Kategori: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları

  • Genler ve hastalıklar

    Bir insanın sağlığı, görünümü, kişiliği ve yetenekleri, genetik yapısı ve içerisinde yer aldığı çevresinin etkileşimi ile belirlenir. Genler ailemizden bize geçen özellikleri taşıyan, ve kromozomlar üzerine yerleşmiş, DNA dizininden oluşan en küçük yapı taşlarıdır.

    Kişinin genleri onun potansiyelini oluşturmakta, çevresi ise bu potansiyeli sınırlamada veya ortaya çıkarmada yardımcı olmaktadır. Örneğin bazı ilaçların kullanımı, enfeksiyonlar, beslenme bozukluğu ve sosyo- ekonomik yoksunluk kişinin genetik potansiyeline göre farklı sonuçlar ortaya çıkarır.

    Tıp alanındaki ilerlemeler modern toplumun sağlığını olumlu yönde değiştirmiştir. Genetik hastalıklar çoğunlukla çok ciddi sorunlara yol açan ancak tedavi olanakları şimdiki durumda sınırlı olan hastalıklardır.

    Ayrıca aile bireyleri arasında bir kişide genetik hastalıklardan birisinin ortaya çıkarılması, ailenin diğer fertleri için risk getirebilir, bu nedenle kan bağı olan kişilerde tarama yapılaması gerekir.

    Ayrıca akraba evlilikleri bu hastaların daha sık ortaya çıkmasına yardımcı olur.

    Genetik hastalıklar nadir olmayan oldukça sık görülen hastalıklardır ve üç ana başlıkta özetlenebilir.

    Çoklu faktörlere bağlı genetik hastalıklar,

    Kromozomlara bağlı genetik hastalıklar

    Tek gen bozukluğuna bağlı genetik hastalıklar

    Yapılan çalışmalar çocuklarda genetik hastalıkların büyük bölümünün çoklu faktörlere bağlı (genetik ve çevresel faktörlerin karşılıklı etkileşimi sonucu) olduğunu, yaklaşık yüzde on civarında tek gen kalıtımı ile geçtiğini, yüzde bir ikisinin ise kromozom hastalıklarına bağlı olduğunu göstermiştir

    Çoklu faktörlere bağlı genetik hastalıklar: Hemen bütün doğumsal anomaliler bu şekilde kalıtılır. Bunlar doğuştan kolaylıkla fark edilebilen veya ilk bakışta tanımlanamayan ancak özel muayene ve tetkiklerle ortaya çıkarılabilen sakatlıklar olabilir. Fazla parmak gibi oldukça zararsız olabileceği gibi hayatı ciddi şekilde tehdit eden ağır sakatlıklar şeklinde de görülebilir.

    Başta bel açıklığı olmak üzere beyin ve omiriliğin yapısal eksiklikleri, Gelişimsel kalça displazisi, doğuştan kalp hastalıkları, yarık damar ve dudak , mide çıkışında darlık, yetişkinlerde ise iskemik kalp hastalıkları, şizofreni, alerjik hastalıklar, hipertansiyon, kanser çoklu faktörlere bağlı genetik bozukluklara örneklerdir.

    Kromozomlara bağlı genetik hastalıklar: İnsanlarda ikisi cinsiyeti belirleyen ,yirmi üç çift yani toplam kırk altı kromozom vardır. Cinsiyet kromozomları X ve Y dir cinsiyetimizi belirler. Kromozomlar genetik bilginin taşıyıcılarıdır. Kromozom hastalıkları insanlarda bulunan kırk altı kromozomun sayı ve şekil olarak normalden farklı olması sonucu ortaya çıkar.

    Sık görülen hastalıklardır . Başta ağır gelişme ve zeka geriliği olmak üzere çeşitli organları ilgilendiren doğuştan sakatlıklara yol açar. Her yaştaki annenin çocuğunda görülmekle birlikte annenin yaşı ilerledikçe bu hastalıkların görülme sıklıkları artar, otuz beş yaşından sonra gebe kalmak isteyen annelerin mutlaka genetik merkezlerine başvurmaları tavsiye edilir. Gebeliğin 15-20. haftaları arasında teşhis edilmeleri mümkündür. Kromozom anomalilerinin yol açtığı hastalıklara doğumdan önce yada sonra tanı konulabilmektedir.

    Tek gen bozukluğuna bağlı genetik hastalıklar: Bu hastalıklar insanda var olduğu tahmin edilen 25-30.000 kadar genden herhangi birinin değişikliğe uğraması sonucu ortaya çıkar. Kalıtım şekli farklı olmakla birlikte bu hastalıklar ailede yüksek oranda tekrarlama riskine sahiptir. Hastalığa sebep olan gen sayısı çok fazla olduğundan bulgularda çok değişiktir. Tek gen hastalıkları, zeka geriliği, doğuştan sakatlık, kan hastalığı, kas hastalığı, görme bozukluğu, cilt hastalığı, böbrek hastalığı, kalp hastalığı, ishal, zatüre gibi pek çok değişik bulgularla karşımıza çıkar.

