Kategori: Beyin ve Sinir Cerrahisi

  • Transsfenodial cerrahi nedir ?

    Bu bilgi, transsfenoidal cerrahiden ne bekleyebileceğiniz konusunda size bir fikir vermek içindir. Her insanın deneyimi farklı olduğu halde, hastanede her hastaya uygun olabilecek bazı genel prosedürler takip edilir.

    Durumunuz veya cerrahinizle ilgili sorularınız varsa, sağlık bakım ekibinizin bir üyesine sorunuz.

    Transsfenoidal cerrahi nedir?

    Transsfenoidal [trans-(bir yerden geçip giden) ve sfenoid-(sfenoid sinüs)] cerrahi, cerrahın burun boşluğundan giderek hipofiz bezine ve üst klivusa ulaşmasını sağlayan bir işlemdir.

    Hipofiz alanında veya kafatası tabanında tümör veya başka bir anormallik, bu yaklaşımla çıkarılıp alınabilir (şekil 1). Bir sinir cerrahı ve bir kulak burun boğaz uzmanı, özel mikrocerrahi araçları kullanarak bu işlemi yaparlar. Hipofiz bezine burundan yaklaşıldığı için, gözle görülür bir kesi yoktur.

    Gerekirse, tümörün kapladığı alanı doldurmak amacıyla yağ elde etmek için karında küçük bir kesi yapılabilir.

    Cerrahiden önce

    Çoğu insan hastaneye cerrahinin olacağı günün sabahı gider. Kaydınızı zamanında yapabilmek için hastaneyi bir gece öncesinde aramanız istenecektir. Halihazırda hastanedeyseniz veya cerrahi sabahı hastaneye gelmişseniz, cerrahiye hazırlanmak için aşağıdaki talimatlara uyunuz:

    Operasyondan önce baştan ayağa duş alın ve saçınızı yıkayın.

    Gece yarısından sonra bir şey yiyip içmeyin.

    Cerrahinin olduğu sabah, size reçete edildiği şekilde ilacınızı almaya devam edin. İlacınızı kolaylıkla yutabilmek için birkaç yudum suyla alın.

    İlaçlarınız veya bu talimatlarla ilgili sorularınız varsa, sağlık ekibinin bir üyesine sorunuz.

    Cerrahi sırasında

    Cerrahideyken bir hemşire size ait olan eşyaları odanıza götürecektir. Cerrahinizin ne zaman başladığı, derlenme odasına ne zaman alındığınız ve odanıza ne zaman döndüğünüz ailenize söylenecektir.

    Cerrahiden sonra

    O günkü cerrahi programa göre, doktorunuz cerrahiden bir süre sonra sizinle ve ailenizle konuşacaktır. Odanıza yerleştikten sonra aileniz sizi ziyarete gelebilir. Transsfenoidal cerrahi sonrası hastanede kalış genel olarak 24 saat kadardır.

    Cerrahiden sonra odanızdayken, damar içi sıvılar alacaksınız. Havanın nemlenmesini isterseniz bir hava nemlendiricisi kullanılabilir.

    Hemşireler kan basıncınızı, nabzınızı, vücut sıcaklığınızı, kas gücünüzü, görüşünüzü, zaman ve yere uyum sağlamanızı sık sık kontrol edecektir. Hemşireler sıvı alımınızı ve idrar atımınızı da ölçeceklerdir. Size bir kayıt bloknotu verecek ve verilen yemeklerdekiler dışında içtiğiniz herhangi bir sıvını kaydını tutmada yardım etmenizi isteyeceklerdir.

    İdrar atımınızı ölçmek için, idrar yaptığınız her sefer idrarınızı saklamanız (idrar kabına veya tuvalette toplama panına) istenecektir. İdrar yaptıktan sonra miktarı kaydedebilmeleri için hemşirelere haber verin.

    Cerrahiden sonra, gece boyunca küçük bir gazlı bez burun deliklerinizi örtebilir. Zaman zaman burnunuzdan küçük bir miktar pembemsi akıntı gelebilir. Herhangi bir akıntıyı kurulamak için bir iki gün yanınızda kâğıt mendil taşımak isteyebilirsiniz. Herhangi bir zaman burnunuzdan veya boğazınızın arkasından aşağı bariz, temiz bir akıntı fark ederseniz, acilen sağlık uzmanınıza söyleyin.

    Cerrahinin olduğu gün yataktan çıkacaksınız. İlk kalktığınızda hemşire size yardım edecektir. Hemşireler gerekirse banyo yapmak vb. başka aktiviteler için de size yardım edecektir.

    Cerrahiden sonra ağrı veya rahatsızlık

    Burun cerrahisinden sonra çoğu insanda sadece hafif bir baş ağrısı veya rahatsızlık olur. Cerrahi sırasında burun tamponu yerleştirilebilir. Bu, baş ağrısına veya soğuk aldığınızda hissettiğinize benzer şekilde yüzünüzde bir basınca neden olabilir. Yağ elde etmek için karnınızda bir kesi yapılırsa, orta dereceli bir rahatsızlık hissedebilirsiniz.

    Ağrı veya herhangi bir rahatsızlığınızı dindirmek için hemşireden ilaç isteyin.

    Cerrahiden sonra aktivite kısıtlamaları

    Cerrahiden sonraki ilk birkaç gün kolaylıkla yorulabilirsiniz. Bu normaldir ve yavaş yavaş düzelecektir. Farklı insanlar için değişebilen aktivite kısıtlamalarınız ile ilgili olarak sağlık uzmanınızla konuşun.

    Cerrahiden sonra iki hafta boyunca hapşırmayın veya burnunuza vurmayın. Hapşırmanız gerekiyorsa ağzınız açık hapşırın, burnunuzu kapatmayın.

    Cerrahi alanın yakınında basıncın artmasına neden olabilecek herhangi bir aktiviteden kaçının.

    Yük kaldırma ile ilgili bilgileri sağlık uzmanınıza sorun.

    Cerrahiden iki hafta sonra bağırsak hareketleriniz sırasında kendinizi zorlamayın.

    Araba kullanma ve işe dönüş yapma konularını sağlık uzmanınızla görüşün.

    Diğer Talimatlar

    Cerrahiden birkaç gün sonra burnunuzdan kan veya mukus akıntısı gelebilir. Bu normaldir. Bu akıntıyı bir mendille kurulayın, sümkürmeyin.

    Cerrahi sonrası ilaçlar

    Bazı baş ağrıları birkaç hafta sürebilir. Gerekirse baş ağrısı için aspirin olmayan bir ağrı kesici alabilirsiniz.

    Cerrahiden sonra burnunuzda doluluk hissederseniz, dekonjestan alabilirsiniz.

    Ağrı ilaçları ve dekonjestanlara ek olarak, antibiyotikler alabilirsiniz.

    Hipofiz bezinin etkilenme oranı aracılığı ile, cerrahi sonrası hipofiz bezindeki hormonların normal üretimi tespit edilebilir. Cerrahiden sonra, hormon seviyelerini kontrol etmek için kan ve idrar testleri yaptıracaksınız. Cerrahiden sonra hormon ilaçları almaya gereksiniminiz olup olmayacağını saptayacak bir endokrinoloji uzmanını da görebilirsiniz.

    Sağlık uzmanınızla görüşün

    Cerrahi hakkında sorularınız varsa, sağlık ekibinizin bir üyesi ile temas kurun.

    Aşağıdakilerden herhangi biri varsa, hemen sağlık uzmanınızı arayın.

    Ateş

    Boyun sertliği

    Konfüzyon – bilinç bulanıklığı-

    Daha inatçı ve ciddi hale gelen baş ağrıları

    Burnunuzdan temiz, su gibi bir akıntı gelmesi

    Aşırı idrara çıkma

    Hafif sersemlik

    Mide bulantısı-kusma

    Diğer alışılmadık belirtiler

    İş saatleri içinde sağlık uzmanınızı arayın. İş saatleri dışında sağlık ekibinizin bir üyesini arayın veya sizi en yakın acile götürecek birini arayın.

  • Tedavisi mümkün bir demansial hastalık: normal basınçlı hidrosefali

    Hidrosefali nedir?

    Hidrosefali beyinde ventrikul denilen kaviteler içerisinde anormal beyin omurilik sıvısı (BOS) birikimi ile karekterize bir durumdur. BOS, beyin ve omurilik etrafında dolaşır. BOS nin görevi beyine fiziksel destek olmak, artık maddelerin atılması ve santral sinir sistemi (SSS) içerisinde,önemli maddelerin dağılımına olanak tanımaktır. Sağlıklı bir yetişkinde günlük BOS üretimi yaklaşık 500cc. dir. BOS akım yolu tıkandığı zaman, veya emilimde bir sıkıntı oluştuğu zaman sıvı birikmeye başlar, ventrikuller genişler, kafa içerisindeki basınç artar ve hidrosefali meydana gelir.

    Normal Basınçlı Hidrosefali Nedir?

    NBH ventrikullerin genislemesine yol açan ancak kafa içi basıncı çok az yada hiç arttırmayan BOS birikimidir. Sıklıkla yaşlılarda görülür. Hareket bozukluğu, hafif demansiyel tablo ve idrar kaçırması ile karekterize bir semptomlar eşlik eder. Bu semptomların biri, ya da hepsi bir arada olabilir. Hastaların çoğunda BOS emilim yollarında blokaja neden olan faktör bilinemez.

    Normal Basınçlı Hidrosefaliye yol açan etmenler?

    Olguların pek çoğunda altta yatan neden saptanamaz, yani idiopatiktir. Kafa travması, geçirilmiş subaraknoid kanama, tümör veya kistler, subdural kanama, cerrahi sırasında görülen kanamalar, menenjit veya diğer beyin enfeksiyonları neticesinde NBH oluşabilir.

    NBH semptomları nelerdir?

    •Yürüme Bozuklukları: Hafif bir denge probleminden ayakta duramama ve yürüyememeye kadar farklı tablolarda bulunabilir. Adımlar sıklıkla geniş tabanlı, kısa basamaklı ve yavaştır. NBH li hastaların ayaklarını kaldırmalarında, merdiven çıkmalarında bir sıkıntı vardır. Sık düserler. Aynı zamanda etraflarında dönmedede zorluk çekerler. Çok yavaş ve pek çok adımda yürürler. Denge sorunu ve yürümede çekilen sıkıntı ilk ve en sık gözlenen şikayettir.
    •Hafif düzeyde demans: Günlük aktivitelere ilginin azalması, unutkanlık, rutin yapılan işlerle mücadele etmede zorluk ve yakın dönem hafıza bozukluğunu içerir. NBH lide gözlenen kognitif semptomlar çok şiddetli olmadığı için sıklıkla ihmal edilir ve yaslanmanın doğal bir süreci olarak degerlendirilir. Konuşma yeteneği sıklıkla bozulmaz. Kendilerinde bulunan sorunlardan sıklıkla farkında olmazlar ve hatta inkar edebilirler. Bazı olgularda kognitif değişiklikler yalnız nöropsikolojik değerlendirme ile saptanabilir.
    •Mesane kontrolünde bozulma: Hafif olgularda sık tuvalete gitme ile kendini gösterirken, ileri olgularda mesane kontrolü tamamen bozulur. Nadiren diski kaçırma olabilir. Bazı hastalarda mesane problemleri hiç ortaya cıkmaz.

    NBH hastaları sıklıkla 60 yaş üzeri hastalar oldukları ve bu yaş grubunda bu tarz semptomların normal olduğu düşünüldüğü içen, insanlar genellikle bu problemler ile birlikte yaşamak zorunda olduklarını düşünürler ve vücutlarında oluşan bu değişiklere kendilerini adapte etmeye calışırlar

    NBH semptomlar aynı zamanda yaslılarda ortaya çıkabilecek diğer bazı sağlık sorunlarını taklit edebilir. Mesela görülen kognitif semptomlar erken dönem Alzheimer hastalığı olarak değerlendirilebilir. Aynı şekilde denge ve yürüme sorunları Parkinson hastalığı olarak düşünülebilir. Bazı hastalarda NBH ye bu hastalıklarında eşlik edebilecegi unutulmamalıdır.

