Kategori: Beyin ve Sinir Cerrahisi

  • Kraniyotomi neden gereklidir ?

    Bazı problemler beynin doğru çalışmasını engeller. Bu problemleri düzeltebilmek için beyine ulaşmak gereklidir. Kraniyotomi oraya ulaşmamızı sağlar. Aşağıda tartışılan problemler bir kraniyotomi yapılmasına gerek duyulan en sık görülen problemleri ortaya koymaktadır.

    Beyin Yaralanması:
    Beyin yaralanması başa gelen doğrudan bir patlama ve hatta ani bir darbe ile dahi oluşabilir. Bu beyinde yırtılmaya, kanamaya ve şişmesine neden olabilir. Tedavinin hedefi herhangi bir kanamayı durdurmak ve kafatası içerisindeki basıncı azaltmaktır. Kan ve hasarlı dokular çıkarılabilir.

    Beyin Tümörü:
    Tümör, anormal hücrelerden oluşmuş bir kitledir. Beyinde büyüyen metastatik tümörler vücudun diğer bölgelerinden yayılan tümörlerden gelen yapılardır. Hedef bunlardan mümkün olan en fazla miktarda çıkarmaktır. Tümöre tipine göre diğer tedavi yöntemlerinin de uygulanması gerekli olabilir.

    Anevrizma:
    Anevrizma bir arter duvarındaki balon benzeri bir kusurdur. Bu kanın dışarı sızmasına neden olur. Sızan kan beyine hasar verebilir. Hedef hasarı kontrol altına almak ve ileriki kanamaları önlemektir.

    Arteriovenöz Malformasyon:
    Arteriyövenöz malformasyon (AVM) kan damarlarının anormal bir yumağıdır. Bir AVM beyinin bir bölgesinde normal kan akımını önleyebilir. Aynı zamnda beyin dokusu içerisine kanama riskini de artırmaktadır.Tedavideki hedef AVM içerisinden olan kan akımını önlemek ve akımı normal yola döndürmektir.

    Durumunuzun Teşhis Edilmesi:
    Doktorunuz birtakım muayene ve teslter yaparak durumunuza yol açan nedeni bulmaya çalışır. Sonuçlar doktorunuzun probleminizin tam olarak yerini ve boyutunu da anlamasına yardımcı olur.

    Tıbbi Muayeneniz:
    Doktorunuz sizin sinir sisteminizin ne kadar iyi çalıştığını aşağıdakileri kontrol ederek öğrenir:
    •Ÿ Görme, işitme, yürüme ve yutkunma kapasiteniz
    •Ÿ Düşünme ve hafıza becerileriniz
    •Ÿ Kas gücünüz, koordinasyonunuz, refleksleriniz ve adımlamanız
    •Ÿ Dokunmayı hissetme ve algılama yetenekleriniz.

    Görüntüleme Testleri:
    Bu testler beynin ve ona kan götüren atardamarların görüntülerini verir. Daha keskin görüntüler için bu testlerle birlikte kontrast maddeler kullanılabilir. Riskler ve komplikasyonlar sizinle konuşulacaktır.

    Ÿ BT: (Bilgisayarlı Tomografi):
    Bu yöntem x ışınlarını ve bilgisayar kesitlerini birleştiren bir yöntemdir. Siz bir tüp içerisinde kayan bir platform üzerinde yatarsınız.

    Ÿ MRG (Manyetik Rezonans Görüntüleme):
    Bu test güçlü mıknatıslar ve radyo dalgaları kullanarak görüntüler oluşturur. Bir tünel içine kayan bir masada yatarsınız.

    Cerrahi İçin Hazırlık
    Ameliyat zamanınız yaklaştıkça ilerideki sağlık gereksinimlerinizle ilgili düşünceleriniz olabilir. Aynı zamanda kraniyotominiz için kendinizi nasıl hazırlamanız gerekeceği hakkında sorularınız olabilir. Aşağıdaki bilgiler yardımcı olabilir.

    Cerrahi Tedavinizden Önce:
    Pek çok durumda kraniyotomi planlanmış bir işlemdir. Cerrahiden önce yeterli zaman varsa aşağıdakileri yapmanız size söylenebilir:
    Ameliyatınızdan haftalar önce ameliyatınızda kullanılmak üzere kan vermeniz istenebilir. Ayrıca kanı incelten aspirin gibi ilaçları almamanız istenebilir. Eğer sigara içiyorsanız şimdi kesmelisiniz.
    Kraniyotominizden kısa bir süre önce bir muayeneden geçeceksiniz. Bu cerrahi işlem için yeteri kadar sağlıklı olduğunuzu teyit etmek için yapılacaktır. Eğer günlük kullandığınız ilaçlarınız varsa bunların ameliyat gününde de kullanılıp kullanılamayacağını sorunuz.

    Ameliyattan en az 8 saat önce veya size iletilecek süre kadar herhangi bir şey yemeyiniz ve içmeyiniz.

    Kraniyotominizin Yapılacağı Gün:
    Kraniyotominizin yapılacağı gün hastaneye zamanında geliniz. Buraya ulaştığınızda hala daha devam eden endişeleriniz olabilir. Hatta biraz da ürkek ve sinirli olabilirsiniz. Sağlık ekibiniz tüm sorulara yanıt vermeye çalışcaktır. Ayrıca rahatlamanız için ellerinden geleni yapacaklardır.

    Ameliyattan Hemen Önce:
    Anestezinizden sorumlu olacak olan görevli sağlık personeli cerrahi öncesinde sizinle konuşacaktır.Ameliyatınız boyunca «uyumanız» için size genel anestezi verilecektir. Kolunuza i.v. (intra venöz) damar yolu için kateter konulacaktır. Bu yol ihtiyacınız oldukça ilaçlar ve sıvıların size verilmesini sağlayacaktır. Pek çok durumda başın bir kısmı veya tamamı traş edilecektir.

    Aile ve Arkadaşlara Notlar:
    Ameliyat sırasında yakında bekleyebileceğiniz bir oda size gösterilecektir. Kraniyotomi sıklıkla 3-5 veya daha fazla sürebilir. Eğer mümkünse haber alabilmeniz için en az bir kişinin bekleme odasında olduğundan emin olunuz. Ameliyat biter bitmez doktor gelip sizinle görüşecektir. Ayrıca sevdiğiniz kişiyi ne zaman görebileceğiniz de size iletilecektir.

    Beyine Ulaşmak
    Cerrah kafa derinizde bir kesi yapar. Daha sonra kafatasında 1-2 cm. büyüklüğünde burr hole denilen delikler açılır. Delikler arasındaki kemik kesilir ve kaldırılır. Cerrah daha sonra dura denilen beyni saran zarı açarak beyine ulaşır. Bir sonraki basamak sizin özellikle bulunan rahatsızlığınıza göre devam eder. Bazı durumlarda beyninizin cevaplarını mönitörize edbilmek için bazı sinirler uyarılır. Bu normal beyin dokusunun cerrahi işlem sırasında zarar görmediğinin teyidi için uygulanır.

    Cerrahinin Riskleri:
    Tüm ameliyatlarda olduğu gibi kraniyotominin de belli riskleri vardır. Bunlar arasında şunlar sayılabilir:
    •Nöbetler
    •İnfeksiyon
    •Hafıza kaybı veya bulanıklığı
    •Beyinde şişme veya kanama
    •Kan pıhtıları
    •Görme dahil his kaybı,
    •Güç kaybı veya paralizi
    •Ölüm

    Probleminizin Düzeltilmesi:
    Beyine ulaşılmıştır. Cerrah bir sonraki aşamada yapacaklarına sizin probleminize göre karar verir. Fakat ne olursa olsun normal dokuya zarar vermemek için her türlü önlem alınmıştır.

    Beyin Yaralanması
    Kanamanın kaynağı kontrol altına alınmıştır ve kan uzaklaştırılmıştır. Hasarlı doku da muzaklaştırılmış olabilir.

    Beyin Tümörü:
    Mümkün olan en fazla beyin tümörü çıkarılmıştır.

    Anevrizma:
    Atardamar kaçak yerinde bağlanmış veya muhafaza altına alınmıştır.

    AVM:
    Anormal atardamarlar ve venler klipslenmiştir. Bu kan akımını normal damarlara yönlendirir ve AVM’nin sızdırmasını engeller.

    Kraniyotominin Bitirilmesi:
    Ameliyat hedeflerine ulaşıldığında, beyni örten dura kapatılır. Hemen hemen tüm vakalarda kafatası kemiği geri yerine yerleştirilir. Yerinde kalması için tel bir örgü veya vidalı plakalar kullanılabilir. Bazen beyinde kalan kan veya sıvıların tahliyesi gerekebilir. Böyle durumlarda bir dren burr hole denen deliklerden geçirilerek birkaç gün burada kalması sağlanır. Aslında pek çok durumda bu delikler vakadan hemen sonra doldurulur veya kapatılır. Daha sonra dikiş veya zımba ile kafa derisi dikilir.

    Beyinle İlgili Diğer Uygulamalar
    Aşağıdaki uygulamalar tek başlarına veya kraniyotomi ile birlikte yapılabilirler. Şantların takılabilmesi veya stereotaktik ameliyatların yapılabilmesi için kafatasında burr hole denilen delikler açılır. Bu işlemlerden sonra hastane deneyimleriniz kraniyotomideki gibi olacaktır.

    Şantlar:
    Şant özel bir tip drendir. Fazla omurilik sıvısını boşaltmak suretiyle beyin üzerindeki basıncı azaltmak için kullanılır. Sıvı beyinden karın boşluğuna boşaltılır. Bu cilt altına yerleştirilen bir tünel içerisindeki tüp aracılığıyla yapılır. Sıvı karın boşluğuna ulaştığında vücut tarafından emilir.

    Stereotaktik Cerrahi:
    Sereotaktik cerrahi beynin hassas veya ulaşılması zor alanlarındaki problemlere ulaşmada kolaylık sağlar. Stereotaktik cerrahi bilgisayarlı tomografi veya manyetik rezonans görüntüleme taramalarını kullanarak problemin yerini tam olarak lokalize eder ve bir yaklaşım haritası oluşturur. Bu işlem sırasında özel bir kafes başı yerinde tutmak için kullanılbilir.

    Hastanede İyileşme:
    Kraniyotomi tamamlandıktan sonra doktor aileniz ve arkadaşlarınızla konuşacaktır. Bir uyanma odasında kendinize geleceksiniz. Daha sonra özel bir üniteye, sıklıkla da bir yoğun bakım ünitesine transfer edileceksiniz ve burada yakından takip edileceksiniz.

    Ameliyattan Hemen Sonra:
    Uyanırken baş ve vücut ağrılarınız olabilir. Bu ağrıları hfifletmek için hemşire size ilaç verebilir. Kafatasınız içindeki basıncı veya kalp atışlarınızı görebilmek amacıyla monitörler kullanılıyor olabilr. Kan pıhtılaşmalarını önlemek amacıyla özel çoraplar giyiyor olabilirsiniz. Ve kısa bir süre bir solunum cihazına bağlanabilirsiniz. Bu makine nefes alıp vermenize yardımcı olur.

    Hastane Odanızda:
    Birkaç saat içerisinde yoğun bakım ünitesinden bir hastane odasına alınabilirsiniz. Bazen bu iki gün veya daha uzun sürebilir. Odanıza geldiğinizde akciğerlerinizin açık kalması için size solunum egzersizleri verilebilir. Sağlık ekibimiz sizin bir an önce yemek yemeniz ve yürümeniz için ellerinden geleni yapacaklardır.

    Rehabilitasyon:
    Eğer belli egzersizleri yapmakta zorlanıyorsanız terapi verilebilir. İhtiyaçlarınıza göre terapist dengenizi bulmanızda, gücünüzü toplamanızda, konuşma ve günlük yaşam melekelerinizin geliştirilmesinde yardımcı olacaktır.

    Başka Bir Tedaviye İhtiyacınız Olursa
    Kraniyotomiden sonra sıklıkla yan etkileri azaltmak ve kendinizi daha iyi hissetmeniz için size ilaçlar reçete edilebilir. Eğer beyin tümöründen dolayı ameliyat geçirmişseniz kemoterapi veya radyasyon da alabilirsiniz.

    İlaçlar
    Eğer size ilaç reçete edilirse doktorunuza veya eczacınıza, eğer varsa, almak zorunda olduğunuz diğer ilaçlardan mutlaka söz edin.

    Steroidler
    Steroidler beyin şişmesini azaltırlar. Doktorunuzun onayını almadan bunları kesmeyiniz. Steroidler kan basıncında değişikliklere neden olabilirler, kilo aldırabilirler, mide ülserlerine neden olabilirler, infeksiyon riskini artırabilirler ve duygusal halde değişiklik oluşturabilirler.

    Antikonvülzanlar
    Antikonvülzan ilaçlar nöbetlerin oluşmasını engellerler. Onları her zaman tarif edildikleri şekilde kullanın. Doğru dozu aldığınızdan emin olunabilmesi amacıyla kan testlerine gereksinim olabilir. Eğer bir döküntü, denge problemleri veya sersemlik gibi bulgular olursa doğrudan doktorunuzu arayınız.

    Diğer İlaçlar
    Semptomları ve yan etkileri ortadan kaldırabilmek amacıyla başka ilaçlara da gerek duyulabilir. Eğer bulantı, mide asiditesi veya ağrınız varsa doktorunuzla görüşün.

    Kemoterapi:
    Kemoterapinin hedefi kanser hücrelerini öldürmektir. Bu ilaçlar kan damarlarınız boyunca dolaşır ve kanserli hücrelerin yaşam döngülerine son verir. Sonuçta kanserli hücreler ölürler.

    Radyasyon Terapisi:
    Radyasyonun hedefi tümör büyümesini durdurmak veya kontrol altına almaktır. Tedavide ağrısı olmayan x ışınları kullanılır. Radyasyon tek başına veya diğer tedvi yöntemleriyle birlikte kullanılabilir.

    Hastaneden Sonra:
    Ameliyattan sonra normal bir şekilde yer, içer ve yürüyebilir hale gelir gelmez evinize gidebilirsiniz. Evde aileniz ve arkadaşlarınız yardım ve destek önerisinde bulunabilirler. İhtiyacınız olduğunda kabul edin. Fakat dengenizi korumanızın çok önemli olduğunu unutmayın. Aklınızdan çıkarmayın ki yeniden bağımsız olmak için bir uğraş veriyorsunuz.

    Kontrol Muayenelerine Katılın:
    Kraniyotomiden 7-10 gün sonra bir hastane ziyaretiniz olabilir. Bu aşamada kalan dikiş veya zımba sütürler alınabilir. İlk birkaç ay boyunca doktorunuzu 4 haftada bir görebilirsiniz. Aynı zamanda durumunuzun kararlı olduğunu teyit etmek amacıyla bazı görüntüleme testleri yapılabilir.

    Yürümeyle Başlayın:
    Yürüme gücünüzü yeniden kazanmak için en iyi araçtır. Başlangıçta kısa ancak sık yürüyüşleri tercih edin. İster bir bardak su almak için, isterse televizyon kanalını değiştirmek için olsun her gün ayağa kalkın ve yürüyün. Basamaklı olarak daha uzun mesafelere yürümeye gayret edin, örneğin köşedeki posta kutusunu kontrol edin.

