Kategori: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları

  • Bebeğinizin birinci yılı: güzel beklentiler

    Gülümseme

    İki ay boyunca uykusuz kaldınız. Onu her saat sakinleştirmeye çalıştınız. Tabii bu arada bol bol da gözyaşı gördünüz. Bu arada belki arada parlayan bir gülümseme gördünüz ama bunun nedeni gaz da olabilirdi. Şimdi asıl ödülü alma zamanı. Yaklaşık 2 aylık olduğunda, bebeğiniz size gülümseyecek! Bebeğinizin dayanılmaz gülümsemesi için genellikle sesinizi duyması veya yüzünüzü görmesi yetecek.

    Kahkaha
    Bebeğinizin sık sık ağlayan sesi sizi köşeye sıkıştırdıysa, direnmeye devam edin. Bebeğiniz 4. ayını tamamladığında, belki de duyup duyabileceğiniz en tatlı sesi, yani bebeğinizin kahkahasını beklemeye başlayabilirsiniz. Bunun en iyi tarafı da, bebeğinizin ne kadar kolay kahkaha attığını görmektir. Gülünç suratlar, gıdıklama ve ce-ee’ler kıkır kıkır kahkahalar atmasına yetecektir.

    Deliksiz Uyku
    Diğer hiçbir ilk ana benzemeyen deliksiz uyku, yeni ebeveynler için bir mucize haline gelir. Yeni doğan bir bebeğin tüm gece uyumasını beklemek gerçekçilikten ve sağlıklı düzenden uzaksa da, ebeveynler yakın zamanda rahata kavuşacaklarını unutmamalıdır. 4-6 ay sonrasında, çoğu bebek tüm geceyi deliksiz bir uykuyla geçirebilir.

    Dik Oturma
    Her zaman karnınızın üzerinde uzanmanız gerektiğini düşünün. Dünya nasıl da farklı görünürdü! 5 veya 6 ay sonrasında, çoğu bebek destekle dik oturabilir. Destek için, ya ellerini önlerine koyar ya da yastıklara veya mobilyalara yaslanırlar. Bebekler, genellikle 7-9 ay civarında desteksiz oturabilmeye başlar.

    Emekleme 9 aya gelindiğinde, çoğu bebek hem ellerini hem de ayaklarını kullanarak emeklemeye başlar. Bazı bebeklerse hiç emeklemeden sürünmeyi veya kıvrıla kıvrıla ilerlemeyi tercih eder. Emekleme çok önemli bir gelişme değildir ve kaymayı veya sürünmeyi tercih eden bebekler de genellikle diğer gelişmelere zamanında erişir.

    El Sallama

    ‘Bay bay’ anlamında el sallama sadece şirin bir hareket değildir – aslında, bir dil ifadesidir. 9 aya varıldığında, çoğu bebek sesler, jestler ve anlamlar arasında bağlantı kurmaya başlar. El sallamanın ‘bay bay’ ifadesiyle bağlantılı olduğunu anlar.
    Elle Yemek Yeme
    Kaşıkla besleme ihtişamını kaybetmeye başladıysa, bebekler kendi başlarına yemek yemeye hazırdır. 9-12 ay arasında, bebekler ellerini ve parmaklarını kontrol edebilmeye başlar. Bu da, parçalı yiyecekler gibi küçük nesneleri kavramalarını kolaylaştırır. Ne yazık ki, bu yaşın üstündeki bebekler tatları ve dokunuşları keşfetmeye bayıldığından, ağızlarına atmak isteyecekleri tek şey yiyecek olmayacaktır. Bu yüzden, çevre güvenliği bu yaşta dikkate alınması gereken önemli bir noktadır.

    Ayakta Durma
    12 aya varıldığında, çoğu bebek kısa süre de olsa desteksiz ayakta durabilir. Ayrıca, mobilyalara veya başka nesnelere dayanarak küçük adımlar da atarlar – buna “sıralama” adı verilir. Bağımsız bir şekilde yürümeyi öğrendikleri andan önceki haftalarda veya aylarda, bebekler sıralayarak, kendilerini asıl yürüme aktivitesine hazırlar.

    Adım Atma
    İlk adımı, ilklerin kralı olarak görebilirsiniz. Bebeğinizin kendi başına attığı ilk adım kadar beklenen (veya kaydedilmeye çalışılan) başka bir an yoktur. Ancak, her bebek bir yaşına vardığında yürümeye başlamaz. Normal yürüme yaşı 9 ila 17 aydır ve çoğu bebek, ilk adımlarını yaklaşık 13. ayda atar.
    İlk Kelime
    “Anne! “Baba!” Bebeğinizin adınızı söylediğini duymak kadar güzel bir şey yoktur. Bu da bir yaş civarında gerçekleşir. Bu zamana kadar, çoğu bebek en az bir gerçek kelime söyler ve başkalarını taklit etmeye çalışır. Ufaklığınızın düşüncelerini nihayet öğreneceğiniz an yakındır.

