Kategori: Beyin ve Sinir Cerrahisi

  • Skolyoz çeşitleri

    Ayakta duran bir kişiye arkadan bakıldığı zaman omurga dizilimi düzdür. Eğer eğri ise buna “skolyoz” denir. Sırtında ve belinde eğrilik olduğu, bir omzunun diğerine göre daha aşağıda olduğu, bel kavisinin bozulduğu ve sırtının bir tarafındaki kaburgaların çıkıntılık yaptığı-tümsek oluşturduğu görülür. Bu eğrilik sağa ya da sola doğru eğrilik olabilir.

    Skolyozun birkaç çeşidi vardır. En sık görülenlerinden kıssaca bahsedersek:
    İdiopatik skolyoz: Nedeni belli değildir. En sık görülen skolyoz çeşididir. Ailesel yatkınlık vardır. Kızlarda erkeklere göre 10 kat fazla görülür. 10-11 yaşlarında başlayıp eğer fark edilmezse 14-15 yaşlarında iyice ilerlemiş olur.

    Konjenital skolyoz: Omurgada oluşum anomalisi vardır. Tedavisi çoğu zaman cerrahidir. 4-5 yaşına kadar fark edilirse çok daha basit ameliyatla, belki de enstrümana (platin) gerek kalmadan tedavi edilebilir.

    Dejeneratif skolyoz: İleri yaşlarda (50-60 yaşlarından sonra) ortaya çıkan skolyozdur. Bel ve sırt ağrısı vardır. Bacak ağrısı olabilir. Yürüme mesafesi kısalmıştır.

    Nöromüsküler skolyoz: Kas zayıflığı ya da felçliğe bağlı skolyozdur

    Diğer skolyoz çeşitleri: Postürel skolyoz (duruş bozukluğuna bağlı), omurga kırığına bağlı skolyoz, omurga iltahabına bağlı skolyoz, bel ağrısına bağlı skolyoz.

    Skolyoz cerrahi olarak tedavi edilebilen bir hastalıktır. Ancak skolyozun çeşidine ve durumuna göre bir süre korse ile takip edilebilir, karın ve sırt kaslarını güçlendirici egzersizler verilebilir. Ameliyattan sonra genellikle hastalar uzun süre (yılları içine alan) takipte tutulur. Tedavi açısından en önemlisi hastalığın erken fark edilmesi, takip ve tedavinin doğru planlanmış olmasıdır.

  • Beyin tümörleri ve belirtileri?

    Beyin tümörleri iki şekilde olabilir. Bunlardan biri beynin kendine ait tümörü diğeri ise vücudun başka bir yerinde oluşmuş olan kanserin beyne atlamasıdır (metastaz).

    Beynin kendine ait tümörleri iyi huylu ya da kötü huylu olabilir. İyi huylu beyin tümörleri beynin içerisinde giderek büyür, yer işgal eder, düzgün sınırlıdır ve genellikle kapsüllüdür. İyi huylu tümörler yerleşim yerine göre tamamen çıkarılabilir. Kötü huylu tümörler ise beynin içerisine parmak şeklinde girerek yayılmıştır. Bu nedenle sınırları pek belirgin değildir. Tamamen çıkarılmaları çoğu kez mümkün olmaz.

    Beyinde gördüğümüz diğer tümörler ise metastaz dediğimiz, vücudun başka bir yerinde başlamış olan kanserin beyine atlamasıdır. Aslında en sık gördüğümüz beyin tümörleri metastazlardır. Beyinde görünen tümörleri %80 i metastazıdır. Sıklıkla akciğer, meme, prostat kanserlerinde görülebilir.

    Beyin tümörlerinin belirtilerine gelince önce baş ağrısı olur. Baş ağrısı sabah kalkıldığında vardır. Sabah daha fazla olup gün içinde azalabilir. Tümör daha da ilerledikçe vücudunun bir tarafında uyuşma, karıncalanma, kuvvet kaybı başlayabilir. Hastada bayılma nöbetleri, sara hastalığı olabilir. Hastalık daha da ilerlerse davranış bozuklukları başlar, şuuru kapanır. Tanı hastayı dinleyerek, muayene ederek ve radyolojik tetkiklerle konulur.

