Kategori: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları

  • Çocuklar neden tırnaklarını yer, ne yapmalı?

    Çocuklar neden tırnaklarını yer?

    Çocuğunuz birçok nedenle tırnaklarını yiyor olabilir – merak, can sıkıntısı, stres, alışkanlık veya taklit bunlardan bazılarıdır. Tırnak yemek ”gerginlikten gelen alışkanlıklar” arasında en yaygın olanıdır. Bu alışkanlıkların diğer örnekleri başparmağı emmek, burun karıştırmak, saçla oynamak veya saçı çekmek ve diş gıcırdatmak olarak sayılabilir. Aynı zamanda, tırnak yemek yetişkinlikte de devam etmesi en muhtemel alışkanlıktır.

    Büyüme süreci çocuklarda endişeye neden olabilir ve ebeveynler bu gerginlik ve baskınların büyük bir kısmını göremez.

    Çocuğunuz tırnaklarını orta derecede (kendisine zarar vermiyorsa) ve bilinçsizce (örneğin televizyon izlerken) yiyorsa veya tırnaklarını belirli durumlara (örneğin performans değerlendirmeleri ya da sınavlar) tepki olarak yiyorsa, bu alışkanlık stresle başa çıkmak için kullandığı bir yoldur ve endişelenmeye gerek yoktur.

    Çocuğunuz tırnak yemeyi büyük olasılıkla kendi başına bırakacaktır ama tırnak yeme alışkanlığı sizi rahatsız edecek kadar uzun sürerse veya tahammül edemediğini bir alışkanlıksa, çocuğunuza bu alışkanlığı bırakırken basit bazı yöntemlerle yardımcı olabilirsiniz.

    Tırnak yeme konusunda ne yapmalı?

    Çocuğunuzun endişelerine kulak verin. Becoming the Parent You Want to Be adlı kitabın yardımcı yazarı Janis Keyser, “Çocuklar bizi endişelendiren bir şey yaptığında, ilk tepkimiz bu davranışı durdurmaya çalışmak olur ve aslında uzun vadeli amaç da budur,” diyor ve ekliyor: “Ama bu noktaya geçmeden önce, bu davranışın altında yatan nedenlerle başa çıkmanız ve çocuğunuzun hayatında kulak vermeniz gereken bir stres etkeni olup olmadığını düşünmeniz çok önemlidir.”

    Çocuğunuzun endişelenmesine neyin sebep olduğunu az çok tahmin ediyorsanız – yakın zamanda gerçekleşen bir taşınma, ailede boşanma, yeni bir okul veya yaklaşan bir sınav – bu endişeleri çocuğunuzla konuşmak için özel çaba gösterin. Tabii ki çoğu çocukta bunu söylemek kolay, yapmak zordur. Ancak, tırnak yeme alışkanlığı için tamamıyla saçma bir neden ortaya atarsanız (“Ben biliyorum neden tırnaklarını yediğini, dişlerini bilemeye çalışıyorsun!”) çocuğunuz canını aslında neyin sıktığını size bir anda söyleyebilir.

    Çocuğunuzu azarlamayın ve cezalandırmayın. Çocuğunuz tırnak yemeyi gerçekten bırakmak istemiyorsa, büyük olasılıkla bu konuda yapabileceğiniz çok bir şey yoktur. Gerginlikten gelen diğer alışkanlıklarda olduğu gibi, tırnak yeme de genellikle bilinçsizce devam ettirilir.

    Çocuğunuz tırnaklarını yediğinin farkında bile değilse, onu azarlamak ve cezalandırmak hiçbir şekilde işe yaramayacaktır. Yetişkinler dahi alışkanlıklarından kurtulmakta çok zorlanır.

    Alışkanlık sizi gerçekten rahatsız ediyorsa, sınır koyun. “Yemek masasında tırnak yenmeyecek” kuralı, “tabaktan köpeğe yemek vermek yok” kadar mantıklı bir kuraldır.

    Burada en önemli nokta, sadece rahatsızlık veren bir davranışın, kötüleşerek sıkıntılı bir soruna veya duygu yüklü bir duruma dönüşmesini engellemektir. Duyduğunuz rahatsızlığı elinizden geldiğince saklamak ve sonra bir anda patlayıp, “Tırnaklarını yeme artık! Dayanamıyorum!” demek, uzun ve yorucu bir güç savaşının ilk kurşunu olabilir.

    Genel olarak, çocuğunuz kendisine zarar vermiyorsa ve çok da gergin görünmüyorsa, yapabileceğiniz en iyi şey tırnaklarının düzenli olarak kesilmesini sağlamak, ona ellerini sık sık yıkamasını hatırlatmak ve dikkatinizi başka bir yere vermeye çalışmaktır. Çocuğunuza bu alışkanlığı bırakması yapacağınız baskı, gerginliğini arttırmak ve davranışının yoğunlaşmasına neden olmaktan başka bir işe yaramaz.

    Ayrıca, siz ne kadar iyi niyetle hareket ederseniz edin, sizin doğrudan yapacağınız herhangi bir müdahale – tırnaklarına acı oje sürmek gibi – ona bir ceza gibi gelecektir. Alışkanlığını ne kadar az sıkıntıyla bağdaştırırsa, alışkanlığı kendi başına ve hazır olduğunda bırakma ve sizden yardım istemek konusunda kendini rahat hissetme olasılığı o kadar artacaktır.

