Kategori: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları

  • Çocuklarda göğüs ağrıları

    Çocuklarda Göğüs Ağrıları

    Prof. Dr. Ertürk Levent

    Çocuklarda göğüs ağrıları, baş ve karın ağrılarından sonra en sık ağrı tipidir. Erişkinlerde göğüs ağrılarının çoğunda bir kalp hastalığı bulunurken, erişkinlerin tersine, çocuklarda göğüs ağrısı nadiren kalp hastalıkları ile ilişkilidir. Bununla birlikte bu tip ağrılar çoğunlukla kronikleşmekte, ailede ve çocukta şiddetli endişeye yol açarak çocuğun ve ailenin günlük yaşamlarını oldukça bozmaktadır.

    Nedenleri

    Göğüs ve Göğüs duvarı deri, kas ve iskelet sistemleri, solunum, kardiyovasküler ve gastrointestinal sistemlerden oluşmaktadır. Göğüs ağrılarında bunlara ait nedenlerin yanı sıra psikojenik etkenler de göğüs ağrısına neden olabilmektedirler.

    Çocuklarda ağrının zamanlaması, süresi ve kaybolma süreci, eşlik eden diğer bulgular (öksürük, bayılma gibi) ağrının nedenini belirlemede yardımcı olurlar. Egsersiz sırasında ortaya çıkan ve dinlenmekle geçen ağrı kalp hastalıklarını düşündürürken, hareketle ortaya çıkan ve değişen ağrılar kas iskelet sisteminden kaynaklanırlar. Somatik yakınmalarla birlikte olan göğüs ağrılarında psikojenik etkenler ön plandayken, yemeklere olan ağrılarda gastrointestinal sistem hastalıkları ön plana çıkmaktadır.

    ·göğüs duvarının vurma, çarpma gibi travma ile zedelenmesi

    ·kaburga kırıkları, çıkıkları (özellikle spor yapan çocuklarda)

    ·spor sonrası kaslarda spazm

    ·Kostokondrit dediğimiz kaburgaların birleşim yerinin iltihabına baplı ağrılar

    ·Prekordial catch sendromu; nedeni bilinmeyen, iyi huylu bir hastalıktır. Çoğunlukla ergenlik döneminde görülür. Sırtta veya göğüste aniden ortaya çıkan, keskin ağrı ile karakterizedir. Ağrı nefes alma ile artış gösterir. Ağrı birkaç dakikada kendiliğinden iyileşme eğilimindedir. Ağrı derin ve güçlü bir nefes alma ile de kesilebilir. Gün içerisinde birkaç kez tekrarlayabilir

    ·Akciğere ait nedenler

    ·Mide- sindirim yoluna ait nedenler

    ·Psikolojik nedenler

    ·Kalbe ait nedenler;

    Eğer göğüs ağrısına bu bulgular eşlik ediyorsa göğüs ağrısı çok ciddiye alınmalı ve tüm tetkikler yapılmalıdır ;

    ·göğüs ağrısının egzersizle beraber olması (terleme, solukluk, fenalaşma hissi)

    · ağrı ile beraber çarpıntı, halsizlik, baş dönmesi ve bayılmanın olması

    ·daha önce kalp cerrahisi uygulanmış olması

    ·ailede ani ölüm ve/veya kalp kası kalınlığı olan hasta hikayesinin bulunması

    Göğüs ağrısı olan bir çocukta bu konuda uzman bir hekimin iyi bir öykü alması ve iyi bir muayene ile ayırıcı tanı genellikle yapılabilir. Kalp hastalığı şüphelenilen olgularda EKG, Tele, Ekokardiyografi, efor testi vb bir çok tetkik aşamalı olarak yapılabilir.

    Tedavi

    Göğüs ağrısının kalp hastalığından kaynaklandığı kuşkusu, hasta ve ailesinde endişe ve strese neden olmaktadır. Bu da çocuklarda ağrıyı ve psikolojik yakınmaları daha da artırmaktadır. Bu nedenle tedavide öncelikle hasta ve ailesinin ikna edilmesi, nedenlerin açıklanması ve gerekirse hastanın izlenmesi uygun olur. Nedene yönelik tedavi uygulanmalı, göğüs duvarına ait patolojiler de ağrı kesiciler kullanılmalıdır. Kalp kökenli ağrılarda hastaların pediyatrik kardiyoloji bölümlerinde tetkik ve izlenmeleri planlanmalıdır.

