Kategori: Dermatoloji

  • Güneşin izlerini cildinizden silmek mümkün…

    Sonbaharla birlikte, yaz aylarında güneşin zararlı ışınlarından lekelenen ve yıpranan cildinizi bakıma almanın zamanı geldi.

    Güneş ışınlarından zarar gören cildiniz için bakım zamanı

    İnsan cildi; güneş ışınları, çevre kirliliği, dengesiz beslenme ve sigara gibi nedenlerden dolayı zarar görebilmektedir. Ciltte lekelenmeler, kırışıklıklar, damarlanma artışları(telenjiektazi) ve elastikiyet kaybı meydana gelebilmektedir. Dış faktörlerle mücadelede; güneşten iyi korunma, sigara kullanmama, düzenli beslenme ve yeterli uykunun yanı sıra; cilde profesyonel bakım uygulanması ve yine dermatolog tarafından önerilen cilt tipine uygun ürünlerin kullanımı da oldukça önem taşımaktadır.

    Bakımınız cilt tipinize göre değişir

    Cilt bakımı uygulamaları öncelikle iyi bir cilt analizi ile başlar. Dermatolojik problemler saptanarak uygulanacak olan doğru seri belirlenir ve gerekirse sonrasında kullanılması gereken ilaçlar ve ürünler önerilir. Cilt bakımında amaç; gözeneklerin temizlenmesi, cildin oksijenasyonunun artırılması, zararlı toksinlerin uzaklaştırılması, cilde canlılık ve parlaklık kazandırılmasıdır. Cilt bakım serileri normal, kuru, yağlı, karma, olgun, hassas ve akneli cilt olmak üzere ayrılmaktadır. Cilt önce ılık su ile sonra 2 aşamalı temizleme sütü ile temizlenir. Derinlemesine temizlik için 2 aşamalı peeling uygulanır. Gözenek yumuşatıcı serum uygulamasından sonra cilde sıcak buhar verilir. Serum silinip siyah noktalar temizlenir. Sıkılaştırıcı serum uygulanıp 7-8 dakika bekletilir. Tonik sürülüp üzerine cilt tipine uygun maske uygulanır ve 15-20 dakika bekletilir. Nemlendirici lenfatik masaj ile yedirilir ve güneş koruyucu krem uygulaması ile bakım sonlandırılır. Cilt tipine ve ihtiyacına göre değişmekle birlikte, genellikle cilt bakım işlemi yaklaşık 45 dakika sürer.

    Güneş lekelerine kimyasal peeling uygulaması

    Kimyasal peeling cildi ölü hücrelerden arındırmak, kahverengi lekeleri, güneş lekelerini, sivilce ve izlerini ayrıca ince kırışıklıkları gidermek için kullanılan bir yöntemdir. Kimyasal peelingler işlemin derinlik seviyesine göre yüzeysel, orta ve derin olmak üzere sınıflandırılırlar. Pratik hayatta daha çok yüzeysel ve orta dereceli peelingler uygulanmaktadır. Şikayete göre 15 gün arayla olacak şekilde 6-8 seans uygulamak gerekebilir. Kimyasal peeling; hücre yenilenme hızını artırır, yeni ve sağlıklı hücrelerin gelişimini hızlandırır. Bu yöntem kolajen dokuyu güçlendirerek cildin elastikiyetini ve derinin su tutma kapasitesini de artırıp, lekelenmelerde hafifleme sağlar.

    Orta dereceli peelinglerden en çok kullanılanı “TCA peelingler” dir. İşlemden sonra 3-7 gün ciltte oluşacak şiddetli kızarıklık ve soyulma nedeni ile önceden planlanarak uygulanmalıdır. Daha çok derin sivilce izlerinin, lekelerin ve kırışıklıkların giderilmesi amacıyla uygulanmaktadır. İşlemden etkin bir sonuç alabilmek için 2-4 ayda bir tekrarlanabilir.

    Yüzeysel ve orta dereceli peeling sonrası cilt güneşe karşı çok hassas olduğundan güneşten koruyucu kremlerin her 4 saatte bir tazelenmesi ile cilt güneşten sıkı bir şekilde korunmalıdır.

    Cilt bakımına özen gösterilmesi, cilt yapısına uygun günlük bakım ürünlerinin kullanılması ile peeling kürü sonunda elde edilen iyileşme uzun süre muhafaza edilebilir.

    Parlak bir cilt için;

    Mezoterapi derinin orta tabakasının tedavi edilmesine yönelik uygulanan bir yöntemdir. Yüz, boyun, dekolte bölgesi, el ve saçlı deriye uygulanır. Yüz bölgesine uygulandığında”mezolifting” yani; “ameliyatsız yüz germe” olarak adlandırılır. Mezoterapi ile deri içine vitaminler, aminoasitler, mineral tuzlar, koenzimler ve hyaluronik asit gibi doğal maddeler enjekte edilir ve bu sayede derinin yenilenmesi sağlanır. Deri içine enjekte edilen bu doğal maddeler sayesinde yazın güneşe maruz kalmış cildin su kaybı da yerine gelmiş olur. Mezoterapi ile cilt daha sağlıklı, daha parlak ve daha tazelenmiş hale gelir. Kışın yıpranan ciltler için bu uygulama cildin yenilenmesi ve tazelenmesi için oldukça etkilidir. “Işık dolgusu” olarak bilinen yeni mezoterapi ürünleri de son dönemlerde sıkça uygulanmaktadır. İçindeki aktif maddelerle ışığı yansıtarak daha parlak bir cilt oluşturur. Saç mezoterapisi, saç dökülmesi şikayeti olan hastalarda da uzun süredir güvenle kullanılmaktadır. Uygulamalar 2 haftalık aralıklarla 4-8 seans olacak şekilde gerçekleştirilir. İşlem sonrasında hasta günlük yaşantısına devam edebilir.

    Detaylı bilgi için www.handeulusal.com’u ziyaret edebilirsiniz.

  • Kışın yıpranan cildinizi baharda yenileyin!

    Baharın gelmesiyle birlikte kışın yıpranan cildinizi yenileme zamanı da geldi. Kışın soğuk havaya maruz kalıp kuruyan, cansızlaşan ve matlaşan cildiniz modern uygulamalar ile ışıltılı bir görünüme kavuşabilir.

