Kategori: Çocuk Gelişim Uzmanı

  • 4+4+4 eğitim sisteminin duygusal gelişim boyutu

    Yeni eğitim sistemi hakkında çok görüşler bildirildi ve açıklamalar halen devam ediyor. Bu sistem çocukların eğitim sistemine erken alınmaları açısından önemli ve güzel bir uygulama..

    Sistem, ailelerin çocuk eğitimi ile ilgili birçok eksiklerini tamamlamayı hedef almaktadır.

    Çocukların kreş, yuva, anaokulu gibi erken çocukluk eğitim kurumlarının devamında ilköğretim 1. Sınıfa başlamaları önem arzetmektedir. Bu hizmetlerden yararlanma şimdilik istenen ve beklenen seviyeye ulaşmamıştır.

    Ancak, 60-66 ay çocukları için geçerli olması gereken açıklamalar ve görüşmeler eskiden olduğu gibi 60-72 aylık çocuklar üzerinden yapılmakta. Arada 6 ay gibi belki çok önemsenmeyen bir zaman dilimi vardır. Ancak, yaş gurubunun küçük olması, gelişimde ve eğitimde çok önemli hale gelmektedir.

    Bunu şu örnekle açıklayabiliriz. Kelebeklerin ömrü bir gün. Onlar için dakikalar büyük bir süreç oluyorsa, insan yavrusununda gelişim süreçleri içinde hele ki yaş küçük olunca aylar çok önem kazanıyor. Yine bebeklik dönemi içinde hızlı bir gelişim süreci yaşanıyor. Bebek doğduğundan itibaren başını kaldırabilme, boynunu tutabilme, bedenini yattığı yerde çevirebilme derken 5 ayın içinde oturabilir duruma geliyor. Eliyle reflekslerinin dışında tutma ve kavrama olayını gerçekleştirebildikten 5-6 ay kadar sonra atma ve fırlatma olaylarını gerçekleştirebilir bir gelişim gösteriyor. Bakıyorsunuz ki 10 aylık bir gelişim sürecinde başını tıtamayan bebek emeklemeyide geçip, ilk adımlarını atabilir duruma geliyor. İnsan yaşamı içinde gelişimin hızlı olduğu dönemler vardır. 60-66 ay dönemide bu dönemlerin içindedir. 40-50 yaş on yıllık bir dönem olsada gelişim açısından fazlaca bir önemi olmamaktadır.

    4+4+4 eğitim sistemi içinde çocukların en fazla güçlük yaşayacağı alan duygusal gelişim alanı olacak. Çok fazla hissedilmesi belki çevre tarafından pek beklenmeyecek, ya da aksaklıklar hemen kendini belli etmeyecek olabilir.

    Duygusal alanda çocuğun yaşayacağı güçlükler kekemelik, altını ıslatma, içe kapanma, ağlama krizleri, okul fobisi, karın ağrısı, peklik gibi kendini belli eden sorunlar yaşanabilir. Belki önlem alma yada uzmanlardan destek almaya yönlendirebilir, anne ve babaları…

    Önemli olan, zaman içinde çocukta geri dönüşü zor, kişiliğin geliştiği ve oturduğu dönem olan okulöncesi dönemde güzel izler bırakmaktır. Çocuklar, güzel izlerle, duygusal tatminle yetişkinlik dönemine hazırlanmalıdır.

    Bugün yetişkinler, çok iyi mesleklere sahip olsalarda, maddi kaygıları olmayan bir yaşantı sürdürselerde psikolojik yönden yeterli olmamalarının, sorun yaşayıp, çevrelerinede büyük sorunlar yaşatmalarının temelinde ÇOCUKLUK dönemi yatmaktadır. Deyim yerindeyse çekmeye ve çektirmeye devam etmektedirler…

    Çocukların kendilerini ifade etmeleri aile ve çevre çok iyi bir duygusal ortam sağlarsa mümkün olmaktadır. Yaş gurubu olarak öğretmenin ve ailenin daha özel dikkat vermesi gerekmektedir. Çok kişi içinde kaybolup gitmeden, farklı ve baskın olan çocukların içinde, kendini ifade etmekte sorun yaşamayacak şekilde ilgilenilmesini gerektirmektedir. Sakin ve aile içinde mücadeleci olarak yetiştirilmemiş çocuklar duygusal olarak zarar görecek, içlerine kapanacaklardır.

    Özgüvenin gelişimi ile kendini ifade etme birbirleri ile çok ilişkili kavramlardır. Çocuk, özgüveni gelişmişse kendini güzel ifade edebilir. Tabii ki çocuğu duygusal olarak yorumlamakta burada önemlidir. Çocuklar kendilerini sadece sözel olarak ifade etmezler, resimleriyle, davranışlarıyla, bedensel rahatsızlıklarıyla, beden dilinin kullanımıyla, şarkılarıyla, bakışlarıyla, duruşlarıyla ifade edebilirler.

    Duygusal olarak çocuğun ifadelerinden anlayacak, az kişili, okulöncesi yaş yeterli eğitim ve deneyim sahibi öğretmenli sınıflar, aydınlatılmış ve aydınlatılmaya devam edilen ailelerle ve okul-aile iletişimi sağlam kurulmuş ebeveynlerle çözüm olma olasılığı mümkün olabilir. Fiziksel ortama burada değinmek istemiyorum.

    60-66 ay çocuklarından sınıfta beklenti, kendini sözel olarak ifade etmek olacaktır. Öğretmeni ve arkadaşları çocuğu bu şekilde anlamaya çalışacaktır. Yukarıda saydığımız hususlara genel ortam içinde çok önem verilmeyecektir.
    Her yaş için çok önemli olan özgüven gelişimi olumsuz etkilenecek, duygusal olarak ezilen çocuk sayısı fazla olacaktır. Çünkü, erken çocukluk eğitim kurumlarında öğretmen denetiminde ve özgüven gelişimine önem verilerek yapılan eğitim dışında bir ortam olacak, çocuklar teneffüslerde nöbetçi öğretmenler ve yöneticiler olsada; normal bir ilköğretim 1. Sınıf öğrencisi olarak görülecekler ve beklenti bu düzeyde olacaktır.

