Kategori: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları

  • 1, 2 ve 3 aylık bebek gelişimi

    Yeni dogan, 1, 2 ve 3 aylık bebek gelişimi

    Gelisimsel Basamaklar

    1 Aylık bebek gellişimi

    Emzirirken, altını değiştirirken onunla konuşursanız yüzünü size doğru çevirir.

    Gözüne parlak ışık gelince gözünü kırpıştırır.

    Yüzükoyun yatırılınca başını yana çevirerek yanağını yatağa dayayabilir.

    Kucağınızda olmak, sesinizi duymak ona güven verir.

    Yüksek ve ani seslerde irkilir, kollarını geri doğru aniden açabilir.

    Yanağına dokunduğunuzda refleks olarak başını o tarafa çevirir ve emmek için arayıcı hareketler yapar.

    Avucunun içine parmağınızı koyduğunuzda kavrar.

    2 aylik bebek gelisimi

    Bakışlarını bir nesne üzerinde odaklaştırabilir Ancak gözlerinde zaman zaman kayma olabilir.

    Sırtüstü yatarken yaklaşık yarım metre üstünde sallayacağınız renkli bir halkayı sağa sola salladığınızda izleyebilir. Yukarı-aşağı salladığınızda aynı beceriyi gösteremez.

    Yüzünüze bakar. Ona bakarken başınızı hafifçe sağa-sola oynattığınızda yüzünüzü izler.

    Sırtüstü yatarken ellerinden tutup kaldırmaya çalışırsanız başını tam tutamayıp arkaya düşürebilir.

    Yüzükoyun yatınca başını 1-2 santimetre kaldırabilir. Ani seslerle irkilir.

    Tabanlarına destek yaptığınızda elinizi güçlüce itebilir.

    Elini ağzına götürmeye başlayabilir

    3 aylik bebek gelisimi

    Siz konusunca size güler,

    Ellerini incelemeye başlar, kol-bacak hareketleri artar. Bu kendini tanımanın ilk uğraşlarıdır.

    Anne ve baba gibi yakın kişilerin sesini ayırdeder.

    Huzursuzlaştığında, ağladığında kendisi ile konuşursanız bir süre susup dinleyebilir.

    Agu benzeri sesler çıkarır..

    Kırmızı bir nesneyi sağa-sola gezdirdiğinizde izler

    Yüzükoyun yatırılınca başını kaldırıp 1 dakika yukarıda tutabilir

    Dikey pozisyonda dolaştırılmaktan çok hoşlanır, çünkü artık dünyayı tanımaya başlamıştır.

    0-3 AY bebekler icin oneriler

    Bebeğinizle gözgöze bakın.

    Yüzüne gülümseyerek ve hoşnutlukla bakarsanız o da kendinden hoşnut olacak, kendini değerli bulacaktır.

    Onunla konuşun,ninniler, şarkılar söyleyin. Değişik sesler, müzikler dinletin (saatin sesi, hafif müzik sesi, kuş sesi, gibi)

    Onu hafif hafif, müziğin ritmine uygun olarak sallayın.

    Yatağının üzerine iple hareketli resimler renkli kumaş, sünger, kağıt parçalarından oluşan oyuncaklar asın (Yaklaşık 50 cm yukarı)

    Ona ismiyle seslenin.

    Beslerken kucağınıza alın.

    Kucağınıza aldığınızda bedenini hafif hafif okşayın.

    Ağladığında, huzursuzlaştığında hemen yanına gidemiyorsanız bile ona seslenin, ve kısa sürede yanına gitmeye çalışın. Onunla sakin bir sesle konuşun, ninni söyleyin, kucağınıza alın.

    Kucağınızda, taşıma koltuğunda veya bebek arabasında onunla dolaşmaya çıkın.

    Yatarken ya da kucakta onu yumuşak bir battaniye ile sararsanız kendini daha rahat hissedebilir ve kendi ani hareketleri ile uyanmaz.

    Sırtüstü durumdan kaldırırken başını arkaya düşürebilir: yatırıp kaldırırken başını elinizle arkadan destekleyin.

    Ellerini tutarak el hareketlerine yönelik oyunlar oynatın. (tel sarar oyunu gibi)

    Bebekle konuşarak, karşısında hareket ederek dokunmadan güldürmeye çalışın.

    El bileklerine renkli ve sesli bilezikler, bileklikler takın.

    Bebekle konuşurken çıkardığı sesleri taklit edin, yeni sesler çıkarın.

    Bebeği gün içinde (oyun amaçlı) zaman zaman yüzüstü yatırın, başını kaldırılması için karşısında konuşun.

    Bebek yatarken elleri ve ayaklarına dokunun, konuşarak oyun oynatın.

    Bebeği sadece sırtüstü yatırın.Bebeği dışarı çıkarken yüzünü dışa dönük tutun.

    Emzirme dışında beslerken mutlaka anne kucağında olmasını sağlayın, göz göze bakın.

    GÜVENLİK KURALLARI

    Uygun bir araba koltuğu kullanınız.

    Bebeğin beşiğinin güvenli olduğundan emin olunuz.

    Çarşaf düz olarak yerleşmiş olmalı, buruşuk olamamalıdır.

    Bebeği yumuşak zemin üzerine uyumaya bırakmayınız. Bir yaşına dek yastık kullanamayınız.

    Oda ısısı 22-24 derece olmalıdır.

    Bebeği sırt üstü yatırınız. Ani bebek ölümlerine neden olduğu için bebeğinizi yüzüstü yatırmayınız, yan yatırmak ise bebeğin kolayca yüzüstü dönebileceğinden önerilmemektedir.

    Bebeği yıkamadan önce dirseğinizle banyo suyunu kontrol ediniz.

    Bebeği büyük kardeş veya kedi köpek gibi hayvanlarla yalnız bırakmayınız.

    Bebeği yıkama leğeninde veya yüksek yerlerde yalnız bırakmayınız.

    Evde hiçbir yerde sigara içilmesine izin vermeyiniz.

    Bebek kucağınızda iken sıcak içecekler veya sigara içmeyiniz.

    Aşırı güneşe maruz bırakmayınız.

    Mümkünse evde yangın detektörü kullanınız.

    Bazı hastalıkların erken bulgularına dikkat ediniz.

    Ateş (Makattan 38 derece üzeri)

    Emmeme

    Kusma

    İshal

    Su kaybı

    Her zamankinden farklı huzursuzluk, sürekli uyku hali, sarılık, deri döküntüsü

    4-6 aya dek anne sütü veya mama dışında yiyecek vermeyiniz.

    Anne sütü alan bebeklere vitamin vermeyi unutmayınız.

    BEBEKLERDE D-VİTAMİNİ DESTEĞİ

    Bebek için en ideal besin anne sütüdür,ancak anne sütü alan bebekler e doğumdan kısa süre sonra D vitamini desteği vermek gerekmektedir.Her ne kadar mama alan bebekler mamadan Vitamin D desteği alsada çalışmalar bunun yeterli olamayabileceğini göstermektedir.Sonuç olarak eğer bebek günde 1 litreden daha az mama tüketiyorsa onlarada D Vitamini desteği verilmelidir .Günlük ihtiyaç 400 ıu dir.25/03/2010

    UYKU ÖNERİLERİ

    GECE AĞLAMAYA ALIŞMIŞ BEBEK

    Gece ağlamaları genellikle anne babaların gece bebeği oyalamak için ikinci bir şans vermesinden kaynaklanır. Bu anne baba; bebeği beslemez ama yatağından alırlar ve onunla konuşurlar, onu sallarlar ve oynarlar. Bazı geceler anne, bebeği kendi yatağına veya bir kanepeye alır ve birlikte uyurlar. Ek olarak bu bebekler genellikle yatma zamanı ağlamasalar bile uykuya dalmak için sallanırlar. Kendi yataklarının dışında uyumaya alıştıklarından uyku ile kendi yatakları arasındaki ilişkiyi hiçbir zaman kuramazlar. Uyandıktan biraz sonra çevreleri değişir ve annelerinin gelip uykuya geçiş için kendilerine yardım etmesini beklerler. Böylece anne, baba bebeğin uykuya dalış objesi haline gelir.

