Kategori: Çocuk Cerrahisi

  • Çocuk cerrahisi kliniğinde lokal anestezi ile (dikişli) cerrahi- sünnet ve (dikişsiz) alisklample sünnet

    Sünnet için en doğru yaş nedir? Yenidoğan sünnetinin faydaları nelerdir?

    Birçok akademisyenin görüşü; ilk 2 yaş içinde veya 6 yaşından sonra yapılması yönündedir. Edindiğimiz tecrübeye göre yenidoğan dönemi sünnet operasyonu için en uygun zamanın olduğudur.

    Bu dönem, doğumdan sonraki ilk bir aylık dönemdir. Yenidoğan dönemi vücudumuzun hücre yenileme, üretme ve gelişme kapasitesinin en yüksek olduğu dönemdir. Sağlıklı bebekte yapılan yenidoğan sünneti çok daha kısa sürede iyileşir. Kliniğimizde rutin olarak önerdiğimiz ve uyguladığımız yenidoğan sünnetinden edindiğimiz tecrübeye göre, iyileşme çoğunlukla 3-5 günde tamamlanmaktadır.

    Çocuk Cerrahisi Kliniğinde, lokal anestezi altında yenidoğan sünnetini rutin olarak öneriyor ve yapıyoruz. İsteyen aileler, hastanemizde doğan bebeklerini taburcu olmadan veya ilk 1 hafta içinde sarılık kontrolüne geldiğinde çocuk cerrahisinde sünnetini yaptırabilirler. Kliniğimizde sünneti 2 yaşından önce veya 6 yaşından sonra lokal anestezi altında yapmaktayız. Sünnet çocuğun psikolojik gelişimi sürecinde 3-5 yaş arasında uygun olmadığı düşünülür. Tıbbi olarak sünnetin bir mevsimi yoktur.

    Sünnet operasyonu nasıl yapılır?

    Cerrahi sünnette penisin hissizliği ve cerrahi bölgenin temizliği sağlandıktan sonra alınacak olan cilt katlantısının yapışıkları açılır, kesme hattı belirlenir. Makas ya da bistüriyle penis ucunu kapatan cilt katlantısı kesilir. Kendisi eriyen ince ipliklerle ya da bipolar hassas koterle kanamaları kontrol edilir. Cilt yine kendisi eriyen ince ipliklerle dikilir. Alisklamp tekniğinde ise dikişsiz bir şekilde Alisklamp takılıp sünnet derisi kesildikten sonra sünnet sonrası 3. gün kontrolde alisklamp çıkartılmaktadır.

  • Çocuklardaki kabızlık (konstipasyon)

    Bebek ve Çocuk yaş grubunda günümüzde Kabızlık sık rastladığımız sorunlardan birisi;

    Öncelikle en sık rastladığımız nedenler başta yetersiz sıvı alımı ve beslenme olmak üzere katı gıdaya geçiş dönemlerinde daha sık rastlarız.

    Daha nadir olarak Hipotiroidizm,Hirschsprung Hastalığı,Kistik Fibrozis ve bazı Metabolik Hastalıklar gibi nedenlere bağlı olabilir.

    Altta yatan neden ne olursa olsun kabızlık nedeniyle bunun üzerine Anal Fissür dediğimiz makatta oluşabilen çatlaklar ve kanamalar gelişebilir.

    Anal Fissürde çok ağrılı ve huzursuzluk verici birdurumdur ;tedavi edilmezse tek başına kabızlık tedavisi yetersiz ve kalıcı olmayabilir.

  • Çocuklarda hipospadias tedavisi

    Hipospadias, idrar yolunun idrar kesesi (mesane) ile pipi ucu arasında bulunan son kısmının (üretra) ön tarafının tam olarak gelişemeyip açık kalması ve pipinin torbalara doğru eğik olması (kordi) ile tanınan bir hastalıktır. Normal yerinde olmayan idrar deliği bazen iğne deliği gibi dar olduğundan ameliyat öncesi genişletilmesi gerekebilir. Bu nedenle ameliyatı acil olmasa da hipospadili çocukların doğumdan itibaren bu hastalığın tedavisini yapan kliniklerde takibe alınması çok önemlidir.