  • Sara (epilepsi)

    Çocukluk çağı nöbetleri çok farklı dönemlerde ortaya çıkabilir. Hatta bazı durumlarda bebek daha anne karnındayken bile nöbet geçirebilir. Nöbet şekilleri ortaya çıktığı yaş gruplarına göre değişebilir. Yenidoğan döneminde nöbetler gözlerde kayma, yalanma, sıçrama, aniden morarma ve solunumun durması, bisiklet çevirme yada boks hareketleri benzeri hareketler olabilir. Biraz daha büyük bebeklerde nöbetler bunlar gibi olabileceği gibi tüm vücudta kasılma ya da herhangi bir uyarı olmadan vücudta sıçrama ve başın öne kapanması şeklinde selamlama nöbetleri dediğimiz nöbetler olabilir. Daha büyük yaş gruplarında ise dalmalar, özellikle sabah saatlerinde artan sıçramalar ya da kasılma ve atmalar olabilir.

    Epilepsisi olan hastaların mutlaka düzenli ilaç kullanımına ve düzenli doktor takibine ihtiyaçları vardır. Epilepsili hastalarda normal nörolojik gelişimi değerlendirmek, okul başarısını takip etmek hastalığın gidişatını değerlendirirken önemlidir.Bu çocuklarda dikkat eksikliği ve hiperaktivite sendromu daha fazla görüldüğü unutulmamalı ve bu açıdan hastalar değerlendirilmelidir.

    Epilepsi hastaları hayat düzenine dikkat etmelidir. Uykusuz ve aç kalmanın nöbetleri tetikleyebileceği akıldan çıkarılmamalı özellikle ışıkla uyarılan nöbetleri olan hastalar bilgisayardan uzak tutulmalıdır. Hastaların ilaçları aniden kestikleri durumlarda durdurulamayan çok uzun süren hayatı tehdit eden nöbetler ortaya çıkabilir. İşte bu yüzden ilaç uyumu ve ilaç dozlarının atlanmaması çok önemlidir.

  • Çocukluk çağı baş ağrıları

    Çocukluk çağında baş ağrısı sık görülen şikayetlerden olup 7 yaş civarında %40 ergenlikte %70-80’lere ulaşır. Baş ağrısının akut ya da kronik olması tanısal yaklaşım için önemlidir. Akut baş ağrıları genellikle altında yatan bir sebebe ikincil olarak ortaya çıkar. Ani başlayan baş ağrısı ile birlikte ateşin olması eşlik eden bir enfeksiyon varlığını düşündürebileceği gibi, geceleri uykudan uyandıran özellikle sabahları kusmaların eşlik ettiği başağrılarında kafa içi basınç artışına sebep olabilecek tümör gibi oluşumlar düşünülmelidir. Bunun dışında baş ağrısı ile ortaya çıkan bilinç kaybı, nöbet ya da motor fonksiyon kayıpları kanama ya da inme gibi durumları düşündürebilir.

    Kronik başağrılarında baş ağrısının süresi, ağrının şekli ve şiddeti, eşlik eden diğer bulguların varlığı gene primer ve sekonder baş ağrılarını ayırd etmek de önemlidir. Mesela baş ağrısına eşlik eden tansiyon yüksekliği hipertansiyon işareti iken, görme bozuklukları da özellikle başağrısına sebep olabilir.

    Birincil baş ağrılarının en çok iki sebebi migren ve gerilim tipi başağrısıdır. Migrende değişen yoğunlukta ve şiddette sıklıkla zonklayıcı şekilde başağrısıdır. Genellikle bu ataklara fotofobi(ışıktan sakınma), fonofobi (gürültüden sakınma), bulantı kusma eşlik eder. Ataklar arasında tamamen ağrısız geçen dönemler vardır. Ailede migren tanlı birilerinin olması önemlidir. Gerilim tipi baş ağrısında ise iki taraflı sıkıştırıcı tarzda ağrı olur. Psikiyatrik rahatsızlıklar, depresyon gibi eşlik edebilir.

    Eğer hastanın muayene bulguları ve öyküsünden sekonder başağrısı nedenleri düşünülüyorsa beyin görüntülemesi yapılabilir. Her hastaya EEG çekilmesi gerekli değildir ancak epilepsi ile karışan bazı durumlar da EEG çekimi önerilir.

