Kategori: Beyin ve Sinir Cerrahisi

  • Omurga ve omurilik tümörleri hakkında

    Omurga tümörleri iyi huylu yada kötü huylu olabillir.
    İyi huylu omurga tümörler içinde menenjiom, nöronibrom yada schwanomlar yer alır. Spinal kanal içinde yer asabileceği gibi spinal kanalın dışında da yer alabilir. Bu tür tümörlerin tedavisinde tümörün çıkarılması genelde yeterlidir. Ek olarak bazı durumlarda radyoterapi yada kemoterapi vermek gerekebilir.
    Kötü huylu tümörler ise kemiğin kendisinden kaynaklanabileceği gibi başka bir organdan kaynaklanan metastazlara bağlı tümörler olabilir.

    (Akciğer, meme, prostat ve kolon tümörleri gibi) Bu tür tümörler birden fazla birimin beraber takip ve tedavi etmesi gerektiği hastalıklardır.

    Omurilik Tümörleri

    Omuriliğin kendisinden kaynaklanan tümörler astrositom, glioblastom, ependimom vs. Seçilmiş vakalarda tümörün cerrahi olarak çıkarılması gerekir. Kötü huylu tümörlerin birden fazla klinik tarafından takibi önemlidir.

    Omurga ve Omurilik Tümörlerinin Belirtileri Nelerdir?

    Ortaya çıkan belirtiler omurga veya omuriliğin tutulduğu bölgeye göre değişiklik gösterir. Boyun, sırt yada bel ağrısı, kollarda ve bacaklarda ağrı ve uyuşukluk olabillir. Bunun dışında kollarda, bacaklarda kuvvetsizlik ve idrar kontrolünde sorun olabilir.

    Tanı Nasıl Konulur?

    Bilgisayarlı tomografi (BT) ve manyetik rezonans (MR) tanı koymada etkili görüntüleme yöntemleridir.

    Tedavi Seçenekleri Nelerdir?

    Ayrıntılı bilgi için doktorunuza başvurun.

  • Servikal dar kanal ve miyelopati tedavisi

    Omurganız omuriliğinizi ve sinirlerinizi korur, ayakta durmanıza ve eğilmenize izin verir. Boyun omurlarında aşınma ve yıpranma nedeni omurilik kanalında daralma meydana gelmektedir. Omurilik kanalındaki daralma nedeni ile omurilik ve kollara giden sinirlerde bası ve basıya bağlı olarak hasar ortaya çıkabilir.

    Kanal Daralması Nedir?

    Omurilik kanal daralması sıklıkla 50 yaşın üstündeki kişilerde görülür. Artrit ve skolyoz gibi hastalıklar spinal stenozu kötüleştirebilir.Hastalarda hiçbir bulgu olmayacağı gibi yavaş yavaş veya aniden ortaya çıkan semptomlara sahip olabilirler. Bu belirtiler arasında şunlar olabilir:
    • Boyunda veya sırtta ağrı
    • Kollarda veya bacaklarınızda uyuşma, yanma
    • Yürürken dengesizlik
    • Parmaklarda, ellerde, kollarda ve bacaklarda zayıflık

    Tanı:

    Hastanın şikayetleri, muayene ve görüntülemeleri ile tanı konulur. Omurilik hasarının şiddetini değerlendirmek için uluslarası bir standart olarak Modifiye Japon Ortopedi Birliği Ölçeğini kullanıyoruz. Ölçek ile kol ve bacaklarda uyuşma, halsizlik ve koordinasyon problemleri, mesane
    ve bağırsak problemleri, ellerin ince motor becerileri ve denge sorunları değerlendirilir. Omuriliğin yapısını değerlendirmek amacıyla MR kullanılmaktadır.

    Tedavi

    Servikal dar kanal şikayeti olan hastaların duruş, boyun hareketliliği, güç ve esnekliğinin kapsamlı
    bir şekilde değerlendirilmesinden sonra fizyoterapist eşliğinde birebir eğitime alınır.

