Kategori: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları

  • Çocuk endokrinolojisi nedir?

    Hormonlar değişik salgı bezlerinden dolaşıma salınan, vücudumuzun düzenli çalışmasında çok önemli olan ve genelde protein ve glukoprotein yapısındaki maddelerdir. Hormonlar organizmanın birçok fonkksiyonunun doğru çalışması ve gelişmesi için çok önemlidir. Örneğin bir çocuğun normal büyümesi direkt olarak hormonlarla yakın ilişkilidir.

    Endokrinoloji Bilimi vücudumuzun hormonlar ve bunları salgılayan salgı bezleri ile ilgili sorunları ve hastalıkları ile uğraşan tıp bilimin dalıdır.

    Çocuk Endokrinolojisi veya tıp diliyle Pediatrik Endokrinoloji ise yenidoğan döneminden 18 yaşına kadar olan bebek, çocuk ve ergenlerde görülen;

    Büyüme Gerilikleri

    Boy Kısalıkları

    Erken Ergenlik,

    Gecikmiş Ergenlik

    Şeker Hastalığı (Diyabet)

    Hipoglisemi (Kan Şekeri Düşüklüğü)

    Şişmanlık (Obezite)

    Guatr Ve Tiroid Bezi Hastalıkları (Hipotiroidi-Hipertiroidi)

    Cinsel Gelişim Bozuklukları

    Penis Sorunları

    Böbrek Üstü Bezi Hastalıkları

    Adet Düzensizlikleri

    Aşırı Tüylenme

    Hipofiz Bezi Hastalıkları

    Turner Sendromu

    D Vitamini Ile Ilgili Hastalıklar

    Kalsiyum Ve Fosfor Metabolizması Ile Ilgili Bozukluklar

    Başta Raşitizm Olmak Üzere Değişik Kemik Hastalıkları

    gibi endokrinolojik sorunların tanı, tedavi ve izlemleri ile ilgilenir.

    Çocuk Endokrin Uzmanları tıp fakültesini ve 5 yıllık Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları uzmanlık eğitimlerini tamamladıktan sonra, en az 3 yıl çocuk endokrinolojisi dalında eğitim alırlar ve gerekli sınavları geçtikten sonra Çocuk Endokrin Uzmanı olmaya hak kazanırlar.

    Çocuklar sürekli büyüme ve gelişme trendi içinde olduklarından küçük erişkinler olarak kabul edilemezler. Birçok fizyolojik ve psikolojik özellikleri erişkinlerden farklıdır. Çocuklardaki erken dönemlerde görülebilecek endokrin sorunlar erken tedavi edilmezlerse daha sonraki yaşamlarında ciddi olumsuzluklara neden olabilir. Çocukların endokrin bozuklukları ve hormonal problemleri mutlaka bir Çocuk Endokrinolojisi Uzmanı tarafından takip ve tedavi edilmelidir.

    Amerikan Pediatri Akdemisinin konuyla ilgili broşüründen yararlanılmıştır.

  • Çocukluk çağında guatr

    Birçok hastalığın klinik bulgusu olan guatr; tiroid bezinin büyümesi olarak tanımlanır ve çocukluk döneminde de yaygın olarak görülür. Çocukluk döneminde guatr nedenleri erişkinde olduğu gibi iyot eksikliğinden, enfeksiyona ve infiltrasyona kadar uzanan geniş bir spektrum içinde yer alır. Günümüzde guatr sıklığı ülkeden ülkeye değişiklik göstermekte özellikle endemik bölgelerde çok yüksek oranlarda görülmektedir. Amerika ve Japonya’dan yapılan çalışmalarda okul çağı çocuklarında guatr sıklığının %6 olduğu bildirilmiştir. Guatrının en sık nedeni endemik bölgelerde iyot eksikliğidir. Dünya nüfusunun yaklaşık % 13’ünde guatr olduğu bildirilmektedir. Ülkemizde guatr sıklığı üzerine yapılan çalışmalarda bölgelere ve iyot eksikliği düzeyine göre farklı oranlar tesbit edilmiştir. Bir çalışmada Ankara ilinde 2155 okul çağı çocuğunda muayene sonucu guatr sıklığı %35 olarak bulunmuştur. Çocukluk çağı guatr sıklığı o bölgenin endemik bölge olmasına bağlı olarak değişim gösterebilmektedir.
    Guatr, görülme sıklığına göre sporadik ve endemik, görülme yaşına göre doğumsal ve edinsel, parankimin durumuna göre diffüz ve nodüler, tiroid fonksiyonlarına göre de hipotiroidi, hipertiroidi ve ötiroid olarak sınıflanır. Yaygın olarak tiroid bezinin büyümesine diffüz guatr, nodül içerenlere ise nodüler guatr denilir. Diffüz guatrlara daha sık rastlanır ancak zaman içinde diffüz olanlar nodüler guatr haline dönüşebilir. Guatr tanısı koymadan önce normalin değerlendirilmesinin yapılması gerekmektedir. Önceleri tiroid bezi büyüklüğü elle muayene ile değerlendirilirken günümüzde fizik muayene yanı sıra daha objektif bir yöntem olan tiroid ultrasonografisi ile tiroid hacminin tesbitine başvurulmaktadır.
    Guatr, ortaya çıkış zamanına göre de doğumsal veya edinsel(sonradan kazanılmış) olarak ayrılır. Doğumsal ve edinsel guatr nedenleri farklılık gösterir. Endemik bölgeler dışındaki en sık neden kronik lenfositik tiroidit(Hashimato hastalığı), ikinci sıklıkta kolloid guatrdır.
    Guatrlı Olguya Yaklaşım
    Guatrlı olguda nedeni araştırmadan önce iyi bir öykünün alınması ve dikkatli fizik muayene yapılması gereklidir. Öyküde hastanın oturduğu bölge, ilaç ve guatrojen madde kullanıp kullanmadığı, baş-boyun bölgesine radyasyon alıp almadığı, guatrın ortaya çıktığı yaş, guatrıya eşlik eden belirtilerin bulunup bulunmadığı, aile hikayesi mutlaka sorgulanmalıdır. Endemik bölgeden gelen olgularda ilk önce iyot eksikliği düşünülmeli, aile hikayesi varlığında, graves hastalığı, hashimato hastalığı, tiroid hormon sentez bozukluğu, multipl endokrin neoplazi akla gelmelidir. Fizik muayenede guatrının büyüklüğü ile birlikte bezin kıvamına, simetrik yada asimetrik büyüme olup olmadığına, yüzeyine, yaygın yada nodüler büyüme olup olmadığına bakılmalı, hassasiyetine, solunum güçlüğü, ses kısıklığı, yutma güçlüğü gibi bası bulgularının varlığına, boyunda lenf bezi büyüklüğüne dikkat edilmelidir. Yumuşak kıvamda tiroid bezi büyümesi kompansatuar guatrı, inflamasyonu düşündürürken, lastik kıvamında olması Hashimato tiroiditini, sert kıvam ise maligniteyi akla getirir. Diffüz ancak asimetrik bir büyüme söz konusu ise tiroid disgenezisi, kist veya malignite düşünülmeli büyümenin simetrik yada asimetrik olup olmadığına bakılmalıdır. Guatrının yüzeyinde çok sayıda nodül palpe edilmesi iyot eksikliğine bağlı multinodüler guatr veya kronik lenfositik tiroiditi, tek ve sert nodül tiroid malignitesini düşündürmelidir. Ağrılı, hassas, ısı artışının olduğu bir guatr varsa inflamasyon üzerinde durulmalı akut süpüratif veya subakut tiroidit araştırılmalıdır. Bası bulguları yanı sıra guatr tesbit edilen bir olguda irdelenmesi gereken hipo yada hipertiroidizme ait klinik bulguların olup olmadığıdır. Guatrı olan hastalarda bezin fonksiyonları normal olabileceği gibi (ötiroidizm), tiroid hormon yapımında eksiklik (hipotiroidizm) veya tiroid hormon yapımında artış (hipertiroidizm) söz konusu olabilir. Guatr ile birlikte hipotiroidi kliniği varlığında kompansatuar guatr, kronik lenfositik tiroiditin geç evresi gibi patolojiler üzerinde durulurken, guatr ile birlikte hipertiroidi kliniğinde graves hastalığı ya da kronik lenfositik tiroiditin erken evresi gibi nedenler araştırılmalıdır. Fonksiyon olarak hipotiroidi mevcut ise büyüme gelişme geriliği, kabızlık, cilt kuruluğu, halsizlik, yorgunluk, cansız saçlar, soğuk intoleransı gibi klinik bulgular görülür. Hipertiroidide ise sinirlilik, hiperaktivite, ishal, uykusuzluk, iştah artışı, tartı kaybı, çarpıntı hissi, sıcak intoleransı, okul başarısında düşme olur. Hipo ya da hipertiroidiye ait klinik bulgular araştırılmalı ve laboratuar tetkikleri ile desteklenmelidir. Serum tiroid hormonları (T3, T4), TSH düzeyi ölçülmeli, otoimmun tiroid hastalığı düşünüldüğünde tiroid antikorları bakılmalıdır. Graves hastalığında T3 ve T4 düzeyleri yüksek saptanırken, TSH düzeyleri çok düşük düzeydedir. Çoğu çocukta otoimmun tiroiditler klinik ve biyokimyasal olarak ötiroiddir. Ancak bu olguların TSH, T3 ve T4 düzeyleri belirli aralıklarla izlenmelidir. Görüntüleme yöntemleri olarak tiroid ultrasonografi ve sintigrafisi tanıya yardımcıdır. Ultrasonografi ile tiroid hacmi yanı sıra parankim yapısı, kistik yada solid nodüller hakkında bilgi edinilir. Tiroid sintigrafisinde tiroid bezi anatomisi, bezin aktivitesi, nodüler yapının tek yada multipl olup olmadığı, sıcak veya soğuk olup olmaması önemlidir. Öykü, fizik muayene, biyokimyasal testler ve görüntüleme yöntemleri ile guatrılı olguda uygun tanı konulur ve tedavinin izlemi başarılı bir şekilde yapılabilir. Tedavi nedene göre yapılmalı, hipotiroidide tiroksin, hipertiroidide ise anti tiroid ilaçlar kullanılmalıdır.

