Kategori: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları

  • Çocuklarda bahar alerjisi

    Bahar Alerjisi Hakkında

    Kış mevsiminin bitmesiyle birlikte Mart ve Nisan aylarında baharın güzel günleri bizleri bekliyor. Bahar ayı hepimizin sevdiği aylar olmakla birlikte dikkat etmemiz gerekenler vardır. Bahar aylarında sıklıkla bahar yorgunluğu, grip, soğuk algınlığı, ishal gibi hastalıklar yanında alerjik hastalıkların belirtileri de kendini göstermektedir. Allerjik hastalıklardan ise alerjik nezle, göz allerjisi ve astım bahar ayının en önemli hastalıklarıdır.

    Bahar alerjisi nedir?
    Bahar ayları olan mart, nisan ve mayısta polenlerin havaya yayılmasıyla birlikte burun kaşınması, hapşırma, nezle, burun tıkanması, gözlerde sulanma, kaşınma gibi alerjik nezle, göz alerjisi belirtilerinin görülmesine bahar.alerjisi denir.

    Bahar aylarında ayrıca sık sık öksürük, nefes sıkışması gibi astım belirtileri de görülebilmektedir. Çocuklarda genellikle alerjik nezle astımla birlite görülür.

    Bahar alerjisine polen alerjisi olarak da bilinmektedir. Çünkü bahar alerjisinin asıl nedeni polenlerin olması nedeniyledir.

    Bahar alerjisinin belirtileri nelerdir?
    Bahar alerjisi alerjik nezle, göz alerjisi ve astıma neden olabilfiği için bu hastalıkların belirtilerinin bahar aylarında görülmesiyle kendini göstermektedir.

    Bahar alerjisi bahar aylarında sık nezle, burun tıkanması, peşpeşe hapşırma, burunda kaşınma, damakta kaşıntı, kulakta kaşıntı, sık burun kanaması gibi alerjik nezle belirtileri, gözlerde sulanma, kaşınma gibi göz alerjisi belirtileri, sık öksürük, nefes sıkışması gibi astım belirtileri bahar alerjisinin en önemli belirtileridir.

    Bu belirtiler özellikle bahar aylarında oluyorsa bahar alerjisi mutlaka akla gelmelidir.

    Bahar alerjisi olan çocuklar kokulara çok hassastır. Bahar alerjisi gözde, burunda ve akciğerde hasarlar oluşturmaktadır. Bu nedenle burun, göz ve akciğerler aşırı hassastır. Kokulara da aşırı hassas olurlar. Bahar alerjisi olan çocuklar kokulara aşırı hassas oldukları için çamaşırların parfümsüz detarjanla yıkanması ve ev temizliğinde kokusun ürünlerin kullanılması önemlidir.

    Bahar alerjisi yorgunluk yapar ve okul başarısını etkiler. Bahar alerjisi olan çocukların genellikle burunları tıkalı olduğu için uyku kaliteleri de bozulur. İyi bir uyku alamayan çocuklar ise gün boyu kendilerini yorgun ve halsiz hisseder. Bu da okul başarısını ciddi bir şekilde etkilemektedir.

    Bahar alerjisi belirtileri ne zaman başlar?

    Bahar alerjisi belirtileri Mart ayında başlar. Mar ayında ilk ortaya çıkan polenler ağaç polenleridir. Nisan Mayıs ayında ise ot polenleri kendini gösterir. Temmuz ayından ekim ayına kadar ise yabani ot polenleri kendini gösterir. Hangi polenin alerji yaptığının öğrenilmesi ne zaman önlem alınacağının öğrenilmesi açısından çok önemlidir.

    Çiçek açan bitkiler mi yoksa çiçeksiz bitkiler mi daha çok polen yayar?
    Bitkiler üremek için polen yayar. Çiçekli bitkilerin polenleri böcekler tarafından taşındığı için havada daha az bulunur. Bu sebepten polen allerjisine daha az neden olmaktadır. Çiçeksiz bitkilerin polenleşmesi ise rüzgarla olmaktadır. Bu sebepten polen mevsiminde havada çok fazla miktarda polen bulunmaktadır.

    Bahar alerjisi teşhisi nasıl konulur?
    Bahar alerjisi belirtileri gösteren çocuklar “çocuk allerji uzmanları” tarafından dikkatli bir şekilde değerlendirilmelidir. Teşhis koymak için bazı testler yapılmaktadır. Bu testlerden en önemlisi ciltten yapılan allerji testleridir.

    Alerji testleri bize teşhis koydurmada çok fazla katkı sağlamaktadır. Bu teste gore teşhis konulacak, bu teste gore tedavi planlanacaktır. Belki de bu teste gore immunoterapi dediğimiz aşı tedavisi yapılacak.

    Çocuklar yetişkinlerin minyatürü değildir. Bu sebepten çocuklarda yapılacak test ve teknik de değişmektedir. Doğru teknikle, doğru alerjenlerle yapılacak test çok önemlidir. Ayrıca çapraz reaksiyonları da değerlendirebilecek düzeyde eğitim almış olmak gerekmektedir. Tek başına allerji testleri teşhis koydurmamaktadır. Alerji uzmanları tarafında çocuktaki belirtiler ile allerji test sonuçları arasında değerlendirme yapılarak kesin teşhis konulmalıdır.

    Alerji testlerini kandan yaptırılabilir mi?
    Kandan allerji testleri çok doğru sonuç vermeyebilir. Ayrıca kandan yapılan testler çok pahalıdır. Bu sebepten en doğru sonucu ciltten yapılan allerji testleri verdiği için kan yerine ciltten yapılan allerji testleri tercih edlmektedir. Sadece ciltte problemi olan veya cilt testlerini etkileyen ilaç kullanan çocuklarda bu testi kandan yapmaya tercih etmekteyiz.

    Alerji testleri kaç yaşında yapılır?
    Allerji testleri yenidoğan döneminden itibaren yapılabilmekle birlikte polen allerjisi için alerji testi genellikle 2 yaşından sonra tercih edilmektedir. Bunun sebebi alerji gelişebilmesi için en az iki polen mevsimi ile karşı karşıya kalmak gerektiği içindir.

    Bahar alerjisi teşhisi neden önemlidir?
    Bahar alerjisi sık sinüzit, geniz eti büyümesi, sık kulak iltihabı gibi sonuçlara neden olabilir. Okul performansını çok etkiler. Allerjik nezleli her beş çocuktan birisi ilerde astıma ilerleyebilir. Bu sebepten teşhis önemlidir.

    Bahar alerjisinin tedavisi?
    Doğru teşhis konulduktan sonra bazı ilaçlarla tedavi edilebilir. Tedavi başarısı %100’e yakındır.
    Bahar alerjisi tedavisinde korunma, ilaç tedavisi ve aşı tedavisi uygulanmaktadır.

    Bahar ayalarında polenlerden korunmak için ne gibi önlemler alınmalıdır?

    Allerjik nezle, astım gibi polenlerin neden olduğu bir alerjik hastalığı olan çocuklar bazı önlemler almalıdır. Örneğin evden çıkarken mutlaka güneş gözlüğü takılarak polenlere temas önlenmelidir. Ağız yerine burundan nefes alıp verilerek burnun filtre görevi yerine getirilmelidir. Polenlerin yoğun olduğu günlerde dışarıda fazla dolaşılmamalıdır. Dışarıda kalındığı sürece her fırsatta yüzler ve burunlar suyla yıkanarak polenlerden temizlenilmelidir. Dışarıda vakit geçirilmişse eve gelince kıyafetler değiştirilip duş alınmalıdır. Polenler kıyafetlerimize de yapışmaktadır.

    Bahar alerjisi tedavisinde aşı tedavisi etkili midir?
    Aşı tedavisi dediğimiz immunoterapi tedavisinin başarısı çok yüksektir. Bu tedavi ile ilaç kullanım ihtiyacı azalacak, astım hastalığına ilerlemesi engellenecektir. Aşı tedavisinde cilt altına enjeksiyon ve dil altı damla şeklinde metotlar vardır. Her iki yöntem de hastalığın ciddiyeti, alerjen tipine göre seçilirse başarılı sonuçlar sağlamaktadır. Ancak çocuklarda aşı tedavisinin hangi alerjenden oluşması gerektiği ve hangi dozlarda uygulanması gerektiği sadece ve sadece çocuk alerjisi uzmanlarınca yapılmalıdır. Aksi takdirde tedavinin başarısız olmasına ve hatta çok ciddi yan tesirlerle karşı karşıya kalınabilir.

    Bahar alerjisinde aşı tedavisi kimlere yapılır?
    Polen alerjisi nedeniyle astım ve alerjik nezle gelişen çocuklara yapılması tavsiye edilir. Öncelikle bahar ayında sık hapşıran, sık gözleri kaşınan, burnu tıkanan, öksürük, nefes sıkışması gibi astım ve alerjik nezle belirtileri olan çocuklara ciltten alerji testi yapılır ve test sonucuna göre ve çocuğun çıkan alerjiden etkilenip etkilenmediğine göre karar verilir. Cilt testinde polen alerjisi saptanmış ve bahar ayında da şikayetler artıyorsa aşı yapılması gündeme gelebilir. Çocuklara aşı tedavisi gerekliliği ve nasıl yapılacağı konusunda tek yetkili uzmanlar çocuk alerji uzmanlarıdır.

    Aşı tedavisine kaç yaşında başlanabilir?
    Dilaltı aşılar 3 yaşından sonra başlanırken cilt altı enjeksiyon şeklindeki aşılar 5 yaşından sonra başlanabilir.

    Aşı tedavisi kaç türdür?
    Aşı tedavisi üç türdür. Dilaltı damla, tablet ve cilt altına enjeksiyon formları vardır. Cilt altı aşılar da iki türdür. Yıl boyu yapılan ve mevsim öncesi olmak üzere iki türdür. Hangi aşının hangi çocuğa yapılacağını sadece çocuk alerji uzmanları karar vermektedir.

    En sık yapılan yanlışlar nelerdir?

    Tek başına allerji testleri tanı koydurmadığı gibi eğitim almamış hekimlerce yapılan testlerle teşhisi konulmaya çalışılması da çok yanlıştır. Allerji testleri doğru teknikle yapılmalı, allerji uzmanlarınca yorumlanmalı ve doğru teşhisi konulmalıdır.

    Önemli notlar

    Bahar ayında astım, allerjik nezle ve göz allerjisi belirtileri oluyorsa incelenmelidir.

    Allerji testleri doğumdan 18 yaşına kadar olan çocuklarda çocuk allerji uzmanlarınca yapılmalıdır.

    Polen mevsiminde polenlerin yoğun olduğu saatlerde dışarıda olmamaya gayret gösterilmeli, ağız yerine burundan nefes alıp verilmelidir.

    Polen mevsiminde polen allerjisi olanlar veya ailesinde allerjik hastalığı yoğun olanlar otomobillerinin polen filtresin değiştirmeli, hepa filtreli klimalar kullanılması uygundur.

    Gözlerin polenerden korunması için bahar aylarında güneş gözlüğü veya normal gözlük kullanılmalıdır. Akşamları eve gelince mutlaka kıyafetler değiştirilmeli ve duş alınmalıdır. Evden işe gidilince yüz yıkanıp ağız ve burun su le gargara edilerek polenler uzaklaştırılmalıdır.

    Bol su ve meyva suyu içmek çocukların daha zinde olmasını sağlayacaktır.

    Bahar ayında çocuklarınızda alerjik hastalıkların belirtileri görülüyorsa mutlaka bir çocuk alerji uzmanına başvurun. Erken teşhis çok önemlidir. Bahar ayının verdiği ipuçlarını değerlendirmek gerekir.

  • Alerjik astım

    Alerjik Astım Nedir?
    Astım, hava yollarında çeşitli nedenlerle oluşan hasarlanma sonucu meydana gelen hassasiyet ile sık sık öksürük, hırıltı, nefes daralması gibi şikayetlerinin görülmesidir. Astım hastalığınaalerjik bronşit veya spastik bronşit de denilmektedir.

    Çocuklarda Astım Sıklığı
    Bilimsel araştırmaların bize vermiş olduğu sonuçlara göre ; astımın çocuklarda görülme sıklığı %10-20 civarındadır. İstanbul genelinde ise her 7 çocuktan birinde astım vardır.

    Aşağıdaki belirtilerden herhangi biri çocuğunuzda mevcutsa astım hastalığında şüphelenilmelidir:

    Çocuğunuzun göğsünde özellikle nefes verme sırasında hırıltı (hışıltı) sesi duyulması

    Sık sık öksürük olması, öksürüğün özellikle geceleri artması ve şiddetli öksürükten dolayı uykudan uyanma

    Tekrarlayan hırıltı (hışıltı)

    Sık sık ve tekrarlayan nefes sıkışması

    Öksürüklerin özellikle bazı mevsimlerde artış göstermesi

    Hareketin artması halinde (egzersiz, oyun oynama, koşma gibi) veya terlediği zaman öksürük ve hırıltının artış göstermesi

    Sık sık gribal enfeksiyon sonrası öksürük ve nefes sıkışmalarının olması ve bu şikayetlerin 2 haftadan uzun sürmesi

    Sigara, deterjan, boya gibi kimyasal madde kokularına karşı aşırı hassasiyet

    Çocukta egzema, alerjik nezle görülmesi

    Ailede veya akrabalarda astım, alerjik nezle, egzema, gıda alerjisi, ilaç alerjisi gibi alerjik hastalıkların olması (alerjik hastalıklar genellikle genetik olarak ortaya çıkar ve ailenin diğer bireylerinde de görülebilir.)

