Kategori: Beyin ve Sinir Cerrahisi

  • Beyin tümörleri hakkında bilmeniz gerekenler

    Beyin, yumuşak, süngerimsi bir doku kütlesidir. Kafatası kemikleri ve menings olarak adlandırılan üç adet ince zar tarafından korunmaktadır. Serebrospinal sıvı adı verilen ve suya benzeyen bir sıvı, beyni sarar ve tampon görevi görür. Beyin sıvısı, meningsler arasındaki boşluklar ile beyin içindeki karıncık denilen boşluklarda bulunur.

    Bir sinir ağı, beyin ve vücudun kalan kısmı arasındaki mesajları taşır. Bazı sinirler beyinden doğrudan gözlere, kulaklara ve kafanın diğer kısımlarına giderler. Diğer sinirler ise beynin vücudun diğer bölümleri ile bağlantı kurması için omurilikten giderler. Beyin ve omurilik içindeki glia hücreleri, sinir hücrelerini sarar ve onları yerinde tutarlar.

    Beyin, yapmayı seçtiğimiz eylemleri (yürümek ve konuşmak, gibi) ve vücudumuzun biz düşünmeden yaptığı eylemleri (nefes almak, gibi) yönetir. Beynimiz aynı zamanda duyularımızdan (görme, işitme, dokunma, tat alma ve koklama), hafızamızdan, duygularımız ve kişiliğimizden de sorumludur.

    Beynin farklı etkinlikleri denetleyen üç ana parçası vardır:
    •Serebrum– Beynin en büyük parçasıdır. Beynin üst kısmıdır. Çevremizde olan biteni bize bildirmek için duyularımızdan gelen bilgiyi kullanır ve vücudumuza olan bitene nasıl cevap vermesi gerektiğini söyler. Okumayı, düşünmeyi, öğrenmeyi, konuşmayı ve duyguları kontrol eder.

    Serebrum, farklı etkinlikleri kontrol eden iki yarım küreden oluşmuştur. Sağ yarısı, vücudun sol tarafındaki kasları kontrol eder. Sol yarısı ise, vücudun sağ tarafındaki kaslardan sorumludur.
    •Serebellum (Beyincik) – Serebrumun altında, beynin arka tarafında yer alır. Dengeyi ve yürüme ve konuşma gibi karmaşık etkinlikleri kontrol eder.

    Beyin Sapı – Beyni omuriliğe bağlar. Acıkmayı ve susamayı denetler. Denetlediği diğer etkinlikler arasında, solunum, vücut sıcaklığı, kan basıncı ve diğer temel vücut fonksiyonları da vardır.

    Kanseri Anlamak

    Kanser, dokuları oluşturan yapı taşları olan hücrelerde başlar. Dokular da vücudun organlarını yaparlar.

    Normal olarak, hücreler büyür ve vücut onları gereksindiği için yeni hücreler oluşturmak üzere bölünürler. Hücreler yaşlandıklarında ölürler ve yerlerini yeni hücrelere bırakırlar.

    Bazen bu düzenli süreç, yanlış çalışır. Vücudun ihtiyacı yokken yeni hücreler oluşur ve ölmeleri gerektiği halde yaşlı hücreler ölmezler. Ortaya çıkan bu fazladan hücreler tümör ya da ur adı verilen bir doku kütlesi oluşturabilirler.

    İyi Huylu (Selim) ve Kötü Huylu (Habis) Beyin Tümörleri

    Beyin tümörleri iyi ya da kötü huylu olabilirler.

    İyi huylu beyin tümörleri, kanser hücreleri içermezler:

    •Genellikle, bu tümörler çıkarılabilir ve tekrar büyüme olasılıkları azdır.
    •İyi huylu bir tümörün sınırları veya kenarları açıkça görülebilir. İyi huylu tümör hücreleri, çevredeki dokuya hücum etmezler veya vücudun başka bölümlerine yayılmazlar. Ancak, beyindeki bazı hassas alanlara baskı yapabilir ve ciddi sağlık sorunlarına neden olabilirler.
    •Vücudun diğer birçok kısmındaki iyi huylu tümörlerden farklı olarak iyi huylu beyin tümörleri bazen yaşamı tehdit edicidirler.
    •Çok nadir olarak, iyi huylu bir beyin tümörü, kötü huylu bir tümöre dönüşebilir.

    Kötü huylu beyin tümörleri, kanser hücreleri içerirler:

    •Genellikle, kötü huylu tümörler daha ciddidir ve çoğunlukla yaşamı tehdit edicidirler.
    •Çabucak büyüme ve çoğalmaya veya çevreleyen sağlıklı beyin dokusuna hücum etmeye eğilimlidirler.
    •Çok nadiren, kötü huylu bir beyin tümöründen kanser hücreleri çıkıp beynin diğer kısımlarına, omuriliğe veya vücudun diğer bölümlerine yayılabilirler.
    •Bazen kötü huylu bir tümör, sağlıklı dokuya dek uzanmayabilir. Bir doku katı içinde kalabilir veya kafa kemikleri ya da kafadaki bir diğer yapı, tümörü kuşatabilir. Bu tip bir tümöre, enkapsüle denilir.

    Tümör Dereceleri

    Doktorlar bazen tümörleri, düşük (I. derece) ve yüksek (IV. derece) olarak derecelendirirler. Bir tümörün derecesi, mikroskop altındaki görünümünü ifade eder. Yüksek dereceli tümörün hücreleri daha anormal görünümlüdür ve düşük dereceli tümörlere göre daha hızlı büyürler.

    Birincil Beyin Tümörleri

    Beyin dokusunda başlayan tümörler, birincil beyin tümörleri olarak adlandırılır. Birincil beyin tümörleri, hücrelerinin şekline veya beyinde oluşmaya başladıkları kısma göre isim alırlar.

    En sık görülen birincil beyin tümörleri, gliomalardır. Glia hücrelerinde başlarlar. Gliomaların pek çok tipi vardır:
    •Astrositom – Tümör, yıldız biçimli ve astrosit olarak adlandırılan glia hücrelerinden ortaya çıkar. Astrositomlar erişkinlerde çoğunlukla serebrumda oluşurlar. Çocuklarda ise beyin sapında, serebrum ve serebellumda meydana gelirler. III. derece bir astrositom bazen anaplastik astrositom olarak isimlendirilir. IV. derece bir astrositoma ise genellikle glioblastom multiforme adı verilir.
    •Beyin sapı gliomu – Beynin en alt kısmında meydana gelir. Beyin sapı gliomları en sık genç çocuklarda ve orta yaşlı erişkinlerde görülmektedir.
    •Ependimom – Beynin karıncıklarını veya omuriliğin merkezi kanalını kaplayan hücrelerden ortaya çıkar. En sık, çocuklar ve genç erişkinlerde görülmektedir.
    •Oligodendrogliom – Bu az görülen tümör, sinirleri kaplayıp koruyan yağlı maddeyi üreten hücrelerden ortaya çıkar. Genellikle serebrumda oluşur. Yavaş yavaş büyür ve genellikle çevresindeki beyin dokusuna yayılım göstermez. En sık, orta yaşlı erişkinlerde görülür.

    Bazı beyin tümörleri, glia hücrelerinden başlamazlar. Bunların en sık görülenleri:
    •Medulloblastom – Genellikle serebellumda belirir. Çocuklarda en sık rastlanan beyin tümörüdür. Bazen primitif nöroektodermal tümör olarak da adlandırılır.
    •Meningiom – Meningslerde ortaya çıkar ve genellikle yavaş büyür.
    •Schwannom – Bir Schwann hücresinden ortaya çıkan tümördür. Bu hücreler, denge ve işitmeyi kontrol eden siniri kaplarlar. Bu sinir de iç kulaktadır. Tümör bazen, akustik nörom olarak da adlandırılır. En çok erişkinlerde görülür.
    •Kraniofaringiom – Beynin tabanında, hipofiz bezinin yakınında büyür. En sık çocuklarda rastlanır.
    •Beynin germ hücreli tümörü – Bu tümör, bir germ hücresinden ortaya çıkar. Beyinde ortaya çıkan germ hücreli tümörlerin çoğu, 30 yaşından genç insanlarda olmaktadır. Beynin en sık görülen germ hücreli tümör tipi, germinom’dur.

    Epifiz bölgesi tümörü – Bu az görülen beyin tümörü epifiz bezinde veya bu bezin yakınlarında ortaya çıkar. Epifiz bezi, serebrum ve serebellumun arasında bulunmaktadır.

    İkincil Beyin Tümörleri

    Kanser ilk ortaya çıktığı yerden vücudun başka kısımlarına yayıldığı zaman, bu yeni tümör aynı tip anormal hücrelere sahiptir ve birincil tümör ile aynı adı alır. Vücudun başka kısmından beyne yayılan tümör ise birincil beyin tümöründen farklıdır. Kanser beyne başka bir organdan (akciğer veya göğüs, gibi) yayıldığı zaman, ikincil tümör veya metastatik tümör olarak adlandırılır. Beyindeki ikincil tümörler, birincil beyin tümörlerinden çok daha fazla görülür.

    Beyin Tümörleri: Kimler Risk Altında?

    Beyin tümörlerinin tam nedenlerini kimse bilmez. Bir kişinin neden beyin tümörü geliştirdiğini, diğer kişide ise neden tümör oluşmadığını nadiren açıklanabilir. Ancak, beyin tümörlerinin bulaşıcı olmadığı da bir gerçektir. Hiç kimse bir diğer kişiden hastalığı “kapamaz”.

    Araştırmalar, bazı risk faktörlerine sahip olan insanların beyin tümörü geliştirmeye diğerlerinden daha yatkın olduğunu göstermiştir. Risk faktörü, bir kişinin hastalık geliştirme olasılığını arttıran herhangi bir etmendir.

    Aşağıdaki risk faktörleri, birincil beyin tümörü geliştirme olasılığını arttırır:
    •Erkek olmak – Genellikle beyin tümörleri erkeklerde kadınlara göre daha sık görülür. Ancak, meningiomlar kadınlarda daha sıktır.
    •Irk – Beyin tümörleri beyazlarda diğer ırktan olanlara göre daha sık görülür.
    •Yaş –Beyin tümörlerinin çoğu 70 yaş ve üzeri insanlarda tespit edilmiştir. Ancak, beyin tümörleri çocuklarda ikinci en yaygın görülen kanserdir (en sık görülen çocukluk kanseri, lösemidir). Beyin tümörleri en çok 8 yaşından küçük çocuklarda görülür. Daha büyük yaştaki çocuklarda görülme sıklığı daha azdır.
    •Ailevi hikâye – Gliomu olan aile üyeleri, bu hastalığa yatkınlığı arttırabilir.
    •Çalışma ortamında radyasyon veya bazı kimyasallara maruz kalmak
    •Radyasyon – Nükleer sanayi işçilerinde beyin tümörü geliştirme riski yüksektir.
    •Formaldehit – Formaldehit ile çalışan patologlar ve mumyalama ile uğraşanlarda beyin kanseri gelişme riski yüksektir. Bilim adamları, formaldehide maruz kalan başka işçilerde beyin kanseri riskinde artma bulamamışlardır.
    •Vinil klorid – Plastik işçileri, vinil kloride maruz kalabilirler. Bu kimyasal, beyin tümörleri riskini arttırmaktadır.
    •Akrilonitril – Dokuma ve plastik yapan insanlar, akrilonitrite maruz kalabilirler. Bu durum beyin kanseri riskini arttırmaktadır.

    Bilim insanları, cep telefonlarının beyin tümörlerine neden olup olmadığını araştırmaktadırlar. Şimdiye dek yapılan çalışmalar, cep telefonu kullanan kişilerde beyin tümörü riskinin arttığını göstermemiştir.

    Araştırmacılar, kafa yaralanmalarının da beyin tümörleri için bir risk faktörü olup olmadığını araştırmaya devam etmektedirler. Şimdiye dek yapılan çalışmalar, böyle bir durumun riski arttırdığını göstermemiştir.

    Bilinen risk faktörlerine sahip insanların çoğunda beyin kanseri gelişmez. Öte yandan, hastalanan pek çok kişide de bu risk faktörlerinin hiçbiri yoktur. Risk altında olabileceğini düşünen kişiler, bu konuyu doktorları ile görüşmelidirler. Doktor, riski azaltma yollarını önerebilir ve kontroller için uygun bir program planlayabilir.

    Semptomlar – Belirtiler

    Beyin tümörü belirtileri, tümörün boyutuna, tipine ve yerleşimine bağlıdır. Tümörün bir sinire baskı yapması veya beynin belli bir alanına zarar vermesi ile belirtiler ortaya çıkabilir. Belirtiler, beyin şiştiği veya kafa içinde sıvı arttığında da oluşabilmektedir. Beyin tümörlerinin en sık rastlanan belirtileri şunlardır:
    •Baş ağrıları (genellikle sabahları daha kötüdür)
    •Mide bulantısı veya kusma
    •Konuşma, görme veya işitmede değişiklikler
    •Denge ve yürüme problemleri
    •Duygudurum, kişilik veya konsantre olma yeteneğinde değişiklikler
    •Hafıza problemleri
    •Kas seğirmesi veya kasılması (nöbetler veya havaleler)
    •Kol veya bacaklarda hissizlik veya karıncalanma

    Bu belirtiler bir beyin tümörünün kesin belirtileri değildir. Başka durumlar da bu belirtilere neden olabilir. Belirtileri olan kişiler mümkün olduğunca çabuk doktora gitmelidirler. Sadece bir doktor problemi teşhis ve tedavi edebilir.

    Teşhis

    Eğer kişide beyin tümörünü düşündüren belirtiler varsa, doktor aşağıdaki işlemlerin birini veya daha fazlasını uygulayabilir:
    •Fiziksel muayene – Doktor, genel sağlık işaretlerini kontrol eder.
    •Nörolojik muayene – Doktor, uyanıklık, kas gücü, koordinasyon, refleksler ve ağrıya cevabı kontrol eder. Doktor aynı zamanda, göz ve beyni birleştiren sinir üzerine bir tümör basısı nedeniyle oluşan bir şişlik olup olmadığını anlamak için gözü de muayene eder.
    •CT tarama – Başın bir dizi detaylı resmini çeken, bilgisayara bağlanmış bir röntgen cihazıdır. Resimlerde beynin daha net çıkabilmesi için, özel kontrast bir madde hastaya enjekte edilir. Resimler, beyinde tümörü gösterebilir.
    •MRI- Bilgisayara bağlı güçlü bir mıknatıstır ve vücut içinin ayrıntılı resimlerini verir. Bu resimler bir monitörde izlenir ve basılabilir. Bazen, beyin dokusundaki farkları göstermeye yardım etmek için özel bir madde enjekte edilir.

