Kategori: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları

  • Evdeki alerjenler nelerdir? Aynı ortamı paylaştığımız akarlar alerjik reaksiyon sebebi

    Evdeki alerjenler nelerdir? Aynı ortamı paylaştığımız akarlar alerjik reaksiyon sebebi

    Alerjenler nerede ve nasıl bulunur?

    Astım sıklığı her geçen gün kentleşen dünyada artmaktadır. Türkiye’de astım oranı yüzde 10 ila 15 arasındadır.havadaki alerjenler bunun başlıca nedenlerinden birisidir. Ülkemizde çocuklarda %80 ininde çevresel sebepli alerjenler sorumludur.

    Alerjenleri ev içi ve ev dışı olarak sınıflayabiliriz. Dış ortamda ağaç, ot, çicek ve bazı küfler astımda başlıcalarıdır. Polene bağlı alerjisi olanlar astım atakları mevsimsel ataklar geçirir.

    Neye karşı alerjen olduğu bilinebilir mi?

    Küfe bağımlı olanlar ise mevsimden ziyade nemli ortamlarda ataklar gösterebilir. Ilıman iklimlerde küf oranı baharda artar yaz ortası ve sonuna doğru en yüksek düzeydedir. Bu yüzden küfe alerjisi olanlar bu mevsimlerde daha fazla solunum güçlüğü çekebilirler.

    Ev içerisindeki alerjenler ise tüm mevsimde görülebilir. Ev tozu akarları, evcil hayvan, hamam böceği ev içi küfler tüm mevsimde astım atağına sebep olabilirler.

    Başlıca polenler nelerdir?

    Fındık ağacı, akça ağacı, gürgen, huş ağacı, sedir ağacı polenleri, delice otu (lolium perene) , sinir otu polenleridir.

    Ev tozu akarları nedir ve nasıl ortamda yaşarlar ?

    Alerjenlerin büyük kısmını oluşturur. Başlıca besin kaynağı insan deri döküntüleri ve küflerdir. Akar çoğalması için en uygun ortam 25-30 derece ve nemim %70 ve 90 olduğu ortamlardır. Nem ortamla % 50 nin altına indiğinde akarlar yaşayamaz. Larvaları kuru havaya dayanıklıdır.

    Tüylü oyuncaklar, yastık yorgan battaniye, halı, battaniyede en fazla bulunurlar. Evde hayvan bulunması bu oranı etkilemez. Akar alerjenlerin en önemli kaynağı akarların dışkılarıdır.

    Akarlar hava yolu ile teneffüs edildiğinde iltihabi olayı başlatarak reaksiyona sebep olurlar.

    Küfler soluduğumuz havada bolca bulunabilir. Bodrum katlarda ve eşyaların yoğun bulunduğu ortamlarda fazla bulunur. Tahılların depolama alanlarında, meyve –sebzelerin konulduğu ortamlarda bulunabilirler. Ekmek, soğan bolca depolandığı ortmalarda siyah renkli küfler barınabilirler.

    Hayvan alerjenlerinin en önemli kaynağı hayvanların tüy, deri, idrar ve tükürükleridir. Kedilerdeki alerjenler köpeklere nazaran daha fazladır. Çünkü köpekler daha fazla yıkanmakla ve dış ortamda gezdirilerek daha fazla zaman geçirtilebilmesidir.

    Hamam böcekleri ve çiftlik hayvanları da alerjen kaynağı oluşturabilmektedir.

  • Yemeğini yemediği için onu cezalandırmayın!

    – Aç olan çocuk eninde sonunda yemek ister, onun kendinin aç olduğunu fark etmesine izin verin. “Şunu yer misin, bundan da ister misin, belki bunu seversin” gibi sorulardan uzak durun.

    – Çocuğunuzu yemeğini masada oturup yemesi için teşvik edin. Yemek masasının; sıkıntılı değil de aile üyelerinin günlerini nasıl geçirdiklerini anlattıkları, sohbet ettikleri, bu arada da hep beraber yemek yedikleri bir yer olmasına çalışın.

    – Sadece öğününde yemek teklif edin, yemek aralarında atıştırmalarına izin vermeyin. Zaten küçük olan mideleri, çabuk doyuran abur-cuburlarla dolacak, böylelikle de açlık hissi ortadan kalkacaktır.

