Elektroensefalografi (EEG), beynin normal ya da anormal elektriksel aktivitesinin kafa derisi üzerinden kaydedilmesini sağlayan bir tanı yöntemidir. EEG kaydı kafa derisi üzerine pasta denilen özel iletken maddeler aracılığıyla yapıştırılan elektrodlar aracılığıyla olur. Çoğunlukla hastalar uyanıkken gözler kapalı dinlenir halde, sakin ve sessiz bir ortamda çekim yapılır. Elektrodlar beyinden gelen elektriksel aktiviteyi saçlı deri üzerinden dijital olarak bilgisayarlara aktararak dalgalar halinde görülmesini sağlarlar. Saçlı derinin temiz olması için kayıt öncesi hastaların saçlarını yıkayarak gelmeleri istenir.
Uyku EEGsi nedir?
Çocukların EEG kaydı sırasında uyutulmaları gerekebilir. Bu hem beyinde var olan anormalliğin daha iyi görüntülenebilmesi hem de küçük çocuklarda sorunsuz kayıt elde edilmesi için gerekebilir. Uykuda EEG kaydı için bir önceki akşam çocuğun uykusuz bırakılması istenebilir. Bu süre büyük çocuklarda daha fazla olabilmekle birlikte genellikle normal günlük uykunun yarısı kadar bir süre çocuklar için yeterlidir. Çekim öncesi uykuya dalmakta sorun olabilir bu nedenle uykuyu kolaylaştırıcı bazı ilaçlar doktorunuz tarafından size önerilebilinir.
Kayıt ne kadar sürer?
Rutin uyanıklık ya da uyku EEGsi için ortalama 20 dakikadan az olmayacak şekilde gerekirse daha uzun süreli kayıt elde edilir.
EEG – Video monitorizasyon nedir?
EEG kaydının video eşliğinde elde edildiği, hastaların nöbet ya da başka aktivitelerinin kaydedildiği tetkik yöntemidir.
EEG kaydı sırasında elektrik ya da radyasyon verilir mi?
Hayır EEG kaydı sırasında hasta elektrik ya da radyasyon almaz, acı duymaz, canı yanmaz.
EEG kaydı öncesinde aç kalmak gerekir mi?
EEG çekimine gelmeden önce hastaların aç ya da susuz kalmasına gerek yoktur. Tam tersine karnın tok olması tercih edilir.
EEG çekim günü hastaların kullandıkları epilepsi ilaçlarını atlamaları gerekir mi?
Sürekli kullanılan antiepileptik ilaçlar doktor tarafından aksi belirtilmediği sürece saatinde alınmalı, EEG çekimi için aksatılmamalıdır.
Altı ay ve beş yaş arasında, geçirilmekte olan üst solunum yolları enfeksiyonu ya da ishal gibi bir enfeksiyonun neden olduğu ateş sırasında görülen nöbetlerdir. Havale olarak da söylenmektedir. Ateşe neden olan enfeksiyonun menenjit ya da ensefalit gibi beyin iltihabı olmaması gerekir.
Ateşli nöbetler ne kadar sürer?
Çoğunlukla beş dakikadan daha kısa sürerler.
Ateşli nöbetler sırasında ne yapılmalıdır?
Diğer nöbetlerde olduğu gibi öncelikle sakin kalınmalıdır. Sakin ve soğukkanlı olunmazsa çocuğa yardım etmekte zorlanırız. Hasta yan yatırılmalıdır. Nöbetler sırasında dişler kilitlenir; bunu önlemek amaçlı ağza kaşık, tahta çubuk, parmak sokulup dişler açılmaya çalışılmamalıdır. Bu çabalar hem çocuğa hem de hasta yakınına zarar verebilir. Hastanın üzerine soğuk su dökülmemelidir. Gözlük kravat varsa çıkarılmalıdır. Kasılmalar şiddetliyse başını çarpmasını önlemek amacıyla başı tutulabilir ya da başının altına bir şey konabilir. Nöbet anında hastaya ağızdan ilaç verilmeye çalışılmamalıdır. Doktorunuz tarafından önerildiyse popodan ilaç kullanabilirsiniz.
Ne zaman hastaneye başvurulmalıdır?