  • Bebeğiniz boğmaca riski altında mı?

    Boğmaca, adını insanların öksürüklerin arasında boğulur gibi çıkardığı sesten alan bir hastalıktır. Boğmaca veya pertusis akciğerlerde ve solunum tüplerinde oluşan bir enfeksiyondur. En tehlikeli olduğu grup bebekler olmakla beraber, yetişkinlerin ve gençlerin bu hastalığa yakalanma riski aslında daha yüksektir. Daha büyük çocuklar veya yetişkinler bu hastalığa yakalandıklarını anlamayabilir. Bu hastalık, öksürüğü uzun süren bir soğuk algınlığı gibi görünebilir. En önemli belirti olan öksürüğü yaşamadan bile bu hastalığı bir başkasına bulaştırabilirsiniz. Basit bir hapşırıktan – ve hatta nefes vermeden – gelen hastalık etkeni, hastalığın bebeğinize ve evinizdeki diğer kişilere geçmesine neden olabilir.

    Bebeklerde Ciddi Sorunlar

    Kötü bir öksürük dönemi, bebeğin su içerken, yemek yerken ve nefes alırken zorlanmasına yol açabilir.

    Boğmaca zatürreeye, yetersiz beslenmeye, nöbetlere ve akciğer ve kalp yetmezliğine neden olabilmektedir.
    Bir yaşın altında boğmaca geçiren üç bebekten ikisi nefes almakta zorlanıyor. Hastalığa yakalanan bebeklerin solunumun izlenmesi, gerektiğinde oksijen verilmesi ve kıvamlı akıntıların vakumla alınması için hastaneye yatırılıyor.

    Ailenizi Koruyun

    Boğmaca aşıları kesin çözüm sağlamıyor. Çocukken boğmaca aşısı olmanız, bu hastalığa yakalanmayacaksınız anlamına gelmiyor. Aşı, yalnızca hastalığa yakalanmanız halinde belirtilerin daha hafif olmasını sağlıyor.
    Difteri ve tetanos ile birlikte, boğmacaya karşı koruma sağlayan iki farklı aşı var: DTaP ve Tdap.
    DTaP 7 yaşın altındaki çocuklara uygulanıyor.
    Tdap ise 2005 yılından bu yana daha büyük çocuklara ve yetişkinlere uygulanan bir aşı.

    Ailenizin güvende olmasını sağlamak için:

    Her hamileliğinizde, üçüncü çeyrek dönemde bir Tdap aşısı vurulun. Aşı, vücudunuzun hastalıkla savaşacak antikorlar üretmesine yardımcı olacaktır. Anneler antikorları doğumdan önce bebeklerine geçirir. Böylece, bebeği 2 aylık olduğunda vurulacağı ilk DTaP aşısına kadar korunması sağlanır.
    Boğmaca aşıları yaşam boyu koruma sağlamadığından, bebeğin etrafında olacak 10 yaşın üzerindeki herkesin Tdap aşısını olması gerekir. Kardeşler, ebeveynler, büyükanne ve büyükbabalar, kuzenler ve bakıcılar da buna dâhildir.
    Bebeğinizin, aşı takvimindeki tüm DTaP aşılarını vurulduğundan emin olun. Bebeğinize 2. ayından 4 ila 6 yaşına kadar toplamda beş aşı dozu verilecek. Aşılar, bebeğinizi son dozu izleyen en az 1 yıl boyunca boğmacaya karşı yaklaşık %90 oranında korur. Çoğu çocuk, aşıyı izleyen 4 yıl boyunca boğmacaya yakalanmaz.

    Boğmacanın Belirtileri:

    Hastalık genellikle burun akıntısı ve tıkanıklığı ve bazen de hafif bir öksürük ile başlar. 1 ila 2 haftadan sonra, büyük olasılıkla öksürüğün özellikle geceleri sertleştiğini fark edersiniz. Boğmaca 10 haftaya kadar devam edebilir.

    Ne Zaman Doktoru Aramalı?

