Kategori: Dahiliye – İç Hastalıkları

  • Kolonoskopi öncesi aç kalmayın!

    Toplumdaki inanışın aksine kolonoskopi yapılacak hastalar üç gün boyunca aç kalmamaktadır. İnsanlarda alınan besinler beslenme alışkanlığına göre 3-5 gün içerisinde sindirilmekte ve posası dışarı atılmaktadır. Bizim kolonoskopi öncesi 3 gün posasız gıda tüketilmesini önermemizin nedeni bu süreçte bağırsakta daha az posa birikmesi ve son gün içilecek müshil grubu ilacın tüm bağırsağı düzgün bir şekilde temizlenmesini sağlamaktır. Bağırsak temizliği ne kadar iyi yapılırsa hastanın işlem konforu ve bağırsak değerlendirilmesi o kadar iyi olacaktır. Bağırsağın kirli kalması durumunda işlemin tekrar yapılması gerekmektedir.

    Bu ne hastanın ne de doktorun istediği bir durumdur. Bu 3 günde posalı gıdalar kısıtlanmakla beraber proteinli gıdaların alınmasında sakınca yoktur. Kırmızı et, süt ve süt ürünleri, beyaz et ve yumurta bol protein içermesi nedeniyle besleyicidir. Tamamına yakını emilir ve posa bırakmaz bu nedenle serbestçe tüketilebilir. Bunun yanında bol posa bırakan sebze, meyve, kuruyemiş, baklagiller ve ekmek tüketmek uygun olmayacaktır. İşlemden önceki gün ise bol sulu, pürtüksüz gıdalar yemek daha uygundur. İşlem öncesindeki gün haşlama et ya da tavuk suyu, çay, nescafe, tanesiz komposto suyu, posasız meyve suları, ıhlamur gibi berrak içecekler tüketilebilir. Akşam 18.00 civarında hafif gıdalar aldıktan sonra çeşitli müshil grubu ilaçlar tüketmek gerekmektedir. Bu hastanın yaşına, beslenme özelliklerine günlük su tüketimine göre doktor ve hastanın kararı ile belirlenir.

  • Kabızlık ve önde gelen nedenleri

    Kabızlık dediğimiz durum dışkılama süresinin haftada üç kereden az olması ve bunun yanında dışkılama sırasında zorluk yaşanmasıdır. Kabızlık bir hastalık değil bir bulgudur. Bağırsak hareketlerinde değişikliğe bağlı fonksiyonel nedenler olabileceği gibi bir hastalık kompleksinin bir parçası olabilir. Bağırsak tıkanmasına neden olan durumlar, ağrılı dışkılamaya neden olabilecek hastalıklar, metabolik hastalıklar, nörolojik hastalıklar ya da herhangi bir nedenle kullanılan ilaçlar da kabızlığa neden olabilir.

  • Mevsimsel değişiklikler mide şikayetlerimizi etkiler mi?

    Hava sıcaklıklarının hızlı değişmesi yaşamımızı etkilerken mide bağırsak sistemimizi etkilemektedir. Eşlik eden viral enfeksiyonlar bağışıklık sistemimizi daha çok çalışmaya zorlamakta bu arada da gastrointestinal sistem payına düşeni almaktadır. Halk arasında da artık yabancı olmayan gastrit atakları ilkbahar ve sonbahar geçişlerinde hastaları daha çok zorlamaktadır. Gastrit dediğimiz durum midenin iç duvarının iltihabi durumudur. Genellikle yemeklerle ilişkili ağrı, hazımsızlık, şişkinlik ile karşımıza gelir. Bu dönemlerde bu tür şikayetleri olan hastalar tedavi desteği için doktoruna başvurmalıdır.

  • Neden bende karaciğer yağlanması var?

    Toplumda herhangi bir nedenle yapılan karın ultrason incelemelerinde karaciğerde yağlanma bulgusu ile karşılaşmış olabilirsiniz. Bu durum sizi endişelendirmiş olabilir. Gastroenterologlar açısından basit yağlanma ile seyredebileceği gibi ilerleyici karaciğer hasarı ve hatta siroza ilerleyecek bir durum olması nedeniyle karaciğer yağlanmaları önemlidir. Bu durumda ilgili uzmana başvurduğunuzda bulgunun başka bir hastalıkla ilişkili olup olmadığı araştırılır. Başka hastalıklarla birlikteliklerde hastalığın tedavisine yönelmek gerekmektedir. Obezite, tip 2 diyabet, hiperlipidemi, depo hastalıkları gibi sistemik hastalıklarla ilişkili olabileceği gibi viral hepatit ve kullanılan ilaçlar da karaciğer yağlanmasına neden olabilir.

