Kategori: Çocuk ve Ergen Psikiyatristi

  • Çocuklarda ( cinsel ) taciz

    ÇOCUĞUN CİNSEL TACİZİ

    Çocuğun cinsel tacizi; çocuğun bir başkası tarafından, tercihlerine ya da tepkilerine aldırış etmeksizin cinsel uyarım amacı ile kullanılmasıdır. Sözlü tacizler olabileceği gibi; öpme, okşama, sürtünme veya açık cinsel temas gibi birçok davranış cinsel tacizin kapsamına girer.

    TACİZCİ VE TACİZ EDİLEN PROFİLİ

    Üzücü bir gerçek ama tacizcilerin yüzde doksanı ailenin bir dostu, çocuğun aynı yaşta veya birkaç yaş büyük bir arkadaşı, bakıcı, komşu, baba, ağabey, kuzen, amca, dayı vb gibi çocuğun yakın çevresinden, onun tanıdığı kişilerdir ve çoğunlukla da erkeklerdir. Son yıllarda internet kullanımının yaygınlaşması yabancıların çocuklarla temasa geçme riskini yükseltmiştir ve şurası bir gerçek ki çocuklar için risk daha da artarken, tacizcilerin kendilerini daha kolay saklayabilecekleri bir ortam sağlamıştır.

    Tacizcilerin kişilik profillerini anlamaya yönelik olarak yapılan araştırmalar; çocuk tacizcilerinin çocuklara karşı aşırı nazik ve ilgili, hatta koruyucu ve kıskanç olabildiklerini, alkol ve vb maddeleri sık kullandıklarını, çocuklarda teşhiri özendirebildiklerini, çocuklara ayartıcı davranabildiklerini ve onları da cinsel davranışa cesaretlendirebildiklerini, çocuklarla cinsel argümanları sınırsızca paylaşabildiklerini göstermektedir. Tacizcilerin çoğunun da kendi geçmişinde cinsel taciz öyküsü sıktır.

    Tacize yatkın bireylerde cinsel kimlik oluşumunda sorunlar vardır ve içinde yaşadıkları aile ortamında cinsel roller tam olarak oturmamıştır. Bazen karı koca rolleri sorunludur. Ev ortamında kadınlık rolü yetersizdir, Bazen çocuklardan birisi erken yaşta erişkin rolü oynamayı öğrenir. İletişimin zayıf olduğu, izole yaşayan kapalı kültürlerde cinsel sapmalar daha sıktır ve aileler izole yaşadığı için de daha çok gizlenir.

    Çocukların; cinsel deneyimlerinin ve bilgilerinin olmaması, ilgi ve sevgi ihtiyacı, küçük çocuklarda tanıklığın ve kanıtlamanın zorluğu, olayı gizleme eğilimi de tacizcileri cesaretlendirebilmektedir.

    Bütün bunların dışında bizim toplumumuz için, en kötü olan yaklaşım ise çocuğa yönelik tacizlerin (bilemediğimiz kadar yüksek bir oranda) gizli tutulmasıdır ve tacizin azalmamasındaki en önemli engellerden birisi de budur bence. Çocuğun damgalanmaması için, ailenin lekelenmemesi için, kime ve nasıl başvurulacağı bilinmediği için, bazı tacizler aile içinde hafife alındığı için, çocuk sesini çıkaramadığı için, bazen de töre baskısı ile yüzlercesi, belki de binlercesi toplumda gizli kalmaktadır. Aile içi tacizler de çoğu durumda bir defalık değil, süreklidir.

    TACİZİN ETKİLERİ

    Tacizin bedene verdiği zarar ne kadar çoksa, tacizci çocuğa ne kadar yakınsa, taciz ne kadar çok tekrarlanmışsa çocuğun gördüğü zarar da o kadar artar. Tersine; ailenin çocuğa sunduğu destek çok önemlidir. Kendi klinik pratiğimizde; sık olarak cinsel tacizle karşılaşan çocuk ve gençlerin travma (taciz) anında hissettikleri güçsüzlükten kaynaklanan çaresizliği çevrelerine öfke, nefret şeklinde yansıttıklarını görürüz.

    Taciz anında ve sonrasında çocuklarda birçok problem ortaya çıkabilir.

    – Özellikle genital bölge başta olmak üzere bedenin zorlanmasına bağlı morluklar, çürükler, yaralanmalar vb fiziksel hasarlar
    – İleri dönemde cinsel yolla bulaşan hastalıklar, gebelik riski
    – Aşırı cinsel ilgi ve hatta yaşından beklenmeyecek cinsel eylemler, uygunsuz şekilde yaşından daha olgun gibi davranma, bazı ortam, kişi veya durumlardan uzak durma davranışı, uygunsuz duygulanım, uyku sorunları, ani kişilik değişimleri, yaşıtları ile ilişki sorunları, kendine zarar verme davranışları, güvensizlik nedeniyle ebeveyne daha çok yapışma, önceden kazanılmış tuvalet eğitimi vb yeteneklerin gerilemesi gibi regresif davranışlar, suskunlaşma, uygunsuz saldırganlıklar, cinsel problemler başta olmak üzere pek çok davranış problemi ve uzun vadede birçok psikiyatrik rahatsızlık tetiklenebilir.

    KORUMAYA YÖNELİK ÖNLEMLER
    Taciz oluşmadan önce; çocuğu korumak amacıyla, taciz anında ve taciz sonrası sağaltıma yönelik alınması gereken önlemler vardır.

    A) Taciz Öncesi:

    – Her çocuk cinsel ve bedensel gelişim konusunda yaşına uygun yeterli bilgiyi anne babasından almalı ve bedenine sahip çıkmayı öğrenmelidir.
    – Her çocuk; tanıdık olsun olmasın, bir başkasının rahatsız edici yaklaşımlarını ayırt edebilmeyi, iyi dokunma veya kötü dokunma arasındaki farkı ayırt etmeyi öğrenmelidir.
    – Rahatsız edici bir cinsel argümanla karşılaştığında nasıl bir tepki verebileceği mutlaka öğretilmelidir.
    – Çocuğunuza cinsel istismar riskinden uzak, güvenli bir çevre sunmaya özen gösterin, rahatsız edici bir deneyim yaşadığında serbestçe konuşabilecek kadar güvende hissetsin
    – Son yıllarda yaygınlaşan internet ortamı konusunda uyanık olun. Bilgisayar ortamında çok fazla zaman geçirerek, ailenize yabancı kişilerle kuşku uyandırıcı haberleşmeleri oluyorsa iyi gözleyin.
    – Sadece bilgisayar değil; çocuk için öğrenme kaynağı olabilecek diğer kitle iletişim araçları, arkadaş çevresi vb diğer ortamlar hakkında bilginiz olsun.
    – Ama bir noktaya mutlaka dikkat edin. Çocuğun sosyal yaşantısını doğrudan engellemek yerine; mümkün olduğunca çocukla işbirliği halinde ve onu bilgilendirerek, yumuşak bir üslupta ve çok ta tehditkar olmadan gereken önlemleri alın.
    – Çocukta; özellikle cinsel konularda ve sosyal yaşamında alışılmamış davranış değişimleri gözlenebilir, bunlara karşı uyanık olun.