    Çocuğunuz alışkanlığı bırakmak istediğinde ona yardımcı olun. Çocuğunuzun arkadaşları onunla dalga geçiyorsa, bu alışkanlığı bırakmaya hazır hissedebilir – ve sizin yardımınıza ihtiyaç duyar.

    Öncelikle, onunla arkadaşlarının neden olduğu sıkıntıyı konuşun ve bu durumun ona kendisini nasıl hissettirdiğini anlatmaya teşvik edin. Tırnakları nasıl görünürse görünsün, onu hep seveceğinizi anlatın. Sonra da olası çözümleri tartışın.

    Alışkanlıkları bırakma sürecini anlatın. Konuşmaya başlarken, gerginlikten gelen alışkanlıkların neler olduğunu ve bunların aslında bırakılabileceğini anlatın.

    Sonrasında, çocuğunuzun alışkanlığı bırakma planına ne kadar dâhil olmanız gerektiğine karar verin. Alışkanlığa geri döndüğü anlarda sizden uyarı bekleyecek mi yoksa bu onu rahatsız mı edecek? Çocuklar büyüdükçe, genellikle ebeveynlerin kendilerine daha az müdahale etmesini tercih eder.

    Alışkanlığın farkına varmasına yardımcı olun. Çocuğunuzu tırnaklarını ne zaman ve nerede yediğinin daha çok farkında olmaya teşvik edin. Tırnaklarını tekrar yediği zaman ona bunu hatırlatacak sessiz, gizli bir işarete karar verin – koluna hafifçe dokunabilir veya aranızda belirlediğiniz bir kelimeyi söyleyebilirsiniz.

    Bazı çocuklar, dikkatlerini o anda gerçekleşen alışkanlık davranışına çeken fiziksel işaretleri daha yararlı bulur. Bu seçenek, çocuğunuz tarafından seçildiği sürece işe yarar. Eğer bunu seçen o değilse, ona bir ceza gibi gelir.

    Tırnak yemeyi zorlaştırmak için, parmak uçlarına yara bandı takmayı veya tırnaklarına birkaç kat oje sürmeyi yararlı bulabilir.

    Tırnaklarına acı oje sürmek istiyorsa, bu da tercih edilebilir. Ama ojenin etiketini kontrol etmeyi unutmayın. Bazı ojelerde gözle teması halinde yakıcı etkisi olan Arnavut biberi gibi maddeler kullanılmaktadır.

    Kız çocuklarında, kuaföre gidip manikür yaptırmak da tırnak yeme alışkanlığını bırakmaya yardımcı olabilir.

    Bir alternatif sunun. Tırnak yemek yerine geçecek bir veya daha fazla aktivite önerin. (Örneğin uzun araba yolculuklarında oyun hamuru veya kitap okurken tutabileceği pürüzsüz bir taş verin.) Çocuğunuzun bu alternatif alışkanlığı okula gitmeden veya yatağa yatmadan önce birkaç dakika denemesini sağlayın.

    Buna ek olarak, tırnak yeme isteği geldiğinde kullanabileceği bazı rahatlama teknikleri belirleyin – örneğin, derin nefes alma veya yumrukları sıkıp bırakma.

    Çocuğunuzun yaşı uygunsa, ona tırnak törpüsü kullanmayı öğretin ve komodininin üzerinde veya banyoda bir törpü bulundurun.

    Gerilimini ve enerjisini atması için, ona – mümkünse dışarıda – koşup oynama imkânı sağlayın. Bazı çocuklar, el sanatları ve resim gibi projeleri hem ellerini meşgul tutmak hem de rahatlamak için iyi bir yol olarak görebilir. Başkaları için ise bir müzik enstrümanı çalmak yararlı olabilir.

    Denemekten yılmayın. Farklı kişilerin farklı tekniklerle sonuç aldığını çocuğunuza açıklayın ve ilk tekniğin işe yaramaması halinde, onu çeşitli başka çözümleri denemeye teşvik edin. Genel olarak, çocuğunuz yaş aldıkça, bu süreçte daha çok sorumluluk alabilir.

    Son olarak, alışkanlıkları kırmanın zor olduğunu ve ikinizin aynı tarafa olduğunu ona – ve kendinize – hatırlatmayı unutmayın. İhtiyaç duyuyorsanız sürece ara verin ve alışkanlığı kırmakta ne kadar başarılı veya başarısız olursa olsun çocuğunuzun her zaman şefkat ve ilgi gördüğünden emin olun. Gösterdiğiniz sabır ve kararlılık en sonunda meyvesini verecektir.

    Tırnak yeme konusunda ne zaman endişelenmeli?

    Bazı ender durumlarda, şiddetli tırnak yeme alışkanlığı aşırı endişenin işareti olabilir. Tırnak yeme sonucunda tırnak uçları bereleniyor veya kanıyorsa, endişe verici başka davranışları varsa (örneğin derisiyle oynama veya kirpiklerini veya saçını çekme) veya uyku bozukluğu yaşıyorsa, çocuk doktorunuza danışın.

    Ayrıca, çocuğunuzun tırnak yeme alışkanlığı bir anda ortaya çıkıp, hızlı bir kötüleşme gösteriyorsa da doktorunuza danışın. Bu tür durumlarda, bir uzmana danışmakta yarar vardır.

