Kategori: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları

  • Anne sütü ve emzirmenin faydaları

    ANNE SÜTÜ HEM ANNELERİ HEM DE BEBEKLERİ KORUYOR

    Dünya Sağlık Örgütü, Amerikan Pediatri Derneği, Avrupa Pediatri Derneği gibi çocuk sağlığı ile ilgili kuruluşların hepsi son günlerde anne sütünün önemi üzerinde duruyor. Bebeklerin gelişiminde önemli rol oynayan anne sütü,çocukların ileri yaşlarında ki başarılarını etkilerken, anneleri; kanserden ve diyabetten, bebekleri ise; alerji ve enfeksiyonlardan koruyor.

    Her yıl, 823.000 çocuğu ölümden, 20.000 anneyi meme kanserinden koruyan ve çok önemli besin kaynağı anne sütünün önemine değinen Çocuk Sağlığı Hastalıkları Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Doç. Dr. Akgül Akpınarlı Antony şöyle konuştu: ‘Anne sütü alan bebeklerin, ilk 6 ay anne sütünden başka hiçbir şeye ihtiyaçları yoktur. Aylık rutin kilo ve boy ölçümleriyle bebeğin büyümesinin takip edilmesi gerekir. Aya göre beklenen büyüme gözleniyorsa, 6. Aya kadar sadece anne sütüyle beslenmelidir. 6. aydan sonrada, anne sütüne aynen devam edilirken ek gıdalara başlanabilir. Anne sütünün hem bebeğe, hem emziren anneye, hem de çocuğun ileriki yaşlarında da başarılarına katkısı vardır.

    Anne sütünün öneminin, yıllardır hep konuşulduğunu, uzun vadede özellikle ileri yaşlara etkisini içeren birçok çalışma yapıldığını belirten Akpınarlı; geçtiğimiz ay Lancet adlı tıp dergisinde yayınlanan bir makalede, anne sütünün özellikle ileriki yaşlarda başarıya olan etkisinin önemine değinildiğini söyledi.

    ‘Erkek Bebek Emziren Annelerin Sütleri, Kız Bebek Sahibi Annelerden Farklı’

    ‘Anne sütünün kişiye özel dizayn edilmiş çok özel bir ilaç’’ gibi değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Akgül Akpınarlı Antony, her annenin sütünün bebeğine özel olduğunu, bu özelliklerin besin değerleri, miktarı, savunma sistemi ve doğuma kadar geçen gebelik süresine göre değiştiğini söyledi. Prematüre doğuran annelerin sütlerinin, zamanında doğuran annelerden farklı olduğuna değinerek, erkek bebek emziren annelerin sütlerinin, yine kız bebek sahibi annelerden farklı olduğunu sözlerine ekledi.

    Emzirmenin Anneye Faydaları:

    Anne ile bebeği arasında çok kuvvetli bir bağ oluşturur.

    Süte ulaşımı kolaydır, annenin mama hazırlama, biberon temizleme gibi zahmetleri yoktur.

    Emziren annenin kalp damar hastalıkları azalır.

    Annenin Tip 2 diyabet riskini düşürür.

    Annenin meme ve över kanseri riskini azaltır.

    Annenin doğum sonu depresyonunu azaltır.

    Annenin kansızlık ve idrar yolu enfeksiyonlarını azaltır.

    Annenin Multiple scleroz ataklarını azaltır.

    Emzirmenin Bebeğe Faydaları

    Uzun süre anne sütü alan çocuklarda enfeksiyonlara bağlı hastane yatışları ve ölümler çok daha azdır.

    Anne sütü alan çocuklarda kulak enfeksiyonları daha azdır.

    Besin Alerjileri ve diğer alerjiler daha azdır,

    Dişler ile ilgili ortodontik problemlerin daha az olduğu,

    Çok daha zeki olurlar bu da ileriki yaşlarda ki başarılarını etkiliyor

    Anne sütü alımı ileriki yaşlardaki obeziteyi diyabet gelişimini engelliyor,

    Emzirmenin Bebek Büyüyüp Erişkin Olduğundaki Dönemdeki Sağlığına Ve Başarısına Faydaları

    Anne sütü alanlarda ileriki yaşlarda kanserler ve kronik hastalıklar daha az görünür,