    Mezoterapi ile cildinizi yaza hazırlayın

    Mezoterapi derinin orta tabakasının tedavi edilmesine yönelik uygulanan bir yöntemdir. Yüz, boyun, dekolte bölgesi, el ve saçlı deriye uygulanır. Yüz bölgesine uygulandığında “mezolifting” yani; “ameliyatsız yüz germe” olarak adlandırılır. Mezoterapi ile deri içine vitaminler, aminoasitler, mineral tuzlar, koenzimler ve hyaluronik asit gibi doğal maddeler enjekte edilir ve bu sayede derinin yenilenmesi sağlanır. Mezoterapi ile cilt daha sağlıklı, daha parlak ve daha tazelenmiş hale gelir. Kışın yıpranan ciltler için bu uygulama cildin yenilenmesi ve tazelenmesi için oldukça etkilidir. “Işık dolgusu” olarak bilinen yeni mezoterapi ürünleri de son dönemlerde sıkça uygulanmaktadır. İçindeki aktif maddelerle ışığı yansıtarak daha parlak bir cilt oluşturur. Saç mezoterapisi, saç dökülmesi şikayeti olan hastalarda da uzun süredir güvenle kullanılmaktadır. Uygulamalar 2 haftalık aralıklarla 4-8 seans olacak şekilde gerçekleştirilir. İşlem sonrasında hasta günlük yaşantısına devam edebilir.

    Dolgu enjeksiyonuyla ciltteki çukurluklardan kurtulmak mümkün

    Cilt yaşlanmasıyla beraber deri altında kollajen ve elastik liflerde, hyaluronik asitte ve yağ dokusunda azalmalar olur. Bu azalmalar ciltte kendini kırışıklıklar ve çökmeler şeklinde gösterir. Dolgu işleminde kullanılan malzemelerin içinde hyaluronik asit denilen madde bulunur. Bu madde ince bir iğne yardımıyla kırışıklık olan derinin altına uygulanır. İşlem öncesi uygulanan anestezi ile ağrı yaşanmaz. Dolgu uygulaması sonrası hafif kızarıklık dışında bir bulgu görülmez. Kişi normal yaşantısına rahatlıkla geri dönebilir. Kişiden kişiye göre değişmekle beraber 4-8 ay kadar kalıcılığı olur. Dolgu alın, kaş arası, nazolabial bölge (burun kanatlarından dudak köşelerine uzanan hat) ve dudak kenarlarındaki kırışıklıkları gidermek, yara izlerini ve ciltteki çukurları yok etmek, dudakları ve yanakları dolgunlaştırmak amacıyla kullanılır.

    Genç bir görünüm için;

    P.R.P, “Platelet Rich Plasma” yani platelet (trombosit) yönünden zenginleştirilmiş plazma uygulaması adı verilen yöntemin kısaltılmış adıdır. Bir kişiden alınan az miktardaki kanın özel bir işlemden geçirilerek bileşenlerine ayrıştırılması ve elde edilen az miktardaki “trombosit yönünden zenginleştirilmiş kanın” yine aynı kişiye cilt gençleştirme amaçlı enjeksiyon yoluyla geri verilmesi işlemidir. PRP vücutta enjekte edildiği bölgelerde kök hücreleri uyarıp aktif hale geçirerek dokuların yenilenmesine yardımcı olan bir sistemdir. 15-30 günde bir yapılacak 3 veya 4 uygulamadan sonra 10-12 ayda bir tekrarlanırsa kürlerin etkisi kalıcı bir gençleştirici etkiye sahip olur. Botoks, dolgu gibi uygulamalarla kombine olarak kullanılabilir. P.R.P ayrıca yeni oluşmuş çatlakların tedavisinde ve dökülmüş olan saçların tekrar çıkarılması amacıyla da kullanılabilir.

    Botoks tedavisi ile kırışıklıklarınızdan kurtulabilirsiniz

    Cildimizdeki kırışıklıklar mimik kaslarımızın hareketleri sonucu oluşmaktadır. Kırışıklık oluşumunun engellenmesi için bu hareketlerin minimalize edilmesi gerekmektedir. Botoks (botulinum toksini), Clostridium botulinum tip A bakterisinden elde edilmiş bir maddedir. Enjekte edildiği kasın kasılmasını geçici olarak engeller. Etkisi 3-4 günden sonra başlar ve kişiden kişiye göre değişmekle beraber 4-6 ay kadar sürer. Dermatokozmetolojide özellikle yüz bölgesinde gençleştirme amacıyla kullanılmaktadır. Kaş arası, alın, kazayağı (göz kenarları), ağız çevresi ve boyundaki kırışıklıkların giderilmesi, kaş ve burun kaldırma, koltuk altı, avuç içi ve ayak tabanında terlemenin giderilmesi gibi amaçlarla uygulanabilir. Uygulama öncesi anestezi sağlayan kremler uygulandığında ağrı, acı hissedilmez.

    Detaylı bilgi için www.handeulusal.com’u ziyaret edebilirsiniz.

  • Saç dökülmesinin nedeni önemli sağlık sorunları olabilir

    Mevsimsel değişiklikler, stres, demir eksikliği ve hormon bozuklukları saç dökülmesinin nedenlerinden yalnızca birkaçıdır. Ancak saç dökülmelerinin kaynağında ciddi hastalıklar da yatabilmektedir.

    2 ayı aşan saç dökülmesini önemseyin

    Saçlı deride ortalama 100 bin adet saç bulunmakta ve erişkinlerde yıkanma ve taramaya bağlı olarak günde ortalama 100-150 adet saç teli dökülebilmektedir. Saç dökülmesi; hormonal ve besinsel faktörler, kimyasal maddelere maruziyet, genetik yatkınlık, sistemik hastalıklar, kıl gelişimi bozuklukları, ilaçlar, psikolojik stres ve saçlı deri hastalıklarına bağlı olarak ortaya çıkabilmektedir. Sağlıklı bir insanda saç dökülmeleri 2 aya kadar sürebilmektedir. Yılda 3 kez tekrarlanan saç dökülme süresinin 2 ayı aşması ise bazı ciddi hastalıkların habercisi olabileceği gibi uzman yardımı alınmasını gerektirebilir. Saç dökülmesi genellikle tetikleyici faktörden 3-4 ay sonra başlamakta ve bu faktörler tedavi edildikten 6-12 ay sonra normale dönebilmektedir.

    Uzun süreli hipotiroidi kalıcı kök kaybına neden olabilir

    Tiroid bezinin az çalışması yani hipotiroidi durumunda yaygın saç kaybı ya da vücut kıllarında kayıp görülebilmektedir. Tiroid hormonu tedavisi sonrası ortalama 8 haftada saçlar normal haline dönmeye başlamaktadır.Uzun süreli hipotiroidide kalıcı kök kaybı bile gelişebilir. Bunun yanında tiroid bezinin çok çalışması yani hipertiroidizm de saç dökülmesi sebebi olabilmektedir.