    Bazı çocuklarda ise, ezdikleri çocuklarla daha bir güven kazanıp, çeteleşmeye giden tavırlar gözlenebilecektir. Aradaki dengenin kurulabilmesi için, alanda eğitimli anaokulu öğretmeni ön plana çıkmaktadır.

    Bu sistem 2012-2013 eğitim ve öğretim yılında başlayacağına göre, aileler olarak çocuklarımızı iyi gözleyip, onlardan gelecek sinyallere karşı uyanık olmalıyız ve bu hassas dönemde geri dönüşü imkansız ya da çok zor durumlar yaşamamak ve yaşatmamak için pedagoglardan destek almalıyız.
    2012-2013 eğitim ve öğretim yılı herkese hayırlı ve uğurlu olsun …

    ÖZNUR SİMAV-PEDAGOG
    BİLİRKİŞİ- EĞİTİM UZMANI- ÖĞRENCİ KOÇU- AİLE DANIŞMANI

  • Çocuğunuzdan mektup var…

    Ben çocuğum;

    Uzun bir süre annemin karnındaydım ve dünyaya geldim. Benim size, sizin bana alışmanız birkaç ay sürdü belki ama ben artık bana bakım veren sizleri tanıyabiliyorum, ayırt edebiliyorum. Benim sürekli sizin yanında olmama gerek yok; Kendi kendime kalmayı, oynamayı, keşfetmeyi, sabretmeyi, beklemeyi yoksa nasıl öğrenirim. Ama beni çok yalnız da bırakmayın sizin sesinizi duymaya, dokunmaya, oynamaya, iletişime geçmeye, sizinle öğrenmeye ihtiyacım var.

    Dünyaya nasıl geldim bilmiyorum belki özel bir çocuğumdur; Özel gereksinimlerim vardır, bana engelli veya özürlü deniyor olabilir ama ben de çocuğum öyle değil mi? Karamsar olup hayata küsmeyin ben de bir şeyler yapabilirim, beni keşfedin, eğitimimi ihmal etmeyin ki ben öğrendikçe, başardıkça siz de mutlu olun. Ben eğer özel bir çocuk isem en önce size, sonra eğitime ve tedaviye ihtiyacım var lütfen beni ihmal etmeyin ve en önemlisi ben de bir çocuğum ve sizsiz ve sevgisiz olamam unutmayın..

    Gün geçtikçe büyüyorum galiba, yaptıklarıma bende inanamıyorum; yürüyorum ve içimden dediklerimi artık söyleyebiliyorum ve hepsi sizin sabrınız ve ilginizle gerçekleşiyor.

    Mutlu, huzurlu bir çocuk olmam sizin elinizde, aslında benim karakterimin sağlam oluşumu en çok size bağlı, ben bir hamurdum ve beni siz yani ailem şekillendiriyorsunuz..

    Bazen huysuzluğum tutabilir panik yapmanıza gerek yok sizin enerjinizdir bana yansıyan. Biraz sabırlı ve rahat olmanızda fayda var, bazı mızırdanmalarımı görmezden gelip benimle oynarsanız hepimiz daha da eğlenmiş oluruz.

    Unutmayın ben sizlerin sevgisiyle ve ilgisiyle varım ve bunlar olmadan sağlıklı büyüyüp gelişemem.

    Bazen birbirimize sinirlenebilir, öfkelenebiliriz ve hatta birbirimizi görmek istemediğimiz anlar olabilir, ama bu benim size olan sevgimi eksiltmeyecektir. Sizden de aynı içtenliği bekliyorum. Etrafımda çok sevenin ilgilenenim olsa da benim olmazsa olmazım sizsiniz; Annem ve babam ben sizi çook seviyorum.

    Minik Yavrunuz…

  • Özgüveni nasıl vermeli..

    *** Her çocuk sosyal bir varlık olarak dünyaya gelir aslında. Çocuklar yetişkinlerin yani bizlerin minyatürü değil, birer bireylerdir ve biz her çocuğun diğerlerinden farklı özellikleri olan bir birey olarak kabul ettiğimiz zaman, özgüvenin (kendine güven) temelini atmış oluruz.

    Çocuklarımızda özgüveni sağlamak için öneriler;

    • Bebeklik döneminde; elindeki yanlış nesneyi sertçe çekip almak yerine, yüz ifademizle ”hayır”, ”olmaz” vb denilerek yumuşakça alınmalı
    • Gereksiz ve aşırı yüksek sesle bebeğe bağırmamalı
    • Onaylayıcı sözler söylenmeli (Aferin sana, bravo, akıllı bebeğim vb)
    • Konuşmaya başladığında onu dinlemeli, sözünün bitmesini beklemeli.
    • Gereksiz zamanlarda ‘’çok ayıp’’, sakın, ‘’hii ne kadar ayıp’’, ‘’bak herkes sana bakıyo’’ gibi ikazlarda bulunmamalı
    • ‘’Sen yapamazsın’’, ‘’sen küçüksün’’, ‘’karışma sen’’ vb. aşağılayıcı cümlelerden kaçınılmalı
    • Evde karar alınırken ya da marketten, mağazadan bir şey alınacağında çocuklarında fikirleri alınmalı, çocuğumuza ‘’hadi bu ikisinden hangisi olsun sen seç’’, ‘’sence hangisi olsun’’, ‘’fikrin benim için önemli’’ .. vb cümlelerle ona değer verdiğimizi, önemsediğimizi hissettirmeli.

    www.gelisimselpediatri.com

  • Mizaç nedir ?

    Mizaç, bireyin doğuştan getirdiği özelliklerdir. Kişiliğinin bir parçası, tarzıdır. Yani yaptığı bir davranışı neden en yaptığı değil nasıl yaptığı, hislerini nasıl ifade ettiğidir. Aslında sıkça kullandığımız tabirle ‘’onun tarzı’’ ifadesi onun mizacı demektir.

