Kategori: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları

  • 1 yaş altı çocuk boğulmalarında ilk yardım – en yaygın önlenebilir ölüm nedeni!

    Bir yaş altı çocuklarda en yaygın önlenebilir ölüm nedeni, hava yollarına hava dışında bir şeyin kaçması ile oluşan boğulmadır. Hava yollarına kaçan bir içecek ile oluşan öğürme,nefes tutma ve öksürük nadiren tehlikelidir ve pasaj temizlenince çocuk kendine gelir. Ancak hava yolunu tıkayan bir yabancı cisim veya yiyecek ise bu acil durumdur. Bu durumda çocuk konuşamaz ,ağlayamaz ve öksüremez. Yüzü önce hızla kızarır ve arkasından maviye döner.

    Çocuk Boğulmalarında İlk Yardım

    Önemli not:

    Eğer çocuk ağlıyor,öksürüyor ve sesler çıkarabiliyorsa bu manevraları yapmayınız,

    Eğer objeyi göremiyorsanız parmağınız ile çıkarmaya çalışmayınız, çünkü cismi daha tehlikeli bölgelere itebilirsiniz.

    1 Yaş Altı Bebekte

    Bebeği yüzü aşağı gelecek şekilde kolunuz üzerine yerleştiriniz.Baş ve boyunu sabit tutunuz,kolunuza bacağınız ile destek olunuz,

    Diğer elinizle iki kürek kemiği arasına beş kere çabuk ve sert şekilde vurunuz,

    Obje bunlarla çıkmaz ise, bebeği sırt üstü sert bir zemine yerleştiriniz. İşaret, üç ve dördüncü parmağınızı iki memeyi birleştirdiğini düşündüğünüz hayali çizginin altında göğüs kafesine yerleştiriniz, üç ve dördüncü parmağın pozisyonu kalp masajı yapılacak alandır.

    İki parmağı kullanarak göğüs duvarını beş kere hızlı ve sert bir şekilde itiniz.

    Cevap yok veya bilinç kayboldu ise, baş veya işaret parmagı ile ağızı aralayıp dili öne doğru bastırarak ağıza bakınız, objeyi görür iseniz diğer elin işaret parmağı ile çıkarın. Göremezseniz almak için çalışmayınız,

    Eğer çocuk nefes almıyor ise, kafayı geriye atıp ağızınız ile bebeğin hem ağız hemde burnunu kapatarak iki kere nefes vermeye çalışınız. Eğer bebeğin göğsü yükselmiyorsa tıkanıklık devam ediyor demektir.

    Yabancı cisim çıkana, bebek nefes almaya başlayana veya yardım gelenedek 1-6 arası stepleri tekrar ediniz.

  • Ateş dost mu? Düşman mı?

    Eğer çocuklarınızda ateş varsa olasılıkla bir enfeksiyonla savaşıyor demektir. Unutmayınız ki ateşin kendisi bir hastalık değildir. Sadece hastalık işaretlerinden biridir.

    Ateş tek başına çocuğunuzun antibiyotiğe ihtiyacı olduğunu göstermez.

    Ateş genellikle tehlikesizdir ve çocuğunuzun enfeksiyonla savaşmasına yardım eder.

    Çocuğunuzun bağışıklık sisteminin iyi çalıştığını ve vücudun enfeksiyonu kendiliğinden yenmeye çalıştığını gösterir.

    Ateş düşünmenin amacı, ateşe neden olan hastalık bulunana kadar çocuğu rahat ettirmektir.

    Kaç derecenini üzerinde ateş yüksek demektir?

    Makattan 38 ºC üzeri

    Kulaktan 38 ºC üzeri

    Ağızdan 37.5 ºC üzeri

    Ateş Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar

    Ateşi daha iyi anlayabilmek için ateş hakkındaki yanlışları bilmek gerekir:

    Yanlış : Ateşin Her türü kötüdür.

    Doğru: Çoğu ateş çocuk için yararlıdır ve vücudun enfeksiyonla savaşmasına yardım eder.

    37.5-39 ºC : Hafif ateş (Yararlıdır). Ateşi bu seviyede tutmak iyidir.

    39-40 ºC : Orta dereceli ateş (Yararlıdır).

    40 ºC : Yüksek ateş (Rahatsızlık verici ama zararsızdır).

    40.6 ºC üzeri: Yüksek ateş (Ciddi enfeksiyon göstergesidir).

    42 ºC üzeri : Çok yüksek ateş (Ateşin kendisi tehlikeli olabilir).

    Yanlış : 40 ºC üzeri ateş beyin hasarına neden olabilir.

    Doğru: Enfeksiyonların yol açtığı ateş beyin hasarına yol açmaz. Sadece 42 ºC üzeri ateş beyin hasarına yol açabilir ve bu derecede yüksek ateş ancak sıcak çarpmasında (örneğin çok sıcak havada kapı ve camları kapalı bir arabada bırakılan çocuk) meydana gelir.

    Yanlış : Her çocuk belirli bir derece üzerinde ateşli havale geçirebilir.

    Doğru: Ateşli havale çocukların sadece % 4′ünde görülebilir.

    Yanlış : Ateşli havale tehlikelidir.

    Doğru: Ateşli havalelerin görünümü korkutucudur. Ancak çoğu 5 dakika veya daha kısa sürede durur. Kalıcı hasarlar yapmaz. Ateşli havale geçiren çocukta gelişme geriliği, sakatlık, öğrenme güçlüğü veya beyin hasarı olmaz.