    Cerrahi olmayan ek tedaviler şunlardır:

    Yanma, karıncalanma ve uyuşukluk belirtileri için anti-inflamatuar ilaçlar ve nöropatik ağrı kesici ilaçlar
    Dengeyi yeniden kurmak ve düşmeleri önlemek için eğitim Kilo kaybı rehberliği, daha sağlıklı beslenme ve omurga üzerinde baskıyı hafifletmek için egzersiz önerileri, sırt kaslarını güçlendirmek için pilates ve yoga

    Cerrahi Tedaviler

    Servikal dar kanalın yanında miyelopati varsa tedavi amıyla cerrahi gerekebilir. Cerrahi daha fazla omurilik hasarını önleyebilir ve fizik tedavi ile birlikte iyileşmesi sağlanabilir. Ameliyatınız için değerlendirdiğimizde ek çalışmalar yapabiliriz:

    Sinir problemlerine bağlı kas güçsüzlüğünü saptayabilen elektromiyografi (EMG)
    Röntgen filmleri
    Bilgisayarlı tomografi (BT)
    Manyetik rezonans görüntüleme (MRG)
    Sizin için gereken en uygun cerrahi yöntem seçilecektir.
    Boyunun önünden veya arkasından sinir basısını ortadan kaldırmaya yönelik cerrahi.
    Laminektomi boynun arkasından yapılır, omurun bası yapan kısmı çıkarılır ve gerekirse

  • Omurga kırıkları ve cerrahi tedavi

    Ufak travmalar sonrası bile omurga kırıkları ortaya çıkabilir. Bu kırıkların büyük bir kısmı cerrahi müdahaleye ihtiyaç duymaz. Ancak yüksek enerjili travma sonucu ortaya çıkan omurga kırıkları cerrahi müdahaleye ihtiyaç duyabilir. Yüksek enerji ile ortaya çıkan kırıklar omurgada instabiliteye ve omurilik hasarına neden olmaktadır.

    Osteoporoz nedeniyle zayıflayan kemikte kırık ve kırık sonucu ağrı olabilir.

    Gelişen yeni tekniklerle hastaya kifoplasti yada vertebroplasti denilen yöntemlerle kemik içine sement enjeksiyonu yapılabilir. Hastanın minimal girişim ile ağrısı azaltılarak kemiğin güçlendirilmesi sağlanır.

    Kırığa Yol Açan Nedenler Nelerdir?

    Herhangi bir nedenle omurga üzerine binen aşırı yüklenmeler nedeni ile kırık ortaya çıkabillir. Omurganın ön bölümünde çökme kırığı olabilleceği gibi patlama kırığı nedeni ile omurganın tüm bölümlerinde kırık ortaya çıkabilir.
    Osteoporoz kırığa neden olan temel sebeplerden biridir.

    Tedavi seçenekleri Nelerdir?

    Medikal Tedavi

    Kırıkların çoğunun tedavisi istirahat ve ağrı kesici kullanmaktır. Korse kullanımı ağrıyı azaltmakta etkilidir.

    Cerrahi Tedavi

    • Vertebroplasti

    Kanül aracılığı ile kırık omurganın içine girilerek kemik içine segment enjekte etme yöntemidir. Bu şekilde hastanın ağrısını azaltarak kemiğin güçlendirilmesi sağlanır.

    • Kifoplasti

    Kanül aracılığı ile kırık omurganın içine girilerek kırık omurga gövdesinde balon şişirilerek bu boşluk içine segment yerleştirme yöntemidir.

    Tanı ve Tedavi

    Tanı ve tedavi amacıyla doktorunuza başvurun.

  • Bel kayması nedir ? Derecesi nasıl belirlenir ?

    Omurga, omur adı verilen kemiklerin üt üste gelecek şekilde muntazam bir biçimde belli bir sistematik dizilim göstermesiyle oluşan ve içerisinde omuriliği barındıran kemik yapıdır.

    Omurlar birbirlerine ön tarafta diskler arka tarafta eklemler yardımı ile bağlanmaktadır.

    Bel kayması tıp dilindeki adı spondilolisteziste iki komşu omurdan üsttekinin alttaki omura göre öne veya arkaya doğru yer değiştirmesi suretiyle oluşur. Bu sebeple omurganın içinden geçen omuriliğin sıkışmasına ve her iki bacakta ağrı, uyuşukluk ve yanma gibi semptomların oluşmasına neden olur.

    Kayma en sık bel omurlarının en altından yani en sık L5-S1 seviyesinden bazen de L4-5 seviyesinden kaynaklanır.

    Kayma Derecesi Nasıl Belirlenir ?

    Bel Kaymasının Tipleri Nelerdir ?

    Displastik Spondilolistezis​

    Bel kemikleri arasındaki eklemlerde doğuştan veya gelişimsel olarak yapısının bozulması sebebiyle oluşur.

