Kategori: Çocuk ve Ergen Psikiyatristi

  • Dikkat eksikliğinin 6 yönü- (5) hafıza sorunları

    Dikkat eksikliği görülen çocuklar ve yetişkinler üzerine yapılan çalışmalarda sorun sadece dikkat alanında bulunmaz. Beynin bir çok fonksiyonunu yöneten sistemi (en üst merkezi) ilgilendiren bir sorun yaşadığından farklı alanlarda (6 grup) belirtiler görülür. Bu yazımızda dikkat eksikliğinin 5. grup sorun alanı olan hafıza sorunlarından bahsetmeye çalışacağız.

    1.Odaklanma (dikkat),

    2.Planlama,

    3.İstek (motivasyon),

    4.Öfke kontrolü,

    5. Hafıza

    6. Organizasyon becerileri.

    Dikkat Eksikliğinde Hafıza Sorunları:

    Hafıza temel olarak kısa süreli hafıza ve uzun süreli hafıza olmak üzere ikiye ayrılır. DEHB’li bireyler daha çok kısa süreli hafıza sorunları yaşarlar.

    Dikkat Eksikliği olan çocuklarda aileler tarafından sıklıkla hafıza sorunları şu şekilde sıralanabilir.

    ‘Günlük ödevlerini unutuyor’

    ‘Bazen sınavlarda çok kısa süre önce öğrendiklerini unutuyor’

    ‘Toplama yaparken eldeleri hatalı hesaplıyor’

    ‘Okuduklarını anlatırken ya da paragraf sorularını yanıtlarken zorlanıyor. Sık sık okuduklarını unutuyor’

    ‘İstediğimiz basit komutları yerine getirirken sıklıkla karıştırıyor’

    ‘Eşyalarını kaybediyor. Nereye koyduğunu unutuyor’

    ‘ Bir işe başladığında yapacağı adımları karıştırıp, unutup farklı bir işe kaydığı oluyor’

    Bazen ailelere benzer şekilde DEHB’li bireylerde unutkanlıklarını kendileri tanımlarlar.

    ‘Dersi dinlemeye çalıştığımda hocanın söylediklerini uzun süre tutamıyorum’

    ‘Bazen karşımdaki uzun süre konuştuğunda eğer araya girmezsem ona vereceğim cevabı unutuyorum’

    Yapılan çalışmalar da belirtilen bu sorunların işlem belleği (anlık bellek) ve dikkat kaynaklı olduğunu göstermektedir. İşlem belleği en çok bilgisayarlarda ‘RAM’ lere benzetilmektedir. Bu anlık bellek türünde dış dünyadan gelen bilgiler (sesler, görüntüler, olaylar) ve kalıcı hafıza (anılarımız, bildiklerimiz) esnek bir şekilde bir araya getirilir.

    Örneğin paragraf sorusunda çocuk okuduklarını bir taraftan aklında tutmaya çalışırken geçmiş bilgileri ile sentezleyerek doğru yanıt bulunmaya çalışılır. Bu zihin için zor bir görevdir. Bu karmaşık süreçte anlık belleğimizin (çalışma belleği) doğru çalışmaması bilgilerin unutulmasına ve cevaba ulaşılamama ya sebep olacaktır. Yapılan çalışmalarda DEHB li bireylerin bu tip zor görevlerde sık hata yaptıkları ve çalışma belleği sorunlarını sık yaşadıkları gösterilmiştir.

    Benzer şekilde bir kısa bir öykü yada paragraf yazmak ta zihinsel kaynaklarımızı yoran görevler arasındadır. Yazma sırasında ana konunun bulunması, konuya giriş gelişme ve sonuç şekilde bir gidişat belirlenmesi, örneklendirmelerin yapılması ve üslubun seçilmesi zihinsel açıdan çok karmaşık ve ağır bir yüktür. Dikkatin, hafızanın ve uyanıklık sistemlerinin işbirliği içerisinde çok yoğun çalışmasını gerektirir. Bu zor zihinsel görevlerde de başarısızlık ve kaçınma DEHB li çocuklarda sıkça karşımıza çıkan bulgulardır.

    Özetle unutkanlık dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan çocuk ve ergenlerde okuma, yazma gibi zor olan zihinsel işlemler esnasında ve bazen de günlük hayatta basit görevler sırasında sık karşılan önemli bir bulgudur.

    Saygılarımla

    Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğuna ilişkin diğer yazılara ulaşabilmek için tıklayınız.

    Bu yazının tüm hakları psikiyatricocuk.com’a aittir. “www.psikiyatricocuk.com” biçiminde açık kaynak gösterilmek kaydıyla yayınlanması için tarafımıza başvuru yapılabilir.

    Açık kaynak göstermeden yapılan alıntılar için yasal takip yapılacaktır. ©

  • Dikkat eksikliğinin 6 yönü- (6) davranışı yönetme (organizasyon) sorunları:

    Önceki yazılarımızda da hep vurguladığımız gibi Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu sadece dikkat ve hareketlilikten ibaret olan bir sorun değildir. 6 grup belirti farklı kümesi bulunur ve belirtilerin yoğunluğu ve görülme şekli bireyden bireye değişiklik gösterir. Bu yazımızda ele alacağımız belirti kümesi ise DEHB aileler ve eğitimciler tarafından en çok problem olarak görülen davranışları frenleme ve yönetme sürecindeki sorunlar hakkında olacak.

    Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğunda görülen sorun alanları:

    1.Odaklanma (dikkat),

    2.Planlama,

    3.İstek (motivasyon),

    4.Öfke kontrolü,

    5. Hafıza

    6. Organizasyon (Davranışların yönetimi)

    Dikkat Eksikliğinde Hiperaktivite Bozukluğunda Davranışları Yönetme Sorunları:

    DEHB’nin anlaşılmasında en önemli araştırmacılar arasında sayılan Barkley, dikkat eksikliğinde temel sorunun ‘Kişinin kendini engelleme yeteneğindeki bozulmanın’ olduğunu savunmuştur. Doğru davranışı doğru zamanda yapmak için birçok beyin devremiz aktif bir şekilde çalışır. Doğru davranışını doğru zamanda yapmak için temelde 4 adım gereklidir.

    Doğru zamana kadar tepkimizi engellemek (frenlemek) (Dikkat eksikliğinde en sık sorun olan aşama)

    Nasıl ve ne zaman harekete geçileceğine ilişkin tüm faktörlerin hesaplanması (kendine ve çevreye ait faktörlerin izlenmesi)

    Doğru zamanının seçilmesi ve harekete geçilmesi

    Harekete geçildikten sonra da tüm tepkilerin esnek bir şekilde kontrol edilmesi.

