Kategori: Dermatoloji

  • Gebelik ve cilt

    Gebelik döneminde ciltte bazı değişimler olur. Bunları bilir ve bazı önlemler alınırsak bu dönemi daha sağlıklı ve güzel geçirebiliriz.

    Saçlar: Gebelik döneminde yüksek östrojen hormonuna bağlı hızlı uzar, gürleşir, canlı ve parlak bir görünüme kavuşur. Ancak gebelikte sık görülecek Fe (Demir) eksikliği anemisi gelişmişse saç kaybı, soluk cilt görünümü ve tırnaklarda kırılma olur…. Bu şikayetler varsa Fe (demir) düzeyi kontrol edilmelidir.

    Sivilce: Gebelikte sivilce sorununu önceden tahmin etmek mümkün değildir. Var olan sivilceler düzelebileceği gibi yeni sivilce oluşumları görülebilir.

    Benler: Gebelikte ciltteki benler ve çiller koyulaşır. Meme ucu rengi koyulaşır. Doğumdan bir süre sonra eski haline dönebilir. Melasma gebelik maskesi denilen problem gebelikte hormonal değişimlere bağlı oluşur. Genellikle yanaklar, alın ve üst dudakta görülür. Gebelik döneminde güneşten korunmaya dikkat ederek bu sorun büyük oranda engellenir. Bazı koyu tenli hastalarda uzun süre problem oluşturabilir ve bazen de kendiliğinden geçmeyebilir.

    Skin Tags: İyi huylu deri oluşumlarıdır. Kol altı, boyun ve meme bölgesinde görülür, tehlikeli değildir. Doğumdan sonra gerileyebilir, gerilemeyenler ise kolayca tedavi edilir.

    Karında Kuruluk, Kaşıntı ve Çatlak: Gebeliğin ilerlemesiyle karın gerilir, kuruluk ve kaşıntı hissedilebilir. Kilo alımı fazla ise bu sorun daha yoğundur. Bol nemlendirici kullanmalı, kaşımamaya gayret edilmelidir. Gebelikte ciltteki yoğun gerilme sonucu cilt çatlakları oluşabilir. Genellikle genetik zemini vardır. Pembe-kırmızı renkte başlar daha sonra beyazlar. Ne yazık ki kesin önleyici bir tedavi yoktur. Nemlendirmek ve kilo alımına dikkat etmek önemlidir.

    Kılcal Damar Genişlemesi ve Varisler: Hormonlardaki ve dolaşımdaki değişim kılcal damar ve varis oluşumlarına neden olabilir. Doğumdan sonra bir kısmı düzelir.

    Bunların dışında gebeliğe özgü cilt döküntüleri yaşanabilir. Bu durumda doktorunuza danışmanız gerekir.

  • Genç gösteren makyaj teknikleri

    Hafifte olsa günlük makyaj uygulanması cildin daha sağlıklı görünmesini sağlar. Yüzdeki yaşlılık ve güneş lekelerinin üzerine açık renk kapatıcı uygulayabilirsiniz. Bunların tedavisine gelince peeling uygulamaları ciltteki pek çok renk sorununu çözümlemek için geliştirilmiş uygulamadır.