  • Çocuğunuzun duzenli uykusu icin dikkat edilmesi gereken 13 adım

    1-Her Gün Aynı Zamanda Yatırın

    Küçük çocuklar zamanı anlayamasalar bile, vücut saatleri hep çalışır. Her gün aynı zamanda yatakta olmak, çocukların uyku düzenine fiziksel ve zihinsel olarak alışmasına yardımcı olur. Bu düzeni hafta sonlarında ve yaz aylarında değiştirmek çok cazip gelse de, uyku zamanında tutarlılığı korumaya çalışın. Uyku saatinin daha geçe bırakılması, çocukların normal düzenlerine geri dönmesini zorlaştırır.

    2-Televizyonu Kapatın

    Televizyonu çocuğunuz için yataktan önce rahatlama aracı olarak kullanmayın. Çocuğu heyecanlandıracak programlar – şiddet, gerginlik, entrika veya çatışma içeren görüntüler – onun uyku saatinde çok fazla uyarana maruz kalmasına yol açabilir. Çocuğu heyecanlandıran bu tür programlar, daha sonra uykuya dalmayı ve deliksiz uyumayı zorlaştırabilecek stres benzeri belirtilere neden olabilir. Korkutucu programlar, çocuğun kâbus görmesine yol açabilir. Çalışmalara göre, televizyon haberleri dahi korkutucu olabilmekte ve çocukların uykuya dalmasını zorlaştırabilmektedir.

    Sakin programlar da uykuyu bozabilir. Uyku zamanında bir ışık kaynağının karşısında durmak, vücudun hala gündüzde olduğunu sanmasına yol açabilir.

    3-Rutine Oturtun

    Üç dört faaliyetle oluşturulacak bir uyku rutini, çocuğun rahatlamasına ve uykuya hazırlanmasına yardımcı olur. Tipik bir rutinde, banyo, pijama, diş fırçalama ve kitap okuma olarak sıralanabilir. Daha büyük çocuklarda, bu rutin sırasında oturup günü konuşabilirsiniz. Loyola Üniversitesi Chicago Tıp Fakültesi’nden çocuk doktoru Hannah Chow, “Her şeyi basit ve sade tutun,” diyor. “Sessiz bir rutin her zaman daha iyidir.”

    4-Uyku Saatini Erken Tutun

    Philadelphia Çocuk Hastanesi Uyku Merkezi’nden doktor ve Sleeping Through the Night kitabının yazarı Jodi A. Mindell’e göre, ebeveynler genellikle daha erken uyku saatlerinin uykuya geçişi kolaylaştırdığını fark etmiyor. “Çocuklar aşırı yorulduğunda, rahatlamaları ve uykuya dalmaları da zorlaşıyor.” Mindell, çocukların ilkokul döneminde 7:30 ile 8:30 arasında yatırılmasını tavsiye ediyor.

    5-Uyku Tablosu Yapın

    Okul öncesi çocuklar için, yatağa geçmeden yapacakları tüm faaliyetleri görebilecekleri bir uyku tablosu hazırlamak yararlı olabilir. Banyo ve pijama resimleri çizin ve örneğin her akşam okuyacağınız kitap sayısını tam olarak yazın. “Bu şekilde, iki kitap okuyacaksanız ve çocuğunuz bir üçüncü kitabı okumanızı isterse, tabloyu işaret edip, tabloda sadece iki kitap olduğunu söyleyebilirsiniz,”.

    6-Tek Bir Yöne Doğru İlerleyin

    Çocuğunuz uyku rutininde ilerlerken, tüm faaliyetlerin tek bir yöne – yatak odasına – doğru uzandığından emin olun. Üst katta banyo yaptırıp, atıştırmalık için alt kata inip, pijamaları giydirmek için odasına geçip, en son kitap okumak için sizin odanıza geçmek işe yaramayacaktır. Tüm faaliyetlerin onun yatak odasına doğru ilerlemesi çok önemlidir.

    7-Uyanma Girişimlerine “Hayır” Deyin

    Çocuğunuz yatağa girdikten sonra sizi çağırır ve başka bir şey isterse – su veya bir kez sarılma – istediğini verin. Tekrar bir talebi olduğunda, katır bir şekilde “hayır” deyin veya talebi sadece görmezden gelin ve çocuğu tekrar sessizce yatağa yatırın. “Tutarlı olmak, dediğini yapmak ve sınır koymak tekrarlı taleplerin son bulmasını sağlar”. “Bu talepler giderek sıklaşabilir ama çocuk ebeveynlerin ciddi olduğunu anladıktan sonra, tamamen son bulacaktır.”

    8-Bir Uyku Cenneti Yaratın

    Çocuğunuzun yatak odasının uyku için rahat bir mekân sağladığından emin olun. Sıcaklığı yazın yeterince serin, kışın ise yeterince sıcak tutun. Işığı kontrol altında tutmak için, odayı karartan perdeler veya jaluziler kullanın. Çocuğunuzun kendini iyi hissetmesini sağlayacaksa, yumuşak bir aydınlatma kullanılabilir. Onu rahat ettirecek iyi bir yastığı olsun. Son olarak, yatağında onlarca pelüş hayvan veya oyuncak olmamasına dikkat edin.

    9-Elektronik Cihazları ve Telefonları Odadan Çıkarın

    Şaşırtıcı olsa da, 4 ila 6 yaşındaki çocukların %43’ünün yatak odalarında televizyon var. çocuğun yatak odasına bilgisayar, televizyon, telefon veya bilgisayar oyunu bulunması uykuyu zorlaştırabilir, çünkü çocuklar bu cihazları kapatmakta zorlanır. “Oyunda bir sonraki düzeye geçmek, dizinin sonraki bölümünü izlemek, bir sonraki mesaja cevap vermek isterler. Bu faaliyetler çok çekici ve bağımlılık yaratıcıdır.” Ayrıca, çocuğun yakınında parlak ışıkların bulunması, vücudun uyku hormonu olan melatonin üretimini geciktirir.

