Kategori: Dahiliye – İç Hastalıkları

  • Kilolarıyla başı dertte olanlar buraya !

    Kilo vermek istiyorsunuz ama iştahınız o kadar açık ki engel olamıyorsunuz! Dışarıdaki yiyecekler o kadar leziz ve kışkırtıcı ki durmanız gereken yeri kaçırıyorsunuz. Amaaaa artık dur demenizin vakti geldi ve kaçıyor belki de.. Sağlığınızdan endişe ediyorsunuz, dış görünüşünüz de artık eskisi gibi fit değil. Eğer bu noktadasınız bir şey yapmak istiyorsanız ve kilo vermeye kesin karar verdiyseniz işte tam bu noktada yardımcı teknikler devreye giriyor. Açık söylemek gerekirse şu ilacı alayım şu uygulamayı yaptırayım istediğimi yemeye devam edeyim ama kilo vereyim diye bir uygulama şu anki tıp dünyasında mümkün değil.

    Mide botoksu midenin belli noktalarına uygulanarak mide boşalmasını uzatmakta ve tokluk hissini oluşturan hormonların bu sayede kanda yükselmesini sağlamaktadır. Bu sayede fazla kalori alımınızı kısıtlamaktadır. Görüldüğü üzere sizin kilo vermeye istekli olmanız ilk aşama olup burada bizim yardımımız sizin kendinizi mutsuz olmadan,” Bu diyetlerle açııııım!!!!” diye dolaşmadan kilo vermenize destek olmakta ve süreci hızlandırmakta.

    SİZ KİLO VERMEYE KARARLIYSANIZ BİZDE SİZE SONUNA KADAR DESTEK OLURUZ. ANCAK BÜYÜK İŞ SİZDE. ŞİMDİ TAM ZAMANI!

  • Zayıflamak istiyorum ama nasıl diyenler!

    Obezitenin yaygınlaşması ile birlikte zayıflamaya yönelik teknikler daha çok duyulur ve araştırılır hale geliyor. Mide balonu da uzun yıllardır güvenle kullanılan tekniklerden birisi… Bence zayıflamaya yönelik tekniklerden daha da önemli olan hastanın bu durumun farkında olup buna çözüm bulmaya çalışması ve bu konuda çaba sarfetmesi…

    Diyet ve egzersiz gibi yaşam tarzı düzenlemeleri sonrası yardımcı teknikler kilo kaybını kolaylaştırır ve uyumu artırır. Mide balonu tekniğinde öncelikli olarak endoskopi ile yemek borusu ve mide değerlendirilir. Mide balonu yerleştirmeye engel bir problem yoksa midenin uygun yerine mide balonu yerleştirilip şişirilir. Balonun markasına göre midede kalma süresi değişmektedir. İşlem yapıldıktan sonraki ilk birkaç günde bulantı kusma şikayetleri olabilir. Bu sorunlar genellikle ilaç desteği ile kolaylıkla atlatılabilir. Mide balonunun midede kaldığı dönemde mide hacmi küçüldüğü için tüketilen gıda miktarı azalmakta bunun yanında sindirim sistemi tarafından salgılanan hormon düzeylerinde değişiklikler de bu süreçte kilo kaybına yardımcı olacaktır. Geri döndürülebilir bir yöntem olması nedeniyle cerrahi yöntemlere göre mide balonunu daha avantajlı bir hale getirmektedir. Morbid obezlerde (VKI>50 ) cerrahi öncesinde, ameliyat sırasında gelişebilecek komplikasyonları azaltmak için de kullanılmaktadır.

  • Kolon polibi nedir? Her polip kanser midir? Kolon polibim var ne yapmalıyım?

    Kalın bağırsak boğumlu bir organ olup iç yüzeyi düzgündür. Bu yüzeyde bulunan hücrelerin bir nedenle diğer hücrelerden hızlı büyümesi durumunda burada diğer yüzeye göre daha kabarık duran hücre kümeleri oluşur. Bu oluşumlara polip diyoruz. Kalın bağırsak polipleri sindirim sisteminde diğer kısımlara göre daha sık karşılaştığımız bir lokalizasyondur. Daha çok çıkışa yakın kısımda yerleşme eğilimindedir. Genellikle 1 cm’den küçük olup küçük olanlar iyi huylu olma eğilimindedir.

