Erkek çocukların sünnet zamanı, aileler için en önemli konuların başında geliyor. İleri dönemlerde psikolojik sorunlara yol açacağı gerekçesiyle, 2-6 yaş arasında sünnet yaptırılması tavsiye edilmiyor. Erkekliğe ilk adım olarak değerlendirilen sünnet, “Bu kadar küçük yaşta olur mu?” yaklaşımının aksine, doğar doğmaz yapıldığında yaşanabilecek pek çok travmanın da önüne geçilmiş oluyor.
Yenidoğan sünneti, cerrahi işlemin rahatlığı, çocukları idrar yolları enfeksiyonlarından korumasının yanı sıra,yara iyileşmesinin çabuk olması ve sünnet sonrası bakımın kolaylığı nedeniyle sünnet için en ideal dönem olarak kabul ediliyor.
Yenidoğan sünnetinin avantajları;
· Genel anestezi gerektirmiyor,
· Yara iyileşmesi hızla gerçekleşiyor,
· Kanama ve şişlik riski azalıyor,
· Bebek küçük olduğundan bakımı daha kolay oluyor,
· Yenidoğan bebek anne sütü alırken rahatlıkla sakinleşebiliyor,
· İşlem sonrası ağrıkesici ihtiyacı az oluyor ya da gerek duyulmuyor.
Çocuğun bilinen bir rahatsızlığı olmamalı
Yenidoğan sünneti olması için en önemli şart çocuğun ek bir sorununun olmaması ve cinsel organın bu işleme uygun olmasıdır. Yani eğer hastanın bilinen ek hastalığı yoksa her iki yumurtalığı yerinde ise ve cinsel organ yapısı uygunsa yenidoğan sünneti yapılabilmektedir.
İlk 24 saatten sonra yenidoğan sünneti yapılabiliyor
Yenidoğan sünneti için çeşitli yöntemler olmasına karşın klasik sünnet komplikasyon oranını en aza indirdiği için tercih edilmektedir. İlk 24 saatten sonraki dönem yeni doğan sünneti için tercih edilen zamandır. Böylece doğum sonrası hasta sünnetli olarak taburcu edilmiş olmaktadır. Bunun en önemli avantajı çocuğun henüz çevresinin farkındalığında olmadan işlemin yapılmasıdır. İlerleyen zamanlarda sünnet esnasında lokal anestezi yapılmasına rağmen bebeğin ayaklarını tutmaya tepki olarak huzursuz olduğu görülebilmektedir. Bu nedenle sünnet işlemi için doğumdan itibaren 15 gününü geçirmemekte yarar vardır.
Son derece konforlu ve güvenilir bir yöntem
Yenidoğan sünneti yapılmasına karar verildikten sonra operasyondan 1 saat öncesinde bölgenin etrafına lokal anestezik etkisi olan bir krem sürülür. Yenidoğan sünnetinde klasik dikişli yöntem kullanılır. İşlem sonrası yara yerinde kısa sürede iyileşme sağlanmaktadır.
Çocuklarda kabızlık tanımını yapmak zordur. Ancak en basit tanımlama ile kaka yapmakta zorlanma, sert kaka yapma, kaka yapmaktan korkma, çocuklarda kabızlık olarak adlandırılabilir. Ancak ortalama olarak pediatri polikliniğine başvuran hastaların % 3’ü, Çocuk Cerrahi poliklinik başvurularının yaklaşık olarak % 15-20’si kabızlık nedeni iledir. Bebeklerde dışkılama sıklığı doğumdan sonraki ilk 2, 3 ayda ortalama olarak 4, 2 yaşına kadar 2 ve 4 yaşına kadar 1 civarındadır.
Kabızlık % 90-95 neden bulunamaz, bu tip fonksiyonel kabızlıklarda, ek gıdaya geçilmesi, ailenin çocuğa bakış açısı, çevresel faktörler, düzgün bir diyetin olmaması, modern dünyanın beslenme alışkanlıkları gibi multifaktöryel nedenlerle çocuklarda kabızlık kronik bir problem olarak çocuğun tüm yaşam konforunu bozar. % 5-10’luk kesimde ise kabızlığa yol açabilecek cerrahi ya da dahili nedenle bulunabilir. Fonksiyonel kabızlığa yaklaşımdaki en önemli madde, hastaya yeterince zaman ayırmak, ailenin alışkanlıklarını, çocuğa yaklaşımını öğrenmektir. Fonksiyonel kabızlıklar yeterince önemsenmediğinde, kalınbağırsaklara ciddi anlamda zarar veren ve çocuğun tüm yaşam konforunu ve gelişmesini etkileyen bir problemler yumağına dönüşebilir. Herhangi bir nedenden dolayı erken bebeklik döneminde ya da sonrasında başlayan kabızlıklarda sert kakanın yapılması ile çocukların makatlarında yırtıklar oluşabilir ya da bu sırada çocuk yoğun bir ağrı hissedebilir. Böylece çocuklar kaka yapmayı engelleyerek bir kısırdöngü içine girerler. Çoğu zaman aileler burada çocuğun, kakasını yapmamak adına yaptığı yaptığı hareketleri, dışkılama eylemi olarak algıladıkları için çocukların daha da korkmasını sağlayacak, fitil koyma, lavman yapma, sabun koyma gibi eylemlerde bulunurlar. Bunun sonunda ise travmatik bir dışkılamaya sahip olan çocuk, girdiği kısırdöngüden çıkamaz ve sonraki “kaka yapmama” çabasını ailesinden gizlemek için, aileden kaçmaya başlar. Bu çocuklarda daha fazla kaka birikmesine yol açar. Burada aileler çocukların posasız beslenmesini, aç kalmaması adına teşvik ettikleri için kabızlık daha da ağırlaşabilir. Daha büyük çocuklarda, okuldaki sağlıklı olmayan tuvaletler, oyun nedeni ile kaka erteleme ya da dikkat çekmek amacı ile kaka erteleme gibi nedenlerle, çocuklar aynı kısırdöngüye girebilirler. Hareketsiz çocuklarda da kabızlık tek başına bir neden olarak karşımıza çıkabilir. Hastalık zamanlarında kullanılan ilaçlar nedeni ile de çocuklarda kabızlık oluşabilir. Çocukluk çoğu kabızlıklarının yarısından fazlası tuvalet eğitiminden önce başlar. Uzun süredir devam eden kabızlıklarda ailelerin başvuru nedeni genellikle karında şişlik ve kakasını tutamamak ya da ishal olmaktır. Burada ishalin nedeni aslında taşlaşmış kaka nedeni ile çocuğun kalınbarsağının üst kısmında kakanın cıvıklaşması ve bunun bu kaka taşının kenarında basınç tahliyesi gibi sızmasıdır. Bu kaka son derece kötü kokulu, koyu renkli ve çamur gibidir. Tedavi edilmeyen kabızlıklarda kaka kaçırma çocukların özgüvenini etkileyerek, sosyal ve psikolojik problemlere de yol açar.