    Hastalar doktora ilk müracat ettiklerinde semptomlar aylar hatta yıllar boyunca devam etmekte olabilir. Hidrosefali semptomları zaman içerisinde artış gösterir. Artış hızı değişkenlik göstermekte ve hastalar fonksiyon kayıpları kritik noktaya geldiklerinde sıklıkla doktora giderler. Semptomların oluş süresi ne kadar uzun ve semptomlar ne kadar şiddetli ise, tedaviye yanıt o kadar geç olacaktır. Genel bir kural olarak tanı ne kadar erken konursa tedavinin başarısının o kadar fazla olacağı söylenebilir.

    Her 3 semptomunda aynı hastada bulunması tanı için mutlak gerekli değildir.

    Lomber Ponksiyon

    BOS yaklaşık basıncını ölçmeye aynı zamanda sıvıdan tahlil yapmaya yardımcı olur. Lokal anestezi altında belin alt kısmına ince bir iğne ile girilerek 50 cc ye kadar BOS boşaltılır. Bu sayede semptomlarda geçici bir düzelmenin olması istenir. Eğer bu işlem sonrasında semptomlarda geçici sürelide olsa anlamlı bir toparlanma olursa o zaman cerrahi tedavinin başarılı olacağı söylenebilir. Eğer lomber ponksiyona yanıt negatif veya net olarak anlaşılamamış ise daha ileri araştırmalar yapmak gerekir.

    Günümüzde kullanılan Tedavi Alternatifleri

    Günümüzde en sık kullanılan ve genellikle tek mümkün tedavi seçeneği BOS kanallarını emilimin sağlanabileceği vücudun başka kısımları ile birlestirmeye yarayan sant denilen sistemin cerrahi olarak yerleştirilmesidir. Bu amacla en sık kullanılan yer karın içerisinde peritondur ve kullanılan sistemede ventrikuloperitonel sant denir. Cerrahi sonrasında sant sisteminin tüm parçaları cilt altında kalacak ve dışarıdan bir şey görülmeyecektir.

    Aquaduct darlığı olan hastalarda endoskobik ucuncu ventrikulostomi denilen bir cerrahi müdahalede sant uygulamasına alternatif olabilir. Bu yaklaşımda aquaduktaki daralmadan dolayı endoskop yardımı ile alternatif bir BOS akım yolu yapılır. Aquadaktaki daralma MRI ile saptanabilir. Endoskobik yaklasımın sonuçları yetişkinlerde farklılık arzetmektedir. Üçüncü ventrikulostomi uygulanan hastaların bir kısmında semptomların düzelebilmesi içen sonrasında sant takılması gerekebilir.

    Santlama işlemi içen uygun hastalar kimlerdir?

    Bu amaçla pek çok test ve araştırma geliştirilmiş olmak ile birlikte, tek başına sant işleminin başarısını tahmin ettirebilecek bir faktör bulunmamaktadır. Aşagıdaki bulgular sant takılmasını takiben sonucların daha iyi olacagını düsündürmektedir:

    •Yürüme bozukluğunun ilk ortaya çıkan ve baskın semptom oluşu
    •Travma veya kanama gibi NBH nin bilinen bir sebebinin olması
    •Görüntüleme yöntemlerinde ventrikul boyutlarının BOS un bulunduğu Subaraknoid boşluktan orantısız şekilde geniş olması
    •Lomber ponksiyon veya lomber katater yoluyla BOS boşaltılmasının dramatik geçici bir düzelme sağlaması
    •Ölçülen beyin içi veya spinal BOS basıncının üst limitlerde olması
    •Beyini etkileyen küçük kan dammar hastalığı kanıtlarının minimal oluşu

    Hidrosefali semptomlarının santlama sonrası düzelmesinin mümkün olacağını bilmek önemlidir.

    Cerrahi sonrası tamamen iyileşme herkesin beklentisi olsada, bu her zaman mümkün olmayabilir. Cerrahi sonrasında mevcut şikayetlerin anlamlı ölçüde azalması, kişinin başkalarına bağımlı halden kurtulmaları, en önemlisi nörolojik semptomlarin daha da ilerlemesinin önüne geçilmesi hasta ve yakınlari içen tatminkar bir cevaptır.

    Sant Operasyonunun Başari Oranı Nedir?

    Yürüme bozukluğu, hafif demans ve mesane kontrol problemleri operasyon sonrası birkaç gün içerisinde düzelebilir veya haftalar aylar düzelme icin gerekebilir. Bu düzelmenin ne süratte ve ne derece olacağını önceden kestirmenin bir yolu maalesef yoktur. Düzelme olanlarda sıklıkla bu düzelmeler ilk haftalar içerisinde olur. Bu iyileşme hafif düzeyde olabileceği gibi çok dramatik bir şekilde de olabilir. Semptomlarada operasyon sonrası düzelme saptanan hastalarda sonrasında klinikte tekrar gerileme olması sant fonksiyon bozukluğunu veya asağıda belirtilen komplikasyonlardan birinin geliştiğini düşündürür.

    NBH tedavi edilmez ise ne olur?

    NBH li hastalar sıklıkla ilerleyici semptomlar ile basvururlar ve bu semptomların kendi kendine düzeleceği ve klinik bozulmanın kendi kendine duracağına inanmanın bir nedeni yoktur. Kimse mevcut semptomların ne hızda ilerleyeceğini tahmin edemez. Semptomlar ne kadar şiddetli ise ve ne kadar uzun süredir mevcut ise tedaviye yanıt o derece daha az olacaktır. Genel bir kural olarak tanı ve tedavi ne kadar erken yapılırsa düzelme o kadar iyi olacaktır. Eğer semptomlar çok hafif ise hastaya acil bir sant operasyonu yapmadan bir süre yakın takip yapılabilir.

  • Sırt çantası güvenliğinin alfabesi

    Ülkemizde yaklaşık 15 milyon öğrenci omuzlarında sırt çantaları taşıyarak okula gidiyor, 5 milyon kadarı ise sırtlarında taşımaları gereken ağırlığın iki katı kadar yük taşıyor. Amerika’da yapılan güncel bir araştırmaya göre; doktorların %40’ı fazla yük taşımaktan veya sırt çantalarının düzgün kullanılmamasından oluşan sırt ağrısı ve omurilik travmasından şikayetçi çocuk ve gençleri tedavi etmiştir. Çocuğunuzu sırt ve boyun ağrısından korumak için bu adımları takip edin.

    Tekerleklere İzin Verin- Araştırmaya katılanların %30’una tekerlekli sırt çantası taşımaları önerildi. Bu tarz bir sırt çantası eğer çocuğun ailesinin, çocuğun on kilodan fazla yük taşıyacağı konusunda tahminleri varsa, sırt ağrısı problemlerini çözmede yardımcı olur.

    Esaslar-Beyin ve Sinir Cerrahisi uzmanlarının %20’si geleneksel tarzdaki sırt çantalarının kullanılması konusunda oy birliğine vardı. Eğer bu tarz bir sırt çantasında karar kıldıysanız, çantanın iki askısı olduğuna ve pamukla doldurulmuş kayışlarla beraber, bel için fazla yük desteği olan bel kayışları olduğuna emin olun.

    Rahatlık- Doktorların %30’u ailelere gördükleri ilk sırt çantasını almamalarını öneriyor. Çocuğun çanta ile rahat ettiğinden ve kayışlarının sıkıca uyduğundan emin olmak önemlidir.

    Aşırı Yük Taşımayın-Aileler çocukları için hangi tarzdaki sırt çantasını seçerlerse seçsinler, asıl önemli olanın çanta değil, çantanın içine konulacak okul gereçleri olduğunu hatırlamalılar. Aslında araştırmaya katılanların %64’ü çocukların ve gençlerin çantalarını en çok aşırı yük yüklemek amacıyla kullandıklarını söylüyor. Araştırmaya katılan bütün doktorlar, çocuğun taşıdığı nesnelerin değil, çantanın büyüklüğünün çocuğa göre seçilmesi gerektiği fikrinde birleştirler.

    Herşeyi Doldurmayın-İhtiyacınız olan tek şey çanta. Doktorlar çantanın toplam ağırlığının, çocuğun ağırlığının %10-15’i kadar olması gerektiğini söylüyor.

    Bedeninizi sarın-Her zaman iki kayışı da kullanın ve omuzlarınızın üstünde rahatça duracak şekilde ayarlayın.

    Düzenli Olun-Çantanın içini ağır eşyalar sırtınıza yakın olacak şekilde düzenleyin. Küçük bölümleri, eşyaları eşit olarak paylaştırmak ve ağırlığı eşit olarak dağıtmak için kullanın.

    Fazla Yük Ağrıya Neden Olabilir-Taşıyabileceğinizden fazlasını yüklemeyin. Çantanızdaki gerekli olmayan eşyaları boşaltın. Çocuklarınızı ihtiyaç duyacaklarından daha fazla kitap taşımamaları için cesaretlendirin.

    Eğer aileler, çocuklarının taşıdığı ağır okul eşyalarından endişeleniyorlarsa şunları da yapabilirler:

    Öğretmenlerle konuşarak, yükleri azaltacak yollar arayın

    Kitapları ikişer set olarak satın alın. Biri okulda diğeri evde kalması için (ya da kütüphanede haftalık olarak kitapların fotokopilerini çektirin)

    Çocuklarınızı sakatlanmaları önlemek için sırt ve çevresindeki kaslarını kuvvetlendirmeleri için cesaretlendirin

    Daha fazla bilgi ile yetişkin nüfusun %80’ini etkileyen, insanların doktora gitmekteki en büyük ikinci sebebi olan sırt ağrısından kaçınabilirsiniz. Eğer sırt ağrınız varsa ve bundan kurtulmak istiyorsanız hemen bir beyin ve sinir cerrahisi uzmanına danışın.

  • Serebral anevrizma nedir ?