    Yanlış : Tüm ateşler ateş düşürücü ile tedavi edilmelidir.

    Doğru: Ateş eğer çocuğa rahatsızlık veriyorsa tedavi edilir. Bu genellikle 39 ºC’nin üzerinde olur.

    Yanlış : Ateş düşürücü verilmez ise ateş iyice yükselir.

    Doğru: Hayır. Beyinde bulunan termostat nedeni ile enfeksiyona bağlı ateş en fazla 40.6 – 41 ºC’ye çıkar.

    Yanlış : Ateş düşürücülerle kolay düşmeyen ateş ciddi enfeksiyon göstergesidir.

    Doğru: Eğer ateş yüksekse nedeni çok ciddi olabilir de olmayabilir de. Önemli olan çocuğun nasıl göründüğüdür. Eğer çocuk çok hasta görünüyorsa ateşe neden olan hastalığın ciddi olduğu düşünülmelidir.

    Saygılarımla

    Dr. Ertuğrul Güler

  • Bebek pudrası bebeğim için güvenli mi?

    Bebek pudrası güzel kokar, güzel de bir his verir ama ben bebek pudrasını tavsiye etmiyorum – Amerikan Pediatri Akademisi’nin de bu yönde bir tavsiyesi var. Pudranın solunması, solunum sorunlarına ve ağır akciğer hasarına yol açabiliyor. Üstelik bebeğinizin pudrayı solumasını engellemek kolay değil.

    Özellikle küçük, kolaylıkla solunabilecek parçacıkların bulunduğu talk pudraları en büyük endişe kaynağı. Parçacıkları daha büyük, daha kaba olan mısır nişastasının solunması daha zor olduğundan, kullanılması gereken durumlarda tercih sebebi olabilir.

    Bebek pudrasının pişiği önlediğine veya pişiğe iyi geldiğine dair herhangi bir kanıt bulunmuyor. Pişiği önlemek için en iyi yöntem, bebeğinizin poposunu bezi her değiştirdiğinizde temizlemek, nazikçe kurulamak ve ince bir tabaka halinde koruyucu merhem veya krem sürmek.

    Pudra kullanmak istiyorsanız, daha güvenli olan mısır nişastası bazlı bir ürünü tercih edin. Pudrayı, bebeğinizden uzak bir yerde çalkalayarak elinize dökün. Bu işlemi asla bebeğinizin üzerinde veya yakınında yapmayın. Pudra kutusunu her zaman bebeğinizin ulaşamayacağı bir yerde tutun. Kutu düşüp, bebeğinizin soluyabileceği bir pudra bulutu oluşturabilir. Bazı durumlarda, boyun veya kasık kıvrımlarında ilaçlı pudra kullanabilirsiniz ama pudranın birikmemesine dikkat etmeniz gerekir.

    Son olarak, tahrişi önlemek için, her bez değişiminde, bebeğinizin deri kıvrımlarında birikebilecek pudrayı dikkatli bir şekilde yıkayarak temizleyin.

  • Bebeğinizi yıkarken dikkat etmeniz gerekenler

    Güvenlik açısından en önemli püf noktası, bebeğinizi banyoda – bir saniye için bile olsa – asla yalnız bırakmamaktır.

    Bebeğinizi ne sıklıkta yıkamalısınız?

    Bazı ebeveynler bebeklerini her gün yıkar. Ancak, bebeğiniz etrafta emeklemeye ve türlü türlü dağınıklığa girmeye başlayana kadar, onu haftada birkaç kez yıkamanız yeterli olacaktır. Yalnızca yüzünü sık sık yıkayın. Deri kıvrımlarının olduğu her yeri temiz tutun. Genital bölgesini de her bez değişiminde derinlemesine temizleyin.

    Bebeğinizi yıkarken, hareketli ufaklıkla başa çıkmak sabun ve kayganlıktan dolayı biraz korkutucu olabilir. O yüzden onu sıkıca kavrayın.

    Bebeğinizi nerede yıkamalısınız?

    Mutfak lavabosunu veya küçük, plastik bir bebek küvetini kullanabilirsiniz.Standart bir küveti kullanırken, diz çökmeniz veya bebeğinizin üzerine eğreti bir hareketle eğilmeniz gerekir. Bu da, bebeğin hareketlerini daha az kontrol edebileceğiniz anlamına gelir.

    Bebeğinizi nasıl yıkamalısınız?

    Bebeğinizi nasıl yıkayacağınızı ve bebeğinizi yıkarken işinizi kolaylaştıracak püf noktalarını burada bulabilirsiniz. Biraz şanslıysanız, banyo beraber geçirdiğiniz günlerin en keyifli zamanlarından biri haline gelecek.

    1. Gerekli tüm banyo malzemelerini yerleştirin ve bir havlu, temiz bir bez ve kıyafetleri düzenleyin.Bebeğin üşümemesi için, odanın rahat bir sıcaklıkta olduğundan emin olun.
    2. Küveti 7,5-8 cm kadar suyla doldurun. Su ılık ama dirseğinizin içini yakmayacak sıcaklıkta olsun – yaklaşık 32° derece veya birkaç derece yüksek bir sıcaklık yeterli olacaktır.

