Kategori: Beyin ve Sinir Cerrahisi

  • Bel fıtığı: ameliyat olmalı mıyım?

    Bel fıtığı: ameliyat olmalı mıyım?

    Hemen hemen her insan, hayatının bazı dönemlerinde bel ağrısından yakınır. 45 yaş altı çalışanlarda fiziksel fonksiyonları kısıtlayan, sakat bırakan en sık neden bel ağrısıdır.

    Bel ağrısının en sık karşılaşılan sebebi, belin ve vücudun yanlış kullanımına ve kötü duruşa bağlı yumuşak doku zorlanmasıdır. Beli en çok zorlayan hareketler; dizleri bükmeden öne eğilmek, ağır kaldırmak, kalçalar sabitken beli, kalçayı veya gövdeyi döndürmektir.

    Bel Fıtığı Nedir?

    Omurga kolonunu oluşturan ve her birine omur denilen kemik yapıların arasında düz ve yuvarlak, disk denilen; su ve kıkırdaktan oluşan, jelatinöz kıvamda, çevresi bir zarla sağlamlaştırılmış elastik yastıklar vardır. Kolon şeklinde üst üste dizilen omurlar ve aralarındaki yastıklar vücut ağırlığını taşıyabilmemizi sağlarken, aynı zamanda, omurilik ve sinirleri koruyucu bir zırh görevi de üstlenirler. Yaş ilerledikçe kemiklerin ve bel kaslarının kuvvetinin azalmasıyla birlikte bu yastıkların su içeriği ve elastikiyeti de azalarak kolaylıkla hasar görebilir hâle gelebilir.

    Travma, ağır yük kaldırma, belin aşırı zorlanması veya duruş bozuklukları, bu yastıkları çepeçevre saran kapsülün aşınarak küçük yırtıklar oluşmasına neden olabilir. Günün birinde bele aşırı yüklenme, zaten zayıflamış olan bu yastıkların ortasındaki jelatinöz kıvamındaki materyalin omurilik kılıfı ve sinirlere doğru fıtıklaşması ve baskı yapmasıyla sonuçlanır. Bu tabloya ‘bel fıtığı’ denir.

    Bel Fıtığı Belirtileri

    • Bazen sadece bel ağrısı

    • Bel kaslarında spazm

    • Bacaklarda tek taraflı veya iki taraflı ağrı ve/veya his kusuru

    • Bacaklarda değişik kas gruplarında kuvvet kaybı

    • İdrar ve/veya dışkı kaçırma, seksüel bozukluklar

    • İlerlemiş vakalarda bacak kaslarında erime, incelme

    Bel Fıtığında Bacak Ağrısının Özellikleri

    • Bel fıtıklarında bacak ağrısı genellikle tek taraflıdır.

    • Aniden başlar veya giderek artar.

    • Ağrı devamlıdır veya zaman zaman şiddeti azalabilir.

    • Öksürme, hapşırma, uzun süre ayakta durmayla ağrılar artabilir.

    • Yürümekle veya bele verilen değişik pozisyonlarda ağrılar azalabilir.

    Bel Fıtığının Teşhisi

    Genellikle hastanın öyküsü, yürüyüşü, ağrının başlangıcı, seyri ve dikkatli bir muayeneyle teşhis konulabilir. Ancak kesin teşhis ve diğer hastalıklardan ayırt edilebilmesi için laboratuvar tetkikleri, röntgen, tomografi ve/veya Manyetik Rezonans (MR) tetkiklerinin yapılması gerekir.

    Bel fıtığı tedavisinde başlıca amaç şunlardır:

    • Bel, bacak ağrıları, uyuşukluk ve güçsüzlüğü tedavi ederek düzeltmek

    • Hastayı; işini ve diğer fiziki etkinliklerini yapabilir hâle getirmek

    • Hastalığın tekrarlamasını ve bele daha fazla zarar vermesini önlemek

    Başlangıçtaki şiddetli ağrılar zamanla azalır ve hastaların %50’si ilk 1 ay içerisinde iyileşirler. Büyük çoğunluğu da 6 ay içerisinde düzelirler. Hastaların sadece %10’unda cerrahi girişim gerektiren ciddi belirtiler ve muayene bulguları vardır.

    Ne Zaman Ameliyat Gerekir?

