Kategori: Çocuk Gelişim Uzmanı

  • Çocuklarda tırnak yeme

    ÇOCUKLAR NEDEN TIRNAK YER

    Araştırmalar, çocukların büyük çoğunluğunda zaman zaman tırnak yeme davranışı olduğunu göstermektedir bunlardan pek çoğunda tırnak yemeyi sürdürür. Bunun sonucunda tırnaklarda kanamalar, çirkin görüntü ve ağrılar oluşur

    Tırnak yemenin nedenleri:

    Herhangi bir nedenden dolayı çocuğun yaşadığı üzüntü, sıkıntı, korku ve öfke duygularını bu davranışla dışa vurması,

    Çocuğun yaşadığı gerilim ve kaygılar

    Çocuğun kendisine duyduğu güvensizliği bu şekilde belirtmesi

    Aile içinde aşırı baskıcı ve otoriter bir eğitim uygulanması

    Çocuğun cezalandırılmaktan ve eleştirilmekten dolayı duyduğu kaygı

    Aile içinde veya çevresinde tırnak yiyen bir modelin varlığı

    Çocuğun kendisini aile içinde değersiz hissetmesi

    Çocuğun saldırganlık dürtülerini tırnak yiyerek dışa vurması

    Yeni bir kardeşin doğumu ya da anne babanın çocuklar arasında ayrım yapması sonucu çocuğun yaşadığı kıskançlık duyguları

    Çocuğun anne babadan yeterli ilgi ve sevgi görememesi

    Anne babanın boşanması, sevilen birinin hastalanması yada kaybı gibi stres yaratan durumlar

    Aile içi huzursuzluklar ve iletişim problemleri

    Anne babalar öneriler:

    Davranış iyice kalıplaşmadan, erken dönemde kalıcı bir çözüm bulunmalı ve davranış ortadan kaldırılmalıdır.

    En kalıcı çözüm davranışı ortaya çıkartsan sebepleri bulup onları ortadan kaldırmaktır.

    Çocuğun tırnağına acı biber, oje, uhu vb. maddeler sürme, çocuğu bu davranışından dolayı azarlamak, eleştirmek, korkutmak, cezalandırmak doğru bir çözüm yolu değildir. Bunlar çocukta bu davranışının pekişmesine yol açabilir.

    3-4 yaşına kadar görülen tırnak yeme davranışını anne babalar görmezden gelebilirler. 4 yaşından sonra da devam etmesi durumunda önlem alınmalıdır.

    Çocuğa duygu ve düşüncelerini rahatça ifade edebileceği bir ortam sağlanırsa bu davranış azalabilir. Çocuk üzüntü, sıkıntı, öfke gibi duygularını anne babasıyla paylaşabilirse bu duygularını dışa vurma yolu olarak tırnak yemeyi seçmeyecektir.

    Çocuğu korku ve kaygı yaratan durumlardan uzak tutmak gerekir.

    Küçük çocuklara şiddet içerikli korku filmleri izlettirilmemelidir.

    Aile içindeki kavgaları ve huzursuzluğu en aza indirmek gereklidir.

    Çocuğa bu davranışın doğru bir davranış olmadığı, kendisine zarar verdiği uygun bir dille anlatılabilir. Kız çocuklarına düzgün ve bakımlı tırnakların onu nasıl güzel, erkek çocuklara ise yakışıklı gösterdiği söylenebilir.

    Çocuk bu davranışı ilgi çekmek için yapıyorsa tırnak yediği zamanlarda çocukla ilgilenilmemelidir.

    Çocuk tırnak yediği zaman ilgisi başka tarafa çekilebilir. Oynamak istediği bir oyun, izlemek istediği bir çizgi film, yapmak istediği bir etkinlik işe yarayabilir.

    Çocuk gece tırnak yiyorsa hatırlatıcı olması için yatmadan önce onu rahatsız etmeyecek kalınlıkta bir eldiven giydirilebilir.

    Tırnak yemenin yerine geçebilecek sakız, kuruyemiş, vb. bazı durumlarda işe yarayabilir.

    Bu durumun değişmesi için çocuk da istekli hale getirilmeli ve değişim için çaba harcaması sağlanmalıdır.

    Çocuk kendi tırnak bakımıyla ilgilenir hale getirilebilir. Tırnak bakımının sorumluluğunu alır,

    Tırnaklarını kendisi keser, törpüler ise bu davranışı yapması önlenebilir.

    Tırnak yeme davranışının değişmesinde davranış değiştirme de

  • Çocuklarda yalan söyleme

    ÇOCUKLARDA YALAN SÖYLEME

    Yalan söylemek; insanın kaygı ve korku duyduğu anlardan kurtulmak için başvurduğu savunma mekanizması, yani kendini koruma yoludur.

    Yalan; kişinin kendini aldatması ve bununla birlikte başkalarını da aldatmaya çalışmasıdır. Bir hatayı gizleme amacı ile gerçeğe uygun olmayan bu girişim sözle olabildiği gibi bazen de ,jest ve mimiklerle de olabilmektedir.

    Aslında çocukların yalanları, yetişkinlerin yalanlarının yanında masum kalır. Çünkü; onların yalanları aldatma amacı gütmez. Çocuk gerçeği iyi değerlendiremediği için, gördüklerini çarpıtarak anlatır ve uydurur. Kimi ana-baba çocuğun olmamış Şeyleri olmuş gibi anlatmasını yalan sayar. Bunları dinlemek ve olduğu gibi kabul etmek yerine çocuğu suçlar. 3-5 yaş çocuğunun hayal dünyası çok geniş olduğu için inanılmaz öyküler anlatırlar ve bu dönemde yalan ile yalan olmayanı ayırt edemezler.

    Çocuklar neden yalan söyler;

    Yalan ile hayal gücüne dayalı abartıları birbirine karıştırabilirler

    Aile içinde veya çevrede çok sık yalan söyleniyor olabilir ve çocuk bu durumu model alıyordur

    Anne -baba ve çevre yeterince sevgi, ilgi göstermiyor olabilir

    Çocuk cezadan kaçmak için yalan söylüyor olabilir

    Çocuk özlem duyduğu, olmasını istediği şeyler için yalan söylüyor olabilir

    Çocuk çevresinin hayranlığını kazanmak için yalan söyleyebilir

    Anne–babasının sevgi ve ilgisini paylaşmamak için yalan söyleyebilir Arkadaşlarının sevgi ve ilgisini paylaşmamak için yalan söyleyebilir

    Erken çocukluk döneminde aşırı ödüllendirilen çocuklarda yalan söyleyebilir

    Anne babalara öneriler;

    Anne baba çocuğun neden yalana başvurduğunu belirlemelidir.

    Çocuğun yalan söylemesini önlemeden önce, ona her zaman doğru model olmalı, anne baba da yalan söylememelidir.

    Çocuğu yalan söylemeye itecek durumlara fırsat vermemek gerekir.