    B) Taciz Anında

    – Kendi çocuğunuz veya bir yakınınız cinsel istismarla karşılaştığında söz ederse; öncelikle sakin ve soğukkanlı olmaya çalışın. Çok hafife almak da, paniğe kapılmak da doğru değildir. Hafife almak çocuğu yardımsız bırakmak demektir. Abartılı yaklaşım da çocuğu daha çok korkutur. O anki yaklaşımınız çocuğun travma algısını daha da bozabilir ve ilerdeki yaşamını zorlaştırır. Sakin bir yaklaşım ise daha kolay atlatmasını sağlar.
    – Yaşananların onun hatası olmadığını, onun yanında olduğunuzu, problem yaşamaması için ya da problemlerin kolay atlatılması için elinizden geleni yapacağınızı duyurun.
    – Hemen tıbbi ve adli bir inceleme için uygun yerlere başvurun.
    – Her çocuk; zamanında yapılan uygun bir destekle tacizin etkilerinden kurtulabilir. Bütün cinsel tacizlerde psikiyatri destek alınmalıdır.

    TOPLUMSAL ÖNLEMLER
    Herkes bilmelidir ki çocukların cinsel uyarılmasından zevk almak, yani pedofili sadece birey için değil, tüm toplum için sağlıksız bir durumdur ve hepimizi rahatsız etmelidir. Çocuklara yönelik tacizlerin önlenmesinde ve çocukların gördükleri zararların en aza indirilmesinde de bütün vatandaşlara, ailelere, yasa organlarına, eğitimcilere görev düşmektedir.

    Anne babalar ve okul ortamları çocukların sağlıklı cinsel ve bedensel gelişimi konusunda destekleyici olmalıdır. Yaşına uygunsuz aşırı cinsel serbestlik doğru olmayacağı gibi yaşına göre bilgisiz, kapalı ve yaşıtlarından uzak kalması da doğru değildir. Her çocuk ve genç; uygun zamanda ve yaşına uygun bir dille kız ve erkek bedenleri ve cinsel gelişim seyri konusunda bilgilendirilmelidir.

    Çocuğu korumaya yönelik yasalar etkili olmalıdır. Pek çok cinsel tacizin aile içinde gizli kaldığı ve adli makamlara ya da sağlık profesyonellerine yansımadığı ya da üzerinin kolay kapatıldığı bilinen bir gerçektir. Dolayısı ile tacize uğrayanların seslerini duyurup şikayetçi olma hakları mutlaka güvence altına alınmalı, bu olaydan dolayı uzun dönemde zarar görmemeleri sağlanmalıdır.

    Globalleşen bir dünyada; sadece anne babalar ve okullar değil; kitle iletişim araçları da çocuk eğitiminde çok etkilidir. Eğer çocuklarımızı koruma konusunda gerçekten samimi isek; çocuğun cinsel istismarı anlamına gelebilecek uygulamalardan kaçınılmalıdır. Her gün ekranlarda, dizilerde, sit-com’larda büyümüş de küçülmüş çocuk oyuncular, erişkin jargonu ile erişkin dünyasının gönül ilişkilerinde rol alıyor ve izleyicileri de çoğu kez çocuklar oluyor. Çocuk güzelliği birçok ticari reklamda ayartıcı argüman olarak kullanılıyor. Güzellik yarışmaları ve ilgili sektörler sürekli olarak 14-15 yaşında lolita mankenler sürüyor ortaya. Uzakdoğuda çocuk seks turizmi yapıldığına yönelik haberler duyuyoruz. Sahipsiz çocukların bazen bizim ülkemizde de onlarca kişi tarafından fuhuşa zorlandığı yönünde haberler yansıyabiliyor gazetelere. Bazı tacizlerin soruşturulması töre engeline takılabiliyor. İnternet ortamında işlenen suçlarda hala yasal boşluklarımız var. Özetle, çocuğu cinsel tacizden korumak bütün büyüklerin sorumluluğudur.

    Son aylarda çıkan haberlere veya basit kriterlere bakılarak ülkemizde internet pornosunun yaygın olduğunu söylemek ne derece doğru, bilemem. Büyük şehirlerin kalabalık nüfusuna, bilişim sektörünün daha yaygın olmasına ve bu tür kaynaklara ulaşmanın kolaylığına bakılarak göreceli bir artıştan söz edilebilir belki. Bu konuda çok da alınganlık göstermeyelim, zira internet pornosu dünyanın bütün ülkelerinde var. Sektörün büyük kısmı, yapıldığı ve üretildiği yerler ülkemizden çok uzakta. Dolayısı ile alınması gereken önlemler de uluslar arası planda olmalıdır.

    Ama çocuklarımız için geçerli olan ve kliniğimizde de sık gördüğüm bir riskten söz etmeliyim muhakkak. İnternet ortamında dünya ve yaşamla ilgili her türlü bilgi var. Çocuklarımız, basit teknik becerileri sayesinde, kendi ufuklarının çok ötesinde dünyalara girebiliyorlar ve bu nedenle de çok erken yaşta (bilerek veya bilmeyerek) cinsel materyallere tanıklık edebiliyorlar, hatta bunu başkalarıyla paylaşabiliyorlar. Örneğin; aniden açılan bir porno resim, mesajlarla dolaştırılan pornografik filmler, büyüklerin arasında uygunsuz yazışmalar vs. Bunun çocuk gelişimi açısından karşılığı “erken cinsel uyarım” ve “yanlış sosyalleşme” demektir ve çocuklarımızın karakter gelişimi için ciddi bir risktir.

  • Zeka gelişimi

    Çocukluk çağında zeka ve bilişsel gelişmeyi açıklayabilmek için Piaget teorisini bilmek gerekir. ( Dr Piaget ilk defa zeka kavramını kulanan ve tanımlayan İsviçreli bilim adamıdır)

    Bu teorinin esasını operasyon yani işlem oluşturur. Yani çocuk başladığı yeri bilir.İşlemleri öğrenmek çocuklar için zeka gelişiminin bir göstergesidir.

    Diğer bir unsur ise çocuk öğrendiği bir şekli veya düşünceyi eski öğrendiklerin e ekleyebilir. Buna uyum adı verilir. Yani bebek her şeyi ağzına götürerek algılar, ve tüm yeni objelerde aynı hareketi tekrarlar. Aynı zamanda yeni bir eşyaya karşı uyum da gösterir. Örneğin iki yaşındaki bir çocuk eline aldığı mıknatısı- eski şemaya göre-önce ağzına götürür. Ama daha sonra mıknatısın işlevini keşfettiği andan itibaren o işlevi uygular ve dener.