    3. Bebeğinizi banyo alanına getirin ve tüm kıyafetlerini çıkarın.

    4. Bebeğinizi küvete ayaklarından başlayarak yavaş yavaş kaydırın. Bu sırada, bir elinizi kullanarak boynunu ve başını destekleyin. Bebeğinizin üşümemesi için, banyo boyunca üzerine düzenli olarak bir bardak dolusu kadar su dökün.

    5. Hafif etkili bir sabunu az miktarda kullanın (çok fazla sabun, bebeğinizin derisini kurutur). Bebeğinizi, elinizle veya bir sabun beziyle yukarıdan aşağıya, öne ve arkaya doğru yıkayın. Önce başını ıslak, sabunlu bir bezle yıkayın. Bezi durulayın ve bu bezle gözlerini ve yüzünü nazikçe yıkayın. Bebeğinizin burun deliklerinde veya gözlerinde kurumuş mukus birikmişse, nemli sabun bezinin küçük bir kısmıyla birkaç kez mukusa dokunarak, tamamen silmeden önce yumuşamasını sağlayın. Bebeğinizin genital bölgesinde ise, rutin yıkama yeterli olacaktır.

    6. Bebeğinizi temiz suyla derinlemesine durulayın ve temiz bir bezle silin.

    7. Bebeğinizi başlıklı bir havluya sarın ve nazikçe kurulayın.Derisi kuruysa veya pişiği varsa, banyodan sonra hafif bir losyon sürebilirsiniz.

  • Yenidoğan bebekler için vücut bakımı

    KONAK

    Görünüşü hiç de iyi olmasa da, konak yenidoğanlarda yaygın olarak görülen zararsız bir saçlı deri hastalığıdır. Bebeğinizde kepek gibi görünen pul pul ve kuru deriyle ortaya çıkan hafif bir durum gelişebileceği gibi, sarımsı, yoğun, yağlı, soyulan veya kabuk bağlayan yaralarla beliren daha şiddetli bir durum da görülebilir.Konak doğumdan sonraki iki hafta ila üç ay aralığında herhangi bir zamanda ortaya çıkabilir ve genellikle birkaç ay içerisinde kendi kendine geçer. Çoğunlukla 6-7 aydan sonra görülmez.

    Konak, yağ üreten bezlerin çok fazla yağ üretmesi ve kuruyan ve pul pul dökülen yağlı yaralarının oluşumuna neden olmasıyla ortaya çıkar.Annenin doğum sırasında ürettiği ve çocuğuna geçirdiği ilave hormonların yağ bezlerinde üretim artışına yol açması sonucu oluşur.

    Bebeğinizin vücudundaki hormonlar ilk birkaç aydan sonra dengelendiğinde, bu sorun da ortadan kalkar. Soyulmalardan kurtulmaların en iyi yolu, bebeğinizin saçını yumuşak bir bebek şampuanıyla her gün yıkamaktır.

    Öncelikle, bebeğinizin başına parmaklarınızla veya yumuşak bir sabun beziyle masaj yaparak, soyulmaları yumuşatmaya çalışın. Şampuanı durulamadan önce, gevşek kabukları temizlemek için bebeğinizin saçını yumuşak bir bebek tarağıyla tarayın.

    Kabukları yumuşatmak için bebeklerinin saçlı derisine zeytin yağı veya bebek yağı sürülebilir. Ancak bu her zaman yararlı olmayabilir ve konağı artıradabilir..Konakı eninde sonunda kendi kendine geçecektir. Bununla birlikte, rahatsızlık devam eder, kötüleşir veya yayılırsa doktorunuza danışın. Doktor ilaçlı şampuan veya kortizon kremi yazabilir.

    Tırnaklar

    Bebeğinizin tırnakları sizinkilerden daha yumuşak ve bükülmeye daha müsait olabilir ama bu sizi yanıltmasın, bebeğinizin tırnakları oldukça keskindir ve sağa sola sallanan uzuvlarını çok az kontrol edebilen yenidoğan, etrafını keşfetmek için uzanırken rahatlıkla kendi yüzünü (veya sizin yüzünüzü) çizebilir.Yenidoğanın tırnakları çok hızlı uzadığından, bunları haftada birkaç kez kesmeniz gerekebilir.

    Ayak tırnaklarını bu kadar sık kesmeniz gerekmez. Bazı ebeveynler bebeklerinin tırnaklarını ısırıp kopararak düzeltiyor olsa da, bu uygulama enfeksiyona yol açabilir. Burada en iyi strateji, bir bebek makası veya tırnak makası almak ve bu işi birinin yardımı ile yapmaktır. Biriniz bebeği tutup, çok fazla hareket etmesini önlerken, diğeriniz tırnaklarını kesebilir. (Bu işi bebeğinizin daha sakin olduğu beslenme veya uyuma zamanında denemek daha akıllıca olabilir.)

    Deriyi kırpmamak için parmak pedini tırnaktan uzak bir noktaya bastırın ve tırnakları keserken çocuğunuzun elini sıkıca tutun.Bebeğinizin parmağını kazayla tutmaktan veya kesmekten korkuyorsanız, makas yerine yumuşak bir zımparalı tırnak törpüsü kullanabilirsiniz.

    GÖBEK BAĞI

    Bebeğiniz doğduktan sonra, göbek bağı sıkıştırılır ve vücuda yakın bir yerinden acısız bir işlemle kesilir. Göbek bağından kalan kısmı kuruyana ve düşene kadar mümkün olduğunca temiz ve kuru tutun.