    Anne babalar çocuklarını iyi tanımalı, performanslarının üzerinde şeyler beklememelidir.

    Çocuk kardeşi ya da diğer yaşıtları ile kıyaslanmamalıdır.

    Çocuğa karşı aşırı otoriter ya da baskıcı davranmamak gerekir.

    Çocuk yaptığı ya da yapamadığı davranışlar nedeniyle sürekli eleştirilmemelidir.

    Anne ya da baba kendi yalanına çocuğu ortak etmemelidir. ‘Bugün gittiğimiz yeri babana söyleme’ gibi bi ifade çocuğu yalana sürükler

    Anne baba çocuğun duygu ve düşüncelerini açıkça ifade etmesine fırsat vermeli, onu dinlemelidir.

    Yalanın içeriğine değil, çocuğun neden yalan söylediğine odaklanmak gerekir.

    Çocuğun hangi durumlarda yalan söylediği tespit edilmeli. Örneğin, en çok okul başarısızlığı yaşadığında ya da arkadaş ilişkilerinde mi yalan söylüyor belirlenmelidir.

    Çocuk yalan söylemediğinde de ödüllendirilmelidir.

  • Çocuklarda uyku sorunu

    ÇOCUKLARDA UYKU SORUNU

    Uyku; büyüme ve gelişme için en önemli faktörlerden biridir. Çünkü büyüme hormonu en çok uyku sırasında salgılanır. Bu nedenle, bebeklerin ve çocukların uyku düzenine özen gösterilmesi gerekir.

    Ancak; bazı durumlarda bebekler ve çocuklar uyumakta zorluk yaşayabilirler. Örneğin;

    Çocuk aç olabilir ya da fazla tok olabilir.

    Gaz sancısı olabilir.

    Bebeklerde kolik belirtiler olabilir.

    Yatağı vücut tipine uygun olmayabilir.

    Gün içinde çok uyumuş olabilir.

    Gündüz yorulacak kadar fiziksel aktivite yapmamış olabilir.

    Evde anne ve babanın belli bir uyku düzeni olmayabilir, dolayısıyla çocuğun model alacağı bir ortam yoktur.

    Çocuğun rahat uyuması için gerekli ortam sağlanamıyor olabilir.(Yüksek sesle konuşma, televizyonun sesini çok açma vb)

    Uykusunda korkuyor olabilir. Bu nedenle uyumuyordur, çünkü her uyuduğunda yine korkacağını düşünür.

    Özellikle çalışan anne babaların çocukları, anne babalarını özledikleri için onlarla daha fazla zaman geçirmek için uyumak istemezler.

    Anne babalara öneriler:

    Çocuğu aç bırakmayın.

    Uyumadan önce sıkıntı verecek ağır yiyecekler yedirmeyin.

    Gaz sancısı olup olmadığından emin olun.

    Bebeğiniz kolik ise, onu rahatlatıcı masaj yapın, müzik dinletin, onunla konuşun.

    Gün içinde çok uyumasına izin vermeyin, 2 yaşından büyük çocuklar için günde 2 saat öğlen uykusu yeterlidir.

    Gün içinde yorulup enerjisini harcayabileceği etkinlikler yapmasına fırsat verin.

    Evde belli bir uyku düzeni sağlayın ve siz de bu düzene uyun.

    Çocuğun uyku saatlerinde evde olmaya özen gösterin. Ev ziyaretlerinizi ve diğer işlerinizi buna göre ayarlayın.

    Çocuğun uyku saatlerinde yüksek sesle konuşmamaya, televizyonun sesini çok açmamaya özen gösterin. Çünkü çocuğun aklı sizde kalır ve uykuya dalamaz.

    Çocuğun uyku ortamını değiştirmeyin. Bir gün bir odada diğer gün başka bir odada uyumasın. Kendine ait bir odası olmasa da, her gün aynı ortamda uyutun.

    Uyku saati yaklaşmadan önce çocuğu uyarın. Bu, kendini uykuya hazırlamasına yardımcı olacaktır.

    Uykudan önce ılık bir duş almasını sağlayın.

    Uyuması için ilaçlar ya da bitki çayları kullanmayın. Bunların yerine ılık bir bardak süt daha etkili ve besleyici olacaktır.

    Çocuğunuz uyku için hazırlandığında ve yatağına yattığında, onu kutlayın.

    Uykuya dalmadan önce ona kısa hikayeler okuyun ya da odasında hafif bir müzik çalın.

  • Çocuklarda yemek sorunları

    ÇOCUKLARDA YEMEK SORUNLARI

    Yemek yeme birçok ailede yaşanan en önemli sorunlarda biridir. Yemek öncesi başlayan tartışma, sofrada alevlenir ve genelde bu tartışmayı çocuk kazanır. Anne ve baba pes eder, çocuğun önündeki yemeği alır, yerine sevdiği başka bir yemeği koyar ve bu böyle devam eder gider.

    Tanıdık bir hikaye değil mi?

    Peki bunu değiştirmek için neler yapılmalı?

    Öncelikle çocuklar neden yemek yemez bunun cevabını bulmak lazım.

    Anne babanın dikkatini çekmek istiyor olabilir.

    Yemekten önce abur cubur yemiş olabilir.

    Acıkacak kadar fazla enerji harcamamış olabilir.

    Diş çıkarıyor olabilir.

    Dişlerinde çürük olabilir.

    Yemek sonrası gaz problemi yaşadığı için ya da kabız olduğu için yemiyor olabilir.

    Yemek için anne babası tarafından fazla zorlanıyor olabilir. Bu, yemek yememe davranışını azaltmaz, aksine pekiştirir.

    Titiz bir ailede yetişiyor ise, yemeği dökmekten çekindiği için yemiyor olabilir.

    Ailede çocuğa olumsuz örnek olacak biri olabilir. Anne ya da babadan biri yemek seçiyorsa, çocuk da onu model alır.

    Anne babasını yemek yemeyerek cezalandırıyor olabilir. Kardeş kıskançlığı, okul başarısızlığı gibi durumlarda çocuklar karşı davranış geliştirebilirler. Yemek yememe de bunlardan biridir.

    Çocuğun tabağına çok yemek konuyor olabilir. Çocukların bizler kadar yemesi beklenmemelidir.

    Anne babalara öneriler:

    Öncelikle çocuğunuzu iyi tanıyın, sorunun çocuktan mı, yoksa sizden mi kaynaklandığını belirleyin.

    Çocuğunuza sofra kurma ve kaldırmada görev vererek, yemek yemeyi özendirmeye çalışın.

    Yemeği hazırlarken mutfakta size yardımcı olmasına fırsat verin. Yaşına göre yemeği karıştırmak, ekmeği kesmek, salata yapmak gibi görevler verebilirsiniz.

    Küçük ise mama sandalyesi ile, büyük ise sizin gibi sandalyede oturarak yemek yemesini sağlayın.

    Elinizde tabakla peşinden koşmayın. Yemediği zaman ilgilenmeyin, siz kendi yemeğinizi yiyin. O elbet bir süre sonra yemek için istekli olacaktır.

