Kategori: Çocuk Cerrahisi

  • Sünnet nedir? Niçin ve ne zaman yapılmalıdır?

    Sünnet nedir? Niçin ve ne zaman yapılmalıdır?

    Sünnet; sünnet derisi ismini de alan glans penisi (penis başını) örten deri kısmının çıkarılarak penis başının açığa çıkarılma işlemidir.

    Sünnet bazı toplumlarda dinin gereği, bazı toplumlarda ise geleneksel olarak, bazen de tıbbi nedenlerle yapılmaktadır.

    Heredot tarihinde sünnetin 6000 yıl kadar önce Mısır'da uygulandığına dair deliller vardır.19'uncu yüzyılın başlarından beri bazı ülkelerin yanı sıra Amerika Birleşik Devletlerinde erkeklerde penis ve eşlerinde rahim ağzı kanserini önlediği gerekçesi ile sünnet yaygınlaşmaya başlamıştır.

    Müslüman ve Musevi toplumlarında sünnet dini nedenlerle yapılmaktadır.Yahudi toplumunda sünnet için doğumu takiben sekizinci gün tercih edilirken, İslam dininde puberteye kadar olan dönem içinde yapılabilmekle birlikte yenidoğan döneminde de yapılabilir.

    Sünnetin Tıbbi Gerekçeleri:

    1) Fimozis: Sünnetin tıbbi nedenlerinden en önemlisi sünnet derisi (prepisyum) açıklığının normalden dar olmasıdır. Bu durumda çocuk idrarını güçlükle yapmasının yanı sıra sünnet derisinde balon gibi şişme görülebilir.

    2) İdrar yolları iltihapları: Sünnet derisinin iç kısmı mikropların üremesi için iyi bir ortam yaratır ve uriner sistem enfeksiyonlarına neden olabilir. Sünnetsiz çocuklarda idrar yolu iltihaplanmaları sünnetli çocuklara kıyasla on misli daha fazla görülür.

    3) Balanit ve parafimozis gibi sünnet derisi iltihabı sorunları tamamen sünnetsiz çocuklarda görülür ve tedavisi iltihabın gerilemesini takiben sünnettir.

    4) Penis kanseri: Penis kanseri genellikle sünnetsiz erkeklerde gözlenen bir hastalıktır. Sünnetin uygulanmadığı toplumlarda penis kanseri riski,sünnet uygulanan toplumlara kıyasla daha yüksektir.

    5) Rahim ağzı kanseri ve cinsel yolla bulaşan hastalıklar: Eşleri sünnetsiz olan kadınlarda rahim ağzı kanseri riski daha fazladır. AIDS ve cinsel yolla bulaşan hastalıklar sünnetin uygulanmadığı toplumlarda daha sık görülmektedir.

    Sünnetin Yapılmaması Gereken Durumlar:

    Extrophia vesica (idrar torbasının tam kapanmaması),idrar yolu açıklığının penis başı yerine penis sırtında (Epispadias) veya penisin alt kısmında (hipospadias) olması, mikropenis (penisin küçük olması) durumunda kesinlikle sünnet yapılmamalıdır. Zira, sünnet derisi bu anomalilerin cerrahi olarak düzeltilmeleri sırasında gerekli olabilir. Kanama diatezi olan çocuklarda kanamaları kısa süre içerisinde durmayan ve aile hikayesinde hemofili olan çocuklarda laboratuar tetkikleri yapılıp gerekli önlemler alınmadan kesinlikle sünnet yapılmamalıdır. Bu gibi durumlarda çocuk kanama nedeni ile kaybedilebilir.

    Sünnete Bağlı Gelişebilecek Komplikasyonlar:

    Sünnete bağlı kanama, enfeksiyon gibi komplikasyonların yanı sıra, sünnet derisinin yetersiz yada gereğinden fazla kesilmesi kozmetik açıdan sorun yaratabilir. Ehil ellerde yapılmayan sünnetlerde penis başının tam veya kısmi kesilmesi, kanama kontrolü için bilinçsizce koter kullanılması penis başı nekrozuna, penis içinden geçen idrar yolunun kesilerek açılması gibi ciddi sorun yaratabilecek komplikasyonlar görülebilir.

