Kategori: Çocuk ve Ergen Psikiyatristi

  • Gençlerde alkol ve madde bağımlılığı ve aile

    Alkol çok eki çağlardan beri bilinen bir maddedir. Yatıştırıcı ve keyif verici maddeler olarak kullanılmıştır. Bunun yanında esrar ve afyon gibi maddelerde dünyanın bazı bölgelerinde biliniyor ve kullanılıyordu. Alkol bazı topluluklarda ayinlerde kullanılırken bazı toplumlarda yasaklanmıştır. Yasaklanma nedeni genel olarak bazı insanlarda yaptığı yıkıcı etkilerdir. Alkol bağımlılığı bazı insanların hayatını deyim yerindeyse mahvetmiştir. Alkol kullanımı çeşitli toplumlara göre değişse de az çok bütün toplumlarda kullanılmaktadır.

    Alkolizm bu yüzyılda özellikle sorun olmuş bir durumdur. Aile parçalanmaları, alkole bağlı sağlık sorunları, alkole bağlı suç işleme, kazalar toplumsal bir sorun haline gelmiştir. Alkol kullanımı sosyal içicilikten bağımlılığa kadar çeşitli boyutlarda görülebilen bir durumdur. Anlık etkileri ve uzun vadeli etkileri insan hayatı için önemlidir.

    Alkol alındıktan sonra vücudun her yerine hızla yayılır. Beyinde beyin kabuğunun çalışmasını azalttığı için kişide alkol etkileri başlar. Daha rahat hareket etme, sıkıntılarını birazda olsa unutma, utangaçlığın azalması, takıntıları azalması gibi. Daha kontrolsüz davranışlar olabilir. Alkol oranı arttıkça beynin diğer bölgelerini de etkilemeye başlayacağı için uykululuk hali, denge merkezlerini etkileyince klasik sarhoş yürüyüşü gibi durumlarla karşılaşılır. En sonunda da sızma olur. Kişiler genelde alkolü rahatlama, davranışlarındaki kontrolü hafif kaldırmak için alırlar. Ama çok yüksek miktarda biranda alınan alkol uykululuk hali , bilinç kaybı hatta koma bile yapabilir. Sonuçta vücuda toksik bir maddedir.

    Alkol uzun süreli alınır ve çok miktarda alınışa sinirlilik , kaygı, toleranssız davranışlar, sosyalliğin azalması gibi davranışlarda yapabilir. Özellikle alkole alışanlarda alkol alınmayan kesilme dönemlerinde anksiyete, panik atak , depresif belirtileri çıkabilir. Bu belirtiler yani alkol etkileri kişiden kişiye onun fizyolojisine göre değişebilir.

    Alkol kullanma günleri arttıkça kişinin alkolle ilgili belirtileri daha uzun ve şiddetli yaşamasına neden olur. Kendini iyi hissetmek için alkol alarak sıkıntılarını azaltmaya çalışır. Zaman içinde alkol almadan sosyalleşemeyen belki güne başlayamayan bağımlılar haline gelirler. Genel bu bu süreci kendi fark etmez. Çevresinde ki ilişkili insanlar uyardıkça belki farkına varır. Genelde bir savunma hali içindedir. Alkolün bazen çok şiddetli kesilme belirtileri olur ve bu belirtiler için tedavi amaçlı hastaneye yatırılabilir.

    GENCİN SOSYAL YAŞAMI ALKOLE GÖRE ŞEKİLLENMEYE BAŞLAR

    Alkol bağımlılığının çeşitli nedenleri vardır. Bunlardan biri genetiktir. Bazı alkolizm olan ailelerde gençler daha çok alkole eğilimi olabilir. Ayrıca bu gençlerin alkolle tanışması daha kolaydır. Akran gruplarında da gençler alkolle tanışabilir. İlk başta diğer gençlere uyma, sosyal grup oluşturma şeklinde başlayan alkol kullanımı daha sonra bazı gençlerde aşırı isteğe dönüşür ve vazgeçemezler. Bu da alkol bağımlılığına ilk adımdır. Öncelikle sosyal yaşamı ona göre şekillenir genetik yatkınlığı da varsa alkolizm gelişir. 25yaşından önce başlayanlarda daha çok genetik etkenlerden şüphelenilir. Dünya da alkol bağımlılığı yaklaşık % 1-2 oranında görülmektedir

    Gençlerde Alkol Bağımlılığında Aileler Nelere Dikkat Etmelidir

    Genelde alkol bağımlılığı olan gençler de görülebilecek belirtiler. Genç artık önceden yaptığı faaliyetlere katılmaması, bunlardan zevk alamaması. Eve geç gelmeler, odaya kapanması, uykulu hal, aşırı uyumak. Özellikle ülkemizde alkolle karşılaşmamış aileler alkolün etkilerini bilmiyor olabiliyorlar bu nedenle çocuğunun alkol kullandığını fark etmeyebiliyorlar. Yine gençlerde derslere ilgide azalma, okul devamsızlığı, sabah derslere geç kalma, ders başarısında azalma görülür. Bu davranış değişiklikler basit bir ergenlik problemi olarak görülmeyip dikkatli olunmalıdır.

    Aile alkol kullandığını öğrendi peki bağımlılık belirtileri nelerdir. İçkiye karşı aşırı düşkünlük ve arama davranışı. Devamlı içki içmek isteme ve sınırını bilememe, İçki kullanmayınca kesilme belirtileri çıkması ve bunları önlemek için tekrar içmesi, aşırı derecede içki içmesi ve durmadan dozu arttırması, eskisinden daha fazla alkol içebilme, sosyal yaşamının, ilişkilerinin , iş ve okulunun etkilenmesi. Yaşam kalitesinin düşmesi. Artık içki dışında bir şeyden zevk alamama ve içkiyi sınırlayamama belirtileridir.

    Ayrıca sinirlilik, uyku bozuklukları sık görülür. Panik , kaygı , telaşlı olma gibi belirtilerde olur. Ayrıyeten çarpıntı, tansiyon gibi bedensel belirtilerde görülebilir.