    Kaşları kalınlaştırın
    Uzun zaman yoğun olarak kaş almışsanız bazı bölgelerde kaşların çıkmadığını fark edersiniz. Bunu için özel kaş ve kirpik ürünleri kullanabilirsiniz. Ayrıca doğal bir görünüm için saç renginize yakın bir kalemle kaşları yoğunlaştırabilir, kaş fırçasıyla şekillendirebilirsiniz.
    Rujlar
    Dudak şekli yaşlanma sürecinde incelir, dudak konturu belirginliğini kaybeder ve etrafında ince çizgiler oluşur. Bu bölgeye yapılacak dolgu uygulamaları ile dudak etrafındaki çizgiler düzeltilebilir ve dudak eski şekline getirilebilir. Ruj seçiminde koyu renk rujdan uzak durun. Dolgunlaştırıcı etkili rujlar kullanabilirsiniz. Dudak çevresini açık renk bir kalemle belirginleştirdikten sonra açık renk ruj kullanmak dudağı daha güzel gösterir.
    Allık
    Yaşlanma sürecinde elmacık kemikler bir miktar aşağı doğru yer değiştirir. Bu bölgeleri radyofrekans, dolgu gibi bazı uygulamalarla daha iyi hale getirmek mümkündür. Allık sürerken eski elmacık kemik bölgesine uygulamak yüzdeki sarkmayı vurgular. Bu nedenle elmacık kemiklerin o anki yerini tespit edip buralara allık uygulamak ve bunu şakaklara doğru yaymak daha güzel bir görünüm sağlar.
    Göz altı torbaları
    Göz altı torbaları göz çevresi peeling uygulaması veya cerrahi tedavilerle azaltılabilir. Bunun dışında makyajla kapatmak isterseniz, bu bölgelere fondötenden daha koyu renkte bir kapatıcı uygulamak daha iyi sonuç verir.
    Göz altı morlukları
    Bu bölgede morluk problemi sık görülen bir sorundur. Göz çevresine peeling, mezoterapi uygulamaları ile azaltılabilir. Bunun dışında makyajla kapatmak isterseniz fondötenden daha açık renkte bir kapatıcı uygulayınız.
    Bronz pudra kullanın
    Ciltteki soluk görünümünü azaltmak, daha canlı bir görünüm vermek için kullanabilirsiniz. Bronz allığı elmacık kemiğinden saç çizgisine doğru hafifçe sürün. Daha ışıltılı daha canlı bir görünüm oluşacaktır.
    Yüz Çizgileri
    Yüz çizgileri botoks ve dolgu maddesi tedavisi ile azaltılabilir. Ciltteki çizgileri kalın fondöten ya da kapatıcı ile kapatamazsınız. Kalın ürünler çizgilerin arasına girerek daha dikkat çekici bir hal almasına sebep olur. Amaç bunları kapatmaktan çok, dikkati başka yöne çekmek olmalıdır. Önce makyaj altı baz kullanıp üzerine mineral fondöten kullanmak daha iyi bir seçim olur.

  • Sigaranın derideki etkileri

    Vücudun pek çok bölgesi gibi cilt de sigaradan ciddi oranda etkilenir. Net olarak söylenebilecek şey SİGARA olduğunuzdan daha yaşlı görünmenize neden olur.

    Cilde gelen kan akımı azalır deri besinleri ve oksijeni yeterince alamaz.

    Cildin doğal yenilenme sürecini yavaşlatır.

    Ciltte mat görünüm, renk değişimine neden olur.

    Kollajen, elastine zarar vererek erken çizgi oluşumuna ve cilt sarkmalarına neden olur.

    Sigara içerken ağız ve göz çevresi kaslarının fazla kullanılmasına bağlı çizgilere neden olur.

    Tırnaklarda sarı-kahverengi renk değişimi olur.

    Yara iyileşmesinde gecikme olur. (Bu nedenle bir deri operasyonu yapılacaksa sigaraya bir süre ara verilmelidir.)

    Bazı cilt kanseri tiplerinde artış meydana gelir.

    Saç dökülmesine neden olur.

    Akne de artışa neden olur.

    Psöriasis (sedef) hastalığında artışa neden olur.

    Diş etlerinde değişim oluşur.

  • Bitkisel ürünler sizin düşündüğünüzden daha tehlikeli olabilir!

    Şüphesiz ki, birçok kişi için bu bir sürpriz olacaktır ancak; WHO’ya (Dünya sağlık örgütü) göre bitkisel ürünler tüketicilerin sağlığı için bir tehdit olabilmektedir.