    Bu işlemleri daha iyi anlamak için bir futbol oyuncusu düşünelim. Bu oyuncu topla birlikte kaleye gitmekte olsun. Oyuncunun gol atmak ya da doğru pası verebilmek için yukarıda tanımladığımız görevleri adım adım gerçekleştirmek zorundadır. Öncelikle doğru zamana kadar topu ayağında tutmalıdır (hareketini frenleme). Bu esnada sahadaki konumu, rakip futbolcuların yerleşimi, topun hızı, saha yüzeyinin durumu, takım arkadaşlarının dizilimi gibi birçok faktörü doğru hesaplamalıdır. Tüm bu hesaplamaları otomatik olarak yaparak doğru hız ve açı ile topa vurmalıdır. Topa vurduktan sonra da sonrada topun hedefe gidişinin hızı, yönü, geri dönüp dönmediği ve bir sonra yapacağı hamleye karar vermek için sürekli bir izlemi sürdürmelidir.

    Bu zihinsel karmaşık hesaplamaları sadece futbolda değil günlük hayatımızda özellikle sosyal ilişkilerimiz esnasında da sürekli yaparız ama farkında olmayız. Sosyal etkileşim sırasında karşı tarafın niyetini anlamak için beden dili, mimikleri ve ses tonundan doğru ipuçlarını izleriz. Konuşmalarımızın ve davranışlarımız ölçülü ve dengeli olması amacı birçok anlık ve geçmiş bilgiyi kullanırız. DEHB li çocuklar bu davranış kontrolünde sorunlar yaşadıkları için sıklıkla okulda ders dinlerken, arkadaşlarıyla oyun oynarken ya da kardeşi ile vakit geçirirken sorunlara ve şikâyetlere neden olurlar. Davranış denetimi sağlıklı şekilde işlemez. Bu nedenle yerinde duramama, aşırı hareketlilik, çabuk sıkılma, çok konuşma, sık sık araya girme, hep kendi dediklerinin yapılmasını isteme, inatlaşma, kuralları uymama şeklinde birçok belirti gösterirler.

    Bu davranış kontrol sorunlarının en şiddetli ve belirgin olduğu belirtiler HİPERAKTİVİTE ve DÜRTÜSELLİK (ataklık) belirtileridir (Bir sonraki yazımızda detaylı olarak anlatılacaktır). Tabi davranış düzenlenmesindeki sorunlar her vaka da hiperaktivite denecek kadar yoğun değildir. Bir başka ifade ile hep vurguladığımız gibi dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunun da hiperaktivite görülmeyen dikkat eksikliği alt tipi bulunmaktadır.

    Saygılarımla

    Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğuna ilişkin diğer yazılara ulaşabilmek için tıklayınız.

    Bu yazının tüm hakları psikiyatricocuk.com’a aittir. “www.psikiyatricocuk.com” biçiminde açık kaynak gösterilmek kaydıyla yayınlanması için tarafımıza başvuru yapılabilir.

    Açık kaynak göstermeden yapılan alıntılar için yasal takip yapılacaktır. ©

  • Anne ve babanın olumsuz davranışları dehb’ na sebep olur mu?

    Anne ve babanın olumsuz davranışları dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu’nun oluşmasına neden olur mu?

    Bu soru çocukları dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu tanısı almış ailelerin kendilerine ve uzmanlara yönelttiği sorular arasında en başlarda gelmektedir. DEHB oluşum nedenleri hakkında yapılan çalışmalarının ortak sonucu bu soruya HAYIR yanıtını vermektedir. Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunun oluşumuna sosyal çevrenin katkısı yoktur. Başka bir ifade ile dikkat eksikliği gelişimi için genetik alt yapısı (yatkınlığı) olmayan bir çocuk olumsuz çevre koşullarına maruz kalsa bile DEHB gelişmez. Bu cümleden olumsuz ebeveyn tutumları çocukların ruh sağlıklarını etkilemez sonucu çıkarılmamalıdır. Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu nörogelişimsel bir gerilik durumudur ve temelleri biyolojiktir.

    Peki o zaman Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğun’da ailenin, okulun ve arkadaşların (sosyal çevrenin) önemi yok mudur?

    DEHB ye yaklaşımda asla sosyal çevrenin bir önemi çok fazladır. DEHB’de sosyal çevrenin rolü ise özellikle eşlik eden hastalıkların gelişip gelişmeyeceği ve tedavi süreci üzerinedir. Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan bir çocukta ek psikiyatrik hastalıklar oluşmasında, tedavi sürecinde ve sorun alanlarının azaltılmasında çevrenin çok rolü büyüktür.

    Peki Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olan bir çocukta uygun olmayan bir sosyal çevre hangi hastalıkları tetikleyebilir?

    Karşı olma karşıt gelme bozukluğu,davranım bozukluğu, kaygı bozukluğu, depresyon, kaka kaçırma (enkoprezis) gibi bir çok ek hastalığın gelişiminde sosyal çevrenin etkisi kanıtlanmıştır.

    O zaman Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu’nun gelişmesindeki temel sebepler nelerdir?

    DEHB beyin temelli bir hastalıktır ve oluşumundaki ana sebep genetiktir. Genetiğin etkisinin %75 civarında olduğu ve boyun kalıtsal aktarımına yakın bir oranda etkisinin bulunduğu bildirilmektedir. Hastalığın genetik nedenlerini gösteren en net bilgiler ikiz çalışmalarından gelmektedir. Yapılan çalışmalarda tek yumurta ikizlerinde (genetik olarak birbirinin aynısı olan bireylerde) Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu görülme oranları çift yumurta ikizlerine göre çok daha fazla saptanmaktadır.

    Hangi gen bölgesinde sorun olduğunu inceleyn araştırmalar da ise özellikle Dopamin (beyinde bir bilgi taşıyıcısı) oluşumu, taşınması ve reseptörleri ile ilişkili genlerin sorumlu olduğuna dair sonuçlar elde edilmektedir. Bu çalışmalarda Dopamin ile ilişkili genlerinin saptanması ilaçların da dopamin üzerinden etki etmesi nedeni ile beyin kimyasallarının bu hastalıktaki önemini bir kez daha ortaya koymuştur.

    Dikkat eksikliğinin gelişimine sebep olan çevresel faktörler nelerdir?

    Anne karnında yada yaşamın ilk yıllarındaki çeşitli risklerin nöronların (beyin hücrelerinin) gelişim sürecini etkileyerek bu hastalıktan sorumlu olduğu düşünülmektedir. Gebelik döneminde annenin sigara yada alkol kullanımı, kurşun ya da çeşitli kimyasallara yaşamın erken yıllarında maruziyet, düşük doğum ağırlığı ve bakteriyel enfeksiyonların (streptokok enfeksiyonlarının otoimmün mekanizma ile bazal ganglionları etkilediği %2-3 vaka da sebep olarak bildirilmiştir) dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğuna neden olduğu saptanmıştır.

    Genellikle bu saydığımız genetik risk faktörleri ve çevresel koşulların birbiriyle etkileşimi sonucunda hastalığın oluştuğu görülmektedir.

    Genetik ve erken yaşlarda beyin gelişimini etkileyen bu faktörler beynin hangi bölgelerinin gelişimini etkilerler?