    ALKOL BAĞIMLILIĞINDA AİLELER NELER YAPMALIDIR

    İlk olarak bir genç ergen psikiyatristine başvurmalıdır. Daha sonra sosyal rehabilitasyon için tedaviye yardım etmelidir. Doktor altta yatan psikiyatrik bir hastalık için antidepresan veya başka bir ilaç kullanabilir. Ama ailenin yapacağı hemen sert tedbirler almadan gence olumlu yaklaşmalı ve bu durumu beraber çözeceklerine dair güvenceler vererek genci yalnız bırakmadığını hissettirmelidir,

    Gençle aile daha fazla vakit geçirerek çeşitli hobi alanları ve spor faaliyetlerini beraber yapmalıdır. Arkadaş ortamlarını yavaş yavaş tanıyarak kendinin de onayını alarak değiştirmek için çaba sarf ettirilmelidir. Özellikle alkol aldığı akşam saatlerini dolduracak faaliyetler çok önemlidir.

    Gençle psikiyatrist ve psikologlar bilişsel davranışçı terapilerle kaygılarını gidermeye çalışmalı. Alkol kullanımı ve diğer dürtü kontrol problemleri için yardım etmelidir. Bu arada ailede tedavi içine alınarak evde de tedavi devam ettirilmelidir. Genç aileye her an ulaşabilmeli dert ve kaygılarını anlatabilmelidir. Eleştirici yaklaşmamak gerekir.

    Genci alkole ulaşımının zorlaştırılması da ona yardımcı olacaktır. Ayrıca bu gençleri koruma açısından önemlidir. Bazı ülkelerde gençler satışlar yaş sınırı konularak engellenir. Ayrıca reklamlar konusunda kısıtlama gibi sosyal denetimlerde fayda sağlayabilir.

  • Ergenlerde borderline kişilik bozukluğu

    Sık görülen kişilik bozukluklarındandır. Ergenlik çağında belirtileri görülür. İlişkilerinde , duygularında dengesizlik olur. Abartılı tepkileri sıktır. Terk edilmeye karışı ki bu hayali bir terk edilmeye karşı da aşırı terkedilmemek için aşırı bir uğraş ve dengesiz tepkiler verebilirler. İlişkilerinde kişilere aşırı değer verme ya da aşırı değersizleştirme şeklinde aşırı uçlu insan ilişkileri olabilir. Her şey onlar için siyah beyazdır. Gri alanları göremezler.

    Dürtüsel kişilerdir. Aşırı cinsel davranış, para harcama, alkol ve madde kullanma, tehlikeli girişimler, topluma aşırı gelecek davranışlar sık görülür. İntihar girişimleri, intihar tehditleri, bedenine zarar verme davranışları sıktır.

    Aşırı sinirlilik, öfke, öfkeyi kontrol edememe, bazen aşırı paranoid düzeyde görülebilen şüphecilik, yaşamında boşluk hissi, sıkıntı hissi, nefret sık görülür.

    Ergenlik döneminde sınır (borderline) kişilik bozukluğunun ayırt edilmesi zor olabilir. Aşırı öfke, sinirlilik, dürtüsel davranışlar ergende de görülür. Ama bunlar aşırı ve zamanla azalmayıp devam ediyorsa ve yanında diğer belirtilerde örneğin boşluk hissi, ilişkilerde dengesizlik ve terkedilmemek için aşırı uğraş gibi belirtilerde fazlaysa bu tanı konulabilir. Sosyal ilişkileri bozuktur arkadaş gruplarından uzak durabilirler, bağımlı özellikleri fazla olabilir. Kişilik gelişimleri yavaşlamış, mantık süzgeçleri zayıf dürtüsel gençlerdir. İlişkilerinde takıntılı ve önyargılı davranabilir. Aşırı korku ve kaygıları olabilir. Bunlar hayatını etkileyecek düzeyde olabilir. Sadece ergenlik sorunu yaşayan gençlerde genelde bunlar sınırlı düzeydedir. Sınır kişilik bozukluğundaysa abartılı ve hayatını ciddi etkileyecek düzeydedir. Yaşına uygun olmayan küçük yaştaki çocuklarda görülebilecek kaygılar yaşarlar.

    Dengesizlik hayatlarını bozar. Bazen her şey yolunda giderken bir anda dürtüsel, öfkesini kontrol edemeyen, çökkün bir hale girerler.

    Tedavi ederken aile ve genci beraber ele almak gerekir. Çocuklukta yaşanan travmalar değerlendirilir. Beraberinde olan depresyon, anksiyete bozukluğu, davranım bozukluğu , dikkat eksiliği hiperaktivite bozukluğu gibi hastalıklar ilaç tedavisine alınır. Ayrıca psikoterapi beraberinde uygulanır.

  • Ergenlerde kişilik bozuklukları

    Kişilik; kişinin kendini nasıl algıladığı ve çevresiyle kurduğu ilişki yumağının bütünüdür. Kişiyi başkalarından ayıran kendine özgü özelliklerdir. Kişilik tutarlılık gösterir ve zaman içinde aynı özellikleri gösterir.

    Kişilik bozuklukları ise kendi kültürü içinde sapma gösteren, diğer şahıslardan ilişki kurma biçimleri olarak sapma gösteren, diğerlerine göre algılama, düşünme , hissetme özellikleri olarak farklılıklar gösteren bir durumdur. Kişilik bozuklukları da süreklilik gösterir.

    Ergenlikte kişilik bozuklukları son zamanlarda araştırılan bir konu olmuştur. Genelde ergende kişilik bozukluğuyla ilgili belirtiler ergenliğin doğal gidişiyle karıştırılabilir. Ayrıca psikiyatrist daha çok başka tanıların üzerine giderek kişilik bozukluklarını göz ardı edebilir. Daha uzun vadeye yayarak bu tanıyı kesinleştirmek ister. Tabi buda tedaviyi geciktirir.

    Bu gençlerin sosyal uyumunda sorunlar olduğu, aile ilişkileri bozulduğu, kanunla sorunlar yaşadığı, alkol madde kullanımı olduğu görülebilmektedir. Ayrıca kişilik bozukluğuyla birlikte diğer psikiyatrik hastalıklar eşlik edebilir. Özellikle dirençli depresyon ve kaygı durumları , intihar girişimlerinde kişilik bozuklukları düşünülmelidir.

    Kişilik bozukluğu gencin işlevselliğini bozar ve tedavisini zorlaştırır. Saplantılar şeklinde davranışlar, kendinde ki sorunu görmeyip çevresini suçlama sık görülmektedir.

