Objective: To investigate the effect of anti-interleukin-1 (anti-IL-1) treatment on the frequency and severity of attacks and other disease-related clinical parameters and to evaluate the adverse effects associated with anti-IL-1 treatment in 26 patients with refractory familial mediterranean fever (FMF). Methods: The study included 26 FMF patients followed up in our centre using colchicine for 4 months to 30 years. The treatment was switched to anti-IL-1 treatment for various reasons; 20 cases were resistant to colchicine, 8 were intolerant to colchicine, and 3 had prolonged arthritis under colchicine. Clinical response was monitored through the number of attacks, and laboratory inflammation was monitored through erythrocyte sedimentation rate, C-reactive protein, and serum amyloid A concentrations. Colchicine resistance was defined as at least two attacks/month together with C-reactive protein and serum amyloid A levels above the normal range between attacks. The colchicine dose was increased to 2 mg/day before they were considered colchicine-resistant. Results: 24 patients used anakinra (100 mg/day), and 2 used canakinumab (150 mg/month), for –36 months. Sixteen patients with colchicine resistance had no attacks under anti-IL-1 treatment, and 4 had decreased frequency and duration of attacks. Seven of 8 patients intolerant to colchicine used anakinra, and 6 were attack-free under treatment, while 1 using canakinumab had attacks under treatment. One patient with prolonged arthritis used canakinumab but arthritis showed progression and the treatment was changed to IL-6 inhibitor. Three patients had injection site erythema and one had fatigue with anti-IL-1 treatment. Topical steroids with systemic antihistaminics were sufficient for symptom control in two cases, but canakinumab treatment was given due to severe injection site erythema in one case. Conclusion: Anti-IL-1 agents are rational treatment modalities in patients resistant or intolerant to colchicine. Anti-IL-1 agents can control FMF attacks quite effectively and they have a promising role in the treatment of FMF.
Kategori: Dahiliye – İç Hastalıkları
-
Association between single nucleotide polymorphisms in prospective genes and susceptibility to ankylosing spondylitis and inflammatory bowel disease in a single centre in turkey
Background/Aims: To establish the prevalence of the single nucleotide polymorphisms (SNPs) of endoplasmic reticulum aminopeptidase 1 (ERAP1), IL-23 receptor (IL-23R), signal transducer and activator of transcription 3 (STAT-3) and Janus kinase 2 (JAK-2) in ankylosing spondylitis (AS) and inflammatory bowel disease (IBD) in a Turkish population. Materials and Methods: A total of 562 subjects who presented at the Ankara University internal medicine departments of rheumatology and gastroenterology outpatient clinics were recruited in this study, including 365 patients with AS, 197 patients with IBD and 230 healthy controls. ERAP1, IL-23R, STAT-3 and JAK-2) were genotyped in competitive allele-specific polymerase chain reactions. Results: The ERAP1 (rs26653) polymorphism was found to increase the disease risk in patients with AS and IBD compared with the control group (p=0.02 and p=0.01, respectively). In addition, this polymorphism revealed a significant relationship with the Bath Ankylosing Spondylitis Disease Activity Index (BASDAI) and the Bath AS Functional Index (BASFI) in patients with AS (r=0.829, p<0.001 and r=0.731, p<0.001, respectively). Conclusion: The ERAP1 gene polymorphism might be a risk factor in the pathogenesis of AS and IBD. In contrast, IL-23R gene polymorphisms may serve a protective role in AS and IBD
-
İyot eksikliği tiroid hastalıkları
İyot, tiroid hormonlarının ayrılmaz bir parçasıdır ve dolayısıyla hipotiroidi (yetersiz tiroid bezi çalışması) ve hipertiroidinin (fazla tiroid bezi çalışması ) gelişiminde önemli bir faktördür.Gereğinden çok az iyot alınması durumunda, hipotiroidi, kretinizm ve diğer iyot eksikliği hastalıkları gelişebilir. Diğer yandan, aşırı iyot alımı hipertiroidiye yol açabilir.
İyot niçin bu kadar önemli? İyot, tiroid hormonu üretiminde, fetüsün(rahimdeki bebek) ve yeni doğan bebeğin gelişiminde temel bir unsurdur ve yaşamın tüm evrelerinde sağlık açısından vazgeçilmez bir besin kaynağıdır. Vücutlarımız iyot üretemediğinden, sağlıklı bir beslenmeyle düzenli olarak tedarik edilmelidir.
İyot, tiroksin(T4) ve triiyodotironini (T3) içeren tiroid hormonlarının üretiminde anahtar bileşendir.