    Öksürük, nefes darlığı gibi belirtilerin ventolin, bricanyl gibi nefes açıcı sprey veya nebul tedavileri ile rahatlaması

    Astımda Görülen Öksürüğün Diğerlerinden Farkı

    Öksürük özellikle uyuduktan 1-2 saat sonra veya sabaha doğru olur,

    Öksürük veya hışıltı nedeniyle gece uyanma olur,

    Oyun oynadıktan veya egzersiz yaptıktan sonra öksürük artar, çok fazla gülmek ve çok fazla ağlamak öksürüğü şiddetlendirir.

    Öksürük inatçı olup, balgam çok zor sökülür.

    Astım Teşhisi
    Astım belirtileri olan çocukların “Çocuk Alerjisi” uzmanlarınca değerlendirilmesi şiddetle önemlidir.
    Çocuk alerji uzmanının muayenesinin ardından eğer astım düşünülüyorsa gerekli testlerin yapılması gerekir. Çocuklarda astım %80-90 alerjik olduğu için ciltten alerji testi yapılması oldukça ehemmiyetlidir. 6 yaşından büyük çocuklarda solunum fonksiyon testleri yapılır. Verilen nefeste NO testi yapılabilir. Gerekli olan durumlarda kan testleri ve ter testi yapılır ve bu sonuçlara göre çocukta astım olup olmadığına karar verilir.

    Alerji testleri alerjik hastalığın ne olduğuna göre farklılık göstermektedir.
    Cilt alerjileri, egzama, gıda alerjileri gibi asıl sebebin gıda alerjisi olduğu düşünülen alerjik hastalıklarda 1. aydan itibaren alerji testi yapılabilmekle birlikte ; astım ve alerjik nezle gibi daha çok polen, ev tozu akarı benzeri nefes yoluyla alerji oluşturan alerjik hastalıklarda 1-2 yaşından sonra yapılması uygun görülmektedir.

    Astım Tedavisi
    Astım tedavisi çocuklarda olumlu sonuçlar vermektedir. Sebep olan alerjenden korunma, ilaç tedavisi ve dil altı damla ve cilt altı enjeksiyon olarak iki ayrı aşı tedavisi bulunmaktadır. Tedavi seçiminin hastaya göre belirlenmesi ve ilaçların doğru teknikle kullanılması tedavi başarısındaki en önemli unsurlardır.

  • Alerjik rinit alerjik nezle

    Alerjik Rinit (Nezle) Nedir?
    Alerjenlere burun mukazasının alerjik reaksiyonu sonucu nezle, burun tıkanması, hapşırma, burun, göz, kulak ve boğaz kaşınması belirtileri ile kendini gösteren hastalıktır.

    Alerjik nezle belirtileri genellikle gribal enfeksiyon belirtileri ile karışır. Alerjik nezle belirtilerinin tekrarlayıcı olması nedeniyle gribal enfeksiyondan ayrılır. Alerjik nezlede ilave bir hastalık yoksa ateş olmaz. Peş peşe hapşırmaların olması da gribal enfeksiyondan ayırmada önemlidir. Özellikle polenlere alerjisi olan kişilerde alerjik nezle belirtileri bahar aylarında artar.

    Türkiye’de alerjik nezle sıklığı %3 ile 36 arasında değişmektedir. Alerjik nezle belirtileri varsa mutlaka çocuk alerji uzmanı tarafından incelenmelidir. Neye alerjinin olduğu bulunulmalı ve gerekli durumlarda alerji aşıları yapılmalıdır.

    Alerjik Nezle Sıklığı
    Alerjik nezle sıklığı dünyada olduğu gibi Türkiye’de de artmaktadır. Alerjik nezle dünya nüfusunun %20 ile %40’ını etkilediği görülmektedir. Ülkemizde bugüne kadar yapılan çalışmalarda alerjik nezlenin sıklığı çocuklarda %2.9 ile %39.9 arasında olduğu görülmektedir. Son 10 yılda da sıklık giderek artmaktadır.

    Alerjik nezlenin dünyada sıklığının artışı hakkında birçok neden öne sürülmektedir. Çocuklarda batı tipi beslenmenin daha sık olması, fazla kilo alınması, hava kirliliği, hijyen gibi bir çok faktör üzerinde durulmaktadır.

    ALERJİK NEZLENİN BELİRTİLERİ
    Alerjik nezlenin en önemli belirtileri sık tekrarlayan nezle (sulu ve bol), burun kaşıntısı, burun tıkanması ve ard arda en az 4-5 defa olan hapşırmadır.

    Bu belirtilerin dışında kulak kaşıntısı, yumuşak damak ve boğazda kaşıntı, tat ve koku bozukluğu, sık sık burun kanaması olabilir.

    Birlikte göz alerjisi varsa gözlerde sulanma, kaşınma da olabilir.

    Geniz akıntısına bağlı öksürük, geniz akıntısının yutulması sonucu kusma, karın ağrısı ve iştah azalması gelişebilir.

    Ayrıca kulakta sıvı birikmesi nedeniyle işitme azalması yapabilir.

    Alerjik nezle enfeksiyonlara eğilim yarattığı için sık sık sinüzite neden olabilir.

    Burun tıkanmasına bağlı ağız sürekli açık kalması nedeniyle sık boğaz enfeksiyonu gelişebilir. Geniz akıntısı geniz eti büyümesi yaparak horlamaya neden olabilir. Gerek geniz eti büyümesi gerek burun tıkanması nedeniyle uyku kalitesi bozulur. Genel bir yorgunluk ve bitkinlik hali vardır. Bunun sonucunda da iyi uyku alamayan çocuk okulda da başarısız olur. Ağzı açık kalan çocukta diş çürümesi de kolay gelişir.

    Sınav süresince burnu tıkalı veya burnu devamlı akan, gözleri kaşınan bir çocuğun sınavda başarısı mutlaka etkilenir.

    Alerjik nezleli çocukların alt göz kapakları altında deri renginde koyulaşma da görülür. Bu koyulaşmanın nedeni bu bölgedeki damar içindeki kanın birikmesi sonucu deri rengini koyulaştıran hemosiderin denilen pigmentin birikmesi nedeniyledir.

    Burunun sık sık yukarı doğru silinmesi ile burun üstünde çizgilenme görülebilir. Burun kaşınması ve akıntı nedeniyle alerjik selam olarak bilinen burnun aşağıdan yukarı doğru silinme hareketi yapılır ki bu duruma “alerjik selam” denilir.

    Burun üstünde cilt kızarık olabilir. Gözlerde kızarma, göz kapaklarında şişme görülebilir.

    Burun içinde polip denilen şişlikler görülebilir. Bu de nefes almayı zorlaştırabilir. Polipler alerjik nezleli çocukların %5’inde görülür.

    6 aylık bebekte alerjik rinit bildirilmesine rağmen çoğunlukla klinik belirtilerin ortaya çıkmasından önce 2 veya daha fazla mevsim geçmesi gerekir. Bu nedenle genelde 2 yaşında büyük çocuklarda görülmektedir. Ancak alerjik nezle belirtileri olan 2 yaş altındaki çocuklar da alerjik nezle yönünden incelenebilir.

    Ergenlik döneminde de tek başına alerjik nezle belirtilerinin görülmesi pik yapmaktadır.

    Özellikle egzamalı bir çocukta peş peşe hapşırma, nezle ve gözlerde sulanma sık sık oluyorsa alerjik nezle yönünden araştırılmalıdır.

    ALERJİK NEZLENİN NEDENLERİ
    Genetik
    En önemli neden genetiktir. Ailede alerjik nezle veya astım veya diğer alerjik hastalığın olması alerjik nezle gelişmesi için önemli bir risk faktörüdür.

    Erkek çocuklarda alerjik nezle daha çok görülür
    Alerjik nezle erkek çocuklarda daha sık görülür.

    Alerji testi pozitif olanlarda alerjik nezle gelişime olasılığı yüksektir.
    Alerji testinde polen, ev tozu mite’ları gibi havada bulunan alerjenlere alerji saptanmışsa alerjik nezle gelişme olasılığı yüksektir. Ayrıca besin alerjisi saptanmışsa da alerjik nezle gelişmesi için bir risk oluşturur.

    Nemli ve küflü ortamlar alerjik nezle gelişme riskini artırır
    Nemli ve küflü bir ev ortamı da alerjik nezle gelişmesini artıran bir risk faktörüdür.

    Çocuğun doğduğu mevsim bahar ve yaz ayı ise alerjik nezle riski artar
    Bahar ve yaz aylarında doğan çocuklarda alerjik nezle gelişme riski daha yüksektir. Yeşil alanda yaşayanlarda veya hava kirliliğinin yoğun olduğu bölgede yaşayanlarda da alerjik nezle gelişme riski yüksektir.

    Alerjenler alerjik nezle riskini artırır
    Alerjenler alerjik nezle gelişmesinde çok önemlidir. En önemli tetikleyici faktör havada bulunan alerjenlerdir. Mevsimsel alerjik nezlede polenler önemli bir tetikleyiciyken yıl boyu alerjik nezle belirtileri olan çocuklarda ev tozu mite’ları, küfler, evcil hayvanlar ve hamamböcekleri önemli tetikleyicilerdir.

    Sigara dumanı alerjik nezle riskini artırır
    Sigara dumanına maruz kalma hem alerjik hastalığın şiddetini artırmakta hem de alerji gelişmesine katkıda bulunmaktadır.

    Hava kirliliği alerjik nezle riskini artırıyor
    Hava kirliliği alerjik nezle gelişmesinde önemli rol oynadığı düşünülmektedir.

    ALERJİK NEZLENİN TEŞHİSİ
    Alerjik nezle belirtileri olan bir çocuğun muayene bulguları tamamen normal olabilir. Burun üstünde çizgilenme, göz altlarındaki cildin koyulaşmanın olup olmadığına bakılmalıdır. Çok dikkatli bir öykü alınmalıdır.

    Alerji testi
    Alerjik nezle düşünülen çocuğa ciltten alerji testi yapılır. Neye alerji olduğu anlaşılır. Ayrıca alerji testiyle aşı tedavisi gerekip gerekmediği değerlendirilir.

    Alerji testi kaç yaşında yapılır?
    Ciltten alerji testi alerjik nezle için 1 yaşından itibaren yapılabilir. Alerji testi 1-2 aylıktan sonra yapılabilmesine rağmen alerjik nezleli çocuklarda 1 yaşından büyüklerde yapılması uygundur. Çünkü ev tozu mite’ları ve polenlere alerji gelişmesi için belirli bir süre geçmesi çocuğun bu alerjenlerle karşılaşması gerekir.

    Alerji testini hangi uzman yapmalıdır?
    Alerji testinin de bu konunun uzmanı olan çocuk alerji uzmanlarınca yapılması çok önemlidir. Çünkü bu testle teşhis konulmakta ve tedavi planlanmaktadır. Bu testler aşı yapılıp yapılmayacağına ve aşı yapılacaksa hangi alerjenlerle karışım hazırlanacağına karar verilmektedir. Bu nedenle bu konuda eğitim alan çocuk alerji uzmanlarınca yapılması gerekir. Aksi takdirde yanlış teşhisle 3-5 yıl gibi sürecek uzun soluklu tedavinin yanlış yapılmasıyla karşı karşıya kalabilirsiniz.
    Test sonucu kullanılan alerjenlerden de etkilenmektedir. Test uygulama tekniği, alerjenlerin kalitesi, test yapan hekimin çocuk alerji uzmanı olması gibi faktörlerle test sonucu değişebilmektedir.

    Alerji testi kandan mı ciltten mi yapılmalıdır?
    Kandan yapılan alerji testlerinin pahalı olması, geç çıkması ve cilt testine göre daha az sıklıkta pozitif olması nedeniyle ciltten alerji testi yapılması tavsiye edilir. Ayrıca kandan yapılan alerji testinde kullanılan cihazın kalitesi de test sonucunu etkileyebilir.

    Kanda alerji düzeyi (IgE) teşhiste önemli mi?
    Kandan bakılan IgE düzeyinin yüksek olması bize sadece alerji testinde alerji çıkma olasılığının yüksek olduğunu gösterir. Ancak IgE seviyesi yüksek olan çocuklarda alerji testinde alerji çıkmayabileceği gibi düşük seviyede olanlarda da alerji testinde alerji çıkabilir. Bu nedenle bu testin teşhiste yeri çok sınırlıdır.

    Nazal provakasyon testleri:
    Sadece araştırma amaçlı kullanılan bir testtir. Teşhiste şüpheli durumlarda yapılmaktadır.

    Nazal smear:
    Burun akıntısının incelenmesidir. Burun akıntısı boyama teknikleri ile incelenir. Eozinofili sayısı %10 üstünde ise alerjik nezle ihtimalini kuvvetlendirir.

    Sonuç olarak alerjik nezle teşhisi deneyimli hekimler tarafından alınan ayrıntılı öykü ve gerekli testler (alerji testleri ve duruma göre diğer testler) ile teşhis konulur.