    İdiyopatik yani neden bulunamayan göğüs ağrılarının izlemlerinde, herhangi bir tedavi almamalarına karşın ağrı sıklığının giderek azaldığı gözlemlenmektedir.

    Prof. Dr. Ertürk Levent

    Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Kardiyolojisi BD Öğretim Üyesi

    Erturk.levent@ege.edu.tr

  • Otistik çocuk

    OTİSTİK ÇOCUK

    OTİZM sosyal olamama hastalığıdır.1/130 sıklıkta rastlanır. Kaliforniya silikon vadisinde dünyada en sık rastlanmaktadır. Kliniği çok farklıdır. ATİPİK OTİZİM ; bilgisayarcılar ve matematikçiler arasında sıktır.Klinikolarak hafif, orta, ağır şekilleri vardır.

    OTİZM DE zeka düzeyi normaldir.

    OTİZM DE ;dil gelişimi problemi vardır.OTİSTİK çocuk ismi çağırılınca bakmaz ,canı isteyince çağırıldığı kişiye cevap verir,gece konuşmaya başlar. OTİSTİK ÇOCUK kendisinden 3. kişi olarak bahseder. BEN yerine SEN der.Bazı cümleleri kalıp gibi kullanır. Bazı sözleri papağan gibi tekrarlar.DİL GELİŞİMİ 5. yaştan sonra daha iyidir. Normal olarak beyin 2,3,5 yaştan sonra gelişir.Otistik önceden bildiği kelimeleri zamanla unutur.

    OTİZM AİLEVİ RİSK TAŞIR(ebeveyninin biri veya herikisi otistik olan ailenin çocuğunun OTİSTİK olma olasılığı toplumun diğer kesimine göre daha fazladır.)

    OTİSTİK BEBEK sebebsiz ağlayabilir, annesi kucağına aldığı zaman bile susmaz. Normalde 1 yaş civarında çocuklar işaret parmaklarını kullanarak tanıdıkları kişileri nesneleri gösterebilir, isteklerini bu parmak ile işaret ederek anlatabilirler.Bu ileride DİLİN GELİŞECEĞİNİ gösterir.OTİSTİK ÇOCUK İŞARET PARMAĞINI KULLANAMAZ.

    KLİNİK TANIda CHAT TESTİ yardımcıdır.OTİSTİK ÇOCUKLAR ayrıntılara çok dikkatederler,ama ayrıntıdan kurtulup, asıl hedefe ulaşamazlar. Örneğin kapı kolunun tüm ayrıntılarını bilir . ama kapıyı açamazlar.

  • Kırım kongo ateşi

    KIRIM KONGO ATEŞİ

    Viral bulaşıcı bir hastalıktır.Etkeni olan virus çamaşır suyuna,deterjanlara,ultraviyole ışınlarına çok hassastır.Ancak 40 santigrad derecede konakda yaşayabilir. Virusun konağı kenedir. Kene sert kene grubundan (Hyalomma grubu )olup , 8 bacaklıdır. bir seferde yaklaşık 3000 yumurta yapar ve çoğu gelişip yaşar.Virus kenenin sindirim sistemindeki reseptörlerde çoğalır,kenenin tüm sistemini infekte eder. Kene ölmez ama kenenin ısırdığı insan ya hastalanır ya da ölür.Kene birkaç mm dir.İnsanın derisini ısırarak başını ve hortumunu cildinin içine sokarak kan emer,yapıştığı yerde günlerce kalır,boyu 0.5 _1 cm e ulaşır.Kene eskiden beri vardı ancak lokalizasyon değiştirdi.Kene bodur bitkilerde çalılıklarda yaşar.

    Hastalığın ilk belirtisi 5,6 gün sonra başlar (Bu süre ortalama 3_10 gün arasında değişir.)Daha sonra nonspesifik belirtilerin görüldüğü prehemorajik dönem gelişir. Bu dönem 1_5 gün sürer. Hastada sıklıkla karın ağrıları ayrıca baş ağrıları vardır.Hastalığın son dönemi hemorajik dönem olup bu dönemde ateş ,kusma , karın ağrısı,kanamalar ve ciltte döküntüler vardır.Bu dönem 6_14 gün sürer.

    Bu dönemde hastada sarılık yoktur . Karaciğer enzimleri yükselir,AST nin yükselmesi çoklu organ tutulumunu gösterir. Özgül antikorlar 4_7 gün sonra serumda gösterilebilir ,IGG sınıfındaki bu antikorlar serumda uzun süre kalır.