    – Yemek seçimiyle ilgili olarak, onun için besleyici olduğunu düşündüğünüz yiyeceklerden, evde olanlar arasında seçim yapmasını isteyin. Seçtiği halde yemediği yiyeceği bir başka öğünde tekrar deneyebilirsiniz.

    – Sofradan yemeden kalkmışsa birkaç saat sonra acıkabilir, bir sonraki öğünü bekletmek ve abur-cubura izin vermemek daha uygun olacaktır

    – Yemek sırasında ne kadar sinirlenirseniz sinirlenin belli etmemeye çalışın. Yemediyse dolu tabağı gayet sakin bir şekilde çocuğunuzun önünden alın ve gülümseyerek sohbetinize veya yapacağınız işe devam edin.

    – Yemeğini yemediği için çocuğunuzu cezalandırmayın veya yediği için ödüllendirmeyin.

    – Yemeğini yemesi için ısrarcı olmayın, sözler vermeyin, masal veya hikayelerle dikkatini dağıtıp ağzına yemeği tıkmayın.

    – Yemeklerin hepsini birbirine karıştırıp hızla yedirmeye çalışmayın. Bırakın sırasına kendi karar versin. Kendisine ait yemek zevkinin gelişmesine olanak tanıyın.

    – Yemek sofrada yenir. Elinizde tabak, oda oda dolaşmayın.

    – “Hiçbir şey yemiyor, bunu seviyor bari bunu yesin!” diyerek besleyici değeri olmayan, ancak çabuk doyuran gıdaları yedirmeyin (Yemekten sonra yenilen bir-iki bisküvi, gofret veya şekeri bunun dışında tutabilirsiniz).

    – Yemek işini inada bindirmeyin. Bu yolla çocuğunuzun sizin üzerinizde egemenlik kurmasına izin vermiş olursunuz.

    – Yemek saatinde evde değilseniz, çocuğunuzu gördüğünüzde ilk sorunuz “Yemeğini yedin mi?” veya “Ne yedin bugün?” olmasın. Çocuğunuzun diğer yaptıkları da sizi en az yemesi kadar ilgilendirsin.

    – Çocuğunuzun yemeyle ilgili sorununu onun duyabileceği yerlerde başka kişilerle paylaşmayın, çocuğunuz bu olaydan iki şeklide etkilenir. Hem kendinin bile tam anlamıyla farkında olmadan yaptığı ilgi çekebilme işini yemeyerek başardığını algılar hem de sizi üzmekten dolayı kendini kötü çocuk olarak hisseder. Zaman zaman da size kızdığında sizi cezalandırmak için yemeği kullanılır hale gelir.

    – Unutmayın ki; iyi anne-baba olmak, çocuğunuzu iyi gıdalarla beslemekten geçmiyor. Çocuğunuzla aranıza hiçbir şeyin, yiyeceklerin bile girmesine izin vermeyin. Açığı sonradan kapatılamayan tek şey sevgi ve güvendir.

  • Çocuklarda yaşlara göre beslenme

    1-3 yaş çocuk beslenmesi

    Kalsiyum ihtiyacı nedeniyle çocuğa her gün yarım litre süt verilmelidir. Süt her şekilde verilebilir. 25 gram peynirde de 200 gram sütteki kadar kalsiyum vardır. Her gün et ve baklagillerden bir-ikisi beslenme listesinde bulunmalıdır. Her gün bir yumurta yedirilmelidir. Düzenli et verilen çocuklara yumurta gün aşırı verilebilir. Günde bir ya da iki kez sebze ve meyve yedirilmelidir. Fazladan bir öğün meyve vermek sebzenin yerini tutabilir. Taze meyve suları da meyvenin yerine geçer. Günde bir-iki kez nişastalı besinler ve üç dilim ekmek beslenme listesinde bulunmalıdır.öğretilmelidir. Her çeşit şekerleme, pasta, kek, dondurma ve abur cuburlar sık sık verilmemesi gereken yiyeceklerdir. Öğünler arasında çocuğa şekerleme vermek iştahı azaltarak yetersiz beslenmeye yol açtığı gibi diş çürüklerinin de önde gelen nedenidir. Çay ve kahve, içerdikleri uyarıcı maddeler nedeniyle sinirliliğe yol açtığından bu içecekleri çocuklara hiç tattırmamak en iyisidir.