    Bazı bebekler gece ağlamalarını sonradan edinirler. Problem, bir akut hastalıktan (örneğin; kulak ağrısı veya pişik) dolayı anne-babanın geçici olarak dikkatlerini bebeğin üzerine yoğunlaştırması ile başlar. Diğer bazı bebeklerde ise bu sorun uyku çevrelerinin değişmesinden (örn; bir seyahatten) sonra başlar. Birçok bebek eski uyku düzenlerine çabucak dönemlerine rağmen bazı bebekler bu gece ilişkisinden hoşlanırlar ve isteklerini devam ettirirler. Bir bebek muhtemelen 4-7 geceden biraz daha fazla bir süre içinde gösterilen ilgi nedeniyle gece uyanık kalmaya alışabilir. Gece ağlamalarına sebep olan bir çok neden vardır. Gece ağlayan bebeklerin annelerinin uykuları genellikle hafiftir ve çıkarılan normal seslere birle karşılık verirler. Uyumak isteyen babalar, hanımlarına bebeği sessiz tutmaları için ısrar edebilirler. Bazı çocuklar gün boyunca fazladan kestirirler ve bu nedenle fazla uyuma ihtiyacı hissetmezler. Bazı durumlarda bebeğin yatağı anne-babanın odasındadır ve ilişki vazgeçilmeyecek kadar caziptir.

    ÖNLEM

    BEBEĞİ YATAĞINA UYKULU FAKAT UYANIKKEN YERLEŞTİRİNİZ (YENİ DOĞAN DÖNEMİNDE)

    Bebeğin uyumadan önce hatırladığı son şey kendi yatağı olmalıdır, anne-babası değil. Yatağın olağan tanıdık bir gece ortamı olarak kabul etmelidir. Kendi kendine uykuya geçmeyi öğrenmelidir. Bu uyku öncesi dönem genellikle 20-30 dakika alır. Bu süre içinde anne-baba orada olmamalıdır. Eğer bebek yatmadan önce ağlarsa, sakinleştirmek için sallanabilir ama anne-baba bebeği uyumadan önce yatağında sakinleştirmeyi denemelidir.

    BEBEĞİ BİBERON İLE BIRAKAMAYINIZ (4 AYLIK)

    Bebeği biberonu tutmasına veya yatağa almasına izin vermeyiniz. Bebekler biberonu anne-babaya ait olduğunu bilmelidir. Yatağa verilen biberon gece ağlamalarına neden olur çünkü bebek biberonu almak isteyecek ancak onu boş olarak ya da yerde bulacaktır. Eğer yatma zamanı bebeğin emme ihtiyacı artarsa emzik verilebilir.

    GECE BESLENMEYE ALIŞMIŞ BEBEKLER

    Gece beslenmeye alışmanın en çok bilinen nedeni, gün boyunca yapılan sık beslenmeler ve gün boyunca beslenme sıklıklarının azaltılması konusunda bebeğe karşı başarısız kalınmasıdır. Bu çocukların bazıları saatte bir veya daha fazla sayıda beslenirler. Bu problem daha çok anne sütü ile beslenen bebeklerde yaygındır. Bu muhtemelen bazı annelerin bebeğin her ağlayışında emzirmesinden kaynaklanır. Bu çocuklar ilgiye ihtiyaçları olduğu zaman oynamak yerine gün boyu atıştırma alışkanlığı geliştirirler. Anne iyi niyetli ve özverilidir. Ancak, bebeği gün boyunca sık sık besleyerek “iyice doymasını” sağlayarak gece boyunca uyuyacağını düşünüyorsa hata ediyordur. Bunun tam tersi olur bebek sık ve az beslenme alışkanlığı geliştirir. Bazı anneler ise bebeklerinde hypoglycemia (kan şekeri düşüklüğü) geliştireceği fikri ile gece beslenmesini azaltmada endişe duyarlar.

    Gece beslenmesi için uyanmanın bir başka nedeni de bebeği yatakta biberon ile bırakmaktır. Biberon ile uyumaya alışan bebek, gece uyandığında biberona uzanır, boş bulur ve doldurulmasını ister. Gün boyunca biberonu yanında taşıyan ve neredeyse sürekli olarak süt içen daha büyük bebeklerde de benzer problemler olabilir.

    Bu tip bebeklerin çoğu uyanıkken yataklarında yatmazlar. Bunun yerine bu bebekler uykuya dalana kadar meme veya biberon ile beslenirler. Gece uyandıklarında meyve veya biberona ihtiyaç duyarlar, çünkü bunlar onlar için uyanıklıktan geçiş için birer araç olmuşlardır.

    ÖNLEM

    BİR ÖNCEKİ BESLENMEDEN ANCAK 2,5 SAATTEN FAZLA GEÇMİŞSE BESLEYİNİZ.

    Bebek ağlamadan ve bir önceki beslenmeden en az 2,5 saat (anne sütü ile beslenenler için 2 saat) geçmeden beslemeyiniz. Ağlamak bebeğin tek iletişim yoludur ve her zaman açlık belirtisi değildir. Bebek, belki yalnız, sıkılmış, yorgun veya fazla ısıtılmış olabilir. Böyle zamanlarda bebeği kucağa alınız veya yatağına koyunuz. Beslenme yatıştırıcı bir unsur olmamalıdır. Gün boyunca sıkça beslenen bebekler gece boyunca da sık aralıklarda acıkırlar.

    GECE BESLENMELERİNİ KISA VE SIKICI KILINIZ (YENİ DOĞAN)

    Bebeğin, gecenin uyku için özel bir zaman olduğunu düşünmesini arzu ederiz. Gece beslenme için uyandığında ışığı yakmayınız, onunla konuşmayınız ve sallamayınız. Onu; çabuk ve sessizce besleyebilirsiniz. Ekstra sallama ve oyun zamanlarını gün boyunca yapabilirsiniz. Bu yaklaşım, gece uyku sürecinin artmasını sağlayacaktır.

    BEBEĞİ YATAĞINA UYKULU FAKAT UYANIKKEN YERLEŞTİRİNİZ (YENİDOĞAN)

    Bebeği yatağına yerleştirmeden önce uyuması için emzirme veya beslenmeden vazgeçilmesi önerilir. Eğer uyuması için emzirme veya beslenmeden vazgeçilmesi önerilir. Eğer uyuması için emzirilirse, bebek gece normal olarak uyandığında annesini çağırmak için bağıracaktır. Bunun yerine, anne-babaya bebeği yatağına uyanıkken yerleştirmeleri tavsiye edilir.

    Bu bebek beslenirken yorgun düşmeye başladığında yapılabilir. Böylece bebek meme veya biberon olmaksızın uykuya dalmayı öğrenmelidir. Bunu yapmayı her bebek öğrenebilir.

    GECE YARISI BESLENMESİNDEN VAZGEÇİNİZ (4 AYLIK)

    Gece saat 2 de beslenmesi bir alışkanlık haline gelmeden bıraktırılmalıdır. Amaç 4. ayda günde 4 öğün ve 6. ayda 3 öğüne inmektir. Günde 3 öğüne düşürüldüğünde bir çok bebek arada 2 küçük atıştırmaya ihtiyaç duyar. Bu zamanda eğer bebeği gece beslenmesinden vazgeçiremez iseniz her geçen gün bu alışkanlığı kırmak daha zor hale gelir.

    Eğer çocuk gece boyunca ağlarsa, onu beslemeyiniz, arkasını sıvazlayarak ve yumuşak sözler söyleyerek avutmayı deneyiniz. Işığı yakmayınız ve onu yatağından çıkarmayınız. Bebeğin, yatağın gece yatması gereken yer olduğunu öğrenmesi gerekir. Bazı çocukların erişkin uyku düzenine uyum sağlayabilmesi için yeniden yönlendirilmesi gerekebilir.

    Türkiye Çocuk Nörolojisi Derneği web sayfasından (http://www.cnd.org.tr) alıntı yapılmıştır.

  • 4, 5 ve 6 aylık bebek gelişimi

    Ay ay bebek Gelişimi

    4 aylık bebek gelişimi:

    Yüzükoyun yatınca başını kaldırıp etrafa bakabilir.

    Renkleri ve uzağı görebilir.

    “Aa-uuu” gibi sesleri sık sık çıkarır.

    Ayaklarının üzerine bastırılmak istendiğinde basmayıp bacaklarını karnına doğru çeker

    Gece uykuları bir miktar düzene girer.

    Nesnelere uzanmaya başlar. Birinci ayda sözü edilen refleks olarak yakalama davranışı kaybolur.

    5 aylik bebek gelisimi:

    Yüzükoyun yatınca başını kaldırıp dik tutabilir.

    Dönmeye başlayabilir. Düşmelere dikkat!

    Bu dönemde basmayabilir.

    Sesli (kıkır kıkır) gülebilir, bunu sizin de katılmanızla, konuşmanızla daha da arttırır.

    Geceleri daha uzun uyur: 6-8 saati bulabilir.

    Bir elinde tuttuğu nesneyi diğer eline geçirebilir.

    Sırtüstü yattığında ayaklarını yakalayıp ağzına götürebilir.

    6 aylik bebek gelisimi:

    Destekle oturabilir.

    Çıngırağı salladığınızda sesine döner.

    Oyuncaklara uzanır.

    Bu dönemde henüz basmaması normaldir.