    Bu nedenle her çocuğun her davranışta vereceği tepkinin aynı olmasını bekleyemeyiz. Örneğin kimisi aldığımız bir hediyeyi çok beğenip havalarda uçabilir, kimisi beğenmediği bir özelliğine takılıp kıyameti koparabilir, kimisi ise hiçbir tepki vermeyebilir ya da surat bile asabilir.

    İşte bu davranış tarzı diyebileceğimiz mizaç doğuştan gelir, sadece kalıtım ve çevre tarafından oluşmaz. Elbette ki kalıtım, çevre, aile ortamı, mizacı ve kişiliği etkiler, şekillendirir ancak asla mizacın asıl nedeni değillerdir.

    Kalıtım, genlerin bireyin kişiliğine, mizacına yüzde elli etkisi olabilmektedir, hatta kiminiz, ebeveyninize ‘’ben çocukken nasıldım’’ diye sorduğunuzda, çocuğunuzun nasıl size benzediğini görmüşsünüzdür ya da teyzesine , halasına, amcasına vb. Ama bazen olur ki ‘’bu çocuk kime çekmiş?’’, ‘’neden böyle anlamıyorum?’’ diyebilirsiniz. İşte burada devreye bireysellik giriyor.

    Her insan farklıdır ve özeldir ve farklı mizaca sahip olabilir, hiçbir akrabasına benzemeyebilir ya da istemediğimiz bir kişiye de benzeyebilir buna engel olamayız. Şu da bir gerçektir ki çocuklarımızın tarzlarına(mizacına) ne kadar olumsuz tepki verirsek, beğenmediğimiz tepkiler artacaktır ama onu öyle kabul edip, saygı duyarak daha az müdahaleye ve mücadeleye girersek, üzücü yıpranıcı durumlar ortaya çıkmamış olur.

    www.gelisimselpediatri.com

  • Yaz aylarında çocuk beslenmesi

    Yaz ayları sıcak olması nedeniyle bedende metabolizma yönünden farklılık gösteren, özel beslenme gerektiren zaman dilimidir. Sıcaklara karşı vücudu dayanıklı tutmak ve zarara uğramamak için çok dikkat edilmesi gerekir.

    Özellikle çocuk beslenmesi, önemle üzerinde durulması gereken bir husustur. SU alımı, vücudun terle kaybettiği suyu yerine koymak açısından önemlidir. Su ihtiyacı şekerli ve gazlı içeceklerle karşılanmamalı, suyun severek tüketimi için aile destek olmalıdır. Taze meyvelerden minik kesilmiş parçalarla cazip hale getirilebilir. İçine meyve suları ilave edilebilir. Tabiiki bolca marketlerde, pazarlarda yerlerini alan meyveler kullanılmalıdır.

    Ayrıca şeftali, kayısı, vişne, kavun, karpuz, üzüm çocuklarla birlikte alınarak cazip hale getirilmelidir. Genellikle meyveler sulu oldukları için hazırlanması ve tüketilmesi güç gelmektedir. Hazırlama sırasında da ailece bir arada olunup, işbirliği yapılmalı, çocukların becerilerini ortaya koymalarına fırsatlar tanınmalıdır.

    Yaz tatilinde beslenme bulunulan yerlere göre değişiklikler gösterir. Tatil köylerinde, yazlıklarda, akraba ziyaretlerinde, yaylalarda, deniz kenarlarında, köy ve kasabalarda, yurtdışında, beşyıldızlı otellerde, tek yıldızlı otellerde, tatil turlarında vb. Hepsinde farklı özellikler gösterir.

    Tatil köylerinde, özellikle herşey dahil programlarında aşırı beslenme çocuklarımızı tehdit etmekte, israfa yönlendirme yapılmaktadır. Çocuklar, dünyanın yalnızca kendisi gibi yaşayanlardan ibaret olduğunu düşünmekte, bencil duygular ön plana çıkmaktadır.

    Burada dikkat edilecek hususlardan bir taneside günlük rutinin bozulması, sindirim sistemi rahatsızlıklarına sıkça rastlanmasıdır. Ne kadar dikkat edilirse edilsin beklemiş yiyecekler hassas bünyelerde sorunlara yol açmaktadır. Yaz aylarında bakteri üremesi, hijyen kuralları daha fazla dikkat gerektirmektedir.

    Yazlıklarda beslenmede olumsuz pişirme yöntemleri öne çıkmakta, mangalda et pişirme sağlıksız olarak çocukları etkilemektedir. Deniz kenarında gün boyu, simit, açma, mısır, midye gibi hazır ve geçiştirmelik yiyecekler tüketilmekte, tek yönlü beslenme yapılmaktadır. Akşam saatlerinde ise yüklü bir tüketim göze çarpmaktadır.

    Yurdun değişik yörelerine gidip, farklı beslenme tarzları, değişik yiyecek hazırlama şekilleri ile de tanışma olabilir. Ancak, yine hassas bünyeler sorun yaşayabilir. Az miktarda, alışarak beslenme, sorunu aza indirir.

    Yaz aylarında dondurma tüketimi yüksek boyutlarda olmakta, ihtiyaç dışı kalori yüklenilmekte, kilo artışına sebebiyet vermektedir.

    Bazen sıcaklardan dolayı iştahsızlık durumlarıda yaşanabilir. Çocuğun iştahsız olması geçici olarak düşünülmeli, eğer uzun sürerse ve gelişimde gerilik görülürse önlem alınmalıdır. Çocuğun her zaman, diğer zamanlardaki gibi beslenmesi beklenmemeli, yetişkinlerde olduğu gibi zaman zaman iştah değişikleri olabileceği akıldan çıkmamalıdır. Bu nedenle çocuklara yemeleri için baskı uygulanmamalıdır.

    Posa tüketimine aşırıya gitmemek kaydı ile önem verilmeli, yaz aylarında taze sebze ve meyve tüketimi desteklenmeli, yeteri kadar protein alımına dikkat edilmelidir. Kepekli ekmekle beslenme, çocuk beslenmesinde bazı mineral kayıplarına yol açabileceği için arada çeşit olarak tercih edilebilir.