    10-Kafeini Azaltmak

    Kafein çocuğunuzun yerinde duramamasına ve vücudunun yavaşlayıp uyumasının zorlaşmasına neden olabilir. 300 ml’lik normal kolada 25 miligram, 300 ml’lik portakallı gazozda veya 400 ml’lik aromalı buzlu çayda 40 miligram kafein vardır. Kafein 6 saat boyunca vücudunuzda kalabilir. Dolayısıyla, çocuğunuza öğleden sonra kafeinli ürünler vermekten kaçının.

    11-Gün İçinde Hareket Edin

    Çocuğunuzun gün içinde yeterince hareket ettiğinden ve geceye kadar enerjisini tükettiğinden emin olun. Hareket hem çocukların vücut ve zihin sağlığını geliştirir hem de daha iyi uyumalarını sağlar. Ancak, çocuğun uyku saatinden önce çok hareketli olmamasını sağlayın. Bisiklete binme, ortalıkta koşma ve dans etme gibi faaliyetleri yatağa yatmadan en az birkaç saat öncesine kadar tamamladığından emin olun.

    12-Öğle Uykularına Dikkat Edin

    Küçük çocukların 3 yaşına kadar öğle uykusuna yatması normaldir. Bu öğle uykuları, küçük çocukların 24 saatte ihtiyaç duyduğu 12 ila 14 saatlik uykuyu almasına yardımcı olur. 18 aydan büyük çocuklar genellikle günde bir kez bir ila üç saat öğle uykusuna yatar. Öğleden sonra geç saatlerdeki uykulardan kaçının, çünkü bu uykular çocuğun gece uykuya dalmasını güçleştirebilir. Çocuk 5 yaşına vardığında öğle uykusuna ihtiyaç duymuyor olmalıdır.

    13-Kendinizi Suçlu Hissetmeyin

    Çocuklar bir kitap için yalvarması veya geç uyumak için sızlanması, ebeveynler için çok zor olabilir. Ama unutmayın ki çocuğun asıl ihtiyacı olan uykudur. “Ebeveynler çocuklarını erken yatırırken genellikle kendilerini suçlu hisseder ama iyi bir gece uykusu çocuğun bakış açısı, moral durumu ve sağlığı açısından çok büyük bir fark yaratabilir. Çocuğunuzun uyku düzenini koruyun. Bu atabileceğiniz en iyi adımlardan biridir.”

  • Çocuklarda bal öksürüğü azaltır mı?

    Akut üst solunum enfeksiyonu sırasında oluşan öksürük oldukça can sıkıcıdır ve 3-5 gün ne çocuğu nede anne-babayı uyutur.

    Bu sırada oluşan öksürüğü azaltmak veya kesmek amacı ile,yakınmaları 7 günden az olan , nezle ile birlikte olan, antibiyotik kullanmayan,altta yatan ciddi bir akciğer hastalığı ve astımı olmayan 2-18 yaş arası çocuklar çalışmaya alınmış.

    Çocukların bir kısmına uykudan önce bal (2-5 yaş arasına 8,5 mg, 6-11 yaş arasına 17 mg,11-18 yaş arasına 34 mg ), bir kısmına balla karışık öksürük şurubu, bir kısmınada hiç bir şey verilmemiş.

    Çalışma sadece 1 gün için yapılmış ve ertesi sabah anne-babalar telefon ile aranarak,öksürük hakkında ve çocuğun ve kendilerinin uykusu hakkında sorular sorulmuş.

    Çalışma sonucunda en iyi cevap bal verilen grupta olmuş.

    Sayın anne-babalar denemeye değmez mi?

  • Çocuk ve bebeklerde kulak tüpü

    ORTA KULAKTA SIVI TOPLANMASINDA ERKEN VEYA GEÇ TÜP KONULMASININ GELİŞİME ETKİSİ

    Lokal enfeksiyon bulguları olmadan ,sağlam kulak zarı arkasında sıvı toplanması Seröz otit veya sekretuvar otitis media olarak bilinir. Her ne kadar tedavine antibiyotikler, kortizon vb ilaçlar önerilmekte isede ,son yıllarda kabul gören tedavi biçimi beklemek (çünkü olguların %85 i kendiliğinden iyileşebilmektedir). Ek olarak kulağa tüp konulmasınin, antibiyotikler, antihistaminikler, dekonjestanların bir yarar olmadığı açıktır.

    Daha önceden kulak tüpü yerleştirilmeyen çocuklarda gelişimsel bozukluklara yol açabileceği iddialari nedeniyle bir çok çocuk kendiliğnden iyileşme şansı varken operasyona gidiyordu.

    Pitsburg Üniversitesinden Paradise JL ve arkadaşlarının yaptığı ve 2007 de yayınlanan bir çalışma, 9 aya kadar uzayan sürelerde beklenildiği halde iyileşmeyince tüp konulan hastalar da dil,konuşma psikolojik ve kavrama alanında bir gelişme geriliği olmadığını göstermektedir.Daha önce 3,4 ve 6 yaşlarında bu farkın olmadığını gösteren araştırmacılar,yeni olarak 9-11 yaş arasındada çocukları sosyal,akademik ve dikkat becerileri yönündende izleyip şu sonuca varmışlardır:

    Diğer açılardan sağlıklı olan bir çocuğa beklemek yerine çabucak tüp takılması gelişimi hızlandırmamaktadır.

