Kategori: Beyin ve Sinir Cerrahisi

  • Ağrı nasıl ölçülür?

    Ağrıyı vücut sıcaklığını ölçerken olduğu gibi bir derece ile veya tansiyon ölçerken olduğu gibi bir aletle ölçme şansımız yok. Yani hep dendiği gibi, “Ağrıyı sadece çeken bilir!”. Hastaya şöyle bir soru sorarak, ağrısı için sayısal bir değer öğrenebiliriz tabii ki: “Hiç ağrınız olmayan bir duruma sıfır desek, dayanılmaz ağrıya ya da hayatınızda çektiğiniz en korkunç ağrıya ise yüz desek, şu anki ağrınız sıfır ile yüz arasındaki hangi rakama karşılık geliyor?”.

    Yani ağrısı olanın yüzünden, halinden çektiği acıyı anlayabiliriz, ya da ağrısını yüzde olarak söylemesini isteyebiliriz; bu şekilde de ancak hastanın ağrısını daha önceki ağrılarıyla karşılaştırabiliriz, başkalarının ağrılarıyla değil. Bunun için ise elimizde bir takım formlar var.

    Bunlar yıllardır kullanılmakta olan, geçerliliği uluslararası bilim dünyasında kabul edilmiş ve de Türkçeye uyarlanmış olan formlardır. Ağrının hastanın yaşam kalitesini ne denli düşürdüğünü, hastanın psikolojik durumunu ne denli etkilediğini anlamamızı ve en önemlisi bunu başka hastalarla kıyaslamamızı sağlarlar.

  • Sırt fıtığı ameliyatları hakkında

    Sırt fıtığında hangi ameliyatın gerekeceğine sizi tedavi edecek olan cerrah karar verecektir. Ancak hemen daima ilk basamakta halk arasında “İğne Tedavisi” denen ve doktorlar arasında da “Ağrı Tedavisi, Algoloji Tedavileri” denen; kimi zaman kısacık ve çok ince iğnelerle cildinize verilen, kimi zaman da daha uzun iğnelerle kaslarınıza ve eklemlerinize verilen ilaçlarla yapılan tedaviler yer alır. Bunların yeterli olmadığı durumlarda halk arasında “Kansız Ameliyat, Kapalı Ameliyat” denen ve doktorlar arasında da “Minimal Girişimsel Ameliyat” denen, ciltte göze görünmeyecek denli küçük deliklerden girilerek; narkoz uygulamadan ve düşük riskle yapılabilen ameliyatlara sıra gelir.

    Söz konusu yöntemlerle şikayetleri tedavi edilemeyen hastalarda ise, açık cerrahiler yani narkoz altında ve hastanın derisi kesilerek yapılan ciddi ameliyatlara gerek duyulabilir. Bunlar çok düşük denebilecek risklerle yapılan “Mikrocerrahi”, yani hastanın cildindeki çok küçük kesilerden girilerek yapılan ameliyatlardan; halk arasında “Platin Ameliyatı”, doktorlar arasında ise “Enstrümentasyon” denen ve ağrılı omurga kemiklerinin birbirine kaynatılarak ağrının durdurulması esasına dayanan çok daha ciddi ameliyatlara kadar değişebilir.

    Son yıllarda, ülkemizde de halk arasında “Protez Ameliyatı”, doktorlar arasında da “Hareket Koruyucu Cerrahi” adı verilen ve omurgalara konan cihazların bir miktar harekete izin vererek; genç yaştaki insanların aktif hayatına engel olmayan ve daha ileriki yaşlarda ekstra sorunlar çıkmasını önleyen bir ameliyat türü de gelişmiş merkezlerde, tecrübeli cerrahlar tarafından yapılabilmektedir. Ancak sırt fıtıkları konusunda önemli bir hatırlatma yapmak istiyorum, bunlar mutlaka ama mutlaka çok tecrübeli ellerde yapılmalıdır, yoksa çok üzücü sonuçlarla karşılaşılabilir.

  • Sırt ağrılarınız mı var?