    ALERJİK NEZLENİN TEDAVİSİ

    Alerjik nezle tedavisi korunma (Alerjik olunan alerjenlerden ve tetikleyicilerden korunma), ilaç tedavisi, immünoterapi (Aşı tedavisi), cerrahi, eğitim, tamamlayıcı tedaviden oluşmaktadır. Bir de alternative tedaviler vardır. Tedavide başarının sırrı alerji uzmanlarınca doğru tanı konup doğru tedavi yapılmasıdır. Öncelikle alerjik nezlenin ciddiyeti belirlenmeli ve hastalığın ciddiyetine gore tedavi düzenlenmelidir.

    1. Korunma Tedavisi
    Alerjik rinitte uygulanan korunma ile astımda korunma benzerdir. neye alerjisi varsa ona göre korunma uygulanmalıdır. Ev tozu mite alerjisi varsa mite’lara karşı korunma önlemleri almak gerekir. Polenlere alerji varsa polenlerden korunmak gerekir.

    2. İlaç Tedavisi
    * Hastanın şikayetlerine göre ve ciddiyete göre düzenleme yapılmaktadır.
    * Otrivine ve iliadin gibi ilaçlar en fazla 7 gün kullanılır. Bu süreden sonra etkisi kaybolur ve kullanmaya devam edilirse burun tıkanması daha fazla olm aya başlar.
    * Antihitaminiklerin hapşırma, burun kaşınması ve nezleye daha çok faydası olup burun tıkanmasına faydası fazla olmaz. 1 saat içinde etki başlar.
    * Uyku yapamayan 2. jenerasyon antihistaminiklerin belirgin bir yan etkisi yoktur.
    * Nazal steroidler ilaçlar doktor gözetiminde verilmelidir. Bu ilaçlar uzun süre kullanıldığında yan etkileri görülebilir.
    * Nazal steroidler baş ağrısı, bulantı ve kusma, tat ve koku duyusu kaybı, baş dönmesi, anaflaksi, ürtiker, anjioödem ve bronkospasm gibi nadiren yan etkiler görülebilir. Ayrıca burunda yanma ve sızlama (%5-10), hapşırma, sinüs konjesyonu, göz sulanması, boğaz irritasyonu, ağızda kötü tat, kanlı akıntı (%5), nasal septum perferasyonu görülebilmektedir. Bu nedenle doktor kontrolünde tedavi yapılmalıdır.
    * Montelukast ilaçlar 6 yaş altındaki bazı hastalarda uygulanabilmekle birlikte antihistaminiklere büyük üstünlüğü olmadığı için tavsiye edilmiyor.

    * İntranazal antikolinerjikler Aşırı burun akıntısı olanlarda kullanılır.

    3. Aşı tedavisi (İmmunoterapi)
    Çocuklarda etkilidir. Ciddi alerjisi olan ve bu alerji yapan alerjenlerle karşılaşınca şikayeti olanlarda aşı tedavisi önerilir. Polenlere ve ev tozu akarlarına karşı yapılan aşı etkilidir.

    Ağızdan damla şeklinde veya deri altına enjeksiyonla yapılır. Enjeksiyonla yapılan daha etkilidir. 5 yıl süreyle uygulanır. Kısa süreli ve uzun süreli uygulanan aşılar vardır. Hastalığı tamamen iyileştirdiği ve daha sonra astım gelişmesini engellediği için öneriyoruz.

    Alerjen verildiği için sadece alerji uzmanlarınca uygulanmalıdır. Alerjen verildiği için 30 dakika içinde ciddi alerjik şoka neden olabilir. Bu nedenle aşı yapıldıktan sonra 30 dakika gözlemde tutulur. Bunun dışında aşı yapılan bölgede şişlik olabilir. Şişlik olursa buz konulmalıdır.
    Etkisi 1 yılda ortaya çıkar. 1 yıl içinde faydası olmamışsa iptal edilir.

    4. Cerrahi Tedavi
    Fonksiyonları etkileyen septumun anotomik değişiklikleri, kronik sinüzit, tedaviye dirençli iki taraflı nasal poliposis ve ilaçlara dirençli inferior türbinat hipertrofisi gibi durumlarda ameliyat gerekebilir.

    5. Alternatif ve Tamamlayıcı Tedaviler

    Tamamlayıcı ve alternatif tedavi etkinliği şimdiye kadarki delillerle tam olarak desteklenmediği için rutin kullanıma girmemiştir. Kontrollü yeni çalışmalara ihtiyaç vardır. Yan etkileri olabilir. Diğer ilaçlarla etkileşebilir

    Tamamlayıcı Tedaviler
    Bariyer tedavisi için buruna alerjenin girmesi engellenir. Bunun için nazal filtre, polen bloke eden kremler, selüloz toz, yüz maskesi ve gözlük, serum fizyolojikle burun ve sinüs yıkanması yapılabilir.
    Probiyotikler: Allerjik hastalık semptomlarına etkisi olabilir. Yeni çalışmalara ihtiyaç vardır.

    Alternatif tedaviler
    Akapunktur: Akapunktur etkinliğini için yeterli delil olmamasından dolayı ve olası komplikasyonalarından dolayı önerilmiyor.
    Homeopati: Benzer benzeri tedavi eder homeopatinin temel yasasıdır. Kaliteli çalışmalarda; faydalı bulan ve faydasız bulan çalışmalar var. Yeni çalışmalara ihtiyaç vardır.
    Şifalı bitkiler: Ciddi yan etkiler ve ilaç etkileşimleri olabileceği için ve rinit semptomlarına etkisi yetersiz olduğu için önerilmiyor.
    Rinofototerapi: Burun içine bir cihaz yardımıyla ışık verilerek yapılmaktadır. Faydalı bulan çalışmalarla birlikte rutin kullanıma girmemiştir.

    6. Eğitim
    Hastalara hastalığın yıl boyu veya tekrarlayıcı özellikleri, alerjen tetiklenmesinden kaçınması gerektiği, solunum yolları irritanları ve sigara içilmemesi gerektiği öğretilmelidir. Burun spreyin doğru bir şekilde kullanması öğretilmelidir.

    ALERJİK NEZLE İLE İLGİLİ EN SIK SORULAN SORULAR

    1- Alerjik nezle neden önemlidir?
    Alerjik nezle gemelde basite alınır ve doktora gidilmesine gerek olmadığı düşünülür. Ancak alerjik nezle önemlidir. Çünkü alerjik nezle iş ve okul performansını, öğrenme kabiliyetini etkiler.

    İş ve okul gitmemenin en büyük sebeplerindendir. Allerjik nezle ile astım, nazal polip, sinüzit, otitis media, alt solunum yolları enfeksiyonları, ve diş çürümeleri arasında ilişki vardır.

    Özellikle çocuklarda alerjik nezle ve astım birlikte görülme şansı yüksek olduğu için astım belirtileri yönünden de dikkatli bir şekilde incelenmelidir. Astımlı çocukların %75’inde alerjik nezle de vardır. Alerjik nezleli çocuklarda ise %20-40 oranında astım vardır.

    Alerjik nezle teşhisi konan ve astımı olmayan çocukların %20’sinde ilerde astım gelişme riski vardır.. Bu nedenle astım gelişmesinin de önlenmesi bakımından alerjik nezlenin tedavi edilmesi önemlidir.

    2- Alerjik nezle kaç çeşittir?
    Alerjik nezle sadece bahar aylarında görülüyorsa mevsimsel alerjik nezle, yıl boyu görülüyorsa devamlı (persistan) alerjik nezle adı almaktadır. Bu sınıflama günümüzde değişmiştir. Mevsimsel alerjik nezle aralıklı alerjik nezle ve devamlı alerjik nezle olarak sınıflanmaktadır. Devamlı alerjik nezlede belirtiler haftanın 4 gününden fazla olur ve 4 haftadan uzun sürmektedir. Alerjik nezlenin uykuyu, iş performansını etkilemesi ve günlük aktiviteleri etkileyip etkilememesine göre hafif, orta-ciddi olarak sınıflanmaktadır.

    3- Alerjik nezle için alerji testi kaç çeşittir?

    Alerjik nezle düşünülen çocuğa ciltten alerji testi yapılır. Neye alerji olduğu anlaşılır. Ayrıca alerji testiyle aşı tedavisi gerekip gerekmediği değerlendirilir.

    4- Alerjik nezle için alerji testini hangi uzman yapmalıdır?

    Alerji testinin de bu konunun uzmanı olan çocuk alerji uzmanlarınca yapılması çok önemlidir. Çünkü bu testle teşhis konulmakta ve tedavi planlanmaktadır. Bu testler aşı yapılıp yapılmayacağına ve aşı yapılacaksa hangi alerjenlerle karışım hazırlanacağına karar verilmektedir. Bu nedenle bu konuda eğitim alan çocuk alerji uzmanlarınca yapılması gerekir. Aksi taktirde yanlış teşhisle 3-5 yıl gibi sürecek uzun soluklu tedavinin yanlış yapılmasıyla karşı karşıya kalabilirsiniz.
    Test sonucu kullanılan alerjenlerden de etkilenmektedir. Test uygulama tekniği, alerjenlerin kalitesi, test yapan hekimin çocuk alerji uzmanı olması gibi faktörlerle test sonucu değişebilmektedir.

    5- Alerjik nezlede alerji testi kaç yaşında yapılır?

    Ciltten alerji testi alerjik nezle için 1 yaşından itibaren yapılabilir. Alerji testi 1-2 aylıktan sonra yapılabilmesine rağmen alerjik nezleli çcuklarda 1 yaşından büyüklerde yapılması uygundur. Çünkü ev tozu mite’ları ve polenlere alerji gelişmesi için belirli bir süre geçmesi çocuğun bu alerjenlerle karşılaşması gerekir.

    6- Alerjik nezle için alerji testi kandan mı ciltten mi yapılmalıdır?

    Kandan yapılan alerji tetslerinin pahalı olması, geç çıkması ve cilt testine göre daha az sıklıkta pozitif olması nedeniyle ciltten alerji testi yapılması tavsiye edilir. Ayrıca kandan yapılan alerji testinde kullanılan cihazın kalitesi de test sonucunu etkileyebilir.

    7- Alerjik nezle teşhisinde kanda alerji düzeyi (IgE) teşhiste önemli mi?

    Kandan bakılan IgE düzeyinin yüksek olması bize sadece alerji testinde alerji çıkma olsalığının yüksek olduğunu gösterir. Ancak IgE seviyesi yüksek olan çocuklarda alerji testinde alerji çıkmayabileceği gibi düşük seviyede olanlarda da alerji testinde alerji çıkabilir. Bu nedenle bu testin teşhiste yeri çok sınırlıdır.

    8- Alerjik nezleden korunma nasıl olur?

    Alerjik rinitin nedeni alerji testiyle belirlenir. Belirlenen alerjenin alerjik nezleyle ilişkisi araştırılır ve alerjik nezleye neden olduğu ortaya konursa o alerjenden korunmak gerekir. Örneğin ev tozu mite alerjisi varsa ev tozu mite’larına karşı önlem almak gerekir. Polenlere alerji saptanmışsa polenlere karşı önlem alınmalıdır. Küfe alerji saptanmışsa küflere karşı önlem almak gerekir.

    9- Alerjik rinit (Alerjik nezle) tedavisinde son gelişmeler nelerdir?

    Dekonjestanlar, nazal steroidler, antihistaminikler, mast hücre stalizörleri, lökotrien modifiye edici ilaçlar, antikolinerjikler, anti IgE ve antisitokin tedavileri uygulanabilmektedir. Hastanın şikayetlerine göre ve ciddiyete göre düzenleme yapılmaktadır..

    10- Burun tıkanması için kullanılan dekonjestanların zararı var mı?

    Otrivine ve iliadin gibi ilaçlar en fazla 7 gün kullanılır. Bu süreden sonra etkisi kaybolur ve kullanmaya devam edilirse burun tıkanması daha fazla olmaya başlar.

    11- Kortizonlu burun spreyleri güvenli midir?

    Bu tür ilaçlar kortizon içermesinden dolayı doktor gözetiminde verilmelidir. Bu ilaçlar uzun süre kullanıldığında yan etkileri görülebilir.

    12- Kortizonlu burun spreylerinin yan etkileri nelerdir?

    Baş ağrısı, bulantı ve kusma, tat ve koku duyusu kaybı, baş dönmesi, anaflaksi, ürtiker, anjioödem ve bronkospasm gibi nadiren yan etkiler görülebilir. Ayrıca burunda yanma ve sızlama (%5-10), hapşırma, sinüs konjesyonu, göz sulanması, boğaz irritasyonu, ağızda kötü tat, kanlı akıntı (%5), nasal septum perferasyonu görülebilmektedir. Bu nedenle doktor kontrolünde tedavi yapılmalıdır.

    13- Lokal alerjik nezle nedir?

    Alerjik nezle belirtileri olmasına rağmen alerji deri testleri veya kanda alerji testleri negatif olduğu durumda akla gelmelidir.Sadece burunda alerjiye eğilim olması durmuna “entopi” denir. Kesin teşhis buruna uygulanan provakasyon testleri ile yapılmaktadır.
    Lokal alerjik rinit teşhisinin konulması birçok alerjik nezleye benzeyen hastalıkların dışlanması ile konulmaktadır. Bu nedene de bu konuda eğitim almış ve deneyimli çocuk alerji uzmanlarınca konulması önemlidir.