    Hastaların çoğunda (%95) sünnet derisi de gelişmemiş olduğundan pipinin sırt kısmında toplanmış halde görülür. Bazı hafif dereceli hastalarda (%5) ise sünnet derisi normaldir ve hastalığın varlığı ancak sünnet derisi sıyrıldıktan ya da çocuk bu hastalığı bilmeyen biri tarafından sünnet edildikten sonra görülebilir. Sünnet derisi bu hipospadiyi düzeltmek için yapılan ameliyatlarda kullanıldığından hastaların ameliyattan önce sünnet edilmemesi çok önemlidir.

    Hastalığın derecesine bağlı olmak üzere idrarın çıktığı delik (meatus) makatın (anüs) hemen önü ile pipinin baş kısmının (glans) alt bölümüne kadar herhangi bir yerde olabilir. Çok ağır derecelerde dıştan bakıldığında çocuğun kız mı yoksa erkek mi olduğu anlaşılamayabilir. Bazı durumlarda çocuğun gerçek cinsiyeti ancak kromozom incelemesi ile belirlenebilir. Ağır dereceli hastalarda pipi gelişimi de çoğunlukla geri kaldığından ameliyat öncesi pipiyi büyütmek için iğne ya da krem şeklinde hormon tedavisi yapılması da gerekebilmektedir.

    Bazı hastalarda yukarıdakilere ek olarak pipi sağ veya sola (nadiren de tamamen arkaya bakacak şekilde) dönük halde gelişmiş olabilir.

    Hastaların bir kısmında idrar yollarında, böbreklerde veya yumurtalarda (testis) ek bozukluklar bulunabilir. Bu tip bozuklukların bulunup bulunmadığı, hipospadi ameliyatından önce araştırılır ve gerekiyorsa ayrıca tedavi uygulanır.

    Hipospadi, birlikte yumurtalar (testis) ve hormon organlarında bir bozukluk yoksa kısırlığa neden olmaz. Çok hafif derecelerde hasta ameliyat olmasa bile normal bir yaşam sürdürebilmekte, çocuk sahibi olabilmektedir

    Hipospadiasın düzeltilmesi için en uygun yaş hastalığın derecesi, pipinin büyüklüğü ve ameliyatta kullanılacak dokuların özelliklerine bağlı olduğundan her hasta için ayrı ayrı belirlenir.

    Hastalığın derecelerine göre başlıca şu ameliyat teknikleri uygulanmaktadır:

    En hafif derecede olanlarda (idrar deliği pipinin baş kısmında uca çok yakın bulunur ama şekli bozuk ya da dardır, pipide eğrilik yoktur); idrar deliğinin genişletilmesi veya düzeltilmesi şeklinde olan meatoplasti, glanüloplasti ameliyatları. *TEK AMELİYAT

    Orta dereceli olanlarda (idrar deliği pipinin baş kısmının alt bölümü ile pipinin orta kısmı arasındadır, pipide eğrilik yoktur); idrar deliğinden itibaren pipinin üst kısmına kadar, orada bulunan deri ile tüp yapılması ameliyatları. *TEK AMELİYAT

    Ağır dereceli olanlarda (pipi normalden küçük ve çok eğri olup idrar deliği çoğunlukla pipinin orta bölümünden daha aşağıdadır); eğriliğin düzeltilmesi ve orada bulunan deri ve sünnet derisi kullanılarak idrar tüpü yapılması ameliyatları. Bu grup hastalarda bazen önce pipinin düzeltilip sünnet derisinin pipinin alt kısmına taşınması ve bundan 6 ay sonra asıl düzeltici ameliyatın yapılması gerekebilmektedir. *BAZEN İKİ AŞAMALI AMELİYAT

    Sonuç: Daha önce belirtildiği gibi hipospadiaslı hastalarda hedef tek ameliyatla tam düzelme sağlanmasıdır. Ameliyatın başarı oranı yaklaşık olarak hafif derecelilerde %95-100, orta derecelerde %85-90 ve ağır derecelerde %60-85 oranlarında tek ameliyatla iyileşme sağlanabilmektedir.

  • Peygamber sünneti (hipospadias) nedir?