    Tedavi öncelikle cerrahidir. Ancak hastanın durumuna göre bir süre beklenebilir, direkt ışın tedavisi (radioterapi) yapılabilir. Bir diğer tedavi şeklide kemoterapidir (ilaç). Genellikle bu üç tedavi şekli birlikte uygulanır. Çoğu kez önce ameliyat edilir. Böylelikle aynı zamanda tümörün patolojik tanısı da konmuş olur. Buna göre radyoterapi ve kemoterapi planlanır. Çünkü her türlü beyin tümörü ışın tedavisine ya da ilaç tedavisine duyarlı değildir. Tümörlerin ışın tedavisine ya da ilaç tedavisine ne kadar duyarlı olduğu patolojik tanıdan sonra anlaşılır. Daha sonra gerekirse rehabilitasyon da yapılabilir.

  • Boyun fıtıklarında mikrodiskektomi

    Saatlerce bilgisayar karşısında çalışmak ve hareketsizlik sonucu ortaya çıkabilen boyun fıtığı, hastaların yaşamını kısıtlıyor.Ancak beyin ve sinir cerrahisindeki yeni yöntemler teşhis ve tedavi süreçlerini kısaltarak yaşam kalitesini artırıyor.

    Boyun fıtığı özellikle ofis çalışanlarını tehdit ediyor.Omurga, dikey yönde etki yapan vücut ağırlığı ve dış kuvvetlere karşı koymanın yanında hareket fonksiyonunu da yürütmek durumundadır. Bu yüzden sabit kalmak ve hareketli olmak gibi çatışan iki özelliğe sahip olmalıdır. Bu ikili özellik, omurganın bölümlü yapısı ve omurlar arasındaki diskler tarafından sağlanır. Diskler dikey yönde, yana eğilme ve dönme sırasında uygulanan kuvvetleri emerler. İnsanoğlunun iki ayak üzerindeki duruşu da disk üzerine yansıyan kuvvetleri artırır.

    Sonuç olarak omurlar arasındaki diskler yaşla belirginleşmek üzere yıpranmaktadır. Yük emme yetenekleri ve dayanıklılıkları azalır, fıtıklaşma gelişebilir. Boynun fazla ağırlık taşımamasına rağmen hareketli yapısı nedeniyle bozulması ve disk fıtığı görülme riski yüksektir. Boyun bölgesinde her omur, cismi hizasından çıkan sinirlerde kola ve sırta yayılarak, bu bölgelerin duyu ve hareketini sağlar. Omurgalar arasındaki disk dokusunun jelatin kıvamındaki iç kısmının, daha kuvvetli bir bağ dokusundan oluşan dış kısmı yırtarak omurilik ve sinirlere bası yapması sonucu boyun fıtığıortaya çıkar.

    Kolda ağrı ve uyuşmaya neden olabilir

    Boyun fıtığı, omurilik ve sinir köklerini etkileyen, en sık hayatın 30’lu yaşlardan sonra rastlanılan bir hastalık grubudur. Belirtileri; fıtığın yerine, hastalığın süresine ve ciddiyetine bağlı olarak değişkenlik gösterir. Hastalar genellikle tek taraflı, kola doğru yayılan bir ağrıdan rahatsızlık duyarlar. Ağrı, parmak uçlarına kadar yayılır ve uyuşma ile beraber olabilir. Ağrının yayıldığı kolda kuvvet kaybı olabilir. Hastalar ellerine aldıkları ağır cisimleri yere düşürmekten şikayet ederler. Eğer bası daha da ilerlerse yürüme güçlüğü ve dengesizlik de oluşur.

    Mutlaka doktora başvurun

    Ağrı ve uyuşukluğun sıklaşması ve belirli sürede yatak istirahatı ile geçmemesi durumunda mutlaka bir beyin ve sinir cerrahına başvurulması gerekir. Detaylı öykü alma ve fiziksel muayenenin önemi çok büyüktür, sadece bunlarla tanı koymak bile mümkündür. Ama görüntüleme teknikleri ile de boyun fıtığının varlığını teyit etmek ve seviyesini saptamak gereklidir. Yapılan muayene ile sinir tahribatına ait bulgular yoksa hastaya mutlak yatak istirahati, ağrı kesici kullanımı ve fizik tedavi önerilmektedir. Ancak sinir tahribatına ait bulguların mevcudiyetinde ve diğer tedavi yöntemlerinin başarısız kaldığı durumlarda cerrahi uygulanır.