    Yemek istemediğinde, ya da yemeği beğenmediğinde ona yemesi için başka şeyler hazırlamayın. ‘Bizim bugünkü yemeğimiz bu, yemezsen aç kalırsın’ şeklinde bir açıklama yapın.

    Bir ya da birkaç gece aç kalan çocuk başka çaresi olmadığını anlayınca yemek yiyecektir.

    Anne babası olarak, çocuğun önünde yemekler ile ilgili olumsuz ifadeler kullanmayın.

    Yemek tabağını renkli ve süslü hazırlamaya çalışın. Oyun oynuyor gibi yemek yemek ona zevk verecektir.

    Çocuğun porsiyonlarını sizinkinden daha az tutun. Sizin kadar yemesini beklemeyin.

    Yemek yerken ‘Dökme, dikkatli ol, düzgün ye’ gibi ifadelerle onu uyarmayın. Bu onu yemekten soğutabilir. Dökerek yiyen bir çocuk ise sandalyesinin altına bir sofra bezi serin, yemeğini bitirince o bezi silkeleyin.

    Yemek sırasında sergilediği doğru davranışları takdir edin.

    Sevmediği bir yemeği yemesi için zorlamak yerine, o yemeğin yanına sevdiği bir yemeği de ekleyin. Böylece daha rahat yiyecektir.

    Evde belli bir yemek düzeni oluşturun. Her gün aynı saatte, tüm aile bireylerinin yemeğe oturmasını sağlayın.

    Yemekten önce doyurucu başka yiyecekler yemesine fırsat vermeyin.

    Kilo sağlık göstergesi değildir. Sağlıklı olması amacıyla çocuğunuza ihtiyacı olandan fazla yemek yedirmeyin.

  • Çocuğum okula başlarken nelere dikkat etmeliyim

    ÇOCUĞUM OKULA BAŞLARKEN NELERE DİKKAT ETMELİYİM

    Büyük bir özveri ile büyüttüğünüz çocuğunuz artık okul çağına geldi. Hem siz hem de o önemli bir dönemece girdiniz. Hangi okula göndermeliyim, acaba öğretmeni kim olacak, servise mi vereyim, ben mi getirip götüreyim sorularına yanıtları buldunuz ve okul hayatınızın başlamasına az bir süre kaldı.
    Şimdi sırada şu soruların yanıtları var. Acaba sorunlar yaşayacak mı, yaşadığı sorunlar ile nasıl başa çıkacağız, ona nasıl yardımcı olmalıyız, ödev yaparken nelere dikkat etmeliyiz
    İşte aklınızdaki sorular ve yanıtları

    Çocuğum kaç yaşında okula başlamalı?
    Yeni eğitim sitemine göre 30 Eylül 2012 tarihinde 5 yaşını doldurmuş olan çocukların okula başlaması gerekmektedir. Ancak çocukların sosyal, duygusal ve fiziksel gelişimleri göz önüne alındığında 5 yaş okula başlamak için uygun değildir.

    Eğer çocuğunuz 5 yaşında (60 aylık) ise anaokuluna devam etmeli, 5,5 yaşında (66aylık) ise okul olgunluğu testi yapıldıktan sonra okula başlamasına karar verilmelidir.

    Çocuğumu okula nasıl götürmeliyim, ilk gün neler yapmalıyım?
    Çocuğunuz okula başlamadan önce tercihen yaz döneminde onu okula hazırlamalısınız. Okulun nasıl bir yer olduğunu, orada neler öğreneceğini ona anlatmalı, anaokulundan farkını açıkça ama onu kaygılandırmadan ortaya koymalısınız. Çünkü çocukların yaşadığı en büyük sıkıntı anaokulu ortamından sonra daha kurallı olan ilköğretim ortamına alışmaktır.

    İlk gün onunla okula gitmeniz onun için çok önemlidir. Ama bunu bir tören haline getirmeyin. Her günkü gibi uyanın kahvaltınızı yapın ve çocuğunuzla beraber okula gidin. Siz ilk günü ne kadar çok önemser ve abartırsanız çocuğunuz da o kadar çok önemser ve abartır. Bu da sizden ayrılmasını ve okula alışmasını zorlaştırır.

    Çocuğum okul bahçesinde ya da sınıfta ağlarsa ne yapmalıyım?
    Çocuğun ağlaması aslında sizin davranışlarınıza bağlıdır. Siz çocuğunuza söylemlerinizle ya da yüz ifadelerinizle üzgün olduğunuzu hissettirirseniz, onu terk ediyormuş gibi bir izlenim yaratırsanız o da bunu kullanır ve ağlamaya başlar.

    Yapmanız gereken onu her zamanki gibi öpmek ve başarılar dilemektir. Ona sınıfta öğretmenin yanında olacak, neye ihtiyacın olursa ona söyleyebilirsin, o sana yardımcı olur. Teneffüslerde de arkadaşların ile oyunlar oynarsın. Akşam olunca ben seni almaya geleceğim(servisle gelecekse servis seni eve getirecek) deyip onu sınıfına göndermelisiniz
    Unutmayın çocuklar bilmedikleri şeylerden korkarlar. Ona okul ile ilgili herhangi bir açıklama yapmadan sınıfa gönderirseniz ne ile karşılaşacağını bilmediği için kaygılanacak ve ağlayacaktır.

    Birkaç gün onu okulda beklemeli miyim?
    Çocuğu okulda beklemek onun okula alışmasını kolaylaştırmaz, aksine anneden ve babadan ayrılma, bağımsızlaşma ve özgüven kazanma sürecini uzatır.

    Eğer siz de kaygıları olan bir ebeveyn iseniz çocuğunuza belli etmeden, bunu ona söylemeden onu bir veya iki gün okulda bekleyebilirsiniz. Ama çocuğunuzun bunu bilmemesi çok önemlidir. Çünkü her fırsatta yanınıza gelmek ister ve daha uzun süreler ile okulda kalmanızı ister. Ayrıca sınıf arkadaşlarının da bundan haberdar olmaması önemlidir. Çünkü okulda olduğunuzu çocuğunuza söyleyebilirler.
    Eğer çocuğunuza gerekli açıklamaları yapmış, onu okul yaşantısına iyi bir şekilde hazırlamış iseniz, her şeyin üstesinden kolaylıkla geldiğini görecek ve mutlu olacaksınız.

    Evde okul ile ilgili konuşurken nelere dikkat etmeliyiz?
    Evde eşinizle ya da diğer aile bireyleri ile konuşurken okul ile ilgili olumsuz ifadeler kullanmamaya özen gösterin. Çocuğunuz televizyon izliyor ya da arkadaşı ile oynuyor olabilir ama onun kulağı sizdedir, sizi dikkatle dinliyordur.