    Son söz doktorunuzundur, ancak beklemenin ( hem de 9 aya kadar) kendiliğnden iyileşme şansı yaratabileceğini unutmayınız.

  • Ateş düşürücülerin etkili olmaması, ciddi hastalık belirtisi midir?

    Günümüzde çocuk acillere en çok başvuru yüksek ateş yakınması ile olmaktadır. Bunların büyük çoğunluğu kendiliğinden iyileşen ve tedavi gerektirmeyen basit viral hastalıklar olsa da, bir kısmı da antibiyotik tedavisi gerektiren ciddi bakteriyel enfeksiyonlar olabilir.

    Genel olarak ateşin ateş düşürücüler ile kolayca düşmesi durumunda altta yatan nedenin ciddi bir hastalık olmadığına inanılmaktadır. David King, Arch Dis Child.2013 te yayınlanan makalesinde, şimdiye kadar bu konuda yapılmış araştırmaları derlemiş ve sonuç olarak ne ateşin kolay düşmesinin hastalığın basit, ne de ateşin ateş düşürücüler ile kolay düşmemesinin ciddi hastalıkların göstergesi olmayabileceğini yorumunu getirmiştir.

    Yani menenjit, zatürre gibi ciddi tedavi gerektiren hastalıklarda ateş, ateş düşürücü ile kolayca düşebileceği gibi,ciddi tedavi gerektirmeyen ve kendiliğinde iyileşebilen hastalıklarda da ateş düşürücülere iyi cevap alınamayabilmektedir.

    O halde, ateş düşürücelere cevaptan yola çıkarak, nasılsa kolay düşüyor ciddi değildir, veya ateş düşürücü ile düşüremiyorum çok ciddidir düşüncesi doğru değildir. Bu değerlendirmeyi doktora bırakmak en doğrusu olacaktır.

    Dr.Ertugrul Guler

  • Erken dönemde evde kedi ve köpek

    13 Haziran 2011 de yayınlanan bir çalışmaya göre erken dönemde evde kedi ve köpek bulundurmanın bunlara karşı allerji riskini artırmadığı hatta koruyucu olabileceği bildirilmiştir. Bu çalışmanın amacı erken dönemde kedi ve köpeğe maruz kalmanın 18 yaşında bir kedi-köpek allerjisine neden olup olmadığını araştırmakmış. Araştırmacılar sonuçta hayatın ilk yılında evde kedi-köpek bulnudurmanın, bunlara karşı allerji geliştirme oranının kedi-köpek bulundurmayanlara göre daha düşük olduğunu vurgulamışlardır.

    Saygılarımla,

    Dr.Ertuğrul Güler

  • Çocuklarda kilo problemi ve obezite

    Anne-Baba Obez Çocuğunu Genellikle Sağlıklı Görüyor

    Obez çocukların anne-babaları çocuklarını sağlıksız olarak değerlendirmiyor ve aşırı kilonun ya da hareketsizliğin sağlık açısından getireceği sonuçları fark etmiyor. Bu yeni araştırma çerçevesinde, Providence, R.I.’de bulunan Hasbro Çocuk Hastanesi’ndeki obezite kliniğine devam eden çocukların anne-babaları ankete tabi tutuldu.

    Anketler “Anne-babaların üçte birinin çocuklarının sağlığını mükemmel veya çok iyi” olarak değerlendirdiğini ifade ediyor. Rhee anne-babaların çocuklarının kilo vermesine yardımcı olmaya hazır olma durumunu değerlendirmek amacıyla 200’ü aşkın aileye anket uyguladı. Sonuç olarak, anne-babaların yüzde 28’inin çocuklarının kilosunu sağlık açısından endişe verici bulmadığını ortaya koydu. Ancak, çocuklukta yaşanan obezite kalp hastalıkları ve tip 2 diyabet riskleri dâhil olmak üzere, sağlık açısından hem orta hem de uzun vadede ciddi sonuçlar doğuruyor.

    Rhee’nin bulgularına göre, anne-babalar egzersizi arttırmak yerine, çocuklarının yeme alışkanlıklarını iyileştirmeye yöneliyor. Anne-babaların yüzde 61’i yeme alışkanlıklarını değiştirmeye çalıştığını belirtirken, yalnızca yüzde 41’i çocuklarının hareket düzeyini arttırdığını ifade etti.

    Obez olan anne-babaların ise çocuklarının alışkanlıklarını değiştirmesine yardım etme olasılığının daha düşük olduğu tespit edildi. Çocukların büyük çoğunluğu – yüzde 94’ü – obezdi ve çocuk doktorları, bu çocukları kilo vermeleri için kliniğe sevk etmişti. Geri kalan yüzde 6 ise fazla kiloluydu.

    Ebeveynlerin kendi kilo durumunun, çocuklarının yeme alışkanlıklarında değişiklik yapmaya olan isteklerini etkilediği görüldü. Rhee şu ifadeleri kullandı:

    Ankette buna özel bir soru bulunmadığından, araştırmacı bu bulgunun nedenini belirtemiyor. Ancak, Rhee ebeveynlerin cesaretlerinin diyet konusundaki kendi başarısız girişimlerinden dolayı kırıldığından şüpheleniyor.
    Çalışmada yer alan çocukların ortalama yaşı 14, yaş aralığı ise 5 ila 20 olarak belirlendi.