  • Endoskopik kanser taramaları kimlere, ne zaman yapılmalıdır?

    Endoskopik taramalar mide ve bağırsak kanserlerinin erken tanı ve tedavisine olanak sağlamaktadır. Ülkemizde kolon (bağırsak ) kanseri için sağlık ocaklarımızda gayta tetkiki ile tarama yapıp bu test pozitif çıkanlarda kolonoskopi taraması yapılmaktadır. Bunlar dışında dışkıda kan görülmesi, bağırsak alışkanlıklarında oluşan değişiklikler, ani kilo kaybı, açıklanamayan demir eksikliği anemisi, ailede mide bağırsak kanseri olması da kolonoskopik tarama yapılması gereken durumlar arasındadır.

    Endoskopik inceleme yapılması gerekli durumlar arasında ise; ani kilo kaybı, açıklanamayan demir eksikliği anemisi, ailede mide bağırsak kanseri olması, yutma güçlüğü, erken doyma, inatçı kusmalar olarak sayılabilir.

  • Çölyak hastalığı takibi

    Tahıl içerisinde bulunan glutene karşı antikor oluşumu ile seyreden kronik bir hastalıktır. Klasik hastalık emilim bozukluğu, ishal, gaz, şişkinlik ve kilo kaybı ile seyreder. Ancak anemi, kronik yorgunluk, fibromyalji, kısa boy, infertilite, epilepsi nöbeti, osteoporoz ile de kendini gösterebilir. Bağ dokusu hastalıkları, otoimmun hastalıklar ve dermatitis herpetiformis ile birlikte görülebilir. Tanı için öykü ve fizik muayene sonrası kan tetkikleri istenir. Kan tetkikleri sonrasında hastalık şüphesi devam etmesi halinde endoskopik ince bağırsak biyopsisi önerilir. Tanı; klinik, serolojik ve histopatolojik bulguların kombinasyonu ile doğrulanır. Tedavisi glutenli ürünlerden mutlak uzak durmak ve eşlik eden durumların tedavisi şeklindedir.

  • Endoskopik taramalar kime ne zaman yapılmalıdır?

    Endoskopik taramalar mide ve bağırsak kanserlerinin erken tanı ve tedavisine olanak sağlamaktadır. Ülkemizde kolon (bağırsak ) kanseri için sağlık ocaklarımızda gayta tetkiki ile tarama yapıp bu test pozitif çıkanlarda kolonoskopi taraması yapılmaktadır. Bunlar dışında dışkıda kan görülmesi, bağırsak alışkanlıklarında oluşan değişiklikler, ani kilo kaybı, açıklanamayan demir eksikliği anemisi, ailede mide bağırsak kanseri olması da kolonoskopik tarama yapılması gereken durumlar arasındadır.

    Endoskopik inceleme yapılması gerekli durumlar arasında ise; ani kilo kaybı, açıklanamayan demir eksikliği anemisi, ailede mide bağırsak kanseri olması, yutma güçlüğü, erken doyma, inatçı kusmalar olarak sayılabilir.

  • Ağız kokusu için kime başvurmalısınız?

    Hepimiz kişisel bakımımıza dikkat ederiz çünkü sürekli toplum içinde kişilerle iletişim halindeyiz. Peki sürekli diş fırçaladığımız sayısız ağız bakım losyonu kullandığımız halde ağız kokumuz devam ediyorsa…

    Bu durumdan rahatsız olan hastalar diş hekimi, kulak burun boğaz uzmanı, göğüs hastalıkları uzmanı ve gastroenteroloji uzmanı tarafından değerlendirilmelidir.