  • Ateşli havale (febril konvülzyon)

    Çocuk nöroloji kliniklerine başvuran en sık hasta gruplarındandır.Ateşli havale 6 ay 6 yaş arası çocuklarda ateşli dönemlerde ortaya çıkan nöbetlerle karakterizedir.Bu nöbetler gözleri bir noktaya dikme, vücudta tamamen gevşeme ve bilinç kaybı ya da vücudta kasılma ve atmalar şeklinde olabilir.

    Ateşli havale toplumlara göre farklı sıklıklarda görülmekle beraber genellikle çocuklarda %4-10 arasında izlenmektedir. Ateşli havalede en önemli risk faktörü genellikle aile öyküsü olmasıdır. Ateşli havale en çok vücudta geçirilen viral enfeksiyonlara bağlı olarak ortaya çıkar.Genellikle hastalığın ilk 48 saatinde ateşin hızla yükseldiği sırada görülür.

    Ateşli havale genellikle bir kaç dakika süren kısa süreli tüm vücudta kasılma ve atmalarla seyreder nadiren vücudun sadece bir kısmında nöbet hareketleri ya da sıçramalar şeklinde olabilir.Eğer ailede ateşli havale ya da sara hastalığı öyküsü varsa, ilk nöbet 1 yaşın altında geçirilmişse, 38.5 derecenin altında değerlerde geçirilmiş ise, erkek çocuk ise tek taraflı nöbet ya da 15 dakikadan uzun süren nöbeti olmuşsa, 24 saat içinde tekrar eden havaleleri olmuşsa nöbetin ileriki dönemlerde tekrarlama ihtimali yüksektir. Özellikle böyle hastalar koruyucu önlemler açısından uyarılmalı gerekirse ateşli durumlarda nöbet geçirmesini engelleyici ilaçlar verilmelidir.

    Ateşli havale geçiren çoocukların aileleri mutlaka evlerinde derece bulundurmalı, çocukta hastalık bulgularını gördükleri anda derece ile düzenli olarak ateşlerini ölçmeli ve ateş yüksekliğini farkettiklerinde ateş düşürücüler ile ve ılık duş aldırarak ateşlerini düşürmelidir. Nöbet geçiren çocukların yüzüne su dökmek gibi davranışlar çocuğa çok ciddi zarar verebilir. Nöbet geçiren bir çocukta yapılacak şey hastayı yan çevirerek ağzındaki salgıların akciğerine kaçmasını engellemek ve başını koruyarak özellikle kasılma ve atmalar sırasında ortaya çıkabilecek kafa travmasını engellemektir.

  • Grip nedir? Çocuğumu aşılatmalı mıyım?

    2015-2016 sezonu grip aşısı hakkında bilmeniz gerekenler

    Bir çocuk hekimi olarak her yıl hastalarımın anne-babaları ile grip aşısının gerekliliği, yarar-zarar oranlarını tartışırım. Aşılar konusunda son zamanlarda herhangi bir tıbbi araştırmaya dayanmayan, 3.sayfa gazete haberleri ile dilden dile yayılan suçlamalar ile yakın zamanda bir toplum sağlığı problemi haline dönüşmesinden korktuğumuz bağışıklamaya duyulan güvensizlik, elbette grip aşısına karşı da mevcut.

    Ülkemizdeki rutin aşılama takviminde şu an 13 hastalığa karşı bağışıklama uygulanıyor. Doğada ise milyonlarca virüs ve bakteri var. Bağışıklama yapılan virüs-bakterilerin, programda olma nedenleri ise mortalite yani ölüm ve morbidite yani sakatlık-komplikasyon risklerinin yüksek olmasıdır. Grip hastalığına karşı bağışıklama amacı da aynıdır.

    Grip hastalığının bireyi toplum içindeki yerinden koparıp evde yatağa hapseden etkileri yanında, zatüre gibi istenmeyen komplikasyonlardan korunmak aşının asıl amacıdır.Çocuğunuzu korumak dışında bağışıklama programının üstlendiği bir misyon da lösemi, bağışıklık sistem yetersizliğine neden olan hastalıklar gibi aşı olmanın mümkün olamadığı çocukları dolaylı olarak korumasıdır.

    Yani aşı yaptırmamakla sadece kendi çocuğunuzun değil, etrafınızdaki çocukların da bulaşma ile hastalanma olasılığını kabul etmiş olursunuz.

    Özellikle sağlık personeli ve öğretmenler gibi kalabalık ortamlarda çalışan kişiler, grip açısından riskli grup sayılır ve aşılanmaları hem kendi sağlıkları hem de bulaş ın engellenmesi ile toplum sağlığı açısından gereklidir.

