Kategori: Çocuk Cerrahisi

  • Hipospadias nedir? Hipospadias tedavisi nasıl yapılır?

    Değerli Anne ve Babalar öncelikle çocuğunuzda ki bu durum tedavi edilebilir bir rahatsızlıktır. Mevcut rahatsızlığın durumuna göre bir veya daha çok ameliyat geçirebilir. Bazen bu durum operasyonun kendi doğası gereği zaten iki seanslı olabilmektedir. Lütfen etraflıca araştırın, durum hakkında yeterli bilgi sahibi olun ve daha sonra donanımlı bir hekime ameliyat yaptırın.

    Hipospadias nedir?

    Hipo (alt,aşağı) spadiac (açıklık,yarık,delik,çatlak) anlamındadır.İdrar yapılan pipinin uç kısmının olması gerektiği yerde uç da değil de daha aşağıda bir yerde yerleşmesi durumudur.

    Uretranın (Penisin içinden geçen sidik kesesi ve uç arasındaki idrar yolu),penisin alt kısmının ve sünnet derisinin penis alt kısımdaki bölümünün gelişiminde anormallik olması sonucu gelişir. Pipinin alt kısmında ve bir miktarda da yan kısımlarında deri olmaması sünnetliymiş gibi göründüğünden doğuştan sünnetli ,yarım sünnetli diye de adlandırılmaktadır.

    Açıklık penisin ucundan başlayarak alt tarafa doğru açıldığı yerin ismi ile anılarak adlandırılır.Glanuler (penisin baş kısmı),coronal (gövde ve baş kısmı arasındaki oluk),subcoronal,(corona altı) penil (penis gövdesi), penoskrotal (torba ve penis birleşim yeri, skrotal (torba), perineal(torba ve anus arası bölge) gibi.

    Uretranın hem açıldığı yer farklıdır hem de deliğin yapısı ve açılım çapı, şekli gibi bozukluklar vardır.

    Uretranın ince veya kalın olabildiği, doku olarak üstünü örten dokunun zayıf olduğu tipler olabilir.

    Ayrıca uretra geniş oluklu veya dar oluklu olabilir.

    Glans (baş kısım)da düzlük olabilir, glansın yapısı normale göre küçük olabilir.

    %25 hasta da penisin aşağı doğru eğriliği de söz konusudur.(Buna kordi denilmektedir).Bu durumu daha da ağırlaştıran bir durumdur ve öncelikli düzeltilmesi gerekir.

    Başka ek anomali var mıdır?

    İnmemiş testis ve fıtık ek olarak hasta da görülür. Proksimal (penoskrotal, skrotal, perineal) hipospadiaslarda daha sık görülür.Hipospadiaslı çocuklarda sıklıkla ek tetkik gerekmese de başka organ anomalileri varsa ek tetkik yapılmalıdır.

    Ne sıklıkta görülür?

    Hemen her ülkede benzer oranda rastlansa da 125/1, 150/1, 250/1, 300/1 canlı erkek doğumda bir gibi oranlar bildirilmiştir.

    Nedeni nedir?

    Kesin bir nedeni bilinmemekle birlikte açıklamaya yönelik birçok çalışma mevcuttur.

    Hormon reseptör bozuklukları septör bozuklukaları çok az bir kısmında neden olarak gösterilebilirse de kesin olarak ortaya konulmuş bir durum bulunmamaktadır.

    Bir kısmında bazı dokuların birbiriyle olan gelişim bağlantılarından sorumlu olan gen bozukluklarının rol oynadığı düşünülmektedir.

    Damarsal gelişim bozukluklarının sorumlu olduğuna dair çalışmalar da mevcuttur.

    Dokular arası genetik molekül haberleşme bozukluğunun deneysel çalışmalarda hipospadiasa neden olduğu gösterilmiştir.

    Bazı gen mutasyonlarının da sorumlu olduğuna dair bulgular vardır

    Bazı enzim eksikliklerinin de rol oynadığına dair çalışmalar devam etmekle birlikte kesin olarak bir sonuç yoktur.

    Progestin bazı vakalardan sorumludur.

    Vejeteryan annelerin çocuklarında görüldüğü ile ilgili çalışmalar vardır. Bunlarda bitkisel kaynaklı hormon değiştiricilerin neden olduğu düşünülmektedir.

    Çevre faktörlerinin hormonal sistemlere olan kötü etkilerinin hipospadias gelişmesinde rolü olabileceğine dair yapılan çalışmalar bulunmaktadır.

    Bazı sentetik veya çevresel doğal kimyasalların hormonal etkileşimlere yol açarak endokrin ve üreme sistemlerinin gelişimlerine olumsuz etki yaptıkları da bildirilmektedir

    Tedavi yaşı nedir?

    İdeali 6-18 ay arasında yapılmasıdır. Bu zaman diliminde ameliyat çocuk tarafından daha iyi tolere edilebilmektedir. Ameliyat travmasını çocuk ileride hatırlamamaktadır. Ayrıca çekirdek cinsel gelişimin başladığı yaştan daha önceye denk gelmesi nedeniyle de bu yaş uygundur.

    Tedavisi nedir?

    Hipospadias düzeltilmesine yönelik olarak tarif edilmiş 350 nin üzerinde tanımlanmış ameliyat metodu bulunmaktadır. Çoğunluğu birbirinin modifikasyonu veya geliştirmesi olan bu tekniklerin hepsinin temel olarak amacı belli ana prensipler çerçevesindedir.

    Tedavi de temel amaç önce varsa pipinin eğriliğinin düzeltilmesidir

    İdrarını penis ucundan yapacak şekilde idrar yolu onarımının yapılmasıdır

    Kozmetik görünümün iyi hale getirilmesidir.

    Bu nedenle aşağıdaki işlemler uygulanır

    Uretranın serbestleştirilmesi ile boyunun uzatılarak baş kısma getirilmesi

    Glans(baş)kısmının tüp şekline getirilerek yeni idrar yolu(uretra) yapılması

    Sünnet derisinin kullanılarak tüp yapılması

    Sünnet derisinin pipinin üst kısmından serbestleştirilerek alt kısmına getirilmesi ve bundan yeni idrar yolu yapılması. Bu girişim tek veya iki seansta yapılabilir.

    (Yani hipospadias sorunu bulunan çocuk kesinlikle düzeltici ameliyattan önce sünnet edilmemelidir.)

    Penisin kendi derisinin kullanılması suretiyle uretranın yapılması.

    Eğer sünnet derisi yoksa veya daha önceki teknikler nedeniyle mevcut deri kullanımı yapılmasına rağmen istenen sonuç alınamadıysa veya eğrilik devam ettiği için düzeltilen penislerde yeni deri dokusuna ihtiyaç varsa o zaman başka alternatif dokular kullanılabilir. Bunlardan bazıları şunlardır. Dudak içi veya yanak içi mukoza (ince dokusu), kulak arkası veya kasıktaki kılsız ve ince deriden alınan serbest greftler, torbasının derisinin kullanılması veya testis üzerini örten zarın kullanılması.

    Bu teknikler ve bu dokuların kullanılması maalesef bazen son çare olarak kurtarıcı olmaktadır. Bu nedenle sünnet yaptırılmaması çok önemlidir.

    Ameliyat komplikasyonları nelerdir?

    Erken dönemde kanama, şişme, kesi yeri ayrılması, sonda tıkanması, sonda çıkması gibi durumlar olabilmekle beraber en önemli komplikasyon en usta ellerde dahi olabilen fistül denilen durumdur. Fistül idrarın onarıma rağmen pipinin alt kısmından bir yerden tekrar gelmesidir.

    Penis ucunda darlık olması

    Uretrada darlık olması

    Eğriliğin devam etmesi

    Yapılan yeni idrar yolunun tam olarak açılması

    Divertikül denilen pipinin alt kısmında yer alan yeni oluşturulmuş olan idrar yolunun balonlaşması

    Sonda nedir her zaman kullanılır mı?