    Prof. Dr. Peyami Cinaz

  • Çocukluk çağı obezitesi!

    Çocukluk çağı obezitesinde önlenemeyen artış
    Kilo fazlalığı ve obezite sağlık için risk oluşturan vücutta aşırı yağ depolanmasıdır. Çocukluk çağı obezitesi 21. yüzyılın en önemli halk sağlığı sorunlarından birisidir. Obezite sıklığı son 30 yılda tüm dünyada ciddi bir artış göstermiştir. Dünya genelinde 18 yaş altı yaklaşık 170 milyon çocuğun fazla kilolu olduğu tahmin edilmektedir. Yapılan çalışmalar, obezite sıklığındaki ciddi artışın çok küçük yaşlara kadar indiğini göstermektedir. Dünya sağlık örgütü, 144 ülkeden 450 ulusal çalışmanın analizi sonrası, 5 yaş altı çocuklarda obezite sıklığını 1990 yılında tesbit edilmiş olan 4.2%’ den 2010 yılında 6.7%’ ye yükseldiğini ve 2020 yılında ise bu oranın 9.1% olarak tahmin edildiğini belirtmektedir. Amerika Birleşik Devletlerinde yapılmış olan geniş kapsamlı çalışmada; 2-19 yaş arası çocuk ve ergenlerin 33,6%’ sı fazla tartılı, 17,1%’i ise obez olarak tesbit edilmiştir. Ülkemizde yapılmış olan çalışmalarda ise erişkinlerin yaklaşık % 40’ ının, çocuk ve gençlerin ise % 10 ila 25’ inin fazla kilolu veya obez olduğu ifade edilmektedir.

    Obezitenin çocuklarda objektif değerlendirilmesi
    Kilo fazlalığı ve obezitenin en yaygın kullanılan ölçümü vücut ağırlığının boyun karesine bölümü ile hesaplanan Vücut Kitle İndeksi (VKİ)’ dir.
    VKİ= [Vücut ağırlığı (kg)] / [Boy (m)]2
    Hesaplanan bu değer erişkinlerde belirlenmiş sabitlere göre değerlendirilirken (VKİ ≥ 25 → kilo fazlalığı; VKİ ≥ 30 → obezite), çocuklar da ise, kilo fazlalığı ve obeziteyi tanımlayacak eşik değerleri vermek, mümkün değildir. Çocukların yaşa göre boyları değiştiğinden çocuklarda şişmanlığı tanımlarken yaş ve cinse göre belirlenmiş VKİ değerleri kullanılır. VKİ 95. persentil ve üzeri obezite, 85- 95. persentil ise kilo fazlalığı olarak tanımlanmaktadır.

    Çocukluk çağı obezite bozukluklarının sınıflandırılması
    Çocukluk çağı obezitesinin aslında farklı birçok patolojinin bir göstergesi olabileceği, obeziteye yol açan nedenlerin incelenmesi ile ortaya konmuştur. Bu bozuklukların bir kısmı nöral mekanizmaları, bir kısmı klasik hormonal mekanizmaları içerirken geri kalanları ise enerji alımında, tüketiminde ve/veya yağ dokusundaki artmış enerji depolanmasından kaynaklanmaktadır.
    Obezite neden önemli bir sağlık problemi
    Obezite beraberinde ciddi sağlık problemlerini de getirmektedir. Çocukluk çağı obezitesinin, erişkin obezitesine ve ilişkili hastalıklara yol açtığına dair kuvvetli kanıtlar mevcuttur. Hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde çocukluk çağı obezitesinin artan sıklığı, obezite ile birlikte görülen kronik hastalıkların sıklığını da arttırarak, obezitenin büyük bir halk sağlığı sorununa dönüşmesine yol açmıştır.

    Çocukluk döneminde obez çocuklar;
    – Yüksek kan basıncı, hiperlipidemi (kan yağlarının yükselmesi)(kardiyovasküler hastalıklar için risk faktörleri)
    – İnsülin direnci, bozulmuş glukoz toleransı ve tip 2 diyabet
    – Uyku apnesi, horlama ve astım gibi solunum problemleri
    – Kas-eklem rahatsızlıkları
    – Yağlı karaciğer hastalığı, safra taşları ve gastroösefageal reflü (göğüste yanma hissi)
    – Kızlarda erken ergenlik, erkeklerde meme büyümesi
    – Erişkin dönemine de uzanım gösterebilen psikolojik ve sosyal problemler (azalmış benlik saygısı, depresyon, fişlenme, alay) gibi sağlık sorunlarıyla daha sık karşı karşıya kalmaktadırlar.

    Obez çocuklar, erişkin dönemde de genellikle obez olarak kalmaya devam ederler. Obez çocuk ve ergenlerın farklı çalışmalara göre 62% ila 98%’ i erişkin dönemde de hala obez olarak kalmaya devam etmektedir. Bir başka çalışmada ise bu risk; 13 yaş ve üzeri erkeklerde 50 % iken kızlarda 66%’ olarak tesbit edilmiştir. Bu nedenle obez çocuklar;
    – Kas-iskelet sistemi bozuklukları (osteoartrit)
    -Artmış insülin direnci ve diyabet, kardiyovasküler hastalıklar (damar sertliği, kalp yetmezliği, tikayıcı koroner arter hastalığı ve kalp krizi)
    -Bazı kanserler (endometrium, kolon, meme) gibi birtakım önemli hastalıkları daha erken yaşlarda daha yüksek oranda geliştirirler. Amerika’ da yapılmış olan bir çalışmada ergen dönemde fazla tartılı olmanın, 27-31 yaş arasında; hipertansiyonda 8,5 kat, kolesterol yüksekliğinde 2,4 kat artışa yol açtığı belirtilmiştir. Obez çocukların erken ve uzamış risklerinin yaşamlarının ilerleyen dönemlerinde obez olmayanlara göre daha yüksek olması nedeniyle çocukluk çağı obezitesinin önlenmesi yüksek önceliği olan en önemli global sağlık hedeflerinden biridir.
    Çocuklarda ve ergenlerde artan obezite sıklığının sebepleri
    Çocukluk çağı obezitesinin en önemli sebebi, çocuğun kalori alımı ile kalori tüketimi arasındaki eşitsizlikten ortaya çıkan enerji dengesizliğidir. Gıdaya erişimin kolaylaşması, gıda pazarlama çeşitliliğinin ve fast-food tarzı restaurantların kullanımının artması, özellikle yağ ve şekerden zengin fakat vitamin ve minerallerden fakir, enerji içeriği yüksek besinlerin tüketilmesi gibi sebeplerden ötürü artmış kalori alımına global kayış; diğer yandan özellikle son 30 yılın getirdiği sedentar yaşam ve çalışma hayatı, şehirleşme ve daha az fiziksel aktiviteye bağlı azalmış kalori tüketim trendi çocuklarda artan obezite sıklığının altta yatan temel sebepleri olarak sayılabilir.

    Çocukluk çağı obezitesi ile mücadele
    Obezite ve/veya ilişkili olduğu hastalıklar büyük ölçüde önlenebilirdir. Çocukluk çağı obezite epidemisini önlemede ‘koruma’ en uygun seçenek olarak kabul edilmektedir. Çünkü mevcut tedavi uygulamaları, kürden ziyade sorunu kontrol altına almaya yöneliktir. Çocukluk çağı obezite epidemisi ile mücadelede amaç, bireyin ömür boyu sürdürebileceği enerji dengesini sağlamaktır. Bu amaçta bireye, ebeveynlere, okul yönetimi ve öğretmenlere, medyaya önemli görevler düşmektedir (tablo).