    İstmik Spondilolistezis

    Beli ciddi derecede zorlayan, tekrarlayıcı bazı manevralardan sonra bel omurlarındaki eklemlerin tek taraflı veya çift taraflı olarak kırıklarından kaynaklanır. Genellikle genç atletlerde gözlemlenir.

    Dejeneratif Spondilolistezis

    Omurga ve etrafındaki bağ dokularının yaşlanarak yıpranması sonrasında oluşur. En sık L4-5 seviyesinde gözlemlenir ve genellikle beraberinde omurgada dar kanal tablosu eşlik eder.​

    Travmatik Spondilolistezis

    Omurgada ciddi bir travma sonrasında oluşan kırıkara bağlı gözlemlenen

    Patolojik Spondilolistezis

    Bölgesel veya yaygın olarak gözlemlenen kemik hastalıklarına bağlı oluşan

    Bel Kaymasının Bulguları Nelerdir ?​

    En sık bulgu ağrıdır. Çoğu hastada ağrı istirahatle geçer, günlük aktivite ile artar. Bacak ağrısı ikinci sıklıkta gözlemlenir. Sinir kökünün bası ve ve kanal darlığının eşlik ettiği dejeneratif spondilolisteziste gözlemlenir. Çocuklarda görülen hafif ve orta düzey kaymalarda bel ağrısı ve kas spazmı gözlemlenir, %50 den fazla kayma mevcutsa bel ve bacak ağrısı, duruş bozukluğu ve ördekvari yürüyüş şeklinde kendini gösterebilir. Çok ileri bulgularda nadir de olsa idrar ve dışkı yapmada fonksiyon bozukluğu olarak kendini gösterir.

    Bel Kaymasının Tanısı Nasıl Konulur ?

    Hastanın fizik muayenesi esastır. Direkt grafiler, bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans tanı koymada yardımcı tetkiklerdir.

    Bel Kayması Nasıl Tedavi Edilir ?​

    Hastanın şikayeti şiddetli değil ve kayma derecesi hafif ise, muayenede sinir bası semptomları yoksa istirahat, ağrı kesici ve antienflamatuar ilaçlar, fizik tedavi uygulamaları, bel ve karın kaslarını güçlendirmek, korse desteği gibi cerrahi dışı tedaviler denenmelidir.

    Ağrının devam etmesi durumunda bel kemikleri arasındaki eklemlere veya sinir kökü üzerine steroid enjeksiyonlar uygulanabilir.

    Cerrahi tedavi, fizik tedavi ve egzersiz programlarından fayda görmeyen ve semptomları gerilemeyen hastalarda önerilmektedir. Ayrıntılı bilgi için doktorunuzla iletişime geçiniz.

  • Boyun fıtığı / boyun ağrısı

    Boyun, baş ile vücut arasındaki bağlantıyı sağlar. Boyun bölgesinde 7 adet omur bulunur. Boyun hareketleri disk ve eklemler sayesinde gerçekleşir. Boyun ağrısı yetişkin yaş grubu arasında çok sık karşılaşılan ve yaşam kalitesini ciddi derecede etkileyen bir durumdur.

    Boyun Ağrısının Nedenleri Nelerdir?

    Boyun ağrısı omurganın kemik, eklem, kas, bağlar ve sinirler gibi dokulardan kaynaklanabilir. En sık boyun ağrısı nedenini yumuşak doku zorlanmalarını içerisine alan mekanik tip boyun ağrısıdır. Duruş bozukluğu bu tip ağrıların başlıca sebebidir. Özellikle gün boyu masa veya bilgisayar başında öne eğik pozisyonda çalışan kişilerde sık karşılşılır. Bu ağrı 2-3 gün içerisinde giderek azalır ve 1-2 hafta içerisinde kaybolur. Bu ağrı bazı dönemlerde ataklar şeklinde kendini gösterir.
    Bunların dışında boyun fıtığı, boyun kemiklerinde dejenerasyon, omurga kanalında daralma, romatizmal hastalıklar da boyun ağrısına neden olabillir.

    Boyun Fıtığının Bulguları Nelerdir?