    Yüzükoyun yatınca kollarını gergin tutarak baş ve omuzlarını, gövdesinin üst kısmını yataktan kaldırabilir.

    Anne-babası uzaklaşınca ağlayabilir.

    Eline aldığı her şeyi ağzına götürür.

    4-6 ay bebek gelisimi için ÖNERİLER

    Bu dönemde onunla “ce-e” benzeri oyunlar oynayın.

    Değişik sesler çıkaran oyuncaklar, çıngıraklar verin

    Değişik sesler, müzikler dinletin

    Bebeğinizi yıkarken, altını değiştirirken, beslerken onula konuşun.

    Onun çıkardığı seslere siz de cevap verin, çıkardığı sesleri taklit edin.

    Onun ulaşabileceği mesafelere plastik, renkli, yaşına uygun oyuncaklar ya da plastik bardak, tabak gibi ev eşyaları koyarak almaya teşvik edin. Oyun malzemelerini seçerken güvenli olmalarına özen gösterin

    Büyük, renkli resimler, şekiller, kitaplar gösterin.

    Aynada kendisine baktırarak oynayın, bu arada ismini tekrarlayın.

    Bebek otururken avuçlayarak ya da parmakla kavrayarak alabilmesi için önüne üzüm, zeytin, leblebi gibi küçük şeyler koyun. Uzanıp almasına yardım edin. Kontrolünüz dışında kesinlikle vermeyin; yutması tehlikeli olabilir.

    Bebek otururken her iki kulağın arkasından değişik sesler çıkarın. Sesleri dönüp aramasını bekleyin. Aynı şekilde değişik zamanlarda adıyla seslenin; başını çevirip sesi aramasını bekleyin.

    Bebeği gün içinde zaman zaman yüzüstü yatırın. Başını kaldırması için konuşun. Gerekirse göğsünün altına destekleyici yastık benzeri sert eşyalar yerleştirin.

    Bebeğinizin yüzüne, ellerine, saçlarına sık sık dokunun.

    Bebeğe şarkı söyleyin; söylerken ellerini tutarak el çırptırın.

    Güvenlik kuraları

    Arabada uygun araç koltuğu kullanınız.

    Yıkamadan önce yıkama suyunun ısısını dirseğiniz ile kontrol ediniz.

    Küçük çocuklar ve hayvanlarla bebeği yalnız bırakmayınız.

    Yıkama küvetinde veya yüksek yerlerde bebeği yalnız bırakmayın. Bir eliniz mutlaka bebek üzerinde olsun.

    Evde ve arabada sigara içilmesine izin vermeyiniz.

    Bebek kucağınızda iken sıcak içecekler ve sigara içmeyiniz.

    Aşırı güneşe maruz bırakmayınız.

    Küçük parçalı oyuncak, küçük ve keskin objeleri uzak tutunuz.

    Zehirli maddeleri (ilaç, temizlik deterjanları, boyalar v.s.) çocukların ulaşabileceği yerlerden uzak tutunuz.

    Bebeğe balon, bilye ve plastik oyuncaklar vermeyiniz.

    Hiçbir zaman yürüteç kullanmayınız.(kazalara neden olduğu yürümeyi geciktirdiği için)

    Hastalıkların erken bulgularına dikkat:

    Emmeme

    Kusma

    İshal

    Sıvı kaybı

    Farklı bir huzursuzluk, fazla uyku

    Deri döküntüsü

    Anne sütü veya mamaya 1 yaşına dek devam ediniz.

    Anne sütü veriyorsanız vitamin vermeyi unutmayınız.

    1 yaşına dek bal vermeyiniz. (besin zehirlenmesi yapabilir.)

    Varsa bakıcının bebeği uygun beslediğine dikkat ediniz.

    Bebeğin dişlerini korumak için biberon veya emzik ile uyutmayınız.

    Gelişimsel basamaklar

    Türkiye Çocuk Nörolojisi Derneğinin web sayfasından (www.cnd.org.tr) alıntı yapılmıştır.

  • 1 yaş çocuk gelişimi

    Çocuk gelişim basamakları

    Oyuncakları kap içine doldurur, çıkarır.

    Karalamalar yapar.

    Şişe içindeki küçük maddeleri dökerek çıkarır.

    “Topu masaya koy” gibi basit emirleri yerine getirir.

    Karşılıklı top oyunu oynar.

    Ev işlerine yardım eder.

    Kendi yemeğini yer.

    Tek kelimeler kullanarak konuşur.

    Sorulduğunda gözünü, burnunu, saçını gösterir.

    1 yaşında bebeksi olsa bile anlaşılır konuşur.

    Sorulduğunda hayvan ve nesneleri resimlerinden gösterir, adlarını söyler

    Çocuk gelişim önerileri

    Çeşitli boyutlarda bloklar ve kutuları üst üste dizerek kule yapın.

    Değişik büyüklükte kutuları iç içe koymayı, üst üste dizerek kule yapın.

    Oyuncakları ya da eşyaları bir kutunun içine doldurma-boşaltma oyunu oynayın.

    Çocuğunuza burnunu, gözünü, kaşını, ağzını göstermeyi öğretin. Oyuncak bebekte ve sizin üzerinizde göstermesini isteyin.

    Yürümeye başladığında itebileceği çekebileceği tekerlekli oyuncaklar alın.

    Yerdeki oyuncakları ve eşyaları eğilerek almasını isteyin.

    Çocuğunuzu merdivenlerden inip çıkarın.

    Güvenlik Kuralları

    Tehlikeli olabilecek maddelerden uzak tutunuz. Bebek yürümeye başlayacağı için, keskin kenarlı eşyalara dikkat ediniz.

    Araç koltuğunu bebeğin yüzü öne bakacak şekilde değiştirirsiniz. Her kullanımda doğru monte edildiğinden emin olunuz.

    Bebeği, su kenarında, tuvalette v.s. iken mutlaka gözlem altında tutunuz.

    Güneşli havalarda dışarı çıkarken güneş kremi ve şapka kullanınız.

    Evde ve arabada sigara içmeyiniz.

    Evde yangın dedektörü kullanınız ve doğru çalıştığını kontrol ediniz.

    Bebeğin örtüyü çekebileceğini düşünerek masa örtüsü üzerine ağır objeler ve sıcak sıvı dolu kaplar bulundurmayınız.

    Elektrik prizlerini plastik kapaklarla kapatınız.

    Zehirli maddeleri, ilaçları, temizlik ve makyaj malzemelerini, boya ve çözücüleri uzak tutunuz.

    Sigara, çakmak, kibrit ve alkollü erişemeyecekleri yerlerde saklayınız.

    Köpek ve diğer hayvanlara özellikle yemek yerken yaklaşmamaları gerektiğinde öğretiniz.

    Mama veriyorsanız tam inek sütüne geçebilirsiniz.

    Çok az miktarda florlu bir diş macunu ile dişlerini fırçalayınız.

    Biberonla beslenmeyi kesiniz.

  • Çocuklarımızı dinlemek

    Çocuklarımızın gelişiminde dinlemenin önemi

    Çocuklarımızla iletişim kurmanın önemini hepimiz biliyoruz. İletişimin temeli ise dinlemedir. Kendisini dinlediğimizi düşünen bir çocuk ne hisseder? Onları dinlemediğimizde ne tip izler bırakırız?

    Dinlendiğinde çocuk ne hisseder?

    Anne babasının kendisini dinlediğini gören çocuk önce, kendisine değer ve önem verildiğini, kabul edildiğini, buna bağlı olarak da sevildiğini düşünür.

    Aynı zamanda çocuk duygularını ifade etme olanağı bulduğundan “ anlaşıldım” duygusunu yaşar ve rahatlar.

    Bu durum çocuğun hem benlik saygısının artmasına hem de kendisini dinleyen kişiye yakınlık duymasına neden olur.

    Çocuklarımızı dinlemediğimizde bıraktığımız izler!

    Çocuklar dinlenmemeleri ve ciddiye alınmamaları konusunda aşırı duyarlıdırlar.

    Dinlenmediklerini hemen fark ederler.

    Dinlenmemektense, ebeveynin karşıt görüş bildirmesini bile kabullenebilirler.

    Uzun süre dinlenmeyen çocuklar savunmaya geçebilirler, işbirliğine yatkın olmazlar ve içlerine çekilebilirler.

  • Cinsel kimlik gelişiminde belirleyici unsurlar

    Uygun cinsel kimliğin gelişebilmesi için kuşkusuz uygun biyolojik gelişim gereklidir. Ancak, biyolojik olarak erkek ya da kız olmak, eşeysel organların yerinde ve normal yapıda olması, iç salgıların da buna uygun biçimde salgılanması sağlıklı cinsel kimlik gelişimi için yeterli değildir.