    Gastroenterolojik olarak ağız kokusuna bakacak olursak; yutak borusundan kaynaklanan enfeksiyon ve kanserler, yemek borusunun çalışma bozukluğundan kaynaklanan birtakım hastalıklar, yemek borusu kanserleri, gastroözefagial reflü hastalığı, mide çalışma düzensizliğinden kaynaklanan gaz ve geğirme, helicobakter pylori enfeksiyonu, diyabet ve ileri evre sirozlar örnek verilebilir.

    Bu tür yakınmaları olan hastalar mutlaka gastroenterolojik açıdan değerlendirilmelidir.

  • Sıcak çarpmasına karşı 7 önlem

    Açık ve sıcak alanlarda çalışanlar dikkat!

    Sıcak çarpmasının en önemli nedeni, nemli havalarda yüksek sıcaklık altında uzun süre durmaktır. Sıcakla birlikte vücutta ısıyı dengeleyen sistem bozulmaktadır. Bu durumda vücut ısıyı atamamakta, sıcak çarpması durumu meydana gelmektedir. Sıcak çarpması en çok sıcak ortamda çalışmak zorunda olanları etkilemektedir. Açık alanda ve güneş altında çalışan inşaat işçileri, fırın çalışanları, cam işçileri, yoğun efor gerektiren bisiklet sürücüleri ve maraton koşucuları risk altındadır. Sıcak çarpmasında risk altındaki kişiler şöyle sıralanmaktadır:

    * Yaşlılar ve 5 yaş altı çocuklar

    * Kalp ve böbrek yetmezliği

    * Şeker hastalığı

    * Yüksek tansiyon

    * Gebeler

    * İdrar söktürücü, alerji, kalp, psikiyatrik ilaç kullananlar

    * Alkol bağımlıları

    * Obezite ve aşırı zayıflık

    * Cilt hastalığı olan bireyler

    Güneş yanığı vakaları artıyor

    D vitamini için güneşlenmek tavsiye edilse de güneş ışınlarının dik geldiği 10.00- 16.00 arasında güneşten koruyucu, şapka, şemsiye kullanmayanlarda güneş yanıkları, sıcak çarpması ve sıcak bitkinliği vakalarında artış görülmektedir.

    Ciltte morarma ve baş ağrısına dikkat!

    Sıcağa maruz kalmış bir bireyde bu belirtilerden birkaçı varsa sıcak çarpmasından şüphelenilmelidir:

    * Sıcak, kuru ve soluk-morumsu cilt

    * Halsizlik, bitkinlik

    * Terlemede azalma

    * Çarpıntı ve hızlı nefes alma

    * Bulantı, kusma, ishal gibi sindirim sistemi yakınmaları

    * Yüksek vücut sıcaklığı

    * Baş ağrısı

    * Kas krampları

    * Uyuklama, anlamsız konuşma, çevreyi tanıyamama, sersemlik hali

    * Kasılma

    * Bayılma ve baygınlık

    * Bilinç kaybı, koma

    Soğuk uygulama şart

    Sıcak çarpması durumunda erken müdahale, geri dönüşü olmayan böbrek ve kalp yetmezliğine ilerleyişi engellemektedir. Bunun için sıcak çarpmasında hasta serin bir ortama alınmalı ve soyularak soğuk duş yaptırılmalıdır. Ayrıca ıslak havlu ile soğuk kompres uygulanmalıdır. Hastanın bilinci açıksa şekerli ve tuzlu su içirilmeli; bilinci kapalıysa ağızdan sıvı ya da katı gıda verilmemelidir.

    Hastanın solunum yolu her zaman açık tutulmalı ve ayakları yukarı kaldırılmalıdır. Krampları engellemek ve hayati organların etkilenmemesi için hastaya masaj yapılmalıdır. Hastanın şikayetler devam ediyorsa ve ateş yüksekliği 40 dereceyi aşmışsa acilen hastaneye başvurulmalıdır.

    Sıcak çarpmasından korunmanın 7 yolu

    1.Risk grubundakiler 10.00-16.00 arası güneş altında yüksek sıcağa maruz kalmamalıdır.

    2.Sıcak havalarda açık renkli, sentetik olmayan, ince yazlık kıyafetler tercih edilmelidir.

    3.Güneş altında şapka, şemsiye ve güneş gözlüğü kullanılmalıdır.

    4.Sıcak havalarda su tüketimi artırılmalıdır.