    Normal şartlarda disk yapısı iki omurga arasında yer alan dış kısmı sert bir kılıf ve iç tarafında ise jel kıvamda bir yumuşak dokudan oluşur. Boyun fıtığında dış kılıfın zayıflaması veya yırtılması ile iç kısımdaki jel yapının dışarıya doğru kayarak yer değiştirmesiyle oluşur ve bu durum sinirlere bası yapar. Kol ağrısı sinir köklerine bası olduğu için çoğunlukla boyun ağrısından daha şiddetlidir. Sinir köklerine olan basının düzeyine göre kol ve el kaslarında güçsüzlük ve uyuşukluk olabilir. Tedavi edilmeyen ileri olgularda omuriliğin baskı altında kalmasına bağlı olarak bacaklarda güçsüzlük ve idrar kaçırma gibi oldukça ciddi durumlar gelişebilir.

    Boyun Fıtığı Tanısı Nasıl Konulur?

    Hastalığın tanısında sırasıyla direkt grafiden, bilgisayarlı tomografiden (BT) veya magnetik rezonans (MR) incelemesinden faydalanılır.

    Boyun Fıtığı Tedavi Edilir?

    Medikal tedavi, boyun kaslarını kuvvetlendiren egzersiz programları, enjeksiyon uygulamaları veya ameliyat ile yapılmaktadır.
    Ayrıntılı bilgi ve tedavi için mutlaka doktorunuza iletişime geçin.

  • Disk mesafesi ve önemi

    Omurlar arasında yer alan disk materyalinin önemli görevleri vardır. Disk, belde maruz kalınan yükleri karşılar, vücudun üst kısmını dik tutar ve belin her yöne hareket etmesini sağlar.

    Disk materyalinin yırtılması sonucu içeriğinin dışarı çıkması günlük yaşantıyı etkiler. Dışarı çıkan disk materyali hemen yakın mesafede bulunan omurilik ve sinir köklerine bası yaparak bel ağrısı ve bacak ağrısına neden olur.

    Disk Nasıl Yırtılır (Bel fıtığı)

    Disk materyali içte daha sulu olan nukleus pulposus dışta anulus fibrosis denilen daha sert bir yapıdan oluşur. Yaşlanmayla beraber içte yer alan nukleus pulposus su yapısını kaybetmeye başlar ve esnek olması gereken disk mesafesi yüksekliği azalır. Disk mesafesi maruz kaldığı yükleri taşıyamaz ve diskin dış kısmında ortaya çıkan yırtıkla beraber dışarıya çıkmaya başlar. Bu süreç genellikle uzun bir zamanı alır.
    Ağır yük kaldırmak yada kontrolsüz bir hareket genelde diskin yırtılmasına neden olabilir. trafik kazası yada yüksekten düşme gibi ani olarak maruz kalınan kuvvetler karşısında disk materyali yırtılabilir.

    Risk Faktörleri Nelerdir?

    Erkeklerde kadınlardan daha sık görülür. Genelde orta yaşlarda görülmekle beraber her yaş grubunda görülebilir. Obezite, ağır işlerde çalışma ve sigara kullanımı bel fıtığı oluşma olasılığını arttırır. Ailesinde bel fıtığı olanlarda görülme sıklığı daha fazladır.

    Bel Fıtığının Bulguları Nelerdir?

    Disk materyalinin dışarı çıkması sonucu yakın komşuluğunda bulunan sinir köküne bası yapması yada burada ortaya çıkan yangı (enflamasyon) ile beraber ortaya çıkan ilk bulgular bel ağrısı ve bacak ağrısıdır. Bel ve bacak ağrısı birlikte görülebileceği gibi iki şikayetten biri de görülebilir.

    • Bel ağrısı

    Genellikle hareket etmekle ve oturmakla artar. İstirahat halinde ağrı genellikle azalır.
    Bacak Ağrısı
    Etkilenen sinir köküne göre bacağın değişik seviyelerine yayılan ağrı olabilir. Ağrı genelde hastalar tarafından keskin ve elektrik çarpması şeklinde tarif edilir.

    Uyuşma-Bacakta kuvvetsizlik

    Hastaların bir kısmında uyuşma ve karıncalanma görülür. Sini kökünün basısına bağlı olarak bacakta kuvvetsizlik yada fonksiyon kaybı görülebilir.

    Kauda Equina Sendromu

    Omuriliğin son kısmının bası altında kalmasına bağlı olarak mesane ile ilgili sorunlar ortaya çıkabilir ve acil olarak tedavi edilmesi gerekir.

  • Kifoz (kamburluk) nedir?

    Hastaların ayaktaki yan skolyoz grafilerindeki torakal eğriliğin normal sınırlar üzerinde olmasına kifoz denir. SRS sınıflamasına göre torakal (T5-T12) eğrilik 10-400 arasında değişmektedir. Torakal kifoz genellikle erkeklerde daha sık görülmektedir.