    Daha önceki yazılarımda da videolarını da sunduğumuz gibi beynin yönetici işlevlerini üstlenen bölgeler en çok etkilenmektedir. Yapılan beyin görüntüleme çalışmalarında en çok 5 bölgenin etkilendiği bulunmuştur.

    Sağ ön bölge (Orbitofrontal korteks)

    Beynin sapı (Striatum ve bazal ganglionlar)

    Beyincik (Cerebellum)

    Duygusal reaksiyonları düzenleyen merkez (Ön singulat korteks )

    Sağ ve sol beyin arasında bilgi alışverisini sağlayan merkez (Corpus callosum)

    Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olan çocuklarda yapısal küçülmeler ortalama 16-18 yaşlarındanormale dönmektedir fakat bu bölgelerdeki fonksiyonel (işleyiş, çalışma) sorunlarının çoğunlukla devam etmektiği saptanmıştır.

    Dikkat Eksikliğinin oluşumu bu kadar biyolojik (beyin temelli) ise neden olan genetik ve zararlı maddelerin bulunması ile problem çözülebilir mi?

    Hastalığın oluşum sürecini anlamaya yönelik genetik ve çevresel nedenlerin incelendiği bir çok araştırma halen devam etmekte umarım bu çalışmalar sonucunda bu sonuca ulaşılabilir. En azından ilerleyen birkaç yılda genetik inceleme ile bireyin hastalık riski ya da ilaca vereceği yanıt öğrenilebilecekmiş gibi görünüyor. Belki daha ilerleyen yıllarda bu genetik alt yapıya yönelik ilaç ve psikolojik tedavi yöntemleri geliştirilebilir.

    Saygılarımla

    Diğer Dikkat eksikliği yazılarına ulaşabilmek için tıklayınız.

    Bu yazının tüm hakları psikiyatricocuk.com’a aittir. “www.psikiyatricocuk.com” biçiminde açık kaynak gösterilmek kaydıyla yayınlanması için tarafımıza başvuru yapılabilir.

    Açık kaynak göstermeden yapılan alıntılar için yasal takip yapılacaktır. ©

  • Televizyon ya da bilgisayar dikkat eksikliği hiperaktivite bozuklugu’na neden olur mu?

    Çocukların televizyon ya da bilgisayar başında uzun saatler geçirmesi Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu’na sebep olur mu?

    Yapılan uzun dönemli bilimsel çalışmalardan alınan sonuçlara göre TV ya da bilgisayarı fazla kullanımı ile Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğunun gelişimi arasında net bir ilişki yoktur. Birçok televizyon yada gazete haberi bunun tersini iddia etse de elimizde net bir veri yok. Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğunun bir önceki yazımızda da belirttiğimiz gibi temel nedenleri genetik ve çevresel faktörlerdir (gebelik dönemi ve yaşamın ilk yıllarında karşılaşılan toksik sebeplerdir). Tv yada bilgisayarın uzun süreli kullanımlarından sonra zihnimiz bir uyaran bombardımanına tutulduğundan yorgunluk hissederiz. Belli bir süre dikkatimizi vermekte, konsantrasyonumuzu sağlamakta güçlük çekebiliriz ama DEHB gibi uzun süreli ve kalıcı bir bozukluğa TV yada bilgisayar neden olmaz. Bir çalışmada 1-3 yaş gibi erken yaşta televizyonla tanışmanın ileri ki senelerde (7 yaş) yaşıtlarından daha kısa süreli dikkate neden olduğunu ileri sürmüştür fakat bu bulgu tekrarlanamamıştır.

    Tüm bu veriler Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu ve televizyon, bilgisayarın uzun süre kullanımı arasında bir ilişki, bir bağ yok mu demek oluyor?

    Hayır. DEHB li bireyler yoğun uyaran içeren durumlara karşı kolayca kendilerini kaptırırlar. Bir okuma ya da yazma görevi gibi uyaranın az olduğu bir görevi sürdürmektense, eğlenceli, çekici, heyecanlı, renkli, bol değişkenli uyaranlara yönelirler. Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan bireyler daha çok televizyon izler, bilgisayar kullanır, uzun süre oyun oynar, çok mesajlaşır, telefon kullanımları yoğundur, çok sms atarlar. Bu tür faaliyetlere ilgileri ve ayırdıkları süre oldukça fazladır. Bu nedenle Dikkat Eksikliği olan çocukların televizyon ve bilgisayar kullanımları yaşıtlarına göre çok daha fazladır ve doğru sınırlar mutlaka koyulmalıdır.

    Çocukların televizyon izlemeleri yada bilgisayar kullanımı için bir yaş sınırı var mıdır?

    Amerikan kaynaklarının genel önerisi 2 yaş altında televizyon ve bilgisayar kullanımının olmaması yönündedir. 2 yaşın altında hızlı sahnelerin ve çabuk hareketlerin çocukların sosyal, duygusal ve bilişsel gelişimlerinin erken dönemlerini etkileyebileceğini konusunda endişelerini bildirmektedirler.

    Tartışmalara ya da kafa karışıklığına neden olabileceği için faydalandığım bilimsel yayınların bir kısmını vermek istiyorum:

    http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/21338006

    http://pediatrics.aappublications.org/content/113/4/708.short

    http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/21144536

    Diğer Dikkat eksikliği yazılarına ulaşabilmek için : Tıklayınız.

    Bu yazının tüm hakları psikiyatricocuk.com’a aittir. “www.psikiyatricocuk.com” biçiminde açık kaynak gösterilmek kaydıyla yayınlanması için tarafımıza başvuru yapılabilir.

    Açık kaynak göstermeden yapılan alıntılar için yasal takip yapılacaktır. ©

  • Hiperaktivite ve dürtüsellik-1

    Hiperaktivite ve Dürtüsellik Nedir?

    Hiperaktivite ve dürtüsellik çok farklı şekillerde tanımlanabilir ama genel anlamda bakıldığında bir davranış düzenleme ve denetleme sorunudur. Hiperaktivite de çocuğun yaş ve gelişim seviyesinden beklenenden daha hareketli olma hali görülür. Dürtsellikte ise aklına geleni hemen yapma isteklerini erteleyememe (frenleyememe) sorunu mevcuttur.

    Hiperaktivite ne şekilde karşımıza çıkar?

    ‘Yerinde duramama, sürekli koşuşturma (genellikle uygun olmayan ortamlarda), yorulmak bilmeme’

    ‘Motor takılmış gibi olma, kanepe koltuk üzerinde gezme’

    ‘Kıpır kıpır olma, elleri ayaklarının sürekli hareket etmesi’

    ‘Sürekli hareket etme isteği, boş duramama, hemen sıkılma’

    ‘Çok konuşma, aklına geleni söyleme, sürekli soru sorma’

    ‘Oyunu düzenli ve sakin oynamakta güçlük çekme’

    ‘Sessiz, durağan işlerden kaçınma, bu tür faaliyetleri sevmeme’

    ‘Bir görevi bitirmekte güçlük çekme, bir durumdan diğerine geçme’

    Dürtüsellik nasıl görülür?