    Yaz aylarında çocuklarda günlük program daha esnek hale gelmekte, bu nedenle öğün sayısı genellikle ikiye inmekte ve arada abur cubur tüketimi artmaktadır. Bu da metabolizmanın yavaşlayıp, enerji tüketiminin azalması sebebiyle fazla kilolara neden olmaktadır.

    En önemli öğünün ‘’kahvaltı’’ olduğu yaz ayları için de önemini korumaktadır. Güne yine fazla gecikmeden başlanmalı ve kahvaltıya gereken önem verilmelidir.

    ÇOCUKLARINIZLA MUTLU VE HUZURLU TATİLLER…

    ÖZNUR SİMAV-PEDAGOG
    AİLE VE İLETİŞİM DANIŞMANI-KURUCU-ÖĞRENCİ KOÇU

  • Çocuk bebek ve kitap..

    Toplumumuzda daha çok okul dönemlerinde kullanılan kitapların aslında insan hayatı, psikolojisi vb birçok konu için önemi oldukça fazladır.

    Çocukların çoğu kitaplarla okula başladıkları anda karşılaşmakta ve o kitaplarıyla sadece ders çalışıp, yazı yazdıklarından kitapları sevmeleri daha ileri yaşlara ötelenmekte ya da çoğu çocuk gibi kitaplar hayatlarında sadece ders aracı olarak kalmaktadır.

    Peki çocuklarımıza kitapları ve kitap okumayı nasıl sevdirebiliriz?

    • Henüz 4-5 aylık bebekken resimli gelişimine ve ayına uygun kitaplar göstermeye başlanmalı. (gerçek resimli kitaplar olması gelişim açısından daha faydalıdır)
    • Kısa öyküler dinlemeye başladığı dönemde değişik, kısa hikayeler, masallar anlatılmalı.
    • Örnek olunması ve heves etmesi açısından evde kitap okuyan ebeveynleri mutlaka görmeli ve bu sırada bebeğin de eline kitap verilerek (kendi yaşına, gelişim düzeyine uygun) taktit etmesi beklenebilir.
    • 4-5 aydan itibaren alınan kitaplar bebekle birlikte, kitaptaki nesneleri, figürleri isimlendirerek (‘’bak kuş, burada kuş var’’vb ifadelerle gösterilen resim tekrarlanmalı) okunmalıdır.
    • Yaşı büyüdükçe nesne kitaplarının yerini masal, hikaye kitapları almalı ve her zaman, ortamda ya kitap okuyan bir ebeveyn olmalı ya da kitap çocukla birlikte okunmalıdır.

    www.gelisimselpediatri.com

  • Kredi kartları ile evlilikler bitmesin…

    KREDİ KARTI SORUNU

    Aile toplumun en küçük ; en küçük olduğu kadar da etkili bir birimidir. Aile, toplumun değer taşı olan bireyleri yetiştirir ve topluma kazandırır. Toplumu oluşturan bireyler ailenin değer yargıları ile, yaşanmışlıkları ile toplumda kendilerine bir yer bulurlar.
    Aile birliği, çocukların eğitilmesinde, onların bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunmasında önemli bir yer tutar. Anne-baba, topluma birey kazandırmakta rol-model olmaktadır. Bu nedenledir ki anne-baba ilişkilerinin sağlıklı olması, iletişimin güçlü olması çok önem kazanmaktadır. Kopuk ilişkiler içinde büyüyen çocuklar, ailenin olumsuz özelliklerinden yararlanmakta; kendileri için toplumda onaylanmayan davranış ve tutumları benimsemektedirler. Çünkü, aile kendileri ile ilgili sorunlar yaşamakta ve yeni yetişecek filizleri ile ilgilenememektedirler.

    Evlilik birliği kurulurken, nikah memuru iyi günde ve kötü günde beraberlik sözleri ile başlar sözleşmeye… Evlilikte hep iyi günler yaşanmasıdır, tüm dilekler…Ancak, her zaman iyi gün yaşanamayacağını da herkes bilir.

    Evlilik, sözleşmedir ve taraflar birbirlerine kötü günler yaşatmamak için, sevgi dolu ifadelerle EVET derler. Tüm çaba, sevdiği kişiyi üzmemektir. En azından başlangıçta böyledir. Zaman içinde, istemiyerek te olsa bazı pürüzler yaşanması mümkündür. Burada önemli olan iyi niyetli olmaktır. İyi niyetli olduktan sonra ve art niyet düşünülmedikçe çözülemeyecek problem yoktur. Ancak, harcamanın boyutları doğal sınırlar içinde olmadıkça iyi niyet düşünülemez.

    Evlilik, maddi konuların da ortak kararlarla yürütüldüğü bir kurumdur. Günümüzde KREDİ KARTI kullanımı evlilik birliğini sarsmakta, geri dönülmez yollara sevketmektedir. Kredi kartları bireye özel verilmekte, ya da alınmakta…

    Eşler, kredi kartı ile yapılan harcamalardan artık dönülmez yola girildiğinde haberdar olmaktadırlar. Birçok bankadan kredi kartı alınmakta, yapılan harcamalar ödeme sınırlarının çok üstüne taşmaktadır. Kredi kartı kullanımı tamamen bireye ait; ancak olumsuz etkilenim ailenin TÜM bireylerine ait olmaktadır.
    Kredi kartı kullanımı, psikolojik özellikler taşımakta olup; herkes burada başarılı olamamaktadır. Duygularına ve isteklerine yenik düşmektedir. Sanki, ederi yokmuş, ya da başkası ödeyecekmiş gibi kullanılmakta; sonuç AİLENİN HÜSRANI olmaktadır.
    Kredi kartı kullanımı beceri ve ince hesap işi olmakta, toplumda bilinçli ve eğitim düzeyi yüksek olarak görülenlerde dahi problemler yaşanmaktadır.
    Eşler, birbirlerinin harcamaları ve harcama boyutlarından haberdar olmalı; kötü sürprizler yaşanmamalıdır.
    Kötü sürprizlerle sadece aileler yıkılmamakta; cana kast etmelerde sıkça yaşanmaktadır.
    Aile birliğini korumakla yükümlü devlet bir an önce düzenlemeler yaparak; tüm kredi kartı ekstrelerini eşlerin görmelerini sağlamalıdır.
    Kredi kartları, aile dışındaki harcamaların en kolay şekilde yapıldığı alanlardır. Her zaman için kullanılabilecek para vardır. Nakit sıkıntısı bile yaşamazsınız. Ekstrelerde yalnızca size iletildiği için, kimseye hesap vermek zorunda da değilsiniz. Artık eve posta ile de gelmeyebiliyor. Şifrenizi kendinizin bildiği mail adresine hesap bilgileriniz geliyor. Kazanç aile birliği içinde ortak olarak, aile için kullanılması gerekirken aile dışında çok farklı alanlarda kullanılabiliyor. Bu, internet üzerinden kumar da olabiliyor, aile dışındaki kişiler içinde güzel bir fırsat kapısı oluyor.

