Kategori: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları

  • Allerjik bronşit mi? Astım mı?

    Kışın soğuk günlerinin gelmesiyle birlikte çocuklarda özellikle okul çağındaki çocuklarda ve yine özellikle okulun yada ana okulunun ilk yılındaki çocuklarda tekrarlayan öksürük, hırıltı, hışıltı ve nefes darlığı gibi bulguların görülmesi dikkati çekmektedir. Bu tür yakınmaları olan çocuklar ebeveynleri tarafından doktora götürülürler. Yapılan muayene ve tetkiklerde elde edilen bulgulara göre çocuklardan astım tanısı alanlar olur. Bunlardan özellikle alerji testleri pozitif bulunanlar alerjik bronşit olarak değerlendirilirler. Bir kısmına ise sadece bronşit tanısı konulur. Aslında tekrarlayan yada haftalarca süren atakları olan çocukların hastalıkları farklı isimler ile anılsa da aynı klinik yapı içinde değerlendirilir.

    Astım dünyada en sık görülen kronik çocukluk çağı hastalığıdır. Ülkemizde de sıklığı % 8-10 arasında değişmektedir. Başka bir deyişle, ortalama her 10 çocuktan biri hayatının bir devresinde astım yakınmaları göstermektedir.

    Aşağıdaki bulgular astım tanısını düşündürmelidir;

    Çocukta tekrarlayan hırıltı, hışıltı, öksürük bulunması

    Yada uzun süre devam eden hırıltı, hışıltı, öksürük bulunması

    Solunum alerjenlerine alerji tesbit edilmesi

    Gece yada sabah artan öksürük

    Hareket ile artan öksürük

    Aşırı terleme ve sonrasında öksürük ortaya çıkması

    Nefes darlığı ataklarının bulunması

    Çocukta besin alerjisi öyküsü bulunması

    Çocukta atopik dermatit öyküsü bulunması

    Ailede alerjik hastalık bulunması

    Ailede astım bulunması

    Allerjenlerden korunma tedbirleri uygulandığında yanıt alınması

    Astım tedavisine yanıt alınması

    Bu gibi durumlarda küçük yaştaki çocuklarda klinik tanı konularak tedaviye başlanır. Daha büyük çocuklarda basit yada kapsamlı solunum testleri yapılarak astım tanısı konur. Testlerde solunumla alınan alerjenlere duyarlılık saptanan çocuklarda alerjik bronşit terimi kullanılır. Allerji tespit edilemeyen bir kısım çocukta ise astım terimi kullanılır. Gerçekte de astımlı çocukların % 85 kadarında alerjik astım vardır, % 15 kadar çocukta ise astım bulguları olmasına rağmen alerjik duyarlılık gösterilemez. Bu durumdaki olgularda alerjik olmayan astım tanısı konur. Sonuç olarak temelde bronşit ve alerjik astım aslında aynı klinik tabloyu ifade etmektedir.

    Allerjik astımı olan çocuklarda ev tozu akarları, polenler, küf sporları gibi solunum yoluyla alınan alerjenler ve solunum yollarını uyaran viral solunum yolu enfeksiyonları, keskin kokular, sigara dumanı gibi tetikleyici etkenler bulguların ortaya çıkmasında etkilidir. Sadece tetikleyicilerin etkili olduğu alerji tesbit edilemeyen çocuklarda ise tetikleyiciler astım ataklarını başlatmaktadır.

    Astımda uygulanacak tedavinin ilk basamağı alerjenlerden ve tetikleyicilerden kaçınmadır. Astım bulguları kontrol altına alınabilir ve astımlı çocuk tedavide biraz dikkatli davranıldığında yaşıtlarının yaptığı her türlü aktiviteyi yapabilecek hale gelir.

    Uygun tedavi yöntemi çocuğunuzu normal yaşantısına döndürebilir.

    Tedavinin amacı hastalığın kontrol altına alınmasını sağlamaktır.

    Kontrol altına alınmayı takiben hastalara öncelikle yüzme olmak üzere düzenli spor yapmaları önerilmelidir.

    Prof.Dr.Nihat Sapan – Çocuk Allerji Uzmanı

  • İnek sütü alerjisi nedir?

    İnek sütü alerjisi nedir?
    İnek sütü alerjisi bir ya da daha fazla süt proteinine karşı spesifik immünolojik mekanizmalarla oluşan hipersensivite reaksiyonu (aşırı duyarlılık reaksiyonu) olarak tanımlanır. İnek sütünde kazein ve whey proteinleri denilen beta laktoglobulin, alfa laktalbumin, bovin serum immunglobulini başta gelmek üzere yaklaşık 20 kadar alerjenik proteine karşı alerjik reaksiyon gelişebilir.

    Bebeğime inek sütü alerjisi teşhisi kondu, neredeyse 1 yaşına gelecek, peynir, veya yoğurt ile deneme yapabilir miyim?
    Besin yükleme testi inek sütü alerjisinin düzelip düzelmediğinin değerlendirilmesinde kullanılır. Bebeğinize 1 yaşından önce yoğurt, peynir ve formül mama ile deneme testi yapılabilir. Ancak yükleme testi doktor gözetimi altında yapılmalıdır. Şüpheli besinler testten en az 2 hafta önceden itibaren bebeğe verilmez. Ayrıca alerji şurupları kullanılıyorsa bunlar kesilir. Deneme sırasında bebek sağlıklı olmalı, ateş, kusma, ishal olmamalı, rinit ve/veya astımı kontrol altında olmalıdır. Uygulama sırasında gelişebilecek acil durumlar için gerekli hazırlıklar yapıldıktan sonra düşük dozdan başlayarak artan dozlarda inek sütü yada süt ürünleri verilir. Yirmi otuz dakika kadar bekledikten sonra miktar arttırılır. Bulgu ortaya çıkmıyorsa tolerans geliştiğine karar verilir.