    Özellikle öğretmeni ve arkadaşları ile ilgili kullanacağınız olumsuz ifadeler, çocuğunuzun da onlara karşı olumsuz duygu ve düşünce beslemesine neden olabilir.
    Ödevlerin çokluğundan, derslerin zorluğundan, öğretmenin tavırlarından yakınırsanız; benzer yakınmaları bir süre sonra çocuğunuz da yapar ve bu durum hem okuldan soğumasına hem de okul başarısının düşmesine neden olabilir.
    Bu nedenle mümkün olduğunca okul ile ilgili konuşurken olumlu ifadeler kullanın, öğretmeninin ve arkadaşlarının iyi yönlerini ön plana çıkarmaya çalışın.

    Çocuğum okula gitmek istemezse ne yapmalıyım?
    Çocuğunuz okula gitmek istemezse mutlaka geçerli bir sebebi vardır. Onu okula gitmek için zorlamak yerine bu sebebi araştırın. Çocuğunuz ile konuşun bir sorunu olup olmadığını öğrenin, öğretmeni, okul yönetimi hatta servis şoförü ile konuşun.

    Sorunu tespit ettiğinizde tek başınıza çözebileceğiniz bir sorun değilse mutlaka profesyonel yardım alın. Çocuk psikologu, pedagog ya da okuldaki rehber öğretmenden yardım isteyebilirsiniz.

    Çocuğum kardeşini bahane ederek okula gitmek istemezse ne yapmalıyım?
    Küçük kardeşi olan birçok çocuk okula gittiğinde annesi ve kardeşinin neler yaptığını merak eder, kardeşini kıskanır ve bu nedenle okula gitmek istemez.

    Bu durumu yaşamamak adına önceden önlem alabilir, çocuğunuz size sormadan ya da bunu sorun haline getirmeden önce siz gerekli açıklamayı yapabilirsiniz. Çocuğunuza sen okula gidince ben de kardeşini uyutuyorum, uyanınca mamasını yedirip, altını değiştiriyorum sonra da senin okuldan gelmeni bekliyoruz şeklinde açıklama yapabilirsiniz. Beraber yaptığınız diğer faaliyetleri (alışveriş, ev gezmesi, parka gitmek vb) ayrıntısı ile anlatmayın
    Çocuğunuz okuldan geldiğinde ona bugün neler yaptın diye sorarak yaptıklarını anlattırın ve okul yaşantısının ne kadar güzel ve eğlenceli olduğunu belirtin. Böylece sizi ve kardeşini kıskanmayacaktır.

    Çocuğumun ödevlerine nasıl yardımcı olmalıyım?
    Çocuğunuz okuldan geldikten sonra hemen ödev yapması için zorlamayın. Yoğun bir gün geçirdiği için dinlenmeye ihtiyacı olacaktır.

    Dinlenme ve yemek zamanı bittikten sonra ödevlerini yapmaya başladığında yanında oturup onu izlemeyin. Bırakın ödevlerini tek başına yapsın. Yapamadığı ya da zorlandığı bir şey olursa bütün ödevlerini bitirdikten sonra yapamadıklarını yapmak üzere ona yardım edin.
    Proje ödevlerinde ona yardımcı olun ama onun adına yapmayın.
    Bilmediğiniz bir konu olduğunda bilmediğinizi söylemekten kaçınmayın. Herkes her şeyi bilmek zorunda değildir. Çocuğunuz sizi mükemmel görmemeli, sizin de başaramadığınız şeylerin olduğunu bilmek aksine onu mutlu eder. Konu ile bilgisi olabileceğini düşündüğünüz başka kişilere danışın.

    Ödev yapmak istemezse ne yapmalıyım?
    Ödev yapmak istemediğinde onu ödevlerini bitirmek için zorlamayın, ona hedefler koymanızın, gereksiz ödül ve cezalar kullanmanızın faydası olmayacaktır.

    Bunun yerine neden ödev yapmak istemediğini öğrenin. Verilen ödevler ona çok zor geliyor olabilir ya da seviyesinden düşüktür ve sıkılıyor olabilir. Bu durumu öğretmeni ile konuşarak netliğe kavuşturun.
    Ödev yaptığı ortam uygun olmayabilir. Televizyon karşısında, aile üyelerinin sohbet ettiği bir ortamda çocuğa ödev yaptıramazsınız.
    Tüm ödevlerini bir kerede oturup bitirmesini beklemeyin. O istemeden siz ona kısa molalar verdirin. Bir bardak meyve suyu içmek, bir dilim kek yemek, okulda yaşadığı bir olayı paylaşmak onun için uygun bir mola olabilir. Televizyon seyretmek, bilgisayar oynamak, oyun oynamak mola olarak kullanılmamalı; bunlar ödevler bitince yapılacak etkinlikler olmalı.

    Çocuğumun hafta sonlarını en iyi şekilde nasıl değerlendiririm?
    Hafta sonları çocuğunuz ile geçirmeye özen gösterin. Yoğun bir iş temposunda çalışıyor olabilirsiniz. Ama özellikle okula başladıktan sonra çocuğunuz ile geçireceğiniz anlar daha azalacaktır. Bu anlar onun için de sizin için de özel olmalı.

    Sevdiği bir etkinliği beraber yapmak ona verebileceğiniz en iyi ödüldür. İmkanlarınız çerçevesinde çocuğunuzu bir kursa (spor, müzik, resim vb) yazdırabilirsiniz. Okulda yaşadığı yoğunluk ve yorgunluğu bu kurslarda atabilir, yeni haftaya yeni enerji ile hazırlanabilir.

    Okula başladıktan sonra küfür etmeye, yalan söylemeye, fiziksel şiddet uygulamaya başlarsa ya da konuşmasında ve davranışlarında farklılıklar oluşursa ne yapmalıyım?
    Çocuğunuz okula başladıktan sonra davranışlarında farklılıklar olması çok normaldir. Bunlar her zaman olumlu olmayabilir. Çünkü okulda farklı sosyo- kültürel ortamlardan gelmiş çocuklar ile bir arada olacak. Daha önce ailede görmediği davranışları, konuşma biçimlerini görecek. Çocuklar model alarak öğrendikleri için de bu davranışları sergilemeye başlayacak.

    Böyle bir durumda panik olmayın. Çocuğunuzu sürekli olarak yapma, öyle deme, çok ayıp gibi ifadelerle uyarmanız sorunu çözmez. Yaptığı davranışın sonuçları ile ilgili onu uyarın. O arkadaşının bu davranışı neden yaptığını onun anlayacağı bir dille anlatın; ama arkadaşlarını küçültücü ifadeler kullanmayın. Gerekirse öğretmeni durumdan haberdar edin.

    Öğretmeni ile ne sıklıkta görüşmeliyim, bu görüşmelerde neler sormalıyım?
    Sürekli olarak öğretmen ile görüşmek için okula gitmeyin. Bu hem sizi ve öğretmeni yorar, bunaltır hem de arkadaşlarının önünde çocuğunuzun imajını zedeler.