İyot ihtiyacınızı nasıl karşılayabilirsiniz? Deniz ürünleri iyi birer kaynaktır çünkü okyanuslar iyot açısından zengindir. Ancak ülkemiz için pahallı ve kısıtlı bir kaynaktır. Çoğu deniz ürününe göre iyot içeriği daha düşük olmakla birlikte iyot miktarı bakımından yumurta, et ve süt ürünleri de bitkisel gıdaların çoğundan daha zengindir. Ancak ülkemizde hayvanlar iyotlu tuzla beslenmediği için bu kaynaklardan alabileceğiniz iyot kısıtlıdır. Asıl kaynak iyotlu rafine tuzdur.
Yaygın besinsel iyot kaynakları:
İyotlu rafine sofra tuzu
Peynir
Tuzlu su balıkları
İnek sütü
Su yosunu (esmer su yosunu, kırmızı deniz otu ve nori dahil)
Yumurta
Kabuklu deniz hayvanları
Dondurulmuş yoğurt
Soya sütü
Dondurma
Soya sosu
İyot içeren multivitaminler
Yoğurt
İyot eksikliğini önlemenin en iyi yolu, WHO tarafından önerilen strateji izlenerek, beslenmenin iyotlu tuzla uzun süre takviye edilmesidir. WHO, kardiyovasküler hastalığı önlemek için günde 5 gram dan daha az tuz alımını (günde yaklaşık 1 çay kaşığı tuza eşdeğer) önermektedir.10 Ancak günlük pratikte ülkemizde ortalama tüketim 10-14 gr dan az değildir. O halde, az ama, mutlak iyotlu rafine tuz tüketilmelidir.
İyot eksikliği ve sağlık sonuçları Kronik iyot eksikliği sağlığınız açısından zararlı olabilir.İyot eksikliği, ciddi iyot eksikliği Bölgelerinde tiroid bezinin az çalışmasına yol açar bu bölgelerde hipotiroidinin en yaygın nedenidir. Ülkemiz için Hashimoto tiroiditi (kronik tiroidit) hipotiroidinin en sık nedenidir. İyot eksikliğinin gözle görülebilen ve tartışmaya yer bırakmayan etkisi, guatr olarak bilinen tiroid bezinin büyümesidir. Ciddi sağlık sonuçlarını önlemek için iyot eksikliğinin erken belirtilerini fark etmek önemlidir.
İyot eksikliğinin en ciddi sonuçları, gebe veya emziren kadınlar ve çocuklarda görülür. Yeterli iyot alımı ve dolayısıyla yeterli tiroid hormonu, beynin ve sinir sisteminin normal gelişimi açısından şarttır.
Gebelik döneminde ciddi iyot eksikliğinin neden olduğu en ciddi hastalık, fiziksel ve zihinsel büyümeyi engelleyen kretinizmdir. Ancak gebelik döneminde annedeki hafif-orta derecede iyot eksikliği bile çocuklarda düşük zekâya yol açabilir.
Ne kadar iyoda ihtiyacınız var? Bütün yaşamınız boyunca bir çay kaşığı iyoda ihtiyaç duyarsınız ancak vücutta iyot uzun süre depolanamadığı için düzenli olarak küçük miktarlarda alınması gereklidir. Çoğu insan istenmeyen etkiler olmaksızın büyük miktarlarda iyodu tolere edebilir. Günde 1000 mikrogramdan fazla alımda gastrointestinal semptomlar, ağızda metalik tat ve tiroid problemleri oluşabilir.
Günlük iyot gereksinimi kişinin ömrü boyunca değişir:
Tablo . İyot Alım Miktarları
Bebekler 90 μg/gün (0-59 ay)
Çocuklar: (6-12 yaş): 120 mikrogram/gün
Çocuklar: (>12 yaş) : 150 mikrogram/gün
Ergenler ve yetişkinler: 150 mikrogram/gün
Gebe ve emziren kadınlar: 250 mikrogram/gün
-
Gebelik şekeri (gestasyonel diyabet) nedir ?
Gebelik şekeri normal şeker hastalığı gibi vücudunuzun şeker kullanımını bozan gebelikte görülen bir hastalıktır. Şekere vücudumuzdaki tüm hücrelerin normal çalışması için ihtiyaç vardır. Şeker hücrelerin içine insulin hormonu aracılığıyla girer.