    Anne sütü alanlarda bazı ruhsal hastalıklar daha az görülür,

    Anne sütü alanlarda hiperaktivite ve otizm daha az görülür,

    Anne sütü alanlarda zeka puanları daha yüksek oluyor ve sosyo – ekonomik alanda kendilerini daha iyi geliştiriyorlar ve daha iyi kazanç sahibi oluyorlar

    Sosyal eşitsizlikleri azaltan bir etkisi var

  • Emzirmenin anneye faydaları

    Emzirme bir annenin bebeğine verebileceği en güzel hediyedir. Bir çok anne bebeğini emzirirken fiziksel ve duygusal olarak tatmin ve rahatlama hisseder. Bu rahatlama; emzirme döneminde salgılanan, asıl görevi emzirme döneminin başlamasını ve devamını sağlayan hormon olan prolaktininin diğer görevleri arasında olan bebeğe karşı annenin sevigisin artırma, ona bağlanma duygularını artıırma ve bebeğin beslenmesine odaklanmasını sağlarma özellikleri ile olur. Yine emzirme döneminde salgılanan oksitosin hormonu ise bebeği görünce bile salgılanmaya başlar. Aşk hormonu da denilen bu hormon bebeğe karşı olan annenin sevgi ve bağlanma duygularını artırır.

    EMZİRMENİN ANNENİN SAĞLIK DURUMUNA YARARLARI

    Duygusal ve annelik tatmini dışında emzirmenin annenin sağlık durumuna da bir çok katkısı vardır .

    Doğum sonrası iyileşme dönemini oldukça hızlandırır. Emzirme döneminde salgılanan oksitosin , rahimin küçülmesini sağlayıp , gebelik öncesi döneme gelmesini sağlar. Rahim kaslarının kasılmasını da sağlayan oksitosin hormonu rahimdeki kan damarlarının büzüşmesine yardımcı olarak doğum sonrası kanamalarını azaltır.

    Çalışmalar , emziren annelerin hayatlarının ileriki dönemlerinde yumurtalık ve meme kanseri görülme oranlarının azaldığını göstermiştir.

    Bazı çalışmalarda emziren annelerin Tip 2 diabet ,romatoid artrit, hipertansiyon ve yüksek kolesterol düzeyleri gibi kalp damar hastalıklarından da koruduğu yönde bilgiler bulunmaktadır.

    Emziren annelerin osteoporoz riski azalmaktadır.

    Sadece emzirerek annenin adet dönemlerinin tekrar başlama dönemi uzayarak , gebelikleri arası sürenin uzatılmasına yardımcı olur. Tabiki sadece emizrmenin bir doğum kontrol yöntemi olmadığı tekrar hatırlanmalıdır.

    Emziren anneler emzirmeyenler göre daha hızlı ve kolay doğum öncesi kilolarına dönebilirler. Emzirme oldukça yüksek kalori harcatan bir eylemdir. Emziren anneler günde yaklaşık 400 – 500 kalori daha fazla harcarlar. Emziren anneler dengeli beslenme ilkelerine uydukları takdirde hızlıca kilo vermelerine yardımcı olacaktır.

    GÜNDELİK HAYAT İLE İLGİLİ EMZİRMENİN SAĞLADIĞI KOLAYLIKLAR

    Emzirmenin anneye ve bebeğin sağlıklarına katkıları dışında tüm emziren annelerin de bildiği gibi pratik hayatttada oldukça fazla yararı vardır.

    Anne sütü formül mamaya göre neredeyse maliyetsizdir. Formül mama ile beslenen bebeklerin günlük mama maliyeti yaklaşık 6 – 12 tl arasında değişmektedir.

    Gece bebek acıktığında emzirme oldukça kolay ve pratik olarak yapılabilmektedir. Mama hazırlamak için suyu ısıtmak , mamayı karıştırmak ve sonra da onu bebeğin içebileceği ısıya ayarlamak gereklidir. Bu işlemlerin her gece bir kaç defa olduğu düşünüldüğünde oldukça zahmetli olacaktır.

    Ev dışına çıktığınızda bebeği istediğiniz her yerde emzirebilirken, evde hazırladığınız mamayı taşımak , onu belirli ısıda tutmak için bazı araçlara ihtiyaç duyulacaktır.

    Emziren annelere göre mama ile beslenenen bebeklerin anneleri daha fazla deterjan kullanacakları için çevreye daha fazla zararları olacaktır.