    Bebeğimde inek sütü alerjisi var, ancak işe döneceğim ve memeden kesmem gerekiyor, ne yapmalıyım?
    İnek sütü alerjisinde ilk yapılacak olan, inek sütü ve inek sütü içeren bütün besinlerin bebeğin diyetinden çıkarılmasıdır. Anne sütü alamayan inek sütü alerjisi olan bebeklerin beslenmesi özel formüllere düzenlenmelidir. İlk seçenek yoğun hidrolize mamalardır (peptijunior),ancak semptomları devam eden, çoklu besin alerjisi olan veya büyüme geriliği olan çocuklara aminoasit bazlı formüller (pregomin AS, neocate) verilmesi önerilmektedir.

    Bebeğimi emziriyorum ancak doktorum bebeğimde inek sütü alerjisi olduğu için benim süt içmememi, peynir, yoğurt gibi inek, keçi veya koyun sütünden oluşan besinleri tüketmemem gerektiğini söyledi. Nasıl besleneceğim?
    Anne sütü ile beslenen süt çocuklarında emziren annenin diyetinden tüm süt ve süt ürünlerinin çıkartılarak annenin emzirmeye devam etmesi önerilmektedir. Eliminasyon diyeti verilen anneye kalsiyum desteği verilmeli ve diyeti süt proteini içermeyen gıdalar ile düzenlenmelidir.

    Bebeğime süt vermiyorum, ama bazı bisküvilerde bile süt var. Başka hangi ürünleri almamalıyım?
    İnek sütü ve inek sütü bazlı mamaların dışında pek çok besinde inek sütü proteinleri bulunmaktadır. Gıda ambalajları üzerinde aşağıdaki ifadeler olan besinler inek sütü proteini içerdiklerinden kesinlikle verilmemelidir. Artifisiel tereyağı sarısı, tereyağı, her türlü süt, süt tozu, yağı alınmış süt, evapore süt, keçi sütü, koyun sütü, kazein, kazeinat, peynir, krema, laktalbumin, laktalbumin fosfat, laktoglobulin, puding, laktuloz, whey, yoğurt ayrıca bazı besinlerinde içerisinde süt olabileceği söylenmelidir.
    Süt ürünleri katılarak yapılan pişmiş yiyecekler (kek, kurabiye, bisküvi vb) ve süt ile terbiye edilerek hazırlanan gıdalar da tüketilmemelidir.

    Prof.Dr.Nihat Sapan – Çocuk Allerji Uzmanı

  • Bronşial astım

    Bronşial astım (veya kısaca Astım) alt solunum yollarının yani bronşların kronik (müzmin, süreğen) hastalığıdır.
    Astım, bulaşıcı bir hastalık değildir ancak genetik temeli olan bir hastalıktır. Yani, anne veya babada astım varsa çocuklarda da astım olma olasılığı çok yüksektir.

    Belirtileri genellikle aralıklı olarak oraya çıkar. Birkaç gün ile birkaç hafta devam eder ve sonra belirtiler düzelir. Belirtilerin düzelmesi hastalığın düzeldiği anlamına gelmez. Çünkü özellikle hastanın düzenli takibi ve tedavisi yapılmıyorsa uygun şartlarla karşılaşıldığında belirtiler mutlaka tekrar ortaya çıkacaktır.
    Birçok etken Astımlı çocuklarda hastalık belirtilerini ortaya çıkarabilir. Bu etkenlerin başında nezle, grip gibi üst solunum yolu enfeksiyonları ve allerjenler gelir.
    Astım tedavisi aylar-yıllar alabilen uzun süreli bir tedavidir ve düzenli aralıklarla hekim takibi çok önemlidir.

    Astım belirtileri
    • Hışıltı
    • Öksürük
    • Nefes darlığı
    • Göğüste sıkışma hissi
    Bu belirtiler devamlı olarak yoktur. Belirli aralıklarla ortaya çıkar. Bazı hastalarda birkaç haftada bir bazı hastalarda birkaç ayda bir belirtiler oluşur. Belirtilerin olmadığı dönemlerde bir sorun yokmuş gibidir. Astımlı çocuklar bu ara dönemlerde oyun oynama, merdiven çıkma, hızlı yürüme, koşma gibi bazı fiziksel aktiviteleri astımı olmayan arkadaşları kadar iyi yapamasalar bile genellikler sağlıklı görünürler. Hatta bu durum bazı aileler tarafından hastalığın düzeldiği şeklinde yorumlanır ve ilaçlar kesilip hekim kontrolünden çıkılır.