    Bu süreç genellikle 10 ila 21 gün alır. Göbek bağı düştükten sonra, ortaya nispeten açık bir göbek deliği çıkar. Bu deliğin tamamen iyileşmesi birkaç gün alacaktır. (Göbek düştükten sonra, bebeğinizin bezinde biraz kan görebilirsiniz. Bu gayet normaldir.)

    Göbeğin hava alması ve idrarla temas etmemesi için, bebeğinizin bezini güdüğün altından katlayın. Göbek düşene kadar, bebeğinizi küvette yıkamaktan kaçının. Bu sürede, yenidoğanı sıcak havalarda sadece bezi ve gevşek bir tişörtle bırakmak en iyisidir. Böylece sağlanan hava dolaşımı kolay kurumasına yardım eder.

    Göbek düşene kadar, bebeğinize tulum benzeri kıyafetler giydirmekten kaçının.Göbek kalıntısının alkollü pamukla silinmesine dayanan eski uygulamayı artık tavsiye etmiyoruz, çünkü araştırmalara göre göbek alkolle silinmezse daha hızlı iyileşiyor.

    Göbek güdüğünü temiz tutmak için, bebeğinizi süngerle yıkamanız yeterli.

    Ender olsa da, enfeksiyon belirtileri şişme veya kızarıklık, güdüğün tabanında iltihap ve ateş olarak sayılabilir.

    Sünnetli penis

    Yeni sünnet olmuş bir penis için yapmanız gereken tek şey, normal banyo zamanının bir parçası olarak deriyi su ve sabunla temiz tutmaktır. Hem sünnetli hem de sünnetsiz erkek bebeklerde köpük banyosundan kaçınmak gerekir.

    Köpük banyosu penis dokusunu kurutabilir ve tahriş edebilir. Sünnetten sonraki birkaç gün sonra, penis biraz tahriş olmuş gibi görünebilir ve peniste sarılaşmış doku fark edilebilir. Bu aslında penisin normal süreciyle iyileştiğini gösteren iyi bir işarettir.

    Sünnet bölgesi ender olarak enfeksiyon kapar. Enfeksiyon belirtileri uzun süreli kızarıklık, penis ucunda şişme ve penisin sonuna doğru içi sıvı dolu, kabuklaşmış sarı yaralar olarak sayılabilir. Bu belirtilerden herhangi birini fark ederseniz, hemen doktorunuzu arayın.

    Sünnetsiz penis

    Sünnetsiz bir erkek çocuğun temizliğini veya banyosunu yaparken, sünnet derisini çekmeye ve altını temizlemeye çalışmayın. Penisin dışını diğer tüm vücut parçalarındaki gibi temizleyin.

    Bebeğin kendi özelliklerine bağlı olarak, sünnet derisinin penisten ayrılması ve çekilebilir hale gelmesi haftalar, aylar veya yıllar alabilir. Bu gerçekleşene kadar, deriyi zorlamayın.

    Vajina bölgesi

    Kız bebeğin vajina bölgesi için yapmanız gereken tek şey bez değiştirme ve banyo sırasında nemli, temiz bir bezle silmektir. Bebeğinizin poposundan vajinasına bakteri bulaşmasını önlemek için, önden arkaya doğru silmeye dikkat edin. Derisinin katlarını ve kıvrımlarını da nazikçe temizlediğinizden emin olun.

    Yenidoğanda genital bölge

    Bebeğiniz kız da olsa erkek de olsa, genital bölgesinde şişkinlik ve kızarıklık görebilirsiniz. Kız çocuklarında şeffaf, beyaz veya biraz kanlı bir akıntı olabilir. Bütün bu belirtiler, hamilelik sırasında hormonlara maruz kalmanın normal bir sonucu olarak ilk birkaç hafta görülebilir.

    Bu belirtiler, altı hafta içerisinde ortadan kalkmazsa, bir sonraki kontrolde bunları bebeğinizin doktoruna anlatın.

  • Bebeğinizin tırnaklarını keserken…

    Tırnakları kısa tutun. Bebeğinizin tırnakları yumuşak olsa da, derisini çizebilir! Tırnakları sık sık keserek, keskin köşelerin oluşmasını önleyin.

    Doğru araçları kullanın: Bebeğinizin minicik parmaklarına göre üretilmiş bir tırnak makası veya törpü alın.

    Doğru zamanlama: Bebeğinizin tırnaklarını o uyurken veya mama yerken dikkati dağıldığında kesin.

    İpucu: Tırnakların en yumuşak olduğu zaman banyodan hemen sonrasıdır.

    Bebeğinizi sıkı tutun: Bebeğinizin elini tutun, tırnak pedini tırnaktan uzak bir noktaya bastırın ve tırnağı kıvrımı boyunca dikkatli bir şekilde kesin.

    Hazırlıklı olun: Bebeğinizin derisini kesecek olursanız, kesiğin üzerine iki üç dakika boyunca veya kanama durana kadar bir bez bastırın.

    Ayak parmaklarına dikkat edin: Bebeğinizin ayak tırnaklarının, el tırnakları kadar sık olmasa da kesilmesi gerektiğini unutmayın.

  • Bebeklerde asla ihmal edilmemesi gereken 6 ciddi belirti!

    İlk defa çocuk sahibi olmak harika bir duygu ama başta bebeğinizin ilk hastalığı olmak üzere korkutucu anları da beraberinde getiriyor.

