Kategori: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları

  • Rotavirüs, çocuklarda en sık görülen ishal türü

    Rotavirus nedir?

    Tüm dünyada çocuk ishallerine yol açan virus olup kirli veya temiz ortamlarda yaşayabilir. Solunum ve ağız yoluyla bulaşabilir.

    Hangi mevsimlerde sıktır?

    Kışın ortaya çıkan virüsler olmasına karşın tüm mevsimlerde görebilmekteyiz.

    Çocuklarda nasıl etkiler?

    Ağır ishallere yol açabilir. Aşıdan önce dünyada yüzlerce ölümlere yol açabiliyordu. Bunların çoğu az gelişmiş ülkelerdeydi. Devamlı kusan aşırı sıvı kaybeden çocuklar gerekirse damar yolundan sıvı verilmesi ve hastaneye yatırılması gerekebilir.

    Sık görüldüğü yaş grubu nedir?

    6 ay ile 5 yaş ara sık görülmektedir. 6. aydan önce anne sütünden geçen antikorlar bebeği korumaktadır. O yüzden 6 ay ile 3 yaşta daha şiddetli olabiliyor. 3 ila 5 yaş arası çocuklarda daha hafif seyredebiliyor.

    Hastalığın süresi kaç gündür?

    Virüs ile bulaşan hastalıkların süresi belli olmaz. Fakat 2 gün ile 3 hafta arası sürebilir. Bu süre içerisinde takip ederken sıvı dengesi korunmalıdır.

    Tedavisinde ne yapılır?

    Destekleyici tedaviler yapılır. Virüsün tam bir ilaçı yoktur. Sıvı kaybını engellemek, kusmaları kontrol altına alabilmek için tedaviler verilir. Bağırsak florasını dengeleyici probiyotikler verilebilir.

    Aşının koruyucu etkisi var mıdır?

    Aşı olan çocuk hasta olmayacak denemez. Aşı bağışıklık sistemine virüsü tanıtmış oluyor. Yani gizli olarak enfeksiyonu geçirmiş oluyor. Ama hastalık hastanede yatacak kadar veya uzun sürelerde olmayacaktır.

    Çocuklar hangi dönemde aşılanabilir?

    Birinci doz bebeğin 1,5 ay -3 aylık dönemde ikinci dozu ise 6 ayı bitirmeden verilir. 2 veya 3 kez uyulanabilir.

    Aileler dikkate edeceği şeyler nelerdir?

    Virus sosyokültürel ve ekonomik açıdan zengin fakir ayırt etmiyor. Her şey dikkat etseler dahi solunum yoluyla bulaşabiliyor. En azından ailler hasta çocukları kreşe, yuvaya o dönem göndermeyebilir veya aileleri uyarabilirler. Hastalık durumunu söylebilirler. Aileler kalabalık veya temizlik konusunda şüphesi olan yerlere götürmesinler. Alında hijyene ne kadar dikkat ederse etsin bazen kaçılmaz olarak virüs bulaşabiliyor.

  • Çocuklarda streptokok enfeksiyonları

    (GRUP A BETA HEMOLİTİK STREPTOK ENFEKSİYONLARI)

    Streptokoklar doğada oldukça yaygındır. İnsan ve hayvanlarda çeşitli enfeksiyonlara yol açarlar.

    Çocuklarda en sık görülen bakteriyel enfeksiyon streptokok enfeksiyonlarıdır. Grup A beta hemolitik streptokok (GABHS) streptokokların neden olduğu hastalık tablosu değişkenlik gösterir. Klinik tablo boğaz enfeksiyonundan menenjite, kızıldan kemik iltihabına kadar değişebilmektedir. Klinik tablonun farklılığı birçok faktöre bağlıdır.

    Bu faktörlerin başlıcaları:

    Hastanın yaşı

    Enfeksiyona neden olan streptokokun cinsi

    Vücuda giriş yolu

    Hastanın bağışıklık durumudur.

    Klinik tablonun değişken oluşu gerek hasta ve gerekse hekimi tanısal açıdan zorlamakta ve tedavide gecikmeye neden olmaktadır.

    Streptokok enfeksiyonlarının çocukluk yaş grubundaki klinik görünümleri çocuğun yaşına göre değişir.

    Altı aylıktan küçük çocuklarda streptokok enfeksiyonu : bu yaş grubunda klinik bulgular belirgin değildir.

    -Düzensiz ateş yükselmesi

    -Burun akıntısı (mukopürulan)

    -Nazofarenjit bulguları görülür.