    Sünnet ciddiye alınması gerekli bir cerrahi operasyondur. Zaman zaman evlerde veya eğlence yerlerinde yapılan toplu sünnetlerde telafisi imkansız komplikasyonlar ortaya çıkmaktadır. Sünnetin büyük çoğunluğunu ehil ellerde yapılmadığı ülkemizde komplikasyonların çokluğu dikkat çekmektedir.

    Sünnetin Zamanı:

    Sünnetin uygulanacağı yaş konusunda oldukça fazla farklı görüşler vardır.Sünnet yenidoğan döneminde (ilk bir ay içerisinde) lokal anestezi ile Çan, Gomco klempi gibi aletler yardımı ile dikiş uygulanmadan yapılabildiği gibi klasik cerrahi yöntem ile de yapılabilir. Yenidoğan döneminin dışında bizim önerdiğimiz en uygun yaş 4-7 yaş arasında genel anestezi altında yapılmasıdır.

    Sünnette vazgeçilmez husus, ameliyathane şartlarında ve ehil ellerde (çocuk cerrahı veya ürologlar) tarafından yapılmasıdır.

  • Bebek ve çocukta mezenter kisti

    Mezenter Kisti – Omental Kist

    Çocuk Cerrahisi uygulamaları içinde çok sık görülmeyen bir durumdur. Çocuk hastanelerinde her 20.000-25.000 çocukta bir görüldüğü bildirilmiştir. Erişkinlerde de görülebilir, ancak olguların neredeyse üçte biri 15 yaş altında görülür. Kız çocuklarında daha sık görüldüğünden bahsedilmektedir.

    Mezenter adı verilen barsakların kan ve lenf damarlarını barındıran yağlı bir dokunun içinde bulundukları için mezenter kisti adı verilmektedir. Bu bölgede olup karın içi organların üzerini kaplayan omentum adı verilen yağ dokusunda da kistik oluşumlar olabilir. Bir de lenfatik dokudan köken alan lenf damarlarının kistik genişlemesi olarak bilinen lenfanjiomlar da bu bölgede bulunur. Zaman zaman bu üçü birbirine karıştırlabilir. Ayırıcı tanıda da her zman bu üçü akılda tutulmalıdır.

    Genellikle bu kistler rastlantısal olarak saptanır. Hasta, çocuk cerrahına tanısı konmuş olarak gelir. Bazı olgularda kistin aşırı büyümesi söz konusu olabilir. Bu aşırı büyüme dışarıdan farkedilebilecek kadar fazla olabilir. Bu büyümeye bağlı barsak tıkanıklıkları, ve kitlenin etkisiyle volvulus adı verilen barsakların kendi damarları etrafında dönmesi ile ortaya çıkan acil bir tablo ile kendini belli edebilir. Bu durumda ani başlayan karın ağrısı, safralı kusma, kanlı dışkılama görülebilir.

    Nedeni belli değildir. Nasıl geliştikleri konusunda pek çok embriyolojik teori ortaya atılmıştır. Mezenterik kistler onik parmak barsağından rektum denilen sindirim sisteminin anüse en yakın kısmına kadar her yerde gözlenebilirler.

    Bu kistler genellikle gerilemezler, büyüme gösterebilirler. Yukarıda değindiğim üzere barsak tıkanıklıklarına da neden olabilir. %3 oranında, embriyolojik kökenli olan bu kistlerin huy değiştiriğ kötü huylu tümörlere de dönüşebildiği bildirilmiştir.

    Tanı konulduktan sonra cerrahi olarak çıkartılması önerilmektedir. Çıkarılmadıkları takdirde yukarıda bahsettiğim sorunlarla karşılaşılabilir. Cerrahi tedavinin hedefi bu kistin tamamen çıkarılmasıdır. Bazı durumlarda kist bağırsaklara o kadar yapışık olur ki, bağırsakların bir kısmını da beraber çıkarmak gerekebilir. Çocuk cerrahisi uygulamaları içinde laparoskopik cerrahi yöntemlerle gerçekleştirilebilecek bir ameliyattır. Laparoskopik cerrahinin bu hastalıktaki belirgin avantajları; kozmetik olarak çok üstün olması, ameliyat sonrası ağrının daha az olması, ameliyat sonrası iyileşme süresinin daha hızlı olmasıdır. Ülkemizde maalesef her yerde laparoskopik cerrahi uygulamaları, çocuk cerrahisi alanında yaygınlaşmamıştır.