    Halk arasında Peygamber Sünneti veya alttan işeme tabirleri bizim tıpta kullandığımız ismiyle Hipospadias denilen ve idrar deliğinin normal olması gereken yerde olmayıp da daha altta yerleşim gösterdiği bir hastalıktır.

    Bu rahatsızlık doğumsal bir anatomik sorundur. Farklı seviyelerde olmasına bağlı türleri olmakla birlikte genel olarak ameliyatla düzeltilerek sünnet yapılması gereken bir durumdur.

    Hipospadias’ ın en hafif formunda dahi mutlaka Çocuk Cerrahları tarafından değerlendirilme ve cerrahi şartlarda sünnet veya ameliyat yapılması gereklidir.

    Normal sünnet olduktan sonra düzeltme ameliyatı için başvuranlarda başarı oranı çok düşüktür. Bunun nedeni ise sünnet derisinin bu hastalıkta idrar kanalının normal yerine yerleştirilmesinde destek doku olarak kullanılmasıdır.

  • Yenidoğan sünneti neden gerekli?

    Bilindiği üzere sünnetin tarihi Müslümanlıktan çok öncelere eski Mısır yazıtlarına kadar uzanır ve o dönemde geleneksel olarak yapıla gelen bir cerrahi işlemdir.Bugün ülkemizde pek bilinmemekle birlikte ABD de dahi yılda yaklaşık 1.1 milyon yenidoğan sünneti yapılmaktadır.Yılda yaklaşık %6.8 oranında yenidoğan sünnetlerinde artış görülmektedir.

    Bir çok yayında belirtildiği üzere Sünnetin idrar yolu enfeksiyonları ve böbrek enfeksiyonlarında anlamlı oranda azalma sağladığı ayrıca penis kanseri ve cinsel yolla bulaşan HIV(AİDS) , HPV (PapilomaVirüs) gibi virüslerin enfeksiyonlarının bulaşması riskini azalttığı gösterilmiştir.

    Bu yayınlar ve bilimsel kaynaklara dayanılarak uluslar arası; Müslüman olmayan ülkelerde dahi usulüne uygun ehil ellerde ve steril koşullarda cerrahi sünnet yapılma oranları gün geçtikçe artmaktadır.

    Özellikle bu yayınlarda da belirtildiği üzere yenidoğan sünnetinin üstünlükleri erken dönemde sık rastlanan idrar yolu enfeksiyonlarını engellemek,buna ikincil gelişebilen böbrek enfeksiyonları ve kalıcı böbrek hasarlanmalarının sıklığını azaltmak yönünde anlamlı farklılık olduğu yönündedir.

    Tüm bu veriler ışığında ve Yenidoğan sünnetine yönelik araştırmalarda özellikle doğum sonrası ilk 3 haftada kanama riskinin daha az olduğu ve bazı yayınlarda da ilk hafta içinde ağrı hissininde daha az olduğu gösterilmesi nedeniyle ideal zamanlamanın ilk hafta eğer bu mümkün olmazsa ilk 3 hafta içinde olduğu gösterilmiştir.

  • Bez altı cerrahi hastalıklar

    Bebeklerde cerrahi tedavi gerektiren hastalıkların çoğunluğunun erken tanısı konulup uygun zaman ve ekip tarafından tedavi edildiğinde yüz güldürücü sonuçlar alınmaktadır. Bu cerrahi hastalıkların önemli bir kısmının belirti ve bulguları da bebeğin bezi altında yer alır. Bebek bezli iken altının kirli olması veya zamandan kazanmak için bebeğin altı açılmadan yapılan muayene sonucu birçok cerrahi tedavi gerektiren hastalıkların tanısı gecikmektedir. Daha büyük yaşlarda da çocuğun utanmasından dolayı altını hekime göstermek istememesi tanının daha da gecikmesine yol açar.

    Bebeklerin altı bezli olduğu ilk iki üç yılda alt değiştirme esnasında dikkatli bir gözlem pek çok hastalığın gecikmeden tanısının konulmasına yardımcı olabilir. Her gün defalarca bebeğin altını temizleyen anneler şüphelendikleri durumda hemen doktoruna ulaşıp yardım istemesiyle bebeklerindeki cerrahi hastalıkların zamanında tanısı konulup uygun tedavisi gecikmeden yapılabilir. Cerrahi tedavi de Çocuk Cerrahisi ve/veya Çocuk Ürolojisi uzmanı tarafından yapılmalıdır.