    Sırt fıtığının ilk işareti. Aslında her beş kişiden biri, ömrü boyunca en az bir kere sırt ağrısı çekecektir. Söz konusu bu ağrı akut olabilir, yani birden bire tüm şiddetiyle başlayabilir; ya da kronik olabilir, yani tekrarlayan bir şekilde görülebilir. Aslında her yirmi sırt ağrısından sadece biri akut olarak başlar, yani bir çeşit burkulma, incinme gibidir.

    Ağrı aslında bizim düşmanımız değil, dostumuz. Bize bir şeylerin yanlış gitmekte olduğunu hatırlatıyor. Bu yüzden de ağrı kesicileri gereğinden fazla kullanmamak gerek, adı üstünde; bunlar sırtımızı iyileştirmiyor, sadece ağrıyı kesiyor yani çalmakta olan alarmı susturuyorlar. Sırtımızdaki tutulmaların şiddeti, süresi ve sıklığı artıyorsa ve de kulunçlarınızdaki ağrı tek bir yanda olmaya başladıysa, hemen kalıcı bir çözüm bulmak zorundasınız. Artık hemen bir diyetisyenin yolunu mu tutarsınız, yoksa bir spor salonuna mı üye olursunuz, yoksa bir doktor mu aramaya başlarsınız bilemem.

  • Sırt fıtığı belirtileri

    Tekrarlayan sırt ağrısının sıklığının, şiddetinin ve süresinin artması yanı sıra, şikayetlere bele inen ağrıların da eşlik etmesi söz konusudur. Söz konusu bu ağrı tek yanlı olabileceği gibi iki yanlı da olabilir. Ağrı yanıcı veya batıcı bir ağrı olabileceği gibi kasılma veya gerilme şeklinde de olabilir. Ağrı öksürme, hapşırma veya tuvalette ıkınma durumunda şiddetlenir. Bacaklarda uyuşma, hissizlik, karıncalanma, keçeleşme gibi his bozuklukları da şikayetlere eşlik edebilir.

    Bazı hastalarda kısa bir mesafe yürüyünce bacaklarda çok şiddetli kasılma türü ağrılar olması nedeniyle yürümek neredeyse imkansız hale gelebilir. Gece bacaklara kramplar girebilir. Söz konusu bu rahatsızlıklara durup dururken, yani bir zorlanma olmadan idrar kaçırma veya ayaklarda güç kaybı gibi şikayetler de eklenirse; olay acil demektir ve eğer 48 saat içinde ameliyat olmazsanız, söz konusu durumun düzelmesi bir yılı bulabilir ve hatta düzelmeyebilir de.

  • Alzheimer çözümsüz değil!

    Onlar unutsa da siz unutmayın!

    Alzheimer çözümsüz değil!
    Pes etmeyin!

    Efendim, Tanrıya şükürler olsun ki modern tıbbın sayesinde insan ömrü giderek uzuyor. Çoğumuzun ebeveynleri, hatta büyük ebeveynleri hayatta; üstelik nazar değmesin sağlıklılar da. Aman onlar başımızdan hiç eksik olmasınlar. Tabii ki ileri yaşlara bağlı olarak hepsinin başına bir takım sağlık sorunları açılıyor, ama biz de onlar için tüm imkanlarımızı seferber ediyoruz.

    Herhalde hepiniz katılırsınız, sağlık söz konusu edildiğinde; en önemli şey akıl sağlığı. Çocuğu olmaktan gurur duyduğumuz, bir zamanlar aklının ışığına hayran olduğumuz büyüklerimizin giderek bunaması çok üzücü bir durum; insanın içi parçalanıyor. Yakınlarda çıkan kitabımda bu problem hakkındaki tüm sorularınızın cevaplarını bulabilirsiniz.

    Burada sadece en önemli noktayı vurgulamak istiyorum: Alzheimer olabileceğini düşündüğümüz ebeveynlerimizi, diğer bir deyişle bunama hastalarını iyileştirmek için yapılabilecek hiçbir şey olmadığını sakın düşünmeyin. Bu tip her sekiz hastanın biri, yapılacak basit bir ameliyatla eski haline döndürülebiliyor!