    WHO çeşitli alternatif bitkisel ilaçları test etmiş ve ürünlerin %59’unun kontamine olduğunu bulmuştur (bu kontaminasyon gerek ortamda olmaması gereken diğer bitki türleri ile veya diğer yan ürünler ile bulaşma şeklindedir). Daha da ötesi, bitki ekstreleri (özleri vs) toksik olabilir veya diğer bazı yan etkilere sahip olabilir. Sonuç olarak, bu ürünler sadece ‘tamamen doğal’ diye, otomatik olarak güvenli ve etkili oldukları anlamına gelmez. Ve eğer bitkisel ilaçlar kontamine ise, aynı zamanda bitkisel kozmetiklerin de öyle olması olasıdır.

    Bu, sentetik ürünlerin kontaminasyon bakımından güvenilir olduğu anlamına da gelmez örneğin vazelin (parafin yağı, petrolium jelly) karserojen maddelerden arındırmak için uygun şekilde saflaştırılmalıdır. Uygun şekilde rafine edildiğinde, vazelin (parafin yağı) kullanılması tamamen güvenli olan çok etkili bir katkı maddesidir.

    Onun için, gelin şu anlamsız “tüm doğallar iyidir ve tüm sentetikler kötüdür” fikrinden vazgeçelim. Onun yerine, kaynaklarına bakmaksızın, ürünlerimizin içeriklerinin güvenilir ve etkili olduğundan emin olmaya odaklanalım.

  • Argan yağı

    Argan ağacı Marocco’nun bazı bölgelerinde bulunan çok değerli bir ağaçtır. Argan yağı, ağacın meyvelerinden elde edilir.

    Kuru ve yıpranmış saçlar için iyi bir alternatiftir. Saçınızı kuruturken uçlara doğru uygulayacağınız argan yağı saçlarda canlı, parlak bir görüntü sağlar. Uçlardaki kırılmaları azaltır.

    Saç diplerinde kuruluk sorunu yaşayanlar gece saç diplerine minik uygulamalar yapıp sabah yıkayabilirler.

    Yüz için kullandığınız nemlendiriciniz argan yağı içeriyorsa daha yumuşak ve parlak bir cilt sağlar.

    Bunlara ek olarak vücut ve el nemlendiricisi olarak kullanılabilir. Duştan hemen sonra kullanılan nemlendiricinin etkinliği daha yüksektir. Tırnaktaki soyulmalar ve kuruluk problemi de argan yağından fayda görür.

  • A’dan z’ye bölgesel zayıflama

    A’dan z’ye bölgesel zayıflama

    Yaz kapıdan baktırır fazla yağları yaktırır…

    Spor ve diyetle yağlardan kurtulamazsınız…

    Yaz gelmeden kilolardan kurtulun…

    Yaz ayları yaklaştıkça kışın alınan kilolardan kurtulma telaşı da beraberinde geliyor. Kimimiz vücudunun genelindeki kimimiz de bölgesel kilolardan şikayetçi. Bölgesel zayıflamayı arzu eden ancak, seçeneklerin çokluğu sebebiyle kafası karışanlara uzmanlardan yardım almasını öneriyoruz.

    Bölgesel zayıflama kilo azaltma yöntemi değildir.

    BÖLGESEL ZAYIFLAMA NEDİR?

    En başta söylenmesi gereken temelde bir kilo azaltma yöntemi olmadığıdır. Vücudun belli bölgelerinde birikmiş olan yağların azaltılması amacıyla kullanılan yöntemlere verilen genel isimdir.

    Her bireyin farklı bir vücut yapısı vardır. Genetik, içsel ve dışsal sebepler de yıllar içinde bu yapının üzerine eklendiğinde pek çoğumuzda yağlanma başlar ve bu yağlanma da vücutta homojen dağılmaz, belli başlı alanlarda daha çok depolanır. Bu biriken yağ dokuları da spor ve diyetle maalesef arzu edildiği kadar azaltılamazlar.

