Kategori: Dermatoloji

  • Su ile cilt soyulabilir mi?

    Evet su ile clt soyulabilir mi? Basınçla cilde püskürtülen suyla ciltte peeling etkisi yaratmak mümkün, Jetpeeling…

    Aslında mekanik olarak cildi soyma işlemidir.

    Geliştirilmiş özel handpeace başlığı ile birlikte cilde jet akımla yapılan mekanik peeling uygulamasıdır. Cildi yeniler, tazeler, onarır ve cilt sorunlarını çözmeye yönelik hızlı bir tedavi yöntemidir. Sorunlu deriyi yavaşca soyar ve ciltte oluşan çizgileri jet akımla giderilmesini sağlar. Aynı zamanda cilde vitamin ve onarıcı maddeleri , cildin alt katmanlarına kadar ulaşmasını sağlayarak buradaki atıkların dışarı kolayca çıkmasına yardımcı olur. Cildi istenilen sağlıklı görüntüye kısa zamanda kavuşturur.

    Niçin jetpeel:

    Yara izleri, güneş ve yaşlılık lekeleri, kırışıklık problemleri, akne izleri, cilt detoksu. Komedon temizliği İifting ve anti aging uygulamaları için kullanılabilir.

    Uygulama alanları:

    Yüz, boyun ve dekolte bölgesine, yenileme ve tedavi gerektiren vücuttaki diger bölgelere uygulama yapılabilir.

    Kullanılan vitaminler:

    Vitamın B5, Vitamin C, Hiyalüronik Asit, Vitamin A+E

    Jetpeel Cilt Yenileme Teknolojisi; “cilt detoxu, peeling, ciltte aşırı kuruluk, doğum çatlakları, kırışıklıklar, iğnesiz mezoterapi, akne ve leke tedavileri” alanında ençok tercih edilir.

    15 günde bir 4 seans uygulanır.

  • Fibrocell..

    Kök hücre… Estetikte gelecek kök hücrede mi?

    Estetikte gelecek kök hücrede, aslında bütün sıkıntılarımızın kaynağı olan kollajen kaybının temelini oluşturan kendi hücrelerimizle fibroblastlarımızla yeniden yapılanmamızın adı bu Fibrocell…Kişinin kendi dokusundan elde edilen milyonlarca hücre ile yanetkisiz dolgu etkisi meydana getirmek, cildi canlandırmak, saç problemlerine çözüm bulmak …ve daha da geliştirilecek bu teknolojiyle gerçekten estetikte ezberler bozulacak gibi görünüyor…

    Fibrocell nedir?

    Fibrocell, dokular ve hücreler arasındaki boşluğu dolduran bağ dokusu, temel maddesinin sağlanması işlemidir. Bağ dokusu temel maddesi kollajen için çok önemli olan protein, yaraların iyileşmesini ve hücrelerin geri kazanımını sağlar. Fibroblast, kollajen yapmak için sorumlu olan hücrenin adıdır. Bu nedenle kurtarma işleminde fibroblast ve doku arasında doğrudan bir ilişki vardır. Yağ dokusunun aksine kemik iliği fibroblast açısından daha zengindir. Fibroblast Kemik iliğinden çok daha kolay izole edilir.

    Bilimde gelinen son nokta, kişiselleştirilebilir biyolojinin, heyecan verici ve umut verici alanının ön planda yer almasıdır. Her hastanın, benzersiz biyolojisi ile uyumlu, lokal tedaviler oluşturmak için cilt hücrelerini çıkarıp, bunu kişiselleştirilmiş biyolojik ilaç geliştirme için dönüştüren bir yaklaşım geliştirildi.Kişiselleştirilmiş biyolojik yaklaşımdan yararlanmak olan Fibrocell, bu teknolojinin lideri konumunda. Fibrocell patentli teknolojisi bir kişinin kendi fibroblast hücreleri kullanır ve/veya genetik değişiklik olmadan nadir ve ciddi deri ve bağ dokusu hastalıklarının lokalize tedavisini hedefler.

    Fibroblast nasıl yapılır?

    Vücudun farklı bölgelerinde ki, kulaklar ya da kolunuzun iç arka tarafında bulunan yağ dokuları tercih edilir. Biyopsi, steril koşullarda yapılmalı ve laboratuvara soğuk zincir ilkelerine uygun olarak transfer edilmelidir. Laboratuar ortamında arttırılan ve soğuk zincirin ilkelerine uygun olarak kliniğe nakledilen yağ dokusunda ki fibroblastlar alıcıya dolgu tekniği ile uygulanır. Fibroblast gerekli görülen alanlara tekrar tekrar enjekte edilebilir. Fibroblast üretilmesi yaklaşık 5 hafta kadar sürer. Her seans arasında 3 haftalık dönemlerde, 3 seans uygulanarak, prosedür tamamlanır.

    Fibroblast nerelerde uygulanır?

    Hücre tedavisi,

    Yara ve yanıklarda,

    Saç dökülmesi ve önlenmesinde,

    Kelliğin tedavisinde,

    Travmada oluşmuş izleri üzerinde,

    Cilt çukurlarını düzeltmede,

    Özellikle yüz kırışıklıkları ve yüz yenilenmesinde,

    Dudakları şekillenmesinde

    Fibrocell güvenilir bir yöntem midir?

    Fibrocell güvenilirdir çünkü hastaların kendi dokusu ile hazırlanır. Hiçbir alerjik riski yoktur.

    Fibrocell etkisi ne zaman başlar ve ne kadar sürer?

    Hasta fibroblast uygulandıktan yaklaşık 1 ay sonra etkisini görür. Bu etki 1 yıllık dönemde artmaya devam eder. Gerçekleştirilen tedavi, 5 yıl boyunca etkisini korumaya devam eder.

  • Doublo terapi, ameliyatsız cilt germe

    Doublo Terapi(HIFU=High İntensity Focused Ultrasound) Nedir?

    Yaşlılık belirtilerinden olan kırışıklık ve sarkmaların cerrahisiz tedavisi artık mümkün. Non invaziv ,ameliyatsız tedavilerde son birkaç yıldır trendy olan Doublo terapi, acısız, ağrısız, tek seansta ciltte yenilenme sağlar, sarkmaları ortadan kaldırır .

    Yaşlanmaya karşı koyan cerrahi dışı gençleşme yöntemleri içinde en etkili olan doublo terapi; ses dalgaları ile uygulanan bir tedavi yöntemidir. Doublo terapi yönteminde ; odaklanmış yüksek yoğunluktaki ses dalgalarıyla cildin üst tabakasında herhangi bir hasar yaratmadan alt tabakalara akustik bir enerji gönderilir. Oluşan termal etki ile alt tabakalar 60-65 c’ ye kadar ısıtılarak cildin sıkılaşması ve gerginleşmesini sağlayan kollojenin yapımı uyanılır.

    Ultrasound dalgaları ile gençleşmeye yardımcı olan yöntemler , diğer teknolojilere göre anında görülebilen sonuçlarıyla ve daha uzun süreli etkiye sahip oluşlarıyla hem hekimlerin hem de yararlanmak isteyenlerin büyük ilgisini toplamaktadır.