    Klinik olarak çoğunlukla büyük boyutlara ulaşana kadar belirti vermezler. Başka nedenlerle ya da TARAMA nedeniyle yapılan kolonoskopilerde farkedilirler. Küçük boyutlarda iken çıkarıldığında tedavi tamamlanmış olur. Daha büyük boyutlarda tespit edildiğinde kansere dönme potansiyelleri daha fazladır. Çıkarılmasının ardından aynı yerde tekrar oluşma riski düşük olmasına rağmen başka alanlarda oluşma riski artmıştır. Bu yüzden kolonoskopisinde polip tespit edilen hastalarda polip türü ve boyutuna göre değişen sıklıklarda kolonoskopi kontrolu önerilmektedir.

    Kalın bağırsak polipleri kanser öncülü kabul edildiği için çok iyi değerlendirilmesi gerekmektedir. Teknolojinin gelişmesi ile birlikte yeni üretilen endoskopi sistemlerinde görüntü kalitesinin artması ve değişik özelliklerin polibin yapısı ile ilgili ayrıntılı incelemesi de yapabilmesi sayesinde erken tespitleri ve tedavileri ameliyata gerek kalmaksızın çözülmektedir. İlerleyen yıllarda taramaların toplum geneline yayılması sayesinde kolon kanserinin ve buna bağlı ölümlerin azalması umut edilmektedir.

  • Grip ayları geliyor!! Gripten korunmak için bağışıklık sisteminizi güçlendirin

    Havaların soğumasıyla birlikte grip vakaları da artıyor. Özellikle mevsim geçişlerinde artan, günlerce geçmeyen ve tüm vücudu etkileyen grip salgınlarında en sık görülen belirtiler ise, kuru öksürük, boğazda kuruluk ve yanma, bazı durumlarda ateş ve sık hapşırma. Grip, çeşitli virüslerin etken olduğu bir üst solunum yolları hastalığıdır. Çok farklı türden virüslerin neden olması sebebiyle aşı da yeterli olmayabilir. Gribe yakalanmamak ya da hastalığı mümkün olabilecek en hızlı şekilde atlatabilmenin yolu ise bağışıklık sistemimizin güçlü olmasından geçiyor. Gripten önce bağışıklık sistemimizi güçlendirmek için neler yapmamız gerekiyor;

    Grip, genellikle en fazla bir hafta veya on gün içinde, basit tedavi yöntemleri ile geçebilir. Ancak dikkatli olunmazsa, hastalık oldukça olumsuz sonuçlara da yol açabilir. Halen dünyada grip salgınlarından ölen birçok insan var; bu sebeple gribe yakalanmadan bağışıklık sistemimizi güçlendirmemiz çok önemli.

    Gripten korunmak için;

    Bağışıklık sisteminizi güçlendirmek için meyve sebze ağırlıklı beslenin, fazla et tüketmeyin

    Özellikle hasta olacağınızı düşündüğünüz dönemlerde bol bol C vitamini alın

    Düzenli olarak egzersiz yapın

    Hava nemlendiricileri kullanın

    Odayı aşırı ısıtmayın, düzenli olarak havalandırın

    Kalabalık ortamlarda, kapalı mekanlarda bulunmamaya özen gösterin

    Dışarıdan geldiğinizde ellerinizi sabunla yıkayın ve bunu çocuklarınızın da alışkanlık haline getirmesini sağlayın

    Çok kalın veya çok ince giysiler giymeyin

    Uyku düzeninize dikkat edin

    Stres altındaki insanlar hastalanmaya daha elverişlidir. Meditasyon yapın, kendinize zaman ayırın

    Sigara içmeyin

    Grip olduysanız;

    Birçok kişi, gerek olmadığı halde bir sürü ilaç kullanır ve bunların farklı yan etkileri vardır. Gereksiz yere, doktorunuza başvurmadan ilaç almayın. Antibiyotiklerin gribe faydası yoktur, antibiyotik kullanmayın.