    Piaget in teorilerine göre zeka gelişimi 4 ana dönemde incelenir:

    1.Duyu.motor gelişim:( 0-18ay)

    İlk aylarda kendini emme refleksi ile gösterir. Bir sonraki ayda hareketler tekrarlanır.Örneğin emmenin tekrarlanması gibi. Daha sonra çocuk sonucu kendine ilginç gelen hareketleri tekrarlar. Örneğin yatağın kenarındaki zıplayan oyuncağı zıplatana kadar çocuk bacaklarını çırpar.7.ay ile 10.ay arasındaki dönemde çocuk basit çözümler dener. Örneğin yastığın arkasındaki oyuncağı alabilmek için yastığı yere atar.11.ile 18.ayda deneme yanılma hareketleri başlar. Yani aynı hareketleri farklı objelere dener. Önceden yastığı yumruğu ile yere atıyorken şimdi ayakları ile yere atmaya çalışır. Son dönemde ise yeni ardı ardına gelen hareketler bulur ve sorunlar için ilkel çözümler geliştirir.

    Duyu motor gelişim sürecinde obje devamlılığı gelişir. Çocukda ilk aylarda resimler vardır faj-kat çok fazla devamlılığı yoktur. Gelecek aylarda duyu gelişimi ile birlikte çocuk ojeleri daha iyi algılar, dokunur, çeperlerini ve sınırlarını tanımlar. Bu dönemin sonunda objeler görme alanından kaybolsalar bile çocuk için varlıklarını devam ettirirler.

    2.işlem öncesi dönem (18ay – 7yaş)

    Dil gelişimi ile paralel gelişir. Davranış biçimi sembolik bir karakter kazanır. Örneğin çocuk tahta parçaları ile bir arabaymış gibi oynar ve araba sesleri çıkarır. Bu objelerle sembolik olarak ilgilenme bu dönemin en belirgin özelliğidir.Çocuk bu dönemde objeleri daha sınıflayamaz.

    3.Belirli İşlem Dönemi ( 7-12 yaş)

    7 yaşından itibaren öğrenme deneme yanılma gibi rastgele metotlarla değil, belirli kurallar çerçevesinde gerçekleşir. Konseptler ve ardışık ilişkiler gelişir. Buna dayalı olarak çocuk objeleri ağırlıklarına ve büyüklüklerine göre sıralayabilir. Yavaş yavaş plan geliştirebilir ve bunu öğrenebilir. Tek ve çoğul kavramları gelişir. Bunun gelişmesi de matematiksel ilişkileri anlaması açısından bir koşuldur. Birçok olay öğrenme ve deneyim sonucu öğrenilir.

    4.Formal işlem dönemi (12yaşdan itibaren)

    Özet çıkarma, mantıklı düşünme ve uygulama dönemidir. Artık çocuk hipotezler üretebilir ve sonuçları karşılaştırabilir. Karışık işlemler sıraya konularak çözümlenebilir.

    Gençler kendi sorun çözme yeteneklerini geliştirirler. Sorum elemanlarını ayırt ederek sistematik olarak çözümler üretirler.Bunun sonucunda ileride kendi kendilerini daha iyi ifade ederler.

  • Cocuklari alkol ve ilaç bagimliligina karsi korumada 6 kural

    Cocuklari alkol ve ilac bagimliligi gibi tehlikelere karsi korumada bir tane recete yoktur. Ama Amerikada yapilan uzun süreli bilimsel calismalarin gösterdigine göre cocugun ruhsal ve sosyal gelisimi bagimlilik gelisiminde rol oynamaktadir.

    Ruhsal acidan saglam, mutlu cocuklar ileride daha az bagimlilik davranislarinda bulunuyorlar.

    Diger yandan cocuklar bagimli olmadan önce bircok uyari sinyalleri veriyorlar. Bu yedi kuralla sizlere cocuklarinizi nasil bu tür davranislardan koruyacaginizi göstermek istiyoruz.

    1- Cocuklarin rusal acidan güvene ihtiyaclari vardir.

    Bu kural cocugun saglikli bir gelisim gösterebilmesi icin en önemli unsurlardan biridir. Bunun anlami cocugun ebeveynlerinin ve ona yakin olan kisilerin sevgisinden emin olmasidir. Kisinin sadece cocugunu sevmesi yeterli degildir, önemli olan onu gösterebilmesi ve bunu da cocugun hissedebilmesidir.

    Cocuklar eriskinlerden farkli sekilde duygulari ile basa cikarlar. Duygularini daha direct ve daha yogun sekilde gösterirler. Bu durum karsisinda büyükler herzaman gerekli sabti ve anlayisi gösteremeyebilirler. Harika ebeveyn diye birsey yoktur ve olamayacaktir.

    Ama burada önemli kural: cocugunuz size sarilmak istediginde kesinlikle geri cevirmeyin, özellikle de bir tartisma sonrasi bunu yapmayin. Ebeveyn olarak herzaman barismaya yatkin olun ve cocugunuzu sakinlestirmeyi bilin. Bir cocuk icin en kötü ceza ebeveynlerin ona yüz cevirmesidir. Cocuklar herzaman direct ten temasi isterler, oksanmak isterler ve onlara sarilinmasini isterler.

    Yani ruhsal güven su demektir: ben stresli olabilirim ve bu zaman icinde sana zaman ayiramayabilirim, veya tartisabiliriz de ama benim seni sevdigimden herzaman emin olabilirsin.Seni sen oldugun icin ve her yönünle seviyorum.Cocuklar bu sekilde güveni digger insanlara güvenebilmek icin de ihtiyac duymaktadirlar. Kendine öz güveni olan ve ihtiyaclari oldugunda ebeveynlerine gidebileceklerini bilen cocuklar eriskin yaslarda bagimliliga yatkin olmamaktadirlar.

    2- Cocuklarin övgüye ihtiyaclari vardir

    Cocuklarin övgüye ihtiyaclari vardir. Ersikin olarak cocuklarin sadece basarilarini degil, ayni zamanda cabalamalarini da övmeliyiz.Genelde erken yaslarda cocuklara basarili olmalari icin baski yapmaktayiz ve basarili olma düsüncelerini onlara asilamaktayiz.
    Cocugumuzu digger cocuklarla kiyaslamakta ve belirli standardlari uygulamaktayiz.

    Cocuklarin burada ihtiyaclari olan deneyim; ebeveynlerin onlara güvenmeleri ve kisiliklerinin tamamiyle ebeveyn tarafindan taninmasidir. Burada basari önemli degildir, önemli olan güclü ve sakin bir kisiligin gelisimidir.

    3- Cocuklarin belirli ölcüde özgürlüge ihtiyaclari vardir.