    GENEL OLARAK ERGENLİKTE KİŞİLİK ÖZELLİKLER BELİRGİNLEŞMEYE BAŞLAR.

    Genel olarak ergenlikte kişilik özellikleri belirginleşmeye başlar. Bu özellikleri bir kısmı erişkin çağa kalacağı gibi bir kısmı yaşla değişebilmektedir. Bu nedenle kişilik bozukluklarının müdahale edilebilir ve düzelebilir olduğunu söyleyebiliriz.

    Kişilik bozukluklarında bu özelliklerin daha öncede görülmesi ve bir süreğenlik göstermesi gerekir. Buna göre tanı konulur. Bellik bir hayatına zarar verici etkisi olmalı ve dönemsel olmayıp süreğen olmalıdır. Çocuklukta yaşanan aile ortamı, anne baba davranışları, örselenmeler kişilik bozuklukları için önemlidir.

    Çocukluk döneminde davranış şekilleri de ergenlik dönemindeki kişilik bozukluklarını ön belirtileri olabilir. Arkadaşlar arasında sorunlar, fazla mükemmeliyetçilik, alınganlık, gruplara girememe uzak durma, devamlı onay bekleme gibi. Tabi zaman içinde bunlar daha yerleşip kompleks hale gelebilir.

    Bütün bunların ışığında erişkin psikiyatride olduğu gibi ergen psikiyatristleri de gelen danışanında diğer problemler gibi kişilik bozukluğu yönünden de değerlendirmesi tedavi konusunda çok önemlidir.

  • Çocuklarınızı ev işlerine katın

    Hangi yaşta olursa olsun evinizin bireyi haline gelen çocuğunuzun gelişimi ve eve katkı sağlaması için ev işleri yapmasını sağlayın ve bunu küçük yaştan itibaren çocuğunuzdan isteyin. Ancak verdiğiniz işler yaşına uygun ve tutarlı olmalı. Şimdi gelin, yaş yaş çocuğunuzu hangi ev işlerine nasıl katacağınızı ve bunu nasıl alışkanlık haline getireceğinizi öğrenelim.

    2-3 Yaş: Basit Komutlar Verin ve Övün

    Ev işleri çocuğunuza hayatının önemli yeteneklerini öğretir ve ailenin tüm üyeleri ev işlerine birlikte girişebilir. Ne zaman başlayabilirler? 2-3 yaş çocukları size yardım etmeye bayılırlar o zaman onlara izin verin! Çocuğunuz sepete giysileri koyabilir, dökülen bir şeyi silebilir, çöp kovasına çöpü atabilir, oyuncaklarını kovaya koyabilir, size istediğiniz bir şeyi getirebilir.

    Çocuğunuz bu yaşlarda ev işleri için çok mu küçük görünüyor size ? Bu yaşlar aslında ev işlerine başlatmak için en iyi zamanlardır. Çocuklar basit görevleri yerine getirdiklerinde hem kendilerini becerikli hissetmeye başlar hem de motor becerileri gelişir. Bu eforları için onları bol bol övün.

    4-5 Yaş: İşlerinize Onları Katın

    Çocuğunuz sizinle birlikte çamaşırları toplayabilir, ayırabilir, mutfakta sofrayı hazırlarken yardımcı olabilir, bitkileri sulayabilir, evinizde beslediğiniz hayvanınızı besleyebilir. Birlikte iş yapmanın keyfini çıkarın.

    Bu yaş çocuklarında kendilerinin ‘ihtiyaç duyulan, becerikli ve özgür’ hissetmeye ihtiyaçları vardır. Bu yüzden yaptıkları işin sonucu ne olursa olsun onları ev işlerine katın. Eğer size karşı direnirlerse ‘eğer bu işi bitirirsek dışarı çıkabilirsin’ şeklinde konuşun.

    6-7 Yaşlar: Mükemmellik Beklemeyin

    6-7 yaşlarında bir çocuk evdeki hayvanın mama ve suyunu doldurabilir, sandviç yapmaya yardımcı olabilir, nasıl yaparsa yapsın yatağını toplayabilir, çöpleri toplayıp çöp kovasına atabilir.

    Bu dönemde çocuğunuz ev etrafında iş verdikçe sorumlu ve kendine güvenli biri olmayı öğrenir. Düşündüğünüzden fazlasını yapabilirler, o işi nasıl yapılacağını gösterin ve çekilin.

    8-9 Yaşlar: Keyfini Çıkarın

    Basit yemek hazırlayabilir, sofrayı kurup kaldırabilir, bulaşık makinesini boşaltabilir, giysilerini katlayıp koyabilir, elektrik süpürgesini kullanabilir.

    Ev işi sıkıcı olmak zorunda değil. İşlerini müzik dinleyerek yapabilirler, veya onlardan istediğiniz ev işleri karşılığında daha önce istediği şeyi yapmalarına izin verebilirsiniz.

    10-12 Yaşlar: Seçim ve Ödüller

    Bulaşık yıkayabilir, paspas yapabilir, süpürebilir, arabadan aldıklarınızı taşıyabilir veya arabanızı yıkayabilirler.

    Çocuğunuzun iyi yaptığı işlerden birkaç tanesini seçmesini ve iş bölümü olarak ne yapmak istediklerine karar vermelerini isteyin. Ev işi listesi ve hatırlatıcı takvim yapabilirsiniz. Eğer yapabildikleri ve size yardım ettikleri için onlara teşekkür edin ve ödüllendirin.

    13 Yaş ve sonrası : Gerçek Hayat İçin Hazırlayın

    Kardeşinin bakımına ve okul ödevlerine yardımcı olabilir, istediği birgün yemek yapabilir, ev alışverişi yapabilir.

    Ev işleri ergenlerin kendi hayatlarını idame ettirme ve oda arkadaşı olma becerilerini öğretir. Ev işlerini cinsiyet ayırımı yapmadan verin. Erkekler yemek pişirebilir, ütü yapabilir, çamaşır atabilirler. Kızlar ev aletlerini kullanabilir, arabanın yağını değiştirebilir, bahçe işi yapabilirler.