Eğer hastanın nöbeti ilk nöbetse, beş dakikadan uzun sürmüşse, arka arkaya tekrar eden nöbetler varsa, uzun süredir bilinci açılmamışsa, nöbetler fokal yani tek taraflı ise hastaneye mutlaka başvurulmalıdır.
Ateşli nöbetlerin ilaçla tedavisi gerekli midir?
Her zaman gerekli değildir. Ancak bazı durumlarda ilaç tedavisi önerilir. İki türlü ilaç tedavisi vardır.
1. Nöbet anında rektal yoldan (popodan) kullanılan nöbet durdurucu ilaçlar 2. Koruyucu amaçlı uzun süreli kullanmak üzere ağızdan alınan antiepileptik ilaçlar İlaçla tedaviye gerek olup olmadığına ya da tedavinin türüne doktorunuz karar verecektir.
Nöbetler çoğunlukla beş dakikadan kısa bir sürede sonlanır. Bu süreçte öncelikle sakin kalınmalıdır.
Sakin ve soğukkanlı olunmazsa çocuğa yardım etmekte zorlanırız.
Hasta yan yatırılmalıdır. Nöbetler sırasında dişler kilitlenir; bunu önlemek amaçlı ağza kaşık, tahta çubuk, parmak sokulup dişler açılmaya çalışılmamalıdır. Bu çabalar hem çocuğa hem de hasta yakınına zarar verebilir.
Hastanın üzerine soğuk su dökülmemelidir. Gözlük kravat varsa çıkarılmalıdır. Kasılmalar şiddetliyse başını çarpmasını önlemek amacıyla başı tutulabilir ya da başının altına yumuşak havlu battaniye konabilir.
Kol ve bacaklardaki kasılmalar ve çırpınmaları engellemeye çabalamak kırık ve çıkıklara neden olabilir. Nöbet sırasında hasta kusabilir, morarabilir, kısa süreli nefes alamayabilir. Hastalara gereksiz suni teneffüs ya da kalp masajı yaptırılmamalıdır.
Nöbet sırasında ağızdan ilaç verilmemelidir. Doktor tarafından önerildiyse popodan nöbet durdurucu ilaç kullanılabilinir.
Nöbetin nasıl olduğunun gözlenmesi hatta mümkünse video kamera ya da cep telefonu kamerasına nöbetin kaydedilmesi tanıda çok yardımcı olacaktır.
Beyin elektriksel aktivitesinin anormal yayılmasına bağlı, davranışsal ya da duyusal değişikliklerin ortaya çıktığı, ani ve çoğunlukla kısa süreli, geçici beyin fonksiyon bozukluğudur. Bilinç kaybı çoğunlukla eşlik etmekle birlikte bazen bilinç kaybı olmaksızın da nöbetler görülebilir. Nöbet anında gözlerde yukarı ya da yanlara kayma, kol ve bacaklarda kasılmalar, dil ısırma, idrar kaçırma, gibi yakınmalar olabileceği gibi bazen de gevşeklik olabilir.
Epilepsi nedir?
En az iki ateşsiz nöbetin görüldüğü nörolojik bir durumdur. İlk nöbet sonrası hastalara çoğunlukla epilepsi tanısı konmaz çünkü hastaların yaklaşık %60-70 ‘inde nöbet tekrarı bir daha görülmez. Ancak hastanın ilk nöbet sonrası bir hekim tarafından değerlendirilmesi uygun olacaktır.
Kaç çeşit nöbet vardır?
Genel olarak parsiyel (kısmi) ve jeneralize (yaygın) olarak ikiye ayrılır. Ancak kırktan fazla tanımlanmış nöbet tipi vardır. Nöbet tiplerine göre ilaç seçimi yapılarak tedavi planlanacağından nöbet anında video ya da cep telefonu kamerasıyla kayıt yapılması uygun olacaktır.
Nöbet tetikleyiciler nelerdir?
En iyi bilinen nöbet tetikleyiciler: Uzun süreli uykusuzluk, uzun süreli açlık, ateş ve enfeksiyonlar, stres, aşırı heyecan, televizyon, bilgisayar gibi parlak ışık saçan araçlar ve ışık kaynakları, hormonal değişiklikler nöbetleri tetikleyebilir. Soğuk algınlığı ve grip durumunda burun akıntısı ve öksürüğü önlemek üzere kullanılan bazı ilaçlar da nöbetleri tetikleyebilir. Bu ilaçları doktorunuzdan öğrenebilirsiniz.