    Gelir, ırk veya etnik köken anne-babaların çocuklarının beslenme düzenini değiştirme çabalarını etkilemezken, gelir etkeninin ebeveynlerin çocuklarını egzersize yönlendirme durumunda bir rol oynadığı tespit edildi. Yıllık gelirleri düşük olan anne-babaların çocuğu egzersize teşvik etme olasılığı daha düşük bulundu. Ankette, bunun nedenleri sorulmadı.

    Anne-babalarsık sık çocuklarının kilo sorununu “büyüdükçe aşacağını” söyler, bizde onlara bu düşüncenin çok tehlikeli olduğu konusunda uyarıda bulunuruz. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezine göre, obez olan çocukların yetişkinlikteki obezite olasılığıda yüksektir.

    Muinos, fazla kilolu çocukların anne-babalarına iyi beslenme alışkanlıklarının ve düzenli fiziksel aktivitenin erken safhada başlatılmasının çok önemli olduğunu söylüyor. Kendi ifadesiyle,

  • Cocuğunuzu okula dönüşe hazirlamak icin 9 yöntem

    Yaz mevsiminin son günleri, yeni okul yılına hazırlık çanlarını da beraberinde getiriyor. Defter ,kitap almak işin kolay yanı. Daha soyut adımlarla, bu geçiş sürecini kolaylaştırmanız mümkün.

    İşte çocuğunuzu – ve kendinizi – okula dönüşe hazırlamak için kullanabileceğiniz 9 yöntem.

    1. Okul Düzenini Geri Getirin

    Yaz mevsiminin son birkaç haftasını okul düzenini yeniden kurmak için kullanın. Çocuğunuzun her sabah aynı saatte kalkmasını ve kıyafetlerini giymesini sağlayın. Kahvaltı, öğle yemeği ve atıştırma öğünlerini, çocuğunuzun okulda göreceği öğün saatlerine denk getirin.
    Ayrıca, çocuğunuzun sabah evden erken çıkmaya alışması da önem taşıdığından, okuldan önceki bir veya iki hafta boyunca onu sabahları evden çıkaracak aktiviteler planlayın. Bu süreç çalışan ebeveynler için daha zor olabiliyor. Ancak, kahvaltı sonrasında pijamalarıyla televizyon izlemek gibi yaz alışkanlıklarını geride bırakmış bir çocuğu okul telaşı başladığında sabah evden çıkarmak çok daha kolay olacaktır.

    2. Bağımsızlığını Destekleyin

    Sınıfın kapıları kapandığında, çocuğunuzun birçok şeyi kendi başına yapması gerekecek. Yaşına göre üstlenebileceği sorumlulukları ona önceden anlatarak, çocuğunuzu bu bağımsızlığa hazırlayabilirsiniz. Bu sorumluluklar okul malzemelerini düzenlemek, ödevleri not almak ve eve ödev getirmek olarak sayılabilir.
    Çocuğunuz küçük de olsa, ona okulda özgüven ve bağımsızlık kazandıracak bazı beceriler sunabilirsiniz. Küçük çocuğunuza kendi ismini yazmayı ve kendi ayakkabılarını bağlamayı gösterip, pratik yapmasını sağlayabilirsiniz. Çocuğunuz temel ihtiyaçlarını bir yetişkine bağlı olmadan karşılayabiliyorsa, okul dönemine geçişiniz çok daha kolay olur.

    3. Bir Başlangıç Noktası Belirleyin

    2012 yılında Amerikan Okul Danışmanları Derneği tarafından Yılın Okul Danışmanı seçilen Pfleger, “Ebeveynler ve öğretmenler çocukların sorumluluk almasına yardım etmek için ellerinden geleni yapmalı,” diyor. Evde okul veya beslenme çantası gibi okul malzemeleri için kalıcı bir alan belirleyerek, sabah telaşından kurtulabilirsiniz. Ayrıca, çocuğunuza okula götüreceği malzemelerin bir listesini hazırlatabilir ve bu listeyi ön kapının yakınında bir yere asabilirsiniz.

    4. Bir Ödev Yeri ve Zamanı Belirleyin

    Ödevleri, çocuğunuzun rutininin bir parçası haline getirerek gündelik mücadelelerden kurtulabilirsiniz. Çocuğunuzun evde yapacağı çalışmalar için bir yer ve zaman belirleyin. Pfleger’e göre, “Belirlediğiniz yer mutfak masası dahi olsa, çocuğunuzun ödevini her gün nerede ve ne zaman yapacağını bilmesi gerçekten olumlu bir etki yaratır.” Özellikle çocuğunuz küçükse, o ödevini yaparken ona yardıma hazır olmaya çalışın. Bu sırada gazete okuyabilir veya akşam yemeğini yapabilirsiniz. En önemli nokta, çocuğunuzun ilerlemesini kontrol etmek için yakınında olmanızdır.

    5. Okul Sonrası için Planlama

    Bazen okullar çalışan ebeveynler işten çıkmadan önce dağılır. Dolayısıyla, çocuğunuzun öğleden sonra nereye gideceğini veya bu sürede evde kimin bulunacağını belirlemek çok önemlidir. Çocuğunuzun okuluna, bir aktivite kulübüne danışarak bir okul sonrası program bulabilirsiniz. Mümkünse, programınızı ilk birkaç okul gününde öğleden sonraları çocuğunuzla birlikte evde olacak şekilde ayarlamaya çalışın. Bu ayarlama, çocuğunuzun yeni programa ve öğretmenlere alışmasına yardımcı olabilir.