  • 1-3 yaş öfke nöbetleri

    Çocukların bazıları 1-3 yaş arası dönemi sinirli geçirir. Hatta öfke nöbetleri, vurma, tekmeleme, ısırma gibi agresif davranışlar gösterebilirler—bunlar çocuğunuzun olumsuz davranışlar içinde olduğunu veya sizin kötü bir ebeveyn olduğunuzu göstermez ancak çözüm gerektirir.

    Bu Dönemde Neden Huysuzlanırlar?

    3 yaşına kadar bu dönemde çocukların agresif olması onların yaramaz olduklarından veya söz dinlemediklerinden dolayı değildir. Sizinle iletişim kurup derdini anlatacak kadar yeterli dil gelişimi ve duygusal gelişimleri olgunlaşmadığı halde size bir şey söylemek isterler. Eğer onları anlayamıyorsanız bazen şiddeti dikkat aracı olarak kullanmaya devam ederler.

    1-3 yaş dönemdeki çocukların agresyonları çoğu zaman istedikleri – mantıklı ( yemek, oyuncak ) ya da mantıksız ( şeker, başkasının oyuncağı, tehlikeli ) bir şey karşısında oluşur. Tabii çocuğun yorgun, aç, hasta ve stresli durumlarında agresyonları daha da şiddetlenir.

    Peki Çocuğunuz Kontrolü Kaybettiğinde Siz Ne Yapacaksınız?

    Öncelikle çocuğunuza ceza vermeniz işe yaramaz. Aslında sizin aceleci ve öfkeli davranmanız, hem çocuğunuzun daha da öfkeyle cevap vermesine hem de öfkelenmeyi onaylamanıza neden olur.

    Çocuğunuz öfke patlamaları yaşadığında ebeveynliğinizi ortaya koyma zamanı gelmiştir. Çocuğunuzun ne söylemeye çalıştığını ve ne hissettiğini anlamaya başlamanız gerektiğini gösterir. Eğer onların öfkelenme nöbetini çözebilirseniz kendini ifade etme yollarını sizin sayenizde öğrenmiş olur. Peki çocuğunuza yeni bir beceri öğretme fırsatına da dönüşecek bu öfkelenmelerde izleyeceğiniz 4 adıma bakalım:

    1)Agresyonu durdurun. Fiziksel bir agresyonu varsa nazikçe ama ciddi bir tavırda agresyonunu durdurun. Örneğin size vuruyor veya vurmaya çalışıyorsa, ellerini sıkı bir şekilde nazikçe tutarak etkili olmasını engelleyin. Elleri, tırnaklari, dişleri, ayakları hepsi onların birer silahı olabilir. Bu silahlarını başkalarına kullanamayacağını öğretmek sizin işiniz.

    2)Daha sakin bir yere geçin. Çocuğun etrafında birileri varsa çocuğunuzu alarak mağazanın veya parkın sakin bir köşesine veya evde ayrı bir odaya alın. Böylece çocuğunuzu öfkelendiren durumdan ayırarak sakinleşmesine yardımcı olursunuz hem de çevredeki bakışlardan da uzaklaşır. Ayrıca bir çocuk bile olsa itibarını korumuş olursunuz.

    3)Çocuğunuzun Kendisini Kendi Kelimeleriyle Anlatmasına Yardımcı olun. (Elleri, dişleri, tırnakları, ayaklarıyla değil ) Onu sakin bir köşeye çekip vurmaları biterek sakinleştiğinde, gözlerinin içine bakıp sakince ve kibarca ( sesiniz öfkeli, kaygılı, tedirgin, aceleci olmamalı ) ‘Bizim ailemizde kimse vurmaz. ‘ gibi kendinizi anlatacak bir cümle seçin. Çocuğunuza öfkelenseniz, kaygılansanız veya orda rezil olsaniz bile sakinliğinizi koruyarak güçlü bir ebeveyn rolü olarak sakin ama net davranın.

    4)Özetleme Çocuğunuz sakinleştikten sonra üzerinden çok geçmeden ( yarım saat içinde ) onunla ne olduğunu konuşun. Ona şöyle söyleyebilirsiniz ‘ Etrafa veya birine vurmanı istemiyorum. Bana bir şey söylemek istediğinde vurmak öfkelenmek yerine yanıma gelip bana anlat ‘ diyebilirsiniz. Böylece çocuğunuz öfkelenmesini anladığınızı ama başka yollarla kendini anlatabileceğini öğrenir.

  • Çocuğunuz ne zaman cep telefonu kullanabilir

    Çocukların cep telefonu kullanma yaşı giderek düşmekte. Son yapılan bir çalışmada ilkokul çağındaki çocukların %22’ si, 8-12 yaş çocukların % 60’ı , ergenlerin % 84’ü kendilerine ait cep telefonları olduğunu belirtmiş.

    Tabii bu durumda da, aileler çocuklarına ne zaman cep telefonu alacakları konusuyla karşı karşıya kalmaktalar. Her olay için geçerli olan çocukların cep telefonu kullanımının da avantaj ve dezavantajları bulunmakta.

    Çocuğunuzun Cep Telefonu Kullanmasının Geçerli Nedenleri

    Çoğu anne babanın çocuğuna cep telefonu almasının en büyük nedeni güvenlik ihtiyacından kaynaklanmakta. Aileler istediği zaman çocuğuna ulaşabiliyor böylece. Ayrıca çocuklarının da istediği zaman kendilerine ulaşması güvencesini de vermek istiyorlar. Bu özellikle çocuğunuz okuldan sonra evde yalnız kalıyor veya okuldan eve yürüyorsa zorunlu olmakta.

    Riskleri Tartın

    Çocuğunuz eğer cep telefonu kullanıyorsa, internet aracılığıyla uygun olmayan web sitelerine girebilir. Şiddet içeren, ölüm ve cinsel içerikli görüntüler içeren içerikler seyredebilir. Çoğu çocuk anlamadıkları içeriklerle ilgili hayal kurarlar.

    Cep telefonu olan çocuklar tüm gece telefonla oyun oynama veya arkadaşlarıyla mesajlaşma uğruna uyanık kalma eğilimindeler.

    Cep telefonu tabii ki siber saldırı riskini de beraberinde taşır. Evinizde kapınızı kapattığınız anda güvendesiniz ama bir cep telefonu ve sosyal hesabınız varsa artık hiç kimse siber saldırılara karşı güvende değildir.