    Cocuklar kendi deneyimlerini edinmeliler. Ailelerin bu noktada koruyucu kimliklerini biraz degistirmeleri zor gelebilir. Bazen cocuklarin kötü deneyimleri yasamalari gerektigini Kabul etmek istemezler. Yani cocuk elbetteki düsüp dizini paracalayacaktir veya yasitlariyla kavga edecektir. Yani özgürlük kendi deneyimlerini edinmek, arasitirmak, oynamak, kosmak hareket etmek demektir. Bu cerceve icinde cocuklar kendi gerceklerini algilamayi ögrenirler ve ilk basarilarini elde ederler. Bunu ne anne-baba olarak sizzler ögretebilirsiniz ne de televizyondan ögrenebilirler.Burada önemli olan cocuklara sinirlarin konmasidir. Cocuklar sonucta celiski cikabilecegini bilseler de bunu isterler. Bu sinrlar cocuga güven verir, onlari daraltmaz. Ailenin devamliligi da burad önemlidir.Beraber bazi olaylari yasamak, beraber sofraya oturmak gibi.

    4- Cocuklarin gercekci öncülere ihtiyaclari vardir.

    Cocuklar kendilerini eriskinlerin duygu ve düsüncelerine göre yönlendiriler, eriskinlere hayranlik duyarlar ve ve onlar gibi olmak isterler. Cocuklarin eriskinlerin neler düsündüklerini ve gercekde nasil davrandiklarini kolaylikla ayirt edebilirler. Cocuklara alkolün ve sigaranin zararli oldugunu söylüyoruz ve her firsatta sigara ve icki kullaniyoruz. Bu celiskileri nasil giederbiliriz?

    Bu durumda tek yardimci dürüstlüktür. Cocukdan saklamak ferine cocuga alkolün ve sigaranin sagliksiz oldugunu anlatmak gerekli. Ve ayni zamanda da kendi kücük zayif noktalarini cocuga dürüstce bildirmek de cocugun size olan güvenini artirir.

    Cocuklarin öncülere ihtiyaclari vardir ve bunlar gercekci olmalidir. Bu gercekcilik icinde büyüklerin de zaaflari oldugunu ve her zaman insanüstü davranamayacagimizi cocuga anlatmak gereklidir.

    5- Cocuklarin harekete ve dengeli beslenmeye ihtiyaci vardir

    Cocuklar hoplayip ziplayip yorulmak isterler.Bunun icin gerekli alana ihtiyaclari vardir. Bu yüzden bircok apartman dai resi onlara kücük gelir. Sokaklar ise tehlikelidir, ve oyun alanlari bu ihtiyaclari karsilamaz. Cocuklar saglam kafanin saglam vücutta bulundugu deneyimine ihtiyaclari vardir.

    Bunun kadar önemli diger bir nokta ise saglikli beslenmedir. Cok fazla sekilde sekerleme ve yiyecek sadece cocuklar icin üretilmektedir. Reklamlar saglik ve basari sözünü vermektedirler. Sekerlemelere karsi ebeveynler sorumlu davranmalilar. Cocuklari avutmak icin seker veya cikolata verilmesi yanlistir. Ayni zamanda duygusal tatmini yine sekerlemelerle saglamak da yanlistir.

    Alkol ve madde bagimliligina paralellik burada yatmaktadir: Bagimlilik maddelerin veya alkolun insanlarin üzgün durumdan kurtulmasina yardimci olmasi ile baslar. Burada asil yardim edecek, güvenilir bir insan olmalidir.

    Simdiki cocuklar günümüzde 20-30 yil öncesine göre daha farkli sartlarda yetismektedirler. Büyük ailelerin yerini daha kücük aileler almakta , ebevynler calismakta, böylece okul öncesi egitim kurumlarinin önemi cok daha fazla artmaktadir.

    6- Cocuklarin hayallere ve yasam amaclarina ihtiyaclari vardir

    Bagimliliga karsi en etkin koruma ruhsal denge, özgüven ve Ben-güclülügüdür.

    Böylece cocuklar kendi ayaklari üzerine basan, gercekci ve elestiri kabul edebilen yetiskinler haline gelebilirler.

    Burada yetistirme tarzi cok önemlidir. Cocukalrin aile icinde acik, dürüst, karsilikli elestiri ve övgüye yer verilen ve kesin evet veya kesin hayir in kullanildigi bir aile portamina ihtiyaclari vardir.

  • Çocuğuma ne kadar harçlık vermeliyim ?

    Çocuğuma ne kadar harçlık vermeliyim ?

    Bircok ailede harclik kavrami cocuklar ve ergenler icin üzerinde tartisilan bir konudur.Tabii ki ebevyn olarak cocuklariniza belirli miktarda harclik vermekle yükümlüsünüzdür. Bu cocuklarin gelisimi icin de gerekli bir unsurdur. Burada ailelerin maddi durumlari farkli uygulamalari gerektirmektedir.

    Ne kadar harclik verilmelidir?

    Harclik miktari belirlenirken harcligin anlami ebeveyn ve cocuk tarafindan iyi kavranmalidir.Harclik ihtiyaclari gidermek icin degildir. Yani harclik ile giysi, okul malzemeleri, dogumgünü hediyeleri alinmaz. Harclik cocugun elindeki serbest bir para miktaridir.
    9 yasina kadar harcligin haftalik verilmesi uygundur. Cünki bu yastaki cocuklar daha uzun süreli düsünme yetisine sahip degildirler.
    Harcligin miktari ailenin toplam bütcesi ile orantili olmalidir. Ailenin maddi sikintisinin olmasi, veya issizlik gibi nedenler cocugun harclik miktarini da etkiler.
    Bu durumlardaki tavsiyemiz cocujklarinizla acikca durum hakkinda konusmanizdir. Böylece cocuga nedenleri daha iyi aciklamis olursunuz.

    Ilk harclik ne zaman verilmelidir?

    Mantikli olarak cocuk sayilari iyice tanidigi bir dönemde , ve bazi degerleri matematiksel olarak siralayabildigi bir dönemde ilk harclik verilmeye baslanmalidir. Deneyimlere göre okula baslangic yasi cocuklara harclik deneyimi icin en uygun yasdir. Burada önemli olan hep ayni zamanda ve düzenli olarak harcligin verilmesidir.

    Harclik vermek neden önemlidir?

    · Böylece cocuklar para iliskilerini daha iyi ögrenirler
    · Para ile basa cikma kendi özgüveni ve sorumluluk bilinci acisindan önemli bir adimdir
    · Erken yasda para ile basa cikmayi ögrenen cocuk ilerki yaslarda maddi acidan ev idaresini iyi becerir
    · Cocuklar büyük seyleri alabilmek icin tutum yapmanin gerekliligini ögrenirler. Ayni zamanda planlamayi ve beklemeyi de ögrenirler
    · Cocuklar hayallerini devamli anneden istemeden de gerceklestirebileceklerini böylece anlarlar.
    · Hayaller sinirsiz finanse edilemez
    · Harcligi olamayan bir cocuk scinde bulundugu grupda dislanabilir.
    · Tüketim toplumu icinde istek ve hayalkirikliklari deneyimleri elisir
    · Baskalarina birsey hediye edilerek de mutlu olabileceklerini ögrenirler

  • Çocuklarda sınırlar

    Her şey Mükemmel olmalı- Ebeveyn için yanlış hedef

    Mükemmel ebeveyn olmayı ne kadar isterdik. Televizyon reklamlarda seyrettiğimiz anneler bize nasıl davranmamız gerektiğini gösteriyorlar: Çocuklar beyaz tişörtlerin üstüne ketçap dökseler bile anneler hafifçe gülümsüyor. Öyle ya güçlü leke çıkarıcılar var. Diğer bir reklamdaki babayı düşünün oğlu matematikten zayıf not aldığını söylemesine rağmen o sadece kahvesiyle ilgileniyor ve böylece zor durumu atlatmaya çalışıyor. Hayır, bizler böyle değiliz. Lekeli tişörte sinirlenebiliyoruz ve zayıf notlar karşısında neyi yanlış yaptık diye endişelenebiliyoruz.