Epilepsi tanısı nasıl konur?
Epilepsi tanısı klinik olarak öyküyle konur. Her bilinç kaybı epileptik nöbet olmayabilir. Epilepsi ile karışabilecek bazı durumların dışlanması gerekir. Tansiyon ve şeker düşüklüğüne bağlı bilinç kayıpları, bayılmalar, kalp ritm bozuklukları, küçük çocuklarda ürperme, tiremeler bazen de psikojenik kökenli bayılmalar epilepsiden ayırt edilmelidir. Bu durumda EEG tetkiki tanıda en çok yardımcı olan tetkiktir. Gerek duyulursa başka bazı tetkikler de istenebilir.
Epilepsinin tedavisi var mıdır?
Evet, epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. Epilepsi tanısı doğrulandıktan sonra hastalara antiepileptik ilaç tedavisi başlanır.
Tedavi süresi ne kadardır?
Çocuklarda ortalama 2 yıldır. En az iki yıl nöbet sonrası hastalar tekrar EEG ile değerlendirilerek ilaç kesim proğramı başlanır. Doktorunuz bu süreyi yeterli bulmazsa (hastanın özellikleri, EEGnin bozuk olması ya da epilepisinin türü nedeniyle) daha uzun süre ilaç kullanılır.
İlaç tedavisi dışında tedavi yöntemleri var mıdır?
Dirençli epilepsili hastalardan bazılarına ilaç tedavisi dışında epilepsi cerrahisi, ketojenik diyet, vagal sinir uyarımı uygulanmaktadır.
Sağlam çocuk izlemi, herhangi bir yakınması olmayan ailesi tarafından sağlıklı olduğu kabul edilen bebek ve çocukların doğumdan itibaren belirli aralıklarla sağlıklarının değerlendirilmesi, korunması ve devam ettirilmesi amacıyla yapılan muayene ve danışmanlıktır.
Sağlam çocuk izlemlerinin hedefleri:
-büyüme ve gelişme izlemi,
-Aşılama Takibi,
-Bebek ve çocuk bakımı, beslenme hakkında aile danışmanlığı,
-Farkedilmemiş herhangi bir hastalık varsa erken tanı koymak,
Sağlam çocuk takibi hangi sıklıkta yapılmalı?
Bebek izlemi anne karnında başlar. Gebelik sırasında düzenli doktor kontrollerinin bebek ölüm hızını belirgin azalttığını gösteren birçok çalışma mevcuttur.Bebeğin anne karnındaki pozisyonu, büyüme ve gelişimi, kalp sesleri, görüntüsü gibi birçok bulgu bebeğin sağlığı hakkında bize bilgiler verir. Bu takipler sonucu elde edilen birçok patolojik bulgu tedavi ile düzeltilebilir veya doğar doğmaz yapılacak girişimlerle bebeğe sağlıklı bir yaşam imkanı sunulabilir.
Doğum sonrası izlemler önce sık aralıklarla yapılmalıdır. Anne,baba ve bebek birlikteliği, birbirlerine alışmaları ve bebek bakımı,beslenmesi gibi gereksinimleri açısından destek olunmalı ve eğitilmelidir.Ayrıca birçok hastalığın erken tanısı açısından da sık takip ilk zamanlarda önemlidir. Çok küçük bebekler hastalıklara dirençsiz olduğundan ve birçok organ ve sistemleri henüz tam gelişmediğinden daha sık izlenmelidir.
Doğum sonrası ilk kontrol ilk 48 saat içinde yapılmalıdır.Hem emzirme eğitimi, hem de sarılık, hipoglisemi, erken müdahale gerektirebilecek doğumsal hastalıklar açısından erken izlem çok önemlidir.Bu ilk kontrolde anne-baba-bebek ilişkileri,ailenin sosyoekonomik durumu değerlendirilmeli, risk faktörleri belirlenmeli ve buna göre yaklaşımlar planlanmalıdır.
Sonraki kontrol ilk 15 gün içerisinde yapılmalıdır.bu kontrol fenilketonüri, biotidinaz eksikliği ve hipotiroidi gibi hastalıkların erken tanısı için kan alınması ve ilk kontrolde verilen eğitimin denetlenmesi ve yeni sorunların takibi açısından önemlidir.