    Günlük Yaşama Geri Dönme
    Aşağıdaki ipuçları iyileşme için size yardımcı olabilir:
    Fazla zorlamayın. Aktivite sınırlarınızı küçük küçük artırınız.
    Yemek yapmak, bahçe işleri yapmak gibi ev işlerinde yardım öneerisinde bulunanların tekliflerini kabul edin.
    Eğer bir süre araç kullanmamanız önerilmişse sizi birilerinin götürmesine hayır demeyin.
    İşvereninize işe geri dönmek için yapacağınız görüşmede daha az saat için gelip gelemeyeceğinizi veya evden çalışabilip çalışamayacağınızı sorun.

    Ameliyattan Sonra Başarmak
    Size olanları kabul etmek gerek sizin gerekse aileniz için zor olabilir. İyileşmeniz zaman alacaktır. Birkaç ay, hatta bir yıl kadar süreyle her zamankinden daha yorgun hissedebilirsiniz. Duygularınıza hakim olmak olayı hafifletmeye yardımcı olacaktır.
    Bazı günler diğerlerinden biraz daha zor olabilir. Kendinizle ilgili biraz sabırlı olun. Eğer üzgün veya depresif hissediyorsanız sağlık ekiplerinizden biri ile görüşün. Depresyon sık görülen ancak tedavi edilebilen bir durumdur.
    Korkuların olması veya sinirli olmak normal bir durumdur. Bir danışmana başvurmak veya bir destek grubuna katılmak duygularla başa çıkmakta ve devam etmekte olan tedavilerin gereksinimlerini karşılamakta yardımcı olabilir.

    Doktoru Ne Zaman Aramalısınız
    Aşağıdakilrden birinin varlığında zaman geçirmeden cerrahınızla görüşün:
    •Giderek artan uyku hali
    •Geçmeyen bulantı ve kusma
    •Aşırı baş ağrısı
    •Nöbet
    •Artan kas güçsüzlüğü
    •Nefes darlığı, bacakta ağrı veya şişme
    •38 C’nin üzerinde ateş olması
    •Kesi yerinde veya herhangi bir damar yolu yerinde kızarıklık veya akıntı olması
    •İdrar yaparken yanma olması

  • Karpal tünel sendromu | bilekte sinir sıkışması

    Çağımızın Hastalığı: Karpal Tünel sendromu (Bilekte sinir Sıkışması)

    -Ellerinizde ve bileklerinizde uyuşukluk, yanıcı bir ağrı veya karıncalanma hissediyormusunuz?

    – Şikayetleriniz özellikle geceleri daha mı belirgin?

    -Nesneleleri düşürmeden elinizde tutmakta güçlük mü çekiyorsunuz?

    -Bilgisayar klavyesi ya da faresini kullanmak gibi tekrarlayıcı el hareketlerini ağrısız olarak yapmak giderek daha imkansız hale mi geliyor?

    Eğer bu sorulara yanıtınız evetse sizde de karpal tünel sendromu denilen bir sinir sıkışıklığı hastalığı olabilir. Olguların yarısı mesleklerle bağlantılıdır ve tüm meslek grupları ile bağlantılı hastalıklar ve yaralanmalar içerisinde, iş gücü kaybına en fazla yol açan durumdur.

    ABD verilerine göre her yıl yaklaşık 260.000 karpal tünel olgusu opere edilmektedir.

    Çağımızın Hastalığı: Karpal Tünel sendromu (Bilekte sinir Sıkışması)

    -Ellerinizde ve bileklerinizde uyuşukluk, yanıcı bir ağrı veya karıncalanma hissediyormusunuz?

    – Şikayetleriniz özellikle geceleri daha mı belirgin?

    -Nesneleleri düşürmeden elinizde tutmakta güçlük mü çekiyorsunuz?

    -Bilgisayar klavyesi ya da faresini kullanmak gibi tekrarlayıcı el hareketlerini ağrısız olarak yapmak giderek daha imkansız hale mi geliyor?

    Eğer bu sorulara yanıtınız evetse sizde de karpal tünel sendromu denilen bir sinir sıkışıklığı hastalığı olabilir. Olguların yarısı mesleklerle bağlantılıdır ve tüm meslek grupları ile bağlantılı hastalıklar ve yaralanmalar içerisinde, iş gücü kaybına en fazla yol açan durumdur.

    ABD verilerine göre her yıl yaklaşık 260.000 karpal tünel olgusu opere edilmektedir.

    Karpal tünel sendromu medyan sinir üzerindeki bantın kalınlaşması ve tekrarlayıcı hareketlerin kombinasyonu neticesinde bilekte sinirin enflamasyonu sonucu ortaya çıkar. Özellikle 40-60 yaşlarındaki kadınlarda, piyanistler, kuaförler, bilgisayar operatörleri, bankacılar, dişçiler, heykeltıraşlar, ev hanımları gibi ellerini aşırı kulanan meslek gruplarında sıklıkla izlenir.

    Hamilelik, şeker hastalığı, tiroid hastalıkları, menapoz, bilekte kırılan yada yerinden kayan kemikler ve aşırı şişmanlık hastalığın görülme oranını arttırır. Eller ile cisimlerin sık ve şiddetli şekilde tutulması, bileğin bükülmesi ve artrit benzer şekilde görülme oranlarını arttırır.

    Bu şikayetlerin ilk ortaya çıkmasının ardından tedavi için zaman kaybetmeden başvurmak oldukça önemlidir. Başvurmak için ağrının aşırı artmasını, tahammül sınırlarını aşmasını beklemeyin.

    Cerrahi dışı konservatif tedavinin asıl amacı medyan sinir üzerinde tekrarlayan yaralanmaları bitirmek ya da azaltmaktır. Bu amaçla sinir üzerindeki baskıyı ortadan kaldırmak için bir bileklik ile bilek hareketleri kısıtlanabilir. Eğer bu işe yaramaz ise ödemi azaltmak için enflamasyon giderici ilaçlar yazılabilir veye bileğe kortizon enjeksiyonları yapılabilir. Ağrıları azaltmaya yönelik bir takım özel el ve bilek egzersizleri önerilebilir.

    Eğer hastalar istirahat, rehabilitasyon, veya diğer cerrahi dışı tedaviler ile ağrılarından kurtulamaz iseler median sinir üzerindeki baskıyı ortadan kaldırmak için farklı cerrahi teknikler uygulanabilir. En sık uygulanan teknik karpal tunel serbestleştirilmesi denilen ve açık ya da endoskobik yöntemler ile uygulanabilen yöntemdir. Açık cerrahide bilek bölgesine bir kesi yapılarak median sinir üzerine bası oluşturan bant kesilerek sinir serbestleştirilir. Endoskobik yöntemde ise daha ufak bir kesi yapılarak bir minyatür kamera ile tünel görüntülenir ve bant kesilir.

    Karpal Tünel Serbestleştirilmesinde yeni bir teknik: Mini Açık Yaklaşım

    Karpal tünel serbestleştirilmesinde standart yaklaşım karpal ligamanın açık cerrahi ile kesilmesidir. Bu standart yaklaşım ile sonuçlar genel olarak oldukça iyidir. Ancak cerrahi sonrası oluşan skar dokusuna bağlı ağrı ve bilekte hareket kısıtlılığı önemli bir sorundur. Yara iyileşmesi yapılan kesinin nisbeten uzun olmasına bağlı gecikir. Diğer bir sıkıntı Pilar sendromu denilen avuç ici adelelerde yoğun ağrıdır. Komplikasyon oranları %1-20 arasında değişmektedir. Bu nedenle 1990 lı yılların başında kesi uzunluğunu azaltmak, böylelikle bu sorunların üstesinden gelmek için endoskop ile minimal yaklaşım teknikleri kullanılmaya başlanmıstır. Bu teknik ile yara yeri ile ilgili sorunlar çözülmüş ancak median sinir, damarlar, tendonlar ve hatta ulnar sinir yaralanma sıklığı artmıştır. Aynı zamanda cerrahi süresi belirgin derecede uzamıştır. İşlem endoskobik sistem kullandığından hastane ortamında yapılmasını gerektirir.

    Mini açık yaklaşım tüm bu sorunlar göz önüne alınarak geliştirilen yeni bir cerrahi yöntemdir. Endoskobik cerrahide olduğu gibi ufak bir kesi yapılarak median sinir ile karpal bant arasında bir tünel yaratılır. Aynı zamanda karpal bant ile cilt altı arasında bantı tam olarak ortaya koyacak şekilde ikinci bir tünel açılır. Bant daha sonra knifelight özel bir lazer bıçağı ile kesilir.

    Knifeligtın endoskobik yaklaşımdan en önemli avantajı endoskobi aletleri gerektirmediği için hastane ortamında yapılmasının zorunlu olmamasıdır. İşlem süresi anlamlı derecede kısalmıştır. Açık cerrahi sonrası görülebilen hastayı bazen ileri derecede rahatsız edebilecek skar dokusu oluşumu, operasyon sahasında ağrı, pilar sendromu gibi problemleri son derece azaltmıştır. Yara iyileşmesi yapılan kesinin kısa olması ve cilt altı dokulardaki asgari yaralanma nedeniyle son derece kısalmıştır. Açık cerrahi sonrasında kolun 2 hafta süre ile askıya alınması ve immobilizasyonu gibi sorunlar ortadan kalkmıştır.

    Hastalar bu cerrahi ile operasyonun ertesi günü ellerini hafif işlerde kullanmaya başlarlar ve el askıya alınmamaktadır. Açık cerrahi ile cerrahi sonuçlar yönünden bir fark bulunmamaktadır.

    Kısaca bu yeni tekniğin avantajları:

    •Maksimum doku korunması
    •Teknik olarak basit oluşu
    •Cerrahi sürenin anlamlı derecede kısalması
    •Endoskop kullanımı gerektirmemesi
    •Hasta açısından maliyetin düşük oluşu
    •Operasyon sonrası iyileşme süresinin kısalması
    •Cerrahi saha ve etrafında operasyon sonrası oluşabilecek kızarıklık, hassasiyet, ağrının en aza inmesi
    •Opere edilen elin yeniden kullanımı, işe geri dönüş süresinin çok kısalması

    Karpal tünel sendromundan korunmak, ellerimizin doğru kullanımı ile ilgili altın öğütler

    •El bileğinin uzun süreli ve güçlü şekilde aşağı-yukarı hareketlerinden, gergin şekilde parmaklarla bir şeyi tutmaktan (dikiş iğnesi gibi), bileği başparmak veya küçük parmağa doğru bükme hareketinden kaçın
    •Avuç içi yukarı bakacak şekilde yük taşımamaya özen göster
    •Bileği sıkı saran bantlardan (kol saati gibi) uzak dur
    •Aşırı soğuk veya korunmasız vibrasyondan kaçın
    •Telefon gibi sık kullanılan objeleri calışma sahanıza olabildiğince yaklaştır. Böylece aşırı uzanmaktan kaçın.
    •Araba sürerken, eşya taşırken direksiyonu çok sıkı tutma. Mümkün olduğunca eli dinlendir.
    •Daktilo ya da keyboard kullanırken elleri her 15 dk da bir dinlendir.
    •Boya fırçası, kalem, gazete, veya kitap türü cisimleri uzun süre tutmaktan kaçın
    •Eller kullanılırken vücüdun genel postürüde çok önemlidir. Çalışma alanının yüksekliği, otururken ya da ayakta iken bileklerin notral ya da hemen hemen düz pozisyonda kalmasına imkan tanıyacak şekilde düzenlenmelidir. Çalışma esnasında omuzların yeteri kadar serbest, dirseklerin konforlu bir şekilde yanlarda olmasına özen gösterilmelidir.
    •Oturma esnasında sırt ve bel iyi desteklenmiş şekilde ayaklar yere basmalıdır. Oturulan sandalye her bireyin kendisine göre ayarlanmalıdır.
    •Özellikle daktilo yazımı, keyboard kullanımı türü işlerde postür özellikle önemlidir. Doğru ayarlanabilir bir koltuk, yeterli ışık ve masa için uygun yükseklik yararlıdır.
    •Daktilo esnasında uzun süre, sık bir sekilde tuşlara basılır. Bu nedenle olabildiğince hafif şekilde tuşlara dokunmak önemlidir. Aşırı sert bir şekilde tuşlara basılması gereksiz yorulmaya neden olacaktır. Bu problemi aşmak için sıkca kısa aralıklar verilmesi yararlı olur. Aynı şekilde boyun, omuz ve kol adalelerinin rutin bir şekilde rahatlatılması da önemlidir.
    •El aletlerinin seçimi önemlidir. El aletinin tutulan kısmı elinizin büyüklüğü ile orantılı olmalıdır.
    •Elinizi yoğun şekilde kullanmanızı gerektiren yeni bir iş ögrendiğinizde, elinize bu yeni işe alışması için zaman tanıyın. Bu tıpkı bir atletin bir yarışa hazırlanmasına veya diğer atletik yarışmalara benzer. Ellerin istirahati için yeterli aralıklarla molalar verilmelidir.
    •Eğer eldiven giyiyorsanız ellere uygun ölçülerde olmalıdır. Çok büyük olursa objeyi tutmak için gerekli harcanacak güç daha fazla olacak, çok sıkı olursa elleri sıkıştıracaktır.

  • Kanser ağrısı

    Kanser tedavisi gören hastaların yaklaşık üçte birinde ağrı olur. İlerlemiş kanser olgularında (yayılmış ya da tekrarlamış) bu oran yaklaşık üçte ikiye çıkar. Bu hastalar için, ağrının kontrol altına alınması ve semptomların kontrol altında tutulması tedavinin önemli hedeflerindendir.

    Ağrı, yaşam kalitesinin her yönünü etkiler. Kronik ağrısı olan hastalar ( hafif, orta, şiddetli ama uzun süreli) günlük rutin aktivitelerine yeterli katılamazlar, uyku ve yeme sorunları olabilir, ve aileleri ve arkadaşlarının ne hissettiklerini her zaman anlayamadıklarını düşündükleri için hayal kırıklığı içinde olabilirler.

    Kanser ağrısı sık görülen bir sorundur, yalnız deneyimli bir ekip tarafından tedavi edilebilir. Bu ekip cerrah, medikal onkolog, ağrı uzmanı, psikiyatri uzmanı, psikolog, onkoloji ve algoloji hemşirelerinden oluşmalıdır. Her hastanın birbirinden farklı olduğu ve yapılacak tedavinin her hastanın bireysel ağrı durumuna göre düzenlenmesi gerektiği unutulmamalıdır.

    Ağrı Kontrolünüz İçin Doktorunuza Sormanız Gerekenler:

    Ağrımı azaltmak için ne yapılabilir?

    Eğer ilaçlar ağrımı azaltmaz ise ne yapabiliriz?

    Ağrı kontrolüm için başka hangi seçeneklerim var?

    Ağrım için kullandığım ilaçların ne gibi yan etkileri ile karşılaşabilirim?

    Bu yan etkiler ile baş etmek için ne yapılabilir?