    Her küçük öksürük veya kızarıklıkta hemen alarma geçmek kolaydır. Peki, ciddi durumları ebeveyn kuruntularınızdan ve bir sonraki doktor kontrolüne kadar bekleyebilecek durumlardan nasıl ayırabilirsiniz?

    Bebeklerde asla ihmal etmemeniz gereken altı ciddi belirtiyi aşağıda bulabilirsiniz.

    1. Dudak morarması (siyanoz) Bebeğinizin dudakları morarıyorsa veya ağzında veya dilinde morarma varsa, bu bebeğin yeterli oksijen alamadığının göstergesidir. Bu sağlık durumu siyanoz olarak bilinir.

    Ne yapmalısınız?
    Bebeğinizde morarma görüyorsanız, 112’yi arayın ve acil e gidin

    2. Nefes darlığı
    Her bebekte zaman zaman hırıltı veya inilti görülür. Ancak, bebeğinizin nefesi devamlı olarak derin ve hızlıysa ve göğüs kaslarını gerektiğinden daha fazla kullandığını ve burun deliklerinin iki yana açıldığını gözlemliyorsanız, bebeğiniz nefes darlığı çekiyor olabilir.

    Ne yapmalısınız?

    Hemen çocuk doktorunuzu arayın. Bu durumu mesai saatleri dışında gözlemliyorsanız, acil servise gidin.

    3. 38°C’den Yüksek Ateş (yenidoğanlarda)
    Bebeğiniz üç aylıktan küçükse ve makattan alınan ateş 38°C’den yüksekse, çocuk doktorunuzu aramalısınız. Yenidoğanlarda ateş birçok farklı sebeple ortaya çıkabilir. Bebeğinizde hafif bir soğuk algınlığı da olabilir, menenjite yakalanmış da. Bu nedenle, yenidoğanlarda yüksek ateşi çok ciddiye alıyoruz.

    Ne yapmalısınız?
    Yenidoğanlarda ateşi her zaman makattan ölçün, çünkü diğer konumlarda aynı doğruluğu yakalayamazsınız.
    Yeni doğan bebeğinizde yüksek ateş varsa, doktorunuzu arayın.
    Yenidoğan, ateşin nedenini bulmak amacıyla omurilikten su alma dâhil olmak üzere bir dizi tetkik için hastaneye yatırılabilir ve antibiyotik tedavisine ihtiyaç duyulabilir. Bağışıklık sistemleri daha gelişmiş olan daha büyük çocuklarda ateş her zaman ciddi olmayabilir.

    4. İlerleyen sarılık

    Yenidoğanınızda doğum sonrasında sürekli ilerleyen bir sarılaşma varsa, bebeğiniz ilerleyen sarılık geçiriyor olabilir.
    Sarılık her zaman tehlikeli değildir. Bazı durumlarda normaldir ve kendi kendine iyileşir ama iyileşmek yerine ilerleme görülüyorsa, değerlendirilmesi gerekebilir”.

    Bilirubin karaciğer tarafından üretilir. “Bebeğin karaciğeri bir fırın gibidir: Çalışması zaman alır ama çalışmaya başladığında, sorunsuz işler,” “Bebek doğduğunda, karaciğeri gerektiği gibi çalışmıyorsa, bilirubin vücutta birikebilir ve derinin sarılaşmasına yol açabilir”.

    Bilirubin düzeyleri çok yükselirse, beyni etkileyerek nöbetlere ve kalıcı hasara yol açabilir.

    Ne yapmalısınız?
    Bebeğinizi daha sık besleyiniz. Böylece, bebek fazla bilirubini dışkısından atabilir.
    Sonraki adım ise, bebeğinizi morötesi (UV) ışık altında (fototerapi) tutarak, bilirubinin parçalanmasını arttırmaktır. Bilirubin düzeyi yükselirse, kan nakli gerekebilir.
    Evde bakım ,bazende ışık tedavisi (fototerapi) genellikle bilirubin düzeyini, bebeğinizin vücudunun fazlalığı kendi başına atmasını sağlayacak kadar düşürmek için yeterlidir.”

    5. Sıvı kaybı

    Bebeğinizin bezleri hep kuruysa, sıvı kaybından endişelenmek gerekir.Bebek altı günlük olana kadar, günde artı bir ıslak bez, sonraki günlerde ise günde altı ıslak bez görmek isteriz.
    Buna göre, iki günlük bir bebekte iki bez, üç günlük bebekte üç bez ıslak olmalı ve ilerleyen günlerde de bu şekilde artış gözlemlenmelidir.
    Şiddetli sıvı kaybının diğer belirtileri ağız kuruluğu, gözlerde içe göçme ve uyuşukluktur.

    Ne yapmalısınız?

    Mümkün olan en kısa sürede doktorunuzu arayıp tavsiyesini almanızı öneririz. Doktorunuz, bebeğinizi sık emzirme veya mama vermenizi tavsiye edebilir. Bu tür durumlarda, bebeğe su vermek genellikle iyi gelmez, çünkü su sodyum değerlerinin düşmesine ve bebeğin nöbet geçirmesine yol açabilir.