    Özgül antikorların serumda 4 misli artması ,PLT<20.000, aPTT nin 60 saniyeden uzun olması, Fibrinojen<110mg/dl olması ciddi( FATAL ) kanamayı gösterir.

    Hastalık çok bulaşıcıdır.Hastalığından şüphe edilenler,hastalar mutlaka izole edilmelidir.Hastdan hastane personeline hastalık geçer, izolasyon şarttır.Şüphenilen kişiler ve hastalar RİBAVİRİN ( 30 mg/kg :yükleme dozu ) ile tedavi edilir.Keneler birçok mikroorganizma taşır,ısırdığı yerde inflamasyon varsa stafilokoklara karşı antibiotikler verilir. Kene yapıştığı yerden koparılmadan cerrahi olarak portökü ile çıkarılmalıdır.

    Baharda sağlıklı günler diliyorum.

  • Neden çocuk göğüs hastalıkları doktoruna gitmeliyiz?

    NEDEN ÇOCUK GÖĞÜS HASTALIKLARI DOKTORUNA GİTMELİYİZ?

    Solunum sistemi hastalıkları tüm dünyada ve ülkemizde çocukların en sık doktora başvuru ve hastaneye yatış nedenidir. Solunum sistemimiz ve akciğerlerimiz direkt olarak çevre ile ilişkilidir. Bu nedenle de enfeksiyonlar, alerjenler, hava değişiklikleri gibi bir çok faktörden kolayca etkilenebilirler.

    Sağlıklı bir çocuk bir yılda 5-8 kez üst solunum yolu enfeksiyonu geçirebilir. Çocuk büyüdükçe bu sıklık azalmaktadır; ama bazı çocuklar daha hassastır ve hem daha sık solunum yolu enfeksiyonları geçirirler hem de bu enfeksiyonları takiben uzun süren öksürük, hırıltı nefes darlığı şikayetleri olur.

    Astım

    Son 40-50 yıl içerisinde tüm dünyada ve ülkemizde astım ve benzeri alerjik hastalıklar artış göstermektedir

    Çocuklarda astım tanısı nasıl konur?

    Çocuğum büyüdüğünde bu hastalığı üzerinden atabilecek mi?

    Astım nasıl tedavi edilir?

    Astım tedavisinde kullanılan ilaçların yan etkileri var mı?

    Çocuğum alerjik onu korumak için neler yapabilirim?

    Zatürre

    Acaba çocuğum zatürre mi oldu?

    Zatürre akciğerlerinde kalıcı bir zarara yol açar mı?

    Zatürre tekrarlar mı? Tekrarlamaması için ne yapabilirim?

    Uzamış Öksürük

    Çocuklarda öksürüğün 4 haftadan uzun sürmesi uzamış öksürük tanımına girer. Bu durumda mutlaka bazı tedavilerin verilmesi ve hastanın tedaviye cevabına gore bazı testlerin yapılması gerekir.

    Nasıl tedavi edelim?

    Zatürre, astım, uzamış öksürük, hırıltı nefes darlığı gibi şikayetler ile Çocuk Göğüs Hastalıkları uzmanına başvuran bir hastada bizim için en önemli olan

    Hastanın bir an önce hastanın iyileştirilmesi,

    Benzeri olayların tekrarlamaması için gerekli önlemlerin alınması

    Özellikle tedaviye iyi yanıt vermediğini düşündüğümüz hastalarda acaba altta yatan başka bir hastalığın varlığını araştırmaktır.

    Öksürük , hırıltı nefes darlığı ile gelen bir hastada ,kistik fibrozis, yabancı cisim aspirasyonu , reflü, bağışıklık sisteminde yetersizlik, doğumsal hava yolu anormallikleri gibi bir çok farklı hastalık altta yatan gerçek sebep olabilir ve araştırılması gerekebilir.

    Özellikle büyüme gelişmesi iyi olmayan , tedaviler iyi yanıt vermeyen, sık hastane yatışları olan, şikayetleri doğumdan itibaren başlayan hastalar öncelikle araştırılması gereken hastalardır

  • Rotavirüs (rv) aşısı

    Ülkemizde yapılan epidemiyolojik çalışmalar, rotavirüsün gelişmiş ülke verilerine benzer şekilde yatan ve ayaktan izlenen akut gastroenteritlerde önemli bir etken olduğunu düşündürmektedir. Ciddi düzeyde mortalite ve uzun süreli sekel oluşturmamasına rağmen hastalık yükünün fazla olması ve önemli oranda sağlık hizmeti harcamasına yol açması bu aşının rutinde önerilmesine gerekçe olmaktadır. Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Derneği ailelere bilgi vererek arzu edildiği takdirde bu aşının uygulanmasını önerir.