    Ameliyat sonrası yetersiz çıkartılma mevcutsa tekrarlama olabilir. Tekrarlama ihtimali değişik serilerde değişik oranlarda bildirilmektedir. Ancak ortalama %5 civarında bir riskten bahsetmek mümkündür.

  • Bebek ve çocukta kasık fıtığı (inguinal herni)

    KASIK FITIĞI NEDİR?

    Çocuk Cerrahisi uygulamasında en sık yapılan ameliyatlardan birisi kasık fıtığı ameliyatlarıdır. Bebeğin anne karnında gelişimi sırasında, erkek çocuklarda testis denilen yumurtalıklar ilk önce böbreklerin üst kutbunda oluşmaya ve gelişmeye başlar, sonra karın içinde göç ederek, kasık kanalından geçer ve skrotum adı verilen torbalara iner. Kız çocuklarında over adı verilen yumurtalıklar karın içinde kalır ancak kızlarda da rahimin karın içinde sabit durmasına yardımcı bağlardan birisi (round ligaman) kasık kanalından geçer, ve rahimin arkaya bükülmesinin engellenmesinde görev alır. Kasık kanalından geçen bu oluşumlar beraberinde karın içi organların üzerini kaplayan periton adı verilen karın zarını da birlikte sürüklerler. Her 10 erkek çocuğundan dokuzunda bu zar kapanır, ancak birinde kapanmaz. İşte bu zarın kapanmadığı durumlarda, karın boşluğu ile skrotum adı verilen torbalar arasında bir kesecik oluşur ki biz buna kasık fıtığı adını veriyoruz.

    Karın içi basıncı arttığı durumlarda, erkek çocuklarında sıklıkla bağırsaklar ya da karın içi organların üzerini kaplayan omentum adı verilen yağ tabakası, kız çocuklarında ise sıklıkla yumurtalıklar ve bağırsaklar bu kesenin içine girerek kasık bölgesinde bir şişlik meydana getirir. Aile de bu şişliği görerek çocuk cerrahına başvurur.

    BEBEK VE ÇOCUKLARDA KASIK FITIĞININ BELİRTİLERİ NELERDİR?

    Bebeğin ve çocuğun kasık bölgesinde beliren ve kaybolan şişlik ilk ve en önemli bulgudur. Sağ ya da sol tarafta ya da her iki tarafta birden olabilir. Sağda ya da solda kasıktan başlayarak torbalara (kızlarda büyük dudaklara) kadar olan hat üzerinde, herhangi bir noktada olabilir. Ikınma, ağlama, öksürme gibi karın içi basıncının arttığı durumlarda bu şişlik daha belirgin hale gelir. Bu karın içi basınç artımı azaldığı takdirde bu şişlik de kaybolur. Çok ilerlemiş durumlarda fıtıklaşma çocuğun torbalarını dolduracak kadar aşağı, testislerin yanına kadar inebilir.

    HANGİ YAŞTA GÖRÜLÜR ?

    Kasık fıtığı her yaşta görülebilir. Bir günlük yenidoğan bebekten daha ileri yaşlara kadar her yaş grubunda kasık fıtığı varlığına rastlanabilir. Görülme sıklığı normal süre ve kiloda doğanlarda % 1-3’tür. Prematüre doğmuş olanlarda ise daha sık rastlanır (% 16-25).

    TEDAVİSİ NEDİR, NE ZAMAN YAPILMALIDIR?

    Bir günük de olsa 90 yaşında da olsa kasık fıtığının tek tedavisi ameliyattır. Bu ameliyat acil değil ancak acele bir ameliyattır. Tanı konulduktan sonra 1 hafta 10 gün içinde ameliyat gerçekleştirilmelidir. Yukarıda bahsettiğimiz, kasık fıtığı kesesi içine giren bağırsak, omentum denilen yağ dokusu ve yumurtalıklar, bu kese içinde sıkışıp kalırlarsa tedavisi çok zor durumlar karşımıza çıkabilir. İnkarserasyon ya da fıtık boğulması denilen bu durumda çocuk ya da bebeğin hayatı risk altına girebilir, ayrıca organ kaybı riski de beraberinde gelir.