    Doktor, başka testler de isteyebilir:
    •Anjiyogram – Röntgende daha iyi çıkmalarını sağlamak için, beyindeki kan damarlarına giden kana enjekte edilmiş kontrast madde ile yapılır. Bir tümör varsa, bu sayede doktor onu röntgende görebilir.
    •Kafatası röntgeni – Beyin tümörlerinin bazı tipleri, beyinde kalsiyum depolanmasına veya kafatası kemiklerinde değişmelere neden olmaktadır. Bir röntgen ile doktor bu değişiklikleri kontrol edebilir.
    •Lomber ponksiyon (omurilik sıvısı aspirasyonu)- Doktor, beyin-omurilik sıvısından (beyin ve omurilik çevresindeki ve içindeki boşlukları dolduran sıvı) bir örnek alabilir. Bu işlem, lokal anestezi ile yapılır. Doktor, omurgadan sıvı alabilmek için uzun, ince bir iğne kullanır. Lomber ponksiyon yaklaşık 30 dakika sürer. Baş ağrısının önlenmesi için hasta, birkaç saat boyunca düz olarak yatmalıdır. Alınan sıvı, bir laboratuarda incelenir ve içinde kanser hücreleri veya başka problem belirtileri olup olmadığına bakılır.
    •Myelogram – Bu bir omurga röntgenidir. Özel bir kontrast maddeyi beyin omurilik sıvısına enjekte etmek için lomber ponksiyon yapılır. Kontrast maddenin sıvıyla karışmasını sağlamak için hasta yan yatırılır. Bu test omurilikte bir tümör olup olmadığını tespit etmede doktora yardımcı olur.
    •Biyopsi – Tümör hücrelerini tespit etmek için dokunun alınmasına, biyopsi adı verilir. Patolog, mikroskoptan bakarak dokuda anormal hücre olup olmadığını kontrol eder. Biyopsi, kanseri, kansere giden doku değişimlerini ve diğer durumları gösterebilir. Bir beyin tümörünün teşhis edilmesinin kesin olan tek yolu biyopsidir.

    Cerrahlar, tümör hücrelerini aramak için dokuyu üç şekilde alabilirler:
    •İğne biyopsisi- Cerrah, kafa derisinde küçük bir kesi yapar ve kafatasına küçük bir delik açar. Buna, burr deliği denir. Doktor burr deliğinden bir iğne sokar ve beyin tümöründen bir örnek doku çeker.
    •Sterotaksik biyopsi- CT veya MRI gibi bir görüntüleme cihazı, burr deliğinden tümöre giden yolda rehberlik eder. Cerrah dokudan örnek almak için bir iğne kullanır.

    Biyopsi aynı zamanda bir tedavi şeklidir

    Cerrah bazen hastanın tümör cerrahisinde bir doku örneği alır.

    Bazen biyopsi mümkün değildir. Eğer tümör beyin sapı veya başka bazı alanlarda ise normal beyin dokusuna zarar vermeden tümörden parça almak mümkün değildir. Doktor bunun yerine MRI, CT veya diğer görüntüleme yöntemlerini kullanır.

    Biyopsi gereken bir hasta, doktora şu soruları sormak isteyebilir:
    •Neden biyopsi olmam gerekiyor? Biyopsi tedavi planımı nasıl etkileyecek?
    •Bana ne tip bir biyopsi yapacaksınız?
    •Ne kadar sürecek? Uyanık mı olacağım? Canımı yakar mı?
    •Biyopsiden sonra enfeksiyon veya kanama değişiklikleri nedir? Herhangi bir risk var mı?
    •Sonuçları ne zaman öğreneceğim?
    •Eğer beynimde tümör varsa tedavi ile ilgili olarak benimle konuşacak olan kişi kim? Ne zaman görüşeceğiz?

    Tedavi

    Beyin tümörlü birçok insan, tıbbi bakımları için kararlar almada etkin bir rol almak ve hastalıkları ve tedavi seçenekleri hakkında öğrenebildikleri her şeyi öğrenmek isterler. Ancak, beyin tümörü teşhisinden sonraki şok ve gerginlik, doktora sorulacak her şeyi düşünmeyi güçleştirir. Bir görüşme öncesinde sorulacak soruların listesini yapmak çoğunlukla yardımcı olur. Doktorun dediklerini hatırlamak için hastalar kendilerine anlatılanları not alabilirler veya bir kayıt cihazı kullanmak için izin alabilirler. Bazı hastalar da doktorla görüştüklerinde, konuşmada yer almaları, not tutmaları ya da sadece dinlemeleri için yanlarında ailelerinden biri veya bir arkadaşları olsun isterler.

    Doktor, hastayı bir uzmana gönderebilir veya hasta, bir yönlendirme isteyebilir. Beyin tümörlerini tedavi eden uzmanlar, sinir cerrahları, nöroonkolojistler, tıbbi onkolojistler ve radyasyon onkolojistleridir. Hasta, bir ekip olarak çalışan diğer sağlık bakım profesyonellerine de gönderilebilir. Tıbbi ekip içinde, bir hemşire, diyetisyen, psikolojik danışman, sosyal hizmet uzmanı, fizyoterapist, iş ve uğraşı terapisti ve konuşma terapisti yer alır. Çocuklar, okul ödevlerinde yardım için öğretmenlere ihtiyaç duyabilirler.

    İkinci Bir Seçenek

    Tedaviye başlamadan önce hasta, teşhis ve tedavi planı ile ilgili olarak ikinci bir fikir almak isteyebilir. Bazı sigorta şirketleri ikinci bir fikir isterler; bazıları da hasta veya doktor isterse ikinci bir fikri kapsayabilirler.

    İkinci fikir için bir doktor bulmanın birçok yolu vardır:

    *Hastanın doktoru, hastayı bir veya daha çok uzmana gönderebilir. Kanser merkezlerinde çoğunlukla birkaç uzman bir arada bir takım gibi çalışırlar.

    *Yakındaki bir hastane, bir tıp fakültesi veya konuyla ilgili bir dernek, uzmanların ismini verebilir. …

    Tedavi için Hazırlık

    Doktor, tedavi seçeneklerini anlatabilir ve her bir seçenekle beklenen sonuçları tartışabilir. Doktor ve hasta, hastanın ihtiyaçlarına uyan bir tedavi planı geliştirmek için birlikte çalışabilirler. Tedavi, birçok etkene bağlıdır; tümörün tipi, yerleşimi, büyüklüğü ve derecesi tedaviyi etkiler. Beyin kanserinin bazı türleri için doktor, beyin-omurilik sıvısında kanser hücresi olup olmadığını bilmeye de ihtiyaç duyar.

    Tedavi başlamadan önce kişinin doktora sormak isteyebileceği bazı sorular vardır:
    •Ne tür bir beyin tümörüm var?
    •İyi huylu mu kötü huylu mu?
    •Tümörün derecesi ne?
    •Tedavi seçeneklerim neler? Benim için hangisini önerirsiniz? Neden?
    •Her bir tedavinin ne gibi yararları var?
    •Her bir tedavinin riskleri ve olası yan etkileri neler?
    •Tedavi masrafları ne kadar olacak?
    •Tedavi normal etkinliklerimi ne kadar etkileyecek?
    •Klinik bir çalışma (araştırma çalışması) benim için uygun olur mu? Bir tane klinik çalışmaya katılmamda yardımcı olabilir misiniz?

    Soruların hepsini sormaya veya cevapların hepsini bir anda anlamaya gerek yoktur. Net olmayan konularda doktorun açıklama yapması ve kişilerin daha çok bilgi edinebilmesi için başka şanslar da olacaktır.

    Tedavi Yöntemleri
    Beyin tümörü bulunan insanların birkaç tedavi seçeneği vardır. Tümörün tipine ve aşamasına bağlı olarak hastalar, cerrahi, ışın tedavisi veya kemoterapi ile tedavi edilebilirler. Bazı hastalar için tedavilerin bir birleşimi gerekir.

    Ayrıca, hastalığın herhangi bir aşamasında, ağrıyı ve kanserin diğer belirtilerini kontrol etmek, tedavinin yan etkilerini azaltmak ve duygusal sorunları hafifletmek için tedavi alabilirler. Bu tip bir tedavi, belirti yönetimi, destekleyici bakım veya hafifletici bakım olarak adlandırılır.

    Doktor, tedavi seçeneklerini açıklayacak ve beklenen sonuçları en iyi anlatacak olan kişidir.

    Hasta, yeni tedavi yöntemlerini araştıran bir klinik çalışmada yer almak için doktorla konuşmak isteyebilir.

    Cerrahi, birçok beyin tümörü için kullanılan bir tedavi şeklidir. Kafatasını açmak için yapılan cerrahiye kraniyotomi adı verilir. Genel anestezi altında gerçekleştirilir. Cerrahi başlamadan önce, kafa derisi tıraş edilir. Daha sonra cerrah kafa derisini keser ve kafatasından bir parça kemik kaldırmak için özel bir çeşit testere kullanır. Tümörün bir kısmı veya tamamı çıkarıldıktan sonra, cerrah, kafatasındaki açıklığı bir parça kemik, metal veya kumaşla kapatır. Daha sonra da kafa derisindeki kesiyi kapatır.

    Cerrahi başlamadan önce kişinin doktora sormak isteyebileceği bazı sorular vardır:
    •Ameliyat sonrası nasıl hissedeceğim?
    •Ağrım olursa bunun için ne yapacaksınız?
    •Hastanede kalış sürem ne kadar?
    •Uzun dönemli etkiler olacak mı? Saçım uzayacak mı? Kafatasındaki kemik yerine yerleştirilen metal veya kumaşın herhangi yan etkileri var mı?
    •Normal etkinliklerime ne zaman döneceğim?
    •Tamamen iyileşme şansım nedir?

    Bazen cerrahi mümkün değildir. Tümör beyin sapı veya başka bazı alanlarda ise, cerrah çevre dokulara hasar vermeden tümörü çıkartamaz. Cerrahi alamayacak olan hastalar, ışın tedavisi veya başka bir tedavi alabilirler.

    Işın tedavisi (radyoterapi), tümör hücrelerini öldürmek için yüksek enerjili ışınlar kullanır. Bu ışın, x ışını, gamma ışını veya protonlar olabilir. Büyük bir makine ışını tümöre ve tümöre yakın olan dokuya yöneltir. Bazen radyasyon tüm beyne veya omuriliğe de verilebilmektedir.

    Işın tedavisi genellikle cerrahinin ardından yapılmaktadır. Işın, cerrahi sonrası bölgede kalmış olabilecek tümör hücrelerini öldürür. Bazen, cerrahi olamayan hastalar cerrahi yerine ışın tedavisi olabilirler.

    Hasta, ışın tedavisi için bir hastane veya kliniğe gider. Tedavi programı tümörün tipi ve büyüklüğüne ve hastanın yaşına bağlıdır. Her bir tedavi sadece birkaç dakika sürer.

    Doktorlar, beyin tümörünün çevresindeki sağlıklı dokuyu korumak için bazı işlemler yaparlar:

    Fraksinasyon- Işın tedavisi genellikle birkaç hafta, haftada beş gün yapılır. Toplam dozu, yayılmış zaman diliminde vermek, tümörün çevresindeki sağlıklı dokuyu korumaya yardımcı olur.

    Hiperfraksinasyon- Hasta günde bir kez daha büyük bir doz yerine, günde iki veya üç kez daha küçük dozlarda ışın alır.

    Sterotaktik ışın tedavisi- Dar ışın demetleri, farklı açılardan tümöre yöneltilir. Bu işlem için hasta, sert bir başlık-çerçeve takar. Bir MRI veya CT, tümörün tam yerinin resimlerini verir. Doktor, gereken dozun, ışın demetlerinin boyutlarının ve açılarının ne olacağına karar vermek için bir bilgisayar kullanılır. Tedavi bir veya birkaç görüşmede uygulanabilir.

    3 boyutlu konformal ışın tedavisi – Bir bilgisayar, tümör ve yanındaki beyin dokusunun 3 boyutlu görüntüsünü yaratır. Doktor, çoklu ışın demetlerini tümörün tam şekline yöneltir. Işın demetlerinin kesin odaklanması ile normal beyin dokusu korunur.

    Proton ışın demeti tedavisi – Işının kaynağı x ışınından ziyade, protonlardır. Doktor, tümöre proton demetlerini yöneltir. Protonlar sağlıklı dokuya bir zarar vermeden geçebilir ve tümöre ulaşırlar.

    Işın tedavisi başlamadan önce kişinin doktora sormak isteyebileceği bazı sorular vardır:
    •Neden bu tedaviyi almam gerekiyor?
    •Tedavi ne zaman başlayacak? Ne zaman bitecek?
    •Tedavi sırasında nasıl hissedeceğim? Yan etkiler olacak mı?
    •Tedavi boyunca kendime nasıl bakabilirim?
    •Işının işe yarayıp yaramadığını nasıl anlayacağım?
    •Tedavi sırasında normal etkinliklerime devam edebilecek miyim?

    Kemoterapi, kanser hücrelerini öldürmek için ilaç kullanılmasıdır. Bazen beyin tümörlerini tedavi etmek için de uygulanmaktadır. İlaçlar ağız yoluyla veya enjeksiyonla verilebilir. Her iki yolla da ilaçlar kan dolaşımına katılır ve vücutta seyahat eder. İlaçlar, her bir tedavi dönemini bir iyileşme döneminin izlemesi için genellikle döngüsel olarak verilir.

    Kemoterapi, hastanenin polikliniğinde, doktorun muayenehanesinde veya evde verilebilir. Nadiren de olsa hastanın hastanede yatması gerekebilir.

    Erişkinlere göre çocukların kemoterapi alma olasılıkları daha fazladır. Ancak, erişkinler de cerrahi veya ışın tedavisi sonrası kemoterapi alabilirler.

    Beyninde tekrarlayıcı kanser olan bazı hastalar için cerrah, tümörü çıkarıp, onun yerine kemoterapi içeren birkaç tabaka takabilir. Her bir tabaka yaklaşık 1,45cm çapında ve 1mm kalınlığındadır. Birkaç hafta içinde tabakalar çözünür ve ilacı beyne verir. İlaç, kanser hücrelerini öldürür.

    Kemoterapi başlamadan önce kişinin doktora sormak isteyebileceği bazı sorular vardır:
    •Neden bu tedaviyi almam gerekiyor?
    •Tedavi bana ne yapacak?
    •Yan etkiler olacak mı? Yan etkiler için ne yapabilirim?
    •Tedavi ne zaman başlayacak? Ne zaman bitecek?
    •Kontrollerimin ne kadar sıkılıkla olması gerekiyor?