Uzun süren fonksiyonel kabızlık nedeni ile başvuran ailelerde, tedavinin başarısının en önemli anahtarının aile-çocuk-hekim ilişkisinin olduğu aileye mutlaka anlatılmalıdır. Çocuğu korkutmadan kalınbağırsağın boşaltılması ve boş tutulması tedavinin asıl amacıdır. Burada mümkün olduğunca çocuğun makatına yaklaşılmamalı ya da anestezi altında yaklaşılmalıdır. Kaka yumuşadıktan sonra çocuğun dışkılama ile ilgili korkusunun geçmesi ve bir alışkanlık oturmasını beklemek gerektiğinden, bu tedaviler ve hekim-aile ilişkisi en az 6 ay devam etmeli ve her türlü tedavi aşamalarla azaltılarak kesilmelidir. Tedavi sırasında aileler beslenme, posalı beslenme, çocuğun dışkılama alışkanlığını oturtulmasına yardımcı olma konusunda mutlaka eğitilmelidir. Tedavi sonrasında kabızlıkla ilgili bir kuşku duyulduğunda hemen tekrar tedaviye başlanmalıdır.
Kabızlık problemi annelerin korkulu rüyası. Çocuklarda sık görülen kabızlık; ateş, kusma, dışkıda kan, kilo kaybı gibi birçok soruna yol açıyor. Oyunu bırakmama isteğinden strese, yanlış beslenmeden erken tuvalet eğitimine kadar birçok sebebi bulunuyor. Kabızlığın önüne geçmek için çocuğun tuvalette oturması sağlanmalı. Ilık bir banyo ya da içecekler dışkılama hissini arttırır. Kabızlık sonrasında da çocuk istemsiz olarak kakasını kaçırabilir. Böyle durumlarda çocuğun cezalandırılmaması lazım.
Çocuklarda kronik kabızlık çok sık görülen problemlerden biridir. Kabızlık; dışkılama sıklığında azalma, sert veya ağrılı dışkılama (barsak hareketi) olarak tanımlanır. 1-4 yaş arasındaki çocuklar genellikle günde 1-2 kez ve yüzde 90’ından fazlası en geç günaşırı dışkılar. Çocuktaki kabızlık sorununu gidermek için kronik kabızlığın nasıl geliştiğini anlamak gerekir. Çünkü çocuklarda kabızlığa birçok faktör neden olabilir. Ama genellikle geçici olmakla birlikte görülen en sık nedenler erken tuvalet eğitimi ve diyet değişiklikleridir.
KRONİK KABIZLIK BAŞKA SORUNLAR DOĞURABİLİR
Çocuklarda kabızlık genellikle geçici ve önemsiz bir durum olarak görülür. Ancak kronik kabızlık başka sorunları doğurabilir veya altta yatan başka bir hastalığın belirtisi olabilir. Bu nedenle iki haftayı geçen kabızlığa ateş, kusma, dışkıda kan, karın şişliği, kilo kaybı, anüs (makat) çevresinde ağrılı yırtıklar, barsağın anüsden dışarı çıkması gibi başka bulgular da eşlik ediyorsa, doktora başvurmak gerekir.
AĞRI ÇEKMEMEK İÇİN KAKASINI TUTABİLİR
Kronik kabızlığın ilk nedeni ağrılı barsak hareketleridir. Böyle durumlarda çocuk, ağrıyı yaşamamak için kakasını tutmayı öğrenir. Acele bir barsak hareketi olduğunda birkaç dakika kaslarımızı sıkarak acil durum geçene kadar bunu erteleyebiliriz. Erişkinler uygunsuz her durumda barsak hareketini engelleyebilirler ancak erişkinler durum uygun olduğunda en kısa zamanda tuvalet gereksinimlerini tamamlamak gerektiğini anlayabilirler. Ağrı korkusu nedeniyle barsak hareketini engelleyen bir çocuk bunu tekrar tekrar yaparak dışkılamayı engeller. Dışkılamayı engellemek için bacaklarını çaprazlar, kalçalarını sıkar ve yüz ifadesi değişir. Bunun dışında çocuklar birçok nedenle dışkılamayı geciktirirler. Oyunu bırakmak ve evden farklı bir yerde tuvalete gitmek istememe gibi nedenler, bunların arasında yer alabilir.