    Hangi çocuklarda Astım düşünülmeli?
    • Şikayetlerin devamlı değil, aralıklarla ortaya çıkması,
    • Hışıltının sık tekrarlaması,
    • Oyun oynama, merdiven çıkma, hızlı yürüme, koşma gibi aktivitelere bağlı öksürük veya hışıltı oluşması,
    • Özellikle geceleri nöbetler halinde kuru öksürük olması,
    • Belirtilerin daha çok geceleri veya sabahları ortaya çıkması veya var olan belirtilerin bu saatlerde daha da kötüleşmesi,
    • Belirtilerin yılın her döneminde oluşabilmesi,
    • Belirtilerin 3 yaşından sonra da devam etmesi veya 3 yaşından sonra ortaya çıkması,
    • Soğuk algınlığının hızla göğse inmesi veya 10 günden uzun sürmesi,
    • Allerjenler (Ev tozu akarları, polenler, hayvan tüyü, küf, hamamböceği), soğuk hava veya kuru hava solunması, egzersiz, ağlama, gülme, sigara dumanı, aerosoller, parfümler, saç spreyleri, hava kirliliği, odun-kömür dumanı, temizlik malzemeleri, nezle-grip gibi üst solunum yolu enfeksiyonları ve stres gibi etkenler ile belirtilerin ortaya çıkması, durumunda, Astım düşünülmeli

    Astım teşhisi
    Astım teşhisi için kullanılan en değerli yöntem, hastalığın hikayesidir. Yani, doktorlar anne-babalardan ve çocuğun kendisinden hastalığın belirtilerini ayrıntılı olarak sorup öğrenmeye çalışırlar. Bu sorgulama ne kadar doğru yapılırsa, astım teşhisi koymak da o kadar kolaylaşır. Bu nedenle, özellikle anne-babalar hastalıkla ilgili sorulan sorulara sıkılmadan, doğru ve net cevaplar vermelidirler.
    Küçük çocuklarda hastalığın hikayesi kadar çocuğun hasta iken hekim tarafından görülmesi ve astım tedavisine alınacak cevap da büyük önem taşır. Çünkü özellikle küçük çocuklarda Astımdan başka birçok hastalık da Astım belirtileri ile aynı belirtileri oluşturur ama sadece astımlı çocuklardaki belirtiler Astım tedavisi ile düzelir. Astıma benzeyen diğer hastalıkların belirtileri ise astım tedavisi ile düzeltilemez. Bu farkı ancak bir hekim anlayabileceği için, çocuğun mutlaka belirtilerin ortaya çıktığı dönemde hekim tarafından görülmesi sağlanmalıdır.
    Astım teşhisinde kullanılabilen en önemli test ise solunum testidir. Ancak, solunum testi büyük çocuklarda yapılabilen bir testtir. Özellikle altı yaşından küçük çocuklarda kullanılamaz.
    Allerji testleri ise teşhise yardımcı olarak kullanılabilen bir yöntemdir. Toplumda, allerji olmadan astım da olmaz gibi bir anlayış geliştiği için, allerji testleri negatif çıkan birçok astımlı çocukta astım teşhisi ve tedavisi gecikir.
    Sonuç olarak, hastaya uygun yöntemlerin kullanılmadığı durumlarda astımlı hastaların teşhisi ve dolayısıyla tedavisi gecikebilir. Bazen de çocukta astım olmadığı halde astım teşhisi konulabilir ve bu çocuklar gereksiz yere uzun süreli ilaç kullanabilirler.

    Astım nasıl tedavi edilir?
    Astım kronik bir hastalık olduğuna göre, tedavisi de uzun süreli olmalıdır. Tedavinin ilk aşaması, anne-babaların çocuklarının astım olduğunu kabullenmelidirler. Bu aslında tedavinin ilk aşamasıdır. Bunun yanında, astımın korkulacak bir hastalık olmadığı ama önemli ve ciddi bir hastalık olduğu akıldan çıkarılmamalıdır. Astım tedavisinde amaç çocuğu şikayetsiz hale getirmek ve günlük aktivitelerini astımsız yaşıtları düzeyinde yapabilmesini sağlamaktır. Bu, hemen sağlanabilen bir durum değildir. Her çocuğun astım şiddeti birbirinden farklı olduğu için kullanılacak ilaçlar ve ilaç dozları da birbirinden farklıdır. Bazı çocuklarda belirtilen düzeyde kontrol birkaç ay içinde sağlanabilirken bazı çocuklarda bu süre çok daha uzun olabilir. Bu nedenle, anne-babalar ve çocuklar özellikle tedavi süreleri açısından sabırlı olmalı, en geç 2-3 ayda bir mutlaka kontrole gitmeli ve tedaviyi başlatan doktordan habersiz ilaçlarını bırakmamalıdırlar. Burada belirtilmesi gereken bir durum da, hastaların bir kısmının belirtiler düzeldi diye hastalığın da düzeldiğini zannederek ilaç kullanmayı bırakmalarıdır. Tekrar belirtmek gerekirse astım, kronik bir hastalık olması nedeniyle tedavisi de uzun sürelidir, belirtilerin düzelmesi hastalığın düzeldiğini göstermez, tedavide kullanılacak ilaçlara, tedavinin süresine ve ne zaman kesileceğine ancak bir uzman hekim karar verebilir ve hastalar mutlaka belirli aralıklarla düzenli olarak kontrollerine gitmelidirler.
    Tedavide kullanılan ilaçlar 2 gruptur:
    1. Kronik iltihabı azaltan ilaçlar: Bunlar içinde en etkili olanları kortizonlu ilaçlardır. Kortizonlu astım ilaçları bazı araç-gereçler yardımıyla kullanılabilen sprey veya toz şeklindeki ilaçlardır. Her hasta için de farklı bir araç-gereç gereklidir. Diğer grup ilaçlar ise toz veya hap şeklinde alınabilen, kortizon içermeyen, bazı hastalarda etkili bir tedavi sağlayabilen ilaçlardır. Hangi hastada, hangi tür ilacın, eğer kortizonlu ilaç gerekiyorsa hangi araç-gereç yardımıyla ve ne kadar süreyle kullanılabileceğine en doğru şekilde hekim karar verebilir.
    2. Bronş genişletici ilaçlar: Atak dönemlerinde, belirli bir süre kullanılan ilaçlardır. Hekim tavsiyesi dışında, kontrolsüz kullanımları önemli yan etkiler oluşturabilir.
    Astım tedavisinde aşı uygulamaları da yapılabilir. Aşı tedavisi 3-5 yıl süren, zahmetli, pahalı ve bazen çok çok ciddi yan etkileri olabilen bir yöntemdir. Üstelik astımlı hastaların ancak bir kısmında işe yarayabilir.