    Çok uçta yer alan hipospadias ların onarımlarında bazen kullanılmasa da sıklıkla sonda dediğimiz idrar yolunun içerisine konulan hem idrar geçmesi işlemini yapan hem de yeni oluşturulmuş idrar yoluna kalıp vazifesi gören silikondan veya bazı materyallerden yapılmış borucuklar veya kateterler kullanılmaktadır. Kimi zaman bunlar sidik kesesi içerisine gönderilip idrar torbasına ucu bağlı iken kimi zaman sadece penisin uç kısmında yer alan sondalar da vardır. Cerrahın stiline ve prensiplerine göre uygulamalar farklılık göstermektedir. Bazen hiç sonda kullanılmadığı da olabilmektedir.

    Hastanede ne kadar kalınır.

    Çok uçta yer alan hipospadias onarımlarında 1-3 gün kalınırken daha proksimalde yer alanlar da 5-7 gün sürebilir. Cerrahın yaklaşımı ve stili yine bunda rol oynar.

    İleriki yaşlarda cinsel fonksiyonlarına etkisi var mıdır?

    Varsa eğriliği düzeltildiği takdirde olumsuz bir etkisi yoktur.

  • Hipospadias fistülü nedir? Fistül tedavisi nasıldır?

    Hipospadias ameliyatları sonrasında gelişebilecek tüm komplikasyonlar sayılırsa %1-90 arasında bir oran çıkmaktadır.

    Bunlar yara ayrılması, enfeksiyon, pipi ucunda darlık gelişmesi, eğrilik, sağa veya sola doğru eğim göstermesi (torsiyon),aşağı doğru eğrilik (kurvatür) ve en önemlisi de fistüldür.

    Fistül Nedir?

    Fistül hipospadias ameliyatı sonrasında idrarın pipinin ucundan değil de daha aşağıdan veya başka bir yerden ya da birden çok yerden gelmesidir. Bu delik ameliyattan önceki çiş yaptığı yerde de olabilir veya başka bir yerleşimde de olabilir.

    Başarılı olmayan veya bir komplikasyon gelişmesi önlenemeyen hipospadias ameliyatı sonrasında idrarın yeni yapılmış olan idrar yolunun zayıf bir kısmından çeşitli nedenlerle gelebildiği görülmektedir.

    Fistül gelişme oranı hipospadias tipine ve zorluk derecesine,eğrilik olup olmamasına ,daha önceden ameliyat geçirip geçirmemesine,yeterli doku bulunup bulunmamasına ve uygulanan tekniğe göre %5-50 arasında değişmektedir.

    Fistül Neden Olur?

    Fistül gelişmesinde temel nedenler arasında

    Yapılan ameliyattaki uygulanan tekniğin pipinin durumuna (hipospadiasa) uygun bir teknik olmaması,

    Tekniğin uygulama başarısının düşük olması

    Dikiş materyalinin seçiminin uygun olmaması,

    Uygun kalibrede sonda kullanılmaması ,

    Ameliyat sonrası erken dönemde sonda çıkması,kanama olması,ödemin devam etmesi,

    Pansuman malzemesi gibi ikincil etmenlere bağlı olumsuzluklar,

    Cerrahın deneyim azlığı,

    Enfeksiyon gelişmesi,

    İdrar yolu uç kısmında darlık gelişmesi sonucu,

    Yeni yapılan idrar yolunun tam darlığı,

    İyileşme faktörlerinin eksik olması,

    Daha önceki ameliyatlardan sonra sağlıksız doku bulunan pipi alt kısmında bu sağlıksız dokulardan yeni idrar yolu yapmaya çalışma,

    Skar dokusu gelişen idrar yolu dokusunun bölgeye uygun doku ile değiştirilmemesi gibi başlıca nedenlerden dolayı hipospadias ameliyatları sonrasında fistül gelişebilmektedir.

    Fistül Ne Zaman Olur?

    Fistül ameliyat sonrası hemen erken dönemde olabildiği gibi 1 yıla kadar bir süre sonrasına kadar da ortaya çıkabilir.

    Fistülün Yeri Önemli midir?

    Evet önemlidir. Glans dediğimiz pipinin baş kısmında yer alan fistüller glans dokusunun ince olması, üzerine getirecek komşu destek doku bulunmaması nedeniyle zor kapatılırlar ve tekrarlamaları ihtimali vardır. Glansın yeniden açılıpı onarılmasını gerektiren fistüllere de sıklıkla rastlanmaktadır.

    Pipinin gövde kısmında veya torba ile birleşme yerinde yer alan fistüller de sıklıkla önceki ameliyatta yapılan idrar yolunun veya pipi uç kısmının darlığı söz konusudur. Bu işemede basınç artışına ve bu da fistül oluşumuna yol açmaktadır.

    Fistülün Boyutu Önemli midir?

    Evet önemlidir. Ufak debili ve küçük çaplı fistüller de kapatma yoluna gidilirken geniş çaplı ve primer ameliyata bağlı olduğu düşünülen fistüllerde önceki ameliyatın bozularak yeniden yapılmasını gerektirebilmektedir.Tek ve basit fistül veya komplike ve birden çok olabilir.

    Fistül Nasıl Tedavi Edilir?

    Fistül tedavisi cerrahidir. Fistül kapatılması yerine göre zorluk arzedebilir. Bazen hipospadias ameliyatının ilk halinden bile daha zor kapatılabilir. Yara iyileşmesine bağı nedbe dokusu geliştiği için dokular ilk halinden çok farklıdır.Bu yüzden transferleri,diseksiyonları daha zor olmaktadır.Kan dolaşımı skar dokularında çok başarılı değildir.Bu yüzden oldukça dikkatli olunarak fistül kapatılmaya çalışılmalıdır.Mutlaka büyütmeli gözlük (lup) kullanılmalıdır.Bu kapatmada fistül yolu çıkarıldıktan ve mümkün olabilen destek dokuları da bunun üzerine yamandıktan sonra komşu dokulardan transfer edilen deri bunun üzerine kapatılmalıdır.

    Fistül Kapatılmasında Başka Yöntemler Var mıdır?

    Evet vardır. Yeni kullanılmaya başlanılan bir çeşit doku yapıştırıcı ile fistül ağzının deri birleşim yerlerinin kesilmesi sonrası doku yapıştırıcı ile yapıştırılarak ilk tedavi girişimi olarak denenebileceği bildirilmektedir.Çok küçük ve ince ve düşük debili fistüllerde yeni denenmeye başlanmıştır.Uzun dönem takibi henüz belli değildir.

    Ayrıca destek dokusunun çok olmadığı vakalarda PRF denilen hastanın kendi kanının yüksek hızlı santrüfüjü sonrasında tüpte ortaya çıkan dokudan bazı kan parametrelerinden zengin bir parçanın ayrıştırılarak elde edilmesi sonrasında bunun onarılan fistül üzerine destek doku olarak dikilmesi de yöntemler arasındadır.

    Fistül Tekrarlar mı?

    Evet tekrarlayabilir. Ehil olmayan ellerde yapılan her fistül kapatması bir sonraki fistülü davet eder ve kapatmayı da zorlaştırır.

  • Karın ağrısı çocuk

    Çocukluk döneminde karın ağrısı bir çok nedenle karşımıza çıkabilen ve sıklıkla rastlanabilen şikayetlerden biridir. Fizik muayene ve laboratuar incelemeleri ile olguların %10’una yakın olan kısmında organik nedenli tanı konabilirken, akut ağrıların % 4-5’inde operasyon gerekebilir. Özellikle ani başlayan olgularda çocuk cerrahisi tarafından değerlendirilmek önem taşır.

    Çocukluk, yenidoğan döneminde ergenliğe kadar olan geniş bir perspektifi içerdiği için her yaşta karın ağrısına yaklaşım ile ilgili olarak farklı değerlendirmeler yapmak gerekir. Yaş, karın ağrısının başlama şekli, ne kadar süredir olduğu, ilaç kullanımı, yan bulgular gibi bir çok parametre beraber değerlendirilerek karın ağrılarına tanı konur. Tecrübeli bir çocuk cerrahı karın ağrısına yaklaşımda, çocuğun ruhuna, zarar görmemesine, incitilmemesine önem verdiği için, genellikle ilk muayene sonrasında karın ağrısının cerrahi olup olmadığına karar verebilir.