    Ebeveynlere düşen görevler
    – Bebeklik döneminden itibaren aileler sağlıklı beslenmeyi öğrenmeli
    – Anne sütü ile beslenmenin önemi bilinmeli ve teşvik edilmeli
    -Okulda, evde veya çocuk bakımı sırasında çocukların, TV ve/veya bilgisayar karşısında geçirdiği süre 1-2 saat ile sınırlandırılmalı
    – Çocukların gittikleri kreşler, sağlıklı gıda ve içecek verilip verilmediğini görmek açısından ziyaret edilmeli
    – Okulda verilen öğle yemeği dışında satın alınabilir şeker, yağ ve tuz ilaveli gıda ve meşrubatları en aza indirmek için okullarla ortaklaşa çalışılmalı
    – Aile sofralarında sebze ve meyveden zengin, yağ ve şekerden fakir daha sağlıklı gıdalar sunulmalı
    – Çocukların hergün fiziksel aktivite yapıp yapmadıkları denetlenmeli
    Okul yönetiminin görevleri
    – Okullarda şeker ilaveli meşrubatlara ve daha az sağlıklı gıdalara ulaşım azaltılmalı
    -İlkokul ve liseler ulusal beslenme programına dahil edilmeli, denetlenmeli ve sertifikalandırmalı
    – Fiziksel aktivite için güvenli yaşam alanları sağlanmalı
    – Okullarda beden eğitimi dersleri ve kreşlerde günlük fiziksel aktivite desteklenmeli

    Toplumda özellikle küçük yaşlardaki şişman çocuğun, sağlıklı çocuk olduğu konusundaki yaygın ve yanlış inanışın ortadan kaldırılması obezite ile mücadelede en önemli hedeflerden biri olmalıdır. Çünkü erişkin dönemdeki obezitenin temelleri daha bebeklik yıllarında atılmaktadır. Bu nedenle, çocukluk çağı obezitesini ve dolayısıyla ileride yol açacağı kronik hastalıkları önlemede anne ve babaların bilinçlendirilmesi ve sağlıklı beslenme konusunda eğitilmesi önemlidir.
    Çocukluk çağı obezitesi toplumsal bir sorundur. Toplum tabanlı, sistematik ve kültürel unsurları da içeren yaklaşım gerektirir. Birçok erişkinin aksine, çocuklar, içinde yaşadıkları çevreyi ve tükettikleri gıdaları seçme hakkına sahip değildirler. Dahası, yemek yeme ile ilgili geliştirdikleri davranış modellerinin ileride ne tür sonuçlara yol açabileceğini anlama yetisine sahip değildirler. Bu nedenle obezite epidemisi ile savaşırken çocuklar daha fazla ve daha farklı bir ilgiye ihtiyaç gösterirler.
    Tablo: Obezitede pozitif davranış değişikliği için öneriler

    Obezitede pozitif davranış değişikliği için öneriler
    Yemekler aile sofrasında yenilmeli
    Yemek yavaş olarak, doygunluk hissi oluşana kadar en az 20 dakikada yenilmeli
    Şeker ilaveli meşrubatlar yerine sofrada su servis edilmeli
    Yemek çocuklar için bir ceza veya ödül aracı olmamalı
    TV seyrederken veya bilgisayar oynarken yemek yenilmemeli
    Sedanter aktiviteler gün içinde 2 saatten az yer tutmalı
    Günde en az 20-30 dakika yürüyüş yapılmalı
    Mümkünse okula yürüyerek gidilmeli
    Asansör yerine merdiven kullanılmalı

    Prof. Dr. Peyami Cinaz

  • Erken ve geç ergenlik nedir?

    Normal Ergenlik
    Kızlarda ortalama 10, erkeklerde 11 yaşında hipotalamus-hipofiz-gonad aksının aktivasyonu ile artan seks steroidlerinin etkisi ile ergenlik başlar. Ergenliğin ilk bulgusu kızlarda memede büyüme, erkeklerde testis (haya) volümünde artıştır. Kızlarda memede büyümeyi pubik ve aksiler kıllanma ve menarş izler iken erkek çocuklarda testis volümündeki artış sonrası pubik , aksiler kıllanma ve penis büyümesi olur.
    Ergenlikte ayrıca artan seks steroidlerinin etkisi ile büyüme hormonu salınımındaki artış sonucu boy uzaması hızlanır. Kızlarda ergenliğin başlangıç dönemlerinde daha fazla olmak üzere büyüme hızı 8 cm/yıldır. İlk adet sonrası büyüme potansiyeli azalır ve ortalama 5-6 cm (3-10 cm) boy uzar. Erkeklerde boy kazanımı ergenliğin daha geç dönemlerinde belirgindir ve büyüme hızı 9-10 cm/yıldır. Ergenlik sürecinin üç dört yılda tamamlanmasından sonra nihai erişkin boya ulaşılır. Ergenlik döneminde ortalama 25-30 cm boy kazanımı beklenir. Normal ergenliğin başlama zamanında ya da ergenlik sürecinde gözlenen sapmalar sonucu ergenlik bozuklukları oluşur.

    Erken Ergenlik
    Ergenliğin ilk bulgusunun kızlarda 8, erkeklerde 9 yaşından önce görülmesidir. Ergenliğin diğer bulguları da eşlik eder. Kemik yaşı ileridir ve tanıda önemlidir. Erken ergenlik, gonadotropin bağımlı santral kaynaklı erken ergenlik ve gonadotropin bağımlı olmayan periferal erken ergenlik olarak iki ana gruba ayrılır. Gonadotropin bağımlı santral kaynaklı erken ergenlikte LHRH testine abartılı LH yanıtı ve pelvik ultrasonda uterus ve over hacminin artışı tanı koydurucudur. Hipofizden salınımı artan gonadotropinler (FSH, LH) normal fizyolojik ergenliği başlatır. Periferal erken ergenlik ise gonad (over, testis) veya adrenal kaynaklı patolojilere bağlı seks steroidlerinin artışı sonucu gelişir.

    Gonadotropin bağımlı (Santral) erken ergenlik: Erkeklerde daha az görülür ve bunların %20’sinde sanral sinir sistemi patolojisi olur. Kızlarda ise erken ergenliğin %95’i idyopatiktir. Ancak %5’i hipotalamus-hipofiz fonksiyonlarını bozan organik nedene bağlıdır. Santral patolojilerden hipotalamik hamartomlar, araknoid kistler, optik gliomlar, astrositom ve nörofibromatozis en sık nedenlerdir. Hamartomlar genelde 4 yaş öncesi görülür ve erkeklerde kızlara göre daha sıktır. Bunların dışında santral sinir sistemi travmaları, enfeksiyonları, kraniyal radyasyon, kemoterapi diğer önemli nedenlerdendir.

    Gonadotropin bağımsız (Periferal) erken ergenlik: Santral erken ergenlikte olduğu gibi hipotalamus-hipofiz-gonad aksı aktive olmadığı için gonadotropinler yükselmez ve periferal erken ergenlik olarak adlandırılır. Kızlarda artan östrojene bağlı göğüs dokusu büyür ve genital gelişme olur. Kızlarda periferal ergenlikte öncelikle Mc Cune Albright sendromu düşünülmelidir. Ciltte sütlü kahverengi lekeler, kemikte fibröz displazi önemli bulgulardır. İki-beş yaş arası sık görülür. Östrojen değişikliğine bağlı adet kanamaları görülebilir. Ayrıca birçok endokrin organda fonkisyon bozukluğu (Ovaryum, adrenal, tirod, paratiroid, hipofiz) olabilir. Otonom gonad hiperfonksiyonuna bağlı artan seks steroidleri sekonder santral erken ergenliğe neden olabilir.

    Erkek çocuklarda periferal erken ergenlikte testis boyutları büyümez. Ancak nadiren görülen familyal testotoksikoziste testisler büyüktür. Ayrıca testis tümörlerinde tek taraflı düzensiz testis büyür. Erkek çocuklarda periferal ergenlikte en sık konjenital adrenal hiperplazi düşünülür.

    Diğer nedenler; adrenal tümörler, hCG salgılayan tümörler, LH reseptör aktive mutasyonlarıdır. Testisin leydig hücre tümörleri, öströjen veya androjen salgılayan adrenal tümörler ve östrojen salgılayan ovaryan tümörlerde nadir görülen nedenler arasındadır. Tedavisi geciken primer ağır hipotiroidilerde artan TSH’nın FSH benzer etkisi ile erken ergenlik başlayabilir. Kızlarda göğüs büyümesi, erkeklerde testis büyümesi görülür. Testosteron jel ve östrojen krem kullanımı da periferal ergenliği başlatabilir.

    Tanı
    Öykü
    Fizik muayene (Özellikle genital muayene ve ergenlik gelişim)
    Büyümenin değerlendirilmesi
    Kemik yaşı
    Bazal ergenlik hormonlar ve seks steroidleri
    FSH, LH
    LHRH uyarı testi
    Pelvik ultrasonografi
    Adrenal ultrasonografi(Gerekirse)
    Testis ultrasonografisi(Gerekirse)
    Hipofiz-hipotalamus MR’ı

    Tedavi
    Santral erken ergenlikte GnRH analogları normal ergenlik başlama yaşına kadar (Kızlarda kemik yaşı 10-10.5, erkeklerde 11.5-12.5 yaş) uygulanır. Periferal erken ergenlikte GnRH analoglarının tedavide yeri yoktur.
    Bir periferal erken ergenlik sebebi olan McCune Albright sendromunda seks steroidlerinin otonom salınımı nedeniyle tedavi zordur. Aromatoz inhibitörleri östrojen sentezini inhibe etmek için kullanılır. Medroksi progesteron da tedavide kullanılabilir.