    Hastalarımın anne-babalarından grip aşısı için zaman zaman aynı yorumu duyuyorum: “ Geçen yıl grip aşısı oldum. Ama yine de çok hasta oldum.” aşıyı olmadan önce amacı doğru belirlemeniz, aşıya karşı gereksiz şüphenizi engeller.

    Grip aşısı “influenza” virüsüne karşı bağışıklama amacı taşır. Diğer hastalıklarınızı engellemeyecektir.

    Grip aşısı olurken amaç gribe yakalanılsa bile daha hafif, daha kısa sürede ve komplikasyonsuz süreci atlatmaktır.

    Grip nedir?

    Grip: her yıl Ekim-Mayıs ayları arasında salgın yapan bulaşıcı bir hastalıktır.

    İnfluenza virüsü nedenlidir ve hapşurma, öksürme ve direkt temas ile kolayca bulaşır. Herkes grip olabilir ama yakalanma riski en büyük olan grup çocuklardır. Semptomları hızla başlayabildiği gibi günlerce de sürebilir;

    Ateş-titreme

    Boğaz ağrısı

    Kas ağrıları

    Yorgunluk

    Öksürük

    Baş ağrısı

    Burun tıkanıklığı-akıntısı

    Grip bazı insanları çok daha fazla etkiler; küçük çocuklar, solunum yolu allerjisi olan kişiler, 65 yaş ve üstü yaşlılar, hamileler, ağır sağlık sorunları olan kişiler (kalp-böbrek-karaciğer hastalıkları, diyabet, bağışıklık sistemi yetersizliği ya da sinir sistemi hastalıkları gibi) Grip aşısı asıl bu insanlar için önem taşır ve bir toplum sağlığı konusudur; grip aşısının bu insanlarla temasta olan herkese yapılması gerekir.

    Grip aynı zamanda zatüreye neden olabilir. İshal ve havaleler de çocuklarda görülebilir.

    Grip aşısı, gripten korunmada en etkin yoldur ve insandan insana bulaşı da engeller.

    Bu yılki grip aşısı ile ilgili bilmeniz gerekenler;

    1.Grip aşısı çocuklar için gereklidir.

    Grip virüsü çok yaygın ve etkileri önceden tahmin edilemeyen bir virüstür. Ağır komplikasyonlara ve ölüme neden olabilir. Bağışıklama ise her yıl çocukların gripten korunmasında en etkin yoldur.

    Her yıl toplam nüfusun ortalama % 5-20 grip virüsüne yakalanır ve 200,000 den fazla insan grip hastalığının komplikasyonları nedeni ile hastaneye yatırılır. Amerika’da 2015-2015 sezonunda en azından 145 çocuğun bu nedenlerle kaybedildiğini biliniyor. Bu sayının bildirilmemiş vakalar nedeni ile çok daha fazla olduğu düşünülüyor. Her yıl 5 yaş altı ortalama 20,000 çocuk grip komplikasyonları nedeni ile hastaneye yatırılarak tedavi alır.

    İnfluenza anti-viral ajanlarla tedavi edilebilir ancak bu tedavi pahalı, umulandan daha az etkin ve potansiel yan etkiler barındıran bir tedavidir.

    6 aydan büyük çocuklar ve gençlerin grip aşısı ile aşılanmaları Amerikan Pediatri Akademisi tarafından önerilmektedir. Buna ek olarak 5 yaş altındaki çocukların evdeki bakımından sorumlu kişiler ve grip için yüksek risk altındaki kişilerin de aşılanmaları gerekir.

    Çocuklar, özellikle de 5 yaş altındakiler, grip hastalığı ve komplikasyonları için genellikle tıbbi destek almak zorunda kalırlar. çünkü

    Ağır grip komplikasyonları 2 yaş altındaki çocuklarda çok daha sıktır.

    Kronik sağlık problemi olan çocuklar (kalp hastalığı, astım, diyabet, sinir sistemi hastalıkları) ağır grip komplikasyonları açısından yüksek risk altındadır.

    2. Şimdi grip için aşılanmanın tam zamanı..

    İnfluenza aşısı için sezon başladı ve sonbahar-kış boyunca da devam edecek.

    İlk defa grip aşısı olacak bebek ve çocukların bir defaya mahsus olmak üzere 1 ay ara ile 2 doz aşılanmaları gerekiyor. Aşı sezonu bitemeden 2 doz aşılanmasının tamamlanabilmesi için acele etmelisiniz.

    3. İğne olmak zorunda değil. Grip aşısı için burun spreyi şeklinde aşı da mevcut.

    Çocuklar için 2 tip grip aşısı mevcut. Bunlardan biri 6 aydan büyük bebek ve çocuklar için önerilen inaktive influenza aşısı, kas içine enjeksiyon olarak yapılır.