    Çekirdek cinsel kimlik çocukluğun ilk bir buçuk, iki yılında; genel olarak cinsel kimlik duygusu ise yaşamın ilk dört yılında yerleşmektedir. Bu yaştan sonra cinsel kimlikte değişme çok güç, belki de olanaksızdır.

    Cinsel kimliğin gelişmesinde yaşamın ilk yıllarındaki deneyimlerin etkisi büyüktür. Çocukluk çağındaki öğrenmeler, ilk ilişkiler ve özdeşimler cinsel kimlik gelişimini etkiler; ona biçim verir. Örneğin; erkek çocuk kız gibi yetiştirilebilir; kız çocuk erkekleri ve erkeksi davranışları benimseyebilir, erkekle özdeşim yaparak tüm benliği ile erkek gibi gelişebilir.

    Bireyin ilk sevgi nesnesi annesidir. Cinsel ya da cinsel olmayan ilk olumlu, doyurucu ilişkiler anne, daha sonra baba ve kardeşlerle olan ilişkilerdir. Bu ilişkilerde sürekli ağır bozukluklar yoksa yetişen çocuğun ileride olumlu sevgi ilişkileri kurma olasılığı yüksektir.

    Uygun özdeşim örneklerinin bulunuşu ya da bulunmayışı, cinsel kimliğin gelişmesinde en önemli etkenlerden biridir. Erkek çocuğun baba ya da baba yerinde olan erkek; kız çocuğun anne ya da anne yerine geçen bir kadın ile özdeşim yapma olanağı bulunması; erkek çocuğun babayı, kız çocuğun anneyi benimsemesi; onun özelliklerini benliğine sindirmesi sağlıklı cinsel kimlik gelişimi için zorunludur. Sık görülen cinsel korkular, saplantılar ve sapmalar bu özdeşimin yapılamayışından kaynaklanır.

    Sağlıklı özdeşimi engelleyen ya da saptıran önemli engeller:

    Aile içinde uygun özdeşim örneklerinin bulunmayışı, bulunsa bile çocuğa anne ya da babanın ya da onların yerinde olan önemli kişilerin çocukla özdeşim örneği olabilecek nitelikte ilişki kuramaması

    Bozuk, sapık, nevrotik, psikotik davranışlar gösteren anne-baba

    Anne-babanın birbirini sevmemesi, saymaması, aşağılaması

    Aile içinde sevgi yoksunluğu

    Aile içinde şiddet

    Aile içinde çocuğa cinsel sataşmalar, çocukla cinsel ilişkiler

    Ailenin kendisini kızına kötülemesi, kadını aşağı, horlanan birey bir yaratık olarak tanıtması

    Babanın kızını sevmemesi, oğlunu ileri derecede ürkütmesi ya da ihmal etmesi gibi durumlar özdeşimi olumsuz yönde etkileyebilir.

    Aile içinde ve toplumda cinsel konulara karşı aşırı tutumlar cinsel kimlik gelişimini etkileyebilir.

    İleri derecede suçlamalar,

    Ağır günah duygusu,

    Suçüstü yakalanma endişeleri,

    Anne babanın çocuğun gelişmekte olan cinsel organlarıyla fazla ilgilenmeleri,

    Aşırı denetleme, ergenlik öncesi ve sonrası çağda bir miktar gizliliğin (mahremiyet) tanınması;

    Yanlış bilgi verme, – örneğin özdoyurum (mastürbasyon) ile akıl sağlığı, cinsel güçsüzlük olabilir korkusunun aşağılanması

    Çocuğu çapkınlığa itici, kışkırtıcı tutumlar cinsel korkular ve çekingenliklerle yüklü cinsel kimlik gelişimine yol açabilir.

    Dr.Ertuğrul Güler

  • 7, 8 ve 9 aylık bebek gelişimi

    Ay ay çocuk gelişimi

    7. Aylık bebek gelişimi

    • AA! Gibi çığlık benzeri sesler çıkarır.

    • Önüne konan ya da uzatılan oyuncakları alır; kendisi de uzanabilir.

    • Kağıt parçası gibi küçük cisimleri avuçlayarak almaya çalışır.

    • Yüzü koyundan sırt üstüne veya tersine dönebilir.

    • Desteksiz oturmaya başlayabilir.

    8. Aylık bebek gelişimi

    • İsmi seslenilince dönüp bakar. Ayna da kendisine bakmayı sever.

    • Sesinizden kızgın ya da neşeli olduğunuzu anlayabilir.

    • Eline verilen bisküvi, ekmek gibi yiyecekleri yer.

    • Biraz uzaktaki oyuncaklara cisimlere uzanarak almaya çalışır.

    • Hece benzeri sesler (ba-da) çıkarır.

    • Yardımsız 5 sn. oturabilir.

    9. Aylık bebek gelişimi

    • Heceleri birleştirir “bababa-dadada” gibi

    • Bastırdığınızda ayaklarına ağırlığını verir.

    • İki eline birer oyuncak alıp tutabilir.

    • Bir cismi bir örtünün altına sakladığınızı görünce örtüyü kaldırıp altında onu aramaya başlayabilir.

    • Bay-bay yapar, el çırpar.

    6,7 ve 8 aylık bebekler için öneriler

    • Çocuğunuzla el çırpma oyunları oynayın. Gerekirse elerinden tutarak destekle yaptırın.

    • Çocuğunuza bay-bay yapmayı öğretin. Eve gelen ve giden herkesle bunu tekrarlayın. Elini tutarak destekle yaptırabilirsiniz.

    • Çocuğun isteklerini anlatabilmesi için zaman tanıyın. Çocuğun bakışıyla ya da vücut hareketleriyle anlatmasına izin vermeyin. Bir süre, istediğini size göstermesi ya da ses çıkarması için bekleyin.

    • Çocuk otururken iki elini aynı anda alabileceği büyüklükte oyuncaklar verin.

    • Oyun oynarken sürekli konuşun ve ses çıkarın.

    • Çocuğa her zaman adıyla seslenin.

    • Oyuncak seslerini taklit edin; bum bum, tak tak, çın çın gibi

    • Oyuncak bebeklerin hayvanların gözünü burnunu saçını gösterin ve öğretin.

    • Evdeki fotoğraflara birlikte bakın, kimler olduğunu söyleyin.

    • Değişik oyunlarla çocuğu güldürün.

    • Cee oyunu oynayın.

    • Çocukla düzgün cümlelerle konuşun.

    • Çocuklarla oyuncaklarını saklama-bulma oyunu oynayın. Oyuncağın sesini dinleyerek yerini bulun.

    • Her gün legolarla oynayın.

    • Evdeki dolapları merak edecektir. Karıştırmak isterse birlikte dolapların içini boşaltın ve sonra tekrar yerleştirin.

    • Bir kabın içine oyuncakları doldurma boşaltma oyunu oynayın.

    • Delikli tahtaya çubukları takma oyunu oynayın.

    • Halkaları çubuğa takma oyunu oynayın.

    • Çocuğunuzu bazen yüzüstü yatırarak önüne oyuncaklar koyun.

    • Çocuğu uyanık olduğu zamanlarda yerde veya güvenli bir sandalyede oturtun.

    • Çocuk otururken uzanamayacağı uzaklığa oyuncaklar koyun, tutunup kalkması için bekleyin,

    • Karşılıklı top oyunu oynayın.

    • Tek resimli sayfası olan kitaplara bakın, isimlerini söyleyin.

    • Çevrede kedi, köpek, kuş sesi duyunca dinleyin ve “bak kedi miyav dedi” deyin.

    • Çocuğu sık sık dışarıya parklara götürün.

    • Çocuğa müzik dinletin.

    • Eline küçük oyuncaklar verin, bir elinden diğerine geçirsin.

    • Üzüm, leblebi gibi küçük yiyecekleri iki parmağı ile alana kadar bekleyin. Yutma tehlikesine karşı elinden alın.

    • Bardağı, biberonu çocuğun eline verin, siz az yardım edin.

    • Eline katı yiyecekler verin, alışsın.

    • Kaşık, çatalı eline verin alışsın.

    • Başka çocuklarla bir araya getirin, hepsine oyuncak verin. Diğer çocuklara alışsın.

    • Yabancılara alışması için birlikte ev dışında vakit geçirin.

    7,8 ve 9 aylık çocuklar için guvenlik kurallari

    • Uygun araç koltuğu kullanınız.

    • Bebeği küçük çocuk ve hayvanlarla yalnız bırakmayınız.

    • Evde ve arabada sigara içmeyiniz.

    • Bebek kucağınızda iken sıcak içecekler ve sigara içmeyiniz.

    • Aşırı güneşe maruz bırakmayınız.