    Tüm bunların yanında her beslenme saatinde bebeğin ihtiyacına göre hazırlanan ve sadece ona özel olan anne sütünün güvenirliği , doğallığı, koruyuculuğunun bilincinde olan annelerin emzirme dönemi deneyimleri, onların annelik duygularının tam olarak yaşadıkları dönem olarak hissediyorlar. Emzirme hem anne hem de bebek için tam anlamıyla duygusal bir birleşme anıdır.

  • Parmak emmek normal midir ?

    Çocuklarda 1 yaş civarında bir çoğunda parmak emme vardır. Bu 3-4 yaşına kadar devam edebilir. Bu refleks açlık veya beslenme ile alakalı bir durum değildir. Eğer 4-5 yaşına gelmiş parmak emme alışkanlığı devam ediyorsa bu davranışı çocuğa güzelce anlatmak gerekir. 5 yaşından sonra parmak emme davranışı varsa hayattaki kaygı gibi sebebleri araştırmak gerekebilir.

    Parmaklarını emme sebepleri

    1 yaş civarındaki çocuklar uykuya geçerken

    Diş çıkarma zamanlarında,

    Çevresinde parmak emenler varsa,

    Aile içi gerginliklerde, kardeş dünyaya geldiğinde,

    Zorlukta, utanma, sıkılma varsa sevgi ve güven eksikliği varsa,

    Memeden erken ayrılmışsa ve ek besinlere zorlanmışsa

    Parmak emme henüz gelişmekte olan kas ve kemikler üzerinde basıç oluşturarak dişlerin yer değiştirmesine sebeb olabilirler. Bu sebebler üst ön dişler öne; alt ön dişler geriye doğru eğilir. Alt – Üst ön dişler arasında açıklık meydana gelir.Çocuk bu alışkanlığını 3 yaşına kadar bıraktığında açıklık kapanır. Ancak 3,5 yaşından sonra kalıcı olabilir.Parmak emme uyurken dahi devam ediyorsa diş bozulmaları olur. Bunun sonucunda üst çenede darlık V şeklinde çene kavisi oluşur.

    Herşeye rağmen parmak emme davranışını cezalar ile engellenememektedir. Ellerini bağlamak, eline vurmak veya biber sürmek gibi cezalar uyum problemlerini beraberinde getirebiliyor.

    Bebekler en çok başparmağı emerler. Diğer parmaklarının emenlerde vardır. Hatta ayak parmaklarını emen bebekler dahi vardır. Bu alışkanlık anne karnında dahi vardır. Bu emme refleksi onların en güçlü refleksidir. Çünkü doğduktan sonra 4-5 aya kadar sadece emerek beslenmektedir. Emme aynı zamanda bebeğe haz ve mutluluk veren bir eylemdir. 1 yaşına kadar parmak emme terk edilir. 1 yaşından sonra parmak emen çocuk yorgun sıkıntı veya bir problem nedeniyle emiyordur.

    Parmak emme davranışını terk ettirmek için ödüllendirin

    Psikolojisini bozacak etkileyecek davranışları düzeltin, şiddetten uzak durarak güzellikte gösterin,

    Oyun ortamları ve meşguliyetler oluşturun.

  • Obezite ile nasıl başa çıkılır ?

    Obezite normal beden kitlesinin üzerinde olması durumu olan bir hastalıktır. Obezite artık günümüzde çocuklarda da görülmeye başlanmıştır. Obezite olan çocuklara öneriler;

    Obezitesi olan çocuklarda diyet ayarlanması ve fiziksel aktivitenin düzenlenmesi gereklidir. Beraberinde eşlik eden hastalıklar mutlaka göz önünde bulundurulmalı ve hekim kontrolünden geçmelidir. Doğuştan kalp hastalığı, insülin bağımlı şeker, yüksek tansiyon ve pasif sigara içiciliğinemaruz kalan çocuklar riskli hasta grubundadır.

  • Pişik nasıl önlenir ? Anne babalara küçük ipuçları…

    Pişik yaz aylarının gelmesiye bezi olan bebeklerin kabusu olabilmektedir.