  • Çocuklarda besin alerjisi

    Besin alerjisi nedir?
    Herhangi bir besinin alındıktan sonra bağışıklık sistemi tarafından yanlışlıkla yabancı olarak tanınıp buna karşı değişik mekanizmalarla vücudun reaksiyon göstererek alerji belirtilerinin ortaya çıkmasına Besin Alerjisi denir.
    Besin Alerjisi Sıklığı
    Besin alerjisi genellikle 1-2 yaşından önce görülmektedir ve 3 yaş altında görülme sıklığı %6 iken yetişkinlerde bu sıklık %1-2 civarına düşmektedir.

    En Sık Rastlanan Alerjik Besin Grupları

    Her besinin alerjik reaksiyonlara neden olması mümkün olmakla birlikte tüm alerjik besin reaksiyonlarının % 90’ından 8 temel besin sorumludur. Bunlar süt, yumurta, yerfıstığı, soya, buğday, ağaç fıstıkları (ceviz, badem, Antep fıstığı, vs), balık ve kabuklu deniz hayvanlarıdır.
    Besin alerjisi belirtileri
    Besin alerjisi belirtiler besin alımından sonra ağız etrafında kızarıklık, yüzde veya vücutta kızarıklık, kaşıntı, dil ve dudakta şişme, egzama belirtileri sıklıkla görülen belirtilerdir. Bu belirtilerden başka akciğerde hırıltı, öksürük, nefes sıkışması, burun akıntısı, burun tıkanıklığı kanlı kaka, kabızlık, kusma, şiddetli gaz ağrısı ve alerjik şok belirtileri gibi birçok belirtilere neden olabilir.
    Besin alerji teşhisi
    Çocuklarda besin alerjisini düşündüren durumlar oluştuğunda ciltten alerji testleri, kandan alerji testleri, alerjen besinlerin alımına ara verilmesi ve besin yükleme testleri gibi testler yapılarak çocuk alerji uzmanlarınca tanı konulmaktadır.

    * Gıda alerji testi
    Ciltten alerji testi, kandan alerji testi ve yama testi (patch) olmak üzere farklı yöntemler vardır. Sıklıkla ciltten alerji testi ve kandan alerji testi birlikte kullanılması önerilmektedir. Tek başına alerji testleri tanı koydurucu özelliği yoktur. Yükleme testleri ile doğrulanmalıdır. Alerji testlerinde alerji saptanmaması alerji olmadığını kanıtlamaz. Çünkü alerjinin farklı tipleri olmasından dolayı alerji testleri ile çıkmamasına rağmen farklı tip alerji olabilir.

    * Besin eliminasyonu
    Çocuk alerji uzmanı tarafından yapılan değerlendirme ve testler sonucunda şüpheli gıdlar belirlenir. Belirlenen gıdalar alerjik hastalığın tipine gore iki ile 4 hafta süreyle diyetten çıkarılır. Bu sure içinde diyetten çıkarılan gıdanın diline bile dokundurulmaması gerekmektedir. Çıkarılan diyet ile çapraz reaksiyon yapan gıdların da diyetten çıkarılması gerekir. Bu nednele bu eliminasyon diyetini çocuk alerji uzmanalarının planlaması çok önemlidir.

    * Besin yükleme testi
    Şüpheli gıdanın diyetten çıkarılması ile çocuktaki belirtilerin düzelmesinden sonra şüpheli gıdanın yüklemesi yapılır. Yükleme yapılmasonda alerji testi sonuçları çok önemlidir. Alerji testi sonuçlarına gore yükleme testinin nasıl yapılacağına karar verilmelidir. Bu test deneyimsiz hekimlerce yapılırsa çocuğun hayatını tehlikeye sokacak kadar kötü sonuçlara neden olabilir.

    * Besin günlüğü: Hergün bebeğin verilen besinler ve annesini emiyorsa annenin aldığı besinler her gün hangi saatte alındığı kayıt edilir. Bebekte görülen belirtiler de hangi saatlerde olduğu kayıt edilir. Besin günlüğü tutulması beslenme ve belirtiler arasında ilişki kurulmasında doktorlara çok önemli bilgi vermesi bakımından önemlidir.
    Besin Alerjisi Tedavisi

    * Diyet
    Besin alerjisi reaksiyonlarını önlemenin tek yolu çocuğun alerjik olduğu besin ve ürünlerinden kaçınmasıdır. Çok az miktarda alımları bile şiddetli reaksiyonlara neden olabileceği için dilini bile alerjik besine dokundurmamalıdırlar. Anne sütü alan bebeklerin anneleri de diyet yapması gerekir. Bebek mama kullanacaksa besin alerjisi tipine gore seçim yapılmalıdır. Örneğin inek sütüne alerjisi olan bebeklerin inek sütü içermeyen mamalar kullanması gerekir. Hangi mamanın kullanılacağına ve nasıl bir diyet uygulanacağına çocuk alerji uzmanı karar vermelidir.

    * Besin alerjisinde ilaç tedavisi
    Besin alerjisi tespit edilen çocuklarda bulguların ortaya çıkmasını engellemek amacıyla kullanılabilecek herhangi bir ilaç yoktur. Var olan belirtilerin ortadan kaldırılması amacıyla hafif reaksiyonlarda anti-histaminik ilaçlar ve kortizon türü ilaçlar kullanılabilir.

    * Besin alerjisinin aşı tedavisi
    Oral immünoterapi (Aşı tedavisi), hastaları desensitize (besine alıştırma) etmek ve kalıcı tolerans (besin alerjisinin düzelmesi) geliştirmek amacı ile küçük dozlardan başlayarak düzenli olarak artan dozlarda gıda alerjenlerinin ağızdan verilmesidir. Oral dezentizasyon yapılabilen gıdalar süt, yumurta, yer fıstığı, ceviz, kivi ve şeftalidir. Henüz araştırma aşamasında olup bazı merkezlerce yapılmaktadır. Başarılı sonuçlar bildirilmektedir.

    Besin Alerjisinde En Sık Sorulan Sorular

    1- Besinlere bağlı alerji testi kaç yaşında yapılabilir?
    Doğumdan itibaren yapılabilmekle birlikte sıklıkla 2 aylıktan sonra yapılabilmektedir.

    2- Besin alerjisi düzelir mi?
    Besin alerjisinin düzelip düzelmeyeceği hangi besine bağlı alerji olduğu, kaç çeşit gıdaya alerji olduğu, kaç yaşında teşhis konulduğu, teşhis konulduğunda besin alerjisinin şiddeti, astım ve alerjik nezlenin birlikte olup olmadığına göre değişmektedir. Süt yumurta, soya ve buğdaya alerji düzelme şansı yüksekken fıstık, balık ve deniz ürünlerine gelişen alerjinin düzelme şansı düşüktür.

  • Çocuklarda ilaç alerjisi

    İlaç alerjisi
    Hastalıkların teşhisinde ve tedavisinde kullanılan antibiyotik, ağrı kesici, lokal anestezik maddeler (diş çekimi ve küçük cerrahi işlemlerde kullanılan), genel anestezi ilaçları, radyolojide kullanılan radyonkontrast maddeler gibi çeşitli ilaçlara karşı gelişen istenmeyen veya beklenmeyen aşırı duyarlılık reaksiyonlarına ilaç alerjisi denilmektedir.

    Kullanılan ilaçların %15-25’inde istenmeyen ilaç reaksiyonları gelişmektedir. Ciddi olabilecek ilaç reaksiyonları ise %1-2 oranında görülmektedir.
    İlaç reaksiyonları ilaçların kesilmesine, yerine alternatif tedavilerin başlanmasına ve zaman alıcı tetkiklerin yapılmasına neden olabilmektedir.

    İlaca bağlı aşırı reaksiyonlar insanların yaşam kalitesini düşürmekte ve yakınlarının psikolojisini etkilemektedir. Bu nedenle ilaç alerjisi teşhisi konulması çok önemlidir. Çünkü gerçek ilaç alerjisi olmayan çocuklara gereksiz yere alternatif tedavi verilmesi ile karşı karşıya kalabiliriz. Ayrıca gerçek ilaç alerjisi olan bir çocuğa alerjik olduğu ilacın verilmesi ile çok ciddi ilaç reaksiyonlarıyla ve hatta ölümle sonuçlanabilecek alerjik şokla karşı karşıya kalabiliriz. İlaç alerjisi düşünülen çocuklara alerji riski düşük alternatif tedavi tercih edilmeli ve ilaç alerjisininkesin teşhisinin konulması için çocuk alerji uzmanlarına yönlendirilmelidir.

    İlaç alerjisi gelişimi
    İlaç reaksiyonları immünolojik ve immünolojik olmayan mekanizmalarla gelişebilmektedir.

    İmmünolojik olmayan mekanizmalarla gelişen ilaç reaksiyonlarında; ilaç doğrudan mast hücresi ve bazofiller dediğimiz hücrelere etki ederek bu hücreler içinde bulunan bazı maddeler
    salgılanır. Bu maddeler histamin, prostaglandin gibi ilaç reaksiyonuna neden olan maddelerdir. Özellikle ağrı kesici ilaçlar, tansiyon düşürücü olarak kullanılan ACE inhibitörü ilaçlar bu şekilde reaksiyonlar yapabilir.

    İmmünolojik tipte olan ilaç reaksiyonları ise Tip1, tip 2, tip 3, tip 4 ve nedeni bilinmeyen reaksiyonlar olmak üzere 5 farklı tipte ilaç reaksiyonlarına neden olabilmektedir. En ciddi ve ölümcül olabileni çok ani gelişen ve ölümcül olabilen Tip 1 alerjik reaksiyonlardır.

    İlaç alerjisi belirtileri
    İlaç alerjisinde en sık görülen belirti deride kaşıntılı döküntü olmasıdır. Bu kaşıntılı döküntüye ürtiker de denilmektedir. Göz kapaklarında ve dudakta şişme görülebilir, eklemlerde ağrılı şişme görülebilmektedir.

    Damar iltihabı dediğimiz vaskülit ve serum hastalığı da ilaç alerjisinin belirtisi olabilir.

    Bazen deride ve ağız içinde ciddi döküntü ve soyulmalar ile gide Steven Johnson sendromu, toksik epidermal nekroliz gibi ciddi cilt döküntüleri yapabilir.

    İlaç yan etkisinin tek belirtisi ateş de olabilir. İlaca bağlı ateş genellikle ilacın kesilmesinden 48-72 saat sonar ateşin düzelmesi ile anlaşılmaktadır.

    Serum hastalığı ise ilaç alımınından 6 ile 21 gün sonra ateş, halsizlik, ciltte döküntüler, eklem ağrısı ve lenf bezlerinde büyüme şeklinde belirti vermektedir.

    Bazen de ciddi ilaç alerjilerinde nefes sıkışması, tansiyon düşüklüğü, kramp tarzında karın ağrısı şeklinde alerjik şoka neden olarak ölüme neden olabilir.

    Başlıca ilaç alerjisi yapan ilaçlar şunlardır:
    -Penisilin, sefalosporinler, sulfanamidler ve diğer antibiotikler
    Penisilin alerjisi sıklığı %1 ile %10 arasında değişmektedir. Hayatı tehdit eden alerjik reaksiyon sıklığı ise yüz binde bir ile beş arasında değişmektedir.

    -Radyokontrast maddeler
    Hem alerjik hem alerjik olmayan reaksiyonlara neden olurlar. Alerjik olmayan ilaç reaksiyonları radyokontrast madde vermeden önce bazı ilaç reaksiyonlarını önleyebilen ilaçların verilmesiyle önlenebilir.

    -Lokal anestezikler
    Lokal anesteziklere karşı gelişen alerjik reaksiyonlar nadirdir. Reaksiyonlar genelde ilacın içinde bulunan koruyucu maddelere ve epinefrine karşıdır.

    -Genel anestezikler
    Genel anestezi esnasında anaflaksi gelişmesi oldukça nadirdir. Anestezi sırasında gelişen reaksiyonların %60 ile %70’i nöromusküler ilaçlara, %15’i latekse karşı gelişmektedir. Daha az sıklıkta ise hipnotiklere, antibiotiklere, plazma ürünlerine ve morfin benzeri ilaçlara alerji gelişebilmektedir. Anesteziden hemen sonra gelişen reaksiyonlar daha çok anestezik maddelere bağlı reaksiyonlarken anesteziden 1 saat sonra gelişen reaksiyonlar daha çok latekse ve kullanılan kimyasal antiseptiklere bağlıdır.

    -Asetil salisilik asit ve diğer ağrı kesici ilaçlar,
    Asetil salisilik asit gibi non-steroid antiinflamatuar ilaçlar en sık görülen ikinci ilaç reaksiyonlarıdır. Astımı ve nazal polipi olan yetişkinlerde asetil salisilik asit duyarlılığı %25’e kadar ulaşmaktadır.

    -Konvulziyon ilaçları
    Özellikle fenitoine bağlı alerji sık görülmektedir.