    Sıklıkla bu bebeklerde burun deliklerinin kenarında soyulmalar vardır.Akut belirtiler yaklaşık bir hafta sürer.Bazı bebeklerde ise burun akıntısı 6 haftaya kadar devam eder ve bu bebekler husursuzdur.Burun kültürü ile tanıya gidilir.Sık görülen bir tablo değildir.Çoğu kez tanı konulamaz.

    Altı ay – üç yaş arasında çocuklarda streptokok enfeksiyonu ise ;

    -Hafif derecede ateş

    -Burun akıntısı

    -Halsizlik ve yutma güçlüğü ile başlar.

    Burun akıntısı şeffaf değildir ve belirtiler 4 ile 8 hafta sürebilir.Tablo üst solunum yolu belirtileri gösterir.Tanı boğaz kültürü ile konulabilir.

    Sinüzit ve orta kulak iltihabı sık gelişen komplikasyonlardır.Çoğunlukla gelişen komplikasyonlarla hekime başvurulur.

    Üç yaştan büyük çocukların streptokok enfeksiyonu ;

    Ateş, Titreme

    Kusma

    Baş ağrısı

    Boğaz ağrısı

    Bulguları ile aniden ortaya çıkar.Karın ağrısı çoğu kez vardır.Kusma ile birlikte akut batın tablosu gösterebilir.Ateş 39,4 C veya daha yüksektir.2-3 gün süre ateş , daha sonra düşme eğitimine girer .Bademcikler büyük, kızarık ve üzerinde iltihap odakları vardır.Boyun lenf bezlerinde büyüme görülür.

    Bu yaş grubunda streptokok enfeksiyonları ;

    -Tonsillit

    -Farenjit

    – Kızıl şeklinde seyreder. Streptokok enfeksiyonlarının kuluçka süresi 1-7 gün arasında değişmekte olup ortalama 2-4 gündür.

    Akut enfeksiyon sırasında streptokokların bulaşıcılığı yüksektir. Tedavi edilen vakalarda bulaşıcılık 24-48 saat sonra kaybolmaktadır. Tedavi edilmeyen hastalarda ise birinci haftalardan sonra bulaşıcılık azalmaktadır.

    Klinik bulgularla GABHS düşünülen vakalarda kesin tanı boğaz kültürü ile konulmaktadır.Boğaz kültürünün tanısal duyarlılığı %96’dır.Test sonucunun 24-48 saat sonra çıkması hekimleri erken tanı yöntemlerine yönlendirmektedir.Hızlı streptokok antijen testleri (Strep-A test) kullanılmaktadır ve tanısal duyarlılığı %80 düzeyindedir.Tanı konulduktan sonra antibiyotik tedavisi süratle başlanmalıdır.

    – Streptokok enfeksiyonları bakteriyel enfeksiyonlardır.(Streptokok virüsu veya Beta virüsu tanımı yanlıştır.)

    -Antibiotik tedavisi ivedilikle başlanmalıdır.

    -Antibiotik tedavi süresi 10 gündür.

    -Bağışıklık sistemi bozuk hastalarda ise tablo ağır seyretmektedir.

    Streptokok enfeksiyonu ciddi bakteriyel bir enfeksiyon olduğu ve Antibiotik tedavisi başlanmadığı takdirde ciddi komplikasyonlara yol açacağı unutulmamalıdır.

    Anahtar kelimeler;

    Streptokok enfeksiyonu

    Grup A beta hemolitik streptokok

    Nazofarenjit(Burun ve yutak borusunun iltihaplanması)

    Tonsillit (Bademciklerin iltihaplanması)

    Kızıl

    Prof.Dr. Nuran Gürses

    Çocuk ve Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı

  • Bağışıklık sistemi hastalıkları

    Bağışıklık Sistemi Şikayetleri

    Bağışıklık sistemindeki bozukluklar hangi şikayetlere yol açar?

    Bağışıklık sistemindeki bozuklukların veya yetmezliklerin en sık bulgusu sık tekrarlayan enfeksiyonlardır. Bunun yanısıra; büyüme gelişme geriliği, kronik ishal, geçemeyen yaralar, göbek kordonunun geç düşmesi, uzun süren pamukçuk, lenf bezlerinde , karaciğer ve dalakta büyüme, ilerleyici denge bozuklukları, otoimmün hastalıklar görülebilmektedir.

    Bağışıklık sistemi yetmezliklerindeki enfeksiyonların özelliği nedir?

    Bağışıklık sistemi yetmezliği olan çocuklarda enfeksiyonlar genellikle tekrarlayıcı, ağır seyirli, kronik, tedaviye dirençli, aynı anda birden fazla mikrobun sebep olduğu enfeksiyonlardır.