    Tedavinin Yan Etkileri

    Tedavi, sağlıklı hücrelere ve dokulara zarar verebildiği için, istenmeyen yan etkiler sık görülür. Bu yan etkiler, tümörün yerleşim yeri, tümörün tipi ve tedavinin kapsamı gibi birçok etkene bağlıdır. Yan etkiler her insan için aynı olmayabilir ve hatta bir tedavi seansından ötekine yan etkiler de değişiklik gösterebilir. Tedavi başlamadan önce, sağlık ekibi olası yan etkileri anlatacak ve hastanın bunlarla baş etmesi için yol gösterecektir.

    Kanser tedavileri ve yan etkilerin üstesinden gelmek için, Işın Tedavisi ve Siz; Kemoterapi ve Siz; Kanser Hastaları için Beslenmeye Dair İpuçları vb. yardımcı bazı cep kitapları ve broşürler bulunmaktadır. …

    Cerrahi

    Cerrahiden sonraki ilk birkaç gün hastalarda çoğunlukla baş ağrısı ve rahatsızlık görülmektedir. Ancak, ilaçlarla ağrı kontrol altına alınabilir. Hastalar, ağrılarının hafiflemesi için doktor veya hemşireleri ile çekinmeden konuşabilmelidirler.

    Hastaların güçsüz ve yorgun hissetmeleri de sık görülür. Bir ameliyattan sonra iyileşme süresi her hasta için farklılık gösterebilir.

    Daha az olan bir diğer durum da problemlerin meydana gelmesidir. Beyinde, beyin-omurilik sıvısı veya kan artabilir. Bu şişmeye, ödem adı verilir. Sağlık ekibi, bu problemlerin işaretleri için hastayı monitörden takip eder. Şişmenin azalmasına yardım için hastaya steroid verilebilir. Sıvıyı çekmek için ikinci bir cerrahi gerekebilir. Cerrah, beyindeki karıncıklardan birine uzun, ince bir tüp (şant) yerleştirebilir. Bu tüp, cilt altından vücudun başka bir bölgesine, genellikle de karın bölgesine götürülür. Aşırı sıvı beyinden taşınır ve karın bölgesine bırakılır. Bazen bu sıvı kalbe verilir.

    Enfeksiyon, cerrahi sonrası gelişebilecek bir diğer problemdir. Eğer bu ortaya çıkarsa, sağlık ekibi hastaya antibiyotik verir.

    Beyin cerrahisi, normal dokuyu zedeleyebilir. Beyin hasarı ciddi bir sorun olabilir. Hastanın düşünmesinde, görme işlevinde veya konuşmasında sorunlar olabilir. Hastada kişilik değişiklikleri veya nöbetler de ortaya çıkabilir. Bu problemlerin çoğu zamanla azalır veya ortadan kaybolur. Ancak bazen beyin hasarı kalıcıdır. Hastanın fizik tedaviye, konuşma terapisine veya iş ve uğraşı tedavisine ihtiyacı olabilir.

    Işın Tedavisi

    Bazı hastalarda tedavi sonrasında birkaç saat mide bulantısı olabilir. Sağlık ekibi bu sorunun üstesinden gelmesi için hastaya çeşitli yollar önerebilir. Işın tedavisi, tedavi devam ettikçe hastaların çok bitkin hale gelmesine de neden olabilir. Dinlenmek önemlidir; ancak doktorlar genellikle hastalara, mümkün olduğunca, yapabildikleri kadar etkin kalmalarını tavsiye ederler.

    Buna ilaveten, ışın tedavisi genellikle saç kaybına yol açmaktadır. Saç genellikle birkaç hafta içinde uzar. Işın tedavisi, tedavi edilen alandaki cildi de etkileyebilir. Kafa derisi ve kulaklar kırmızılaşabilir, kuruyabilir ve hassas hale gelebilir. Sağlık ekibi, bu sorunları hafifletmek için de yollar önerebilir.

    Bazen ışın, sağlıklı beyin dokusunu da öldürür. Bu yan etki, ışın nekrozu olarak adlandırılır. Nekroz, baş ağrısı, nöbet ve hatta hastanın ölümüne bile yol açabilir.

    Çocuklarda ışın, hipofiz bezini ve beynin diğer alanlarını zedeleyebilir. Bu durum, öğrenme problemlerine, büyümenin ve gelişmenin yavaşlamasına neden olabilir. Ayrıca çocukluk sırasında alınan ışın, hayatın ileriki aşamalarında ikincil tümör riskini de arttırmaktadır. Araştırmacılar, beyin tümörlü genç çocuklarda ışın tedavisi yerine kemoterapinin kullanılıp kullanılamayacağı üzerinde çalışmaktadırlar.

    Kemoterapi ve ışın tedavisi aynı anda verildiğinde yan etkiler daha kötü olabilir. Doktor, bu problemlerin çözümü için yollar önerebilir.

    Kemoterapi

    Kemoterapinin yan etkileri esas olarak, kullanılan ilaçlara bağlıdır. En sık görülen yan etkiler, ateş ve soğuk algınlığı, mide bulantısı ve kusma, iştah kaybı ve zayıflıktır. Bazı yan etkiler ilaçla hafifletilebilir.

    Beynine, ilaç taşıyan bir tabaka yerleştirilmiş olan hastalar, cerrahi sonrası enfeksiyon belirtileri için sağlık ekibince monitörden takip edilir. Bir enfeksiyon, antibiyotikle tedavi edilebilir.

    Destekleyici Bakım

    Beyin tümörlü kişiler, hastalığın herhangi bir döneminde, problemlerini önlemek veya kontrol etmek ve tedavi boyunca hayat kalitelerini düzeltmek için destekleyici bakım alırlar. Hastalar ağrıyı ve beyin tümörünün diğer belirtilerini kontrol etmek, tedavinin yan etkilerini hafifletmek ve duygusal sorunları azaltmak için tedavi alabilirler.

    Aşağıdakiler, beyin tümörlü hastalar için sık görülen destekleyici bakım tipleridir:
    •Steroidler- Beyin tümörlü hastaların çoğu beyindeki şişliği azaltmaya yardımcı olması için steroide ihtiyaç duyarlar.
    •Antikonvülzan ilaçlar-Beyin tümörleri, nöbetlere neden olabilirler. Bunları önlemek veya kontrol etmek için antikonvülzan alırlar.
    •Şant- Eğer beyinde sıvı birikirse, cerrah sıvıyı çekmek için bir şant yerleştirebilir.

    Beyin tümörlü insanların çoğu, hastalığın ilerlemesini yavaşlatmayı amaçlayan tedavilerle beraber, destekleyici bakım da alırlar. Bazıları tümör tedavisi yerine, belirtileri kontrol etmek için sadece destekleyici bakım almaya karar verebilmektedirler.

    Rehabilitasyon

    Rehabilitasyon, tedavi planının çok önemli bir parçası olabilir. Rehabilitasyonun hedefleri, kişinin ihtiyaçlarına ve tümörün günlük etkinlikleri nasıl etkilediğine dayanır. Sağlık ekibi, hastanın normal etkinliklerine mümkün olduğunca çabuk dönmesine yardımcı olmak için her çabayı gösterir. Birkaç tip terapist yardımcı olabilir:
    •Fizyoterapistler – Beyin tümörleri ve tedavileri paraliziye (felç) neden olabilir. Tümörler, bitkinlik ve denge problemlerine de yol açabilirler. Fizyoterapistler hastanın gücünü ve dengesini tekrar kazanmasına yardımcı olurlar.
    •Konuşma terapistleri – Konuşma, düşüncelerini ifade etme veya yutma güçlüğü çeken hastalara yardımcı olurlar.
    •İş ve uğraşı terapistleri – Yemek yeme, tuvaleti kullanma, banyo yapma ve giyinme gibi günlük yaşam etkinliklerini başarmayı öğrenmesi için hastaya yardımcı olurlar.

    Beyin tümörlü çocukların özel ihtiyaçları olabilir. Bazen çocuklara hastanede veya evde öğretmenler gelebilir. Öğrenme veya öğrendiklerini hatırlama problemi olan çocuklar, okula geri döndüklerinde özel sınıflara veya öğretmenlere ihtiyaç duyabilirler.

    Takip

    Beyin tümörü sonrası düzenli hasta takibi çok önemlidir. Doktor, tümörün tekrar ortaya çıkmadığından emin olmak için yakın takiptedir. Kontroller, dikkatli fiziksel ve nörolojik muayeneleri içerebilir. Zaman zaman, hasta MR veya CT çektirebilir. Hastaya takılmış bir şant varsa, doktor bu şantın iyi çalışıp çalışmadığını kontrol eder. Doktor, takip planını (hastanın doktoru ne kadar sıklıkla ziyaret edeceği ve ne gibi testler gerekeceği) anlatabilir.

    Tedavisini tamamlamış kişilere tedavi sonrası yardımcı olmak ve soruları cevaplamak amacıyla kitapçıklar bulunmaktadır. … Bu kitapçıklarda kişilerin ne tip yardıma ihtiyaç duyabilecekleri de anlatılmaktadır.

    Beyin Tümörü Olanlar için Destek

    Beyin tümörü gibi ciddi bir hastalıkla yaşamak kolay değildir. Bazı kişiler hastalıklarının duygusal ve pratik yönleri ile baş etmek için yardıma ihtiyaç duyduklarını görebilirler. Destek grupları yardımcı olabilir. Bu gruplarda, tedavinin etkileri ve hastalıkla baş etme hakkında öğrendiklerini paylaşmak için hastalar veya aile üyeleri biraraya gelirler. Hastalar bir destek grubu bulabilmek için sağlık bakım ekiplerinin bir üyesi ile konuşmak isteyebilirler. Gruplar, şahsen, telefon veya internet üzerinden destek verebilirler.

    Beyin tümörü ile yaşayan insanlar ailelerinin bakımı, işlerini kaybetmeme veya günlük yaşam etkinliklerine devam etme konusunda üzülebilirler. Tedaviler ve yan etkileri, hastanede kalış süreleri ve tıbbi masraflarla ilgili endişeler sık görülür. Doktorlar, hemşireler ve sağlık ekibinin diğer üyeleri, tedavi, çalışma ve diğer etkinlikler hakkındaki soruları cevaplayabilirler. Duyguları hakkında konuşmak veya endişelerini anlatmak isteyen kişilere, bir sosyal hizmet uzmanı, danışman veya bir din bilgini ile görüşmek yardımcı olabilir. Bir sosyal hizmet uzmanı çoğunlukla, finansal yardım, taşıma, ev bakımı veya duygusal destek için kaynaklar önerebilir.

    Kanser Bilgi Servisi, hastaların ve ailelerinin program, hizmet ve duyurularda yer almalarına yardım etmek için bilgi sağlayabilir.

    Kanser Araştırmalarına Katılmak

    Tüm ülkedeki doktorlar çok çeşitli klinik araştırmalar yürütmektedirler. Bunlar, insanların gönüllü olarak katıldıkları araştırma çalışmalarıdır. Çalışmalar, beyin tümörlerini tedavi etmenin yeni yollarını da içerir. Araştırma zaten gelişmelere yol açmıştır ve araştırmacılar da daha etkili yaklaşımlar için araştırma yapmaya devam etmektedirler.

    Bu çalışmalara katılan hastalar, daha önceki araştırmada umut vermiş olan tedavilerden ilk kez yararlanma şansına sahiptirler. Hastalar, doktorların hastalık hakkında daha çok öğrenmelerine yardımcı olarak tıp bilimine önemli bir katkı da yaparlar. Klinik çalışmalarda bazı riskler olduğu halde, araştırmacılar hastalarını korumak için çok dikkatli adım atarlar.

    Araştırmacılar, kanser karşıtı yeni ilaçları, dozları ve tedavi programlarını test ederler. Çeşitli ilaçlar, ilaç kombinasyonları ve ilaç ve ışın tedavisi kombinasyonları ile çalışırlar. Işın tedavisinin yeni yöntemlerini ve programlarını da test ederler.

  • Beyin tümörleri!

    Beyin tümörü, beyindeki hücrelerin anormal veya kontrolsüz büyümesi olarak tanımlanır. Tümörler, iyi huylu (kanser yapıcı olmayan) veya kötü huylu (kanser yapıcı) olabilirler. Beyinde yerleştiklerinden, iyi huylu bir tümör bile tehlikeli olabilir. Beyin, kafatası ile çevrilidir. Bu, tümörün büyürken normal beyin dokularına basınç uygulamaya başlaması demektir. Bu durum da iltihaba ve beyin şişmesine neden olabilir. Bu nedenle her iki tip tümörün de mümkün olduğunca çabuk tedavi edilmesi çok önemlidir.

    Bir tümör, beynin kendisinden kaynaklanmışsa birincil beyin tümörü olarak adlandırılır. Bazen kanser beyne akciğer veya göğüs gibi başka alanlardan yayılabilir. O zaman bu tip tümörler, ikincil (veya metastatik) beyin tümörü olarak adlandırılır. Diğer kanserlerle karşılaştırıldığında beyin tümörleri nispeten az görülmektedir; ancak yerleşimleri ve bazen agresif yapılarından ötürü tehlikeli oldukları düşünülmektedir.

    Beyin Tümörlerinin Olası Belirtileri

    Beyin tümörleri sıklıkla normal beyin dokusuna hücum eder veya baskı yaparlar ve belirtiler de o basınç nedeniyle ortaya çıkar. Beyin tümörünün yerleşim yerine göre kişide farklı tipte belirtiler oluşabilir. Ancak, zihinsel hastalıklar dâhil başka hastalıklar da bu belirtilere neden olmaktadır. Herhangi bir durumda bu belirtilerden birini veya daha fazlasını yaşarsanız, vakit kaybetmeden doktorunuzu aramalısınız.