    BÖLGEDEN UZAKLAŞTIRMA

    Bölgesel zayıflama yöntemlerinin tümü aslında o bölgedeki yağ hücrelerinin büzüştürülerek, parçalanarak veya eritilerek o bölgeden uzaklaştırılması esasına dayanır. Bu işlemlerden herhangi biri uygulandıktan sonra da diyet ve spor yapılması, parçalanmış yağ hücrelerinin o bölgelerden atılmasını kolaylaştırdıkları için hastalara mutlaka önerilmelidir. Bu tavsiyeye uyan hastalarda tedavi başarısı çok artar.

    İdeal olanı, bölgesel yağlanma problemi olan hastanın diyet ve spor ile vücudunu şekillendirmesi, kalan yağlanmaların da uzman doktorunun önerisiyle doğru metod seçilerek o bölgeye uygulanmasıdır.

    Bölgesel zayıflama metodları son yıllarda giderek artmaktadır. Temelde 2 ayrı grupta toplanırlar:

    – İnvazif (girişimsel, cerrahi) metodlar

    – Non-invazif (girişimsel, cerrahi olmayan) metodlar

    Girişimsel (cerrahi) metodlar; liposuction, lazer lipoliz, mezoterapi gibi metodlardır. Girişimsel (cerrahi) olmayan metodlar ise; pressoterapi, lenf drenaj masajı, ozon sauna, infrared, kavitasyon, cryolipoliz gibi metodlardır.

    SOĞUK LİPOLİZ NEDİR?

    Bahsettiğimiz girişimsel olmayan metodların içinde yer alan en yeni, FDA (Amerika Gıda ve İlaç Dairesi) onaylı metodlardan biridir.

    Nasıl çalışır?

    Özel başlıkları uygulama alanına yerleştirilir. Başlık, vakum yaparak deri ve deri altı dokusunu kendine doğru çekerek o bölgedeki kan dolaşımını bir miktar azaltır ve yağ dokuları hareketsiz hale getirilir. Özel bir teknoloji sayesinde o dokuları kontrollü bir şekilde belli bir zaman diliminde yaklaşık + 2 ila – 8 C arasında soğutur. Aynı zamanda diğer dokuları korumak ve onlara hasar vermemek için onları da kısmen izole ederek çalışır.

    Deri altı dokusu, subkutan doku dediğimiz alanda bulunan yağ hücreleri (adipositler) soğuğa karşı çok hassastırlar, çevrelerinde bulunan damarlar, sinirler ve diğer dokular bu yağ hücrelerine oranla soğuğa karşı çok daha az duyarlıdırlar. Bu sebeple çevre doku sağlam bırakılarak sadece yağ hücrelerinin etkilenmesi sağlanır.

    Yağ hücreleri nasıl yok edilir?

    Asıl etkisi soğuk ile yağ hücrelerinin donmasını, kristalize olmasını sağlayarak o hücrelerin ölmesi ve yavaş yavaş vücuttan lenf ve kan yoluyla atılması esasına dayanır.

    Kaç seans uygulanmalıdır?

    Tek seanslık bir uygulamadır. Ancak aşırı yağ dokusuna sahip olanlarda aralarında 2 ay kadar bir süre bırakılmak üzere 3 seansa kadar uygulama yapılabilir.

    Sonuçları nelerdir?

    İşlem yapılan alanda işlemden yaklaşık 3 hafta kadar sonra ilk etkiler görülmeye başlar ve yaklaşık 4. ayın sonuna dek devam eder. 4. ayın sonunda artık vücut son halini almıştır. Ortalama daralma, işlem yapılan alan ve yağ dokusunun kalınlığına göre değişmekle birlikte 2 ila 15 cm. arasında olacaktır.

    Uygulama süresi nedir?

    Bölgelere göre farklılıklar göstermekle birlikte ortalama 30-100 dakika arasındadır.

    Kimlere uygulanabilir?

    Vücutta aşırı veya yaygın yağlanması olanlar ve obez kişiler uygun değildir. Bunun dışında kalan herkese, kadın erkek farkı olmadan işlem yapılabilir.

    İşlemde ve sonrasında ne hissedilir?