    Doublo terapi ile cerrahiye en yakın sonuçlar elde edilir. Yöntem en çok 40-60 yaş aralığındaki kişilere uygulanır. En iyi sonuçlar hafif ve orta dereceli yüz sarkması ve kırışıklıklarda elde edilir. Doublo terapi’nin klasik yüz germeden farkları ise; anestezi gerektirmeden uygulanması, cerrahi yan etkisi bulunmaması, tek seansda yan etkisiz , ağrısız, güvenilir ve uzun süreli sonuçlar elde edilmesidir.

    Terapi sonrası yüz ve boyunda herhangi bir iz , ağrı, şişme, kızarıklık, morarma veya ödem gibi olumsuzluklar görülmemektedir.

    Uygulama yüzde mimik , hissizlik ya da ifade kaybına yol açmadığı için kişinin doğal görüntüsünü de bozmamaktadır.

    Özellikle geniş yüz hacmi, kalın boyunlu, gıdı bölgesi yağlı kişilerdeki uygulamaların tüm bahsedilen olumlu etkiler yanında bir de bu alandaki yağlı bölgelerde bir bedene kadar incelme avantajını sunduğunu da belirtmek gerekir.

    Uygulama yapılan bölgedeki sarkma ve kırışıklıklar büyük ölçüde yok olmaktadır. Ciltteki sıkılaşma, parlaklık ve göz kapağındaki kalkma (lifting etkisi) anında gözlemlenebilmektidir.

    Uzman hekim tarafından , uygulama yapılacak cilt değerlendirildikten sonra kişinin cepheden ve profilden önce fotoğrafları alınır. Ardından özel bir krem-jel uygulama alanına sürülerek tedavi protokolü kişiye özel gerçekleştirilir. Kişinin cilt altı tabakasına, derinlemesine uygun enerjiler gönderilir, uygulama bölgesi farklı vektörler boyunca en az iki kez taranır. Bu sırada cihaz ekranından derinlik ve ısı ölçümleri alınarak kontrollü uygulama sağlanmış olur.

    Tedavinin etkinliği ortalama 1.5 -2 yıldır. Doublo Terapi; yüz ovalinin şekillendirilmesinde, göz kapağı ve kaş seviyesi düşüklüğünde, göz altı torbalanmalarında , göz çevresi kırışıklarında, çene kontürünün belirginleşmesinde, boyun kırışıklığı ve gevşekliğinin giderilmesinde son derece başarılı sonuçlar vermektedir.

    Doublo ; cihaz olarak derin doku etkili kartuş ile daha yüzeyel etkili kartuş olmak üzere 2 farklı katmanda çalışmaya olarak tanınır. Uzman hekim tarafından cilt kalınlığı analizi ile hangi kartuş ile çalışacağı belirlenir.

    Doublo terapi; tek seans ve işlemin yapılacağı alanın genişliğine bağlı olarak 45-60 dakika arasında seans süresi ile çalışmaktadır.

    Uygulama sonrası ciltteki gerginlik, oluşacak etkinin % 25 ‘iolarak belirtilmekte, diğer kalan % 75 lik etki ise 90 gün (3 ay) içinde tamamlanmaktadır. Kişi hemen günlük yaşamına dönmektedir.

    Uygulama öncesi herhangi bir hazırlığa gerek olmayıp ,ciltte herhangi bir kızarıklık ya da iz kalmadığı için,kişiler öğle aralarında bile uygulama yaptırabilmektedir.(Lunch-time beauty)

    Uygulama çoğu hastada tek seans olarak yeterliyken,ileri sarkması olan kişilerde 6 ay sonra 2. Bir seansa ihtiyaç duyulabilmektedir.

    Cilt yüzeyiyle ilgili işlem yapılmadığından ve doku bütünlüğü bozulmadığından, güneşten korunma zorunluluğu yoktur; bu da uygulamanın yaz-kış mevsim bağımsız olması anlamına gelir.

    Kişinin tedaviden hemen sonra sosyal yaşamına dönebilmesi,makyaj uygulayabilmesi de büyük konfor sağlar.

    Doublo Terapi; diğer tüm anti-aging prosedürlerle gerekli görüldüğünde kombine edilebilir, ancak seans aralıkları minimum 15 gün olmak şartıyla.

  • Dolguda yeni trendler

    İlk dolgularla dudak ve nazolabial olukların doldurulması modaydı, sonra sonra dudak çizgileri, marionettler, yanaklar sıraya girdi, şimdide gözaltı ve ışık dolguları ile ulaşılamayan nokta kalmadı.. Tüm yüzün canlandırılması için mezoterapi ürünleri ile birlikte hazırlanan dolgu sistemleri ile göz altı morluklarında ve çökmelerinde kullanılan sistemler şu anda trendy…

    Yüz hatlarının restorasyonunda özellikle derin çizgi ve kırışıkların giderilmesinde yaşlanmaya bağlı, yağ dokusu kaybı ve yumuşak dokudaki hacim eksikliklerinin tamamlanmasında dolgu maddesi enjeksiyonları uygulanmaktadır. Bu yöntemle derin çizgiler doldurularak yüz hatlarında yumuşak bir geçiş elde edilir. Böylece yüz ifadesi de dolaylı olarak yumuşar. Ayrıca yüzde çökme gösteren bölgelere dolgu maddesi uygulanarak daha genç ve yuvarlak hatlar elde etmek, bu yolla da yüzde istenen yerlere volümetrik enjeksiyonlar yapmak mümkün olur.

    Neden kırışırız ?

    Yaşlanma ile birlikte cildin hyaluronik asit içeriği azalır ve cildin su tutma kapasitesi düşer. Deride bulunan kollajen ve elastin lifler kırılmaya ve eskimeye başlar. Bu kırılmalar doğal yaşlanma sürecimizin bir parçası olmakla birlikte, fazla kaş çatma, gözleri kısarak bakma, gülümseme ve diğer yüz mimikleri de çizgilerin oluşmasına katkıda bulunurlar. Sigara içmek ve kirli hava gibi çevresel faktörler de yaşlanmayı hızlandırırlar. Yüz kırışıklıklarını doldurmak için en sık olarak kullanılan işlem yüz dolgusu tedavisidir.

    Hyalüronik asit nedir?

    Hyaluronik asit bir bağ dokusu destek elemanıdır ve doğal olarak cilt altı mesafede yaygın olarak bulunur. Varlığı ve yapısı gereği cildimizin daha nemli, kırışıksız ve gergin olmasını sağlar. Klinikte kullanılan hyaluronik asit ise E.coli denen bir bakterinin hücre duvarından izole edilen, ileri laboratuvar koşullarında yüksek teknolojiyle üretilen hayvansal hammadde içermeyen, berrak kristal jel görünümlü bir maddedir. Deriye enjekte edildiği zaman, vücudun kendi hyaluronik asiti ile birleşerek hacim oluşturur.Hacminin 1000 katı kadar su çekme kapasitesine sahiptir. Bu hacim ile dudakların dolgunlaştırılması, çizgilerin, kırışıklıkların doldurulması ve yüz kıvrımlarının tedavi edilmesi sağlanmaktadır. Hızlı ve kolay uygulanmasının yanı sıra, yüz dolgusu işlemi görülebilir sonuçların hemen elde edilmesine olanak sağlar.