    Erken bebeklik döneminde hava yutulması ve gaza bağlı olarak oluşan karın ağrıları sıktır. Daha sonra kabızlığa olarak bağlı olan karın ağrıları daha ön plana çıkmaya başlar. İlk bir yılda özellikle erkek çocuklarda idrar yolu enfeksiyonuna bağlı olarak gelişen karın ağrıları da sıktır.

    2-3 yaşında sonra kreş eğitiminin başlaması ile birlikte daha fazla enfeksiyona yakalanan çocuklarda da karın ağrısı sık rastlanan bulgulardan biridir. Burada karın içinde bezelerin şişmesi ile birlikte yoğun ağrılar olabilir. Bu ağrılar cerrahi olmasa da nadiren cerrahi sonuçlara yol açabilir. Bu dönemde beslenme eğitimini tam alamayan, kabızlığı olan çocuklarda karın ağrısı sıktır. Ancak 4 yaş altında karın ağrılarında organik nedenler olması ihtimali daha fazladır.

    Fonksiyonel karın ağrıları 5 yaştan sonra 15 yaşa kadar, çocukların ayda bir kez aktivitelerini kısıtlayacak hale getiren ve genellikle organik olarak tanı konamayan ağrılardır. 10-12 yaşında kız çocuklarında daha sık görülür. Karın ağrısında cinsiyette önemli bir faktördür. Erken çocukluk ya da ergenliğe geçiş döneminde kız çocuklarda over ve rahim kaynaklı ağrılar olabilir.

    Genel olarak değerlendirmek gerekirse, ishal ya da idrar yolları kaynaklı ağrılar ani ve şiddetlidir. Apandisit gibi cerrahi gerektirebilen ağrılarda genelikle tablo yavaş yavaş oturur ve ağrı gittikçe artar. Bu durum karın içinde enfeksiyon bulgularına yol açtığı çocuklar hareket edemezler ve sessizdirler. Eşlik eden öksürük varsa akciğerlerin mutlaka değerlendirilmesi gerekir. Akciğer ya da üriner sistemi ilgilendiren ağrılarda karın ağrısı gibi karşımıza çıkabilirler.

    Karın ağrısı çocukluk çağında mutlaka özenle yaklaşılması ve bu özeni gösterebilen doktorlar tarafından, tedavisinin yapılması gereken bir rahatsızlıktır.

  • A p a n d i s i t

    Apandisit, appendiks denen organın enfeksiyonu ya da inflamasyonudur. Apendiks kalınbağırsağın başlangıcında kör bir bağırsak çıkıntısıdır. Karın muayenesindeki izdüşümü “sağ alt kadran”dır.

    Apandisit, bu organın iltihabi hastalığına verilen isimdir. Ortalama olarak çocukların %10’unda karşımıza çıkabilen çocukluk döneminin en önemli “akut batın ( acil cerrahi gerektiren karın hastalığı ) ” nedenidir.

    Çocukluk çağında daha fazla görülmesinin en önemli nedeni, çocuklarda lenf bezi sistemi ve bağışıklığın daha aktif olmasıdır. Apandiksin başındaki lenf bezlerinin şişmesi ile apendiksin şişmesi apandisite yol açabilir. Bu nedenle üst solunum yolları enfeksiyonu ya da ishal sonrasında ya da sırasında apandisit gelişebilir. Apendiks iç çapı, dar olan bir organdır, bu yüzden kolaylıkla tıkanabilir. Sertleşmiş kaka parçacığı ( fekalit ), barsak parazitleri, meyvelerin çekirdekleri, tıkanmaya en sık yol açan nedenlerdir.

    Apendiks tıkanmaya başladığında hastalık “akut” aşamasındadır. Ancak tıkanmayla birlikte apendiksin içinde irin toplanmaya ve dolaşımı bozulmaya başlar. Bu aşamada “apandisit” aslında çok komplike bir hastalık değildir. Ancak dolaşımın bozulup apendiksin delinmesi ile irin karın içine yayılmaya başlarsa gerçekten apandisit kişinin hayatını tehdit eden, tüm hayatını boyunca onu etkileyebilecek sonuçlara yol açan bir hastalık haline döner. En temel amaç bu aşamaya gelmeden apandisitin akut aşamada ortadan kaldırılmasıdır.

    Apandisit, klasik bulgularla nadiren karşımıza çıkar. Çocuklardaki muayene zorluğu da buna eklenirse genellikle tanıda gecikmelere çocukluk çağında rastlanır. En temel bulgular, karın ağrısı, iştahsızlık, bulantı, kusma ve ateş olmasıdır. Ancak hiçbir hastada muayene bulguları tam olarak birbirini tutmayabilir. Apandisit en önemli tanı aracı muayene eden kişinin tecrübesi ve muayene bulgularıdır.

    Karın ağrısı ilk olarak önceleri göbek etrafında başlar ve tam olarak lokalize edilemez, ancak hastalık ilerledikçe ağrı sağ alt kadrana yerleşir. Ağrı karakter olarak artma eğiliminde ve devamlı olan bir ağrıdır. Ancak bu klasik ağrı öyküsüdür, hastaların çoğunda ağrılar bu klasik ağrı karakterine uymaz, sadece ishal, sadece kusma ya da ateş ile başlayan apandisitlerlede sıklıkla karşılaşır.

    Tanısal aşamada, en önemli inceleme şikayetlerin dinlenmesi ve karın muayenesidir. Muayenede karın bölgesinde hassasiyet, ağrıyı arttıran hareketlerin uygulanması çocuk cerrahını yönlendirir. Muayene bulguları dışında laboratuar testleri ve radyolojik incelemeler ancak tanı koymaya yardım eden ve olası diğer hastalıklara tanı koymaya yarayan yan parametrelerdir. Muayene bulgusu olmayan ancak ultrasonografide “apandisit” tanısı alan bir hasta opere edilmez. Zamanında tanı konamazsa çocuklar bu hastalık yüzünden zarar görebilirler, geç tanı olası yan etkileri arttırır ancak hemen operasyona karar verebilen durumlarda da ailelerde genellikle “gereksiz operasyon kaygısı” vardır. Burada gerçekten “tecrübeli bir çocuk cerrahı” kesin çözümdür.

    Tek ve kesin tedavi enfeksiyon karna ve vücuda yayılmadan önce, enfekte organın hızlı bir şekilde karın dışına alınmalıdır. Ameliyat açık veya kapalı yöntemle (laparoskopik olarak) yapılabilir.

    Apandisit günümüzde korkulması gereken bir hastalık değildir. Ancak çocukların kendini ifade edememesi, muayenenin korkutularak yapılması, gereksiz antibiotik ve ağrı kesici kullanımı nedeni ile hastalık bulgularının ilerlemesine yol açmak yüzünden, hala çocuklarda tehlike oluşturabilen ve ciddi sakatlık ya da ölüme yol açabilen bir hastalıktır.

    Karın ağrısı ve yazılan bulguların olduğu durumlarda ilaç kullanmadan mutlaka çocuk cerrahisi olan bir merkeze başvurmak hızlı tanı ya da gereksiz ameliyattan korunmak adına çok önemlidir.

  • Hipospadiyas

    Hipospadias

    Hipospadias yaklaşık olarak 300 erkek bebekte bir görülen bir doğumsal anomalidir. Bu anomalide üretra adı verilen idrar kanalı eksik gelişmiş ve penisin ucuna kadar ulaşamamıştır. İdrar deliği penisin ucuna değil, penisin altında bir yere açılır. Bu hastalarda sünnet derisi de yarımdır; bir kapşon şeklinde penisin başının arka yüzünü örterken penisin başının alt kısmı açıktadır. Bu nedenle halk arasında “Peygamber sünnetli”, “doğustan sünnetli” ya da “yarım sünnetli” olarak da isimlendirilir. Aslında bu hastalar sünnetli doğmazlar, idrar kanalı eksik geliştiğinden ötürü sünnet derisinin alt kısmı da gelişmez ve yarım kalır.