    İnsan vücudu hastalıklarla savaş halinde iken fazla miktarda enerji sarf eder. Bu nedenle, iyileşme sürecinde istirahat çok önemlidir.

    Burundaki tıkanıklığı gideren veya hafifleten ilaçların hastalıktan korunma veya hastalığın iyileşmesinde yararı bulunmaz. Aynı zamanda gelişigüzel kullanılan ilaçlar; sersemlik, baş dönmesi, uykusuzluk ve midede rahatsızlıklara sebebiyet verebilir.

    Günde 8 bardak sıvı içilmesi hastanın solunum yollarının kurumasını önler. Bu sıvı; su dışında meyve suyu, çorba ya da ıhlamur ve adaçayı gibi bitkilerden yapılmış içeceklerle de alınabilir.

    Hastalar; kahve, çay ve kola gibi kafein içeren içecekler tüketmemelidir.

  • Çağın korkulan hastalığı diyabetes mellitus (şeker hastalığı)

    Diyabet olarak adlandırdığımız Şeker hastalığı , maalesef bir halk sağlığı sorunu olarak devam etmektedir. Halk sağlığı diyoruz çünkü sadece diyabet olan bireyi değil, her yönüyle toplumu da etkilemektedir.

    2017 yılında tüm dünyada 451 milyon kişide (18-99 yaş arası) diyabet varken , 2045 yılında bu sayının 693 milyon kişi olacağı hesap ediliyor ki bu arada hastaların yaklaşık yarısı da diabet olduklarının farkında değiller…Kısaca şöyle diyebiliriz. Her 100 kişiden yaklaşık 9’unda diabet vardır ve her 100 kişiden 7’si de Bozulmuş Glikoz Toleransı dediğimiz Diabet adayıdır!!!

    DİYABET NE ZAMAN AKLIMIZA GELMELİ?

    *Aşırı susama

    * Aşırı idrara çıkma

    *Kilo kaybı ya da kilo alımı

    *İştah artışı

    *Halsizlik, yorgunluk

    *Ayaklarda uyuşma, karıncalanma

    *Bulanık görme…

    gibi semptomlar var ise bu durumda kan şekeri ölçülmelidir.

    DİYABETİN ÇEŞİTLERİ NELERDİR?

    Tip 1 DM

    Tip 2 DM

    Gestasyonel DM (gebelik DM )

    Prediyabet (henüz diabet olmamış, ancak kan şekeri yükselmeye başlayan kişiler)

    DİABETTEN NEDEN KORKUYORUZ ?

    Diabet komplikasyonlarla seyreden bir hastalıktır. Yani kan şekerinin yükselmesi diğer organlara zarar verdiği için korkuyoruz. Maalesef baştan ayağa kadar her yerimizi etkiler. Hangi tür hasarlar yapar diabet bir bakalım:

    DİYABETİN GÖZE ETKİSİ:

    Diyabet göz küresinin arkasındaki retina tabakasındaki damarlara zarar verir. Bulanık görmeden , katarakt ve körlüğe kadar giden birçok problem oluşturur.

    Gözde diabetin yaptığı hasara yol açan faktörlerin başında yüksek kan şekeri seviyesi, yüksek tansiyon ve böbrek hasarının da başlamış olması gelir.

    Göz kontrolü diyabet teşhisi konar konmaz (özellikle tip 2 Diyabette ) hemen yapılmalı ve yılda bir de tekrarlanmalıdır. Zamanında yapılan müdahaleler körlük riskini %60 kadar azaltır.

    DİYABETİN BÖBREKLERE ETKİSİ:

    Tüm Diyabet hastalarının yaklaşık %30 ‘unda böbrek yetersizliği meydana gelir ki diyalize giren hastaların en önemli nedeni kontrolsüz diyabettir.