    Duygular insanidir:

    Her defasında çocuklarımıza gösterdiğimiz davranışları tahlil etmek ve doğruluğunu sorgulamak doğru bir davranıştır. Bu konudaki mükemmeliyetçilik ulaşılmazdır ve aslındada gerekli değildir. Mükemmel olmak tanımlaması bir makine için söylenebilir ama insanlığı uygun bir tanımlama değildir. İnsanoğlunun farklı durumları vardır hata yapabilir kaç yaşında olursa olsun ister 5 ister 50 farklı hissedebilir. Toplumun en küçük sosyal birlikteliği olan aile içinde kişilerin tün hataları ve çapraşık yanları birbiriyle çatışır. Eğer tüm küçük hatalar rağmen aile dinamiği bundan etkilenmiyorsa o sosyal birliktelik işlem gören bir birlikteliktir. Böyle ailelerde hoşgörü ve işlevsellik ön plandadır. Bu tarz aileler birbiriyle iletişime geçerek büyüme karşısındakine tolerans gösterme ve kendi ilgi alanları için savaşma olanağı verir.

    Çocukların Başarısız Olma Hakkı Yoksa:

    Takıntılı biçimde çocuklarından mükemmeli bekleyen aileler buna karşılık yüksek bir fatura ödemek zorunda kalırlar: çünkü o zaman kendileri de mükemmel olmak zorundadırlar ve işte orada tehlike başlar. Eve her zaman yüksek notlarını getirmek zorunda olan bir çocuğun sporda, müzikte veya ev işinde başarısız olma hakkı yoktur ve bu her alanda çocuğu zorlar. Bu isteğin altında ebeveynin kendi gerçekleştirmedikleri yatar. Daha sonraki yaşlarda ebeveynin onaylamadığı ama kendi seçtiği yola giden çocuk’ ama biz senin için her şeyi yaptık ’cümlesiyle karşı karşıya kalır. Bu cümle sanki bir yılı doldurmuş bir kredinin ek faizi gibi kulaklarda yankılanır. Bunun yerine şöyle denilebilir ‘ yapmak istediğimiz her şeyi senin için yapamadık sana iyi bir çocukluk vermeye çalıştık ama çoğu zaman zorlandık çoğu zaman sana sinirlendik ama kendimize de sinirlendik ama seni olduğun gibi çok seviyoruz’ .

    Çocuklar onlar için her şeyi yapan ebeveyne ihtiyacı yoktur. Onlar ihtiyaçları olduğunda yanlarında olan ebeveynlerine özlem duyarla. Ebeveyn anlayış göstermeli aynı azmanda yaşamda yön gösterip onları tutmalıdır. Gerektiğinde gerekli sınırları koymalı ve gereksiz yasaklamalardan kaçınmalıdır. Buna sıcakkanlı gergin olmayan aile içi davranış dinamiği eklendiğinde çocuğun sağlıklı yetişmesi için gerekli ortam sağlanmış olur.

    Yetiştirme Tarzında Sınır Koyma:

    Sınırlar sevgiyle bezenmiş aile içi ilişkilerle birlikte konuşmalıdır. Çocukların sınırlara ihtiyacı var derken bu cümle ailelere kendi diktatörlülerini kanıtlama anlamına gelmez. Çocuklara sınırların gösterilmesi demek sorumlu bir şekilde çocuklara yön vermek, beraber yaşamanın gerektirdiği değerleri ve kuralları yaşayarak göstermek ve sınır koymanın güvenlik anlamına geldiğini bilince olmak demektir.

    Sınırlar aile içi ilişkilerde karalılık ve açıklık anlamına gelmektedir. Bu konuda neyin doğru neyin yanlış olduğuna kara vermemek birçok ebeveyni endişelendirir. Diğer ebeveyn ile girdikleri rekabette, çocuklarının sevgisini kaybetme korkusu ile birlikte anlamsız duruma uygun olmayan sınırlar konur ya da gerekli yerlerde yine aynı nedenlerle hiçbir sınır konmaz. Ebeveyn için sınır koyma yetiştirmenin en sevilmeyen yanıdır ve sınır koyan taraf çocuğun sinirini ve öfkesini kazanır.

    Klasik Durumlar Ve Çözüm Yolları:

    Sormak, yalvarmak, inatlaşmak:

    ‘sence yeteri kadar şeker yemedin mi’?

    ‘yeteri kadar televizyon seyretmedin mi’?

    ‘sence senin yaşındaki. Çocuklar hangi saatte yatıyor.’

    Bu soruların arkasında genelde ebeveynin konu hakkındaki kendi düşüncesi yatar. Çok otoriter gözükmemek için ebeveyn açıkça kuraları belirlemekten çekinip soruların arkasına sığınarak çocukların anlamasını bekler.

    Bunun yerine çocuğunuza açık ve kısa mesajlar verin:

    ‘Bugün yeteri kadar şeker yedin daha fazla yemeni istemiyorum.’

    ‘lütfen televizyonun kapat.’

    ‘vakit çok geç oldu şimdi uyumanı istiyorum.’

    2. Arka planda çocuklara emirler:

    Çocuklar herhangi bir şeyle meşgulken (oyun oynamak, TV izlemek…) arka planda ebeveynin emirleri duyulur yani başka bir odadan çocuğa seslenilir, bu seslenmede hiç duygusal ilişki ve göz teması yoktur.

    ‘şimdi odanı topla’

    ‘ceketini as’,

    ‘kavga etmeyi bırak’

    Çocuklar hoşlarına gitmeyen şeyleri duymama dikkate almama eylemi gösterirler. Bunu dışında gelen uyarıların ne kadar ciddi ve duyulmazsa olabilecek olayların ne kadar tehlikeli olduğuna kara verebilirler.

    Çocuklarınızla ilişki ve göz kontağı kurun:

    İstenmeyen durumlarda bu şu anlama gelir: çocuğun yanına gidin onunla aynı göz hizasına gelin ve ondan istediğinizi açık ve kısa cümlelerle söyleyin.

    3. İlişkiyi Çok Kısa Tutmak:

    Günlük koşturma içinde ebeveynin çoğu hızlı bir şekilde isteklerini belirtir ve daha sonra arkasını dönüp diğer bir işle meşgul olur sonra neden emirler yerine getirilmez diye meraklanır.