    Anevrizma bir kan damarının duvarında genişleme ya da balonlaşma yapmasına ve ince duvarlı bir kabarcık veya kesecik meydana gelmesine neden olan zayıf bir bölgedir. Anevrizmalar vücudun herhangi bir yerindeki damarların hepsinde meydana gelebilirler. Serebral anevrizmalar beyindeki damarlarda oluşan anevrizmalardır. Anevrizmalar bazen o kadar zayıf noktalara sahip olurlar ki bu-ralardan tıpkı balonların patlaması gibi yırtılır ve kanarlar.
    Anevrizma: Kan damarlarında ince duvarlı bir kabarcık veya balonlaşma oluşmasına neden olan damar duvarlarındaki zayıflıklardır.
    Serebral:Beyin ile ilgili
    Stent:Damar içerisine yerleştirilen özel olarak tasarlanmış, genişleyebilen bir tüptür. Stent bir yapı iskelesi gibi damar duvarına bir destek oluşturur. Geniş boyunlu anevrizmalarda stentler anevrizma boynuna koili içerisinde tutabilmek amacıyla yerleştirilirler. Aynı zamanda, içine stent konulmuş olan bir damarda içerisinden kanın geçmesini ve akmaya devam etmesini de sağlarlar.
    Bir Anevrizma İçin Risk Faktörleri Nelerdir?
    Anevrizmalar sıklıkla 35-60 yaş arasındaki insanlarda fakat daha sıklıkla kadınlarda ortaya çıkmaktadır. Anevrizmalar sıklıkla infeksiyonlardan, beyin damarlarına hasar veren ilaçların kullanılmasından (amfetamin veya kokain) veya beyinde olan bir yaralanmadan dolayı oluşurlar. Nadir durumlarda anevrizmalar bazı damar hastalıklarına bağlı olarak, örneğin fibromüsküler displazi denilen bir rahatsızlığa bağlı da olabilirler. Yine aynı zamanda anevrizma oluşumuna bir eğilim ailede de var olabilir.
    Bir Anevrizmanın Semptomları Nelerdir?
    Küçük ve yırtılmamış bir anevrizmanın sıklıkla bir semptomu da yoktur. Daha büyük anevrizmalar yandaş oluşumlara baskı oluşturmaya başlarlar ve bölgesel ağrılar ile baş ağrıları ortaya çıkar. Anevrizma büyüdükçe beyine olan baskılar artacağından hasta görme problemleri, kol veya bacaklarda his kaybı, güç kaybı, hafıza problemleri, konuşma problemleri veya nöbetler ile karşı karşıya kalabilir.
    Amfetaminler: Merkezi sinir sistemi uyaranlarıdırlar. Enerjiyi artırır ve iştahı azaltırlar. Narkolepsi ve bazı depresyon formlarının tedavilerinde kullanılmışlardır.
    Kokain: Kakao bitkisinin yapraklarından üretilen ve bazı beyin kimyasallarının hızla ancak kısa bir süre için aktivitesini artıran güçlü bir uyarandır. Etkileri arasında öfori, yerinde duramama, heyecan veya iyi hissetme vardır.
    Fibromüsküler Displazi: Sıklıkla FMD diye bilinen fibromüsküler displazi bir veya daha fazla arterin duvarlarında anormal hücrelerin büyümesine neden olur. Sonuçta daralmalar (stenoz) oluşur. Eğer arterde kan akımını azaltmaya yetecek kadar daralma meydana gelirse anevrizma gelişebilir.
    Tüm Anevrizmalar Aynı Mıdır?
    Anevrizmalar değişik ölçülerde olabilirler.
    10 mm.den küçük anevrizmalar küçük olarak değerlendirilirler.
    10-20 mm arasında olanlar büyük anevrizmalar olarak değerlendirilirler
    20 mm.den büyük anevrizmalar dev anevrizmalar olarak adlandırılırlar.
    Anevrizmalar şekil olarak da değişiklikler gösterirler. Bazı örnekler vermek gerekirse:
    -Sakküler (çanta gibi) dar boyunlu anevrizmalar. Bunlar berry anevrizmaları olarak da bilinirler çünkü bunlar bir arterin kenarından büyüyen kirazlar gibi görüntü verirler; Dar anevrizma boynu kirazın sapı gibi görünür.
    – Geniş boyunlu sakküler anevrizmalar. Bu tür anevrizmalarda boyun kısmı en az 4 mm geniştir veya anevrizma başlangıç noktasından tepesine kadar olan uzunluğun en az yarısı kadar genişliğe sahiptir.
    – Fuziform (İğ şekilli) anevrizmalar: Kesin bir boyunları yoktur.
    Son olarak anevrizmalar yerleşim olarak da beynin farklı bölgelerinde oluşabilirler. Çoğunlukla beynin derinlerindeki merkeze yakın, bazen biraz önde gözlere yakın (anteriyor dolaşım) veya hafifçe başın arka (posteriyor dolaşım) bölgesine doğru oluşurlar. Bazı insanlarda birden fazla anevrizma beynin farklı bölgelerinde görülebilir.
    Anevrizmaların boyutları, şekilleri ve yerleşimleri ne kadar yırtılma ve kanamaya meyilli olacakları konusunda etkilidirler. Anevrizmalar küçük ve daha düzenli bir yapı gösterdiklerinde kanamaya daha az eğilimlidirler.
    Anevrizma Rüptürü (Yırtılması) Nedir?
    Anevrizmalardan konuşurken yırtılmış veya yırtılmamış terimlerini duyuyor olabilirsiniz. Yırtılma tıpkı bir balonun patlamasında olduğu gibi anevrizmanın ince duvarlı kısmından yırtılarak açılmasıdır ve bu da kanın komşuluğundaki yakın alana dağılmasına neden olur. Bu şekildeki bir kanamaya hemoraji denilir.
    – Serebral bir anevrizmadan kanın bu şekilde beyin içerisinde dağılmasına hemorajik inme denir. Bu son derece ciddi durumun bulguları kol veya bacak güçsüzlüğü veya felci, konuşmada veya anlamada problemlerin ortaya çıkması, görme bozuklukları veya nöbetler tarzında olabilir.
    – Hemorajik bir inmeyi takiben beyinde kalıcı bir hasar veya ölüm riski mevcuttur ancak yine de bazı hastalar son derece hafif bulgularla da bu durumu atlatabilirler. Eğer yırtılmış bir anevrizma tedavi edilmezse her zaman devam eden yeniden bir kanama riski mevcut olacaktır.
    Bir anevrizma kanadığı zaman kalıcı nörolojik problemlerin oluşma riski vardır. Bazı insanlarda hafif etkiler olabilir. Eğer yırtılmış anevrizma tedavi edilmezse devam eden yeniden kanama riski her zaman olacaktır.
    Hemorajik inme: Kanın serebral bir damardan doğrudan beyin içerisine geçmesi.
    Rüptür: Bir dokunun yırtılması
    Bir anevrizmanın rüptürüne neden olabilen bazı risk faktörleri aşağıdaki gibidir:
    – Büyük anevrizma
    – Yüksek kan basıncı
    – Sigara içimi
    – Aşırı alkol tüketiyor olmak
    – Aile Hikayesi
    – Madde bağımlılığı
    Serebral Bir Anevrizmanın Bulguları Nelerdir?
    Küçük, yırtılmamış bir anevrizma genellikle semptom vermez.
    Daha büyük, yırtılmamış anevrizmalar genişledikçe yakınlarındaki beyin alanlarına veya sinirlere giderek artan bir bası yapmaya başlarlar. Bu bası lokal (mevzii) ağrılara veya baş ağrılarına yol açar. Yine anevrizmanın beynin neresinde olduğuna ve hangi alanlara bası yapmaya başladığına bağlı olarak hastalarda görme ile ilgili problemler, kol veya bacaklarda his kayıpları, kuvvet kayıpları, hafıza problemleri, konuşma problemleri veya nöbetler ortaya çıkabilir.
    Eğer bir anevrizma yırtılırsa kişi genellikle ani, ve yaşayanların tarifiyle “hayatlarındaki en kötü baş ağrısı!” şeklinde başağrısı hisseder. Baş ağrısına bulantı, kusma, ense sertliği, bulanık ya da çift görme, ışığa hassasiyet veya duyuların kaybı eşlik edebilir.
    Geniş Boyunlu Anevrizma Nedir?
    Geniş boyunlu anevrizma (anevrizmanın tabanındaki açıklıkta) en az 4mm genişliğinde boynu olan veya anevrizmanın en yüksek tepesine olan uzunluğun en az iki katı kadar genişliğe sahip boynu olan anevrizmalardır.
    Bir Anevrizma Nasıl Teşhis Edilir?
    Serebral anevrizmaların tanısında bilgisayarlı tomografik anjiyografi denilen bir test kullanılır. Bu test beyin içerisindeki serebral kan damarlarını ortaya koyar. Hasta kayan bir masa üzerinde yatar ve büyük bir yüzüğe benzeyen bilgisayarlı tarayıcıya doğru hareket eder. Röntgende damarların daha iyi görülebilmesi için damardan bir boya maddesi verilir. Kan damarlarının bir seri röntgen görüntüsü anormallikleri, örneğin kan damarında bir anevrizma gibi, ortaya çıkarabilmek adına alınır.
    İkinci bir görüntüleme yöntemi ise Manyetik Rezonans Anjiyografidir. Hastalar bir manyetik rezonans tarayıcı içerisine doğru hareket eden bir masa üzerinde yatarlar ve kan damarları bir anevrizmanın varlığını araştırmak üzere görüntülenirler. Bu iki tarama testinin ikisi de serebral anevrizmaların 3-5 mm.den büyük olanlarının pek çoğunu tanımada son derece faydalıdırlar.
    En güvenilir test ise tanısal serebral anjiyogramdır. Bu test doktorun beyin içerisindeki damarlara ve kan akımına doğrudan bakmasına olanak verir. Bu testte hasta bir röntgen masasında yatar durumdadır. Bacakta bulunan bir kan damarından küçük bir damar yolu kateteri yerleştirilir ve bo-yunda bulunan ve beyine giden her iki boyun damarına kadar ilerletilir. Damarların röntgende güzel görüntülenebilmeleri için kontrast bir boya röntgen filmleri çekilmeden önce kateterden enjekte edilir.
    Kompüterize Tomografik Anjiyografi: X ışınları kullanan ve vücudun belli bölgelerinin görüntülerini değişik açılardan alarak yeniden kesitsel görüntü haline getiren tanı koydurucu bir testtir.
    Manyetik Rezonans Anjiyografi: Radyo dalgaları ve manyetik alanın kullanıldığı, vücudun iç dokularının bilgisayarda yeniden oluşturulduğu bir işlemdir.
    Boya bir kateterden verildiği için bu test diğerlerine göre konforu biraz daha az ve biraz daha invazif (girişimsel) bir testtir. Ancak, serebral anevrizmaların tüm boyut ve tiplerdeki anevrizmalarının yakalanmasında ve tanımlanmasında en güvenilir yöntemdir. Herhangi bir tedavi planlanmadan önce tanısal serebral anjiyogram tedaviye giden yol haritasının hazırlanması amacıyla mutlaka gerçekleştirilecektir.
    Eğer Bir Anevrizma Oluşmuşsa Diğerleri de Oluşur Mu?
    Bir anevrizmanın varlığı %15-20 oranında bir ya da daha fazla sayıda anevrizma olma olasılığını artırmaktadır.
    Yırtılmamış Bir Anevrizmanın Semptomları Nelerdir?
    Küçük anevrizmaların genellikle semptomları yoktur. Anevrizma büyüdükçe, baş ağrılarına veya lokalize (mevzii) ağrılara neden olur. Eğer bir anevrizma çok büyürse normal beyin dokusu veya yandaş sinirlere bası yapabilir. Bu bası görmede zorluklara, kol veya bacaklarda his ve kuvvet kayıplarına, hafıza ve konuşma problemlerine veya nöbetlere yol açabilir.
    Ne Tedaviler Var?
    Günümüzde serebral beyin anevrizmaları için temel olarak üç çeşit tedavi yöntemi mevcuttur: ilaçlar, nörocerrahi veya nörovasküler girişim. Her kişi için önerilecek tedavi yöntemi pek çok faktöre bağlıdır. Bunlar arasında anevrizmanın boyutları, yapısı ve yerleşimi, anevrizmanın yırtılmış veya yırtılmamış olması ve hastanın kendi durumu sayılabilir.
    Kontrast Boya (X-ray Boyası): X ışınları (Röntgen) altında opak olan ve vücudun iç yapılarının görünmesini sağlayan madde.
    Tanısal Serebral Anjiyogram: Beyin damarlarıyla ilgili anormallikleri ortaya çıkarmak amacıyla yapılan bir testtir. Anevrizma varlığını ortaya çıkarmak amacıyla da kullanılır. Bu test kasıktan damara yerleştirilen bir tüpün (kateter) rehberliğinde boyun damarlarına kon trast (boya) verilmesi ve kan akımının gözlenmesi ile gerçekleştirilir.
    Medikal Tedavi:
    Anevrizmaların tümü girişimsel tedavi gerektirmezler. Eğer bir anevrizma küçük, yırtılmamış ve bulgu vermiyorsa hekim girişim yerine yüksek kan basıncı gibi risk faktörlerini azaltmaya yönelik bir ilaç tedavisi verebilir. Düzenli kontroller kan basıncının ve diğer medikal durumların kontrolu açısından gerekli olacaktır.
    Nörocerrahi:
    Bir anevrizmayı tamir etmek amacıyla yapılan nörocerrahi kafatasında bir aralık oluşturmak, beyinin dokularını nazikçe aralayarak anevrizmayı ortaya çıkarmak ve anevrizma boynuna bir klip koymaktan ibarettir. Klip anevrizma boynuna bası yaparak onu kapatır ve kan akımının anevrizma içerisine girmesini önler.
    Cerrahi sırasında hastaya genel anestezi uygulanır. Eğer cerrahi sırasında veya sonrasında herhangi bir komplikasyon olmamışsa hastaların çoğu hastanede 4-6 gün kadar kalır ve birkaç hafta veya ay içerisinde tamamen iyileşmiş olur.
    Nörovasküler Girişim:
    Nörovasküler girişim anevrizmaya vücutta bir damar içerisinden ulaşmayı ve içine kan girmesini engellemek üzere anevrizma içerisinin bir materyal ile doldurulmasını ifade etmektedir.
    Nörovasküler girişim sırasında hasta bir röntgen masasında yatmakta ve floroskop denilen bir makine ile görüntüler alınmaktadır. Özel bir boya damar içerisindeki mikro kateterlerden verilmek suretiyle doktorun anevrizmayı görmesi sağlanır ve tıbbi araçlar kafatası açılmadan bu anevrizmaya yönlendirilir.
    Eğer işlemden sonra herhangi bir yan etki veya komplikasyon yok ise hastalar hastanede bir ya da iki gün kadar kalırlar ve bir hafta içerisinde tamamen iyileşmiş olurlar.
    Koil Embolizasyon İşlemi
    Bu yöntem bir tür nörovasküler girişim uygulamasıdır. Anevrizmanın içerisini doldurmak için kullanılan değişik materyaller vardır. En sık kullanılanları koillerdir- uzun çok ince, kıvrılmış tel huzmeleri, gitar teline benzerler ancak telefon kabloları gibi esnektirler.
    Bir koil embolizasyon işleminde hekim bunlardan birkaç tanesini doluncaya kadar bir bir anevrizma içerisine yerleştirir. Bu koiller anevrizma içerisinde kalırlar ve etraflarında kan pıhtılaşarak içeriyi doldurur ve böylece anevrizma içerisine artık daha fazla kan giremez. Vücudun doğal bir tepkisi nedeniyle bu koiller etrafında emboli oluştuğundan işleme koil embolizasyon adı verilmektedir.
    Bu işlemde hekim hastanın iç uyluk bölgesinde minik bir kesi veya iğne girişimi ile bacağa giden büyük damara bir tüp (kateter) yerleştirir. Bu tüp bir kateter kılıfıdır. Daha sonra bu kılıf içerisinden ince bir kılavuz tel ilerletilir. Bu tel metal olduğundan hekim bu teli röntgen ekranından (floroskopi) görebilir ve bunu beyine ve oradaki anevrizmaya kadar yönlendirebilir.