    Bel fıtığı olan hastaların sadece %5-10’unda ameliyat gerekebilir.

    Cerrahi tedavinin amacı; bel fıtığının sinir elemanları üzerindeki bası etkisini ortadan kaldırarak fonksiyon kaybının önlenmesi ve/veya kaybedilmiş fonksiyonun geri getirilmesidir.

    • 4 haftadan uzun süren, ilaç tedavisi ve istirahat ile düzelmeyen inatçı bacak ağrısı (Siyatik ağrısı) varsa,

    • Muayenede bacakta güç kaybı ve uyuşukluk varsa,

    • İdrar ve büyük abdest yapamama veya kaçırma varsa (Özellikle bu durum acil cerrahi girişim gerektirir. Hasta saatler içerisinde ameliyat edilmediği takdirde kalıcı hasarlar meydana gelebilir. Bu hastaların ilk 48 saat içerisinde ameliyat edilirlerse %100’ü düzelirken, 48 saat sonra başvuran hastaların %65’i düzelmeyebilir ve kalıcı hasarlar meydana gelebilir.)

    • Manyetik Rezonans(MR) görüntülemede sinire ve/veya omuriliğe bası yapan bel fıtığı tespit edilmişse cerrahi tedavi gerekir.

    Cerrahi Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

    Mikrocerrahi Diskektomi: Günümüzdeki en popüler yöntemlerden biri olup; mikroskop yardımıyla sinir dokularını normal gözün görebildiğinden daha büyük görüntüleyerek, mirocerrahi aletlerle yapılan ameliyat tekniğidir. Başlıca avantajları; ameliyatın küçük bir cilt kesisiyle üç boyutlu görüntüleme altında sinir ve etraf dokulara minimal hasar verilerek yapılabilmesidir.

    Mikroendoskopik diskektomi; video-kamera eşliğinde, çok küçük bir cilt kesisiyle bel kasları arasından yerleştiren tüpler içinden geçirilen mikrocerrahi aletler ile yapılan ameliyat tekniğidir. Başlıca dezavantajları; iki boyutlu görüntü altında ve küçük bir bölgede işlem yapılırken bazen fıtık parçasının hepsinin çıkarılamaması veya sinir elemanlarına baskının ortadan kaldırılamaması ihtimalidir. Mikrocerrahi diskektomiye karşı bir üstünlüğü yoktur. Hatta dezavantajları da bulunmaktadır.

    Klasik Laminektomi-Makrodiskektomi Ameliyatları: Bel fıtığı cerrahisinde 1930’lu yıllarda uygulanmaya başlanan, günümüzde ise neredeyse terk edilmiş klasik ameliyat yöntemidir. Mikroskop kullanılmadan yapılır. Cilt kesisinin daha büyük olması, sinir ve etraf dokulara zarar verme ihtimali, iyileşme ve rehabilitasyon süresinin uzun olması nedeniyle günümüzde modern nöroşirürji kliniklerinde uygulanmamaktadır.

    Ameliyat Nasıl Yapılır?

    Mikrocerrahi diskektomi dediğimiz teknik günümüzdeki en popüler ameliyat yöntemidir. Bu ameliyat genel anestezi veya gerekirse hasta uyutulmadan spinal, epidural anestezi atında yapılabilir. Belde fıtığın olduğu bölgede küçük bir cilt kesisi yapılır. Fıtığa ulaşabilmek için çok az miktarda kemik alınarak mikroskop yardımıyla ameliyat bölgesi 25-40 kat büyütülür ve sinir dokulara zarar vermeden fıtık çıkarılarak ameliyat sonlandırılır. Hastalar 4-6 saat sonra ayağa kaldırılarak yürütülür; aynı gün veya ertesi gün de taburcu edilir.

    Bel Fıtığı Ameliyatlarının Riskleri Nelerdir?

    Yukarıda kısaca bahsedilen mikrocerrahi diskektomi günümüzde en fazla tercih edilen yöntem olup genellikle hastalar tarafından iyi tolere edilir. Hasta memnuniyeti % 90’ın üzerindedir. Ancak az da olsa ameliyat sırasında sinir dokusu hasar görebilir, nüks ihtimali vardır, enfeksiyon ve ameliyat bölgesinde ikinci kez ameliyat olmayı gerektirebilen aşırı nedbe dokusu gelişebilir.