KAKA KONTROLÜ OLMAYAN ÇOCUĞU CEZALANDIRMAYIN
Dışkılamayı geciktirme durumlarında; çok miktarda sert gaita rektumda birikir. Zaman içinde rektum genişler ve gerilmeye daha az duyarlı hale gelir. Dışkı parçaları ayrılır ve çocuk farkında olmadan çamaşırına geçer. Bu farkında olmadan dışkı kaçırma nedeni ile iç çamaşırının lekelenmesi durumudur. Bazen kolon kasıldığında, sıvı gaita rektumdaki sert gaita çevresinden fışkırılarak kabızlığı olan çocuğun ishali olduğu izlenimini verir. Kabızlık ve sonrasında gelişen gaita kaçırmada çocukların kaka kontrolü yoktur, bunun için suçlanıp cezalandırılmamaları gerekir. Bu nedenle utanırlar, kirli çamaşırlarını saklamaya çalışırlar ve koku diğer aile fertlerini rahatsız ettiği halde iç çamaşırlarını değiştirmek istemezler. Başka çocukların alay etmesi nedeniyle veya utandıkları için okula gitmek de istemezler.
BESLENME ŞEKLİ KABIZLIĞI ETKİLİYOR
Kabızlığın birçok nedeni bulunuyor. Bunlardan biri erken tuvalet eğitimidir. Bu dönem, çocukla anne-baba arasında bir savaş haline gelebilir. İstemli tutma giderek istemsiz bir alışkanlığa dönüşebilir. Beslenme şekli de kabızlığı etkileyen durumlar arasında görülüyor. Diyetteki değişiklikler, lif bakımından zengin gıdaların tüketilmemesi, tam sıvı diyetten katı gıda içerikli rejime geçilmesi kabızlığın nedenleri arasında gösterilebilir. Öte yandan yolculuk, stres gibi rutin değişiklikler, ilaçlar, inek sütü alerjisi ve aile öyküsü de kabızlıkla ilişkili olabilir. Neden ne olursa olsun ayrıntılı bir öykü taraması gerekir. Kabızlığın ne zaman başladığı, günlük aktiviteleri, önceki ve şimdiki tuvalet alışkanlığı, dışkılama sıklığı, dışkının şekli, kanama olup olmadığı, kullandığı ilaçlar, diyetinin ayrıntıları öğrenilmelidir. Muayenede karında şişlik, kitle veya yumru, makatın yerleşimi, çatlak olup olmadığı görülür. Buna ek olarak makattan muayene yapılarak kanama olup olmadığı kontrol edilir. Karnının radyolojik görüntülenmesi, tıkanıklık durumu ve dışkının yerleşimi ve miktarı hakkında bilgi verir. Bu bulgulara göre daha ileri tetkikler ve incelemeler gerekip gerekmediğine karar verilir.
KABIZLIĞIN TEDAVİ ŞEKİLLERİ
Rektumu Boşaltmak:
Bağırsaktaki büyük sert dışkı yumuşatılıp küçültülerek atılması sağlanır. Ağızdan alınan dışkı yumuşatıcılar dışkıya su çekerek işlev görürler ve alışkanlık yapmazlar. Kana geçmezler ve bağırsakta uzun süre kalmazlar. Nadir olarak aynı zamanda lavman veya fitil kullanılabilir. Bunlar sadece kalın bağırsağın alt kısmındaki dışkıyı yumuşatarak temizlenmesini sağlar. Çocuk çok şiddetli kabızsa kısa süreyle hastaneye yatırılması ve özel boşaltıcı lavmanların yapılması gerekebilir.
Rektumu Boş Tutmak
Her ne kadar 2-3 günde bir barsak hareketi olması normal sayılsa da kronik kabızlığı olan çocukların tedavisi için amaç bu değildir. Bu çocukların günlük dışkılamaları olması, rektumda tekrar dışkı kütlesi birikmemesi açısından dışkılamanın günlük, yumuşak ve ağrısız olması gerekir. Günlük barsak hareketlerinin olması rektumda tekrar dışkı birikmesini önler, kalın bağırsağın normal şekle ve kas tonuna gelmesini sağlar. Bağırsak çalıştırıcılarla amaçlanan hedef, yakalanmaya çalışılır. Bu çalıştırıcıların dozu her çocuğa göre farklıdır yakın izlemle çocuk için doğru ve yeterli doz ayarlanabilir. Amaç günde bir veya iki yumuşak dışkılamayı sağlamaktır. Çalıştırıcıların alımını kolaylaştırmak içim meyve suyu ile karıştırılabilir. Kabızlığı yenmek için tedavi alan çocukların ailelerinin yaptığı en büyük hata bunları hızlı azaltmak veya kesmektir. Sorun kalmadığında, çalıştırıcının dozu 1-2 haftada bir yüzde 25i azaltılır. Eğer tekrar ağrısı olursa veya günlük dışkılama durursa daha önceki doza dönülür.
Diyet Yapmak
Kabızlık yapan yiyecek yoktur. Lif bakımından zengin ve fakir yiyecekler vardır. Bu nedenle yeterli lif miktarı olan besinlerin verilmesi gerekir. Lif en çok meyvelerde, sebzelerde ve arpa, buğday ve mısır gibi tahıllarda bulunur. Erişkinler günde 25-30 gr lif almalıdır, çocuklarda lif gereksinimi yaşa göre değişir. Çocuğun lif gereksinimi yıl olarak yaşına 5 eklenerek gram cinsinden bulunur. Bir diğer önemli noktada ise yeterli sıvı almayı sağlamaktır. Diyet alışkanlığı sağlıklı ve hayat boyu kullanılacak bir alışkanlık olmalı.
KABIZLIĞI GİDERMEK İÇİN;
* Tuvalet eğitimi almış çocukların tuvalette oturması sağlanmalı.