  • Osteoporozu önlemek

    Kemiklerinizi korumak için basit adımlar

    En iyi önlem çocuklukta başlar. Ancak kemik kaybını geciktirecek, hatta kemik kaybını geri döndürecek etkili önlemler almak için hiçbir zaman geç değildir.

    Artan osteoporoz riskiniz 25-30 yaşları arasında ne kadar kemik kütlesi oluşturduğunuza ve yaşlandıkça bunu ne kadar hızlı bir şekilde kaybettiğinize göre değişir ve buna kemik kütlesi denir.

    Yeterli miktarda kalsiyum ve D vitamini (kalsiyum emilimi için esas) almak ve düzenli egzersiz yapmak kemiklerinizin güçlü kalmasını sağlar.

    Kalsiyum – İskelet yapımız vücut kalsiyumunun %99’unu içerir. Kalsiyum kalbin, sinirlerin, kasların düzenli çalışması için gereklidir ve kas kasılmasından, kan pıhtılaşmasına kadar bir çok önemli mekanizma için hayati önem taşır. İskeletinizin sağlığı bu, başlıca vücut fonksiyonları için bu kadar önemli olan ve vücudunuzun %1’i hariç bütün kalsiyumunu kullanan bu minerale bağımlıdır. Kalsiyum açısından açısından zayıf olan bir diet vücudunuzun osteoporoz riskini arttırır. Süt, süt ürünleri ve yapraklı sebzeler gibi ürünler kemiklerin ihtiyacı olan kalsiyumu içerir.

    D Vitamini vücudun kalsiyum emmesi için gereklidir. Yeterli miktarda D vitamini almamak, vücudunuzun kemiklerinizde depoladığı kalsiyumu kullanmasına sebep olabilir. Başlıca D vitamini kaynakları; sütte, balık yağında, yumurta sarısında, ciğerde ve somon gibi yağlı balıklarda bulunur.

    Egzersiz sağlıklı kemikler için kritiktir. Özellikle, ağırlık idmanları (ağırlık kaldırma, koşu, yürüyüş, şınav, merdiven çıkmak gibi şeyler içerebilir) kemiklerinizin güçlenmesine yardımcı olur. Bir egzersiz programına başlamadan önce, lütfen doktorunuza danışın.

    Yaşam tarzı-Sigara içmeyi bırakın.Tütün kullanmak sağlık açısından istenmeyen sonuçlar doğurabilir. Bu listeye kemik kaybını da ekleyebilirsiniz. Alkolü sınırlandırın. Aşırı alkol tüketimi kemik kaybını arttırmakla doğrudan ilgilidir. Moda dietlerden kaçının. Moda olan dietler genelde vücudunuzun ihtiyacı olan besinleri tüketmenizi yasaklar. Eğer kilo vermek ihtiyacınız varsa, iyi dengelenmiş bir diet yapın ve doktorunuza danışın.

    Daha fazla bilgi ile yetişkin nüfusun %80’ini etkileyen, insanların doktora gitmekteki en büyük ikinci sebebi olan sırt ağrısından kaçınabilirsiniz. Eğer sırt ağrınız varsa ve bundan kurtulmak istiyorsanız hemen bir beyin ve sinir cerrahisi uzmanına danışın.

  • Osteoporoz riskiniz var mı ?

    Eğer şikayetiniz yoksa, bakılması gereken işaretler:
    Kemikler canlı dokulardan oluşurlar. Eski kemik dokusu sürekli olarak yeni kemik dokusu ile değiştirilirip yenilenir. 30 yaşlarından sonra yenilenenden daha çok kemik dokusu yıkılır.
    Osteoporoz yenilenenden daha fazla kemiğin yıkıldığı zaman yani kemiklerin güçsüzleştiği zaman oluşur.
    Osteoporozun erken safhalarında genellikle belirti görülmez. Aşağıda riskte olduğunuzu belirtecek işaretler verilmiştir.

    Aile geçmişi

    Eğer ailenizden birinde Osteoporoz varsa %60-80 ihtimalle sizinde Osteoporoz riskiniz vardır. Kalça kırıkları kemik zayıflığının belirtisidir. Eğer annenizde kalça kırığı varsa sizde de olma riski ikiye katlanır.

    Eskisinden daha kısasanız

    60 ile 80 yaşları arasında disk esnekliği kaybından ötürü 1cm-2.5 cm olmak üzere boyunuz kısalabilir. Ancak omurga kırığında ilave boy kaybı söz konusudur. Birden fazla kırık omurganın bükülerek şekil değiştirmesine neden olur ve kamburluğa yol açar.

    Sırt ağrısı

    Devamlı sırt ağrısı omurga kırığının işareti olabilir. Güçsüz omurga, günlük aktiviteler sırasında bile hiçbir uyarı veya işaret vermeden kırılıp, çökebilir.

    Kronik tıbbi problemler

    Eğer romatoid artrit, tiroid bezinin fazla çalışması, paratiroid bezlerinin aşırı faaliyeti, diabet, karaciğer hastalığı gibi sorunlarınız varsa osteoporoza yakalanma riskiniz artar.

    Yeterli kalsiyum almamak

    Kalsiyum normalda hergün vücutta emilir. Eğer bunu besinlerle almazsak vücut kalsiyumu kemiklerden çalmaya başlar. Ve bu da osteoporoz oluşumuna sebep olabilir. Süt, süt ürünleri ve yapraklı yeşil sebzeler kemiklerin ihtiyacı olan kalsiyumu karşılar.

    Sigara içmek

    Eğer sigara içiyorsanız, osteoporoz riskiniz içmeyen birine göre iki katıdır. Sigara içmek kalsiyum emilimini azaltır ve yeni kemiklerin oluşumunu engeller.

    Alkol tüketimi Zayıf beslenme

    Aşırı alkol kullanımı ile birleşirse kemik kaybına sebep olur.

    Düşük kilo

    Aşırı zayıf olmak kemiklerinizin düşük kütleye sahip olmasının işareti olabilir ve bu sizin osteoporoz riskinizi arttırır.

    Devamlı diet

    Dietlerdeki aşırı değişiklikler ve kilonuzdaki sürekli dalgalanmalar yağ kütlenize eklenerek kas ve kemik yoğunluğu kaybına sebep olabilir.

    Daha fazla bilgi ile yetişkin nüfusun %80’ini etkileyen, insanların doktora gitmekteki en büyük ikinci sebebi olan sırt ağrısından kaçınabilirsiniz. Eğer sırt ağrınız varsa ve bundan kurtulmak istiyorsanız hemen bir beyin ve sinir cerrahisi uzmanına danışın.

  • Migren baş ağrıları

    Migren baş ağrıları

    Baş ağrısı en sık görülen ağrı nedenidir. Hemen herkes başağrısı tecrübesi yaşar. Herhangi bir yılda çoğu insan en az bir kez baş ağrısı çeker. Çoğu kişi için ise baş ağrıları tekrarlayıcı ve anlamlı bir problemdir.

    MİGREN BAŞ AĞRISI ÖZELLİKLERİ
    Tipik migren baş ağrısı özellikleri şunlardır;

    ciddi zonklayıcı ağrı

    bulantı ve bazen kusma

    ışık ses ve kokulara hassasiyet

    Migren ağrısı başın bir yanında veya tüm başı etkileyebilir. Baş ağrısı erişkinlerde tipik olarak 4-72 saat sürerken çocuklarda saatlerce sürebilir. Fiziksel aktivite, yürüme ve eğilme v.b , ağrıyı kötüleştirebilir.
    Migren baş ağrısı sıklığı kişisel değişkenlik gösterir, bazen bir ayda defalarca veya yılda 1-2 kez veya daha nadir olabilir.
    Genellikle ataklar arasında baş ağrısı olmaz. Bazı kişilerde baş ağrısı ataklarından saatler veya günler önce uyarıcı bulgular görülebilir. Bunlar heyecan veya yoğun enerji, tatlılara karşı istek, halsizlik, irritabilite veya depresyon şeklinde görülebilir.

    MİGREN TİPLERİ
    Migren baş ağrıları avralı ve avrasız olmak üzere iki gruba ayrılır. Avra migren baş ağrısı öncesi ve sırasında kaybolan görsel veya duyusal rahatsızlıktır. Avra bir saat önce başlayıp 15-60 dakika sürer ve baş ağrısı başlayınca biter. Tipik olarak avralar her iki gözü etkiler ancak tek gözü etkileyebilir.

    Migren avrası aşağıdaki bulguları kapsar :

    Işık çakmaları ve ışık huzmeleri,

    kapalı gözle bile görülen zigzag çizgiler veya yıldızlar gibi geometrik paternlerde ışık çakmaları (genellikle beyaz, fakat renkli olabilir)

    yavaş yayılan kör noktalar veya görme alanında bulanıklaşma

    yüz veya kollarda uyuşma, karıncalanma

    konuşma ve kelime bulmada zorlanma .

    Migren baş ağrısı olan çoğu kişide avra olmayabilir. Bazı kişilerde migren atakları bazen avralı bazende avrasız olabilir. Çok az sayıda kişide baş ağrısının eşlik etmediği avra olabilir. Bunlara migren eşdeğeri adı verilir.

    RİSK FAKTÖRLERİ
    Migren her yaşta insanı etkileyebilir ancak en sık 20-50 yaş arasında sıktır. Ailede görülme sıklığı fazladır. Etkilenen kişilerin %75 inde aile öyküsü vardır
    Kadınlarda görülme sıklığı erkeklerden 2 kat fazladır. 50 yaş üstü kadınlarda migren baş ağrısı sıklığı şiddeti azalır. Bazen menopoz sonrası kaybolabilir.

    NEDENLERİ
    Migren başağrılarının kesin nedeni bilinmemektedir. Araştırıcılar ; beyinde seratonin ve endorfin düzeylerinde değişikliğin rolü olabildiğince inanmaktadırlar. Seratonin ( bir nörotransmiterdir) trigeminal sinir yolları ile iletilen ağrıyı düzenleyen bir beyin kimyasalıdır. Trigeminal sinirler ise yüz , göz, burun, sinüsler kan damarları ve beyin kılıflarından kaynaklanan ağrılar için temel yollardır. Endorfinlr ise beyin ve spind hord tarafından üretilen doğal ağrı giderici kimyasalardır.