    Normal Ergenlik Varyantları
    1. Prematür Telarş

    Genelde 2 yaş öncesi tek ya da iki taraflı iyi huylu izole meme dokusu gelişimidir. Ergenliğin diğer bulguları yoktur. Büyüme ve kemik yaşı normaldir. Yaklaşık 1-2 yıl sonra kendiliğinden düzelir. İki yaşından sonra görülen formunda meme dokusu gerilemez ve overdeki kistlere bağlı östrojen çekilme kanamaları bazen görülebilir. Bunların gerçek erken ergenliğe dönüşüm riskleri nedeniyle yakın izlemleri gerekir.

    2. Prematür Adrenarş

    Genellikle 5-7 yaş arası çocuklarda görülen tek başına genital bölgede kıllanmanın olmasıdır. Koltuk altı kıllanması eşlik edebilir. Büyümede geçici hızlanma olur. Adrenal kaynaklı androjenler hafif yükselir. Ergenliğin diğer bulguları yoktur. Kemik yaşında belirgin ilerleme olmaz. Benin bir durumdur. İleri yaşlarda hiperinsülinizm, obezite, polikistik over sendromu gelişebileceği unutulmamalıdır.

    3. Prematür Menarş (erken adet görme)

    Kızlarda küçük yaşlarda seksüel matürasyon olmaksızın siklik uterus kanamasına bağlı vajinal kanamadır ve 1-2 yıl içinde kendiliğinden düzelir. Vajinal kanama yapan diğer nedenler (Kanama diyatezleri, malignansiler, travma , yabancı cisim, erken ergenlik.. gibi) mutlaka dışlanmalıdır.

    4. Ergenlik Jinekomasti (erkeklerde meme büyümesi)

    Erkek çocuklarda ergenlikde %40-70’inde görülen iyi huylu, kendiliğinden gerileyen meme dokusu büyümesidir. Ergenlikte artan androjenler östrojene dönüşerek meme dokusunu büyütür. Meme dokusunun östrojen duyarlılığında artışın neden olduğu da söylenmektedir. 18-24 ay jinekomasti kalıcıdır ve sonra kendiliğinden düzelir. Aşırı büyüyen ve estetik olarak rahatsızlık verenlerde cerrahi müdahale gerekebilir.

    Gecikmiş Ergenlik
    Kızlarda 13, erkeklerde 14 yaşında ergenliğin hiçbir bulgusunun olmaması gecikmiş ergenlik olarak tanımlanır. En sık nedeni yapısal ergenlik gecikmesidir. Bunların çoğunluğu erkek çocuklardır ve aile öyküsü vardır. Kemik yaşları geridir ve boy yaşı ile uyumludur. Nihai boyları normaldir. Hipogonadizmden ayrımı yapılmalıdır. Gecikmiş ergenlik gonadotropinlerin salınım yetersizliğine bağlı ise ‘hipogonadotropik hipogonadizm’, primer gonadal yetmezliğe bağlı gelişirse ‘hipergonadotropik hipogonadizm’ olarak değerlendirilir. Konjenital gonadotropin ekskliğinde yenidoğanda mikropenis (2.5 cm’den küçük) ve inmemiş testis saptanır. Kızlarda yenidoğan dönemi bulgu vermez. Kazanılmış gonadotropin eksikliğinde ise ileri yaşlarda kız ve erkek çocukta gecikmiş ergenlik olarak ortaya çıkar.

    Gelişimsel ve genetik bozukluğa bağlı gelişen en önemli ergenlik gecikmesi Kallman sendromudur. Kallmanda olfaktor bulbus gelişemediğinden GnRH salınımı yetersizdir ve koku alma duyusu yokluğu (anosmi) olur. Primer gonadal yetmezlikte Turner sendromu, Klinifelter sendromu ve mikst gonadal disgenezis düşünülür. Kromozom analizi tanı koydurucudur.

    Tanı
    Fizik muayene ve ergenlik değerlendirme
    Büyümenin değerlendirilmesi
    Testislerin volümü
    Pelvik ultrasonografi
    Kemik yaşı
    Hipotalamus ve hipofiz MR’ı
    Kronik hastalıkların ekarte edilmesi
    Tiroid fonksiyonları
    Prolaktin
    Karyotip analizi
    Basal LH, FSH
    GnRH uyarı testi

    Tedavi

    Yapısal ergenlik geçikmesinde erkeklerde testosteron esterleri 50 -100 mg İM 4-6 haftada bir 3-6 ay süre ile uygulanabilir. Seksüel gelişme gözlenir veya büyüme hızı artarsa tedavi kesilmelidir. Yapısal büyüme gecikmesi ve ergenlik gecikmesi kızlarda nadirdir ancak sorun olan olgularda düşük doz östrojen tedavisi denenebilir. Kalıcı hipogonadism tedavisinde erkeklerde uzun etkili testosteron esterleri, oral testosteron, dermal / skrotal bandlar kullanılabilir. Uzun etkili testosteron esterleri ayda 50-100 mg olacak şekilde İM başlanıp her 6 ayda doz 50 mg arttırılarak yetişkin dozu olan ayda 200-300 mg’a çıkılır. Kızlarda hipogonadizm tedavisinde Etinil estrodiolle 2-5 mikrogram /gün olacak şekilde ağızdan başlanır ve her altı ayda bir doz artırılarak iki yıl içinde 20 mikrogram/gün’e çıkılır bu doza çıkıldığında ya da vajinal kanama olduğunda veya endometrium kalınlığı ultrasonografide 5 mm üzerinde görülürse tedaviye progesteron eklenmelidir.

    Kaynaklar
    1. Rosenfield RL. Puberty in the female and its disorders. Pediatric Endocrinology, Sperling M.A. Second Ed. Sounders Comp. Philadelphia USA. 2002; 455-518
    2. Martin MM, Martin ALA. Constituinal delayed puberty in males and hypogonadotrophic hypogonadism.J. Pediatr. Endocrinol and Metab. 2005; 18:909-916.
    3. Zacharin M: Use of androgens and oestrogens in adolescent- A review of hormone replacement. J. Pediatric.Endocrinol Metab 2000;13:3-11
    4. Lee PA., Kerrigan JR. Precocious puberty. Pediatric Endocrinology: Mechanisms, Manifestations, and Management, Pescovitz OH, Eugster EA. Lippincott Williams and Wilkins , Philadelphia,USA. 2004; 316-333
    5. Achermann JC. Delayed puberty. Pediatric Endocrinology: Mechanisms, Manifestations, and Management, Pescovitz OH, Eugster EA. Lippincott Williams and Wilkins , Philadelphia,USA. 2004; 334-348
    6. Pozo J, Argente J. Ascertainment and treatment of delayed puberty. Horm Res. 2003;60 Suppl 3:35-48.
    7. Ritzen EM. Early puberty: what is normal and when is treatment indicated? Horm Res. 2003;60 Suppl 3:31-4.
    8. Karlberg J. Secular trends in ergenlik development. Horm Res. 2002;57 Suppl 2:19-30.
    9. Lee PA. Puberty and Its Disorders. Pediatric Endocrinology Fourth Ed. Marcel Dekker, Inc. Basel, Switzerland. 2003; 211-238
    10. Stanhope R, Traggiai C. Precocious Puberty (Complete, Partial). Pediatric and Adolescent Gynecology, Sultan. Karger, Basel, Switzerland. 2004:57-65
    11. Fenichel P. Delayed Puberty. Pediatric and Adolescent Gynecology, Sultan. Karger, Basel, Switzerland. 2004:106-128

    Prof. Dr. Peyami CİNAZ

  • Alerjisi olanlar sonbahara dikkat !

    Alerjisi olanlar sonbahara dikkat !

    Mevsimsel alerjiler denildiğinde akla, ilkbaharda görülen polen alerjileri geliyor, oysa sonbaharda görülen polen alerjileri, çevresel faktörlerle birleşerek alerjik hastalıkları daha çok arttırıyor. Yabani otlardan yayılmaya başlayan polenler, yağışlarla birlikte artan küf mantarları, kapalı mekanda oluşan ev tozu akarları ve artan viral enfeksiyonlar alerjileri ve astım hastalığını tetikliyor.

    Doğa kışa hazırlık yaparken, Ağustos sonu başlayan, Kasım ortasına kadar devam eden polenler çevresel faktörlerle buluştuğunda alerjik hastalıklar artar. Alerjik bünyeli kişilerin bu dönemde çok dikkatli olması gerekmektedir. Özellikle solunum yolu alerjisi olanlar çevresel faktörlere karşı kendilerini korumalıdırlar. Sigara dumanı, egzoz, parfümler, deodorantlar, çamaşır suları, yumuşatıcılar, deterjan kokuları kirli havayı oluştururu ve alerjik kişiler özellikle bu dönemde bu tip ortamlarda bulunmamalıdır. Sonbaharda alerjileri tetikleyen bir başka faktör de, yağışlarla birlikte artan nem ve yine dökülmüş yaprakların etkisiyle toprakta çoğalan küf mantarı sporlarıdır.

    Sonbahar Alerjileriyle Nasıl Başa Çıkabiliriz?