* Yemeklerden ve özellikle de sabah kahvaltısından sonra tuvalet eğitimi veya oturma için en iyi zamandır. Çünkü dolu mide çoğu insanda dışkılama ihtiyacı hissettirir.
* Ilık bir içecek bu hissi arttırır.
* Ilık bir banyo sonrası tuvalette oturmak dışkılama hissini arttırır.
* Küçük çocukların tuvalette rahat oturmaları için ayaklarının altına küçük bir tabure veya yükseltici koyulması ve dizlerinin kalçadan hafif yukarda olması yararlıdır.
* Çok küçük çocukların lazımlık kullanması veya tuvalette yüzlerini duvara dönmeleri daha rahat oturmalarını sağlar.
Çocukların çoğunda mesane gelişiminin tamamlanması ile birlikte işeme kontrolü sağlanır. Ancak 5-6 yaşına kadar bu gelişimi tam olarak sağlayamayan çocuklarda gece işemesi, çocuk açısından sosyal ve psikolojik bir problem olarak ortaya çıkar. Erkek çocuklarda daha sık görülür ve 6 yaş civarında çocukların yaklaşık olarak %10’unda gece işemesi , artık bir rahatsızlık olarak karşımıza çıkar.
Gece işemesinin iki tipi vardır. Doğumdan itibaren işeme kontrolünü sağlayamayan birincil ( primer ) tip ve işeme kontrolünü en az 6 ay sağladıktan sonra yeniden altını ıslatmaya başlayan ikincil ( sekonder ) tip. Gece işemesi olan çocukların %90-95 oranındaki kısmı fizyolojik sınırlardadır. Burada temel neden uykuda mesanenin doluluğunu hissetmelerindeki yetersizlik, derin uyku, düşük kapasiteli mesane ve genetik yatkınlıktır.
Ancak gece işemesi olan çocuklar % 5-10’luk kesiminde, gece işemesi dışında da bulgular mevcuttur. Kronik idrar yolu enfeksiyonları, reflü gibi mesane hastalıkları, böbrek hastalıkları, şeker hastalığı, kabızlık gibi hastalıklar yüzünden çocuklarda gece işemesi oluşabilir. Bu nedenle bu çocukların tedavilerine başlanmadan önce mutlaka bu tip hastalıklar yönünden araştırılmalı ve organik nedenler ekarte edilmelidir.
6 yaşından sonra mesane kontrolünü sağlayamayan çocuklarda mutlaka tedaviye başlanmalıdır. Çocukta utanma ve toplumdan dışlanmaya kadar giden problemlere yol açan bu rahatsızlık hekim, hasta ve aile arasındaki güçlü diyalog, suçlama olmaksızın sorumluluk duygusunu pekiştirerek çocuğa yaklaşım, gerekirse ilaç ve cihazlarla desteklenen tedavilerle % 90 oranında tedavi edilebilmektedir.
Kasık fıtığı, erkek çocuklarda kızlara oranla daha sık görülen, doğuştan karın zarının kasık kanalı içine doğru yaptığı girintinin kapanmamasına bağlı olarak oluşan ve cerrahi yolla tedavi edilmesi gereken bir problemdir. Erkek çocuklar anne karnındayken testisler, bebeğin karnının içinde böbreğin hemen altındadır. Gebeliğin 28. haftasında testisler kasık kanalından geçerek torbalara doğru iner. Bu sırada karın zarı da kasık kanalından aşağı doğru ilerler. Testisler normal pozisyonuna geldikten sonra, karın zarı yapışarak bu açıklık kapanır. Bu açıklık kapanmazsa, açıklığın genişliğine bağlı olarak kasık fıtığı ya da su fıtığı ( hidrosel ) oluşur. Kasık fıtığı doğumdan başlayarak her yaşta görülebilir. Prematüre bebeklerde daha sık görülür. Sağ tarafta görülme sıklığı % 60-70, sol tarafta %15-20, iki tarafta ise % 10 civarındadır.
Kasık fıtığının başlıca bulgusu kasıkta şişliktir. Bu şişlik genellikle kasıktadır, kız çocuklarda sıklıkla sadece kasık bölgesinde olan bu şişlik, erkek çocuklarda torbaya kadar uzanabilir. Şişme bebeğin ya da çocuğun daha aktif olduğu dönemde daha çok belli olur. Ancak uyuduğunda ve sakin durduğunda kaybolabilir bu nedenle ailenin muayene sırasında verdiği öykü, bakan kişinin ifadeleri muayene kadar önemlidir.
Kasık fıtığında ağrı şişme ile oluşur. Ağrı daha çok ağlamayı tetiklediğinden bu bir kısırdöngü olarak ailenin karşına çıkar, devamlı ağlayan kasığında şişme olan bebeklerde eğer çocuğun bitkin düşüp, yorulması ve uyuması ile fıtık geri dönmezse fıtık boğulması oluşur. Bu nedenle, bebek ne kadar küçükse, fıtık boğulması ihtimali o kadar yüksektir Burada kasıktaki şişlik morarmaya ve bebek kusmaya başlar. Bağırsaklar kasık kanalında boğulursa bağırsak tıkanıklığı bulguları oluşur. Bunun nedeni, fıtık içine en sık olarak bağırsakların girmesidir. Kız çocuklarında en sık olarak yumurtalık sıkışabilir. Bu durumlarda hemen tedavi uygulanmalı ve organların korunması sağlanmalıdır.
Kasık fıtığı bebeğin yaşı ne olursa olsun, kendiliğinden geçme şansı olmadığı için, tanı konduğunda opere edilmesi gereken bir hastalıktır. Yaşın küçük olması tedavi için bir problem değildir.