    Hipospadias doğumdan itibaren bir muayene ile kolaylıkla tanınabilen bir anomalidir. İdrar deliği penisin başı ile skrotum (torbaların) kökü arasındaki herhangi bir yere açılabilir. Bu da hipospadiasın hafif, orta ve ağır formları arasındaki farkı oluşturur. Hipospadiasın ağır formlarında kordi adı verilen, ereksiyon (sertleşme) anında peniste eğrilme de hastalığa eşlik eder. Hafif formlarda idrar deliği penisin başına daha yakındır. Ereksiyon (sertleşme) anında peniste eğrilik (kordi) olsa dahi çok ağır değildir. Orta formlarda idrar deliği penisin ortalarında bir yere açılır. Bu hastalarda hafif-orta derecede kordi duruma eşlik eder. Ağır formlarında ise idrar deliği penis köküne ve hatta skrotumların (torbaların) arasına açılır. Bunlarda eğrilik de çok ağır olabilmektedir.

    Tanı:

    Hipospadias tanısı doğumdan itibaren normal muayene sırasında rahatlıkla konabilir. Genellikle de ek bir tetkik yapmaya gerek yoktur. Ancak ağır formlarında bazı ek tetkiklere gereksinim olabilir. Özellikle ağır formlarda böbrekler ve idrar yollarına ait başka sorunlar da söz konusu olabileceğinden detaylı bir üriner sistem ultrasonografisi ile değerlendirme yapmak gerekebilir.

    Tedavi:

    Hipospadias’ın cerrahi tedavisindeki temel amaç idrar deliğini anatomik olarak olması gerektiği yer olan penisin ucuna taşımak ve aynı zamanda, eğer varsa, eğriliği düzeltmektir. Eğrilik düzeltilmediği taktirde ereksiyon ve cinsel ilişki sırasında olumsuzluklara yol acacaktır.

    Bu operasyon hipospadias cerrahisinde deneyimli Çocuk Cerrahları ve Çocuk Ürologları tarafından yapılmalıdır. Burada önemli olan hekiminizin çocukların cerrahisinin yanısıra çocuklardaki bedensel, fiziksel ve psikolojik özelliklere hakim ve bu konuda eğitiminin olması gerektiğidir. Unutulmaması gereken şey çocuk ile erişkin arasında çok büyük farklılıklar olduğudur. Bir çocuğa erişkine yaklaşıldığı şekilde asla yaklaşılmaması gerekir. Bu nedele, tedavi süreci çocuğun tüm bedensel ve ruhsal özelliklerini bilen, gözeten ve uygulamalarını buna göre yapan bir cerrah tarafından yürütülmelidir. Aksi uygulamalar hem çocukta hem de ailelerde olumsuz deneyimlere ve gelecekte pek çok başka sorunların yaşanmasına yol açabilmektedir.

    Hipospadias cerrahisi için yüzlerce çeşit ameliyat tanımlanmıştır. Bunlardan bir çoğu tarih içinde güncelliğini yitirmiş olup kullanılmamaktadır. Burada cerrahın en deneyimli olduğu güncel cerrahi tekniği uygulaması önemlidir. Hafif ve orta ağırlıktaki hipospadias tek seanslı operasyonlarla %90’lara varan başarı ile tedavi edilebilirken ağır formlarında iki seanslı operasyonlar gerekebilmektedir.

    Hipospadiaslı hastaların operasyondan önce sünnet edilmemesi gerekir. Çünkü sünnet derisi idrar kanalı oluşturulurken kullanılabilmektedir. Ayrıca hipospadias cerrahisi uygulanan hastalarda aynı anda sünnet de yapılmaktadır. Bu nedenle hastların kesinlikle sünnet edilmemesi önemlidir. Sünnet edilmiş olan hastlarda hipospadias cerrahisi daha sorunlu olabilmektedir.

    Operasyonun zamanlaması da önemlidir. Operasyon(lar), çocuğun cinsel kimliğini tanımaya başladığı 2,5 yaşına kadar tamamlanmalıdır. Klinik uygulamalarımızda hasta 6 aylık olduktan sonra (tercihan 8-9. ayda) cerrahi tedavinin yapılması ve hasta 18-24 aylık olana kadar operasyonların tamamlanması gerektiğini önermekteyiz.

    Operasyon süresi hipospadiasın ağırlık derecesine ve yapılacak olan cerrahinin tek ya da iki seanslı olmasına göre değişkenlik göstermekle birlikte ortalama 1.5 ile 4 saat arasında değişmektedir. Operasyonlar günübirlik olarak gerçekleştirilir; hastanede yatmaya gerek yoktur. Operayon bölgesinde bir pansuman ve bir de sonda bulunur. Hastanın altının bezli olması operasyona engel degildir. Çift bez uygulaması ile hasta ve ailesi hızla günlük yaşamına geri döner. İkinci veya üçüncü gün pansumanı açılır, 7. gün sondası çekilir. Ondan sonra banyo yapabilir.

    Komplikasyonlar:

    Deneyimli çocuk cerrahları ve çocuk ürologları tarafından geçekleştirilen hipospadias operasyonlarında başarı oranları %90’ların üzerindedir. Ağır formlarda komplikasyon oranı biraz daha yüksek olabilmektedir. Çocuk deneyimi olmayan cerrahlar tarafından gerçekleştirilen operasyonlarda hem cerrahi komplikasyon oranı daha yüksektir hem de psikolojik olarak daha olumsuz deneyimler söz konusu olmaktadır.

    En sık rastlanabilen komplikasyon fistül gelişimidir. Bu dikiş arasından ince bir sızıntı olması anlamına gelir. Korkulacak bir komplikasyon olmayıp operasyondan 6 ay sonra çok daha basit ve sondasız bir cerrahi müdahele ile onarılabilir. Bunun yanı sıra yara yerinde enfeksiyon, dikişlerin tümünün açılması, idrar kanalında darlık gelişmesi gibi komplikasyonlar da görülebilir. Bunların oranı ise çok düşüktür.

  • Ülkemizde sünnet ve karşılaşılan sorunlar

    Sünnet, dini inanç ve gelenekler nedeniyle, tüm Müslüman ülkelerde olduğu gibi, ülkemizde de çocukluk çağında en sık uygulanan operasyondur. Aslında temelde cerrahi bir girişim olmakla beraber, tedavi edici amaçla uygulanan bir operasyon olmadığından hekim olmayan kişiler tarafından ve çoğu kez cerrahi işlemlerin gerektirdiği titizlik ve prensiplerden uzak bir şekilde yaygın olarak uygulanabilmektedir.

    Ülkemizde sünnet işlemi çoğunlukla sünnetçiler tarafından gerçekleştirilmektedir. Yapılan bazı anket çalışmaları, toplumda yüksek öğrenim görmüş ebeveynlerin dahi, çocuklarının sünnetini sünnetçilere yaptırmakta bir sakınca görmediğini ortaya koymuştur. Genellikle “erkekliğe adım atmak” olarak değerlendirilen sünnet işleminin sosyal boyutları sağlık boyutunu fazlasıyla aşmaktadır. Sünnet salonları, düğünleri, kıyafet ve aksesuarları, ve geleneksel bazı alışkanlıklar sünnetin bir sektör haline gelmesine yol açmıştır. Aslında çocuk için bir o kadar endişe verici olan bu işlem, aile bireyleri tarafından törensel bir anlam da taşımakta ve sünnetin sağlık yönünden çok sosyal yönüne ağırlık verilmektedir.