Sağlıklı bebekler ilk 6 ay ayda bir izlenmelidir. daha sonra gelişim problemi veya risk faktörleri yoksa kontrol sıklığı azaltılabilir.Tabi ki saptanmış sorun ve hastalık riski mevcutsa bu duruma göre kontroller daha sık planlanmalıdır.
Sağlam çocuk izlemi nasıl yapılmalıdır?
İzlem sırasında çocukla ilgilenen bireylerin hepsinin odada bulunması en idealidir. Özellikle babanın bulunması teşvik edilmelidir. muayene sırasında bebek tam soyulmalı öykü ve fizik muayene tüm sistemleri içerecek şekilde yapılmalıdır. Zaten sağlam çocuk diyerek herhangi bir sistemik muayene atlanmamalıdır. Boy, Kilo ve baş çevreşi takibi tam yapılmalı, nörolojik ve motor gelişimi takip edilmeli, aileye hem psikolojik hem de gelişimi açısından gerekli danışmanlık ve eğitim hizmetleri verilmelidir.
Eğer ailenin kafasında herhangi bir sorun ya da problem var ise önce bu sorun giderilmeli ve aile rahatlatılmalıdır.
Kısacası sağlan bir çocuğa yaklaşım hasta olandan farklı değildir. İzlem sırasında hasta çocuklarda olduğu gibi öykü, fizik inceleme,gerekliyse laboratuar tetkikleri, tanı, tedavi ve öneriler aşamalarını içerir.
Bebekler istek ve gereksinimlerini sadece ağlama ile ifade edebilirler. Tamamen normal bir davranış olabileceği gibi birçok hastalığın belirtisi olarak ta karşımıza çıkabilir.
Bebeklerde oldukça sık görülen bebeklik koliğinde aileler bebeklerini yatıştıramaz ve önemli bir hastalığı olduğu gerekçesiyle doktora başvururlar.
Ağlama nöbetleriyle getirilen bebeklerde birçok hastalığı da dışlamak gerekir. Örneğin; idrar yolu, orta kulak ve menenjit gibi enfeksiyonlar, ishal,kabızlık, gastroözofageal reflü, anal fissür gibi sindirim sistemi hastalıkları, kafa ciçi kanamalar, hidrosefali gibi santrla sinir sistemi hastalıkları, posterior üretral valv (idrar yolu darlığı) gibi üriner hastalıklar, supraventriküler taşikardi gibi kardiak hastalıklar, kırık, çıkık, yumuşak doku travmaları gibi travmaya bağlı durumlar bu hastalıklardan bazılarıdır.
Bebeklerdeki kolik sancılar ilk 3 ay içinde en sık karşılaştığımız sorunlardan birisidir.
Teorik tarifi şöyledir: 3 hafta ile 3 ay arasındaki, sağlıklı, gelişim geriliği olmayan bir bebekte en az 3 saat süren ve haftada en az 3 gün olan nedeni açıklanamayan şiddetli ağlama nöbetleridir.
Bu ağlama nöbetleri daha çok akşam saatlerinde olur, nedeni ve tedavi yöntemi tam bilinmediğinden hem aileleri hem de hekimleri zor durumda bırakabilir.
Bu yakınma ile getirilen bebeklerde yukarıda da bahsettiğimiz gibi bir çok hastalık ile karışabileceği için iyi bir öykü ve fizik muayene esastır.
Kolik tedavisinde öncelikle aileye bu durumun tıbbi bir sorun olmadığı zamanla gerileyeceği anlatılmalıdır. Paramedikal yöntemler, bebeği sallamak, kucaklamak,emzik vermek, dolaşmak, karnına ılık bir bez ile masaj yapmak, müzik dinletmek denenebilir. Medikal tedavi de ise Simetikon içeren ilaçlar, Rezene, papatya, anason, nane,kimyon gibi bitkisel karışımlar denenebilir.
Ancak bebeklerdeki kolik sancıların önemli birçok organik hastalıklar ile karıştırılabileceği ve çok iyi bir öykü ve fizik muayene ve gerekirse laboratuar incelemeler gerektirebileceği unutulmamalı ve mutlaka bir çocuk doktoruna başvurulması gerektiği bilinmelidir..