    TETİKLEYİCİLER
    Çoğu zaman migren baş ağrılarının açık bir nedeni yoktur ancak yorgunluk, besinler, çevresel faktörler, hafif kafa travması , hormonal faktörler ve ilaçlar ağrıları tetikleyebilir.

    Migren baş ağrısını tetikleyen faktörler;
    +Diyetle ilgili etkenler
    -Aşırı yemek yada uzun süre aç kalmak
    – Bazı besinler migren baş ağrılarını tetikleyebilir. Bunlar; alkol, fermente-morine yiyecekler, yapay tatlandırıcılar (asportome gibi), monosodyum glutomat (asya yiyeceklerinin sık kullanılan toz katkı maddesi), kafein, kafein yoğunluğu, çikolata, eski peynirler, nitratlar ve nitritler (sosis gibi yiyeceklerde bulunurlar), fındık ve meyve suları.

    +Çevresel etkenler
    – İklim ve yükseklik değişimi, parlak ışıklara maruziyet, sigara, kuvvetli kokular ve gürültü migren baş ağrılarını tetikleyebilir

    +Hormonal etkenler
    Çoğu kadında östrojen ve progesterone düzeylerindeki değişikliklerin migren baş ağrılarını tetiklediği gözlenmiştir. Özellikle, hemen menstrüasyon öncesi veya sırasında migren baş ağrısı eğilimi izlenir .doğum kontrol hapları ve hormon replasman tedavisi migren baş ağrılarını kötüleştirebilir. Gebelik sırasında migren baş ağrılarında azalma çoğu kadın tarafından bildirilmektedir. Ayrıca menopozu takiben migren baş ağrılarının düzeldiği çoğu kadın tarafından bildirilmiştir.

    +İlaçlar
    Bazı kardiyovasküler ilaçlar migren baş ağrılarını kötüleştirebilir.

    +Fiziksel Faktörle
    Uyku alışkanlığında değişiklik, çok yada az uyuma migren baş ağrılarını tetikleyebilir. Ağır fiziksel zorlanma, yorgunluk, akut kafa travması da tetikleyebilir
    +Duyusal etkenler
    Parlak ışıklar, duman, güçlü kokular ve yüksek gürültü migreni başlatabilir.

    +Stres
    Stres veya stresin geçmesi(haftasonu veya yolculuk) migren baş ağrısına neden olabilir.

    TANI
    Eğer migren baş ağrılarınız varsa veya ailenizde migren öyküsü varsa, sağlık danışmanınız sizin fizik muayene, medical öykü ve semptomlarınıza dayanarak koyar.

    Eğer olağanüstü veya şiddetli migren – tipi baş ağrılarınız varsa veya baş ağrılarınız ve nöroloğu semptomlarınız kötüye gidiyorsa, diğer ağrı nedenlerini dışlamak üzere bazı testler önerilebilinir. Bunlar kan testleri, beyin görüntüleme çalışmaları (homputerize tomografi veya magnetik rezonans), göz muayenesi ve diğer branşlarla konsültasyon olabilir.

    Doktorunuz migren günlüğü tutmanızı isteyebilir migren baş ağrısının başladığı zaman, ne kadar sürdüğü, ağrı miktarı, öncesinde olan semptomlar, sonrasında veya sırasında olan semptomlar ve ağrının nasıl geçtiği kaydedilmelidir. Ayrıca tak öncesi 24 saatteki tetikleyiciler, ilaçlar ve stres düzeyiniz not edilmelidir. Bu bilgiler tedavi planı ve tedaviye cevabınız değerlendirmede önemlidir.

    TEDAVİ

    Migren için etkili tedavide 3 genel alan vardır;

    Migren tetikleyicilerden kaçınmak

    Migren baş ağrısı olduğunda akut tedavi

    Koruyucu tedavi

    Çoğu migren baş ağrısının tanımlanabilen tetikleyicisi olmasa da bunlar ayırt edilmeye çalışılmalı ve kaçınılmalıdır. Bu sayede migren ağrılarından korunma ve tedavi mümkün olur.

    AKUT ATAK TEDAVİSİ
    Migren baş ağrısı tedavisinde en önemli faktör hızlı davranmaktır. Aşağıdaki yaklaşımlar ağrı ve diğer semptomları azaltmada yardımcı olabilir.
    İlaçlar: Çok sayıda ilaç, ağrıyı azaltabilir ve migren ataklarını kısaltabilir. Hafif – orta şiddetli migren ağrılarında sıradan ağrı kesiciler ( aspirin, asetominofen, ibuprofen ve naproksen) iyileşme sağlar. Ağrı kesiciler gerekli olunca kullanılmalıdır. Herhangi bir ağrı kesici haftada 2 den fazla alınmamalıdır. Aşırı dozda alınan ağrı kesiciler; etkinliğini kaybeder, kronik günlük baş ağrılarına neden olurlar, mide veya bağırsak ağrılarına veya kanamalarına, ülserlere veya ciddi böbrek veya karaciğer hasarına neden olurlar. Eğer günlük ağrı kesici dozunu arttırmanız gerekiyorsa doktorunuza danışın.
    Eğer klasik ağrı kesiciler akut migren ağrılarınız iyileştirmiyorsa; doktorunuz daha kuvvetli ilaçlar reçete edebilir. Bunlar:

    -Analjezikler(ağrı ilaçları)- tek veya kombine
    -Seratonin agonistleri(triptonlar) Beyinde ağrı mesajlarını seratonin düzenler, kafa derisinde şişmiş kan damarlarını büzer ve ağrıya neden olan maddelerin salınımını engeller.
    Örnekleri: Sumatripton (Imigren), zolmitripton(zomig), eletripton( relpax) v.b
    Triptonlar akut baş ağrılarında en etkin ilaçlardır ve düşük yan etkisi riski vardır. Yan etkileri; göğüs ve/ veya boyunda basınç, ağrı, bulantı, sersemli, çok nadir kalp krizidir. Buı nedenle koroner arter hastalığı olanlar veya riski olanlar kullanmamalıdır.
    Bulantı kesici ilaçlar: Migrene eşlik eden bulantı ve hatta ağrı içinde yararlıdırlar.
    Tüm ilaçların istenmeyen yan etkileri olabilir. Doktorunuzun yönlendirmesi çok sayıda ilaç veya dozlarını denemeyle sizin için en iyisi bulunabilir. Yararları , yan etkileri ve risklerini doktorunuzla konuşun.
    “Dikkat: Eğer hamile veya emziriyorsanız bazı ilaçlar önerilmez. Bazıları çocuklara verilmez. Doktorunuz doğru ilacı önerebilir”
    Dinlenme ve uyku: Migren baş ağrısı başlayınca sessiz veya karanlık bir odada dinlenme veya kestirmek atağın şiddetini azaltır ve süresini kısaltır.
    Fiziksel teknikler: Boyun veya başa buz torbası koymak ağrıyı kesebilir. Bazı kişilerde baş, bayun ve omuz kaslarına masaj yararlı olabilir.
    Destek gruplar: Bir terapist stres ve ağrı ile baş etme teknikleri öğretebilir

    MİGREN KORUNMASI
    Eğer şiddetli veya sık migren ataklarınız oluyorsa koruyucu tedavi gerekebilir.
    İlaçlar: Bunlar günlük olarak ağrıdan bağımsız olarak alınır. Akut migren atak ilaçları ile kombine verilebilirler. Birkaç hafta ile bir iki ayda ancak sonuç verirler
    Antidepresanlar: Trisiklik antidepresanlar ( Amitriptilin v.b) migren ataklarını önleyebilirler.
    Antihipertansif ve kardiyovasküler ilaçlar: Beta blokerler (propronolol, atenolol), kalsiyum kanal blokerleri (verapamil) migren ağrılarının sıklık, şiddet ve süresini azaltabilirler
    Antikonvulzonlar: Sodyum valproat, gabapentri ve topiromate migren ağrılarını önleyebilir.
    Botox infeksiyonları: Alın ve kafatası kaslarına botulinum toksin infeksiyonları ile migren baş ağrılarını sıklığı, şiddeti ve süresi azalabilir. Enfeksiyon sonrası 3-4 ay süren geçici iyilik hali olur. Yararının devam etmesi için 3-4 ayda bir enfeksiyonların tekrarlanması gereklidir.
    Diğer maddeler: Yüksek doz magnezyum ve riboflavin ( B2 vitamini) ağrı sıklığı, şiddet ve süresini azaltabilir. Başka ilaç alırken bunları kullanmak için mutlaka doktorunuza danışın.
    Biyofeedback:Kas biyofeedback terapileri farklı durumlarda kasların gerilimi hakkında bilgi sağlar ve gevşeme sağlar.Baş ağrısına eşlik eden kas gerginliğini azaltma metodları gösterilir.
    Kognitif davranış tedavisi: Tipik baş ağrısı tetikleyicilerinden haberdar olmanızı ve kaygı ve strese karşı tepkinizi azaltmada yardımcı olur.Baş ağrılarınızın sayı ve yoğunluğu azalabilir.
    Gevşeme eğitimi: Kas gevşemesi, solunum egzersizleri ve mental- düşüncel hayal etme (sakinleştirici görüntüler hayal etmeye yardımcı terapi) içerir. Bu şekilde baş ağrısı sıklığı ve yoğunlu azabilir.

    KİŞİSEL BAKIM
    Koruyucu ilaçlardan bağımzsız olarak, yaşam tarzında değişiklikler de migren atak sayı ve şiddetini azaltabilir

    Günlük rutinin-düzenin sağlanamsı: Düzensiz uyku ve yemek alışkanlıkları migren baş ağrısını tetikleyebilir. Aşırı uyku veya çok az uyku migren ağrılarını tetikleyebilir

    Düzenli egzersiz: Düzenli aerobik egzsersizi haftada 3 kez enaz 30 dakika gerilimi azaltır ve baş ağrısı sıklık ve şiddetini azaltır. Yüzme, yürüyüş ve bisiklet de seçilebilir.

    Östrojnin etkilerinin azatılması: Migreni olan kadınlar; aile öyküsünde inme, yüksek kan basıncı veya damarsal hastalık öyküsü varsa östrojen içeren ilaçlardan(doğum kontrol ilaçları ve hormon replosman tedavisi) kaçınmalıdır.

  • Lomber kanal darlığı

    Omurlar, belimizi oluşturan kemiklerdir. Omurga kanalı omurların arasından geçer ve bacakların gücünü ve hissini sağlayan sinirleri içerir. Omurlar arasında diskler ve omurganın faset eklemleri bulunur.

    Yaşlandıkça, diskler daha az süngerimsi ve daha az sıvı dolu bir hale gelirler. Bu durum diskin yüksekliğinin azalması ve sertleşmiş diskin omurga kanalına doğru çıkıntı yapması ile sonuçlanır. Artritler, omurganın faset eklemlerinin kemik ve bağlarının kalınlaşıp genişlemesine ve bunların omurga kanalı içine itilmesine neden olabilir. Bu değişiklikler lomber omurga kanalının daralmasına yol açar.

    BELİRTİLER NELERDİR?

    Belirtiler varsa, bunlar, ağrı veya bel ağrısıyla beraber veya bel ağrısı olmaksızın bacaklarda uyuşukluk veya krampı içerebilir. Bacaklarda güçsüzlük oluşabilir. Nadiren, bağırsak ve/veya idrar torbası problemleri meydana gelebilir.

    Belirtiler, uzun süre ayakta durma veya yürüme ile daha da kötüleşebilir. Belirtiler görünüp kaybolabilir ve var olduklarında da ciddiyetleri değişiklik gösterir. Öne eğilmek veya oturmak omurga kanalındaki genişliği arttırır ve ağrının azalmasına veya tamamen yok olmasına yol açabilir.

    NASIL TEŞHİS EDİLİR?

    Doktorunuz bir hastalık öyküsü alacak ve fizik muayene yapacaktır.

    Daralmış disk ve/veya kalınlaşmış faset eklemlerini gösterebilen röntgenler istenebilir. Omurga yapılarının daha ayrıntılı bir değerlendirmesi için manyetik rezonans görüntüleme yapılabilir veya benzeri şekilde ayrıntıları görmek için bilgisayarlı aksiyal tomografi (BAT) taraması ve/veya bir lomber myelogram önerilebilir.