    Bunun yanında mesleği ve ödeme gücü olmayan 18 yaşını geçmiş kişilere de kredi kartı verilmemelidir, ya da ödemede destek olacak kişinin sınırlama getirmesi sağlanmalıdır. Bu gençlerde hiçbir zaman bütçe oluşturamıyor ve yaşam becerisi edinemiyorlar…

    ÖZNUR SİMAV
    PEDAGOG- AİLE VE İLETİŞİM DANIŞMANI

  • Çocuklarda ten temasının önemi

    Çevremizi hiç dikkatle izleyebiliyor muyuz? Değil, dikkatle, farkına bile varamadan, günümüz koşuşturma içinde geçiyor dediğinizi duyar gibi oluyorum. Yaşam koşulları, maddi kaygıları ön plana almış durumda… Burada neleri kaçırdığımızın farkında mıyız? Günler geçiyor, öyle ya da böyle… Güneşin doğuşunu, rüzgarın kah yumuşak, kah sert estiğini, bunların bizim ruhsal durumumuzu nasıl etkilediğini görüp, hissedebiliyor muyuz? Çiçeklerin, böceklerin farkında mıyız? Evet, hep baktığımız şeyler; ancak, farkındalık bambaşka birşey…

    Canlılar, hep birlikten hoşlanırlar, etkileşirler. Afrika menekşelerini genelde biliriz. Birbirlerinden etkilenerek, renk değiştirebildiklerini de belki biliyorsunuzdur. Hayvan yavrularınında anne ile ilişkilerinde yakın temasın önemli olduğunu belki gözlemleme fırsatınız oldu, belki de belgesellerden izliyorsunuz.

    Canlıların en gelişmişi insan yavrusudur.Yakın olma, ait olma duygusunu en yoğun bir şekilde yaşamak, duygusal yönden doyuma ulaşmak ister. Çünkü, en temel duygulardan güven içinde bulunma ihtiyacı karşılanmış olur. Güven içinde bulunma ihtiyacı, yaşamın ilk günlerinden itibaren yoğun şekilde doyurulması gereken gereksinimdir. Bebek, anne karnında son derece rahat ve güven dolu bir ortamdadır, travmalara karşı olabildiğince korunabileceği su kesesinin içinde gelişimini sürdürür. Isı, beslenme koşulları neredeyse “otomatik”diyebileceğimiz şekilde karşılanır. Annenin güvenli vücudunda hayat bulur.

    Bebek, doğduktan sonra, bu koşullara azami şekilde yakın fiziksel şartlar ister. En önemli ihtiyacı olan güven içinde olma ihtiyacı; çevre koşullarının bebeğe göre düzenlenmesi ile oluşur. Bebeğin odasının nemi, oksijeni, steril olma durumu ona göre ayarlanmalıdır. Bebek, anne sütü almasının desteği ile de çevre koşulları ile yavaş yavaş tanışmaya başlar. Onu hasta edebilecek mikroplara karşı direnç geliştirmeye çalışır. Eğer, bebek annesütü alamıyorsa bile annenin göğsüne dayanarak beslenmeli ve fiziksel temastan uzak tutulmamalıdır.

    Anne ile bebek doğumdan sonra en kısa zamanda birarada bulunmalıdır. Annenin ve bebeğin sağlık durumları uygun ise birliktelik gözardı edilmeyecek kadar önemlidir. Bebeğin duygusal gelişiminde, anne ile bağlarının devam etmesinde, bebeğin kendini güven içinde hissetmesinde, anne sütünün çoğalmasında da ten teması etkilidir.
    Yetişkinler bile tehlike, üşüme durumlarında farketmeden anne karnındaki pozisyonu alırlar, kendilerini güven içinde hissederler, korunurlar. Kendini güven içinde ve huzurlu hissetmek, insanı rahatlatır, bağışıklık sistemini güçlendirir. Duygusal yönden desteklenen çocuğun, karakter ve kişilik gelişimi olumlu yönden etkilenir. Güzel duyguları ve ten temasını yaşayarak büyüyen çocuk; sevgi duygularını yoğun yaşar ve çevresine, insanlara zarar vermek istemez. Çocuk, güven duygusu ile sakinleşir, hırçınlık, saldırganlık duyguları pasifize edilmiş olur.

    Hiç ilgilenilmemekten dayağı tercih eden çocuklar vardır. Burada dayak için hiçbir zaman olumlama yapmamız mümkün değildir. Ancak, ten teması ile çocuk, ilgilenildiğini hissederek tercih bile yapabilir. Bu nedenle ebeveynler, çocuklarına yakın temasta bulunmalı, saçını okşamalı, yanaklarından öpmeli, elini sağlam ve güvenli şekilde tutabilmeli, omuzuna, sırtına dokunarak sözel ifadelerini desteklemeli, güven duygusunu yaşatmalıdırlar.

    Çok kızgın insanlar, önce kendilerine dokundurmak istemezler. Daha sonra ten temasını sağlayabilmiş isek yavaş yavaş gerginliğin geçtiğini görmüşüzdür. Çocuklarda da gergin duygular yaşanmasına; ten teması engelleyici, yavaşlatıcı rol oynar.