    Çocuklarda hangi durumlarda bağışıklık sistemi yetmezliğinden şüphelenilir?

    Bir yıl içinde dört veya daha fazla kulak enfeksiyonu geçirilmesi

    Bir yıl içinde iki veya daha fazla ağır sinüzit geçirilmesi

    Bir yıl içinde iki veya daha fazla zatürre geçirilmesi

    İki ay veya daha uzun süren antibiyotik kullanımına rağmen enfeksiyonların düzelmemesi

    Kilo alamama ve büyüme geriliği

    Tekrarlayan cilt ve organ apseleri

    Ağızda kalıcı pamukçuk veya ciltte mantar enfeksiyonu

    Enfeksiyon tedavisi için her seferinde damardan antibiyotik kullanma gereksinimi

    Derin doku ve organlarda yaygın enfeksiyon geçirilmesi

    Ailede bilinen immün yetmezlik hikayesi

  • Çocuklarda bağışıklık sistemi

    Bağışıklık (İmmün) Sistemi Nedir?

    İmmünoloji nedir?

    İmmünite Latince “immunitas” dan köken alır. İmmunitas, bağımsız olmak, özgür olmak demektir. İmmunite vücut için yabancı ve zararlı olan her şeyden korunma olarak ifade edilebilir. İmmünoloji ise bağışıklık sistemi ile ilgilenen bilim dalıdır.

    Bağışıklık (İmmün) sistemi nedir?

    Bağışıklık sistemi “mikrop” diye tanımlanan, vücudumuzda enfeksiyona yol açan virüs, bakteri, mantar ve parazit gibi mikroorganizmaların zarar verici etkilerine karşı kişiyi koruyan, savunma sistemimizdir. Bağışıklık sistemi hücreler ve organlar-dokulardan oluşur. Bu hücreler; nötrofil, monosit, lenfosit, dendritik hücre olarak adlandırılır. Organ-dokular; lenf bezleri, timus bezi, kemik iliği, dalak, lenf sistemi, barsak-solunum sistemi-ve derideki lenfoid yapılar olarak sayılabilir. Bağışıklık sistemini oluşturan bu hücre ve organlar birlikte muhteşem bir işbirliği içinde çalışmaktadırlar.

    Bağışıklık (İmmün) sistemi nasıl çalışır?

    İmmün sisteminin çalışması iki ana başlık altında incelenir.

    1. Doğal bağışıklık sistemi (doğal direnç); Enfeksiyonlara yol açan mikropları, vücuda ilk girişte karşılayıp tanıyan ve daha sonra ortadan kaldırmak için çalışan, doğal olarak organizmada hazır bulunan bağışıklık sistemidir. Başlıca deri, solunum sistemi ve sindirim sistemi, doğal öldürücü hücreler ( NK hücresi), fagositik hücreler, protein yapıdaki sıvısal ürünler ( kompleman sistemi, sitokinler) den oluşur. Bu sistem enfeksiyona yol açan mikroorganizma ile karşılaşır karşılaşmaz dakikalar içinde harekete geçer. Oluşturulan immün yanıt etkene spesifik değildir ve hafızası yoktur.

    2. Edinsel bağışıklık sistemi ( kazanılmış direnç); Bu sistem, vücuda zarar veren bir mikropla karşılaşmayı takiben, günlerle belirtilen bir hazırlık süresi sonucunda harekete geçer. Etkene spesifiktir ve hafızası vardır. Yapıtaşlarını T ve B lenfositler oluşturur.

    Doğal ve edinsel bağışıklık sistemi ayrı ayrı olarak ele alınsa da, karşılıklı etkileşim içinde, işbiriliği ile vücudumuzu zarar veren etkenlere karşı korumaktadırlar.

  • Bebeklerin 0-30 ay gelişimi

    2.AY

    Tanıdık seslere başını çevirebilir
    Dik tutulduğunda başını tutabilir.
    Annenin sesini hemen fark eder.
    Gece ve gündüz uykuları düzene girmeye başlar
    İkinci ayın sonunda başını rahatlıkla dik tutabilir.

    3. AY
    Karnının üzerindeyken kafasını 45 derece yukarı kaldırabilir.
    Yüzüne 15 cm. uzaklıkta bulunan nesneyi başından sonuna kadar takip edebilir.
    Kafasını dik tutabilir.
    Nesneleri kavrayabilir.
    Renkli eşyalara sabit bakabilir.
    Müzik sesiyle sakinleşir.
    Bir yana doğru yuvarlanabilir.