    Baş ağrısı, özellikle:
    -yakın zamanda başlayan yeni bir ağrı
    -devamlı bir ağrı

    -uyanınca daha kötü olan bir ağrı
    •Kusma, özellikle sabahları daha şiddetliyse
    •Kişilikte veya davranışta değişiklikler
    •Zihinsel becerilerde düşüş:

    -hafıza kaybı

    -hesap yapma becerisinde bozulma

    -yargılamada bozulma
    •Yeni başlayan nöbetler
    •Nörolojik değişiklikler:

    -görme problemleri (çift görüş, azalmış görüş)

    -duyma kaybı

    -bir vücut alanında his azalması veya güçsüzlük

    -konuşma zorlukları

    -koordinasyonda azalma, sarsaklık
    •Güçsüzlük, uyuşukluk/rehavet, uyanıklığın azalması
    •Dil problemleri, yutma güçlüğü, hıçkırıklar
    •Bozulmuş koku duyusu
    •Kontrolsüz veya işlev bozukluğu olan hareketler, el titremesi
    •Menopozdan önce adet kanamalarının kesilmesi
    •Yüz felci
    •Gözde anormallikler:

    -farklı büyüklüklerde göz bebekleri

    -kontrolsüz hareket

    -gözkapağı düşmesi
    •Sersemlik/kafa karışıklığı, alışılmadık veya garip davranış
    •Solunumda geçici durma

    Op.Dr. Kerem Bıkmaz Laboratuvar Çalışmaları
    Arkansas Üniversitesi Yaşargil Laboratuvarı , Amerika

    Beynin Fonksiyonel Coğrafyası

    Beynin farklı alanları, farklı fonksiyonları kontrol eder. Beyin tümörünün belirtileri, etkilenen beyin alanına bağlı olarak değişiklik gösterebilir.

    Sol temporal lob: İşitme, görme, koku alma, anlayış, gördüğünü veya duyduğunu hatırlama, kelimeleri tanıma, kişilik, davranış ve cinsel davranış.

    Beyin sapı: Nefes alıp verme, kalp hızı, sindirim, uyanıklık seviyesi, uyku, terleme, kan basıncı, vücut sıcaklığı ve denge.

    Beyincik: Denge, duruş, kol ve bacakları kapsayan koordinasyon ve refleks hareketler için hafıza.

    Sağ temporal lob: İşitme, koku alma, organize olma, görülen veya işitilene yoğunlaşma, müzikal tonların tanınması, müzik sesleri ve konuşma içermeyen bilgi (örneğin, çizimler). Uzun dönemli hafıza, kişilik, davranış ve cinsel davranış.

    Oksipital lob: Görüleni ve görsel imgeleri net olarak yorumlama. Okuma ve yazma, cisimleri bulma, renkleri tanıma, kelimeleri tanıma, nesneleri çizme ve bir cismin hareket edip etmediğini anlama.

    Parietal lob: Görme ve dokunma duyusu. Anlayış için farklı duyulardan giren verilerin düzenlenmesi, vücudun duysal kontrolü, yazı yazma, matematik ve dil. Vücudun pozisyonlanması, nesnelerin tutulması ve işitsel ve işitsel olmayan hafıza.

    Frontal lob: Bilinçlilik ve dış uyaranlara cevaplar gibi yüksek zihinsel işlevler, kişilik. Yutma, salya, ses çıkarma, çiğneme, yüz ifadeleri ve eller, kollar, gövde, kalça, bacaklar ve ayaklar için motor koordinasyon.

    Beyin Tümörlerinin Özellikleri

    Beyin tümörleri, iki ana sınıfta toplanır: gliomlar ve gliom olmayanlar. Aşağıda, çok çeşitli beyin tümörü tipleri anlatılmaktadır ve tümörünüz hakkında size verilen bilgiyi netleştirmeye yardımcı olabilir.

    Gliomlar

    Birincil beyin tümörlerinin yaklaşık %46’sı ve birincil omurilik tümörlerinin %23’ü gliomlardır; başka bir deyişle, glial hücrelerden büyürler. Beyin içinde gliomlar genellikle serebrumun yarım kürelerinde meydana gelirler ancak diğer alanları da, özellikle optik sinir, beyin sapı ve özellikle çocuklarda beyinciği etkilerler. Glial hücreler farklı çeşitte olduklarından, gliomlar da birkaç gruba ayrılırlar.

    Astrositomlar
    •Tüm birincil beyin tümörlerinin %17sini oluşturan, en sık görülen gliom tipidir.
    •Merkezi sinir sisteminde herhangi bir yerde meydana gelebilir. Tedavi genellikle cerrahi ve ışın tedavisi ve bazen de kemoterapiyi içerir.
    •Düşük dereceli astrositomlar nispeten yavaş büyür ve cerrahi ile tümör tamamen çıkarılabilir.
    •Yüksek dereceli asrositomlar, düşük dereceli olanlardan daha hızlı büyürler ve genellikle, cerrahi, ışın ve kemoterapinin bir kombinasyonu ile tedavi edilirler.

    Çok Şekilli Glioblastomlar

    Yüksek dereceli astrositomların bir diğer adı da glioblastomlardır. Yakındaki dokulara hızla hücum ederler ve çok agresif hücreler içerirler.

    Erişkinleri etkileyen en yaygın birincil beyin tümörlerindendirler ve bazen çocukları da etkilerler.

    Tipik olarak, cerrahi ardından, tek başına veya kemoterapi ile kombine edilmiş ışın tedavisi ile tedavi edilirler.

    Beyin Sapı Gliomları
    •Beyin sapında yerleşmiş olan bu tümörler, çocukluk tümörlerinin %20’sini, erişkin tümörlerinin de yaklaşık %5’ini oluşturur.
    •En çok, 3-10 yaş arasındaki çocukları etkiler ve çok düşük dereceli astrositomlardan daha hızlı büyüyen çok şekilli glioblastomlara dek değişiklik gösterir.
    •Beyin sapı gliomları için genellikle cerrahi kullanılmaz; çünkü beyin sapı çok hassastır. Işın tedavisi bazen belirtileri azaltmada yardımcı olur ve tümör büyümesini yavaşlatarak hastanın ömrünü uzatır.
    •Beyin sapı gliomları eşit oranda tehlikelidir; ancak düşük dereceli tümörlerin azalma/hafifleme periyotları çok uzun olabilir.

    Oligodendrogliomlar
    •Nispeten nadirdirler; tüm gliomların %5ini temsil ederler ve en çok genç erişkinlerde beynin serebral yarımkürelerinde meydana gelirler.
    •Düşük dereceli tümörler, cerrahi ile tedavi edilir. Yüksek dereceli tümörlere, cerrahinin ardından ışın tedavisi uygulanır; buna bazen kemoterapi de eklenir. Işın tedavisine orta düzeyde duyarlıdırlar.

    Ependimomlar
    •Erişkin intrakranyal gliomların yaklaşık %5ini, merkezi sinir sistemindeki çocukluk tümörlerinin de %10unu oluştururlar.
    •Oluşum oranları 5 yaşında ve 34 yaşında en yüksek düzeydedir.
    •%85 civarı kanser yapmaz; çoğu sınırlandırılmıştır, yavaş büyüyen düşük dereceli tümörlerdir.
    •Genellikle sadece ışın tedavisi uygulanır; bazılarının cerrahi olarak tamamen çıkarılması gerektiği halde, tamamen çıkarılamayanlara ışın tedavisi uygulanır.

    Gliom Olmayanlar

    Medullablastomlar veya Primitif Nöroektodermal Tümörler
    •Çocukluktaki tüm beyin tümörlerinin %25ten fazlasını temsil ederler. Erişkinlere göre, çocuklarda daha çok meydana gelirler.
    •Beynin alt kısmında (beyincik) başlarlar ve omurga veya vücudun diğer kısımlarına yayılırlar.
    •Genellikle cerrahi ve ışın tedavisi ile temizlenirler.
    •Hızlı büyüyen tümörlerdir; ancak ışın tedavisine ve kemoterapiye çok hassastırlar.

    Meningiomlar
    •Tüm birincil beyin tümörlerinin %27sidir ve erkeklere oranla kadınları daha çok etkileme eğilimindedir.
    •Büyürken komşu beyin dokularını sıkıştırır; genellikle iyi huyludur ancak hayatı tehdit edebilir.
    •Bazıları yavaş yavaş büyür; ancak bazıları da daha hızlı büyürler veya ani büyüme atakları yaparlar.
    •Tekrarlayıp tekrarlamayacağı tahmin edilemez, düzenli takip ve taramalar önemlidir.

    Schwannomlar
    •Genellikle iyi huyludurlar ve mümkünse cerrahi olarak çıkarılırlar.
    •Sıkça rastlanan bir tipi (vestibular schwannom veya akustik nöroma olarak bilinir), sekizinci kafa sinirini etkiler. Bu sinir, denge ve işitme için önemli sinir hücreleri içermektedir. Bu tip, beynin bir veya iki tarafında büyüyebilir.

    Metastatik Beyin Tümörleri

    Akciğerler veya göğüs gibi, vücudun diğer kısımlarından gelen kanser hücreleri, kan yoluyla beyne ulaşabilir ve ikincil veya metastatik bir tümör oluşturmaya başlar. Metastatik beyin tümörleri gerçekte, birincil beyin tümörlerinden daha yaygındır. Tedavide genellikle cerrahi ve/veya ışın tedavisi kullanılır.

    Beyin Tümörlerinin Teşhisi

    Sizde beyin tümörü belirtileri varsa, doktor bazı testler yapmak isteyecektir. Beyin içindeki anormalliklerin tipini ve yerleşimini saptamak için kullanılan gelişmiş birkaç diyagnostik işlem bulunmaktadır.

    Merkezi Sinir Sistemi Tümörlerini Etkileyen Tahmini Etmenler

    Histoloji (hücre tipi)

    Hastanın yaşı

    Tümörün yerleşimi

    Fonksiyonel nörolojik durum

    Daha az önemli etmenler:

    Metastatik yayılım

    Tümör rezeksiyonunun büyüklüğü (cerrahi uygulanan hastalarda)

    Nörolojik Değerlendirme

    •Hastaların ilk nörolojik değerlendirmeleri genellikle bir nörolog veya sinir cerrahı tarafından yapılır.
    •Değerlendirmeyi yapan kişi, azalmış zihinsel işlev (örn. konsantre olamama, hatırlamada yetersizlik, aritmetik işlemleri veya basit işleri gerçekleştirememe), güçsüzlük, hissizlik, kas tonusunda yetersizlik, reflekslerde değişiklik ve görmede değişikliklerin işaretlerini arayacaktır.

    Görüntüleme
    •Beynin anatomisini incelemek için, hastalara manyetik rezonans görüntüleme (MRI) veya bilgisayarlı tomografi (BT) uygulanacaktır.
    •Tümörün özelliklerini daha iyi anlayabilmek için(Hızlı mı büyüyor? Sabit mi duruyor? Normal dokuya hücum etti mi? vb.), manyetik rezonans spektrometresi (MRS) ve pozitron emisyon tomografi (PET) gibi ilave taramalar da yapılabilir.
    •Bu taramalar daha sonra her bir hasta için en uygun tedaviyi belirlemek amacıyla kullanılır.

    Biyopsi

    Eğer taramalardan net bir teşhis yapılamıyorsa, tümörün tipini tam olarak belirlemek için bir biyopsi yapılabilir.

    Lokal anestezi uygulandıktan sonra, tümörün küçük bir parçasını almak için kafatasındaki küçük bir delikten uzun bir iğne sokulur.

    Tümör örneği, tümörün tipini ve ne kadar agresif olabileceğini belirlemek için değerlendirilir.

    Biyopsiden elde edilen bilgi daha sonra, hasta için en uygun tedavinin ne olduğunu tespit etmek için kullanılır.

    Beyin tümörlerinin derecelendirilmesinde iki temel etken dikkate alınır: tümörü yapan hücrelerin türleri ve tümörün büyüme hızı. Ayrıca, hastanın yaşı da önemlidir; hasta ne kadar genç ise, hastalığın seyri o kadar iyidir. Daha az olarak, kanserli hücre türünün, büyüme hızının ya da hastanın yaşı kadar önemli olmasa da, çıkarılan dokunun miktarı da bir etkendir.

    Cerrahi düşünülüyorken, tümörün yerleşimi önemlidir; çünkü bazı alanların, yaşam kalitesi, yaşam beklentisi ve tedavi tipi üzerinde büyük bir etkisi vardır. Genel sağlığın ve fiziksel durumun iyi oluşu, sonuçları öngörmede büyük rol oynar; daha genç hastalar daha iyi seyre sahiptirler.

    Beyin Tümörlerinin Tedavisi

    Eğer beyin tümörü kötü huylu ise, tedavi gereklidir. Burada, bazı tedavi seçenekleri sıralanmaktadır. Ayrıca, birçok klinik çalışma, hastaların yeni deneysel tedavilere ulaşmalarını sağlar.

    Cerrahi
    •Tümör kütlesini ortadan kaldırmanın en doğrudan yolu, birincil tümörün cerrahi olarak çıkarılmasıdır.
    •Cerrah, genellikle bir kranyotomi yapacaktır. Bu operasyonda, beyne ulaşmak için bir parça kafa kemiğinin çıkarılmasıyla kafatası boşluğuna girilir. Çıkarılan kemik, cerrahi işlemin sonunda tekrar yerine takılır.

    Işın Tedavisi
    •Işın tedavisi, kanserli çoğu beyin tümöründe başrol oynar.
    •İyi huylu tümörler de büyümelerinin kontrol edilmesi için ışın gerektirebilirler.

    Cerrahi sonrası ışın
    •Tümörün bütünü cerrahi olarak çıkarılmış gözükse de, çevresindeki beyin dokusunda mikroskopik tümör hücreleri kalır ve bunlar başka bir yere yayılabilir veya yeni bir beyin tümörü oluşturabilirler.
    •Cerrahi kazıma sonrası uygulanan ışının amacı, kalan tümörün büyüklüğünü azaltmak, büyümesini durdurmak veya her ikisidir.
    •Eğer tümörün tamamı güvenli bir şekilde çıkarılamazsa, çoğunlukla cerrahi sonrası ışın önerilir.

    Cerrahi uygun olmadığında ışın
    •Cerrahi ile ulaşılamayan veya ışına özellikle cevap verdiği düşünülen niteliklere sahip tümörler için cerrahi yerine ışın kullanılabilir.

    Brakiterapi
    •Tümörlere seçici olarak yüksek dozda ışın verme yöntemidir.
    •Çoğunlukla metal taneler veya çubuklar şeklinde olan bağımsız radyoaktif kaynaklar, tümör veya tümör çukuru içine ya da yakınına yerleştirilir.
    •Çoğunlukla bilgisayar yardımıyla radyoaktif kaynağı tam olarak yerleştirmek, sağlıklı dokunun ışına daha az maruz kalmasını ve tümörün aldığı ışının dozunun en yüksek düzeyde olmasını sağlar.
    •Brakiterapi, cerrahi ve/veya kemoterapi ile bir arada kullanılabilir.