    Bebeğin ilk günlerinde bez değiştirme esnasında dikkat edilmesi gereken hususlar arasında: anormal bir lezyonun varlığı, dış genital organların görüntüsünde kız veya erkek yönünde şüphelerin olması, idrar ve kakanın ilk çıkış zamanı ve yeri sayılabilir. İlk 24 saat içinde çiş veya kaka yapmayan, idrar yolundan kaka gelen veya şüpheli görüntüsü olan bebek gecikmeden hekime gösterilmelidir.

    Erkek çocukların yumurtaları(testis) doğumda torbasındadır. İkisi de yerinde değilse hemen, biri yerinde değilse ilk altı ay içinde, hekime gösterilip torbaya yerleşmemiş testis kalıcı hasar görmemesi için bir yaşına kadar ameliyatla torbasına yerleştirilmelidir.

    Pipisi çok küçük, doğuştan yarım sünnetli veya idrar deliği yerinde olmayan erkek çocuklar gecikmeden hekime gösterilip tanısı konulan hastalığı ilk bir yaş içinde düzeltilmelidir. Yarım sünnetli çocukların tanısı konulmadan geleneksel sünneti yapılmamalıdır. Yanlara eğik veya dönük pipilerin düzeltilmesi ileri yaşlarda yapılır.

    Erkek çocukların sünnet derileri geri çekilmeye zorlanmamalıdır. Yeni doğan bebeklerin %90, bir yaşındakilerin %50’sinde sünnet derisi normal olarak geri çekilemez. Sünnet derisinin tıbbi olarak açılma gereksinimi çok azdır. Gereksiz işlemden kaçınmak için uzmanından yarım alınmalıdır.

    Altı bezli çocuklara cerrahi prensiplerde sünnet yapılmasında sakınca yoktur. Aksine ideal sünnet zamanı 3 ile 24 ay arasıdır. Gömülü pipili çocuklar okul çağında özellikli cerrahi düzeltimle sünnet yapılmalıdır.

    Cinsiyet değişikliği yapılmak zorunda kalınan çocukların dış genital organlarının düzeltilmesi ilk iki yaşına kadar, rahim düzeltim ameliyatlarının ise ergenlik çağına bırakılmasında fayda vardır.

    Kasıklarda şişlik görülüp kaybolması kasık fıtığını düşündürür. Oluşan şişlik içeri girmiyorsa boğulmuş fıtık riski vardır. Boğulmuş fıtık acilen, diğer kasık fıtıkları ise acele cerrahi tedavi gerektirir. Prematürelerde daha sıktır. Kızlarda daha az görülür ama iki taraflı olma riski kızlarda daha fazladır. Erken dönemde belirti veren fıtıkların boğulma riski daha fazladır. Boğulmuş fıtığın cerrahi tedavisi daha zor ve komplikasyon riski daha fazladır.

    Torbalarda görülen şişliklerin çoğunluğu su fıtığına(hidrosel) bağlıdır. Bunların çoğunluğu ilk yaş içinde kendiliğinden iyileşir ve bu dönemde de bebeği rahatsız etmez. Altı aydan sonra çok gergin ve büyük, iki yaşından sonra devam ediyorsa, üç yaşından sonra belirti vermişse veya kasıkta yerleşmişse(kordon kisti) günübirlik cerrahi tedavi gerekir. Sabahları küçük olup akşama doğru büyüyen kominikan hidrosellerin kendiliğinden düzelme şansı yoktur. Hidroselleri büyük kasık fıtığı ve testis tümörlerinden ayırmak gerekir.

    Genital bölgede aşırı kıllanması olan bebeklere de neden olan bazı tümörler için erken cerrahi tedavi gerekebilir.