    6. Hastalıklara Karşı bir Uyum Planı Geliştirin

    Çocuğunuz okulda hastalanır ve okul hemşiresi sizi onu okuldan almak üzere ararsa, çalışan bir ebeveyn olmanın zorluğunu bir kez daha hissedebilirsiniz. . Okul başlamadan önce, çocuğunuz hastalandığında onu emanet edebileceğiniz güvenilir bir bebek bakıcısı belirleyin veya bu sorumluluğu alabilecek bir ebeveyn grubu oluşturun. Okulun bu konudaki politikasına bakmayı da unutmayın. Çocuğunuzu okuldan almasına izin verdiğiniz kişilerin listesini yaparak, bununla ilgili formları imzalamanız gerekebilir.

    7. Tanışma ve Uyum Toplantılarına Katılın

    Okullarda her okul yılının başlangıcından önce tipik uyum ve bilgilendirme toplantıları düzenlenir. Bu toplantılar, sizin öğretmenler, okul danışmanları, müdürler ve en önemlisi büro elemanları gibi kilit oyuncularla taşınmanız için güzel fırsatlar sunar.

    8. Öğretmenlerle Konuşun

    Çocuğunuzun okula gitme sebebi kuşkusuz öğretmenlerdir. Çocuğunuzun öğretmenleriyle konuşurken, onların ödev konusundaki yaklaşımını sorun. Bazı öğretmenler, çocukların yeni becerilerde pratik yapması için ödev verirken, diğerleri çocukların yaptığı ödevlerin doğruluğuna odaklanır. Sınavların ve önemli ödevlerin tarihlerini öğrenerek, çocuğunuzun bunlara göre plan yapmasına yardımcı olabilirsiniz. Örneğin, Cuma sabahı önemli bir sınav olacaksa, Perşembe akşamına çok yüklenmemeniz gerektiğini bilebilirsiniz.

    9. Okul Düzenini Ailecek Planlayın

    Çocuğunuzla birlikte çalışarak, okulda başarı sağlayacak bir plan yapabilirsiniz. Örneğin, çocuğunuzla birlikte oturup bir düzen şeması hazırlayın. Çocuğunuza okuldan eve geldiğinde ne yapmak istediğini sorun. Dışarıda oynamak mı, ödev yapmak mı istiyor? Yanıtlarını şemaya yazın. Vaillancourt’a göre, “Çocuklar kendi düzenlerini ve beklentilerini ne kadar sahiplenirse, bu düzeni takip etmek konusunda o kadar istekli oluyor.”

  • Çocuklarda röntgen ışını

    Phoneix Children’s Hospital sponsorluğunda düzenlenen bir toplantıda,uzmanlar tanısal amaçla verilenröntgen ışınlarının yıllar sonra çocuklarda kanser riskini arttırdığını söylediler ve aşağıdaki uyarıları dile getirdiler

    x- 1 yaşindaki bir çocuğun aynı dozda radyasyon alan 50 yaşındaki bir erişkine göre kansere yakalanma oranı 10-15 kat fazladır

    x- – Basit bir akciğer filmi ile alınan radyasyon 2-4 günlük doğal radyasyona maruz kalmakla eştir – Otuz dakikalık bir kalp kateterizasyonu ile alınan radyasyon miktarı 4.3 yıl doğal radyasyona maruz kalmakla eştir

    – Bir karın bilgisayarlı tomografisi ile alınan radyasyon miktarı 3.3 yıllık doğal radyasyona maruz kalmakla aynıdır

    x- Hayatın birinci yılında çekilen bir Karın tomografisinini ölüm riski 1:1000 dir ve bu bisiklet kazalarıyla,boğulmalarla ve tıbbi nedenlerle gerçekleşen ölümlerden fazladır.

    x Bilgisayarlı tomografi ile karşılaştırıldığında daha düşük dozlarda radyasyona maruz kalmalarına rağmen, atom bombasından sonra hayatta kalan insanlar da devam eden 50 yıllık çalışmalar aşırı kanser ve ölümlerin olduğunu göstermektedir.

    RADYASYON RİSKİ NASIL AZALTILIR?

    —-Tanısal amaçlı radyolojik tetkiklerin sınırlandırılması ve çok gerekli olmadıkça bu tür tetkiklerin istenmemesi

    —-Tetkiklerin sık aralarla tekrarlanmaması

    —-Mümkünse MR ve ultrasonografinin tercih edilmesi

    BAZEN BU TÜR TETKİKLERİN YAPILMASI KAÇINILMAZ VE HAYAT KURTARICI OLABİLİR, ANCAK TEKİKLERİN GEREKLİLİĞİNİ VE YARAR/ZARAR ORANINI DOKTORUNUZLA TARTIŞMAKTAN ÇEKİNMEYİNİZ …

    Saygılarımla

    Dr.Ertuğrul Güler

  • Çocuklarda boğaz enfeksiyonları

    AKUT FARENJİT VE BETA HEMOLİTİK STREPTOKOK ENFEKSİYONLARI

    Üst solunum yolu enfeksiyonları çocukların en çok doktora götürülme nedenidir ve bu çocukların üçte birinde asıl şikayet boğaz ağrısıdır.

    Boğaz enfeksiyonlarının nedeni nelerdir?

    Çoğu boğaz enfeksiyonunun nedeni viruslardır,virus lar antibiyotiklerle tedavi edilmezler En sık boğaz enfeksiyonuna neden olan bakteri A Grubu Beta Hemolitik Streptokoktur(AGBHS) Bazı diğer bakterilerde boğaz enfeksiyonuna neden olabilmektedir ancak klinik önemleri yoktur Boğaz enfeksiyonuna bir çok mikro organizma neden olmakta ise

    A Grubu Beta Hemolitik Streptokok enfeksiyon neden önemlidir?