    Aşı 6 haftadan sonra uygulanabilir. 1-2 ay ara ile toplam üretici firmanın aşısına göre 2 veya 3 doz, ağızdan verilir, son aşının 6-8. ayda tamamlanması gerekir (iki doz uygulanan rotavirüs aşısında son dozun en geç 6. ayda, 3 doz uygulanan firmanın aşısında son dozun en geç 8. ayda tamamlanması gerekir). Rotavirüs aşılamasına ilk 6-12 haftada başlanmalıdır, aşının ilk dozuna başlama yaşının 3-4 ayı geçmemesi önerilir. ilk Rotavirüs aşısı; 2 aşı uygulamasında 2. ay, 3. ay da ve 3 aşı uygulamasında 2., 3., ve 4. aylarda olmak üzere toplam 2 veya 3 doz verilir. Rotavirüs aşıları ülkemizde uygulanan diğer çocukluk çağı aşılarıyla eş zamanlı verilebilir. Farklı rotavirüs aşılarıyla doz rejiminin tamamlanması ile ilgili veri yoktur ve önerilmez. Rotavirüs aşıları, canlı viral aşılar olduğundan immun yetmezliği olanlara önerilmez.

  • 1 – 5 yaş arası çocuklarda beslenme

    Dokuz aydan sonra çocuğun temel gıdası olmaktan çıkan anne sütü 2 yaşına dek anne için uygun olan bir zamanda kesilebilir.

    Bir yaşından sonra 13-14 aylık olan çocuğa, çatal kaşık kullanma alıştırmaları yapılabilir. Aile fertleriyle birlikte sofraya oturan çocuğun ayrı tabağı olmalı, neyi ne kadar tükettiğine dikkat edilmelidir.

    Bu dönemde de çocuklar günde 4 öğün beslenmeli, temel besin gruplarından (süt ve sütlü gıdalar… Etler, yumurta ve baklagiller, sebze ve meyveler, unlu ve nişastalı besinler) yeterli ve dengeli tüketilmelidir.

    Ülkemizde sık yapılan hatalardan biri çocuğu yemek suyuyla beslemektir. Hiçbir besleyici değeri olmayan bu beslenme biçimi uygulanmamalıdır. Her gün et ve baklagillerden bir ikisi beslenme listesinde bulunmalıdır.

    Hergün yumurta yedirilmelidir. Düzenli et verilen çocuklara gün aşırı verilebilir.

    Günde bir ya da iki kez sebze verilmelidir.

    Günde iki kez meyve verilmelidir. Fazladan bir öğün meyve vermek sebzenin yerini tutabilir. Meyve suları da meyvenin yerine geçebilir.

    Günde bir iki kez nişastalı besinler, üç dilim ekmek beslenme listesinde bulumalıdır.

    Çocuklara olabildiğince erken dönemde kendi kendilerine çatal kaşık kullanarak yemeleri öğretilmelidir.

    Her çeşit şekerleme,pasta, kek, dondurma sık sık verilmemesi gereken yiyeceklerdir.

    Öğün arasında çocuğa şekerleme vermek iştahı azaltarak yetersiz beslenmeye yol açtığı gibi diş çürümelerinin de önde gelen nedenidir.

    Çay, kahve verilmesi içerdikleri uyarıcı maddeler nedeniyle sinirliliğe yol açtığından bu içecekleri çocuklara hiç tattırmamak en iyisidir.

    Bu dönemde çocuklar ağız ve diş sağlığı konusunda eğitilmelidirler. 1,5-2 yaşına gelen çocuğun bir diş fırçası olmalı, macunsuz olarak fırçalama eğitimi verilmelidir. 3 yaşından itibaren diş macunu kullanmaya başlanabilir.

  • Bebeklere ek besin verirken dikkat edilmesi gerekenler

    Ek besinler verirken emzirmeye mutlaka devam etmelisiniz.

    Besinin bebeğinizin boğazına kaçmasını önleyebilmek için başının altına yastık koyarak yarı oturur pozisyona getirmelisiniz.

    Ek besinleri bebeğinize tatlı kaşığı ya da fincan ile vermeli, biberon kullanmamalısınız.