    • Ağır objeleri ve içi sıcak sıvı dolu kapları masa örtüsü bulunan masa da bırakmayınız. Bebek örtüyü çekebilir.

    • Elektrik prizlerini plastik kapakla kapatınız.

    • Küçük ve keskin objeleri çocukların ulaşamayacakları yerlere koyunuz.

    • Zehirli maddeleri, ilaçları, temizlik, deterjanları, parfüm, boya gibi maddeleri bebeğin ulaşamayacağı yerlerde tutunuz.

    • Plastik, lateks, balon, bilye gibi maddeleri eline vermeyiniz.

    • Hayvan besliyorsanız, özellikle yemek yerken yaklaştırmayınız.

    • Hastalıkların erken bulgularına dikkat ediniz:

    • Ateş

    • Yememe

    • Kusma

    • İshal

    • Olağan dışı huzursuzluk

    • Ciltte döküntü

    • Öksürük

    • Havale

    • Bir şey yerken mutlaka gözlem altında tutunuz.

    • Destekleyici demir ve florür veriniz

    • Dişlerin sağlığı için biberon ve emzik ile yatağa koymayınız.

    • Dişler çıktığından itibaren yumuşak bir fırça ile fırçalayınız.

    • Zemini tehlikeli maddeler açısından kontrol ediniz.

  • Çocuklarımıza tehlikelerden korunmayı nasıl öğretebiliriz?

    Çocuklarımız en değerli varlıklarımız. Onları yetiştirirken tehlikelerden koruyarak, en iyi imkânları sunarak en iyi şekilde yetiştirmek istiyoruz. Bebeklik döneminde ev kazalarından korunmaları için eşyalarımızı yeri geldiğinde onlara göre düzenliyoruz. Ama yaşları büyüyüp sosyal yaşantıları geliştikçe kontrolümüzün azaldığını ve onları korumakta yetersiz kaldığımızı hissetmeye başlıyoruz. Öğretmenlerini sıklıkla uyarıyor, çocuklarımızın kendilerini sürekli uyarılarda bulunarak kazalardan korumaya çalışıyoruz.

    Peki, yaşları daha çok ilerledikçe bu uyarılar ve hatırlatmalar bize ne şekilde geri dönecek?

    Bugün sizlerle -çocuklarımızı korumak için sergilediğimiz davranışların sonuçları neler oluyor- bunlar üzerinde bazı bilgileri aktarmak istiyorum.

    Başlangıçta şunu söylemeliyim ki tabi ki çocukları korumak bizim önemli görevlerimizden biri. Ama şu soruyu bir düşünelim. Acaba çocuklarımıza karşı sergilediğimiz koruma davranışlarımız yaşa göre değişmeli mi?

    Kesinlikle evet.

    3 yaşına kadar ev içinde ya da dışarıda çocuklarımızı sürekli gözlem altında tutmalıyız. Evde kesici aletler, tehlikeli ev eşyalarımız, ilaçlar, temizlik maddeleri ve diğer kimyasallarla ilgili düzenlemelerde yapabiliriz. Ama yaşı ilerleyen çocuğumuzu bir yandan da kendini koruması için eğitmeliyiz. Ki 2 yaşından itibaren çocukların tehlikeli durumlara karşı kendilerini koruma becerileri yavaş yavaş gelişmeye başlar. Daha ileriki yaşlarda kreş ya da okullarda kendilerini yetersiz hissetmemeleri için basit tehlikeleri düşünmelerini beklerken, büyük tehlikeleri kontrol etmeye çalışırız.

    Kreşe başladıklarında (ev içinde kendini koruyabilen) çocuk kendine güveni olduğu ve kendini yaşına uygun şekilde tehlikelerden koruyabilir. Böylece okulda/ kreşte daha uyumlu ve huzurlu bir yaşantı sürdürebilir. Bunun yanı sıra unutulmamalıdır ki okul öncesi dönem yarı korunaklı bir dönemdir ve çocuklarımızı okul dönemindeki yeni toplumsal ortama hazırlamanın en iyi imkânlarındandır.

    Okul yaşantısına geçildiğinde artık çocuğumuz sosyal iletişimlerde yaşına uygun becerileri sergileyebilen, tehlikeli bir ortamdan kaçınan bir çocuk olacaktır.

    Bunu sağlarken sergileyeceğimiz davranış sistemi çocuğu kendine güvenen, ihtiyacı olduğunda öğretmenlerine ulaşmayı düşünecek kadar olgunlaşmış olmasını sağlayabilir ya da korkak, güvensiz, tek başına yaşantısı ile başa çıkmayı başaramayacak kadar bebeksi de kalabilir.

    Koruma çabalarımızın olumsuz sonuçları olabilir mi? Hangi davranışlarımız olumsuz etkiler?

    Eğer çocuğumuzu;

    * Tehlikelere karşı korkutuyorsak,

    * Aşırı uyarılarda bulunuyorsak,

    * Kaygılarımızı gereğinden fazla yansıtıyorsak,

    * Bilgi vermeksizin tehdit ederek durduruyorsak,

    * Yaşına uygun olmayan gereksiz bilgiler veriyorsak çocuğumuzu olumsuz etkileyebiliriz.

    Çocuğumuz kendini dünyaya karşı savunmasız ve güvensiz hissedecektir. Zamanla kaygılı bir kişilik geliştirecek ve bunun sonucunda yetişkinlikte sorun yaşayacaktır. Genetik yatkınlığı olan bireylerde ise psikiyatrik rahatsızlıkların ortaya çıkma olasılığı artacaktır. Okul fobisi, kaygı bozuklukları, obsesif – kompülsif bozukluk gibi rahatsızlıklara karşı yatkınlıkları oluşacaktır.

    Eğer çocuğumuza;

    * Sürekli uyarılarda bulunmak yerine neden tehlikeli bir işle uğraştığını kısaca açıklarsak,

    * Bazı küçük deneyimleri (büyük tehlike içermeyen) yaşamasına izin verirsek,

    * Aşırı kaygılarımız yerine onun sağlığı ve iyiliği ile ilgili endişelerimizden (yaşına uygun şekilde) bahsedersek

    * “Okulda sakın koşma” gibi genel uyarılarda bulunmak ya da çocuk olmanın getirdiği doğal davranışları engellemek yerine kendini gerçekten koruması gereken şeyi açık ve net şekilde söylersek çocuğumuzu olumlu şekilde destekleyebiliriz.

    Kendine güvenen, nerde, neyi, niçin yapması ya da yapmaması gerektiğini bilen çocuklar yetiştirebiliriz. Böylece gereksiz birçok şeyden kaygılanan bir çocuk yerine nelerden korunması gerektiğini bilen ve sizin aklınıza bile gelmeyecek tehlikelerden kendini koruyan çocuklar yetiştirmemiz mümkün olur. Yetişkinliklerinde de göze alacağı risklere daha gerçekçi bakan, ne istediğini bilen, hayata karşı güçlü ve kendine güvenen bireyler yetiştirmenin temellerini atmış oluruz.

    Evet, çocuk yetiştirmek çok zor ve karmaşık gözükebilir. Ancak unutulmamalıdır ki küçük düzenlemeler en önemli varlıklarımızın, çocuklarımızın hayatları ile ilgili büyük önem taşımaktadır.

  • Bebek odası hazırlarken dikkat edilmesi gerekenler

    Temel hedefimiz hem eşyalar hem odanın geneli ile ilgili olarak güvenli, kolay temizlenebilir ve gereksiz kalabalıktan olmayan bir oda düzenlenmesidir.

    Öncelikle güneş girmeyen, hava değişimi olmayan odalar bebeğin sağlığı için uygun değildir.

    Yer döşemesinde en az toz tutan ve temizliği kolay bir ürün tercih edilmelidir. Masif ahşap ya da laminant parke tercih edilebilir. Halılar artık hepimizin bildiği gibi toz ve mikroorganizmaları tutma özelliklerinden dolayı uygun değildir.

    Duvarlar için kokusuz su bazlı boyalar öncelikli tercih edilmelidir. Renk seçiminde ise gözü yormayan pastel tonlar seçilmelidir.

    Perdeler ile ilgili düzenleme ebeveynlerin tercihine bağlı olmakla birlikte çok güneş alan oda da ışığın kontrolünü sağlayabileceğiniz şekilde düzenlenmesi uyku düzenini oluştururken işimizi kolaylaştırabilir.

    Aydınlatmada tek yönden ve kuvvetli bir ışık seçimi yerine duvardan yansıyan ışık tercih edilebilir.

    Bebekler de karanlık korkusu olmaz. Ancak çok ışıklı bir odada rahat uyuyamazlar ve çok karanlık bir odada sizin onu kontrol etmeniz zor olacaktır. Gece için tercihimiz bizim hareketimizi kolaylaştıracak çok hafif bir ışık kaynağı olmalıdır.