    Işın ve Kemoterapi
    •Kemoterapiyi ışın tedavisi ile beraber kullanmak, yüksek düzeyli tümörü olan bazı hastalar için yararlıdır.
    •Kemoterapi, bir veya daha fazla ilacı içerebilir ve döngüsel olarak verilmektedir (örneğin, 3 hafta boyunca günde bir kez, ardından, yeni hücreler yapmak için 1 haftalık dinlenme dönemi ).
    •Kemoterapi, ağızdan, damardan, başka bir infüzyon yöntemiyle veya doğrudan beyne yerleştirilmiş bir tabaka şeklinde uygulanabilir.

    Gamma Bıçağı (Sterotaktik ışın tedavisi)
    •Gamma bıçağı gerçekte, yüksek derecede odaklanmış, eni dar olan kobalt gamma ışını demetleridir.
    •Cerrahiye karşı bir seçenek olan bu uygulama, bir kesiye gerek kalmadan, doğrudan beyin anormalliklerini tahrip eder.
    •İyi ve kötü huylu tümörleri, metastatik tümörleri ve diğer vasküler yapı bozukluklarını tedavi etmek için kullanılmaktadır.
    •Hastalarda yan etkiler daha azdır ve konvansiyonel cerrahiye göre iyileşme süresi daha kısadır.
    •Cerrahi tipik olarak 30 dakika ve 3 saat arasında sürer ve hastaların çoğu aynı gün eve dönebilir.

    Tedavinin Yan Etkileri

    Beyin tümörü tedavisinin yan etkileri olabilir. Bazen yan etkiler ani olur veya birkaç gün içinde gelişebilir. Yan etkilerin ciddiyeti ilacın dozu veya tedavinin uzunluğu ile ilgili olabilir.

    Kemoterapi

    Kemoterapi ilaçları, hızlı büyüyen hücreleri öldürmek için yapılmıştır. Ancak, bu ilaçlar tüm vücutta dolaştıklarından, normal, sağlıklı hücreleri de etkileyebilirler. Sağlıklı dokunun hasarı, yan etkilere neden olur.

    Kemoterapiye yaşlı hastaların daha az iyi tahammül edip edemeyebilecekleri belirsizdir. Yaşlı hastaların kullandığı birçok ilaç ve başka tıbbi sorunlar gibi bazı durumlar, kanser tedavisini zorlaştırabilir. Ancak, bir çalışmaya göre, tıbbi komplikasyonları olmayan yaşlı kanser hastaları, genç hastalarla aynı seviyede toksisite ve fayda sağlayabilirler.
    •Kemoterapi hızlı büyüyen hücreleri hedeflediğinden, saç kökleri, kemik iliği ve mide hücreleri gibi hızlı bölünen normal hücreler de etkilenir. Yan etki olarak, kellik, mide bulantısı, kusma ve ishal ortaya çıkar.
    •Kemoterapi ayrıca, anemiye bağlı güçsüzlük, ateş ve enfeksiyona neden olur; çünkü bağışıklık sistemi ilaçlar nedeniyle zayıflamıştır.

    Işın Tedavisi

    Beyin tümörü için ışın tedavisinin yan etkileri, tümörün çevresindeki normal beyin dokusuna ışınımın yaptığı etkiyle ortaya çıkar.
    •Işın tedavisinin ilk uygulamasından kısa bir süre sonra hastalarda baş ağrısı, mide bulantısı, kusma, uyku hali, ateş ortaya çıkabilir ve tümörle ilişkili nörolojik belirtiler kötüleşebilir. Bu belirtiler, tedavi ilerlerken gitgide daha hafif hale gelmelidir.
    •Işın tedavisine başladıktan sonraki birkaç hafta ile birkaç ay içinde belirtiler kötüleşebilir. Bu belirtiler, tümörün ilerlediğini gösterebilir. Nedenin tümör mü yoksa tedavi mi olduğunu saptamak için bu belirtileri bir süre boyunca gözlemlemek gereklidir.
    •Işın tedavisinin özelliğine bağlı olarak, tedaviden aylar veya yıllar sonra geç dönem ışın etkileri gelişebilir. Yaşadığınız herhangi bir belirtinin bir kaydını almak veya bir günlük tutmak iyi olur; böylece belirtileri doktorla konuşabilirsiniz.

    Cerrrahi ve Diğer Tedaviler
    •Cerrahi ve ışın, tümör çevresindeki beynin ödemine (şişlik) neden olabilir.
    •Şişlik, çevreleyen beyin dokularında basınca yol açar ve baş ağrısı, uykusuzluk ve başka ciddi sorunlar yaratır.
    •Bu sorunları önlemek için doktorunuz steroidler yazabilir.
    •Kortikosteroid adıyla da bilinen bu steroidler, vücutta doğal olarak oluşan hormonlardır ve vücut geliştiricilerin kullandıkları “anabolik steroidler” den farklıdırlar.
    •Steroidler, çoğu tümör tipinin hücrelerini öldürmek için pek az çalışır; ancak, baş ağrısı gibi bazı belirtileri hafifletebilir ve cerrahi veya ışın tedavisiyle ortaya çıkabilen daha fazla şişliği önler.

    Yan Etkilere Karşı Yapılabilecekler

    Yan Etki

    Destekleyici Bakım

    Kansızlık

    Kırmızı kan hücreleri oluşturan ajanlar

    Kellik (kalıcı veya geçici)

    Peruklar, türban, başlıklar, şapkalar

    Kan pıhtıları

    Kan incelticiler

    Kabızlık

    Yoğun lifli gıdalar, sıvı alımını arttırmak, laksatifler, gaita yumuşatıcılar

    İshal

    Düşük lifli gıdalar, yüksek proteinli besinler, sıvı alımını arttırmak, baharatlı veya bağırsakları rahatsız eden besinlerden kaçınmak, antidiyare ilaçları

    Ağız kuruluğu

    Şekersiz sakız, buz cipsleri

    Yorgunluk

    Enerjiyi korumak, işleri devretmek, sık sık kısa dinlenme aralıkları vermek, etkinlikleri öncelik sırasına koymak, iyi bir beslenme, yeterli kalori almak (Her gün, 450gr başına ortalama 15 kalori. Kilo kaybediyorsanız buna 500 daha ekleyin), günde en az 8 bardak su içmek, ek vitamin gerekli olabilir.

    Ateş/enfeksiyon

    Ateş için asetaminofen veya ibuprofen; enfeksiyon için antibiyotikler.

    İştah kaybı

    Daha küçük öğünler, beslenme ekleri, iştah arttırıcılar

    Ağız yaraları

    Alkolden (alkol içeren ağız temizleme suları dâhil), tütünden, tuzlu, şekerli, çok sıcak ve çok soğuk besinlerden uzak durmak

    Mide bulantısı veya kusma

    Antiemetikler

  • Bel fıtığı ne demektir ?

    BEL FITIĞI NE DEMEKTİR?

    Omurga, “omur” adı verilen ve birbirine bağlı bir dizi kemikten yapılmıştır. Disk, bir omuru diğerine bağlayan güçlü bağ dokularının bir birleşimidir ve omurlar arasında bir yastık gibi görev yapar. Disk, “anulus fibrosus” adı verilen ve sert bir dış katman ile “nükleus pulposus” adı verilen jelimsi bir çekirdekten oluşmuştur. Yaşlandıkça, diskin merkezi su içeriğini kaybetmeye başlayabilir ve disk, bir yastık olarak daha az etkili hale gelir. Bu durum, diskin merkez bölümünün, dış katmandaki bir çatlaktan dışarı doğru çıkmasına, yer değiştirmesine (fıtıklaşmış veya yırtılmış disk olarak adlandırılır) neden olabilir. Disk fıtıklarının çoğu bel omurgasının alttaki iki diskinde meydana gelir, bu da bel hizasında veya belin hemen altına denk düşer.

    Fıtıklaşmış bir disk, omurgadaki sinirler üzerine baskı yapabilir ve ağrıya, uyuşmaya, karıncalanmaya veya “siyatik” olarak adlandırılan, bacak güçsüzlüğüne neden olabilir. Siyatik, insanların %1–2 sini etkiler ve bu durum genellikle 30–50 yaş arasında meydana gelir.

    Bacak ağrısı görülmeksizin tek başına sırt ağrısının disk fıtığından ziyade pek çok sebebi olmasına karşın, disk fıtığı sırt ağrısına da neden olabilmektedir.

    TEDAVİSİ NEDİR?

    Ani gelişen bel fıtıklı hastaların çoğu (%80–90), cerrahi olmaksızın iyileşecektir. Sağlık uzmanınız tedaviye genellikle cerrahi olmayan yöntemlerle başlayacaktır. Tedavinin tamamlanmasının ardından ağrı sizi hâlâ normal yaşayışınızdan alıkoyuyorsa, sağlık uzmanınız cerrahiyi önerebilir.

    Cerrahi ile bacak gücünüz normale dönmeyebileceği halde, cerrahi, bacağınızın daha da güçsüzleşmesini engelleyecek ve bacak ağrınızı da rahatlatacaktır. Cerrahi genellikle bacak ağrısının geçmesi için önerilir (başarı oranı %90’dan fazladır); sırt (bel) ağrısının rahatlamasında daha az etkilidir.

    CERRAHİ OLMAYAN TEDAVİ

    Sağlık uzmanınız, kısa dönemli dinlenme, şişkinliği azaltmak için anti-enflamatuar ilaçlar, ağrıyı kontrol etmek için ağrı kesiciler, fizik tedavi, egzersiz veya epidural steroid enjeksiyonu içeren, cerrahi olmayan tedaviler yazabilir. Dinlenmeniz söylenirse yatakta ne kadar kalmanız gerektiğine dair talimatlara uyun. Çok fazla yatak istirahatı sonucunda eklemleriniz sertleşebilir ve kaslarınız zayıflayabilir, bu da ağrıyı azaltmada yardımı olacak aktiviteleri yapmayı zorlaştıracaktır. Tedaviniz devam ederken çalışmaya devam edip etmemeniz gerektiği konusunu sağlık uzmanınıza sorunuz.

    Sağlık uzmanınız, belinize ek bir yük bindirmeden günlük yaşamınızdaki aktiviteleri yapmanız için bir hemşire veya fizyoterapistin yardımıyla eğitim ve tedaviye başlayabilir.

    Cerrahi olmayan tedavinin amaçları, sinirin ve diskin rahatsızlığını azaltmak ile beraber, omurgasını koruması ve tüm işlevini arttırması için hastanın fiziksel durumunu iyileştirmektir. Bu, bel fıtığı olan hastaların çoğunda, çok sayıda tedavi programını bir araya getiren organize bir bakım programı ile başarılabilmektedir.

    Sağlık uzmanınızın vereceği ilk tedavilerin bazısı ultrasound, elektrik uyarım, sıcak, soğuk ve elle yapılan “manual” tedaviler gibi birtakım tedavileri içerir; bunlar ağrınızı ve kas spazmlarınızı azaltmak ve bir egzersiz programına başlamanızı kolaylaştırmak içindir. Traksiyon, bazı hastaların ağrısını sınırlı oranda hafifletebilir. Bazen bel fıtığını iyileştirmede yardımı olmayacağı halde, doktorunuz bel ağrınızı rahatlatmak için tedavinin başlangıcında bir bel korsesi (yumuşak, esnek sırt desteği) verebilir. Manipulasyon, özelliği olmayan bir bel ağrısını rahatlatabilir ancak bel fıtığı olan çoğu vakada manipulasyondan uzak durulmalıdır.

    Öncelikle, bel ağrınızı veya bacaktaki belirtileri azaltmak için öğrendiğiniz egzersizler, yumuşak germeler veya vücut duruşunuzda değişiklikler yapmak olabilir. Ağrınız daha az olduğunda, esnekliği, kuvveti, dayanıklılığı arttırmak ve daha normal bir yaşam şekline dönebilmeyi sağlamak için daha zorlu egzersizler kullanılabilecektir.

    Egzersiz talimatı hemen başlatılmalı ve iyileşme ilerlerken, iyileşmenin derecesine göre uyarlanabilmelidir. Bir ev egzersiz programı ve germe programını öğrenmek ve buna devam etmek, tedavinin önemli bir kısmıdır.

    İLAÇLAR VE AĞRI TEDAVİSİ

    Ağrıyı kontrol etmek için kullanılan ilaçlar, analjezikler –ağrı kesiciler- olarak adlandırılır. Çoğu ağrı, aspirin, ibuprofen, naproksen veya asetaminofen gibi reçetesiz ilaçlarla tedavi edilebilir. Çok sık olmamakla beraber, doktor bazen kas gevşetici yazabilir. Süregelen ciddi ağrınız varsa, doktor kısa bir dönem kullanmanız için narkotik ilaçlar yazabilmektedir. Ancak sadece ihtiyaç duyduğunuz miktarda ilaç almanız gerekir, çünkü daha fazla ilaç almak daha çabuk iyileşmenizi sağlamaz, kabızlık ve uyku hali gibi birtakım istenmeyen yan etkilere neden olabilir ve bağımlılıkla sonuçlanabilir.

    Tüm ilaçlar, sadece belirtildiği şekilde alınmalıdır. Almakta olduğunuz herhangi tür bir ilacı –reçetesiz satılanlar dâhil- doktora söylediğinizden emin olun ve eğer doktorunuz size ilaç yazarsa, bu ilacın sizde nasıl etki gösterdiğini ona bildirin.

    Nonsteroidal anti-enflamatuar ilaçlar (NSAID), ağrıyı hafifletirler ve disk fıtığı sonucunda meydana gelen şişme ve enflamasyonu azaltmaları için de kullanılırlar. Bu ilaçlar arasında, aspirin, ibuprofen, naproksen ve çok çeşitli reçeteli ilaç yer almaktadır. Doktorunuz size anti enflamatuar ilaçlar verirse, mide rahatsızlığı veya mide kanaması gibi yan etkileri dikkatle takip etmelisiniz. Reçeteli veya reçetesiz NSAID’lerin uzun süreli kullanımı, herhangi bir olası problemin gelişmesi nedeniyle doktorunuz tarafından takip edilmelidir.

    Anti enflamatuar etkili başka ilaçlar da vardır. Kortikosteroid ilaçlar – ağızdan veya enjeksiyonla- çok güçlü anti enflamatuar etkileri nedeniyle daha ciddi bel ve bacak ağrısı için bazen reçete edilirler. NSAID’ler gibi, kortikosteroidlerin de yan etkileri olabilir. Bu ilaçların riskleri ve yararları konusunu doktorunuzla konuşmanız gerekir.

    Epidural enjeksiyonlar veya “bloklar”, ciddi bacak ağrınızın olduğu durumda önerilebilir. Bunlar, epidural alana (omurga sinirleri çevresindeki alan) yapılan kortikosteroid enjeksiyonlarıdır ve bu tekniğin özel eğitimini almış bir doktor tarafından uygulanmalıdır. İlk enjeksiyonun ardından, ileri bir tarihte bir veya iki enjeksiyon daha yapılabilir. Bu, kapsamlı rehabilitasyon ve tedavi programının bir parçası olarak yapılmalıdır. Enjeksiyonun amacı, sinir ve diskin enflamasyonunu azaltmaktır.