    Tedavim günlük aktivitelerimi sınırlandıracak mı( çalışmak, araba kullanmak, v.b)

    Neler Ağrıya yol açar?

    Kanserli hastalarda ağrı farklı sebeplere bağlı görülebilir. En sık neden kanserin kendisidir. Kanser yumuşak dokulara (adale, bağlar, vb.), organlara veya kemiğe yayıldığında, sinir yaralanmasına bağlı, kanserli doku bir sinire bası yapıyor ise ya da kafa içindeki basıncı arttırmasına bağlı ağrı olabilir. Cerrahi, radyoterapi ya da kemoterapide ağrı yapabilir. Bu durumda ağrı tedaviye bağlı olarak adlandırılır. Kolu yada bacağı kesilmiş bir hastada kayıp olan uzuvda halen ağrı hissedebilir (phantom ağrısı). Bu ağrı gerçektir ancak nedeni bilinmemektedir. Pekçok kemoterapotik ajan uyuşma, karıncalanma ve yanma yapabilir. Radyasyon ise ağrılı cilt irritasyonu yapabilir.

    Bazende ağrının kanserle ya da tedavisiyle hiçbir ilgisi yoktur. Kanserli hastada herkeste olabilecek başağrıları, adele ağrıları görülebilir. Bazende gene herkeste olabilecek bir bel ya da boyun fıtığı ağrının sebebi olabilir.

    3 tip ağrı vardır:

    ViseralAğrı: Ağrı organda kanserin yaptığı doku hasarı sonucu görülür. Sıklıkla tek noktada olmaz, sızı şeklinde keskin bir ağrıdır.

    SomatikAğrı: Belirli bir bölgede cilt, adele veya kemik tutulumu sonucu olur. Bıçak saplanır gibi, zonklayıcı veya bir baskı hissi şeklinde ifade edilir.

    NöropatikAğrı: Periferik ya da santral sinir sistemi yapılarındaki yaralanma veya basılarına bağlı ortaya çıkar. Sinir yaralanması ya da basısı bir periferik sinir ya da omurilik yaralanmasına veya herikisinin birden yaralanmasına bağlı olabailir. Keskin, yanıcı bir ağrı olarak ifade edilir.

    Ağrının tipini saptamak önemlidir, çünkü her biri farklı tedavi edilir.

    Kanser Ağrısının Tedavisindeki Engeller

    Aslında hemen hemen tüm kanser hastalarının ağrıları kontrol altına alınabilmesine rağmen gene de bu hastalardaki ağrının etkili şekilde kesilmesi halen bir sıkıntı olabilmektedir. Bunun temel nedeni bilgi yetersizliği, inanışlar ve korkulardır.

    BağımlılıkKorkusu: Pek çok hasta opioid (narkotik benzeri ilaçlar)kullanımının bağımlılık yapacağına inanır. Fakat bu nadiren görülen bir durumdur. Sadece şeker hastalarının insülin ihtiyaçlarındaki değişim gibi kanser hastalarındaki ağrılarda da ilaçlarının ihtiyacında değişiklik olabilir.

    YanEtkilere KarşıKorku: Hastalar genellikle gelişebilecek yan etkilerden korktukları için verilen dozun azını kullanırlar. Oysa ki söz konusu yan etkiler önlenebilir ve düzeltilebilir.

    YetersizBilgi: Kanser hastalarındaki ağrı tedavilerinin mutlak suretle bu konuda deneyimli, alternatif tedavileri bilen ekipler tarafından tedavi edilmesi gerekir.

    YetersizAğrıSkorlaması: Hastalar sıklıkla kendilerine sorulmadan ağrılarından bahsetmezler. Güçlü görünmek isterler. Bazen de mevcut ağrının ne anlama geldiğini öğrenmekten korktukları için kendilerine sorulsada ağrılarından söz etmezler. Bu nedenlerden pek çok hastanın ağrısı çözümsüz kalır.

    Doktorlar Hastaların Ağrısını Nereden Bilecek?

    Kanser ağrınızın tedavisine başlamadan önce doktorların hastaların ağrısı hakkında detaylı bilgiye ihtiyaçları vardır. Bu bilgiler hastadan ya da aile üyeleri ya da arkadaşlarından alınan tıbbi öykü, hastanın fizik muayenesinden gelir.

    Hastalara ağrıları hakkında aşağıdaki sorular sorulur.

    Ağrınızın şiddeti nedir?

    Ağrınız nerede?

    Ağrılar günlük aktivitelerinizi ne kadar etkiliyor?

    Ağrılar somatik mi, viseral mi ya da nöropatik mi?

    Ne zaman başladı?

    Ağrılar herhangibir şekilde değişiklik gösterdi mi?

    Ağrınızı daha iyi ya da daha kötü yapan herhangibir şey var mı?

    Aldığınız tedaviye bağlı yan etkiler yaşıyormusunuz?

    Daha önce psikolojik sorun yaşadınız mı?

    Ağrı ve ağrı kontrolü hakkında ne biliyorsunuz

    Tüm sorular cevaplandıktan, fizik muayeneniz yapıldıktan sonra gerekir ise x-ray, MR ve kan testleri tedavinizi planlamak adına istenebilir. Mesela ağrı bir kemik ağrısı ve bir kırıktan şüpheleniliyor ise bir röntgen uygun olacaktır.

    Ağrı Değerlendirme Skalası

    Hastaların ağrılarını ifade etmelerine yardımcı olmak amacıyla kullanılır. Bu skalalar 3 yaşından büyük hastalarda kullanılabilir.

    En sık kullanılan Skalalar Şunlardır:

    Kanser Ağrısı Nasıl Tedavi Edilir?

    Ağrınız ile ilgili tüm araştırmalar yapıldıktan sonra bir tedavi planı oluşturulur ve sizinle tartışılır. Kanser ağrısı altta yatan kanserin kemoterapi, radyoterapi ya da cerrahisi gibi seçeneklerle tedavisinide içeren pek çok yol ile azaltılabilir. İlaçlar tedavi aşamasında öncelikle başvurulacak yöntemlerdir. Opioidler ( narkotikler, en güçlü mevcut ağrı kesiciler) ve opioid dışı ilaçlar, ilave ağrı kesiciler ( başka hastalıklarda esasen kullanılan ancak bazı özel durumlarda ağrıyı azaltabilen ilaçlar) bu amaçla kullanılabilir. Fizik tedavi ya da cerrahi bazı hastalarda tedavi seçeneği olabilir. Ağrıların mevcut tedavilere yanıt vermediği ya da ilaçlara yan etki ortaya çıktığında omurgaya takılan ağrı pompaları ve ağrı pilleri ağrıyı azaltmak amacı ile kullanılabilir.

    Hasta ve Ailesinin Eğitimi

    Hasta ve ailesi için önemli bazı mesajlar aşağıdadır:

    Ağrı ile yaşamanın hiçbir yararı yoktur.

    Ağrı çoğunlukla ağızdan alınacak bir takım ilaçlar ile kontrol altına alınabilir.

    Eğer bu ilaçlar yetersiz kalırsa ağrıyı azaltmak için farklı alternatif tedaviler mevcuttur.

    Morfin ve morfin benzeri ilaçlarağrıyı dindirmek için sıklıkla kullanılır. Bu ilaçlar kanser hastalarında ağrıyı azaltmak amacı ile kullanılırlarsa nadiren bağımlılık yaparlar.

    Doktor ve hemşireler ile iletişim çok önemlidir.

    Doktorlar ve hemşireler siz söylemeseniz sizin ne kadar ağrınız olduğunu bilemezler.

    Doktorlar ve hemşireler ilaçların sebep olabileceği sorunları bilmek isterler, çünkü bu sorunlar için yapılabilecek her zaman birsey vardır.

    Doktorlar ve hemşireler ilaçların temin edilmesi ya da kullanılması ile ilgili bir sorun olup olmadığını bilmek isterler.

    Eğer ağrınızda düzelme olmuyor ise doktorunuza sizi mutlaka bir ağrı uzmanına yönlendirmesini isteyin.

    Bununla birlikte doktorunuz ağrı tedaviniz için kullanılacak ilaçlar ile ilgili gerekli önemli bilgileri verecektir. Ancak aşağıda belirtilenlerin yazılı olarak elinizde olması sonradan hata yapmamak için çok yardımcı olacaktır.

    Reçete edilmiş tüm ilaçların listesi, hangisi hangi amaçla kullanılıyor? Ne zaman ve nasıl alınmalı?

    Olası gelişebilecek komplikasyonlar? Gelişmesi durumunda yapılması gerekenler?

    Alınması sakıncalı ilaçların listesi?

    Kontrol randevu zamanı

    Sorularınız için ya da muhtemel sıkıntılarınız için hafta içi mesai saatlerinde, ya da akşam saatlerinde ya da hafta sonu ulaşılabilecek telefon numaralarının listesi:

    İlaçları alımında yaşanabilecek sıkıntı durumunda

    Ağrının karakterinin değişmesi, yeni gelişen ağrı ya da ilaçların ağrıyı azaltmaması durumu

    1 günden fazla beslenmenize engel olan bulantı ve kusma

    Barsak hareketlerinin 3 günden uzun süreli durması

    Hastanın gün içinde uyandırılmasında ya da uyanık tutulmasında yaşanabilecek sıkıntılar

    Ağrı İlaçlarının Yan Etkileri Nelerdir ve Nasıl Kontrol Altına Alınır?

    Opioid kullanımı sonrası gelişen yan etkiler sıklıkla kolayca kontrol altına alınabilir. İlk kullanılmaya başlandıklarında bazı hastalarda uyku hali bazılarında ise bulantı görülebilir. Kusma çok sık olmaz. Çoğu hastada bu yan etkiler 1-3 gün içerisinde ortadan kalkar. Gelişebilecek bulantı ve kusma için bugün kullanılabilecek farklı bulantı giderici ilaçlar bulunmaktadır. Uyku hali ve sersemliği azaltmak için opioidler düşük dozlarda başlanır ve doz ayarlaması yapılır. Dozu ayarlamadaki temel amaç en düşük yan etki ile maksimum ağrı giderici etkiye ulaşmaktır.

    Opioidler pek çok hastada belli oranda kabızlığa yol açar. Kabızlık genellikle kullanıma başladıktan birkaç gün sonra ortaya çıkar ve ilaç kullanımı boyunca devam eder. Kabızlık bazen çok ağrılı olabilir, hatta hastanede yatmayı gerektirebilir, bu yüzden eğer mümkünse gelişiminin önüne geçilmelidir. Aşağıdaki yollar izlenerek genellikle kabızlık gelişimi önlenebilir:

    Sıvı alımının arttırılması

    Meyve, sebze gibi lifli ürünlerin alımının arttırılması

    Doktorunuz ya da fizyoterapistiniz bilgisi ve önerisi ile egzersiz yapılması

    Gereğinde laksatiflerin, barsak yumaşatıcılarının kullanımı

    İlaç Toleransı

    Ağrı için opioid kullanan bazı hastalarda zaman içinde daha yüksek dozların verilmesi gerekebilir. Bu ağrının artmasından dolayı veya ilaç toleransı gelişimi sonucu olabilir. Eğer tolerans gelişirse genellikle dozda küçük artışlar ya da ilacın değiştirilmesi ağrının azaltılmasına yardımcı olacaktır. İnsanlar bazen ilaç toleransı ile bağımlılığı aynı şey zannederler. Her ikisi birbirinden çok farklıdır. Tolerans zaman içinde gelişir, aynı etkiyi alabilmek için daha yüksek doz ilaca vücudun ihtiyacı olduğunu gösterir. İlaç dozunun arttırılması bağınlılık bulgusu değildir.

    Opioidleri Sonlandırma

    Opioidlerin aniden kesilmesi bazen grip benzeri bir hastalık veya ishal gibi bazı semptomların ortaya çıkmasına neden olur. Bu nedenle yavaş yavaş kesilmelidir. İlaç kesimi ile ilgili doktorunuz sizi bilgilendirecektir.

  • Hamilelik ve bel ağrısı

    Bel ağrısı hamilelik esnasında oldukça sık karşılaşılan bir yakınmadır. Görülme sıklığı %75 civarıdır. Diğer bir deyişle her 4 kadından 3ü gebelik periyodu boyunca bu yakınmaya maruz kalmaktadır. Bebek doğduktan sonra ise tüm ağrılar büyük oranda geçmektedir.

    Hamileliğin her aşamasında ağrılara neden olan farklı faktörler bulunmaktadır. Gebelikte ortaya çıkan bel ağrılarının en önemli nedenlerinden biri, omurga, pelvis, kuyruk sokumu kemiklerine binen yükün artması ve bu kemiklerdeki aşırı yüklenmedir. Hamilelik esnasında salgılanan çeşitli hormonlar bel ağrılarınında içinde bulunduğu farklı gebelik semptomlarının oluşumunda suçlanmaktadır. Hamileliğin erken evrelerinde artan hormon düzeyleri özellikle eklemlerde enflamasyonun ve hassasiyetin artmasına yol açar. İkinci trimestr itibari ile bebeğin büyümesi ile birlikte kaburgaların ve pelvis genişlemeside bu hassasiyeti arttırır.Postür değişiklikleri hamileliğin erken evrelerinde aslında başlamaktadır. Bu değişiklerile birlikte adalelerde artaya çıkan kontraksiyonlar ve sinirlerdeki gerilmeler ağrının bir başka nedenidir. Hızla büyüyen rahim ve içinde gelişmekte olan bebek bel ve pelvik bölgede ileri gerilmeye neden olmaktadır. Normal bel omurga eğriliği artmakta buda sinirlerde sıkışmaya yol açabilmektedir. Relaxin adı verilen hormon özellikle hamileliğin yedinci ayı itibari ile artmakta ve doğum olayının daha rahat gerçekleşmesine imkan tanımaktadır. Bunu yaparken adale ve ligamanları gevşetmekte buda ağrının artmasına yol açabilmektedir. Tüm bu hadiseler hamileliğin normal bir süreci olmakla ve sağlıklı bebek gelişimi ve doğum için gerekli olmakla birlikte, her biri bel ağrısı, kalça ağrısı, uyluk bölgesinde ağrı, bacak ağrısı, kalçada ve bacakta uyuşma,bacaklarda kuvvet kaybına yol açabilir. Semptomlar normal bir süreç sonrası ortaya çıkıyor ve sık görülüyor olabilir. Ancak gebe kadınlar bununla yaşamak, bu ağrılara katlanmak zorunda değillerdir. Gebelikte ortaya çıkan tüm semptomlar gibi, doktorunuzun şikayetleriniz konusunda bilgi sahibi olması ve altta yatabilecek olası nedenler hakkında gerekli araştırmaları yapması gerekecektir. Potansiyel olarak neden olabilecek tüm sorunlar elimine edildikten sonra ağrıları azaltmanın çeşitli yolları bulunmaktadır.