    Ameliyatın Sonuçları Nelerdir?

    Bel fıtığı şikâyeti olan ve ameliyat olması gereken hastalar doğru zamanda ve uygun cerrahi yöntemlerle ameliyat edildikleri takdirde başarı oranı %90-95’tir. Ancak, ameliyat olması gerektiği hâlde ameliyat olmayan ve 3-6 ay sonra daha ağır şikâyetlerle başvuran hastalarda tedavinin başarı oranı daha düşüktür. Bu hasta grubunda ameliyat sonrasında bacaktaki his kusurları ve kuvvet kayıpları tam olarak düzelmeyebilir. Ayrıca, geç ameliyat olan hastalarda işine gücüne dönememe ihtimali daha fazladır.

    Bel Fıtığından Korunmak İçin Neler Yapılmalıdır?

    • Günlük yaşam ve iş ortamında belinizi doğru kullanın.

    • Ayakta ve otururken duruşunuza dikkat edin.

    • Ağır eşyaları doğru bir şekilde kaldırın ve taşıyın.

    • Doğru uzanın, doğru dönün, öne eğilirken doğru eğilin.

    • Yatağınızı iyi seçin, doğru uyuma pozisyonunda uyuyun. Yatağa doğru şekilde uzanıp kalkın.

    • Düzenli egzersiz yapın.

    • Kondisyonunuzu iyi tutun.

    • Risk faktörlerinden mümkün olduğunca uzak durun.

  • Yaşam kalitesi

    Ülkemizin de 1948’den beri üye olduğu Dünya Sağlık Örgütü’nün 1980’li yıllardaki temel prensibi “yaşama yıllar katın” iken, yani amaç insan yaşamını mümkün olduğunca uzatmak iken; 2000’li yıllardaki bu hedef “yıllara yaşam katın” olarak değiştirilmiş, yani uzayan insan yaşamının kaliteli olmasını sağlamak ve yaşam kalitesi artırmak hedeflenmiştir. Gerçekten de, günümüzde bir çok insanın hedefi aynıdır: Sağlıklı bir yaşlılık.

    Bizim de beyin cerrahları olarak, yaptığımız ameliyat planlarında hastanın tedavi edilmesi kadar; ameliyattan sonraki yaşamlarını insan onuruna uygun ve aktif bir şekilde geçirebilmeleri de göz önüne alınmaktadır. Kimi zaman bir beyin tümörünün hepsini çıkarmak gibi iddialardan bu yüzden kaçınıyoruz, yani gerekirse hastayı tekrar tekrar ameliyat ederiz ama yeter ki yaşam tarzına önemli bir kötü etkide bulunmayalım. Yani “kaş yaparken göz çıkarmamak” gerekiyor.

    Spor Yapmalı mıyım?

    Spor, sağlık için şart. Bunu biliyoruz. Peki ama hangi spor ve nasıl spor yapmalı? Bu çok önemli bir soru! Eğer uzun bir spor geçmişiniz yoksa, bir yakınızın tavsiyesi ile veya kafanıza göre spora başlarsanız; yarardan çok zarar göreceğinizi bilin. Futbol, basketbol, tenis, voleybol gibi ağır sporlar; zaten belli bir yaştan sonra ancak elit sporculara göre işler. Aman ha çivi çiviyi söker diye kendinizi zorlamayın. En yararlı spor olduğu söylenen yüzme bile, eğer düzgün bir stille yüzemiyorsanız; yani düzgün bir yüzme eğitimi almadıysanız en azından boynunuza zarar verecektir. Ya da herhangi bir spor salonundaki, eğitiminin ne olduğu belirsiz bir spor koçunun sizi zarar görünceye kadar zorlayabileceğini hiç unutmayın.

    Eğer doktorunuz size egzersiz önerdi ise, bu egzersizleri başlangıçta mutlaka fizyoterapist eşliğinde öğrenin ve onların tavsiyelerinin dışına asla çıkmayın. Zararın neresinden dönülse kardır…

    Ergonomi Nedir?