    Demir eksikliği olan kadınların % 70`inde saç dökülmeleri görülür

    Doğum sonrası özellikle 1-4. aydan itibaren hormonal değişimlere bağlı olarak saç dökülmesi başlar ve genellikle 6 aydan kısa sürer. Kadın hastalarda özellikle saçların ön bölgelerinde seyrelme, akne, adet düzensizliği, tüylenmede artış gibi problemler olduğunda cinsiyet hormonlarının düzeyini kontrol etmek gerekmektedir. Diffüz yani tüm saçlı deriyi kapsayan saç kaybından yakınan kadınların % 70`inde demir eksikliği saptanmaktadır. Kansızlık olmadan sadece demir depolarının azalması bile saç dökülmesine neden olabilmektedir.

    Çinko, B12 ve D vitamini eksikliğine dikkat!

    Çinko, biotin, B12 vitamini, folik asit eksikliği ve D vitamini eksikliği de saç dökülmesine neden olmaktadır. Sıkı diyetlere başladıktan yaklaşık 1-6 ay sonrasında saç dökülmesi oluşabilmektedir. Vücuttaki protein depolarının azalması, kıl hücrelerinde yetersiz protein üretimine ve kıl kaybına yol açmaktadır. Yüksek ateşli hastalıklar veya geçirilen cerrahi müdahalelerden 2-5 ay sonra saç dökülmesi görülebilmektedir.

    Stresin derecesi ile saç kaybı miktarı doğru orantılıdır

    Bazı tansiyon ilaçları, kolesterol düşürücü ilaçlar, tiroid hormonunu düşürücü ilaçlar, doğum kontrol hapları, psikiyatride kullanılan bazı ilaçlar, A vitamini ve türevi bazı ilaçlar saç dökülmesine neden olabilmektedir. Saç kaybının kendisi de stres düzeyini artırabilmekte ve bir kısır döngüye neden olabilmektedir. Uzun süren saç dökülmesi durumunda altta yatan farklı hastalıkların olabileceği göz önünde bulundurulmalı ve mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır.

    Detaylı bilgi için www.handeulusal.com’u ziyaret edebilirsiniz.

  • Cilt sağlığınız ve güzelliğiniz için en güvenli lazer uygulamaları

    Günümüzde güzellik ve estetik kaygısı kadınlarda olduğu kadar erkekler için de ön plandadır. Sivilce izleri, damarsal hastalıklar, lekeler, yaşlanmanın etkileri, istenmeyen dövmeler, yara izleri, tüylenme ve deri kanserleri lazerle güvenli bir şekilde tedavi edilebilmektedir. Ancak lazer uygulamalarında, en iyi sonucu elde etmek için bu konuda tecrübeli bir dermatoloji uzmanından yardım alınması çok önemlidir.

    Tedaviden sonra en az 15 gün güneşten kaçınılmalı

    Melazma adı verilen gebelik maskesi, çiller, güneş lekeleri, doğumsal ya da sonradan ortaya çıkan benler, dövmeler gibi pigmente deri rahatsızlıklarının tedavisinde lazer tedavileri başarı ile kullanılmaktadır. Leke tedavisinde doğru hasta seçimi de çok önemlidir. Esmer tenli kişilerde işlem sonrası leke kalma ihtimali yüksek olabileceği için genellikle açık tenli hastalar tercih edilmektedir. Tedavilerin sonrasında hasta 15 gün güneşten korunmaz ise leke tekrarlayabilmektedir.

    4-8 hafta aralıklarla uygulanan tedavi başarılı sonuç veriyor

    Benlerde öncelikli tedavi seçeneği cerrahi müdahale olsa da çok sayıda ve küçük beni olan kişilerde lazer tedavisi uygulanabilmektedir. Dövmelerde ise en başarılı sonuçlar siyah ve mavi renkli olanlarda alınmaktadır. Diğer renklerdeki dövmelerde tam anlamıyla silinme olamayabilir. Şarap lekesi olguları, hemanjiyomlar, yüzdeki damar genişlemeleri (rozase ya da gül hastalığı gibi), çilek anjiyom, venöz göllenmeler ve örümcek venler gibi hastalıklarda lazer tedavisi uygulanabilmektedir. Bu hastalıklarda Nd: YAG, argon ya da PDL lazerler tercih edilmektedir. 4-8 hafta aralıklarla tekrarlayan seanslar uygulandığında başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Doğumsal damarsal benlerde fonksiyonel bir problem yoksa kendiliğinden gerileme ihtimalinden dolayı en azından 5 yaşına kadar beklenmesi önerilmektedir.

    İstenmeyen tüylerden kurtulmanın en etkili yolu lazer epilasyon

    Vücuttan istenmeyen tüylerin uzaklaştırılmasında kullanılan lazer tedavisi, ağrılı, uzun ve iz oluşturma riski olan iğneli epilasyon ve diğer tedavilere alternatif bir seçenektir. Bu amaçla Alexandrite, diod ve Nd: YAG lazerler kullanılmaktadır. Lazerle elde edilen sonuç kalıcı tüy azalmasıdır. İşlem sonrası %5-10 oranında incelen tüyler kalabilmektedir. Yüz bölgesinde ve incelen tüylerde Nd:YAG lazer tercih edilmektedir.

    Lazer epilasyon mutlaka bir dermatolog eşliğinde yapılmalı

    İşlemin dermatolog gözetiminde, güvenilir cihazlarla ve uygun dozlarda uygulanması çok önemlidir. Uygun olmayan doz kullanımlarında yanıklar ve lekeler oluşabilmektedir. İşlem kış aylarında yapılmalıdır. Deride bronzluk varsa işleme başlamadan önce bronzluğun açılması beklenmelidir. İşlem 4-8 hafta aralıklarla kontrol uygulamaları ile beraber 10-12 seans sürmektedir. Güneş ışınlarına bağlı yaşlanma ile oluşan kırışıklıklar ve akne izlerinin tedavisinde lazer yıllardır kullanılmaktadır. Bu amaçla CO2,Er:YAG ve Nd:YAG lazer kullanılmaktadır. Oluşturulan yüksek ısı ile kollajen liflerde artış meydana gelmektedir. Siğiller, yara izleri, sedef hastalığı, vitiligo (ala hastalığı), tırnak mantarında da kullanılmaktadır.

    Detaylı bilgi için www.handeulusal.com’u ziyaret edebilirsiniz.

  • Yaza girmeden cildinizi yenileyin

    Mevsimlerle birlikte cildin ihtiyaçları da değişiyor. Kışın soğuk ve kuru havaya alışan ciltlere havalar ısındığında güneşin de etkisi ile farklı bakım yöntemleri uygulanması gerekiyor.

    Cilt yaşlanmasının en önemli sebebi güneş ışınları

    Yaz mevsimi ile beraber cilt güneş ışınlarına daha yoğun bir şekilde maruz kalmaktadır. Cilt yaşlanmasındaki en önemli sebep güneş ışınlarıdır. Bu nedenle bu konuda çok dikkatli olunması gerekmektedir. Güneş ışınlarından korunulmadığı takdirde cilt lekeleri, ince kırışıklıklar oluşabilmektedir. Tatile gitmeden önce cildi kuvvetlendirecek, nemlendirici etkili işlemlerin yapılması faydalı olacaktır.