  • Evtozu akarları

    Ev tozu
    • Ev tozu, çok sayıda allerjeni içeren bir havuz gibidir (en önemlisi akarlar).
    • Ev tozunun miktarı ve içeriği:

    Evin bulunduğu yere,

     İklime,
     Rakıma,
     Yılın dönemlerine,
     Evden eve (şehir evi-çiftlik evi) ve
     Aynı evde odadan odaya (banyo- yatak odası) göre farklılıklar gösterir.

    Akarlar
    • Yaklaşık 0.3 mm boyunda, gözle görülemeyen, örümceğe benzer canlılardır.
    • İnsan vücudundan dökülen deri artıkları ve döşeklerde yaşayan mikroskopik bir tür mantar ile beslenirler: EN SIK BULUNDUKLARI YERLER YASTIK, DÖŞEK, KUŞTÜYÜ YORGAN gibi eşyalarımızdır.
    • Akarların en yoğun olduğu dönemler sonbahar ve kış aylarıdır.
    • Akar allerjisi olan kişiler akarın kendisine değil idrar, dışkı, salya gibi atıklarına karşı allerji geliştirirler.
    • Döşekten toplanan 1 gram toz içinde 2,000-15,000 adet akar bulunur.
    • Döşekte uyurken oluşan sıcaklık (20o-30o C) ve nem akarların üremesi ve beslenmesi için uygun ortam sağlar.
    Temel kurallar:
     Yatağı her gün havalandırın. Kalkar kalkmaz yatağı düzeltmeyin, soğumasını ve havalanmasını bekleyin.
     Yatak odasını serin ve kuru tutun. Sıcak ve kuru ortamlar, aynı zamanda solunum yollarını da kuruttuğu için zararlıdır.
     Yatak odası serin ve kuru ise yatağı haftada 2 kez havalandırmak yeterlidir.
     Battaniyeleri 55 derece veya üzerindeki sıcaklıklarda yıkanabilen pamuklu veya sentetik kumaşlardan seçin.
     Yastıkları sentetik maddeler ile doldurun; hayvan tüyleri kullanmayın.
     Döşekleri plastik veya allerjen geçirmeyen filtreli kumaşlarla kaplayın. Eğer bu mümkün değilse, en az haftada bir elektrikli süpürge ile vakumlayın.
     Her gece yattığımızda vücut ısımız ve soluğumuz akarlar için en uygun çoğalma ortamını sağlar: Çarşafları, nevresimleri, yastık yüzlerini en az haftada bir değiştirin.
     Evin diğer odalarını da, yatak odasındaki kadar sık olmamak şartıyla ama aynı özenle temizleyin. Önceliği zemine, koltuklara, kanepelere ve perdelere verin.
    • 1500-1800 metre ve üzerindeki yüksekliklerde akarlar yaşayamaz. Bu bölgeler, akar allerjisi bulunan kişiler için en uygun yaşam ve tatil bölgeleridir: SÜREKLİ YAŞAMASANIZ BİLE TATİL İÇİN YAYLALARA ÇIKIN.
    Akarlardan nasıl kurtulalım?
    • Ev ne kadar sade döşenirse, akarların yaşam ortamları o kadar azalır.
    • Yün, pamuk tüyü, kuştüyü, hayvan tüyleri gibi maddelerden yapılmış battaniye, döşek, yorgan yastık gibi eşyaları sentetik (köpük, polyester, dakron, vb) olanlarla değiştirmeli
    • Perdeler sentetik olmalı
    • Yüklükler hafifletilmeli
    • Yünlü-tüylü halılar ve hayvan derileri uzaklaştırılmalı
    • Duvardan duvara halı ve kilimler kaldırılmalı, zemin vinil, ahşap vb malzeme ile kaplanmalı
    • Çok toz tutan ağır dekorasyonlar (çift kat perdeler, ağır kumaşlar, duvar halıları, vb) kullanılmamalı
    • Vakumlu süpürgeler ile temizlik yapılmalı (özellikle döşek, yorgan, yastık) (temizlik sırasında allerjik kişi evde bulunmamalı)
    • Çiçek açmayan yeşil bitkiler uzaklaştırılmalı
    • Yünlü-tüylü oyuncaklar uzaklaştırılmalı
     En iyi vakumlu süpürgeler, 800 watt ve üzerinde gücü olan ve süpürgeden çıkan havayı filtre edebilen süpürgelerdir.
     Yatak, yorgan, yastık gibi eşyaları kaplamak için kullanılan hipoallerjenik kılıflar akarlar ile teması azaltmada çok etkili ama çok pahalı maddelerdir.