    ‘Sabırsızlık, durup düşünmeden hareket etme’

    ‘Tepkilerini frenleyememe’

    ‘İstediğini erteleyememe, yaptırmak için tuturma’

    ‘Başkalarının sözünü kesme, araya girme’

    ‘Bildiği sorunun cevabını pat diye verme’

    Yukarıdaki tanımlamalara benzer şekilde birçok ifade hiperaktivite ve dürtüsellik için aileler ve öğretmenler tarafından kullanılabilir. Hiperaktivitenin ve dürtüselliğin (ataklığın) görünümü ve şiddeti kişiden kişiye değişir. Tüm hiperaktif çocuklarda tüm belirtilerin yoğun şekilde görünmesi zorunluluğu yoktur.Semptomların temel özelliği yaşından ve gelişimsel düzeyinden beklenenden daha fazladır. Bir başka ifade ile birkaç yaş küçük bir çocukta olduğu kadar hareketli ve atak olma durumu mevcuttur. Bu davranış düzenlemedeki gecikme durumu sınıf ortamı gibi yaşıtları ile kıyaslamaların çabucak yapıldığı ortamlarda daha belirgin hale gelir.

    Tabi bu belirtilerin çocukların çok sevindikleri ve daha neşeli davrandıkları bayram günleri, doğum günleri gibi kutlama anları ile sınırlı olmamalıdır. Yaşamı etkileyecek düzeyde olması şarttır.

    İlk yaşlarda nasıl görülür?

    Bazı çalışmalarda anne karnında bile belirtilerin mevcut olduğu saptanmıştır. Hiperaktif çocukların anneleri ile geçmişe dönük olarak yapılan çalışmalar da bir kısmının diğer çocuklara kıyasla ‘daha çok tekme atıkları ve kıpır kıpır oldukları’ bildirilmiştir.

    Bu belirtilerin dışında ilk hiperaktivite belirtileri genellikle çocukların ilk yürümeye başlama dönemlerde dikkati çeker. Çoğu aile ‘bu çocuk yürümeden koştu, sürekli bir şeyler yapmak istiyordu, kendini sakınmıyordu, onun peşinden ayrılamıyorduk’ şeklinde bu 1-3 yaş dönemini tanımlarlar. Anneler özellikle bu dönemde çocuklarının davranışlarını yönetmekte zorlanırlar.

    Uyku ve yemek sorunları yaşıtlarından daha sık görülür. Çabuk huzursuzlanan ve zor yatıştırılan bebeklerdir. Uykuya yatmayı sevmezler. Uyduklarında bir şeyler kaçıracakmış gibi hissederler. Uyku daldıklarında ise derin uyuma ve zor uyandırılma eğilimindedirler. Yemeklerde şekerli gıdalar ve abur cubur düşkünlükleri fazla olabilir.

    Aile ilişkilerine nasıl yansır?

    Ev kurallarını sevmezler, cezalara uymak istemezler. Bir yerlere tırmanmaktan, kanepe tepelerinde gezmekten hoşlanırlar. Bir oyunu ya da faaliyeti bitirmeden diğerine geçerler. Uygun olmayan şeyler yutma, sık düşme, ezikler ve kırıklar şeklinde kazalar görülebilir. Oyuncaklarını kırmayı ve içini açmayı severler. Sessiz sakince vakit geçirmekte, oyun oynamakta zorlanırlar.

    ‘Beklemek’ onlar için çok zordur. İstediklerini yaptırmak için tuturma, inatlaşma ve sinirlenme sık görülür.

    Özellikle kardeş ilişkilerinde sık soruna neden olur. Bazı zamanlar kardeşleri ile iyi vakit geçirseler bile sıkça kıskançlık davranışında bulunurlar. Kardeşini rahatsız etme, eşyalarını alma, zarar verme, sık kavga etme, çabuk sinirlenme, oyun bozma gibi yakınmalar sıktır. Hep kendi istediği olsun isterler, ortak eşyaları (televizyon, bilgisayar) kullanmakta sorun çıkarırlar. Kendi hakkına razı olmazlar ve diğerlerinin hakkına karışırlar.

    Anne ve babanın kurallar konusunda işbirliği uygulaması ve kararlı olması çok önemlidir. Küçüktür yapsın diye sınır koyulmayan davranışlar artma eğilimindedir.

    Okul öncesi dönemlerinde neler olur?

    Arkadaşları ile çabuk sosyalleşen ama çabuk küsen çocuklar olurlar (paylaşmayı sevmezler). Kreşe verildiklerinde kreş kurallarına uymakta, bir etkinliği sürdürmekte sorun yaşayabilirler. Ortak oyunları çabuk bozmaya yatkındırlar. Hep kendi istediğinin olmasını isterler. Oyunu kazanmak konusunda çok ısrarcıdırlar. Kazanamadıklarında çabuk sinirlenirler. Arkadaşlarının elinden oyuncaklarını alma davranışları görülebilir. Kreş döneminde kaza riskleri de artmıştır. Küçük yaralanmalardan büyük kazalara kadar birçok durumla karşılaşılabilir. Öğretmen onunla baş etmekte zorlanabilir. Aileler kreşi bırakmak yada değiştirmek zorunda kalabilirler.

    Devamı için tıklayınız.

  • Hiperaktivite ve dürtüsellik-2

    Okulda ne gibi sorunlara neden olur?

    İlkokul dönemi en sık başvuruların yapıldığı dönemdir. Çocuğun uyması gereken kural sayısı, beklenen görevler miktarı artmıştır. Hiperaktif bir çocuk bu görevleri bitirmekte ve kurallara uymakta çok daha fazla zorlanır. Kendini frenleyemez. Çok konuşmaları, diğer arkadaşları konuşurken araya girmeleri, sınıfta gezinmeleri, arkadaşlarının dikkatini dağıtmaları sık bildirilir. Genellikle notlarını düzenli tutamazlar, yazıları bozuktur. Resim yaparken düzgün boyamakta zorlanırlar. Öğretmenleri genel olarak onları ‘zeki ama yaramaz’ şeklinde nitelerler. Sınıfın yaramaz çocuğu olarak görüldüklerinde sorumlusu olmadıkları olumsuz davranışlar nedeniyle bile suçlanabilirler.

    Ödevlerini eve gelince yapmakta zorlanırlar. Anne ve babanın zorlaması ile derse oturulur. Dersleri beraber yaparken sıkılmalar, bahaneler (zil çaldı, başım ağrıdı, elim yoruldu) sıktır. Kendi başına ders yaparlarsa üstün körü yapma eğilimindedirler. Ders notlarını, yazılıları, sorumlulukları çabuk unuturlar.