    Sünnet, penisteki “preputium” olarak isimlendirilen deri parçasının cerrahi olarak çıkartılmasıdır. Ancak, bu işlemin önemi ne yazık ki aileler tarafından dahi ya göz ardı edilmekte yada ilginç bir şekilde yeterince önemsenmemektedir. Ülkemizde bu işlemin kimler tarafından yapılabileceği 1928 yılında hazırlanmış olan “1219 sayılı Tebabet ve Şuabatı Sanatlarının İcrasına Dair Kanun” hükümleriyle belirlenmiş olup ruhsatsız ve diplomasız kişiler tarafından bu işlemin gerçekleştirilmesine izin verilmemektedir. Ancak 10 yıl süre ile bu işi yapan bir kişiye gereğinde ruhsat verilebilmektedir. Bu yasanın getirdiği sınırlamalar günümüz koşullarında, modern tıp çağında son derece yetersiz kalmaktadır, ve yeni bir takım düzenlemelerin getirilmesi zorunludur.

    Sünnet, ülkemizde çoğu kez evde, sağlık kabininde yada düğün salonlarının bir köşesinde, her türlü tıbbi koşuldan uzak, çoğu kez ehil olmayan kişiler tarafından gerçekleştirilen bir operasyon olduğundan, meydana gelen komplikasyon oranı (%1-38) hiç de azımsanacak bir düzeyde değildir. Ülkemizde bu komplikasyonlara ilişkin gerek yurtiçi gerekse yurtdışı dergilerde yayınlanmış pek çok makale bulunmaktadır. Kliniğimize de her yıl uzman olmayan kişilerce yapılmış çok sayıda sünnet komplikasyonu başvurmaktadır. Bu komplikasyonlar arasında yara yerinde enfeksiyon, kanama, sünnet derisinin eksik veya fazla kesilmesi, idrar yolunun (üretra) yaralanması ve peniste kısmi yada tam kesi (ampütasyon) sayılabilir. Bu komplikasyonların bazıları cerrahi müdahaleler ile kısmen veya tamamen düzeltilebilmektedir. Ancak bazen çok daha ağır düzeltici cerrahi operasyonlar gerektirmekte, kimi zaman ise her türlü cerrahi müdahaleye rağmen kalıcı sakatlıklar ile sonuçlanabilmektedir. Sonuçta çocuğun yaşamını ömür boyu etkileyebilecek ruhsal ve cinsel sorunlar ortaya çıkmakta, topluma sağlıksız bireylerin katılmasına neden olabilmektedir.

    Ülkemizde sünnet konusunda yaşanan en önemli sorunlardan birisi de “toplu sünnetler” dir. Bu tip girişimler bir “hayır” amacıyla yapılıyormuş gibi görünse de, ne yazık ki kişi, kurum yada kuruluşların reklamına hizmet etmektedir. Kısıtlı süre içinde, son derece uygunsuz ve sağlıksız ortamlarda, çoğu kez bir karmaşa içinde gerçekleşen bu “sözde hizmetler” sonrasında komplikasyon oranlarının yüksek olması kaçınılmazdır.

    Batılı ülkelerde, Hıristiyan ve Musevi toplumlarda da sünnet çocukluk çağında en sık uygulanan operasyonlardan biridir. Ancak farklı olarak, bu toplumlarda sünnet son derece sağlıklı olarak ameliyathane koşullarında, modern tıbbın ve cerrahinin tüm gereklilikleri yerine getirilerek uzman kişiler tarafından gerçekleştirilmektedir. Doğal olarak komplikasyon oranı da son derece düşüktür.

    Sünnet cerrahi bir işlemdir. Bu nedenle, ideal olarak cerrahi girişimin gerekliliklerine uyularak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Ameliyathanede ve genel anestezi altında, zaman sıkıntısı olmadan, güvenli ve sağlıklı bir şekilde yapılmalıdır. Kimi zaman aileler genel anesteziye yönelik kaygılar taşımaktadır. Ne yazık ki, çok az sayıdaki şanssız uygulamaların medyada abartılarak defalarca gündeme getirilmesi, ailelerin haklı olarak bu konuda büyük endişeler taşımasına ve genel anestezi düşüncesinden uzaklaşmasına yol açmaktadır. Ancak günümüzde anestezi, uzmanları tarafından son derece güvenli bir şekilde uygulanmaktadır. Tıpta yaşanan gelişmeler anezteziyoloji biliminde de üst düzeye ulaşmıştır. Bugün çok daha ağır ve büyük operasyonlar için bile anestezi sorunsuz bir şekilde güvenle uygulanabilmektedir. Ayrıca, uzman olmayan kişiler tarafından sağlıksız koşullarda yapılan sünnetlerde komplikasyon gelişme oranının istatistiksel olarak genel anesteziye göre çok daha yüksek olduğu unutulmamalıdır. Dolayısı ile, sünnet için uygulanacak yüzeysel bir genel anestezi sorun olmaktan öte hem çocuk hem de cerrah için son derece konforludur.

    Çocuklar belli etsin yada etmesin sünnetten korkmaktadırlar. Ülkemizde sünnet en çok 6-8 yaşları arasında yapılmaktadır. Psikolojik gelişim evrelerini henüz tamamlamamış olan bir çocukta lokal anestezi ne kadar etkin bir şekilde yapılırsa yapılsın, sünnet çocuk için çok büyük bir endişe kaynağı olmaktadır. Ayrıca daha önceden sünnet olanların deneyimleri arkadaşlar arasında paylaşıldıkça, çocuklarda bu endişenin erkenden yerleşmesine ve yaşanan korkuların katlanarak büyümesine neden olabilmektedir. Çünkü, çocuk bakış açısı ile uzvundan bir parça “kesilecektir”. Özellikle “Fallik Dönem” adı verilen psikolojik gelişim evresinde daha ağırlıklı olmakla beraber, lokal anestezi altında uygun olmayan ortamlarda her aşamasını yaşayarak geçireceği, bir telaş içerisinde yapılan, genital bölgeye yönelik bir cerrahi girişim çocukta psikolojik bir travmaya yol açabilir. Genel anestezi, sünnetin en travmatik olan bölümünün çocuk tarafından hissedilmeden gerçekleştirilmesine olanak verdiğinden bu yönden de avantaj sağlamaktadır.

    Ülkemizde ve toplumumuzda sünnet uygulamalarının iyileştirilmesi kaçınılmaz bir gerekliliktir. Sünnetin cerrahi bir girişim olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle, ideal olarak hastane ortamında, bir ameliyat ciddiyetinde, uzman ve bu konuda deneyimli hekimler tarafından gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Uygun koşullar altında gerçekleştirilen sünnetlerde hem tıbbi hem de psikolojik komplikasyonların gelişme olasılığı son derece azdır.

  • Çocuklarda kasık bölgesi hastalıkları

    Kasık Fıtığı (İnguinal Herni)

    Çocuk cerrahisinde en sık karşılaşılan sorunların başında kasık fıtıkları gelir. Çocuklarda kasık fıtığı görülme sıklığı %1-4 arasındadır. En sık 0-2 yaş grubunda görülmekle beraber her yaşta ortaya çıkabilir. Prematürelerde bu oran %30- 40’lar civarına tırmanır. Çocukluk çağı fıtıklarının%60-65’i sağ tarafta, %25-30’u sol tarafta, %10-15’i ise çift taraflı görülür. İkiz çocuklardan birisinde, kardeşlerde ve/veya aile bireylerinde fıtık öyküsü varsa çocukta kasık fıtığı görülme oranı artar (%12).

    Çocuklardaki kasık fıtıkları ile erişkinlerde karşılaşılan kasık fıtıklarının oluşma mekanizması birbirinden farklıdır. Çocuklarda görülen kasık fıtıkları, “procesus vaginalis” adı verilen karın içerisinden kasığa kadar uzanan periton (karın zarı) cebinin açık kalması veya zayıf kapanması sonrası herhangi nedenle açılarak karın içerisinde yer alan yapıların (bağırsaklar, kızlarda yumurtalık ve tüpler gibi) kasık içerisine girmesiyle oluşur. Buna “indirekt herni” adı verilir. Erişkinlerde görülen direkt herni ise çocukluk çağında çok nadir olup genellikle ergen çağlarda sportif aktiviteler, ağır kaldırma gibi zorlanmalar sonrasında ortaya çıkabilir.