    Rahat olun! Ama her yerde, her zaman! Yani demek istediğim o ki, otururken-yatarken- çalışırken bile. Peki bu mümkün mü? Evet, çünkü unutmayın; hayatın merkezinde siz varsınız, her şey size göre düzenlenmiş olmalı. Masanızın amacı sizin üstünde rahat çalışmanız, yoksa göze hoş görünmesi değil. Sandalyenizin amacı ise sizin üstünde rahat oturmanız, başka bir amacı yok. Yatağınız da öyle, arabanızın koltuğu da. Hepsi ergonomik olmalı, yani size tam uygun olmalı.

    Günümüzün, odağına insanı almış uygar toplumlarında böyle en azından. En rahat şekilde çalışabileceğiniz, dinlenebileceğiniz bir ortamın nasıl olması gerektiği zaten ergonomi bilimi tarafından belirlenmiş durumda. Size düşen ise, işvereninizden bu özelliklere sahip büro mobilyası istemek ya da evinize eşya satın alırken üreticinizden bu standartlara uygun ürünler temin etmesini istemek. Tüm iş kazalarının dörtte birinin bir şey taşırken olduğu biliniyor. Ağırlık kaldırırken ve taşırken olan kaza riskini; yükün ağırlığı, yatay ve dikey uzaklıkları, asimetri açısı, kaldırma frekansı, kavrama klasifikasyonu ve çevresel değişkenler belirliyor. İşyeri hekiminizden sizi bu konularda eğitmesini isteyin. Mesela gün içinde 2 saatten fazla ayaklara destek vermeden oturmak, beli bükerek veya eğerek çalışmak, diz çökerek çalışmak; veya sürekli eller ve kollar baş hizasının üzerindeçalışmak belinize kalıcı zarar verir. Şunu da sakın unutmayın, bel fıtığı sorunlarının üçte biri ve boyun fıtıklarının da hatırı sayılır bir çoğunluğu; aslında meslek hastalığı grubuna giriyor ve pek çok uygar ülkede artık işçi-işveren arası tazminat davalarının konusu oluyor.

  • Tekrar ameliyat olmam gerekebilir mi?

    Evet, böyle bir ihtimal gerçekten de var. Tekrar ameliyat olmanız yan ikinci ameliyat yapılması gerekebilir. Böyle bir durumun çeşitli nedenleri olabilir. Birincisi, eğer cerrahınızın ameliyattan sonra sizden mutlaka uymanızı istediği kuralları hiçe sayarsanız, ameliyatınızın başarılı olma şansını sıfırlayabilirsiniz ve tekrar ameliyat olmanız gerekir. Buna doktorlar, “nüks”derler. Örneğin bel fıtığı ameliyatı sonrası nüks oranı %5-10 arasında değişmektedir ve bu oran maalesef tüm cerrahi yöntemlerde aynıdır. Aynı disk aralığında ancak ameliyat edilen tarafın karşı tarafında ortaya çıkan veya bir diğer disk aralığında olan bel fıtığı nüks demek değildir. Bu yeni bir bel fıtığı demektir ve nüks olarak adlandırılmaz. Diğer disklerin zamanla bozulması ve yeni bir bel fıtığının ortaya çıkması sık rastlanabilen bir durumdur.

    İkincisi, ameliyat sonrası gerekli önlemleri alıp yaşam tarzınızı doğru yöne çevirmezseniz, ameliyat olduğunuz bölgeye komşu olan organlarda benzer bir sorun ortaya çıkabilir; yani mesela ameliyat edilen diskinize komşu olan disk de fıtıklaşabilir. Değil mi ki sırada bekleyen boynunuzda altı, sırtınızda on ve belinizde altı diskiniz daha var. Buna doktorlar “komşu segment hastalığı” derler.

    Üçüncüsü, bazı hastalıklar doğaları gereği tekrarlama eğilimindedirler, yani alınan tüm önlemlere karşın yine de tekrar ameliyat olmanız gerekebilir, örneğin bazı beyin tümörlerinde üst üste 3-4 kez ameliyat olmak durumunda kalabilirsiniz. Buna da doktorlar “rekürrens” derler.

    Dördüncü bir ihtimal olarak da; cerrahınız kimi zaman ameliyat sırasında karşılaştığı beklenmeyen bir tersliğe bağlı olarak, kimi zaman ise önceden planlanmış olarak ameliyatı bir noktaya kadar yapıp, kalan kısmını daha sonra ve daha uygun bir zamanda yapmaya karar verebilir.