    Varlığı 1965 yılından beri bilinen söz konusu ‘Adams Hakim’ hastalığında yürüyüş bozukluğu genellikle ilk ortaya çıkan bulgu. Tipik yürüyüş yavaş ve ayağı yerden kaldırmadan sürükleme tarzında atılan küçük adımlar şeklinde, hasta dönüşlerde zorlanır.
    Zihinsel değişiklikler, yakın hatırlamada zorluk şeklinde hafıza kaybı; azalmış dikkat ve düşüncede yavaşlama şeklinde. Bazen görülen idrar kaçırma yakınmasına gelince, hastalar ilk başta tuvalete yetişemediklerinden söz ederler.

    Söz konusu hastalık, bunamaya yol açan nedenler arasında tümüyle tedavi edilebilen; yani hastanın yaşamına eskiden olduğu gibi normal bir yaşlı olarak devam edebildiği tek hastalık. Bu insanların beyninde ortaya çıkan küçülme sonucu, beynin içindeki boşlukları doldurup çevresini kaplayan beyin omurilik sıvısının arttığını biliyoruz. İşte bu durum ‘bunama’ tablosu ile ilişkili.

    Hastalığın diğer bir adı da ‘Normal Basınçlı Hidrosefali’ dir. Tedavi amaçlı yapılan şant takılma ameliyatının başarılı olma şansı ise, cerrahiden 3 ila 6 ay sonra % 65 – % 95 arasında. Üstelik iyileşme görülecek bu hastaları, ameliyattan önce yapılacak bir testle saptamak da mümkün.

    Onlar unutsa da siz unutmayın!

  • Eski yöntemleri alçıya aldık!

    Bel kırıkları: Son yıllardaki gelişkin önlemlere bağlı olarak trafik kazalarında ölümler azalsa da, araçların hızlarının giderek artması sonucunda özellikle omurga kırıklarında bir artma ortaya çıktı. Tabii bu kırıklarda omurilik ve sinirlerde zedelenme olması da hastanın durumunu ağırlaştırmaktadır. Bu yüzden siz siz olun, bu kırıkları tedavi eden ekipteki ortopedistlerin yanında mutlaka tecrübeli bir beyin cerrahının olmasını şart koşun.

    Bu hastalara, özellikle de yaşlı ve kadın hastalara bir an önce ayağa kaldırılmaları gerektiği için; kaçınılmaz olarak halk arasındaki adıyla “Platin Ameliyatı” yapılması gerekmektedir. Tabii ki bu ameliyatlar da artık kapalı olarak yapılabilmektedir. Bel kemikleri ile beraber kalça ve kuyruk sokumu kemiğinde de kırılma olan hastaların muhakkak tecrübeli ekipler tarafından ameliyat edilmeleri gerekmektedir.

    Eğer bu kırıklar, yaşlı insanlardaki kemik erimesine bağlı olarak; çok basit travmalara bağlı olarak ortaya çıktılarsa, tam kapalı ameliyatlarla yani kemiğin içinde bir balon şişirilip düzeltilmesi ardından kemiğin içine kemik çimentosu doldurularak tamir edilmeleri de mümkündür. Ancak unutulmaması gereken nokta, bu ameliyatların kırığa yol açan olaydan sonraki ilk birkaç ay içinde yapılması gerektiğidir.

  • Çocuklarda bel ve boyun fıtıkları

    Bu tip fıtıklar çocuklarda çok nadirdir, hatta 18-20 yaşlarında bile pek görülmezler. Bu yaşlarda fıtık genellikle travmaya bağlı olarak birdenbire ortaya çıkar. Ancak görüldüklerinde de ameliyatları hiç kolay değildir, çünkü daha sonraki yıllarda ortaya çıkabilecek sorunlara yönelik teknikler de kullanılması gerekecektir; bu nedenle mutlaka tecrübeli ellerde yapılmaları gerekir.