    Hamilelik esnasında bel ağrısını azaltmanın yolları:

    Duruşunuza dikkat edin. Bebeğiniz büyüdükçe ağırlık merkeziniz ön tarafa doğru kaymaktadır. Ön tarafa düşmemek için vücudunuzu kompanse etmeye çelışırken sırt adalelerinizi gerebilirsiniz buda bel ağrısına yol açacaktır. Bu nedenle postur çalışmaları çok önemlidir. Başınız ve omuzlarınız dik, mümkün olduğunca öne eğilmeden gergin vaziyette durmaya özen gösterin. Araba kullanırken doğru postürde olduğunuzdan emin olun. Dizleriniz kalçanızdan yukarda olmalı ve dirsekleriniz direksiyonu tutarken rahat şekilde kırılabilmelidir.

    Özenle oturup kalkın. Ayaklarınız hafif yukarıda olacak şekilde oturun.Sırtınıza destek olacak bir sandalye seçin veya belinize destek olacak uygun bir yastığı arkanıza yerleştirin. Sık pozisyon değiştirin ve uzun süre ayakta kalmamaya özen gösterin. Eğer uzun süre ayakta kalmanız gerekiyorsa bir bacağınızı ufak bir basamak üzerinde dinlendirerek omurgaya binen yükü azaltın.

    Eğilme ve yük kaldırma tekniklerinizi geliştirin. Eğilirken dizlerinizi kırın ve mutlaka omurganızı dik turun. Yük taşırken tüm ağırlığı bacaklarınıza verdiğinizden emin olun ve cismi olabildiğince vücudunuza yakın tutun. Eğer taşımanız gereken yük ağırsa mutlaka yardım alın.

    Yan yatarak uyuyun. Sırtınız üzerinde değil yan yatmaya özen gösterin. Bir yada her iki dizinizide kırın. Her iki dizinizin arasına ve hatta karnınızın altına yastık koymak ağrıları azaltmada yardımcı olacaktır.

    Doğru kıyafet ve ayakkabıları kullanın. Kısa topuklu ayakkabıları tercih edin. Alçak ve destekleyici bel bantı bulunan hamilelere özel pantolonları giyin. Hamileliği destekleyici kemerler kullanmaya dikkat edin.

    Fit kalın. Düzenli egzersizler belinizi güçlendirir ve sıklıkla ağrınızı azaltmada büyük yardımı olur. Doktorunuzun onayı ile yüzün, yürüyüşler yapın, yer bisikleti kullanın. Sık istirahat etmeye özen gösterin.

    Egzersiz yapın. Adalelerinizi güçlendirecek ve esnek hale getirecek tüm egzersizler özellikle pilates çok yararlıdır. Yalnız egzersizlerin bilinçli yapılması, aşırıdan uzak kalınması, eğer bir merkezde yapılıyor ise eğitmenlerin hamileliğin erken döneminde dahi gebelik konusunda haberdar edilmesi önemlidir.

    Bol su için. Her gün bol miktarda temiz su içerek enflamasyon ile neticelenen hormonal değişimlerin etkisini azaltabilirsiniz. Sık aralıklar ile azar azar su içmek, seyrek aralıklar ile bol su içmekten çok daha yararlıdır.

    Buz tatbik edin. Enflamasyonu azaltıcı yöntemlerden biride yangının olduğu alana buz tatbik edilmesidir. Hamilelikte artmoş kan akımı nedeni ile buz enflamasyonun olduğu alana 10 dakika tatbik edilmeli, 20 dakika ara verdikten sonra 10 dakika tekrarlanmalıdır. Vücuttaki tüm eklemlere iki bölge hariç buz uygulaması yapılabilir. Bunlar koltuk altı ve kalçalardır. Yüzeyel kan damarları ve lenfatik dolaşım sebebi ile bu alanlara buz uygulaması vücut ısısında ani düşmelere yol açabilir.

    Gerekirse uygun medikal tedaviye başlayın. Kriopraktik bakım yada akupunkturun hamilelerdeki bel ağrılarında tedavide ne düzeyde etkili olduğu çok net olmasada bazı hastaların ağrılarının azaltılmasında etkili olabilir. Doğum öncesi iyi bakım aldığınız sürece bu tedavilerin hamilelikte kullanımı ile ilgili bir sakınca bulunmaz. Asetaminofen grubu ilaçların hamilelikte kullanımı konusunda hiçbir sakınca yoktur. Ancak aspirin ve ibuprofeninde içinde bulunduğu diğer ağrı kesicilerin hamilelikte kullanımı sakıncalıdır. Ağrınızı tedavi etmek için ilaç kullanmadan önce mutlaka doktorunuz ile görüşün.

    Enjeksiyon tedavileri: Ağrıların devamı durumunda sinirlerdeki enflamasyonu azaltmak amacı ile uygun alanlara enjeksiyonlar yapılabilir. Bu tedavi oldukça özellikli bir yaklaşım olduğundan uygun hasta grublarında ve ağrı tedavisi konusunda yeterli deneyime sahip hekimler tarafından yapılmalıdır.

    Cerrahi Tedavi: Gebelik sırasında ortaya çıkan ya da bu esnada şiddetlenen bel ağrıları için cerrahi uygulaması ancak ani bacaklarda kuvvet kaybı ve idrar tutamama yakınmalarının eşlik ettiği cauda equina sendromuna saklanmalıdır. Uygulanacak cerrahi sırasında bebeğin bulunduğu ay oldukça önemlidir. Sorun hamileliğin son dönemlerinde ortaya çıktı ise ve bebek yeterli gelişimde ise öncelikle bebek doğurtulur ve anne opere edilir. Ancak bebek yeterli gelişimde değil ise bu durum aciliyet arz ettiği için anne ameliyata alınır. Mutlak cerrahi gerekiyor ise epidural anestezi sıklıkla tercih edilen anestezi yöntemidir.

    Hamilelik esnasında oluşan bel ağrıları bir sürpriz değildir, sık görülür ama bu ağrıların tamamen önemsiz olarak adlandırılmasını gerektirmez. Aşağı seviyede, yoğun bir ağrı erken doğumun habercisi olabilir. Çok şiddetli bel ağrısı ya da vaginal kanamanın eşlik ettiği güçlü bir ağrı dikkat gerektiren önemli bir sorunun işareti olabilir.

  • Epilepsi nedir ?

    EPİLEPSİ NEDİR?

    Epileptik nöbet, beyindeki hücrelerin kontrol edilemeyen, ani, aşırı ve anormal deşarjlarına bağlı olarak ortaya çıkan bir durumdur. Epilepsi, halk arasında “Sara hastalığı” olarak bilinir.

    Basitleştirilmiş şekliyle epilepsi nöbeti kısa süreli beyin fonksiyon bozukluğuna bağlıdır. Beyin, insan vücudunun ana kumanda merkezi gibidir. Beyin hücreleri arasındaki uyumlu çalışma, elektriksel sinyallerle sağlanır. Nöbetin nedeni, bir tür beklenmeyen elektriksel uyarı olarak düşünülebilir. Kısaca; epileptik nöbet beynin kuvvetli ve ani elektriksel boşalımı sonucu oluşan kısa süreli ve geçici bir durumdur.

    Epilepsi, dünyanın her bölgesinde, erkek ve kadında, her türlü ırkta ve yaklaşık 100 kişide bir oranında görülebilen bir hastalıktır. Epilepsi hastalığının toplumdaki yıllık eklenen hasta oranı 45/100000 civarındadır. Ayrıca yaklaşık 20 kişiden birinde yaşam boyunca bir kez nöbet görülebilir ve bu kişilerde daha sonra nöbet tekrarlamayabilir.

    Hastaların yaklaşık yarısında belirli bir neden bulunamaz. Belli bir grup hastada ise; gebelikte olabilen beyin gelişme problemleri, doğum sırasındaki nedenler, menenjit, beyin enfeksiyonu, beyin tümörleri, zehirlenmeler veya ciddi baş yaralanmaları epileptik nöbetlere yol açabilir.

    Nöbetin nedeni tümör yada başka bir hastalık değilse, epilepsinin ilerlemesi söz konusu değildir, bazen yaşla birlikte nöbet sıklığı da azalabilir.

    Epilepsi nöbetleri, çoğu zaman insana çok uzun sürüyor gibi gelse de 1-3 dakika içinde kasılmalar biter ve hastalar belli bir süre sonra nöbet öncesindeki normal aktivitelerini kazanırlar.

    Epilepsi bulaşıcı bir hastalık değildir. Epilepsili kişinin hastalığının başkaları tarafından bilinmemesi için bir neden yoktur. Yakın arkadaşlarınız, akraba ve komşularınız, öğretmeniniz hastalığınız hakkında bilgi sahibi olmalıdır. Epileptik kişi nöbetleri iyi kontrol edildiğinde, iyi yaşayabilir, eğlenebilir, çalışabilir ve toplumun aktif bireyi olabilir.

    Epilepsili kişi evlenebilir ve çocuk sahibi olabilir. Epilepsili kadınlara planlı gebelik önerilir, bu nedenle gebe kalmadan önce mutlaka doktoru ile görüşmelidir. Tedavide kullanılan ilaçların çocuk üzerine değişik etkileri nedeniyle; gebelik öncesi nöbetlerin tipine ve durumuna bakılarak uygun ilaç ve dozu doktor tarafından düzenlenmelidir.

    NÖBET TİPLERİ

    Epilepsi nöbetleri, değişik tiplerde olabilir. Nöbetler; büyük (genel, jeneralize tonik-klonik, Grand mal, sadece yüz, kol yada bacakta kasılma (basit parsiyel) veya anlamsız konuşma ve davranışlar ile karakterize (kompleks parsiyel)) nöbetler şeklinde ortaya çıkabilir.

    Kompleks parsiyel nöbetler basit parsiyel nöbetlerin farkı, basit parsiyel nöbetlerde bilincin tümüyle açık olmasıdır. Sık rastlanan belirtiler; ani korku, daha önce olmuş bir olayı olmamış olmamış gibi veya olmamış bir olayı olmuş gibi hissetme (deja-vu, jamais-vu), daha önce tanımadıklarını tanırmış gibi, tanıdıklarını tanımazmış gibi hissetme, hoş olmayan kokular ve tadlar, mideden yukarı doğru yükselen tarifi güç, hoş olmayan bir his (aura), başın çevrilmesi, kolun yukarı kalkması, kol ve bacaklarda sıçrayıcı, kasılıp gevşeme şeklinde hareketler olabilir.

    Ayrıca kısa süreli (5-20 saniye), gözlerini dikip sabit bakma, bu anda cevapsızlık şeklinde, kasılmasız dalma nöbetleri (absans) ile; özellikle sabahları uykudan uyandıktan sonraki dönemlerde ortaya çıkan ve kollarda sıçrama-atmalar tarzında myoklonik nöbetler de olabilir.

    EPİLEPSİ TANISI NASIL KONULUR?

    Epilepsi tanısında en önemli nokta; nöbetler hakkında verilen bilgidir. Özellikle nöbeti gören kişinin doktor tarafından dinlenmesi gerekir. O nedenle birisi nöbet geçirdiğinde nöbet hakkında notlar almak hatta video çekmek çok yarar sağlar. Genel fizik ve nörolojik muayene yapıldıktan sonra başvurulacak ilk labaratuar inceleme aracı; elektroensefalografi (EEG) dir. Bu tetkik, saçlı deriye elektrotlar yapıştırılarak beyin dalgalarının kaydedildiği bir yöntemdir.

    Normal EEG epilepsi olmadığını göstermez ve anormal EEG de her zaman epilepsi demek değildir. EEG tetkiki kısa süreli, dinamik bir tetkik olduğundan çekim sırasında herhangi bir anormallik ortaya çıkmayabilir. Bu nedenle; tanıya yardımcı olmak amacı ile tekrarlayan ya da uykusuzluk/uyku EEG çekimleri yapılabilir. Epilepsi hastalığı tanısının konulmasında en önemli tetkik EEG’dir. Bilgisayarlı beyin tomografisi (BBT) ve magnetik rezonans incelemesi (MRI) epilepsi nöbetlerine neden olan olayların ortaya konmasında yardımcı olabilir.

    EPİLEPSİ TEDAVİSİ

    Epilepsi ilaçla ya da cerrahi olarak tedavi edilebilen, çoğu hastada (%70-75) tek ilaçla nöbetlerin kontrol altına alınabildiği bir hastalıktır. Epilepsili hasta ilacını kullanarak aktif bir yaşam sürebilir. Epilepsi tedavisinde kullanılan ilaçlar; hastanın yaşına, fiziksel durumuna ve nöbet tipine göre uzman doktor tarafından verilmelidir. Bilinçsizce kullanılacak ilaç, nöbetleri önlemediği gibi istenmeyen yan etkilere de neden olabilir.

    Eğer tedaviyle nöbetler birkaç yıl (hastanın durumuna göre 2-4 yıl gibi) arka arkaya görülmezse, doktor kontrolünde ilaçların azaltıp kesilmesi denenebilir. Ancak ilaç kesiminden sonra nöbet tipine göre değişmekle birlikte hastaların dörtte birinde nöbetlerin tekrarlama riski olduğu bilinmelidir. Nöbetler tekrarlamazsa tedaviye son verilir, tekrarlarsa tedaviye yeniden başlanır. İlacın kesilmesi, mutlaka hastayı izleyen doktor tarafından karar verilmesi gereken önemli bir konudur.

    EPİLEPSİ’DE CERRAHİ TEDAVİ

    Epilepsi cerrahisi, nöbetleri (bayılmaları) ilaçlar ile kontrol altına alınamayan hastalarda uygulanabilecek olan bir tedavi yöntemidir. Bu tedavi yönteminin uygulanmaya başlanması yüzyıl öncesine kadar dayanmaktadır, fakat epilepsi cerrahisinin güncel bir tedavi yöntemi olarak kullanılmaya başlanması 1980 ve 90’lardan sonra artış göstermiştir.

    İlaç tedavisinin dirençli bu hasta grubunun bir kısmında cerrahi tedavi uygulanabilir. Genel olarak ilaca dirençli olan hastaların %50’sine epilepsi cerrahisi uygulanabilir. Cerrahi tedavi ile nöbetler ya tamamen ortadan kalkmakta ya da nöbetlerin sıklık ve şiddetinde önemli derecede azalma sağlanmaktadır. Cerrahi tedavi uygulanacak hastalar devam eden nöbetleri ile birlikte kullandıkları yüksek dozdaki ilaçların kabul edilemeyen yan etkileri yüzünden “düşük yaşam kalitesi” olan hastalardır. Bu durumlardaki hastalara cerrahi tedavi şansı tanınabilir ve cerrahi öncesi incelemelere alınabilir.

    Cerrahi tedavi için nöroloji uzmanına başvuran veya sevk edilen hastalar mutlaka ameliyat olacak demek değildir. Hastaların önce haftalar süren bir takım cerrahi öncesi incelemelerden geçmesi ve uygulanacak cerrahi yöntemin tartışılması gerekir. Bundan sonra hastanın iyi bir aday olup olmadığı ve başka tedavi planlarının yapılmasına karar verilebilir.

    Cerrahi tedaviye karar vermeden önce hastanın nöbetlerinin tıbbi tedaviye dirençli olduğunun gösterilmesi gerekir. Bu nedenle, en az 2-3 uygun antiepileptik ilacın tek tek ve beraber yeterli dozda ve sürede kullanılması sağlanmalıdır. Bu ilaçların nöbetleri kontrol edinceye kadar veya kabul edilemeyen doza bağlı yan etkiler gelişinceye kadar tedrici olarak arttırılması gerekir. Nöbetlerinin nedeninin beyinde tümör, damarsal anormallik gibi yapısal bozukluğa bağlı olduğu hastalarda, cerrahi tedaviye daha erken karar verilebilir.