    İşlem esnasında hasta ağrı, acı hissetmez. Kullanılan özel jeller ve örtüler sayesinde sadece hafif soğukluk, serinlik hissedebilir. Bu sebeple de işlemdeyken TV izleyebilir, kitap okuyabilir, bilgisayar ile çalışabilir.

    İşlem bittikten sonra o bölgede hafif kızarıklık ve uyuşukluk oluşabilir. Dakikalar veya saatler içinde geçecektir. Az sayıda hastada morluk oluşabilir, ancak o da hiçbir iz bırakmadan yaklaşık 1 hafta içinde düzelecektir.

    En keyifli yanı da işlemden çıkar çıkmaz hastalar günlük hayatlarına hemen dönebilirler.

    Etkiler ne kadar süre ile kalıcı?

    Kişiler tekrar kilo almadığı, yaşam alışkanlıklarını sağlıklı yönde değiştirdikleri sürece formlarını korurlar.

    KAVİTASYON NEDİR?

    Kavitasyon, ultrason benzeri bir ses dalgasının bir el başlığı ile cilt üzerinden uygulanması yağ dokusuna ulaşması ve yağ dokusundaki hücrelerde ani ve yüksek basınç değişiklikleri oluşturarak yağ hücrelerini parçalama prensibine dayalı cerrahi olmayan bir başka bölgesel zayıflama yöntemidir.

    Hangi amaçla kullanılıyor?

    Bölgesel zayıflama amacıyla kullanılmasının yanında çoğumuzun selülit olarak tariflediği derideki kozmetik problemin de azaltılmasında oldukça etkili sonuçlar verir. Aynı zamanda cilt sıkılaşmasında da etkisi olduğundan bu amaçla da kullanılmaktadır.

    Başarı Sonuçları nelerdir?

    Uygulanan bölgeye ve hastanın vücut yağlanma oranına göre değişmekle birlikte yaklaşık 2-8 cm arasında daralma ve selülit görünümünde dikkate değer ölçüde düzleşme sağlanabilmektedir.

    Kaç seans uygulanmalıdır?

    Ortalama bölge başına 6-10 seans uygulama yapılmaktadır. Genelde haftada 2 seans ile başlanıp, haftada 1 seans ile sürdürülür.

    İşlemde ne hissediliyor? Ağrı hissedilir mi?

    Ağrı ve acı yoktur. Sadece hastalar kulaklarında hafif bir çınlama sesi duyarlar. Rahatsız edici bir işlem değildir.

    RADYOFREKANS NEDİR?

    Radyofrekans, bir başka cerrahi olmayan bölgesel zayıflama metodudur. Ancak sadece bölgesel zayıflama değil aynı zamanda kırışıklık tedavisi ve selülit tedavisinde de bu işlemden yararlanırız.

    Nasıl çalışır?

    Deri ve deri altındaki su içeren dokulardaki su molekülleri ve iyonları harekete geçirerek belli bir ısı derecesine kadar kontrollü bir şekilde ısıtılır.. Hedeflenen, ısının 40-43 C arasına ulaştırılmasıdır. Bu hesaplanmış ısı derecesi kişinin diğer dokularına zarar vermeden hedeflenen alanların istenen yönde etkilenmesi sağlanır.

    Hedeflenen nedir?

    Yağ hücrelerinin su düzeyi çevre dokulara göre yüksektir. İşte bu şekilde yağ hücreleri ısıtılarak eritilebilir. Bu uygulamanın sonunda da yine eriyen yağ hücreleri lenf ve kan yoluyla atılır.

    Ayrıca kolajen doku dediğimiz deri altında bulunan cildimizin sıkı durmasını sağlayan ve ağ gibi saran dokunun da radyofrekans ile ısınarak hasarlanmasını sağlayabiliriz. Ve bu hasarı fark eden vücudumuz da bağ dokusunda bulunan fibroblast denen hücrelerin aktivasyonunu arttırarak bu dokunun yenisini üretmeye başlar. Bu yeni doku eskisinden çok daha gergin ve sıkı bir doku olacaktır. Bu sayede kırışıklıklarda ciddi bir azalma sağlanacaktır.