Kasıktan yapılan minik bir kesi, fıtık kesesi bulunur ve çıkartılır. Erken çocukluk döneminde laparoskopik tedavi önerilmez.
Bu tip operasyonlar mutlaka bir çocuk cerrahı tarafından, anestezist ve çocuk doktorunun olduğu hastanelerde yapılmalıdır. Çocuklarda her türlü cerrahi müdahale anestezi altında yapılmalıdır. Bu tip cerrahi müdahaleleri sadece ticari nedenlerle, anestezisiz yaptığı iddia eden şarlatanlara da inanılmamalıdır. Fıtık operasyonu, diğer kasık kanalı hastalıkları gibi günübirlik cerrahi hastalıklar grubuna girer. Yani müdahale sonrasında çocuk, özel durumlar haricinde eve gönderilir.
Erkek bebekler de doğmadan önce her iki testis karın boşluğundadır. Bebek gelişimine devam ederken testisler de torbaya inmeye başlarlar. Karın içi boşluğundan sonra kasık bölgesini geçerek doğuma yakın torbaya yerleşirler. Nadiren bu ilk 6 ay içinde de devam eder. Yeni doğan bir erkek çocuk doğduğunda testisler şayet torbada değilse, bu duruma gerçek inmemiş testis adı verilir. Ki bu durum erkek bebeklerin cinsel organlarıyla ilişkili en yaygın doğumsal problemden biridir ve 1 yaşına gelen bebeklerin yaklaşık olarak %1’ini etkiler. Çoğu zaman tek tarafta, bazen de çift tarafta birden olur. Gerçek inmemiş testiste önemli özellik, bir ya da iki testisin hiçbir zaman torbada olmamasıdır. İnmemiş testis prematürlerde normal bebeklere göre 3 kat daha fazla görülür ve özellikle bu bebeklerde altıncı aya kadar testislerin bir kısmı daha iner. İlk 6 ay geçtiği halde hala inmemiş testis durumu söz konusu ise bu durum mutlaka tedavi edilmelidir. Bebeklerde testisin değerlendirilmesinde en önemli yöntem fizik muayenedir. Ancak her iki kasık kanalında ele gelmeyen testis olduğunda özellikle genetik değerlendirmelerin de tanı yöntemlerine eklenmesi gerekir. Yetişkin dönemde görülen kısırlığın erkeklerdeki en yaygın nedeni bu hastalığa sahip tedavi edilmeyen bebeklerdir. Operasyon ne kadar erken planlanırsa, bu risk o kadar azalır. En uygun zamanlama 6 ay ila 1 yaş arasındadır. En geç 2 yaş bitimine kadar tedavi planlanmalıdır. İnmemiş testisin olduğu tarafta fıtık da varsa, fıtık her zaman tanı konduğu anda ameliyat planlanması gereken bir hastalık olduğu için, beklemeden gerekirse 1 aylık bebekte de cerrahi planlanmalıdır. Bulgu vermesede inmemiş testisli bebeklerin % 65-70 kadarında ameliyatta fıtık da görülür ve cerrahi olarak tedavisi yapılır. Uygun zamanlama ile ameliyat sonrasında % 90’ın üstünde başarı oranı mevcuttur. Bunun yanında unutulmaması gereken önemli bir konuda, inmemiş testisli olgularda ileride kanser gelişme riskinin normal erkeklere oranla 15-20 katı kadar daha fazla olmasıdır.
İnmemiş testis ameliyatları “ Günübirlik Cerrahi” grubundadır. Ameliyattan sonra 2-3 saat içerisinde hastalar evlerine gidebilirler. Bu özellikle hastane korkusu olan bebekler ve aileler için çok rahat bir uygulamalıdır. Çocuğun ve ailenin alıştıkları ortamda olmaları psikolojik olarak da rahatlamalarını sağlar.
İnmemiş testisle aileler tarafından çok karıştırılan diğer bir durumsa utangaç testis’tir. Utangaç testis durumunda testisler zaman zaman torbada görülürler. Ancak özellikle soğuğun etkisiyle, ultrason çekilirken veya çocuğun torbasının ellenmesi gibi durumlarda yukarıya, kasığa doğru kaçarak ele gelmeyebilir. Utangaç testisler banyoda ya da ateşli hastalık durumlarında ya da uyurken bakıldığında çoğunlukla ele gelir. Utangaç testis bir hastalık değildir bu nedenle herhangi bir tedaviye ihtiyaç yoktur. Ancak utangaç testis gibi bir durum söz konusu ise 6 ay ila 1 yıllık dönemlerde çocuk cerrahisi kontrolü gerekir.
Tıp literatüründe Circumcision, ülkemizde sünnet olarak tanımlanan, penisin ucundaki deri yani prepisyumun kesilmesi işlemidir. Sünnet Türkiye’de çocukluk çağında en sık gerçekleştirilen cerrahi işlemlerden biridir. Bu nedenle toplum içerisinde çok konuşulan ve kim tarafından hangi yaşta, nasıl bir anestezi ile yapılması konusunda bile bilgi kirliliğinin ve sabit bir fikrin olmadığı bir konudur. Bu nedenle sünnetle ilgili en temel bilinmesi gereken durum, sünnetin bir çok müdahaleden uzun süren Cerrahi Bir İşlem olduğudur. Bu yüzden Sünnetin hastane koşullarında steril koşullarda, uygun olan anestezi yöntemi ile uygun cerrahlar tarafından yapılması, sonrasında oluşabilecek ve hayat boyu sürebilecek yan etkilerin ortadan kaldırılması açısından son derece önem taşır.
SÜNNET NE ZAMAN YAPILMALIDIR?