    3-5 yaş çocuk beslenmesi

    Okul öncesi 3-5 yaş grubu çocuklara aile yaşamına daha çok katılan bireyler gözüyle bakılmalıdır. Bu yaşta yemek alışkanlığının gelişmesinde aile önemli rol üstlenir; çocuklar genellikle aile içi bireyleri taklit ederek öğrenirler. Bu dönemde çocuk, aile sofrasını, bir taraftan dengeli beslenme modeli olarak, diğer taraftan ise aile büyüklerinin bir arada bulundukları keyifli bir sosyal olay olarak algılamalıdır. Bu yaşta televizyon ve oyun, çok çekici olduğundan yemeğe ilgisizlik sık bir sorundur. Ayrıca yemek seçme de sıktır; haftalarca hep aynı şeyleri yemek istemesi birçok çocukta görülür. Bu dönemde çocuğun çikolata, şeker, pasta, kola gibi besleyici özelliği olmayan gıdalara alışmamasına özen gösterin. Ayrıca yemek saatlerinin düzenli olması çok önemlidir.

  • Ne kadar yiyeceğine kendisi karar versin.

    Sofraya oturduktan sonra, yemeğin hep beraber belli bir süre içinde yeneceği açık bir ifadeyle anlatılmalıdır. Bu sürenin bitimine kadar hiçbir uyarı yapılmadan durulmalı, yemeye direnirse su, süt ve taze meyve suyu dışında hiçbir şey vermeden beklenmelidir. Ve asla alınan kararlardan vazgeçilmemelidir. Sofra hazırlanması sürecine çocuğu dahil etmek ve bunu bir eğlence gibi gerçekleştirmek, çocuğun yemek yeme isteğini artıracak, eğlenceli ve lezzetli yolculuk yapacağı düşüncesinin yerleşmesini sağlamasına sebep olacaktır. Çocuğa yiyeceği miktara karar vermesi için imkan tanıyın. Kendi tabağına konan yiyeceği çocuğun fikrine başvurarak koyun ya da yaşı uygunsa kendi tabağını kendi hazırlamasına müsaade edin. Böylece tabağındaki miktarı gözünde büyütmemiş olur. Yiyeceği miktar konusunda en iyi kararı verecek olan kişi çocuğun kendisidir. Yemekte zorluk çıkaran çocuğa yemediği zaman ekstra ilgi gösterilerek üzerine düşmeyin. Yemeği çocuğa “ister ye ister yeme” tavrı içinde verin ve çocuğun tabağına endişeli gözlerle bakmayın. Yemezse öğünler arasında bir şey vermeyin. Yemediği takdirde bir dahaki yemekte yiyeceğini kendisine söyleyin.

    Diğer çocuklarla kıyaslamayın

    Doğal olarak aileler çocuklarının bir saat bile aç kalmalarına dayanamaz. Ama çocuğumuza iyi yemek yeme alışkanlığını öğretebilmek için birkaç öğün hiçbir şey yememesine göz yummanızın hiçbir mahsuru yoktur. Çocuğunuza sağlıklı bir beslenme düzeni oluşturun, yemek yerine abur cubur yemesine engel olun. Sıklıkla yapılan yanlışlardan biri, çocuğun boyunun veya kilosunun tekli olarak değerlendirilmesi ve diğer yaşıtlarıyla karşılaştırılmasıdır. Yaşına göre boy-kilo gelişiminin normal olup olmadığını, dıştan görünüme göre kendi kafamızca değerlendirmek doğru değildir. Buradaki ölçüt doktorun çocuğun zayıf, şişman, uzun veya kısa boy lu olduğunun standart büyüme eğrilerine göre değerlendirilmesidir.

    İştahını açmak için…

    Güzel bir yemek görmekle veya kokusunu duymakla iştah açılırken, tam aksine nahoş bir koku ve görünüm iştahı azaltabilir. İştahın açılmasında görünüm ve kokunun yanı sıra pek çok faktörün de etkisi vardır. Egzersizler ve aktivitenin artması iştahı artırırken, aşırı yorgunluk olumsuz etki yapar. Yemek öncesi bir şeyler atıştırılması iştahı kapatır. Kışın, yaza göre daha iştahlı olabilir. Bol oksijenli temiz ortamlar iştahı artırıcı bir etkendir. Üzüntü iştahı azaltır. Neşeli ve sevinçli hallerde de artar. Enfeksiyon hastalıklarında azalan iştah hastalık geçince düzelir. Çocuğunuzun iştahsız olduğunu düşünüyorsanız, öncelikle çocuk hastalıkları uzmanına götürerek gelişim eğrilerine göre büyüme ve gelişme durumunun normal sınırlar içinde olup olmadığını saptayın. Eğer düşük kilolu grubuna giriyorsa altta yatan herhangi bir hastalık olup olmadığını araştırın. Daha sonra bir beslenme uzmanıyla çocuğun gereksinimlerini belirleyerek günlük beslenme programı hazırlayın.