    4.AY
    Yüksek sesle gülebilir. Neşeyle çığlıklar atabilir.
    Elindeki eşyaları ağzına götürür.
    Yana dönmeye başlar.
    Karnının üzerinde yatarken kollarının üzerinde göğsünü kaldırabilir.
    Dört ay bitiminde sırtüstü yatarken ellerini seyretmeye başlar.
    Aile bireylerini ayırt etmeye başlar.

    5. AY
    Eşyaları bir elinden diğerine geçirebilir
    Nesnelere uzanır, yakalar ve ağzına götürmeye çalışır.
    Ellerinden çekilerek oturtulduğunda başını gövdesiyle aynı seviyede tutabilir.
    A-guu ve benzeri sesleri çıkartabilir

    6. AY
    Destekle oturabilir.
    Bardağı ve biberonu iki eliyle kavrar.
    Anlamlarını bilmeksizin mama, baba diyebilir

    7. AY
    Yedinci ay bittiğinde yardımsız olarak oturabilir.
    Dik tutulduğunda bacakları üzerine bir miktar ağırlık verebilir.
    Bir kişiye veya bir cisme tutunarak ayakta durabilir.
    Ga-ga-ga, ba-ba, ma-ma gibi sesleri mırıldanabilir.
    El çırpma oyunu oynayabilir ya da el sallayabilir.
    Ayakları ile oynamayı sever. Ayaklarını ağzına götürmeye çalışır.
    Ce-e oynayabilir.

    8-9. AY
    Rahatlıkla desteksiz oturabilir
    Emeklemeye başlar ve kendi tutunarak ayağa kalkabilir.
    Tek elinden tutulunca adım atabilir.
    Oturur durumdayken kalkabilir.
    Sıralamaya başlar.
    Anne, Baba, Dede gibi iki heceli kelimeleri anlamlı ve bilinçli olarak söyler.
    El sallayabilir.

    10-11. AY
    Yardımsız adım atabilir.
    Topa ayağı ile vurabilir.
    Eşyalara tutunarak yürüyebilir.
    Baş ve diğer parmak uçlarını kullanarak bir cismi özenle kaldırabilir.

    12-17. AY
    Yürümeye başlar.
    Merdiven çıkabilir.
    Top oynayabilir.
    Ayakkabısını ve çorabını çıkarmaktan hoşlanır.
    İsteklerini ağlamadan gösterebilir.
    Kendince garip bir dilde konuşabilir.

    18. AY
    İki kelimeli cümleler kurabilir.
    Kaşığı doğru tutarak yiyebilir.
    Merdivenlerden inip çıkabilir.
    Kakasını ve çişini yapınca söylemeye başlar.

    24. AY
    Kendi başına yemek yiyebilir.
    Ellerini, ağzını, burnunu eliyle gösterebilir.
    Resimlere bakarak tanıdığı şeyleri söyler.
    Soru sorar.

    30. AY
    Kakasını tutar ve söyler.
    Kız ve erkek farkını öğrenmeye başlar
    Rahatlıkla yemeğini yiyebilir.
    Anlamadığı kelimeleri sorar.
    Değişik eşyalar kullanarak oyuncaklar yapar.

  • Anne sütünün faydaları

    Anne sütünün faydaları

    İçerdiği protein, karbonhidrat ve yağ, vitamin, mineral miktarı ile anne sütü bebeklerin tüm gereksinimlerini altı ay boyunca tek başına karşılayabilen harika bir besindir.

    Anne sütü hangi hastalıklara karşı korur?

    Enfeksiyonlar ( kulak iltihabı, ishal, solunum sistemi enfeksiyonları, menenjit, idrar yolu enfeksiyonları, apandisit)
    Allerjik hastalıklar
    Ani bebek ölümü
    Erken doğan prematür bebeklerdeki barsak hastalıkları (Nekrotizan enterekolit)
    Kognitif gelişme, rutin aşılara antikor yanıtı ve görme keskinliği gelişmesi daha iyi olmaktadır.
    Ayrıca bebeklik çağında yeterli süreyle anne sütü almış erişkinlerde lenfoma, lösemi, multipl skleroz, diabetes mellitus, kronik karaciğer hastalığı, ülseratif kolit, obesite, Crohn ve çölyak hastalığı riski azalmaktadır.

    Etkili emzirme nasıl olur?

    Memeye iyi yerleşen ve etkili emen bir çocuk areola ( meme başı ve etrafındaki kahverengi halka) ve alttaki meme dokusunun çoğunu ağzına almıştır. Meme başı ile birlikte ağza alınan areola ve meme dokusu damağa doğru uzanınca bir emzik oluşturur. Bebek meme başından değil bu meme dokusundan emer. Dil önde, alt dişetlerinin üzerinde ve laktiferöz sinüslerin altındadır. Alttan meme başını sarmalıyor şekildedir.