Büyüme vücut hacminin ve küytlesinin artışıdır ve çocukluk döneminin kendine özgü niteliklerinden birisidir. Anne karnından başlayıp ergenlik çağının bitimine kadar sürer. Beslenme ,geçirilen hastalıklar, ailenin ekonomik ve psikososyal koşullarından etkilenebilir. Çocuğun fiziksel ve ruhsal gelişiminin ve sağlığının önemli bir göstergesidir.
Sağlam çocuk izlemlerinde yatık büyüme eğrisi (yatık büyüme eğrisi duraklama işaretidir.) Büyüme geriliğinin en erken bulgularındandır. Büyümedeki bu duraklama aile hatta doktor tarafından sık aralıklarla kontrol edilmiyorsa farkedilmeyebilir. Bu açıdan yaşamın ilk aylarında sık yapılan sağlam çocuk takibi ve büyüme takibi önemlidir.
Büyümede duraklamanın farkedilmesi buna neden olabilecek birçok hastalık ya da psikososyal durumun tayini açısından da önem taşır. İyi bir öykü,fizik muayene ve gerekiyorsa laboratuar iincelemelerle erken tanı ve tedavi olanağı sağlayarak olacak gelişim geriliklerinin önüne geçilebilir.
Büyüme geriliğinin çeşitli gastrointestinal (yani sindirim sistemi), enfeksiyonlar, renal(böbrek kaynaklı), kardiyak, endokrin,nörolojik, kalıtsal ve metabolik birçok nedeni vardır.
Yenidoğan bebeği olan annelerin çoğunda sütünün yetmediği veya bebeğe yaramadığı konusunda kaygıları vardır.
Bu kaygılarla bebeğe ilk günlerinde biberonla mama vermeyi tercih ederler. Biberon anne memesinden farklı şekilde emilmesi ve deliğinden mamanın daha rahat ve çok miktarda gelmesinden dolayı bebeğin anne memesini yakalama tekniğini bozar. Bir süre sonra bebek biberonla beslenmeyi anne memesini emmeye tercih etmeye başlayabilir.
Ayrıca biberonla mama ile beslenme bebeğin karnını doyuracağı için anneyi emme aralıkllarını uzatacak ve bu da memenin sütle dolup gerginleşmesine, bebeğin memeyi kavramasında zorlaşmaya neden olacaktır.Bu durum ayrıca ilerleyen dönemlerde annede de sistemik reaksiyonlara neden olabilmektedir.
Anne sütü yaşayan bir sıvıdır yani içeriği bebeğin fizyolojik durumuna ve yaşına göre değişiklikler gösterir.Bebeğin tüm ihtiyaçlarını karşılayacak besin özelliklerini içerir.
İnek sütüne göre daha az protein içerir ancak bu prıoteinlerin biyolojik değeri yüksektir(özellikle whey proteini). Bu düşük protein içeriği sayesinde renal solüt yükü azdır ve bebeğin daha tam gelişmemiş böbrekleri için yetmezlik riskini azaltır.
Anne sütü inek sütünün aksine beta laktoglobülin içermediği için alerji sorunu da yoktur.
Süt şekeri olarak Laktoz içerir bu da barsak florasının oluşmasına olanak sağlar.
Bebeğin K ve D vitamini haricinde tüm vitamin ve mineral ihtiyacını karşılar.
Demir içeriği inek sütüne oranla az olmasına rağmen bu içerdiği demirin biyoyararlanımı daha yüksektir.
Anne sütünde çok sayıda büyüme faktörü mevcuttur. Bu da birçok organ sisteminin büyümesi ve gelişmesi için önemlidir.
Anne sütü besleyiciliği yanında içerdiği birçok antikorlar ile de bebeği enfeksiyonlara karşı korur.
Anne sütü her zaman hazır taze,uygun sıcaklıkta ve temizdir. Sindirimi kolaydır ve bu sayede sindirim sistemi hastalıklarına neden olmaz.
Emziren annelerin bebekleri ile iletişimleri daha kolay olur. Ayrıca emzirme anneyi yeni gebelikten koruduğu gibi meme kanseri riskini de azaltır.