    Zayıflatılmış canlı aşı formu ise 2 yaşından büyük 49 yaşından küçükler için burun spreyi şeklinde uygulanabilir. Ancak sprey şeklinde aşı henüz ülkemizde kullanıma girmedi.

    4. Grip aşısından grip olunmaz.

    Grip aşıları ölü ya da zayıflatılmış virüs ile üretilir. Burun akıntısı, yorgunluk, baş ve kas ağrıları gibi sistemik semptomlar aşı sonrası görülebilir.

    Grip aşısının bu yan etkileri ılımlıdır ve grip olmakla bir tutulmamalıdır. En yaygın yan etkiler aşı yapılan yerde ağrı ve hassasiyettir. Büyük çocuklar ve yetişkinlerde çok daha nadir olmak üzere, 2 yaş altındaki çocukların %10-35’inde aşıdan 24 saat sonrasına kadar ateş görülebilir. Burun spreyi şeklinde olan grip aşısının daha fazla grip hastalığı benzeri yan etkiler gösterebilme potansiyeli mevcuttur.

    5. Eğer aşılı iseniz ve gribe yakalandıysanız hastalığı çok daha hafif geçireceksiniz.

    Grip aşının % 60 efektif olduğu biliniyor. Ve grip aşısı olan insanlar hastalığı çok daha hafif geçiriyorlar.

    6. Bu yıl yapılan grip aşının geçen seneye göre çok daha etkili olduğu düşünülüyor. Çünkü ;

    2014-2015 grip sezonu, önceki yıllara göre çok daha ağır geçti. Çünkü daha yaygın görülmüş olan, H3N2 influenza virüsünün etkin genetik bölümü aşının içeriğinde yok idi. 2015-2016 sezonu aşısı bu gen bölümünü de kapsıyor.

    7. İnfluenza aşısı otizme neden olmaz.

    Literatürde yapılan çalışmalar grip aşının güvenli olduğunu ve otizm nedeni olmadığını göstermiştir. Maalesef bazı insanlar, politikacılar farklı nedenler ile dayanağı olmayan şekilde bunu ileri sürmektedir.

    8. Grip aşısı diğer aşılar ile aynı zamanda güvenle yapılabilir.

    Grip aşısı, diğer aşılarla birlikte aynı anda güvenle yapılabilir. Fakat ayrı bir bölgeden ve farklı bir iğne ile. 6 ay – 8 yaş arası, ilk defa aşılanacak olan çocukların 1 ay ara ile 2 kez aşı olmaları, bağışıklığın güçlü bir şekilde kazanılabilmesi için önemlidir. Canlı aşılar ile (su çiçeği – kızamık+kızamıkçık+kabakulak vs) ya aynı anda ya da 4 hafta ara ile yapılabilirler.

    9. Yumurta allerjisi olan bir çok çocuk da güvenle grip aşısı olabilir.

    Yumurta allerjisi olan pek çok çocuk hastane ortamında güvenle grip aşısı olabilir. Ağır yumurta allerjisi olan çocuklar için bir çocuk allerji uzmanının önerileri doğrultusunda hareket edilmelidir.

    10. Kimler grip aşısı olmamalı?

    eğer ağır, yumurta, jelatin ya da anbiyotiklere karşı hayatı tehdit edici allerjiniz varsa aşı olmamalısınız.

    eğer guillian barre hastalığı geçirdiyseniz aşı olmamalısınız.

    kendinizi iyi hissetmiyorsanız aşılanmayı bir süre erteleyebilirsiniz.

  • Bebeğime anne sütü yeterli geliyor mu?

    Anneler mümkün olduğunca, bebekleri 6 aylık olana kadar sadece anne sütü ile bebeklerini beslemeliler. 6 aylık olana kadar tüm besin ihtiyaçlarını anne sütü karşılar. Emzirme aynı zamanda bebeği kulak enfeksiyonlarından, akciğer enfeksiyonlarından ve diyareden korur.

    Anneler doğum gerçekleştikten sonraki ilk bir kaç saat içinde (mümkünse 30 dk içinde göğüse bebeği koyun çünkü bebek ilk 1 saatinde genellikle uyanık olur) bebeklerini emzirmeye başlamalılar. İlk birkaç gün birçok annenin kolostrum dediğimiz sarı renkli az mikarda olan sütü olur ve kolostrum yenidoğanın ihtiyacı olan tüm besin değerlerini içerir. İlk 24 saat bir kaç damla olur ve birçok annenin 2-4. gün süt yapımı artar. 5. gün daha sert hatta süt sızdıran göğüsleri olur. Sert göğüs uçlarını bebeğin kavraması zor oluyor ise göğüs ucunu yumuşatmak için el ile ya da pompa ile birkaç damla sağmayı düşünebilirsiniz .6. günden sonra emzirme sonrası göğüste yumuşaklık hissi olur.