    Buna doktorlar kendi aralarında “rezidü” derler. Bu karar tabii ki keyfi değil, hastanın sağlığını korumak amacıyla alınan bir karardır.

  • Ameliyat riski ve ameliyat komplikasyonu nedir?

    Bir ameliyatın riskli olmaması düşünülemez tabii ki. Ameliyat riski kaynaklarına teker teker bakacak olursak, ilk sırada mikrop kapma riski vardır, yani yaraya mikrop bulaşması; buna doktorlar enfeksiyon riski de diyorlar. Özellikle de “hastane mikrobu” denen çok tehlikeli mikroplar ne yazık ki artık ülkemiz için önemli bir sorun olmuştur. Modern ve depo hastane denemeyecek yani orta boyutlardaki yeni hastanelerdeki ameliyathane koşulları bu riski giderek çok düşük seviyelere indirmiştir. Hastane mikroplarının bulunmadığı butik hastanelerdeki; özel laminar hava akımı donanımı olan, yani havanın bile mikroptan arındırıldığı ameliyathanelerde ameliyat olmaya çalışın.

    İkinci sırada olan narkoz riski ise gelişmiş anestezi ilaçları sayesinde, tecrübeli anestezi hocası elinde ortadan kalkmaya başlamıştır. Pek çok ağır hastalığı olan hasta, artık bölgesel narkoz yani “lokal anestezi” ile uyutulmadan ameliyat edilebilmektedir.

    Üçüncü sıradaki risk olan cerrahinin kendisinden kaynaklanan riskler ise artık 21.yüzyılın sadece mikrop değil tüm virüsleri de yok eden temizleme yöntemleri, tek kullanımlık malzemeler, paslanmaz aletler, cerrahın görme gücünü defalarca yükselten mikroskoplar, köşenin arka tarafını gösteren endoskoplar gibi gelişmiş cerrahi teknolojisi ve tecrübeli cerrahlarımızın dünyaca kabul edilmiş yetenekleri sayesinde artık neredeyse sıfırlanmak üzeredir. Üçü bir arada: Sıfır risk, Yüzde yüz başarı, En kısa sürede işbaşı…

    Ameliyat Komplikasyonu Nedir?

    Komplikasyon basitçe terslik demektir. Yani işlerin ters gitmesi demektir. Aslında sadece bir şanssızlıktır. Yoksa beklenmeyen bir şey değildir. Hiçbir ameliyat komplikasyonsuz değildir. Bunların yıllar içinde hesaplanmış olan, ortaya çıkma ihtimalleri yüzde olarak bilinmektedir. Zaten cerrahınız sizi ameliyattan önce, sizden “bilgilendirilmiş onam” alırken, bu komplikasyonların tümünden bahsetmiştir.

    Komplikasyon cerrahın bir beceriksizliği demek değildir. Dünyanın en tecrübeli cerrahlarının elinde de olabilir. Önemli olan, yani cerrahın tecrübesini konuşturduğu yer; komplikasyon olduğunda ne gibi bir önlem alacağını veya ne gibi bir tedavi uygulayacağını bilmesidir. Çünkü hayatın her alanında olduğu gibi; cerrahide de tehlikeyi erkenden fark edenler, riski düşürecek önlemleri zamanında alabilirler. Hatta risk gerçekleştiğinde gerekecek olan kurtarma planları ve teçhizatları da hazırdır.

  • İyi hasta muayenesi nasıl olmalı?

    Aslında bunu siz de biliyordunuz ama unuttunuz. Hayatınızda en az bir kere doğru dürüst, iyi muayene yapan cerrah çıkmıştır karşınıza. Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. İyi hasta muayenesi, yarım saatten az olamaz; dünyanın hiç bir yerinde olamayacağı gibi, burada da olamaz. Bunun doktorun eşsiz tecrübesi, sınırsız bilgisi, büyük unvanları ve hatta şöhreti ile bir ilgisi olmadığı gibi; hastanın şikayetlerinin ne denli basit olduğu ile de bir ilgisi yok. Gelişen teknoloji ve tanı araçları ile de bir ilgisi yok tabii ki…