    Mobilyaların ağaçtan yapılmış olması sağlıklı bir seçimdir. Fakat toksik olmayan boyaların kullanıldığı mobilyaları tercih edilmelidir. Mobilyalarda sivri çıkıntılar olmamalı, yatak kenarındaki korkulukların bebeğin sığmayacağı kadar dar olduğundan emin olunmalıdır.

    Oda takımlarının genelinde ise çeşitli seçenekler mevcuttur. Odanızın boyutlarını ve ihtiyaçlarınızı düşünerek alıp ve fazla kalabalıktan kaçınmalısınız.

    Yatak seçiminde fazla sert veya yumuşak bir yatak bebeğinizi yoracağı için tercih edilmemelidir. Antibakteriyal doğal kauçuktan yapılan lateks yataklar ya da yarı ortopedik yataklar bebekler için uygundur.

    Diğer ayrıntılara göz atacak olursak;

    Çarşaflar mutlaka yatağın altına sıkıştırılmalı ya da lastikli çarşaflar tercih edilmelidir. Yatakların içinde fazladan yastık örtü gibi eşyalar bırakılmamalı sadece çocuğun üstüne örtmek için mevsime uygun ürün (battaniye, yorgan) tercih edilmelidir. Bu örtünün de yatağın kenarlarına sıkıştırılarak kullanılmalıdır.

    Bebek odalarında -kitapların çok toz tutması nedeni ile- kitaplık bulundurulmamalıdır.

    Sıcaklığın ölçümü için derece, nem oranını takip edebilmek için nemölçer bulunması uygun olur.

    Radyo vb. cihazlarda bebeğinize müzik dinletebilmeniz için uygun olacaktır. Uyku öncesi sakinleştiren müziklerde uykuya geçişi kolaylaştırabilir.

    Oda içinde tüylü oyuncak ve eşyalardan da kaçınılmalıdır.

  • Gelişimin dönüm noktaları: bebeklerde diş çıkarma

    Bebeklerde Diş çıkarma

    Diş çıkarma, tüm bebeklerin aynı anda yaşadığı dönüm noktalarından değildir. O dişsiz sırıtmadan, bir ağız dolusu parlak dişe geçiş, ufaklığınızın üç yıla kadar yaşayabileceği bir olgunlaşma törenidir. İlk diş kendini gösterir göstermez, resimler çekerek veya bu adımı bebeğinizin kitabına not ederek bir kutlama yapın.

    Ufaklığınız 3 yaşına geldiğinde, kendi kendine fırçalayabileceği bir ağız dolusu dişi olacak ve öz bakım yolunda önemli bir adım atacak. (Tabii ki, kendi başına pek de iyi bir iş çıkaramayacağı için, 6 yaşına gelene kadar ona yardımcı olmanız gerekecek.)

    Dişler ne zaman gelişir?

    Bu yolculuk rahimde başlar. Siz hamileyken, bebeğiniz bebek dişlerinin (veya süt dişlerinin) temelini oluşturan diş tomurcuklarını geliştirir. Bazı bebekler tek bir dişle doğar veya yaşamlarının ilk birkaç haftasında bir diş çıkarır. Ancak, bebeklerin büyük çoğunluğu ilk dişlerini 4 ila 7 aylıkken çıkarır.

    Bebeğiniz erken gelişim gösteriyorsa, ilk beyaz ucu (genellikle alt orta dişlerden birinde) 3 aya kadar erken bir dönemde görebilirsiniz. Bebeğiniz geç gelişim gösteriyorsa, bir yaşına, hatta daha sonrasına kadar beklemeniz gerekebilir. Son dişler (ağzın en arkasında alt ve üst kısımda bulunan ikinci azı dişleri) genellikle ikinci doğum gününde yerleşmeye başlar.

    3 yaşına vardığında, çocuğunuzun 20 süt dişi tamamlanmış olmalıdır.

    Dişler nasıl gelişir?

    Bazı bebekler diş çıkarma sürecini çok kolay atlatırken, birçok bebek bu dönemde zorluk ve rahatsızlık yaşar. Diş çıkaran bebeğinizde görebileceğiniz belirtiler:

    Salya akıtma (ki yüzde kızarıklığa neden olabilir)

    Diş etinde şişme ve hassasiyet

    Huzursuzluk veya huysuzluk

    Isırma davranışı

    Yemeği reddetme

    Uyku sorunları

    Diş çıkarma beraberinde hafif bir ateş veya mide rahatsızlığı da getirebilir. Bebeğinizin ateşi 38,3 dereceden yüksekse ve ishal ya da sizi endişelendirecek başka herhangi bir belirti varsa, bunu diş çıkarma sürecine bağlamayın. Doktorunuza danışın.

    Çoğu bebek, yeni dişlerini şu sırayla çıkarır: Önce alt ortada iki diş, sonrasında üst ortada iki diş ve ardından yanlardaki ve arkalardaki dişler gelişir.

    Peki, sonra?

    Süt dişleri çocuğunuzun kalıcı dişleri gelişmeye hazır olana – genellikle 6 yaş civarına – kadar düşmez.

    Siz ne yapacaksınız?

    Dişlerin gelişimi konusunda yapabileceğiniz bir şey yok ama sürecin onu rahatsız ettiğini düşünüyorsanız, bebeğinizi rahatlatmak için bazı adımlar atabilirsiniz. Ona diş halkası veya buzdolabında soğutulmuş ıslak bez gibi çiğneyebileceği bir şey verin. Aynı zamanda, elma püresi veya yoğurt gibi soğuk yiyecekler de onu rahatlatabilir.

    Diş etlerine masaj yapmak da rahatsızlığı giderebilir – ellerinizi yıkadıktan sonra, diş etlerini parmağınızla nazik ama sert bir dokunuşla ovun. Uygulayacağınız basınç sayesinde, bebeğinizin alttan gelen diş yüzünden hissettiği baskıyı dengeleyebilirsiniz.

    Bu yöntemlerden hiçbiri işe yaramazsa, doktorunuz ağrıyı ve yangıyı hafifletmek için bebeklere uygun bir ilaç (parasetamol) verebilir

    Bebeğinizin dişleri çıkmaya başladığında, onları temiz tutmak sizin görevinizdir. Dişler çıkmaya başlar başlamaz, macunsuz olarak bebek fırçasıyla dişlerini günde iki kez fırçalayın. Bebeğiniz 2 yaşına geldiğinde diş macunu kullanabilirsiniz.

    Çocuğunuzun birden fazla dişi çıktığında, diş fırçasıyla tüm diş yüzeylerine ulaşamıyorsanız, diş ipi kullanmanın zamanı gelmiştir. Bebeğinizi asla biberonla uykuya yatırmayın (tabii biberon suyla dolu değilse). Bebek maması ve anne sütündeki şekerler tüm gece dişlerinde kalacağından, biberon çürüklüğü adı verilen bir rahatsızlığa yol açabilir.

    Bu durumdan kaçınmak ve çürük riskini azaltmak için kullanabileceğiniz diğer bir yöntem de, bebeğinizi gerekli koordinasyon becerisini kazanacağı birinci doğum günü civarında biberondan bardağa geçirmektir. Ayrıca, biberonda olduğu gibi dişlerin uzun süreyle şekere maruz kalmasına ve zarar görmesine neden olabileceğinden, alıştırma bardağı kullanmaktan da kaçınmanız gerekebilir.

    18 ay civarında, çocuğunuz dişlerini kendi başına fırçalamayı öğrenmeye hazır olabilir. Henüz diş fırçasını kullanmak için gereken çevikliği veya konsantrasyonu kazanmadığı için, ona yardımcı olmanız gerekir.

    Dişleri belirli bir yönde fırçalamanıza gerek yoktur. Yalnızca dişleri her türlü yemek artığından temizlemeye çalışın. Çocuğunuz diş macununun tadını sevmediyse, başka bir marka deneyin.

    Çocuğunuza tatlı vermekten kaçının. Tatlı yediği durumlarda ise (örneğin bir doğum günü partisinde), yedikten hemen sonra dişlerini fırçalamayı ihmal etmeyin.

    Ne zaman endişelenmek gerekir?

    Birinci yaşın sonunda, herhangi bir diş gelişimi görmediyseniz, bu durumu çocuğunuzun 12 ay sağlık kontrolünde doktorunuza iletin. (Prematüre bebekler, diş gelişimini birkaç ay geriden takip edebilir.)

    Çocuğunuzda diş çıkarmanın tüm belirtileri – yoğun salya akıtma, diş etlerinde şişme – varsa ama olağandışı bir ağrı da görülüyorsa, doktorunu arayın (ağlamanın kontrol edilememesi önemli bir ipucudur). Diş çıkarma süreci, bebek için işkenceye dönüşmemelidir.