    Isının fazla olması nasıl önleniyor?

    Tedavi süresince özel infrared termometreler ile deri ısısı ölçülür, böylece istenmeyen ısılara ulaşılmasına engel olunur.

    Zayıflama ve kırışıklıkta aynı işlem mi yapılıyor?

    Hayır farklı başlıklar kullanılır. İki ayrı başlığı vardır. Biri bipolar başlık; ki bu yaklaşık 5-6 mm kadar inebilen ve daha az derine ulaşan başlık yüz bölgesindeki kırışıklıklarda kullanılır. İkincisi monopolar başlık; ki bu da daha derin yaklaşık 20-22 mm derinliğe ulaşabildiğinden genellikle gövdede kullanılır.

    Seans süreleri, sayıları ve tedavi aralıkları nedir?

    Yüz bölgesi uygulaması yaklaşık 20 dk, gövde uygulamaları da genelde 40-60 dk karar sürer.

    Ortalama 10 seans uygulanır ve haftada 2 seans uygulama yapılır

    Ağrı hissedilir mi?

    Kontrollü ısınma sağlandığı için hasta sadece hafif ısı hisseder. Ağrı ya da acı duymaz.

    Herkese uygulanabilir mi?

    Hayır. Parkinson, MS, epilepsi, kanser öyküsü olan hastalar, hamilelik, emzirme, kalp pili olan hastalar ve büyük metal protezi olan hastalarda uygulanamaz.

    Ten renginin hiçbir önemi yoktur, renk duyarlı bir cihaz değildir. Yazın bronz tene bile uygulanabilir.

    İşlem sonrasında neler yaşanabilir?

    Hastalar hafif bir kızarıklık ve hafif bir yanma hissi ile çıkarlar. Dakikalar içerisinde geriler ve günlük hayatlarına devam edebilirler

    PRESSOTERAPİ NEDİR?

    Pressoterapi, dolaşım sistemini harekete geçiren, vücutta biriken fazla sıvı, yağ ve toksinlerin atılmasını kolaylaştıran, selülit tedavisi, bölgesel zayıflama ve vücut sıkılaştırma uygulamalarının etkinliğini arttıran çok fonksiyonlu bir drenaj sistemidir.

    Ne işe yarar?

    – Lenf yollarına yapmış olduğu basınç ile sirkülasyonu arttırarak metabolik atıkların elimine edilmesini kolaylaştırır.

    – Vücudun oksijen miktarını artırarak, dolaşım sistemini geliştirir ve ekstremitelerdeki gerginliği ortadan kaldırır.

    – Lenfatik ve venöz dolaşımı hızlandırarak hücre yenilenmesini kolaylaştırır.

    – Vücut sarkmalarının toparlanmasında, kilo, varis ve ödem problemlerinde, sellülit ve bölgesel incelme tedavilerinde oldukça etkilidir.

    Ağrılı bir işlem midir?

    Seans sürecinde herhangi bir ağrı-acı hissi oluşturmaksızın tam aksine rahatlatıcı ve keyifli bir uygulamadır.

    Kimlere uygulanabilir?

    Herhangi bir cinsiyet ve yaş farkı olmaksızın tüm erişkinlere uygulanabilir.

    YAPILMASI GEREKENLER…

    – Hangi bölgesel zayıflama metodunun hastaya uygun olduğu konusunda uzman doktor tarafından detaylı bir dermatolojik muayene yapılarak karar verilmelidir.

    – Birden fazla metodun bir arada kullanıldığı durumda tedavi başarısı daha da artacaktır.

    – Hastalara işlemden 1 hafta önceden başlamak üzere yağdan fakir diyet yapmaları, en az 2-2.5 lt kadar günlük su tüketmeleri ve mümkünse sporla desteklemeleri önerilir.

    – Her tür bölgesel zayıflama işlemi sonrasında hasarlanmış yağ hücrelerinin atılımını kolaylaştırmak için pressoterapi veya elle masaj gibi lenf drenaj yöntemlerinden biri mutlaka uygulanmalıdır.