    Başlıca üç tipte epilepsi cerrahisi yöntemi vardır. İlki ve tercih edileni epileptik odağın kendisinin çıkarılmasıdır. Diğeri ise nöbet yayılım yollarının kesilmesi yoluyla nöbetlerin yayılmasını, sıklık ve şiddetini azaltmaya yönelik olan cerrahi yöntemidir. Üçüncü yöntem ise, vagal sinir stimulasyonudur.

    Nöbetlerin tamamen ortadan kaldırılmasına yönelik olan rezektiv cerrahi yöntemleri, parsiyel başlangıçlı nöbetleri olan yani nöbetleri belirli bir odaktan başlayan hastalara uygulanır. Epileptik odak beynin tek tarafında ve nispeten zararsız yerinde ise yani ameliyattan sonra hareket kabiliyeti, bellek, konuşma, görme gibi önemli bilişsel fonksiyonları bozulmayacaksa çok gecikmeden cerrahi yöntem belirlenmelidir. Bu karar ancak cerrahi öncesi incelemeler sonrası verilebilir. Cerrahi öncesinde nöroloji uzmanı, beyin cerrahisi uzmanı, radyoloji ve nöropsikoloji, psikiyatri uzmanlarından kurulu ekip tarafından uygulanan testler sonucu hastanın bu tip cerrahiye uygun olup olmadığına karar verilir. Bu ekibe ve teknik donanımlara sahip merkezlerde epilepsi cerrahisi yapılmalıdır.

    Cerrahi planlanan hastaların çoğunluğunda noninvaziv denilen Evre 1 incelemelerden sonra cerrahiye karar verilebilir. Bu incelemeler hastanın nöbet öyküsünü, fizik ve nörolojik muayenelerini, radyolojik görüntüleme incelemelerini, nöropsikolojik testlerini, psikiyatrik muayenesini ve uzun süreli video/EEG monitorizasyonu oluşturur. Hasta yatılarak tipik nöbetlerinden en az 3 veya daha fazlası gözlenene kadar monitörizasyona kesintisiz devam edilir. Nöbet öncesi ve nöbet sırasında hastanın görüntüsü ve eş zamanlı EEG’si kaydedilir. Nöbetlerini görmek amacıyla hastanın ilaçları sıklıkla azaltılır veya gerekirse tamamen kesilir. Uyku ve uyanıklık sırasında nöbet öncesi ve nöbet sırasındaki EEG değişiklikleri defalarca incelenerek nöbet başlangıç odağı veya alanı araştırılır. Evre 1 incelemeleri sonucu tüm testler birbirleri ile uyumlu ise ve nöbet odağı olarak beynin tek bir yerinde ve alındığında cerrahi sonrasında hastada önemli bir bilişsel fonksiyon kaybına neden olmayacaksa cerrahiye karar verilir.

    Az bir hasta grubunda Evre 1 incelemeleri nöbet odağını saptamada yeterli olmayabilir veya nöbet odağının lisan, motor, duyu gibi beynin önemli fonksiyon alanları ile ilişkisini saptamak gerekiyorsa “invaziv incelemeler” denilen daha ileri incelemelere geçilir. İleri incelemeler yalnızca Evre 1 incelemeleri sonucunda nöbetlerinin halen tek odaktan kaynaklandığı düşünülen hastalarda uygulanır.

    Rezektiv cerrahinin başarısı hasta seçimine, epilepsi tipine, epilepsi odağının yerine ve cerrahi öncesi yapılan araştırmalara bağlıdır. Hasta operasyondan sonra da 1-2 yıl ilaç kullanır. Artık nöbet gelmiyorsa ilaçlar yavaş yavaş azaltılır ve kesilir.

    Son yıllarda geliştirilen ve halk arasında “pil” tedavisi olarak bilinen “vagal sinir stimulasyonu” da bir cerrahi yöntemdir. Boynun sol tarafında vagus denilen bir sinirin devamlı ya da gerektiğinde uyarılması şeklinde bir yöntemdir. Küçük bir operasyonla boyundaki siniri iki kablo ve sol göğüsün üst bölgesinde uyarıcı cihaz yerleştirilir. Hasta nöbet olacağını hissettiği zaman özel bir mıknatısı uyarıcı cihaz üzerine yaklaştırarak uyarımı başlatır ve nöbeti önleyebilir. Uygulanması kolay ama pahalı bir yöntemdir. Vegal sinir stimulasyonu, nöbet sıklık ve şiddetini azaltmak için kullanılır.

    EPİLEPSİ HAKKINDA BİLİNMESİ/DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN KONULAR

    1.Epilepsi kısa süreli nöbetler şeklinde tekrarlayan, beyinden kaynaklanan bir hastalıktır. Nöbetler ilaçla durdurabilir.

    2.Epileptik bir hastayı aşırı kollamaya, sosyal yaşamdan geri bırakmaya, takip etmeye ve gereğinden fazla ilgi göstermeye gerek yoktur.

    3.Epilepsi hastalığı olan kişi aşırı uykusuz kalmamalı, günde en az 7-8 saat uyumalıdır.

    4.Çay, kahve ve kola gibi içecekler ılımlı tüketilmelidir.

    5.Uzun süreli ve yakından televizyon (en az 3m olmalıdır) seyredilmemeli ve fazla bilgisayar kullanılmamalıdır. Bu dönemlerde oda ışığı açık olmalıdır.

    6.Epileptik hasta, aşırı efor sarfetmemeli ve bunu gerektiren sportif faaliyetlerden kaçınılmalıdır.

    7.Alkollü içecekler, nöbet oluşumlarına yol açabileceği ve epilepsi ilaçların etkilerini değiştirebileceği için kesinlikle kullanılmamalıdır.

    8.Aç kalınmamalıdır.

    9.Yüksek yerlerin (balkon, çatı, vs.) kenarında bulunmamalı nöbet geçirdiğinde riske girebileceği yerlerden uzakta durulmalıdır.

    10. Nöbetler kontrol altına alınıncaya kadar motorlu taşıt kullanılmamalıdır.

    11. Epilepsili hasta elinden geldiğince üzülmemeli, olur olmaz şeyleri dert etmemelidir.

    12. Epilepsili kişi evlenebilir ve çocuk sahibi olabilir. Epileptik kişi evlenecek ise eşi hastalığını bilmelidir. Bayanlar hamile kalmadan önce doktoru ile görüşmelidir

    13. Alınan ilaçların hastalığı tamamen geçirmeyebileceği bilinmelidir. Ama ilaçlar nöbet gelmemesini yada sayısının azalmasını sağlayacaktır.

    14. İlaçlar, düzenli ve mutlaka önerildiği şekilde kullanılmalıdır.

    15. Nöbet geçirilme sayısı ile gün ve saatleri kaydedilmelidir.

    16. Düzenli aralıklarla doktor kontrolüne gidilmelidir.

    17. Hastalar, yanında iyi yüzme bilen birisi olmak şartıyla denize girebilir, fakat uzun süre denizde ve güneş altında kalmamalı, aşırı yorulmamalıdır.

    18. Epilepsi kısmen de olsa hayatınızı etkileyebilir, ama normal, aktif bir hayat sürmenizi engellemez. Bazı meslekler dışında yapamayacağınız hiçbir şey yoktur.

    19. Anne-babalar, çocuğunun kendini hasta olarak görmesine yada epilepsiyi bir özürmüş gibi kullanmasına izin vermemelidir.

    20. Epilepsi çalışmanıza ve işinizde başarılı olmanıza engel olacak bir hastalık değildir. Unutmayınız ki; dünyada bir çok ünlü ve başarılı insan da epilepsi hastalığına sahiptir.

    EPİLEPTİK NÖBET GEÇİREN BİR HASTAYA NE YAPILMALI NE YAPILMAMALI?

    YAPILMASI GEREKENLER

    Sakin olun, hastanın baş ve vücudunu yana çevirin.

    Nöbet sırasında yaralanmasını önleyin (Başını yere vurmasını, yataktan düşmesini önleyin. Çevresindeki kesici ve yaralayıcı cisimleri uzaklaştırın).

    Yakasını ve varsa sıkı giysilerini gevşetin.

    Eğer bilinçsiz hareketler yapıyorsa, sert olmayan hareketlerle engelleyin.

    Nöbet anında neler yaptığını iyice gözleyin ve bunları doktorunuza anlatın.

    Nöbetinin bitmesini bekleyin ve hasta kendine gelene kadar yanından ayrılmayın.

    Mümkünse doktoruna bilgi verin.

    YAPILMAMASI GEREKENLER

    Panik yapmayın.

    Hastayı telaşlandırmayın.

    Dilin ısırılmasını önemsemeyin.

    Zor kullanarak engel olmayın, yatıştırıcı davranışlar içinde olun.

    Yapay solunum ve kalp masajı uygulamayın.

    Ağzını açmak için uğraşmayın, nöbet sırasında ilaç vermeye çalışmayın, kendi kendinize nöbetin geçmesine yönelik bir şey yapmayın! Soğan, sarımsak, kolonya vb. şeyler koklatmayın!

    Uyarıcı olduğu düşünülerek yapılan soğuk su dökme, tokat atma, ağrı verme gibi hareketler yapmayın.

  • Epidural steroid enjeksiyonu

    Epidural steroid enjeksiyonunun amacı nedir?

    Epidural steroid enjeksiyonu, omurilik sinirlerinin tahrişi nedeniyle ortaya çıkan ağrıyı tedavi etmek için ağrı giderici ilaçların bel ve boynunuzdaki sinirlerin çıktığı ufak bir alana direk olarak uygulandığı bir işlemdir. Epidural enjeksiyonlar, ağrınızın olduğu bölgeye göre boynunuza (servikal), sırtınıza (torakal) veya belinize (lumbar) uygulanabilir.

    Bu işlemde neler yapılır?

    Epidural steroid enjeksiyonu, ameliyathanede veya özel işlem odasında uygulanan bir işlemdir. Hastanede yatmayı gerektirmez. Cildiniz antiseptik bir çözeltiyle temizlendikten sonra doktor size uyuşturucu bir iğne yapacaktır. Bu iğne birkaç saniye yanma hissi yaratabilir. Uyuşturucu ilaç etkisini gösterdikten sonra, doktor, floroskop adı verilen özel bir röntgen makinesinin yardımıyla başka bir iğne yerleştirecek ve iğnenin doğru yerde olup olmadığını anlamak için de bir radyo opak boya (kontrast madde) enjekte edecektir. İğne uygun konuma geldiğinde, uyuşturucu ilaç (anestetik) ve anti enflamatuar ilaç (kortizon/steroid) karışımını verecektir. İlaç enjekte edilirken, her zaman hissettiğiniz bel ağrınıza benzer bir ağrıyı hissetmeniz normaldir. Bu iyi bir işarettir ve ilacın doğru yere gittiğini gösterir. Ağrı genellikle süratle kaybolur.

    Bu işlemde uyuyabilir miyim?

    Bu işlem için uyumanıza gerek yoktur; ancak sizi rahatlatacak yeteri kadar ilaç alacaksınız.

    Bu işlemde ne kadar zaman alır?

    Epidural steroid enjeksiyonu normal olarak 5-10 dakikadan fazla zaman almaz.

    İşlemin tekrarı gerekir mi?

    İlk enjeksiyon sonrası ağrılardaki azalma düzeyine göre arada minimum 2-3 hafta olmak üzere nadiren enjeksiyon yenilenmesi gerekebilir.

    İşlemden önce ne yapmalıyım?

    İlaç alacağınız için, işlemden önceki dört veya beş saat içinde bir şey yiyip içmemenizi öneririz. Eğer şeker hastasıysanız, yemek yeme ve ilaç programınızı doktorunuzla konuşmanız gerekir.
    Aldığınız bazı ilaçları, işlemden birkaç gün önce kesmeniz gerekebilir.

    İşlemden sonra yapmam gereken özel bir şey var mı?

    İşlem sonrası 20-30 dakika sizi izlemeye devam edecegiz. Bir sorun ile karşılaşmadığımızdan emin olduktan sonra evinize gidebilirsiniz.
    İşlemden birkaç saat sonra, bacaklarınızda (lumbar enjeksiyon), kollarınızda (servikal enjeksiyon) veya göğüs duvarınızda (torasik enjeksiyon) biraz güçsüzlük ve/veya uyuşukluk yaşayabilirsiniz.
    Bu durumda, ağırlık kaldırmak, denge ve koordinasyon içeren herhangi bir etkinlikte bulunmayın.
    Enjekte edilen boyanın böbreklerinizden atılmasına yardımcı olmak için bol bol su için.
    İşlemden sonra aynı gün araba kullanmayın. Sizi eve bırakacak veya taksi veya başka bir toplu taşıma aracında size eşlik edecek biri olmalıdır.
    Nasıl hissettiğinize bağlı olarak, ertesi gün işe veya normal etkinliklerinize dönebilirsiniz.
    Doktorunuz fizik tedavi vermişse, fizik tedavi programına devam etmeniz çok önemlidir.

    Ağrılarım ne zaman geçer?

    Enjeksiyondan hemen sonra, uyuşturucu ilaca bağlı olarak çok daha iyi hissedebilmenize rağmen, birkaç saat içinde ağrınızın tekrar ortaya çıkma ihtimali vardır. Steroid enjeksiyonunun etkisini gösterebilmesi için birkaç gün geçmesi gerekebilir. Maksimum düzelme son enjeksiyondan 1-2 hafta sonra görülür.

    Epidural steroid enjeksiyonunun riskleri nelerdir?

    Nadir görülmelerine karşın bu riskler şunlardır: İlaca alerjik reaksiyon; sinir hasarı; enjeksiyon bölgesinde morarma; enjeksiyon bölgesinde enfeksiyon; başağrısına yol açan dura delinmesi.
    Ciddi bel ağrısı, bacaklarınızda yeni bir uyuşukluk veya güçsüzlük, geçmeyen baş ağrısı veya enjeksiyon bölgesinde enfeksiyon belirtileri olursa, acilen doktora haber verin.
    İşlem öncesi ve sonrası aklınıza gelen tüm sorular, ağrılarınızın durumu ile ilgili olarak bizi rahatlıkla her zaman arayabilirsiniz. Deneyimli ekibimiz size yardımcı olmaktan mutlu olacaktır.

  • Egzersizin önemi

    Omurga uzmanları, fiziksel aktivitenin bel ağrılı kişiler için önemli olduğu konusunda hemfikirdirler. Bu broşür, ağrınızı kontrol ederken nasıl aktif kalacağınızı ve bel ağrınızın tekrar ortaya çıkmasına karşı uygun aktivitenin sizi nasıl koruyacağını gösterecektir.