  • Çocuklarınıza kar yedirmeyin!

    Kar yemek mikrobik enfeksiyonlar başta olmak üzere üst solunum yolları rahatsızlıklarına sebebiyet vermektedir

    Kar yeme alışkanlığının özellikle çocuklarda sık karşılaşılan bir durumdur.Karın gökyüzünden inmesi sırasında bünyesine dahil ettiği birtakım mikroorganizmaların enfeksiyonlara ve ayrıca üst solunum yolları rahatsızlıklarına sebebiyet vermektedir.

    Türk kültüründe yer alan değişik biçimlerde kar yeme alışkanlığının çocuklarda ciddi hastalıklara yol açtmaktadir. Çocuklar kar yerken mikroorganizmaları da vücutlarına alır. Bu da çocuklarda karın ağrısı, kusma ve bazen de zehirlenmeye kadar varan rahatsızlıklara sebebiyet verebilir. Ayrıca boğaz iltihabı da sık rastlanan bir vaka. Kar suyunda iyonize bazı maddeler yok, bu yüzden kalsiyum eksikliğine de yol açabilir. Biz bundan ötürü çocukların kar yemesine karşıyız.

    Kar yemenin ardından ishal, kusma, boğaz ağrısı gibi rahatsızlıklar görüldüğünde çocukların aileleri tarafından derhal en yakın sağlık kuruluşuna götürülmesini gerekmektedir.Ebeveynlerin bu durumu erken fark etmelerinin tedavi süresini kısaltacaktır.

  • Kilolu çocuklara zorla diyet yaptırmayın!

    Çocuklara zorla diyet yaptırmak çözüm mü?

    Aşırı kilolu çocuklara karşı ailelerin yanlış yaklaşımlarda bulunmasının, çocukların ömür boyu kilo sorunuyla boğuşmasına neden olacaktır. Çocukları kilo vermeleri için aç bırakmanın ya da diyet uygulamak yanlış bir uygulamak olacağı gibi bunun çocuklarda psikolojik ve sosyal sorunlara yol açabilir.

    Kilolu çocukların beslenmesine çok dikkat edilmesi gerekir. Kilolu çocuklara karşı annelerin olumsuz yaklaşım içerisinde olmamalıdır. Öncelikli olarak çocuğun normal gelişimini sağlamak önemlidir. Bu yüzden kesinlikle çocuğunuzu kilo verdirme amacıyla aç bırakmayın ya da büyüklerin uyguladıkları düşük kalorili diyetleri çocuklarınıza uygulatmaya kalkışmayın. Bu dönemde yapılacak yanlış bir yaklaşım çocuğun tüm hayatını etkileyebilmektedir.

    Çocuklar için anne-babaların iyi bir örnek olmaları gerekmektedir.Babası televizyon karşısında cips yiyen ya da annesi sebzeyi görünce yüzünü buruşturan bir çocuktan aksi bir davranış beklemek mümkün olmayacakyır. Eve cips ,çikolata,kola,hazır meyve suları gibi besinler almayın. Çocuğunuzu bu tip gıdalardan uzak tutun. Israr ederse onunla oturup bu tip besinlerin bünyesine nasıl zarar verdiğini uygun bir dille anlatın ama sakın korkutmayın. Okula gidiyorsa beslenme çantasını siz hazırlayın kek ,kurabiye , börek , meyve suyu gibi besinler yerine sandaviç , süt / ayran , meyve tarzında menüler oluşturun. Okulda ne yediğine çok dikkat edin.