    Nerelere dolgu yaparız?

    Dudak kalınlaştırma

    Dudak kenarlarındaki derin çizgilerin tedavisi

    Yüzdeki derin çizgi ve kırışıklıkların yumuşatılması

    Göz altı ve yanaklardaki çöküntülü alanların doldurulması

    Dolgu ile kaş kaldırma

    Çöküntülü yara izleri

    El sırtındaki kırışıklıkların giderilmesi

    Son trendlerden Gözaltı Işık Dolgusu….

    Gözaltı ışık dolgusuyla; yanak ve gözaltları arasındaki oluklar, çöküklükler, alt göz kapağındaki torbalanmalar başarıyla tedavi edilebilirken göz altı morluklarında da belirgin bir azalma sağlanmaktadır. ışık dolgusu verildiği alana homojen bir şekilde yayılarak etkisini gösterir. İçeriğinde protein, vitamin, aminoasit, antioksidanlar sayesinde gözaltı morluklarına da iyi gelmektedir. Dolgunun uygulanma sonrasında hemen sonucunu görebilirsiniz, şişme ve morarma hemen hemen hiç olmamaktadır. 1 hafta sonra en iyi halini alacaktır. Dolgu 1-1,5 sene kadar kalıcı olmaktadır.

    Diğer bir trendy : Işık Dolgusu….

    Cildimizi oluşturan tabakaları en dıştan içe epidermis, dermis ve deri altı doku olarak sıralayabiliriz. Bu tabakaların her biri ışığı farklı şekilde emer ve yansıtır. Işık cildimize vurduğunda farklı katmanlar tarafından emilen ve yansıyan ışınlar bir araya geldiğinde parlaklık olarak algılanır. Işık dolgusunda kollajenin yapısına giren 8 aminoasid kollajen üretimi için hammadde oluştururken, 3 antioksidan, vitamin ve mineraller ile cildin dış etkenlere karşı savunmasını arttırır. Işık dolgusunda hyaluronik asid ile diğer vitamin, mineral ve antioksidan etken maddeler mükemmel bir uyum sağlar. Enjeksiyonlarda içerdiği lidokain anestezik maddesi ile hasta konforu oldukça yüksektir. 3 hafta aralarla yapılan 3 uygulama ile ilk uygulamadan itibaren ve sonrasında birikici etki ile gözle görülür ışıltı sağlar.

    Uygulama nasıl yapılır ?

    Hyaluronik Asit, Kalsiyum Hidroksiapatit veya Poli-L laktik asit gibi farmakolojik ajanların derin çizgi, kırışıklık, çöküklük olan bölgelerde, dudaklarda veya el sırtında cilt altına enjeksiyonu şeklinde uygulanır. Hekimlerin tecrübelerine ve tedavi endikasyonlarına bağlı olarak değişmekle beraber hyaluronik asit bazlı dolgular cilt tonusü ile olan uyumları,yüzün yaşlanma dinamiklerine paralel davranışları ve çok doğal natürel sonuçlar yaratmaları nedeniyle ve komplikasyonlarının neredeyse hiç olmayışı avantajıyla tüm diğer dolgulardan daha fazla tercih edilir hale gelmiştirler.

    İşlem teknik olarak çok ağrılı değildir ancak uygulanacak bölge ve dolgu maddesine göre uygulama öncesinde topikal anestezik kremler veya bazen lokal anestezi gerektirebilir. Etkisi uygulama yapıldığı anda görülür. Uygulanan maddeye, bölgeye ve kişisel faktörlere göre genellikle 6-18 ay arasında sürer. Kalıcı dolgu maddeleri de mevcuttur. Ancak bunların uygulaması geri dönüşümsüz olacağından tedaviye ilk olarak eriyebilen hyaluronik asit içeren dolgularla başlamak sonucu tahmin etmek açısından daha sağlıklı olacaktır.

    Özellikle dudaklarda daha fazla olmak üzere uygulama alanlarında ilk 3 gün şişlik ve morluk görülebilir. Buz uygulaması bu durumun daha çabuk iyileşmesınde etkili olacaktır. Yağ enjeksiyonunda bu şişlik 2 haftaya kadar uzayabilir.

    Beklentiler?

    Derin çizgi ve kırışıkların kısmi veya tam olarak düzelmesiyle birlikte yüz hatlarında belirgin bir iyileşme gözlemlenir. Dolgu maddesi enjeksiyonu (liquid face lifting) olarakta adlandırılan ameliyatsız yüz gençleştirme işlemleri arasında önemli bir yer teşkil eder. Tüm yüzde istenilen sonuca ulaşabilmek için botox, kimyasal cilt soyma, ulrasound lifting ve diğer anti-aging işlemlerle kombine edilmesi de gerekebilir.

    Hyalüronik asit enjeksiyonundan sonra doğal bir görünüm sağlanır. Yüz dolgusu veya dudak dolgusu işlemlerini öğle yemeği tatilinde yaptırıp günlük hayatınıza devam edebilirsiniz. Herhangi bir ön test yaptırmanıza gerek yoktur. Ancak uygulayan kişinin uzman ve tecrübeli olması önemlidir. Dolgu enjeksiyonlarından sonra normal aktivitelerinize hemen geri dönebilirsiniz. Etkisi kullanılan materyale göre 6-18 ay devam eder.

    Yan etkisi varmıdır?

    Hyaluronik asit 1996’dan beri dünya üzerinde 70 ülkede 2 milyondan fazla kişiye güvenle uygulanmıştır.Çok ender olmakla birlikte tedavi edilen bölgede birkaç saat süren hafif bir şişme olabilir. Makyaj ile kolaylıkla kapatılabilecek hafiflikte olan morluklar görülebilir. Allerjik reaksiyonlar çok nadir görülürler. Enjeksiyon bölgesinde kızarıklık, kaşınma veya sertlik oluşabilir. Hyaluronik asit ile yüz dolgusu tedavisi, genellikle estetik operasyona bir alternatif olarak uygulanır. Hyaluronik asit kullanımı güvenli olup non allergen olduğundan tedavi öncesi herhangi bir test uygulaması gerektirmemektedir.

  • Solaryum.. Kim girmeli, kim girmemeli?

    Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de solaryum hızlı bronzlaşmanın en ekonomik yolu olarak son yıllarda giderek artan ölçüde talep görmektedir.Dünyada bronzluğun hala modasının geçmediği, solaryuma gençler arasında çok fazla talep olduğu gözönünde bulundurulursa ,ileri yaşlarda kanser gelişme riski düşünüldüğünde bu konuda bir sağlık politikası oluşturulması gündeme gelmiştir.

    Solaryumlarda kullanılan yapay UV lambaları % 95 oranında UVA ,% 5 kadar da UVB ışını yayarlar . UVA ışını deri yaşlanmasında daha etkili olurken UVB ışını deri kanserleri ve melanom oluşumundan sorumlu tutulmaktadır. UV radyasyon ile deri kanseri arasındaki ilişki çok basittir. UV radyasyona maruz kalınan süre arttıkça deri kanseri gelişme riski de artmakta, ayrıca deri daha hızlı yaşlanmaktadır. Özellikle hızlı veya 10 dakikada bronzlaştıran cihazlar olarak tanıtılan cihazlar oldukça yüksek dozda UV ışığı yaydıklarından oldukça sağlıksızdırlar ve uzak durulması gerekmektedir. 2012 yılında yayımlanan bir derlemede de solaryumun 35 yaş altında kullanımının melanom gelişme riskini yüzde 87 artırdığı ve yıllık kullanım sayısı yükseldikçe melanom riskinde de artış meydana geldiği, kanserojenik etkinin ortaya çıkmasının 10-15 yıllık bir süreç gerektirdiğinden gelişmesi beklenen melanom sayılarının artacağının tahmin edildiği kaydedilmiştir.