Benzetme yapmak gerekirse evin içine bir birey nasıl kapıyı açıp içeri giriyorsa şeker de hücre içine girmek için kapıyı açan insulin hormonuna ihtiyaç duyar. Yeterince insulin yokken veya hücrelerde insuline cevapsızlık oluşursa kanda şeker düzeyi yükselir.
Gebelik şekeri kabaca %2-10 arası gebelikte görülür. Bu bireylerde gebelik, vücudun insulin ihtiyacını arttırır, vücut ihtiyacı karşılayamayınca gebelik şekeri görülür. Bebekler ve plesantanın üretiği hormonlar annenin kendi insulin etkilerini bozar, bir çok gebe kadın kan şekerini normal aralıkta tutmak için daha fazla insulin hormonu üretir, bu artışı karşılayamayan annelerde gebelik şekeri gelişir.
GEBELİK ŞEKERİ BEBEKTE VE ANNEDE NELERE NEDEN OLUR ?
Bebeği irileştirir, hastasını önde götürür. Normal doğum zorlaşır, anne sezeryan olmak zorunda kalır. Gebelik şekeri annenin hayatını tehdit eden preeklemsi denilen, kan basıncı yüksekliği ile seyreden hastalığa neden olur. Çok nadiren anne karnında bebek kaybı gelişir. Doğum sonrası uygun takip edilmeyen anne bebeklerinde hipoglisemi (kan şekeri düşüklüğü) gelişebilmektedir.
ÖNCEDEN GEBELİK ŞEKERİ OLABİLECEĞİMİ ÖNGÖREBİLİR MİYİM?
Çoğu zaman ön görülememekle beraber şu durumlarda gebelik şekeri oma olasılığınız daha yüksektir;
Bir önceki doğumda gebelik şekeri gelişmiş olması,
Fazla kilolu yada obez olmak,
Ailede şeker hastalığı olması,
25 yaş üzeri gebe kalmak.
Bazı alışkanlıklar gestasyonel gebelik şekeri riskini azaltır; kilo kaybı, sağlıklı diyet, düzenli egzersiz ve sigaranın kesilmesi gibi.
GEBELİK ŞEKERİ İÇİN TEST EDİLECEK MİYİM ?
Bütün gebe kadınlar ülkemizde obezitenin artmasından dolayı gebelik şekeri için test edilmelidir.Tarama ve tanı testleri 24. ve 28. haftada uygulanır. Yüksek riskli bireylerde daha önce ki haftalarda gerektiğinde testler uygulanmalıdır.
Tarama testi olarak, günün herhangi bir saati uygulanan 50 gr yükleme testi kullanılır. Bireyin 1. saat kan şekeri düzeyine bakılır. Test için açlık-tokluk farketmez, 140 mg/dl ve üzerinde çıkarsa gebelik şekeri var mı diye tanı testi olan 100 gr oral glukoz tolerans testi uygulanır.
100 gr oral glukoz tolerans testinde hastanın açlık 1. saat, 2.saat, 3.saat kan şekeri değerlerine bakılır. 4 değerden 2 değerin belirlenen düzeyin üstünde olması gebelik şerkeri tanısını doğrular.
Son yıllarda 2 aşamalı test yerine tek seferde uygulanan, tarama testi yapmadan, 75 gr OGTT yapılmaktadır. Açlık, 1.saat, 2.saat kan şekerleri ölçülür, tek bir değerin hedef değerin üzerinde olması gebelik şekeri tanısını gösterir.
GEBELİK ŞEKERİ İÇİN TEST EDİLECEK MİYİM ?
Memleketimizde denetimsiz, bilimsel kılavuzlara uymayan, kanıta dayalı tıp uygulaması yapmayan yorum yapan bir grup doktordan dolayı gebelik şekeri tanı, tedavi ve izlemi zorlaşmıştır, her geçen gün bebek ve anneye ait komplikasyon oranları artmaktadır. Bu nedenle Hekimlerde yükleme testi yapmadan zaman zaman hastanın ve bebeğin iyiliği için alternatif yöntemler kullanmak zorunda kalmaktadır. Bu yöntemler yükleme yapılmadan hastanın iso standartlı cihazla açlık 1. saat 2. saat kan şekeri ölçümü olabildiği gibi son zamanlarda diyabet teknolojileri alanında ilerlemeler olması nedeniyle kullanımımıza giren 7 günlük grafik halinde kayıt alan kan şekeri izlem sensörleri zaman zaman kullanılmaktadır.
GEBELİK ŞEKERİ NASIL TEDAVİ EDİLİR ?