    Çocuk tepki verene kadar bekleyin:

    Örneğin çocuktan ceketini asmasını istedik (‘ceketini lütfen as’) bunu söyleyip çocuğun tepki vermesini bekleriz böylelikle emrin gerçekliği ve anlamı daha açık bir şekilde ortaya çıkar ve aynı zamanda doğru şekilde davranılmasına olanak sağlar. Yani çocuk ceketi asarsa çocuğu övmek veya ceketi asmazsa çocuğa emri tekrarlamak gibi.

    4.Emir Yerine Yasaklar:

    ‘ kavga etmeyi bırakın’

    ‘ayağını sürterek yürüme’

    Erişkinler çoğu zaman çocuklara ne yapmamaları gerektiğini, neyi bırakmaları gerektiğini, neyin sinirlendirdiğini söylerler. Bu söylemler çocuğun davranışları üzerinde büyük bir baskı yaratır.

    Olumlu gerçek beklentilerinizi içren söylemler kullanın:

    ‘nasıl anlaşacağınıza kendiniz karar verin’

    ‘lütfen otur’

    Böylelikle çocuklar kendilerinden ne beklendiğini açık bir şekilde öğrenirler.

    5.Ön Uyarı Yapmadan Emir Verme:

    ‘çabuk buraya gel’

    ‘şu anda bu işi bitiriyorsun’

    Çocuklar genelde sevdikleri şeylerde yoğun bir şekilde ilgilenirler ve böylece dikkatlerini ebeveynin istediği kadar hızlı şekilde dağıtamazlar ve bu nedenle zamana ihtiyaç duyarlar

    çocuklara hazırlık zamanı verin:

    ‘5 dk içinde yemeğe oturuyoruz oyununuzu bitirin’

    ’10 dk içinde yola çıkıyoruz’

    ‘oyununu bitirdiysen yeni oyuna başlama birazdan diş hekimine gidiceğiz.

    6.Neden Soruları:

    ‘neden bunu yaptın’

    ‘neden ağlıyorsun’

    ‘neden bana yalan söyledin’

    ‘neden kavga ediyorsunuz’

    Neden soruları aslında sorunun kaynağına yönelik değildir. Aslında çocuklara suçluluk duygusu verir ve yanlış davranışları gösterir. Çocuklar kendilerini köşeye sıkışmış hissederler ve bu sorulardan kaçmaya çalışırlar (‘ bilmiyorum’) karşı cevap(‘neden bilmiyorsun’) sonuç. Ebeveyni ve çocuğu tatmin etmez.

    çözüm arayın:

    ‘Lütfen yeniden düzenle’

    ‘birbirinizle anlaşabilmek için ne yapabilirsiniz’

    ‘sorunu nasıl çözebileceğin hakkında bir bilgin var mı’?

    Böylelikle çocuklara savunma mekanizması kullanma olanağı verilmez ama bu denemeyle sorunların çözülmesi sağlanır ve çocuğa sorunları çözmek için gerekli cesaret verilmesi olur.

    7. Gerçekçi Olmayan Cezalarla Tehdit Etme:

    ‘TV yi kapatmazsan 6 hafta evden dışarı çıkmazsın’

    ‘eve vaktinde gelmezsen seni tatile götürmeyeceğiz’

    ‘altına tabağını bitirmezsen bir daha sana yemek vermeyeceğim’

    Bu tür veya benzer tehditlerle çocuklar ya korkar ya güvensiz olurlar veya büyüklerin boş ve etkisiz tehditlerini öğrenirler.

    gerçekçi ve duruma uygun emirler verin:

    ‘TV yi açarsan bugün seyredeceğin en sevdiğin diziyi seyredemeyeceksin’

    ‘eve vaktinde gelmezsen seni merak ederiz o zaman yarın tüm günü evde geçirmek zorunda kalırsın’

    ‘aç değilsen yemek zorunda değilsin ama yemek sonrası tatlı yiyemezsin ‘

    Çocuklarınızın sizi dinlemesi için ne yapabilirsiniz:

    1.daha çok iyiye, övgüye ve doğruya yönelin:

    ‘vaktinde gelmen ne güzel’

    ‘bana yardım etmen harika’

    ‘iyi ki aklına gelmiş’,

    ‘bunu başarman çok güzel’

    Çocuklar eğer iyi yaptıkları işler için yeterli dikkati çekerlerse farklı davranmak zorunda kalmazlar.

    2. Uygun Davranış İçin Övgü:

    Çocuklardan istenen hareketleri sıklıkla göstermeleri olasılığı övgüsel destek ile artar. Burada kural istenmeyen bir davranış cezalandırılırsa iyi davranışlarda ödüllendirilmelidir.

    3. Kural Koyma:

    ‘yemek yerken televizyon kapatılacak’

    ‘herkes kendi tabağını bulaşık makinesine koyacak’

    ‘evde terlik giyilecek’

    Herkes için geçerli açık, anlaşılır kurallar birlikte yaşamı kolaylaştırır ve anlamsız tartışları azaltır. Burada önemli olan kuralların o anki aile düzenine uyup uymadığının test edilmesi ve kuralların yaşam değişikliklerine göre değiştirilmesidir kurallar aile fertlerinin birbirleriyle görüşmelerinde ve anlaşmalarıyla belirlenebilir.

    4.Etkili İstekler:

    ‘Ebeveynlerin istekleri aşağıdaki maddeleri içerirse etkili olur:

    İsteklerimizi siz uygulamaya hazır olduğunuzda bildirin

    İstekleri bildirmeden önce olumlu veya olumsuz sonuçları iyi hesaplayın.

    Çocukların dikkati televizyon, video, bilgisayar tarafından dağınıkken onlara herhangi bir istek bildirmeyin.

    Sizinle konuşurken çocuğun dikkatini size verdiğinden emin olun (göz teması).

    İsteklerimizi rica olarak değil emir olarak bildirin.

    İsteklerinizi bir kere söyleyin ve çocuğun tekrarlamasını isteyin.

    Çocuk isteğinizi yaparken onun yakınında kalın.

    5.Cezalar ve mantıklı sonuçlar:

    Cezalar etkili olması için:

    Cezaların olayla ilintili olmalıdır.

    Herhangi bir zaman da değil olayı takip eden zaman da olmalıdır

    Çocuk için uygulanabilir olmalıdır

    Çocukla önceden konuşulmuş olmalıdır

    Çocuğa karşı değil çocuğun yaptığına karşı olmalıdır.

    Önceden uyarılmalıdır.

    Ebeveyn ne yaparsa yapsın keyfe bağlı düşüncesiz yaşı ve duruma uygun olmayan cezalar çocuk ebeveyn ilişkilerini zedeler.

    Ebeveynde bir zamanlar çocuk olduğunu düşünmeli ve kendi yetiştirme deneyimlerini hatırlamalıdırlar.

  • Konuşma gecikmesinin nedenleri

    Konuşma gecikmesinin nedenleri

    Çocuklar 1 yaşında bir kelime, 2 yaşında iki kelimelik cümle “anne gel”, “mama ver”gibi, 3 yaşında da 3 kelimelik cümle kurarlar.