    Ortaokul ve lise yıllarında hareketlilik genellikle daha azalmıştır ama ders dinlememe, dersi kaynatma, izinsiz söz alma, çok konuşma, diğer arkadaşlarını rahatsız etme, bazen disipline gidecek davranışlar görülebilir. Sorumluluktan kaçmayı severler. Kuralları sevmeyen arkadaşlara yakın olma eğilimindedirler. Aile ile çatışmalar, sinirlilik sık görülür. Riskli davranışları daha sıktır.Beklenilen altında başarı elde ettikleri, daha az tatmin duygusu yaşadıkları, çevre ve aile tarafından sık eleştirildikleri için depresyon ve kaygı bozukları geliştirme riskleri fazladır.

    İleri yaşlar için başka riskler var mıdır?

    Yapılan çalışmalarda dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunun sigara, alkol ve madde bağımlılığı riskini artırdığı gösterilmiştir. Beklenen düzeyde iyi eğitim ve iş olanaklarına sahip olmadıkları, daha sık trafik kazası yaşadıkları, sık iş değiştirdikleri, daha sık suça karıştıştıkları bildirilmiştir.

    Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğunda Hiperaktivite belirtileri olması şart mıdır?

    Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu şeklinde isimlendirilmesine rağmen tanı için hiperaktivite bozukluğunun olma zorunluluğu yoktur. Bu bozukluğun ilk tanımlandığı dönemden kalan bir yanlış isimlendirme söz konusudur. Günümüzde DEHB temelde beynin davranış, dikkat, hafıza, duygu gibi temel işlevlerini yönetme sorunu olarak düşünülmektedir. Artık bu hastalık çocukların ve yetişkinlerin yönetimsel becerilerindeki bir nörogelişimsel hastalık olarak tanımlanmaktadır.

    Hiperaktivite kalıcımıdır?

    Yapılan çalışmalarda hiperaktivite belirtilerinin sıklıkla yaşla birlikte azaldığı gösterilmiştir. Ergenlik dönemine kadar azalan hiperaktivite belirtileri yerini ‘içsel bir huzursuzluk hali, boşta vakit geçirememe, sıra bekleyememe, sabırsızlık’ belirtilerine bırakır.

    Hiperaktivitenin Nedeni nedir?

    Uygun olan zamanda durmayı, kendini frenlemeyi ve çevre koşullarını izleyerek doğru zaman geldiğinde harekete geçmeyi sağlayan ‘yönetici beyin fonksiyonları’ etkilenmiştir. Bu fonksiyonların çoğundan sorumlu olan beynin ön bölgesi (frontal bölge) etkilenmiştir.

    Hiperaktif bireylerin beyinlerinin sürekli çalıştığı ve bu nedenle çok hareketli oldukları düşünülebilir fakat yapılan çalışmalarda bu durumun tam tersi olduğu gösterilmiştir. Aslında sorun davranış düzenlemesi yapması gereken sistemlerin üst merkezlerin inhinisyonunda sorun mevcuttur.

    Ayrıca ödül sistemleri doğru çalışmaması nedeni ile uzun vadede sonuç alacağı ödev, görev gibi sorumluluklar yerine hemen keyif ve haz veren eğlenceli aktivitelere (oyun, televizyon yada bilgisayar) yöneldikleri düşünülmektedir. Uzun vadeli büyük ödüllere kavuşmak yerine, hemen alacağı küçük ödülleri (hazlara) seçme eğilimindedirler.

    Saygılarımla

    Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğuna ilişkin diğer yazılara ulaşabilmek için tıklayınız.

    Bu yazının tüm hakları psikiyatricocuk.com’a aittir. “www.psikiyatricocuk.com” biçiminde açık kaynak gösterilmek kaydıyla yayınlanması için tarafımıza başvuru yapılabilir.

    Açık kaynak göstermeden yapılan alıntılar için yasal takip yapılacaktır. ©

  • Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunu fark etmek zor mudur?

    Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Tanısı Zor mudur?

    Aile ve öğretmenlerin Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu belirtilerini fark etmesi bazen çok zor, bazen ise çok kolaydır. Hiperaktivitenin, öfke veya davranış sorunlarının yoğun olduğu durumlarda aile ve çevre sorunlar için genellikle çabuk başvurur fakat belirtilerinin bu kadar yoğun şiddette olmadığı ya da yalnızca dikkat sorunları mevcut olmadığı durumlarda sorunu fark etmek zor olabilir.

    Sadece belirtilerin şiddeti midir tanıyı zorlaştıran?

    Belirti şiddetinin yanı sıra diğer zorluk DEHB belirtilerinin özelliğidir. Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu’nun belirtilerinin ana özelliği çocuğun gelişimsel düzeyinden ve yaşından beklenen düzeyinden daha yoğun olmasıdır. Diğer bir ifade ile birkaç yaş daha önce görülmesi normal olan bir takım özelliklerin (hareketlilik, dikkat süresi gibi) görünmesi şeklindedir. Örneğin depresif bir çocukta normalde beklenmeyecek kadar mutsuzluk yada içe kapanıklık gibi belirtiler görülür. Bu tip normalde beklenmeyen belirtileri fark etmek ve tedavi başvurusu yapmak daha kolaydır. Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu ise yaşına göre biraz hareketli, dikkati yaşına göre kısa diye düşünülerek kolaylıkla atlanılabilir.

    Belirtiler çocuğun içinde bulunduğu koşullara göre değişebilir mi?

    Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olan bir çocuk ya da genç keyifli çok keyif aldığı bir işi yaparken (Tv izlerken, bilgisayarda oyun oynarken) dikkat sorunları genellikle gözlenmez. Bir oyun ya da sevdiği bir faaliyet ile ilgili tüm detayları hatırlayabilir fakat aynı çocuk ders ya da görev başında iken çabuk sıkılabilir, hatırlamakta güçlükler yaşayabilir. Bu durum ailelerin ve öğretmenlerin çok kafasını karıştırır. Çevredekiler ‘bilerek yapıyor, istediğinde çok güzel yapıyor’ şeklinde düşünebilirler. Ya da tek başına iken çokta hareketli olmayan bir çocuk, bir misafirliğe gittiğinde değişebilir.

    Sorunu fark etmekte en önemli adım hangisidir?

    Dikkat sorunları, hareketlilik ya da dürtüselliğe ait belirtilerin çocuğun ya da gencin yaşamı üzerine etkilerini fark etmek en önemli adımdır. Belirtiler aile, arkadaş ya da okul hayatını olumsuz etkilemeye başlamış ise başvuru için gecikilmemelidir.

    Aileler sorunu fark ettiklerinde ne yapmalılar?

    İlk adım ön yargıları bir tarafa bırakmak olmalıdır. ‘Benim çocuğum deli değil, kesin biz çok abartıyoruz, yaşla birlikte düzelir, iyi eğitim verilse düzelecektir’ gibi birçok kalıplaşmış düşünceyi yıkmak gerekir. Bazen aileler ve öğretmenler iyimser düşünmek isterler. ‘Zeki çocuk böyle olur, her şeyi biliyor’ nesi var diye düşünürler. Bu rakibi küçümsemektir. Bu şekilde tanı ve tedavi gecikir. Süreç geciktikçe de hastalığın okul, aile ve arkadaş ilişkileri üzerine olan olumsuz etkisi giderek artar. Her hastalıkta olduğu gibi DEHB’de erken tanı ve tedavi çok şeyi değiştirir.