Yaşamın ilk 3-4. ayında yassı hücreler keratinize olur ve smegmayı oluşturur. Penisin büyümesi ve ereksiyonuyla infant smegmasının oluşması iki epitel yüzeyinin birbirinden yavaş yavaş ayrışmasını sağlar. Yenidoğan bebeklerin sadece %4’ünde sünnet derisi geri çekilebilir. Yenidoğanların ancak % 50’sinde sünnet derisi, çişin geldiği deliği görecek kadar çekilebilir. 6. Ayda bu bebeklerin ancak %20’sinde pipinin başı görülebilir. 3 yaşına kadar bu oran %90’a çıkar. Sünnet derisi geri çekilmeye çalışılırken genelde çocuklara yanlış olarak bitik ( fimozis ) tanısı konur.
2. Aydan sonra organ gelişimi tam olarak oluştuğu, bebeklik çağında iyileşme hızlı olduğu, ağrı lokalizasyonu yapılamadığı için sünnet önerilebilir. Çocuklarda 2/6 yaş arasında cinsel kimlik oturduğu için herhangi bir cerrahi endikasyon yoksa sünnet yapılmamalıdır. Bu dönemde yapılan gereksiz cerrahi işlemlerle hadım edilme korkusu oluşabilir. 6 yaş sonrasında ise her yaşta sünnet yapılabilir.
Sünnet Türkiye’de ticari bir konu olarak da ele alındığı için suistimale çok açık bir konudur. Bu nedenle gerçek bir cerrahi neden olmaksızın bebek ve çocuk sünnetine sıklıkla rastlanmaktadır.
NERDE ve KİM?
Sünnet önemli bir ameliyattır bu nedenle her ameliyat gibi, hastane koşullarında ve ameliyathanelerde yapılması en doğru seçenektir. Günümüzde halen bir çok sağlık kurumunda lokal anestezi ile sünnet yapılmaktadır, ancak sosyal zekası yeterince olgunlaşmamış çocuklarda ve bebeklerde son yıllarda kullanılacak anestezi şeklinin de genel anestezi olması gerektiği konusunda artık bir fikir birliği oluşmuştur.
Bu nedenle sadece ticari nedenlerle insanlara genel anestezinin kötü olduğu, hastanelerin sünnet için uygun olmadığını söyleyen şarlatanlara itibar edilmemelidir.
Toplu sünnetlerde her çocuğa gerekli duygusal ve teknik özenin gösterilmemesi, Steril ortamın sağlamaması, cerrahi müdahaleden çok bir eğlence olarak algılanmasından dolayı komplikasyon olma ihtimali çok fazladır, bu yüzden toplu sünnet şölenleri son derece sakıncalı uygulamalardır.
Sünneti Kim Yapmalı?
İdeal olarak sünnet, çocuk cerrahları ya da çocuk ürologları tarafından yani sünnet konusunda deneyimli hekimler tarafından yapılmalıdır. Çocukları en yakından tanıyan ve tedavilerini en sık üstlenen Çocuk Cerrahisi branşıdır. Bu nedenle sünnetinde Çocuk cerrahları tarafından yapılması en doğru yaklaşımdır.
SÜNNET NASIL YAPILMALIDIR?
Sünnet, temel olarak çocuğun tüm hayatı boyunca kullanacağı bir organa şekil veren plastik bir operasyondur. Bu yüzden penil anatomiye hakim, komplikasyon oluşmasına izin vermeyecek doktorlar tarafından hastane koşullarında anestezi yardımı ile minimal psikotravma ile yapılmalıdır.
Sünnet Endikasyonları
Bitik (Fimozis) : Sünnet derisi yenidoğanlarda ve bebeklik döneminde fizyolojik olarak geri çekilemez. Ancak, ülkemizde genel olarak halk arasında ve yanlış tıbbi yönlendirilmelerle, bu dönemde sünnet derisinin geri çekilmesi ile sünnet derisinde kanama, yırtılma ya da kronik enfeksiyonla gerçek fimozis oluşabilir. Bunlar genellikle edinsel nedenlerdir, bunun dışında kötü hijyen ve sünnet sonrası aşırı nedbe dokusuda gerçek fimozise yol açabilir.
Parafimozis: Sünnet derisinin ucundaki dar halka penisin başında zorla geriye doğru geçirilirse, penis başında ödem, işeme zorluğu ve şiddetli ağrı oluşur, bu durum elle düzeltilemezse mutlaka uygun koşullarda sünnet gerekir.
Balanopostit: Penil deri ve sünnet derisinin enfeksiyonudur. Çoğunlukla irin oluşumunada rastlanır. Tedavinin ardında sünnet etmekte yarar vardır.
Kronik idrar yolu enfeksiyonu: 1 yaş altında en sık rastlanan enfeksiyon erkek bebeklerde idrar yolu enfeksiyonudur. Sık enfeksiyon atağı geçiren bebeklerde sünnet önerilebilir.
Konjenital üropatolojiler: Doğuştan böbrek ve mesane hastalıklarına sahip olan çocuklarda sünnet yapmakta yarar vardır.
SÜNNETİN FAYDALARI NELERDİR?
1- Fimozise bağlı olarak oluşabilecek enfeksiyon ataklarını, parafimozisi, penil enfeksiyon risklerinin ortadan kaldırılması.
2- Sünnetli çocuklarda daha az idrar yolu enfeksiyonu oluşur.
3- Sünnet derisinin kesilmesi bu bölgenin temiz kalmasını sağlar.
4- Sünnet olmamış erkeklerin cinsel yolla geçen hastalıklara daha çok yakalanır.
Sünnetli kişilerin partnerlerinde serviks kanseri riskinin azaldığı ileri sürülmektedir.
5- Penis kanseri çoğunlukla sünnet yapılmadığı toplumlarda görülür. 6- Sosyo- kültürel nedenler.