    İlaç alerjisi için riskli kişiler
    -İlaç alerjisi nedenlerinden en önemlisi genetik yatkınlıktır. Genetik yatkınlık dışında yaş önemli bir faktördür.
    -Özellikle genç ve orta yaştaki erişkinlerde daha sık görülmektedir.
    -Erkeklere göre kızlarda daha çok görülmektedir.
    -Herpes virüsler ve HIV enfeksiyonu ilaç alerjisi riskini artırmaktadır.
    -Daha önceden ilaç alerjileri olmuşsa, risk artmaktadır.
    -Bazen de ilaçların özellikleri de önemlidir. Özellikle immünolojik özelliği yüksek olan ilaçlar daha fazla ilaç reaksiyonu oluşturmaktadır.
    -İlacın alınma yolu da önemlidir. Örneğin damar yolundan verilen ilaçlar ağızdan alınan ilaçlara göre daha fazla reaksiyon oluşturmaktadır.
    -İlacın verilme süresi ve sıklığı da ilaç alerjisi gelişmesini etkilemektedir.

    Ailesinde alerjik hastalık olan ve alerjik hastalık gelişme riski yüksek olan çocuklarda ilaç alerjisi riski sağlıklı çocuklara göre daha yüksek risk oluşturmaz.Ancak bu çocuklarda gelişen ilaç alerjisi reaksiyonları daha ciddi reaksiyonlar oluşturmaktadır.

    İlaç alerjisi teşhisi
    İlaç alerjisi teşhisinde en önemli etmen aileden alınan ayrıntılı bilgidir. Çocuğun daha önce kullandığı ve halen kullanmakta olduğu ilaçlar sorgulanmalıdır. İlaçların uygulama dozu, süresi, zamanlaması, ilaç alımından ne kadar süre sonra belirtilerin olduğu doğru olarak bilinmelidir.

    İlaca bağlı gelişen reaksiyonlar dikkatlice değerlendirilmeli, çocuğun muayenesi yapılmalıdır. İlaç alerjisinde en önemli bulgu deride görülmektedir. Deride yaygın döküntü olur. Kaşıntı genelde birlikte vardır. Deride döküntü ilaç alımından sonra en geç 3 haftada çıkar. Genelde gövdede yoğunlaşmıştır. Birlikte kaşıntı varsa tip 1 reaksiyonu düşündürür. Birlikte kaşıntı yoksa idiyopatik tipte (sebebi bilinmeyen) alerjik reaksiyonları akla getirmelidir.

    Serum hastalığı tipinde ilaç alerjileri ise ateş, halsizlik, eklem ağrıları ve lenf bezlerinde büyüme yanında deri bulguları ile karşımıza gelmektedir.
    İlaç alerjisi düşünülen çocuklara ilaç alerjisi testi ve yükleme testi yapılmaktadır.

    İlaç alerjisi testi
    Deri prick testi (alerjenin derinin epidermis tabakasına lanset ile uygulanması) ve intradermal test (alerjenin derinin dermis tabakasına enjeksiyon yoluyla uygulanması) Tip 1 yani IgE aracılıklı alerjilerin tanısında kullanılmaktadır.

    Deri testi uygulanması penisilin, lokal anestezik maddeler, kas gevşeticiler ve insülin veya monoklonal antikorlar gibi yüksek molekül ağrırlıklı ilaçlar için standardize edilmiştir. Bu ilaçlar ile yapılan deri testlerinin pozitif olması antijene özgü ıgE varlığını doğrular ve tip 1 alerji reaksiyonu tanısını koydurmaktadır.

    Penisilin alerjisi için yapılan deri testinin negatif olması penisilin alerjisinin dışlanması için yeterlidir. Diğer ilaçlar ile yapılan deri testlerinin negatif olması tek başına kesin tanı koydurucu değildir. Penisilin dışındaki ilaçlar için deri testine ek olarak spesifik immunglobulin E değerlerine bakılabilir. Anca ilaçlara karşı spesifik immunglobulin E değerlerinin güvenli değer aralıkları henüz tam bilinmemektedir. Ayrıca maliyetlidir ve deri testlerine göre duyarlılığı düşüktür.

    İlaç yama testi alerjenlerin aluminyum disk içinde sırta yapıştırılması ve en az 48 saat süre cilde teması esasına dayanmaktadır. İlaç yama testi özellikle kontakt dermatit ve geç tip ilaç reaksiyonlarının tanısında kullanılmaktadır.

    İlaçlara karşı alerji testi için öncelikle test edilecek ilaçlar belirlenir. İlacın konantrasyonu en az riskliden normal doza kadar farklı konsantrasyonlarda hazırlanır. Önce normal cilt alerji testi yapılır ve arkasından cilt içine 20 dakika aralarla alerji testi uygulanır. Alerji testi bittikten sonra eğer alerji saptanmamışsa ilaç uygulanır ve reaksiyon verip vermediği test edilir. Bu testin sonucuna göre karar verilir. Test süresi 2 ile 3 saat arasında sürmektedir.

    Deri testleri, intradermal testlerin ve spesifik Ige testlerinin uygulamasında ve değerlendirilmesinde yapılabilecek hataların ciddi ilaç reaksiyonlarına ve hatta alerjik şok gibi ölümle sonuçlanabilen durumlarla karşı karşıya kalınma riski olmasından dolayı bu testlerin ancak ilaç alerjileri konusunda deneyimli alerji uzmanlarınca ve alerjik şok tedbirlerinin sağlandığı hastane ortamında yapılması çok önemlidir. Tanıda zorlanılan vakalarda ilaç provakasyon testi yapılabilir.

    EN ÇOK SORULAN BEŞ SORU

    1- İlaç alerjisi testi kimlere yapılır?
    -İlaç alerjisi şüphesi olanlara yapılmaktadır. İlaç alımından hemen sonra veya saatler içinde vücutta döküntü, kaşıntı şeklinde tip 1 reaksiyonu düşündüren alerji belirtileri gelişmişse ilaç alerjisi şüphesi vardır.
    -İlk defa kullanılacak ilaçlara karşı alerji testi yapmaya gerek yoktur. Çünkü ilaç alerjisi gelişebilmesi için daha önceden bu ilacın alınmış olması gerekmektedir.

    2- İlaç alerjisi testi ne zaman yapılır?
    İlaç alerjisi gelişen çocuklarda ilaç alerjisi düzeldikten 1-1.5 ay sonra alerji testi yapılmalıdır. Genellikle 1 yaşından sonra yapılmaktadır.

    3- İlaç alerjisi testi yapmadan önce dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?
    İlaç alerjisi testinden 1 hafta önce testi etkileyebilecek soğuk algınlığı ilaçları, alerji ilaçları gibi bazı ilaçların kesilmesi gerekir. Bu nedenle mutlaka testten bir hafta önce doktorunuzla iletişime geçmelisiniz.

    4- Aspirin alerjisi nasıl anlaşılır?
    Cilt testleri ile teşhis konulmaz. İlacın çok küçük dozlardan başlanıp dozu artırılarak uygulanan yükleme testiyle teşhis konulur.

    5- İlaç alerjisi tedavisi nedir?
    Öncelikle hayati önemi olmadıkça alerjisi olan ilaç kullanılmamalıdır İlac alerjisi ihtimali olmayan alternative ilaçların kullanılması tercih edilmelidir. İlacın kullanılması hayati önem taşıyorsa çocuk alerji uzmanı gözetiminde küçük dozlarla başlanarak vücudun alıştırılıp verilmesi (dezentizasyon) yöntemi ile kullanılır.

  • Arı alerjisi

    Arı alerjisi nedir?
    Arı sokmasıyla arı venomuna karşı vücudun aşırı reaksiyon vermesine denir. Bazen alerjik şok gibi ölümle sonuçlanabilen sonuçlara neden olabilir.

    Arı alerjisi nasıl gelişir?
    Arıların zehirleri yani venomları alerjiye neden olmaktadır. Yaban arıları türleri arasında çapraz reaksiyona neden olabilecek alerjenler vardır. Arıların zehirlerine karşı alerji gelişen kişilerde arı sokması ile arı alerjileri belirtileri gelişmektedir. Tip 1 alerjik reaksiyon gelişmektedir.

    Arı alerjisi belirtileri nelerdir?
    Arı soktuktan sonra 24-48 saat içinde belirtiler giderek artar. 7 gün devam edebilir. Bazen 72 saat sonra belirtiler ortaya çıkabilir.

    Arının soktuğu yerde hafif kızarıklık şişlik ve ağrı görülebildiği gibi bazen büyük şişlikler, yorgunluk, kusma gibi belirtilere neden olabilir. Arı sokmasından sonra fazla şişme görülmesi hayatı tehtit eden ciddi şokla giden alerjik reaksiyonların (Anaflaksi) görülmeyeceğinin göstergesidir. Bu kişilerde anaflaksi gelişme sıklığı %3-5 oranındadır.

    Arı sokmasından hemen sonra görülen reaksiyonlarda; sokulan yerde hafif şişlik olabilir veya çok fazla olabilir. Toksik reaksiyonlar ve ciddi alerjik şok gelişebilir.

    Arı sokmasından günler veya aylar sonra nadir olsa da serum hastalığı, Gullen-Barre sendromu, glomerulonefrit, miyokardit ve vaskülit görülebilmektedir.

    Arının soktuğu yerde şişlik olması en sık görülen belirtidir. Ancak bu şişlik alerji nedeniyle olmaz. Venoma bağlı reaksiyondur.

    Bazen arı sokması sonrası 8-10 cm çapından daha büyük olabilir. Arı sokması sonrası kişilerin sadece yüz kişinin üçünde olur. Şişlik boyutu 48 saate kadar artabilir. Düzelmesi ise 10 günü bulabilir. Bazen tüm kolu veya bacakta şişlik olabilir. Reaksiyon ağır ise bitkinlik ve bulantı görülebilir.

    Serum Hastalığı nedir?
    Bazen immünolojik olarak serum hastalığı denen hastalık görülür. Bu hastalıkta arı sokmasından 7 gün sonra eklem ağrısı ve kurdeşen dediğimiz cildin kaşıntılı allerjik hastalığı görülür. Serum hastalığı geçirenlere de aşı yapılmalıdır.

    Toksik reaksiyon
    Aynı anda elliden fazla arı sokarsa gelişir. Birçok arının zehiri birden vücuda girmesi sonucu arı zehiri içinde bulunan maddelere bağlı baş ağrısı, bulantı, kusma, ateş, havale, tansiyon düşmesi, kalp I yetmezliği, şok ve ölüm görülebilir. Bu toksik reaksiyonun alerjiyle alakası yoktur. Toksik reaksiyon sonrası alerji de gelişebilir. Bu nedenle toksik reaksiyon gelişen kişilere arılara karşı deri testi I yapılmalıdır. Deri testi pozitifse daha sonraki arı sokmalarında alerjik şok gelişme riski vardır.

    Ciddi reaksiyonlar
    Arı sokması sonrası gelişen ciddi reaksiyonlar Tip 1 alerjiye bağlı gelişen reaksiyonlardır.
    Tip 1 alerjik reaksiyon olarak kaşıntı kızarıklık, kurdeşen ve anjioödem gelişebilir. Arının soktuğu yer dışında bir yerde kaşıntı, kızarıklık, kurdeşen ve anjioödem gelişmişse alerjik şokun habercisi bir bulgu olarak düşünülebilir. Bu nedenle kaşıntı, kızarıklık ve kurdeşen gelişen kişilerde daha sonraki arı sokmasında alerjik şok riski vardır.

    Arı sokmasına bağlı alerjik şok genelde ilk 30 dakika içinde bazen 1 saat içinde olur. Çok nadiren 72 saat e kadar gecikebilir.
    Alerjik şok gelişen çocuklara acil tedavi yapılmalıdır. İlk vrilemsi gereken ilaç epinefrindir. Alerjik şok teşhisi ve tedavisi için alerjik şok bölümünü okuyabilirsiniz.

    Aşağıdaki videoda Uzm.Dr. Anıl Yeşildal, anne sütünü arttırmak için yapılması gerekenleri anlatıyor.

    Arı alerjisinin teşhisi nasıl konulur?
    Öncelikle arı sokması olup olmadığı sorgulanmalıdır. Arı soktuğu öğrenilmişse arının türü öğrenilmeldiir. Sokulan yerde iğne varsa bu bal arısıdır. Arı resimleri de arının türünün belirlenmesinde yardımcı olabilir. Arı sokmasında en önemli nokta gelişen reaksiyonun boyutunun saptanmasıyla başlar. Reaksiyonlar alerjiyi düşündürüp düşündürmediği değerlendirilmelidir. Sadece arı sokulan bölgede şişlik mi var, yoksa kaşıntılı kızarıklığın olduğu kurdeşen mi var, arının soktuğu yer dışında da kaşıntılı kızarıklık var mı?, tansiyon düşüklüğü, nabız artması, halsizlik, bulantı, karın ağrısı, nefes sıkışıklığı gibi bulgular sorgulanır. Reaksiyonun boyutu 8-10 cm den büyük olup olmadığına bakılır.

    Hangi durummlarda çocuk alerji uzmanı görmelidir?
    Eğer 8-10 cm de büyük şişlik gelişmişse, ellliden fazla arı sokmuşsa, nefes sıkışıklığı, tansiyon düşüklüğü gelişmişse, kurdeşen gelişmişse çocuk alerji uzmanı tarafından değerlendirilmelidir.