    Alerji tedavisinde ilk yapılması gereken şey korunmaktır. Öncelikle alerjinin sebebini bulmak, polenlerin yoğun olduğu dönemde pencereleri kapalı tutmak, ev içinde havalandırma sistemleri ve hava filtreleri kullanmak, polenlerin yoğun olduğu 10:00 ile 16:00 saatleri arasında mümkün olduğunca dışarıda bulunmamak, dışarıdan eve gelindiğinde duş almak, bütün kıyafetleri değiştirmek, kıyafetleri yatak odalarına koymamak, polenlerin çok olduğu yerde spor yapmamak, ağız ve burunu koruyan maske kullanmak dikkat edilmesi gereken hususlardır.

    Alerjide En Etkili Tedavi Nedir?

    Polen alerjilerinin tedavisinde ki en etkili yöntem aşı tedavisidir. Aşı tedavileri dışında diğerleri hastalığı sadece kontrol eder, hastalık sıklığını ve şiddetini azaltmasına rağmen, tamamen yok etmez. Kan ve deri testleriyle hastanın aşı tedavisi için iyi bir aday olup olmadığının belirlenmesi gereklidir. Aşı tedavilerinin amacı, vücudun savunma sistemine, alerjik maddelere karşı

    “Tolerans” dediğimiz cevap vermeme tepkisini öğretmektir.
    Alerjik kişilere tavsiyelerimiz;

    Bol Güneş: Gün içinde fırsat buldukça acık havda temiz havdan ve güneşten faydalanmak gerekir. Güneşten aldığımız en önemli şey D vitaminidir ve D vitamin eksikliği alerjileri olumsuz etkileyen faktörlerin başında gelir.

    İyi Beslenme: Vücudumuzun benzini olan besinlerimizi iyi seçmemiz gerekir. Sağlıklı bir vücut için gerekli olan şeyler mümkün olduğunca bol sebze ve meyve tüketmek, mümkün olduğunca çok renkte ve çeşitte besin tüketmek ve tabi mümkün olduğunca bunlarda organik olarak tüketmek gerekir.

    Spor: Spor yapmak özellikle yüzme sporu alerjik kişiler için tavsiye edeceğimiz aktivitelerin başında gelmektedir. Fakat her turlu spor, spor yapmamaktan iyidir.

  • Alerjik çocuklar daha kolay gribe yakalanıyor!

    Alerjik çocuklar daha kolay gribe yakalanıyor!

    GRİP AŞISI YAPTIRMANIN EN UYGUN ZAMANI EKİM VE KASIM AYLARI!

    Soğuk havaların gelmesiyle alerjik çocuklar her türlü solunum yolu enfeksiyonlarına karşı, alerjisi olmayan çocuklara göre daha hassas bir duruma da geliyorlar. Yumurta alerjisi olanların dışında ise grip aşısı tüm olumsuz faktörlerden koruyor.

    Dünya sağlık örgütü, birinci ve ikinci dereceden risk grubunda olanların her yıl aşılanması gerektiğini vurguluyor ve birinci dereceden risk grubu içinde; astım hastaları ve solunum yolu alerjisi olanlar olduğunu açıklıyor. Alerjik çocuklar her türlü solunum yolu enfeksiyonlarına karşı, alerjisi olmayan çocuklara göre daha hassas oluyorlar. Alerjik çocuklar daha kolay gribe yakalanabiliyor, grip mevcut alerjileri tetiklerken, hastanın hem grip hem de alerji ile mücadele etmesi savunma sistemini zayıflatıyor. Savunma sistemi zayıflamış ve alerjisi de tetiklenmiş çocuğun hastalığı daha ağır iyileşiyor ve daha fazla ilaç kullanımına sebep oluyor. Grip aşısı ise böyle durumlarda, tüm olumsuz faktörlerden koruyor.

    Gribin yayılmasını önlemek, ağır seyreden komplikasyonlarla ölümü engellemek, grip salgınının uzun sürmesi sonucu ortaya çıkabilecek virüs mutasyonunu, hastaneye yatış ve yoğun bakım ihtiyacını azaltmak, iş kaybını, okul devamsızlığını ve ekonomik kayıpların önüne geçmek için grip aşısı yaptırılması gerekiyor. Grip; özellikle solunum yolu alerjisi olan çocuklarda, akciğer hastalığı olan yaşlılarda ve kalp, böbrek, şeker hastalığı gibi kronik hastalığı olan kişilerde çok daha ağır seyrederek ölüme varan ciddi sonuçlara yol açabilir.

    Mevsim değişimiyle birlikte, kalabalık ve kapalı ortamlar grip salgınını arttırırken, yumurta alerjisi olanlar dışında tüm alerjik hastaların aşı yaptırmasını önemle tavsiye ediyoruz. Yumurtaya ve tavuğa karşı anafilaktik tarzda alerjisi olanlar, yani yumurta ve tavuk yediğinde alerjik şoka girenlerin ise grip aşısı yaptırmaması gerekmektedir.

    Grip Aşısı Ne Zaman Yapılmalıdır?

    Grip aşısının mutlaka salgın başlamadan önce yapılması gerekmektedir. Aşının etkisinin ortaya çıkması için iki üç haftaya ihtiyaç vardır ve en uygun zaman sonbaharda özellikle Ekim ayıdır. Aşının yanı sıra bazı önlemler alınarak da bulaşma riski azaltılabilirken şu hususlara da dikkat etmek de fayda vardır.

    Gribi olan kişilerle yakın temastan uzak durmak,

    Evde kalıp dinlenmek,

    Öksürme ve hapşırma esnasında ağzı kağıt mendi ya da kolunuzla kapatmak,

    Maske kullanmak,

    Elleri sık sık yıkamak,

  • Bebeğinizi 1 yaşına kadar bu gıdalardan uzak tutun

    Bebeğinizi 1 yaşına kadar bu gıdalardan uzak tutun

    Mamasına tat vermek için tuz dökmek, şeker serpmek ve emziğine bal sürmek… Bebek beslenmesinde bilinçsiz yaklaşımlar ve daha pek çok yanlış davranış çocuğunuzu hasta edebilir.

    Bebek sağlığı konusunda uzmanlar ve anne babaların özenle üzerinde durduğu en önemli nokta ilk 6 ayda sadece anne sütü ile beslenmedir. Ancak bu aylardan sonra ek gıdaya geçildiği dönemde bebeklere özellikle verilmemesi gereken besinler konusunda ebeveynlerin bilinçli olması gerekir.

    İnek sütü: Bağırsaklarda gizli kanama, demir eksikliği ve kansızlık yapabilir. Alerjik hastalıklara yakalanma riskinde artış nedeni olabilir. Ayrıca D vitamini, iyot, çinko, Omega yağ asitleri gibi birçok besin ögesi bakımından yetersiz olması ve fosfor, protein gibi bazı maddeleri ise fazla içermesi nedeniyle tercih edilmemelidir.

    Tuz: Böbreklerden tuz atılımı oranı ilk 1 yaşta düşüktür. 1 yaş altında önerilen ve günlük ihtiyacı karşılayacak tuz miktarı, aldığımız gıdalarda yeterince mevcuttur. Fazla tuz, böbrek yükünü artırır ve ileriki yaşlarda hipertansiyon riskine neden olabilir.

    Şeker: Hiçbir besleyici değeri yoktur. Obezite, iştahsızlık, ileriye dönük yanlış beslenme alışkanlığı ve kalp damar hastalıkları gelişimine zemin hazırlar.

    Yumurta akı: Protein yapısı nedeniyle yüksek oranda alerjik özelliği vardır. 9. aydan itibaren azar azar denenebilir

    Margarin gibi katı yağlar: Emilimi zordur. İçerdiği doymuş yağ asitleri ileriki yaşlarda damar sağlığını tehdit eder. 9. aydan sonra kahvaltıya tereyağı eklenebilir.

    Bal: Doğal ve çok besleyici bir gıda olmasına rağmen hem alerjik bir besindir hem de “clostridium botulinum” adlı bir spor içerdiğinden bebeklerde çok tehlikeli olabilecek bir tür gıda zehirlenmesine yol açabilir. Bir yaş sonrası bebeğin bağırsakları bu sporlarla baş edebilecek olgunluğa erişir.

    Çay, kahve, çikolata, kakao: Bu gıdaların içeriğindeki kafein bebek için sağlıklı değildir. Kalsiyum emilimi azalır. Çay da demir emilimini bozarak kansızlığa yol açar.

    Patlıcan ve bakla: Patlıcanın besleyici değeri yoktur ve nikotin içermektedir. Bakla ise nadir de olsa “favizm” adı verilen ciddi bir hastalığa yol açabileceğinden 1 yaş altında önerilmez.

    Kabuklu deniz ürünleri: 9.aydan sonra balık ızgara-buğulama olarak verilebilir. Ancak kabuklu deniz ürünleri yüksek alerjen özellikleri ile bilinmektedir. Midye ise civa içerebileceği için bebeğe yedirilmemelidir.

    Ispanak, ceviz ve domatese de dikkat!