    Çocukluk çağında kasık fıtığının tek tedavisi ameliyattır. Beklenmesi gereken bir yaş ya da süre söz konusu değildir. Ancak genel anestezi almasına engel bir enfeksiyon ya da başka bir durum varlığında, uygun olan en kısa zamanda ameliyat planlanmalıdır. Bir diğer farklı durum da yenidoğan yoğun bakım ünitesinde yatan yenidoğanlardır. Bu bebeklerin ameliyatları hastaneden çıkmadan, hasta taburcu edilmeden yapılmalıdır.

    AMELİYAT ÖNCESİ, AMELİYAT ve AMELİYAT SONRASI

    Bebek ve çocuklarda kasık fıtığı ameliyatı günübirlik bir ameliyattır. Yani bebek ameliyat için getirilir, ameliyatı yapıldıktan 1-2 saat sonra evine gönderilebilir.

    Ameliyat öncesinde, daha önceden geçirilmiş önemli bir hastalığı olmayan, aileseinde bilinen bir genetik hastalığı olmayan, bir çocuk hekimi tarafından düzenli kontrolleri yapılan, aşıları tam, fizik muayenesinde belirgin bir patoloji saptanmayan sağlıklı bebek ve çocuklarda herhangi bir laboratuvar tetkiki yapmaya gerek yoktur. Böyle günübirlik cerrahi girişimler öncesi bebek ya da çocuktan kan almak, onların hastaneden biraz daha nefret etmesine yol açmakta, ameliyat öncesi gerginliklerinin biraz daha artmasına yol açmakta, ek bir katkı da sağlamamaktadır.

    Çocuk cerrahisi uygulamalarında en sık yapılan ameliyatlardan birisidir. Bikini çizgisinin altından yapılan 1.5-2cm.lik bir kesiden çok rahatlıkla yapılabilen bir ameliyattır. Eldiven parmağı şeklindeki fıtık kesesi bulunarak, kasık kanalı içine girdiği bölgeden bağlanarak, kese çıkartılır. Cilt estetik ve emilebilir dikişlerle kapatılır, hiç bir şekilde dikiş almaya gerek yoktur.

    Bu ameliyat, genel anestezi altında yapılır. Deneyimli bir çocuk anesteziyologunun elinde riskli bir anestezi değildir. Ameliyat sürecinin en sıkıntılı dönemi ameliyat bitip çocuk ailenin yanına verildiği dönemdir. Bu dönemde, hafif ağrı, açlık ve anestezinin vermiş olduğu bilinç bulanıklığından ötürü bebek ya da çocuk ajitedir ve ağlar. Telkinlere de açık değildir. Ancak bu süreç 15-20 dakika, en fazla yarım saat sürer. Daha sonra çocuk 30 dk ile 1 saat arasında uyur, ve sonra normal uykusundan uyanır gibi kalkar, ve normal yaşantısına devam eder.

    Ağrı kesici olarak küçük bebeklerde parasetamol fitil, çocuklarda da şurup kullanılabilir. Kasık fıtığı ameliyatından bir gün sonra mutlaka kontrol yapılmalıdır. Pansuman açılır, bu süreçten sonra bebek ya da çocuğun banyo yapmasında herhangi bir kısıtlama yoktur.

    Bebek ve çocuklarda kasık fıtığı ameliyatsız iyileşmez. Fıtık bağı gibi uygulamalar tehlikeli ve sakıncalıdır, kesinlikle kullanılmamalıdır.

  • Üreterosel nedir, sebepleri nelerdir ?

    Üreter-mesane bileşim yerinde, üreter-mesane mukozasından oluşan ve mesane içine sarkan kesedir. Mesaneye idrar akımını güçleştirdiği gibi, mesaneden idrar çıkışına da engel olabilir. Gelişim kusuru olup, sıklıkla çift toplayıcı-boşaltıcı sistemle birlikte görülür.