    Bebeğim henüz diş çıkarmaması normal mi?

    Bebekler ilk dişlerini çok farklı yaşlarda çıkarır. Ender durumlarda, bebekler dişle doğabilir – ya tek bir “doğum dişi” (ki ya düşer ya da boğulma tehlikesini önlemek için çekilir) veya çok erken gelmiş gerçek süt dişleri görülebilir. Öte yandan, bazı bebeklerin ilk dişi bir yaşına kadar çıkmayabilir. Bebeğiniz bu aralığın herhangi bir noktasındaysa bu kesinlikle normaldir.

    Bebekler ortalama 6 ayda diş çıkarırlar.ama ben 2.5-3 ayda çıkaranı gördüğüm gibi, ilk dişini 16 aylıkken çıkaran bebekte gördüm.

    Bebeğinizin ilk dişi 12 ila 15 aylıkken belirmediyse, büyük olasılıkla bir pediatrik diş hekimine yönlendirilmesi gerekecektir. Dişlerin çıkmak için doğru konumda olup olmadığını kontrol etmek için röntgen çekilmesi gerekebilir. Bebeğinizin diş gelişiminin gecikmesi genel gelişimi açısından herhangi bir sorun olduğu anlamına gelmez.

    Ebeveynler özellikle 3. ay civarında bebeğin salya akıtmasını ve çiğneme davranışını diş çıkarmanın bir göstergesi olarak görür. Ancak, bunlar aslında bu yaştaki bebeklerin tipik davranışlarıdır ve her zaman diş çıkarmanın belirtileri olmayabilir.

    Bebeğim sürekli bir şeyleri ısırıyor. Neden?

    Diş çıkarıyor olabilir mi? Bazı bebekler can sıkıntısından değil, diş etleri kaşındığı içim ısırma davranışı sergiler. Durum böyleyse, ona çiğnemesi için buzdolabında soğutulmuş havuç veya soğuk bir diş halkası verin.

    Isırma davranışının nedeni çıkmaya çalışan dişler değilse ve çocuğunuz belirli bir şey için huzursuzlanmıyorsa (ki bu huzursuzluk da ısırma davranışına neden olabilir), bu davranışa alışkanlık haline gelmeden son vermeye çalışın.

    Çocuğunuz bir şeyi ısırdığında hiç kimsenin gülmemesini ve kardeşleri dâhil hiç kimsenin ısırmayı bir oyun olarak göstermemesini veya bebeğinizi “sevgiden ısırmamasını” sağlayın. Ayrıca, bebeğinizin ısırma davranışını onun taleplerine uymak için bir bahane olarak kullanmayın. Gündüz bebeğinizle olan bakıcıların bu yaklaşımınızı anladığından ve takip ettiğinden emin olun.

  • Yenidoğanlarda uyku hakkında bilmediğiniz 5 nokta

    Uyku, yeni ebeveynliğin en kafa karıştırıcı unsurlarından biri olabilir. Hepimizin zor geçen gecelerden ve zombi gibi dolaştığımız günlerden bildiği gibi, bizim aksimize bebeklerin “erteleme tuşu” yoktur. Peki, neden?

    Bazı yenidoğanlar tüm gece parti yapıp, bütün gün uyur.

    Baltimore’daki Mercy Aile Sağlık Merkezi’nin pediatri direktörü Charles Shubin’e göre, çoğu bebek dünyaya gündüzü ve geceyi tamamıyla tersine algılayarak gelir. Bu küçük gece baykuşları gündüz uzun uzun uyur ve gece saatleri için enerji toplar.

    Gece havayı tekmelemek, beslenmek ve bir yetişkinin sevgisini ve ilgisini çekmek için saatte bir uyanan bebekler, ebeveynlerini giderek daha çok yorar. Shubin’e göre, “Bu durum ebeveynler için çok zorlayıcı olabilir, çünkü bedenlerimiz tüm gün ayakta kalmaya fizyolojik açıdan uygun değildir. Gece nöbetinin bu kadar zor olmasının nedeni de budur”.

    Bebeğinizin daha uzun uyuduğu sürelerde siz de şekerleme yapmaya çalışın ve gündüz/gece değişiminin geçici olduğunu kendinize hatırlatın. Bebeğinizin beyni ve merkezi sinir sistemi olgunlaştıkça, uyku süreleri uzayacak ve daha çok geceye kayacaktır. Çoğu bebek, bir ay gibi bir sürede ailenin uyku düzenine alışır.

    Geceleri sakin, karanlık bir ortam yaratıp, gündüzleri de güneşin içeri girmesine izin vererek, bu sürece destek verebilirsiniz. Bir anne, “Gündüz bebeğime mama verirken onunla konuşuyorum. Ama gece onu beslerken mümkün olduğu kadar sessiz ve karanlık bir ortam yaratmaya çalışıyorum. Bu, onun gece-gündüz düzenini anlamasına yardım ediyor,” diyor.

    Yenidoğan uykusu düzensizdir ve önceden tahmin edilemez

    İlk birkaç hafta boyunca, bebeğiniz tatilde memlekete dönen bir üniversite öğrencisi gibi uykuya doyamayabilir. Ama işin kötüsü, çoğu bebek yaşamının ilk birkaç haftasında gündüz veya gece fark etmeden iki ila dört saatten fazla uykuda kalmaz.

    Tipik olarak, yenidoğanlar ilk hafta boyunca günde 14 ila 18 saat, bir aylıkken ise 12 ila 16 saat uyur. (Her bebek bireysel olduğundan, bazıları ortalamadan biraz daha uzun veya daha kısa uyuyabilir.)

    Ne yazık ki, bebeğiniz uyku oburu olsa dahi, kendinizi ne yapacağını bilmeden dört döner bir halde bulabilirsiniz. Yakın zamanda gerçekleştirilen bir çalışmaya göre annelerinin yüzde 71’i yenidoğanların en zor yanının uykusuzluk olduğunu ifade ediyor.

    Enerjisiz hissetmenizi, bebeğinizin uyku düzenindeki bozukluğa bağlayabilirsiniz. Bir anne, “Dokuz haftalık bebeğimin uykuları çok aralıklı!” diyor. “Bazen dört saat deliksiz uyuyoruz, bazense bir saatte uyanıveriyor.”

    Buna karşın, bazı ebeveynler bebeklerinin çok uyumasından şikayet eder ve hatta endişelenir. Bir anne, “9 günlük bebeğim tüm gün uyuyor. Günde sadece beş dakikalık sürelerle uyanık kalıyor,” diyor. “Endişelenmeli miyim?”

    Yazara göre, bazı yenidoğanlar günde 20 saate kadar uyuyabiliyor. Bebeğiniz böyleyse, uykunuzu şimdiden almaya bakın, çünkü bu evre çok uzun sürmeyecek.

    Yenidoğanların uyumak için sakinliğe ve sessizliğe ihtiyacı yoktur

    Uyuyan yenidoğanların etrafında fısıltıyla konuşmak veya parmak uçlarınızda yürümek zorunda hissetmeyin. Shubin’e göre, “Yeni doğmuş çoğu bebek en gürültülü, en aydınlık yerlerde uyuyabiliyor. Bizim ihtiyaç duyduğumuz uyku ortamına ihtiyaç duymuyor.”

    Bebeğinizin rahimde dokuz ay geçirdiğini düşünürseniz, bu çok da şaşırtıcı değildir. Rahim düşündüğünüz kadar sessiz, sakin bir yer değildir. Annenin kalp atışlarının, sindirim sisteminin ve diğer vücut işlevlerinin sesleri oldukça yüksektir.

    Çoğu yenidoğan, vantilatör veya saç kurutma makinesi gibi tekrarlı seslerle daha iyi uyur. Bir anne, “Bebeğimin beşiğini çalışan gürültülü bulaşık makinemizin yanına koydum. Melek gibi uyudu,” diyor.

    Yeni doğmuş bebekler, dikkatini odanın diğer tarafındaki kadının taktığı parlak kolyeyle veya en yakındaki yabancının gülümseme oyunuyla dağıtamayacak kadar da küçüktür. Sadece ne zaman ihtiyaç duyuyorlarsa, o zaman uyurlar. Bu yüzden, en azından başlangıç döneminde misafirlerinizi susturmanıza büyük olasılıkla gerek kalmaz. Bebeğinizi dinlenmesini bölmekten korkmadan dışarı da çıkarabilirsiniz.

    Fırtınanın ortasında bile uykuya dalma kabiliyeti o kadar güçlüdür ki, bazı ebeveynler bebeklerinin iyi duyamadığından endişelenir. Endişeleriniz varsa, bunları kesinlikle doktorunuzla görüşün. Ancak, bebekler doğumdan kısa süre sonra işitme sorunları açısından muayene edildiğinden, bunun en olası açıklaması çocuğunuzun gerçekten “bir bebek gibi uyuyor” olmasıdır.