    Dünya Sağlık Örgütü, ultraviyole solaryum cihazlarının birçok kişide kansere neden olduğunu belirtmiş ve Uluslararası Kanser Araştırma Merkezi de, 2009 yılında solaryumu Sınıf 1 kanserojen olarak belirlemiştir.

    Bütün bu bilgileri ışığında solaryumların tamamen sağlıklı bronzlaşma sağladığından bahsetmek mümkün değildir. Özellikle filtreleri ve ampulleri zamanında değiştirilmeyen hatta filtreleri sökülüp kullanılan nispeten piyasaya göre ucuz seans fiyatlarına sahip salonlarda risk daha da fazla olmaktadır. Ayrıca deri kanseri oluşma riski kişinin deri tipine, yaşına, aldığı toplam doza ve seans sayısına, vücudunda bulunan benler gibi birçok etkene de bağlıdır.

    Solaryuma dünyada ilk yasak Brezilyada uygulanmaya başlamış sonra Belçika, Avusturya, Almanya, İspanya, Kanada gibi birçok ülkede ve Avustralya ‘nın birçok eyaletinde 18 yaş altındakilerin solaryum kullanımı yasaklanmıştır. Amerikada Illinois eyaletinde ocak 2014 ten beri 18 yaşın altındakiler ebeveynlerinin izni olsa dahi solaryuma girememektedirler.

    Türkiyede bu konuda sağlık Bakanlığı 2010 yılından beri benzer bir çalışma yürütmektedir. Ocak 2015 ten itibaren yürürlüğe girmesi beklenen yönetmelikte 18 yaş altında solaryum kullanılması yasaklanarak 18 yaş üstü kullanıcıların onam formu imzalayarak bilinçli şekilde solaryum kullanmalarına izin verilecek ve solaryum merkezlerinin standardizasyonuda yeniden düzenlenecek.

    Burada dikkat edilmesi gereken nokta insanlarda şu bilinci oturtmak olmalıdır; tabii ki de birkaç kez solaryum kullanarak kanser olunmaz ama solaryumun sağlık etkilerini, risklerini bilerek, solaryum kullanılmalıdır. Solaryumu kullananların her türlü olası sağlık ve yan etkilerinden kanser gelişiminden mutlaka bilgilendirilmiş olmaları gereklidir.

    Solaryum kimlere uygulanmamalıdır;

    Tip1, yani hassas cildi olanlar, 18 yaşından küçükler, çok sayıda beni bulunanlar, çocukluk çağında sık güneş yanığı öyküsü olanların, premalign veya malign cilt lezyonları bulunanların, güneşe bağlı ciltlerinde leke ve iz oluşmuş kişiler, kozmetik ürün kullananlar, ilaç kullananlar.

  • Selülit, kadınların sevdalı tatlı başbelası

    Selülit ister zayıf ister normal ister şişman hemen hemen tüm kadınların hatta genç kızların her dönem hayatlarını olumsuz yönde etkileyen ,çok değişik yöntemlerle tedavi edilebilen bir sorundur. Eskiden beri en çok bilinen ve kullanılan yöntem: Mezoterapi.

    NEŞTERSİZ GÜZELLİK: Ciltteki lekelerden kırışıklıklara, saç dökülmesinden gençleşmeden zayıflamaya, sıkılaşmadan birçok estetik soruna çözüm olabilen mezoterapi, neştersiz güzelleşmenin en etkili yollarından biri. Mezoterapi; çeşitli ilaçların, vitaminlerin, minerallerin, enzimlerin ve aminoasitlerin birbirleriyle karıştırılmasıyla oluşturulan karışımların-kokteyllerin, deri ve deri altı dokuya enjekte edilmesiyle gerçekleştirilen tedavi yöntemine verilen genel isimdir. Mezoterapi yöntemi, ‘mezoterapi tabancası’yla artık daha da kolay ve ağrısız. Bu tabancalar; derinin içine sabit miktarda ilaç verebilme ve girilen derinliği seçme gibi avantajlar da sağlıyor. Üstelik elle yapılan uygulamaya göre daha hızlı!

    HER DERDE DEVA: Özellikle; derinin gençleştirilmesi, kırışıkların düzeltilmesi, bölgesel zayıflama, saç dökülmesi, selülit ve deri çatlaklarının giderilmesi tedavisi gibi amaçlar için uygulanır. Fransa’da 1950’lerde kullanılmaya başlanan bu yöntem, yıllar içinde dünyanın her yanında kabul görmüş ve son yıllarda estetik cerrahi girişimlerinin en önemli alternatifi haline gelmiştir.

    YAĞLARA VE KIRIŞIKLIĞA VEDA: Mezoterapi, ilk yıllarda daha çok bölgesel ağrıları gidermekte kullanılıyordu. Son yıllarda ise daha çok estetik amaçlarla kullanılır olmuştur. Yaşlanmanın etkilerini gidermek, kırışıklıkları ve sarkmaları düzeltmek, bazı yerlerdeki istenmeyen yağ birikimlerini eritmek, selülitli bölgeleri tedavi etmek, saç dökülmelerinde (bölgesel veya genel) saçın güçlenmesini sağlamak veya yeni saç çıkışını arttırmak amacıyla tercih edilir. Yüz, boyun, gerdan, göbek, kalça, bacaklar, kollar ve saçlar uygulama alanlarıdır.

    DAMARDAN ETKİ: Mezoterapi işlemi, aslında çok basit bir mantığa dayalıdır. Yukarıda belirtilen estetik sorunların giderilmesi için gerekli ilaçların ağızdan alınmaları veya damar içine verilmeleri, çeşitli sakıncalar doğurabilir. Ayrıca bu ilaçların etkili olabilmeleri için yüksek doz kullanılmaları gerekir. Oysa aynı maddeler, deri yoluyla sorunlu bölgelere verildiklerinde, kana karışma oranları daha azdır ve daha düşük dozlarda kullanılabilirler. Böylece bu ilaçlara bağlı yan etki olasılığı düşer.

    YAŞLI DERİYE TAMİRAT: Yüzde oluşan kırışıklıkların ve sarkmaların giderilmesi için tercih edilen hyalüronik asit, yüksek konsantrasyonda vitaminler, elementler, koenzim, aminoasitler ve antioksidanlar; deri altı tabakadaki kollajen ve elastini güçlendirirler. Bu işlem aynı zamanda o bölgedeki kan dolaşımını hızlandırır. Derinin yaşlanmasına neden olan bozulmuş yapılar tamir edilirler. Tedavi sonrası deri daha parlak, daha canlı ve pürüzsüz hale gelir.