1-42 ay arası bebek ve küçük çocukların gelişimini takip amacıyla kullanılan bir ölçektir. Bir zeka testi değildir. Zihinsel,alıcı dil, ifade edici dil, ince motor ve kaba motor olarak beş gelişim alanını içermektedir. Sosyal gelişimi takip amaçlı kullanılan sosyal adaptif ölçeği de bulunmaktadır. Ölçeğin her bölümü tek başına kullanılabileceği gibi, bütün olarak değerlendirme yapılıp her bir gelişim alanının karşılaştırılmasına da fırsat vermektedir. Bebeklerin ve küçük çocukların yaşına göre değerlendirilmesi, takibinde, doğru yönlendirilmesinde ve koordineli çalışmada uzmanlara kolaylık sağlamaktadır.
Bireysel Psikoterapi ve Aile Terapisi
Gelişimsel geriliği olan ya da risk faktörleri nedeniyle takip edilen bebeklerin ve çocukların ailelerine psikoterapi desteği sağlanmaktadır. Birkaç nedenle psikoterapi desteği alınması gerekmektedir:
* Aile bir sistemdir ve bu sisteme her bir birey eklendiğinde ailedeki ilişkisellik değişmektedir. iki kişinin ilişkisi üçken (sen,ben ve ilişkimiz), bebek doğunca ilişki sayısı iki katına çıkmaktadır. Bu yeni bir durumdur.
* Sistemin parçalarından birinde sorun olursa (örneğin yoğun bakım süreci, gelişimsel risk faktörleri, vb..)sistem etkilenmektedir. Sistemde kaygı düzeyi yüksekse bunun düşürülmesi gerekir. Ailenin bireylerine bir bütün olarak ya da tek tek bakılmasında yarar vardır.
* Yapılan çalışmalar özellikle annelerin depresyon düzeylerinin/puanlarının erkeklere göre daha yüksek olduğunu göstermektedir. Bu sonuç neden annelerin bireysel olarak psikoterapiye başvurduklarını da açıklamaktadır.
* Özel gereksinimli bireylerin takipleri uzun dönemli olmalıdır. Genellikle psikolojik problemler es geçilmekte bu da uyum sorunlarına, mutsuzluğa,depresyona yol açmaktadır. Özel gereksinimli bireyler; gençlik ve yetişkinlik dönemlerinde daha çok psikolojik desteğe ihtiyaç duymaktadır.
* Uykuda düzensizlik (çok az ya da çok uyuma, dinlenmemiş olarak uyanma), iştah bozulmaları (ani kilo alma, kilo verme), cinsel problemler bedensel uyumun bozulduğunu haber vermektedir. Her birey bu durumların biri ya da bir kaçında problem olduğunda psikoterapi desteği almayı düşünmelidir.
Erken müdahele sürecinde riskli olarak tanımlanan bebeklerin, kaba ve ince motor hareketleri, psikososyal gelişimleri değerlendirilir. Bu değerlendirmeler; gelişimdeki gerilikleri tanımlamak, çocuğa özgü terapi uygulamalarını belirlemek ve ilerlemelerini gözlemlemek için önemlidir. Erken müdahale programına karar verirken klinik tecrübelerden faydalanılır. Erken müdahale kapsamında, Bobath Nörogelişimsel Tedavi(NGT/Bobath) yöntemi geniş yer tutmaktadır.
NGT/Bobath; kişisel olarak çocuğun ihtiyaçlarına göre belirlenen her bebeğin özel problemlerine yönelik bir yaklaşımdır. Değerlendirmede gözlem ve anamnez bilgileri önem taşımaktadır.
Gözlem; bebeğin ilk geldiği anda,ebeveynin kucağında başlar.
-Anne ile bebeğin ilişkisi -Bebeğin taşınma ve tutuluş şekilleri
-Aile günlük yaşam aktivitelerini nasıl gerçekleştiriyor (giyinip soyunma,beslenme gibi) -Bebeğin spontan hareketleri kronolojik ayı ile uyumlu mu?
-Postürü nasıl? Asimetri var mı?
-Kas tonusu nasıl? Gevşek mi kasılı mı?
-Görsel ve işitsel problemleri var mı?
-Destek noktalarını kullanıyor mu?
-Kollar ve bacaklar arasında fark var mı? Gibi birçok alanlara bakılır.
Bu değerlendirmenin sonucunda bebeğe uygun tedavi programı belirlenir ve aileye kullanması gereken terapi yaklaşımı ve destekleyici aparatlar önerilir.