    Çünkü AGBHS tedavi edilmez ise AKUT EKLEM ROMATİZMASI ve bir çeşit NEFRİT e neden olabilir.

    Akut eklem romatizması halen ülkemizde kalp hastalıklarının nedenleri arasında ilk sıradadır

    Virusların neden olduğu boğaz enfeksiyonları nasıl anlaşılır?

    Genellikle daha yavaş başlangıçlıdır ve boğaz ağrısına sıklıkla nezle,öksürük,göz iltihaplanması gibibelirtiler eşlik eder.Örneğin ADENOVİRUS farenjitine konjonktivit ve ateş eşlik eder buna

    FARİNGOKONJONKTİVAL ATEŞ denir.COXSACKİE denilen başka bir virus boğazda 1-2 mm boyutlarında ülserlere ve ateş e neden olur bu tabloya HERPANJİNA denir.HERPESVİRUS denilen uçuk virusu ağızda boğaz da ve aynı zamanda diş etlerinde kızarıklık ve yüksek ateş yapar.Öpücük hastalığı olarak bilinen EBSTEİN BARR VIRUS bademciklerde büyüme,iltihap,boyun lenf bezelerinde büyüme karaciğer ve dalakta büyüme ve ciltte döküntü yapabilir.

    A Grubu Beta Hemolitik Streptokok enfeksiyonun bulguları nedir?

    Genellikle ani ateş ve boğaz ağrısı ile başlar,baş ve karın ağrısı sıklıkla görülür.Boğaz kırmızıdır, bademcikler büyümüştür ve üzerleri iltihaplıdır, boyuda lenf bezeleri büyük ve gergindir.Bazen ciltte zımpara kağıdına benzer ince döküntüler görülebilr,dil de çilek görünümü eşlik edebilir. KIZIL , AGBHS ların neden olduğu bir hastalıktır.Üç tip AGBHS kızıla neden olan toksini içerir,yani bir kişi 3 kere kızıl olabilir Bu belirtiler ve bulgular yanında, öksürük ve nezlenin OLMAMASI AGBHS ENFEKSİYONU tanısını destekler.

    Boğaz enfeksiyonuna teşhis nasıl konulur?

    Çok tecrübeli bir doktorun bile AGBHS farenjitine sadece muayene ederek teşhis koyması doğru değildir.Tanı ’strep swap’ denilen ve örnek alındıktan 5-10 dakika sonra sonuç veren hızlı testlerle ve BOĞAZ KÜLTÜRÜ ile konulur.Eğer swap testi pozitif ise inanılırdır ama negatif ise mutlaka boğaz kültürü yapılmalıdır.

    Boğaz enfeksiyonları nasıl tedavi edilir?

    Boğaz kültüründe AGBHS bulunmaz ise antibiyorik tedavisi yapılmaz.Virus ların neden olduğu boğaz enfeksiyonlarının tedavisi hastayı rahatlatmaya yönelik olmalıdır.Ağrı kesici ateş düşürücüler gibi. AGBHS un tedavisi antibiyotiktir.Seçilecek ilaç penisilin grubudur,penisiline direnç yıllardır gösterilememiştir,ancak penisilin ile tedavi başarısızlığı % 15-20 olabilmektedir.Penisilinler veya bazı sefalosporin grubu denilen antibiyotkler ağızdan alındığında süre tam 10 gün olmalıdır,ancak tek doz depo penisilin(penadur ,deposilin) de yeterlidir. Daha kısa süreli tedavilerin başarısını gösteren çalışmalar varsada ben henüz bunları hastalarıma önermiyorum.Tedaviyi doktorunuzla tartışınız..

    Boğaz kültüründe GBHS üreyen bir çocuk ne zaman okula veya kreşe dönebilir?

    Tedavi başlandıktan 24 saat sonra bulaştırıcılık kalmaz

    Taşıyıcılık nedir?

    Bazı çocuklar da yukarda sayılan streptokok enfeksiyonu belirtilerini olmaz ancak boğaz kültürlerinde AGBHS üreyebilir,bunlara ‘TAŞIYICI’ denir.Çalışmalar taşıyıcıların hasta olmadığını ve enfeksiyonu başkalarına bulaştırmadığını bu nedenle tedavi etmenin gereksiz olduğunu söylemektedir.Sadece kültür ile taşıyıcıyı hastadan ayırmak mümkün değildir,bunu antikor tayinleri ile anlamak mümkün olabilir ama erken başlanan antibiyotik sonucu antikor titreside yükselmeyebilir .Benim uygulamam eğer çocuk hastalık bulgusu veriyor ve boğaz kültürü veya swap testi pozitif çıkıyorsa taşıyıcı olup olmamasına bakmadan hastayı tedavi etmek şeklindedir.Bence gereksiz tedavi gereksiz alınan kültürlerden kaynaklanmaktadır,Yukarda anlatılan belirtileri olmayan birinden boğaz kültürü alınır ve sonuç pozitif çıkarsa bu çok büyük oranda taşıyıcıdır ve tedavi gereksizdir.Ancak taşıyıcı olduğu bilinen birinde bileAGBHS için anlattığım bulgular var ise ,(yani ateş,boğaz ağrısı,çene altında lenf bezi büyümesi,döküntü gibi) tedavi gereklidir.

    saygılarımla

    Dr.Ertuğrul Güler