    Siz anlatacaksınız- doktor soracak-siz cevap vereceksiniz, doktor sizi muayene edecek-tahliller isteyecek-siz yine soracaksınız- doktor cevap verecek. Akıl var izan var. Size sadece 10 dakika ayıran doktora 3 kere gitmeniz veya böyle 3 ayrı doktora gitmeniz aynı işi görmez. Eğer iyileşmediyseniz bu ne sizin suçunuz, ne de doktorun suçu. Eğer iyileştiyseniz, bu ne sizin tedaviye uyumunuza, ne de doktorunuzun başarısına bağlıdır; tanrıya şükredin. Doktorunuzun yarım saatine ulaşabilmeniz gerek, bunun yolunu bulmak ise size kalmış. Kapının önündeki o kalabalığa hiç girmeyin.

    Yoksa tanrı yardımcınız olsun. Üstelik unutmayın ki, bazı uzmanlık dallarında veya bazı karmaşık hastalık durumlarında; özellikle de önemli bir ameliyata karar verilecekse bu sürenin çok daha uzun olması gerekir.

  • En ünlü beyin cerrahı kim?

    Eğer yurtdışında da beyin cerrahları sizden bahsediyorsa, o zaman en ünlü beyin cerrahı sizsiniz demektir. Son zamanlarda Türk bilim camiasında da “atıf” kavramının öneminin farkına varıldı. Bir takım araştırmalar, ameliyatlar veya keşifler yapıp, bunları bir takım uluslararası dergilerde yayınlamanız yeterli olmuyor. Bir başka araştırmacının sizin bulgularınızdan kendi yazısında bahsetmesi, bir atıf sayılıyor. Bu aldığınız atıfların sayısının, kendi araştırmalarınızın sayısına olan oranına ise “H faktörü” deniyor. Bir cerrahın uluslararası camiada saygın bir isim, en ünlü beyin cerrahi hocası olduğunu söyleyebilmek için ise bu H faktörünün 10 sayısının çok üzerinde olması gerekiyor. Bu barajı da geride bırakmış olduğum için artık içim rahat. Bir takım kitaplar yazmış olabilirsiniz. Ancak bir de “ders kitabında atıf” meselesi var ki, o daha da önemli. Yani yurt dışındaki ders kitaplarında bile sizin bulgularınızdan söz ediliyorsa, esas bu çok daha kıymetli. Ne şanslıyım ki bana, bu mutluluğu henüz asistanlık yıllarımda yaşamak nasip oldu. Daha 30 yıl önce araştırmalarımın sonuçlarından, uluslararası ders kitaplarında söz edilmeye başlanmıştı. Şimdi bu sayı 40 kitaba ulaşmış durumda.

  • Kök hücre ile bel fıtığı tedavisinin riskleri nelerdir?

    Öncelikle lokal anestezi kullanıldığı için genel anestezide görülebilen riskler yoktur ancak uzak ihtimalle kullanılan lokal anestetik maddeye bağlı allerjik reaksyon görülebilir.

    İşlemin ise ehil ellerde herhangi bir sinir zedelenmesi veya dura zedelenmesi riski çok minimal olup zaten hasta uyanık olduğu için bu işlem hastayla konuşularak ve konforu devamlı kontrol edilerek yapılır.

    Kullanılan kök hücre hastanın kendi dokusundan olduğu için embriyonik kök hücrede çok ender görülen malignite (kanser) riski yoktur.

    Tek komplikasyon hastanın mutsuzluğudur. Ancak bu da 1. veya 2. yılın sonunda yapılan muayene ve tetkiklerle gözlenir.

    Bel fıtığı operasyonunda görülen nüks, yapışıklık, başarısız bel cerrahisi sendromu vb. konmlikasyonlar görülmez.

    Halen dünyada 50 nin üzerinde merkezde standart tedavi olarak protokolü oluşturulup kullanılmaktadır. FDA tarafından onaylanmıştır.