    Ten teması, aile, anne-çocuk, baba-çocuk bağlarının varlığını hissetmektir. Çocuk ve ailenin diğer bireyleri ten temasını yaşamıyorlarsa, ya da yeterince yaşamıyorlarsa ailede sorun olabilir. Dokunmak, sevgiyi hissetmek ve hissettirmektir. Herkes sevgiye muhtaçtır. Sevgi, dışavurum ile kendini belli edebilmelidir. Çocuğumuzu biz sevemiyorsak, dışarıdan birileri sevmek ister. Bunun sonuçları vahim duruma gelebilir. Madde bağımlılığından, çarpık ilişkilere kadar giden süreçler yaşanabilir. Anne- baba olarak sevgimizi çocuğumuza göstererek, hissettirerek vermekten kaçınmamalıyız.

    ÖZNUR SİMAV
    PEDAGOG-AİLE DANIŞMANI

  • Çocuğunuzun kumla oynaması şart !

    Şimdi çocuklarımız her türlü oyuncağa sahip, ancak en kolay bulunması gereken en ekonomik oyun malzemesi olan kumdan mahrum büyüyorlar. Çocuk bahçelerinde, şartlarına uygun kullanım sağlanamadığı için hayvan dışkılarına zemin oluşturmakta…Halbuki amacına uygun kullanılması bu değerli malzemeden yararlanma olanağını sağlayacak. Ekonomik değeri en ucuz; fakat fayda değeri açısından en pahalı malzeme…

    Günümüzde çocuk oyunlarına ve oyuncaklarına baktığımızda hep bir yapılandırılmışlık göze çarpıyor.

    Kum oyunlarında ise çocukların kendilerini rahatça ortaya koyabilecekleri bir alan var. Çocuk, kum oyunları ile kendini özgür hissedebiliyor.Yanında hiçbir malzeme olmasa bile kum ile çeşitli oyun üretimleri yapılabilir. Çocuk, kuma yatarak ve yuvarlanarak boyu ve kapladığı alan hakkında bir fikir sahibi olabilir. Kumda yarattığı derinliğin farkına varabilir.

    Elleriyle kumu alıp bir elinden öbür eline dökmeden geçirebilme çalışmaları yapabilir ve dikkatini odaklama becerisi edinebilir. Aradan akan kumların aşağıya akışını izleyebilir. Kumda el baskıları yapabilir ve baskıdaki parmaklarını sayabilir. Elinin başka bir alanda boyutlarını farkedebilir. Elleriyle dokunma hissini yaşar ve farklı dokular hakkında bilgi edinir. Yine ayakları ile de aynı çalışmaları yapabilir, el ve ayakları ile aynı hisleri alıp almadığı sorulabilir ve deneyim edinmesi sağlanır. Kumda nemlilik olursa vücuda yapışabildiği, kuru olursa akışkan bir yapıya sahip olduğu ile ilgili bir yaşantıya sahip olur. Hatta kumu ağzına bile alıp, nasıl bir yapıya sahip olduğunu değerlendirebilir. Elleriyle sanki geniş bir kağıt üzerinde resim yaparmışçasına, alan kaygısı duymadan, özgürce resim çalışabilir. Çizgiler, şekiller, rakamlar yapabilir. Aynı çalışmaları ayak kullanarakta yapmaya çalışabilir.

    Kum oyunları, her yaş gurubunun zevk alarak oynayacağı oyunlardır. Ayrıca bireyselde oynanabilir, arkadaşlarla da oynanabilir. Kurallı oyunlardan olmadığı için çocuk kendini rahatça ortaya koyabilir. Birilerinin yönetmesi ve yönlendirmesi olmadan oynandığı için, kendisi üretimde bulunabilir, çocuğu bilişsel yönden geliştirir. Hayal gücünü en güzel şekilde kullanabilir. Arkadaşları ile oynuyorsa sosyalleştirir. Bireysel olarak oynamaya gelmiş çocuklar yan yana oynarken arkadaş olabilirler, arkadaş olmayı kolaylaştırır ve çekingenlik duygusunu gidermeye destek olur.

    Vücudun mikroplara karşı direncini artırarak, bağışıklık sistemine destek olur.
    Psikolojik olarak rahatlama duygusu yaratarak, stresten arındırır. Ayrıca vücudun elektriğini alarakta bir rahatlama duygusu verir.
    Kumun akma sesini dinleyebilir, ya da değişik materyallerle oynuyorsa bunları doldurma, boşaltma, çarpma, bir kaptan diğerine akıtırken çıkardığı sesleri dinleme, koklama gibi etkinliklerde bulunarak, duyularına hitap eder.
    Kum oyunlarında çeşitli kalıplarda kullanılabilir. Kalıplarla değişik geometrik şekiller hakkında bilgi edinir. Kumun kapladığı alan, hacim hakkında bilgilenir. Su ile kullanıldığında kalıplarla rahatlıkla şekil verilebilir. Kum ile en fazla kullanılan malzeme kova ve kürektir. Kürekle kovaya kumu boşaltırken el-göz koordinasyonuna destek olur. Miktar kavramı hakkında bilgi edinir. Kaç kez küreği kumla doldurduğunda kovayı doldurabileceği hususunda deneyleyerek tahmin etme becerisi kazanır.
    Kumla birlikte psikomotor gelişimde desteklenir. Çocuk hareket becerisi kazanır. Genellikle kaydırakların sonunda kum havuzları bulunur. Bu nedenle de kaydırak kullanırken, kol ve bacak kasları gelişir, yani büyük kasların geliştiğini söyleyebiliriz. El kaslarını etkin kullandığı, değişik şekiller ürettiği, kumu avuçlama hareketi çok kullanıldığı için küçük kaslarında gelişimi desteklenmiş olur.
    Çocuklar eğer bir arada oynuyorlarsa ençok konuşma alanı yaratmış oluruz. Çocuklar, işbirliğine alışır. Birbirlerine eser ortaya koyarken yardımcı olurlar. Bencillik duygularından uzaklaştırır.