    Sağlık uzmanınız bel ağrınızı tedavi ederken şunları amaçlar:

    İyi iletişim kurmak;

    Durumunuzu size açıklamak ve güvence vermek;

    Korkularınızı azaltmak;

    Fiziksel aktiviteyi arttırmak;

    Uygun egzersiz öğretmek;

    Vücut mekaniklerini düzeltmek ve

    Pasif tedavilerin uzun süre kullanılmasından kaçınmak

    NE TÜR EGZERSİZ YAPILMALIDIR?

    Peki, ağrınızı kötüleştirmeden fiziksel olarak nasıl aktif kalırsınız? Çoğu insan, dikkatle seçilmiş egzersizlerin ağrıyı azaltabileceğini öğrenince şaşırır. Bu broşürdeki egzersizlerin bazıları iyileşmeyi hızlandırarak çabucak ve belirgin bir rahatlama sağlayabilir.

    Ağrı azaldığında veya kaybolduğunda, sırt hareketini ve sırt kası gücünü düzeltip eski haline getirmek için başka egzersizler yardımcı olabilir. Bunlar, tam bir iyileşmeye ulaşmanıza ve ağrının tekrar ortaya çıkmasından korunmanıza yardımcı olacaktır. Doktorların birçoğu, aktiviteden sonra da devam etmedikçe, aktivite sırasındaki ağrı artışını önemli bulmaz. Bu nedenle aktif kalmaya çalışın.

    Unutmayın ki bu sadece bir kılavuzdur. Tüm egzersizler herkes için uygun değildir. Egzersiz yaparken ağrınız çok daha fazla oluyorsa egzersizi bırakın ve sağlık uzmanınıza durumu bildirin.

    Egzersizinizi seçerken ağrınızı gözlemleyin

    Bel ağrınızın kötüleşmesinden kaçınmak için, egzersizlerinizi dikkatle seçmeniz önemlidir. Belinizin daha kötü olup olmadığını bilmenin bir yolu da, belirtilerin aşağıda belirtildiği şekilde yayılım göstermesidir:

    Belinizden uzak bölgelere yayılım;

    Kalçalara yayılım;

    Bacaklardan aşağı yayılım.

    Bu, egzersiz ve aktivite sırasında ve hatta bazı pozisyonlarda meydana gelebilir.

    İyi haber şu ki, bunun tersi de doğrudur! Belirtiler kalça ve bacaklarınızdan kaybolabilir ve belinizin merkezine daha yakın hissedilir (“ağrının merkezileşmesi” olarak adlandırılır). Bu genellikle, düzeliyor ve iyileşmeye doğru gidiyorsunuz anlamına gelir! Bunu sağlayacak egzersizleri ve pozisyonları bulabilirsiniz. Belirtilerin tümü de belinizin merkezine döndüğü zaman, çoğunlukla düzelecek ve devamlı egzersizle ortadan kaybolacaklardır.

    Belirtilerin merkeze geri dönmesini ve hafiflemesini sağlayan en yaygın dört egzersiz:

    Düz arazide yürüyüş

    Ayakta dururken geriye eğilme

    Yüzüstü pozisyonda dirsekler üzerinde duruş

    Yüzüstü pozisyonda eller üzerinde duruş

    Bu egzersizleri ve diğer aktiviteleri yaparken, ağrınızı gözlemleyin. Merkezileşiyor mu yoksa kötüleşmeyip, en azından aynı mı kalıyor?

    Vücut duruşu da önemlidir

    Uygun egzersiz ile birlikte, ayakta dururken veya otururken iyi bir vücut duruşu şarttır. Oturulduğunda, gereğinden uzun süre oturmaktan ve kamburlaşmaktan kaçının. Otururken belirtileriniz daha kötüye giderse (ve kalçanıza ve bacağınıza doğru bile gidebilirse) duruşunuzu kontrol edin. Dik oturmak birçok insan için merkezileştirmeye yardım edip ağrıyı da azaltabilir. Kas gücünü arttırmak ve daha iyi oturma alışkanlıkları geliştirmek için, dik oturmayı bir egzersiz olarak düşünmek yardımcı olur. Ağrısız ve dik oturuş, çoğunlukla belirtilerin geri gelmesini önler. Uzun bir süre boyunca oturmak zorundaysanız, belinizin doğal girintisini derinleştirmek için belinizin arkasına sert bir destek koymak ve kalçalarınızı dizlerinizden biraz yüksekte tutmak çok yararlı olabilir.

    NE TÜR EGZERSİZ YAPILMALIDIR?

    Ağrı azaldığında egzersiz

    Çoğu vakada belirtileri kontrol etmek veya ortadan kaldırmak sadece bir iki gün alır. Ağrınız çok daha iyiyse veya yok olmuşsa, birtakım basit öne bükme egzersizleri ile başlayarak hareket açıklığınızı yavaş yavaş ve dikkatli bir şekilde arttırın. Belirtileriniz geri dönmedikçe, kötüye gitmedikçe ve merkezden uzaklaşmadıkça devam edin.

    Dik oturmaya devam etmek çoğu kişi için çok yararlıdır.

    Kuvvet eğitimi

    Bel ağrısı olan birçok insanın sırt kasları zayıftır. Güçlendirme egzersizleri sizi ileride gelişebilecek problemlerden korur. Duruş ve vücut hareketlerinin tümü (dik oturma dâhil), biraz germe ile beraber kuvvetlendirme çalışması isteyen yeterli kas gücü ve esnekliği gerektirir. Orta dereceli bir kuvvetlendirme çalışması, tüm sağlığınız için yapabileceğiniz en değerli şeylerden biridir ve eğer bel ağrınız varsa, özellikle önemlidir.

    Beli güçlendirme iki yönden yararlıdır:

    Kan akımını arttırarak yaralanmayı tamir etmede yardımcı olur.

    Gücü ve dayanıklılığı arttırarak günlük yaşamdaki fonksiyonu iyileştirir.

    Yaralanmaları iyileştirmek ve tamir etmek için gerekli besinler, iyi bir kan akımı ile yaralanmış bölgeye getirilmelidir. Bel kasları için kuvvetlendirme çalışması, çalıştırılan kaslara ve komşu dokulara giden kan akımını arttırır. Bu durum, aerobik egzersiz (örn, yürüyüş, yüzme, bisiklete binme) için de böyledir, ancak kuvvetlendirme çalışması için durum özellikle böyledir.

    Güçlü kaslar oluşturmak, gün boyunca çalışma gücünüzü de arttırır. Beli güçlendirmenin yanı sıra, gövde ve bacakların üst ve alt kısımlarındaki büyük kaslara da önem vermek gerekir. Bu kaslar denge ve yürümeyi iyileştirerek sırt ve gövdeye önemli derecede dayanıklılık ve denge sağlarlar. Bu da günlük aktivitelerinizi yapmada size daha büyük kolaylık sağlar ve düşme olasılığınızı azaltır.

    Özel ekipman ve spor salonları yararlı olabilir; ancak bel kaslarınızı evde güçlendirmek için iyi, çok pahalı olmayan yollar da vardır. Belinizin altına bir iki yastık koymak, mukavemeti arttırır. Sıkça kullanılan ve çok yararlı olan iki egzersiz aracı da, Swiss topları ve Roman Chair’dir.

    Özet

    İyi bir bel tedavisi, ağrıyı hafifleten egzersizler ve uygun şekilde germeyi takip eden orta düzeyli güçlendirme egzersizlerinden oluşur. Bu teknikleri kullanarak kendinize dikkat etmeniz, daha sonra ortaya çıkabilecek belirtileri önlemek için iyi bir savunma olmakla beraber, iyileşmenize de yardım edebilir.

    NEREDEN BAŞLAMALISINIZ?

    Yürüyüş: 10 dakika ile başlayın ve 30 dakika ve daha fazla süreye çıkın. Uzaklık ve yürüyüş hızını yapabildiğiniz kadar arttırın.

    AyaktaGerinme: Ellerinizi, parmaklarınız belinizin arkasına gelecek şekilde yerleştirin. Yapabildiğiniz kadar arkaya eğilin, parmaklarınızla içeri doğru bastırın. Bir iki saniye böyle durun. 10 kez tekrarlayın, her seferinde daha fazla eğilmeye çalışın. Ağrınız kötüleşmedikçe her 2 saatte bir tekrarlayın.

    Yüzüstü, DirseklerÜzerindeDuruş: Dirsekler üzerinde kalkın ve belinizi çukurlaştırın. 10 saniye boyunca bu şekilde durun. 3 kez tekrarlayın. Ağrı kötüleşmedikçe, her 2 saatte bir tekrarlayın.

    Yüzüstü, EllerÜzerindeDuruş: Elleriniz üzerinde kalkın ve belinizi çukurlaştırın. 1–2 saniye bu vaziyette durun. Yüzüstü pozisyona dönün. Her seferinde belinizi biraz daha çukurlaştırarak 10 defa tekrarlayın. Ağrı kötüleşmedikçe, her 2 saatte bir tekrarlayın.

    AyaktaDuruş: Çeneyi içeride tutarak başı geriye çekin, kulaklar ve omuzlar kalçalarla bir hizada olmalı ve ayaklar üzerinde dengeli şekilde durulmalıdır (iyi duruş solda, kötü duruş sağda gösterilmektedir).

    OtururkenDuruş: Kulaklar ve omuzlar, kalçalar üzerinde ve hizalı durmalıdır, ayakta dururken belde oluşan çukur, otururken de olmalıdır (kötü duruş solda, iyi duruş sağda gösterilmektedir).

    Sırtüstü, TekDiziÇekme: Bir dizi göğüs kafesine çekin ve pozisyonu bozmadan 10 saniye boyunca nazikçe çekmeye devam edin. 3 kez tekrarlayın. Bunu her bir bacak için yapın.

    Sırtüstü, İkiDiziÇekme: Her iki dizi göğüs kafesine çekin ve pozisyonu bozmadan 10 saniye boyunca nazikçe çekmeye devam edin. 3 kez tekrarlayın. Ağrı kötüleşmedikçe, günde 2 -3 defa yapın.

    Yüzüstü, BaşveOmuzlarıKaldırma: Elleri sırtta birleştirin ve başı ve omuzları yerden kaldırın. 5 – 10 saniye bu şekilde durun. 3 kez tekrarlayın.

    Yüzüstü, TopileEgzersiz: Elleri sırtta birleştirin ve başı ve omuzları yukarı kaldırın. 5 – 10 saniye bu şekilde durun. 3 kez tekrarlayın.

    Yüzüstü, RomanChairileEgzersiz: Bu, daha ileri düzey bir egzersizdir ve herkes için uygun olmayabilir. Kalça yastığı, kalça kemiklerinin çıkıntıları hizasına yerleştirilir. Mümkün olduğunca öne eğilin ve bel kaslarınızı kullanarak gövdenizi kaldırın. Bu çalışmayı yavaşça yapın (kalkarken 3’e dek, eğilirken 4’e dek sayın). 5 – 10 defa tekrarlayın.

    Sırtüstü, Bükülme: Kolları dizlere doğru uzatın. Bel düz hale gelene dek pelvisi eğin. Başınızı ve omuzlarınızı yerden kaldırın. 5 – 10 saniye bu şekilde durun. 3 kez tekrarlayın.

    Kedi/Deve: Emekleme pozisyonunda durun. Elleri omuz hizasına, dizleri de kalçaların hizasına yerleştirin. 1) Karın kaslarını kasarak gövdenizi yükseltin. 5–10 saniye böyle durun. 2) Gevşeyin, sırtınız çukurlaşsın.

    Sırtüstü, TopileEgzersiz: Elleri yere koyun ve kalçaları yerden kaldırın. 5- 10 saniye bu şekilde durun. 3 kez tekrarlayın.

    SandalyedenKalkış: Kollar göğüs üzerinde çapraz tutularak oturun, yavaşça kalkın ve yavaşça oturma pozisyonunuza dönün (kalkarken ve otururken 3’e kadar sayın).

    Yüzüstü, TopaDayanarakKalkış: Dizler düz ve sırtınız topa dayalı şekilde ayakta durun. Dizlerinizi yavaşça bükün (3’e kadar sayın). Dizleriniz bu tam bükülmemiş pozisyonda iken 5 saniye bekleyin. Yavaşça ayakta durma pozisyonuna geri dönün (3’e dek sayın). 5 – 10 kez tekrarlayın.

  • Boyun fıtığı cerrahisi

    Üst (boyun) omurganızda bir disk problemi nedeniyle meydana gelen, rahatsız edici boyun ve kol ağrısı, uyuşukluk veya zayıflıktan dolayı acı çekiyor musunuz? Başınızı hafifçe döndürmek ağrılı mı veya olanaksız mı? Cerrahi olmayan bakım size yardım etmediyse size boyun fıtığına yönelik bir cerrahi tedavi gerekiyor olabilir.

    Ağrı, Hayatınıza Egemen Olduğunda

    Herhangi bir ağrı rahatsız edici olabilir. Ancak, boyun veya kolunuzdaki sürekli ağrı ya da güçsüzlük, elinizi ve kolunuzu kullanmanızı kısıtlayabilir. Bu durum çalışma hayatınızı kötü etkiler. Dahası, almış olduğunuz tedavilerin hiç birinin (istirahat, ilaçlar, fizik tedavi, enjeksiyonlar), semptomlarınızı hafifletmediğini görebilirsiniz. Ağrının, hayatınızın kontrolünü ele geçirmiş olduğunu hissedebilirsiniz.

    Servikal Disk Cerrahisinin Yardımı Dokunabilir

    Boyun fıtığı problemlerinin çoğu, cerrahi olmayan bakımla düzelir. Ancak birçok insan sadece boyun fıtığı cerrahisi sonrası ağrı ve güçsüzlükten kurtulur. Bu cerrahi sırasında cerrahınız, semptomlarınıza yol açan problemi tedavi edebilir. Cerrahinin de sınırları vardır; aşırı kullanım veya yaşlanmanın tüm etkilerini ortadan kaldıramaz. Ancak, hayatınızın kontrolünü tekrar kazanmanıza yardımcı olabilir.

    HAYATINIZ NASIL ETKİLENDİ?

    Aşağıdaki sorulara cevap vererek, boyun omurga probleminizin hayatınızı nasıl etkilediğine bir bakın. Kendi kendinize yapacağınız bu değerlendirme, boyun probleminizin tedavi olmasının yararlarının, cerrahinin risklerine ağır basıp basmadığına ve cerrahinin size uygun olup olmadığına karar vermede yardımcı olabilir.

    Fiziksel Etkiler Evet Hayır

    Ağrınız yüzünden işe gidemediğiniz oluyor mu? □ □

    Boyun ağrınız kolunuzdan aşağıya iniyor mu? □ □

    Kolunuz veya elinizde uyuşma veya güçsüzlük oluyor mu? □ □

    Baş ağrısı çekiyor musunuz veya kürek kemiklerinizin arasında □ □

    ağrınız var mı?

    Sosyal Etkiler Evet Hayır

    Ağrınız yüzünden ailevi etkinliklere katılamadığınız oluyor mu? □ □

    Ağrınız, aileniz ve arkadaşlarınızdan uzak, tek başınıza □ □

    kalmanızı mı gerektiriyor?

    Başka insanlarla birlikteyken rahatsızlığınız yüzünden kendinizi □ □

    diğerlerinden uzak buluyor ve eğlenemiyor musunuz?