    Arı alerjisi testi nasıl yapılır?
    Kandan arı venomuna alerji ve ciltten alerji testi yapılması önerilir. Deri testi deri prick ve intradermal olarak uygulanmaktadır.

    Arı sokmasında bilinmesi gerekenler nelerdir?
    Arı somasına bağlı alerjik şok gelişen çocukların yanında epinefrin bulunmalıdır. Aileye ve çocuğa epinefrin oto-enjektörünün nasıl kullanacağı konusunda eğitim verilmelidir. Ayrıca arı alerjisi olan kişilerin arı alerjisi olduğunu gösteren kolye takması veya bilezik takması önemlidir. Arı alerjisi gelişen kişilerin ACE inhibitörü gibi tansiyon ilaçları, anjiotensin II resöptör blokeri, MAO inhiibitörleri ve trisiklik antidepresan kullanımından kaçınılmalıdır. Çünkü bu ilaçlar alerjik şok tedavisinde kullanılan ilaçların etki etmesini engellemektedir.

    Arı sokmasına bağlı gelişen reaksiyon venom alerjisi olarak düşünülmüşse kandan ve deriden arı venom alerji testi yapılmalıdır. Yapılan test sonucuna gore hangi arıya alerji varsa o arıya karşı aşı tedavisi dediğimiz immunoterapi yapılmalıdır.

    Daha once alerjik şok gelişmeyen kişilerin arı venomuna karşı deri testi pozitifse bir sonraki arı sokmasında %10’a varan oranlarda alerjik şok riski vardır.

    Alerjik şok gelişmiş kişilerde yapılan alerji testi pozitifse bu kişilerde alerjik şok gelişme riski %40-70’dir.

    Arı sokması nasıl tedavi edilir?
    Arı sokmasından hemen sonra görülen şişlik için soğuk kompres yapılmalıdır. Ağrı kesici verilebilir. Bir kaç saat içinde düzelir.

    Şişlik çok büyükse soğuk kompres, ekstremitelerin yüksekte tutulması, ağrı kesici ilaçlar, ağızda antihistamminikler ve bazen kortikosteroidler kullanılır. Böyle çok geniş şişlik olan kişilerde daha sonar tekrar arı sokarsa alerjik şok gelişme riski %5-10’dur. Böyle çok geniş şişlik olmuşsa mutlaka bir çocuk alerji uzmanı çocuğu değerlendirmelidir.

    Kaşıntı, kızarıklık, kurdeşen ve anjioödem gelişmişse ve sadece deri bulguları varsa ve tansiyon nabız değişikliği yoksa antihistaminikler ve gerekli durumlarda kortikosteroidler verilebilir. Bu şekilde reaksiyon gelişen çocukların daha sonra tekrar arı sokmasıyla alerjik şok gelişebileceği için çocuğun yanında adrenalin oto-enjektörü bulunmasında fayda vardır.

    Alerjik şok belirtileri gelişirse hemen epinefrin oto-enjektörü kullanılmalıdır. Bunun için alerjik şok bölümünde epinefrin otoenjektör kullanımı yazımızı okumalısınız ve videomuzu mutlaka izlemelisiniz.

    Arı iğnesi deride kalmışsa sıkılmadan çıkarılmalıdır. Sokulan yere soğuk kompres uygulanmalıdır. Sokulan yer kol veya bacaksa sokulan yerin vücuda yakın olan kısmına turnike uygulanmalıdır. Daha önce alerjik şok gelişmişse ve arı sokmuşsa alerjik şok belirtileri gelişmeden epinefrin yapılmalı ve en yakın hastaneye gitmek için ambulans çağrılmalıdır. Epinefrin oto-enjektörü bulundurmak mümkün olmamışsa adrenalin ampul 1 mg ve enjektör her zaman bulundurulmalı ve hangi dozda kullanılacağı konusunda eğitim verilmelidir. Alerjik şok belirtileri ilk epinefrine rağmen devam ediyorsa 5-10 dakika sonra ikincisi yapılabilir.

    Alerjik şok gelişince daha sonra tekrarlar mı?
    24 saat içinde tekrarlayabilir. Bu nedenle gözlem altında tutulur.

    Arı Sokmasında Aşı Tedavisi
    Venoma karşı aşı tedavisi aşının en etkili sonuç verdiği alandır. Kanda arılara karşı alerji varsa ve deri testinde arı alerjisi pozitif çıkarsa ve alerjik şok daha önce gelişmişse aşı tedavisi yapılmalıdır. Hafif alerji gelişen çocuklara aşı tedavisi önerilmez. 16 yaşından büyüklerde arının soktuğu yerde ciddi şişlik veya arının soktuğu yerden başka yerlerde de şişme olursa yapılmalıdır.

    Aşı etkili midir?
    Arı alerjisine karşı yapılan aşının etkinliği çok fazladır. %75-100 oranında etkilidir.

    Aşı tedavisi ne kadar sürer?
    Yaklaşık 5 yıl devam edilir. İlk 4 ay haftada bir daha sonra ayda bir yapılır.

    Arı sokmasından nasıl korunurum?
    Arı ile karşılaşmayı azaltacak önlemler alınmalıdır. Bahçe işlerinden mümkün olduğu kadar uzak durulmalıdır. Arı olma ihtimali olan bölgelerde uzun kollu kıyafetler giyilmeli ve kısa pantolonlar giyilmemelidir. Parlak, açık renkli, çiçekli giysilerden kaçınılmalıdır. Beyaz, yeşil ve kahverengi renkler arıları daha az çeker.

    Açıkta çöp, gıda, şekerli gıda ve içecekler bulundurulmamalıdır.

    Çok sulu meyvalar, çöp kutuları ve yığınları yaban arılarını çeker. Tatlılar, salam, sosis gibi soğuk etler, bira ve diğer besinler yaban arılarını çeker. Açıkta meşrubat içine yaban arıları girer. Piknikte dikkatl olunmalıdır.

    Parfümler, kokulu deodarantlar, losyonlar, saç kremleri ve güneş kremleri kullanımı arıları çeker. Kaçınılmalıdır.

    Terlemek de yaban arıları ve bal arılarını çekebilir. Bu nedenle açık aanlarda çok terlemeye neden olan sporlar yapılmaması faydalıdır. Arı bireye yaklaşınca ani hareketten kaçınılmalı sakin olunmalsı da önemlidir.

  • Çocuklarda lokal aneztezik madde alerjisi

    Lokal aneztezik maddeler diş çekiminde veya cerrahi müdahalelerde ağrıyı gidermek için kullanılmaktadır. Genellikle güvenlidir. Ester ve amid grubu olmak üzere 2 gruptur.
    Ester grubunda kokain, pocaine, tetracaine, benzocaine ve chloroprocaine lokal aneztezik maddeleri bulunmakatdır. Ester grubu lokal anestezikler amid grubuna göre daha fazla alerji yapmakatadırlar.

    Amid grubu en sık kullanılan lokal anestezik maddelerdir. Lidokain, mepivacaine, articaine, etitocaine, prilocaine, bupivacaine ve dibucaine amid grubu lokal anestezik maddelerdir. Bazı lokal anestezik maddelerin isimleri şöyledir;
    -Articain
    -Bupivacaine
    -Lidokain
    -Mepivakain
    -Prilokain
    Lokal anestezik madde reaksiyonları sıklığı
    Lokal anestezik maddeleri uygulananların %2-3’ünde reaksiyon görülmektedir. Reaksiyon sıklıkla bayılma şeklindedir. Lokal anestezik maddelere karşı gerçek alerjik reaksiyon sıklığı bilinmez fakat oldukça nadirdir. Lokal anesteziye bağlı reaksiyonların %1’inden daha azı gerçek alerjidir.
    Lokal anestezik madde reaksiyonlarının belirtileri
    Lokal anestezik maddelerle ilişkili olmayan reaksiyonlar görülebilir. Bu reaksiyonlar;
    Sık sık nefes alma, bayılma gibi psikomotor reaksiyonlar görülebilir. Bu reaksiyonlar ilacın kendisiyle ilgili olmayıp psikolojiktir.
    Ayrıca normal kişilerin kalpte ritmini, sinir sistemini etkileyebilir. Aşırı doz yüklemesi diş doktorlarının pratiğinde çok fazla değildir. Çok nadiren aşırı doz ölümle sonuçlanabilir. Sinir sistemi lokal anestezik maddelerin toksik etkilerine çok duyarlıdır.
    Lokal anestezik maddelerin kendisine bağlı değilde içinde ilave olarak bulunan epinefrin, sülfit, parapen, antibiotikler ve analjezik maddelere de reaksiyon oluşturabilir.
    Ürtiker, anjioödem ve alerjik şok gibi Tip 1 alerjik reaksiyonlar çok nadirdir. Temasa bağlı ürtiker de nadirdir.
    Lokal anestzeik maddlerin uygulanmasından 2-3 gün sonra gelişen reaksiyonlar (gecikmiş tipte alerjik reaksiyonlar) daha çok ester grubundakilerde görülür. Amid grubundakilerden lidokain, prilokaine karşı da görülebilir. Bu tip reaksiyonlar genellikle uygulama bölgesinde egzama yapar fakat yaygın olarak da görülebilir.
    Lokal anestezik kremlerin uzun süre uygulanmasıyla kılcal damarlarda kanamayla giden kızarıklıkalar (peteşi) görülebilir.

    Lokal anestezik madde alerjisinin oluşumu ve gelişimi
    Genellikle çok hızlı ve yüksek dozlarda uygulama ile olur. Tip 1 Alerjik reaksiyonlar oldukça nadirdir. Amid grubu lokal anestezik arasında çapraz reaksiyon görülmezken ester gruplarında görülebilir.
    Lokal anestezk maddelerdeki parapen ve sülfitler gibi koruyucu maddelerin rolü tartışmalıdır. Ester ve amid grubuyla oluşan temas dermatiti Tip 4 immünolojik reaksiyonlardır.
    Lokal anestezik madde alerjilerinde tedavi
    Çapraz reaksiyonların ester grubunda görülebildiği unutulmamalıdır.
    Lokal anestezik madde alerjisi teşhisi
    Lokal anestezik maddelere alerji teşhisi için öncelikle detaylı hikaye alınmalıdır. Detaylı hikaye alındıktan sonra lokal anestezik madde kullanımı sonrası alerji şüphesi olan çocuklara lokal anestezik maddelere karşı alerji testi yapılır. Alerji testi sonucuna göre ve çocuğun daha önceki gelişen reaksiyon bulgularına göre teşhis konur.
    Lokal anestezik madde reaksiyonları için risk faktörleri
    Lokal anestezik maddelerin uzun süre cilde sürülmesi kontakt dermatite neden olması için risk faktörüdür.
    Lokal anestezik madde testi
    Adrenalin içermeyen lokal anestezik maddelerle test yapılmalıdır. Öncelikle sulandırmadan prick test yapılmalıdır. Daha sonra farklı konsatrasyonlarda cilt içine test yapılır.
    Yama testi temasa bağlı gelişen reaksiyonlarda uygulanmaktadır. Standart ticari yama testleri vardır.
    Diş doktoru yanında dişe uygulama sırasında reaksiyon gelişmişse çeşitli diş ürünlerine de alerji gelişmiş olabilir.
    Uygulanan test 20 dakika sonra, 48 ve 72 saat sonra değerlendirilmelidir.
    Kanda lokal anestezik maddelere karşı spesifik IgE ticari olarak olmadığından bakılamamaktadır.
    Yükleme testiadrenalin içeren lokal anestezik maddelerle yapılmaldır. Test sulandırmadan 1 ml subkutan olarak yapılmalıdır.
    Alternatif tedavi
    Cilt tetsti negatif çıkarsa ve yükleme testi negatif çıkarsa lokal anestezik madde kullanılabilir. Alternatif anestezik madde kullanılacaksa amid grubunda çapraz reaksiyon görülmediği için alerji görülen lokal anestezik maddeden başka bir amid grubu kullanılabilir.

  • Çocuklarda egzama

    Egzama (Atopik Dermatit)
    Çocuklarda en sık görülen, uzun süre devem edebilen, tekrarlamalar gösteren alerjik deri hastalığıdır.

    Egzama Görülme Sıklığı
    Çocuklarda görülme sıklığı 15-20 arasında iken yetişkinlerde %1-3 arasındadır. İstanbul’da yapılan çalışmada egzama sıklığı 13-14 yaş grubunda %2.8 iken 6-7 yaş grubunda %6.5 bulunmuştur.

    Egzama Belirtileri
    Bebeklerde egzama diğer adıyla atopik dermatitin ilk belirtisi yanaklarda olan kızarıklıklardır. Aileler genellikle öpmeyle olduğunu düşünürler. Bazı zamanlar azalır bazı zamanlar ise çok belirginleşir. Aslında alerjik yürüyüşe başlandığının ilk belirtisidir. Bebeğin büyümesiyle boyun altlarında, kol ve bacakların dış yüzeylerinde kızarıklık olmaya başlar. Bebek daha da büyümeye başlayınca artık kızarıklıklar eklem yerlerinde olmaya başlar. Bebeğin cildi kurudur. Kaşıntı ve huzursuzluk olur.