    Bu yasaklı gıdalar haricinde verilirken dikkat edilmesi gereken yiyecekler de mevcuttur. Örneğin ıspanak nitrit içermesi nedeniyle 8. aydan sonra bekletmeden, günlük taze hazırlanıp verilmelidir. Ceviz alerjik gıdalar arasında sayılmakla birlikte çok iyi bir doğal omega desteği olması bakımından iyice ezilerek az az verilebilir. Domates de alerjik ve asitli bir gıda olmakla birlikte pişirilerek verilebilir. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta sebze ve meyveleri mutlaka mevsiminde tüketmek olmalıdır. Konserve ve paketlenmiş hiç bir ürün kullanılmamalıdır. Şoklanarak saklanan gıdaların kullanılmasında ise herhangi bir sakınca yoktur.

    Uzman yardımı alın

    Bebek bakımı konusunda tecrübeli olmayan anne babalar beslenme konusunda özellikle uzman doktorlara danışmalıdır. Bu sayede bebeğin hastalıklardan uzak, sağlıklı bir büyüme gelişme dönemi geçirmesi mümkün olabilmektedir.

  • Aşı takvimi!

    AŞI TAKVİMİ

    Aşı adı

    Hepatit-B

    Doğum,

    1.ay

    6. ay

    BCG(Verem)

    2.ay

    Difteri boğmaca tetanoz çocuk felci HIB

    (5 li karma)

    2.ay

    4.ay

    6.ay

    18.ay

    4-6 yaş

    10-12 yaş

    KONJUGE PNÖMOKOK

    2.ay

    4.ay

    6.ay

    12.ay

    ROTAVİRUS*(Özel aşı)

    2.ay

    4. ay

    6. ay

    Suçiçeği

    12.ay

    4-6yaş

    Kızamık kızamıkçık kabakulak(MMR)

    12.ay

    4-6yaş

    Hepatit-A

    18. ay

    24. ay

    Menenjit(Meningokok, Özel aşı)

    12. Ay

    HPV**(Rahim ağzı kanseri aşısı)

    9yaş

    9yaş1ay

    9 yaş 6 ay

  • 4-12 aylık bebek beslenmesi

    Bebek ve Çocuk Beslenme listeleri

    4 AY -5 AY ARASI BESLENME
    Verilecek ek gıdalar
    1)Meyve Suyu veya püresi
    2)Sebze çorbası
    3)Muhallebi
    Meyve suları ve pürelerinin hazırlanışı
    Kullanılacak Meyveler; Elma, armut, şeftali,muz,havuç da meyve suyu olarak verilebilir.Elma,armut,havuç,şeftali gibi meyveleri yıkayın,sıcak suda 1 dk kadar bekletin
    kabuklarını soyun,meyve sıkacağında veya cam rendede rendeleyin ve bir tülbentten geçirin ve verin. Meyve sularını günde 1 veya 2 kez verebilirsiniz, ilk 15 gün sadece meyvelerin sularını verin, sonraki günlerde meyveler püre halinde de verilebilir,önceden biberon kullanmış bebeklere meyve suları biberonla verilir,hiç biberon kullanmamış bebeklere ise mümkün olduğunca kaşık veya suluk ile vermeye çalışın.Meyve püresi yaparken cam rende kullanmaya özen gösterin ,içine şeker katmayın.Gaz yapan meyve sularını(portakal,mandalina,kivi),kabızlık yapan meyveleri(muz gibi)şikayet durumuna göre seyrek verin,hazır meyve sularını vermeyin.Verilecek miktar giderek artırılarak 6. ay civarında 100 ml. Ye çıkarılabilir.
    Sebze Çorbasının Hazırlanışı
    Kullanılacak sebzeler; Patates, havuç, kabak,taze fasulye,ıspanak, kereviz, maydanoz,dereotu,brokoli. bu aylarda verilebilir. Vereceğimiz sebzeleri önce teker teker ve az miktarlarda 2-3 gün aralıklarla verip alerji yapıp yapmayacağını gözlemlemeliyiz. Daha sonra alerji yapmayan sebzelerle 2’li, 3’lü karışımlar halinde sebze püreleri, sebze çorbaları hazırlayabiliriz.
    Hazırlanışı: Tüm sebzeleri hazırlanmadan önce yıkayın, kabuklarını soyun,ayıklayın.
    2 büyük çay fincan suyu tencereye koyun, kabuğu soyulmuş 1/2 havuç ve 1/2 patatesi doğranmadan tencereye koyun ağzını kapatın, normal tencerede 40-45 dk kısık ateşte pişirin,üzerine 1 tatlı kaşığı irmik ilave edin ve 5 dk daha pişirin(düdüklü tencerede 1 fincan su koyun ve 10 dk pişirin ve irmiği en baştan ilave edin) ocaktan alın suyuyla birlikte tamamını robottan geçirin veya çatalla ezin, biraz soğuyup ılık olunca yedirin, bu hazırlanan çorbadan ilk gün 2-3 tatlı kaşığı, 2. gün 4-6 tatlı kaşığı verin, pişirdiğiniz çorbayı 24 saatten kısa bir zaman aralığında tüketin(her gün taze hazırlayın), ilk gün konulan sebzelere ilaveten 2. gün yarım kabak ve 2-3 adet taze fasulye de ekleyin, bundan 8-10 tatlı kaşığı verin ve her gün verilen miktarı artırarak 1 ayda toplam 1 çorba kasesi verecek duruma gelin, sebze püreleri yedirilirken önemli olan eklenen sebzelerin bebeğinizde vereceği tepkilerdir. Allerjik reaksiyonlar, gaz, kabızlık, ishal durumlarını yakından takip edin.
    Muhallebinin Hazırlanışı
    Sade İnek sütü 1 yaşına kadar kullanılmamaktadır. Fakat muhallebi yaparken kullanılabilir. Ayrıca muhallebi hazır formül mamalarla da hazırlanabilir.
    Hazırlanışı:1 çay bardağı(100 ml)suyu küçük bir tencereye veya cezveye koyun,üzerine 2 tatlı kaşığı pirinç unu ekleyin ve ocakta karıştırın yoğunlaşmaya başlayınca altını kısarak 5 dk karıştırarak pişirin. Pişme bitince ocağı kapatın, tencere veya cezveyi kenara alın, soğumasını bekleyin, üzerine 1/2 çay bardağı kaynamış, soğutulmuş inek sütü(cam şişede günlük pastörize veya temiz, taze köy sütü) veya hazır mamadan 6 ölçek katın. İlk muhallebiye başlarken, bebeğinize muhallebiyi 2-3 tatlı kaşığı verin sonradan miktar artırarak 1 ayda 1 çorba kasesi verecek miktara gelin. Bu aylarda muhallebi öğünü yerine sütlü pirinçli kaşık maması da kullanılabilir.

    4-5 AY ARASI BESLENME

    08 00-09 00 Anne sütü(anne sütü alamayanlar formül mama)

    10 30-11 00 Meyve Suyu, püresi

    12 30-14 00 Sebze Çorbası,

    16 00-17 00 Anne sütü(anne sütü alamayanlar formül mama)

    19 00-20 00 Muhallebi

    23 00-24 00 Anne sütü(anne sütü almayanlar formül mama)

    Gece boyunca uyuyan bebeğinizi özel olarak mama vermek için uyandırmayın.
    Eğer bebeğiniz uyanırsa anne sütü(anne sütü almayanlar formül maması) ile besleyebilirsiniz.

    Sebze çorbası ve muhallebiye ilk alıştırdığımız birkaç gün, birkaç kaşık verdiğimiz yemekle
    bebek doymayacağı için, o öğünler ilk önce denenecek gıdalar tattırıldıktan sonra yine
    anne sütü ve formül mama ile öğün tamamlanmalıdır. Artan gıdaları bekletmeyin. Ek gıdaları verirken bu gıda çeşitlerinin dışına çıkmayın, diğer gıdaların sonraki aylarda verileceğini unutmayın

    4-5 AYLIKKEN OYNANABİLECEK OYUNLAR;
    Bebeğiniz 4 aylık olduğunda ellerini, ayaklarını, parmaklarını artık daha kontrollü kullanmaya başlayacaktır, onun bu becerilerini geliştirici oyunlar oynayabilirsiniz.
    Tut ve salla oyunu; Ona sallandıkça ses çıkaran oyuncaklar(çıngırak,halka,sıkınca öten oyuncaklar)verebilirsiniz
    Vurma oyunu; Bebeğinizin ulaşabileceği bir uzaklığa ilginç bir oyuncak veya obje asın, ona vurmasına ve eliyle onu yakalamasına yardımcı olun.
    Tekme oyunları; Ayak bileklerine kısa ipli ponponlar, sallandıkça ses çıkaran toplar, ya da az şişmiş bir balon bağlayabilirsiniz. Bu nesneleri tekmelemekten zevk alacaktır, ancak sizin gözetiminizde oynamalıdır
    Parmak oyunları; Gözlem altında eline değişik türden kumaşlar verin, bunlarla oynarken ellerini, kollarını, parmaklarını nasıl kullandığını gözleyin, bunlarla oynarken sakın onu yalnız bırakmayın.
    Saklanma ve gıdıklama oyunu; Yüzünüzü bir bez, karton veya sadece ellerinizle kapatarak saklanın, sonra abartılı seslerle ortaya çıkın