    Omurganın hareket kabiliyetini korumak çok önemli

    Şikayet oluşturan boyun fıtığına yapılan cerrahi tedavinin amacı; omurilik ve buradan çıkan sinirlerin sıkışıklığını giderirken, birçok anatomik yapıyı ve boyun omurgasının yük taşıyabilme ve hareket edebilme fonksiyonunu korumaktır.

    Cerrahi Ne Zaman Gereklidir ?

    Myelopatisi ( omurilik basısı ) olan santral fıtıklı hastalar zaman kaybetmeden cerrahi tedavi olmalıdır. Radikülopati ( sinir kökü basısı ) yapan yan-dış yerleşimli fıtıklarda 3-4 haftalık medikal tedavi ile iyileşme sağlanamazsa cerrahi önerilir.

    Boyun Fıtıklarında Kullanılan Cerrahi Yöntemler;

    Anterior ( Ön Boyundan ) Yaklaşımla Mikrodiskektomi

    Boyun ön-yan kısmında yapılan 3 cm’lik cilt kesisi ile girilip mikroskop altında disk aralığının orta hattan boşaltılmasıdır. Santral fıtıklarında çıkartılmasına izin verdiği için aralığa konulacak malzemenin ( kafes,protez ) özelliğine göre ameliyatın çeşitleri ortaya çıkmıştır.

    Basit Anterior Diskektomi : Cerrahide disk çıkarıldıktan sonra,disk aralığına hiçbir şey yerleştirilmez. Tek düzeyli ve boyun deformitesi olmayan olgularda kullanılabilir.

    Basit Anterior Diskektomi+ Kafes : Cerrahide disk çıkarıldıktan sonra,disk aralığına metal veya PEEK denilen özel alaşımlı kafesler yerleştirilir.

    Basit Anterior Diskektomi+ Yapay Disk : Cerrahide disk çıkarıldıktan sonra,disk aralığına boyun hareketlerine uyumlu üretilmiş metal ve cage protez konur.

    Kullanılan protezler ve greftlerle sağlanan füzyon,boyunda çökme ,deformite oluşumunu engellemek bakımından yararlıdır.

  • Bel fıtıklarında mikrodiskektomi tedavisi

    Bel ağrısı ve bel fıtığı toplumun büyük bölümünü etkileyen yaygın bir sağlık problemidir.

    İnsan omurgasının en çok yük binen ve hareket sistemi ile ilgili rahatsızlıkların en sık ortaya çıktığı alan bel (lomber) bölgesidir.

    Bel Fıtığı Nedir?

    Bel fıtığı (Lomber Disk Hernisi) iki omur arasında omurgaya binen yükü emen (absorbe eden) ve eşit dağılımını sağlayan disk olarak tanımlanan yapını omuriliğe ve/veya sinir köklerine doğru fıtıklaşması sonucu ortaya çıkan bir rahatsızlıktır

    Cerrahi Teknikler Nelerdir?

    Lomber disk hernisinin cerrahinde gelişen teknoloji ve pratik uygulamanın artması ile farklı cerrahi teknikler gelişmiştir.

    Hangi hastaya hangi tekniğin uygulanacağı hastanın şikayeti, radyolojik bulguları ve hekimin değerlendirilmesi sonucunda karar verilir?

    Temel cerrahi yöntem klasik (basit) diskektomidir. Mikrodiskektomi; basit diskektomiye göre daha küçük bir insizyondan girilerek yapılan ve daha az travmatik olan, hastanın erken hareket etmesine imkan veren mikroskop altında uygulanan bir tekniktir. 1-2 cmlik küçük bir kesi ile mikroskobun büyütmesinden faydalanılarak geniş bir görüş alanına ulaşılır.

    Mikrodiskektomi

    İşlem 1-2 cmlik bir alanda gerçekleştiği için kan kaybı ve enfeksiyon riski azalmış olmaktadır. Postoperatif (ameliyat sonrası) ağrı daha az olmaktadır.
    Hastanede kalış süresi azalmaktadır. İş gücü kayıpları da bu şekilde önlenmiş olmaktadır.