Hastalara bebeğin yeterli besleneceği ve anneninde gereginden fazla kalori almayacagı uygun diyet programı verilir. Hastaya evde kan şekeri takibi için uygun cihaz temin edilir, ölçümleri nasıl yapılacağı öğretilir, hedef değerler öğretilir (açlık kan şekeri 90 mg/dl’nin altı, 1. saat 140 mg/dl’ nin altı, 2.saat 120mg/dl’nin altı ). Diyet altında hedef degerlerde gitmeyen hastalara veya direk insülin başlanılması gereken gebelik şekerli hastaya insulin tedavisi başlanır.
EGZERSİZ YAPMALI MIYIM?
Gestasyonel diyabetin tedavisinde egzersiz tedavinin bir parçası değildir. Günlük aktiviteleri yapmak şeker kontrolu ve kilo kontrolu acısından yardımcı olabilir. Gebeyken ilk defa egzersize başlıycaksanız doktorunuzla görüşerek nasıl bir güvenli egzersiz proğramı yapmanız gerktiğinizi öğreniniz.
NE SIKLIKLA DOKTORA GİTMELİYİM ?
Kadın doğum doktorları belli aralıklarla ultrasonla bebegin haftasına uyguın olup olmadıgına yani irileşme gelişip gelişmediğine, gebelik sıvısının azalıp azalmadıgına ve diger parametreleri kontrol etmelilerdir..Endokrinoloji doktoru tarafından da kilonuz, diyetiniz, şeker düzeyleriniz, insulin dozlarınız ayarı açısından belli aralıklarla değerlendirilmelisiniz.
NORMAL DOĞUM YAPABİLİR MİYİM ?
Gebelik şekeri varken, zamanında yapılan uygun müdahaleler ve sağlıklı takip sonrası normal doğum yapabilirsiniz.
DOĞUM SONRASI GEBELİK ŞEKERİM DÜZELİRMİ?
Gebelik şekeri çoğu zaman bebeğin doğurtulması ve anne eklerinin ayrılmasıyla düzelir. Doğumdan 3 ay sonra hasta diyabet açısından kontrole çagırılır. Bir grup şeker açısından yüksek riskli hasta doğum sonrasıda takibe devam edilir, şeker yükseklği devam ediyorsa uygun tedaviler düzenlenir.
BİR SONRAKİ GEBELİĞİMDE GEBELİK ŞEKERİ TEKRARLAMA ORANIM NEDİR ?
Kabaca tekrarlama oranı % 30-60 arasındadır.
GEBELİK ŞEKERİ GEÇİRDİM ÖNÜMÜZDEKİ YILLARDA ŞEKER HASTASI OLMA RİSKİM NEDİR ?
Bireyin ailesinde diyabet, bireyde kilo fazlalığı varsa şeker hastası olma riski yükselir. Özellikle kilo fazlalığı riski artırır, kilo kaybı ilede risk azalır. 45 yaşın altında gebelik şekeri olanların en geç 3 yılda bir kan şekeri ölçtürmelidir. 45 yaş üstünde yılda bir kan şekeri ölçülmedilir.
GEBELİK ŞEKERİ GEÇİRDİM KARDİYOVASKÜLER HASTALIKLAR AÇISINDAN İLERİDE RİSKİM VARMI ?
Cevap: Evet , Diyabet gelişmese bile kalp hastalığı açısından düşük bir risk artışı vardır.
GEBELİK ŞEKERİ GEÇİRDİM, HER TÜRLÜ DOĞUM KONTROL YÖNTEMİNİ KULLANABİLİRMİYİM ?
Cevap: Evet
-
Primer hipotiroidi hashimoto tiroiditi nedir?
Vücudumuzdaki bir grup savunma hücresinin tiroid hücrelerini yabancı alğılayıp antikor aracılı yada doğrudan saldırı yaparak tiroid hücrelerini öldürmesi sonucu gelişen kronik, ilerleyici bir hastalıktır. Yavaş yavaş gelişir. Kanda anti tiroid peroksidaz ve veya antitiroglobulin isimli iki antikordan ikisinin veya birinin yüksekliği bulunur. Bu antikorlar tiroid hücrelerini yavaş yavaş tahrip ederler. Hastalık dünyanın % 10 da görülür ve hastaların çoğu kadındır.