    5 AY-6 AY ARASI BESLENME
    Verilecek ek gıdalar
    1)Meyve Püresi
    2)Sebze Çorbası
    3)Muhallebi
    4)Yoğurt
    Meyve Pürelerinin Hazırlanışı
    4. aydaki beslenmede anlatılan meyveleri aynı işlemlerden geçirin, robotta veya cam rendede püre haline getirin ve kaşıkla yedirin. Günde 1 veya 2 öğün verebilirsiniz(günde 1 çay bardağı kadar)
    Sebze Çorbasının Hazırlanışı
    4. ayda anlatıldığı gibi sebzeleri aynı işlemlerden geçirin, farklı olarak bir tatlı kaşığı irmik ilave edilirken bir tatlı kaşığı kadar da pirinç ve 1 çay kaşığı tereyağ veya zeytinyağı ilave ilave edin ve pişirin, tamamını robotta ezin ve 1 çorba kasesi kadar yedirin.
    Muhallebinin Hazırlanması
    4.aydan sonraki hazırlanışı ile aynıdır. İsterseniz miktarı çoğaltılabilirsiniz, irmik yerine nişasta unu veya mısır unu da kullanılabilirsiniz. Bu aylarda diğer hazır kaşık mamalarını da deneyebilirsiniz.
    Yoğurt Verilmesi
    Evde yapılmış yoğurtlar tercih edilir. Evde yapılamıyorsa marketten alınan yoğurdun taze olmasına dikkat edin. Sade olarak yedirmeye alıştırın. Yediremediğiniz zaman içine kendiniz meyve rendeleyin, hazır meyveli yoğurtları yedirmeyin. Yoğurda alıştırırken 3-4 tatlı kaşığıyla başlayın, miktarı artırarak, zamanla 1 kase kadar verebilirsiniz.

    5 AY-6 AY ARASI BESLENME ŞEMASI

    08 00-09 00 Anne sütü(anne sütü yoksa formül mama)

    10 30-11 00 Yoğurt 12 30-14 00 Sebze Çorbası

    16 00-17 00 + Meyve Püresi + Anne sütü(anne sütü yoksa formül mama)

    19 00-20 00 Muhallebi

    23 00-24 00 Anne sütü(anne sütü yoksa formül mama)

    Bebeğiniz gece uyanırsa anne sütü veya formül mama verebilirsiniz.

    6 AY-8 AY ARASI BESLENME

    Verilecek ek gıdalar
    1)Kahvaltı
    2)Etli sebze çorbası
    3)Yoğurt
    4)Meyve püresi
    5)Muhallebi

    Kahvaltının hazırlanışı
    Kahvaltının içeriği; Yumurta sarısı, peynir, tereyağ, bisküvi, reçel.
    Hazırlanışı: Yumurtayı katı olarak pişirin, sarısını kışın her gün, yazın günaşırı olarak verin, başlangıç olarak yarım çay kaşığı 2. kez verirken bunu artırın ve 1 çay kaşığı verin ve 8-10 günde tam yumurta sarısı verebilirsiniz. Peyniri tam yağlı fakat tuzu alınmış olarak yarım kibrit kutusu kadar verin( yine başlangıçta 1 çay kaşığı başlayıp, giderek artırın, 1 hafta 10 günde yarım kibrit kutusuna çıkın) 1 çay kaşığı tereyağ, 1 çay kaşığı reçel, 2-3 adet bisküvi de vereceğiniz diğer gıdalardır.Bal ve yumurtanın beyazı 12 ay dolmadan verilmez.Pekmez kahvaltıyla değil sade olarak 1 çay kaşığı verilir.Bu karışımı bebeğin halen kullandığı 5 ölçek formül maması ile birlikte bir kaseye koyun, bebeğin yiyeceği kıvama gelinceye kadar ılık su ekleyin ve çatalla ezin, besin değerini artırmak için istenirse bu karışıma tahıllı ek kaşık maması ve ceviz de ekleyebilirsiniz.

    Etli sebze çorbasının hazırlanışı
    4-6 ay arasında hazırladığınız gibi sebze çorbası hazırlayın, 6 aydan sonra içine ayrıca 25 gr kadar kıyma veya 1 yemek kaşığı kadar tavuk etini ilave edin veya hazırlanmış çorbanın içine yedirmeden önce 1 adet köfte de katılabilirsiniz(köfteyi hazırlarken kıymanın yağsız,sinirsiz,dana veya sığır kıyması olmasına ve içine yalnızca bir miktar ekmek içi ve tuz konarak hazırlanmasına ve ızgarada tam pişmesine özen gösterin). Çorbaların veriliş miktarları 1 küçük kasedir.

    Yoğurt verimesi
    Yoğurt mümkünse evde yapılmış olmalıdır. Hazır meyveli yoğurtlar bu aylarda tercih edilmez. Bebeğiniz sade yoğurdu sevmezse içine günlük mevsim meyvesi veya bisküvi doğrayabilirsiniz yarım veya isteğe göre 1 kase de verebilirsiniz.

    6-8 AY ARASI BESLENME ŞEMASI

    08 00-09 00 Kahvaltı

    11 00-12 00 Meyve Püresi(1 çay bardağı veya 1 tam meyve) + Anne sütü(anne sütü yoksa formül mama)

    13 00-14 00 Etli Sebze Çorbası

    16 00-17 00 Yoğurt +1 tam meyve püresi veya Anne sütü(anne sütü yoksa formül mama)

    20 00-21 00 Muhallebi veya hazır kaşık mama

    23 00-24 00 Anne sütü veya Formül mama

    Gece uyanan bebeğe anne sütü veya formül mama verilir.

    6-8 AYLIKKEN OYNANABİLECEK OYUNLAR

    Bu dönenme onunla artık oturtarak oynayabilirsiniz. Ayrıca 6 aylık bebekler objeler arasındaki ilişkileri de yavaş yavaş kavramaya başlarlar, örneğin objelerin birbirine vurunca çıkardığı sesler ilgilerini çeker ve bunu kavramaya çalışırlar, ya da büyük küçük farklılığını anlamaya çalışırlar.

    Çarpma oyunları:
    Çelik tencere, abak ve kaşıkları ortaya dökün(keskin ve sivri köşeli olmamalılar). Bebeğinizi bunların arasında tutun, bunları birbirine önce siz vurarak gösterin, sizi taklit etmesini sağlayın, bundan ne kadar zevk aldığını göreceksiniz.

    Yığma ve doldur-boşalt oyunları:
    Bebekler küçük nesneleri büyük olanların içine yerleştirmeye bayılırlar, bu tip oyunlar için yine mutfak malzemeleri kullanılabilir, plastik ve kartondan olanlar en uygun olanlardır. Bebeğinize el büyüklüğünde bloklar(plastik bardak gibi) verin ve ardından boş büyük bir kap(leğen veya karton kutu) verin, el becerisi ve zekası ile blokları kutunun içine koyup. ardından da nasıl boşalttığını göreceksiniz. Ya da ütü yaparken bebeğinizi içi ufak ebatta giysi parçalarıyla dolu büyük bir çamaşır sepetinin içine oturtun.Tüm giysileri sepetin dışına atacaktır,onu sepetin dışına koyduğunuzda ise giysileri tekrar sepetin içine geri attığını göreceksiniz.

    Su oyunları:
    Yanında bulunmak şartı ile küvetin içinden dışarı eline bardak vererek su boşaltmasını sağlayın.

    Top ve küp oyunları:
    Karşılıklı top yuvarlamak ve iri küpleri üst üste koyup yıkmak.

    Aynaya bakma oyunu:
    Aynanın karşısında tutun ve kendi hareketlerine bakmasını sağlayın.

    8 AY-12 AY ARASI BESLENME

    Verilecek ek gıdalar
    1)Kahvaltı
    2)Çorbalar
    3)Yoğurt
    4)Meyve suyu
    5)Muhallebi
    6)Aile sofrasından bazı gıdalar

    Kahvaltının hazırlanması:
    Kahvaltının içeriği:Yumurta sarısı(10 aydan sonra beyazı ile birlikte tam yumurta), peynir(tuzsuz), tereyağ, reçel, bisküvi, ekmek

    Hazırlanışı: Kışın her gün, yazın günaşırı olmak üzere 1 tam yumurta sarısı, 10. aydan itibaren tam yumurta katı olarak verilebilir. Yarım kibrit kutusu tuzu alınmış peynir, 1 çay kaşığı tereyağ, reçel , 4-5 adet bisküvi veya 1 dilim ekmek içi katılır. Bu karışım 6 ölçek formül maması ile birlikte ılık su ile ezilir. Ayrıca tahıllı ek kaşık maması da içine eklenebilir. Bunların hepsi ayrı ayrı taneli şekilde de yedirilebilir. Pekmez kahvaltıya katmadan sade verilir.