  • İştahsız çocuklar için beslenme önerileri

    Çocukların sağlıklı büyümesi, dengeli ve yeterli beslenmesiyle mümkündür. “Hiçbir şey yemiyor, yaşıtlarına göre çok zayıf.” gibi söylemler birçok anneye tanıdık gelir. . Aslında çocuğun kilosu boyuna, yaşına göre normalse ve sağlıklıysa hiçbir problem yoktur. Unutmamak gerekir ki onların mideleri küçüktür ve dolayısıyla da çabuk doyarlar. Bu yüzden sağlıklı yiyeceklerden yiyebileceği miktarda alması en doğrusudur.

    Çocuk beslenmesi

    Çocukların temel ihtiyaçlarından birisi olan beslenme; büyüme, gelişme ve sağlığın korunmasındaki en önemli faktördür. Bunun için her çocuğun doğumdan itibaren, protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve minerallerden oluşan besin öğelerinden yaşına uygun bir şekilde, her gün yeterli ve dengeli olarak alması gerekir. İlk 6 ayda anne sütünün yetmediği durumlarda çocuğun kaşıkla beslenmesi uygun olur. 6-12 aylık çocukların beslenmesinde, elma ve şeftali suyu ve püresi, pirinç unuyla hazırlanmış muhallebi, sebze çorbası ve yoğurtlu çorbalar ilk başlanacak ek besinlerdir. Devamında menüye yumurta, mercimek, et ekleyin. Sebze yemeklerini taze olarak pişirin, içine pirinç ve yağ ekleyerek, tat ve kalori yönünden zenginleştirin. Çocuğa verilecek yemeklere 1 yaşına gelinceye kadar tuz ve baharat asla atmayın

    Onu kendi haline bırakın!

    Çocuğu ısrarla reddettiği yemekleri yedirmek için zorlamak doğru bir yaklaşım değildir. Çocuk yemek yiyeceği zaman serbest bırakıldığında, yemek yemesi daha kolay ve zevkli hale gelir. Çocuğun açlık hissine kulak verin, ihtiyacından fazlasını yemesinde ısrar etmeyin. Çocuklar yemek yemek istemediklerinde sofrayı kaldırın ve bir dahaki öğüne kadar bir şey yenmeyeceğini ona belirtin ve bu konuda taviz vermeyin. Çocukların başka çocuklarla yemek konusunda kıyaslanması kesinlikle yanlıştır. Her çocuğun enerji ihtiyacı, sevip sevmediği gıdalar, vücut yapısı, harcayacağı enerji ve metabolizma hızı farklıdır. Çocuğu zorlamak yerine, onun kendi tercihine kulak verin, yemek istemediği yiyecekleri farklı sunum ve tatlarla değiştirerek tüketmesini sağlayın. Mesela süt sevmeyen çocuğa yoğurt, ayran, muhallebi ve ev yapımı meyveli yoğurt vermek gibi… Çocuğun beslenme tercihlerinde aile bireylerinin rolü büyüktür. Annenin veya babanın yemediği bir yiyeceği çocuktan yemesi beklenemez. Yemek sırasında sevilmeyen yemeklerden asla bahsetmeyin, bilakis yemek sırasında yediğiniz yemeğin faydalarını anlatır şekilde sohbet edin. Yemeklerin ailece neşe içinde yenmesi gerekir. Aile kavgalarının yemek saatlerinde yapılması veya çocuğun yaptığı hataların yemek masasında anlatılması yemek yemeyi zorlaştırır.

    Yemekleri bulamaç yapmayın

    Özellikle 1 yaş altı çocuklara çok çeşitli meyve, kuruyemiş, sebze, bisküvi, peynir, süt ve pekmez gibi besinlerin karıştırılarak verilmesi, daha sonrası için çocuğun tekli tatlara alışmasını zorlaştırır. Çocuk 2-4 yaş arasında aile fertleriyle yemeğe başlamalıdır. Böylelikle yetişkinleri izleyerek yemek yeme davranışlarını taklit eder ve görgü kurallarını da öğrenmiş olur. Aile bireyleriyle aynı masada yemek yemek çocuğa ailenin bir ferdi olma duygusunu yerleştirir ve birey olduğunu anlamasına kolaylık sağlar. Yemek yemeyi kesinlikle disiplin, ödül, sevgi gösterme şekli ve çocuğun davranışlarını kontrol etmede kullanmak doğru değildir. Anne-baba hiçbir zaman beslenmeyi bir pazarlık konusu haline getirmemelidir.