  • Balıklama atlamaya dikkat

    Yaz mevsimi nedeniyle insanların serinlemek için denize, göle veya havuzlara gittiğine işaret ederek, serinleme sırasında en büyük tehlikenin halk arasında ”balıklama atlayış” olarak bilinen yüksekten atlamaktır.

    Sığ Sulara Balıklama atlamak hayatınızla kumar oynamakla eşdeğer

    Denize ve derinliği belli olmayan sulara yüksekten atlamanın riski, hayatınızla kumar oynamakla eşdeğerdir, şu uyarılarda dikkat edelim:

    Deniz ve derinliği olmayan sulara yüksekten atlamak büyük bir risk. Suya atlarken yapılan bir hata boyun kemiğinin kırılmasına, ardından da omurilik yaralanmasına neden olabilir. Balıklama atlamak, su derinliği iki metreden az ise oldukça tehlikelidir. Başın elden önce suyun tabanına çarpması nedeniyle boyun kemiklerinde kırılmalar oluşabilir. Kırık, omurga içinden geçen omuriliği (bir santim çaplı) zedeleyebilir ve çoğu zaman kopartabilir. Omurilik hasarlarının en tehlikeli olduğu yer boyun bölgesinde olanıdır.

    İnsan vücudunda omurganın en önemli görevleri, vücut ağırlığının taşınmasına yardım etmek, vücut hareketlerine katkı sağlamak ve omurga kanalı içinden geçen omuriliği ve sinirleri korumaktır. Omurga sisteminin en hareketli bölgesi boyun bölgesidir. Baş ağırlığını taşıyan ve her yöne hareketi destekleyen bu bölge aynı zamanda omuriliğe de koruma sağlar.

    Yapılacak yanlış bir hareket ile meydana gelecek olan boyun travması, boyun omurlarından bir veya birkaçında kırıklara, omurların birbiri üzerinde kaymasına (listezis) ya da omurların bir arada durmasını ve kafatasına tutunmasını sağlayan bağlarda hasara neden olarak omurilik yaralanmasına yol açabilir.

    Başın ani olarak suyun tabanına çarpması ile sonrasında ani ölümler veya ömür boyunca kalacak tam felçlerin olabildiğine de dikkati çekmek gerekir, balıklama dalma sonrasında boyun hasarı oluşmasa bile başın sert zemine çarpması nedeniyle ani bilinç kaybı gelişmesi sonucu çok iyi yüzme bilenlerin bile boğulabildiklerini söyleyebilirim.

    Yanlış ilk yardım daha kötü sonuçlar doğuruyor

    Boyun travması geçirdiği bilinen ya da şüphe edilen kişiler, boyun bölgesi sabit hale getirilerek, mümkün olduğunca kısa sürede tam donanımlı bir sağlık merkezine ulaştırılmalıdır. Hızlı hareket etme endişesi ile hastalara daha çok zarar verebilecek transfer şekillerinden kaçınılmalı, hastanın mevcut olan pozisyonu uzman bir hekim tarafından görülene kadar korunmaya çalışılmalıdır.

    Birkaç saniye içinde gelişen bu olaya dışarıdan birinin yardım etme olasılığının ise oldukça zayıf olduğunu söyleyebilirim, trafik kazalarında olduğu gibi atlama sonucu oluşacak boyun kemiği ve omurilik zedelenmelerinden korunmak için hayatımıza daha bilinçli sahip çıkmalıyız. Derinliği ve taban yapısı tam bilinmeyen sulara dalarak girmekten kaçınmalıyız.
    Bulanık göl suları ve sonradan doldurulan kıyılarda riskin oldukça yüksek olduğu özellikle taş ve kaya gibi zemin yapısı düzensiz sulara balıklama dalmanın büyük risk olduğunu da belirtmek isterim.

  • Damar tıkanması, daralması, büzüşmesi ve beyinde baloncuk ve beyin sapı kanaması, beyin sapı tümörü nedir ve bitkisel hayat ne demektir; evde bakım sistemlerine nasıl ulaşılır?