    Pişik genelikle bezin bağlandığı bölgelerde kasıklarda popo ve diğer bezin kapattığı alanlarda görülen cildin tahriş olmasıdır. Özellikle altları sık değiştirilmeyen ıslak kalan bebeklerde idara ve dışkıda bulunan amonyak deriye teması halinde oluşur. Bunlarla birlikte bezlerin yıkandığı sabun tozu ve deterjana karşı oluşan alerji ve bağlanan bezin kenarlarında deriye temas eden bölgelerinde de pişik gelişebilir.

    Pişikler kırmızı üzerinde noktasal görünebildiği kadar içi oyuk halinde de daha ileri çeşitleri görülebilir.Hijyene dikkat etmek, uzun süre ıslak kalmasını engellemek gereklidir. Bunun yanı sıra bebek tenini nemden koruyan hazır bezler kullanmaları tercih edilmelidir.

    Pişik oluşmasını engellemek için ; Bebeği altı düzenli aralıklarla değiştirilmeli

    Bebeğin altı biraz havalandıktan sonra bezi yeniden takılmalı, Her bez değiştirildiğinde ıslak mendille temizliği yapılmalı,

    Deri kıvrım yerleri ıslak ve nemli olmamalı, koruyucu pişik kremi kullanılabilir.

    Ya da bebek pişik olduğunda neler yapılabilir?

    Uzun süreli altını açık bırakmak gerekecek, koruyucu pişik kremi kullanılabilir,altını sıkı bağlamamak gerekir.

    Pudra kullanmayın, naylon çamaşır giydirmeyiniz.Devam bir durum alırsa hekim kontrolünden mutlaka geçmeli çünkü mantar oluşma ihtimali vardır.

    Doğa yağlardan oluşan süt ürünleri, soya yağı, badem yağı gibi içerikli temizleme mendilleri tahriş oluşumunu azaltabilir. Pişik kremleri bebek cildin üzerine bariyer yaparak pişik gelişimini engeller.

    Temizlik mendilleri ve diğer ürünler bebek cildi Ph sı ile uyumlu olmalıdır. Allerjen içerikle sahip , kimyasal madde, alkol ve boya maddeleri içermemelidir.Çünkü bebek cildi ince ve hassas olduğu için tahriş olmaya ve enfeksiyon olmaya yatkındır.

  • Denize girme korkusu nasıl başedilir ?

    Çocuk havuzdan denizden korkuyorsa çeşitli oyun ve oyuncaklar ile suya alışması sağlanabilir. Başlangıçta deniz kenarında şişme küçük oyun havuzları koyup ilk başta bunlarda oynayıp yavaş ve kademeli şekilde suya girmesini sağlayabilirsiniz.Ebeveynler için dikkat edilmesi gerekenler şunlardır.

    10 yaş altında görülebilr

    Çocukluk döneminde deniz veya havuz korkusu olabilir. Bu 10 yaşında altında saha sıktır. Bu suya girme korkusu aşılamazsa aileler için problem oluşturabilmektedir. Yıl sonunda sabırla bekledikleri dinlenmeye kendileri ayırdıkları zaman dilimi tüm aile için hoşnut olmayan dönem oluşturur.

    Ortam değişiklikleri göz önünde bulundurun

    Geniş alanda hareketli olan su kitlesi bazı çocuklar için ürpertici olabilir. Tuzlu soğuk ve hareketli olan dalgalı olan bir suda korku ve kasılma meydana gelir. Bu korkudan dolayı adrenalin salgılar kaçma refleksi meydana getirir. Bu nedenle soluk alıp verme hızlanır, nefes almak için ağızlarını daha fazla açıp kaparlar. Böyle olunca da daha fazla su yutar, genizleri yanar. Bunlara ilave alışkın olmadıkları çakıl yosun kum gibi olan zeminlerde ayrıca endişe kaynağı oluştururlar.

    Korku öğrenilir, korkuyu artıcı ve pekiştirici davranışlardan uzak durunuz

    Korkunun en büyük kaynağı öğrenilmiş olaylardandır. Bunlardan bazıları banyoda yüzüne su dökülürken genzine ve boğaz veyahut genzine su kaçması, nefessiz kalma korkusu, suyun sıcaklık değişimleri veya zeminde kayma düşme endişesidir. Ayrıca etrafındaki yetişkinlerin ve diğer çocukların suya düşersin, deniz seni çeker balıklar ısırır, su yutma gibi korku endişe içeren sözcükler çocuklara ilave endişe verebilir.