    SELÜLİTLER PARAMPARÇA: Yağı parçalamak amacıyla özellikle fosfotidilkolin tercih edilir. Ayrıca selüliti tedavi edebilmek için, antioksidan özellikte ve kan dolaşımını arttıracak yapıda başka maddeler de tedaviye eklenirler.

    DALGALI ETKİ: Son yıllarda ‘iğnesiz mezoterapi’ yöntemleri de uygulama alanı bulmaya başlamışlardır. Bu amaçla ultrasonografik dalgalardan veya iyontoforez yönteminden faydalanmaya çalışılır. Uygulanan maddeler, bu yöntemlerle deri yoluyla iğnesiz olarak etkili olacakları alanlara verilmeye çalışılır. Fakat etkinliği klasik iğneli yönteme göre daha azdır.

    UZMANINA SORMALI: Mezoterapi amacına göre, farklı teknikler de uygulanır. Uygulama sıklıkları, iğnelerin deriye veya deri altı dokuya ne kadar derinlikte gireceği ve hangi maddelerin kullanılacağı başlı başına bir uzmanlık ister. Uygulayıcıların bu maddeleri çok iyi tanımaları, yan etkilerini ve kimlerde kullanılıp kullanılmayacağını çok iyi bilmeleri gerekir.

    AĞRITMAYAN TABANCA: İğneler; elle yapılabileceği gibi, daha ağrısız olması amacıyla özel tabancalarla da uygulanabilir. Mezoterapi tabancaları; hem ağrı açısından daha konforludurlar, hem de derinin içine sabit miktarda ilaç verebilme ve girilen derinliği seçme gibi avantajlar sağlarlar. Üstelik elle yapılan uygulamaya göre daha hızlıdırlar.

    HAMİLELER ASLA: Mezoterapi; gebelerde, emzirenlerde, diyabette (şeker hastalığı), kanser hastalarında, kan hastalıklarında, kalp ilaçları alanlarda, daha önceden kalp hastalığı geçirmiş olanlarda ve pıhtılaşma bozukluğu olanlarda kullanılmaz.

    MORARMA OLABİLİR: Bu yönteme bağlı yan etkiler sık görülmese de yok demek değildir. Uygulama sonrası bölgesel ödem ve morartı gibi etkilerin dışında bazen duyarlılık veya kaşıntı da olabilir. Fosfotidilkolin maddesinin kullanımı, özellikle dikkat ister. Yüksek dozlarda, bazen karaciğer üzerinde bile olumsuz etki gösterebilir. Enjeksiyon bölgesinde enfeksiyonlar, deri dokusunda bölgesel hücre ölümü, yağ dokusunda düzensiz görünüm, iltihaplanma ve hücre ölümüne bağlı zor iyileşen yaralar gibi birçok istenmeyen durumun yanında, duyarlı kişilerde alerjik reaksiyonlarla karılaşma olasılığı vardır.

    DOĞRU ADRESE GİDİN: Bu yüzden mezoterapinin ciddi bir yöntem olduğunu ve yalnızca uzmanlar tarafından uygulanması gerektiğini unutmamak gerekir. Hasta seçimi, doğru ilaçların belirlenmesi, hangi yöntemin kullanılacağı ve hastaların tedaviye uygun olup olmamaları son derece önemlidir.

    GÜVENLİ VE AZ AĞRILI: Her şeye karşın mezoterapi ve diğer bölgesel uygulama yöntemleri; estetik cerrahi girişimlerine göre daha güvenli ve daha az ağrılı olmaları gibi avantajlarıyla, giderek artan bir ivmeyle kullanım alanı bulmuşlardır. Gelecek için; iğnesiz yöntemlerle, büyük yapıdaki maddelerin deriden geçip istenilen bölgelere gidebilmelerini sağlama amacını güden araştırmalar sürmektedir.

    CİLT LEKELERİNE C VİTAMİNİ SELÜLİTLERE KAFEİN!

    Mezoterapide birçok ilaç kullanılır. Bunlar özetle;

    Vitamin A: Üstderi hücrelerinin büyümelerini düzenler, kollajen ve elastini tamir eder.

    Vitamin B5: Hormon sentezi için ihtiyaç duyulan hücre içi enerji üretimini arttırır.

    Vitamin C: Kollajen ve elastin sentezini arttırır, ciltte lekelenmelere neden olan melanin maddesinin salınımını azaltır.

    Vitamin D: Kalsiyum sentezi için gereklidir.

    Vitamin E: Antioksidan özelliktedir; toksik (hücre için zararlı) maddelerle savaşır.

    Vitamin K: Mikro seviyedeki dolaşımı düzenlemede rol oynar.

    Amino Asitler: Deri dokusun temel yapı elemanıdırlar

    Silika, çinko, koenzimQ10, bakır peptidleri, üstderi büyüme faktörü, temel fibroblast büyüme faktörü vb. maddeler: Serbest radikallere karşı; antioksidan, enerji üretimi, hücre fonksiyonlarını düzenleme, iyileşmeyi arttırma, kollajen ve elastin dokularını uyarma gibi etkileriyle daha düzgün, gergin bir cilt görünümü, kırışıklıkların azalması ve lekelerin giderilmesi gibi etkiler gösterirler.

    Ayrıca; Fosfotidilkolin, hyalüronidaz, L-Karnitin, Kafein, Aminofilin gibi maddeler ise yağ metabolizması üzerine etkili olarak, bölgesel zayıflama ve selüliti giderme gibi amaçlar için tercih edilen maddelerden bazılarıdır.

    Bundan başka da birçok madde (hyalüronik asit, glutatyon, askorbik asit, glikolik asit, kalsyum piruvat, minoksidil, finasterid vb) tedavilerde yer alırlar.

  • Botoks…

    Yıllardır üzerinde birsürü yazıldı çizildi, botox like dediler better than botox dediler ama olmadı pabucu dama atılamadı, yine 1 numara yine 1 numara, evet mimik kırışıklıklar ve aşırı terleme başta olmak üzere bir sürü estetik değişiklikler için tercihler hala Botoxtan yana…

    Peki nedir bu botox yine kısaca özetlersek,

    Botoks (Botulinum toksini), Clostridium botulinum adlı bakteriden elde edilen bir toksindir. Botoks, sinir uçlarında iletimi sağlayan maddelerin salınımını engelleyip, sinirler ile sinirlerin ulaştığı kaslar arasındaki iletimi durdurarak etkisini gösterir. Sinir iletiminin durması, geçici bir süre için, sinirin ulaştığı kasın işlevlerinin azalmasını ya da tamamen kaybolmasını sağlar. Botoks’un etki mekanizmasından tıpta birçok alanda yararlanılmaktadır.