    Güneş ışınlarından korunmak için cildinizi bol bol nemlendirin

    Nem maskesi içerikli cilt bakımları ve cildi nemlendirmek için mezolifting uygulanabilmektedir. Bu uygulamalarda hyalüronik asit içeren özellikle cilde yüksek oranda nem kazandıran bir madde bulunmakta ve çok ince iğnelerle cildin yüz, dekolte ve güneş gören yerlerine enjekte edilmektedir. Bu da cildin uzun süre nem kazanmasını sağlamakta ve güneş hasarına karşı cildi korumaktadır. Bu uygulamanın 3-4 seans olarak iki haftada bir şeklinde uygulanması gerekmektedir. Derinin orta tabakasında yer alan kollajen liflerin oluşumunu artıran dermaroller, PRP gibi işlemlerin de bu dönemde yapılması önerilmektedir. Botoks ve dolgu enjeksiyonu uygulamaları ile de cilt daha canlı ve parlak hale getirilmektedir.

    Tatil öncesi kimyasal peeling ve lazer uygulamalarına dikkat!

    Tatil öncesi derinin üst yüzeyine zarar verebilecek kimyasal peeling, dermabrazyon, soyucu etkili lazer gibi uygulamalardan kaçınılmalıdır. Bu işlemler sonrasında ciltte leke kalma ihtimali olabilmektedir. Tatilde havuz ve deniz ile beraber saçlarda da yıpranmalar ve kurumalar meydana gelebilmektedir. Bu nedenle saçları yaz mevsimine hazırlamak için 1-2 seans saç mezoterapisi uygulanabilmektedir. Tatil sonrasında da yıpranmış olan saçlar yine mezoterapi ile canlandırılabilmektedir.

    15 dakikalık botoks uygulaması ile terlemeyi engelleyin

    Yaz döneminde sıcak havalarla beraber karşılaşılan bir sorun da aşırı terlemedir. Koltuk altı, avuç içi ve ayak tabanındaki terleme sorunu kişinin sosyal hayatını da etkilemektedir. Bu sorun 15 dakikalık botoks uygulaması ile kolaylıkla çözülebilmektedir. Bu uygulama için ideal uygulama zamanı Nisan ve Mayıs aylarıdır.

    Kışın kullandığınız nemlendiriciyi güneş koruma faktörlü nemlendiriciyle değiştirin

    Tatilde güneşten koruyucu kremler 3-4 saatlik aralarla düzenli olarak uygulanmalıdır. Saat 11.00-16.00 arası direkt güneş altında kalmamaya, bu saatler dışında da şemsiye altında durmaya özen gösterilmesi gerekmektedir. Şapka, güneş gözlüğü ve açık renkli ince kıyafetlerle de mekanik olarak desteklenmelidir. Bu dönemde cilt daha fazla kuruduğu için bol bol nemlendirilmelidir. Güneş ile reaksiyon verip leke oluşumuna yol açabilecekleri için makyaj malzemeleri ve parfümlü ürünlerin kullanımının da kısıtlanması önemlidir.

    Detaylı bilgi için www.handeulusal.com’u ziyaret edebilirsiniz.

  • Karbon peeling yöntemi ile canlı bir cilt!

    Pürüzsüz ve canlı bir cilde sahip olmak pek çok insanın, özellikle de kadınların hayalidir. Cilt tedavisinde son dönemlerde öne çıkan ‘Karbon peeling’ yöntemi sayesinde; sivilce izleri, lekeler, kırışıklık ve sarkmalarda tek seansta bile başarılı sonuçlar elde edilebiliyor.

    Ağrısız ve acısız güzellik

    Akne yani sivilce izlerinin tedavisi, gözeneklerin sıkılaştırılması, ciltteki lekeler, kırışıklık ve sarkmaları gidermek amaçlı kullanılan karbon peeling, karbon partiküllerinin yüze uygulanması sonrası Q-switched Nd-YAG lazerle yapılmaktadır. Uygulamanın acısız ve ağrısız olması diğer yöntemlere göre tercih nedenidir. Uygulama sonrasında kabuklanma ve yara oluşmadığı için kişi iş ve sosyal yaşamına kaldığı yerden devam edebilmektedir.

    Her yaşa ve cilde uygun

    Karbon peeling yaş ve cinsiyet ayrımı olmaksızın, ailesinde cilt kanseri olmayan, herkes için uygulanabilmektedir. Kısa sürede kalıcı çözüm imkanı sunan karbon peeling uygulamasında her cilt tipinde olumlu sonuçlan alınabilmektedir. İşlem sonrası ciltte sadece hafif bir pembelik oluşabilmektedir. Peeling işleminden farklı olarak yaz da dahil olmak üzere her mevsim yapılabilen bir uygulamadır. İşlemler süresince güneşten koruyucu krem kullanmakta fayda vardır.

    Kısa sürede pürüzsüz görünüm

    Lazer uygulamasından önce sorunlu alanlara sürülen siyah renkli karbon solüsyonu ciltte 20 dakika bekletilmektedir. Cilt tarafından emilen karbon maddesinin fazlası temizlendikten sonra lazer uygulaması gerçekleştirilmektedir. Sürülen karbon maddesi cilt altında lazerin etkisini artırmaktadır. Lazerin yarattığı etki ile kollajen demetlerinde artış ve elastin liflerinde düzelme ve kısalma görülmektedir. Buna bağlı olarak ince kırışıklıkların ve sarkmaların tedavisi gerçekleşmektedir. Bir üç hafta aralıklarla 8-10 seans süren uygulama sayısı tedavi edilecek yüzeyin özelliklerine göre değişmektedir.

    Güneş lekesi tedavisinde de uygulanabilir

    Renk hücrelerine etkili olan Q-Switched ND-YAG Lazer nanosaniye gibi çok kısa bir sürede yüksek enerji verdiği için, renk maddesi ve hücrelerini parçalayabilmektedir. Bu sebeple güneş lekesi tedavisinde kullanılabilmektedir. Güneş lekesinin tedavisinde uygulamanın en az 4-6 seans kullanılması gerekmektedir.

    Dövme sildirmede etkili

    Dövme silmede kullanılan lazerlerin teknolojileri gün geçtikçe ilerlemekle beraber koyu renklerdeki dövme boyasını silmekteki başarıyı mor, sarı, beyaz gibi açık renklerde gösterememektedirler. Bu tedavi, diğer metotlarla kıyaslandığında, deride tedavi sonrası iz meydana gelmesi riskinin düşük olması açısından avantajlıdır. Q Switched Nd:YAG lazerin teknolojisi gereği, lazer ışığı deri yüzeyine zarar vermeden deriye işlenmiş dövme boyasına ulaşır ve boya hücrelerini çevre dokuya zarar vermeden küçük parçalara ayırmaktadır . Dolayısıyla vücut savunma sistemi hücreleri küçük parçalara ayrılan boya hücrelerini daha kolay emebilmektedir.