  • İlaç allerjileri

    • Çocuklarda, erişkinlere göre oldukça az görülürler.
    • Çoğu belirtiler gerçek allerji değil, yan etki, yüksek doz, intolerans veya yalancı allerjilerdir. Örneğin, antihistaminlere bağlı uyku hali, antibiyotiklere bağlı ishal.
    • Her ilaca karşı allerji gelişebilir ancak en sık allerji görülen ilaçlar başta penisilin olmak üzere antibiyotikler, aspirin ve aspirinden üretilmiş ağrı kesiciler, serumlar ve hormonlardır (insülin, gibi).

    • Herhangi bir ilaç kullanımını takiben ters bir etki oluşmuş ise mutlaka doktorunuza aşağıdaki soruların cevaplarını verecek biçimde ayrıntılı olarak anlatınız:
     İlaç içtikten ne kadar sonra oldu?
     Nasıl başladı?
     Ne tür şikâyetler oldu?
     Daha önce aynı ilacı kullandı mı?
     Birlikte başka ilaç kullanıyor muydu?

    • İlaç allerjilerinin teşhis aşamalarının tamamı, hastanede ve acil müdahale şartlarının hazır olduğu ortamlarda yapılmalıdır.
    • İlaç alLerjilerinin teşhisi MUTLAKA BİR ALLERJİ UZMANI TARAFINDAN YAPILMALIDIR.
    • Teşhis için kullanılacak yöntemler oldukça karmaşık bir hazırlanma aşamasından geçer. Hem kullanılacak test dozları, hem de testin uygulanması uzun ve zahmetli bir süreçtir.
    • Deri testlerinin ardından, kesin teşhis için allerjiden sorumlu tutulan ilacın hastaya uygulanması gerekebilir. Hayati tehlike içerdiği için özellikle bu işlem, konu hakkında uzman bir hekimin gözetiminde ve aile ve hastanın izni ile yapılmalıdır.

  • Allerjiye nasıl tanı konur?

    Allerjik hastalıkların çoğu uzun süreli tedavi gerektirir ve başarılı bir tedavi için hasta uyumu ve başarılı bir hasta-doktor ilişkisi şarttır.

    Allerjik hastalıkların tedavisinde birçok yöntem birlikte kullanılır. Bu yöntemleri ana başlıklar halinde ağıdaki gibi özetleyebiliriz.
    Uzaklaştırma:
    • Uzaklaştırılabilen allerjenler (akarlar, hayvan allerjenleri, hamamböceği, besinler, küf mantarları, vb) için doktorun önerdiği biçimde önlemler almalıyız.
    Desensitizasyon (Aşı tedavisi):
    • 3-5 yıl süren uzun, zahmetli ve çok pahalı bir yöntemdir.
    • Bazı allerjik hastalıklarda ve allerji tiplerinde çok etkilidir. Örnek: Arı allerjisi, mevsimsel allerjik nezle.
    • Bazılarında ise etkisi daha düşüktür veya yoktur. Örnek: Besin ve ilaç allerjileri, Atopik dermatit (Egzema)
    İlaç tedavisi:
    • Burada ayrıntılı olarak bahsedilmemiştir. Allerjik olayı oluşturan mekanizmaları veya ortaya çıkan belirtileri önlemeye yönelik ilaçlar kullanılır. Bu ilaçlar genel olarak antihistaminler (allerji şurupları veya hapları), bronş genişleticiler ve kortizonlu ilaçlardır. Yeni kullanıma sunulan ve birkaç yıl içinde kullanılmaya başlayacak olan çok sayıda ilaç da vardır. Bu konudaki en geniş bilgileri doktorunuzdan öğrenebilirsiniz.
    • Özellikle astım tedavisinde sprey şeklinde kullanılan birçok ilacın birbirinden farklı kullanım yöntemleri vardır. Her hasta için farklı bir ilaç, cihaz ya da kullanım yöntemi gerekebilir. Hangi hastaya hangi ilacın hangi yöntemle uygulanması gerektiğine en doğru biçimde doktorunuz karar vermelidir.
    • Allerjik hastalıkların tedavisi çoğu zaman çok uzun süreler gerektirir. Reçete edilen ilaçların önerilen doz ve sürelerde kullanılmasına dikkat edilmelidir.
    • Düzenli aralıklarla doktor kontrolüne gidilmeli, doktor önerisi olmadan ilaçlar asla kesilmemelidir. Yetersiz veya düzensiz ilaç kullanımı ile hastalık tedavi olmayacağı gibi, daha da ilerleyip tedavisi güç hatta imkansız hale gelebilir.
    Eğitim:
    • Hastalık ve etkenleri, ilaçların etkileri, yan etkileri ve ilaç kullanım yöntemleri her kontrolde hasta ve doktor tarafından belirli aralıklarla gözden geçirilmelidir.

    Her an sayısız yabancı maddeyi soluyoruz, yutuyoruz, dokunuyoruz. Bu maddelerin büyük kısmı allerjiye neden olabilir. Bu nedenle allerjik olduğumuz maddelerin tespiti bazen çok zor olabilir.
    Allerji tanısında kullanılan yöntemler:
    • Hasta hikayesi: Hastalıkların teşhisinde kullanılan ilk ve en önemli aşamadır. Doğru alınan bir hikaye ile allerjik hastalıkların çoğuna tanı koymak mümkündür. Hastalığın bütün özellikleriyle ilgili sorulara cevap aranır.
    • Muayene: Allerjik hastalıklara ait belirtilerin varlığı araştırılır. Allerjik hastalıklarda genellikle etkilenen organ ve dokular olan deri, burun, göz, akciğerler ve mide-barsak sistemi başta olmak üzere tam bir muayene yapılmalıdır.
    • Deri testleri: Her yaşta yapılabilir. Yüzeysel, derin ve yama testleri kullanılır. Bunlar içinde en pratik olanı ve sık kullanılanı yüzeysel deri testidir (prick test).