    – Hastanın vücut kitle indeksine göre kilo fazlası varsa diyetisyen yardımı ile kilolarının azaltılması ve sonrasında bölgesel zayıflama işlemlerinin yapılması tedavi başarısını elbette arttıracaktır.

  • Böcek ısırıklarında evde hemen yapılacaklar

    Böcek ısırıklarında evde hemen yapılacaklar

    Havanın ısınmasıyla birlikte hepimiz hafta sonlarında kendimizi doğaya bırakıyoruz. Güzel hava sivrisinek ve küçük sinekciklerin de yeşillik alanlarda artmasına sebeb oluyor. Bana hafta sonu sinek böcek ısırığı sonucunda alerjisi artan hastalarım geliyor. Doğada yanınızda hiç ilaç yokken yapabileceğiniz bazı basit uygulamalar önereceğim.

    Bunları yaparsanız ertesi güne şiddetli kızarıklık ve yara sorunu genelde oluşmaz.

    *Öncelikle sineğin ısırdığı yer kesinlikle kaşınmamalı.
    *Kaşınan yer, hafif sabunla veya sadece suya tutularak rahatlatılmalı. 5 dakika kadar suya tutulabilir.
    *Elma sirkesi bir bardak suya bir kaşık eklenip ısırık yerine kompres yapılırsa rahatlatıcı olacaktır. Aynı zamanda kaşıntı da azalır.
    *Buz kompresi (Buz deriye direkt temas etmesin) 20-30 saniye aralıklarla deriye uygulanabilir.
    *Mısır ununun içine birkaç damla elma sirkesi damlatıp macun kıvamında ısırık yerin üzerine kapatılır. Rahatlayana kadar tutulur ve sonra suyla yıkanır.
    *Aloe vera bitkisinin yaprağı kırılıp sıvısı sürülebilir. Ya da hazır aloe vera ekstresi uygulanabilir.
    *Tea tree oil kaşınan yerlere noktasal sürülebilir.
    *Ayrıca böcek alerjisi olan kişiler doğal ortama giderken içinde Kalamin içeren losyonları yanına alabilir.

    Bu basit önlemler sizin ilaç almadan hızlıca rahatlamanızı sağlayacaktır.

  • Güneş alerjisi

    Güneş alerjisi

    Güneş alerjisi genelde kendini havaların ısınmasıyla birlikte gösterir. Özellikle kollar, yüzün elmacık kemiği ve alın bölgesi daha çok reaksiyon görülür. Sıklıklakızarıklık ve kaşıntı ön planda olsa da uçuk tarzında kabarcıklanmalar hatta baloncuklar ortaya çıkabilir.

    Güneş alerjisinde reaksiyonlar aniden gelişen ve sonradan gelişen reaksiyonlar olarak gruplandırılır.

    İlk grupta kişi güneş gördükten 5-10 dakika sonra veya en geç 6 saat içinde şikayetlerini ifade eder.

    Gecikmiş tip reaksiyonda kişi güneşe uzun süredir çıkabilmesine rağmen aniden çıkar çıkmaz güneşten aşırı rahatsızlık hissedebilir. Daha sonraki dönemlerde ne zaman güneş görse cilt kızarır ve kabarır. Takipleri ve tedavisi en sıkıntılı grup bu hastalardır.

    Bazen de uzun süre kullanılan antidepresan, tansiyon ilacı veya kolesterol ilaçları, tene sürülen parfümler gün ışığına karşı alerji oluşmasına sebeb olur.

    Güneş Alerjisine bağlı kaşıntıları nedeniyle son günlerde başvuran hastalarımın sayısında artış var. Güneş, tatile gidip denize havuza girmeden önce de alerji yapabiliyor. Bazı ciltlerde UVB ye karşı hassasiyet bahar aylarında genelde kollarda ve boyun bölgesinde başlayıp su toplayan kaşıntılı kabarcıklara kadar giden şikayetler yapabiliyor.