    Bebeğinizde soğuk algınlığı belirtilerinin yanında aşağıdakiler görülüyorsa, doktorunuzu arayın:
    Bebeğin ilk üç boğmaca aşısının yapılmamış olması veya kronik öksürüğü olan bir kişiyle temas etmiş olması
    Şiddetli öksürük, solunum güçlüğü, beslenmede zorluk görülmesi veya bu konuda endişelerinizin olması
    Siz boğmaca geçirdiğinizi düşünüyorsanız, özellikle de yaşadığınız bölgede öksürük salgını görülüyorsa hemen doktorunuzu arayın.
    Erken antibiyotik tedavisi belirtilerinizi hafifletebilir ve hastalığın yayılmasını önleyebilir.

  • Besin alerjilerini ihmal etmeyin

    Çocuklarda görülen besin alerjilerini ihmal etmeyin. En çok hayvansal ürünlere karşı gelişen besin alerjileri, tedavi edilmezse tehlikeli tablolara dönüşebiliyor. oysa minik bedenlerde birçok sistemi etkileyen bu alerjiler, ebeveynlerin özeni ve beslenme düzeninde yapılacak değişikliklerle tedavi edilebiliyor

    Çocukluk döneminde görülen besin alerjileri kimi zaman gelişme süreci içinde kendiliğinden kayboluyor kimi zaman da yetişkinlik döneminde de devam edebiliyor. Besin alerjisi geliştiğinden şüphelenilen çocukların vakit kaybetmeden bir uzmana muayene olması gerekiyor. Tedavi edilmemesi halinde nefes darlığından bulantıya, kusmadan deride kaşıntıya kadar birçok soruna neden olan bu rahatsızlık ileri vakalarda yaşam kaybına yol açabiliyor.

    Besin alerjisi, alerjik besinin koklanması, solunması veya dokunulması sonucu da ortaya çıkabiliyor. Ağır alerjik vakalarda kişi söz konusu besini yemese de pişirildiği, yenildiği ortamlarda bulunduğu hatta o besini yiyen kişi tarafından öpüldüğü zaman da ciddi alerjik reaksiyon gösterebiliyor. Tıp literatüründe, kendisi yemediği halde, uçakta çerez yenildiği için anafilaktik şoka giren vakalar bulunuyor.

    Besin alerjisi nedir?

    Bağışıklık sisteminin normal şartlarda zararsız olan bir besin maddesini yanlışlıkla zararlı olarak algılaması sonucu ortaya çıkan reaksiyonlar besin alerjisi olarak adlandırılıyor.

    Hangi besinler alerjiye yol açıyor?

    Her türlü besinin alerji yapma potansiyeli bulunuyor. Ama bazıları diğerlerine göre daha sık alerjiye neden oluyor. Çocuklarda bu grubu süt, yumurta, buğday, yer fıstığı, ağaç fındıkları, balık, kabuklu deniz ürünleri, susam ve kivi oluşturuyor. Sıkça çikolata ve kakao tüketimi nedeniyle alerjik burun akıntısı, migren, deride kızarma, kaşıntı ve sindirim sistemi bozuklukları görülebiliyor. Nadiren bal da alerjiye yol açıyor.

    Bu sorun nasıl başlıyor?

    Besin alerjileri bebeklik, çocukluk döneminden ve hatta anne karnından başlayarak insan hayatını etkileyebiliyor. Bu sorunla ilgili bulguların ortaya çıkması için hastanın birkaç kez alerjiye yol açan besine maruz kalarak duyarlı hale gelmesi bekleniyor. Yapılan araştırmalara göre, toplumun en az yüzde 15-20’lik kısmı yediği bir besinin kendisini rahatsız ettiğine inanıyor. Ancak besin alerjileri çocuklarda yüzde 2-8, yetişkinlerde yüzde 1, tüm nüfusta ise yüzde 2 oranında görülüyor.

    Ne tür belirtilerle ortaya çıkıyor?

    Vücudun hangi sistemlerini etkiliyor? Birçok sistemi etkileyebilen bu sorun farklı bulgularla kendini gösteriyor. Deride kaşıntı, kızarıklık, yanma, ürtiker, anjiyo-ödem, atopik dermatit ve egzama ile ağız içi mukozası, dudaklar ve dilde kaşıntı veya şişlik şeklinde belirti veriyor. Besin alerjileri sindirim sisteminde ise bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı, kolik, reflü, şişkinlik, gaz, kramp, gaitada kan görülmesi gibi belirtilerle ortaya çıkıyor. Kardiyovasküler sistemde hipotansiyon, baş dönmesi, şok, anafilaksi gibi sorunlara yol açıyor. Solunum sisteminde ise burun akıntısı, burun tıkanıklığı ve burunda kaşıntı başta olmak üzere hapşırma, boğazda kaşıntı, seste kalınlaşma, öksürük, göğüste daralma hissi, nefes darlığı ve vizing olarak adlandırılan hırıltılı solumaya neden oluyor.