    Etkili emen bir bebekte; Bebeğin ağzının geniş açık olduğu, alt dudağının dışa dönmüş olduğu, çenesinin memeye dokunduğu, yanaklarının yuvarlak ya da annesinin memesine doğru düzleşmiş olduğu, ağzının üzerinde ve altında görülen areola büyüklüğü karşılaştırıldığında; ağzının üzerinde daha fazla, altında daha az aleora bulunduğu, emzirme sonrasında meme ve meme başının sağlıklı görünümde olduğu görülür.

    Emzirme sırasında meme yuvarlakmış gözükür. Memelerin emzirmeden önce dolu sonra yumuşak olmaları, bebeğin memeyi boşalttığını gösterir. İlk günlerde emzirirken uterus (rahim) ağrıları olabilir.

    Uygun emzirme pozisyonu nasıl olmalıdır?

    Bebeğin başı ve vücudu düz bir hat üzerinde olmalı,
    Bebeğin yüzü memeye doğru, burnu meme ucunun karşısında durmalı,
    Anne bebeğin vücudunu kendi vücuduna yakın tutmalı,
    Yenidoğan bebekler sadece baş ve omuzdan değil, poposundan da destekli tutulmalı

  • Çocuklarda astım belirti ve özellikleri

    Çocuklarda astım belirtileri ve özellikleri, çocuklarda astım teşhisi ve tedavisi

    Çocuklarda astım kaç yaşında görülür?

    Çocuklarda astım hastalığı genellikle 5 yaş altında belirti gösterir

    Çocuklarda astım belirtileri nelerdir?

    Tekrarlayan veya sürekli öksürük, hırıltı (hışıltı-vizing) ve nefes darlığı astımda en sık karşılaşılan şikayetlerdir.

    Astım belirtilerinin özellikleri nelerdir?

    Öksürük; özellikle kuru, inatçı ve tekrarlayıcıdır. Sıklıkla uyuduktan 1-2 saat sonra veya sabah karşı, uykudan uyandırıcı, oyun oynadıktan veya egzersiz yaptıktan sonra artan vasıftadır.

    Hırıltı (hışıltı-vizing); daralmış bronşlardan hava çıkışının zorlanması nedeniyle , özellikle nefes verirken göğüsten ince tiz ıslık sesine benzer duyulan bir sestir.

    Nefes darlığı; çocuklarda kendini hızlı nefes alıp verme ile gösterir.

    Çocuklarda astım nasıl teşhis edilir?

    Çocuklarda astım tanısı koymada en değerli tanı aracı öyküdür. Öksürük, hırıltı ve/veya nefes darlığının ataklar halinde ve tekrarlayıcı olması, özellikle gece veya sabaha karşı artışı, egzersiz veya oyundan sonra, alerjenlerle veya irritan madde ile karşılaşma sonrası tekrarlaması, bronş genişletici ilaçlarla gerilemesi astım tanısı koyduran en önemli ipuçlarıdır.

    5 yaştan büyük çocuklarda, akciğerlerin solunum kapasitesini değerlendiren solunum fonksiyon testi, çocuklarda astımın %80-90’ı alerjik olduğu için, allerjenin varlığını araştırmak üzere deri testleri ve/veya bazı kan testleri yapılmaktadır.

    Ayrıca astımın başka hastalıklardan ayırıcı tanısını yapmak için bazı kan testleri, boğaz veya balgam kültürü, ter testi, gaita analizleri, daha ayrıntılı radyolojik inceleme ( akciğer filmi, akciğer tomografisi, sinüs grafisi-tomografisi, lateral sefalometrik film) gerekebilir.

    Çocuklarda astım nasıl tedavi edilir?

    Astımın kronik bir hastalık olması nedeniyle hastanın düzenli aralıklarla kontrol edilerek, uzun süreli tedavisinin planlanması gerekmektedir.

    Tedavideki amaç; hastanın çok az/veya hiç şikayetinin olmaması, spor dahil normal yaşamını sürdürebilmesi, atak geçirmemesi ve solunum fonksiyon testlerinde normale yakın seyretmesidir. Düzenli aralıklarla bu hastaların takip edilmesi çok önemlidir.

    Tedavinin temelini, alerjenlerden kaçınma, astım ataklarını tetikleyen enfeksiyon, hava kirliliği, sigara dumanı, yoğun ve keskin kokulardan uzak çevre koşullarının sağlanması oluşturur.