    Beyin damarlarındaki daralmalar, tıkanmalar veya büzüşmeler sonucunda ortaya çıkan hastalıklar maalesef beyin ve sinir cerrahi hocalarının ameliyatla düzeltebildiği durumlar değildir. Vücudun başka yerlerinde, hatta boyunda bile bu tip hastalıklar ameliyatla düzeltilebilmekte iken; henüz beyin damarlarında benzer ameliyatlar yapılamamaktadır. Bu hastalar nöroloji hocaları tarafından ve ilaçlarla tedavi edilmekte, ardından hastanın rehabilitasyonuna ise fizik tedavi hocaları katkıda bulunmaktadır.

    Beyinde baloncuk aslında doktorların anevrizma veya malformasyon dedikleri çok tehlikeli durumlardır. Kastedilen, beyin damarlarının üzerinde yer alan bir takım baloncuklar. Bu baloncukların duvarları, normal damara göre çok daha zayıf olduğu için; her an kanayabiliyorlar. Ani bir ıkınma veya hapşırma ile karın içindeki basıncın artması veya tansiyondaki ani bir yükselme bu riski arttırmaktadır. Yani bu hastalar adeta kafalarının içinde pimi çekilmiş bir el bombası ile dolaşmaktalar. Beyninde baloncuk yani anevrizma veya malformasyon olan hastaların beyin cerrahlarının önerilerine uyması şart. Bu tedavi önerisi kimi zaman ameliyat olabileceği gibi, kimi zaman da anjio ile uygulanan tıkama yöntemleri olabilir.

    Beyin ile omuriliğin birbirine bağlandığı bölüm olan beyin sapı, sinir sisteminin tam ense kökümüze gelen kısmı oluyor. Buradan kol ve bacaklarımıza giden tüm sinirler geçtiği gibi; aynı bölümde nefes alıp vermemizi, kalbimizin atmasını sağlayan çok hayati merkezler de var. İşte böyle karmaşık bir bölgede olan kanamaların veya buraya yerleşmiş olan tümörlerin ne denli büyük risk taşıyacağı ortada iken; buralarda yapılacak ameliyatların, mutlaka çok deneyimli ellerde ve gelişmiş merkezlerde yapılması gerektiğini söylemeye bile gerek yok….

    Koma adını verdiğimiz tabloda ise hastanın bilinci kapalıdır. Ancak bu bilinç kapalılığının da dereceleri vardır. İşte bu derecelerden biri olan bitkisel yaşamda, adından da anlaşılabileceği gibi; hastanın bir bitkiden farkı yoktur. Belki gözleri açıktır ama gözlerini istemli olarak hareket ettiremez, hiç ses çıkaramaz ve verilen hiçbir emre uyamaz.Tabii ki bu durumdaki bir koma hastasının aylarca hayatta tutulması çok zordur. Ancak bunu başarabilen çağdaş yoğun bakım merkezleri ve de deneyimli yoğun bakım hocaları artık ülkemizde de var. Burada vermek istediğim mesaj, çok sınırlı bir hasta grubunda da olsa; bazen hastaları bitkisel hayattan çıkarabilmenin, tabiri caizse uyandırmanın deneysel bir yolu olduğudur.

    “Artık hastanız için bizim hastanemizde yapacak bir şey kalmadı, tedavisini bundan sonra evde sürdüreceksiniz” sözünü duyduğunuz zaman nasıl paniğe kapıldığınızı biliyorum. “Ben yoğun bakımda verilen tıbbi hizmeti evde nasıl karşılayacağım?” diye, en çok ta sevdiğiniz insanın sağlığı için endişelenmekte çok haklısınız. Ancak unutmayın ki, çoğu büyük şehrimizde artık bu hizmeti kimi zaman sosyal güvenlik kurumları aracılığı ile, kimi zaman da özel kuruluşlardan alabiliyorsunuz. Hatta hastanıza yoğun bakımdaki hizmetin hemen hemen aynısının verilmesi yanı sıra, rehabilitasyon hizmeti de verilebiliyor; yani hastanızın tekrar eski normal yaşantısına döndürülmesine yönelik olarak evde tedavi veren kurumlar da var. Ayrıca evde, siz bu bakımı sürdürmeye çalışırken; evinize gelen hekim ve yardımcı sağlık personeli ile söz konusu bakımı daha kaliteli ve daha bilinçli bir halde vermenize yardımcı olan kuruluşların varlığını da aklınızdan çıkarmayın.