    Çocuklarda konuşma gecikmesinin birkaç sebebi olabilir, bunlardan en önemlileri;

    1. Ailede geç konuşmuş bireyler vardır ve çocuk onlara çekmiştir

    2. Çocukta işitme sorunları vardır

    3. Gelişimsel olarak yaşıtlarından geridir

    4. Evde birkaç yabancı dil konuşuluyordur

    5. Anne veya bakım veren kişi çocukla ilgilenmiyordur, ihmal ediyordur veya kendi sorunları nedeniyle ilgilenemiyordur. Çocukla karşılıklı iletişime geçmek yerine çok fazla TV, reklam ve müzik kanalları izlemesine izin veriliyordur bu da konuşmayı geciktiriyordur.

    6. Çocukta konuşmayı geciktiren “Yaygın Gelişimsel Bozukluk” grubundan bir bozukluk vardır. Bunların başında otizm gelir. Eğer çocukta konuşma başlamamışsa veya başlamış olsa bile “aynı kelimeyi tekrar etme”, “söylenenleri tekrar etme”, göz teması kurmama, etrafa ilgisiz davranma, kendi etrafında dönme, sallanma, markalara ilgi gösterme, oyuncakların parçalarıyla ilgilenme (örneğin arabaların tekerleklerini çevirme) gibi davranışlar eşlik ediyorsa bu durumdan şüphelenilmelidir ve acilen yardım alınmalıdır.

  • Kardeş kıskançlığı!

    Kardeş kıskançlığı!

    Kardeşin kardeşi kıskanmaması mümkün değildir. Hele yaş farkı ne kadar az ve çocukların yaşları ne kadar küçük olursa sorunlar da o kadar fazla olur. Küçük yaştaki çocuklar duygularını sözel olarak ifade edemedikleri için davranışlarıyla kendilerini ifade etmeye çalışırlar. Bu da hırçınlık, huysuzluk, yeme sorunları, uyku bozuklukları olarak ortaya çıkar. Bunlar çocuğun hem sıkıntı yaşadığının göstergesidir, hem de ikincil olarak ilgiyi bir şekilde üzerine çekmesine de hizmet eder.
    Anne babaların en çok yaptığı hata yeni gelen kardeşe ilgilerini azaltıp, diğer çocuğa olan ilgiyi arttırmalarıdır. Bu çocuk tarafından ödül olarak algılanıp olumsuz davranışı sürdürmesini tetikleyebilir. Ayrıca anne- babasının eskiye göre kendisine daha fazla ilgi göstermesi, onlardaki bu davranış değişikliğinden rahatsız olmasına ve bir şeylerin değiştiğinin işareti olduğunu düşünmesine neden olur.

    Küçük kardeşi gibi bebeksi davranmalar, tuvalet kontrolünün kazanılmışken kaybedilmesi, eskisine göre daha fazla ağlama gibi yaşına göre gerileme davranışları yine yeni kardeşi olan çocuklarda sıkça görülür. Bu davranışlar çocuğun üzerine fazla gidilirse artış gösterir. Bunun yerine olumlu davranışlarının ön plana çıkartılması daha faydalı olacaktır. Örneğin “Aferin, bak artık kendi yemeğini kendin yemeğe başladın” gibi.

    Sonuç olarak çocukları arasında kardeş kıskançlığı yaşanan anne-babaların göstermesi gereken tavır, çocukların her birine ihtiyacı ölçüsünde ilgi göstermek, kesinlikle eskisinden farklı ve abartılı davranmamak, çocuğa anlayacağı basit bir dille neden kardeşiyle daha fazla ilgilenmeleri gerektiğini anlatmaktır. Çocuğa ağabey veya abla olduğunun sürekli hatırlatılması bir süre sonra onda gergilik yaratacak ve buna tepkili davranmasına yol açacaktır.

  • Çocuk eğitiminde nelere dikkat edilmeli ?

    Çocuk eğitiminde nelere dikkat edilmeli ?

    Çocuğa sağlıklı eğitim verebilmenin yolu sağlıklı iletişimden geçer. Eğitim sürecinde, anne baba ve çocuğun bakımına yardımcı olan kişilerin doğru davranışlar sergilemesinin önemi büyüktür. Genel olarak dikkat edilmesi gereken kurallar varolmakla birlikte, özellikle bazı yaş dönemlerinde çocukların ebeveyleri daha zorlayabileceği unutulmamalıdır.

    a) İki yaş dönemi:

    Bu dönem aynı zamanda tuvalet alışkanlığının da kazanılmaya başladığı zamana denk düşer. İki yaş civarında çocuk artık kendi vücudu üzerinde kontrol kazamaya başlar. Hareket ve kendini ifade etme becerileri hızla gelişir. Bununla birlikte çocuk istekleri üzerinde daha ısrarcı, inatçı olmaya aşlar. Anne babanın tahammül sınırlarını zorlayacak kadar zıtlık çıkarabilir, gereksiz yere ağlar, istekleri olmadığında eşyaları fırlatabilir, kendini yerlere atabilir. Bu durum zordur ancak normal gelişimin de bir parçasıdır. Bakım verenin bu sürecin geçici olduğunu bilerek sabırlı olması gerekir. Çocuğa bağırmak, şiddet uygulamak gibi yanlış tavırlar çocuğun daha da negatif bir tavır içine girmesine neden olmaktan başka işe yaramaz. Böyle durumlarda en uygun davranış sabırlı, sakin ve kararlı olmak, çocuğun sakinleşmesini beklemektir.

    b) Anne baba tutumu:

    Çocuğun içinde bulunduğu yaş döneminin yanı sıra, çocuk eğitiminde anne babanın takındığı tavır ve farkında olmadan yaptıkları tutum hataları da çocuğun söz dinlememe davranışı göstermesine sebep olabilir. Özellikle çocuklara uygulanan katı disiplin veya tam tersi fazla gevşek bir disiplin, ebeveynlerin kararlı ve net bir tavır sergileyememesi ve çocuğa farklı mesajların verildiği kalabalık ortamlarda yetişmiş çocuklarda bu tip olumsuz davranışları daha fazla görüyoruz. Ayrıca çocuğa bir kardeş gelmesi de çocukta yarattığı stres nedeniyle, sinirli olmasına ve olumsuz da olsa ilgiyi üzerine çekmeğe yönelik zorlayıcı, söz dinlemez davranışların ortaya çıkmasına neden olabilir.