    İkinci aşamasını ise astım atakları sırasında kullanılan bronşları genişleten; rahatlatıcı ilaçlar ( sprey ve nebülizer cihazı ile uygulananlar) ve astım ataklarını önleme amacı ile sürekli kullanılan koruyucu ilaçlar ( sprey, hap, toz ) oluşturur. Bazı hastalarda bunlara ek olarak immünoterapi (aşı tedavisi) gerekebilir.

    Astım geçer mi?

    Hastaların bir kısmında özellikle alerjik olmayanlarda, astım bulguları yaşla birlikte gerileme gösterir, bir kısmında da kaybolabilir. Ancak çocukların önemli bir kısmında ileri yaşlarda bulgular ortaya çıkabilir.

    Astımlı çocuklar grip aşısı olmalı mıdır?

    Bütün astımlı çocuklar grip aşısı olmalıdır. Aşının eylül-aralık ayı arasında yapılması uygundur. Grip geçirilmemiş ise mayıs ayı sonuna kadar da yapılabilir. Aşının koruyuculuk etkisi 1-2 haftada ortaya çıkar. 9 yaş üzerindeki çocuklarda tek ve tam doz, 3 yaş altındaki çocuklarda ise daha önce aşılama yapılmamış ise 1 ay ara ile 2 kez yarım doz, aşılama yapılmış ise yarım tek doz, 3-8 yaş arası çocuklarda daha önce aşı yapılmamış ise 1 ay ara ile 2 tam doz aşı uygulanmaktadır.

  • Çocuklarda saman nezlesi

    Sonbahar Alerjileri

    Sonbahar ve ilkbaharda, özellikle çocuklarda alerjik hastalıklarda belirgin artış görülmektedir. Bu alerjik hastalıklar kendini peşpeşe hapşırık, burunda kaşıma, akıntı, tıkanıklık, gözlerde kaşıntı, kızarıklık, akıntı, öksürük, hırıltılı, hışıltı, nefes darlığı, geniz akıntısı, deride kaşıntılı kızarıklıklar (egzema,ürtiker) olarak gösterir.

    Mevsimsel alerji denildiğinde öncelikle ilkbaharda görülen polen alerjileri akla geliyor olsa da; sonbaharda polenlerle birlikte mantarlar, iç ortam alerjenleri ( özellikle ev tozu akarları) ve havaların soğuması, okulların açılması, kapalı ortamda daha çok bulunma ile birlikte artan viral enfeksiyonlar çocuklarda alerjik hastalıkları tetiklemektedir.

    Sonbaharla birlikte havada yoğun olarak bulunan, rüzgarlar aracılıgıyla kilometrelerce uzaklara taşınan yabani ot polenleri çocuklarda alerji ve astımı tetikleyen en önemli faktördür. Alerjiye sebep olan yabani ot polenleri, tohumlu bitkilerin üremesini sağlayan, çıplak gözle görülmeyen üreme tozcuklarıdır. Yabani ot polenleri, havada özellikle sabah saatlerinde, kuru ve rüzgarlı havalarda yoğun olarak bulunmaktadır. Polen alerjisi olan çocukların, polenlerden korunmak için, özellikle polenlerin yoğun olduğu bahar aylarında, dışarı çıkarken gözlük, siperli şapka kullanması, eve dönüldüğünde dışarı kıyafetlerinin değiştirilmesi, el yüz yıkanması, mümkünse duş alınması, çamaşırların dışarı asılmadan ev içinde ( kurutma makinesi) kurutulması, araba kullanırken camların açık tutulmaması, polen filtreli klima kullanılması, evlerin sabah saatleri yerine öğleden sonra akşamüzeri havalandırılması, kuru ve rüzgarlı havalarda dışarı çıkılmaması, kapalı alanlarda vakit geçirilmeye çalışılması önerilmektedir.

    Yabani ot polenlerinin yanısıra; nem ve rutubetin artması ile havada mantar ve küflerin yoğunluğu artmaktadır. Özellikle bu küf mantarlarının bir kısmı son derece alerjiktir. Alerjiye sebep olan küf mantarları ev içi ve ev dışında, havadaki nem %50’nin üzerinde olduğunda kolaylıkla çoğalırlar. Küf mantarları ile temasın azaltılması için mantarlarının havada yoğun olduğu günlerde dışarı çıkılmamalı, eğer çıkılmak durumunda kalınırsa eve gelindiğinde küf mantarlarını uzaklaştırmak için duş yapılmalıdır. Ev dışında çürümüş bitki ve yapraklardan uzak durulmalıdır. Evdeki nem azaltılmalı ve nem oranı %50’ın altında tutulmalı, evde çiçek bulundurulmamalı ve ev sık havalandırılmalıdır. Sızıntı yapan musluk ve su boruları tamir ettirilmeli, küf mantarı olan duvarlar temizlenmelidir.