  • Endoskopik beyin ameliyatı ve epiduroskopi nedir, bir de ameliyat kaç saat sürecek?

    Çağdaş cerrahide mikroskop kullanımı, ameliyatların çevre dokulara daha az zarar vererek; yani hastaların yaşam kalitesini daha iyi koruyarak yapılabilmesini sağlamıştır. Minimal girişimsel cerrahi yöntemlerinden bir diğeri olan endoskopik cerrahi de günümüzde beyin ameliyatlarında kullanılabilmektedir. Bu sayede mikrocerrahi daha da etkili olarak uygulanabilmekte, tabiri caizse köşelerin arkasına da bakılabilmektedir. Kimi zaman burundan girilerek yapılan beyin ameliyatlarında, veya beynin içindeki sıvı dolu boşluklar olan ventriküller içinde yapılan ameliyatlarda kullanılan endoskopik cerrahi; kimi zaman da kafatası kemiği açılarak yapılan mikrocerrahi ameliyatlarına yardımcı olarak kullanılabilmektedir.

    Son yıllarda bel ameliyatı olmuş ancak yarar görmemiş hastalara, kimi zaman ameliyatı yapmış olan cerrahların; kimi zaman da ağrı ile uğraşan algoloji uzmanlarının önerdiği bir uygulamanın adı epiduroskopi. Kuyruk sokumundan sokulan bir iğne ile omurga kanalına girip, iğnenin içinden oralara bakmak ve eğer yapılmış olan ameliyata bağlı bir takım yapışıklıklar varsa bazı ilaçlarla veya lazerle bu yapışıklıkları açmaya çalışmak anlamına geliyor. Bu yöntem yıllar önce ülkemize ilk geldiğinde, biz de bazı hastalarımızda bu yöntemi kullandık ama; maalesef etkili ve yararlı sonuçlar elde edemedik.

    Hastalarımızın haklı olarak en çok merak ettiği konulardan biri de ameliyatın ne kadar süreceğidir. Cerrahın buna yanıt olarak verebileceği süre ancak yaklaşık bir süre olacaktır, çünkü ameliyat hastaya özel bir işlemdir; yani aslında ne kadar süreceği ameliyat sırasında daha kesin olarak ortaya çıkar. Üstelik bu ameliyat süresine hastanın ameliyathanedeki hazırlanma işlemleri, uyutulması, uyandırılması ve bekleme ile nakil süreleri de eklendiğinde; hastanın odasından çıkışı ile odasına dönüşü arasında geçen süre, gerçek ameliyat süresinden kimi zaman birkaç saat daha uzun olabilmektedir. Ayrıca şunu da hatırlatmak isterim ki, ameliyat sırasında hasta zaten uyumakta olduğu ve başında da anestezi uzmanı beklemekte olduğu için; bu süre hasta için önemli bir sorun teşkil etmez. Ameliyat süresinin uzaması, olsa olsa cerraha ve ameliyat ekibine zorluk teşkil eder.

  • Gebe kalmadan önce nelere dikkat etmeli; gebelik sırasında bebekte saptanan hidrosefali, belde açıklık vs. Durumunda ne yapılmalı ve bıngıldak kapanması ne zaman olur?

    Eğer ne zaman gebe kalacağınızı planlama lüksüne sahipseniz, ki aslında en doğru ve sağlıklı olanı planlanmış bir gebeliktir; vücudunuzdaki tüm sağlık sorunlarına kalıcı çözümler bulduktan sonra gebe kalın. Unutmayın ki, gebelik süresince ve hatta bebeğinizi doğurduktan sonraki emzirme süresi boyunca pek çok tetkiki yaptırmanız bile sakıncalı olacak, değil tedavi olmak. Üstelik hemen hemen hiçbir ilacı kullanamayacaksınız. Ayrıca gebelik süresince en az 10 kilo alacaksınız ve vücudunuzdaki destek dokularında -ki bunlara bir dereceye kadar kemikler bile dahil- gebeliğe bağlı zayıflamalar olacak, yani aslında omurga sorunları gibi mekanik hastalıkların gebelik öncesinde çözümlenmesi bence zorunlu.