    Tetik nokta enjeksiyonları, ağrılı yumuşak dokulara veya omurga boyunca uzanan kaslara veya leğen kemiğinin üst kısmındaki kaslara lokal anestetiklerin (bazen kortikosteroidlerle birlikte), doğrudan enjeksiyonudur. Bazen ağrı kontrolü için işe yarasalar da, fıtıklaşmış bir diski iyileştirmede yardımcı olamazlar.

    CERRAHİ TEDAVİ

    Cerrahinin amacı, fıtıklaşmış bir diskin, ağrı ve güçsüzlük belirtilerine neden olacak şekilde sinirler üzerine baskı yapmasını ve rahatsızlık vermesini durdurmaktır. En yaygın görülen işlem, “disektomi” veya fıtıklaşmış diskin bir parçasının çıkarıldığı “kısmi disektomi”dir. Diski net olarak görebilmek için bazen diskin arkasındaki kemik olan laminanın küçük bir parçasını almak gerekebilir. Kemiğin küçük ölçekli (hemi-laminotomi) veya daha büyük ölçüde (hemi-laminektomi) çıkarılması söz konusu olabilir. Bazı cerrahlar bazı vakalarda endoskop veya mikroskop kullanırlar.

    Disektomi, lokal, spinal veya genel anestezi altında yapılabilir. Hasta, ameliyat masasına yüzüstü yatar, genellikle diz çökme pozisyonundadır. Fıtıklaşmış diskin üzerindeki ciltte küçük bir kesi yapılır ve omurga üzerindeki kaslar kemikten geriye çekilir. Cerrahın sıkışmış siniri görebilmesi için küçük bir miktar kemik çıkarılabilir. Fıtıklaşmış disk ve herhangi gevşek bir parça, sinir üzerindeki baskıları ortadan kalkana dek çıkarılır, alınır. Sinirin üzerindeki baskının tamamen ortadan kalktığından emin olmak için kemik dikenleri (osteofitler) de temizlenir. Genellikle çok az kanama olur.

    CERRAHİDEN SONRA DURUMUM NE OLUR?

    Eğer temel belirtiniz bel ağrısından ziyade bacak ağrısı ise, cerrahiden iyi sonuçlar bekleyebilirsiniz. Cerrahiden önce doktorunuz, fıtıklaşmış olan diskin sinire baskı yapıp ağrıya yol açtığından emin olmak için bir inceleme ve testler yapacaktır. Fizik muayenede, siyatiği ve olası kas zayıflığını, uyuşukluğu veya refleks değişiklikleri gösteren pozitif bir “düz bacak kaldırma” testi bulunmalıdır. Sinir sıkışmasını açıkça gösteren bir görüntüleme testi (manyetik rezonans görüntüleme [MRI], bilgisayarlı tomografi [BT] veya myelografi) de ilave testler arasında yer alabilir. Eğer bu testlerin tümü sizin için pozitif çıkıyorsa ve doktorunuz sinir sıkışması olduğundan eminse, cerrahi sonrası bacak ağrınızdan belirgin ölçüde kurtulma olasılığınız yaklaşık %90’dır. Her gününüzün ağrısız geçmesini beklememeniz gerektiği halde, ağrınızı kontrol altında tutabilir ve oldukça normal bir yaşam şekline devam edebilirsiniz.

    Hastaların çoğunun disektomi sonrası komplikasyonları olmayacaktır; ancak biraz kanamanız, enfeksiyon, omurga siniri köklerinin koruyucu kılıfında (dura mater) yırtıklar veya sinir yaralanması olabilir. Diskin tekrar yırtılması ve semptomlara neden olması da mümkündür. Bu durum hastaların yaklaşık %5’inde görülmektedir.

    Cerrahi sonrası aktivitelerinizdeki kısıtlamalarla ilgili öneriler almak için doktorunuzla görüşün. Anesteziden çıktıktan hemen sonra yataktan kalkıp biraz yürümek genellikle iyi bir fikirdir. Hastaların çoğu, cerrahiden bir süre sonra 24 saat içinde eve giderler.

    Eve gittiğinizde, ilk dört hafta boyunca otomobil kullanmaktan, uzun süre oturmaktan, aşırı yük kaldırmaktan ve eğilmekten sakınmalısınız. Bazı hastalar cerrahi sonrası gözetim altında bir rehabilitasyon programından yararlanacaklardır. Rahatsızlığınızın tekrarını önlemek amacıyla sırtınızı güçlendirmek için egzersiz yapıp yapmayacağınızı doktorunuza danışmalısınız.

    ACİL CERRAHİYE İHTİYACIM OLUR MU?

    Çok nadiren, büyük bir disk fıtığı idrar torbası ve bağırsağı kontrol eden sinirleri sıkıştırabilir ve bu da idrar torbası veya bağırsak kontrolünün kaybına neden olur. Bu durum genellikle kasıklarda veya üreme organlarına ait bölgede uyuşma ve karıncalanma ile beraber olup, bel fıtığı nedeniyle acil cerrahiye ihtiyaç duyduğunuz çok az durumdan biridir. Böyle bir durum meydana gelirse, hemen doktorunuzu arayın.

  • Bel ağrısına genel reaksiyonlar

    Bel ağrısı, sağlık uzmanlarının en sık gördüğü problemlerden biridir. Aslında, beş erişkinden dördü hayatlarının bir döneminde ciddi bir bel ağrısı olayı yaşayacaktır. Neyse ki bel ağrısı olan hastaların büyük çoğunluğu, 2–4 ay içinde, çoğunlukla da tedavi olmaksızın başarıyla rahatsızlıklarının üstesinden gelecek ve normal iş ve toplum yaşamlarına döneceklerdir.

    Ani gelişen bel ağrısına karşı duygusal tepkiler kesinlikle normaldir. Bu tepkiler, ağrının ne anlama geldiği, ne kadar uzun süreceği ve günlük yaşam aktivitelerini ne derece engelleyeceğine dair korku, huzursuzluk/gerginlik ve üzüntüyü içerir. Aslında ağrı, hem fiziksel ve hem de psikolojik faktörleri içine alan karmaşık bir deneyimdir.

    Gerçekten de, 1979’da, ağrı konusunda uzman büyük bir profesyonel organizasyon –Uluslararası Ağrı İnceleme Birliği-International Association for the Study of Pain– ağrının en yaygın şekilde kullanılan şu tanımını sunmuştur: “gerçek veya olası bir hasar ile ilişkili veya böyle bir hasara dayanarak tarif edilen hoş olmayan duysal ve duygusal deneyim.” Duygusal veya psikolojik yön, tüm ağrı deneyiminin ayrılmaz bir parçasıdır ve ağrıya neden olan aktiviteden uzak durmak normaldir. Ancak ağrıyla baş etmede etkin bir rol almak ve doktorun rehberlik ettiği aktivitelerde yer almak, iyileşmede anahtar adımlardır.

    Ani gelişen ağrının kontrolü (ağrının ilk 10 haftası içinde) ile birlikte, bel ağrısı ve onunla ilişkili stresin tedavisinde şu anda kabul edilmiş klinik prensipler bulunmaktadır. Bu prensiplere göre şu konular önemlidir:

    Hastaların bel ağrısı hakkındaki korkuları ve yanlış anlamalarını ele almak

    Ağrı ve beklenen sonuç için mantıklı bir açıklama sunmak

    Verilen basit egzersizler ve düzeyi gitgide arttırılan aktivite yoluyla, günlük yaşamın normal aktivitelerine devam etmesi/bunları tekrar yapabilmesi için hastayı güçlendirmek

    Bu, gerektiğinde semptomatik rahatlama için ağrı kesici ilaçlar, manual tedavi ve/veya fizik tedavi gibi tamamlayıcı tedavilerle ile desteklenmelidir.

    SORMAK İSTEDİĞİNİZ SORULAR

    Duygusal stresinizi en aza indirmek için, bel ağrınızla ilgili olarak sağlık uzmanınıza sorular sormanız önemlidir, böylece uzmanınızın ofisinden ayrılırken kuşkulu veya endişeli olmazsınız. Ağrınızı anlamak, endişenizi azaltmaya yardım edecektir. Şunu da unutmayın ki, ağrınız 2–4 aydan (birçok bel ağrısı probleminin normal iyileşme süresi olarak düşünülür) uzun sürerse durumunuz kronik hale gelebilir. Kronik ağrı, daha büyük psikolojik sıkıntılarla bile bağlantılı olabilir.

    Akut dönem boyunca, çaresizlik, stres ve sağlık uzmanınıza karşı öfke (ağrınız geçmediği için) duyguları oluşabilir. Bu üzüntüyü hafifletmeye yardım etmek için, sağlık uzmanınızın tüm önemli psikolojik ve fiziksel ihtiyaçlarınızla ilgilendiğinden emin olmaya ihtiyaç duyarsınız. Siz ve sağlık uzmanınız şunları sağlamalısınız:

    Ağrı belirtilerinizle ilgili düşüncelerinizi ifade etmelisiniz. Hastaların ciddi bir hastalık veya sakatlıktan korkması normaldir. Sağlık uzmanınızın, ciddi durumları bertaraf etmek için gerekli tıbbi değerlendirme ve gerekirse tıbbi testler yoluyla korkularınıza yöneldiğinden emin olun.

    Sağlık uzmanınızın bu değerlendirme ve testler sırasında neyi aradığını ve neyi bertaraf ettiğini tam olarak açıkladığından ve anlayabileceğiniz dilde sonuçlar alacağınızdan emin olun.

    Sağlık uzmanınız aktif kalmanızı önerirse, güvenli bir şekilde nasıl aktif kalabileceğinizi sizinle konuştuğundan emin olun.

    Ağrınızın neden olduğu herhangi bir fonksiyonel zorluğunuz (örn, eğilme, yük kaldırma vb.) konusunda sağlık uzmanınıza bilgi verin ve bu zorlukları yenmenin yollarını birlikte belirleyin. Sağlık uzmanınızın, normal iş aktivitelerinizi yaparken yaşadığınız problemlere de yönelmesini sağlayın.

    Teşhis ve hastalığınızın seyrine dair aldığınız bilginin anlayabileceğiniz şekilde olması gerekir. Bel ağrısının doğal gidişatını, ne gibi iyileşmeler beklenebileceğini ve durumun ne zaman iyileşmeye başlayabileceğini anladığınızdan emin olun.

    Herhangi bir öneri sunulduğunda, sizin veya sağlık uzmanınızın bu önerileri yazdığından emin olun, böylece uzmanınızın ofisinden çıktıktan sonra önerileri bir daha gözden geçirebilirsiniz.

    STRES VE AĞRI ARASINDAKİ İLİŞKİ

    Bu önerilerin tümü, birçok hastanın ağrıyla birlikte yaşadığı duygusal meseleleri ve stresi azaltmak amaçlıdır. Tedaviden ve yapılan açıklamalardan tatmin olmamışsanız, başka bir sağlık uzmanından ikinci bir fikir almayı düşünün. Endişe ve stres gerçekten de ağrı algınızı arttırabilir ve ağrıyla baş etme becerilerinizi azaltabilir.

    Ruh haliniz (örn, endişe düzeyiniz) ve fiziksel durumunuz (örn, ağrı) arasında dinamik bir ilişki olduğunu unutmamanız önemlidir. Ağrı, strese, stres de daha fazla ağrıya neden olur ve bu şekilde devam eder. Bu kısır döngü ne kadar uzun sürerse, duygusal acınız o kadar artma eğiliminde olacaktır. Bu döngünün kırılması çok zor olabilir.

    Duygusal olarak acı çekme, uykusuzluğa, çalışamamaya ve ne yapılabileceği konusunda sinirli ve çaresiz hissetmeye yol açabilir. Umutsuz hissedebilir ve tıbbi (cerrahi?) girişimler dâhil ne olursa olsun ağrıyı dindirmeye çalışabilirsiniz. Girişimsel yaklaşımlar bazı durumlar için (örn, fıtıklaşmış disk) yararlı olabilirse de ağrı ve stres erken bir noktada tedavi edilirse bu tür yaklaşımlardan uzak durulabilir.

    BEL AĞRISI İÇİN PSİKOLOJİK MÜDAHALE

    Eğitim ve sağlık uzmanınızdan gelen güvence, stres ve endişenizin büyük bölümünü önlemede veya sizi rahatlamada çok yararlı olur. Durumunuz ve tedaviniz konusunda etkili olmaya da gerek duyarsınız. Doğal olarak meydana gelen bu endişe ve stres duyuları, muhakemenizi bulandırabilir. Amacınız, kronik ağrı döngüsüne girmekten kaçınmaktır. Ağrının geçici olduğuna dair sağlık uzmanınızın verdiği güvence, aklınızın devamlı ağrı ile meşgul olmasından kaçınmanızda ve belirtilerle ilgili gereksiz üzüntüyü önlemede size çok yardımcı olur.

    Neyse ki, ağrı ve endişeyi tedavi etmede başarıla kullanılan çok sayıda psikolojik tedavi vardır. Bunlar, stres yönetimi, gevşeme eğitimi, biofeedback, hipnoz ve bilişsel davranışsal tedavidir (çaresizlik ve ümitsizlik hislerini azaltmak için kullanılan bir yöntem). Uyku problemleri, endişe ve depresyon konusunda yardımcı olacak ilaçlar da mevcuttur. Tıbbi bakımınızla bütünleşik kapsamlı ağrı yönetimi programları da kesinlikle çok yararlı olabilir.

    Sağlık uzmanınız, gerekli olduğu düşünülürse sizi psikoloji yönetimi programına yönlendirebilir. Bu tip bir programa katılmak, “her şeyin kafanızda” olduğu anlamına gelmez, size ağrıyla baş etme yöntemini öğretmek anlamına gelir. Ağrının, fiziksel ve psikolojik faktörlerin yakın etkileşimini içeren bir deneyim olduğunu hatırlayın! Ancak ağrınızı yönetmeye ve üstesinden gelmeye siz ve sağlık uzmanınız ikiniz birlikte yardımcı olabilirsiniz.

  • Baş ağrıları, türleri ve sebepleri

    Aramızdan %90 kişide izlenir

    ANCAK TÜM BAŞAĞRILARI AYNI DEĞİLDİR
    •Hafif yada dayanılmaz ağrılar olabilir
    •Ayda bir ya da günde defalarca görülebilir
    •Başın tek tarafını yada iki tarafını etkileyebilir
    •Bir saat ya da günlece sürebilir

    Ve başağrıları farklı olduğu gibi onlardan kurtulmak için izlenecek metodlarda değişir.