    Egzama Teşhisi
    Bebeklerde yüzde kızarıklık, boyunda veya kulak arkasında kızarıklık veya eklem yerlerinde kaşıntılı, kızarıklık olması halinde egzamadan şüphelenmek gerekir. Bu belirtilerin görüldüğü bebek veya çocukların anne veya babalarında veya akrabalarında alerjik hastalıklar varsa egzamadan şüphe daha da artmaktadır. Egzama belirtileri olan bebeklerin veya çocukların muayenesi yapılır. Kızarıklığın egzamaya uygun olup olmadığı değerlendirilir. Egzamanın belirtileri varsa, aileden alınan bilgiler ve bebeğin muayenesi sonucunda egzama düşünülüyorsa nedene yönelik testler yapılmalıdır.

    Genelde bebek doğduktan sonra 3 ay içinde belirtiler olduğu için aileler testin yapılamayacağını düşünür. Ama işin aslı öyle değildir. Alerji testleri doğumdan itibaren kandan ve ciltten her yaşta yapılabilir.

    * Egzama teşhisinde alerji testleri
    Çocuklarda egzama için alerji testi doğumdan itibaren yapılabilmektedir. Kandan ve ciltten alerji testleri yapılır. Kandan alerji testi cilt testine göre daha pahalı ve daha az duyarlı olduğu için genellikle deriden alerji testi yapılmaktadır.

    Testler bebeklerde sırttan yapılırken büyük çocuklarda daha sık koldan yapılmaktadır. Alerjenler damlatılır ve alerjenlerin cildin içine nüfus etmesi sağlanır.
    Çocuklarda alerji testini çocuk alerji uzmanları veya çocuk alerji uzmanları gözetiminde yapılması doğru teşhis ve tedavi için çok önemlidir. Test doğru teknikle yapılmazsa alerji olmasına rağmen yanlış olarak saptanamayabilir veya tam tersine alerji olmadan alerji var denilerek gereksiz yere bebeğin uzun süre diyet yapmasına sebep olup bebeğin büyümesi ve gelişmesine zarar verilebilir.

    Alerji testleri tek başına teşhis koydurmaz. Bu testin doğru değerlendirilmesi, yorumlanması ve çapraz reaksiyonlar konusunda deneyimli olunması gerekir. Test sonucunda alerji saptanmışsa bu alerjinin egzamanın asıl nedeni olup olmadığı da anlaşılmalıdır.
    Alerji testinin doğru teknikle yapılması, yorumlanması, çapraz reaksiyonların değerlendirilmesi, saptanan alerjinin gerçekten egzamanın nedeni olup olmadığının belirlenmesi konularında en deneyimli olanlar ise çocuk alerji uzmanlarıdır.

    Alerji testi nadir de olsa ciddi reaksiyonlara neden olabilir ve bu reaksiyonların tanınması ve müdahale edilebilmesi için bu konuda tecrübeli olan çocuk alerji uzmanının olması ve gerekli tıbbi ekipman ve ilaçların hazır bulundurulması çok önemlidir.
    Alerji testleri doğumdan itibaren kandan ve ciltten her yaşta yapılabilir. Test için açlık veya tokluk önemli değildir. Bazı ilaçların testten 1 hafta önce alınmaması gerekir. Özellikle antihistaminikler ve öksürük şurupları kullanılmamalıdır.

    Egzamanın Tedavisi
    Egzama tedavisinde alerjenlerden ve kimyasallardan korunma, cildi nemlendirme ve cilde uygulanan tedaviler yer almaktadır.

    * Korunma
    Egzama tedavisi için alerji saptanan gıda kesinlikle diyetten çıkarılır. Diline bile sürmesi alerjiye neden olur. Hatta bazen nefes sıkışması, tansiyon düşmesi gibi ciddi alerjik sorunlara neden alabilen alerjik şoka bile neden olabilir. Bu nedenle sıkı diyet önemlidir. Katkı maddesi içeren gıdalar tüketilmemelidir. Çünkü gıda alerjisi olan kişilerde katkı maddelerine karşı alerji 10 kat daha fazla görülmektedir. Bebek anne sütü alıyorsa annenin de diyet yapması gerekir. Çünkü annenin sütünden de alerjik madde geçebilmektedir.
    Egzamalı çocuklarda ev tozlarına alerji çok sık görülmektedir. Bu nedenle ev tozu alerjisinde de önemleler alınmalıdır.

    * Cilt temizliği ve banyo
    Cildin temizliği ve bakımı çok önemlidir. Çünkü egzamalı çocukların cildi kurudur ve bariyeri bozuktur. Cildi zarar vermeyen sabun ve şampuanlar kullanılmalıdır. Haftada 2-3 defa banyo yapılmalıdır. Banyodan çıkarken de vücudun su kaybını önlemek için banyo yağları kullanılmalıdır. Banyo yağları küvetin içine veya durulama suyuna konularak uygulanabilir. Kurulama havluyla nazikçe ve tamponlayarak yapılmalıdır.

    * Cildin nemlendirilmesi
    Egzamalı çocukların cilt bariyerleri bozuk ve ciltleri kuru olduğu için egzama tedavisinde nemlendirici kullanmak çok önemlidir. Gün en az 2 defa nemlendirici kullanılması faydalı olur. Her banyodan sonra ilk 5 dakika içinde hafif nemliyken kullanılması da tavsiye edilir.

    * Egzamalı çocuğun banyosu
    Egzama tedavisi için haftada 2-3 kez banyo önerilir. Ciddi vakalarda buğday veya mısır nişastalı su içinde 10-15 dakika beklemeleri önerilir. Banyoda kullanılan sabun ve şampuan cildi kurutmamalı ve tahriş etmemelidir. Banyo sonunda cildin yağlanmasını sağlayan banyo yağları kullanılması tavsiye edilir. Banyo sonrası 3-5 dakika içinde nemli haldeyken sağlam deriye nemlendirici egzamalı bölgeye doktorunuzun önerdiği merhemler kullanılır. Havluyla tampon yaparak kurulanmalıdır.

    * Egzama tedavisinde egzamayı düzelten merhemler
    -Kortizonlu merhemler
    Kaşıntılı cilt lezyonları için kullanılır. Banyodan sonra uygulanacaksa banyodan hemen sonra ilk 5 dakika içinde uygulanmalıdır. Günde 3 defa uygulanabilir.
    -Pimekrolimus merhem
    Kortizonlu merhemlerden daha az etkilidir. Zararlı etkisi daha azdır ancak henüz 2 yaş altında ruhsatı yoktur.
    -Kaşıntı azaltıcı ilaçlar
    Kortizonlu merhemler kaşıntıya faydalıdır. Antihistaminik ilaçlar da kullanılabilmektedir.

    * PUVA
    Çok deneyimli ekiplerce uygulanabilir. Cilt kanserine yatkınlık yaratabilir.

    * Ultraviyole ışın tedavileri
    Tedaviye cevap vermeyen hastalarda faydalı olabilir. 12 yaş üstünde uygulanabilir. Güneşe hassas olanlara uygulanmamalıdır.

    * Aşı tedavisi (immunoterapi)
    Henüz egzamalı çocuklara aşı uygulanması tavsiye edilmemektedir.

    * İmmunosüpresif tedaviler
    Tedaviye dirençli vakalarda uygulanabilir.

    * Antiseptik tekstil ürünleri (ipek giysiler)
    Nemlendirme ve tedavi edici merhemler sürüldükten sonra ağır egzamalı çocuklara tavsiye edilebilir. Ciltten su kaybını azaltmaktadır. Cildi daha az tahriş eder. Cilde mikrop yerleşmesini azaltır.

    Egzama Nedenleri
    C
    ildin yapısında bulunan yağ miktarında ve içeriğinde değişme olur. Cildin yapısındaki bu değişme sonucunda deriden yoğun su kaybı olur. Su kaybı dirençli kaşıntıya neden olur. Cildin yapısının bozulmasıyla alerjik gıdalar veya çeşitli kimyasal maddeler cilde daha fazla zarar vererek iltihap hücrelerin cilt bölgesine toplanmasına neden olur. Bu olaylar sonucunda da ciltte egzamanın belirtileri ile karşılaşırız.

    Egzama gelişmesinde genetik çok önemlidir. Filaggrin mutasyonu denilen genetik bir bozukluk egzama oluşmasında önemlidir. Bu genetik bozukluk sonucu cildi dış etkenlerden koruyan bariyer özelliğinde bozulma görülmektedir.

    Bebeklerde görülen egzamada en önemli neden gıda alerjisidir. Tedaviye başlanmadan önce nedenin ne olduğu net olarak belirlenmelidir. Aksi taktirde egzamalı çocuklara genellikle nemlendirici ve kortizonlu merhemler verilir. Düzelir gibi olur ama bir türlü düzelmez, tedaviye yanıt vermez. Çünkü altta yatan neden gıda alerjisi olup alerjik gıdaya devam edildikçe hastalık son bulmaz. Bu nedenle kesin sebebin bulunması gerekmektedir.

    Egzamanın Önemi
    Egzaması olan çocuklar ilerde astım ve alerjik nezle açısından %60-70 risk taşırlar. Akciğer hırlama çok sık olur. Özellikle gıda alerjisi saptananlar ve flaggrin mutasyonu olanlarda astım ve alerjik nezle gelişme riski yüksektir. Bu nedenle astım ve alerjik nezle belirtileri yönünden sıkı takip edilmelidir. Egzama, gıda alerjisi astım ve alerjik nezlenin sırasıyla çocukta gelişmesine alerjik yürüyüş diyoruz. Bu nedenlerle egzamayı basite almamalıyız.

    Egzama ile Karışan Hastalıklar
    * Seboreik dermatit dediğimiz yağ bezlerinin iltihabi durumu sıklıkla egzama ile karışır. Bu durum sıklıkla koltuk altlarında ve genital bölgelerde görülmektedir. Saçlı deride görülen seboreik dermatit halk arasında konak olarak bilinir. Konak egzamalı çocukların saçlarında sıklıkla vardır ve tedaviye dirençlidir.
    * Diğer egzamayla karışan durum ise uyuzdur. Uyuz ani başlar, koltukaltlarında ve genital bölgelerde kaşıntı daha fazla olur. Uyuzda genelde yüzde kaşıntı olmaz. Uyuzun tipik döküntüsü deneyimli uzmanlar tarafından tanınabilir.
    * Diğer egzamayla karışan hastalık ise sedef hastalığıdır. Sedefte pullanma ön plandadır.

    Öneriler
    -Egzamalı bebekler yünlü ve sıkı kıyafetler giymemelidir. İpek giysiler şiddetli egzma hastaları için önerilebilir.
    -Nemlendirici kullanmalıdır.
    -Cildi kurutmayan ve tahriş etmeyen uygun sabunlar kullanılmalıdır.
    -Bunun dışında kımızı ve kaşıntılı deri döküntülerine doktorunuzun uygun gördüğü ilaçlar verilmelidir.
    -Ciltten alerji testi ile alerjik gıda bulunmalıdır. Egzamalı çocukların %70’inde gıda alerjisi vardır. Altta yatan alerji bulunup o alerjenden tam diyet yapmalıdır. Bu çocukların çoğunda süt, yumurta ve çukulata alerjisi çok sıktır. Diline bile sürmesi alerjiye neden olur.
    -Katkı maddesi içeren gıdaları tüketmemeleri gerekir.
    -Annenin tükettiği gıdalar anne sütüyle de geçebilmektedir. Anne sütüyle beslenen bebeklerin anneleri bebeğin alerji olduğu gıdayı tüketmemelidir. Ancak anne sütü alırken annenin diyetinden egzama etkilenmiyorsa anne diyet yapmayabilir.
    -Egzamalı çocuklarda peş peşe hapşırma, burun kaşınması, sık nezle, sık öksürük, sık hırıltı, nefes sıkışmaları gibi belirtileri olduğu taktirde mutlaka alerjik nezle ve astım yönünden incelenmelidir. Çünkü egzamalı çocuklarda astım ve alerjik nezle görülme riski yüksektir.

  • Alerji testi

    Alerji testi nasıl yapılır?
    Çocuklarda ciltten alerji testleri cilt yüzeyine uygulanır. Can yakıcı veya ağrı verici bir test değildir. 3 aylık çocuğa bile farkında olmadan yapılabilmektedir. Verdiği acı duyusu yok denecek kadar azdır. Test uygulamasından 15 ile 20 dakika sonra değerlendirme yapılabilmektedir.

    Alerji testi yapılmadan kullanmamam gereken ilaçlar var mı?
    Evet var. Antihistaminik içeren öksürük şurupları, antihistaminik gibi bazı ilaçlar testi etkileyebildiği için testten 7 ile 10 gün öncesinde bu tür ilaçları kullanmamak gerekir. Bu nedenle testten önce hangi ilaçları kullanmamanız gerektiğini doktorunuzdan öğrenmeniz gerekir. Açlık veya tokluk önemli değildir.

    Ciltten alerji testi en erken hangi yaşta yapılabilir?
    Besin alerjileri için alerji testi 2-3 aylıktan itibaren yapılabilir. Astım ve alerjik nezle nedeniyle ciltten alerji testleri her yaşta yapılabilmekle birlikte 1-2 yaşından sonra yapılması uygun olur.