    Haftada bir kez öğretmen ile genel bir görüşme yapabilirsiniz. Ayrıca veli toplantılarını takip edip mutlaka katılın. Bu görüşmelerde çocuğunuzun okul başarısı, arkadaş ilişkileri, varsa özel becerileri, sosyal duygusal gelişimi ile ilgili bilgiler edinin, okul sorunlarınıza yönelik rehberlik almaya çalışın.
    Öğretmen ile olan görüşmelerinizi çocuğunuz varken yapmayın. Neler konuştuğunuzu bilmesine gerek yok. Görüşme sonrası çocuğunuzu görüşme ile ilgili genel olarak bilgilendirin. Olumlu ifadeler kullanmaya özen gösterin.
    Çocuğunuz öğretmeni ile olan görüşmenizi onu şikayet ettiğiniz bir görüşme olarak görmemeli. Bu nedenle çocuğunuzu öğretmeni ile korkutmayın. Bu öğretmenden ve okuldan soğumasına neden olabilir.

    Çocuğumda hangi davranışları gözlersem okul başarısı ile ilgili sorunlar yaşadığını düşünmeliyim?
    Her çocukta farklılık göstermekle beraber; ödev yapmakta isteksizlik, ödev yapmakta zorlanma, çalışmasına rağmen yazılılarda düşük not alma, okulda tahtadan düzgün not geçirememe, ödevlerini eksik alma gibi sorunlar ile karşı karşıya gelirseniz, okul başarısı ile ilgili sorunlar yaşıyor olabilirsiniz.

    Çocuğumda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu varsa ne yapmalıyım?
    Çocuğunuzda böyle bir sorun olup olmadığını tespit etmek amacıyla mutlaka öğretmeni ile görüşün, sınıf içindeki davranışları ile ilgili bilgi edinin, daha sonra bir uzmana başvurarak detaylı taramasını yaptırın.

    Tüm bunların ardından çocuğunuza dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tanısı konursa; ilk olarak durum ile ilgili öğretmenini bilgilendirin. Çünkü öğretmeni buna göre çocuğun sınıf içindeki oturma düzenini ayarlayacak, yapılan çalışmalara aktif katılımını sağlamak için etkinlikleri düzenleyecektir.
    Siz de evde özellikle ders çalıştırırken kısa molalar vermeye, molalarda dikkat dağıtıcı etkinlikler değil, rahatlatıcı etkinlikler yapmaya özen gösterin.( örneğin televizyon izlemek değil, bir bardak meyve suyu içip bir dilim keke yemek). Tüm ödevlerini bir kerede bitirmesini beklemeyin, bu mümkün değildir.
    Eğer hekiminiz tarafından ilaç tedavisi başlandıysa, belirtilen dozda ilaç tedavisine devam edin, kendiliğinizden ilacı kesmeyin ya da dozu ile oynamayın.

    Çocuğumda öğrenme güçlüğü varsa ve yapmalıyım?
    Bu durumu öğrendiğiniz anda ilk olarak öğretmenini bilgilendirin. Öğretmenden diğer velileri de bilgilendirmesini isteyin, bu çocuğun arkadaşları tarafından kabulü için önemlidir.

    Gerekli ise çocuğunuza hastaneden ve rehberlik araştırma merkezinden rapor almaya çekinmeyin. Bu rapor ile özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde ücretsiz eğitim alabilirsiniz. Ayrıca bu rapor ile çocuğunuz kaynaştırma öğrencisi olacak ve diğer çocuklar ile aynı yazılı sınavlara girmeyecek, aynı değerlendirme kriterlerine göre değerlendirilmeyecektir. Bu da çocuğunuzun özgüveni için oldukça önemlidir.

    Okul sorunlarının temel nedenleri nelerdir?
    Okul sorunlarının pek çok nedeni olabilir. Görme ve işitme sorunları çocuğun okumasını, öğretmeni dinlemesini ve derslerini yapmasını engelleyebilir.

    Spor, eğlence gibi faaliyetlere çok fazla zaman ayrılması da çocuğu fazlasıyla yorabilir.
    Çocuktaki kronik hastalıklar, kaygı, depresyon, anne baba arsındaki problemler, kardeş kıskançlığı çocuğun ders başarısını engelleyebilir.
    Ayrıca çocuklarda görülen özel öğrenme güçlüğü, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu da okul başarısını engellemektedir.

    Çocuğumun okulda yaşayabileceği sosyal-duygusal sorunlar neler olabilir?
    Arkadaşları tarafından kabul görememe, farklı sosyo kültürel çevrelerden gelen çocuklar ile iletişim kuramama, fazla içine kapanık ve duygusal olduğu ya da fazla kavgacı olduğu için yaşayabileceği iletişim problemleri, kurallara uymama, grupla beraber hareket etmede zorluk karşılaşabileceğiniz sosyal duygusal problemlerden birkaçıdır.

    Yukarıda saydığımız problemlerden bir ya da birkaçı ile karşılaşırsanız, çocuğunuzu davranışları değiştirmesi için zorlamayın, onu yargılamayın. Öğretmeninden ve konu ile ilgili bir uzmandan yardım alın.

  • Üstün yetenekli çocukların gelişim özellikleri nelerdir ?

    ÜSTÜN YETENEKLİ ÇOCUKLARIN GELİŞİM ÖZELLİKLERİ NELERDİR?

    Üstün yetenekli çocukların belirlenmesi ve sonrasında takibi ile doğru şekilde yönlendirilmesi önem taşımaktadır. Birçok aile çocuğunun üstün yetenekli olduğundan şüphe etmekte, fakat bundan emin olamamaktadır. Her yaş grubu için de zeka testi uygulama şansı bulunmadığından, üstün yetenekli çocuklara ait belirleyici özellikleri bilmek bu anlamda ailelerin bakış açısını etkileyecektir.

    Üstün yetenekli çocukların gelişim alanlarına göre özellikleri şu şekilde sıralanabilir.

    FİZİKSEL GELİŞİM ÖZELLİKLERİ

    Fiziksel gelişimi yaşıtlarına göre daha iyidir.

    Çok enerjiktir.

    Hareketlidir.

    Bebeklik döneminde fazla uyumazdı.

    Duyu organları hassastır.

    Giysilerdeki etiketlerden rahatsız olur ve kestirir.

    Gürültüden hoşlanmaz.

    İki ayrı marka meyve suyunu tadından ayırt edebilir.

    Kuvvetlidir.

    Ağrı ve acıya aşırı tepki verir.

    Erken yürür.

    ZİHİNSEL GELİŞİM

    Çabuk ve kolay öğrenir.

    Yeni ve farklı bilgiler öğrenmeye heveslidir.

    Çok soru sorar

    Soyut kavramlara ilgi duyar.

    Meraklıdır

    Diğer çocukların ilgi duymadığı farklı alanlara ilgi duyar(bilim,siyaset vb.)

    Hafızası kuvvetlidir.

    Pratik zekası gelişmiştir.

    Hayal gücü kuvvetlidir.

    6 yaşından önce okuma-yazma öğrenmiştir.