  • Bebekte sağlığın en önemli göstergesi refleksler

    Gag refleksi, palmar yapışma, tonik boyun refleksi, bebek davranışları, bebeklerde refleks, bebekte yönelme tepkisi, mora refleksi, bebekte arama ve emme refleksi, bebek tepkileri ,Anne Baba için yeni doğan bebeklerinde en önemlisi bebeklerinin sağlıklı olmasıdır.Bebekte Sağlığın en önemli göstergesi refleksler yeni doğan bebekler, avucunu okşadığınızda parmaklarıyla elinizi kavrar; yanağınızı yüzünüze yasladığınızda emme pozisyonu alır. Bu hareketler, bebeğinize özgü reflekslerdir.

    ARAMA VE EMME ÖNEMLİ

    Tüm sağlıklı bebekler; önceden bilinen ve sırayla başlayıp kaybolan reflekslerle birlikte doğarlar. Ancak, refleks cevaplarının eksikliği, olası bir nörolojik sorunun habercisi olabilir. Yeni doğan bebeğinizin hastanede yapılan muayenesinin bir kısmı, çeşitli reflekslerin ve cevapların aydınlığa çıkarılması girişimlerini içerir.
    Arama ve emme refleksi, bebeğinizin en önemli iki refleksidir. Bebeğin yanağının okşanması, arama ve emme refleksini ortaya çıkarır.
    Tonik boyun refleksi, bebek sırtüstü yatarken ve başı yana çevrildiğinde görülür. Vücudunu gerer, bacaklarını yukarı doğru çeker. 2 aylık bebeklerde daha belirgindir.
    Bebekler, refleksler sayesinde kendilerini koruma yeteneğine sahiptirler. Yeni doğan bebek, güçlü bir gag refleksi sayesinde; nefes borusunu açık tutmaya yardımcı olmak amacıyla balgam tükürme yeteneğine sahiptir. Yani bir bebek, soluk borusunun açık kalmasını sağlamak amacıyla balgam tükürebilir.

    KENDİLERİNİ KORURLAR

    Bebeklerin kendilerini korumak için kullandıkları birçok refleks ve tepki vardır. Örneğin; bebeğin vücudunun bir kısmı soğuk havaya maruz kalacak olursa; tüm vücudunun rengi ve sıcaklığı değişir, kol ve bacaklarını vücuduna doğru toplar, soğuğa maruz kalan yüzey alanını azaltmaya çalışır, sıcak kalma çabası içinde titremeye ve ağlamaya başlar. Ayrıca kuvvetli bir göz kırpma refleksi, bebeğin gözlerinin parlak ışıktan korunmasını sağlar

  • Çocuklarda allerji olduğu nasıl anlaşılır ?

    Allerji; vücudumuza solunum yolu, beslenme ve deri aracılığıyla giren, allerjen olarak adlandırılan, yabancı maddelere karşı bağışıklık sistemimizin gereğinden fazla, aşırı cevabı olarak tanımlanır.

    ÇOCUKLARDA EN SIK ALLERJİYE SEBEP PLAN ALLERJENLER NELERDİR ?

    Ev tozu akarı ( mite )

    ►Polenler, mantarlar

    ►Evcil Hayvanlar ( kedi, köpek )

    ►Bazı besinler ( süt, yumurta, buğday, fındık, fıstık, soya, kabuklu deniz ürünleri )

    ÇOCUKLARDA SIK GÖRÜLEN ALLERJİK HASTALIKLAR NELERDİR ?

    Besin Allerjisi

    ►Allerjik Egzema ( atopik dermatit )

    ►Astım

    ►Allerjik Rinit ( saman nezlesi ) gibi hastalıklardır.

    ALLERJİK HASTALIĞI OLAN ÇOCUKLARDA HANGİ ŞİKAYETLER GÖRÜLÜR ?

    Tekrarlayan öksürük, hırıltı, nefes darlığı, sık nezle, burun akıntısı, tekrarlayan hapşırık, burunda kaşıntı, burun tıkanıklığı, geniz akıntısı, ciltte kaşıntı, ciltte döküntü, bazı ilaç / besin alımını veya böcek sokmasını takiben gelişen cilt döküntüsü, vücudun bazı bölgelerinde şişlik gibi şikayetler gözlenir.