    6. Açık sarı safra kusma

    Çocuklar kusar. Hem de çok. Çok öksürmekten, çok ağlamaktan, çok yemekten ve her yerden kapabileceği mide virüslerinden kusar.
    Ancak, bebeğiniz yeşilimsi safra kusuyorsa, durum ciddidir. Koyu renk kahve telvesine benzer kusmuk da ciddi olabilir.
    Yeşil safra, bağırsak tıkanıklığının işareti olabilir ve hemen dikkate alınması gerekir. Kahve telvesine benzeyen kusmuk ise iç kanamaya işaret edebilir. Kafa yaralanması sonrasında kusma da dikkate alınmalıdır, çünkü beyin sarsıntısının ya da kafatası içinde kanamanın işareti olabilir. Kusma olsun veya olmasın, kafa yaralanmaları her zaman bir doktor kontrolünden geçirilmelidir.

    Ne yapmalısınız?

    Yeşilimsi safra ya da kan rengi kusma, hemen bir çocuk doktoru tarafından değerlendirilmelidir..
    Kusma olsun veya olmasın, kafa yaralanmaları her zaman bir doktor kontrolünden geçirilmelidir. Hemen doktorunuzu aramanızı ve onun tavsiyelerine uymanızı öneriyoruz.
    Sonrasında pişman olmaktansa, tedbiri erken almak her zaman iyidir. Herhangi bir şüpheniz varsa, içinizdeki sesi dinleyin ve çocuk doktorunuzu arayın.

  • Kaza anında çocuğunuzu kucagınızda tutabilir misiniz ?

    Bir carpisma aninda cocugunuzu kucaginizda tutmaniz mumkun degildir. Motorlu araç kazaları bebeklerde ve çocuklarda önemli bir ölüm nedeni olmaya devam etmektedir.

    ölümcul kazalarin %30unun dusuk surat yada yakin mesafelerde oldugu unutulmamalidir.

    1-Tüm çocuklar 2 yaşına kadar yüzü araç yönünün tersi olacak şekilde araç koltuğunda oturtulmalıdır.

    2-Dört yaşına kadar tüm çocuklar yüzü araç yönünün aynı olacak şekilde araç koltuğunda oturtulmalıdır.

    3-Sekiz yaşına kadar tüm çocuklar araç koltuğu veya yükseltici ile aracın kendi emniyet kemeri bağlanarak oturtulmalıdır.

    4-Yükselticiye gerek kalmadığında(genellikle 8-12 yaş) çocuklar arka koltukta, aracın emniyet kemeri takılarak oturtulmalıdır.

    Ayrıca;

    13 YAŞINA KADAR TÜM ÇOCUKLAR ARKA KOLTUKTA OTURMALIDIR

    UNUTMAYINIZ HER İLERİ AŞAMAYA GEÇİŞTE KORUNMA AZALMAKTADIR, ONUN İÇİN MÜMKÜN OLDUĞU KADAR BU GEÇİŞLERİN ARASINI UZATINIZ.

  • Emzirmeye başlarken..

    Yeni doğan bebeğinizi doğum salonunda kollarınıza aldığınız ilk an, emzirmeye başlamak için harika bir andır. Başlangıçta, vücudunuz kolostrum adı verilen özel bir süt üretecek, az miktarlardaki bu süt bebeğinizin enfeksiyonlardan korunmasına yardımcı olacaktır. (Bebeğinizin midesi çok küçük olduğundan, doyması için bu az miktarlar yeterlidir. Midesi büyüdükçe, sütünüz de değişir ve daha fazla miktarda süt üretmeye başlarsınız.)
    Bebeğinizin tüm vücudunu, göğsü göğsünüze gelecek şekilde çevirin. Meme başınızı bebeğinizin üst dudağına değdirin. Ağzını genişçe açtığında, bebeğinizi memenize doğru çekin ve memenizi alttan destekleyerek tutun. Bebeğinizin ağzı yalnızca meme ucunu değil, meme başı çevresinin (baş çevresinin etrafındaki daha koyu bölgenin) mümkün olduğunca geniş bir kısmını içine almalıdır.

    Yeni doğan bebeğiniz meme başınızı bulmakta veya burada kalmakta zorlanırsa paniklemeyin. Emzirme süreci sabır ve bolca pratik ister. Bir hemşireden size nasıl emzireceğinizi göstermesini istemekten veya hastanede kaldığınız süre içerisinde bir emzirme danışmanlığı ziyareti talep etmekten çekinmeyin (birçok hastanede kadrolu danışmanlar vardır).
    Bebeğiniz prematüre doğduysa, onu hemen emziremeyebilirsiniz. Bu durumda, sütünüzü pompayla çekip, biriktirmeye başlamalısınız. Bebeğiniz emzirilmek için yeterli güce ulaşana kadar, bu sütü biberon yardımıyla alacaktır.

    Emzirmeye başladıktan sonra, bu sürecin acılı olmaması gerektiğini unutmayın. Bebeğiniz memeye tutunduğu zaman, memenizdeki hisse dikkat edin. Bebeğinizin ağzı, meme başının altındaki çevre kısmının büyük bir parçasını kaplıyor olmalı, meme başınız ise bebeğin ağzının arka kısmına yerleşmelidir.
    Bebeğinizin memeye tutunması canınızı yakıyorsa, ağzını memenizden ayırın (serçe parmağınızı bebeğinizin diş etleri ile memenizin arasına yerleştirerek) ve tekrar deneyin. Memeye doğru bir şekilde tutunan bebeğiniz, işin geri kalanını zaten kendi başına halledecektir.