Sonuç olarak sünnet sonrasında oluşabilecek, cerrahi ve psikotravmalardan çocuklarımızı uzak tutmak adına, sünnetin penil cerrahı olduğu unutulmadan bu tip işlemler ameliyathane ortamında anestezi ile yapılmalıdır. Anestezi konusunda tamamen ticari kaygılarla toplumumuzu yanlış yönlendiren doktorlarda vardır, ancak bilinmesi gereken; siz ameliyat olurken, acı duymanızı engelleyen, konforunuzu sağlayan ve hayatınızın garanti altında olmasını sağlayan “Anestezi yani Narkoz”, size HAK olduğu kadar çocuklarımızıda “En Büyük HAKKIDIR”.
Halk arasında peygamber sünneti olarak da ifade edilen hipospadias, penisin gelişim bozukluğudur. Hipospadias’ta dış idrar deliği penis ucunda değil, daha aşağıdadır.
Hipospadias dış idrar deliğinin yerine göre sınıflandırılır.
Basit/Distal: Penis ucundaki hafif bir problemdir. Yaygındır.
Ara/Orta: Dış idrar deliği penis ortasında bir yerdedir
Ağır/ Proksimal:Torbaya yakın ve hatta torbada delik olmasıdır.
Tanı genellikle doğumda konulur. Dış idrar deliğinin normal yerinde olmaması, dar ya da geniş olması, penisteki eğrilik, penisin büyüklüğüne göre hastalığın tanımlaması yapılır. Ürogenital sistemin bir anomalisi olması dolayısıyla, hipospadias ile ilişkili anomalilerin de ilk muayene sırasında tanımlanabilir. Bu olguların % 10 kadarında inmemiş testis ve kasık fıtığı olabilir. Ağır hipospadias olgularında ise eğer testisler tek ya da iki taraflı olarak ele gelmiyorsa, doğum sonrasında pediatrik endokrinoloji bakısı mutlaka gerekmektedir.
Tedavi
Basit hipospadias için cerrahinin planlandığı yaş genellikle 6-18 ay arasıdır. Ancak hipospadiası olan hastaların tanı konulduğunda değerlendirilmesi, özellikle ağır hipospadias’ı olan olgularda, ameliyat öncesi gerekebilecek tedaviler için önem taşır.
Hipospadias’ta temel tedavi amacı penisin, fonksiyonel ve estetik olarak düzeltilmesidir. Ameliyat sonrasındaki yaklaşık 7-10 günlük erken süreç ameliyat kadar önem taşımakla birlikte bunun sonrasındaki 6-12 aylık dönemli uzun süreli takipte önemlidir. Ameliyattan sonra gelişebilecek problemler ve uzun süreli takip konusunda da aileler mutlaka bilgilendirilmelidir.
Hipospadias nedir? Hipospadias, çocuğun idrar yaptığı deliğin penisin ucunda değil de altında olmasıdır. Bu delik ile penis ucu arasındaki bölgede idrar kanalı tam olarak oluşmamıştır. Hipospadias, idrar deliğinin yerleşimine göre farklı farklı sınıflandırılabilir. Penisin baş kısmında yer alan, normal idrar deliğinin olması gerekli yere çok yakın olan hipospadias olgularına, glandüler hipospadias denilir. Penis baş kısmı ile penis gövdesi arasındaki birleşim yerinde yerleşirse, koronal hipospadias adını alır. Her iki durum genel olarak “distal hipospadias” tanımlaması içinde yer alır, çocuklarda en sık karşılaşılan, ve cerrahi başarı oranının en yüksek olduğu grup bu gruptur. Daha aşağı yerleşimli hipospadiaslar da vardır, idrar deliğinin yerleşimi penis gövdesinin herhangi bir yerinde, penis ile torbaların birleştiği bölgede hatta anüse yakın perine dediğimiz bölgede bile olabilir. Elbetteki daha aşağı yerleşimli hipospadiasların cerrahi tedavisi daha zordur. Hipospadias belirtileri nelerdir? Yukarıda da belirttiğim gibi en önemli belirti idrar deliğinin penis ucuna değil de penis gövdesinde daha aşağıda bir yere açılmasıdır. Hipospadias, halk araında farklı isimlerle adlandırılmaktadır, peygamber sünnetli, doğuştan sünnetli ya da yarım sünnetli denilebilmektedir. Bunların temel nedeni hipospadiaslı çocuklarda sünnet derisinin ön tarafı gelişmemiştir. Sünnet derisi penisin sadece arka kısmında bulunmaktadır. Kordi adı verilen, penisin ereksiyon denilen sertleşme durumunda eğriliği söz konusu olabilir. Hipospadias anomalisi ne kadar ağır ise, yani idrar yaptığı delik penis ucundan ne kadar uzaksa, kordi adı verilen bu eğrilik daha fazla olur. Hipospadias cerrahisinde tedavinin en temel bölümlerinden birisi bu eğriliğin düzeltilmesidir. Hipospadiaslı çocuklar oturarak çiş yapmayı tercih ederler, çünkü ayakta işerken karşıya değil de aşağıya doğru idrar yaparlar. Doğumsal bir durum mudur? Ne sıklıkta görülür? Hipospadias, doğumsal bir durumdur. Nedeni kesin olarak bilinmemektedir. Anne karnında hormonal uyarıların eksik kaldığına yönelik bazı çalışmalar varken, bazı araştırmalar da bunları tamamen reddetmektedir. Hipospadias'la birlikte, özellikle ağır olgularda, yandaş ürogenital sistem anomalilerinin bulunması da doğumsal olduğunu desteklemektedir. Çocuk