    Çocukluk çağı fıtıklarında en önemli komplikasyon boğulma (inkarserasyon, strangülasyon) olarak ifade edilen, fıtık kesesi içine giren karın içi yapıların burada sıkışarak dolaşımının (kan akımının) bozulması sonucunda nekroz gelişmesi ve kayıplarıdır. Fıtık boğulması zamanında tanınmaz ve acil olarak tedavi edilmezse fıtık kesesi içindeki yapı bağırsak ise bu yapının nekroz sonrası delinmesine, kızlarda kese içerisinde yer alan yumurtalığın kaybına kadar giden sorunlara yol açabilir. Erkek çocuklarda fıtık boğulması dolaylı olarak aynı taraftaki testisi de etkileyerek testiste de arzu edilmeyen ikincil etkilere ve hatta testis kaybına kadar ilerleyen ek problemlere de yok açabilir. Fıtık boğulması en sık 1 yaş altı hastalarda görülür (%10-12); geç kalınması halinde bu komplikasyona bağlı ölüm oranı %4 gibi yüksek orandadır. Oysa fıtık bu komplikasyonun gelişmesine olanak vermeden elektif koşullarda cerrahi olarak tedavi edildiği durumda ölüm oranı sıfırdır.

    Çocuklarda kasık fıtığının ilk belirtisi özellikle ağlama ıkınma sırasında kasık bölgesinde beliren şişkinliktir. Bu yakınma doğumdan itibaren (özellikle prematürelerde) olabileceği gibi daha sonraları da ortaya çıkabilir. Şişkinlik karın içi organlarının (genellikle ince bağırsaklar, kalın bağırsak, omentum, apendiks, kızlarda yumurtalıklar) fıtık kesesi içine girmesi sonucu oluşur. Şişlik sürekli değildir. Fıtık kesesi içerisine giren organların karın içerisine dönmesi ile kaybolur, ıkınırken ya da ağlarken tekrar belirginleşir. Fıtığın şişmesi ağrılı bir durum değildir. Yani fıtık normalde ağrı yapmaz. Ancak, fıtık boğulması olarak ifade edilen durum son derece ağrılıdır; çünkü fıtık kesesi içerisine giren yapılarda dolaşım bozukluğu ortaya çıkmıştır. Fıtığın boğulması halinde şişliğin üzeri kızarır, ödemlenir (portakal kabuğu gibi görünüm alır). Çocuk sok huzursuzdur, ağlar ve hatta kusar. Bu durumda acilen uygun tedavi uygulanmalı, deneyimli bir çocuk cerrahı tarafından fıtık redükte edilmeye çalışılmalıdır. Başarısız olunduğu durumda organ kaybını önlemek amacı ile acil cerrahi girişim gerekir. Bazen fıtık ilk olarak boğulma ile kendisini belli edebilir; bu tahmin edilebileceği üzere aile için son derece travmatik bir başvuru süreci nedeni olabilir.

    Yukarıda özetlenmeye çalışılan nedenlerden ötürü, çocuklarda kasık fıtıkları tanı konduktan sonra mümkün olan en kısa süre içerisinde (acil değil) ameliyat edilmelidir. Bu tip ameliyatlar planlı ve günübirlik olarak gerçekleştirilmektedir. Diğer bir deyişle, hasta planlı olarak hastaneye davet edilmekte, ameliyat sonrasında ise 2-3 saat gözetim altında kaldıktan sonra tekrar evine geri dönmektedir. Böylelikle çocuk kendi ortamından fazla uzaklaşmadan, hastane ortamından mümkün olan en kısa sürede uzaklaşarak günlük aktivitesine geri dönmektedir. Ameliyat sonrasında hemen her hasta en kısa sürede ayağa kalkar ve şaşırtıcı bir hızla günlük yaşamına geri döner.

  • İdrar yolu enfeksyonu

    Çocuklarda idrar yolu enfeksyonlari

    İdrar yolu enfeksiyonları çocukluk çağının sık görülen hastalıklardan biridir.

    Ancak ,sinsi seyretmesi ve tedavi edilmediği takdirde ağır sonuçlara yol açması diğer çocuk

    Hastalıklarından ayrı bir önem taşır.

    11 yaşına gelen her 100 erkek çocuktan birinin, her yüz kız çocuktan üçünün bir kez idrar yolu enfeksiyonu geçirdiği kabul edilir. Nedeni belli olmayan her yüz ateşli çocuktan beşinde idrar yolu enfeksiyonu vardır.

    İdrar yolu enfeksiyonları çoğu zaman çocuk ve aile tarafından fark edilemeyecek

    Kadar silik belirtilerle seyreder.özellikle kronik seyirli hastalık kolayca gözden kaçırılıp yıllarca tedavisiz kalabilir; sonuçta ciddi organ hasarı olur.

    Tüm bu sebeplerden ötürü ailelerin idrar yollarının yapısı ve hastalıkları üzerine bilgi sahibi olmaları son derece önemlidir.

    İdrar yolları yapısına kısaca değinelim;idrar böbreklerde üretilir,üreterler ile idrar torbasına akıtılır ve burada depolanır.idrar torbasında (mesane ) toplanan idrar,boşalması gerektiği zaman mesane dibindeki kasların gevşemesi ile üretra kanalı yoluyla dışarı atılır.

    Üretra ,erkek çocukta penis ucunda sonlanırken kız çocuklarda vajen açıklığının hemen üstüne açılır.

    Sağlıklı çocukta ,idrar da hiç bakteri bulunmaz.idrar da saptanan bakteri iki yerden kaynaklanabilir:

    1_anüs ve genital bölgeden bulaşan bakteriler

    2_kan yoluyla vücudun başka bölgelerinden gelen yerleşen bakteriler

    idrar yolu enfeksiyonu böbrek de yerleşirse piyelonefrit ; mesanede yerleşirse sistit;üretrada yerleşirse üretrit olarak adlandırılır.

    İdrar yolu enfeksiyonunda görülen başlıca belirtiler şunlardır: ateş,sık ve ağrılı idrar yapma,alt ıslatma veya karın,yan ve sırt ağrısı;iştahsızlık,kusma kötü kokulu,kanlı,tortulu idrar yapma ve bebekte huysuzluk ve gelişme geriliği

    Yukarıdaki belirtilen bir veya birkaçı görülen bebekte aile vakit kaybetmeden çocuk hekimine danışmalıdır.

    İdrar yolu enfeksiyonunun hekim tarafından tespit edilmesindeki ilk ve temel adım idrar tahlilidir.idrar genital bölgeye plastik bir torba yapıştırarak,idrar sondasıyla veya daha hassas bir inceleme gerekiyorsa, mesaneye enjektör ile girilerek alınabilir.

    İdrar yolu enfeksiyonları antibiyotiklerle tedavi edilir.hastalığın şiddetine göre uygun antibiyotik ve uygulama şekli mutlaka çocuk hekimi tarafından belirlenir.

    Eğer hastalık çok ağır belirtilerle seyrediyorsa enjeksiyon tarzında uygulama gerekebilir.hafif vakalarda ağız dan verilen tedaviler yeterli olur.bu tedavilerin erkenden ve etkili şekilde yapılması enfeksiyonun yayılmasını ve böbrek hasarı oluşmasını önlemek açısından son derece önemlidir.tedavi genellikle 7-14 gün süre ile düzenli şekilde uygulanır.ilaçların tam ve düzgün alındığından emin olunmalıdır.

    Tedavi yarıda kesilirse hastalık daha ağır şekilde nüks edecektir.

    Bazı durumlarda, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarının altında,doğumsal idrar yolu anatomik bozukluğu bulunabilir.idrar mesanede göllenir ve üreterlere doğru kaçış (reflü)bulunabilir.

    Sağlıklı boşaltılamayan idrar,zamanla iltihaplanır ve kronik enfeksiyon süreci başlar.

    Bu çocuklardaki hastalık tedavilere rağmen sık sık tekrarlar.

    Böylesi bir anatomik bozukluğun saptanması ilaçlı böbrek filmi (İVP)veya katater ile mesaneye renkli ilaç verilip görüntülenme yoluyla olur.

    Bunun yanı sıra diğer görüntüleme yöntemleride,teşhis de yardımcıdır.