    Dahası, gelişen tıp teknolojisinin ülkemizde de yaygın şekilde kullanıma girmesi ile, bebeklere anne karnında yapılan ultason incelemelerinde elde edilen görüntü kalitesinin düzelmesi; bebeklerin beyninde hidrosefali, kist, belinde açıklık ve benzeri bozuklukların çok erkenden tespit edilebilmesini sağlıyor.

    Tabii ki bu sayede, sakat doğup ailenin ve toplumun kaynaklarının boşa harcanmasına yol açabilecek bir bebeğin varlığını erkenden tespit edip; bir kurul kararı ile aileye hamileliğin sonlandırılması tavsiyesinde bulunmak mümkün olmaktadır. Kimi zaman da, şüpheli durumların zaman içinde yani bebek daha anne karnında iken takip edilmesi; hatta anne karında iken çekilen MR görüntülerinde daha detaylı incelenip, doğum sonrası için gerekli önlemlerin alınması mümkün olabilmektedir.

    Bebeklerin kafatasının orta ve yan kısımlarında, kemiğin olmadığı yumuşak alanlar olduğunu; bir bebeğin büyümesini izlemiş olan herkes bilir. İşte bu bölgelerin, yeni doğmuş bebeklerin takip muayenelerinde; doktorlar için de önemi büyüktür. Bıngıldağın zamanından önce yani erken kapanması, bir takım kafatası şekil bozukluklarının erken habercisi olabileceği gibi; geç kapanması veya kapanmaması da bir takım başka hastalıkların habercisi olabilir. Bu da bize, düzenli yapılacak bebek muayene ve takiplerinin önemini; bir kez daha hatırlatmaktadır.

  • Grade 4 tümör için beyin biyopsisi nedir ve robotik cerrahi nasıl yapılır?

    Beyin tümörleri de, vücuttaki bütün tümörler gibi iyi huylu olanlardan kötü huylu olanlara doğru; genellikle de birden dörde kadar artan numaralarla sınıflandırılırlar. Bu sınıflandırma bazen çeşitli MR görüntülerine bakılarak yapılabilse de, genellikle en sağlıklı olarak ameliyatla çıkarılan tümörün veya beyin biyopsisi ile alınan parçaların; patoloji hocalarınca yapılan mikroskop incelemesi ile gerçekleştirilir. Tümörün iyi huylu mu yoksa kötü huylu mu olduğunun bilinmesi ise, hastanın gelecekte başına gelecekler konusunda aydınlatabilmesini sağlaması yanı sıra; daha önemli olarak tümörün tedavisi için tekrarlayan cerrahiler, radyoterapi yani ışın tedavisi ve kemoterapi yani ilaç tedavisi gibi seçeneklerin hangi sıra ile ve hangi dozda uygulanacağını saptamaya yarar.

    Beyin tümörü tespit edilen hastalarda çoğu zaman, yapılan tüm çağdaş görüntüleme tetkiklerine rağmen; tümörün cinsi hakkında güvenilir bir bilgi sahibi olunamamaktadır. Oysa bu bilgi; ameliyat mı yapılacak, yapılacak ameliyatın boyutları ve dolayısı ile riski ne olacak, ışın tedavisi verilecek mi, ilaç tedavisi yani kemoterapi verilecek mi gibi pek çok hayati soruyu cevaplayabilmek için mutlaka gereklidir. İşte bu tip hastalarda, tümörün cinsini ve özellikle de iyi huylu mu yoksa kötü huylu mu olduğunu anlayabilmek için; nispeten basit, az tehlikeli ve hastanın yaşam kalitesini etkilemeyecek cerrahi bir girişim ile beyindeki tümörden küçük bir parça almak gerekebilir. Bu parçanın patoloji hocaları tarafından incelenmesi sonucunda alınacak olan rapor, tedaviyi planlayan doktorların daha sağlıklı bir plan yapmasını sağlayacaktır.