    Kız çocukların haznesinde şişlik veya dışarı et parçası çıkması, kanlı veya kokulu akıntısının olması cerrahi yardımı gerektirir. Kızlarda kaka ve çiş yapılan yerlerle haznesinin açıklığı gözlenmeli. Üç delik yapısında anormallik düşünülüyorsa kararı hekim vermelidir. Kız çocuklarda küçük dudaklarının yapışık olmasına sık rastlanır ve basit bir tedavi gerekir.

    Yeni doğan bebekler çok sık idrar yaparlar. Büyüdükçe sıklık azalır ve aralarda bezi kurudur. Sürekli bez ıslak ise veya çok seyrek zorlu çiş yapmayla göbek altında şişlik olanlarda idrar yollarında fonksiyonel veya yapısal bozukluk olasılığı fazladır. Kanlı idrar görüldüğünde de gecikmeden araştırma gerekir.

    İlk altı ayda bebeklerin yumuşak kıvamda olup ta haftada 3-4 kez kaka yapması normaldir. Doğumdan sonraki ilk 24-48 saat içinde kakasını çıkarmayan bebekler sonraki zamanlarda zorlanarak, derece veya fitil gibi yardımlarla fışkırarak kaka yapıyorsa, sert ve hacimli veya keçi pisliği şeklinde sert küçük küçük kaka çıkarıyorsa veya zahmetli kaka yapan bebekler gecikmeden hekimden yardım almalıdır.

    Kakadan sonra bezine kan bulaşan, kakasının üzerinde kan görülen, siyah veya vişne çürüğü şeklinde kaka yapan bebekler mide ve bağırsaklarında kanama yapacak hastalıklar yönünden araştırılmalıdır.

    Poposunda şişlik, çatlak veya akıntısı olan bebeklerle kaka yaptıktan sonra makatın dışarı doğru çıktığı veya makattan dışarı et parçası çıkan bebeklerde de cerrahi tedavi gerekebilir.

  • Gastroözofageal reflü (gör) nedir?

    Gastroözofageal reflü (GÖR) çocuklarda mide içeriğinin istemsiz olarak yemek borusuna geçişi olarak tanımlanır. Çocuklarda reflü hastalığında erişkinlere göre biraz daha karmaşık mekanizmalar etkindir. Patolojik reflü çocuklarda sıklıkla nörolojik hastalığı olanlarda görülür. Bu çocuklarda aynı zamanda yutma güçlüğü, spastik görünüm, artmış hıçkırma refleksi gibi durumlar bulunur. Bu çocukların mide boşalma zamanları bozulmuş, yemek borusunun hareketleri de azalmıştır. Normal çocuklarda ise reflü hastalığı kendisini reaktif hava yolları, astım, sık tekrarlayan zatürre atakları ile gösterir. Sindirim sistemi ile ilgili de büyüme gelişme geriliği, huzursuzluk, yeme de isteksizlik, göğüs yanması, kanlı kusma, yemek yerken ağrı hissi gibi bulgular olabilir. Nörolojik hastalığı olan çocuklarda sürekli olan kasılmalar reflüyü tetikler. Kasılmalar ve reflü hastanın kalori ihtiyacını arttırır. Reflüye bağlı yetersiz beslenme hayat kalitesini olumsuz etkiler. Bu hastalarda daha konforlu bir yaşam için reflü tedavisi önerilir.

    Reflü tedavisinde öncelik ameliyatsız alınan tedbirlere verilir. Reflü olan bebeklere daha koyu kıvamlı mama verilmesi, dik beslenmesi, az ve sık besleme ile yüzükoyun yatma önerilir. Kusmalar geçmezse, mide boşaltımını hızlandıran ilaçlar ve mide asit salgısını azaltan ilaçlar tedaviye eklenir.