    ÇOCUKLARDA ALLERJİK HASTALIKLAR NASIL ANLAŞILIR ?

    Bazı özel kan testleri ve deri testi, gerekli görülen hastalarda solunum fonksiyon testi ile anlaşılmaktadır.

  • Çocuklarda iştahsızlık nedenleri ve çözümü?

    Yemekten önce sıvı alımını kısıtlayın. Hele şekerlileri asla!, çok isterse su veya ayran uygundur

    Besin değişimi önemli, eğer yine yemezse bir sonraki öğüne kadar bekleyin. Hiç bir çocuk açlıktan ölmez.

    Besinleri ödül-ceza aracı olarak kullanmayın. Siz işinizi her bitirdiğinizde Antep’e kebap yemeye mi gidiyorsunuz?

    Çocuğunuza “kıyın”. Yemediğinde şokella verirseniz çocuk doyar ama iyi beslenmez.

    Oyunlar deneyin. Kaşıkla uçak uçurma veya Ferrarinin ağza parketmesi, çocuğun karnındaki aç canavarın beslenmesi gibi, bir oyuncak bebeğe bir çocuğa yedirilemsi, oyuncak kamyonun arkasından meyve yedirilmesi gibi.

    Yemek masasına sizinle beraber otursun, biraz masraflı olacak ama desteksiz oturmaya başlayınca hemen bir mama sandalyesi alın ve 3 ana öğünü beraber yedirin, sizin yediğiniz her yiyecekten ona da teklif edin, yemezse de yemesin.

    Zorla yedirilmez. Yeme savaşını hep çocuk kazanır, son hamlesi kusmaktır. Yenileceğiniz savaşa başlamayın.

    Televizyonda reklam ya da klip seyrederek beslenen çocuk ne yediğini bilmez. Açlık-tokluk kavramı gelişmez.

    Aç çocuk genelde huysuzlanır, onu tanıyorsanız yemek saati geldiğini anlarsınız, onun için davranış değişikliklerini çözmeye çalışın.

    Çocuk yemeyerek ilgi çektiğini düşünüyorsa maça 3-0 hükmen mağlup başlıyorsunuz.

    Her besinin yenmesi şart değildir. Sebze meyve yerine, muhallebi yoğurt yerine, yumurta et yerine, vs. deneyin.

    Gazlı içecekler,hazır meyve suları, katkı maddeli ve işlenmiş yiyecekler, krakerler tartışmasız zararlıdır, ama çocuklar bayılırlar. En iyisi doğumdan itibaren bunları eve sokmayın bile, siz seviyorsanız, artık sevmeyin 🙁

    Dondurma iyi bir besindir ve çocuğunuzu kolay kolay hasta etmediği gibi ağız yaralarına iyi gelir ve direncini artırabilir.

    Diğer bazı besin önerileri: balkabaklı peynir, kaşar peynirli sebze püresi, yoğurtlu yabanmersini ya da kuru üzüm ezmesi, kimyonlu et güveç (kimyon fazla zararı olmayan bir baharattır), humus, mandalina suyu vs, vs, vs….

    Kalori hesabı yapmayın, doktorunuza da tüm öğünleri sayıp yeterli mi diye sormayın!

    Anne sütüne devam ediyorsanız, çocuğunuz bununla yeterince doyuyor olmasın ?

    Siz her gün aynı miktarda mı yiyorsunuz? O da günden güne değişen miktarlarda beslenecektir.

    İştahsızlık hastalık kaynaklı olabilir, ancak bu durumda genelde kilo kaybı da vardır. Bu durumda ısrarla doktorunuzdan idrar yolu enfeksiyonu, orta kulak iltihabı, kansızlık, reflu, çölyak hastalığı, doğumsal kalp hastalıkları başta olmak üzere araştırma isteyebilirsiniz.pek çok hastalık labaratuara gerek kalmadan sadece fizik muayene ile tanınabilir.

    Hasta çocuk az yer. Çünkü siz çocuğu beslerken mikropları da besliyorsunuz ve vücut buna önlem olarak iştahını azaltıyor. Prensip şu: hasta çocuğun yemesi çok önemli değildir, ancak içmesi önemlidir. Çocuk yemiyor diye serum taktırmak gibi saçmalıkları düşnmeyin bile. Hasta iken yeni besin tattırmak hayat boyu o besinden nefret etmesine yol açabilir.