Hastalık; tiroid ultrasonu yapılması ve otoantikortestlerinin çalışılmasının artmasıyla erken dönemlerde tespit edilmektedir. Erken dönemden kasıt, hormon eksikliğinin gelişmediği, tiroid rezervinin yeterli olduğu dönemi ifade eder. Bu dönemde hastalığı durduran, etkinliği kanıtlanmış, hastalara önerebilecek bir ilaç yada yöntem (Lazer gibi ) henüz yoktur. Deneysel yöntemler uygulanıyor veya öneriliyorsa hastaya işe yaramayacağı bilgi verilerek uygulanmalıdır !!!
Selenyum takviyesi ile yapılan çalışmalarında oto antikor titrelerinin azaldığı görülmüş olsa da hastalığın ilerlemesini durdurduğu henüz kanıtlanmamıştır. Kullanmamızda da sakınca yoktur.
Hashimoto tiroiditi tanısında kullanılan testler nelerdir ?
TSH: Hipofiz’den üretilen hormon olup tiroid bezinden sT3 ve sT4 hormonu üretimini denetler. Tiroid hormonları azaldığında bezi uyarmak için TSH değeri yükselir tam tersine tiroid hormonları arttığında TSH değeri normalin altına düşer. Dışardan günlük tiroid hormonu alan hastalarda da Tiroid hormonu az geldiğinde TSH değeri yükselir fazla geldiğinde normalin altına düşer.
sT4, sT3: Tiroid bezinden kana salınan, hücrelerdeki etkinlikten sorumlu hormonlardır.
Hashimoto tiroiditi tanısında kullanılan testler nelerdir ?
Antitiroglobulin Antitiroid peroksizdaz: Tiroid bezine karşı vücudumuzun ürettiği antikorlar olup tiroid bezinin tahribatını gerçekleştiren kötü antikorlardır. Hashimoto tiroiditi hastalarında düzeyleri dalgalı seyir gösterir. Hastalığın ileri dönemlerinde normal düzeylerde bile tespit edilir. Yine bir grup hastada parankimal tiroid hastalığına rağmen antikorlar normal düzeyde tespit edilebilir.
Tiroid ultrasonu: Tiroid bezinin normal yapısının ne kadar bozulduğunu gösterir,içerisinde nodül gelişip gelişmediğini gösterir,nodüllerin özelliklerini değerlendirmemize, biyopsi yapılıp yapılmamasına karar vermeyi sağlar,tiroid bezinin büyümüş olup olmadığını, etraf dokulara baskı olup olmadığını gösterir,boyundaki lenf bezlerini değerlendirme imkanı verir
-
Tiroid bezi ne işe yarar? Nerede durur ? Ne üretir?
Tiroid bezi, boynun alt yarısında, nefes borusunun önünde bulunan, kelebek şekilli bir iç salgı bezidir. Tiroid bezi metabolizma hızımızın ana kontrol öğesi olan tiroid hormonlarını üretir (sT3, sT4), depolar, salgılar. Sağlığımız ve esenliğimizde anahtar öneme sahiptir. Bu hormonlar tüm vücut dokularının ve organlarının normal metabolik hızda çalışması düzenler.Tiroid hormonları, vücudumuzun enerji depolarını verimli şekilde kullanmasını sağlayarak vücut ısısını kontrol eder ve kaslarımızın düzgün çalışmasına da imkan verir.
Hipotiroidism nedir (tiroid hormonu azlığı) ?
Vücutda tiroid hormunu azalmasının tarifidir.
Genel olarak bulguları nelerdir ?
Bir grup hastanın şikayeti olmayabilir. Sizi yorgun hissettirir, yorgunluk sadece hipotiroidi de olmaz başka hastalıklarda da olabilir.Yorgunluk,uyku hali, soğuğa tahammülsüzlük, kilo alımı veya kilo vermede artan zorluk (makul bir diyete ve egzersize rağmen), depresyon, kabızlık, adet düzensizliği veya gebe kalmada yaşanan sorunlar, düşükler görülebilir. Eklem veya kas sorunları zayıf ve kırılgan saçlar ve tırnaklar ve/veya kuru cilt, düşük libido (cinsel istek) görülebilir.
Tedavi edilmezse hipotiroidi daha ciddi komplikasyonlara neden olabilir ve hatta hayati tehlike oluşturabilir. Bacaklarda ödem gelişir, kan basıncı yükselir, kan yağlarında yükselme olur. Hipotiroidinin ciddi komplikasyonları aşağıdakileri içerir:
Hastaların komaya girmesine neden olabilecek kadar düşük metabolizma ve kalp hızı
Kalp yetmezliği,
Hayati tehlike oluşturan depresyon
Koma
Nasıl anlaşılır? Basit kan testleriyle durum anlaşılır
Memleketimizdeki tiroid testleriyle alakalı sıklıkla yapılan yanlışlar nelerdir?