    Besin alerjileri nasıl tedavi ediliyor?

    Bu rahatsızlık temelde, alerji yapan besinin diyetten çıkarılmasıyla tedavi ediliyor. Eliminasyon diyeti olarak adlandırılan bu yöntemde, alerji oluşturan besin diyetten elenirken, bu besinin içinde olduğu her şeyin diyetten çıkarılması gerekliliğinin hastaya belirtilmesi önem taşıyor. Örneğin inek sütü alerjisi olan çocuğun süt ve süt türevlerini içeren hiçbir besin maddesini yememesi gerekiyor. Sütün yanı sıra peynir, yoğurt ya da bunlardan yapılan gıdaların tüketilmemesi de önem taşıyor. Tedavi edilmeyen besin alerjileri hayati riske yol açabiliyor. Özellikle son yıllarda artan yer fıstığı ve ağaç fıstıklarına bağlı alerjilerde anafilaksiye bağlı ölümlere sıkça rastlanıyor.

    Çocuklukta başlayan besin alerjisi yetişkinlikte de devam ediyor mu?

    Çocukluk döneminde ortaya çıkan besin alerjilerinde besinin diyetten çıkarılması ile besine karşı tolerans gelişimi ve besin alerjilerinin ortadan kalkmasına sıkça rastlanıyor. Bu dönemde en sık inek sütü alerjisi görülüyor. Sorun; 1 yaşında yüzde 50-60, 2 yaşında yüzde 70-75, 3 yaşında ise yüzde 85 oranında kayboluyor. Yumurta alerjileri 5 yaşından sonra yüzde 55 oranında ortadan kalkıyor. Yer fıstığı, fındık ve ceviz gibi ağaç fındıkları ile balık ve kabuklu deniz ürünlerine karşı oluşan alerjilerde ise sorun giderilse bile özellikle alerjik besine karşı bakılan spesifik IgE alerji testlerinin yüksek olduğu durumlarda mevcut alerji ömür boyu devam edebiliyor.

    ANNE BABALAR DİKKAT!

    • Her besinin alerji yapma potansiyeli bulunuyor ve bazıları sinsice seyredebiliyor. Bu nedenle sık hastalanan, hırıltılı solunum görülen, kaşıntılı, döküntülü deri hastalığı olanlar ile kusma, reflü, ishal ve kabızlık yaşayan çocuklarda beliren besin alerjilerinin bir uzman tarafından değerlendirilmesi gerekiyor.

    • Besin alerjisinden şüphelenildiğinde tanı ve tedavide uzmanlardan yardım alınması önem taşıyor. Çünkü bazı vakalar hayatı tehdit edebilecek reaksiyonlara yol açabiliyor.

    • Anne babaların kendilerince tanı koymaması ve besin kısıtlamasına gitmemesi gerekiyor. Gereksiz yere uygulanan kısıtlamalar çocukların büyüme ve gelişimi için çok önemli bir besinden mahrum kalmasına neden olabiliyor.

    • Besin alerjilerinin kontrolünde yeterli ve dengeli beslenmeye dikkat edilmesi, diyette alerjiye neden olabilecek maddelerin mutlaka kısıtlanmasının yanı sıra bunların yerine konabilecek olanların öğrenilmesi gerekiyor. Bu konuda bir beslenme ve diyet uzmanından yardım almak ebeveynlere yardımcı olabiliyor.

    • Özellikle süt, yumurta, fındık ve fıstık, birçok hazır gıdanın içinde kullanıldığı için etiket bilgisi okuma alışkanlığının mutlaka kazanılması gerekiyor.

    ADIM ADIM TANI SÜRECİ

    Birçok hastalıkta olduğu gibi besin alerjilerinde de hasta hikayesi büyük önem taşıyor. Anlatılanlar sayesinde bazen şüpheli besin kolayca tanımlanabiliyor. Fizik muayenede belirtilerin varlığı kontrol ediliyor. Vücudun savunma sisteminin önemli bir parçasını immünoglobulin E (IgE) molekülleri oluşturuyor. Kan testleri ile şüpheli besinler için vücudun IgE yapıp yapmadığına bakılıyor. Ayrıca deri testi de uygulanıyor. Bunlar hastanın test edilen besin antijenlerine karşı spesifik IgE antikoru oluşturup oluşturmadığını gösteriyor. Tanıda altın standart olarak çift kör plasebo kontrollü besin ‘challenge’ testi uygulanıyor. Bu testin hastane ortamında, oluşabilecek her türlü ciddi reaksiyon göz önünde bulundurularak ve gerekli tedbirler alınarak yapılması gerekiyor. Test, doktor kontrolünde olmak şartıyla şüpheli besinin düşük dozlardan başlayıp, giderek artarak hastaya yedirilmesi ve artan dozlara karşı hastada bir bulgu oluşup oluşmadığının gözlenmesiyle yapılıyor.