    Böyle erken yaşta fıtık görüldüğünde olaya eşlik eden ekstra bir hastalık, mesela doğumsal bir anormallik veya bir bulaşıcı hastalık olup olmadığına da dikkat etmek gerekir. Ayrıca çocukları bu tip durumlardan korumak için; ağır işlerde çalışmalarına, ağır okul çantaları taşımalarına izin vermemek gerekir. Eğer zorunlu olarak ağırlık kaldıracaklarsa da, bunu simetrik olarak yapmaları; yani tek kolla dengesiz olarak ağırlık taşımamaları gerekir.

  • Karpal tünel sendromu nedir, teşhis ve tedavisi nasıl yapılır?

    Karpal tünel sendromu, el bileğinin bir hastalığıdır. Bilekteki karpal tünelden geçen median sinirin sıkışması sonucu ortaya çıkar. Genellikle elin ortasında bulunan median sinirin bası altında kalması sonucu ağrı, uyuşukluk ve güçsüzlükle kendini gösterir.

    El-Bilek Kanalı Hastalığı belirtileri nelerdir?

    • Geceleri ellerde ortaya çıkan ve zaman içinde giderek şiddetlenen uyuşmalar ve ağrılar. Uykudan uyandırcak kadar kötü olabilir. Kola, omuza yayılabilir.
    • Avuç içinde ve parmaklarda his kaybı veya elektrik çarpması hissi. Özellikle baş, işaret ve orta parmaklarda görülür.
    • Elde kuvvet kaybı, tutamama, tutulan şeyleri düşürme.
    • Eli sallamakla bu ağrıların hafiflemesi.

    Neden olur?

    El-Bilek kanalı hastalığı hekimler tarafından çok eskiden beri bilinmesine rağmen başka hastalıklarla karışabilmekte ve çoğu zaman hastalar doğru tanı alamadığı için hekim-hekim dolaşmaktadır. El-bilek kanalı hastalığı yerine boyun fıtığı tanısı alarak ameliyat olmuş ancak şikayetlerinden kurtulamamış hastalara sık rastlanmaktadır. .

    Median sinir dediğimiz, başparmak ve işaret parmağının hareket ve duyusunu sağlayan bir sinirde bileğin iç yüzünün ortasından geçerek el içinde dallara ayrılır. Bu sinirin üstü, el bileği hizasında ve kısmen de avuç içinde kalın koruyucu özelliği olan bir bandla kaplıdır. Bu koruyucu band , orta yaşlara doğru çeşitli nedenlerle kalınlaşarak, altında kalan ve koruduğu siniri sıkıştırır.

    En sık nedeni aşırı kullanmaya bağlı bant kalınlaşmasıdır. Özellikle bileğine yük vererek senelerce çalışan kimselerde, daktilo-bilgisayar kullanlarda, örgü ören ve yoğun ev işleri yapan ev hanımlarında, oto tamircileri gibi el bileğini çok kullanan kişilerde sık ortaya çıkar. Bazen bu hastalık başka bir hastalığın parçası olarak karşımıza çıkabilir.

    • Diabetes Mellitus
    • Hipotiroidizm
    • Akromegali
    • Romatoid Artrit
    • Gut gibi..

    Nasıl teşhis konulur?

    Tanı, şikayetlerin ayrıntılı öyküsü ve bu duruma yol açacak diğer nedenlerin araştırılmasıyla konulur. Boyun fıtığı ve kireçlenmesi tanısı konan hastaların bir kısmında , el bilek kanalı hastalığı da mevcut olup, bu duruma çift darlık adı verilir. Hem boyunda omurilik ve sinir kökü sıkışmıştır, hem de el bileği kanalı darlığı mevcuttur. Boyun MR’ı ve EMG (sinir elektrosu) tetkikleri yapılarak tanı kesinleşir.

    Karpal Tünel Sendromu Nasıl Tedavi Edilir?

    Tedavide esas olan Karpal tünelin serbestleştirilmesidir. Bu da cerrahi olarak ligaman kesilerek median sinir üzerindeki bası ortadan kaldırılır.

    Başlangıçta,
    • Aşırı kullanmayı engellemek, el bileğine aşırı yük binmesine neden olacak işlerden kaçınmak
    • Ağrı kesiciler ve antienflamatuvar ilaçlar
    • Bilek egzersizleri
    • El bileği atelleri, gece atelleri
    • Lokal ya da sistemik kortizon enjeksiyonları çoğu kimse için yeterli olmaktadır.