    Sözler ile güzel telkinlerde bulunuz

    Çocuklara bak senden küçükler bile yüzüyor, bebekler daha iyi suya giriyor gibi ifadelerden kaçınınız. Çocukta cesaretini artması sağlayın. Meraklanmasını ve zevk alacağı şekilde oyunlar ile birlikte suya girin. Dalgalı denizlerde ilk deneyimi olmasın . Öncelikle suyun kenarında şişme su havuzu veya oyunlar ile birlikte oynasın. İlk girişte tüm vucut suya girmesi yerine öncelikle dizler suya temas etmelidir. Deniz tatili ile ilgili oyuncak kitap ve resimler ile aşinalık kazanmalıdır.

    Kendini güvende hissetmesini sağlayınız aksi takdirde ortam değişikliği, iştah kaybı, uyku düzeni değişir hoş vakitler geçiremez tatile yarıda dahi kesip dönebilirsiniz.

  • Santrancın çocuklar üzerine olumlu etkisi

    Okul başarısı ve ve fiziksel faailiyetlerde başarıyı artırmak için elbette antrenman şarttır. Okuldaki başarı için santranç oynamak başarıyı artırdığı tespit edilmiştir.

    Santrancın yararları; kötü alışkanlık edinilmesine engel olur. Planlı hareket etmenin önemi ve gerekliği kavratılır.

    Süratli doğru ve çabuk düşünebilmeye yardımcı olur, olaylara doğru yorumlarla yaklaşabilme yeteneklerini geliştirir.

    Kişiliği ve karakteri olumlu yönde etkiler.

    Kendine güven duygusunu aşılar.

    Kendi güç ve yeteneklerini daha iyi tanıyarak, bireysel güç ve yeteneklerini açığa çıkartmaya ve bireysel doğru karar alabilmeye yardımcı olur.

    Dikkatini tek konu üzerine yoğunlaştarabilme alışkanlığı kazandırır.

    Diğer ders konularının daha iyi anlaşılıp kavranmasına yardımcı olur. Bilimselliği ön plana alarak araştırmalar yapmaya yönlendirir.

    Konulara şüpheci yaklaşımı benimsetir, onları ezberci zihniyetten arındırır.

    Kişileri düşünen, araştıran yargılayan varlıklar haline getirir ve yaratıcılıklarında özgür bırakan bir ortam hazırlar.

    Başarıya ancak ve ancak sistemli bir çalışmayla varılabiliceğini gösterir.

    Mücadeleci bir ruh yapısına sahip olmanın gerekliliğini benisetir.

    Başarısızlık karşısında yılmamayı, başarı için daha çok çalışmanın gerekli olduğunu öğretir.yepyeni hedefler göstererek bu yeni hedefler doğrultusunda motivasyon sağlar.

    Kişilerin olumsuz yönünü, eksikliğini veya bir davranış bozukluğunu hızlıca ortaya çıkarır.

    Kurallara uymayı, dostaça oynamayı, kaybetmeyi kabullenmeyi, kazanı kutlamayı öğretir.

    Yakın dostluklar kurup daha çok sosyalleşmeye ve sosyal yaşamın zenginleşmesine yardımcı olur.

    Referans : santranç federasyonu web sayfasından

  • İdrar yolu üriner sistem enfeksiyonu

    İDRAR YOLU ENFEKSİYONU ;
    · Çocukta idrar yaparken ağrı ve yanma ,sık sık ve az az idrar yapma ,kilo almama,ateş,ishal,huzursuzluk,karın ağrısı,kusma,kötü kokulu idrar,idrar kaçırma,idrarda kanlı görünüm varsa idrar yolu enfeksiyonundan şüpheleniriz.

    İDRAR YOLU ENFEKSİYONUNDAN KAÇINMAK İÇİN;
    · Köpük banyolarından kaçınınız ,çamaşır ve elbiselerinin dar olmamasına dikkat ediniz,kız çocuklara önden arkaya doğru temizlik yapmasını öğretiniz.

    Bazı çocuklar idrarlarını tutarlar. Tuvalete yeterli sıklıkta gitmezler. Eğer böyle bir sorun varsa, çocuğunuza belli aralarla tuvalete gitmesini öğütleyiniz. Basit bir idrar tetkiki ve sonra gereken ileri tetkiklerle teşhis konur,tedavi edilir.Tekerrür edenlerde daha ileri araştırma yapılıp,koruyucu ilaç verilebilir.