    Farklı ve olağandışı fikirleri vardır.

    Öğrenmiş olduğu bilgileri gerekli ortamda kullanır, transfer eder.

    Hızlı düşünür ve konuşur ama kasları aynı hızda olmadığı için yazı yazmayı sevmez.

    SOSYAL GELİŞİM

    Kendisinden 2-3 yaş büyük çocuklar ve yetişkinler ile oynamayı tercih eder.

    Yaşıtları ile oynamayı tercih etmez.

    Lider önemliği vardır.

    Espri yeteneği gelişmiştir.

    Empati yeteneği gelişmiştir.

    Arkadaşlık kurmakta zorlanır.

    Başkalarından emir, yönerge almaktan hoşlanmaz.

    Yeni ve değişik durumlara uyum sağlar.

    Yaratıcıdır.

    DİL GELİŞİM ÖZELLİKLERİ

    Kelime hazinesi geniştir.

    Kelimeleri anlamına uygun ve yerinde kullanır.

    Konuşmalarında mecaz anlamdaki kelimeleri ve deyimleri kullanır.

    Konuşmalarında “lütfen-teşekkür ederim vb”nezaket sözcüklerini kullanır.

    Akıcı konuşur

    Kendini rahat ifade eder.

    KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ

    Bağımsızlık duygusu gelişmiştir.

    Yüksek amaç ve iradelere sahiptir.

    Kaderci değildir

    Hayatındaki olayları denetim altına alarak kontrol edebileceğine inanır.

    Duygusaldır.

    Haksızlığa tahammülü yoktur.

    Mükemmeliyetçidir.

    Özgüveni yüksektir.

    Çevreye, hayvanlara vb karşı duyarlıdır.

    Detaycıdır

    Eleştireldir

    Özeleştiri yapar

    Güçlükler karşısında kolay pes etmez

    Dış görünüşüne, giyinme, temizliğine dikkat eder.

    Tekdüze yaşamı sevmez.

    Hayali arkadaşı vardır.

    MÜZİK

    Ritm ve melodiye duyarlıdır.

    Orijinal besteler yapar.

    Müzik dinlemekten hoşlanır.

    Ritm ve tempoya göre dans eder.

    Melodi ve şarkıları kolay hatırlar.

    Müzik aleti kullanmaya isteklidir ya da kullanır

    DRAMA

    Jest ve mimiklerini etkili bir şekilde kullanır.

    Rol yapma ,canlandırma,taklit yetenekleri vardır.

    Orijinal oyunlar yazar ve oynar.

    SANAT

    Nesneleri ayrıntılı olarak hatırlar ve çizer.

    Resimlerinde derinlik, perspektif özelikleri vardır.

    Farklı malzemeleri kullanarak resim yapmaktan hoşlanır.

    Resim, heykel sergilerini kavrar.

  • Çocuğum üstün yetenekli mi ?

    ÇOCUĞUM ÜSTÜN YETENEKLİ Mİ

    Üstün yetenek doğuştan getirilen bir özelliktir ve bu yeteneğe sahip olan çocuklar yaşamlarının erken dönemlerinden itibaren bazı ayırt edici özelliklere sahiptirler.

    Bir çocuğun üstün yetenekli olup olmadığının belirlenmesi, ona sunulacak çevresel faktörlerin ve eğitim olanaklarının belirlenmesi ve düzenlenmesi için önem taşımaktadır. Çünkü var olan üstün yetenekler işlenmediği ve geliştirilmediği taktirde sıradanlaşır, özelliğini kaybedebilir.

    Okul öncesi dönem özelliklerini ele aldığımızda, çocukların bazı davranışlarından, ilgi ve eğilimlerinden yola çıkarak üstün yetenekli olup olmadıkları ile ilgili bir fikre sahip olmak mümkün olabilmektedir.

    Okul öncesi dönemde çocuklarda görülebilen ve üstün yeteneğin habercisi olabilecek özellikler şunlardır:

    Erken çocukluk döneminde dil gelişiminin hızlı bir gelişim gösterir. Pek çok üstün yetenekli çocuk ilk doğum gününde cümle kurarak konuşabilir

    Üstün yetenekli çocuklar diğer çocukların ilgi duymadığı konulara, oyuncaklara ilgi duyarlar

    Çok fazla soru sorarlar ve sorularının geçiştirilmesinden hoşlanmaz, tatmin edici cevaplar beklerler

    Günlük yaşam içinde yaşıtlarının fark edemediği ayrıntıları yakalarlar

    Uzak ya da yakın geçmişle ilgili yetişkinlerin bile hatırlamakta zorluk yaşayabileceği detayları ve olayları hatırlarlar

    Dikkat süreleri uzundur. Özellikle yapmaktan keyif aldıkları ve başarı ile yapabildikleri konularda çalışmaktan çok hoşlanırlar

    Nesne, olay ve durumlar arasındaki ilişkileri fark etme ve anlama becerileri gelişmiştir

    Muhakeme yetenekleri iyi düzeydedir, sebep sonuç ilişkilerinin kurabilirler

    Soyut düşünmeyi gerektiren kavramları yaşıtlarına oranla daha iyi anlamlandırırlar

    Resim, müzik, dans gibi güzel sanatların her hangi bir dalında yetenekleri vardır.

    İlgi duydukları ve yoğunlaştıkları konular sık sık değişebilir. Bir süre dinazorlar ile ilgilenirken bir süre sonra arabalar ile ilgilenmeye başlayabilirler

    Kolay öğrenirler, çabuk kavrarlar

    Meraklıdırlar, sürekli araştırmak ve öğrenmek isterler

    Yaşıtlarına göre kelime hazineleri, kullandıkları kelimelerin özellikleri ve çeşitliliği fazladır.

    Hafızaları kuvvetlidir, ezber yetenekleri iyidir.

    Matematiksel işlemleri zihinden yapabilirler

    Genelleme yetenekleri iyidir. Bir konu ile ilgili bilgilerini yeri gelince başka bir konu için kullanabilirler

    Genellikle okul öncesi dönemde kendi kendilerine okuma yazmayı öğrenirler

    Yaşıtlarının pek ilgilenmediği siyaset, bilim vb konulara ilgi duyarlar

    Kendileri için yüksek hedefler belirlerler ve bu hedeflere ulaşmak için çaba gösterirler

    Bir çocuğun üstün yetenekli olarak ifade edilebilmesi için bu özelliklerden bir çoğunu taşıyor olması gerekir; ancak tüm bu özellikleri sergilemesi beklenmez. Çünkü çocuklarla ilgili her konuda olduğu gibi bu konuda da bireysel farklılıklar önemlidir. Her üstün yetenekli çocuk aynı alanlara ilgi duyma ya da aynı alanda üstün özellikler sergilemez.