    Medikal estetik alanında ise genellikle mimik kaslarının hareketleri ile ortaya çıkan yüzdeki çizgilenmeleri azaltmak ve aşırı terleyen bölgelerdeki terlemeyi azaltmak amacı ile kullanılır. Botoks, ter bezlerine uygulandığında ise ter bezleri ile sinir uçları arasındaki iletimi de durdurarak ter bezlerinin çalışmasını azaltır. Vücudun ençok terleyen bölgeleri, avuç içleri ,ayak tabanları ve koltuk altı bölgesidir. Aşırı terleme ve buna bağlı ter kokusu şikayeti olan kişilerin terleyen bölgelerine botoks uygulandığında şikayetlerinde azalma sağlanır. Botoks, Enjeksiyon şeklinde uygulanır . Enjeksiyon anında hafif bir ağrı hissedilebilir. Mimik kaslarının hareketlerinde azalma istendiğinde mimik kaslarının içine, terleme şikayetinin azalması istendiğinde o bölge deri içine enjeksiyon yapılır. Botoks un etkisi enjeksiyonu takiben ilk hafta içinde ortaya çıkar ve etki süresi kırışıklık tedavisinde 3-4 ay, terlemenin tedavisinde ise ortalama 6 -8 ay civarindadır.

  • Terleme tedavisi

    Koltuk altı el ve ayak terlemesi şikayeti olanlarda, koltuk altı el ve ayaklarda aşırı ıslaklık söz konusudur. Bu bölgelerden akan ve hatta damlayacak şekilde terleme artışı olabilir. Koltukaltı terlemesine deodorantlar ve losyonlar fayda etmez. Uzun süreli aliminyumlu antipersipirantlarda tıkanıklık yapabildiklerinden çok tercih edilmezler. El ve ayaklarda da çok başarılı uygulamalar yoktur, sadece zahmetli olan galvanoterapiden fayda görürler. Sadece koltuk altı terleme şikayeti de olanlarda son zamanlarda radyofrekansla başarılı sonuşlar alınmaktadır.

    Terleme, vücudun ısısını ve tuz oranını ayarlayarak, vücudu dengeleyen bir sistemdir. Ancak koltuk altı terlemelerinde, vücudun dengesi için gerekli olanın çok üstünde terleme artışı söz konusudur. Kıyafetlerde ıslak görünüm ve terlemeye bağlı giysilerin renklerinde bozulma problemi olabilir. Bu tür durumlar kişide sosyal açıdan rahatsızlık yaratır.

    Terleme Nedenleri:

    Koltuk altı terlemesinin nedeni, sempatik sinir sisteminin aşırı uyarılmasıdır. Bu kişinin yapısıyla ilgilidir. Stres ve gerginlik koltukaltı terleme şikayetini çok artırabilir. Şikayet genel olarak ergenlik çağında başlar. Genellikle genetik olan bu problemde mutlaka tiroşd hormonlarına bakılmalıdır.

    Terleme Tedavisi

    Koltuk altı el ve ayak tabanı terlemesine çözüm, terleme kesici alüminyumlu losyonlar, iyontoforez, Botoks ve cerrahi yöntemler olabilir. Günümüzde en çok tercih edilen yöntemler botoks ve cerrahi tedavilerdir.

    Terlemede Botoks Tedavisi

    Koltuk altı el ve ayak tabanı terleme tedavisinde Botoks yöntemi 2004 yılında FDA tarafından kabul edilmiştir. Koltuk altı Botoks tedavisinde, terleyen bölgeye ortalama 20-30 nokta halinde küçük miktarlarda Botoks verilir. Botoks uygulamasından önce ilaç sulandırılır. Sulandırılan Botoks, ikiye bölünerek her iki koltuk altına uygulanır. El ve ayak tabanı için tedavi biraz ağrılı olacağı için mutlaka lokal anestezik eşliğinde yapılmalıdır.

    15 gün sonra eğer terleme devam ediyorsa nişasta ile iyot testi yapılarak terleyen bölge tespit edilir. Terlemesi devam eden bölgelere, ilaveten Botoks verilebilir. Koltuk altı terlemelerinde Botoks tedavisi çok kısa sürer. Uygulama öncesinde anestezik krem uygulanırsa acı pek hissedilmez. İşlem sonrası beklenen önemli bir yan etki yoktur. Aşırı terleme şikayetinde Botoks etkisi ortalama 6-12 ay arasında değişebilir.

  • Güneş: ne zaman dost, ne zaman düşman?

    Kışın şu son günlerinde, baharın müjdecisi cemrelerinde düşmesiyle beraber ısınan hava ve kendini gösteren güneşle beraber bazı sorunlar da tekrar baş gösterecek. Hepimiz soğuktan, kapalı havadan, yağıştan sıkıldık, güneşli günlere hasret kaldık…Ama tedbirsiz davranırsak başımıza ne dertler açacağız?

    20. yüzyılın başlarında bronz ten sağlıklı görünümün ve estetiğin simgesi iken 21. yüzyılda neredeyse güneşlenmek ve bronzlaşmak cilt kanseri, erken kırışma,lekelerdeki artma gibi olumsuzluklarla anılmaya başladı.

    ***Güneşlenmek, Bronzlaşmak, Solarium -OUT-

    ***Güneşten korunmak, Güneş koruyucu, Beyaz ten -IN-

    Güneş başlıca D vitamini kaynağı ve insan yaşamında ve sağlığında önemli bir yere sahip. Ancak yeterli D vitamini sentezi için güneş altında çok uzun süre geçirilmesine gerek de yok. Günlük 10-15 dk. Güneş D vitamin sentezi için yeterlidir.Aynı zamanda güneş koruyucu kullanmak D vitamini sentezini olumsuz yönde etkilemez. Uzun süre ve korunmasız bir şekilde güneş altında kalındığında cilt kanserinden güneş yanıklarına, lekelerden erken yaşlanmaya kadar pek çok sorun ortaya çıkar.

    ***Çocuklarımızı UV den koruyalım,

    ***Hayatınız boyunca maruz kaldığınız UV ışınlarının % 80‘ini 18 yaşına kadar alırsınız.

    ***Çocuklarımızı güneşten korumak enaz % 80 deri kanseri riskini azaltır.

    Güneş yanığı ultraviyole ışınlarının(UVA-UVB) yol açtığı sorunların başında gelir. En çok açık tenlileri etkileyen güneş yanığına, çocuklar ve yaşlılar daha duyarlıdır. Kişinin açık renkli bir cilde sahip olması da yanığın şiddetini artırır. Özellikle korunmasız olarak güneş altında uzun süre kalındığı zaman 2-4 saat içinde ciltte kızarıklık, 12-24 saat sonra ise su kabarcıkları gelişir.
    Korunmasız ciltte 15 dakika gibi kısa bir sürede bile güneş yanıkları oluşabilir. Özellikle çocuklarda gelişen güneş yanıklarına karşı son derece dikkatli olunması gereklidir. Çocukluk döneminde geçirilen güneş yanıkları ileriki yaşlarda oluşan cilt kanserinin en önemli nedenini oluşturur. Güneşli bir günün sonunda derisi hafif pembeleşen bir çocukta ertesi gün tam olarak gelişmiş bir yanık görülebilir. Bu nedenle daha fazla hasar oluşmasını önlemek için çocuğun gölgede ya da kapalı bir ortamda kalması sağlanmalı ve güneşe çıkması önlenmelidir. Çocuğa güneşten korunma yöntemleri anlatılmalıdır.

    GÜNEŞ KORUYUCULAR NEYE KARŞI KORUR

    1- Güneş yanığı ve bronzlaşma,

    2- Fotoyaşlanma( kırışıklık ,sarkma), güneş lekeleri,

    3- Solar elastoz ve çocuklardaki nevus gelişimini azaltır,

    4- Dudak uçuğu aktivasyonunu azaltır,

    5- Aktinik keratoz ve epidermoid karsinom oluşumunu azaltır,

    6- Melanom ve diğer deri kanseri olan bazalyomlarda da görülme sıklığını azaltır.