    Ek beslenmeye her zaman tek bir gıda çeşidi ile başlamalısınız. İlk kez verdiğiniz diğer gıdalara en az üç gün, tercihen yedi gün arayla başlamalısınız. Böylece bebeğinizin yeni besine alışması için zaman tanımış olur ve alerjik reaksiyon gelişirse hangi besinden kaynaklandığını anlayabilirsiniz.

    Bebeğiniz ek besin aldıktan sonra alerjik reaksiyon gösterirse besini kesmeli, mutlaka doktorunuza danışmalısınız.

    Yeni bir besine başlarken bebeğinizin aç olmasına dikkat etmelisiniz. Bebeğinizi istemediği besinleri yemesi için zorlamamalı, aradan vakit geçtikten sonra yeniden denemeli ya da sevdiği başka bir besin ile karıştırarak şansınızı denemelisiniz.

    Bebeğiniz için hazırladığınız ek gıdaların her zaman taze olmasına, hazırlarken hijyenik koşullara dikkat etmelisiniz.

    Dondurulmuş yiyeceklerden, katkı maddesi içeren hazır besinlerden, kızartmalardan ve konserve gıdalardan kaçınmalısınız.

    Yemeklere tuz ve şeker eklememeli, acı ve baharat koymamalısınız.

  • Çocuklarda demir eksikliği

    Demir eksikliği nelere yol açar?

    Vücudumuzdaki organlara oksijen taşınabilmesi için gerekli olan demirin eksikliğinde ciddi sorunlar yaşanır.

    Örneğin: … Dokular yeterli oksijeni uzun süre alamaz. Bu da özellikle gelişme döneminde tüm organlarda gelişme geriliklerine neden olur. Beyin gelişme geriliği görülebilecek en önemli organlardandır.

    Dokulara yeterli oksijen taşınamadığı için, kalp daha fazla oksijen göndermeye çalışır ve daha fazla çarpmak zorunda kalır.

    Vücut, gereken oksijeni dokulara gönderebilmek için daha hızlı nefes alıp vermeye ihtiyaç duyar.

    İştah kaybı olur, çünkü vücut alınan besinlerden faydalanamaz hale gelir. Gelişemeyen ve yeterli oksijen alamayan beyin dokusu yüzünden öğrenme güçlüğü başlar. Bağışıklık sistemi zarar görür. Sık hastalanan çocuklarda anemi(kansızlık) çok daha sık görülmektedir.

    Tedavi

    Yapılan kan sayımı ve demir depolarını gösteren testlere göre 2-5 ay kadar gerekli dozda demir damla veya şurup ile takviye yapılır,tedavi bitimi testler kontrol edilir Bu iletide virüs bulunamadı.

  • Çocuk ve uyku

    Uyku Neden Önemlidir?

    Bebeklerin uykuda büyüdüğü söylenir. Gerçekten de kaliteli bir gece uykusu, bebeğin sağlıklı gelişimde çok etkilidir. Kaliteli uyku uzun ve rahat uykudur.

    Bebekler Niçin Uykudan Uyanır?

    En çok rastlanan neden acıkmadır. Bu nedenle bebeklere gece uykusundan önce onları hem tok tutacak hem de besin değeri yüksek gıdalar verilmelidir.Geleneksel gece maması olarak verilen pirinç unu veya nişastalı mamalar besinsel açıdan yetersizdir, bebeğin gelişiminde sorunlara yol açabilir. Su veya inek sütü ile hazırlanan pirinç unu muhallebisi, bebeğinizi tok tutar fakat sağlıklı beslenmesi için gereken protein, mineral, vitamin gibi besin öğelerinin içermez. Bu şekilde beslenen bebeklerde yetersiz beslenme ve kof şişmanlık problemleri ortaya çıkabilir.

    Mışıl Mışıl Bir Uyku İçin:

    – Beslenme: Yatmadan önce bebeği tok tutacak, aynı zamanda sindirimi kolay ve tam besleyici gıdalar vermelisiniz.

    – Temizlik: Altının temiz olduğundan emin olmalısınız.

    – Isı: Bir örtü battaniye ile onu sıcak tutmalısınız. Aşırı örterek terlemesine de yol açmamalısınız.

    – Aydınlatma: Geceleri yanına gittiğinizde odasınız ışığını açmadan, gerekirse bir gece lambası ile aydınlatma sağlayabilirsiniz

  • Çocuklarda astım ile ilgili bilmek istedikleriniz

    ÇOCUKLARDA ASTIM SIKLIĞI NEDİR?