    Bebeğinizin yeterli anne sütü alıp almadığını nasıl anlarsınız;

    -bebeğinizin bezlerini takip edin; ilk 24 saat en az 1 ıslak bez olmalı, 3. gün ıslak bez sayısında artış görmeliyiz ve doğumdan sonra 4. ve 5. günlerde bebeğinizin artık günde en az 6 ıslak bezi olmalıdır.

    -barsak hareketlerini takip edin yani dışkılama sayısına bakın; doğumdan sonraki 4. günde bebeğinizin 4 ya da daha fazla dışkısı olması gerekir. 4-6 haftadan sonra kademeli olarak dışkılama sıklığı azalabilir.

    -Kilosunu takip edin; doğumdan sonra belli miktarda kilo kaybı normaldir. Genellikle 5. gün kayıp durur ve tipik olarak en geç 2 haftaya kadar doğum kilosuna ulaşırlar.

    Bebeğin acıktığının erken birtakım işaretleri olur; uyanma, memeyi arama, ellerinin üstünü, dudaklarını ya da dilini emmek gibi. Bir çok bebek çok fazla acıkmadığı sürece ağlamaz ve emzirmek için bebeğin ağlamasını beklemek önerilmez.

    İlk 1-2 hafta bebeklerin çoğu günde 8-12 kez beslenir, bazı bebekler daha sık emzirilmek ister, 30-60 dk da 1 gibi, bazılarının da uyandırılıp emzirmek için desteklenmesi gerekir. Doğumdan sonraki ilk 24 saat bebeğiniz derin uykuya dalabilir ve yine ilk 24 saat içinde kendi kendilerine beslenmek için uyanmazlar, o yüzden bebeğinizi uyandırın. 2. gün daha az uykulu olurlar. 3-4. gün yukarıda bahsedilen erken acıkma işaretlerinin olup olmadığını takip edebilirsiniz. İlk hafta bebeği emzirdikten sonra 4 saat geçmiş ise uyuyan bebeğinizi uyandırıp besleyin deriz ama bazı bebekler toplu halde sık sık emip daha uzun süre uyuyabilir (24 saat içinde 1 kez 5 saatlik gibi daha uzun bir süre olabilir). Göğüs ne kadar sık boşaltıtlırsa o kadar çok süt yapılmaya devam eder. Düzenli emzirmek prolaktin ve oksitosin adında süt üretimi ve salınımıyla ilgili 2 tane hormonun salgılanmasını tetikler. Göğüs düzenli ya da tamamen boşaltılamaz ise süt yapımı azalır. Ayrıca emzirme ertelenirse göğüs de rahatsız edici şekilde dolu ve sert bir hal alır. Bu yüzden anneler bebekleri açlık sinyalleri gösterdikçe emzirmeye teşvik edilmelidir.

    Bebeğin emzirmeyi ne zaman bırakacağı, memede ne kadar kalacağı bebekten bebeğe değişir. Özellikle doğumdan sonraki ilk birkaç hafta bazı bebeklerin 5 dakikaya bazı bebeklerin 20 dk ya da daha fazla zamana ihtiyacı olur. Her bir göğüs için en az 10 dakikayı hedeflemek gerekir ama genel olarak emzirmeyi zamanlamak yani saati gözetlemek, ölçmek önerilmez, bebek aktif emdiği sürece istediği kadar emzirilir. Aktif emmek demek düzenli emiyor ve yutuyor demektir. 6. günden sonra bebek beslenme sonrası tatmin olmuş görünmelidir.

    Emzirmenin ortasında meme değiştirip diğer göğse almak gereksizdir, bebeğin tek memeyi tamamen boşaltmasına izin verilmelidir böylece yağlı kısımdan zengin son sütü alabilip daha iyi doyması sağlanabilinir.

    Birçok bebek emmesinin bittiğini memeyi bırakarak ya da yüz kasları ve ellerini gevşeterek sinyal verir. 2-3 aydan küçük bebekler emme bitmeden memede uyuyakalabilir. Bu durumda bebeği uyandırıp, emzirmeyi bitirmesinin desteklenmesi gerekir. Bir göğüsü emme bitince diğer göğüsü alıp almadığı anlaşılmaya çalışılınır.

    Yalancı emzik, emzirme işi iyi başarılana kadar yani ilk hafta gibi verilmemelidir.

    Sıcak iklimlerde dahi anne sütü ile beslenen bebeklere 6 aylık olana kadar su vermenize gerek yoktur.

    Tüm anne sütü ile beslenen bebeklere 1. haftadan sonra günde 400 U D vitamini takviyesi yapılmalıdır.