    * Güneşten koruyucu ürün kullanıyor olmak güneş altında daha uzun süre kalınabileceği anlamına gelmez. Çünkü bu ürünler ultraviyole hasarını sadece azaltır, sanılanın aksine hasar riskini yok etmez.
    * Su yüzeyi, kum, kar ve beton güneş ışınlarını yansıttığı için bu alanların yakınında bulunanlar güneşin zararlı etkilerine daha fazla maruz kalır. Dolayısıyla doğrudan güneş altında değil, sadece gölgede bulunulan zamanlarda da güneşten koruyucu ürünler kullanılması büyük önem taşır.
    * Güneş koruyucu ürünlerin UVB ışınlarının yanı sıra UVA’ya karşı da koruyucu özelliği bulunmasına dikkat edilmelidir. Bu nedenle parsol, mexoryl, titanium dioksid ve çinko oksid gibi maddeler içeren güneşten koruyucular tercih edilmelidir. Ayrıca yüzme ve terlemeye yol açacak spor aktiviteleri öncesinde suya dayanıklı bir güneşten koruyucu tercih edilmelidir. Bizim ülkemizde yaşayan insanlar için en az SPF 30 koruma faktörlü bir güneş koruyucu seçilmelidir.

    Koruyucu güneşe çıkmadan 30 dakika önce sürülmelidir ve her 2 saatte bir mutlaka tekrar edilmelidir. Terleme ya da yüzme sonrasında bu süre dikkate alınmadan koruyucu yenilenmelidir.
    * Öncelikle yeterli bir koruma sağlayabilmesi için güneş koruyucusunun santimetrekare başına 2 mg sürülmesi gerekiyor. Yani yüz, boyun ve tek kol için her bir alana yarım tatlı kaşığı; gövde, ön yüz, arka yüz, tek bacak birer tatlı kaşığı.

    NASIL GÜNEŞLENMELİ?
    Pek çoğumuz özellikle tatilde bronzlaşmak uğruna saatlerce güneş altında kalıyoruz. Bronzlaşma sağlığa değil, ciltte güneş hasarının oluştuğuna işaret eder. Güneşe adım adım çıkılmalıdır. Açık ve buğday tenli kişiler özellikle ilk gün sadece 15 dakika güneşlenmesi, zaman içinde bu sürenin 1.5 saate uzatılması önerilir. Esmer tenlilerin ise güneş altında 15 dakika kalmaları yeterlidir. Güneşin yol açtığı hasarlar en çok açık tenli kişilerde ortaya çıkar. Esmer tenlilerde cilt kanseri gibi hastalıkların gelişme riski, açık ve buğday tenlilere oranla daha azdır. Ancak bu esmer tenlilerin güneşte daha fazla kalabileceği anlamına gelmez.
    Açık tenliler, çocuklar ve yaşlılar özellikle koruma faktörü SPF 30 ve üzeri olan ürünleri kullanmalıdırlar.
    Çoğumuz sadece deniz kıyısı ve havuz kenarında bulunduğumuz zamanlarda ve yaz mevsiminde güneşten korunmamız gerektiğini düşünüz. Dolayısıyla sokağa çıkarken güneş koruyucusundan yararlanmayız. Oysa açık havada bulunduğumuz her an ultraviyole ışınlarına maruz kalırız. Plajlarda şemsiye altında oturmak yeterli korumayı sağlayamaz. Çünkü denizden, kumdan, sudan ya da betondan yansıyan ışınlar gölgede kalındığında da etkili olurlar. Ayrıca bulutlu, serin, rüzgarlı günlerde de ultraviyole ışınları yeryüzüne ulaşarak etkısını gösterir. Dolayısıyla korunma yöntemlerine sadece yaz aylarında ve güneşlenirken değil, her zaman önem vermek gerekir.

    NASIL KORUNMALI?

    *Güneş koruyucu kullanımı diş fırçalama ya da e-mailleri kontrol etme gibi bir alışkanlık haline getirilmelidir.

    *10.00-16.00 saatleri arasında güneşe çıkmamaya ve açık hava aktivitelerini mümkün olduğunca sınırlandırmaya özen gösterin.

    *Gölgeniz sizden uzunsa güvendesiniz demektir.

    *Sadece gölgede durmak UV yi % 50-95 oranında azaltır.

    *Pencere camı 320 nm altındaki ışını absorbe eder yani UVB den korur ama UVA dan koruyamaz.

    *Koruyucu giysi,gözlük ve geniş kenarlı şapka korunmada çok önemli bir unsurdur. Sadece t-shirt SPF 6 kadar koruma yapar.

    *En az SPF 30 koruma faktörlü bir güneş koruyucu tercih edin. Koruyucunuzu her 2 saatte bir yenileyin. Terleme ya da yüzme sonrasında güneşten koruyucunuzu tekrar sürün.

    *Suyun verdiği serinlik hissi sizi aldatmasın. Çünkü güneş ışınları zararlı etkilerini su içinde bile gösterebiliyor. Dolayısıyla korunmasız bir şekilde suda bulunmamaya dikkat edin.

    *Güneşin cilt üzerinde meydana getirdiği zararın % 80 ‘i 18 yaşına kadar geliştiğinden çocuğunuzun cildini korumak için küçük yaşlardan itibaren güneş koruyucu kullanmasına özen gösterin. Nevus sayısını ve melanoma ve non melanoma deri kanseri riskini azaltmış olursunuz.

  • Ergenlik döneminin kabusu: akne

    Akne, sivilce ergenlik deyince aklımıza hemen ilk gelen sorunlarımızın başında yer alır. Sosyal bir sorun yarattığı içinde gençler arasında o dönemim kabusu haline gelebilir…

    Sivilce (Akne)nedir, neden olur?

    Akne (sivilce) yüz, boyun, göğüs, sırt , omuz ve üst kollarda görülen, yağ kanallarını tutan bir hastalıktır. En sık ergenlik çağında görülmekle birlikte 20 li yaşlarda ve hatta 40 lı yaşlara kadar devam edebilir . Aknenin en önemli sebebi hormonlardır, ergenlik dönemi ile başlayan hormonal faaliyetler özellikle erkeklik hormonları aşırın yağ üretimi ve yağ bezleri içinde epitel hücrelerinin dökülmesinde artışla aknelere sebep olurlar. Bunun yanısıra kişinin genetik özellikleri de çok önemlidir.

    Aknenin oluşum sebepleri nelerdir?

    Normal olarak ergenlik dönemine girildiğinde oluşan akneler sıradan sayılır, değişen hormonal durum etkisinde kalan yağ bezlerinin meydana getirdiği oluşumlardır, ancak herhangi bir sebep yokken birdenbire adetlerin düzensizleşmesi, kilo alımı, hormonal ilaçların (gebelik önleyici vb) kullanımı gibi durumlarda başlayan akneler hormonal sebepleri akla getirmelidir. Bu durumlarda yapılacak tedavinin başarısı tetkiklerle ortaya konacak sorunun tedavisiyle doğru orantılıdır.

