyucu kremler veya fondöten kullanımı yardımcı olabilir.

    Yağ enjeksiyonu ile elde edilen sonuçların devamlılığı hastadan hastaya değişmektedir. Bazı hastalarda bu süre bir yıl veya daha uzun süre de olsa hastaların çoğunluğunda ilk haftada sağlanan dolgunluğun hemen hemen yarısı altı aylık bir sürenin sonunda kaybolmaktadır. Zira ilk haftalardaki dolgunluk şişmeye bağlıdır. Üç aydan sonra ne kadar dokunun orada beslenip kaldığı az çok belli olur. Yeni enjeksiyonlar 3,6,12 ay sonra tekrarlanıp sonuç daha iyi duruma getirilebilir. Uygulama ilk yıl 2-3 kez yapılmasına karşın sonraki yıllarda yılda bir kez yeterli olabilir. Çizgilerin çok derinleşmesinden önce takviyeler şeklinde uygulanması çok daha akılcıdır. Bu tekniğin avantajı vücuttan iğne ile alınıp iğne ile verilebilmesidir. Verilen yağ dokusu uygun bir teknikle uygulanırsa en az %50’si verilen yerde kanlanıp tekrar yaşamaya devam eder

    Doku Kokteyli:

    Yüz germe, karın germe veya meme küçültme esnasında çıkarılan deri parçalarına az miktarda kas, fasya ve yağ dokusunun eklenmesiyle hazırlanır. Bu dokulardan elde edilen dermis tabakası en değerli olanıdır. Mikro greftler şeklinde hedef bölge cilt altına verilen damar sistemi zengin olan bu dokuların %90’ı canlı kalabilir. Bu yüksek oranda canlı kalım nedeniyle yağ enjeksiyonuna göre çok daha etkilidir. Mutlaka deri kesisi gereken bir işleme ihtiyaç duyulması ise dezavantajıdır. Dolgu maddesi olarak enjekte edilen bu greftler alıcı alanda damarlanıp yaşarlar, ancak zamanla mimik hareketlerle ve vücudumuzdaki doku erimelerine uygun olarak onlar da erimeye doğru gidebilirler. Bu erime kişilerin yapılarına, yaşlarına, yaşam şartlarına bağlı olmak üzere değişkenlikler gösterebilir. Bu tür doku maddelerinin avantajı insanın kendi dokusu olmasıdır, dezavantajları ise her seferinde kendisinden alınıp tekrar hastaya verilme gerekmesidir.

  • Prp doku yenileme

    Prp doku yenileme

    • PRP (Doku Yenileme) nin cilt üzerindeki uygulamaları nasıldır ? Amacı nedir?

    – Doku yenilemede kandan alınan büyüme faktörleri kolejen üretimi arttırmakta doku yenilenmesine yardımcı olmaktadır. Bu sayede lekelerin azalması , sivilcelerle kalan izlerin yok olması cildin daha gergin , canlı ve parlak görünmesini sağlanmaktadır.

    • Cilt yüzeyinde hangi bölgelere uygulanmaktadır?

    – Problemli olan herhangi bir bölgeye uygulanabilmektedir. Yüz, boyun, dekolte ve el üstü gibi…

    • PRP’nin etkileri nasıldır?

    – Uygulama yapılan kişi 3 – 4 haftanın sonunda etkileri fark etmektedir. Lekelerde azalmalar meydana gelmekte ve cilt yüzeyi daha parlak , gergin ve canlı gözükmeye başlamaktadır.

    • Yan etkileri var mıdır?

    – Karışım hastadan kendi kanı ile hazırlandığı için kan yoluyla bulaşan bulaşıcı hastalıklara yakalanma yada alerji olma riski yoktur. Sadece işlem esnasında kızarıklık meydana gelebilmektedir ve bu kızarıklık birkaç saat sonra geçmektedir.

    • Tedavi süresi ne kadar zamanda tamamlanmaktadır?

    – 3 seanstan oluşmakta,ayda 1 defa uygulanmaktadır. 6- 12 ay arasında da tekrarlanması gerekmektedir.

    • PRP uygulaması esnasında ağrı ya da acı var mı?

    – Herhangi bir ağrı ya da acı hissi yaşanmamaktadır, krem ile uyuşturma işlemi sonrası uygulanmaktadır.

    • PRP yönetimi kimlere uygulanamaz?

    – Aktif kanser hastaları hariç herkese uygulanabilmektedir.

  • Soğuk lipoliz

    CRYO E ACTION (Soğuk lipoliz) yağ hücrelerini dondurarak işlevsiz hale gelerek onların yokolmasını sağlayan kontrollü ve bölgesel bir cilt soğutma yöntemidir. Aslında yağ hücrelerinin soğuğa maruz kaldığı zaman dermatolojide “soğuk kaynaklı panikülit” olarak da ifade edilen programlanmış hücre ölümüne (apoptoz) girdikleri yaygın bilinen bir gerçektir.