    Önemli bir iç ortam alerjeni olan ev tozu akarları (mite); sonbaharda artan nem ile birlikte daha çok çoğalırlar. Böylelikle ev tozu akarı alerjisi olan alerjik çocuklarda şikayetlerin artışına sebep olurlar. Ev tozu akarlarından korunmak için elyaf yastık yorgan, antialerjik nevresim kılıfları kullanmalı, kalın tüylü halı, kalın perde, peluş oyuncak kullanımından kaçınmak gereklidir. Ev temizliğinde akarisid olarak adlandırılan özel temizleme sıvıları kullanılabilir.

    Sonbaharda alerjik hastalıkların artışına, yukarıda bahsettiğimiz alerjenler kadar, havaların soğuması ile birlikte nezle veya grip gibi viral enfeksiyonlarda önemli oranda katkıda bulunur. Özellikle okulların açılması ile birlikte kapalı ortamda daha uzun süre bulunma viral enfeksiyonların daha kolay bulaşmasına sebep olmaktadır. Bu enfeksiyonlar özellikle alerjik rinit ve astımı olan çocuklarda hastalıklarının kötüleşmesine sebep olmaktadır. Bu sebepten bu hasta grubuna grip aşısı yapılması önerilmektedir. El yıkamaya özen gösterilmesi, gerekirse maske kullanılması gerekmektedir. Özellikle beslenmeye dikkat edilmesi gerekmektedir.

    Özellikle bahar mevsiminde tekrarlayan hapşırmalar, burun ve boğazda kaşınma, sürekli nezle hali, gözlerde kaşınma ve sulanma şikayetleri oluyor veya baharda artıyorsa bu çocuklarda alerjik nezle- göz alerjisi olabilir. Böyle şikayetleri olan çocukların bir Çocuk Alerji uzmanı tarafından değerlendirilmesi, gerekli testlerin Çocuk Alerji uzmanınca planlanması önemlidir. Ayrıca bu aylarda öksürük, hırıltı, nefes darlığı başlayan çocuklarda alerjik astım açısından detaylı araştırma yapılması gereklidir. Sonbaharda daha önce alerjik nezle, astım veya egzema –ürtiker tanısı konulmuş çocukların alerji ilaçlarının düzenlenmesi ve alerji ilaç ihtiyaçlarının değerlendirilmesi için, alerji uzmanına başvurmaları gerekmektedir.

    Bahar alerjisinden korunmak için yukarıda bahsedilen bir takım önlemlerin alınmasının yanısıra şurup- hap veya fısfıs-buhar olarak kullanılan alerji ilaçlarının Çocuk Alerji uzmanının önerdiği şekilde kullanmak gerekmektedir. Bazı hastalara bunların yanısıra alerji aşı tedavisi (immünoterapi) uygulamak gereklidir.

  • Bebeklik ve çocukluk çağı egzeması

    Atopik Dermatit – Bebeklik ve Çocukluk egzeması

    Atopik dermatit sıklıkla 5 yaş altı çocuklarda görülen, ciltte kuruluk, kaşıntı ve döküntü ile seyreden çocukluk çağının en sık görülen deri hastalığıdır.

    Çocuklarda Atopik Dermatite ne sebep olur ?

    Orta ve ağır şiddette atopik dermatitli çocukların %40 ından fazlasında bir alerji vardır. Atopik dermatitli çocukların mutlaka alerjiler yönünden incelenmesi gereklidir. En önde gelen alerjenler besinlerdir. Besin alerjilerinin %85`inden süt, yumurta akı, buğday, fındık ve daha seyrek olarak soya, balık ve kabuklu deniz ürünleri ve yer fıstığı sorumludur. Besinlerin yanı sıra ev tozu akarlarına, hayvan tüy ve döküntülerine ve polenlere karşı alerjiler de atopik dermatitde rol oynarlar.

    Çocuklarda Atopik Dermatite yatkınlık yaratan sebepler nelerdir?

    Ailesinde (anne, baba, kardeş) alerjik hastalıklardan (astım, alerjik rinit, atopik dermatit) biri olan çocuklarda atopik dermatit görülme riski artar. Ancak her atopik dermatitli çocuğun ailesinde alerjik hastalık görülmeyebilir.

    Atopik Dermatitli çocuklarda başka alerjik hastalıklar görülebilir mi?