    Deri testleri mutlaka bir allerji uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Deri testleri, en çok uygulanan ve sonuçları en hatalı şekilde değerlendirilen allerji testlerinin başında gelir. Pozitif çıkan her sonuç hastada allerjik hastalık olduğu anlamına gelmez. Test ile hastalık belirtilerinin bağdaştırılması ancak bir uzman tarafından yapılabilir.
    • Kan testleri: Deri testlerine yakın sonuçlar vermekle birlikte pahalı ve sonuçlanması zaman alıcı testlerdir. Deri testlerinin yapılmasının mümkün olmadığı hastalarda kullanılabilir.
    • Yükleme testleri: En kesin yöntemdir. Hastanın allerjik olduğu madde ile belli aralıklarla ve giderek artan dozlarda hastaya uygulanır. Örneğin, besin allerjisi olduğu düşünülen hastaya söz konusu besin, çok düşük dozlardan başlayarak giderek artan miktarlarda yedirilir. Zor, zaman alıcı ve bazen tehlikelidir. Mutlaka hastanede ve bir allerji uzmanının denetiminde yapılmalıdır. Bronşial, egzersiz, burun, ilaç, besin yükleme testleri gibi tipleri vardır.

  • Çocuklarda solunum sistemi hastalıkları

    Çocuklarda solunum sistemi hastalıkları

    Her yıl birçok bebek ve büyük çocuk pek çok sayıda hafif derecede solunum sistemi infeksiyonu geçirir.

    Üst solunum sistemi burun, ağız, sinusler ve boğaz bölümlerini içerir. Burun akıntısı ve tıkanıklığı çocukların hayat kalitesini olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Diğer semptomlar:

    Ağızdan nefes alma nedeniyle ağızın açık olması

    Huzursuzluk,halsizlik

    Özellikle yattığı zaman görülen öksürük

    Ani çıkan ateş olarak sayılabilir.

    Alt solunum sistemi ise akciğerler ve bronşları içerir. Üst solunum sistemine göre daha ciddi şikayetlere yol açabilir. En sık görülen semptomlar:

    Gece ve gündüz devam eden öksürük

    Yüksek ateş

    Huzursuzluk,halsizlik

    Hırıltılı nefes alıp verme

    Solunum sıkıntısı nedeniyle karın kasları, burun kanatlarında görülebilen çekilmeler

    Hızlı nefes alıp verme

    Solunum sistemi hastalıklarının pekçok nedeni olabilir. Üst solunum sistemi için en sık neden viral infeksiyonlardır. Boğaz ağrısı, nezle, krup, influenza ( grip ) en sık görülen viral infeksiyonlardır ve genellikle 4 – 10 gün içerisinde düzelirler.

    Evde destek tedavisi genellikle yeterli olur, antibiyotik kullanımının bir faydası olmaz.

    Viral alt solunum yolu infeksiyonları da genellikle hafif seyreder. Bronşiolitler bu duruma örnek gösterilebilir. Bebeklerin % 10’ unda özellikle RSV virusüne bağlı gelişmişlerse ağır seyredebilir.

    Üst solunum yollarındaki bakteriyel infeksiyonların görülme bölgesi sinüsler ve boğazdır.

    Bakteriyel pnömoniler ise viral bir infeksiyonu izleyebileceği gibi , alt solunum yolu infeksiyonunun ilk göstergesi de olabilir. Bebek ve küçük çocuklarda hızlı nefes alıp verme , hareketlerde azalma, iştahsızlığa neden olabilir. Antibiyotikler, bakteriyel infeksiyonlara karşı etkili olabilir.

    Allerjiler de solunum sistemi hastalıklarının önemli bir nedenidir.

    Temiz, beyaz burun akıntısı, burun tıkanıklığı, burunda kaşıntı

    Kırmızı – sulanmış gözler, göz altlarında koyu renkli halkalar

    Huzursuzluk önemli semptomlardandır.

    Bebekler ve küçük çocuklar astım olmayabilirler. Ancak yaşla birlikte astım tanısı konulma sıklığı artar.

    Bebek ve küçük çocuklarda kuru ökürük tek belirtisi olabilir.

    Astım kötüleşir, tedavi edilmezse geceleri veya egzersizle belirginleşen hırıltı ve solunum sıkıntısı görülebilir.

    Astım, allerjiler, infeksiyonların yanı sıra aşağıdaki nedenler de solunum sistemi şikayetlerine yol açabilir:

    Sigara dumanına maruz kalmak. Doğum öncesi dönemde bile sigarayla karşılaşmak, çocuklardaki astım ve solunum sistemi şikayetlerini artırmaktadır.

    Yabancı cisim aspirasyonu

    Kistik fibroz gibi genetik, doğuştan sahip olunan hastalıklar

    Üç yaş ve altı küçük çocuklar , büyük çocuklara göre daha sık hasta olur ve daha sık solunum sistemi hastalıklarına sahip olurlar. Bu nedenle daha yakından takip edilmeleri gerekmektedirler.

  • Vitamin sınavı : çocuğunuzun ihtiyacı olan vitaminleri hangi besinler sağlar ?

    Vitamin sınavı : çocuğunuzun ihtiyacı olan vitaminleri hangi besinler sağlar ?