    Üreterosel belirtileri nelerdir?
    Anne karnında iken tespit edilebilir. İdrar yolu enfeksiyonuna bağlı olarak ateş, halsizlik, huzursuzluk, idrar yapma güçlüğü görülebilir.

    Üreterosel tanısı nasıl konulur?
    Ultrasonografi ile tespit edilebilir, gerekirse ilaçlı idrar yolu MR grafisi ile ayrıntılı olarak gösterilebilir.

    Üreterosel tedavisi nedir?
    Cerrahidir. Üreterosel çıkarılır ve üreterin mesaneye girdiği bölge yeniden yapılandırılır.

  • Hidroüreteronefroz-uvj darlığı sebepleri nelerdir ?

    Üreter-mesane birleşim yerinde anormal yapılanma ve darlık, bu bölgeye dışarıdan bası üreterin genişlemesine (hidroüreter) neden olur. Sıklıkla çift toplayıcı-boşaltıcı sisteme eşlik eden bir bulgudur.

    Hidroüreteronefroz-UVJ Darlığı belirtileri nelerdir?
    Anne karnında iken tespit edilebilir. Yenidoğan bebekte halsizlik, huzursuzluk hidroüreteronefroz belirtileri olabilir. Büyük çocuklarda karın yan ağrısı, ateş olabilir.

    Hidroüreteronefroz-UVJ Darlığı geç teşhis edilmesi ne gibi sorunlara neden olur?
    Tanıda gecikme ve kronik enfeksiyon, böbrek iltihabı, böbrek hasarı, hipertansiyon, kronik böbrek yetersizliğine neden olabilir.

    Hidroüreteronefroz-UVJ Darlığı tedavisi nedir?
    Cerrahidir. Hidroüreteronefroz değişik derecelerde olabilir. Tedavi için, öncelikle hidroüreteronefroz derecesi ve nedeni belirlenmelidir. Sıklıkla yapısal kusur (çift toplayıcı ve boşaltıcı sistem) tespit edilir ve cerrahi tedavi uygulanır.

  • Vezikoüreteral reflü nedir ? sebepleri nelerdir ?

    Mesanedeki idrarın geriye, üreterlere ve böbreğe doğru kaçmasıdır. Mesane-üreter birleşim yerinde anormal yapılanma, mesane içi basıncının yüksek olması (nörojen mesane veya mesane çıkışının zorlu olması) tespit edilebilir.

    Vezikoüreteral reflü belirtileri nelerdir?
    Yenidoğan bebekte halsizlik, huzursuzluk, iştahsızlık ve kusma VUR belirtileri olabilir. Büyük çocuklarda karın ağrısı, kusma, ishal, kilo alamama, ateş, kötü kokulu veya bulanık idrar olabilir. İdrar yaparken ağrı, sık idrara gitme, gece idrar kaçırma, yan ağrısı daha büyük çocuklar tarafından ifade edilebilir.

    VUR’nün geç teşhis edilmesi ne gibi sorunlara neden olur?
    Tanıda gecikme ve kronik üriner enfeksiyon, böbrek iltihabı, böbrek hasarı, hipertansiyon, kronik böbrek yetersizliğine neden olabilir.

    VUR tedavisi nedir?
    VUR değişik derecelerde olabilir. Tedavi için, öncelikle reflü sebebi iyi araştırılmalıdır. Mesane fonksiyon kusurları ve düşük derecedeki reflü, medikal tedavi ile izlenebilir. Ancak yapısal kusur ve ileri derecede reflü varlığında cerrahi tedavi tercih edilir. Cerrahi tedavi, açık cerrahi ya da endoskopik enjeksiyon ile gerçekleştirilebilir.

  • Kloaka ekstrofisi nedir ?

    Kloaka ekstrofisi, genitoüriner sistem ve karın ön duvarına ait yapısal kusurların en ağırıdır. Omfalosel, barsak ve mesane ekstrofisi, anal atrezi ile birliktedir. Penis sıklıkla episapdyas yapısında, pubis kollarıyla genişçe ayrılmıştır, inmemiş testis vardır. Kız çocuklarında klitoris ayrıktır ve sıklıkla çift vajen ve uterus anomalisi mevcuttur.