    Kifoz nedenleri nedir?

    Kifoz genellikle travma, gelişim anomalileri, dejeneratif disk hastalığı, enfeksiyon gibi nedenlere bağlı olarak ortaya çıkar. Bunun dışında serebral palside, muskuler distrofi yada nöromuskuler hastalıklarda, omurga ve omurilik tümörlerinde de görülme olasılığı vardır.

    Klinikte en sık karşılaşılan kifoz nedenleri nelerdir?

    1. Scheuermann Kifozu
    2. Omurga cerrahisi sonrası gelişen kifoz
    3. Travma sonrası gelişen kifoz
    4. Ankilozan Spondilit
    5. NM kifoz
    6. Konjenital kifoz

  • İdiopatik skolyoz nedir?

    Ön-arka direkt grafide 10 derecenin üstündeki eğriliklere skolyoz denir.

    Resim 1. İdopatik skolyozu olan hastanın 3 boyutlu bilgisayarlı tomografi görüntüsü.

    Resim 2. İdiopatik skolyozu olan hastanın ön-arka grafide skolyoz açısının ölçülmesi

    Doğal Gidiş Nasıldır?

    Skolyoz hastalarında eğriliğin artıp artmayacağını belirleyen temel faktörler vardır. Hastanın yaşı, cinsiyeti, ergenlik dönemi, eğriliğin yeri ve derecesi eğriliğin artıp artmayacağını belirler. Kız çocuklarında eğriliğin ilerleme olasılığı daha fazladır. İleri derecedeki eğrilikler, torakal eğrilikler ve çift eğrilikler daha yüksek olasılıkla ilerleme eğilimi gösterir.

    İdiopatik Skolyoz Nasıl Tedavi Edilir ?

    • Egzersiz

    İdiopatik skolyoz tanısı ile takip edilen hastalara uygulanan bilimsel rehabilitasyon programları ile skolyozun ilerlemesinin azaldığı bazı olgularda ise eğriliğin derecesinin azaldığı bildirilmiştir.

    • Hangi Hastalarda Korse Kullanmak Gerekir ?

    İdiopatik skolyozu olan hastalarda tedavinin amaçlarından biri hasta ergenlik dönemini tamamlanıncaya kadar eğriliğinin ilerlemesini mümkün olduğu kadar yavaşlatmaktır. Bu amaçla kullanılan korseler hastanın bedenine uygun şekilde dizayn edilmektedir. Eğriliğin 20-40 derece olduğu ve matüritenin tamamlanmadığı hastalarda korse kullanmak uygun olacaktır. Milwaukee, Wilmington, Spine-Cor ve Boston tipi korseler idiopatik skolyozu olan hastalarda kullanılabilecek korselerdir.

    • Hangi Hastalarda Cerrahi Gerekir ?

    Eğriliğin 50 derecenin üzerinde olduğu hastalarda cerrahi tedavi düşünülmelidir.

    İdopatik Skolyozu Olan Hastalarda Cerrahi Tedavi Planlaması Nasıl Yapılır ?

    Eğriliğin yeri, tipi ve eğriliğin derecesine uygun cerrahi planlama yapılmalıdır. Hastanın hangi omurlarının düzeltme içine katılacağı hangilerinin serbest bırakılacağı cerrahi öncesi çekilen ön-arka, yan skolyoz grafileri ve ayrıca yana eğilme grafilerine göre değerlendirilir.

  • Sinsice ilerleyen sorun: “omurga tümörleri

    OMURGA TÜMÖRLERİ İKİ NEDENDEN OLUŞABİLİR

    Hastada omurga tümörü belirtileri varsa öncelikle tanı netleştirilmelidir. Çünkü tümörler iki farklı türde olabilir. Birincisi direkt olarak omurganın kendisinden kaynaklanan tümörler, ikincisi ise vücudun başka bir yerinde oluşup kan yolu ile omurgaya gelerek yerleşmiş olan tümörlerdir. Bulgular. Bu nedenle omurgada tümör teşhis edildiği zaman, hemen diğer hastalıkların varlığı sorgulanmalı, tüm vücut taraması yapılmalıdır. En sık prostat, meme veya akciğeri kanseri nedeni ile omurgaya sıçramış olan kötü huylu tümörler görmekteyiz.