    • Çocukluk çağında en SIK rastlanan kronik hastalık, Astım sıklığı ülkemizde % 6-10 civarındadır
    • Çocukluk çağında okul kaybı ve hastane yatışlarının önemli bir sebebidir

    ÇOCUKLARDA ASTIM TANISI NASIL KONUR?

    Astımlı hastalar genellikle aralıklı olarak ortaya çıkan HIRILTI, NEFES DARLIĞI,GÖĞÜSTE SIKIŞMA HİSSİ,SADECE ÖKSÜRÜK gibi şikayetler ile doktora başvururlar. Genellikle bu şikayetler bir Üst solunum yolu enfeksiyonunu takiben başlar. Bunun dışında 6 yaşından büyük çocuklarda solunum fonksiyon testleri ( akciğer kapasitesini ölçen testler) tanıda yardımcıdır.

    Allerjinin varlığına ilişkin testler de yapılabilir fakat allerjisi olmadan da benzeri şikayetleri olan çocuklar vardır. Fakat altta yatan allerjik bir zemin var ise çocukların daha yakından takip edilmesi gerekir

    HANGİ ÇOCUKLAR İLERİDE ASTIM GELİŞİMİ AÇISINDAN RİSKLİDİR?

    Okul öncesi dönemde çocuklar yılda 5-8 kez üst solunum yolu enfeksiyonu geçirebilir. Bazı çocuklarda hava yolları daha hassastır ve genellikle ÜSYE'yi takiben hırıltı nefes darlığı , uzamış öksürük gibi şikayetler ile doktora başvururlar.
    Okul öncesi dönemde çocukların nerede ise % 50'sinde buna benzer şikayetler görülebilir. Bu çocukların önemli bir kısmı büyüdükçe bu şikayetler azalır ve ortadan kaybolur ama bir kısmında şikayetler daha ileriki yıllara kadar devam eder ve astım tanısı alırlar.

    Hangi çocukların iyileşeceğini ya da hangi çocukların hayatlarının ileriki yıllarına kadar şikayetlerin devam edeceği ya da astım tanısı alacağını önceden kesin olarak mümkün değildir.
    BUNUNLA BİRLİKTE,
    • Şiddetli hırıltı/bronşiolit nedeni ile sık hastane yatışları
    • Son 6 ay boyunca en az 3 hırıltı atağı
    • Ailesel astım hikayesi
    • Atopik dermatit
    • Rinit varlığı (USYE yokluğunda)
    • Hırıltı (Solunum yolu enfeksiyonu yokluğunda)
    • Yapılan testlerde allerjinin saptanması
    Astım gelişimi açısından risk faktörleridir.

    ASTIM TEDAVİSİNDE KULLANLAN İLAÇLAR NELERDİR?

    Astım ya da hava yolu hassasiyeti olan çocuklarda tedavi uluslararası tedavi rehberlerine göre planlanmaktadır. Bu tedavi rehberlerindeki ilk seçenek ilaçlar direkt hava yollarına verilen ilaçlardır.Bu hastalarda kullanılan iki çeşit ilaç vardır

    1-Koruyucu/Tedavi edici ilaçlar
    İnhale kortikosteroidler
    Ağızdan alınan diğer ilaçlar (Çiğneme tableti)
    2- Rahatlatıcı, şikayetleri giderici ilaçlar

    HAFİF ASTIM;
    • Eğer çocuğunuzun çok aralıklı ve hafif şikayetleri var ise
    • Astım atakları hafif ve kısa süreli ise
    • Günlük aktivasyonları normal ise ;SADECE ŞİKAYETİ OLDUĞUNDA RAHATLATICI İLAÇLARI KULLANABİLİR

    ORTA -AĞIR ŞİDDETTE ASTIM
    • Astım semptomları haftada iki kezden daha fazla ise
    • Ayda iki geceden daha fazla gece semptomu var ise
    • Astım atakları çocuğun aktivitesini engelliyor ise; HERGÜN KORUYUCU İLAÇ KULLANMALIDIR

    Tedavide eğer püskürtme ilaçlar kullanılıyor ise kesinlikle direkt ağıza sıkılmaz. Çocukların yaş gruplarına göre kullanılan bazı ara cihazlar vardır

    NEFES YOLUNDAN KULLANILAN KORTİZON İÇERENİLAÇLARIN ZARARLI YAN ETKİLERİ VAR MIDIR?