    Bu çalışmaların her biri mevcudiyet, yerleşim, omurga kanalı daralması ve sinir kökü sıkışması hakkında bilgi verebilir.

    NE GİBİ TEDAVİLER UYGULANIR?

    Doktorunuz, ağrıya neden olan durumun lomber kanal darlığı olduğunu tespit ederse, genellikle önce cerrahi olmayan tedavileri uygulamaya çalışacaktır.

    Bu tedaviler, şişliği azaltmak için anti-enflamatuar ilaçları (ağızdan veya enjeksiyonla) veya ağrıyı kontrol etmek için ağrı kesicileri kullanmayı içerebilir.

    Daha normal bir yaşam şeklini sürdürmek veya devam ettirmek amacıyla kuvvetinizi, dayanıklılığınızı ve esnekliğinizi arttırmak için fizik tedavi verilebilir.

    Epidural kortizon enjeksiyonu gibi omurga enjeksiyonları verilebilir.

    İLAÇLAR VE AĞRI TEDAVİSİ

    Doktorunuz, tedavi planınızın bir parçası olarak bir ilaç veya birkaç ilaç birden kullanabilir. Ağrıyı kontrol etmek için kullanılan ilaçlar, analjezikler –ağrı kesiciler- olarak adlandırılır. Çoğu ağrı, aspirin, ibuprofen, naproksen veya asetaminofen gibi reçetesiz ilaçlarla tedavi edilebilir. Nonsteroidal anti-enflamatuar ilaçlar veya NSAID’ler olarak bilinen bazı analjezikler, oluşabilecek şişme ve enflamasyonu azaltmaları için de kullanılırlar. Bu ilaçlar arasında, aspirin, ibuprofen, naproksen ve çok çeşitli reçeteli ilaç yer almaktadır. Doktorunuz size anti enflamatuar ilaçlar verirse, mide rahatsızlığı veya mide kanaması gibi yan etkileri dikkatle takip etmelisiniz. Reçeteli veya reçetesiz NSAID’lerin uzun süreli kullanımı, herhangi bir olası problemin gelişmesi nedeniyle doktorunuz tarafından takip edilmelidir.

    Başka ağrı kesicilerle geçmeyen veya NSAID’ların dindiremediği devamlı ve ciddi bir ağrınız varsa, doktorunuz kısa bir dönem kullanmanız için kodein gibi birtakım narkotik ağrı kesiciler yazabilir. Sadece size reçete edilen miktarda ilaç alın. Daha fazla doz, daha hızlı iyileşmenize neden olmaz. Mide bulantısı, kabızlık, sersemlik hissi ve uyku hali gibi yan etkileri vardır ve kullanımları bağımlılıkla sonuçlanabilir. Tüm ilaçlar, sadece belirtildiği şekilde alınmalıdır. Almakta olduğunuz herhangi tür bir ilacı –reçetesiz satılanlar dâhil- doktora söylediğinizden emin olun ve eğer doktorunuz size ilaç yazarsa, bu ilacın sizde nasıl etki gösterdiğini ona bildirin.

    Anti-enflamatuar etkili başka ilaçlar da vardır. Kortikosteroid ilaçlar – ağızdan veya injeksiyonla- çok güçlü anti enflamatuar etkileri nedeniyle daha ciddi bel ve bacak ağrısı için bazen reçete edilirler. NSAID’ler gibi, kortikosteroidlerin de yan etkileri olabilir. Bu ilaçların riskleri ve yararları konusunu doktorunuzla konuşmanız gerekir.

    Doktorunuz, gabapentin gibi (aslında nöbet geçiren insanlar için geliştirilmiş olan) ilaçları, bacaktaki belirtiler –özellikle uyuşukluk, karıncalanma, yanma ve kramp tarzı ağrılar- için reçete edebilir. Gabapentinin birkaç aylık kullanımının bazı hastalarda yürüme toleransını arttırdığı ve ağrıyı azalttığı gösterilmiştir. Bu ilaç düşük dozda başlatılabilir ve doktorun talimatı doğrultusunda, hastanın dayanabildiği kadar arttırılabilir.

    Belli bazı omurga enjeksiyonları veya “bloklar”, ağrı belirtilerini rahatlatmak için kullanılabilir. Bunlar, epidural alana (omurga sinirleri çevresindeki alan) veya faset eklemlere yapılan kortikosteroid enjeksiyonlarıdır ve bu tekniğin özel eğitimini almış bir doktor tarafından uygulanmalıdır. İlk enjeksiyona verilen cevaba göre, daha sonraki günlerde birkaç takip prosedürü gerçekleştirilebilir. Enjeksiyonlar çoğunlukla kapsamlı rehabilitasyon ve tedavi programının bir parçası olarak yapılmalıdır.

    CERRAHİ OLMAYAN TEDAVİ

    Omurga kanalı darlığının belirtileri çoğunlukla aktiviteden uzak durmakla sonuçlanmaktadır. Bunun sonucunda ise esneklik, kuvvet ve kardiyovasküler dayanıklılık azalır. Bir fizik tedavi veya egzersiz programı genellikle esnekliklerini tekrar kazandırmak için sıkı kaslara germe egzersizleri ile başlar. Esnekliği devam ettirebilmeniz için sık sık germe yapmanız tavsiye edilebilir. Dayanıklılığı geliştirmek ve sinirlerin kan dolaşımını arttırmak için sabit bisiklet veya bir koşu bandında yürüyüş gibi kardiyovasküler (aerobik) egzersiz buna ilave edilebilir. Sinirlerin kan dolaşımının iyileşmesi, kanal darlığının belirtilerini hafifletecektir.

    Sırt kaslarınız, karın ve bacaklarınız için de size özel güçlendirme egzersizleri verilebilir. Esneklik, kuvvet ve dayanıklılık en iyi hale getirilirse, günlük aktiviteler daha az uğraştırıcı olabilir. Terapistiniz ve doktorunuz, ya basit araç gereçler kullanarak evde veya bir egzersiz salonunda uygulayacağınız sürekli bir egzersiz programını hayatınıza en iyi şekilde nasıl katacağınız konusunda size tavsiyelerde bulunabilirler.

    Kanal darlığı olan bazı kişiler için evde düzenlemeler ve güvenlik konuları düşünülecektir. Belki çamaşır makinesi ve kurutucunun daha uygun bir yere taşınması gereklidir. Yatağın yanında bir komodin önerilebilir. Banyo güvenliği için gerekirse araç gereçler yazılabilir. Yemek hazırlama stratejileri, yürüyüş aktiviteleri ve enerji korunumu tekrar gözden geçirilebilir. Bastonlar ve yürüteçler gibi yardımcı yürüyüş araçları önerilebilir.

    Belirgin veya ilerleyici bacak zayıflığı gelişmedikçe veya bağırsak veya idrar kesesi problemleri ortaya çıkmadıkça, kanal darlığının kendisi yetişkinde tehlikeli bir durum arz etmez. Sonuç olarak tedavinin amacı ağrının azaltılması ve hastanın fonksiyonelliğini arttırmaktır.

    Cerrahi olmayan tedaviler kanal darlığının kendisini düzeltmez; ancak uzun süreli ağrı kontrolü ve daha yoğun tedavi gerektirmeksizin yaşam fonksiyonunda iyileşme sağlayabilir. Kapsamlı bir program, gözetim altında üç ay veya daha fazla devam eden tedavi gerektirebilir.

    CERRAHİ GEREKİRSE?

    Cerrahi, cerrahi olmayan tedavi yöntemleri ile ağrısı geçmeyen küçük orandaki hastalar için düşünülür. Cerrahi yine, ilerleyici bacak zayıflığı, bağırsak veya idrar kesesi problemleri yaşayan kişilere de önerilecektir.

    Kanal daralması, kemik kanalındaki daralma olduğundan, cerrahinin amacı sinirlerin yer aldığı alanı arttırmak için kemik kanalın genişletilmesidir. Bu, lomber dekompresyon cerrahisi veya laminektomi olarak adlandırılır.

    Gerekli olduğunda, cerrahi, bacak ağrısını dindirecek ve daha az güvenilir bir oranda da bel ağrısını geçirecektir. Hastaların birkaç hafta içinde çoğu aktiviteye geri dönmesine izin verilir. Normal aktivitelere dönüşte yardımı olması için, ameliyat sonrası rehabilitasyon önerilebilir.

    Bazen, kanal darlığında omurlar birbiriyle ilişkili olarak kayar veya yer değiştirir (spondilolistezis). Omurlar arasında anormal hareket (instabilite) oluşabilir. Bu tip vakalarda, ilgili omuru sabitlemek için baskıyı azaltmaya (dekompresyon) ek olarak omurga füzyonu cerrahisi gerekli olabilir.

    Füzyon, füzyon işlemi uygulanacak omurlar arasına kemik dokusu, kemik yerine geçen bir materyal ve/veya araç yerleştirerek yapılmaktadır. Füzyon, önden (anterior yaklaşım) veya arkadan (posterior yaklaşım) gerçekleştirilebilir veya hem anterior hem de posterior yaklaşımın ikisini de gerektirebilir. Cerrahi yaklaşımın seçimi, birçok teknik faktörden etkilenmektedir; çıkıntının (spür, diken?) alınmasının gerekliliği, hastalar arasındaki anatomik varyasyonlar ve instabilitenin derecesi bunlar arasında sayılabilir. Füzyon cerrahisinin başarı oranı %65’ten fazladır.

    Cerrahiden sonra, en az birkaç gün hastanede kalacaksınız. Hastaların çoğu, altı aydan dokuz aya uzanan bir zaman içinde tüm aktivitelerine geri dönebilirler. Normal yaşam aktivitelerine geri dönmede rehberlik etmesi için genellikle ameliyat sonrası bir rehabilitasyon programı verilmektedir.

  • Lomber faset eklem enjeksiyonları

    FASET EKLEMLER NEDİR?

    “Z” eklemler olarak da bilinen faset eklemler, omurların komşu omurlarla üst üste bindiği yerin her bir yanında, omurganın arkasında (posterior) yerleşmiştir. Faset eklemler denge ve sağlamlık (stabilite) sağlar ve omurgaya eğilip bükülme özelliği verirler. Komşu omurların iki yüzeyinden yapılmışlardır ve ince bir kat kıkırdak ile ayrılırlar. Eklem, kese benzeri bir kapsülle sarılıdır ve snovyal sıvı (omurga hareket ettiğinde iki kemik yüzeyi arasında sürtünmeyi azaltan ve ayrıca kıkırdağı besleyen, yağlayıcı bir sıvı) ile doludur.

    FASET EKLEM ENJEKSİYONU NEDEN YAPILIR?

    Faset eklem enjeksiyonunun iki nedeni vardır: teşhis (ağrının kaynağını belirlemek için) ve tedavi (tespit edilen anormalliği tedavi etmek için).

    Bel ağrılarının çoğu, birkaç hafta içinde kendiliğinden veya dinlenme, antienflamatuar ilaçlar, fizik tedavi veya egzersiz gibi geleneksel tedavilerle iyileşecektir. Altı haftadan daha uzun bir süredir bel ağrısından muzdaripseniz ve geleneksel tedavi yöntemlerinin yardımı olmadıysa, doktorunuz omurganın yapılarını incelemek için manyetik rezonans görüntüleme (MRI) veya bilgisayarlı tomografi (BT) gibi teşhise yönelik testler isteyebilir. Faset eklemdeki bir sorun (enflamasyon, tahriş, şişme veya artritler) bel ağrısına yol açabilmektedir. Teşhis için yapılan testler faset eklemde bir anormalliği işaret edebilir, bu da ağrının kaynağının faset eklem olduğunu düşündürebilir. Ancak bazen ağrının kaynağı faset eklemken sonuçlar normal çıkabilir, öte yandan anormal sonuçlar da sorunun daima faset eklemden kaynaklandığını göstermez.