    Bu kadar yararlı bir malzemeden çocuklarımızı mahrum etmeyelim, kum havuzlarını çoğaltmak ve gereğince kullanılmasını sağlamak için, biz büyükler elimizden ne gelirse yapmaya çalışalım, belediyelerle diyalog kuralım, isteklerimizi dile getirelim, anaokullarında mutlaka etkin şekilde kullanılacak kum havuzlarının yapılmasına destek verip, talep edelim.

    ÇOCUĞUNUZ MUTLAKA KUMLA OYNASIN…

    ÖZNUR SİMAV
    PEDAGOG-AİLE VE İLETİŞİM DANIŞMANI

  • Pedagog kimdir ? Ne işe yarar ?

    PEDAGOG – Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Uzmanı ; 0-12 yaş çocuklarının tüm gelişim alanlarına yönelik değerlendirmelerinin takibini, eğitim hizmetlerini dikkate alarak program yapan ve uygulayan, üniversitelerin dört yıllık lisans programlarının Çocuk Gelişimi ve Eğitimi bölümü mezunu profesyonellerdir.

    1-Ailelere çocuk gelişimi ve eğitimi alanında danışmanlık verir.
    2-Hastanelerin çeşitli tedavi ve bakım bölümlerinde çocuğa duygusal destek verir. Örneğin: Ameliyata hazırlamak
    3-Hastanelerde bebek gelişimini takip eder.
    4-Doğum öncesi ve sonrası annelik eğitimi verir, danışmanlık yapar.
    5-0-18 yaş çocukların engel durumlarına göre bireysel ve gurup programları hazırlar, gelişimlerini takip eder.
    6-Engelli çocukların ailelerine rehberlik ve danışmanlık yapar.
    7-Hastanelerin çocuk servislerinde çocukların gelişim alanlarını takip eder.
    8-Hasta çocukların refakatçisi olan yakınlarını gelişim alanları ile ilgili bilgilendirir.
    9-Çocuk yayınlarını ve çocuk televizyon programlarını hazırlar.
    10-Çocuk yayınları, çocuk radyo, televizyon programlarında danışmanlık yapar.
    11-Oyuncak sanayiinde danışmanlık yapar.
    12-Çocuk tiyatrolarının hazırlanmasında danışmanlık yapar.
    13-Çocuk ruh sağlığı merkezlerinde danışmanlık yapar.
    14-Normal çocuklar için danışmanlık merkezi açar, bu merkezlerde çalışır.
    15-Engelli çocuklar için danışmanlık merkezi açar ve bu merkezlerde çalışır.
    16-Çocuk gelişimi ve eğitimi ile ilgili olarak yetişkin öğrenci, kurum ve ailelere YAŞAMA UYUM konusunda katkıda bulunur.
    17-Üniversitelerin ilgili bölümlerinde ihtiyaca göre eğitim verir.
    18-Resmi ve özel kreş, yuva, anaokulu ve gündüzbakımevlerinde yönetici olarak çalışır.
    19-Özel ve resmi kreş, yuva, anaokulu ve gündüz bakımevlerinde danışman olarak çalışır.
    20-Özel ve resmi erken çocukluk eğitim kurumlarında çocuk gelişim ve eğitimcisi olarak çalışır.
    21-Erken çocukluk eğitim kurumlarında çocukların yaş guruplarına ve gelişimlerine uygun olarak program hazırlar, programın uygulanmasını denetler,değerlendirme raporları hazırlar.
    22-Erken çocukluk eğitim kurumlarında çocukların gelişimlerini takip eder. Bu kurumlardaki öğretmen, yardımcı öğretmen ve yardımcı personele hizmet içi eğitim verir.
    23-Erken çocukluk eğitim kurumlarına devam eden çocukların ailelerine rehberlik ve danışmanlık yapar, gereğinde ev programları hazırlar.
    24- Çocukların eğitimsel ve gelişim alanlarına uygun ortam hazırlanmasına rehberlik eder.
    25-Çocuk gelişimi ve eğitimi uzmanı sadece çocuğun ruh sağlığı ve eğitimi ile ilgilenmez, çocuğun gelişim alanları ile ilgili bilgi ve deneyime sahiptir.
    26-Çocukların ilgi, ihtiyaç ve gelişim düzeyleri yaşlara ve bireysel farklılıklara göre değişiklik gösterebildiği için ailelere rehberlik ve danışmanlık yapar.
    27-Çocuk, erken çocukluk eğitim kurumlarına gitse de okuldaki eğitimin sürekliliği ve geçerliliği ailenin devam ettirmesi ile olur. İşte, bu noktada çocuk gelişimi ve eğitimi uzmanı aileye rehberlik ve danışmanlık yapar.
    28-Çocuk gelişimi ve eğitimi uzmanı sadece sorunların çözümü ile değil; çocuk ve ailenin davranışlarında sorun oluşmaması için çalışır.
    29-Çocuk gelişimi ve eğitimi uzmanı , çocuğun yaşamında ve geleceğinde önemli olan kritik dönemlerin değerlendirilmesi açısından aileye rehberlik ve danışmanlık eder.
    30-Ailenin yaşadığı sorunlu dönemlerin, çocuğa zararsız ya da olabildiğince en az zararla geçirilmesinde destek verir.
    31-Çocuk gelişimi ve eğitimi uzmanı, sağlıklı aile kurulma aşamasında da eş adayları ile görüşmeler yaparak daha objektif olabilmeye rehberlik ve danışmanlık eder.
    32-Çocuk gelişimi ve eğitimi uzmanı eşlere ve aile bireylerine doğru ve sağlıklı iletişim yollarını kazandırarak aile ilişkilerinin sağlam ve yapıcı olmasında rehberlik ve danışmanlık verir.
    33-Çocukların ve ergenlerin hayata hazırlanmalarında ailelere yanlış davranışlarını doğrularla değiştirme anlamında rehberlik ve danışmanlık verir.
    34-Çocuk ve gençlerde temel ihtiyaçların ( uyku, temizlik, barınma, kişisel bakım, beslenme ) karşılanmasında ailelerin dikkat etmesi gerekenler ve yaşlara göre ailenin davranışlarını düzenlemesinde rehberlik ve danışmanlık verir.