    • Astım tedavisinde kullanılan ilaçlar uygun dozlarda ve uygun ara cihazlar ile kullanıldığında sistemik yan etkiler açısından güvenilirdir.
    • Astımlı hastalar yaşıtlarına göre daha geç ergenliğe ulaşırlar. Erişkin boyları NORMALDİR
    • Özellikle ağır astımı olan hastalar uygun bir tedavi almaz ise hastalığın kendisine bağlı olarak boy kısalığı görülebilir.

    ÇOCUĞUMUN OKUL SEYAHATLERİNE GİTMESİ UYGUN MUDUR?

    EVET
    1. Astımı kontrol altında olduğu sürece okul seyahatlerine gidebilir
    2. Seyahat öncesinde mutlaka sorumlu kişilere çocuğun hastalığı gerekli durumlarda kullanılabilecek tedaviler ile ilgili bilgi verilmelidir

    ASTIMI OLAN ÇOCUKLAR SPOR YAPABİLİR Mİ?

    EVET: KISITLAMA YOK
    • Astımlı Çocukların egzersiz yapmaları çok önemli
    • Fiziksel aktivasyon ile ortaya çıkan semptom var ise doktorunuza danışmalısınız

    ÇOCUĞUM OKULA BAŞLADIĞINDA NE YAPMALIYIM?

    1. Çocuğunuzun hastalığını öğretmenden saklamayın
    2. Çocuğunuzun astım semptomlarına ilişkin öğretmene bilgi verin
    3. Doktorunuza danışarak eğer gerekli ise astım ilaçlarını okula gönderin

    ASTIM TEDAVİSİ ALMAKTA OLANBİR ÇOCUK HASTALIĞI İLE İLGİLİ OLARAK NASIL BİLGİLENDİRİLMELİDİR?

    1. Çocuğunuz yaşıtlarının yer aldığı tüm normal günlük aktivasyonlarda
    yer almalı ve kendine güveni sağlanmalı
    2. Mümkün olabildiğince bağımsız olabilmesi için cesaretlendirmelisiniz
    3. Çocuğunuz büyüdükçe astımla ilgili olarak bilgilendirilmelidir
    4. Çocuğunuz ilaçlarını düzenli alma konusunda sorumlu olmalıdır
    5. Çocuğunuz hastalığı ile ilgili acil durumlarda kimi arayacağını bilmelidir
    6. Okuldaki sorumlu kişiler çocuğunuzun hastalığı ve ilaçları ile ilgili bilgi sahibi
    olmalıdır

    ÇOCUĞUMUN ASTIMINDA RUHSAL DURUMU ÖNEMLİ MİDİR?

    1. Heyecan, kızgınlık, aşırı korku çocukta astım atağını başlatabilir
    2. Aile sorunları astımın kötüleşmesine sebep olabilir
    3. Ailenin pozitif ve olumlu yaklaşımı önemli

    DİĞER ÇOCUKLARIMDA ASTIM OLUR MU?

    1. Bulaşıcı bir hastalık değil
    2. Fakat genetik önemli, özellikle anne,baba ve kardeşlerde astım saman nezlesinin varlığı diğer çocuklarda da alerjik hastalıklar gelişimi açısından bir risk faktörüdür

    ASTIM VE ÇEVRE…

    Astımlı hastaları değerlendirirken hastanın yaşadığı çevre ile ilişkili detaylar öğrenilmeli,çevresel alerjen miktarını azaltabilmek amacı ile uygun öneriler verilmeli

    • Hasta kontrole geldiğinde çevresel önlemlerin alınıp alınmadığı kontrol edilmeli
    • Ve özellikle ülkemiz şartlarında mutlaka pasif sigaraya maruziyet sorgulanmalı ve aile bu konuda bilgilendirilmelidir

    ASTIMLI ÇOCUKLARDA ÖNEMLİ ÇEVRESEL ALLERJENLER NELERDİR VE HANGİ KONTROL YÖNTEMLERİ KULLANILMALIDIR?

    EV TOZU AKARINI NASIL AZALTALIM?

    Ev tozu akarı hem dünyada hem de ülkemizdeki en önemli iç ortam allerjenidir.
    • Ev tozu akarı insan derisinden dökülen parçacıklar ile beslenir
    • Erişkin bir yetişkin günde 0.5-1 gr deri artığı döker ki günde 100 000 ev tozu akarını beslemek için yeterli bir miktardır.
    • Yatak, yorgan, halılar, mobiyalar ev tozu alerjenleri için önemli kaynaklardır.
    • Bunların temizliği sırasında alerjenler havalanabilir ve inhale edilebilir

    Ev tozu akarı başarılı bir şekilde azaltılabilir mi?
    Ve bu önlemler hastaların klinik bulgularında bir farklılığa yol açar mı?