    Cerrahi Tedavi: İlaç tedavisi ile şikayetleri düzelmeyen hastalara sinir harabiyeti artmadan cerrahi tedaviye alınmalıdır. Cerrahi olarak sinir üzerindeki bası ortadan kalktığında sinir harabiyeti daha fazla ilerlemeden duracaktır ve nöral fonksiyonda anlamlı iyileşme süratle görülecektir. mikroskop kullanılarak el bileğinden avuç içine doğru yapılan 1-2 santimlik bir kesiyle, sinirin üstündeki band kesilerek, sinirin sıkışması ortadan kaldırılır. Bu cerrahi müdahale için hastanın hastanede yatması gerekmez. Ayakta gelen bir hastada lokal anestezi ile o bölge uyuşturulur. Kısa süre içerisinde median sinirin üzerindeki karpal ligaman kesilerek sinir serbestleştirilmiş olur ve hasta iki saat sonra tabucu edilir.

    El-Bilek Kanalı Hastalığının Tedavisi

    Önerilerimiz:

    • Daktilo ve bilgisayar kullanırken, zaman zaman ellerinizi istirahat ettiriniz.
    • Ev işlerinde bileğe çok güç binen durumlarda dikkatli olunuz.
    • Gece uykuda bileğinizin üstüne yatmayınız.
    • Özellikle geceleri ellerinizde uyuşmalarla uyanıyorsanız, uykunuz bölünüyorsa el-bileği kanalı hastalığı başlıyor demektir.
    • Tedavisi mümkün olan bu hastalıkta basit bir cerrahi girişim kalıcı çözüm sağlar.

  • Bel ağrılarının nedeni nedir?

    Bel ağrısı gelişmiş toplumlarda iş gücü kaybının ve sakatlığın en önemli nedenlerinden biridir. Tüm insanların %80’i hayatlarının bir döneminde bel ağrısı ile karşılaşırlar. Bel ağrısı bütün yaş gruplarında %20-30 arasında bir sıklıkla görülmekte ve ağrıya en çok 40-50 yaş grubunda rastlanmaktadır.

    Bel ağrısının nedeni genellikle ağır kaldırmak olmakla birlikte, gebelik, doğum, ağır ev işleri, yanlış yatak seçimi, geçmişteki düşmeler, çarpmalar, kazalar, yanlış oturma, hatta bazen yalnızca öksürmek, hapşırmak, ıkınmak bile ağrıya sebep olabilmektedir.

    Bel ağrısını önleme ve koruma bir bilgilendirme ve eğitim işidir. Kişilerin bellerini tanımaları, belin hangi hareketle nasıl zorlanacağını bilmeleri, bel ağrısına yol açan etkenleri, egzersizlerin ağrıda nasıl etkili olduklarını, günlük yaşamda ağrıdan nasıl korunabileceklerini öğrenmeleri, uzun vadede ise bel ağrısına rağmen günlük yaşamlarına nasıl devam edeceklerini ve ağrı ile nasıl baş edebileceklerini anlamaları gerekmektedir.

  • Egzersizlere başlamadan önce…

    Herhangi bir sağlık sorunu, özellikle de önemli bir omurga sorunu olan kişilerin yapacağı egzersizler kendileri için özel olarak planlanmalıdır. Aslında günümüzde herkesin egzersizi kişiye özel planlanabilir. Çünkü ülkemizde fizyoterapi okullarının, beden eğitimi ve spor bölümlerinin sayısının giderek artması sonucunda, buralardan mezun olmuş iyi eğitimli spor koçlarına artık herkes ulaşabilmekte…

    Kişiye uygun egzersizler planlanırken; önce egzersizlerle kötüleşebilecek kalp hastalığı, akciğer problemi ve benzeri bir takım hastalıklar var mı öğrenilmelidir. Daha sonra da düztabanlık, omurga eğriliği, arka bacak kaslarında esneklik kaybı, karın kaslarının gücünde azlık gibi dezavantajlar varsa bunlar giderilmelidir.