    Ne sıklıkta emzirmeli?

    Sık sık. Ne kadar çok emzirirseniz, o kadar sütünüz olur. 24 saatte sekiz ila 12 kez emzirmeyi hedef alabilirsiniz.
    Amerikan Pediatri Akademisi’ne (AAP) göre, emzirmede bir düzeni sıkı sıkıya takip etmek yerine, yeni doğan bebeğinizi aşırı duyarlılık veya hareketlilik ya da meme başınızın etrafında aranma gibi erken açlık belirtileri göstermeye başladığı her seferde emzirmelisiniz. Ağlama da bir açlık belirtisidir – ideal şartlarda, bebeğinizi ağlamaya başlamadan önce emzirmeye başlamalısınız.
    İlk birkaç gün boyunca, bebeğinizi emzirmek için nazikçe uyandırabilirsiniz. Bu durumda, bebeğiniz emzirmenin yarısında uyuya kalabilir. (Bebeğinizi emzirme sırasında uyanık tutmak için, kundağını açabilir veya bir kat kıyafetini çıkarabilir.) Bebeğinizin yeterli sıklıkta beslendiğinden emin olmak için, onu son emzirmenizden en geç dört saat geçtikten sonra uyandırın.

    Konforlu bir emzirme için…

    Beslenme süreleri özellikle yenidoğan aylarında 40 dakikayı bulabileceğinden, emzirme için rahat bir alan seçin. Bebeğinizi, kollarınızı ve sırtınızı ağrıtmayacak bir pozisyonda tutun. Bebeğinizin başını elinizle desteklemeniz işe yarayabilir ama seçeceğiniz pozisyon, her zaman sizin rahat etmenize bağlıdır.
    Oturarak emziriyorsanız, bebeğinizi bir emzirme yastığıyla destekleyebilirsiniz. Birçok anne, rahat etmek için ayak taburesi kullanıyor. Emzirirken oturabilir veya uzanabilirsiniz, ama bebeğiniz ve siz rahat edene kadar emzirmeye başlamayın, çünkü bu pozisyonda bir süre kalmanız gerekecek.

    Neler yemeli?

    Emzirirken ihtiyaç duyacağınız tek şey, normal, sağlıklı bir beslenme düzenidir. Kendi beslenme düzeniniz mükemmel değilse bile, bebeğiniz için süt üretmeye devam edebilirsiniz. Ancak, dengeli beslenme süt kalitenizin ve miktarının mümkün olan en yüksek düzeye ulaşmasını sağlayacaktır. Kalori saymak yerine, açlığınızı dinleyin ve su dengenizi koruyabilmek için, gün boyunca sıvı alın.
    Emzirme sırasında, vücudunuz gündüz ve gece boyunca bebeğinize süt üretmek için çalışacağından, diğer birçok anne gibi kendinizi daha aç hissetmeniz normaldir. Ara öğünlerde sağlıklı atıştırmalıklar tüketmek (ki hamilelikte de böyle yapmış olabilirsiniz) açlığınızı yatıştırmak ve enerjinizi yüksek tutmak için güzel bir yöntemdir. (Genel bir kural olarak, emziren çoğu anne, emzirmeyen annelere göre günde 200 ila 500 kalori daha fazla tüketmeye ihtiyaç duyar.)
    Kafein tüketiminizi fazla abartmayın, çünkü kafein sütünüzle bebeğinize geçer ve bünyesinde birikme yapabilir. (Uzmanlar, kafein alımınızı günde 300 mg, yani bir fincan kahve ile sınırlandırmanızı tavsiye eder.)
    Ayrıca, emzirme sırasında alkol tüketiminizi de sınırlandırmanız gerekir, çünkü alkol de anne sütüne geçer.
    Emzirme dönemindeki bebeklerin çoğu, annelerinin baharatlı yiyecekler tüketmesine aldırış etmez. Aslına bakılırsa, bazı uzmanlara göre bebekler bu çeşitlilikten hoşlanabilir. Tüm bebekler için sorun yaratacak belirli bir gıda yoktur.Yani gaz yapacak diye kuru baklagil süt ve süt ürünleri yememek doğru değldir,dengeli besleneceksiniz. Bu nedenle, yediklerinizi hemen sınırlandırmanız gerekli değildir. Ancak, belirli bir yiyeceği (örn. süt ürünlerini) tükettiğinizde bebeğinizin daha gazlı veya huzursuz olduğunu gözlemliyorsanız, şüphelendiğiniz yiyeceği bir süre bırakıp, bebeğinizin bu yiyeceği almadan daha rahat edip etmediğini belirlemeyi deneyin.

    Karşılaşabileceğiniz sorunlar

    Bazı anneler emzirmeye kolaylıkla ayak uydurup, herhangi ciddi bir fiziksel veya duygusal sorunla karşılaşmaz. Ancak, birçok yeni anne emzirmeyi öğrenmekte zorlanabilir. Şevkinizin kırıldığını hissediyorsanız, yalnız değilsiniz.
    Bebeğinizin sürekli talepleri yüzünden hiçbir şeye yetişemediğinizi ve uykusuzluktan yorgun düştüğünüzü hissedebilirsiniz. Kafanızda sorular da olabilir: Bebeğim yeterince süt alıyor mu? Meme başlarımda yaralar olmalı mı? Emzirme ne kadar sürmeli? Bebeğim emzirme sırasında uyuyakalırsa onu uyandırmalı mıyım?
    Kadınlar bebeklerini yüz yıllardır emziriyor olsa da, emzirme süreci her zaman kolay olmayabilir. Birçok kadın, en baştan bazı zorluklarla karşılaşır. İlk altı haftada karşılaşabileceğiniz en yaygın emzirme sorunları şöyledir:

    Angorjman (memelerin aşırı dolu olması ve rahatsızlık vermesi)

    Mastit (meme enfeksiyonu)
    Bu sorunlar karşısında sessiz kalmayın. Yukarıdaki sorunlardan herhangi birini yaşıyorsanız, ağrınız varsa veya fiziksel rahatsızlığınız emzirmenizi engelliyorsa, doktorunuzu arayın.