1- Laboratuvar hatalarına bağlı olarak test sonuçlarının yanlış yorumlanması sonucunda gereksiz ilaç vermesi
2- İyot eksikliğinin giderilmeden tek bir tiroid testine bakarak ilaç verilmesi.
(Tiroid bezinin antikor testlerinin ve ultrasonoğrafisinin görülmeden hafif TSH yüksekliğinde hemen ilaç kararı alınmamalıdır)
3- TSH’nın geçici oynamalarına direk ilaç verilmesi (örneğin bazı ilaçlar, hastalıklar, bazı maddeler biotin gibi testleri bozabilmektedir).
Bir hastanın tiroid durumu hakkında karar vermek icin şikayetlerini, muayene bulgularını ve Tiroid testlerini hepsi dikkate alınarak değerlendirmek yapmak gerekmektedir.
Laboratuvar testlerinin yorumlanamaması hastada var olan bir hastalığın tedavi edilmemesine yol açabileceği gibi, tersine var olmayan bir durumun varmış gibi tedavi edilmesi de hasta icin ciddi sonuclar doğurabilir.
Sonuçta bir tiroid testi bozukluğu ile karşılaşıldığında, klinik bulgular sorgulanmalı, olası testi etkileyen durumlar gözden geçirilmeli, kalıcı bir hipotiroidi varmı diye doktor tarafından testlerle değerlendirme yapılması gerekmektedir. Böylece gereksiz kafa karıştırıcı tiroid ilacı verilmesinin önüne geçecektir.
Hipotiroidi nedenleri nelerdir ?
Ensık nedeni primer hipotiroidi olan tiroid dokusunun vücudun kendisi tarafından tahrip edilerek ortaya çıkan hashimoto hastalığıdır. Bunun dışında tiroid cerrahisi sonrası, zehirli guatr hastalarına uygulanan atom tedavisi sonrası da görülür.
Tiroid hormon ilaçları mutlak sabah aç karına alınmalı, beraberinde herhangi bir ilaç kullanılmamalı ve ilaç alındıktan sonra en az 30 dakika yemek yenmemelidir.
Tedavi dozu değişebilir, duruma göre en az 6 aylık periyotlarda TSH ölçümü ile doz yeterliliği değerlendirilmelidir. Durumunuzda herhangi bir değişiklik olursa, ve tedaviye yeni başlarken doktorunuzla daha sık görüşmeniz önerilir.
Kendi başınıza ilaç dozajı yapmak tehlikeli sonuçlara neden olabileceği için yapmamanız gereken bir tutumdur. Ticari preparat değişikliklerinde doz değişikliği gerekebilir bu olası bir durumdur (yurt dışındaan ilaç getirmeye gerek yoktur)
Hipotiroidi nasıl tedavi edilir?
Tiroid fonksiyon bozukluğunun tedavisi doğrudan, iyi bilinen ve yüksek düzeyde etkili bir tedavidir. Hipotiroidide bezin tekrar iyileşmesi genellikle söz konusu olmadığından, tedavinin amacı vücuttaki eksik tiroid hormonlarını ömür boyu yerine koymaktır. Günlük olarak uygun dozda alınan bir ilaç hastaların semptomsuz bir yaşam sürmelerine imkan verir. Size hipotiroidi tanısı konduysa, tedavinin ömür boyu süreceğinin ve semptomlarınız kontrol altında olsa bile ilacın her gün alınması gerektiğini akılda tutmanız önemlidir. Bu biraz göz korkutucu olabilir, ancak hastalığınızı kontrol altına alarak ve ilaç tedavisine uyarak semptomsuz yaşamaya devam edebilirsiniz.
Gebelik planlarsam ne yapmalıyım ?
Gebelik öncesi muhakkak yeterli tiroid hormonu verilerek TSH değeri 2,5 un altına düşürülmelidir. Gebelik şüphesi halinde bile her gün dozajda 25 mikrogram artış yapılmalıdır, gebelik kesinleştiğinde doz artırımı yapılmalıdır. Belirli aralıklarda ilaç doz ayarı kontrolü yapılmalıdır.
-
İnsülin direnci ! Kafa karışıklığından kurtulmamız lazım.