    Eski dövmeler daha kolay silinebilir

    İşlem başarısı ve hızı, dövme yapımında kullanılan boyanın özelliklerine, yapılış tekniğine, vücut bağışıklık sisteminin çalışma farklılıklarına göre değişmektedir. Dövme silme işlemi 3- 20 seans sürebilmektedir. Eski dövmelerin lazer işlemiyle vücuttan atılımı daha kolay olabilmektedir. Yeni yapılmış dövmelerde başarı oranı daha düşük olup seans sayısı artabilmektedir. İstenmeyen dövmelerin silinmesinde yüzde 90 başarı sağlanmaktadır. Siyah renkte basit dövmelerde başarı hemen hemen ten rengine yaklaşabilmektedir. Bazı durumlarda hasta dövmenin silinmesinden ziyade dövmenin algılanmamasını (isim, sembol vs.) önemsemektedir. İşlem öncesi kullanılan anestezik krem ve işlem sırasında kullanılan soğutucu hissedilebilecek ağrıyı önemli ölçüde azaltmaktadır.

    Detaylı bilgi için www.handeulusal.com’u ziyaret edebilirsiniz.

  • El ekzeması nedir?

    El ekzeması nedir?

    Yunanca kökenli bir sözcük olan ekzema, “kaynama” olarak Türkçeye çevrilebilir. Ekzemada deri kaynayan bir suyun fokurdamasını andırır. Bazı yörelerde ekzemadaki küçük su dolu kabarcıklar, mayalanan bir hamurda oluşan küçük hava kabarcıklarına benzetilerek hastalık “mayasıl” olarak da ifade edilmektedir. Ellere yerleşimli ekzema ise toplumda oldukça sık görülen bir deri hastalığıdır. Ellerde kuruluk, kızarıklık, kepeklenme, su dolu kabarcıklar ve sulantı ile karşımıza çıkmaktadır. Deri reaksiyonu geliştirmeye yatkınlık gösteren kişilerin ellerinin çeşitli maddelere maruz kalması sonrasında gelişebilmektedir. Su, kuru hava, sabun, deterjan, kimyasal maddeler, lastik eldivenler, kişisel bakım ürünleri ile aşırı temas sonrasında deride tahriş gelişebilmektedir. Zararsız görünen bebek ürünleri hatta su bile hastalığın ilerlemesine neden olabilmektedir.

    El ekzeması nedenlerine göre çeşitleri
    Hastalığın nedenlerine göre içten ve dıştan kaynaklı olmak üzere başlıca iki grupta incelenebilmektedir. İçten kaynaklı ekzemalar Atopik ekzema ( genetik olarak alerjik yatkınlıkla ilişkilidir), dizhidrotik ekzema (sıklıkla topluiğne başı büyüklüğünde su kabarcıkları şeklindendir), numuler ekzema (madeni para büyüklüğünde görülür) olarak adlandırılır.Dıştan kaynaklananlar ise temas edilen allerjen maddelerle tetiklenen deri yanıtlarıdır. Dıştan kaynaklanan nedenlere bağlı olarak el ekzeması, allerjik temas ekzeması veya tahriş temas ekzeması şeklinde karşımıza çıkabilmektedir. Fotosensitif ekzema (Işığa duyarlılık nedeniyle gelişen ekzema) ise hem içten hem de dıştan kaynaklanan nedenlere bağlı olarak gelişebilmektedir. Ayrıca bu iki neden dışında kişinin sadece kaşımasıyla gelişen nörodermatit de elde ekzemasına neden olabilir.

    Kimlerde görülür? Kimler artmış risk grubudur?
    Hastalık tüm dünyada görülebilmekle birlikte özellikle kalıtsal olarak deri reaksiyonu vermeye yatkın bireylerde daha sık görülebilmektedir. Bu kişilerde saman nezlesi, astım ve yiyecek alerjisi öyküsü saptanabilir. Temizlik, bulaşıkla yoğun uğraşan kişilerde, işi nedeniyle tahriş ve alerjik maddelere maruz kalan fırın işçileri ,kuaförler ve tuğla işçileri gibi meslek sahiplerinde,diş teknisyeni,doktor,hemşire gibi meslek gruplarında, çimento ve boya işi ile uğraşanlarda daha sık olarak karşımıza çıkabilmektedir. Kişinin mesleği kadar hobileri de önemlidir.Resim, maket, bahçe işi vs ile uğraşan kişilerin hobileri sırasında temas ettiği malzemeler de sorgulanmalıdır. Bazı kişilerde tedavi amacıyla kullanılan kortizonlu kremlere bağlı da gelişebilir.

    Ekzema klinik tablosu ve evreleri
    Ekzemanın akut (başlangıç) döneminde, kızarık ve şiş bir zeminde çok sayıda su dolu kabarcıklar ve bunların hızla açılmasıyla sulantı ve kabuklanmalar ortaya çıkar. Subakut (akut dönem ardından gelişen) dönemde, hafif kızarık bir zeminde çok sayıda kepeklenme ve kabuklanma gözlenir. Kepekler, özellikle kenar kısımlarda, küçük halkalar şeklindedir. Kronik (İlerlemiş) dönemde, deri kalınlaşır, üzerinde kepeklenme belirgindir, yarıklar gelişebilir. Hastalık nedenine göre de farklı dönemlerde seyredebilir ve her dönemde kaşıntı olabilir.

    Tetikleyen faktörler
    Günlük hayatımızda kullandığımız ve karşılaştığımız maddeler hastalığın bir nedeni veya alevlendiricisi olabilir. Bazı ilaçlar ve güneş ışınları özellikle ışığa duyarlılığa bağlı gelişenekzemalarda hastalığı tetikleyebilir. Mesleki olarak yağlı ürünlerle metalik sıvılarla temas ve soğutucu malzemeler iritasyona neden olabilmektedir.
    Ekzema yaşam kalitesini nasıl etkiler?
    Kaşıntı hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebilir. Günlük hayatın olumsuz etkilenmesinin yanı sıra çocukların okul hayatlarında, erişkinlerin iş hayatlarında sorunlarına yol açabilir.