    Anatomik bozukluğa bağlı kronik enfeksiyonlarda altta yatan bozukluk cerrahi yöntemi ile düzeltilmek zorundadır.

    Erken teşhis ve tedavi ile hayati önemi olan böbrekler korunmuş olacaktır.

  • Kasik fitigi ve kordon kisti

    KASIK FITIĞI VE KORD HİDROSELİNE DİKKAT

    Belki fıtığı biliyorsunuz ama hidrosel ve kord hidroseli tanımlarını yeni duydunuz.oysa bu üç farklı tanım aynı nedenden kaynaklanan farklı hastalıkların ismi. Üstelik bebeğinizin sağlıklı gelişimini engelleyen ve çoğu zaman ameliyata kadar varan önemli hastalıklar.

    Anne karnındaki erkek bebeğin testisleri,28 inci haftadan itibaren torbaya iniyor.normal seyrinde,testis indikten sonra indiği kanalın kapanması gerekiyor.ancak bazı bebeklerde işlevini tamamlamış olan bu kanal kapamıyor.işte kasık fıtığı ve hidroselin (su fıtığı) oluşumunun asıl nedeni bu.

    KASIK FITIĞI VE HİDROSELİN ARASINDAKİ FARK

    Testis torbaya indikten sonra,kapanması gerektiği halde kapanmayarak,devam eden açıklığın çapı önemli.çünkü bu çap,hidrosel yada kasık fıtığının oluşumunu belirliyor.nasıl mı?

    Eğer açıklık herhangi bir organ veya organ kısmının girişine izin verecek ölçüde geniş ise kasık fıtığı oluşuyor.eğer sadece sıvı geçişine izin verecek kadar dar ise hidrosel olarak ortaya çıkıyor.

    İşte hidroseli olan bebeklerin testislerinin büyük ve şiş görülmesinin nedeni ,kapanmayan bu kanaldan geçen sıvıyla dolu olması.bu sıvı genellikle testisi de çevreleyecek şekilde torbaya dolduruyor.

    Ancak çok sık görülmese de uzmanların kord hidroseli (kordon kisti) olarak adlandırdıkları bir durum daha var.bu durum da sıvı torbaya kadar ilerlemeden,testisin daha yukarısın da bir kist şeklinde sonlanıyor.

    ASLINDA SANILANIN AKSİNE HİDROSEL OLDUKÇA SIK RASTLANAN BİR DURUM. Uzmanlar klinik olarak yeni doğan erkek bebeklerin yaklaşık % 60 ‘ında torba da az veya çok sıvı saptandığını belirtiyorlar.ancak anne babalar genellikle bunun büyük bir şişlik ve torbalar da gözle görülür bir büyüklük olduğu zaman farkedebiliyor.kız bebeklerde hidrosel çok ender görülüyor.

    HİDROSEL NASIL FARKEDİLEBİLİR?

    Anne babaları şüphelendiren ilk bulgu;bebeğin torbasındaki şişlik olur.ancak yürüme dönemindeki çocuklar da sabah yatak tan kalkınca daha az,akşam saatlerinde daha fazla şişlik gözlemek mümkün.hidrosel,testisi de içinde alan sıvı dolu kesenin görülmesi ve bir uzman tarafından muayenesi ile kolaylıkla tespit edilebiliyor.ancak çok gergin bir kese olduğunda testisin torbada farkedilmesi güç olabilir,bunun için basit bir yöntemle;bir el feneri ile torbaya ışık tutulduğunda,bu şişliğin her tarafı aydınlanıyorsa rahatlıkla hidrosel tanısı konuyor.

    KORD HİDROSELİ NEDİR?

    Kord hidroselinin teşhisi daha güç diğer adıyla (kordon kisti)kasık kanalına yerleştiğinde kasık fıtığından özellikle boğulmuş kasık fıtığına çok benzer ve ayırt edilmesi gerekiyor.

    Kasık kanalında uzun süre var olan şişlik ve kusma,huzursuzluk ve kaka yapamama şikayetleri bulunmadığı bulgular da kord hidroseli düşünülebilir.

    Özellikle muayene de testis çekildiğin de bu kitlenin de birlik de aynı yöne hareket etmesi,teşhis de yardımcı olur.anne babaların önemle dikkat etmesi ve özen göstermesi gereken nokta,tanı için mutlaka bir çocuk cerrahına baş vurması gerekir.

    HİDROSELİN TEDAVİSİ

    Yeni doğan erkek bebek de görülen hidrosel yüksek bir olasılıkla kendiliğinden kayboluyor.

    Bu dönem ilk altı aydır,ancak kendiliğinden kaybolma ihtimalinin 1,5 yaşa kadar sürdüğü düşünülüyor.işte bu yüzden bebek 18 aylık olana kadar takip edilir,şayet hidrosel geçmediyse,cerrahi müdahale planlanır.

    ÇOCUK HİDROSELİN DE LAPAROSKOPİK AMELİYATIN YERİ

    Son yıllar da güncel olan laparoskopik cerrahi uygulaması çocuklardaki kasık fıtığı ve hidrosel tedavilerinde de deneniyor.ancak bu yöntemin rahatlık ve kolaylık üstünlüğü karşısın da aşağıdaki sebeplerden ötürü,uygulanması tartışılmaktadır:

    1-laparoskopik ameliyatlar da kullanılan açıklıklar potansiyel fıtık olarak değerlendirilip,kapatma gereği hala tartışma konusu

    2-diğer taraf dan günümüzde laparoskopik cerrahi yi en iyi eller de bile ameliyat sonrası % 20 civarında tekrarlama riski vardır.

    3-ayrıca döl yolu ve testis damarları gibi yapıların zedelenme olasılığı açık ameliyattan daha fazladır.

    Çocuklardaki kasık fıtıkların da başarılı sonuçları,çok az komplikasyonu ve zor saptanabilir küçük bir izi kalması ile açık ameliyat standart yöntemidir.laparoskopi cerrahi daha pahalı bir tedavi yöntemi olması yanında, ameliyat süresi,tedavi başarısı bıraktığı iz olarak günümüz de standart tedaviye (açık ameliyata) bir üstünlük sağlayabilmiş değil.

    KASIK FITIĞI

    karın içiyle torbalar arasındaki var olan bir kanalın,doğum sırasında kapanması gerekmektedir.bu kanal bir takım sebeplerden ötürü kapanmadığı takdirde,kasık fıtığı hastalığı gelişir.bura da karın içinde serbestce hareket eden ince barsak segmentleri, bu kanalın içine geçmesi ile oluşur.kasık fıtığın da en çok korkunulan durum,bu barsak segment leri karına geri gitmemesi yani boğulma durumudur.kasık fıtığı boğulmasın da en önemli risk,o taraftaki testisin ve boğulan organın kan akışının bozularak çürümesi.her yüz erkek çocuğun dördün de kasık fıtığına rastlanıyor.kızlar da ise kasık fıtığı sıklığı erkeklere oranla dört kez daha az kasık fıtığı hastaların % 60’ın da sağ %40’ın da sol ve %10’un da ise her iki tarafta görülür.prematüre bebekler,düşük kilolu doğan bebekler de kasık fıtığı oranı çok daha fazladır,özellikle bu bebeklerde iki taraflı fıtık görülme riski oldukça yüksektir.

    KASIK FITIĞIN BELİRTİLERİ NELERDİR?

    Anne babaların ilk dikkatini çeken belirti kasık da beliren ve kaybolan şişlik

    Ağlama,öksürme,ıkınma gibi karın içi basıncını artıran durumlar da şişlik daha da belirgin hale geliyor.ancak uzmanlar bu bebeklerin bir kısmın da ilk belirtinin boğulma ile olabileceğine dikkat çekiyor.boğulma da en önemli belirti huzursuzluk,şişlikle birlik de kızarıklık,kusma,kaka yapamamadır.kız çocukların da farklı olan şey,barsaklara ilaveten,overlerin fıtık kesesin de bulunmasıdır.

    TEŞHİS NASIL KONUR?