    ÜSTÜN YETENEKLİ ÇOCUKLARIN SOSYAL DUYGUSAL ÖZELLİKLERİ

    Üstün yetenekli çocukların kendi dünyalarında yaşadıkları en zor durumlardan biri farklı olmak ya da başkaları tarafından farklı olarak algılanmaktır. Çünkü üstün yetenekli çocuklar sahip oldukları özelliklerin çok az insanda var olduğunu düşündükleri için, kendilerini normalleştiremez, normal gibi göremezler. Bu nedenle kendilerini yalnız hissederler.

    Üstün yetenekli çocukların sosyal duygusal gelişimlerine göz attığımızda şu özellikleri görebiliriz.

    Bağımsız olmayı tercih ederler

    Sosyal ortamlarda insiyatif sahibi olduklarını düşünürler

    Arkadaşları arasında popülerdirler

    Sosyal ortamlarda doğal süreç içerisinde kendiliklerinden liderlik üstlenirler

    İkna kabiliyetleri oldukça iyidir

    Otoriteden hoşlanmazlar, keyfi alınmış kararları kabul etmekte zorluk yaşarlar

    Yetişkinler ya da öğretmenleri onları her şeyi en ince ayrıntısına kadar açıklamak durumunda kalır, bunu talep ederler

    Espriden hoşlanırlar, mizah duyguları gelişmiştir

    Arkadaşları tarafından sosyal olarak kabul görmediklerini düşünürler

    Hayal dünyaları ve betimleme yetenekleri gelişmiştir

    Yaşıtları ile değil de kendilerinden büyükler ile bir arada olmaktan hoşlanırlar

    Düşüncelerini kabul ettirmek için inatçı ve ısrarcı davranırlar

    Haksızlığa tahammülleri yoktur. Başkalarının da kendilerinin de haklarını savunurlar

    Empati kurma becerileri akranlarına kıyasla daha gelişmiştir.

    Genelde sabırsız ve kaygılıdırlar

    Hayal kırıklığı yaşadıklarında bunu en üst düzeyde yaşarlar, etkilenme şekilleri ve süreleri fazladır

    Kendileri için sosyal anlamda rol model bulmakta zorlanırlar

    Resim çizme yetenekleri genelde iyidir

    Yaptıkları her işi en iyi şekilde yapmaya çalışırlar

    Duygu durumları inişli çıkışlı olabilir. Kısa bir zaman aralığı içinde ağlayıp, bir süre sonra hiçbirşey olmamış gibi mutlu olabilirler

  • Filial terapi nedir

    FİLİAL TERAPİ NEDİR

    Filial terapi, oyun ve aile terapisinin birleştiği psiko-eğitimsel bir yaklaşımdır.

    Merkezimizde uygulanan Filial Terapide, aileler ile çocukların beraber oyun oynayarak iletişimlerini güçlendirmeleri amaçlanmaktadır.

    Filial terapi, 3-11 yaş arasındaki çocuklara ve ailelerine yardımcı olan gelişimsel bir oyun terapisi yaklaşımıdır.

    Duygusal, davranışsal ve gelişimsel güçlükleri olan çocuklar ile kullanılır.
    Çocuklar için anne babaları çok önemlidir. Anne babalar terapi sürecine katılım gösterdikleri zaman, değişimler genellikle daha etkili ve uzun dönemlidir. Aileler, Filial terapide çocuklarını anlamada oyunu nasıl kullanacaklarını anlarlar. Bu bilgi, onlara çocuklarına nasıl davranabilecekleri konusunda yol göstericidir.

    Filial terapi anne-baba ve çocuk ilişkisini doğrudan güçlendiren bir yaklaşımdır ve ailenin tüm üyeleri bu yaklaşımdan yararlanır.

    Çocukların duygularını ortaya koyma ve sorunlarını çözme sürecinde oyunu kullanmak aile içindeki her üye için rahatlatıcı ve değişimi sağlayan bir etkendir.

    Bu keyif verici süreç, evlilikleri de olumlu yönde etkileyebilir. Anne baba olarak, çocuklarla yaşanılan problemler ve bu problemleri çözmek için yoğun bir enerji harcayan ebeveynler yorulur ve bu durum eşler arasındaki iletişimi olumsuz etkileyebilir. Ailenin çocuğuyla yaşadığı problemlerin azalması hem birbirleriyle geçirecekleri kaliteli zamanı artıracak hem de iletişimi güçlendirecektir. Etkili iletişim becerilerinin inşa edilmesiyle daha önce yaşanılan iletişim engelleri belirlenir. Aile içi iletişim güçlenir. Tüm bu süreç içerisinde ve sonrasında aileler çocuklarını değiştirmede kendilerindeki potansiyeli görür ve bu potansiyeli tüm yaşamları boyunca kullanma imkanı bulurlar.

  • Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda ilaç tedavisi

    DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞUNDA İLAÇ TEDAVİSİ

    Hiperaktivite iyileşebilen bir hastalık değil, ama tedavi edilebiliyor. Hiperaktif çocuklara tedavi 3 alanda uygulanır:

    İlaç tedavisi,

    Davranış terapisi ve

    Evdeki disiplinlerini denetlemek.

    Doğru tanı konulup doğru ilaç seçildiğinde ve bu ilaç doktor kontrolünde kullanıldığında DEHB belirtilerinde hafifleme olacaktır. Pek çok çocuk ilaçlara iyi cevap vermektedir.

    İlaçların Yapabildikleri

    Hareketliliği azaltır.

    Daha uzun süre sandalyede oturabilir.

    Daha az kaza geçirir.

    Dikkat süresini arttırır.

    Ödevlerini daha doğru yapar.

    Başkalarını daha uzun dinleyebilir.

    Dürtülerini kontrol etmede yardımcı olur.

    Kurallara daha çok uyar.

    Harekete geçmeden düşünür.

    Başkaldırmayı azaltır.

    Söz dinlemesi artar.

    Saldırganlıktan vazgeçer.

    İlaçların yapamadıkları

    Doğru davranışı sağlayamaz.

    Davranışı değiştiremez.

    Düşünmeyi öğretemez.

    Şimdiye kadar kazanamadıkları becerileri kazandıramaz.

    Neye dikkat etmesi gerektiğini öğretemez.

    Başaramadığı derslerde yardımcı olamaz.

    Duyguları ile başa çıkmayı öğretemez.

    Öfkesini yenmesine yardımcı olamaz.

    Çocuğu mutlu kılamaz.

    Güdüyü arttıramaz.

    Yeni beceriler kazanmaya heveslendiremez.

    İlaçların yan etkileri

    En ciddi etkiler arasında ilaç kullanımı sırasında ortaya çıkan ve ilaç bırakıldığında kesilen: Kilo kaybı ve boy uzamasının geçici olarak durması ve çeşitli tiklerdir.
    Ayrıca uykusuzluk ve iştahta azalma da görülebilmektedir

    İlaç Kullanımı

    Uyaran ilaçlar 20 dakika içinde etkisini gösterir ve dört saat etkileri devam eder.

    Üç yaşından küçük çocuklar ilaçlara iyi yanıt vermemektedir ve bu yaşlarda yan etkilerin de daha çok görüldüğü söylenmektedir.