    Erken tedavi olmadığında ne gibi riskler söz konusudur?

    Yapılan çalışmalarda tedavi edilmeyen çocukların en fazla % 10-20’lik bir bölümü erişkinlik dönemine bozukluktan önemli bir zarar görmeden geçebildikleri gösterilmiştir.

    En önemli riskler söyle sıralanabilir..

    Güven sorunları

    Ek psikiyatrik hastalıkların eklenmesi (Anksiyete bzk, Depresyon, Karşıt Olma vs.)

    Okulda beklenenin altında başarı gösterme.

    Disiplin ve kural sorunları.

    Alkol, sigara yada madde kullanımı.

    Daha fazla kaza geçirme.

    Aile, arkadaş ve ilişkilerinde sorunlar.

    Daha sık yasal sorunlar yaşama.

    Bu nedenle Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğunu ciddiye almak gerekir!!

    Saygılarımla

    Bu yazının tüm hakları psikiyatricocuk.com’a aittir. “www.psikiyatricocuk.com” biçiminde açık kaynak gösterilmek kaydıyla yayınlanması için tarafımıza başvuru yapılabilir.

    Açık kaynak göstermeden yapılan alıntılar için yasal takip yapılacaktır. ©

  • Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu tanısı kim tarafından konulmalıdır?

    DEHB tıbbi bir bozukluktur. Tıbbi bir tanı olduğundan dolayı tanısı bir DOKTOR (Çocuk ve Ergen Psikiyatristi) tarafından konulmalıdır. Gereğinde beraberinde çalıştığı psikolog ve gelişim uzmanlarının değerlendirmeleri ve yardımları istenebilir.

    Çocuk ve Ergen Psikiyatristi dışında kişilerin tanı koymasının ne gibi sakıncaları olabilir?

    Tıp eğitimi almamış, çocuğu ya da genci bir bütün olarak değerlendirme becerisine ve eğitimine sahip olmayan birisinin tanı ya da tedavi sürecini üstlenmesi çok ciddi riskleri beraberinde getirir. Nörolojik, hormonal veya immünolojik bir tablo çok rahatlıkla psikiyatrik durumlarla karıştırılabilir. Bu nedenle DEHB ya da herhangi bir psikiyatrik hastalık tanı ve tedavi süreci mutlaka bir doktor tarafından yönetilmelidir.

    Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu’nu tanısını koymada kullanılan yardımcı bir tanı testi var mıdır?

    DEHB tanısında son dönemde Amerikan gıda ve ilaç dairesi (FDA) Neurofeedback’ın tanıda yadımcı bir inceleme olduğunu duyurmuştur (DEHB tedavisinde kullanımı değil). Bu yöntem dışında EEG, beyin MR, Beyin Tomografisi, SPECT vs gibi beyin yapısını inceleyen yöntemler tanı koydurucu değildir. Bu yöntemler daha çok DEHB’nin anlaşılmasına yönelik araştırmalarda kullanılır.

    Çeşitli dikkat alt tiplerinin değerlendirmelerinde kullanılan psikometrik testler bize ek bilgiler sağlayabilir fakat Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğuna yalnızca test ile karar verilemez. Yani okullarda ya da çeşitli merkezlerde yapılan dikkat testleri ile DEHB vardır yada yoktur denmesi doğru değildir. Aileleri yanlış sonuçlara götürebilir. Bir zeka değelendirmesi gerektiğinde yada öğrenme güçlüğü araştırıldığında psikometrik testler istenebilir ama DEHB için tanı koydurucu değildir.

    Dikkat Eksikliğinin tanısında temel yöntem nedir?

    Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğunun tanısında temek yöntem klinik görüşmedir. Bu görüşmede mümkün olduğunda çok kaynaktan bilgi alınmaya çalışılır. Bu bilgiler ışığında DEHB ile karışabilecek ek hastalıklar ayırt edilmeye çalışılır. Ayrıca bu görüşmelerde Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu’na sık eşlik eden hastalıkların (Tik bzk, Kaygı bzk, davranım bzk, Depresyon) olup olmadığı da değerlendirilmelidir. Bu değerlendirmeyi yapacak olan hekimin eğitimi, yeteneği ve en önemlisi bu alandaki tecrübesi kritiktir.

    Kimlerden bilgi almak gerekir?

    Çocuk, aile ve okuldan alınacak bilgiler, gerektiğinde istenecek testler ile tanıya ulaşılmaya çalışılır.

    Çocuk ile yapılacak olan görüşmede okulda ya da evde mevcut olan belirtiler gözlenmeyebilir. Evde çok hareketli bir çocuk muayene ortamında farklı davranabilir. DEHB tanısı koymak için muayene ortamında tüm belirtilerin gözlenmesi şart değildir. Önemli olan günlük yaşamı sırasında okul, arkadaş ve aile ortamında belirtilerin ne kadarının gözlendiğidir. Bazen yaş nedeni ile çocuk sorunları anlatmakta güçlük çekebilir. Çocukla görüşmede çocuğun duygudurumu, okul ve arkadaş ilişkileri, aile içindeki yaşantısı hakkında bilgiler alınmaya çalışılır.

    Aile görüşmesi tanı açısından en önemli görüşmedir. Eğer mümkünse anne ve babadan birlikte görüşmede olması farklı açılardan bilgi alınması adına önemlidir. Sorunların başlangıcı, hangi dönemlerde artıp azaldığı anlaşılmaya çalışılır. Geçmiş hastalık öyküsü, çocuğun gelişim hikâyesi alınmaya çalışılır. Menenjit, epilepsi, kafa travması, dil ve motor alana yönelik gelişimsel sorunların varlığı önemlidir.

    Gereğinde birebir yapılan bir görüşme ile öğretmenden bilgi alınması önemlidir. Dikkatin yoğun kullanılmasının gerektiği, evden çok daha fazla kuralın bulunduğu okul ortamında çocuğun davranışlarının öğrenilmesi tanı açısından önemlidir. Akademik durum, arkadaş ilişkilerine yönelik bilgiler bu görüşmede mutlaka öğrenilmelidir.

    Öğretmen, Aile ve Çocuk formları rutinde Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu ve eşlik eden hastalıkları saptamakta son derece pratik ve önemli bilgilere ulaşılmasını sağlar. Hastalığın belirtilerinin varlığı ve şiddeti hakkında bilgilere formlardan ulaşılmaya çalışılır.

    Psikometrik testler ile (dikkat eksikliği testleri, zeka testleri vs) öğrenme güçlüğü ya da zeka seviyesinin saptanması gereken durumlarda kullanılabilir. Hiçbir psikometrik test tek başına tanı koydurucu değildir.

    Saygılarımla

    Bu yazının tüm hakları psikiyatricocuk.com’a aittir. “www.psikiyatricocuk.com” biçiminde açık kaynak gösterilmek kaydıyla yayınlanması için tarafımıza başvuru yapılabilir.