  • Hangi bel fıtığı hastaları kök hücre tedavisine adaydır

    1) Hastanın 18 yaşından büyük olması

    2) Yapılacak klinik çalışma hakkında bilgilendirilmesi ve onay vermesi

    3) Yalnız Belde lokalize olan ve hareketle artan bel ağrısının varlığı

    4) Bel Ağrısının en az 4-6 ay devam etmesi ve Konservatif tedaviye cevap vermemesi

    5) Lomber MR da Grade 3-4 disk dejenerasyonu olması

    6) Herhangi bir seviyede kök basısına neden olan protrüde disk olmaması

    7) Lomber MR da tedavi edilecek disk mesafesinde %50 den fazla yükseklik kaybı olmaması

    8) 3 mmd den fazla belde kayma (Lysthesis) olmaması

    9) Başka bir nedenle oluşmuş kronik bel ağrısının bulunmaması

    Kök hücre tedavisi nasıl uygulanır?

    Önce aday olan hastanın karın bölgesinden 1-2 cc. cilt altı yağ dokusu ufak bir cerrahi müdahale ile alınır. Bu dokudan kök hücre labaratuarında kondrosit (lomber diskin su tutan hücresi) elde edilir. Bu 2-3 haftalık bir süreçtir.

    Müdahale hastane ortamında ve lokal anestezi altında yapılır. Diskografi yapıldığı gibi hasta yüzükoyun yatar pozisyonda iken BT veya skopi eşliğinde hasta olan diske her iki taraftan iğne ile girilir ve ortalama bir milyon otojen kondrosit hücresi içeren hücreler fibrin taşıyıcı içinde toplam hacim ortalama1.3 ml olacak şekide 5-30 sn sürede enjekte edilir ve işlem sonlandırılır.

    Kök hücre tedavisinin başarılı olduğunu nasıl anlarız?

    1) Hastanın 12 ay sonra yapılan muayene ve sorgusu sonucu ODI (Oswestry Disability Index) puanlaması öncesiyle karşılaştırılır.

    2) Hastanın tedaviyi takiben 24. ayda tatminkar olacak şekilde ağrısının kaybolması

    3) Hastanın aynı tedaviyi bu ağrım olursa tekrar denerim şeklinde yorumda bulunması

    4) Lomber MR da tedavi edilen diskin yüksekliğinde artma ve görüntünün normale dönmesi

    5) 24. ayın sonunda VAS (Visual analog Scale) değerlerinin tatminkar olması

  • Lomber disk hernisinin kök hücre ile tedavisi

    Başlangıç Bel Fıtığı olarak adlandırılan Lomber Disk Dejenerasyonu genel olarak 30 yaş altında %40, 50 yaş üstünde ise %90 oranında görülür. Konservatif (ameliyatsız) tedaviye rağmen tüm dünyada yılda ortalama 4 milyon hasta hastalığı ilerlediği için (yani disk patladığı için veya fıtıklaştığı için) cerrahi olarak (diskektomi ve füzyon) tedavi edilmektedir. Cerrahi tedavi sonrası da %5-15 oranında hasta popülasyonu nüks komşu segment hastalığı ve pseudoartroz (füzyon oluşmaması) nedeniyle ikinci cerrahi müdahaleye aday olmaktadır.

    Hasta bir organın tedavisi organın eski sağlıklı haline dönmesi ile sağlanır. Yani dejenere olmuş eskimiş bir diskin tedavisi ise onu eski haline getrimektir. Biz aslında gerek başlangıç veya gerekse ilerlemiş bel fıtığını tedavi etmiyoruz, gerek operasyon gerekse ilaç kullanarak hastanın klinik şikayetlerini düzeltiyoruz. Tedavi ise hasta olan diskin eski sağlıklı haline döndürülmesidir ve buda cerrahi olarak değil biyolojik tedaviyle sağlanabilir.

  • Lomber disk dejenerasyonunun(ldd- başlangıç bel fıtığı) biyolojik tedavisi

    LDD da güncel tedavi seçenekleri konservatif veya cerrahi tedavidir. Ancak bu iki tedavi de etyolojiye yönelik yaklaşımdan uzak olup disk rejenerasyonunu sağlayarak dejenere diski tedavi etmez. Bu nedenle LDD da tedavi seçenekleri içinde biyolojik tedavi seçenekleri daha mantıklıdır ve LDD nu biyolojik onaran bu tedavi seçenekleri 3 kategoriye ayrılır.

    1) Biyomoleküler tedavi

    2)Kök hücre tedavisi

    3) Doku mühendisliği ile intervertebral diskin tamamen yenilenmesi