    Medikal tedaviye yanıt alınamayan durumlarda cerrahi tedavi uygulanır. Bunlar;

    Çocuğun ilaç tedavisine rağmen kilo alamaması, Solunum durması (apne) nöbetleri geçirmesi, Yemek borusu tahrişine bağlı olarak oluşan kanama,darlık ve beslenme yetersizliğine bağlı şiddetli kansızlık, Büyük çocuklarda; yemek borusu tahrişine bağlı göğüs ağrıları iştahsızlık ve kilo kaybı, Solunum yollarına kaçışa bağlı tekrarlayan akciğer enfeksiyonları, Mide fıtığı saptanması

    Çocuklarda reflü hastalığında tercih edilen cerrahi tedavi yöntemleri erişkin hastalar ile paralellik göstermektedir. Çocuklarda da erişkinlerde olduğu gibi laparoskopik (kapalı) ameliyat yöntemleri öncelikle tercih edilir. En sık tercih edilen yöntem laparoskopik Nissen fundoplikasyonudur. Bu ameliyatta midenin en üst kısmı, yemek borusunun karın içindeki kısmının etrafına sarılır. Reflü sırasında bu sarılan kısmın mide içeriği ile dolarak yemek borusunu sıkıştırıp, içeriğin yukarı doğru kaçışını engellemesi beklenir.

    Bu ameliyatların başarısı %85 ile 94 arasındadır. Ameliyattan sonra gaz sıkışması sendromu, hızlı mide boşaltımı sonrası hazımsızlık, kusamama ve küçük hacimli beslenme gibi şikayetler görülmekle beraber genellikle 6 ayda kaybolur.

  • Pilor stenozu (pilor darlığı, mide çıkım darlığı) nedir?

    Pilor Stenozu, yenidoğan döneminde görülen cerrahi hastalıklar arasında sıklık bakımından ikinci sırada yer alır. Mide ile onikiparmak barsağı (duodenum) arasındaki fizyolojik geçiş bölgesinin (pilor) kas tabakasının kalınlaşmasına bağlı aşırı darlığıdır. Her 1000 canlı doğumdan birinde görülür. Erkek bebekler de kızlara göre 4 kat daha fazla rastlanır.

    Pilor Stnenozu, 2-8’inci haftada başlayan ağız ve burundan fışkırır tarzda kusma ve su kaybı belirtileri ile ortaya çıkar. Beslenmeyle alınan içerik mideyi terk edemez ve kusma ile çıkarılır. Pilor Stenozun’daki kusma, sağlıklı bebeklerin beslenme sonrasındaki gaz çıkışı ile birlikte olan kusmasından çok farklıdır. Ağız ve burundan fışkırır tarzda gerçekleşir. Pilor Stenoz’lu bebekler verilen besini kustukları için sürekli beslenmeye isteklidirler. Kusmanın başlamasıyla birlikte kısa süre içerisinde bebekte sıvı-tuz kaybı belirtileri de ortaya çıkar.

    Pilor stenozu tanısı, duvarı kalınlaşmış mide çıkışının Ultrason ile yapılan ölçümlerle tespit edilmesi sonucu konulmaktadır. Tedavide tek seçenek cerrahidir. Günümüzde gelişen tıp teknolojisi sayesinde, küçük bebeklerde de bu ameliyat laparoskopik (kapalı) yöntemle gerçekleştirilebilmektedir.

  • Görünmeyen penis, gizli penis, göze çarpmayan (inconspicuous) penis

    Görünmeyen,dikkat çekmeyen,göze çarpmayan (inconspicuous) penis üst başlığı altında bazı tanımlamalar mevcuttur.

    Gizli, saklı (hidden), gizlenmiş (concealed)gibi terimler de kullanılmaktadır.Bu durumlar da penisin ya gerçekten küçüklüğü ya da penisin normal olup etraf dokularının bozukluğu söz konusu olabilir.Bu durumun ayırt edilmesi önemlidir. Çünkü mikropenislerde endokrin değerlendirme ve ayırıcı tanılar gerekebilmektedir.

    1)Küçük penis(mikropenis),penisin gövde olarak kabul edilen normal değerlere göre küçük olması (kendi yaş grubuna göre olan değerlerle karşılaştırıldığında)

    2)Ya da penisin yapısal olarak normal ancak saran yapılarının bozukluğuna bağlı olarak

    Gömük(buried) penis

    Perdeli,ağlı(webbed) penis

    Hapis,sıkışmış,tuzaklanmış (trapped) penis şeklinde görünecektir.

    Genel olarak doktora geliş şikayeti penisin küçük veya görünmez olması nedeniyledir.Bu da anne baba da ileriye yönelik kaygılara yol açmaktadır. İlk başta aileleri endişelendiren bu durum düzeltilmediğinde yaşı büyüdükçe çocukta da bazı endişelere yol açabilmektedir.