    Ülkemizde dializ veya böbrek nakline giden çocukların çoğu ihmal edilmiş idrar yolu enfeksiyonu sonucu oluşmaktadır.İyi tedavi ve iyi takip gerektiren bir enfeksiyondur.

  • 5. V. Beşinci hastalık

    5. BEŞİNCİ HASTALIK ERİTEMA İNFEKSİYOZUM
    ERİTEMA İNFEKSİYOZUM (5. hastalık)

    Parvovirus B19’un neden olduğu, genellikle çocuklarda görülen bir enfeksiyon hastalığıdır. Kızlarda görülme oranı erkeklerden biraz daha fazladır. Vakaların % 70’i 5-15 yaş arasındaki çocuklardır.

    Klinik : İnkübasyon süresi 7-10 gün (4-21 gün)’dür. Subklinik enfeksiyonlar sıktır. Bifazik bir hastalıktır. Temastan yaklaşık bir hafta sonra hafif prodromal semptomlar (başağrısı-% 20, ateş-% 20, boğaz ağrısı-% 15, kaşıntı-% 15, burun akıntısı-% 10, karın arısı-% 10, artralji-% 10) ortaya çıkar ve 2-3 günde kaybolur. Artralji yetişkinlerde % 50 kadar yüksek oranda görülebilir. Yaklaşık 7 günlük bir semptomsuz dönemden sonra tipik ekzantem ortaya çıkar, bunun da 3 dönemi vardır: Önce yüzde kırmızı, “tokat yemiş çocuk görünümü” olarak tarif edilen eritem ve peroral solukluk ortaya çıkar. Genellikle 1-4 gün sonra gövdede ve ekstremitelerin proksimalinde dantel görünümünde makülopapüler döküntü gelişir. Üçüncü dönemde ise kaybolan döküntünün haftalar veya aylar sonra, eksersiz, irritasyon, banyo veya güneş ışıkları ile ısınma gibi uyarılarla rekürrensi söz konusudur. Döküntü özellikle yetişkinlerde kaşıntılıdır. Enantem görülmez. Döküntü çocukların % 75’inde, yetişkinlerin ise % 50’den azında görülür.

    Komplikasyonlar : Artropati (Simetrik poliartrit tarzındadır, genellikle parmaklar tutulur, temastan 2-3 hafta sonra gelişir, daha çok yetişkin kadınlarda görülür), kronik hemolitik anemili hastalarda aplastik krizler, hidrops fetalis (gebeliğin erken döneminde hastalığı geçiren annelerin çocuklarının % 10’unda görülebilir. Malformasyon bildirilmemiştir, bu nedenle abortus endikasyonu yoktur).

    Epidemiyoloji ve bulaşma : Bulaşma genellikle solunum yolu sekresyonları ile olursa da, atıklarla ve kan transfüzyonu veya anneden bebeğe vertikal geçiş şeklinde parenteral bulaşma da bildirilmiştir. Daha çok kış ve ilkbahar aylarında görülür, 4-7 yılda bir siklik epidemiler yapar. Eviçi temaslarda bulaşma şansı % 30-50’dir.

    Tanı : Döküntünün tipik olması ve hastalığın prognozunun iyiliği nedeniyle rutin laboratuvar testi gerekmez. Beyaz küre sayısı genellikle normaldir, hafif eozinofili görülebilir. Birlikte hemolitik anemi, gebelik veya artropati varsa serolojik tanı gerekebilir. Akut dönemde Ig M pozitifliği veya konvalesan serumda akut döneme göre en az 4 kat Ig G artışı veya negatifken pozitifleşme tanıyı doğrular. Virus standart hücre kültürlerinde üretilemez. PCR ve antijen testleri de mevcuttur.

    Ayırıcı tanı : Kızamık, rubella, rozeola infantum, kızıl, riketsiyal ve enteroviral döküntüler, sistemik lupus eritematosus, ilaç erüpsiyonları, allerjik döküntüler.

    Tedavi : Spesifik tedavi yoktur. Semptomatik tedavi (antipiretik, antihistaminik…) uygulanabilir. Vakaların aşırı sıcaktan ve güneş ışığından uzak tutulmaları uygun olur.