    Cep telefonu kullanan çocuklar mesajlaşma ve sosyal medyayı kullanarak aslında giderek sosyal olarak izole olabilirler. Çünkü artık arkadaşlarıyla veya çevredeki kişilerle görüşme ihtiyacı ve zamanı kalmamaya başlar.

    Cep telefonu kullanmak için hazır olmayan çocuk için başka riskler de vardır. Örneğin insanlarla yanlış bilgileri paylaşmak, uygunsuz zamanlarda sürekli aileyi aramak ve cep telefonu faturası, internet alışverişleri gibi maddi yükünün olması..

    Cep Telefonu Almaya Karar Vermek

    Eğer çocuğunuz cep telefonunu nasıl kullanacağı konusunda sizinle oturup karar verebilir ve anlaşabilirse cep telefonu kullanmaya hazır demektir. Bu durum aslında 12, 13 yaşlarında tam oturur. Cep telefonu kullanması, ona hediye gelmesi, anneanne-dede faktörleriyle, akranlarının da olmasıyla değil, sadece anne-baba kararı ile verilmelidir.

    Kendinize çocuğunuzla ilgili daha önce geçmişte çocuğunuzun yaşına uygun olgun değerlendirmeler ve iyi kararlar verip vermediğini sorun. Eğer kötü kararları var ve immatür ise cep telefonu kullanmaya da hazır değildir. Ayrıca;

    Başlarına korkutucu bir durum geldiğinde bununla nasıl başa çıkıyorlar?

    Bir şeyler yolunda gitmediğinde çözmek için size başvuruyorlar mı?

    Olaylar karşısında kendi iyi girişimleri oluyor mu? diye anlayın.

    Çocuğunuzun neden cep telefonu istediğini de gözden geçirin. Arkadaşlarıyla mı mesajlaşacak, facebookta mı vakit geçirmek istiyor ya da akranları, kuzeninde cep telefonu olduğu için mi istiyor?

    Çocuğunuzun cep telefonunu düzgün kullanabilecek zeka kapasitesinde veya daha önemli olarak duygusal olarak hazır olup olmadığına bakın. Çocuğunuzun ödevini bitirmek, kendi odasını temizlemek gibi başka alanlarda sorumluluklarını yerine getirip getirmediğine bakın. Böyle çocuklar için 9,10 yaşlarda cep telefonu kullanabilirler.

    Çocuğunuzun Güvenli Cep Telefonu Kullanımı İçin Uyarılar

    Çocuğunuzun cep telefonu konuşmalarını ve mesajlaşmalarını ve girdiği siteleri sınırlayan veya kontrol eden ebeveyn kontrolü sağlayan uygulama veya programlar kullanın.

    Çocuğunuzun oyun veya reklam yüklemelerine izin vermeyin.

    Akıllı telefondan ziyade normal bir cep telefonu kullanın.

    Kendi telefonunuzu kullanma konusunda uygun bir rol model olun.

    Ekran süre limiti kurun.

    Çocuğunuza cep telefonu kullanımını yakından izleyeceğinizi söyleyin.

    Şifrelerini bilin.

  • Aile ve ödev yapma

    Çocuk ve ergen psikiyatrisinde ve hatta erişkin psikiyatride doktorların çokça karşılaştığı sorunların başında anne babaların çocuklarına ödev yaptıramaması gelmektedir. Ne yapsak ta çocuklar ödev yapsalar. Üniversite veya yüksek lisans öğrencisi olsa bile aileler çocuklarının başarılarını takip ederler. Bazen onlardan çok kaygıya kapılırlar.

    Çocuk ve ergen psikiyatrisine başvuruların önemli bir kısmı ders başarısı ile ilgilidir. Ders çalışmamanın bir kısmı dikkat eksikiği hiperaktivite bozukluğu, özel öğrenme bozukluğu (disleksi), anksiyete bozuklukları, depresyon , iletişim , arkadaş ilişki sorunları ve aile sorunlarına bağlı olabilir. Bir kısmı da ödeve karşı sorumluluk duygusu gelişmemesine bağlıdır.

    Ödev okul sorumluluğunun gelişmesine yardımcı olur. Ayrıca okulda öğrendiği bilgilerin kalıcı hafızaya yerleşmesi için dersleri tekrar etmesi faydalıdır. Çocuk ve ergen psikiyatristi çocuk ve ergenle görüşmelerinde davranışçı tedavi yöntemleri kullanarak çocuktaki ödev yapma davranışını geliştirmeye çalışır. Bunun için aileyle beraber çalışmak gerekir. Aile yardımcı olacak fakat tamamen kendi görevi gibi bütün ödevi yapmayacaktır.

    Öğretmenlerde verdikleri ödevleri gözden geçirmelidir. Bunun için bir ödül veya ceza ufakta olsa olmalıdır. Yoksa bir süre sonra kontrol edilmeyen ödevler için çocuk ve gençte motivasyon azalır.

    Belli bir ritimde ödev yapmaya alışan öğrenci artık ödev yapmazsa rahatsızlık hissedecektir. Ödev dışında çok küçük yaşlardan beri sorumlulukları kendine yaptırılan çocuklarda görev bilinci daha fazla olacaktır.

    Okul içinse psikiyatrik ve psikolojik olarak çocuğun kaldırabileceği kadar, ona faydalı olacak ödevler verilmelidir. Sırf ödev vermiş olmak için vermek çocuğun bir süre sonra isteğini kıracaktır.

    Dikkat eksikiği hiperaktivite bozukluğu, özel öğrenme bozukluğu (disleksi), anksiyete bozuklukları, depresyon , iletişim , arkadaş ilişki sorunları gibi sorunlar çocuk ve ergen psikiyatrisinde ayrıca değerlendirilmelidir. Dikkat eksikliği olan çocuklar çabuk sıkılacağı için ders çalışma saatleri daha kısa aralıklarla ayarlanmalıdır. Sıkıldıkça ara vermesi sağlanmalı. Arada eğlenceli şeyler yapmasına izin verilmelidir.

    Özel öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklarda özellikle öğrenme sorunu olan alanlarda daha yavaş onun hızında bir eğitim modeli uygulanmalıdır. Muhakkak bir çocuk ergen psikiyatrisine ve psikoloğa gidilmelidir. Ayrıca özel eğitim uzmanları da faydalı olabilir.