    Yapısal olarak penis üst kısımda karın duvarı ile başlangıç yerinde alt dokulara belirli bir açı ile yapışık durumdadır.Benzer bir açılanma da penisin alt tarafta torba ile birleştiği yerde olan açılanmadır.Bu alanlarda penis bu bölgelere bir nevi tesbitli durumdadır.İşte bu yapışma ve tesbitleri sağlayan bazı dokuların yetersizliğinde penis serbest kalmakta ve penis kısa görünmekte, içeride olduğundan ve de boyu da normal olmasına rağmen beliremediğinden görünememesine yol açmaktadır.Yine yapısal olarak penisin kökü ile karın duvarı arasında ki bölgede yağ dokusunun fazla olması da penisin gömük görünmesine yol açmaktadır.

    Gömük Penis

    Gömük penisteki penis gerek gövde yapısı,gerek boyu ve çapı ve gerekse yapısal özellikleri bakımından tamamıyla normal bir penis olmasına karşın sünnet derisinin altında saklı kalmış durumdadır. Sadece görüntü olarak küçük görünmektedir.

    Bunun nedenleri olarak;

    Penis kökünde ki karın duvarında yağ dokusunun fazla olması,

    Penis derisinin alttaki derin dokulara yapışmasındaki bozukluk,

    Torbaya kadar inmiş bir fıtık veya hidroselin (su kesesi ) ileri derecede genişlemesi nedeniyle penisin gömülmesine neden olması,

    Sünnet derisi dediğimiz uç bölgede yer alan derinin yapısal olarak aşırı derecede iriliği, (megaprepuce) fazlalığı sayılabilir

    Çok şikayet vermedikçe düzeltilmesini gerekli bulmayan cerrahlar da olmasına rağmen gömük penis çocuklarda bazı rahatsızlıklara yol açabilmektedir.Bunlardan bazıları tekrarlayan sünnet derisi iltihapları, bunu takiben bağlantılı olarak veya olmadan sünnet derisinin uç kısmında darlık gelişmesi (fimozis),cilt yapışıklıkları,akıcı işeyememe , işeme sürecinde çocuğun pipisini kontrol edememesidir.Yaşı daha da büyüdükçe bu durumun yaratacağı kozmetik rahatsızlık ve psikolojik sıkıntılar ,özgüven eksikliği ve de ailelerin çocuğun bu durumunun ileride ki cinsel hayatıyla bağlantılı kaygıları nedeniyle tedavi edilmesi düşüncesi ağırlıklıdır.Puberte öncesi çocuklarda bu durum dikkatli ve ayrıntılı bir muayene sonrasında sadece izlenir ve puberteye ulaştığında bu fazla yağ tabakası kaybolacağından ek bir tedaviye ihtiyaç duyulmaz. Eğer obezite nedeniyle dirençli bir yağ dokusu puberteden sonra da sebat ediyorsa liposuction veya cerrahi yollarla yağ dokusunun alınması ve karın duvarı bölgesine yapılacak plastik düzeltici operasyonlarla tedavi edilir.

    Eğer sorun penisin alt dokulara yapışma sorunu ise bu durum cerrahi yolla düzeltilmelidir. Penis tamamen etraf anormal yapışıklıklar ve bantlardan temizlenerek serbestleştirilir ve gevşek olan dokular alttaki dokulara dikilerek üst ve alt açılanmaları oluşturulur ve sünnet derisi ortaya çıkan ve normal boyutuna ve görünülürlüğüne kavuşan penisin alt tarafına kaplanarak tedavi edilir.

    Perdeli, Ağlı Penis

    Penisin alt kısmında torba ile birleşme kısmının başladığı yerde deri altı dokusunun alttaki dokulara tutunma sorunu veya gevşek tutunması nedeni ile oluşur. Bu durumda penis boyu normaldir ve görüntüsel olarak da sorun yoktur.Ancak penis gergin duruma getirildiğinde tam torba ile birleştiği yerde bir perdelenme görünecektir.Cerrahi işlem ile tedavi edilir.Ağlı perdeli kısım alınarak veya bazı estetik girişimlerle gerekli düzeltme yapılır.