    Üç-beş yaşarası çocukların %50’sinde olumlu etki yaparken, beş yaştan sonra bu oran %75’eçıkmaktadır. İlaçların esas yararı dikkati, konsantrasyonu ve söz dinlemeyi arttırmasıdır

  • Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu nedir

    DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU NEDİR

    Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu aşırı hareketlilik, dikkat sorunları ve istekleri erteleyememe belirtileriyle ortaya çıkan, belirtileri 7 yaşından önce gözlenmeye başlayan ve hayat boyu süren psikiyatrik bir hastalıktır. Temel belirtiler, aşırı hareketlilik, dikkat eksikliği ve dürtüselliktir.

    DİKKAT EKSİKLİĞİ

    Belirli bir olaya, aktiviteye konsantre olamaması, dış uyaranların dikkatini çok kolay dağıtması, unutkanlık, eşyalarını sık kaybetmesi ve düzensizlik gibi belirtiler.

    HİPERAKTİVİTE

    Çocuğun kendi akranlarıyla karşılaştırıldığında belirgin düzeyde daha fazla hareketli olması, bu hareketliliğin, oyun, anaokulu ve okul gibi ortamlarda günlük aktivitelerde, arkadaşları ve aile için sorun oluşturuyor olması.

    DÜRTÜSELLİK

    Acelecilik, istekleri erteleyememe, sorulan sorulara çok çabuk ve düşünmeden cevap verme, sıra bekleyememe gibi güçlükler

    OKUL ÖNCESİ DÖNEMDE DEHB BELİRTİLERİ

    İlk fark edilen özellik genellikle çocuğun aşırı hareketliliğidir. DEHB yaşayan çocuklar anne babaları tarafından huzursuz, atlayan, zıplayan, tırmanan ve seyrederken bile hareketliliği yoran çocuklar olarak tarif edilir

    Dikkat eksikliği belirtileri nerdeyse okula başlayana kadar hiç fark edilmeye bilir. Dürtüsellik ise erteleyememe, anında istediğinin yapılmasını bekleme, anne babanın ilgisinin sürekli kendi üstünde olmasını isteme gibi belirtilerle okul öncesi dönemde fark edilebilir.

    Oyun çağı çocuğunda DEHB nin temel belirtileri yanı sıra itip kakma, oyuncakları kırma, başlanılan oyunu sonlandıramama ve oyuncaklardan çabuk sıkılma gibi belirtilerde gözlenebilir.

    Uyku ve yeme bozuklukları, anne aşırı bağımlılık, mutsuzluk gibi davranışlarda DEHB birlikte görülebilir.

    OKUL ÇAĞINDA DEHB BELİRTİLERİ

    DEHB yaşayan çocuğun okula başlamasıyla birlikte yaşanan sorunlar çok yönlü olmaya başlar.

    Sınıfta oturma, dikkati toplama, kurallara uyma, düzenli olma, arkadaşlarla iyi ilişkiler kurma gibi okul başarısını ve okulu etkileyen davranışlarda problemler yaşanmaktadır

    Evde ve okulda davranış özelliklerinden dolayı çok eleştirilen ve ceza alan DEHB yaşayan çocuklarda öz güvenin kaybolması sonucunda daha farklı psikolojik problemlerde gözlenmeye başlanmaktadır.

    İlkokulun ilk dönemlerinde aşırı hareketlilik, çok konuşma ve söz dinlemem gibi belirtilere yalan söyleme, büyüklerle tartışmaya girme ve arkadaşlarla sık kavga etme gibi davranış sorunlarının da eklendiği gözlenmektedir.

    DEHB yaşayan çocuklar genelde dalgın, sakar, ilgisiz ve tembel öğrenciler olarak nitelendirilir.

    Dikkat eksikliği olan çocukların, bu problemlerin, fark edilmesi çoğunlukla depresyon veya anksiyete bozukluğu belirtirliyle uzmana başvurmalarıyla mümkün olur.

    Sürekli kendi zihin kapasitesi altında başarı gösteren bu çocuklar da okula ve derse olan tepki nedeniyle zamanla okula gitme isteksizliği, okulu sevmeme, okulu ret etme ve okul fobisi gibi belirtiler de sık gözlenir

    DEHB tanısının konulabilmesi için belirtilerin 7 yaşından önce başlaması ve en az altı ay süresince davet etmesi gerekir.

    Çocuklarda DEHB olduğuna karar vermeden önce çok çeşitli kaynaklardan bilgilerin toplanması, incelenmesi gerekir. Çünkü Çocuğun en az iki ortamda bu belirtileri gösteriyor olması gerekir.

    Çocuk sadece okul ve ya evde davranış sorunlarını ve aşırı hareketlilik gibi belirtileri gösteriyorsa, sorunun ortaya çıktığı ortamların yeniden düzenlenmesi gerekebilir.

    HİPERAKTİVİTENİN BILGULARI

    Hiperaktivite başka pek çok sorunla ortak belirtilere sahip olduğu için kesin tanı koymak çok zor olabilir. Tanı konmadan önce ayni belirtilerle kendini gösterebilecek olan diğer tıbbi ve duygusal sorunların saf dışı edilmesi gerekir.

    Bu problemin belirtilerine, pek çok çocukta stres anlarında kısa sürelerle rastlanabilir. Dolayısıyla her belirti gösteren çocuk otomatik olarak hiperaktif sayılmamalı, problemin geçmişi ve ayrıntıları anlaşılmalıdır.

    Hiperaktivitenin belirtileri genellikle çocuk yedi yaşına basmadan ortaya çıkar.

    Hiperaktif çocuklar dikkatlerini toplamakta zorlanırlar, davranışlarını düşünmeden gerçekleştirirler ve genellikle fazla hareketlidirler.

    Bazılarında ise, dikkat eksikliği ve düşüncesiz davranışlar olmakla birlikte aşırı hareketlilik yoktur.

    Aslında her çocuk zaman zaman bu şekilde davranabilir, fakat hiperaktif çocuklar hemen her zaman böyle hareket ederler.

    Diğer yandan hiperaktif çocuğun kısa süreli islerde ya da TV, bilgisayar oyunu gibi eğlenceli isler sırasında çok dikkatli olduğunu gözleyebilirsiniz. Bu sizi şaşırtmasın.

    HİPERAKTİVİTENİN NEDENLERİ

    Hiperaktif çocukların beyinlerinde mesaj alış verisini gerçekleştiren kimyasal maddelerde bir sorun vardır.

    Anne – babadan birinde veya her ikisinde de hiperaktivite varsa, bunların çocuklarında da hiperaktivite belirtilerine rastlanabilir

    Hiperaktivite çocukluk çağı hastalıklarından sonra görülebilir.

    Gelişimsel sorunlar hiperaktivite ile bağlantılı olabilir.

    Beyin dokusundaki doğumsal ya da sonradan olma zedelenmeler hiperaktiviteye sebep olabilir.