Erken Müdahale Kapsamında Neler Yapılır: -Pozisyonlamalar -Özel tutuş şekilleri -Duyusal girdiği artırmaya yönelik dokunmalar -Myofasiyal gevşetmeler -Günlük yaşam adaptasyonları -Fonksiyonal aktiviteler -Fasilitasyonlar -Stimülasyon -İletişim – Aile eğitimi
POZİSYONLAMA -Sırt üstü,yüz üstü ve yan yatışta yapılır. -Kas tonusunu düzenleyerek stabilizazyonu artırır. -Orta hat oryantasyonunu sağlar. -Postür organizasyonunu geliştirir. -Duyu girdisini artırır. -Solunum ve beslenme problemlerini en aza indirger.
ÖZEL TUTUŞ ŞEKİLLERİ : Bebeğin vücudunun yerçekimine göre adaptasyonunu sağlayarak hareketi kolaylaştırıcı, açığa çıkarıcı tutuş şekilleridir.Bir hareketten diğerine geçerken hareketin akıclığını sağlamaktadır.
DOKUNMA : Duyu girdisini artırmak için derin dokunmalar masaj ve sıvazlamalar önemlidir. Bebekler dokunmaya karşı aşırı hassas olabilirler.Özellikle ağız bölgesi,avuç içi ve ayak tabanında hassaslık görülebilir.Çabuk irite olan bebeklerde hafif ritmik sallama,yüz ve vücuda dokunma önerilebilinir.
GÜNLÜK YAŞAM ADAPTASYONU : Terapi esnasında verilen hareketler çocuğun günlük yaşamında kullandıklarını desteklemelidir. Giyinip soyunması altının değiştirilmesi,beslenmesi,uyuması gibi aktiviteleri içermektedir.
FONKSİYONEL AKTİVİTELER: Çocuk=Oyun demektir. Bebekler doğdukları andan itibaren görerek, duyarak dokunarak öğrenirler. Bebekle her oyun oynandığında beyindeki hücreler arasında bağlantılar oluşur, güçlenir ve bebeğin gelişimine büyük katkı sağlar. Bu bağlantıların ileriki yaşlarda oluşması daha zordur. Ayına uygun oyun ve oyuncaklar aileye önerilir.
FASİLİTASYON : Hareketin kolaylaştırılmasıdır. Kas ve eklemlerin fonksiyonel hareket içerisinde hareketi kolaylaştırmak hedeflenir.Çocuğun vücudunu algılaması sağlanır.
STİMÜLASYON : Taktil,vestibüler,vibrasyon,proproseptif uyarı,ses aracılığı ile bebeğin ihtiyacına göre uyarıların verilmesi sağlanır.
İLETİŞİM : Çocuk ve aile ile olan tüm iletişim yollarını kapsar. Terapi esnasında aileye model olunduğu unutulmamalıdır.Bebekle dialoğa geçerken ses ve mimikleri gerektiği kadar kullanmak gerekir.
AİLE EĞİTİMİ : Erken müdahele sürecinde ailenin katılımı ve işbirliği çok önemlidir. Erken müdahele sürecindeki tüm bebekler için ideal olarak bebeğin bakımını yürüten herkesin programa katılması istenir. İsteyen aileler seans sırasında evde uygulaması gerekenleri video kaydına alabilirler. Sürecin etkin şekilde faydalı olabilmesi için uygulamaların günlük yaşama doğru bir şekilde adapte edilmesi gerekir.Terapilerimiz aile ve çocuk merkezlidir. Terapi sırasında verilen hareketler günlük yaşamda kullanılmalıdır.Hareketler yumuşak ve yavaş yapılmalıdır.Hareketlerin ne amaçla yapıldığını açıklamak ailenin tedavi programına daha bilinçli katılmasını sağlamaktadır. Süreç içinde ailenin tüm sorularına cevap verilir. Düşünülen olası problemler var ise aile bilgilendirilir ve izlemeleri gereken yol anlatılır. Sorunlarla ya da kaygıları ile başa çıkabilmeleri için isteyen aileler en baştan itibaren aile terapistinden destek alabilir. Uygulanan terapi sıklığı, bebeğin gelişimine göre değişiklik göstermektedir. Problemin şiddetine göre aile bilgilendirilir,günlük yaşamda dikkat edilmesi ve evde yapılması gereken hususlar konusunda aile eğitimi verilerek riskli bebek takip programına alınır.