İnsülin Direncinin Anlaşılır Tarifi Nedir: Vücudumuzun ürettiği yada dışardan tedavi için aldığımız insülin hormonunun, yapması gereken metobolik etkileri bir tık ğereğinden az yapması sonucu insülin düzeylerinin arttığı, hücresel etkiler açısından kalitesinin bozulduğu durum olarak tarifleyebiliriz.
İnsülin Direncinin Nedenleri Nelerdir
1-Sıklıkla olan neden Şişmalık/obezite dir.
2-Stres hormonlarının (katekolaminler, kortizol gibi) artışına bağlı gelişebilir
3-İlaçlar neden olur(steroidler, oral kontraseptifler gibi)
4-Gebelik
5-Lipodistrofiler
6-İnsulin otoantikoru varlığı
7-Hücresel düzeyde etki bozuklukları
Obeziteye Bağlı İnsülin Direnci Nelere Neden Olabilir :
1-Bozulmuş açlık glukozu, bozulmuş glukoz toleransı, tip 2 diyabet gelişebilir. Tip 1 diyabetli hastada insülin direnci gelişirse yüksek dozda insülin kullanımı gerektirir.
2-Koroner kalp hastalığı
3-Metabolik sendrom
4-Alkole bağlı olmayan yağlı karaciğer hastalığı
5-Polikistik over hastalığına neden olabilir
Poliklinikte Ölçülen tek bir HOMA değeri her zaman doğruyu göstermez.
Obez bireyler İnsülin direnci pozitif kabul edilip tedavi edilmelidir.
Bilinmelidir ki insülin direnci nedeniyle obezite gelişmez , obezite nedeniyle insülin direnci gelişir.
-
Diyabet tanı kriterleri nedir
Bozulmuş açlık şekeri nedir, Bozulmuş glukoz toleransı nedir, Normal şeker düzeyi nedir ?
Açlık kan şekeriniz 100mg/dl altında, eğer ölçülmüş ise tokluk kan şekeriniz 140 mg/dl altında ise şeker hastalığınız yok demektir. Yükleme testine gerek yoktur, HbA1c testi gereksizdir.
Açlık kan şekeriniz 126 mg/dl ve üstünde (en az iki kez ), veya eğer ölçülmüş ise tokluk kan şekeriniz 200 mg/dl ve üzerinde ise şeker hastalığınız var demektir. Yükleme testine gerek yoktur, aşikar Diyabetsiniz demektir. HbA1c hastalığın derecesi ve tedavi planlaması için ölçülür
Peki açlık 100-125 mg/dl veya tokluk 140-199 mg/dl neyi gösterir?
Açlık 100-125 mg/dl:Bozulmuş açlık kan şekeri
tokluk 140-199 mg/dl:Bozulmuş glukoz toleransını gösterir, Bu iki durumda HbA1c ölçülürse %5.7 ile 6.4 arası aralıkta çıkar. Bu iki durum prediyabet yada halk arasında gizli şeker diye ifade edilen dönemi gösterir.
Yükleme testi (oral glukoz tolerans testi, 75 gr) Açlık kan şekeri 100-125 mg/dl ölçülen hastaya yapılır. Hastanın 2. saat tokluk kan şekeri ölçümü değerlendirilir.Toklukta Diyabet gelişip gelişmediğini ölçer.
Yükleme Testi Nasıl Yorumlanır ?
Cevap: Hastanın 2. saat tokluk kan şekeri sonucu 200 üzerinde ise bireyde diyabet geliştiğini gösterir. Eğer 2. saat değeri 140-199 mg/dl arasında gelirse bozulmuş glukoz toleransı yani hastada prediyabet geliştiğini gösterir. 140 mg/dl altında tokluk kan şekerlerinin normal olduğunu gösterir.
-
Prediyabet nedir ?
Açlık kan şekeri 100-125 mg/dl ve/veya Yüklemede 2. saat kan şekeri 140-199 mg/dl arasında bir değerde ise bu hastalar prediyabet, diyabet öncesi dönem (halk arasında gizli şeker) olarak isimlendirilir.
Açlık kan şekerinin 100 mg/dl altında olması, tokluk kan şekerinin 140 mg/dl altında olması şeker hastalığı yok demektir. Açlık kan şekeri normal olan insanda tokluk kan şekeri ve 3 aylık geriye yönelik kan şekeri ortalamasını gösteren HbA1c bakılması gereksizdir.
Yükleme testi (oral glukoz tolerans testi, 75 gr) Açlık kan şekeri 100-125 mg/dl ölçülen hastaya yapılır. Hastanın 2. saat tokluk kan şekeri ölçümü değerlendirilir.Toklukta Diyabet gelişip gelişmediğini ölçer.