    Duygusal Etkiler Evet Hayır

    Ağrınız yüzünden engellenmiş ve karamsar mı hissediyorsunuz? □ □

    İşe gitmediğiniz günler çok fazla olduğu için işinizi □ □

    kaybetmekten mi korkuyorsunuz?

    Diğer insanların, çektiğiniz ağrının gerçek olmadığını □ □

    düşündüğünü mü hissediyorsunuz?

    Hayatınız üzerinde kontrolünüzün kalmadığını mı hissediyorsunuz? □ □

    BOYUN OMURGANIZI TANIYIN

    Boynunuzun, 4,5 kilogram veya daha ağır olan kafanızı tutmak için güçlü olması gerekir. Ancak, incinme, kötü vücut duruşu, yıpranma, yırtılma ve artrit gibi hastalıklar, servikal omurganızın yapısına zarar verebilir. Öte yandan, disk problemlerine ailevi yatkınlığınız da olabilir. Sonuçta boynunuz ve kollarınızda ağrı ve güçsüzlük gelişir.

    Sağlıklı Bir Boyun Omurgası

    Üst omurganız, boyun omurlarından oluşmuş esnek bir kolondur. Boyun omurgasını oluşturan bu yedi adet omur, süngere benzer bir yapıya sahip şok emici disklerle birbirinden ayrılmıştır. Omurilik, omurların oluşturduğu geniş bir merkezi kanal (spinal kanal) boyunca geçer. Omurilikten dallanan sinirler, omurlar arasındaki küçük aralıklardan (foramina) çıkar ve kollarınıza ve vücudunuzun diğer bölgelerine giderler. Siz yaşlandıkça, disklerinizin yıpranması ve sertleşmesi normaldir. Sonuç olarak, boynunuz eskisi gibi esnek olmayabilir.

    Problemli Omurganız

    En sık görülen boyun omurga problemlerinden biri de, zarar görmüş bir disktir. Bir disk, yaralanabilir ve dışarı doğru fıtıklaşabilir (herniasyon). Fıtıklaşan kısım, bir sinire baskı yapabilir veya yavaş yavaş yıpranabilir (dejenerasyon). Sonuç olarak, yıpranmış bir disk öyle düz bir hale gelir ki, üstünde ve altında bulunan omurlar ileri ve geri kayarak neredeyse birbirlerine temas eder hale gelirler. Diskler yıprandığı için omurda ve omurlar arasındaki açıklıkta anormal kemik büyümeleri oluşabilir ve daralmaya (stenoz) neden olur.

    CERRAHİ OLMAYAN TEDAVİ PLANINIZ

    Size muayene ve test sonuçlarına dayanarak ilk etapta istirahat, ilaç, fizik tedavi, egzersiz veya enjeksiyonu içeren cerrahi olmayan bir bakım önerilebilir. Cerrahi olmayan bu tedaviler çoğunlukla belirtileri azaltırlar. Belirtileriniz devam ederse, cerrahi sizin için uygun bir tedavi olabilir.

    Belirtilerinizin Azaltılması

    Şikayetlerin azaltılması için size şunlar önerilebilir:

    Boynunuzdaki ağrı ve enflamasyonu azaltmak için ilaçlar

    Epidural steroid enjeksiyonları (omurilik yakınındaki spinal kanala enjeksiyon). Ciddi ağrıyı rahatlatıp enflamasyonu(yangı) azaltabilir.

    Etkinliklerin kısıtlanması veya yatak istirahatı, boyun omurganıza iyileşme şansı vermek içindir.

    Birkaç hafta boyunca kullanabileceğiniz, yumuşak bir boyunluk. Boyun omurlarınızın düzgün durmasını sağlarken, başınızın desteklenmesine de yardımcı olur.

    Traksiyon. İki hafta boyunca günde bir veya daha çok kez yapılan bu işlem, boyun omurgası sinirleri üzerindeki baskıyı azaltmada yardımcı olabilir.

    Gücün ve Hareketin Tekrar Kazanılması

    Boynunuzdaki gücü ve hareketi tekrar kazanmanıza yardım etmek için, fizik tedavi görmeniz gerekebilir. Bir fizyoterapist, boynunuzun gücünü ve hareket açıklığını arttırmak için özel egzersizler öğretebilir. Boyun omurganızı etkileyebilecek duruş ve hareketleriniz değerlendirilip düzeltilebilir. Sıcak, masaj ve traksiyon tedavileri de belirtilerinizin hafiflemesine yardım edebilir.

    Kendine Bakım

    Tedavinizde sizinde etkin bir rol üstleneceğinizi unutmamalısınız. Boynunuzu daha fazla incinmeden koruyabilmek için:
    •Doktorunuzun veya fizyoterapistinizin size verdiği egzersiz programını uygulayın. Bunlar, dirençli egzersizler veya eklem açıklığı egzersizleri olabilir.
    •Otururken, ayakta dururken veya hareket ederken duruşunuza dikkat edin.
    •Çalıştığınız alanın incelenmesini sağlayın. Çalışma yerinizi, önerildiği şekilde tekrar düzenleyin. Evde olduğunuz zaman bile telefon için bir kulaklık kullanmanız, ağrılı pozisyonlardan uzak kalmanızı sağlayacaktır.
    •Sırtüstü yatarken, boyun için özel olarak üretilmiş bir yastık veya rulo havlu kullanarak boynunuzu destekleyin.

    CERRAHİ ÖNCESİ ROLÜNÜZ

    Ameliyat olmaya karar verirseniz, cerrahinin başarılı olmasına yardım edebilirsiniz. Beklentinizin ne olduğunu bilmek ve ona göre hazırlanmak çok önemlidir. Cerrahinin sizin için yapabilecekleri hakkında gerçekçi beklentileriniz olmalı ve cerrahınızın tüm talimatlarına uymalısınız.

    Cerrahiden önceki gün

    Şu uyarıları dikkate alın:
    •Geceyarısından sonra kesinlıkle bir şey yiyip içmeyin. Anestezi öncesinde mideniz tamamı ile boş olmalıdır. Boş bir mide bulanı, kusma, ve diğer komplikasyonları önleyecektir. Eğer geceyarısından sonra bir şeyler yer ya da içerseniz cerrahiniz ertelenebilir.
    •Cerrahi önesi gece banyo yapın. Bu ciltte bakterileri oranını azaltacak ve cerrahi sonrası enfeksiyon riskini azaltacaktır.
    •Cerrahi öncesi gece iyi dinlenin. Eğer geceyi hastanede geçiriyorsanız ve uyuyamıyorsanız lütfen bizi bilgilendirin. Size bir takım ilaçlar verilerek rahatlamanız sağlanacaktır.

    Cerrahi Sabahı:
    •Makyaj yapmayın.
    •Sadece size almanız söylenen ilaçları alın. Rahatca yutmanıza yardımcı olacak az miktar su içebilirsiniz.
    •Cerrahiye evden geliyorsanız gerekli hazırlıklar için en a 3 saat önce hastanede olun.
    •Cerrahi öncesinde toplardamarlarınızdan sıvı ve ilaç vermek üzere IV yol başlanacaktır.

    Gerçekçi Beklentilere Sahip Olmak

    Sizin için iyi bir cerrahi sonuç nedir? Bu cerrahi, boyun ve kolunuzdaki belirtilerin hafiflemesine yardım edebilir. Ancak belirtiler tamamen kaybolmayabilir. Gerçekçi beklentilere sahip olmak, başarının anahtarı olabilir. Size boyun fıtığı cerrahisi yapılmadan önce, bu cerrahi işlemin probleminiz için ne yapıp yapamayacağını öğrenin. Beklentilerinizi cerrahınızla konuşun.

    Kemik Doku Nakli Gerekirse

    Cerrahinizin tipine bağlı olarak, kemik dokusu nakline ihtiyacınız olabilir. Bu doku, bir kemik bankasından (allograft) veya kendi vücudunuzdan (otograft), örneğin kalça kemiğinizden alınabilir. Bu seçenekler sizinle konuşulacaktır.

    Bir Boyunluk Kullanmak

    Probleminize bağlı olarak cerrahınız, sert veya yumuşak bir boyunluk tavsiye edebilir veya boyunluk önermeyebilir. Boyunluk, boynunuzun hareketini kısıtlayarak iyileşme sürecinde boyun omurganızı korumaya yardım edebilir ve cerrahi öncesi veya hemen sonrasında takılabilir.

    Riskler ve Komplikasyonlar

    Günümüzde boyun fıtığı cerrahisinde yeni teknikler ve mikroskop kullanımı sonucu ameliyat komplikasyonları son derece nadir görülmekle birlikte, bu cerrahinin bir takım potansiyel risklerinin olduğu bilinmelidir. Bunlar:
    •Yutma ile ilgili problemler
    •Kalıcı ses kısıklığı/boğukluğu
    •Anestezinin birtakım yan etkileri
    •Kemik dokunun, nakledilen kemiğe kaynamaması
    •Eklenen kemik dokunun kayması veya yerinden çıkması
    •Yakındaki dokuların zarar görmesi
    •Kanama ve olası kan nakli
    •Enfeksiyon
    •Omurilik veya sinir hasarı

    CERRAHİNİZ HAKKINDA BİLGİ

    Cerrahiniz sırasında diskin tümü veya bir kısmı çıkarılabilir (diskektomi). Boyun omurganıza ulaşmak için, boynunuzun önünden veya arkasından bir kesi yapılır. Önden kesi yapıldığında, omura bir füzyon (birleştirme) işlemi ile boyun daha sağlam bir hale gelebilir. Arkadan kesi yapıldığında, diske ulaşabilmek için kemik çıkarılabilir.

    Ön Kısımdan Yapılan Girişim

    Boynunuzun her iki yanından yaklaşık 2-2,5 cm uzunluğunda yatay veya dikey bir kesi yapılır. Diske ulaşmak için, yumuşak doku kenara çekilir. Diskin tümü veya siniri rahatsız eden kısmı çıkarılır. Kemik dikenler de çıkarabilir. Bu işlemden sonra omur gerekli ise bir füzyon için hazırlanır.

    Arka Kısımdan Yapılan Girişim

    Boynunuzun arka kısmının ortasında yaklaşık 4-5 cm uzunluğunda bir kesi yapılır. Daha sonra problemli bölgeye ulaşmak için kemiği çıkarabilir. Daha sonra diskin hasarlı kısmını çıkaracaktır.

    Sağlamlaştırmak: Füzyon

    Ön taraftan bir disk çıkarıldığında, o diskin üzerindeki ve altındaki omurlar birleştirilebilir. Bu, basıncı ve ağrıyı azaltmaya yardımcı olacak, hareketi de kısıtlayacaktır.

    Önce omurlar arasındaki alanı genişletilirr. Daha sonra bu alana, silindir veya kama biçimli bir kemik parçası yerleştirilirr. Metal plakalar da eklenebilir. İyileşme sırasında, eklenen bu kemik ve omur birlikte büyür. Füzyon sonrasında, boynunuzu eğme beceriniz biraz kısıtlanabilir.

    Kemiği Çıkartmak

    Arkadan diske ulaşmak için, bir parça kemik almak gerekebilir. Sinirler veya omurilik üzerine basıyı hafifletmek için, kemik dikenler de çıkarılabilir. Çıkarılan kemiğin yeri ve miktarı, probleminizin tipine bağlıdır.

    İYİLEŞMEDEKİ ROLÜNÜZ

    İyileşirken, boyun omurganızı korumanız gerekir. Bunun en iyi yolu, hareket kısıtlama ile ilgili talimatlara uymak ve varsa, boyunluğunuzu takmaktır.

    HAYATINIZIN KONTROLÜNÜ ÜSTLENMEK

    Boyun omurganızdaki cerrahi, belirtilerinizi hafifletmede yardımcı olabilir. Devamlı bir boyun bakımı ile tümü olmasa da, sevdiğiniz çoğu etkinliğinizi sürdürebilirsiniz. Bu durum, yaşamınızın kontrolünü tekrar ele geçirmenize izin verecektir. Omurganızı sağlıklı tutmak için aşağıdaki ipuçlarını izleyin.

    Etkin kalın.
    Yürüyüş gibi düzenli bir egzersiz, kaslarınızı güçlü ve esnek kılar. Omurganızı da destekler.
    Duruşunuz iyi olsun.
    Kulaklarınız, omuzlarınız ve kalçalarınız aynı hatta olacak şekilde ayakta durun ve oturun. Kambur durmayın veya düşmeyin. Bir fizyoterapist, omurganızı nasıl korumanız gerektiği hakkında size daha çok bilgi verebilir.
    Sigara içmeyin.

    Sigara içmek, disklerinizi incinmeye daha yatkın hale getirir. Ayrıca, kaslarınızın ihtiyaç duydukları tüm oksijeni almasını da engeller.

    Gerginlikle baş edin.

    Gerginlik, boyun ve sırt problemlerine neden olabilir veya onları daha da kötüleştirebilir. Stresi hafifletmek, boyun ve sırt ağrısını dindirebilir veya önleyebilir.

  • Beyin, omurilik ve sinirlerin spesifik hastalıklarında ..

    Beyin ve Omurilik Tümörleri

    Bir hücrenin kromozomları üzerindeki özel genler zarar gördüğünde ve bu genler artık düzgün işleyemediğinde beyin tümörünün ortaya çıktığı görülmektedir. Tümörlerin, ailesinde beyin tümörü olan kişilerde görülme olasılığı artmıştır. Merkezimizde beynin tüm bölgelerine uygulanan cerrahi yöntemler mikroskop kullanılarak, normal beyin dokusu maksimum korunmak koşulu ile gerçekleştirilmekte ve tümör dokusu tamamen ya da büyük çoğunlukta çıkarılabilmektedir. Gereğinde tanı koymak amacı ile derin yerleşimli kitlelere stereotaksik biyopsi yapılabilmektedir

    Anevrizmalar (Baloncuk)

    Anevrizmalar, kan damarlarının çapındaki anormal genişlemelerdir. İntrakranyal anevrizmaların yırtılması beyin etrafındaki boşluklar ya da beyin içerisinde, ciddi fonksiyon kayıpları ya da ölümle sonuçlanabilecek kanamalara yol açar. Merkezimizde beyin baloncukları cerrahi ya da girişimsel radyolojik yöntemlerle dünya standartlarında takip ve tedavi edilmektedir.

    Karotid Arter Hastalığı

    Baş ve boyuna kan taşıyan ana damarları etkileyen bir hastalıktır. Plak denilen bir doku bu ana damarların duvarlarında birikerek damarlarda daralmaya, dolayısı ile beyne giden kan akımında azalmaya yol açar. Ana damarlardaki darlıklar stent uygulaması yada lokal carotid endarderektomi ile başarı ile tedavi edilmekte ve böylece beyin enfarktüsleri önlenebilmektedir.