    Sıkışmış,Hapis Penis

    Sünnet esnasında derinin fazla alınması sonucu oluşur.İyileşen uç kısımdaki deri daralarak penisin altta hapis kalmasına neden olur. Eğer çocukta daha önceden perdeli ağlı penis varsa ve buna dikkat edilmemişse ve sünnet yapılmışsa bu durum karşımıza çıkabilir.Yenidoğan döneminde yapılan sünnetlerin de bir kısmında bu durum gelişebilmektedir. Daralmış bir penis uç derisi vardır ve bu deri alttaki glans (penis baş kısmı) kısmına yapışmış durumdadır. Cerrahi yolla tedavi edilebilirse de steroidli pomatlarla tedavisi de mümkündür.

    Yukarıda saydığımız nedenlere bağlı sorunu olan ve görüntüsel olarak endişe duyulan penisler sünnet edilmemelidirler.Çünkü gömük penise neden olan sorunların düzeltileceği cerrahi operasyonda sünnet derisinin yetmezliği problem olacaktır ve özellikle penisin alt kısmının düzeltim sonrasında kapanmasında deri eksikliği karşımıza çıkacaktır.

  • Anal fissür (popoda çatlak) nedir?

    Bebeklerde sık görülen bir durum olan anal fissür anüs bölgesinde deri ile anüs iç kısmı birleşim yerinin arasının yırtılması, çatlamasıdır.En sık görülen kanama nedenlerindendir.

    Anal Fissür Niye Olur?

    Kabızlık en sık nedendir.Sert kaka yapılma esnasında yırtılmalar olur.Bu yırtılma ve kaka yapma esnasında gelişen ağrı bebeğin kakasını tutmasına neden olur ve bu da kalın barsağın son kısmının su emme özelliğinden dolayı daha sert bir kaka ya neden olacağından kısır döngüye dönüşür ve yırtık ve çatlak devamlı bir hal alır.

    Kabızlık olduğu kadar ishalde zaman zaman anal fissür nedeni olabilmektedir.Özellikle gastroenterit durumlarında sık yapılan sulu kaka sonrasında çatlak olabilmektedir.

    Nadiren başka hastalıkların belirtileri olarak da ortaya çıkabilir.

    Muayene esnasında kolaylıkla görülebildiği gibi bazen dıştan kolayca görülemeyen ancak içeri doğru devam eden çatlaklarda olabilir.

    Sert kaka olayın esas nedenlerinden birisi olduğu için kakanın yumuşatılmasına yönelik girişimler tedavinin önemli ve ilk kısmını oluşturur.Posa bırakan gıdalar, ek gıda alabilen uygun yaşta olanlara eklenebilecek sebzeler ,pediatrik gastroenterologca önerilen kişiye özel yaklaşım ve gıda takviyeleri ile bu durum düzeltilir.Özellikle yaz aylarında olmak üzere su kaybının akılda bulundurularak bunun giderilmesi önemlidir.Kakanın daha rahat yapılabilmesi için verilen destek şuruplarda bulunmaktadır.

    Sıcak oturma banyosu hem fiziksel bir temizlik sağlama,hem kaka yapma uyarısını artırma hem de pelvik (alt) bölge kaslarının rahatlaması hem de spazma uğramış olabilen anüs e ait dış kasın gevşemesine yardımcı olacağından önemlidir.Günde 3-4 kez yapılmalıdır.

    Takiben lokal anestezikli pomad uygulaması rahatlatıcı olmakta ve kaka yapma esnasında az da olsa ağrıyı hafifletmektedir.

    Tuvalet terbiyesi yaşına gelmiş olan çocuklarda ise belirli saatlerde kaka yaptırmanın sağlanması hem tedavi hem alışkanlık açısından destekleyicidir.

    Geçmeyen ve başarılı olunamayan olgularda enerjik müdahale yapılamadığında çok nadiren de olsa olay kronikleşmektedir.Böyle durumlarda dış kas spazmını ve direncini aşabilmek için çok nadiren anestezi altında müdahale gerekebilmektedir.

    anal fissür