  • Bebeğiniz “sebepsiz yere” ağlarsa…

    Karnı tok mu? Evet.
    Bezi temiz mi? Evet.
    Ateşi yok değil mi? Yok.

    Peki, öyleyse bebeğiniz neden ağlıyor?
    Bebeklerin ağlamak için kendi nedenleri vardır. Ama en ebeveynler bile bebeklerinin aklını okuyamazken, bebekler de ne olduğunu sözcüklerle anlatamaz.

    İşte sizin için denenmiş bazı yöntemler:

    Emme ihtiyacı

    Emme hareketi bebeğin kalp atış hızını düzenleyebilir, midesini rahatlatabilir ve rahatsız uzuvlarını sakinleştirebilir. Bebeğinizin emmesi için emziğini veya parmağınızı verin. Bırakın keyfini çıkarsın.

    Sarılmak ve kundaklamak

    Yeni doğan bebekler, rahimdeki gibi bir sıcaklığı ve güvenliği hissetmekten hoşlanır. Bu duyguyu yeniden yaşatmak için, bebeğinizi bir battaniyeyle kundaklamayı, kucaklamayı veya omzunuza yatırmayı deneyin. Kundaklanmayı veya sarılmayı çok kısıtlayıcı bulan bazı bebekler, ritmik hareketler veya emzik emme gibi diğer rahatlatma yöntemlerine daha iyi yanıt verir.

    Müzik ve ritim

    Müzik çalabilir, bir ninni veya en sevdiğiniz şarkıyı söyleyebilir ve odanın içinde dans edebilirsiniz.Bebeğinizin neye yanıt verdiğini görmek için, farklı müzik türlerini deneyin.

    Ilık su

    Temiz havada olduğu gibi, ılık su da bebeğinizi sakinleştirebilir ve gözyaşlarını dindirebilir.

    Banyodan farklı olması için, bebeğinizi kollarınızda tutarak duşun altında tutun. Bazı bebekler bu ortamabayılabilir ama bebeğiniz gürültüden veya sıçrayan sudan hoşlanmazsa onu zorlamayın. Yalnızca duşunuzun kaymaz tabanlı olduğundan emin olun.

    Hareket

    Kollarda veya taşıyıcıda taşınmanın sağladığı hareket yeterli olabilir. Bebeğinize bu hareketi sallanan sandalye, salıncak veya sallanan bebek koltuğu ile de sağlayabilirsiniz; bebeğinizi çalışan çamaşır makinesinin üzerinde bir araç koltuğuna yerleştirmek (ama sakın yalnız bırakmayın )veya bebek arabasında ya da aracınızda gezdirmek de bir seçenek olabilir.

    Ağlayan ve sakinleştirilemeyen bir bebek, ebeveynler için yoğun bir stres kaynağıdır. Neyse ki, bebeğiniz büyüdükçe, kendisini daha iyi sakinleştirebilecek ve ağlamalar büyük ölçüde sona erecek.

    Masaj

    Çoğu bebek dokunulmaya bayılır. O yüzden, bebek masajı tam da aradığınız şey olabilir. Hareketleri sıkı sıkıya uygulamak için endişelenmeyin – nazik ve yavaş uyguladığınız her hareket bebeğinizi rahatlatacaktır.

    Ağlayan ve sakinleştirilemeyen bir bebek, ebeveynler için yoğun bir stres kaynağıdır. Neyse ki, bebeğiniz büyüdükçe, kendisini daha iyi sakinleştirebilecek ve ağlamalar büyük ölçüde sona erecek.

    Kendinizi strese sokmayin

    Bu arada, hem bebeğiniz hem de kendiniz için endişelenip, kendinizi suçlu hissetmeyin. Bu sürecin sonunda, daha sabırlı ve sevgi dolu bir anne veya baba olacaksınız. Sınırınıza dayandığınızı hissettiğinizde, şu ipuçlarından yararlanın:

    Bebeğinizi güvenli bir yere yerleştirin ve bir süre ağlamasına izin verin,

    Bir arkadaşınızı veya akrabanızı arayarak, tavsiye alın,

    İşleri belirli bir süre için güvendiğiniz bir kişiye bırakın,

    Dikkatinizi dağıtmak için sakinleştirici bir şarkı dinleyin,

    Derin derin nefes alın,

    Kendinize şunu hatırlatın: ağlamak bebeğinize zarar vermez ve bebeğinizin sadece ağlayıp rahatlamaya ihtiyacı olabilir,

    Kendi kendinize şunu söyleyin: “Bebeğim büyüyecek ve bu dönemden çıkacak”,

    Ne yaparsanız yapın, gerginliğinizi bebeğinizden çıkarmayın,