    Robotik cerrahi ile kastedilen ise, robotlar tarafından yapılan ameliyat demek değildir. Burada cerrah, sayısı kimi zaman altıya ulaşabilen robotik kolları; kendi ellerine ek olarak kullanarak, ameliyatı daha büyük bir hassasiyetle yapabilmektedir. Yani robotun arkasında, robotun kollarını yönlendiren yine deneyimli bir cerrahtır. Beyin cerrahisinde ve omurga cerrahisinde ameliyat robotlarının kullanımı henüz çok sınırlıdır, robotların hantal yapısı ancak sınırlı birkaç ameliyatta kullanılabilmelerine izin vermektedir; ki bunlar beyin cerrahisinin ve omurga cerrahisinin yüzde birinden azını oluşturur. Ancak şunu hatırlatmakta da yarar görüyorum: Beyin ve omurga ameliyatlarında cerraha yol gösteren en çağdaş yöntemlerden biri olan Nöronavigasyon cihazları kullanılarak yapılan ameliyatlar da, kimi zaman hastalar tarafından yanlışlıkla; robotik cerrahi olarak ta isimlendirilebilmektedir.

  • Migrasyon gösteren disk protrüzyonu, sekestre disk hernisi, faset kisti nedir ve hareket koruyucu cerrahi, hareketli platin ameliyatı, protez ameliyatı nasıl yapılır?

    Halk arasında patlamış fıtık veya kanala düşmüş fıtık ta denen disk protrüzyonu veya başka bir deyimle sekestre disk hernisi durumuna sahip hastalar; fıtığın görüldüğü omurga bölgesine göre çok şiddetli, hatta dayanılmaz kol veya bacak ağrıları içinde kıvranan hastalardır. Çünkü yerinden çıkmış olan disk, kol veya bacağa giden bir siniri ezmektedir. Bu hastaların tabii ki doğru dürüst muayene edilip, gerekli tüm tetkikleri yapıldıktan sonra ameliyat edilmeleri; hem ağrılarının bir an önce dindirilmesi ve hem de ortaya çıkmakta olan felcin önlenmesi açısından gereklidir.

    Doktorların faset adını verdiği yapı, aslında omurga kemikleri arasındaki eklemin adıdır. Bu eklem aynı diz eklemi, kalça eklemi gibi karmaşık yapıda bir eklemdir. Kapsülü, içinde menisküsü, eklem sıvısı da vardır. Kalça ve diz eklemlerinin protezi yapılalı onlarca yıl oldu, bu cihazlar her gün pek çok hastaya takılıyor; ancak yüksek teknoloji ile hala faset ekleminin protezi yapılamadı, çünkü çok hassas bir yapısı var. İşte bu faset eklemini içindeki sıvının dışarı doğru balonlaşması, diğer eklemlerde de görülenlere benzer bir eklem kistine yol açıyor. Ancak söz konusu bu faset kisti, bacağa giden sinire bastığı için; aynı bel fıtığındaki gibi bir ağrılı tabloya yol açıyor. İşin can sıkıcı yanı ise bu durumun tek çaresinin ameliyat olması.

    Omurga kökenli ağrılar arasında, omurganın gün içindeki zorunlu hareketlerinden kaynaklanan ağrıları tedavi etmek amacı ile yapılan ameliyatlarda; birkaç yıl öncesine kadar füzyon (dondurma) ameliyatları, yani omurga kemiklerinin birbirine kaynatıldığı ameliyatlar tercih ediliyordu. Kemik kullanılarak ve de platin denen vida ve çubuklar da kullanılarak yapılan bu işlemlerle hareket durdurulduğunda ağrı da geçiyordu. Ancak son araştırmalarda, bu ameliyatın etkisinin geçici olduğu; söz konusu hastalığın bu sefer bir üstteki veya bir alttaki omurga aralığına aktarıldığı ve de, hastanın tekrar ameliyat olmak zorunda kaldığı ortaya çıktı. Bunun üzerine son yıllarda, omurga hareketini durdurmak için yapılan ameliyatlarda; hareket koruyucu cerrahi tercih ediliyor. Bu yöntemde omurganın zorunlu hareketleri tamamen durdurulmuyor, sadece bir dereceye kadar kısıtlanıyor. Yani hareketli vidalar, hareketli çubuklar, disk protezleri kullanılarak omurganın bir miktar; yani bizim izin verdiğimiz kadar oynamasına izin veren ameliyatlar yapılıyor.