    Ekzema tanısı nasıl konulur?
    Kesin tanı için doktor tarafından hastadan ayrıntılı bir öykü alınır. Öyküde sorumlu maddelerin değerlendirilebilmesi için patch (yama) testi yapılmaktadır.
    Tahriş temas ekzemasının tanısı basit olarak derinize hangi maddelerin ekzemaya neden olduğunu ve hangi sıklıkta buna yol açtığını bilerek konabilir.
    Allerjik temas ekzeması tanısı, deri ve zührevi hastalıklar bölümünde yapılan patch (yama) testleri ile olmaktadır. Standart hazırlanan allerjen maddeler ve hastaların temas ettiği malzemelerden süphelenilen maddeler küçük yamalar içerisinde sırtınıza yapıştırılır. İki gün sonra açılır, doktor ve hemşire sırtınıza bakarak hangi maddeye karşı tepki olduğuna karar verir. Tahriş ve alerjik yanıtın kesinleştirilmesi ve olası uzayan alerjik yanıtların değerlendirilebilmesi için 24-48 saat sonra aynı bölge tekrar değerlendirilir. Ayrıca, ayırıcı tanıda düşünülen hastalıklar öykü, fizik muayene ve çeşitli yöntemlerle araştırılır.
    Ayırıcı tanıda hangi araştırma yöntemleri önerilir?
    Ele yerleşim gösteren mantar hastalıklarını dışlamak için kazıma yönteminin ardından mikroskopik ve mikrobiyolojik incelemeler ile mantar arama yapılabilir. Çeşitli deri hastalıklarını dışlamak için gerek görülürse biyopsi alınarak patolojik değerlendirme yapılabilir. İç hastalıklarına eşlik edilen durumlar için laboratuvar ve radyolojik incelemeler yapılabilir.

    Tedavi yöntemleri nelerdir?
    -Tedavi esası sebebinin ortaya konarak etkenle temastan kaçınmaktır. Tamamen uzak durabilmek bazen zor olabilmektedir.
    Su ve sabunla uzun süreli temas derinin doğal koruyucu tabakasının kaybına neden olmaktadır. Doktorunuzun önereceği nemlendirici ve bariyer kremler bu konuda yardımcı olabilir. Barier krem ve köpükler etkenlerin deriye girmesine fiziksel olarak engelleyebilir. Ancak içeriğinin yağlı olması ve kalın tabaka oluşturması rahatsız edici olabilir.
    -Uzun seyirli hastalığı olan kişilerde birkaç ay süreli tedavi gerekebilmektedir. Topikal steroidli kremler kaşıntı ve kızarıklığın düzelmesinde, derinin iyileşmesinde kullanılmaktadır. Topikal steroidli kremler tam etkisinin görülmesi ve yan etkisinin gelişmemesi için doktorun önereceği şekilde kullanılmalıdır. Hastalıkta sulantı fazla ise doktorun önereceği ilaçlar ile ıslak pansuman uygulaması, kalınlık belirgin ise deriyi eritici tedaviler gündeme gelebilir.
    -Hastalık çok şiddetli ise deri dışında steroidler ağız, damar, kas uygulamaları yoluyla verilebilir.
    -Bu tedavilere yanıt alınamıyorsa pimekrolimus, siklosporin, metotreksat, fototerapi gibi diğer tedavi seçenekleri uygulanabilmektedir.
    -Hastalığa ikincil enfeksiyon varsa uygun tedavi yapılmalıdır.
    -Tedaviye başlamadan önce gebelik, emzirme, dahili hastalıklar, farklı sebeplerden ötürü düzenli olarak kullanılan ilaçlar ile ilgili doktor mutlaka bilgilendirilmelidir.
    Koruyucu önlemler nelerdir?
    Tahriş ve alerjiye neden olan durumlara temasının azaltılması en önemli önlemlerden biridir. Bunun için aşağıdaki uyarılara önem verilmelidir.
    -Temizlik, bulaşık, çocuk bakımı gibi işlerde yardımcı desteği veya bulaşık ve çamaşır makinesi kullanılmasıdır.
    -Kısa süreli profilaktik eldiven kullanımı önemlidir. Uzun süre eldiven kullanımının terlemeyi arttırabileceği unutulmamalıdır. Eldiven içine pamuklu eldiven giyilmesi uygun olacaktır.
    -Doktor önerirse bariyer ve nemlendirici kremler sürülmelidir.

    -Saç şampuanlama sırasında kısa süre ile eldiven giyilmesi zayıf iritan maddelerin deriye olumsuz etkisini azaltacaktır.
    -Tuvalet temizleme gibi uygulamalar sırasında deterjan ile ellerin temasın kesilmelidir.
    -Ellerin parfümsüz sabunla yıkanması önerilmelidir.
    -Domates, portakal, limon gibi maddelerle doğrudan el temasının engellenmelidir.
    -Saç boyama sırasında olası alerjenlerden kaçınılması ve korunulması önemlidir.
    – Sıcak veya soğuk su yerine ellerin ılık su ile yıkanması daha uygundur.
    -İş yaparken yüzüklerin çıkarılması yüzüklerin altında kalabilecek iritan maddeleri azaltacaktır.
    -Resim, çiçek maket vs gibi hobileriniz varsa bu işlemler sırasında kullandığınız maddeler sorgulanmalıdır.
    -Eğer mesleki nedenli bir ekzema düşünülüyorsa kısa süreli meslek değişikliği kalıcı bir sorun varsa hekimlerin önerisi ile meslek değişikliği gündeme gelebilir.

  • Botox nedir, nasıl etki eder?

    BOTOX, Clostridium botulinum isimli bir bakteriden elde edilen, kasları gevşetmek amacıyla kullanılan bir ilaçtır.Neredeyse tüm antibiyotikler ile aynı yöntem kullanılarak elde edilir. Temelde bakterinin kendini korumak için salgıladığı maddedir.Bu ilaç 20 yılı aşkın bir süredir tıbbın değişik dallarında kas kasılmalarını rahatlatmak amacıyla kullanılmaktadır.

    BOTOX NASIL ETKİ EDER?
    Yüz hareketlerini yapmamızı sağlayan kaslar, üzerlerindeki deriye bağlıdırlar. Yıllar süren mimikler sonucu, kaslar deride gözle görülür çizgiler ve kırışıklıklar oluştururlar.
    Kasa hareketi yaptıran sinir uçlarından kaslara geçen asetil kolin adlı kimyasaldır. Botox maddesi hareketleri kısıtlanmak istenen kas grubu bölgesine enjekte edilir. Sinir uçlarına yerleşen madde asetil kolinin tutularak kaslara geçmesini engeller ve kas hareketini belirli bir süre için sınırlar. Hareketi kısıtlanan kaslar gevşer bu bölgedeki kırışıklıklar kısa süre içinde kaybolur, daha huzurlu ve daha genç görünüm ortaya çıkar. Botox yapılan bir alın daha düz, kırışıksız gözükür. Kaşlar daha az hareket eder ve kaş çatmak zorlaşır. Üçüncü aydan sonra bu etki azalır ve kaslar altıncı aya doğru yavaş yavaş eski hareketlerine dönerler. Tekrarlayan uygulamalar sonucu zaman içinde giderek daha uzun süreli etkiye sahip olarak botoks özellikle yüzün üst kısmındaki yaşlanmayı ciddi şekilde yavaşlatır.