    Bu durumu anlamak için idrar ve kan tahlilleri yapılıp böbrek fonksiyonları değerlendirilir. 24 saatlik idrar toplanıp idrarda mikroalbümin dediğimiz bir proteine bakarız. Çıkan sonuçlara göre böbrek hasarı olup olmadığı anlaşılır.

    DİYABETİN SİNİRLERE ETKİSİ:

    Yüksek şekere maruz kalan sinirler hasar görür ve işlevlerini yapamaz hale gelirler. Özellikle bacaklar ve ayaklarda hissizlik, yanmalar, uyuşma ve karıncalanma gibi şikayetler belirir.

    Ayaklarda meydana gelen yaralar derin ülserlere bunlar da ayağın kesilmesine kadar giden komplikasyonlara yol açar.

    Yine sinir hasarları diyabetli kişilerde terlemede azalma veya artma, İstirahatte kalp hızında artış, cinsel işlev bozukluğu, idrar retansiyonu (mesanede idrar birikmesi), Hipotansiyon(düşük tansiyon), Kardiyak aritmi (kalp ritm bozuklukları), hipoglisemiyi (şeker düşüklüğünü ) algılayamama, bazen ishal, bazen kabızlık, mide boşalmasında bozulma gibi semptomlara yol açar.

    Diyabette kan şekeri yükselince sinir harabiyeti olup mideyi de etkiler ve midenin boşalması yavaşlar. Bu durumda midede şişkinlik, bulantı, kusma, geğirti gibi semptomlar başlar.

    Ayrıca yine diyabette en sık ölüm nedeni Kalp krizleridir. Buna neden olan da yine yüksek şekerin yaptığı damar hasarlarıdır. Koroner arter dediğimiz kalbi besleyen damarlarda tıkanıklıklar ve damar yapılarında düzensizlikler oluşturur.

    Öyleyse Diyabet sadece kan şekeri yüksekliği değil , aynı zamanda oluşturduğu kötü hasarlar açısından da önem arzediyor…..

    Tedavisi kadar hastanın uyumu da çok ÖNEMLİ!!!

  • Akut pankreatit nedir?

    Karnınızda tuhaf bir ağrı yatıyorsunuz olmuyor kalkıyorsunuz olmuyor. Mide ağrım tuttu galiba diyor mide koruyucu(!) içiyorsunuz yine olmuyor. Acile gidiyorsunuz size bu pankreatit diyorlar. Peki nedir bu pankreatit?

    Pankreas organı midenin arkasında yer alan sindirime yardımcı salgıları ve kabaca kan şekerini düzenleyen hormonları üreten bezdir. Bu bezde herhangi bir nedenle iltihabı reaksiyon olursa bu hastalığa pankreatit denir. Hastalığa en sık safra taşları ve alkol neden olur. Bunun dışında birçok nedeni vardır. Hastalık ayakta hafif karın ağrısı ile geçirilebileceği gibi yoğun bakım takibi gerektirecek kadar ağır seyredebilir.

  • Mantar mevsimi başladı. Aman dikkat!

    Şimdi tam mevsimi mantarın…. Yağmurlar ve ardından güneş ve ısı artışı… Mantar sevenler bunu bilirler. Mantar zehirlenmesi olayları da ilkbahar ve sonbaharda artar. Çünkü çevrenin değişmesi ile mantarlarda değişir. Mesela Karadeniz bölgesindeki zehirli olmadığını bilerek yediğimiz mantarın aynı türü iç Anadolu bölgesinde zehirli olabilir. Bilmediğimiz mantarı zaten yememeliyiz ama anlattığım diğer faktörü de gözardı etmemeliyiz. Genellikle mantar zehirlenmelerine tablo yedikten 4-6 saat sonra bulantı, kusma ve ishalle başlar. Bu tablo çok daha ciddi hale gelerek karaciğer ve böbrek yetmezliğine kadar ilerleyebilir.