    Her çocuğa özgü eğitim çok önemlidir. Çocuk ergen psikiyatristleri çocuğun öğrenme modelini anlamalı ve buna göre bir eğitim modeli çıkartmalıdır. Çocuk ve ergenin öğrenme hızı ve yetenekleri önemlidir. Dinleyerek, yazarak, okuyarak farklı farklı öğrenme yetenekleri olabilir.

    Ders başarısı biranda düşen ve ya ders çalışmayı biranda bırakan çocuklarda psikiyatrik hastalıklar düşünülmelidir. Depresyon, anksiyete, şizofreni, okul – arkadaş sorunları düşünülmeli ve çocuk ve ergen psikiyatristince tedavi edilmelidir. Daha sonra ödev yapma alışkanlıklarına geri dönebilir.

    Ders ve ödev çocuk ve genç için en önemli görevlerdir. Üniversite öğrencileride dahi dikkat sorunlarından ders çalışma ve ödev sıkıntısı olabilir. Ailelerin bu konuda çok baskı yapmadan yönlendirici olmaları gerekir. Eksik kaldıklarını düşünürlerse bir psikiyatriste gitmekten çekinmemelidi

  • Genç ve aile

    Ergenlik dönemi ve onu takip eden yıllarda çocukluktan gençliğe geçerken insan davranışları büyük bir değişime uğramaktadır. Bu ara dönemde aile olan ilişkiler de değişmeye başlamaktadır. Çocuk ve ergen psikiyatrisine başvurularda bu ailelerdeki uyum sorunları sıkça görülen bir durumdur.

    Aileler özelikle daha önceden gençlerle ilgili bir deneyimi yoksa bu duruma nasıl adapte olacağını bilememektedir. Kendine daha fazla özgürlük alanı açmak isteyen genç aileyle çatışmaya girebilmektedir.

    Ergen psikiyatrisine gelen aileler bu durumu davranış bozukluğu, ergenin sinirliliği ve kural tanımazlığı şeklinde anlatabilir. Aslında bu gencin çevresini tanıması ve daha fazla özgürlük alanı açma çabalarıdır. Aileler koruma amaçlı baskıyı arttırabilmektedir. Genç ise buna karşı koyar, yeni şeyler denemek ister fakat ailesi izin vermez ve bu noktada gizleyerek, yalanlar söyleyerek yapmak istediklerini gerçekleştirebilir. Bir taraftan da ergen bundan suçluluk duymaktadır. Psikiyatriye gelen aileler özellikle bu yalanlardan çok şikâyetçidirler.

    Gençler hata yaparak öğrenirler fakat bu hataların onlara zarar vermemesi için iyi bir bilinçlendirme gerekir. Bu yüzden aileler gençlere yakın olmalı, onları her konuda eleştirmek yerine konuşabilmelidirler. Kendi deneyimlerini aktarabilmeleri, çocuk ve gençlere kendilerini dinletebilmelidirler.

    Çocuk ve ergen psikiyatrisine gelen ailelerin çoğunun gençlerle ders konusunda tartışmaktan başka konuları konuşmaya fırsatları olmamaktadır. Bu da genci dışarda arayışlara itnektedir. Ev artık onun sıkıldığı ve devamlı eleştirildiği bir yerdir. Bu nedenle ergen evde çok kalmak istemez, vaktini dışarda daha rahat olduğu ortamlarda geçirmek istemektedir. Arkadaşlarını eleştiren ailesine karşı arkadaşlarını korur, ailesini hiçbir şeyden anlamayan, geri kafalı insanlar olarak görebilir ve bu da aileden daha fazla uzaklaşmasına neden olabilir.

    Ergenlikte özellikle dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, davranım bozukluğu, özel öğrenme güçlüğü, depresyon ve anksiyete gibi hastalıklar görülen gençler bu dönemi daha zor atlatırlar. Çocuk ve ergen psikiyatrisine gelen gençlerde ergenlikte davranış sorunları yaşayanlar da hastalık çıkma oranı daha yüksektir. Bu çocuk ve ergenlerde kötü alışkanlıklara eğilim artabilir.

    Özellikle gençlerde ani davranış değişiklikleri, arkadaş çevresinin değişmesi, içe kapanma ya da tam tersi ani dışa açılmalar, ders başarısında ani düşmeler üzerinde durulması gereken durumlardır.

    Özellikle madde kullanan gençlerde yaşam tarzında ani değişmeler olabilir, evdeki hal ve hareketleri değişebilir, okula ilgi azalabilir, eve geç gelmeye başlayabilir.

    Dikkat eksikliği olan gençlerde ise dikkat sorunları artar, onlar için okul daha sıkıcı hale gelebilir ve okuldan kaytarma eğilimleri artabilir. Ders çalışmakta çok zorlanırlar.

    Bütün bu konularda ailelerin uyanık olması ve zamanında müdahalesi önemlidir. Sakin davranıp sert önlemlerle genci düzeltmeye çalışmamalıdırlar. İlk önce sorunu çözmek için nedenini anlamaya çalışmalı, sonra müdahale etmelidirler. Gerekirse yardım almalıdırlar.

  • Tik bozukluğu nedir?

    Tik Bozukluğu; istemsiz olarak ortaya çıkan, tekrarlayıcı motor ( göz kırpma, baş, boyun oynatma, kolunu oynatma dokunma gibi) ya da sesler ( boğaz temizleme, burun çekme ,aksırma gibi) ile karakterize, özellikle çocukluk ve ergenlik döneminde daha fazla görülen nöropsikiyatrik bir bozukluktur.

    Tikler; 1yıldan kısa sürmesi durumunda geçici tik bozukluğu, 1 yıldan uzun süre devam etmesi durumunda kronik tik bozukluğuolarak adlandırılır. Basit ( sadece göz kırpma, ya da sadece burnunu oynatma gibi) ya da komplek(birden fazla motor ya da ses tikinin birlikte bulunması durumunda) olarak sınıflandırılır. Sadece motor ya da sadece ses (vokal ) tiki olarak görülebileceği gibi; hem motor hem ses tiki olarakta görülebilir. Hem motor hem de ses tikinin birlikte,1 yıldan daha uzun sürmesi durumunda tanı Tourette Sendromuolarak tarif edilir ve tedaviye daha dirençlidir.