    HANGİ KIRIŞIKLARA UYGULANABİLİR?
    Tedavi için en uygun bölgeler;
    – Alın kırışıklıkları,
    – Göz çevresi,
    – Kaşların arası,
    – Ayrıca boyun çizgileri, burun kenarlarındaki kırışıklıklar, burun ucu kaldırma, üst dudaktaki ince ve yüzeysel kırışıklıklar(sigara izleri), çene bölgesi kırışıklıklarında da kullanılır.
    – Ayrıca aşırı terlemeye karşı, el içleri, ayaklar ve koltuk altlarına uygulanır.

    BOTOKS NASIL UYGULANIR?
    Tedavi öncesi hastaya işlem ve sonuçları anlatılır. Hasta beklentisi ve botoxtan alınabilecek sonuçlar, kişiye uygunluğu ve beklentinin ne ölçüde karşılanabileceği detaylı tartışılır.
    Tedavi bölgesi, yaklaşık 1 saat önce temizlenerek, lokal aneztezik krem uygulanır.
    Sulandırılmış ilacın çok küçük bir miktarı tedavi edilen bölgedeki kaslara enjekte edilir. Bu prosedür tedavi odasında, siz dik bir pozisyonda otururken çok hızlı bir şekilde uygulanır. Tedaviden sonra 1-2 saat süreyle dik bir pozisyonda kalmak Botox ilacının zerkedilen yerde kalmasını sağlamak açısından çok önem taşır. Ayrıca bu sure boyunca ilacın enjekte edildiği kaslara egzersiz uygulanmalıdır.

    ETKİSİ NE KADAR SÜRER?
    İlk uygulamalarda 6 ayda bir, düzenli uygulamalardan sonra yılda bir yapılacak botoks enjeksiyonları son derece başarılıdır. Daha büyük yüz kaslarına sahip olan hastalarda (erkekler gibi) veya yüz kaslarını daha fazla kullanan, çok mimikli kişilerde tedavinin daha sık aralıklarla uygulanması gerekebilir. Genellikle, botox enjeksiyonları sonucu yüz kasları fazla hareket etmemek konusunda adeta ‘ eğitilirler ‘. Zaman içerisinde, çizgileri rahatlatmak için daha az ilaç kullanmak yeterli olur.2 yıl boyunca düzenli olarak botoks uygulanan kişiler aynı şekilde devam ettiklerinde kaslarında belirgin bir azalma ve buna bağlı yüz ifadesinde değişim olabilir. Bu nedenle uygulamaların 2. yıldan sonra daha uzun aralıklarla yapılması önerilir.

    YAN ETKİLERİ VAR MIDIR?
    Botox enjeksiyonlarının yan etkisi yok denecek kadar az ve geçicidir. Hafif bir baş ağrısı, birkaç günde iyileşen ve makyajla kapatılabilen morarma olabilir. Hatalı uygulamaya bağlı olarak botoks ilacı, göz kapağına yakın bir noktaya doğru kayarsa, üst göz kapağının geçici olarak aşağıya sarkması gibi bir durum ortaya çıkabilir. Ancak bu çok nadir olarak görülen bir yan etkidir.

    MİMİKLERİM KAYBOLUR MU?
    Alınacak sonuç enjeksiyon yapılan bölgeye ve verilen ilaç miktarına bağlıdır. İlacın özellikleri, uygulama yöntemleri ve uygulamayı yapan kişinin tecrübesi başarıyı etkileyen en önemli faktörlerdir. Alında ve kaşlarda kırışıklıklara neden olan hareketler (mimikler) engellenecektir, arzu edilirse kaslar hafif hareketli kalacak şekilde uygulama yapılabilir. Yüzün diğer kasları enjeksiyonlardan etkilenmez. İlaç sadece uygulama yapılan bölgede etkilidir.

    KİMLERE BOTOX UYGULANAMAZ?
    Hamile olan veya bebek emziren kadınlar enjeksiyonları yaptırmak için beklemelidirler. Nöromüsküler rahatsızlıkları veya kanama problemleri olanlar, tedavi yapılması istenilen bölgede deri hastalıkları olanlar uygun adaylar değildir.

    SIK SORULAN SORULAR

    Botox yılan zehri midir?
    Hayır. Clostridium botulinum isimli bir bakteriden elde edilen bir toksindir. Pek çok antibiyotik de bu yöntemle elde edilir.

    Botoks Felç Yapar mı?
    Hayır. Botoks belli bir süre enjekte edildiği kasların hareketlerini kısıtlar. Kesinlikle hissizliğe sebep olmaz.

    Botox İfadesiz Bir Yüz İfadesi Yapar mı?
    Bu büyük ölçüde uygulama yapan kişinin performansına bağlıdır. Botoks son derece kontrollü, uygulama imkanı olan güvenilir, risksiz ve bazı ameliyatlara alternatif olabilecek başarılı bir ilaçtır.

    Dudaklara Yüze Hacim Kazandırır mı?
    Hayır botox verilen bir bölge şişmez. Bu işlem ayrı bir kategoriye giren dolgu maddeleri ile yapılır.

    Ucuz Botox Fiyatları Nasıl Verilebiliyor?
    İlaç Çin malı olursa veya gereğinden fazla sulandırılırsa fiyat oldukça ucuz olabiliyor.

  • Nasır nedenleri ve belirtileri

    Nasır nedenleri ve belirtileri

    Nasır

    Nasır, aşağı yukarı herkesin bildiği bir sorundur. Genellikle kendi kendine tedavi edilebilir; ama çok ciddi olduğunda doktora göstermek gerekir. Nasır, sürtünme ya da basınç nedeniyle derinin boynuzsu tabakasından oluşan bir oluşumdur. Ölü deri hücreleri birikerek bir keratin (protein) tabakası oluştururlar. Bu durum ilerledikçe nasırın altındaki deri hücreleri iltihaplanır, ağrı ve rahatsızlık verir.

    Nedenleri

    Nasır, daha çok derinin aşırı sürtünmeyle karşılaştığı yerlerde ortaya çıkar. Elleriyle çalışan işçilerde ve çıplak ayakla dolaşanlarda, normal olarak ağrı vermeyen ve gerçek nasır olmayan deri kalınlaşması olabilir. Ancak, sözgelimi kemancılarda sürekli olarak çenelerini kemanın gövdesine dayamaktan ya da yeni ayakkabı alanlarda ayakkabının belirli noktalarda ayağı vurmasından gerçek nasır oluşur.