  • Çocuğunuzun alerjik olduğunu nasıl anlarsınız?

    Baharla birlikte havalar ısınıyor, çiçekler açıyor, parklar, bahçeler yeşilleniyor. Ama, yılın bu güzel zamanı bazıları için ise bir kabus! Evet, alerjisi olanlardan bahsediyoruz. Bu yazıda çağın hastalığı olarak adlandırabileceğimiz alerji hakkında merak edilenlere değineceğiz.

    Alerji, vücudun normalde zararsız olan bir maddeye karşı gösterdiği anormal bir tepkidir. Çocuk, alerjik olduğu maddeyle karşılaşınca aksırık, öksürük, burun akması gibi belirtiler ortaya çıkar.

    En sık görülen alerji etkenleri toz özellikle ev tozu, ağaç ve çayır polenleri, küf, sigara dumanı, hayvan kıl ve salyası, temizlik malzemesi ve kozmetik gibi kimyasal maddeler, gıdalar, ilaçlar ve böcek sokmalarıdır. Bir maddeye alerjik olan bir kişi başka maddelere de alerjik olabilir.

    Eğer çocuğunuz, her yıl aynı zamanlarda benzer bir tabloyla hastalanıyor, aksırık/öksürükten kurtulamıyorsa mevsimsel bir alerjisi olabilir.

    Aşağıda sıralayacağımız maddeler, çocuğun yakınmalarının allerjik olabileceğini düşündürür.

    EĞER

    Anne babada alerjik ekzema, saman nezlesi, astım gibi allerjik hastalıklar varsa

    Çocuk sesli nefes alıp veriyorsa

    Gece çok öksürüyor, gündüz iyi görünüyorsa

    Sık sık solunum yolu enfeksiyonu geçiriyorsa

    Günlük yaşamda arkadaşlarından çabuk yoruluyorsa

    Bebekliğinde besin allerjisi geçirdiyse veya yanakları kuru, kaşıntılı, kızarık olduysa

    Uzun süren geniz akıntısı oluyorsa

    Sık sık burun akıyor, tıkanıyor veya kaşınıyorsa

    Gözler altında koyu renk halkalar varsa

    Gözler sulanıp kaşınıyorsa

    Sık kulak enfeksiyonu geçiriyorsa yakınmaları alerjik olabilir. Bu belirtiler hakkında doktorunuza danışmalı, belki de allerji yönünden ayrıntılı bir incelemeden geçmesini sağlamalısınız.

  • Besin alerjisi hakkında

    Besin alerjisi, bazı besin maddelerine karşı vücudun gösterdiği istenmeyen bir reaksiyondur. Çocukların yaklaşık % 5’inde görülmektedir.

    Hangi besinler alerjiye yol açar?

    Tüm gıdalar alerjiye yol açabilirse de, en sık nedenler inek sütü, yumurta, balık ve kabuklu deniz ürünleri, soya, buğday, yerfıstığı gibi kabuklu yemişlerdir.

    Besin alerjisi kimlerde görülebilir?

    Her çocukta görülebilir. Ancak, astım, saman nezlesi gibi alerjik hastalıkları olan veya ailesinde bu tarz hastalık öyküleri olan kişiler, gıda alerjisi için daha fazla risk taşırlar. Önceden alerji yapmayan bir gıdaya zaman içinde hassasiyet gelişebilir veya yenilen miktar da alerjiden sorumlu olabilir.

    Besin alerjisi hangi belirtilere yol açar?

    Dudaklarda, ağızda, boğazda aşınma, şişlik, kızarıklık

    Ciltte döküntü

    Bulantı, kusma, ishal

    Aksırık, burun akıntısı görülebilir.

    Nefes tıkanıklığı, bilinç kapanması anafilaksi denilen ciddi alerjik reaksiyonlarda görülür.

    Bebeklik çağında aşırı gaz sancısı, çok ağlama, ishal, huzursuzluk, büyüme geriliğine de yol açabilir

    Besin alerjisi ne kadar sürer?