    Açık kaynak göstermeden yapılan alıntılar için yasal takip yapılacaktır. ©

  • Öğretmenler dikkat eksikliği hiperkaktivite bozukluğu olan öğrencilerine nasıl yardım edebilirler?

    Dikkat eksikliği olan çocuklar sınıfta neler yaşarlar?

    Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) en çok okul yaşamını olumsuz etkiler. Okul yaşamında çocuk ya da genç birçok sorumluluk ve görev yerine getirmek zorundadır. Bu görevleri yerine getirmek DEHB li birey için diğerlerine kıyasla daha zordur. Kendinizi sınıfta yeni bir derse başlarken düşünün. Ders başladıktan birkaç dakika sonra öğretmeninizin kitabınızı açın diye uyarması ile kendinize geldiniz. Dersin başlamasından kısa bir süre sonra evde yaptığınız eğlenceli şeyleri düşünmeye başlamışsınız. Neyse hemen arkadaşınıza dönüp kaçıncı sayfayı açacağınızı sordunuz. Kitabı okumaya çalışırken birden dışarıdan bir ses geldi. Ona bakmaya başladınız. Okuduklarınıza odaklanmaya çalışırken bir arkadaşınız ön tarafta çantasını karıştırmasını izlemeye koyuldunuz ve okuduğunuz yine bölündü. Öğretmen son 1 dakika diye seslendiğinizde okumanız gereken yerin yarısında bile değilsiniz. Süre bitti ve siz okumayı bitiremediniz. Öğretmen soru sordu ama tam okuyamadığınızdan arkadaşınızdan yardım istediniz. Sizin sorularınızdan yorulan arkadaşınız size dönüp yeter artık dedi. Buna benzer dikkat sorunları DEHB li bir çocuğun sınıf yaşamında sıkça yaşanır. Ona sınıf ortamında gerekli desteği sağlayabilmek yaşadığı zorlukları azaltacaktır.

    Peki sınıf ortamında öğretmenler Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olan bir çocuk için neler yapabilirler?

    1. İlk olarak öğretmen masasına yakın bir yerde, sınıfa ve dikkatini dağıtabilecek uyaranlar arkasında kalacak şekilde oturabilir. Mümkünse kapı, pencere, havalandırma ve ısıtıcıdan uzak durulmalıdır. Küçük ama onun dikkatini bozabilecek her türlü faktör sorun yaratabilir.

    2. Her hangi bir aktivite değişikliğinden önce net bir mesaj verilebilir. Artık kitaplarınızı kaldırın, teneffüse hazır olun ya da sınav süresinin bitimine 10 dakika gibi. Bu küçük hatırlatmalar görev geçişlerini yönetmekte zorlanan çocuk için net mesajlar içerir ve işini kolaylaştırır.

    3. Sınıf kurallarının yazılı olduğu bir tablo yapması gerekenleri daha sık hatırlayacaktır.

    4. Sınıf içerisinde tahta silme, kâğıtları dağıtmak, bazı evrakları taşımak, tahtaya bir takım yazıları aktarmak gibi küçük görevler hem enerjisini atmasına hem de odaklanması için kısa aralar vermesini sağlayacaktır.

    5. Dikkatinin dağıldığı hissedildiğinde tekrar onun toparlanmasını sağlayacak küçük sinyaller kullanılmalıdır. Ona hafifçe dokunmak, adını konuşma arasında geçirmek, göz teması kurmak gibi işaretler kullanılabilir.

    6. Ödevler kısa ve net olarak anlatılmalıdır. Uzun şekilde anlatılan ödevler için ana görevi karıştırabilir ya da unutabilirler.

    7. Evde yapılacak ödevleri hem sözlü hem de yazılı olarak verilmelidir. Bu şekilde anne ve baba ödevlerin ne olduğunu öğrenmiş olur ve çocuk ödevini daha rahat hatırlar.

    8. Ödevlerin fazlalığından korkup yapmak konusunda isteksiz davranabilirler. Bu nedenle ödevleri parçalara bölmek ve adım adım ilerlemek işe yarayabilir.

    9. Sınıf içerisindeki yazılı ödevler ve sınavlarda ek süre verilebilir.

    10. Ödevlerini yazmakta zorlanan çocuklar için bilgisayar, sözlü anlatım gibi farklı yöntemler kullanılabilir.
    Sınıf içerisinde davranış sorunları var ise mutlaka kararlı hafif yaptırımlara ihtiyaç vardır. Mutlaka ev ortamına benzer şekilde okul ortamında da sakinleşmesini sağlayacak bir alan bulunmalıdır. Kural dışı davranış sergilendiğinde diğer arkadaşları gibi oturup hatasını düşünmesini saplayacak bir yer (köşe, kapının yanı) ayarlanmalı (Olumsuz davranışları sonrasında hızlı ve kararlı şekilde tekrarlandığında mola yöntemi çok başarılı bir yöntemdir).

    Saygılarımla

    Uzm. Dr. Ahmet ŞENSES

    Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğuna ilişkin diğer yazılara ulaşabilmek için tıklayınız.

    Bu yazının tüm hakları psikiyatricocuk.com’a aittir. “www.psikiyatricocuk.com” biçiminde açık kaynak gösterilmek kaydıyla yayınlanması için tarafımıza başvuru yapılabilir.

    Açık kaynak göstermeden yapılan alıntılar için yasal takip yapılacaktır. ©

  • Uyuşturucu kullanan çocuğunuzu nasıl tanırsınız

    Ailelerin günümüzde en büyük korkularından biri, çocuklarının uyuşturucu madde kullanmasıdır. Ama aileler genelde uyuşturucu konusunda bilgi sahibi değillerdir. Böyle bir kültürel ortamdan gelmeyen, bizim köy kasaba tabir edebileceğimiz bölgelerde büyümüş, sonra büyük şehirlere gelmiş ve ya halen orada yaşayan anne babalar; uyuşturucu ya da uyarıcı maddeler konusunda fikri yoktur. Bu anne ve babaların çevresinde uyuşturucu kullanan kimse olmamıştır, etkileri konusunda bilgisi yoktur. En fazla alkolün sarhoşluğunu anlayabilir. Bu ebeveynler çocuğunda ki uyuşturucu etkilerini anlayamazlar.

    Klinikteki gözlemimiz bu ebeveynler genelde okuldan öğretmenlerin uyarması ve ya polisin çocuğu bir yerde yakalamasıyla öğrenirler ve bu onlarda şok etkisi yapar. Kliniğimizdeki deneyimlerden örnekler verecek olursak birçok anne-baba çocuğunu sigara kullanıyor yada içki içiyor diyerek bize getirdiği halde, yapılan testlerde başka uyuşturucu maddeleri tespit edebiliyoruz. Yine ders sorunlarıyla daha önce takip ettiğimiz; sonra ailenin tedaviyi bıraktığı bir çocuğu polis yolda rutin aramada üzerinde uyuşturucu madde bularak yakaladı böylece ailenin haberi olmuş oldur. Yine bir anne çocuğunun odasında bulduğu daha önce görmediği maddeleri bize getirdiğinde, yaptığımız inceleme ile esrar maddesi olduğunu fark ettik.