    Dr Evrim Şenkal

  • Çocuklarda havale (nöbet)

    Çocuklarda havale (nöbet)

    Havale geçirme, Sara krizleri çocuklarda sık görülen bir rahatsızlıktır. Yenidoğan dönemi olarak adlandırılan yaşamın ilk 28 günü tüm yaş grupları içinde en çok Sara krizi geçirilen dönemdir. Aslında beynimiz ne kadar genç ise o kadar havale geçirmeye yatkındır.

    İki tür havale ile karşılaşıyoruz. Ateşli havaleler ve ateşsiz havaleler. Eğer çocuk Sara krizinin geçirirken veya hemen sonrasında ateşi 38 derecenin üzerinde çıkıyorsa bu durumu ateşli havale olarak değerlendiriyoruz. Genel olarak ateşli havaleler daha iyi huylu olmaya eğilimlidirler. Çoğu 6 yaşından sonra devam etmez. Oysa ateşsiz havaleler daha ileri yaşlara kadar edebilir.
    Ateşssiz havalelerin iyi veya kötü huylu olduğunu değerlendirmek için ise bir kaç parametreyi değerlendirmek lazım. Havale ne kadar kısa sürüyor ve seyrek geliyorsa o kadar daha iyi huylu olacağını düşünürüz. Tüm vücudun etkilendiği, çocuğun nöbetler sonrasında durgunlaştığı sık nöbetlerin zeka gelişimini etkileme riski daha fazladır. Bazı nöbet tipleri, örneğin West Sendromunda görülen kasılmalar, kötü gidişatın habercisi olabilirler. Genel olarak sadece uykuda geçirilen nöbetler daha iyi huylu olarak kabul edilebilir.
    Eğer Sara krizlerini bir ilaç ile kontrol altına alabiyorsak hafif bir epilepsi ile karşı karşıya olduğumuzu düşünürüz. Bu durumlarda ilaçları kesmek için nöbetsiz geçen 2 yıl güvenli bir yaklaşımdır. Bu süreyi ortalama olarak düşünmek daha doğru olacaktır, çünkü ilaç kullanımı 1 ay gibi kısa bir süre olabileceği gibi yıllarca da devam edebilir.
    Bazen nöbetleri durdurmak daha zor olabilir. İki yada 3 ilacı aynı anda kullanan hastalarımız olabiliyor. Eğer ilk iki ilaç denemesi ile nöbetler kontrol altına alınamıyorsa bu duruma dirençli epilepsi denilmektedir.

    Doç Dr Barış Ekici,
    Çocuk Nörolojisi Uzmanı,

  • Çocuk havale geçirdiğinde neler yapmalıyız

    * Sakin olmaya çalışınız
    * Nöbetin başlangıç zamanını kaydetmeye çalışınız
    * Çocuğun yanından ayrılmayınız
    * Çocuğun yaralanmaması için çocuğa yakın olan sandalye gibi nesneleri kaldırınız
    * Başının altına yastık gibi yumuşak bir şeyler koyunuz
    * Nöbeti fiziksel olarak durdurmaya veya çocuğu zapt etmeye çalışmayınız
    * Ağzından herhangi bir şey vermeyiniz
    * Nöbet anında çocuğu yan yatırınız
    * Nöbetin bitiş zamanını kaydediniz
    * Eğer çocukta tekrarlayan nöbetler oluyorsa, nöbetler acil tedaviye yanıt vermediyse, çocukta bir yaralanma gelişmişse veya nöbet 5 dakikadan daha uzun sürdüyse tıbbi yardım için ambulans çağırarak bir sağlık kuruşuna başvurunuz

  • Ateşli nöbet (havale)

    Ateşli havale nedir kimlerde görülür?
    Havale bilinç ve davranış değişikliğidir. Ateşli havale ise üst solunum yolu enfeksiyonu ya da ishal gibi bir enfeksiyonun neden olduğu ateş sırasında görülen nöbetlerdir. Genellikle 6 ay-5yaş arasındaki çocuklarda görülür.

    Havaleler enfeksiyonun hangi döneminde görülür?
    Ateşli havalenin büyük bir kısmı enfeksiyonun ilk 2 gününde görülür.

    Ateşli havale genetik geçişli midir?
    Ateşli havalelerin %20’si genetik geçişlidir. Bu çocukların yakın akrabalarında ateşli havale öyküsü olabilir.

    Ateşli havale geçiren çocuklarda ileride kalıcı beyin hasarı olabilir mi?
    Sayısı ne olursa olsun ateşli havaleler sonrasında çocuğun zekasında herhangi bir gerileme olmaz. Beyinde hücrelerin ölümüne sebep olmaz.