    Gıda alerjisi 1-2 yıl içinde kaybolabilir veya ömür boyu da sürebilir.

    Gıda alerjisi nasıl önlenebilir?

    Bebeğinizi ilk 6 ay sadece anne sütüyle besleyin. Gerekmedikçe mama veya farklı gıdalar başlamayın.

    Emzirme sırasında anne, alerjen olabilecek gıdalardan kaçınmaya çalışmalı.

    6 ay dolduktan sonra ek gıdaları az az, tek tek başlayın. Her yeni gıda sonrası birkaç gün bekleyerek bir sorun olup olmadığını gözleyin. Ondan sonra yeni bir deneme yapın. Sorun yaşanan gıdalardan bir süre kaçının.

    Besin alerjisine nasıl tanı konur?

    Aslında anne babanın dikkatli gözlemleri çoğu zaman tanı koydurucudur. Doktorunuz da, kan veya cilt testleriyle alerjinin nedenini saptayabilir.

    Besin alerjisi nasıl tedavi edilir?

    Çocuk doktoru, belirtileri yatıştıracak bazı ilaçlar önerecektir. Elbette, en iyi tedavi sorumlu gıdadan uzak durmayla sağlanacaktır. Eğer belli gıdalara alerjisi olan bir çocuğunuz varsa, gıda etiketlerini inceleme konusunda deneyim kazanmanız gerekecektir.

  • İnek sütü alerjisi hakkında

    Çocukluk çağında en sık görülen gıda alerjisi, inek sütü alerjisidir. İnek sütü proteinlerine karşı, vücut anormal bir reaksiyon vermektedir. Günümüzde bebeklere 1 yaşa kadar inek sütü önerilmiyor. Fakat; bebek inek sütü bazlı mamalar veya emziren annenin kendisinin aldığı süt vasıtasıyla, inek sütüyle temas edip alerjik yakınmalar gösterebilmektedir. Bazen de belirtiler, 1 yaş sonrası süt içmeye başladığında ortaya çıkmaktadır.

    İnek sütü alerjisi genellikle bebeklikte ( özellikle ilk 6 ayda ) başlar, ancak daha büyük çocuklarda da başlayabilmektedir. Süt alerjisiyle karşılaşan çocukların bir kısmı 2-3 yaşında bundan kurtulurken, bir kısmında da ömür boyu devam etmektedir. Ailede alerjik hastalıklar sık görülüyorsa, çocukta da risk artmaktadır.

    İnek sütü alerjisinin belirtileri nelerdir?

    Huysuzluk, aşırı ağlamalar

    Aşırı gaz sancısı

    Kusma

    İshal- kanlı, mukuslu gaita görülebilir

    Kabızlık- bazen süt alerjisi ishal değil kabızlığa da yol açabilir

    Ciltte döküntü, kaşıntı, egzama

    Gözlerde kaşıntı

    Göz altlarında koyu renkli halkalar

    Tekrarlayan hırıltı, öksürük, aksırık,burun akıntısı veya tıkanıklığı

    Sık sık üst solunum yolu enfeksiyonu, orta kulak iltihabı, sinüzit, bronşit geçirme

    Büyüme geriliği görülebilir.

    Süt alerjisi saptanan bebek için beslenme nasıl olmalı?

    Süt alerjisi saptanan bir bebek için en iyisi anne sütüdür. Ancak annenin süt ve süt ürünlerini beslenme programından çıkarması gerekecektir. Annenin, beslenmesi doktor ve diyetisyenin önerileriyle düzenlenir.

    Mama ile beslenen bebeklerde soya bazlı mamalar denenecek, ancak eğer buna da alerjikse hipoallerjen olarak adlandırılan özel bazı mamalara geçmek gerekecektir.

    Alerjisi devam eden daha büyük çocuklarda, doktorun önerdiği süre boyunca süt ve süt ürünleri diyetten çıkarılır. Sonra uygun zamanlarda, alerjinin kaybolup kaybolmadığına bakılır.

  • Çocuk felci hastalığı

    Çocuk felci (Poliomyelit), özellikle omurilikteki kasların kasılmasını başlatan sinir hücrelerine zarar veren bir virüsün (Polia virus) yol açtığı bulaşıcı enfeksiyondur.

    Belirtileri
    Genellikle yaz ve sonbahar aylarında küçük yerel salgınlar biçiminde ortaya çıkan çocuk felci, 40°C bulan yüksek ateş, şiddetli baş ağrıları, bulantılar ve sırt ağrılarıyla başlar. 4-5 gün sonra kasları iki yanlı, ama bakışımsız olarak etkileyen gevşek felç yerleşir, 2-3 hafta sonra, bazı kaslar bütünüyle normale döner, bir bölümüyse hiç düzelmez.