    Çorbaların hazırlanışı:
    8 aydan sonra bebeğinize gün aşırı sebze çorbası ve tahıllarla yapılan pirinçli yoğurtlu
    çorba, koyu şehriye çorbası, mercimek çorbası ve ev yapımı tarhana çorbası da verilebilir. Çorbalar hazırlanırken içine çok az tuz, her tabak için 1 çay kaşığı tereyağ veya 1 tatlı kaşığı zeytinyağı koyun. Salça ve baharat koymayın. Ayrıca çorbaların içine haşlanmış tavuk eti, kıyma, ızgara köfte veya rendelenmiş karaciğer de koyabilirsiniz(karaciğer dana veya kuzu karaciğeri olmalıdır, üzerindeki zar çıkarılır, yağsız tavada haşlanarak pişirilir, rendelenerek püre haline getirilir, 1 çorba kasesine 1 çay kaşığı kadar katılarak başlanır, artırılarak 5 çay kaşığına kadar çıkılır, haftada 1-2 kere verilebilir).Verilecek çorba miktarı 1 kase kadardır.

    Yoğurt verilmesi
    Sade yoğurt veya içine mevsim meyveleri veya bisküvi eklenmiş yoğurt veya bu aydan itibaren hazır meyveli yoğurtlar da verilebilir.

    Meyve suyu verilmesi
    Meyve suları mevsim meyvelerinden seçilerek verilir. Çilek, nar, kini, ananas gibi alerji yapacak meyveler haricindeki mevsimlik tüm meyveler verilebilir.

    Muhallebi
    1 kase muhallebi veya mama firmalarının ürettiği ek kaşık maması hazırlanır ve verilir.

    Ev sofrasından bazı gıdaların hazırlanması
    Bu aylardan itibaren makarna, pilav, balık, karaciğer, haşlanmış sebzeler diyete eklenebilir.
    Haşlanmış makarna veya az yağla pişirilmiş pirinç pilavı akşam öğününde yoğurtla karıştırılarak verilebilir, haşlanmış sebzeler veya az yağlı ve salçasız olarak türlü yemeği verilebilir. Kabak veya biber dolması baharatsız ve az tuzlu ve az yağlı olmak kaydıyla yoğurtla birlikte verilebilir. Buğulama veya ızgara balık verilebilir. Özellikle yeşil yapraklı sebzeler, brokoli içerdiği vitaminler ve demir açısından önerilir. Karaciğer ezmesi, tavuk eti ve köfte de günlük sebze öğünlerinin içine katılarak veya tek başına verilebilir.

    8 AY-12 AY ARASI BESLENME

    08 00-09 00 Kahvaltı

    11 00-12 00 Meyve Püresi+ Anne sütü(anne sütü yoksa formül mama)

    13 00-14 00 Etli sebze çorbası veya Etli tahıllı çorba

    16 00-17 00 Yoğurt +1 tam meyve püresi

    20 00-21 00 Akşam yemeği (tuzsuz, baharatsız ve az yağlı olmak kaydı ile ev sofrasından gıdalar verilebilir)

    23 00-24 00 Muhallebi veya Hazır kaşık maması veya Anne sütü veya formül mama

    Gece uyanan çocuğa anne sütü veya formül mama verilir. 8. aydan sonraki beslenmede 3 ana öğün vardır. Diğerleri ara öğündür. Meyve ve yoğurttan ibaret olan ara öğünler istenirse ana öğünlerle birleştirilebilir. Gece 23 00 deki muhallebi öğünü çocuk erken yatıyorsa verilmeyebilir.

  • 0-3 aylik bebeklerde beslenme

    Bebeklerde beslenme

    Yeni doğan bebek için en ideal beslenme anne sütüdür. Bu nedenle 4-6 ay süre ile bebeğe sadece anne sütü veriniz. Doğumdan hemen sonra emzirmeye başlayan annenin önceleri az miktarda gelen sütü, bebeğin emme uyarısı ile kısa sürede artacaktır. Kendinizi rahat bırakarak sadece bebeğinizle bütünleşerek emzirin.

    Doğumdan hemen sonra anne memesinden gelen süt normal anne sütünden farklıdır. Emzirmenin başladığı ilk günlerde göğüsten kolostrum denilen sarımsı bir sıvı gelir. Bağışıklık sağlayan maddeler açısından çok zengin olan bu sıvı bebeğinizi çeşitli bulaşıcı hastalıklardan korur. Ayrıca hafif bir ishal etkisi yaparak bebeğin barsaklarından boşalmasına ve sütü sindirmeye hazır duruma gelmesine yardımcı olur. İlk birkaç gün bebeğiniz beslenmek için kolostrum dışında hiçbir şeye gereksinim duymaz. Zamanla bu sarımsı sıvının yerini olgunlaşmış süt olarak bilinen beyaz süt alır.

    ANNE SÜTÜNÜN FAYDALARI

    Anne sütü her zaman temizdir, mikropsuzdur.

    Anne sütü daima hazırdır, ekonomiktir.

    Anne sütü bebekle anne arasında sevgi bağı kurulmasını sağlar.

    Anne sütü en doğal ve en taze besindir.

    Anne sütünün sindirimi kolaydır.

    Anne sütünün alerjik özelliği yoktur.

    Bebeği hastalıklara karşı koruyucu bağışıklık maddeleri içerir(ishal, orta kulak enfeksiyonu vb.).

    Annede meme kanseri görülme riskini azaltır.

    BEBEKLERDE D-VİTAMİNİ DESTEĞİ

    Bebek için en ideal besin anne sütüdür,ancak anne sütü alan bebekler e doğumdan kısa süre sonra D vitamini desteği vermek gerekmektedir.Her ne kadar mama alan bebekler mamadan Vitamin D desteği alsada çalışmalar bunun yeterli olamayabileceğini göstermektedir.Sonuç olarak eğer bebek günde 1 litreden daha az mama tüketiyorsa onlarada D Vitamini desteği verilmelidir .Günlük ihtiyaç 400 ıu dir. 25/03/2010

    ANNE SÜTÜNÜN TOPLANIP DEPOLANMASI

    Ellerinizi sabun ve su ile iyice yıkayınız.

    Sağma cihazları sıcak sabunlu suda iyice yıkanmalı, durulanmalı ve açık havada kurutulmalıdır. Bulaşık makinesinde yıkamakta yeterli olacaktır.

    Sütü depolamak için özel olarak üretilmiş saklama kapları kullanınız.

    Eğer sağılmış sütü 24 saat içinde kullanacaksanız dondurmayınız.

    Dondurulmuş süt deep freez de 3-6 ay özelliğini korur,ancak unutmayınızki depolama anne sütündeki yağların parçalanmasına neden olabilir ,bu nedenle her nekadar 3-6 ay diyorsakta siz mümkünse 3 ay saklamayı tercih ediniz.

    Depolama kapları üzerine tarih ve saat koymayı unutmayınız.

    Donmuş süt üzerine yeni sağdığınız sütü eklemeyiniz

    Donmuş sütü buzdolabında veya ılık su dolu bir kap için de bekleterek çözebilirsiniz.

    Çözmek için mikrodalga fırın kullanmayınız ,mikrodalga eşit ısıtma yapmaz ve bazı partiküller az ısınırken bazısı çok aşırı ısınıp yanıklara neden olabilir,ayrıca önemli protein ve vitaminlerin ölmesine yol açabilir.

    Buzdolabında çözülmüş süt 24 saat içinde kullanılmalıdır.

    Çözülmüş sütü tekrar dondurmayınız.

    Çözdükten sonra bebek sütün tamamını bitirmez ise daha sonra beslemek için saklamayınız,atınız.

    EMZİKLİ LOĞUSA BESLENMESİ

    Eski vücut ağırlığına dönmek için acele edilmemeli(6 ay veya daha fazla sürebilir).

    Unlu, şekerli ve yağlı besinleri aşırı tüketmemek gerekir.

    Süt, yoğurt ve peynir gibi kalsiyum kaynakları düzenli tüketilmelidir.

    Her gün bir adet yumurta ve bir porsiyon etli sebze veya kuru baklagil tüketilmelidir.

    Kuru baklagiller C vitamininden zengin (portakal, mandalina, domates, yeşil biber, maydanoz, taze soğan gibi) besinlerle tüketilmelidir.

    Vitaminden zengin olan sebze ve meyveler her öğün tüketilmelidir.

    Salam sucuk sosis gibi katkı maddesi içeren hazır besinler tüketilmemelidir.

    D vitamini besinlerde bulunmadığı için emzikli anne güneşlenmelidir.

    Yemeklerde iyotlu tuz kullanılmalıdır.

    Kuru meyveler ve kuruyemişler yüksek enerji, demir ve kalsiyum içerirler. Yeteri miktarda tüketilmelidir.

    Gebelik öncesine göre sıvı alımı artırılmalıdır.

    Kansızlığa neden olan çay yemekle birlikte içilmemelidir. Çay yerine ıhlamur, nane, papatya, kuşburnu, rezene gibi bitki çayları tüketilmelidir.

    Hazır meyve suları, gazoz ve kolalı içecekler yerine taze sıkılmış meyve suları, ayran, komposto ve limonata tüketilmelidir.

    Şeker boş enerji kaynağı olduğu için pekmez tercih edilmelidir.

    Şeker ve meyveler, tarım ürünleri, haşere öldürücü ilaçlar ile mücadele edildiğinden iyice yıkanmalıdır.

    Sigara ve alkol kullanılmamalıdır.