    Bazı besinler çocuğunuz için diğerlerinden daha mı faydalıdır ?

    Kötü sebze diye birşey yoktur. Ancak bazıları daha çok vitamin ve mineral içerir. Çocuğunuzun öğlen yemeğini hazırlarken parlak renkli sebzeleri daha çok tercih edebilirsiniz: Brokoli, domates,biber,havuç gibi. Sağlıklı bir öğlen yemeğinde aynı zamande protein, meyve ve tahıllar da bulunmalıdır. Meyve suyu yerine meyvenin kendisini tercih edin. Böylece çocuğunuz meyvenin kabuğunu da tüketerek fazladan vitamin de almış olacaktır. Öğlen yemeğini kendisi tüketiyorsa fazla tuz ve yağ içermeyen sağlıklı besinler seçmesini öğretmelisiniz.

    Çocuğunuz için en zengin kalsiyum kaynağı domates mi, badem mi yoksa şeftali midir ?

    Kalsiyum kaynağı dediğimizde aklınıza muhtemelen süt ve süt ürünleri gelir. Çocuğunuz süt sevmiyorsa badem,fasulye, portakal suyu gibi gıdalarda kalsiyum almasına yardımcı olurlar. Çocuklar, sağlıklı kemik ve diş gelişimi için kalsiyuma ihtiyaç duysalar da özellikle ergenlik döneminde yeterli almazlar. Kalsiyum ve D vitamin desteği almaları gerekebilir.

    Sebzeli omlet sağlıklı bir kahvaltı seçeneği olabilir mi ?

    Mısır gevreği, süt, meyve sabah kahvaltısında kolay bir seçenek olsa da sebzeli omlet , proteinden daha zengindir, daha fazla enerji verir ve daha uzun tok tutar.

    Çocuğunuzun Yeterli Demir Aldığından Nasıl Emin Olabilirsiniz ?

    Kırmızı kan hücrelerinin oksijeni dokulara taşıyabilmesi için demire ihtiyaç vardır. Çocuklar büyürken demire ihtiyaç duyarlar. Kırmızı et, somon, yumurta, kuru meyvelerin hepsi değişik miktarlarda demir içerirler. Bu besinleri, brokoli, domates, portakal, çilek gibi C vitamininden zengin gıdarla birlikte verirseniz demir emilimi de daha iyi olacaktır. Süt, barsaklardan demir emilimini azalttığından günlük süt miktarını 2 bardakla sınırlamak uygundur.

    Çocuğunuz iştahsızsa , yeterince vitamin almıyor olabilir mi?

    Birçok anne – baba çocuğunun iştahsız olmasından, sürekli ‘’ Tokum ‘’ demesinden şikayet eder. Ancak çok da büyük olmayan bir porsiyon bile çocuğunuzun yeterli vitamin ve mineralleri alması için yeterlidir. Hergün küçük porsiyonlar tüketiyorsa dışarıdan vitamin – mineral desteği alması için doktorunuza danışmanız faydalı olacaktır.

  • Çocuğumda tuvalet eğitimine ne zaman başlamalıyım ?

    Çocuğumda tuvalet eğitimine ne zaman başlamalıyım ?

    Tuvalet eğitiminin anahtar sözcükleri ‘’ Aferin ‘’ ve ‘’ Sabır ‘’ !

    Başını dik tutması, once destekli ,sonra desteksiz oturması, ilk dişini çıkarması,emeklemesi, sıralaması ve ilk adımlarını izleyerek bebeğimizin ilk gelişimlerini takip ederiz. Çocuğun tuvalet eğitimi ile bezden kurtulması da önemli gelişim aşamalarından biridir.

    Tuvalet eğitimi çocuğun , bir başkasının yardımına ve hatırlatmasına ihtiyaç duymadan, kendi başına bir beceriyi kazanma süreci olarak tanımlanabilir.

    Ne zaman ve nasıl yapmalıyım ? sorularının hemen aklımıza geldiği bu dönemde teorik olarak 18 ay ile 3 yaş arası uygun dönem olmakla beraber çocuğun olduğu kadar bakım veren kişinin de hazır olduğu dönemde başlanması çok önemlidir.

    Neden 18 aydan sonraki dönem daha uygun bir dönemdir ?

    18 aylıktan itibaren, barsak ve mesane için gerekli kas kontrolü kazanılır.

    Beden fonksiyonlarını öğrenir, ,ifade etme becerisi artar.

    İhtiyaçlarını daha iyi ifade edebilir.

    2 yaşın üzerinde dikkat süresi biraz daha artabilir, motive edilebilir.

    Anne – babayı model almaya,taklit etmeye başlayabilir.

    Soru sormaya,etrafını incelemeye başladığı dönemdir.

    Başlamak için fiziksel olarak hazır mı ?

    3-4 saat gibi uzun sure kuru kalabiliyor mu ?

    5 dak. süreyle aynı pozisyonda oturabiliyor mu ?

    Kirli bezle dolaşmaktan rahatsız oluyor mu ?

    Uykudan kalktığında kuru oluyor mu ? ( Bunun için biberonu, uyku sırasında ya da hemen öncesinde sıvı alımı alışkanlığını bırakmış olmalısınız )

    Tuvalete gitmek ürkütücü gelmiyor,size taklit ediyor mu ?

    Kısa komutları anlıyor ve yerine getirebiliyor mu ?

    Bu soruların cevapları ‘’ Evet ‘’ se tuvalet eğitimine başlamak için fiziksel olarak hazır olabilirsiniz.