    Genel olarak bu ailelere baktığımızda belki uyuşturucu madde kullandığını anlamamışlardı ama farkında oldukları bazı başka şeyler vardı. Nedir bu şeyler ; hemen hepsinde okuldan ve derslerden bir uzaklaşma olur, arkadaş gruplarında değişme olur, daha önce zevkle yaptığı şeylerden uzaklaşır ( bilgisayar oyunu, futbol oynamak gibi), eskiye göre daha fazla dışarda vakit geçirmeye başlar, evde geçirdiği vakitte de ailenin yanında durmak istemez hep odasında vakit geçirmek ister, Uyku düzeni değişir bazen hiç uyumazken bazen çok uyumaya başlar, sabah kalkmakta sorunlar olabilir, eskiden olmadığı kadar çok konuşabilir ve ya az konuşur, bazen konuşmasında saçmalıklar yamulmalar olabilir. Göz bebeğinde küçülme ve büyüme olabilir. Dolayısıyla anne babalar bunları fark eder ama bunları başka şeylere bağlarlar. Uyuşturucu akıllarının ucuna bile gelmez. Bu belirtiler olduğunda uyuşturucu kullanımı düşünülmesi gerekmektedir.

    Bu konuda aileyi eğitmek çok önemlidir. Kendi kararıyla çocuğun, uyuşturucu kullandığını aileye söylemesini beklemek saflık olur. Esasen çocuk kendisinde ki davranış değişiklikleriyle uyuşturucu kullandığını anne babaya söylemiş oluyor. Sadece çocukta ki davranış dilini ailenin dinlemesi gerekir. Bazı çocuklar anne babasına bu durumu söylemek ister fakat alacağı tepkilerden çok korktuğu için bunu yapamaz, köşeye sıkışmış hisseder.

    Aile çocuğuna öyle bir mesafe de durmalıdır ki; hem disiplin sağlayabilmeli hem de ulaşılabilir olmalıdır. Bunu çocuğunun iyi olması için yaptığını çocuğuna anlatabilmelidir. Aksi taktirde her şeyi eleştiren anne baba durumuna düşersiniz ki, bu da çocuğu sizden uzaklaştırır. Çocuğun gözünde anne baba eski kafalı hiçbir şeyden haberi olmayan insan konumuna düşer.

    Çocuklarınızla zararlı maddeleri konuşabilmesiniz. Onları siz anlatmazsanız sosyal çevresinde allandıra pullandıra anlatan akranları ve başka insanlar olacaktır. Bu maddeleri anlatırken gerçekçi anlatmalısınız. M

    Medde kullanan herkes inanılmaz kötü insanlar, diye tanıtırsanız, madde kullanan iyi çocuklarla tanışınca şaşıracaktır ve anne babanın her zamanki gibi abarttığını düşünecektir. Çocuğunuzla bir şeyleri konuşmaktan korkmayın.

    Ailelerin ilk tepkileri çok sert olabiliyor. Bu sert tepki zaten aileye sınır koymuş bir çocuğun haklı olduğunu düşünmesine neden olur. Çocuğunuzu karşınıza alacağınıza yanınıza alıp beraber neler yapabilirizi konuşmanız gerekir. Bir psikiyatrise başvurmalısınız ve onunla beraber hareket etmelisiniz. Yeni madde kullanan herkese bağımlı muamelesi yapılmaz. Hele çocukta çoğunluğu yaşadığı ruhsal sorunlardan maddeye sığınmış çocuklardır ya da sosyal sorunlarını ihtiyaçlarını gidermek için grupla beraber hareket edip madde kullanmaktadır. Genç insan kendinin önemsenmesini ister dünya onun niçin çok maceralı bir yerdir. Uyuşturucu kullanan alt gruplar zihnindeki toplumsal çatışmaya cevap verebilir. Onu çabucak kabullenip sırf kendi olduğu için grupta yer verir. Ders başarısına bakmaz. Kendilerince dünyayı umursamama gibi bir felsefeleri vardır ve onlar için her şey eğlence içindir.

    Madde kullanma gençler basit gelir ve maceraperest hisler verir. Halbuki ailelerin istediği ders çalışması mühendis, doktor olması….. bunlar uzun vadeli ve zordur. Bunlar olana kadarda adam yerine konulmayacaktır. Bu nedenle ailelerin çocuğuna değer verdiğini hissettirmesi önemlidir. Sadece ders ve başarı üzerinden ilişki kurmamalıdır. Çocuğa sakin ve olgun yaklaşım çocuğun tedaviye de ikna olmasına neden olur.

    Tedavi ekibi sadece madde üzerine odaklanmaz. Altta yatan sebeplere odaklanır. Bu sebepler çok çeşitli olabilir özellikle anne babadan yeterli ilgi sevgi görmeyen çocuklar, parçalanmış aileler, anne baba geçimsizlikleri çocuğu depresif bir sürece sokarak uyuşturucu kullanımına kadar giden bir yola girebilir.

    Ayrıca çocukluktan gelen bazı psikiyatrik hastalıklarda madde kullanımına zemin hazırlar. Bunlardan belli başlıları Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu , Davranım Bozukluğu , Dürtü Kontrol Bozukluğu, Depresyon ve bazı Anksiyete Bozuklukları da uyuşturucu kullanımına neden olabilir. Çünkü bu maddeler hastalığı geçici süre yatıştırabilir bunu fark eden çocuk tekrar madde arayışına girebilir. Bu nedenle küçük yaşlarda bu hastalıkların tedavi edilmesi madde bağımlılığını önleyecektir.

    Günümüzde gençler uyuşturucuya çabuk ulaşıyor ve arkadaş çevresinin etkisiyle de başlayabiliyor. Bir kısmı arkadaşlar arasında kendini eksik hissetmemek için istemese de deniyor. Bunlar arasında maddeye alışanlar olsa bile bir kısmı kendiliğinden maddeden uzaklaşabiliyor. Ama davranış problemleri olan ve ya psikiyatrik problemleri olan ne yazık ki uzaklaşamayıp orada kalıyorlar. Uyuşturucu tedavisi tek bir kişinin tedavisi değildir çocukla beraber bir aile terapisidir. Herkesi psikolojik eğitime almak şarttır. Anne baba çocuk kardeşler gerekirse yakın çevre tedaviye katılır. Tedaviden sonra maddenin yerini aile doldurmalıdır. Çocuğun vaktini geçireceği aktivitelere aile beraber katılmalı onunla çok vakit geçirmelidirler. Aile olmadan bu başarılamaz. Uyuşturucu tedavisi yaşamın her anında olur. Vücut olarak fit olan insanlar nasıl rahat ve mutlu ise, ruhsal olarak fit olan bir çocukta mutlu olacağı için, uyuşturucuya ihtiyacı olmayacaktır.