    Korunma : Döküntü çıktığında bulaşıcılık kaybolmuştur. Aplastik krizli hastalar eritrosit sayısı normale dönünceye kadar viremiktir ve virusu bulaştırabilir. Bu vakaların gebe kadınlardan, kronik hemolitik anemili ve immün yetmezlikli hastalardan uzak tutulması uygun olur.

  • Sigara kullanımının çocuk  sağlığı üzerine etkileri

    Sigara kullanımının çocuk sağlığı üzerine etkileri

    Sigara kullanımı, dünya ülkeleri için çok önemli ve aynı zamanda önlenebilir halk sağlığı sorunlarındandır. Yapılan çalışmalarda ortalama her üç erişkinden birisinin sigara bağımlısı olduğu belirtilmektedir. Bunların dışında, sigara kullanmaya„nların da %38’i çalıştıkları yerlerde sigara dumanına maruz kalarak pasif içici olmaktadırlar.

    Dünya genelinde sigara kullanımına bağlı hastalıklar nedeni ile yılda ortalama 5 milyon kişi ölmektedir. Türkiye’de ise tüm ölümlerin %41.6’sı sigara kullanımına bağlı hastalıklar nedeni ile olmaktadır.

    Çocuklar sigara ile pasif olarak karşılaşmaktadır. Yani sigara içen anne, baba veya diğer kişilerin içmiş oldukları sigara dumanı çocuğun bulunduğu ortamda solunan havaya karışarak etki yapmaktadır. Sigara bağımlısı olan kadınların %50-70’i hamilelikleri boyunca sigara kullanımlarını devam ettirmektedirler. Ülkemizde çocukların en az %62’si sigara içen bir erişkinin sigara dumanına maruz kalmaktadır. Bu zararlar çocuk anne karnında iken başlamaktadır. Sigara içen veya yanında sigara içildiği için pasif olarak sigara dumanına maruz kalan anne adayının karnındaki fetus da böylelikle sigaranın zararlı etkisine maruz kalmaktadır. Bu nedenlerden dolayı sigaranın çocuklar üzerindeki zararlı etkileri doğum öncesi dönemde başlamaktadır. Bu zararlı etkiler, tütünde bulunan kansere yol açan (karsinojen) ve diğer zararlı kimyasal maddeler yolu ile olmaktadır.

    Gebelik sırasında anne ile bebek kanı göbek kordonu yoluyla ilişki içinde bulunur. Böylelikle annenin sigara kullanımı ile tüm karsinojen maddeler ile zift, nikotin ve karbon monoksit bu ilişki içerisinde bebeğe direkt olarak geçmektedir. Nikotinin kuvvetli bir damar daraltıcı etkisi olması nedeni ile rahime giden kan miktarı azalmaktadır. Karbon monoksit ise hücrelere zarar vererek gelişme gerilikleri ve beynin oksijensiz kalmasına yol açmaktadır. Sigara; erken doğumlara, doğum eylemi ile açılması gereken su kesesinin gerekenden çok daha önce açılarak bebeğin, gelişimi tamamlanmadan doğum yoluna girmesine, bebeğin gelişme geriliğine ve akciğer gelişiminin engellenmesine, bebeğin kalp ve damarlarında yapısal değişikliklere ve bağışıklık sisteminde bozulmalara, tansiyon yükselmesi ve ödemlerle seyreden gebelik zehirlenmesine, plasentanın erken ayrılmasına ve annenin doğumdan sonra sütünün miktarında azalmalara yol açmaktadır.

    Doğum sonrası pasif içici bebeklerde ve çocuklarda en sık ve en önemli zararlar akciğer ve solunum yollarında olmaktadır. Böyle çocuklarda astım gelişme riski artmakta ve akciğer enfeksiyonları daha zor iyileşirken, nezle, sinüzit ve bronşiyolit daha sık oluşmaktadır.

    Sigara dumanına maruz kalan çocuklarda besinlerin mideden yemek borusuna kaçışları olarak tanımlanan gastro-özofageal reflü gelişmektedir.

    Pasif içici durumunda olan bebek ve çocukların kalp ve damar yapılarının damar sertliğine eğilimli olmasına yol açmaktadır. Gebeliği süresince yoğun sigara tüketen anne adaylarının bebeklerinde doğuştan kalp deliklerinin oluşması tetiklenmektedir.