Yükleme Testi Nasıl Yorumlanır ?
Cevap: Hastanın 2. saat tokluk kan şekeri sonucu 200 üzerinde ise bireyde diyabet geliştiğini gösterir. Eğer 2. saat değeri 140-199 mg/dl arasında gelirse tokluk kan şekeri ölçümünde de hastada bozulmuş glukoz toleransı yani prediyabet geliştiğini gösterir. 140 mg/dl altında tokluk kan şekerlerinin normal olduğunu gösterir.
Ülkemizde Duyarlı yöntemle ölçülen HbA1c nin %5.7 ile 6.4 arasında çıkması da prediyabeti gösterir. HbA1c’yi değerlendirilirken , A1c’nin duyarlı yöntemle ölçülüp ölçülmediği kontrol edilmelidir. Yoksa hem tanı hem de tedavi planlamasında hatalara neden olur.
Hastaların açlık kan şekeri 126 mg/dl (en az iki kez tekrar edilerek) ve üzerinde ise, A1c duyarlı yöntemle ölçülmüş %6.5 ve üzerinde ise, yükleme testi yapılmasına gerek yoktur, birey diyabet kabul edilir.
Prediyabetim varsa Neler Yapmalıyım ?
Cevap:
1-Egzersiz
2-Diyet
3-Kilo kaybı
4-Sigarayı kesmek
5-Şekeri yükseltebilecek, kilo aldırabilecek ilaçları gereksiz yere kulanmamak
6-Doktorunuzun önerdiği prediyabetden diyabete gelişimi önleyen ilaç tedavilerini alabilirsiniz
Tüm amacımız Değiştirilebilir tüm risk faktörleri değiştirmektir.
-
Obezite; tedavideki sıkıntılarımız !
En pratik değerlendirme ölçütleri olan beden kitle indeksi (BKİ) ve bel çevresi ölçümüdür.
Vücut kitle indeksi formülü = Ağırlık(kg)/Boy*boy (m2) şeklindedir
Kilo fazlalığı (BKİ≥25 -29.9 kg/m2)
Obez (BKİ≥30-39.9 kg/m2)
Morbid obezler (BKİ≥40 kg/m2)
Ülkemizde erişkin nufusun 1/3’ü obez, 1/3’ü ise fazla kilolu durumda olup bu durum önemli metabolik, kardiyovasküler, ortopedik ve psikiyatrik sorunlara yol açabilmektedir
Obezite; Yağ Dokumuz Arttığında Davetiye Çıkardığımız Hastalıklar Nelerdir ?
Tip 2 Diabetes Mellitus
Hipertansiyon
Nonalkolik Yağlı Karaciğer Hastalığı
Osteoartrit
Gastrointestinal ProblemlerDepresyon ve Diğer
Psikolojik Bozukluklar
Uyku Apne/Astım/Reaktif Hava Yolu Hastalıkları
Kadın İnfertilitesi Erkek Hipogonadizmi
Metabolik Sendrom ve Prediyabet
Kan yağlarında yükseklik
Kardiyovasküler Hastalık ve Mortalite
Obezite ve Polikistik Over Sendromu
Obeziteye bağlı insan ömrü kısalırmı ?
Yapılan çalışmalarda obez bireyler sağlıklı bireylere göre erken yaşta kaybediliyor. Aynı zamanda obeziteyle geçirdiği süre de belirleyici oluyor.
Beden kitle endeksi normale yakın olsa bile karın içi artmış yağlanma tüm riskleri içeriyor.
Kilo vermemi sağlayan tedavi yöntemleri varmıdır?
İlaç tedavileri ve obezite cerrahisi kilo vermemize yardım eden yöntemlerdir.
İlaç tedavileri diyet ve eğzersizle kilo veremeyen hastalara önerilir.
İlaç tedavisi veya cerrahi tedavi uygulanan hastalar yeme alışkanlığı ve yaşam şekli değişikliği yapmalıdır.
İlaç tedavileri
İlaç tedavileri diyet, egzersiz ve yaşam değişikliğine ek olarak kullanılmalıdır.
Bir çoğu geri ödeme kapsamında değildir.
İlaçlar hastanın hayalindeki kiloya gelmesi için değil, metabolik risklerin azaldığı kilo hedefi için kullanılır.
Kimlere önerilir ?
BKI 27 olup diyabet, tansiyon gibi ek hastalıkları olan hastalara
BKI 30 üzeri hastalara önerilir