    NEDEN BAŞAĞRILARI HAKKINDA BİLGİ SAHİBİ OLMALIYIM?

    Çünki onlarla yaşamak istemezsiniz!

    BUNLARI ÖĞRENEBİLİRSİNİZ:

    •Yaşadınız başağrılarının tiplerini
    •Başağrısını azaltmanın ya da korunmanın yollarını
    •Başağrıları için ne zaman tıbbi yardım almanız gerektiğini

    Nadiren başağrısıda çekseniz yada hergün başağrısı ile yaşasanız, onunla baş etmenin yollarını öğrenebilirsiniz.

    BAŞ AĞRISINA NELER YOL AÇAR?

    Bu konuda araştırmalar süratle devam etmektedir.

    MUHTEMEL SEBEPLER

    •Kimyasal düzensizlikler, sinirlerde ve beyin içi ve çevresindeki damarlardaki hastalıklar
    •Genetik faktörler- Mesela migren ağrılarında ailesel geçiş iyi bilinmekyedir

    AĞRI TETİKLEYİCİLER

    Ağrıya neden olmazlar. Ancak hazırlayıcı faktörleri aktive ederler.
    •Stres
    •Depresyon
    •Belirli yemekler ve katkı maddeleri
    •Açlık veya düşük kan şekeri
    •Alkol ve kafein
    •Uyku düzeninde değişiklik
    •Hormonal değişiklikler
    •Hava durumundaki değişimler
    •Havada polenler
    •Parlak ışık
    •Aşırı gürültü

    GERİLİM TİPİ BAŞAĞRISI

    En sıktır.

    SEMPTOMLAR

    •Sıkı bir kep yada kafa bandı takıyormuş

    hissi uyandıran ağrı
    •Başın her iki tarafında ağrı
    •Omuzlarda yada boyunda ağrı

    SEBEPLER

    Tam anlaşılamamıştır. Muhtemel sebepler:
    •Boyun, omuzlar ve başta sıkı adaleler
    •Beyin kimyasallarında düzensizlik

    TETİKLEYİCİLER
    •Fiziksel stres
    •Ruhsal stres, ara vermeden bir konu üzerinde uzun süre konsantre olma
    •Duygusal stres, depresyon, anksiete gibi

    MİGREN BAŞAĞRISI

    Sıklıkla başın sadece bir tarafında olur.

    Hafif yada şiddetli olabilir.

    Sıklıkla kadınlar etkilenir.

    SEMPTOMLAR

    •Orta-ağır zonklayıcı ağrı
    •Bulantı, kusma
    •Dudaklarda ve yüzde çekilmeler
    •Işık ve sese duyarlılık

    Bazı migren hastaları başağrısı başlamadan önce ışık parlamaları, zigzag çizgiler ve kör noktalar görebilir.

    SEBEPLER

    -Gerilim tipi başağrısı gibi nedenleri tam olarak anlaşılamamıştır. Beyin kimyasallarının aktivitesinde, sinir sistemi ve kan damarlarındaki değişikler bu ağrılara yol açabilir. Ailesel kalıtımda söz konusudur.

    TETİKLEYİCİLER

    •Adet dönemi, hamilelik veya menapoz sırasındaki hormonal değişiklikler
    •Stres
    •Fındık,peynir, kırmızı şarap ve çikolata gibi belirli yemekler ve içecekler
    •Hava durumundaki değişiklikler
    •Çok fazla ya da çok az uyuma

    CLUSTER BAŞAĞRISI

    Nadir görülmekle birlikte en şiddetli başağrısı tipi olarak kabul edilir.

    Sıklıkla erkekler etkilenir.

    SEMPTOMLAR

    •Genellikle göz yanında tek tarafta oldukça şiddetli ağrı
    •Etkilenen tarafta göz yaşarması ve burun akması

    Bu tip başağrısı haftalar veya aylar boyunca gün içinde defalarca tekrarlayabilir. Sonra aylar hatta yıllar boyu kaybolabilir.

    SEBEPLER

    •Bilinmemektedir. Bazı araştırmacılar beynin vücut ısısı, uyku ve iştahı düzenleyen bölümünde fonksiyon bozukluğu neticesinde görüldüğünü düşünürler.

    TETİKLEYİCİLER

    •Mevsim değişiklikleri
    •Aşırı sigara içimi
    •Alkol alımı
    •Uyku düzeninde bozulma

    BAZI BAŞAĞRILARI BİR HASTALIK VEYA YARALANMANIN UYARICI SİNYALLERİ OLABİLİR

    •Gözler, kulaklar, dişler veya çenenin hastalıkları
    •Sinüs enfeksiyonu
    •Alerjiler
    •Temporal arterit- başın yan tarafındaki arterleri etkileyen ve sıklıkla 55 yaş üzerinde izlenen bir hastalık.
    •Beyin tümörü
    •İnme
    •Anevrizma (Baloncuk)
    •Beyin absesi (enfeksiyon)
    •Menenjit ( Beyin ve omuriliği saran zarların enflamasyonu)
    •Başa şiddetli bir darbe gelmesi

    BAŞAĞRIM İÇİN NE ZAMAN DOKTORA BAŞVURMALIYIM?

    Eğer başağrılarınız evde veya iste rutin aktivitelerinizi yapmanıza engel oluyorsa, eğer mevcut ağrının şimdiye kadar yaşadığınız en şiddetli ağrı olduğunu düşünüyorsanız mutlaka bir sağlık uzmanına başvurun.

    AŞAĞIDAKİLER VARSA ACİL TIBBİ YARDIM ARAYIN

    •Ani ve çok şiddetli gelişen ağrı
    •Eşlik eden görmede bozulma, konfüzyon, şuur kaybı, uyuşma veya benzer değişiklikler eşlik ediyor ise
    •Gece sizi uykudan uyandırıyor ise
    •Daha sık ve şiddetli olmaya başladı ise
    •Başa bir darbe sonrası başladı ise
    •Ateş ve ense sertliği ile birlikte ise ve/veya boğaz veya solunum yolu enfeksiyonunu takip ediyor ise
    •Eşlik eden nöbetler var ise
    •Çocuklar veya yaşlılarda görülüyorsa
    •Tavsiye edilen dozlarda verilen ilaç tedavisine yanıt vermiyorsa
    •Bir göz veya kulak gibi özellikle hep aynı alanı etkiliyorsa

    TANI KONMASI

    Başağrılarınız için tıbbi yardım istediğinizde:

    Size sorular sorulacaktır

    •Tıbbi özgeçmiş ve kullandığınız tüm ilaçlar
    •Aile öyküsü
    •Alkol, nikotin, kafein kullanımı
    •Diet ve uyku alışkanlıkları

    Ayrıca başağrınız ile ilgili sorularda sorulacaktır- Ne zamandır bu ağrıları çekiyorsunuz, ağrıyı azaltan ya da arttıran olaylar, vb.

    BAZI TESTLERE İHTİYACINIZ OLABİLİR

    Fizik muayenenize ilaveten doktorunuz:
    •Reflekslerinizi, adale gücünüzü, koordinasyon durumunuzu kontrol edebilir
    •Gergin eklemlerinizi kontrol edebilir
    •Kan testleri, beyin tomografisi, MR yada başka testler isteyebilir.

    TEDAVİ BAŞAĞRISININ GİDERİLMESİNE YARDIMCI OLABİLİR

    -Ve yeni başağrılarının oluşumunu önleyebilir. Aşağıdakiler tek başına ya da kombine şekilde verilebilir.

    İLAÇ TEDAVİSİ

    Reçete düzenlenebilir

    BESLENMEDE DEĞİŞİKLİKLER

    Önerilebilir:
    •Şarap ve diğer alkollü içecekler, kafeinli içecekler, peynir, vb. belirli gıdalar ve içecekleri daha az tüketin
    •Yemeklerinizi her gün aynı saatte yemeye özen gösterin.

    RAHATLAMA TEKNİKLERİ

    Tavsiye edilebilir:
    •Nefes alama egzersizleri
    •Rahatlatıcı bir görüntüyü hayal etme

    EGZERSİZ

    Başağrısını provake eden stresi azaltmaya yardımcı olur.

    PROFESYONEL DESTEK

    Stresli durumlar ile mücadele etmenize yardımcı olur.

    SİGARAYI BIRAKMA

    Başağrısının azaltmanın yanında başka sağlık sorunlarınında önüne geçilir.

    FİZİK TEDAVİ

    Akupunktur, masaj bazı hastalarda yardımcı olabilir.

    KENDİNİZE YARDIM ETMEK İÇİN NE YAPABİLİRSİNİZ

    Eğer başağrısı için tedavi ediliyor iseniz şunlar sizin için önemlidir:

    TEDAVİ PLANININIZI TAKİP EDİN

    Doktorunuzun önerdiği şekilde ilaçlarınızı alın. Size önerilenleri uygulayın

    GERÇEKÇİ OLUN

    Hiç kimse size hayatınızın sonuna kadar başağrısı çekmeyeceğinizi garanti edemez. Ancak, tekrarlayan başağrılarının döngüsünü kırabilir ve ağrı geldiğinde onunla baş etmeyi öğrenebilirsiniz.

    SABIRLI OLUN

    Doğru ilaç kombinasyonunu bulmak özellikle birden fazla tip başağrısı çekiyorsanız zaman alabilir.

    Eğer nadiren hafif düzeyde başağrısı çekiyor iseniz:

    AĞRI KESİCİ ALIN

    Aspirin, asetominifen, ibuprofen gibi ağrı kesiciler güvenli, etkili şekilde ağrıları azaltabilir. Ancak bu ilaçların sık kullanımı bazı hastalarda başağrısına yol açabilir.

    SICAK VEYA SOĞUK TEDAVİLER KULLANIN

    •Sıcak, tercihen nemli bir havluyu kafanızın arkasına koyun. Veya alına soğuk havlu koyun. Gerilim tipi başağrıları için sıcak yada soğuk bir banyo iyi gelebilir.
    •Soğuk uygulama migren ağrılarına iyi gelebilir.

    EGZERSİZ YAPIN

    Eğer masabaşı işi yapıyor iseniz ara vererek:
    •Baş ve boyun adalelerini rahatlatmak için başınızı bir yandan bir yana yavaşça döndürün.
    •Omzunuzu çevirerek gevşetin.
    •Ayağı kalkın ve dolaşın.

    UNUTMAYIN- Eğer başağrılarınız şiddetlenir ya da devamlı hale gelirse mutlaka doktora başvurun.

    SONUÇ OLARAK-

    – BASAMAKLARI UYGULAYIN

    Başağrısından korunmak yada olan ağrıyı gidermek için

    – TIBBİ YARDIM ALIN

    Ciddi ve tekrarlayan ağrılar için

    – ASLA PES ETMEYİN

    Başağrısı ile mücadele etmenin birden fazla yolu vardır, unutmayın.

  • Ağrıyı anlamak

    Ağrı vücudunuzun alarm sistemidir. Vücudunuzun bir kısmında yaralanma durumu gibi bir şeylerin yanlış gittiğini söyler. Ağrı aynı zamanda nasıl davranmanız gerektiği konusunda da sizi uyarır. Mesela, sıcak bir tencereye dokunursanız beyninizden gelen ağrı sinyalleri elinizi hemen geri çekmenizi sağlar. Bu ağrı sizi korumaya yardımcı olur.

    Genel olarak ağrı 2 kategoride incelenir.

    Akut Ağrı- Akut ağrı doku hasarına fiziksel duyarlılığa bağlı geçici bir ağrıdır. Birkaç saniyeden birkaç aya kadar sürebilir fakat genellikle normal doku iyileşmesinden sonra düzelir.Yaralanma, yanma, kırık oluşumu, adelelerin aşırı kullanımı, tıbbi prosedür yada cerrahi gibi belirli bir neden sonrası oluşur.

    Kronik Ağrı-Normal iyileşme sürecinin dolmasına rağmen devam eden ağrıdır. Birkaç aydan yıllara kadar sürebilir. Hafif ya da sakat bırakacak kadar ağır olabilir. Artrit veya şeker hastalığı gibi hastalıklara bağlı olabilir veya travma, cerrahi ya da amputasyon sonrası gelişebilir. Bazı kronik ağrıların sebebi belirsizdir ve sinir liflerinin hasarı ya da yaralanması sonucu görülebilir. Sinirler bazen devam eden doku hasarı olmamasına rağmen ağrı sinyalleri göndermeye devam ederler.

    Halihazırda kronik ağrınız olabilir ve şu anda akut ağrı deneyimi yaşıyor olabilirsiniz. Doktorunuz mevcut ağrının yeni bir ağrı mı (akut) yoksa kronik ağrınızın devamı olup olmadığını anlamak için size bir takım sorular soracaktır.

    Ağrı Hakkında Konuşmak

    Doktorunuz size ağrınız hakkında sorular soracaktır. Ağrınızı doğru anlatmak doktorunuzun ağrı tipini anlaması, bir tanı koyması ve bir tedavi planı belirlemesine yardımcı olacaktır. Şu sorulara doğru cevaplar vererek yardımcı olabilirsiniz:

    Ağrınız nerede?

    Ne zamandır ağrınız var?

    Ağrı devamlı mı yoksa gelip geçicimi?

    Ağrı ne kadar sürüyor?

    Ağrınızı daha iyi ne yapıyor?

    Ağrınızı daha kötü ne yapıyor?

    Ağrınızın şiddeti ne?

    Doktorunuza son ziyaretinizden sonra ağrınız değişti mi?

    Ağrınız için ne tür ilaçlar yada girişimler uygulandı? Ne kadar etki oldular?

    Ağrıyı ölçmek için farklı metodlar vardır. Bir yol basitçe ağrınızı tarif etmenizin istenmesidir. Yanıcı, batıcı, sızlatıcı, zonklayıcı, keskin, künt ya da darbe şeklinde gibi kelimeleri tarif etmek için kullanın.

    Ağrıyı tarif etmenin diğer bir yolu bir ağrı ölçeğinin kullanılmasıdır. Size ağrınıza 0 ile 10 arası bir puan vermeniz istenecektir. 0 hiç ağrınız yok, 10 ise olabilecek en yoğun, en şiddetli ağrıyı temsil eder.