    Kloaka ekstrofisinin sebebi nedir?
    Kloaka ekstrofisinin sebebi gelişme kusurundan çok, anormal embryogenez ile açıklanmaktadır.

    Kloaka ekstrofisinin tedavisi nedir?
    Cerrahidir. İlk operasyon evresinde omfaloselin kapatılması, mesane bütünlüğünün sağlanması amaçtır. Bir sonraki aşamada mesane, üretra ve dış genital yapıların rekonstruksiyonu yapılır.

  • Mesane ekstrofisi nedir ?

    Yenidoğanda mesanenin tümüyle dışarıda olmasıdır. Penis kısa, geniş ve yukarı doğru kıvrımlıdır. Kız çocuklarında labiumlar orta hatta birleşmez, üretranın iki kenarında ayrık olarak bulunur.

    Mesane ekstrofisinin sebebi nedir?
    Mesane ve karın duvarının gelişim kusurudur. Göbek kordonu altındaki karın duvarının doğumsal olarak kapanamaması nedeniyle oluşur.

    Mesane ekstrofisinin tedavisi nedir?
    Cerrahidir. Tedavide amaç mesanenin kapatılması, karın duvarının onarımı, genital rekonstruksiyon ve üriner kontinansın sağlanmasıdır.

  • Hipospadyas nedir ?

    Erkek çocukta dış idrar yolu (üretra) ağzının penis ucunda olmaması, daha aşağıda ve geride olmasıdır. Halk arasında “doğuştan sünnetli” ya da “peygamber sünnetli” olarak ifade edilir.

    Hipospadyas farklı şekillerde olabilir mi?
    Hipospadyas, idrar yolu (üretra oluğu) boyunca farklı şekillerde oluşabilir. Genellikle, 1. derece (glanüler), 2. derece (distal), ya da 3.derece (proksimal) hipospadyas olarak sınıflanır. İkinci ve 3. derece hipospadyaslarda penis aşağıya doğru çekilerek eğrilik gösterebilir (“chordee”).

    Hipospadyas sık görülür mü, sebepleri nelerdir?
    Hipospadyas, erkek çocuklarda inmemiş testisten sonra en sık görülen dış genital yapı anomalisidir. Sıklığı giderek artan hipospadyas, erkek yenidoğanlarda 1/250 – 1/500 oranında görülebilir. Hipospadyas ile birlikte inmemiş testis, böbrek gelişim kusurları, cinsel gelişim kusuru (intersex) görülebilir. Hipospadyas oluşma nedenleri arasında sıklıkla endokrin, çevresel ve genetik faktörler bulunur. Bazı kimyasal maddelerin ve teratojenik ilaçların, anne karnında gelişmekte olan bebeği etkilemesiyle oluşabilir.

    Hipospadyasın tedavisi nedir?
    Cerrahidir. Hipospadyaslı çocuklarda idrar yapma güçlüğü, ağrılı ereksiyon, cinsel birleşme güçlüğü ve tüm bunların sebep olduğu olumsuz psikolojik etkiler vardır. Bu problemlerin çözümü için 6 ay – 1,5 yaş arasında cerrahi tedavi uygulanır. Cerrahi tedavi ile düzgün, darlık ve sızıntısı olmayan idrar yolu oluşturulur, penis yapısı düzeltilir.

  • Çocuklarda nadir görülen tümörler

    TİROİD TÜMÖRLERİ :

    Yirmi yaşın altında tiroid kanseri insidansı milyonda 4 – 5’dir. Çoğunlukla adolesan yaş grubunda görülür ve kızlarda görülme oranı 4 kez daha fazladır. Tiroid kanserinde en büyük risk boyun bölgesine uygulanan radyasyondur. Hodgkin tipi tümörlerden sağ kalanlarda görülme sıklığı %10 kadar çıkar. Bunun nedeni uygulanan radyasyon ve kemoterapidir.

    Çocuklardaki tiroid kanserlerinin çoğunluğu diferansiye papiller veya follliküler tiplerdir.