    Atopik dermatitli çocuklarda alerjik yürüyüş olarak adlandırılan; ilerleyen evrelerde astım ve alerjik rinit gelişebilir. Bu hastaların yaklaşık %40-50`sinde daha sonra astım, %75`inde ise alerjik nezle gelişir. Bu sebepten atopik dermatitli çocuklar ilerde gelişebilecek alerjik hastalıklar açısından dikkate takip edilmelidir.

    Atopik dermatiti olan çocuklarda hangi şikayetler olur?

    Cilt kuruluğu: Atopik dermatitli hastaların hemen tamamında mevcuttur.

    Kaşıntı: Atopik dermatitin en önemli bulgusudur. Genellikle akşam ve gece artar. Yoğun kaşıntı ile ciltte atopik dermatite özgü yaralar çıkar. Kaşıntı terlemeyle, deriyi tahriş edici maddelerle temas veya hastanın duyarlı olduğu allerjenle karşılaşması sonucu artar. Duygusal stresler de alevlenmelere neden olur. Çocuklarda uyku düzeni bozulmasına ve sinirliliğe yol açabilir.

    Egzema: Yaşa göre tipik dağılım gösterir. Bebeklerde en sıklıkla yanaklarda ve kol ve bacakların dış yüzünde görülür. Ortaya çıkan yaralar kırmızıdır. Bazen üzerinden sıvı sızıntısı gözlenir. Bez bağlanma bölgesinde ve koltuk altında görülmez. Büyük çocuklar ve erişkinlerde ise kol ve bacakların iç yüzünde (örneğin dirsek ekleminin çukur tarafı) gözlenir ve daha daha kurudur. Alevlenmeler esnasında yaralar çok daha yaygın yerleşim gösterir.

    Atopik dermatit nasıl tedavi edilir?

    Atopik dermatit tedavisinde ilk aşamayı duyarlı olunan alerjenden kaçınmak oluşturur. Bunun yanısıra cildi nemli tutmak ve kaşıntıyı kesmek çok önemlidir. Döküntülerin yoğun olduğu bölgelere kortizon içeren kremler, cilt enfeksiyonu varsa antibiyotikli kremler uygulanır. Bazı hastalarda takrolimus, pimekrolimus içeren kremler kullanmak gerekir.

  • Alerjik nezle (alerjik rinit) nedir?

    Alerjik bir çocukta, alerjik olduğu madde ile karşılaşma sonucu; burunda akıntı, hapşırık, kaşıntı ve tıkanıklık, damakta kaşıntı, gözlerde sulanma-kaşıntı, gibi şikayetlerin geliştiği hastalık tablosudur.

    Alerjik nezleye sebep olan alerjenler nelerdir?

    Alerjik nezleden en sık sorumlu alerjenler; polenler, ev tozu akarları ve hayvanlar (kedi,köpek) dır. Ülkemizde en sık alerjik nezleye polenler sebep olmaktadır. Yanısıra mantarlar, bazı gıdalar ve hamamböceğide alerjik nezleden sorumlu allerjenlerdir.

    Çocuklarda alerjik nezle nasıl teşhis edilir?

    Alerjik nezle tanısı hastanın hikâyesi ve laboratuvar testlerinin birarada değerlendirilmesi ile konur. Burun tıkanıklığı, akıntısı, kaşıntısı, hapşırık ve göz yaşarması gibi belirtilerin görülmesi, bununla beraber alerji testlerinde pozitiflik saptanması ile alerjik nezle tanısı konulur.

    Çocuklarda alerjik nezle nasıl tedavi edilir?

    Çocuklarda alerjik nezlenin tedavisinin ilk aşamasını mevcut allerjenden kaçınma oluşturur. Alerjenden kaçınma ile hastaların bir kısmında şikayetler kontrol altına alınsa da bir kısmında ilaç tedavisi kullanmak gerekmektedir. İlaç tedavilerini ise ağızdan alerji şurup / hapları, burun spreyleri oluşturur. Tedavi her hasta için farklılık göstermektedir. Çevre önlemleri ve ilaç tedavisinin yanı sıra bazı özel hastalarda immünoterapi (aşı tedavisi) uygulanabilir.

    Çocuklarda alerjik nezlenin tedavisi neden önemlidir ?

    Çocuklarda alerjik nezleye genellikle sık sinüzit, geniz eti büyümesi, sık kulak iltihabı, kulakta sıvı birikmesi sonucu gelişen işitme kaybı eşlik eder. Bunun yanısıra allerjik nezleli çocukların bir kısmında astım, atopik dermatit gibi hastalıklar gelişebilir. Astımı olan çocuklarda da şikayetlerin artışına sebep olur. Ayrıca çocuklarda okul başarısında düşme, dikkat dağınıklığı, uyku bozukluğu, konsantrasyon bozukluğuna yol açabilir