    Ağrınız ile Baş etmek

    Doktorunuz sizden aldığı bilgiler ile bir tedavi planı belirleyecektir. Verilen tedavi sonrası ağrınızdaki değişimleri bildirmeniz büyük önem arz etmektir. Bazen doktorunuz ilaçlar ile ağrınızı kontrol altına alamayabilir. Ağrınızla baş etmek adına yeni bir tedavi planı oluşturulana kadar pek çok şey yapabilirsiniz. Aşağıdaki öneriler ağrınızı azaltmak ve tedavinizin etkisini arttırmaya yardımcı olabilir:

    Derin Nefes Alma- Derin nefes alma tüm vücudunuzu rahatlatmanın çok basit bir yoludur. Burnunuzdan 4-5 kez yavaş ve derinden nefes alın ve nefesinizi birkaç saniye tutun. Dudaklarınızı sanki ıslık çalacakmış gibi büzün. Ağzınızdan yavaşça nefesinizi verin. Nefes verme süresinin alma süresinin en az 2 katı uzun sürmesine dikkat edin. Rahatladığınızı hissedene kadar devam edin.

    Görsel Düşünme- Kendinizi güzel bir denizin kumsalı gibi sizin için anlamı olan özel bir yerde hayal etmek ağrınızı düşünmenize engel olabilir. Gözlerinizi kapatın, derin nefes alın ve kendinizi tam olarak istediğiniz yerde düşünün.

    Dua etmek veya meditasyon- Dua etmek yada meditasyon yalnız olmadığınızı hissetmenizi sağlar

    Yumuşak müzik dinlemek

    Tv de eğlence programları seyretmek

    Okumak

    Arkadaşları ve aileyi ziyaret etmek

    Sonuç

    Doktorunuz ile ağrınız hakkında düzgün bir iletişim kurarsanız tedaviniz için sizde çok önemli bir rol üstlenmiş olursunuz. Sizin verdiğiniz bilgiler ağrınızın tanısının konması ve tedavisinde yardımcı olacaktır.

  • Omurilik daralmaları ve kaymaları

    Tıpta “Spinal stenoz” olarak bilinen omurilik kanalında daralma ; doğuştan ya da sonradan olma nedenlerle omurilik kanalının ve/veya omurilikten çıkan sinirlerin geçtiği sinir kanallarının daralmasıdır.

    Spinal stenoz boyun ve bel omurgasında görülür. Boyun bölgesindeki Spinal stenoz servikal miyelopati olarak adlandırılır. Bu sebeple Spinal stenoz den bahsedilince genellikle bel bölgesindeki stenoz anlaşılır.

    Spinal stenoz bel ve bacaklarda ağrıya yolaçan sık rastlanan bir hastalıktır.

    SPİNAL STENOZUN SEBEPLERİi:

    Yaş : Yaş ilerledikçe omurgadaki kemikleri birbirine bağlayan bağlar kalınlaşır, yine yaşlanmaya bağlı olarak osteofitler oluşur ve omurilik kanalını daraltır. Diskteki yozlaşma sonucu disk yüksekliği azalır ve disk genişleyerek kanalı daraltır. Faset eklemlerdeki yaşlanma ve kireçlenmeye bağlı yozlaşmalar omurilik kanalını ve sinir kanalını daraltarak Spinal stenoz belirtilerine yolaçar.

    Kalıtım : Omurilik kanalı doğuştan dar olanlarda çok daha erken yaşlarda Spinal stenoz belirtileri görülebilir. – Geçirilmiş omurga ameliyatları ve travmaları daha sonra yıpranma ve yozlaşmalara sebep olarak omurilik kanalını daraltabilir.

    Bel omurlarındaki kan akımı değişiklikleri.

    SPİNAL STENOZUN BELİRTİLERİ:

    Hareketle artan, dinlenmekle azalan ağrı, ağrı öne doğru eğilmekle kısmen azalır, geriye doğru kaykılmakla artar. Hasta yokuş ya da merdiven inerken daha çok rahatsız olur.

    Bacaklarda uyuşma, karıncalanma, üşüme, sıcak hissetme, güçsüzlük, yorgunluk.

    Beceriksizlik, sık düşme, yürürken ayakucunun takılması.

    Spinal stenozun kesin teşhisi için MR ve TOMOGRAFİ gibi ileri tetkik metodları gereklidir.

    SPİNAL STENOZUN TEDAVİSİ.:

    Spinal stenoz tedavisi zor bir hastalıktır.

    Lomber fleksiyon egzersizleri spinal kanalın çapını kısmen genişletir.

    Anti-romatizmal ilaçlar

    Kilo verilmesi

    İstirahat

    Fizik tedavi

    Epidural steroid uygulamaları

    Cerrahi : Spinal stenoz hastaların çoğunda cerrahi dışı tedaviler sonuç vermez. İyi seçilmiş hastalarda cerrahi müdahale sinirlere olan baskıyı ortadan kaldırarak hastanın normal bir hayat sürmesine yardımcı olur.

    Omurga Kayması

    Bir omurganın diğeri üstünde öne doğru yer değiştirmesiyle ortaya çıkan omurilik kanalının daralması olayıdır. Seneler içinde artan, hareketle değişen bel ağrısı ve zamanla ayaklara da vuran ağrıyla seyreder. İleri aşamalarda , öne eğik yürüyen, ayaklarda kuvvetsizlik mevcut olan ve günlük kapasitesi tam olarak kısıtlanan bir hastayla karşı karşıya kalınır.

    Başlıca 3 tipi vardır:

    Doğuştan olan tipi, orta yaşlarda kilo artışıyla bulgu verir.

    Edinsel olan tipi disk dokusunun seneler içinde erimesiyle ilgilidir.

    Ameliyat sonrası tipi, omurga ameliyatları sonrası ortaya çıkar.

    Tedavide I. derecede kilo vermek, egzersiz ve ağrı kesici ilaçlar kullanılır. Ancak rahatlamayan hastalarda cerrahi tedavi uygulanır. II. dereceden itibaren mutlaka ameliyat gerektirir. Geciken vakalarda ameliyat ve ameliyat sonrası zorlaşır ve kalıcı sakatlıklar ortaya çıkar.

    CERRAHİSİ.:

    Cerrahi de halkın arasında platin ameliyatı olarak bilinen, iki omurganın titanyum vidalar ve çubuklarla birbirine sabitlenmesi ameliyatı yapılır. Aynı zamanda interbody füzyon denen omurgalar arası kıkırdak alınıp yerine konan cage lerle de bu sabitleme yapılabilir. Hasta birkaç hafta içinde tam kapasiteyle eski gücüne kavuşur.

  • Beyin tümörlerinde tedavi

    Tedavi seçimini etkileyen birçok faktör vardır. Bunlar tipi, yerleşim yeri, büyüklüğü ve hastanın durumudur. Çocuklar ve erişkinlerdeki seçenekler birbirinden farklıdır. Her hasta için ona özgü bir tedavi planı seçilir.

    Beyin tümörleri cerrahi, radyasyon ve ilaçla tedavi edilebilirler. Hastanın ihtiyaçlarına göre birçok yöntem bir arada kullanılabilir. Hastanın tedavisi genellikle bir ekip tarafından yürütülür. Bu ekipte beyin cerrahı, tıbbi onkolog ve radyasyon onkoloğu bulunur. Bunların yanı sıra fizik tedavi uzmanı ve konuşma terapisti de ekibe katılabilir.

    Birçok beyin tümöründe cerrahi ilk tedavi seçeneğidir. Mümkünse cerrah tümörün tamamını çıkartır. Ancak eğer etraf sağlam dokuya zarar vermeden tümörün tamamı çıkartılamıyorsa doktor tümörün mümkün olan kısmını çıkartır. Kısmi çıkarma kafa içi basıncını azaltacağı için hastanın şikâyetlerinin azalmasına ve radyasyon veya ilaçla hedeflenecek tümör dokusunun azalmasına yardımcı olur.

    Bazı vakalarda tümör çıkartılamaz. Böyle durumlarda cerrah sadece biyopsi yapar ve tümörün küçük bir kısmını çıkartır. Çıkan kısım patolojiye yollanır ve mikroskop altında incelenerek kesin tipi öğrenilir. Bu tedavinin şekillendirilmesinde önemli bir bilgi kaynağıdır. Biyopsi açık cerrahi ile yapılabildiği gibi genel durumu buna izin vermeyen hastalarda özel sistemler kullanılarak bir iğneyle de yapılabilir. Doktor hastanın başına özel bir çerçeve (Frame) takarak MR ve/veya BT görüntüleri alır. Bu şekilde tümör dokusunun kafa içindeki kesin yerleşim yeri koordinatları ile belirlenir. Bu bilgilerle kafa tasına küçük bir delik açılarak biyopsi iğnesi doğrudan tümöre hedeflenir ve biyopsi alınır. Bu tekniğe “stereotaksi” denilir.

    Radyasyon tedavisi (radyoterapi) çeşitli şekillerde uygulanabilir. Radyasyonun tüm kafaya büyük bir makine aracılığı ile verildiği yöntemde hastalar haftanın 5 gününde birkaç hafta süreyle ışınlanır. Tedavinin süresi tümörün tipine ve boyutuna göre belirlenir. Tedavinin bu şekilde parça parça yapılmasındaki amaç normal dokuların göreceği zararı azaltmaktır. Radyasyon özel maddelerin cerrahi ile doğrudan tümör içine konulması yolu ile de uygulanabilir. Konulan maddenin radyoaktif özelliklerine göre ya kısa süreli uygulama yapılır ya da madde kalıcı olarak beyinde bırakılır.

    Stereotaktik radyocerrahi tedavideki diğer bir seçenektir. Tedavi tek seansta yapılır. Bir çok açıdan yüksek doz radyasyon sadece tümör dokusuna yönlendirilir. Bu şekilde normal beyin dokusuna zarar verilmez. Bu yönteme “GAMMA KNIFE RADYOCERRAHİSİ” denilir. Daha kısa sürede daha etkili, daha doğru bir tedavi yöntemi sağlar. Bu yöntemde tümör boyutlarının üç santimetreden küçük olması gerekmektedir.

    Kemoterapi kanser hücrelerini öldürmek için ilaç kullanılmasıdır. Tek bir ilaçla veya birçok ilacın çeşitli dozlarda birleşimi ile uygulanabilir. Tedavi ağızdan veya damardan olabileceği gibi doğrudan omurga içindeki beyin omurilik sıvısına verilerek de yapılabilir.

    Bu tedavi şekillerinden birisi ile tedavisi yapılan hastalar, süresi doktorlar tarafından belirlenen ve ilk başlarda daha sık; sonra araları açılan kontrollere gelirler. Kontroller sırasında BT veya MR görüntüleri ile tümördeki değişimler takip edilir, hastaların tam bir muayenesi yapılır. Gerek görülürse ilaç tedavileri düzenlenir.

  • Beyin tümörleri tipleri

    Vücut çok çeşitli, ayrı ayrı görevleri olan hücrelerden yapılmıştır. Bu hücrelerin çok büyük bir kısmı hayatımız boyunca büyür ve ölürler. Ölenlerin yerine diğer hücrelerin bölünmesi ile yenileri gelir. Bu şekilde vücudun sağlıklı kalması ve görevlerini doğru şekilde yapması sağlanır. Hücrelerin yenilenirken bölünmeleri milyonlarca yıllık evrim sonucunda çok sıkı kurallara bağlanmıştır ve çoğu zaman bir insanın hayatı boyunca sorunsuzca işlemektedir. Ancak hastalıklar, kalıtımsal etkenler ve vücudun çevreden maruz kaldığı etkenler sonucunda hücrelerin doğru fonksiyon görmesi bozulur ve hücreler büyüme kontrolünü kaybederek çok sık, hızlı ve olması gerekenden fazla sayıda bölünmeye başlarlar. Bu bozuk hücreler tümör denilen yanlış çalışan hücre topluluklarını oluştururlar. Aynı durum beyin ve sinir sisteminin diğer hücreleri içinde geçerlidir. Her yıl yaklaşık 16.000 insanda beyin tümörü saptanmaktadır.

    Tümörler iyi huylu (benign) ve kötü huylu (malign) olarak iki ana guruba ayrılırlar. İyi huylu tümörler kanser hücreleri içermeyen gruptur. Genellikle çıkartılabilirler, tekrarlamazlar ve etraftaki normal çalışan dokulara yayılıp onların fonksiyonlarını bozmazlar. İyi huylu beyin tümörlerinin iyi sınırları vardır ve cerrahi ile çıkartılabilirler. Ancak beyin içindeki diğer normal dokulara bası yaparak onların normal çalışmasını engelleyebilirler.

    Kötü huylu beyin tümörleri kanser hücreleri içermektedir. Hayatı tehdit ederler. Hızlı büyürler ve etraf normal dokulara yayılarak onların fonksiyon görmesini de engellerler. Genellikle tıpkı ağaçlar gibi etrafa kök salarak beslenmeleri için gerekli olan maddeleri sağlıklı beyin dokusundan çalarak ayakta kalırlar.

    Santral sinir sitemi, özellikle de beyin çok sıkı korunan kapalı bir kutunun (kafatası) içinde olduğundan basınç değişikliklerine çok hassastır. Bu nedenle bazı iyi huylu tümörler de kanser hücresi içermemelerine rağmen önemli yapılara baskı yaparak hayati tehlikeye neden olabilirler.

    Beyin dokusundan kaynaklanan tümörlere birincil (primer) beyin tümörü denilir. İkincil (sekonder) beyin tümörü ise beyin dışı bir kanserin beyne yayılması ile oluşur. Beyin tümörleri kaynak aldıkları dokunun tipine göre adlandırılırlar. En sık görülen birincil beyin tümörü gliomlardır. Bunlar beynin sinir dışı destek hücrelerinden kaynaklanır.

  • Boyun fıtığında mikrocerrahi teknikler

    Uygulanan konservatif tedavi ( İstirahat,ilaç td vs) şikayetleri gidermediyse boyun omurilik sinirlerindeki sinirler üzerindeki baskıyı kaldırmak ve olası nörolojik komplikasyonları (kas güçsüzlüğü, yürüyememe, idrarını yada gaitasını tutamama, iktidarsızlık gibi) önlemek amacıyla cerrahi tedavi düşünülür.

    Günümüz modern araştırma teknikleri ( MRI CT gibi), yine günümüz modern cerrahi teknikleri ( mikrocerrahi gibi) artık boyun fıtığını kader olmaktan çıkarmış hasta konforunu üst seviyeye taşımış, iyileşme periodunu çok kısaltmıştır.

    Yalnız boyun fıtıkları değil boyunda kaymalar, darlıklar çeşitli enstrumasyonlar ile sıfır hata ile onarılmaktadır. Hasta aynı gün yada bir gün sonra yürüyüp taburcu olmakta ve işin ağırlığına göre 3 gün yada bir haftada işinin başında olmaktadır.