    Anne babaların kasık bölgesindeki bir şişliği tarif etmesi,çocuklar da fıtık teşhisi için yeterlidir.ayrıca çocuk cerrahları hastanın şikayeti yanı sıra fizik muayene ile teşhis koyabilmektedirler.teşhis için kullanılan ultrasonografi yardımcı teşhis yöntemidir,ancak çocuk cerrahları bu yönteme ihtiyaç duymadan fizik muayenesi ile teşhis koyabilmektedirler.

    UZMAN KİŞİLERCE YAPILMIŞ FITIK AMELİYATIN DAN SONRA YENİDEN FITIK OLMA OLASILIĞI YOK DENECEK KADAR AZ.

    Tek tarafta yapılan ameliyat sonrası diğer tarafta fıtık gelişme ihtimali var.ancak bu tekrarlama tarzında değil, yeni oluşan bir fıtık söz konusu.

    KASIK FITIĞININ TEHLİKELERİ

    En sık görülen tehlike fıtık boğulmasıdır.burada barsak segmentleri ve o taraf da olan testisin çürümesi söz konusu olabilir.dolayısıyla fıtık teşhisi konur konmaz ,ameliyat planlanmalıdır.

    Boğulma riski ile yaş arasında çok yakın ilişki var.hayatın ilk yılında boğulma riski,diğer dönemlere oranla daha yüksek.

    AMELİYATI ÇOK BASİT VE YÜZ GÜLDÜRÜCÜDÜR

    ANNE BABALAR CERRAHİ MÜDAHALEDEN KORKMAYIN.

    Kasık fıtığı teşhisi konulan bebek ve çocukların birkaç gün içinde ameliyat edilmesin de yarar var.çünkü fıtık boğulması riski en çok yeni doğan ve süt çocukluğu dönemindedir.

    Anne babaların bebeklerinin çok küçük olduğunu düşünerek ameliyat fikrine soğuk bakıyor.

    Oysa uzman kişilerin uygun ortam da yapacağı ameliyattan korkmamak gerekir.

    Ülkemiz de bir çok çocuk cerrahi merkezinde fıtık ve hidrosel ameliyatları günü birlik programlar çerçevesin de yapılmaktadır.çocuklar ameliyattan 2-3 saat sonra gündelik aktivitelerine dönmek üzere evlerine taburcu edilir.ameliyat sonrasın da ameliyat bölgesi temizliğine özen göstermek gerekiyor.yaralar estetik dikildiği için hem iz kalmıyor,hem de dikiş aldırmaya da gerek duyulmuyor.ameliyat sonrası birkaç gün torbalar da hafif şişlikler ve morluklar görülebilir.bunlar birkaç hafta içerisin de kaybolur.çocuk ameliyattan sonraki 5.inci gün banyo yapabilir.

    Op.Dr.Emir İmani

    Çocuk cerrahisi uzmanı

  • Çocuklarda apandisit, nedenleri ve belirtileri

    APANDİSİT ÇOCUKLARDA DAHA SİNSİ SEYREDER

    Karın ağrısı, bulantı ve kusma.bu üç belirtinin ilk akla getirdiği hastalıklardan biri; apandisit.

    Genel de yetişkinler de görüldüğü düşünülen apandisit,sanıldığının aksine çocukluk döneminde daha sık görülüyor.araştırmalar her bin çocuktan 4’ünün apandisit ameliyatı geçirdiğini gösteriyor.üstelik erkek çocukların riski kızlara göre daha çok.

    Apandisit çocuk yaş grubunda yetişkinlerdeki gibi en sık acil cerrahi girişim gerektiren hastalıklar dan biri.

    APANDİSİT NEDİR?

    Apandisit, bir hastalık adı. Bu hastalığın oluştuğu organın adı ise apendiks.

    Apendiksi basit olarak, kalın barsağın kör barsak diye isimlendirilen ucunda,çıkmaz sokak şeklinde bir ucu kapalı diğer ucu bağırsağa açık solucanımsı bir uzantı olarak tarif edebiliriz.bu barsak uzantısının sindirim fonksiyonu yönünde işlevi bitmiştir.sadece bağışıklık yönünden fonksiyon görmektedir.

    Bir ucu açık olduğu için normalde herhangi bir hastalık çıkartmayan bu solucanımsı uzantı , açık olan ucun her hangi bir nedenle tıkanması durumunda farklılaşır. İçindeki bakteriden son derece zengin olan barsak muhtevası hızlı bir şekilde çoğalmaya ve apendiks şişmeye başlar.

    Nedenleri

    Apendiksin tıkanması ve dolayısı ile apendisite sebep olabilecek çeşitli etkenler olabilir. Örneğin en sık nedenler arasında , barsak duvarının içindeki lenfoid dokunun geçirilen herhangi bir enfeksiyon nedeniyle şişmesi apendiksin içindeki kanalı tıkaması sayılabilir.

    Seyrek de olsa bir çekirdeğin veya taşlaşmış kaka parçası da aynı sonucu ortaya çıkarabilir.

    BELİRTİLER NEDİR?

    Önce iştahsızlık görülür ve karın ağrısından şikayet eder.bu ağrıyı genellikle mide bulantısı ve kusma takip eder.ağlama çığlık atma bacaklarını karnına çekme gibi belirtilerle kendini gösterir.

    APANDİSİT NASIL OLUŞUR?

    Karnımızın iç yüzü ve karın içindeki organlarımızın yüzeyi periton adı verilen bir zar ile kaplıdır.bu zar gerilmeye karşı son derece hassas olduğundan gerildiğinde ağrı ortaya çıkar.apendiksin gerilip şişmesi onun üzerini kaplayan peritonun da gerilmesine dolayısı ile ağrının hissedilmesine neden olur.apendiks genelde karın sağ kadranında yerleşmiştir.

    İltihaplanmış ve şişmiş apendiks karın zarına değdikçe bildiğimiz ağrılar oluşur.

    TEŞHİS NASIL KONUR?

    Karnı ağrıyan çocuk,muayenesinde sağ kadranda ve ilerleyici ağrı oluşmaktadır.

    Yardımcı tanı yöntemlerinde ultrasonografi ve kan idrar tahlilleri ayrıca son yıllarda bilgisayarlı tomografi sayılabilir.apendisit şüphesi olan hastalara hiçbir şekilde ağrı kesici ve antibiyotik verilmez.

    AMELİYATTAN SONRAKİ BAKIM

    Apandisit ameliyatı genellikle 30-45 dakika sürer.ancak ameliyat sonrası bakım ameliyat kadar önemlidir.enfeksiyona karşı antibiyotik kullanılır.çocuk ameliyattan 3-5 gün sonra taburcu olur,normal hayatına dönmesi genel de 10 gün sonradır.

    APANDİSİT HAKKINDA MERAK EDİLENLER?

    Apandisit,çocuklarda niçin daha sık görülür?

    Apendiks duvarı lenfoid doku denilen bir yapıya sahiptir.bu dokunun şişmesine bağlı bu süreç başlar.buna sebep vücudun herhangi bir yerindeki enfeksiyon olabilir.

    YENİ DOĞAN BEBEKLERDE ÇOK NADİRDE OLSA GÖRÜLÜR

    APANDİSİT İLTİHABİ VE İLERLEYİCİ BİR OLAYDIR BAŞLAR İLERLER SONRA PATLAR.

    ÇOCUKLARDA APANDİSİT PATLADIKTAN SONRA KAN ZEHİRLENMESİ GÖRÜLDÜĞÜ İÇİN ÇOK ACİLEN AMELİYAT EDİLMESİ GEREKİR.

    APANDİKSİN ALINMASININ İLERİ YAŞLARDA ÖNEMLİ BİR PROBLEM YARATMAZ.

    ÇOCUKLARDA APANDİSİT AMELİYATINI KİMLER GERÇEKLEŞTİRMELİDİR?

    Tabii ki,çocuklar cerrahına ulaşabiliyorsa çocuk cerrahı, şayet yoksa genel cerrah tarafından ameliyat gerçekleştirilmelidir.

    Op.Dr.Emir İmani