    Hastalar tiroid bezinde kitle veya boyun lenf bezlerinde büyüme şikayeti ile hekime başvururlar. Çocuklardaki tiroid kitlelerinde adolesan yaş grubunda iğne biopsisi ile tanıya gidilebilir. Ancak daha küçük yaş grubundaki tiroid nodülleri için cerrahi rezeksiyon önerilmektedir. Ameliyat öncesi tiroid sintigrafisi, tiroid hormon seviyesi, göğüs radyografisi ve BT yapılmalıdır. Tek bir lobu tutan tiroid kanserlerinde tiroid bezinin tamamen çıkartılıp çıkartılmaması halen tartışmalıdır. Ancak boyun lenf bezlerini tutan olgularda total tiroidektomi önerilir. Buna boyun lenf bezi diseksiyonu eklenmelidir. Residüel tiroid tümörlerini ortadan kaldırmak için de radyoaktif iyot-131 kullanılır. Tiroid kanserinin boyun bölgesinin radyasyona maruz kalması sonucu oluştuğunun düşünüldüğü olgularda total tiroidektomi yapılmalıdır.

    MELANOM :

    Yirmi yaşın altındaki çocuklarda görülme sıklığı milyonda 4,2 kadardır ve bunların hemen hepsi adolesan yaş grubundadır. Erişkinlerde görülme sıklığı hızla artar. Erişkinlerde güneşe maruz kalma iyi bilinen bir risk faktörü olmasına rağmen çocukluk yaş grubunda güneşin etkisi belirsizdir. Buna rağmen çocukların uzun süre güneşte kalmamaları önerilmektedir. Açık renkli derisi olanlar ile ailesinde melanom bulunan çocuklara nispeten daha yüksek risk altındadırlar. Çocukluk yaş grubunda bilinen risk faktörleri üzeri kıllı 20 cm’den büyük benler ve kseroderma pigmentozumdur.

    Hızla büyüyen, rengi koyulaşan, sınırları düzensiz hale gelen ve kolaylıkla kanayan benler (nevüsler) melanomu akla getirmelidir. Tanı patolojik inceleme ile konulur.

    Tedavi bilgileri erişkin bilgilerine dayanmaktadır. Tanı ben’in total eksizyonu ve komşu lenf bezlerinden alınan örneklerle lenfatik tutulum olup olmadığı araştırılmalıdır. Lenfatik tutulum varsa komşu lenf dokularının cerrahi olarak çıkartılması gerekir. Cerrahi tedaviyi takiben biyolojik ajanlar ve aşı tedavisi ile birlikte kemoterapi muhtemel uzak metastazlar için kullanılmalıdır. Çocuklardaki tedavi sonuçlarının erişkinlerden daha iyi olup olmadığı bilinmemektedir.

    KALIN BARSAK VE REKTUMUN ADENOKARSİNOMLARI :

    Çocukluk yaş grubunda nadir görülürler. Erkek çocuklarda daha sıktır. Ailesel adenomatöz polipozis, Peutz – Jeghers sendromu gibi kansere eğilimin arttığı olgularda bile genellikle erişkin yaşa kadar yoktur, ancak olası kanser gelişimine karşı çocukluk çağında veya adölesan döneminden itibaren kontrol edilmeleri gerekir. Hastalık kendini, kanlı dışkı veya katran renginde kaka (melana), karın ağrısı ve kilo kaybı ile gösterebilir. Bulgular çoğunlukla belirsizdir ve tanıda gecikmeye neden olur. Cerrahi olarak tümör çıkartılır. Tamamen çıkartılamayan durumlarda kemoterapi uygulanır. Rektal karsinomların tedavisinde radyoterapide kullanılabilir.

    ADENOKORTİKAL KARSİNOM :

    Oldukça nadirdir. Böbreküstü bezinden köken alırlar, çocukluk döneminin ilk birkaç yılında daha sık görülür. Kız çocuklarında daha sıktır. Hastalar tipik olarak erkeksi semptomlarla kendini gösterir. Prognoz tümörün büyüklüğüne ve total olarak çıkartılıp çıkartılmamasına bağlı olarak değişir. Tamamen çıkartılamayan hastalarda veya metastazlı olgularda kemoterapi uygulanmalıdır, ancak böyle durumlarda prognoz kötüdür.