    Ateşli havale sırasında ne yapılmalıdır?
    Öncelikle sakin olunmalı ve hasta yan yatırılmalıdır. Nöbetler sırasında dişler kilitlenebilir; bunu önlemek amacı ile ağıza kaşık, tahta çubuk, parmak sokulup dişler açılmaya çalışılmamalıdır. Bu müdahaleler çocuğa zarar verebilir. Nöbet anında hastanın üzerine soğuk su dökülmemeli ve ağızdan ilaç verilmeye çalışılmamalıdır. Doktorunuz tarafından önerildiyse popodan ilaç kullanabilirsiniz.

    Ateşli havale nasıl tedavi edilir?
    Her zaman ilaç tedavisi gerekli değildir. Ancak; nöbet anında nöbet durdurmak macı ile popodan ilaç alınabilir. Koruyucu amaçlı uzun süreli kullanmak üzere ağızdan antiepileptik ilacıın gerek olup olmadığına veya tedavinin türüne doktorunuz karar verecektir.

  • Katı gıdalara başlarken gıda alerjisi: hangi gıdalar risklidir? Nasıl korunalım?

    Katı gıdalara başlarken gıda alerjisi: hangi gıdalar risklidir? Nasıl korunalım?

    Katı gıdalara yeni başlamak, ebeveynlerin hayatındaki dönüm noktalarından biridir. Beraberinde pek çok soru ve endişeyi de birlikte getiri: En çok hangi gıdalar gıda alerjisine neden olur? Nasıl korunabiliriz?

    Kademeli Başlangıç:

    Yeni gıdalara tek tek, küçük miktarlarla, yavaşça artırarak başlamak alerji yapan gıdanın tespit edilmesini sağlar. Meyvelere de sebzelere yeni başlarken en önemli konulardan biri de her bir yeni gıda arasında üç dört gün ara vermektir ki alerjiye neden olan gıda kolayca tespit edilebilinsin. Hangi sırayla verdiğiniz, hangi metotla pişirdiğinizin bir önemi yoktur.

    En Alerjik 8 Gıda:

    Herhangi bir yeni gıda için herhangi bir alerjik reaksiyon bekleyebilirsiniz. 160 çeşitten daha fazla olabilir. Ancak aşağıdaki 8 gıda ve gıda grubu bunların % 90’ından sorumludur. Çocuğunuzu 3 yaşına kadar yer fıstığı ile tanıştırmamakta fayda vardır.

    Süt

    Yumurta

    Yer fıstığı

    Ceviz, badem

    Balık

    Kabuklu deniz ürünlekari

    Soya

    Buğday

    Bebeğinizdeki Gıda Alerjisi Belirtileri Nelerdir?

    Belirtiler, genellikle gıdanın tüketiminden kısa süre sonra görülür. Birkaç dakika ya da birkaç saat içerisinde görülebilir. Yeni bir ek gıdaya başlarken, aşağıdaki belirtiler açısından dikkatli olmalısınız:

    Ürtiker (kurdeşen), döküntüler

    Yüz, dil ve dudaklarda şişlik

    Kusma ve / veya diyare

    Öksürük veya hırıltı

    Solunum sıkıntısı

    Bilinç kaybı

    Ne Zaman Acil Servise Gitmelisiniz?

    Ağır, ciddi alerjik reaksiyonlar ölümcül olabilir. Solunum sıkıntısı, hırıltılı solunum, yüz ve dudaklar, dilde şişlik, ağır diyare, kusma durumlarında doktorunuzu aramalı ya da acil servise başvurmalısınız.

    Hafif Alerjilerde Ne Yapmalısınız?

    Ürtiker, döküntü gibi hafif – orta derecede belirtilerde tetkik istenebilir. Hangi gıdanın alerjiye neden olduğu tespit edilebilirse bebeğinizin menüsünden gıdayı çıkarabilirsiniz. Tekrar tüketilmemesine dikkat etmelisiniz. Tekrarlayan tüketimler bir sonraki reaksiyonun ciddi olmasına neden olabilir.

    Bebeğiniz büyüdükçe yumurta ve süt alerjileri gibi bazı alerjiler kaybolabilir. Ancak, yer fıstığı, ceviz, badem ve deniz kabuğu alerjileri genellikle devam ederler.

    Aile öyküsünün olduğu durumlarda daha da dikkatli olunmalıdır. Alerji öyküsü olduğu durumlarda özellikle yukarıdaki gıdalara başlamak için 9 -10 aylığa kadar bekleyebilirsiniz. Alerjik reaksiyon gelişse bile büyük bebeklerde tedavi de daha kolay olacaktır. Bal ve inek sütü ( peynir ve yoğurt hariç ) için de 1 yaşına kadar beklemek uygun olacaktır.