    Gereksiz zaman ve para harcanmaması için hastalar ev tozu akarını azaltmaya yönelik önlemler konusunda doğru bilgilendirimelidir
    • Uyku süresince büyük miktarda alerjene maruziyet nedeni ile klinikte en önemli bölgelerdendir
    • Allerjen –geçirgen olmayan yatak ve yastık kılıflarının kullanılması VE
    • Yatak materyalinin sıcak su ile yıkanması (>55 C) yatak odasında ev tozuna maruziyeti azaltmak için en etkili yöntemdir ve ev tozu alerjeni miktarını anlamlı olarak azaltır
    Anti-alerjik kılıflara ek olarak akarasid ya da anti-mite şampuan vb gibi bazı kimyasal maddelerin kullanılmasının ek bir faydası olmadığını göstermiştir
    Kuru temizleme
    • Tüm canlı ev tozu böceklerini öldürür!
    • Fakat alerjen konsantrasyonunu azaltmaz!

    HAYVAN ALLERJENLERİNİ NASIL AZALTALIM?

    • Küçük kemirgenler ve kuşlar dahil olmak üzere tüm sıcakkanlı hayvanların idrar, dışkı ve tükrükleri alerjik reaksiyonlara yol açabilir
    • Hayvanlara ait alerjenleri çok küçüktür, yapışkandır ve yüzeylere yapışır
    • Hayvan alerjenlerinin evlerden okul vb gibi toplumsal yerlere taşınması rapor edilmiştir. Bu neden ile ev hayvanı olmayan çocuklarda bile hayvan alerjisi olabilir
    • Evde hayvanlarla ilişkili alerjenleri ortadan kaldırmak için en etkin yöntem hayvanın gitmesidir
    • Hayvan gittikten sonra bile alerjenleri ortadan kaldırmak için iyi bir temizlik gerekir
    • Alerjen düzeyindeki azalmalar aylar alabilir, halıların ve kumaşlı mobilyaların kaldırılması bu süreyi kısaltır

    Eğer hayvan evden gitmiyor ise,
    • Hayvan yatak odasına sokulmamalıdır
    • Hastanın yatak odasının kapısı kapalı tutulur
    • Halılar ve kumaşlı mobilyalar mümkün olduğunca kaldırılmalı ve varolan bu tür materyal mümkün olduğunca hayvandan izole edilmelidir

    HAMAM BÖCEĞİ ALLERJENLERİNİ NASIL AZALTALIM?
    • Hamam böceği genellikle karanlık, nemli, ılık ortamları sever
    • Hamam böceği alerjenlerinin evden temizlenmesi çok kolay değildir
    • Profesyonel hamam böceği eradikasyonunun etkinliği tam olarak kanıtlanamamış olmasına rağmen elimizdeki tek seçenektir
    • Amaç sadece yaşayan hamam böceklerini elimine etmek değil ayrıca hamam böceği artıklarını ortadan kaldırmaktır
    • Özellikle kalabalık apartmanlarda yaşayan ailelerde infestasyonun tekrarı çok önemli bir problemdir .Kimyasal olarak ilaçlama dışında hamam böceklerinin kullandığı yiyecek ve su kaynaklarının ortadan kaldırılması gibi temel temizlik önlemleri çok önemlidir.
    • Boş poşetler,boş şişeler, gazete kağıtları vb gibimaddeler hamamböceklerinin sıklıkla sevdikleri bölgelerdir ve evde depolanmamaları gerekir!

    ÇEVRESEL SİGARA DUMANINA MARUZİYET ASTIMIN OLUŞMASINDA VE ŞİDDETİNİN ARTMASINDA ÇOK ÖNEMLİ BİR ÇEVRESEL FAKTÖRDÜR

    • Ailelere sigara içmemeleri / ya da içecekler ise ev dışında içmeleri gerektiği söylenmelidir
    • Hekimler sigarayı bırakma aktiviteleri konusunda bilgi sahibi olmalı gerekirse aileyi yönlendirebilmelidir
    • Hastanın aktif sigara içimi? Ya da arkadaşlar/ akrabalar/ bakıcı vb gibi olası sigaraya maruziyetin diğer kaynaklarıda araştırılmalıdır

    Prof.Dr. Fazilet Karakoç