    Bel ağrısının kaynağının gerçekten bir faset eklem olup olmadığını tespit etmek için bir enjeksiyon (bazen “blok” olarak da adlandırılır) verilebilir. Faset eklemin içine küçük bir miktar anestetik veya uyuşturucu ilaç enjeksiyonu ağrıyı azaltır veya ortadan kaldırırsa, bu durum ağrının kaynağının faset eklem olduğunu gösterebilir. Bu, faset eklem enjeksiyonunun teşhise yönelik kullanımıdır.

    Ağrının kaynağı olarak bir faset eklem belirlenirse, anestetik ajanlar ve antienflamatuar ilaçlar daha uzun süreler için ağrın kesilmesini sağlayabilir.

    ENJEKSİYONLAR NASIL YAPILIR?

    Faset eklem enjeksiyonları, lokal anestezi altında siz uyanıkken ve iletişim kurabilir durumdayken gerçekleştirilir. İşlem sırasında daha rahat olabilmeniz için bazen sağlık uzmanınız size ilaç verebilir. Enjeksiyon genellikle siz röntgen masasında midenizin üzerine yatar durumdayken gerçekleştirilir. Enjeksiyon işleminden önce, EKG, kan basıncı manşonları ve kan-oksijen takip cihazları takılabilir.

    Doktorunuz veya bir asistan, etkilenmiş eklemin üzerine denk gelen alanı temizleyecek ve sterilize edecektir. İşlem süresince muhtemelen, doktorunuzun iğneyi doğru faset ekleme yerleştirmesine izin veren floroskopik x ışınlarına maruz kalacaksınız. Dikkatli bir yerleştirme işleminden sonra doktorunuz enjeksiyon bölgesi üzerini örten cildi uyuşturmak için lokal anestetik kullanacaktır. Sağlık uzmanınız asıl ilacı eklem kapsülünün içine enjekte etmeden önce bunun için uygun bölge olup olmadığından emin olmak amacıyla ekleme röntgen ışınlarında gözükecek kontrast madde (boya) enjekte edecektir.

    ÖZEL HAZIRLIKLAR VAR MI?

    Uygun bölge tespit edildikten sonra, doktorunuz anestetiği (çoğunlukla lidokain veya bupivakain) ve antienflamatuarı (genellikle bir kortikosteroid) enjekte edecektir. Enjeksiyonun doğru yere yapıldığından emin olmak ve ilave enjeksiyonlar gerekip gerekmediğini tespit etmek için, ağrınızın geçip geçmediği size sorulacaktır. Bu işlem, etkilenen faset eklemlerinin sayısına bağlı olarak tekrar edilebilir. Asıl enjeksiyonlar sadece birkaç dakika sürdüğü halde, tüm prosedür genellikle 30 ilâ 60 dakika arasında sürer.

    Faset ekleminize enjeksiyon gerekiyorsa, prosedürün üç gün öncesinden başlayarak herhangi bir nonsteroid anti enflamatuar ilaç (NSAID) almamanız gerekir. Genellikle enjekiyondan en az dört saat önce herhangi bir ağrı kesici de almamalısınız. Sağlık uzmanınızla beraber tüm ilaçları gözden geçirin. Enjeksiyon gününde bazı sağlık uzmanları işlemden dört saat önce su dâhil, bir şey yiyip içmemenizi önerirler. Ancak, insülin kullanan bir şeker hastasıysanız sağlık uzmanınıza bu durumu bildirin; prosedürden önce normal yeme içme alışkanlığınızı değiştirmeniz gerekmeyebilir. Prosedürden önceki dört saat içinde ilaç almanız gerekiyorsa, bir yudum suya izin verilebilir. Enjeksiyondan önce yiyecek ve su kısıtlaması ile ilgili olarak sağlık uzmanınızla beraber durumu gözden geçirin. İşlem için kıyafetinizin çoğunu çıkarmanız ve omurganıza erişebilmek için arkadan açılan bir önlük giymeniz istenebilir.

    ENJEKSİYONDAN SONRA NE OLUR?

    İşlemin hemen ardından, ağrınızın azaldığını veya tamamen dindiğini hissedebilirsiniz. Sağlık uzmanınız, ağrınızın rahatlama seviyesini değerlendirmek için normal olarak ağrıya neden olan bir hareket yapmanızı isteyebilir. Nadiren de olsa bazı hastalar enjeksiyondan birkaç saat sonra bacak güçsüzlüğü, uyuşukluk veya karıncalanma hissettikleri halde, prosedürden hemen sonra yürüyebileceksiniz. İlaçlar tepki sürenizi etkileyebileceği için, enjeksiyondan hemen sonra araba kullanmak genellikle önerilmez. Prosedürün ardından sizi eve götürebilecek birisi olması gerekebilir.

    Evdeyken, enjeksiyon bölgenizde olabilecek herhangi bir ağrıyı buzla veya sağlık uzmanınızın yazdığı ilaçlarla tedavi edebilirsiniz. Genellikle bu durumu önemsememeniz ve ilk gün kendinizi zorlamamanız önerilir. Enjeksiyonun anestetik kısmı zamanla ortadan kalktıktan sonra, bel ağrınız geri gelebilir. Enjeksiyonun steroid kısmının ağrıyı kesmeye başlaması, yedi ilâ on gün sürebilir. Genellikle ilk günün ardından ağrınızın izin vereceği oranda günlük aktivitelerinize geri dönebilirsiniz; ancak, izin verilecek özel aktiviteler hakkında sağlık uzmanınızdan öneriler almak için onunla beraber durumunuzu gözden geçirmelisiniz. Çoğu durumda enjeksiyonu izleyen gün işe geri dönebilirsiniz.

    Tedaviye yönelik yapılan ilk faset enjeksiyonu sonrası ağrınız dinmezse, aynı bölgede enjeksiyon tedavileri genellikle önerilmemektedir.

    Araştırma, prosedürün uygulandığı hastaların %18-63’ünde faset enjeksiyonlarının altı aydan daha uzun bir süre boyunca bel ağrısını dindirebildiğini bulmuştur. Faset enjeksiyonlarının tek başına bir ağrı tedavisi olmaktan ziyade, hastanın diğer geleneksel tedavi şekillerini (fizik egzersiz, yoga, germe ve eğilme) uygulayabilmesine izin veren bir yöntem olarak kullanılması önerilmektedir.

    FASET ENJEKSİYONU KİMLERE YAPILMAMALIDIR?

    En az dört veya altı hafta süren bir ağrınız yoksa ve diğer geleneksel tedavi türlerini denemediyseniz, bel ağrınızın tedavisinde faset enjeksiyonlarını olmamalısınız. Aşırı kanama eğiliminiz varsa veya kanın pıhtılaşmasını önleyen antikoagülan bir ilaç, örn. coumadin veya heparin alıyorsanız, bu prosedür tavsiye edilmez; bu ilaçları alıyorsanız sağlık uzmanınıza bunu söylemelisiniz. Bel ağrınızın nedeni bir enfeksiyon veya tümör olarak teşhis edilmişse, ağrıyı dindirmek için başka yolların kullanılması da önerilebilir.

    YAN ETKİLER VAR MI?

    Hemen hemen her tıbbi prosedürün yan etkileri olabilir ve herhangi bir tedavi almadan önce bu olasılığı daima doktorunuzla görüşmeniz gerekir. Enjeksiyon bölgesinde ağrı, kanama, enfeksiyon veya ağrının kötüleşmesi, faset enjeksiyonlarının yan etkileri arasında sayılabilir. Steroid ilaçların yan etkileri ise, sıvı tutulumu, kilo alma, kan basıncında artış, duygu durum dalgalanmaları ve uykusuzluk olabilir. Steroidden kaynaklanan bu yan etkiler genellikle geçicidir.

  • Kronik ağrı nedir ?

    Herkes bazen ağrı hisseder – burkulmuş bir ayak bileğinin bıçak sokulmuş gibi keskin ağrısı, bir başağrısının zonklayıcılığı, çok fazla aktivite yüzünden kaslarda hissedilen acı vb. gibi. Bu tip ağrı, akut ağrı olarak adlandırılır ve çoğunlukla bir hastalık, yaralanma veya cerrahinin sonucunda hissedilir. Akut ağrı genellikle uzun sürmez ve siz iyileşirken geçer.

    Kronik ağrı farklıdır. Kronik ağrı, bir hastalık veya yaralanma düzeldikten sonra da devam edebilir. Tedavi edilemeyen veya tedavi edilmesi zor olan tıbbi bir durumdan kaynaklanabilir. Veya bazı olgularda kronik ağrının belli bir sebebi yoktur. Kronik ağrı, bedenin herhangi bir kısmını etkileyebilir ve her tür his ve yoğunluğu kapsar. Ağrı, karıncalanma veya darbe şeklinde, yanıcı tarzda, künt veya keskin olabilir. Yaygın görülen kronik ağrılar içinde, artritler, bel ağrısı ve başağrıları yer alır.

    Kronik ağrı, sinir bozucu ve yorucu olabilir. İşinizi, uykunuzu, duygusal sağlığınızı, cinselliğinizi, aile ve arkadaşlarınızla ilişkilerinizi etkileyebilir. Ancak, ağrının üstesinden gelme ve onu kontrol etmenin yolları vardır. Burada kronik ağrı için birkaç tedavi seçeneği anlatılmaktadır ve aktif ve üretken bir yaşamdan zevk alabilmeniz için kronik ağrınızla nasıl başa çıkıp onu kontrol edeceğinize dair fikirler sunulmaktadır.

    Kronik Ağrının Sebebi Nedir?

    Bazen, kronik ağrı, eklemlerde ağrılı bir enflamasyon yaratan bir artrit veya kaslarda ağrı ve acıya neden olan fibromiyalji gibi kronik bir duruma bağlıdır. Kronik ağrı, sinirleri yaralayan bir kazadan, enfeksiyon veya cerrahiden de kaynaklanabilir.

    Ağrınızın kaynağını bulmak için sağlık uzmanınız şunları yapabilir:

    Tıbbi geçmişinizi inceler

    Fizik muayene yapar

    Durumunuzu daha kapsamlı değerlendirmek için, tıbbi geçmişinize dayanarak tıbbi testler önerir.

    Bu adımlar, daha fazla tedavi gerektirebilecek kanser vb. birtakım durumları elemeye yardımcı olur ve bazı olgularda da, ağrınıza neden olan özel bir durumu sağlık uzmanınızın keşfetmesini sağlar. Ancak, çoğunlukla tıbbi değerlendirmeler ve testler kronik ağrının nedenini kesin olarak belirleyemez veya basit bir tedavi bulamaz.

    Ağrınıza neyin sebep olduğunu bilmemek sinir bozucu olabildiği halde, daha kapsamlı testler ve muayenelerden bir sonuç elde edemeyebilirsiniz. Baştanbaşa yapılan tıbbi bir değerlendirme ile ağrınızın nedeni olabilecek ciddi durumlar seçeneklerden silindiyse, daha fazla test yaptırmaya odaklanmaktan ziyade ağrınızla etkili şekilde baş etme yolları konusunda çalışmayı daha yararlı bulabilirsiniz.

    Ağrımla Nasıl Başedebilirim?

    Kronik ağrı, yaşamınıza ve sağlığınıza büyük ölçüde zarar verebilir. Ağrınız olduğunda, formdan düşebilir, uykusuzluk çekebilir, öfke, kaygı/endişe veya depresyon hissedebilirsiniz, beslenme ve stres yönetimi gibi genel sağlık konularını gözardı edebilirsiniz. Başlangıçta gözünüzü korkutabilirse de, kronik ağrınıza rağmen hayatınızın kontrolünü tekrar elinize almada size yardımcı olacak sağlıklı seçimler yapabilirsiniz.

    Aşağıdaki adımlar, ağrınızı kontrol etmenize ve rahatlamanıza yardım edecektir. Bu adımları izlerken, yol boyunca kendinize hedefler belirleyin. Bunlar sizi organize edecek ve değişime yönlendirecektir. Ayrıca olumlu yönde ilerlemenize yardımcı olacak, amaç duygusu verecek ve elde ettiğiniz başarılarla da, özsaygınızı ve kendinize güveninizi inşa edebileceksiniz. Ağrıyla baş etmede kısa ve uzun dönemli hedefler geliştirirken, hedefleriniz aşağıdaki gibi olsun.