    5.Daha sık ılık duş alınmalıdır.

    6.Yorucu fiziksel aktivitelerden uzak durulmalıdır.

    7.Hava sıcaklığının yüksek olduğu saatlerde özellikle alkollü içecekler ve ağır yemeklerden uzak durulmalıdır.

  • İnatçı ağrılar

    FİBROMİYALJİ

    “BİTMEK BİLMEYEN AĞRILAR”

    Kronik yaygın vücut ağrılarınız varsa , vücudumun heryeri ağrıyor diyorsanız sizde de fibromiyalji olabilir.

    Fibromiyalji bir çeşit yumuşak doku romatizmasıdır. Hastaların ağrıları keskin spazmlar ve elektrik şokları gibi son derece ağrılı da olabilir.

    Hastalığın başlangıcı genellikle başka bir hastalık veya trafik kazası gibi fiziksel bir stres veya duygusal bir stres ile ilişkilidir.

    Ağrı kesicilere zor yanıt veren, 3 aydan uzun süren genellikle vücudun iki tarafında yaygın ağrıları olan kişilerde bu hastalık aklımıza gelebilir.

    Fibromiyaljili hastalarda göğüs ağrısı, mide ekşimesi, ağrılı adet zamanları, huzursuz bağırsak sendromu gibi… diğer hastalıklarda genellikle vardır.

    BELİRTİLERİ NELERDİR?

    Kişi genellikle çok yorgundur, kendini dayak yemiş gibi hisseder,

    Hastaların %90’ından fazlasında ferahlatıcı olmayan uyku vardır. Sabah kendini dinlenmiş hissetmez ve kötü uyku kalitesi vardır.

    Depresyon eşlik edebilir.

    Kısa süreli kötü hafıza olup yeni şeyleri öğrenmede , bilgi işleme ve problem çözmede zorluk çeker.

    Genellikle hastalarda bazı diğer romatizmal hastalılarda olduğu gibi sabah sertliği vardır.

    Hastaların bir kısmı el ve ayaklarda şişkinliğinden yakınırlar.

    Karında şişkinlik, gaz, zaman zaman ishal, kabızlık ,bulantı, kusma gibi şikayetler de eşlik edebilir.

    YAPILACAK TESTLER

    Fibromiyaljili hastaların kan testlerinde genelde sorun yoktur, ancak yine de diğer hastalıkları dışlamak için kan sayımı, biyokimya testleri, sedimentasyon, CRP , tiroid fonksiyonları gibi bazı tesleri yapmakta yarar vardır.

    Yine karışabilecek boyun ağrıları , sırt ağrılarında da bazı görüntüleme yöntemleri yapılabilir.

    TANI KOYMA

    1990’larda fibromiyaljinin tanı ve sınıflandırılmasında ACR kriterleri vardı , 3 ay kronik ağrı ve 18 hassas noktanın 11 noktası ağrılı ise tanı konuyordu. Ancak 2011 de kriterler değişti ve 3 ay yaygın, kronik ağrı, ağrıyı açıklayacak bir patolojinin olmaması durumunda ,hassa ağrılı noktalara bakılmaksızın tanı konur hale geldi.

    TEDAVİ

    Fibromiyaljili hastalar genellikle kendilerini sinirli ve huzursuz hissederler. Çünkü eşleri, aileleri, işverenleri, çalışma arkadaşları onları anlamıyordur , keyifsizliklerinin nedenlerini bilmiyorlardır. O yüzden hem hastanın hem de yakın çevresinin bu yönde eğitimleri önemlidir.

    Yapılan çalışmalarda aerobik egzersiz ve vücut geliştirmenin ağrıları azaltmada oldukça yararlı olduğu görülmüştür. Isıtılmış havuz , sıcak su banyoları sıklıkla iyi gelir.

    İlaç tedavisi olarak ağrı kesiciler, antidepressanlar ve antiepileptik ilaçların iyi geldiği doğrulanmıştır. Özellikle Pregabalin Amerika Birleşik Devletlerinde FDA tarafından fibromiyaljinin tedavisinde kabul edilen ilk ilaç olup deneyimlerimizde de hastaların şikayetlerini yüksek oranda azalttığını gördük.