    Bu sürecin keyfini çıkarın. Bebeğiniz yenidoğan evresini geride bıraktıktan, bir düzene oturduktan ve etrafının daha fazla farkına varmaya başladıktan sonra, bu “her zaman uyurum” aşaması da sona erecektir. Bu noktadan sonra, gürültü ve dikkat dağıtan diğer tüm unsurlar önem kazanır ve kendinizi evde parmak uçlarınızda yürür halde bulabilirsiniz.

    Her bebeğin uyku kişiliği farklıdır

    Bebekler asla beyaz sayfa gibi gelmez, kendi uyku huylarıyla birlikte doğar..Bebeklerin de uykularında, hafif ve ağır uyuyan yetişkinler gibi bireysel farklar vardır.”

    Birden çok çocuğu olan ebeveynler bu farkları erkenden görebilir. iki çocuklu bir annenin dediği gibi, “İlk bebeğim derin uyurdu, ikinci bebeğimse yatağında dönüp durur ve kısa süre uyuduktan sonra uyanırdı.”

    Cohen, kişiliğin de bunda payı olduğunu düşünüyor. Bazı bebekler kararlı davranıyor ve uykuyla mümkün olduğu kadar mücadele ediyor. Bazı bebeklerse daha uyumlu.

    Bebek uykusu çekilişini kazanmış olsanız da olmasanız da, bir uyku düzeni oluşturarak ve bebek uykusunun temelleri hakkında bilgi edinerek bebeğinize iyi uyku alışkanlıkları kazandırabilirsiniz.

    Bebeklerin sade bir uyku alanına ihtiyacı vardır

    Bir kuşak öncesinde, iyi bir beşikte yumuşak bir minder, birkaç sıcak battaniye ve bir veya iki yastık olurdu. Ama şimdi işler değişti. Bebeklerin daha sade bir ortamda uyumasının çok daha güvenli olduğu belirlendi. Bebekler için en güvenli uyku pozisyonu ve yeri, bebeğin sırt üstü yatırılması ve sadece düz bir nevresim ve sıkı gerilmiş bir çarşafla çevrelenmesidir.

    Battaniyesiz ve yastıksız bir yatak mı? Bir yetişkinin kulağına soğuk ve rahatsız gelen bu kombinasyon, doğru bir şekilde giydirilmiş bebek için çok uygundur. Bebeğinizi battaniye olmadan nasıl sıcak ve rahat tutabileceğinizi öğrenebilirsiniz.

    Uyuma alanında bebeğin boğulmasına, aşırı sıcak hissetmesine veya başka bir şekilde nefes zorluğu aşamasına neden olabilecek battaniye, minder, pelüş hayvan veya pike gibi her türlü eşyayı kaldırın. Böylece, 1 ay ila 1 yaş aralığındaki bebeklerde en sık görülen ölüm nedeni olan ABÖS (ani bebek ölümü sendromu) riskini azaltmış olursunuz.

    Tablo: Bebeğinizin uyku düzenini takip edin, uyku tablosunu indirmek icin tiklayin

    Bebeğiniz ihtiyaç duyduğu uykuyu alabiliyor mu?

    Bu soruya yanıt vermenin bir yolu, bebeğinizin uyku düzenini takip etmektir (bebeğinizin ne zaman uykuya daldığı, ne kadar sıklıkla ve uzunlukla uyandığı ve gündüz şekerlemelerinin uzunluğu ve sıklığı). Ayrıca, bu bilgiler çocuğunuzun kendine özgü uyku düzenini anlamanıza ve gece sık sık uyanma ya da tutarsız uyuma saatleri gibi sorunları kötü alışkanlıklara dönüşmeden tespit etmenize yardımcı olacaktır. Buna ek olarak, sadece basit bir tabloyu doldurarak, hayatınız üzerinde biraz daha kontrol sahibi olduğunuzu hissedebilirsiniz. Özellikle bebeğinizin gece talepleriyle başa çıkmakta zorlandığınızı düşündüğünüz hallerde, bu kontrolü hissetmeniz çok önemlidir.

    Doktor Richard Ferber’in Solving Your Child’s Sleep Problems (Çocuğunuzun Uyku Sorunlarına Çözümler) adlı kitabından alınan aşağıdaki tabloya bakarak, doldurulmuş bir tablonun nasıl göründüğü hakkında fikir edinebilirsiniz. Bu tabloyu gözden geçirdikten sonra, evde kullanmak için boş bir çocuk uyku tablosunu yazdırın.

    Tabloyu nasıl dolduracaksınız?

    Çocuğunuzun uykuda olduğunu gösteren kutuları karalayın. Sabahları uykudan, gündüzleri ise şekerlemeden uyandığı zamanı “U” harfiyle işaretleyin. Bebeğinizi şekerlemeye veya gece uykusuna yatırdığınız zamanı “Y” ile işaretleyin. Tabloyu birkaç gün doldurduktan sonra, ortaya bir rutinin çıktığını göreceksiniz. Bu bilgileri kullanarak, bebeğinizin uyku düzeninde değişiklik yapmanıza gerek olup olmadığını belirleyebilirsiniz. Veya çocuğunuzun uyku alışkanlıklarıyla ilgili endişeleriniz varsa, bir sonraki çocuk doktoru randevunuza bu tabloyu da götürebilirsiniz. Evde kullanım için bu çocuk uyku tablosunun yazdırılabilir bir versiyonunu karşıdan yükleyebilirsiniz.

    Çocuğunuzun ne kadar uykuya ihtiyacı var?

    Yeni bir ebeveyn olarak, bu büyük olasılıkla aklınızdaki en büyük sorulardan biridir. Aşağıda, ortalama bir çocuğun farklı yaşlarda ihtiyaç duyduğu uyku sürelerini sunan bazı genel kılavuzlar sunulmuştur. Kuşkusuz, her çocuk birbirinden farklıdır. Bazıları iki saate kadar daha az veya daha fazla uykuya ihtiyaç duyar.

    Yaş Gece Uykusu Gündüz Uykusu Toplam Uyku
    1 ay 8 8 (dengesiz) 16
    3 ay 10 5 (3) 15
    6 ay 11 3 1/4 (2) 14 1/4
    9 ay 11 3 (2) 14
    12 ay 11 1/4 2 1/2 (2) 13 3/4
    18 ay 11 1/4 2 1/4 (1) 13 1/2
    2 yıl 11 2 (1) 13
    3 yıl 10 1/2 1 1/2 (1) 12
    *Not: şekerleme sayısı parantez içinde verilir.

    Çoğu çocuğun uzun uzun uyumaya ihtiyaç duyduğunu unutmayın.Sleeping Through the Night (Deliksiz Gece Uykusu) adlı kitabın yazarı Jodi Mindell’e göre, bir çocuk kötü uyku alışkanlıkları gösteriyorsa veya gece 11’den önce uyumayı reddediyorsa, ebeveynleri genellikle çok fazla uyumaya ihtiyaç duymadığını düşünür. Büyük olasılıkla durum böyle değildir. Böyle bir çocuğun aslında uykusuz kalmış olması daha büyük bir olasılıktır. Çocuğunuzun bu grupta olup olmadığını belirlemek için, kendinize şu soruları sorun:

    Çocuğunuz arabaya neredeyse her bindiğinde uykuya mı dalıyor?

    Çocuğunuzu her sabah uyandırmak zorunda kalıyor musunuz?

    Çocuğunuz gündüzleri alıngan, huzursuz veya aşırı yorgun mu oluyor?

    Veya bazı gecelerde, çocuğunuz normal uyku zamanından çok daha erken mi uyuyor?

    Bu sorulardan herhangi birine “evet” yanıtını verdiyseniz, çocuğunuz ihtiyaç duyduğundan daha az uyuyor olabilir. Bu düzensizliği değiştirmek için, bebeğinizin iyi uyku alışkanlıkları geliştirmesine yardımcı olmanız ve uygun bir uyku düzeni belirlemeniz gerekecektir. Mindell’e göre, bu yolla “bebeğiniz güne parlak gözlerle bakmak için ihtiyaç duyduğu uykuyu alacaktır”.

    Eninde sonunda, çocuğunuz şekerlemeleri bırakacak ve uykusunu geceye saklamaya başlayacaktır. Okul öncesi çocuklar ve küçük ilkokul öğrencileri hala geceleri 11 saate kadar uykuya ihtiyaç duyar ama bu süre aşamalı olarak kısalacaktır. Çocuk gençliğe geçerken, gece yalnızca dokuz veya on saat uykuya ihtiyaç duyacaktır.