    Karpal Tünel Sendromu

    Ellerde ve bileklerde özellikle geceleri ortaya çıkan uyuşukluk, yanıcı bir ağrı veya karıncalanma ile kendini gösteren, en sık görülen periferik sinir sistemi hastalığıdır. Özellikle 40-60 yaşlarındaki kadınlarda, piyanistler, kuaförler, bilgisayar operatörleri, bankacılar, dişçiler, heykeltıraşlar, ev hanımları gibi ellerini fazla kullanan meslek gruplarında sıklıkla izlenen bu sorun, merkezimizde mini açık yaklaşım adı verilen bir cerrahi yöntemle 5 dk. içinde lokal anestezi ile ve %97 başarı oranında çözülmekte, hastalarımız 1 hafta sonra işlerine geri dönebilmektedirler.

    Omurgada Çökme Kırığı

    Omurgada osteoporotik veya metastatik çökme kırıkları sonrası ortaya çıkan ağrılar, vertebroplasti-kifoplasti denilen perkütan (ciltten) lokal anestezi ile yapılan işlem sayesinde 30 dk.’da giderilebilmektedir.

    Servikal (Boyun) Omurga Problemleri

    Boyunda veya omuzlarda devamlı bir ağrı, kollarda karıncalanma ve uyuşukluk veya kolları ve elleri kullanırken güçsüzlüğe yol açan durumlar.

    Epilepsi

    Beyinde anormal elektrik sinyallerinin yayılması sonucu ortaya çıkan bir durumdur. Normalde beyin hücreleri arasında milyonlarca elektriksel uyaranlar geçer ve gönderdikleri mesajlar ile hareket, konuşma ve düşünce kontrol edilir. Epilepside bu elektriksel uyaranlar nöbet ile sonuçlanan ani aktivite sorunları ile bozulur. Epilepsi ilaçlar ve/veya cerrahi müdahale ile tedavi edilir. Epilepsi cerrahi olarak ileri ön araştırmalardan sonra Vagal sinir stimülatörleri ya da amigdalohipokampektomi yöntemleri ile tedavi edilmektedir.

    Bel Fıtığı

    Omurgada diski çevreleyen kartilajdaki yırtılma neticesinde bacaklarda aşağı doğru inen ağrı ile sonuçlanan, sinirlere bası durumudur. Sıklıkla öncesinde bir bel ağrısı atağı ya da aralıklı uzun süredir devam eden bir bel ağrısı öyküsü bulunur. Merkezimizde bel fıtığı ameliyatları klasik mikrodiskektomi yanında, yeni bir teknoloji olan Metryx sistem ile yapılmakta ve hastalar aynı gün evlerine gidebilmektedir.

    Hidrosefali

    Beyin kaviteleri içinde sıklıkla yüksek basınç altında fazla miktarda beyin omurilik sıvısının biriktiği bir hastalıktır. Bu bir doğumsal sorun, beyin tümörü, enfeksiyon, kanama veya beyin travması neticesinde görülebilir. İleri yaşlarda görülen Demansiyel hastalıklar içerisinde olan unutkanlık, yürüme bozukluğu ve ileri aşamada idrar kaçırma yakınmalarına yol açan Adams Hakim Sendromu shunt yada endoskopik yollar ile tedavi edilir. Op. Dr. Kerem Bıkmaz Amerikan Hidrosefali Derneği üyesidir.

    Bel Ağrısı

    Baş ağrısından sonra en sık karşılaşılan 2. kronik ağrı nedenidir. Mekanik nedenler, bel fıtığı, lomber dar kanal, tümörler ve enfeksiyon hastalıklara neden olabilir. Multimodal yaklaşım ile fizyoterapi, epiduroskopi, omurga enjeksiyonları, psikoterapi ve minimal invazif cerrahileri içeren tedavi alternatifleri uygulanmaktadır.

    Lomber Dar Kanal

    Sinir basısına sebep olan omurilik kanalındaki daralmadır. Omurilikten bacaklara doğru gezen bir ağrı ile sonuçlanır. Hastaların yol yürüme mesafelerinin azalması çok tipiktir. Cerrahi tedavi gerekir ise mümkün olduğunca mikrocerrahi yöntemler ile kısa sürede hastayı mobil hale getirmek planlanmıştır. Tedavi konservatif ya da cerrahi olabilir. Konservatif tedavi ağrı giderici ilaçlar, fizik tedavi ve epidural enjeksiyonları içerir.

    Parkinson Hastalığı

    Beyin hücrelerinde hasar neticesinde ortaya çıkan yavaş seyirli, ilerleyici bir hastalıktır. Semptomları; tremor veya ellerin, kolların, bacakların ve çenenin istemsiz, ritmik kasılmaları, kolların ve bacakların sertliği, spontan hareketlerde azalma, hareketlerde yavaşlama ve dengesiz kısa adımlar ile yürüyüştür. İleri olgularda beyin pili ile hastaların yaşam kalitesi arttırılabilinir.

    Hipofiz Bezi Tümörleri

    Beyin tabanında oturan hipofiz bezindeki büyümedir. Büyüklükleri ve seyirleri farklılık arz eder. Tedavi, seri görüntülemeler ile gözlem, ilaç tedavisi ve tümörün cerrahi olarak çıkarılmasını içerir. Sıklıkla iyi huylu olan bu tümörlerin cerrahisi burundan girilerek yapılır. Kafatasının açılması gerekmez.

    Siyatik Ağrısı

    Uyluk ve bacakta ağrı ve uyuşukluğun sıklıkla eşlik ettiği siyatik sinirinin enflamasyonudur. Sıklıkla medikal tedavi ve fizyoterapi ile giderilir. İleri sinir basısının olduğu durumlarda minimal invazif cerrahi yöntemler gerekebilir.

    Spina Bifida

    Hamileliğin 3. ve 4. haftasında fetüs omuriliğinin bir kısmının tam kapanmaması neticesinde görülür. Sonuç olarak bebek bir kısım spinal sinir kökleri sırttan dışarı taşmış olarak doğar. Erken tedavi ile çocuk aktif ve verimli bir yaşam sürebilir.

    Omurilik Yaralanmaları

    Boyun veya bel omurgasında meydana gelen bir kırık neticesinde omuriliğin hasar görmesi sonucu kollarda ve/veya bacaklarda kuvvet kaybı gelişebilir. Problemin giderilmesi fonksiyon kayıplarında düzelmeyi sağlayabilir.

    Trigeminal Nevralji

    Yüzde, ağrılı spazmlara yol açan bir sinir hastalığıdır. Medikal tedaviye dirençli olgularda mikrovasküler dekompresyon uygulaması yapılmalıdır.

    Stroke

    Beyini besleyen normal kan akımında bozulma neticesinde ortaya çıkar. Bu bir kan pıhtısı neticesinde (tıkayıcı inme) veya beyinde kanama sonrasında (kanamalı inme) olabilir. Anormal, çok şiddetli bir baş ağrısı, hafıza kaybı, kollarda uyuşukluk, konuşmada, görmede bozulma, denge ve koordinasyonda bozulma uyarıcı bulgulardır. Başarılı bir tedavi için erken tanı esastır. Tanı ve tedavide nöroloji, fizyoterapi ve gerekir ise psikoterapi uygulanmalıdır.

  • Beyin ve ötesi

    Pek çok insan nöroşirurji kelimesini duyunca otamatik olarak beyin cerrahisini düşünebilir. Ancak nöroşirurji beyinden daha fazlasını kapsar. Nöroşirurji beyin, omurilik, omurga ve tüm vücud kısımlarında (eller, bacaklar kollar, yüz) dolaşan sinirleri kapsayan tüm sinir sistemi ve bu sistem hastalıklarının tanı ve tedavisi ile ilgilenen bir medikal uzmanlık alanıdır. Bu, nöroşirurjenler omurganın tüm doğumsal ve dejeneratif hastalıkları, boyun fıtığı, bel ağrısı, bel fıtığı, siyatik ağrısı, karpal tünel sendromu, epilepsi, inme, Parkinson hastalığı, baş ve omurganın kronik ağrıları ve spor yaralanmaları, beyin tümörleri, kanamalar ve tüm travmalar, hipofiz bezi tümörleri, kalpten beyine kan taşıyan damarlardaki hastalıklar, omurilik ve omurga tümörlerini tedavi ederler anlamına gelir. Nöroşirurji, hem yetişkin hemde çocuk hastaların tedavilerini içerir.
    Nöroşirurjen ne zaman yardım eder?
    Nöroşirurjenler her tip nörolojik hastalıkların cerrahi ve cerrahi dışı bakımı ile ilgili uzun ve kapsamlı bir eğitim almış, yüksek beceriye sahip uzmanlardır. Tüm nörolojik hastalıkların tanılarının konmasındaki deneyimlerinden dolayı, acil hekimler, nörologlar, iç hastalıkları uzmanları, aile hekimleri, ortopedistler, romatologlar ve fizik tedavi uzmanlarını kapsayan çeşitli branşlara konsültanlık hizmeti verirler.
    Nöroşirurjenler tarafından sıklıkla tedavi edilen beyin, omurilik ve sinirlerin spesifik bazı hastalıkları aşağıdakileri içerir:

    Anevrizmalar(Baloncuk)- Kan damarlarının çapındaki anormal genişlemelerdir. İntrakranyal anevrizmaların yırtılması beyin etrafındaki boşluklar yada beyin içerisine, ciddi fonksiyon kayıpları ya da ölümle sonuçlanabilecek kanamalara yol açar.

    Karotid arter hastalığı- Baş ve boyuna kan taşıyan ana damarları etkileyen bir hastalıktır. Plak denilen bir doku bu ana damarların duvarlarında birikerek damarlarda daralmaya, dolayısı ile beyne giden kan akımında azalmaya yol açar.

    Karpal Tünel Sendromu- Tekrarlayıcı hareketler neticesinde bilek tendonlarındaki yangı sonucunda ortaya çıkan ağrılı bir durumdur. Median sinirin geçtiği karpal tünelde meydana gelen ilerleyici daralma neticesinde sinir basısı ve ağrı oluşur. Tedavi istirahat, uyku esnasında bilek splintlerinin kullanımı, bileğe kortizon enjeksiyonları ve sinir üzerindeki baskıyı azaltmaya yönelik lokal anastezi altında yapılan ufak bir cerrahi müdahaleyi içerir.

    Serebral Palsy-Kalıcı beyin hasarı veya doğum esnasında ya da hemen sonrasında oluşan yaralanma neticesinde ortaya çıkan bir motor sinir hastalığıdır.

    Servikal(Boyun) Omurga problemleri-Boyunda veya omuzlarda devamlı bir ağrı, kollarda karıncalanma ve uyuşukluk veya kolları ve elleri kullanırken güçsüzlüğe yol açan durumlar.

    Kronik ağrı- Sürekli devam eden veya 6 aydan uzun süreli tekrarlamalar gösteren ağrı. Kronik ağrısı olan hastalarda sıklıkla bir sinir hasarı söz konusudur. Sinirler bir yaralanma sonrası, kanser tedavisi veya bir dolaşım problemi nedeni ile hasar görebilirler.

    Kraniosinositoz- Kafatası kemiklerinin kafatasının büyümesini sınırlandıran yada şekil bozukluğuna yol açacak şekilde erken kapanması sonucu ortaya çıkan doğumsal bir problemdir.

    Epilepsi- Beyinde anormal elektrik sinyallerine yol açan bir durumdur. Normalde beyin hücreleri arasında milyonlarca elektriksel uyaranlar geçerek gönderdikleri mesajlar ile hareket, konuşma ve düşünce kontrol edilir. Epilepside bu elektriksel uyaranlar nöbet ile sonuçlanan ani aktivite sorunları ile bozulur. Epilepsi ilaçlar ve/veya cerrahi müdahale ile tedavi edilir.

    Kafa Travması- Özellikle çocuklar ve genç erişkinlerde sık görülen önemli bir sağlık sorunudur. Kafa travmasının en sık sonuçları kanama veya kontüzyon denilen beyinde zedelenmedir.

    Bel Fıtığı- Omurgada diski çevreleyen kartilajdaki yırtılma neticesinde aşağı bacaklara doğru ağrı ile sonuçlanan sinirlere bası durumu. Sıklıkla öncesinde bir bel ağrısı atağı ya da aralıklı uzun süredir devam eden bir bel ağrısı öyküsü bulunur.

    Hidrosefali- Beyin kaviteleri içinde sıklıkla yüksek basınç altında fazla miktarda beyin omurilik sıvısının biriktiği bir hastalıktır. Bu bir doğumsal sorun, beyin tümörü, enfeksiyon, kanama veya beyin travması neticesinde görülebilir.

    Bel Ağrısı- Baş ağrısından sonra en sık 2. kronik ağrı nedenidir. Bel fıtığı, lomber dar kanal, tümörler, enfeksiyon ve yangısal hastalıklar sebep olabilir.

    Lomber Dar Kanal- Sinir basısına sebep olan omurilik kanalındaki daralma. Omurilikten bacaklara doğru gezen bir ağrı ile sonuçlanır. Tedaci konservatif ya da cerrahi olabilir. Konservatif tedavi yangı giderici ilaçlar, fizik tedavi ve epidural enjeksiyonları içerir.

    Parkinson Hastalığı- Beyin hücrelerinde hasar neticesinde ortaya çıkan yavaş seyirli, ilerleyici bir hastalıktır. Semptomlar tremor, veya ellerin, kolların, bacakların ve çenenin istemsiz, ritmik kasılmaları, kolların ve bacakların sertliği, spontan hareketlerde azalma, hareketlerde yavaşlama ve dengesiz kısa adımlar ile yürüyüşü içerir.

    Hipofiz Bezi Tümörleri- Beyin tabanında oturan hipofiz bezindeki büyümedir.Büyüklükleri ve seyirleri farklılık arz eder. Tedavi sadece seri görüntülemeler ile gözlem, ilaç tedavisi ve tümörün cerrahi olarak çıkarılmasını içerir.

    Siyatik Ağrısı- Uyluk ve bacakta ağrı ve uyuşukluğun sıklıkla eşlik ettiği siyatik sinirinin enflamasyonu.

    Spina Bifida- Hamileliğin 3. ve 4. haftasında fetüs omuriliğinin bir kısmının tan kapanmaması neticesinde görülür. Sonuç olarak bebek bir kısım spinal sinir kökleri sırttan dışarı taşmış olak doğar. Erken tedavi ile çocuk aktif ve verimli bir yaşam sürebilir.

    Omurilik Yaralanmaları- Sıklıkla kırık bir boyun veya bel neticesinde kollarda veya bacaklarda kuvvet kaybı ile sonuçlanır. Problemin giderilmesi fonksiyon kayıplarında düzelmeyi sağlayabilir.

    Trigeminal Nevralji- Ağrılı spazmlara yol açan fasyal sinirin bir hastalığı.

    Stroke- Beyini besleyen normal kan akımında bozulma neticesinde görülür. Bu bir kan pıhtısı neticesinde ( tıkayıcı inme) veya beyinde kanama sonrasında ( kanamalı inme) olabilir. Anormal çok şiddetli bir baş ağrısı, hafıza kaybı, kollarda uyuşukluk, konuşmad, görmede bozulma, dende ve koordinasyonda bozulma uyarıcı bulgulardır. Başarılı bir tedavi için erken tanı esastır.

    Beyin ve Omurilik Tümörleri- Sinirsel yapıları baskı neticesinde semptom ve bulgular ortaya çıkar.

    Op.Dr Kerem BIKMAZ