    Alerji testi kandan mı ciltten mi yapılmalıdır?
    Alerji testleri ciltten yapılması daha güvenilir sonuçlar vermesinden dolayı ciltten yapılması tavsiye edilir. Ciltten yapılan alerji testleriyle daha ayrıntılı sonuç elde edilebilmekte ve tedaviye daha doğru yön verilebilmektedir.

    Çocuklara alerji testini hangi doktor yapmalıdır?
    Çocuklarda alerji testi konusunda en deneyimli olan Çocuk Alerjisi uzmanlarıdır. Çünkü çocuklarda alerji testi tekniği yetişkinlerden bazı farklılıklar göstermekte ve test sonucunun ve çapraz reaksiyonların değerlendirilebilmesinde deneyim çok önemlidir. Aksi takdirde yanlış teşhis ve tedaviye neden olabilir. Hatta çocuğun yaşamını tehtid eden ciddi sonuçlarla karşı karşıya kalınabilir.

    Kandan alerji testi ne zaman yapılmalıdır?
    Ciltten alerji testi yapılamadığı yaygın cilt alerjileri varsa, anti-histaminik denilen alerji ilaçlarının kesilemediği durumlarda tavsiye edilir.

    Alerji testinin tehlikesi var mıdır?
    Alerji uzmanları tarafından veya denetiminde yapılması durumunda ciddi reaksiyon görülme sıklığı yüz bin çocukta ikidir. Ancak deneyimsiz kişiler tarafından ve yanlış teknikle yapılması halinde bin çocuktan beş çocukta ciddi reaksiyonlar görülebilir ve ölümle sonuçlanan bildirimler vardır. Bu sebepten alerji uzmanı tarafından veya denetiminde olmadan alerji testinin çocuklara uygulanması çok yanlıştır.

    Alerji testi neden yapılır?
    Alerjik hastalığın tansında yardımcı olmak, alerjik hastalık gelişme riskini değerlendirmek, alerjik hastalığın tedavisine yön vermek; hangi alerjenlerden korunmamız gerektiğini öğrenmek, aşı tedavisine gerek olup olmadığını ve uygulanacak aşıda hangi alerjenlerin ve hangi dozdan oluşması gerektiği kararını vermek için yapılır. Bu yüzden çocuk alerji uzmanlarınca veya denetiminde yapılması çok önemlidir.

    Alerji testi kimlere yapılmalıdır?
    Alerji belirtileri olan ve devamlı koruyucu tedavi ihtiyacı olan tüm kişilere yaşa bakmaksızın iki aylıktan itibaren alerji testi yapılabilir. Bir aydan daha uzun süre hırlayan, 2 defadan fazla hırlama atağı geçiren bebeklere, astım, alerjik nezle, egzama, besin alerjisi, arı alerjisi, ilaç alerjisi, lateks alerjisi belirtileri olan tüm çocuklarda uygulanabilir.

    İlaç alerjisi testi nasıl yapılır?
    İlaçlara karşı alerji testi için öncelikle test edilecek ilaçlar belirlenir. İlacın konantrasyonu en az riskliden normal doza kadar farklı konsantrasyonlarda hazırlanır. Önce normal cilt alerji testi yapılır ve arkasından cilt içine 20 dakika aralarla alerji testi uygulanır. Alerji testi bittikten sonra eğer alerji saptanmamışsa ilaç uygulanır ve reaksiyon verip vermediği test edilir. Bu testin sonucuna göre karar verilir. Test süresi yaklaşık 2 ile 3 saat arasında sürmektedir.

    Besin alerjisi testi nasıl yapılır?
    Ciltten alerji testi, kandan alerji testi ve yama testi (patch) olmak üzere farklı yöntemler vardır. Sıklıkla ciltten alerji testi ve kandan alerji testi birlikte kullanılması önerilmektedir. Alerji testlerinin tek başına tanı koydurucu özelliği yoktur. Alerji testlerinde alerji saptanmaması alerji olmadığını kanıtlamaz. Çünkü alerjinin farklı tipleri olmasından dolayı alerji testleri ile alerji çıkmamasına rağmen farklı mekanizmalarla oluşan alerjiler olabilir.

    Yama testi (Patch testi) nasıl yapılır?
    Yama testi (Patch test), temasa bağlı alerjik cilt reaksiyonları teşhisinde kullanılan test yöntemidir. Sırt bölgesine uygulanır ve 48 saat sırtta kalır. 48 saat sonunda ve 72. Saat sonunda test değerlendirilir. Bu testin alerji uzmanlarınca yapılması büyük önem taşımaktadır. Can yakıcı bir test değildir.

  • Çocuklarda alerji aşıları

    Alerji aşılarını hangi uzmanlar yapmalı?
    Çocuk yaş grubunda aşı tedavisi konusunda eğitim alan tek uzmanlık alanı Çocuk Alerji uzmanları olduğu için alerji aşısının gerekip gerekmediği, aşı tedavisinde uygulanacak aşının hangi karışımdan yapılması gerektiği ve yan etkiler gelişince nasıl davranılması gerektiği konusunda da çocuk alerji uzmanları eğitim almıştır. 3 ile 5 yıl gibi uzun süre yapılacak aşı tedavisinin etkinliğinin değerlendirilmesi ve yan etkiler çıkınca ne yapılması gerektiği konusunda çocuğunuz risk altında kalabilir. Aşı başlanmaması gereken durumda aşı tedavisine başlanmak zorunda kalmış olabileceğiniz gibi yanlış bir karışımla uzun süre aşı yapılıp zaman kaybedebilirsiniz. Bu nedenlerle çocuklarda aşı tedavisi çocuk alerji uzmanlarınca yapılmalıdır. Burda aşı tedavisi hakkında merak edilenleri yazmaya çalıştık.

    Çocuklukastımında aşı tedavisinin faydası var mıdır?
    Evet vardır. Aşı tedavisi çocukların hayat kalitesini artırmakta ve ilaç gereksinimini azaltmaktadır. Başka alerjilerin gelişmesini engeller. Bu sebepten faydalıdır. Tedavi başarısı yüksektir. Ancak çocuklarda aşı tedavisinin hangi alerjenden oluşması gerektiği ve hangi dozlarda uygulanması gerektiği sadece ve sadece çocuk alerjisi uzmanlarınca yapılmalıdır. Aksi takdirde tedavinin başarısız olmasına ve hatta çok ciddi yan tesirlerle karşı karşıya kalınabilir.

    Aşı tedavisi kimlere yapılır?
    Alerji nedeniyle olduğu kesinleşen astımlı, alerjik nezleli çocuklara yapılması tavsiye edilir. Öncelikle astım ve alerjik nezle belirtileri olan çocuklara ciltten alerji testi yapılır ve test sonucuna göre ve çocuğun çıkan alerjiden etkilenip etkilenmediğine göre karar verilir. Çocuklara aşı tedavisi gerekliliği ve nasıl yapılacağı konusunda tek yetkili uzmanlar çocuk alerji uzmanlarıdır.

    Aşı tedavisine kaç yaşında başlanabilir?
    Dilaltı aşılar 3 yaşından sonra başlanırken cilt altı enjeksiyon şeklindeki aşılar 5 yaşından sonra başlanabilir.

    Aşı tedavisi kaç türdür?
    Aşı tedavisi üç türdür. Dilaltı damla, tablet ve cilt altına enjeksiyon formları vardır. Cilt altı aşılar da iki türdür. Yıl boyu yapılan ve mevsim öncesi olmak üzere iki türdür. Mevsim öncesi aşılar sadece polen alerjisinde uygundur. Hangi aşının hangi çocuğa yapılacağını sadece çocuk alerji uzmanları karar vermektedir.

    Dil Altı Damla Alerji Aşısı nasıl uygulanır?
    Alerjisi olan çocuk astım hastalarına ve alerjik nezlesi olan çocuklara uygulanır. Dil Altı damla aşıları dil altına pompalanarak uygulanır. Aşı içinde sadece çocuğun astımına veya alerjik nezlesine neden olan alerjik madde vardır. Örneğin polen alerjisinde kullanılan damla aşı içinde sadece polen vardır, ev tozu akarına alerjisi için yapılan alerjide akar alerjeni vardır. Kesinlikle kortizon içermez. Çok küçük dozlarda başlanarak vücudun bu alerjik olduğu maddeye alıştırılması sağlanır. Haftada 3 kez veya her gün uygulanan formları vardır. Çocuklarda ciddi alerjik reaksiyona neden olma ihtimali düşük olduğu için evde uygulanabilir. Dişleri fırçalamadan ve kahvaltı veya yemekten önce uygulanır ve 2 dakika dilaltında tutulduktan sonra yutulur. 10 dakika sonra gıda alınabilir. Dil Altı Aşı tedavisinde aşı uygulama süresi en az 3 yıl, en fazla 5 yıldır. 3 ayaşından sonra başlanabilir. Aşı tedavisi ile ilaç kullanma ihtiyacı azalmakta veya bitmektedir. Hayat kalitesi artmaktadır.
    .
    Dil Altı Damla Aşı Tedavisinde Başarı Nasıldır?
    Alerjik bronşit / çocuk astım hastalarında 8-14 yaş arasında yani ergenlikte hastalığın geçme veya şiddetinin azalma olasılığı vardır. Her iki çocuktan birisi bu hastalığı ergenlite atlatamamaktadır. Koruyucu ilaç ihtiyacı devam etmektedir. Çocuk astımında aşı tedavisi ile hastalığın atlatılma olasılığı % 80-90’ın üzerine yükselmektedir. Güvenilir bir uygulama olduğundan koruyucu ilaç almak zorunda olan astımlı ve alerjik nezleli tüm hastalar dil Altı damla aşıya uygun olup olmadıkları yönünde değerlendirilmelidir ve çocuk bu aşı için uygunsa ailelere bu seçenek sunulmalıdır.

    Cilt Altı İğne Aşı Tedavisi (Subkütan İmmünotarapi)
    Devamlı ve mevsim öncesi şeklinde yapılabilir. Mevsim öncesi cilt altından yapılan aşılar sadece polen aerjisinde uygulanabilir. Ocak ayından Nisan ayına kadar haftada bir uygulanmaktadır. Devalı uygulanan aşılar ise başlangıçta en az alerjen içeren konsantrasyonda başlanır. Haftada bir başlanır. Konsantrasyon giderek artırılır. Daha sonraki aylarda doz aralığı 1 aya kadar çıkılır. Toplam uygulama süresi 3 yıl ile 5 yıl arasında değişmektedir. 5 yaşından sonra uygulanabilir. Ekili bir tedavi yöntemidir. Ancak bu tedavi yöntemi sadece çocuk alerji uzmanları tarafından planlanabilir ve uygulnabilir. Aksi taktirde tedavi başarısızlıkla sonuçlanabilir daha da önemlisi ciddi kötü sonuçlarla karşı karşıya kalınabilir. Evde veya eczanede uygulanmaz.

    Aşılar nasıl saklanmalıdır?
    Buzdolabı rafında veya kapağında saklanabilir 2 ile 8 derece arasında saklanmalıdır. Buzluk veya difirize konulmamalıdır. Buzdolabı dışında tutulmamalıdır. Buzdolabı dışında uzun süre tutulursa yapılan aşının etkisi olmaz.

    Aşı tedavisinin etkisi ne zaman başlar?
    Aşı tedavisinin etkisi tedaviden sonra 6 ayda başlar. Birinci yılın sonunda faydası mutlaka olmalıdır. Birinci yılın sonunda aşı tedavisinin faydası yoksa aşı tedavisi kesilir.

    Astımlı çocuklara aşı tedavisi neden yapılır?
    Astımlı veya alerjik nezleli çocuklarda alerjiye karşı tolerans oluşturmak için kullanılır. Aşı tedavisi ilaç gereksinimini azaltır veya ortadan kaldırır, yeni alerjilerin gelişmesini önler ve hayat kalitesini artırmaktadır. Çocuklarda aşının etkisi yetişkinlere göre çok daha fazladır. Çünkü çocuklarda immun sistem değişim içindedir.

    Aşı kortizon içeriyor mu?
    Alerji aşılarında sadece alerjen vardır. Aşılar içinde sadece alerjen vardır. Örneğin polen aşısında polenler vardır. Ev tozu mite aşısında mite alerjenleri vardır. Bu nedenle kesinlikle kortizon yoktur. İlerde herhangi bir zararı da olmaz. Kısırlık, karaciğer zararı gibi herhangi bir organa zararı olmaz.

    Alerji aşılarının yan etkisi var mıdır?
    Dil altı aşıları sonrasında dudakta ve dilde şişme, dilaltında aft gelişmesi ve karın ağrısı gibi bazı belirtiler görülebilir. Ancak bu belirtiler genelde hafiftir. Cilt altı enjeksiyon aşıları ise sonrasında aşı yapılan yerde şişlik, kızarıklık, hafif yorgunluk gibi bazı belirtiler görülebilir. Nadiren de ciddi alerjik reaksiyon gelişebilir. Bu ciddi reaksiyon aşıdan sonra 30 dakika içinde görüldüğü için aşı sonrası 30 dakika gözetim altında tutulmalıdır. Aşı tedavisinin uzun vadede kısırlık, organlara zarar gibi herhangi bir zararı olmaz.