  • Ekzokrin pankreas yemezliği nedir?

    Pankreas adı verilen organ birbiri ile iç içe geçmiş 2 hücre grubundan oluşur: bunlardan biri sindirim için gerekli enzimleri salgılarken diğer grup insulin, glukagon gibi kan şekeri düzenlenmesini sağlayan hormonları salgılar. Diyabet hastalığı olan hastalar dikkat! Bağırsak çalışması ile ilgili problem yaşıyorsanız pankreasınız belki sindirim enzimlerini de az salgılıyordur. Bu durumda bir gastroenterologdan yardım alabilirsiniz.

  • Nedir bu helikobakter piloriden çektiğimiz

    Halk arasında mide mikrobu diye bilinen helikobakter pylori sıklığı çok fazla biliyormusunuz?

    Aslında bu mikrop çocukluk döneminde alınır. Genellikle hijyen koşulları kötü toplumlarda daha sık görünür. Çocukluk döneminde çocuklar oyun arasında yada dış ortamlarda hijyen koşullarına çok özen göstermezler. İlk alındığı dönemde hiç belirti vermeyeceği gibi ishal yada bulantı kusma ile giden bir rahatsızlığa sebeb olabilir. Yetişkin döneme gelindiğinde ise midede ve oniki parmak bağırsağında ülserlere neden olabilir.

    Mide duvarında incelme ve hatta uzun dönemde mide lenfomalarına neden olabilir. Bu yüzden çocuklarımızı çok küçük yaşta hijyen kurallarına dikkat eder şekilde yetiştirmeliyiz.mide mikrobu varlığının tespiti için lütfen uzmanınıza başvurunuz.

  • Çölyak hastalığında dikkat edilmesi gerekenler

    Bilindiği üzere çölyak hastalığı gluten dediğimiz buğday içerisindeki proteine karşı allerjik reaksiyon sonucu gelişen ince bağırsağın daha çok üst kısımlarını tutan bir hastalık olup bağırsakta olan ve emilimi sağlayan küçük tüycüklerin yıkımıyla sonuçlanan bir hastalıktır.

    Burada esas sorun gluten ile karşılaşmak olduğu için hayatımızdan gluteni tamamen çıkarmak isteriz.

    Takibe gelen hastalarımızda diyete uymama rağmen şikayetim devam ediyor sözünü duyarız yada kontrollerde tetkik sonuçlarından diyete yorumu sorgularız.

    Dikkat edilmesi gereken hususlar şunlar olmalıdır:

    · ?Yemek hazırlığı sırasında gluten ile temas etmiş ve iyice yıkanmadan kullanılmış kaşık, süzgeç vb malzeleri kullanmamalıyız.

    · ?Fırında aynı tezgahta üretilmiş ekmekte gluten bulaşı olabilir.

    · ?Yulaf vb ürünlerde gluten yoktur ancak ürünün yetiştirilmesi,hasat ve sonraki süreçte bulaş mümkün olabilir. Bu yüzden hastalık bulgularının devam ettiği hastalarda bu ürünlerde sınırlandırılabilir.

    · ?Mısır, patates, pirinç, soya ve karabuğdaydan yapılan ürünler çölyak hastalarında güvenle kullanılır.

    · ?Kestane, nohut, bezelye, bakla, soya ve patates kıvam ve lezzet açısından buğday unu yerine kullanılabilir.

    · ?Buğday unu birçok üründe kıvam artırıcı olarak kullanıldığı için çölyak hastaları bir dedektif edası ile aldığı ürünlerin içindekiler kısmını okumalıdır.

    · ?Çölyak hastalarının emilim bozukluğu olduğu için ilk dönemde eksik vitaminler mutlaka yerine konmalıdır.

    · ?Çölyak hastalığı ile birlikte diğer organlardaki otoimmun hastalık sıklığı artabilir. Bu yüzden incelemelerde mutlaka değerlendirilmelidir.

    ?Özellikle hastalığa ilk tanı konduğu dönemde uzman kontrollerini aksatmamalılar.