    Yayılması

    Virüs, hastaların çıkardığı dışkı yoluyla yayıldığı için, çevre sağlığı koşullarına dikkat edilmeyen çağlarda büyük salgınlara yol açmış, koşullar düzeltilince, daha çok çocukları etkilemeye (adı buradan kaynaklanır) başlamış, çocuklara ağız yolundan yapılan aşı uygulamasının yaygınlaşmasıyla, büyük ölçüde ortadan kalkmıştır.

    Omuriliğin ön kordonlarının iltihaplanması sonucu felçle neticelenen bir hastalıktır. Tıp dilinde ‘poliomelitis’ denir. Bilhassa yaz ve sonbahar aylarında görülür. Nedeni bir çeşit virüstür. Lağım sularının yiyeceklere bulaşması, sineklerin taşıdığı mikroplar, hastalığa yakalanmış kişinin ağız ve burnundan çıkan damlacıklarla bulaşır. çocuk felcine küçükler yakalanabileceği gibi büyükler de yakalanabilir. Hastalık virüs vücuda yerleştikten sonra 7-21 gün içinde ortaya çıkar. Hastada ateş, baş ağrısı, boğaz ağrısı, kusma, yorgunluk, boyunda kasılma, ve sırt ağrıları vardır. Hastalığın ilk günlerinde gerekli tedaviye başlanmazsa, özellikle kol ve bacaklarda felç görülür. Hastalığın başlangıcında hastayı diğer kimselerden ayırmak ve yatırmak gerekir. Çocuk felcinden korunmak için “Salk aşısı” veya “Sabin aşısı” yaptırmak gerekir. Bu aşının ilki çocuk 6 aylık olmadan önce, ikincisi ilk aşıdan 2 ay sonra, üçüncüsü, ikinci aşıdan 6 ay sonra yapılır. 5 ve 15 yaşlarında da tekrarlanır. Tedavi için mutlaka doktora başvurmak gerekir.

    Riskli Durumlar

    – Polio aşısının yapılmaması,
    – Polio salgını olan bölgeye yolculuk yapmak,
    – Hamilelik,
    – Çok yaşlı veya bebek olmak,
    – Ağız, burun veya boğazda yaralanma meydana gelmesi (diş tedavisi, bademciklerin alınması)
    – Virüsü aldıktan sonra bağışıklık sistemimizi bozacak anormal bir stres meydana gelmesi (duygusal veya fiziksel)

    Çocuk felci dünya çapında görülen bir hastalıktır. Ancak aşılamaya yeterli özen gösteren ülkelerde nadiren gözlenir. Yaz ve sonbahar aylarında daha sık gözlenir. Kızlarda daha sık gibi görülmekle birlikte felçler erkek çocuklarda daha sık gözlenir. Salgınlar aşılamanın yapılmadığı bölgelerde gözlenir. 1840 ile 1950′li yıllar arasında poliomyelit dünya çapında salgınlara neden olmaktaydı.

    Korunma

    Polio aşısı, yapıldığı insanların hemen hepsini hastalıktan korumaktadır. Koruma oranı %90′ın üzerindedir.

  • Çocuklarda kontrolsüz nefes açıcıları kullanmak zararlı olabilir

    Anneler Babalar Dikkat !!!

    Nefes açıcı havalar artık herkese çok rahat bir şekilde reçete ediliyor. Herkesin evinde ya nebulizatör denilen içine konulan sıvı ilaçları buhar yapan makinalar ya da aerochamber denilen sprey şeklinde olan ilaçlar için kullanılan aparatlar var.

    Çocuğunuza nefes yoluyla ilaç kullanmanız önerildiğinde mutlaka Çocuk Alerji Doktoruna danışın. Çünkü yapılan çalışmalar lüzumsuz yere kullanılan nefes açıcıların özellikle çocuklarda kalbe zarar verdiğini ve endokrin sistemlerini etkileyerek aşırı kilolu olma ya da boyun kısa kalması gibi yan etkilere yol açtığını göstermektedir.
    Dolayısıyla zaman zaman nefes darlığı çeken ve nefes açıcı kullanmak zorunda kalan çocukların çocuk alerji doktoru tarafından görülüp alerjisinin olup olmadığını test edilmesi gerekir.