    Cryolipoliz ( Soğuk lipoliz ) cihazı ile yağ hücreleri hedef alınarak yağ tabakasının bulunduğu bölgeler soğuk aracılığıyla parçalanır. Yağ hücreleri soğuğun etkisiyle daralıp büzülünce lenfatik sistem tarafından vücuttan atılır.

    Cryolipoliz ve Cryo Elektroforez uygulama alanları

    Liposuction yöntemine karşı serin bir alternatif

    Cryo-lipoliz ( Soğuk lipoliz ) yağ hücrelerini dondurarak onların işlevsiz hale gelmesini sağlayan kontrollü ve bölgesel bir cilt soğutma yöntemidir. Aslında yağ hücrelerinin soğuğa maruz kaldığı zaman dermatolojide “soğuk kaynaklı panikülit” olarak da ifade edilen programlanmış hücre ölümüne (apoptoz) girdikleri yaygın bilinen bir gerçektir. Cryolipoliz ( Soğuk lipoliz ) cihazı ile yağ hücreleri hedef alınarak yağ tabakasının bulunduğu bölgeler soğuk aracılığıyla parçalanır. Yağ hücreleri soğuğun etkisiyle daralıp büzülünce lenfatik sistem tarafından vücuttan atılır.

    •Cerrahi müdahale gerektirmeyen bir uygulamadır.

    •Lipoliz diğer adıyla yağ parçalanmasını tetiklemek için yağ hücrelerini dondurur ve lenfatik sistem tarafından atılmalarını sağlar.

    •Tedavi esnasında 8’e 12 cm boyutunda disk şeklinde bir cihaz doğrudan cilde uygulanır.

    •Bu cihaz uygulama bölgesine yerleştirildikten hemen sonra aktif olarak çalışmaya başlar ve etkisini giderek arttırır.

    •Cihaz yerleştirildikten 5 ila 20 dk içersinde 4 ℃ soğuklukta yağ parçalayıcı etkisini göstermeye başlar.

    •Diğer dokulara zarar vermez.

    •Apoptotik yağ hücrelerinin ölmesini sağlar.

    •Doğal olarak meydana gelen bir iltihaplanma süreci sonrasında ölü yağ hücreleri vücuttan atılır ve yağ tabakasında incelme olur

    •Sinirler, kas dokusu ve kemiklerin etrafındaki yağ dokusunu azaltan zararsız bir uygulamadır.•Yağ tabakasının yoğun olarak bulunduğu bölgelerde daha etkilidir.

  • Yeni nesil gıda intoleransı testi

    Yeni Nesil Gıda İntoleransı Testi

    York Testi, hangi gıda veya gıdalara karşı intoleransınız olduğunu hemen öğrenebileceğiniz bir kan testidir.

    York Testi şirketi, parmak ucunuzdan alacağımız bir damla kanı inceleyerek, vücudunuzun hangi besinlere karşı intoleransı olduğunu tespit eder ve testin neticesine göre uygulamanız gereken ‘kişisel’ beslenme planı oluşturmanıza yardımcı olur.

    Aslında tıp dünyası “Gıda İntoleransı Testi” kavramını çok uzun süredir biliyordu, ancak birçok doktorun aklındaki soru işareti, bunu tespit etmek için yapılacak testlerin ne derece güvenilir olduğuydu.

    Eski jenerasyon testler genelde doğru sonuçlar vermediği için hastayı iyileştirmek yerine daha da sıkıntıya sokuyordu.

    York Testi yeni jenerasyon bir Gıda İntoleransı Testidir ve York Testi’nin keşfi tıp dünyasında, Röntgen’den MR’a geçiş gibi büyük bir teknolojik adım olarak algılanmıştır.

    Eski ve yeni jenerasyon testler arasındaki farkın sebebi, York Testi’nin Aktif ve Pasif intoleransı birbirinden ayırtetme tekniğidir. Eski testlerde 40-50 adet gıda intoleransı çıkan raporlar York Testi’nin “Subclass 4 igG Examination” tekniğiyle pasif intoleransları elemesiyle 2-3 gıdaya indirgenmektedir. Yani, York Testi yaptıran hastalar sadece aktif olan intoleranslarını öğrenmektedirler. York Testi Laboratuarları 25 sene süren bir araştırma neticesinde bu testleri geliştirmiştir ve York Testi’nin tekrar doğrulanabilirlik oranı %98’ler seviyesine ulaşmıştır ki bu eski test teknikleri için hayal bile edilemeyecek bir başarı noktasıdır.

    Gıda intoleransı alanında en ileri yöntem olarak kabul edilen bu “Subclass 4 igG Examination” tekniğini 2004 yılında keşfeden York Testi şirketi bu çığır açan buluşu nedeniyle İngiliz Kraliçesi’nden İngiltere’nin en başarılı şirketi ödülünü almıştır.