    Çocuğun toplum içinde uyum içinde yaşayabilmesi, sorumluluk duygusu ve iç denetim kazanabilmesi için belli bir disiplin içerisinde yetiştirilmesi gerekir. Kural tanımayan, her istediği yapılmış, söz dinlemeyen çocuklar hem kolay mutlu olamazlar, hem de davranışlarındaki benmerkezci tutum nedeniyle sosyal çevre tarafından dışlanabilirler. Bu nedenle anne babaların çocuklarına bazı toplumsal kuralları ve sağlıklı davranış modellerini öğretmeleri çok önemlidir. Burada en önemli noktalardan birisi anne ve babanın çocuklarına kendi davranışlarıyla örnek olduklarını unutmamalarının gerektiğidir. Kendisiyle ve birbirleriyle sürekli bağırılarak ve azarlayarak konuşulan çocuklar aynı davranışları kendi anne baba ve kardeşlerine gösterirler. Aynı şekilde saygılı, çalışkan, girişken olabilmeleri için çocuklarımıza davranışlarımızla örnek olmalıyız. Aşırı katı disiplin uygulanması ise çocuğun korkak, öfkeli ve kızgın davranışlar sergilemesine yol açabilir.

    c) Ödül ve cezalandırma:

    Doğru davranışlarının gözden kaçırılmadan, fazla abartılı olmamak kaydıyla övülmesi ve takdir edilmesi çocuğu mutlu ederek olumlu davranışın tekrarlanması ve pekişmesini sağlar. Somut hediye ve ödüller de sık olmamakla birlikte verilebilir.

    Ceza ve ödüllendirme çocukların eğitiminde kullanılan ve etkinliği kanıtlanmış yöntemlerdir. Öncelikli olarak tercih edilmesi gereken her zaman ödüllendirme olmalı, cezaya en son başvurulmalıdır. Cezalar asla çocuğun kişiliğini zedeleyecek, onun kendine güvenini sarsacak nitelikte olmamalıdır. Bilgisayar oyunu oynamasının kısıtlanması, sokağa çıkmasına belli bir süre izin verilmemesi, odasında bir süre oturup beklemesi gibi onun için önemli ve severek yaptığı birkaç aktiviteden uzaklaşması şeklinde cezalar daha uygun olacaktır. Çocuğu da eleştirirken “Sen yaramaz bir çocuksun” gibi genel ifadeler kullanmak yerine, “Bu yaptığın davranış yanlıştı” gibi hataya odaklanmak çok daha doğrudur.

    Sonuç:

    Kendine güvenen, mutlu ve sosyal ilişkilerinde başarılı çocuklar yetiştirmek istiyorsak onlara davranışlarımızla örnek olmalı, onlara güvendiğimizi hissettirmeli, olumlu davranışlarını takdir etmeli, onlarla ilişkilerimizde hoşgörülü, tutarlı, net ve kararlı davranmaya dikkat etmeliyiz. Aşırı gevşek ve aşırı katı bir disiplin çocuklarda davranış sorunları oluşmasına neden olacağından dengeli bir eğitim çok önemlidir.

  • Bulimia nervosa

    Bulimia nervosa

    Bulimia Nervosa genel olarak anoreksiya nervosa’dan daha sık görülen bir bozukluktur. Belli bir zaman dilimi içerisinde (1-2 saat gibi) benzer koşullarda çoğu insanın yiyebileceğinden çok daha fazla yemeği tıkınırcasına yerler. Bu süre içinde yeme kontrolünün kaybolduğunu hissederler. Suçluluk duygusuyla parmağıyla kendini kusturma, lavman, idrar söktürücü kullanma gibi yollara başvurabilir, hiç yemek yememe veya aşırı egzersiz yapma gibi dengeleyici davranışlarda bulunurlar.
    Genellikle başlangıcı geç ergenlik dönemindedir. Bu kişiler normal veya hafif kiloludurlar. Bazen geçmişlerinde şişmanlık olabilir. Anoreksiyalı hastalardan farklı olarak daha dışa dönüktürler. Alkol bağımlılığı, depresyon, kaygı bozuklukları ve dürtüsel davranışlar sık eşlik eder.

    Altta yatan bir kişilik bozukluğu olabilir. Bulimialı hastalar yardım alma konusunda daha açıktırlar.

    Uzun süreli olgularda vücutta ilaç kullanımına bağlı sıvı dengesizlikleri, kusmalara bağlı yemek borusunda ve midede zedelenme ve yırtılma, tükrük bezlerinde büyüme, diş sorunları görülebilir.

    Tedavi kişiyi psikoterapiye alarak yapılır ve sıklıkla aile terapisi de gerekebilir. Ciddi vakalarda ilaç tedavisi de uygulanabilir.

  • Çocuğun yemek yeme davranışında anne psikolojisinin önemi

    Çocuğun yemek yeme davranışında anne psikolojisinin önemi

    Çocuklarda yeme bozukluğunun gelişmesinde anneni ruh halinin, anne çocuk arasındaki etkileşimin, annenin yeme alışkanlığı ve tutumunun çok önemli olduğunu görmekteyiz.

    Kendi duygusal sorunları nedeniyle gerginlik, sıkıntı, huzursuzluk yaşayan anneler bu durumu çocuklarına yansıtabilmektedir ve bunun sonucu olarak karşılıklı bir etki-tepki mekanizması devreye girer. Bebeğin beslenmeye karşı isteksizliği annenin daha endişeli, gergin ve huzursuz olmasına yol açar. Anne bu ruh haliyle ya yeme işlemini fazla uzatır veya gereğinden erken keser ve bu da çocuğun daha fazla gergin ve sinirli olmasına yol açar.

    2004 yılında yapılan bir çalışmada çocuklarıyla yeme sorunu yaşayan annelerin çocuklarıyla yakınlık kurma ve temas kurma gibi büyümeyi destekleyen davranışların azaldığını göstermiştir.

    Başka çalışmalarda bu tip sorunlar yaşayan çocukların anneleriyle daha az kaliteli zaman geçirdikleri, daha az oyun oynadıklarını göstermiştir.

    Çocuklar daha besleyici olması nedeniyle anne babaları tarafından belirli yemekleri yemeleri için zorlandıklarında tam tersi çocukta o besini yemeye karşı ilginin azaldığı bilinmektedir.

    Bu tip zorlamalar çocukta açlık tokluk gibi sinyallerin algılanmasında da sorunlar ortaya çıkmasına neden olabilmektedir.

    Beslenme sırasında bazı annelerin yaptığı hatalardan biri de çocuk kendisi yiyebileceği halde çocuğu beslemeye çalışması ve çocuğun ellerini ve çevreyi kirletmesinden duyduğu kaygıyı çocuğa yansıtmasıdır. Bu tip davranışlar çocuğun özerklik duygusunun gelişmesini engelleyebileceği gibi, çocuğun da kaygı düzeyini arttıracak ve huysuzlaştıracaktır. Unutmamalıdır ki anne ve çocuk arasında yoğun bir duygusal bağ vardır ve annenin kaygısı çocuğa bulaşır.

    Sonuç olarak yeme sorunları yaşayan bebeklerin anneleri önce kendi kaygı ve sıkıntılarıyla baş etmeyi öğrenmeli, çocukla yemek dışı paylaşımlarını arttırmalı, çocuklarının özerklik duygularının gelişmesini engellememeli ve kendilerininki de dahil belli bir yeme düzenin oluşmasını sağlamalıdırlar.

    Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı

    Çocuk ve Ergen Psikiyaristi