ürolojisi pratiğinde en sık karşılaşılan durumlardandır. Her 300 erkek çocuğundan birinde hipospadias görülür. Distal tip hipospadias dediğimiz penis ucuna yakın idrar kanalı olanlar daha sık görülür. Bebek doğduğu zaman yapılacak dikkatli bir fizik muayene ile tanı rahatlıkla konulabilir. Hipospadias tanısı aldıktan sonra başka araştırmalar da yapılmalı mıdır? Hipospadias'la birlikte, özellikle ağır olgularda, diğer ürogenital sistem bozuklukları görülme ihtimali de daha fazladır. Bu nedenle ağır olgularda özellikle üriner sistem (böbrek ve idrar boşaltma kanalları, ve mesane) mutlaka incelenmelidir. Hipospadias'la birlikte iki taraflı inmemiş testis varsa, kromozomal araştırmalar yapılarak, bu durumun bir cinsel farlılaşma sorunu olup olmadığı mutlaka araştırılmalıdır. Tedavi ne zaman yapılmalıdır? Hipospadias'ın tek tedavisi cerrahidir. Fallik dönem denilen, çocuğun cinsel kimliğini keşfettiği dönem olan 2-6 yaş arası, penise yapılacak ağrılı müdahelelerden kaçınmak gereklidir. Dolayısıyla çocuk cinsel kimsiliği keşfetmeden hipospadias cerrahisi yapılmalıdır. Bezli dönemde yapılacak bu cerrahi müdahelenin bakımı da daha kolaydır. Hipospadias cerrahisini kim yapmalıdır? Hipospadias'ın cerrahi tedavisinde tanımlanmış yaklaşık 500 çeşit ameliyat bulunmaktadır. Hipospadias aemilyatını da herkes yapabildiğini iddia etmektedir; Plastik cerrahlar, ürologlar, çocuk cerrahları hatta hatta genel cerrahlar. Her branş da kendisinin bu işi iyi yaptığını belirtmektedir. Ancak elimizdeki bilgiler; tecrübesiz ellerde yapılan her üç ameliyattan birisi komplikasyonla sonuçlanmaktadır. Hipospadias ameliyatında ne yapılır? Temel amaç üretra denilen idrar deliğinin penisin ucuna getirilmesidir. Yaygın sorulan soru; dikişli mi yama ile mi tedavi yapılıyordur. Her iki yöntem de kullanılır. Temel olarak dikişle idrar kanalını oluşturduktan sonra üzerine bir katman olarak yama getirilmesi dokuyu daha sağlamlaştıracaktır. Penisteki eğrilik mutlaka düzeltilmelidir. Hipospadiasın ağırlık durumuna göre beraberinde sünnet de yapılabilir. Ya da sünnet derisi yama olarak kullanılabilir. Ancak bazı meslektaşlarımızca dile getirilen ameliyatla sünnetin birlikte yapılmaması görüşü doğru değildir. Aksine beraberinde sünnet yapılması çocuğu ikinci bir ameliyattan kurtracaktır. Ameliyat Sonrası Bebek-Çocuk ve Aileyi ne bekler? Ne kadar hastanede yatar? Sonda takılır mı? Günümüzde hipospadias konusunda deneyimli çocuk ürolojis uzmanları ya da çocuk cerrahları, hipospadias ameliyatlarını günübirlik cerrahi işlemler olarak yapmaktadırlar. Yani çocuk ameliyat olur ve aynı gün evine gidebilir. Ameliyat sonrası üçüncü ya da beşinci gün pansumanı açılır. Yedinci gün de sondası çekilir. hastanede kalmasına gerek yoktur. Stent adını verilen idrar sondaları iyileşme için gereklidir. Bebeklerde çift bez kullanılarak sondasıyla beraber eve gönderilebilir. Büyük çocuklarda da stent hemen penis başına yakın olarak kesilir, çocuk kendi kendine tuvalete gidip stentten idrarını yapabilir. Komplikasyonlar nelerdir? Yukarıda da bahsettiğim üzere tecrübesiz ellerde komplikasyon oranı çok yüksektir. Çocuk ya da bebeğe bu sorunu tek ameliyatla çözebilme şansı tanınmalıdır. Daha önce cerrahi girişim uygulanmış bir peniste başarı oranı hiç dokunulmamış olana göre daha azdır. En sık karşılaşılan komplikasyon fistül gelişimidir; idrar deliği penis ucuna taşınır ama arada bir yerde dikişlerin açılmasına bağlı idrarın birden fazla delikten gelmesidir. Bu komplikasyon geliştikten sonra 6 ay geçmeden herhangi bir müdahelede bulunulamaz. Ancak düzeltmesi de en kolay komplikasyonlardan birisidir. Dikişlerin tamamen açılması, kanama, penis derisinde gangren gelişmesi diğer komplikasyonlar arasında sayılabilir. Darlık ve peniste eğrilik diğer önemli komplikasyonlardır.
Çoğunlukla kalsiyum olmak üzere minerallerin veya organik maddelerin bir veya birkaçının bileşik yaparak oluşturduğu topaklardır. Böbrekte oluşurlar ve idrar boruları ile atılırlar. Atılamazlarsa idrar sisteminde tıkanmaya yol açarlar. Sebebi nedir? Ailevi yatkınlığın, coğrafi özelliğin (Sert Sular, Sıcak İklim), diyetin, az sıvı alınmasının, idrar sisteminde yapısal bozukluğun önemli yeri vardır. Düşürülen tarafta şiddetli yan ağrısı, bulantı ve kusma, idrar sıklığında artma ve bazen kanlı idrar. Tanı nasl konur? Çocuk cerrahisi uzmanı muayenesinden sonra ultrasonografi yapılır. İdrar tetkiki ve röntgen ile tanı kesinleşir.