    İstatistiklere göre, eski model testleri kullanan hastaların sadece %3’ü kendilerine verilen karmaşık diyet programını anlamış ve takip edebilmiştir. Oysaki bu rakam York Testi’nde %93′tür.

    Gıda İntoleransı şu hastalıklara yol açabilir:

    – Şişmanlık,

    – Kilo verememe,

    – Migren,

    – Akne,

    – Nedeni bilinmeyen ödem,

    – Gaz,

    – Şişkinlik,

    – Kronik yorgunluk,

    – Kabızlık,

    – Cilt problemleri (örn. sivilceler, kaşıntı nörodermatit, kronik egzema vs.),

    – Romatizmal hastalıklar,

    – Astım,

    – İshal ,

    – Mide krampları,

    – Depresyon,

    – Uyku bozuklukları,

    – Baş ağrısı,

    – Solunum yolu hastalıkları,

    – Kronik Farenjit,

    – Sürekli nezle olma,

    – Ağızda yaralar,

    – Epigastrik Ağrılar,

    – Crohn hastalığı,

    – İrritabl Bağırsak Sendromu,

    – Sık gribe yakalanma,

    – Kronik burun akıntısı,

    – OSB (Otistik Spektrum Bozukluğu),

    – Sedef hastalığı,

    – Nörodermatit,

    – Ürtiker

    YORK Testi’ni uygulamış olan 2500 hasta arasında yapılan anket şu sonuçları vermiştir:

    Hastaların;

    %90′ı, kendi pozitif deneyimlerine dayanarak YORK Testi’ni herkese tavsiye ettiklerini…

    %72′si, bu test sonucunda sağlık durumlarının büyük ölçüde düzeldiğini…

    %78′i, sorunlu olarak teşhis edilmiş gıdaları zamanla tekrar beslenme planlarına dahil ettikleri zaman düzelmiş olan semptomların %90′ının tekrar geri geldiğini

    belirtmişlerdir.

    York Testi sonrası sorunlu besinleri çıkaran hastalardaki iyileşme oranları

    Kronik Semptomlar Belirgin İyileşme

    Gastro-intestinal 80%

    Solununum 72%

    Nörolojik 78%

    Dermatolojik 76%

    Kas-iskelet sistemi 64%

    Psikolojik 81%

    Diğer 79%

  • Aşırı terleme tedavisi hk

    Aşırı terleme hatta bazen normal terleme bile kişileri rahatsız edebilmektedir. Bu yüzden terleme tedavisine talep özellikle bahar ve yaz aylarında oldukça fazla olmaktadır. Terleme tedavisi bir çok farklı şekilde yapılabilmektedir. Bunlar arasında terlemeye neden olan sinir ganglionların alınması, yine yüzeyel bir lazer liposuction ile bu bölgedeki ter bezlerinin harab edilmesi ve medikal terleme tedavisi sayılabilir.

    Stres, emetikler, insülinler gibi uyaran ilaçlar, tiroid bezinin aşırı çalışması, böbrek üstü bezi hastalıkları, menopoz, hipoglisemi, şişmanlık, bazı kanserlerin tedavisinde kullanılan ilaçlar ve hormonlar aşırı ve fazla terlemenin başlıca nedenleri arasında bulunmaktadır. Ancak bir hastalıkdan bağımsız olarak yapısal nedenlerle de çok fazla terleme gözükebilir.

    Kişiye bağlı olarak ter bezlerinden aşırı ter salgılanmasını belli bir dönem için durdurmak ve böylece özellikle yaz aylarında gerek koltuk altı gerek avuç içi gerekse ayak tabanı terlemesi giderilebilmektedir.

    Altın İğne Fraksiyonel Radyofrekansla Terleme Tedavisi

    Terleme tedavisi için yapılan bir diğer uygulamada Infini fraksiyonel altın iğne radyofrekans tedavisidir. Bu tedavide ameliyatsız olarak çok ince altın iğnelerle cilt altı dokulara radyofrekans enerjisi verilerek, ter bezlerinin kalıcı olarak hasarı amaçlanır. Hasarlanan ter bezleri gerekli teri salgılayamaz ve terleme önlenmiş olur.

    Bu uygulama 3-4 hafta aralıklarla 3 seans yapılmaktadır. Uygulama ağrısız bir uygulamadır, emla krem sürülerek koltuk altı uyuşturularak yapılmaktadır. Sonrasında sadece 1 gün kızarıklık yaratır. Deriye bir zarar vermez. Bu sayede hasta günlük yaşamına kolaylıkla devam eder.

    Terlemeniz her seans sonrası azalacak ve minimum düzeye inecektir. Uygulamada kalıcı ve uzun süreli bir sonuç elde edilmektedir. Bu uygulama sadece koltuk altı terlemesi için yapılmaktadır, el ve ayak terlemsine uygulanmamaktadır.