    Özgünlük: Her bir hedefin mümkün olduğunca kendine has olmasını sağlayın.

    Ölçülebilirlik: Özel, ölçülebilen eylemler üzerinde durun.

    Erişilebilirlik: Bu hedefe ulaşıp ulaşamayacağınızı kendinize sorun.

    Gerçekçilik: Her bir hedefin gerçekçi olup olmadığını kendinize sorun.

    Takip edilebilirlik: İlerlemenizi nasıl takip edebileceğinizi kararlaştırın.

    Sorularınız varsa veya hedef belirleme konusunda ya da aşağıda anlatılan konuların herhangi birisiyle ilgili daha çok bilgi edinmek istiyorsanız sağlık uzmanınızla görüşünüz.

    Ağrı döngüsünü bilin

    Kronik ağrının en belirgin etkilerinden biri, günlük aktivitelerinize getirdiği değişikliktir. Her zaman yaptığınız işler daha zor veya imkânsız bir hale geliyor gibi gözükür. Ağrı yüzünden aktivitenizi azaltabilirsiniz. Düzenli fiziksel aktivitenin olmaması, formunuzu kaybetmenize ve kolaylıkla yorgun düşmenize neden olabilir. Kondisyonun bozulması (sağlıksızlık durumu), iyileşme umudunuzu azaltabilir; bu da depresyon, endişe ve strese yol açar. Ağrının artması, fiziksel aktivitelerinizi daha da kısıtlar ve ağrı döngüsü böyle devam eder

    Ağrı döngüsünü kırmak için, artan stres, sağlıklı olmayan alışkanlıklar, depresyon ve endişe gibi, kronik ağrıda çoğunlukla rastlanan problemlere yönelik adımlar atmalısınız.

    Stresi yönetin

    Ağrınız olduğunda, günlük hayatın stresleri ile başetmeniz güçleşir. Basit tartışmalar, büyük problemler gibi gözükebilir. Stres, kaslarınızı germek, dişlerinizi gıcırdatmak ve omuzlarınızı sıkmak gibi ağrınızı daha da şiddetlendiren bir takım şeyleri farkında olmaksızın yapmanıza da neden olabilir. Ayrıca, sadece ağrı hissetmek bile çoğunlukla son derece stresli bir durumdur.

    Sizi neyin strese soktuğunu öğrenin ve sonra da yapabildiğinizde stresi azaltmak için harekete geçin. Örneğin, gününüzü planlamak, programınızı basitleştirmek, düzenli olmak ve gün boyunca molalar vermek, kronik ağrı ile birlikte gelen stresi yenmede size yardımcı olabilir.

    Sağlıklı alışkanlıklara devam edin

    Tıbbi durumunuz ne olursa olsun, elden geldiğince sağlıklı olmak önemlidir. Kronik ağrınızla uğraşırken sağlıklı alışkanlıkları sürdürmek özellikle çok önemlidir. Aşağıda okuyacaklarınız, kronik ağrıya rağmen hayatınızın kontrolünü tekrar ele geçirmenize ve sağlıklı kalmanıza yardım edebilir.

    Egzersiz. Egzersizin ağrıyı kötüleştirdiği yaygın bir inanıştır. Gerçekte, egzersiz ağrıyı azaltabilir, depresyon ve endişeyi hafifletebilir. Aktivite, ruh halinizi ve tüm sağlığınızı da iyileştirebilir. Egzersizden kaçınmak formunuzu kaybetmenize neden olabilir ve bu da ağrınızı arttırabilir. Size uygun bir egzersiz programı hazırlaması konusunda sağlık uzmanınızla konuşun.

    Uykusuz kalmayın. Çoğu insan, dinlenmiş hissetmek için gecede yedi sekiz saatlik uykuya ihtiyaç duyar. Bol bol uyumanız, günü karşılamak için size gereken enerjiyi sağlayacaktır. Uyumaya yardımı olması için birtakım iyi uyku alışkanlıkları geliştirin; örneğin her gün aynı zaman dilimi içinde yatağa gidin ve sabah da aynı saatte kalkın; bir uyku vakti alışkanlığınız olsun, uyumak için hoş rahat bir ortam yaratın ve kafeinden uzak durun. Ayrıca düzenli egzersiz de daha iyi bir uyku uyumanıza yardım edebilir.

    İyi beslenin. Bedeninizin iyi çalışmasını sürdürecek besinlerin doğru karışımını veren bazı yiyeceklerden oluşan bir beslenme tarzı, daha iyi hissetmenize yardımcı olabilir. Herkes için uygun tek bir mükemmel beslenme tarzı olmadığı halde, sağlıklı beslenmenin genel prensipleri şunları içermektedir:

    Daha fazla meyve, sebze ve tam tahıllar yiyin.

    Doymuş yağ ve kolesterolü azaltın.

    Şekeri ve tuzu azaltın.

    Orta büyüklükte porsiyonlar yiyin.

    Alkollü içkiyi azaltın.

    İyi beslenmek, bedeninize ve zihninize çalışmaları için ihtiyaç duydukları yakıtı sağlar. Sağlıklı bir beslenme tarzı izlemek için bir anlaşma yapmanız -ve buna sıkıca uymanız-, fiziksel sağlığınızın ve iyi hissetmenizin kontrolünü ele geçirmeye yardım edebilir.

    Temponuzu ayarlayın. Kronik ağrısı olan birçok kişi için ağrı her zaman aynı değildir. Bazı günler diğer günlerden daha iyi hissedebilirsiniz. İyi günlerde kendinize çok fazla yüklenmemeye dikkat edin. Aşırı yüklenme, sonraki günlerde ağrınızı ve rahatsızlığınızı arttırabilir. Kötü günlerde bile kalkıp aktif olduğunuzdan emin olun. Mümkün olduğunca ılımlı bir tempoya bağlı kalın.

    Gevşemeyi öğrenin

    Gevşemek, huzurlu olmak veya dinlenmekten daha fazlasıdır. Gevşemek, gerginliği bedeniniz ve zihninizden çıkarıp atmaktır. Rahat solunum veya kademeli kas gevşemesi gibi gevşeme tekniklerini çalışmak, kronik ağrınızı kötüleştirebilecek stresi hafifletmeye yardımcı olabilir. Gevşeme, kas spazmlarını önleyebilir ve kas gerilimini azaltabilir.

    Sosyal iletişime devam edin

    Kronik ağrı ile uğraşırken, kabuğunuza çekilebilir, arkadaşlarınız ve ailenizden uzaklaşmaya başlayabilirsiniz. Ancak, sizi seven, önemseyen kişilerle bağlantınızı kesmemeniz önemlidir. Arkadaşlarınız ve aileniz ağrınızın üstesinden gelmenize yardımcı olabilirler ve dikkatinizi kronik ağrıdan uzaklaştırabilirler. Cesaret verici sözler söyleyebilir, destek olabilir ve yardıma ihtiyacınız olduğunda yardım eli uzatabilirler. Yakın olduğunuz bu kişilerden uzaklaşmak yerine, ağrınız konusunda onları bilgilendirin ve ağrınızın onları nasıl etkilediğini size söylemelerine izin verin.

    İlaçları akıllıca kullanın

    Kronik ağrısı olan çoğu kişi için ilaçlar, tedavi planının bir parçasıdır. İlaçlar uygun şekilde kullanıldıklarında:

    Bazı kişiler için sınırlı yan etkilerle beraber ağrıyı azaltır.

    Her zamankinden daha şiddetli olduğunda, ağrıyı kontrol eder.

    Ağrıyı kötüleştirebilen, depresyon, endişe veya uykusuzluk gibi diğer durumları tedavi eder.

    Kronik ağrıda kullanılan ilaçlar şunlardır:

    Analjezikler (Ağrı kesiciler). Bu ilaçlar, ağrı sinyallerinin beyne gidişini engellerler. Ağrı kesiciler reçeteli ve reçetesiz olabilir, asetaminofen, nonsteroid antienflamatuar ilaçlar ve COX inhibitörleri bunlar arasında yer alır.

    Opioidler (Narkotikler-Uyuşturucular). Narkotikler, sadece reçete ile satılan güçlü ağrı kesicilerdir. Ancak, hafif baş dönmesi, uyku hali, düşünce bulanıklığı veya kabızlık gibi birtakım istenmeyen yan etkiler oluşturabilirler. Bu yan etkileri yüzünden, şiddetli ağrıya karşı savaşmak için kısa süreliğine kullanılabilirler. Ciddi artrit veya kanser gibi durumlara bağlı sürekli şiddetli kronik ağrı yaşamadığınız sürece uzun dönemli kullanılan ilaçlar değildirler.

    Topikal ilaçlar. Topikal ilaçlar, bir bölgedeki ağrıyı tedavi etmek için cildinize sürdüğünüz krem veya jellerdir. Sinir ağrısını ve enflamasyonu hafifletmede yardımcı olabilirler.

    Kas gevşeticiler. Ağrınız kas spazmları ile beraberse, spazmları kontrol etmek için kas gevşeticiler kullanılabilir. Genellikle fibromyalji gibi durumların tedavi sürecinde kas gevşeticiler kullanılmaz.

    Nöbet karşıtı ilaçlar. Kronik ağrısı olan birçok insan nöbet geçirmez. Ancak, nöbeti engellemek için kullanılan ilaçlar kronik ağrıyı tedavide yardımcı olabilir, çünkü bu ilaçlar sinir irritasyonu veya yaralanma yüzünden ortaya çıkan bıçaklama tazı keskin veya sancı şeklindeki ağrıyı kontrol edebilirler.

    Antidepresanlar. Depresyon belirtisi veya bulgusu taşımasanız bile, sağlık uzmanınız size antidepresan yazabilir, çünkü bu ilaçlar ağrınızı azaltmaya yardımcı olabilir. Bunlar ayrıca daha iyi uyumanıza da yardım edebilir.

    Hangi ilaçların sizin için uygun olduğunu sağlık uzmanınızla görüşün. İlaç tedavisinin, kronik ağrınız için hazırlanan tedavi planının genellikle sadece bir parçası olduğunu unutmayın.

    Depresyon ve endişe için tedavi isteyin

    Kronik ağrı, depresyonun bir şekli veya bir endişe bozukluğu olmadığı halde, depresyon ve endişe çoğunlukla diğer birçok uzun dönemli tıbbi durumla birlikte oldukları gibi, kronik ağrıyla da beraberdirler. Kronik ağrı ilk defa veya daha sonra kısa dönemler için ortaya çıktığında korkmak ve endişelenmek doğaldır. Ancak, birkaç aydır sürüp giden depresyon veya endişe belirtileriniz varsa veya bunlar günlük yaşamınızı engellemeye başladıysa, sağlık uzmanınızla konuşun.

    Depresyon ve endişe, ağrınızı daha da kötüleştirecek karmaşık durumlardır. Ancak kronik ağrısı olan birçok kişi bu rahatsızlıklar için yardım istemez çünkü bunları hastalık olarak kabul etmez. Bunun yerine, bu sorunları yenebilmeleri gerektiğini düşünürler. Depresyon ve endişe için etkili tedaviler mevcuttur ve çalışmalar, bu rahatsızlıkların tedavi edilmesinin ağrıda azalmaya neden olduğunu veya ağrıyı çözmeyi kolaylaştırdığını göstermiştir.

    Tamamlayıcı tedavileri keşfedin

    Başka tıbbi bakım ile beraber kullanılan tamamlayıcı tedaviler, ağrınızı hafifletebilir. Kronik ağrı için kullanılan tamamlayıcı tedaviler şunlardır:

    Akupunktur

    Aromaterapi

    Biofeedback

    Kayropraktik tıp

    Beslenme ve bitkilerle tedavi

    Masaj

    Sonuç

    Kronik ağrı bazen bunaltıcı olsa da, hayatınızı yönetmesi gerekmez. Kronik ağrınız konusunda bir tedavi planı oluşturmak için sağlık uzmanınızla beraber çalışarak ve işinize yarayacak ağrı yönetimi stratejileri bularak kontrolü ele alabilirsiniz. Ağrı yönetiminde aktif rol almanız kendinize güveninizin artmasına yardım edecek ve sizi daha üretken ve sağlıklı bir yaşama taşıyacaktır.