    Çünkü alerjide esas korunmaktır. Çocuğunuza neyin dokunduğunu bilip ona göre bazı tedbirler almak gerekir ki çocuk hasta olmasın ve lüzumsuz yere ilaç kullanmasın. Yine alerjik aşı tedavisi de alerji testleri yapıldıktan sonra verilecek bir tedavidir ve alerjilerin tedavisindeki en etkili yol olduğu bütün tıp camiası tarafından kabul edilmektedir.

  • Bahar alerjisi nezle ile karışır mı?

    Bahar alerjisi ve nezle arasındaki ayırt edici en önemli özellik, nezlede semptomlar 1 hafta, en geç 10 gün içinde kaybolurken, bahar alerjisinde 2-4 aya kadar uzuyor. Dolayısıyla yakınmalar, 2 haftadan uzun sürdüğü takdirde bunun altında alerjik bir reaksiyon olup olmadığının araştırılması gerekiyor. Ayrıca yakınmaların aralıklı krizler halinde gelişmesi, özellikle de hastanın ailesinde alerji öyküsünün bulunması, bahar alerjisine işaret ediyor. Ancak kesin tanı, alerjik deri testi ve kan tetkiklerinin ardından konuyor.

    Bahar Alerjileri

    Baharın gelmesiyle birlikte hava ısınmaya, doğa canlanmaya başladı. Ağaçlar çiçekleniyor, çimenler yeşillenip, çiçekler açıyor, kuşlar ötüyor özellikle de çocuklar için dışarıda bulunmak içerde bulunmaktan çok daha eğlenceli bir hal alıyor ama bazı çocuklar bahar alerjisi nedeniyle çok sıkıntılı günler geçirebiliyor.

    Bahar alerjisi saman nezlesi olarak da bilinir. Genelde ilkbaharda görüldüğü için bu ad verilir ve tutulan organlara göre, alerjik rinit, alerjik konjonktuvit, alerjik sünizit ve alerjik bronşit alerjik ürtiker gibi adlar da alır.

    Bahar alerjisinden polenler sorumludur. Polen, erkek çiçek tozu demektir. Baharla ağaçların çiçek açmasıyla birlikte çevreye çok sayıda polen yayılır ve bu polenler hava ile ağız, burun, göz , deri ve akciğerlerimize kadar ulaşırlar ve ciddi alerjik hastalıkların ortaya çıkmasına neden olurlar. Alerjiye en çok yol açan polenler arasında zeytin, fındık, kızılağaç, pelin, kavak, çayır otu, yulaf, çavdar ve buğday yer alır.

    Ülkemizde ağaç polenleri genellikle şubat-mayıs, ot polenleri mayıs-haziran, yabani ot polenleriyse yaz ortasından sonbahara dek etki gösteriyor.

  • Ailesinde alerji olan bebeklerde risk var mı?

    En son yapılan araştırmalar bütün dünyada alerji sıklığının arttığını, insanların %30-40’ının yaşamlarının bir evresinde alerjiden etkilendiğini göstermektedir, ailesinde alerji olan bebeklerde alerji riski %70’e kadar çıkmaktadır. Son çalışmalar özellikle çocuklar arasında besin alerjileri sıklığında önemli bir artış olduğunu göstermiştir. Ailede alerji olması çocuklardaki riskin artmasına neden olmaktadır. Ailesinde alerji olmayanlarda risk %20-30 kadarken, anne, baba veya kardeşlerden birinde alerji olması alerji riskinin %40-50’ye çıkmasına, ikisinde alerji olması ise riskin %60-70’e yükselmesine neden olmaktadır.

    Alerji Tanısı Nasıl Konulur?

    Alerji tanısı çeşitli kan tetkikleri ve alerjik deri testleri ile konulur. Kliniğimizde hem deri testleri hem de kan tetkikleri yapılabilmektedir. Deri testleri kliniğimizde kolayca yapılabilen testlerdir. Her yaş grubuna yapılabilir, bir günlük bebeğe bile uygulanabilir. Halk arasında küçük çocuklara test yapılmaz gibi bir kanı vardır. Bu tamamen yanlış bir şeydir.

    Çocuklarda alerji testleri ile ilgili en önemli şey testin mutlaka Çocuk Alerji Uzmanı tarafından yapılması ve değerlendirilmesi gerekliliğidir. Çocuk Alerji uzmanı tarafından yapılmayan testler güvenilir değildir. Deri testleri acı vermez, cilt üstüne genelde sırt ve/veya kollara yapılır. Yaş gruplarına ve şikayetlere göre hangi deri testinin yapılacağına Çocuk Alerji Uzmanı karar verir. Test hemen yarım saat içinde sonuç verir bu da doğru tedavinin hemen başlayabilmesi için çok önemlidir.