    Genelde tikler 5-7 yaş civarında ortaya çıkmakla beraber, daha öncede başlaması mümkündür. özellikle önergenlik dönemi olarak tarif edilebilecek 9-10 yaşlarında artış görülür, 20’li yaşlara ulaşıldığında oldukça azalır. Tikler genelde geçici tik bozukluğu olarak gözükmektedir. Genelde önce motor tikler ortaya çıkar, daha sonra ses tikleri eşlik eder. ses (vokal ) tikleri, kliniği daha olumsuz hale getirebilir.

    Tikler istemsiz olarak ortaya çıkmakta, özellikle kronikleşmiş ise öncesinde tikin oluştuğu ilgili bölgedeki kas gruplarında duyarlılık ve kaşıntı tarzında duyumsamalar olur; bu nedenle tikin olacağını hisseden çocuk ve ergen tiki baskılamaya çalışır.

    Tikler bazen sebepsiz olarak ortaya çıkabileceği gibi, özellikle stresli durumlarda ortaya çıkma eğilimindedir ya da başka psikiyatrik bozuklukların olması durumunda (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu, OKB, Kaygı Bozukluğu, Depresyon) eşlik eden başka bir durum olarak ya da bazen tedavilerde kullanılan ilaçların yan etkisi olarakta ortaya çıkabilmektedir.

    Tikler özellikle; yorgunluk, uzun süre uykusuzluk, heyecanlı olunan ortam ve kişilerin yanında artış göstermektedir. Tikler; rahat zamanlarda (yaz dönemi, istediği faaliyetlerle ilgilenirken, ya da oyun oynarken), psikolojik baskının az olduğu durumlarda azalmaktadır. Eğer tikler başka psikiyatrik bozukluklarla beraber görülüyorsa daha kronik bir seyir göstermektedir.Tik Bozukluğu;kendiliğinden hiçbir müdahale gerekmeden geçebilir ancak 6 aydan daha uzun süredir devam etmesi durumunda kalıcı olma eğilimindedir.

    Aileler, genelde bilinenin aksine tiklerin istemli olduğunu düşünerek, çocukların bu hareketleri yapmaması için uyarmayı tercih etmekte, bu da çocukta daha fazla stres yaratarak tiklerin daha da artmasına yol açmaktadır. Tikler, istemeden yapılan bazen durdurulabilen ancak bu durumda bile sıkıntı hissi oluşturan bir durumdur, bu nedenle olabildiğince müdahaleden kaçınmak uygun olacaktır.

    Uzm. Dr. Veli KURT

    Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı

  • Çocuğa cinselliği anlatma

    Anne beni leylekler mi getirdi?

    Çocuklarla sohbet etmek, onların küçük beyinlerinden geçenleri anlamaya çalışmak çoğu insana keyif verir. Kardeşlik, paylaşmak, hayvan sevgisi, doğa sevgisi gibi konular ise en sevdiğimiz başlıklardır. Ancak çocuklar çok meraklıdır ve her şeyi sorgularlar. Kız erkek farklılığı, nasıl dünyaya geldikleri, bebeklerin nasıl olduğu gibi üreme, cinsiyet ve cinsellikle ilgili sorular gelmeye başladığı an panikleyip, ne yapacağımızı bilemediğimiz durumlar birçok kişinin başından geçmiştir.

    Peki Meraklı miniklere verilecek cevaplar neler olmadır?

    Paniğe kapılmayın

    Özellikle okul öncesi çocuklar cinselliğe erişkinlerin yüklediği anlamları yüklememekte, sadece anlamını bilmediği kavramları öğrenme çabasında oldukları unutulmamalıdır.

    Basit ve detaya girmeden açıklamada bulunun

    Çocuklara yaşlarına uygun, ihtiyaç duydukları kadar, basit bir anlatımla, dürüstçe yanıtlar vermek, meraklarının giderilmesi önemli bir adımdır. Merakını gideremeyen çocuk farklı kaynaklardan yanlış bilgi edinebilir, bunun sonuçları ise çocuğun ruhsal gelişimine olumsuz etki etme riskine sahiptir.

    Vajina ve Penis demekten korkmayın

    İki yaşından itibaren çocuklara cinsel organların isimleri doğru öğretilmelidir. Kız çocuk cinsel organı vajina, erkek çocuk cinsel organı penis olarak adlandırılmalı, cinsel organlar için takma isimler kullanılmamalıdır.

    “ anneciğim kardeşimde benim gibi ayakta mı çiş yapacak”

    Kardeşi yeni doğmuş, iki üç yaşındaki bir çocuğun sorusu karşısında kadın ve erkek vücudunun farklı olduğu basit bir dille çocuğa anlatılmalıdır.

    Örneğin: “ çocuklar kız veya erkek olarak doğarlar. Kızların özel bölgesine vajina, erkeklerin ise penis denir. Anne babalar bebek doğduğunda, bebeğin özel bölgelerine bakıp, bebeğin cinsiyetini öğrenirler. Bebeğin cinsiyetinin ne olacağına biz karar veremeyiz” gibi ifadeler kullanılabilir.

    “Anne ben nasıl oldum, nereden geldim?”

    3-4 yaş çocuğundan gelen bu tip bir soru karşısında, çocuğun aslında üreme hakkında bilgi edinmek istediği düşünülebilir. Bu yaştaki bir çocukla üremenin detayları elbette konuşulamaz, ancak ihtiyacı olan bilgi paylaşılmalıdır. Çok basit olarak kadın vücudundaki anatomik yapılardan bahsedilebilir.

    Örneğin: “ vücudumuzda göz ve kulak gibi bazı organlarımızı görebilirken, mide, kalp gibi bazı organları göremeyiz. Annelerin göbeklerinin içinde uterus (rahim) adında bir organ var. Bu organ içi boş bir topa benzer. Bebek küçük bir mercimek tanesi şeklinde oraya yerleşir ve dışarı çıkmaya hazır hale gelinceye kadar uterusta büyür. Yeterli ağırlığa ulaşınca, dışarıya çıkar, buna da doğum deriz”

    “Bebekler nasıl dünyaya gelir? Ben nasıl doğdum? Karnını kesip mi aldılar?”