    35-Çocuk ve gençlerde internet, bilgisayar bağımlılığı ve çözüm yolları konularında rehberlik eder ve danışmanlık verir.
    36-Davranış problemleri olan çocuğa yaklaşım yolları hakkında danışmanlık yapar.
    37-0-6 yaş çocuklarına DENVER II gelişim testi yapılarak; ince motor, kaba motor, sosyal, kişisel, dil gelişimi alanlarındaki beceriler kontrol edilerek aileye gerekli danışmanlık verilir.
    38-Özel eğitim gereksinimi olan çocuklar için ev destekli eğitim programlarını hazırlar.
    39-Parmak emme, tırnak yeme, saldırganlık, kıskançlık, dikkat eksikliği gibi duygusal sorunlar yaşayan çocukların ailelerine rehberlik eder ve danışmanlık verir.
    40-Cinsel istismarın önlenmesine yönelik rehberlik ve danışmanlık verir.
    41-Çocukların cinsel gelişim dönemlerinde dönem özelliklerine uygun, ailelerin dikkat etmesi gerekenler hususunda ailelere rehberlik eder ve danışmanlık verir.
    42-Dil ve konuşma sorunu olan bebek ve çocuklar için durum değerlendirmesi yapar ve danışmanlık ve rehberlik hizmeti verir.
    43-0-18 yaş çocuklarının öğrenme hızının geliştirilmesi için yapılabilecekler konusunda bireysel ve gurup olarak rehberlik eder, danışmanlık verir.
    44-Anne-baba ilişkilerinin çocuğun ruh sağlığı üzerindeki etkileri ve ailenin davranışları konusunda rehberlik ve danışmanlık yapar.
    45-Aile birlikteliğinin önemi, anne-babaya düşen görevlerin değerlendirilmesi konusunda rehberlik ve danışmanlık eder.
    46-Boşanmış anne-babanın çocuklarının ruh sağlıklarının korunması ve eğitimlerinde aileye rehberlik ve danışmanlık yapar.
    47-Çocuklarda özbakım becerilerinin geliştirilebilmesi için ailelere rehberlik ve danışmanlık yapar.
    48-Çocuklarda ve gençlerde özgüven gelişimi için yapılabilecekler konusunda rehberlik ve danışmanlık yapar.
    49-Kız ve erkek çocuklarda yaşam becerilerinin edinilmesinde ailelere rehberlik ve danışmanlık eder.
    50-Çocuklara ve gençlere arkadaş değil; arkadaş gibi anne-baba olmanın önemi ve yararları konusunda rehberlik ve danışmanlık yapar.
    51-Anne-baba modellerinin çocuğun cinsel kimlik kazanmasındaki rolleri konusunda rehberlik ve danışmanlık yapar.
    52-Anne-baba tutumlarının çocuğa etkileri ve ortak tutum geliştirmenin yararları; yapılabilecekler konusunda rehberlik ve danışmanlık yapar.
    53-Ailede çocuğun doğum sırasının, sayısının, cinsiyetin ruh sağlığına etkileri konularında rehberlik ve danışmanlık yapar.
    54-Çocuğun kişilik gelişimini etkileyen toplumsal sınıf farklılıkları, iletişim araçları, kültürel farklılıklar konularında aileye rehberlik ve danışmanlık yapar.
    55-Ödül ve cezanın çocuğun yaşamında uygulanması, disiplin ve sorumluluk kazandırmada dikkat edilmesi gerekenler konularında rehberlik ve danışmanlık yapar.
    56-Beden dilinin ,ses tonlaması ve vurgunun, örnekleme yapmanın, temiz ve hoş kokunun , dış görünümün verdiği mesajların , temel ihtiyaçların karşılanmış olmasının motivasyondaki önemi hususlarında bireylere danışmanlık ve rehberlik hizmetleri verir.
    57-Çocuğa ve ergene ruhsal bağımsızlık kazandırma konusunda aileye rehberlik ve danışmanlık yapar.
    58-Çocukta ve gençte doğruluk, dürüstlük, vicdan gelişimi gibi konularda ailelere rehberlik ve danışmanlık yapar.
    59-Çocuğun ve gencin gününün planlanmasında ailelere rehberlik ve danışmanlık yapar.
    60-Verimli ders çalışma yöntemleri ve çocuğa-gence uygun olan yöntemin seçilmesi konusunda rehberlik ve danışmanlık yapar.
    61-Yaşam kalitesini artırmak,uyum,strese dayanıklılık, zamanı verimli kullanarak kendini iyi ifade etme konularında bireylere rehberlik ve danışmanlık yapar.
    62-Drama, oyun, müzik, anadili, el becerileri çalışmalarında bireylere, ailelere, okullara, erken çocukluk eğitim kurumlarına rehberlik ve danışmanlık yapar.
    63-Hamilelikle ilgili ( belirtiler, beslenme, dinlenme, günün planlanması, tehlikeli durumlar, bakım ve kontrol, cinsel yaşantı, etkileyen hastalıklar, bakım, egzersizler) konularında rehberlik ve danışmanlık yapar.
    64-Lohusalıkla ilgili( beslenme, dinlenme, günün planlanması, tehlikeli durumlar, bakım, kontrol, egzersizler vb) konularında rehberlik ve danışmanlık yapar.
    65-Bebek bakım, beslenme, uyku, egzersiz gibi konularda rehberlik ve danışmanlık yapar.
    66-Emzirmede başarı, emziklilik dönemi özellikleri, beslenmesi, özellikleri, dikkat edilecek noktalarla ilgili rehberlik ve danışmanlık yapar.
    67-Yenidoğan bebekte rastlanabilecek sorunlar hakkında rehberlik ve danışmanlık yapar.
    68-Çocukta ders başarısı için aile ilişkilerinde ve eğitimde dikkat edilmesi gereken konularda rehberlik ve danışmanlık yapar.
    69-Çocuğun yeteneklerinin keşfedilmesinde, yeteneklerinin geliştirilmesinde aileye rehberlik ve danışmanlık yapar.

    PEDAGOG ÖZNUR SİMAV