    Aknenin en önemli oluşum sebebi hormonlardır. Hormonal bozukluklar da dahil olmak üzere, hormon ilaçları almak, kortizon içeren ilaçlar kullanmak akneye sebebiyet verirler. Tabiki kişinin genetik özellikleri ve yatkınlıkları mesela cildinin yağlı olması, ailede akne öyküsü bulunması gibi durumlarda da yoğun sivilce problemleri yaşanabilmektedir. Akne yağ bezlerinde artan yağ üretimi, yağbezini döşeyen epitelin aşırı dökülmesi ile yağ bezi yolunun tıkanması ve burada bulunan Propionabakterlerin çoğalmasıyla oluşan iltihabi bir hastalıktır. Ayrıca aşırı tüketilen çukulata, tatlı, çerez ve yağlı yiyeceklerde akne oluşumunu artırabilirler.

    Komedon (Siyah nokta) nedir?

    Halk arasında Siyah nokta diye bilinen Komedon, gözeneklerin yağ ile tıkanması ile oluşan havadaki oksijenle okside olarak siyah renge dönen yağ birikintileridir. Bunlar yağ bezlerinin hormonlarla aşırı faaliyeti dolayısıyla genişleyen gözeneklerde meydana gelir. Özellikle yüzde burun üstünde yanaklarda, alında, bazen de sırt ve göğüste yoğunlaşırlar.

    Yüzümüzde en çok yağ bezi içeren alan burun üstüdür, özellikle burada sık olmasının sebebi budur. Siyah nokta temizliğinde cilt temizliğine önem vermek, mutlaka yağ dengesini düzelten aşırı yağlanmayı önleyen cilt temizleyicileri ile birlikte gözenek küçültücü tonikler kullanmak esastır. Ayrıca haftada veya 10 günde bir banyodan sonra veya su buharına tutarak yumuşayan noktaları elleri iyice temizledikten sonra iki el işaret parmakları vasıtasıyla hafifçe bastırarak çıkarmaktır. Tabi bu işlemleri yaparken evde bulunabilecek kolonya veya tentürdiyot benzeri antiseptiklerle de ellediğimiz yerleri silmekte yararlı olacaktır.

    Kadınlarda hormonal olarak hareketlilik erkeklere nazaran daha fazladır, özelikle adet dönemlerinde hormonal değişikliklere bağlı akne oluşumu çok sık görülür. Ayrıca kadınların yüz için çok fazla uygunsuz krem (yağlı) kullanmaları ve makyaj yapmaları da akne olarak karşımıza çıkmaktadır. Pudra ve fondöten gözenekleri tıkayarak siyah noktalı aknelere sebep olabilmektedir.

    Sivilce bakımı nasıl olmalıdır?

    Evde uygulanacak en önemli yöntem ciltteki yağlanmayı azaltan ve cildi kurutmayan bir temizleyici ile cildi temizlemek ve nemlendirmektir. Ayrıca cildi nemlendiren arındıran maskeler kullanabiliriz. Cildi aşırı yağlı olan vede siyah noktası çok olan kişilerin yağlanmayı azaltacak antibiyotikli ve/veya kükürtlü sabunlarla cildini her akşam temizlemesi önerilebilir. Ayrıca diyet konusunda da tedbir almamız gerekli.Özellikle çukulata, kabuklu çerezler, mısır cipsi,patates cipsi gibi yağlı yiyecekler, fast food beslenme tarzı, ketch-up, mayonez, yağlı yiyecekler kızartmalar yenilmemelidir.

    Sivilce tedavisi nasıl yapılmalıdır?

    Basit ergenlik sivilcesi tarzında şikayetler için lokal olarak kullanılan antibiyotikli kremler ve losyonlar etkilidir. Ayrıca bu durumda bazen antibiyotikler de kullanılabilir. Aknenin değerlendirmesini mutlaka bir dermatoloğa yaptırmalı ve ona göre yol izlenmelidir. Modern akne tedavilerinde kimyasal peeling ve profesyonel cilt bakımları, LED tedavileri, lazer tedavileri yapılabilir. Ayrıca ileri dönem aknelerde özellikle kistik ve siyah noktası çok olan tiplerde A vitamini asitleri de kullanılmaktadır. Hap şeklinde kullanılan bu ilaçlarla ortalama 4-6 ay aralığında çok yüz güldürücü sonuçlar elde edilebilmektedir. Tabi bu tür tedaviler mutlaka tahlil yapılarak doktor kontrolünde gerçekleştirilmelidir. Böyle durumlar kendi kendimize karar verebileceğimiz bir durum olmadığından tüm ilaçlardan uzak durmalı, bu konuda mutlaka uzman doktor desteği almalıyız.

    Sivilceye evde ne yapabiliriz?

    Aknelere evde yapabileceğimiz yöntemlerin başında temizlik gelir. Buhar banyoları yapabiliriz. Sonrasında siyah nokta bakımı yapabiliriz. Ürün kullanacaksak mutlaka bir uzmana danışmalıyız. Cilt temizliğinde günde bir defa kükürtlü ve antibakteriyel sabunlar, 7-10 günde bir buhar banyosu ile siyah nokta temizliği, makyaj yapıyorsak mutlaka makyaj temizleyici ile makyajı iyice çıkartmak ve sonrasında uygun nemlendiriciler kullanmak gereklidir. Aknede yazın mevsime göre birçok kişide azalma görülür bunda stres faktörünün ortadan kalkması UV ışınının artması ve denizden faydalanma en çok etkileyen unsurlardır. Yazın akneli ciltlerin izler açısından güneşten korunmaya ihtiyaçları vardır. Yağlı ciltler losyon tarzında su bazlı güneşten koruyucular kullanmalı, özellikle fondöten, pudra ve makyajdan uzak durmalılardır. Kış aylarında ise genelde aknenin artışı ile birlikte daha yoğun tedavi gerekebilir. Yinede soğuk ve rüzgar etkisini ortadan kaldırabilecek hafif su bazlı nemlendiricilerle cildi desteklemek uygundur. Özellikle yağlı kremler her zaman gözenekleri tıkadıklarından ve cildin nefes almasını önlediklerinden yağlı ciltlerde yağlı krem kullanmamaya dikat etmeliyiz. Sivilce konusunda en büyük hata aynanın karşısına geçip olmuş olmamış her tür sivilceyi ve komedonu sıkıştırmaya kalkmaktır. Sadece buhardan sonra veya banyodan sonra yumuşamış ciltte çok nazik hareketlerle sarı uç vermiş ve dışarı uzamış siyah noktalara müdahale etmeli, diğerlerini sıkıştırmaktan kaçınmalıyız. Aksi taktirde iltihabı etrafa yaymak, sivilceyi artırmak, akne izleri ve lekeler kaçınılmaz son olarak karşımıza çıkarlar. Akneli ve yağlı ciltler genellikle yüzlerini saklamak ve daha iyi görünmek için makyaj yaparlar, bu konuda gözenekleri tıkamayan sıvı kapatıcılar ve su bazlı makyaj malzemelerine ağırlık vermeli, yağlı ürünlerden kaçınmalı ve hafif makyaj yapılmalıdır. Pudralar bu konuda daha çok tercih edilebilirler.