    Tuvalet Eğitimine Başlarken Neler Yapmalıyım ?

    Çocuğunuzu eğitime motive etmek için ilgisini çekecek iç çamaşırlarını birlikte seçebilirsiniz.

    Rol model seçimini göz önüne alarak babalar oğullarına, anneler kızlarına yardımcı olabilirler.

    Lazımlık ya da tuvalet adaptorü seçebilirsiniz.

    Eğitim sırasında temalı yapıştırmalar gibi ödüller de kullanılabilir.

    Eğitime başladığınızda bezini çıkarmalısınız. Bir daha takmamalısınız. Bu nedenle kendi ortamızında vakit geçirin.

    2-3 saatte bir tuvaleti hatırlatıp, 5 dakika kadar, gerektiğinde oyunlarla oturmasını sağlayabilirsiniz.

    Çocuğunuz belirli saatlerde tuvaletini yapıyorsa bu saatlerde, yemeklerden on- onbeş dakika sonra dışkı refleksinin başladığı düşünülerek yemeklerden sonra tuvalet ya da lazımlığa oturtabilirsiniz.

    İdrar ya da dışkısını yaptığında ‘’ Aferin ‘’ gibi sözel ya da hediyelerle ödüllendirin.Kaçırdığında ise doğal davranın.

    Gece eğitimi, gündüz eğitimi tamamlanınca ya da beraber başlanabilir. Yatak koruyucu kullanılabilir.

    Eğitim , 3- 6 ay sürebilir.Ancak gece eğitimi daha da uzun sürebilir.

    Tuvalet eğitimine siz ve çocuğunuz için en uygun zamanda başlayın.Önemli değişikliklerin yaşandığı anlarda ( taşınmak, bakıcı değişikliği .) ya da emzik bırakılması gibi bir başka eğitimle aynı anda vermemeye çalışın. Baskıcı , kaba tutumlar uygulamayın.

    Çocuğunuz aşırı tepkiler veriyor ve tuvaletini yapmayı reddediyorsa inatlaşmaya geçmeden ara vermek en uygun davranış olacaktır.

    Tuvalet eğitiminin anahtar sözcüklerinin ‘’ Aferin ‘’ ve ‘’ Sabır ‘’ olduğunu unutmayınız .

  • Çocuklarda üriner sistem infeksiyonlarına dikkat !

    Çocuklarda üriner sistem infeksiyonlarına dikkat !

    Üriner sistem, vücutta idrarı yapan ve vücut dışına taşıyan bir sistemdir. Böbrek, mesane ve onları birbirine bağlayan tüpleri içerir. Bakterilerin üriner sisteme girmesiyle infeksiyonlar meydana gelir.

    Üriner sistem infeksiyonları, genellikle kolay tedavi edilir. Ancak tedavi edilemezse, özellikle altta yatan bir anomali varsa sepsis adı verilen tüm vücutta yaygın infeksiyonlara yol açabilir.

    Barsaklarda yaşayan bakteriler, dışkı aracılığıyla üretra adını verdiğimiz bölüme ulaşırsa ( idrarı mesaneden dışarı atan bölüm ) kolaylıkla mesane ve böbreğe ulaşabilir.

    Bebekler ve küçük çocuklarda ciddi bir semptom olmadan da görülebileceği gibi aşağıdaki semptomlara da neden olabilir:

    Ateş

    Kötü kokulu idrar

    Kusma

    İştahsızlık

    Halsizlik

    Tartı alımının yetersiz olması

    Daha büyük çocuklarda ise ;

    İdrar yapma sırasında ağrı, yanma

    Sık idrara gitme

    İdrar kaçırma

    Kötü kokulu, bulanık, kanlı idrar yapma

    Sırtta, bir veya her iki yanda ağrı

    Alt bel ağrısı

    Öykü, şikayetler ve fizik muayene bulgularının doğrultusunda idrar tahlili, idrar kültürü gibi laboratuvar testleri istenir. İdrar kültürü sonucu bir – iki günde çıktığı için genellikle idrar tahlili sonucuna göre antibiyotik başlanabilir. İnfeksiyon tedavisi sonrası , sebebe yönelik araştırmalar yapılabilir. Mesaneden böbreğe idrar kaçmasına yol açan vezikoüreteral reflü, böbrek taşları, ürüner sistemin diğer doğuştan anomalileri, kabızlık gibi durumlarda tekrarlayan idrar yolu infeksiyonları görülebilir.

    Antibiyotik tedavisinde doktorunuzun önerdiği doz ve sürede tedaviyi uygulayın. Ateş veya diğer semptomların iki – üç gün içerisinde düzelmesi durumunda tedaviyi erken sonlandırmanız, hastalığın tekrarlamasına veya ilerlemesine yol açabilir.

    Tekrarlayan idrar yolu infeksiyonları kalıcı böbre hasarı, hipertansiyona yol açabileceğinden infeksiyona yol açabilecek altta yatan hastalıkların tanısının konulması önemlidir.

    Tedavi başlandıktan iki gün sonra semptomlar gerilemiyorsa doktorunuzla görüşün. 3 ayın altındaki bebeklerde, kusan ve ağızdan ilaç alamayan çocuklarda,sepsis gibi ciddi infeksiyonlarda hastaneye yatırılarak tedavi edilmeleri de gerekebilir.

    Çocukların bol su içmeleri, idrar tutmayarak sık sık banyoya gitmelerinin hatırlatılması da tedavinin önemli bir kısmını oluşturur.