    Çocuklar yaşları büyüdükçe daha detaylı bilgi edinmek isteyebilirler. 4-5 yaş çocuğun doğum ile ilgili soruları bazı benzetmeler kullanılarak anlatılabilir.

    Örneğin: “ Bebek annenin göbeğinin içindeki organda, yani uterusta, yeterince büyüyünce, bulunduğu alana sığamaz. Artık doğmaya hazırdır. Uterus bebeği vajinaya doğru iter. Vajina; uzun, esnek bir tüpe benzer. Bebek geldiğinde kasılıp gevşeyerek bebeği dışarıya doğru iter ve bebek doğar. Diş macunu tüpüne bastırdığımızda nasıl macun dışarı çıkıyorsa, bebeklerde vajinanın kasılıp gevşemesiyle dışarı doğru hareket ederler ve dünyaya gelirler.”

    Çocuğun bitip tükenmeyen ayrıntılı soruları karşısında uygun bir açıklama yapmak gerekir.

    5-6 yaş çocukların merakları bir adım öteye gidip biraz daha ayrıntı istemek yönünde olabilir. Çocuk annenin karnında büyüdüğünü öğrenmiştir ancak annenin ve babanın sadece istemesiyle bebeğin olduğu gibi yanlış bir inanca kapılabilir.

    Anne benim bir kardeşim olsun istiyorum?

    Anne baba olarak bizimde istememiz gerekiyor.

    Peki eğer sizde isterseniz kardeşim nasıl olacak? Hastaneden mi getireceğiz?

    Babanla benim yapmam gerekiyor?

    Nasıl bebek yapacaksınız?

    Örneğin: “Anne ve baba bebeği birlikte yaparlar. Babadan gelen küçük bir hücre; bunun adına sperm denir ve anneden gelen çok küçük bir hücre; bunun adına da yumurta denir, annenin içinde birleşiyorlar. Birleşen hücreler, ilk olarak minicik, mercimek tanesi küçüklüğünde bebeği oluşturuyor. Minicik bebek annenin göbeğinin içinde uterus adı denilen bir yere yerleşiyor. Uterus içi boş bir topa benzer. Bebek orada büyüyor ve dışarıda yaşayabilecek ağırlığa gelince, annenin vajinasından dışarıya çıkıyor”.

    “Baba spermini anneye nasıl veriyor? Ama nasıl yumarta ve sperm birleşiyor”

    Ama, ama gibi sürekli soruların geldi dönem 6-7 yaş grubu çocuklardır. Çocuklar daha ayrıntılı bilgi almak isterler.

    Örneğin: “yaratıcımız anne ve babaların yeni bebekler yapabilmesi için çok muhteşem bir düzenleme yapmıştır. Kadın ve erkek birbirine uyumlu iki puzzle parçası gibidir. Babanın sperminin anneye geçebilmesi için, anneye yeterince yakın olması gerekir. Spermlerin babanın penisinden çıkıp annenin vajinasına gidebilmesi gerekir. Annenin vajinası spermleri güvenli bir şekilde saklar, korur ve annede bulunan yumurtaya ulaşmasını sağlar. Babanın penisinden gelen sperm, annenin vücudunda yer alan yumurtaya kadar hareket eder ve bebek oluşması için birleşirler”.

    Çocuklara cinsel ilişki sembolize edilerek anlatılmalıdır

    6-7 yaşırda ki meraklı çocuklar sıkça bilmedikleri konularda detaylı bilgi isteyebilirler. Eğer çocuk cinsel ilişki ile ilgili detaylı bilgi isterse cinsel ilişki sembolize edilerek anlatılabilir.

    Örneğin: “Penis, annenin vajinasına uyacak şekilde uyarlanmıştır. Giydiğimiz eldivenler ellerimize nasıl uyuyorsa ve tam gelip giyiyorsak, penis ve vajina da birbirleri ile uyumludur.”

    Birbirini seven, âşık olan, yeterince büyümüş kişilerin bebek yapabileceği çocuğa anlatılmalıdır

    Birbirini seven, âşık olan kişilerin sadece bebek yapma amacıyla değil, birbirlerine sevgilerini gösterme amacıyla da birlikte olabileceği anlatılabilir. Bunun için yeterince büyümüş olmak, doğru kişilerle, her iki tarafın onayı ve izniyle olması gerektiği vurgulanmalıdır.

    8-9 yaş Cinsel istismar, tecavüz gibi terimlerin çocuğa temel anlamları ile anlatılması gereken bir yaş dilimidir.

    8-9 yaş, çocukların cinselliği en çok merak ettikleri ve öğrenmeye çalıştıkları yaş grubudur. İnternet, sosyal medya ve arkadaşları aracılığıyla bilgiye kolay ulaşılan bir dönemde doğru bilgi verilmesi gerekir.

    Örneğin: “ Birbirini seven, âşık olan kişiler yeterince büyüdüklerinde seks yapabilirler. Eğer biriyle seks yapmaya karar verirsen, o kişinin seni en az annen baban kadar seviyor olduğundan emin olmalısın. Tecavüz ise; bir kişinin başka bir kişiyi tehditle, korkutarak, onayı olmadan seks yapmaya zorlamasıdır. Bu durum yanlıştır ve seks yapmaya zorlayanlar cezalandırılmalıdır.”

    9-11 yaş ergenliğe girilmeye başlayan bir yaş dönemidir.

    Çocuklar soyut düşünmeye başlamışlardır. Seks, cinsellik ile ilgili tabuları bir kenara bırakıp, çocuğun aklındaki sorulara yanıt verebilmeliyiz.

    12 yaş ve sonrası

    12 yaş itibariyle çocuklar kendi beğenilerini oluşturmaya başlarlar ve bu durumda çocuğun sağlıklı bilgi edinip edinmediği kontrol edilmelidir. Çocuğun soruları önce dinlenilmeli, neyi ne kadar bilip bilmediği öğrenilmeli, aklındaki sorular yanıtlanmalıdır. Seks ve cinsellikle ilgili kendi değer yargılarımız ve düşüncelerimiz çocukla paylaşılmalı, rahat bir ortamda konuşulmalıdır.

    Uzm. Dr. Figen Karaceylan Çakmakcı

    Çocuk ve Ergen Psikiyatristi