    Bütün sıkı ayakkabıların ve yüksek ökçelerin nasır oluşturabilmesine karşılık, nasır en çok ayaktaki çıkıntılarda, parmaklar arasında ve topukta ortaya çıkar. Bunu onların üzerinde de nasır olur. Bunun nedeni, buradaki kemiğin çıkıntılı oluşu ve sürekli olarak ayakkabıya sürtünmesidir. Bu kemik çıkıntıları üzerindeki sert deri tabakası alt tabakaları koruduğundan, buralarda nasır sık görülür. Ancak nasır ve bunyon oluşumu arasında bundan öte bir ilişki yoktur. Bazı kişiler, özellikle de yaşlılar, nasıra daha eğilimlidirler.

    Protez kullananlarda, derinin aşınması nedeniyle de nasır olabilir. Böyle durumlarda nasır oluşturan nedenin ortadan kaldırılması genellikle yeterlidir ama bazen nasırın alınması zorunlu hale gelebilir.

    Belirtiler

    Nasır, çevresindeki normal deriye göre daha sarımsı renkte, kalın bir deri tabakasıdır. Koni biçiminde olabilir. Ayak parmakları arasındaki nasırlar ise çoğunlukla yumuşaktır. Nasırlar günün sonunda ağrı yapar, ayrıca basınçla karşılaşınca rahatsızlık verirler. Kronikleştiğinde ya da şiddetli olduğunda, çevresindeki deri kızarır ve nasır, hareketsiz durulurken bile çok ağrır. Belirtiler çok çeşitlidir ve bazen nasırı siğilden ayırmak zor olur. Ancak siğil genellikle daha ufaktır ve basınçla ağrı yapar. Derinin üst tabakası kazındığında siyah noktacıklar halinde siğilin kökü ortaya çıkar.

    Nasır rahatsızlık verir ve ağrır, ama çoğunlukla tehlikeli değildir. Daha ciddi bir sorun,“hiperkeratoz” denen, derinin avuç içinde ve tabanda hiçbir neden olmadan kalınlaşması ve bunun yayılması durumudur. Hiperkeratoz hemen doktora gösterilmelidir. Nasırın tek tehlikesi, alınması sırasında kirli aletlerin kullanılmasıyla enfeksiyon kapması ve iltihaplanmasıdır. Özellikle şeker hastalarının bu konuya dikkat etmesi gerekir. Ayaktaki kan dolaşımları zayıf olduğundan, enfeksiyon kolaylıkla kangrene dönüşebilir. Bu yüzden en iyisi nasırlarını bir uzmana göstermeleridir.

  • Saçkıran (alopesi areata)

    Saçkıran (alopesi areata)

    Alopesi areata nedir?

    Alopesi tıp dilinde saç kaybı anlamına gelmektedir. Alopesi areatada ise saçlarda aniden yuvarlak saçsız alanlar oluşturacak şekilde dökülme olmasıdır.

    Alopesi areatanın nedeni nedir?

    Alopesi areata otoimmun bir hastalıktır. Otoimmun hastalıklarda bilinmeyen bir nedenle bağışıklık sistemi kendi hücrelerini yabancı olarak görüp bu hücrelerle savaşmaya başlar. Bu durumda kıl kökleri etrafında bulunan lenfosit denen hücreler sitokin diye adlandırılan kimyasallar salgılarlar ve bu da saçlarda dökülmeye neden olur.

    Hastalığın ailesel özelliği var mıdır?
    Alopesi areata ailenin bir bireyinden fazlasında görülebilir veya ailenin diğerlerinde pernisiyöz anemi ve vitiligo gibi diğer immun hastalıklar bulunabilir.

    Hastalık bulaşıcı mıdır?

    Alopesi areata bulaştırıcı değildir.

    Alopesi areatanın nedeni nedir?

    Hastalığın yenilen gıdalarla bir ilişkisi yoktur. Diğer sağlık problemlerinde olduğu gibi hastalık stresli bir olaydan sonra başlayabilir, fakat bu olguların hepsinde yoktur.

    Hastalık nasıl görülür?

    Alopesi areata belirgin bir rahatsızlık vermediği için, genellikle berberler tarafından saptanır. Saçın büyümesi durur ve kökünden ayrılır. Alpopesi areata üç evre gösterir. İlk olarak saçlar aniden dökülür, sonra dökülen alanda genişleme olur. Son olarak da saçlar başlangıçta renkleri beyaz veya gri olarak çıkmaya başlarlar. Bu ayları hatta yılları alabilir. Yeni kıllar çıkarken diğerleri dökülebilir.

    Saçların tamamı dökülebilir mi?

    Etkilenen hastaların %5 ine kadar olanında tüm saçlar dökülebilir. Bu duruma alopesi totalis denilir ve çok uzun sürebilir. Hastaların %1 inden azında vücut kılları tamamiyle dökülür, bu durum alopesi üniversalis olarak bilinir.

    Hastalığın başka bir zararı var mıdır?

    Alopesi areata fiziksel bir rahatsızlığa neden olmaz, ama psikolojik olarak hastayı etkiler.

    Tedavisi Nasıl Yapılır?

    Ne yazık ki hastalıkta kesin çözüm sağlayabilecek tedavi yoktur. Hastalık yavaş bir şekilde kendiliğinden iyileşebilir. Bazen yeni gelen saçlar beyaz veya gri renktedir, daha sonra orijinal renklerine dönerler.

    Saçsız alana kortizon enjekte edilmesi saçların çıkışını hızlandırabilir. Bu tedavi intralezyonel kortizon enjeksiyonu olarak bilinir. Saçlardaki yeniden büyüme sadece enjeksiyon yapılan yerde görülür. Bu tedavi yeni alanlarda saç dökülmesini engellemez. Bununla beraber saçlar çıkmaya başlarsa ilave olarak yapılan enjeksiyonlar saçların çıkmasına yardımcı olur. Hastalığın tedavisinde birçok farklı alternetif yöntem kullanılır. Fakat bu tedavilerin sonuçları değişkendir. Bazı losyonların kullanılması
    bazı kişilerde saçların çıkmasına neden olmaktadır. Bu amaçla kortizonlu ilaçlar veya minoksidil ve tahriş edici bir ajan olan ditranol kullanılabilir.

    İmmunoterapi denen tedavide düşük bir konsantrasyonda alerjik reaksiyon oluşturabilecek bir madde dökülen alan uygulanır ve bir alerjik kontakt dermatit oluşması sağlanır. Bu amaçla sıklıkla diphenylcyclopropenone (diphencyprone) kullanılır. Ne yazık ki bu tedavi tahriş edici ve rahatsızlık vericidir, sıklıkla lenf bezlerinde büyümeye neden olur.

    Yaygın saç kaybı durumunda güvenilir bir tedavi yöntemi yoktur. Kortizon içeren haplar, PUVA dediğimiz bir ışık tedavisi uygulanabilir. Fakat bu tedavilerin bir takım yan etkileri vardır.