    Bu durumlarda size tavsiyem, önecelikle cildinizi güneşe alıştırarak kısa sürelerle başlayıp yavaş yavaş süreyi arttırarak güneşlenmeniz olacak. Güneş koruma ürününüz en az 30 faktörlü ve UVB+UVA korumalı olmalı. Kıyafetleriniz de sizi güneşten korumalı.

    Bitkisel ilaçlar ve bitki çaylarının bazıları güneş alerjisi yapabiliyor. Sarı kantaron otundan yapılan tabletleri uzun sürelerdir alanlarda şiddetli deri alerjisi olabiliyor. Bu konulara dikkat etmek gerekir.

    Dışarı çıkarken keskin parfümlü vücut kremleri sürmeyin.Işığa hassasiyeti arttırabiliyor. Ara ara ılık suyla duş alarak teninizi rahatlatın. Şikayetler birkaç günde geçmez ve yaraya dönmeye başlarsa mutlaka dermatoloğa başvurun. Nadiren de olsa bağ dokusu ve tiroid hastalıkları veya ağızdan alınan bazı ilaçlar bu tarz döküntüler yapabiliyor.

    Sağlıklı günler dileğiyle…

  • Kuru saçlar için bakım maskesi

    Kuru saçlar için bakım maskesi

    Kuru Görünümlü Saçlar İçin Evde Yapılan Maske…

    Hava kirliliği başta olmak üzere her gün kullanılan kozmetik ürünlerin ve şekillendiricilerin yaptığı tahribat bir süre sonra saçlarda matlık ve kuru görüntü yapar. Bu durumdan kurtulmak için pahalı ürünler almanıza gerek yok!

    Evde basit şekilde yapacağınız maske uygulaması bir süre sonra saçlarınıza pırıltı getirecek. İşte tarifi;

    Saçlarınızı önce hafifçe nemlendirin. Saçlara yetecek miktarda yoğurdu saç uçlarına masajla iyice uygulayın. Diplere sürmeye gerek yok.
    Yarım saat bekletip önce ılık suyla arındırın, arkasından şampuanla temizleyin.
    Haftada bir defa bu maskeyi düzenli olarak uygulayın.

    Bir ayın sonunda saçlarınızdaki canlanmayı farkedeceksiniz

  • Ayaklara bakım için evde yapılacak bakım önerileri

    Ayaklara bakım için evde yapılacak bakım önerileri

    Şimdi Ayaklarımızı Şımartma Zamanı…

    Kışın soğuk havalarda kapalı kalan ayaklarımızı artık açık ayakkabılara ve sandaletlere hazırlamak lazım. Kuru görünümlü, çatlamış ve nasırlı görüntüden uzaklaşmak için sizlere evde yapılacak bakım önerilerim olacak.

    *Her akşam veya haftada 3 defa 15-20 dakika kadar ılık suda ayaklarınızı bekletin. İçine biraz limon suyu eklerseniz daha faydalı olur. Hafifçe ponza taşıyla ovalayıp kalın deriyi uzaklaştırın. Ardından kuruladıktan sonra vazelinle her yeri kremleyip temiz pamuklu çorabı ayağınıza geçirip bununla uyuyun.

    *Haftada 2-3 defa yapabilirseniz ayakların nemlenmesi için çok faydalı bir önerim olacak. 2 adet olgun muzu iyice ezerek maske kıvamına getirin. Ilık suda bekleyip yumuşayan ayaklarınızın heryerine sürün. Streç folyoyla kapatıp 10 dakika bekleyin. ardından ılık su ile yıkayıp vazelin sürün ve pamuklu çorabınızı giyip bununla uyuyun.

    Ayrıca yapabilirseniz 2 haftada bir defa parafın uygulaması çok faydalıdır. Ayak kuruluğunda hastalarımın en büyük eksiğinin az su içmeleri olduğunu gözlüyorum. Günlük su tüketimini 8-10 bardağın altına indirmeyin.

    Hepinize sağlıklı günler…