    “AĞRI” EN SIK RASTLANILAN BELİRTİSİ

    Hasta durmadan omurilik bölgesinde ağrı şikayetleri duyuyorsa, mutlaka hekim kontrolünden geçmesi gerekir. Ağrının en önemli karakteri erken dönemde gece ortaya çıkmasıdır. Ancak hastalık ilerlemişse gece gündüz ağrı olur. Güç gerektiren fiziksel aktiviteler ağrının artış göstermesini tetikleyebilir. Kol ve bacaklarda hissedilen uyuşukluklar, halsizlik ve güç kaybı ise görülebilecek diğer belirtiler arasındadır.

    FİZİKSEL MUAYENE İLE TANI SÜRECİNİ BAŞLATIYORUZ!

    Omurga tümörleri söz konusu olduğunda cerrahi operasyonlar kadar yapılacak tanılar da oldukça önemli. Öncelikle hastanın geçmişte geçirmiş olduğu veya halen devam eden bir hastalığın varlığının tespit edilmesi şart. Tümörün oluşabileceğinden şüphe duyulduğu zaman MR ve grafi gibi yöntemlerle hastanın omurilik ve omurgası görüntüleniyor. Tümör kesin olarak tespit edilmişse, ardından iyi veya kötü huylu olup olmadığını algılamak adına biyopsiye başvurulur. Biyopsi sonuçlarına göre tümörün büyük olduğu tespit edilmişse tek yöntem cerrahi operasyon işlemi uygulamaktır. Ancak burada hastanın yaşı, radioterapi ve kemoterapiye olan duyarlılığı, tümörün iyi veya kötü huylu olup olmaması gibi hususları da göz önünde bulundurulmalı. Hastada ağrı şikayetleri çok fazla ise belirtilerin türüne göre Kordotomi, Ağrı Pompası, Spinal Kort Stimülasyonu gibi cerrahi operasyonlar da yapılabiliyor. Ayrıca tedavi sonrası da oldukça riskli. Çünkü tümörler kendini yenilebiliyor. O nedenle omurga sağlığı açısından hastanın belirli dönemlerde doktoruna giderek MRG ve Radyografi teknikleri, PET gibi tümör taramasından geçmesi önerilir.

  • Ağrı cerrahisi hakkında bilinmesi gerekenler

    Vücudun bazı kısımlarında darbe, kesik ya da yaralanmalardan kaynaklanan ağrılar, çok sayıda geçirilmiş ameliyatlar sonucunda ortaya çıkan ağrılar, tümör-kanser ağrıları gibi ağrılar sürekli bir hal almışsa ve diğer müdahalelerle tedavi edilemiyorsa ağrı cerrahisine başvurmak gerekebilir.

    Kullanılan tedaviler nelerdir?

    Ağrı cerrahisinde kullanılan birçok yöntem olsa da, en etkili yöntemler şunlardır:

    Spinal Kort Stimülasyonu

    · Kordotomi

    · Ağrı Pompası

    Bu yöntemleri kısaca özetlemek gerekirse;

    Spinal Kort Stimülasyonu: Omurilik zarı üzerine, omurilikteki ağrı yolları boyunca elektrotlar (lead) yerleştirilip bir güç kaynağına (pil) bağlanmaktadır. Ağrı yolları pil aracılığı ile uyarıldığı zaman istemediğimiz ağrılar bu yollardan geçememekte ve beyine ulaşamamaktadır. Böylece hasta ağrıyı hissetmez.

    Kordotomi: Omurilikteki ağrı yollarının cerrahi olarak kesilmesi. Daha çok kansere bağlı ağrıların tedavisinde uygulanır. Fantom ağrılarda uygulanabilir.

    Ağrı Pompası: Ağrı pompası vücuda yerleştirilir ve buradan omurilik içindeki suya kontrollü bir şekilde anestezik madde verilir. En sık tümör ve kanser ağrılarında kullanılır.

    Ağrı cerrahisi tedavide olabilecek en son seçenek olmalıdır. Sonuç olarak bu cerrahi hastalığı tedavi etmez. Hastanın ağrıyı hissetmemesi için yapılır. Ayrıca bu ameliyatlardan sonra hastanın düzenli takip edilmesi gerekir. Ağrı cerrahisi, giderilemeyen ağrıların çözümünde çok büyük kolaylık sağlamakla birlikte hemen her türlü ağrıya uygulanması ya da yanlış bölgeye yanlış tedavinin uygulanması çok ciddi sonuçlar doğurabilir. Ağrı cerrahisinin derdinize derman olup olamayacağını öğrenmek için bir uzmana danışmakta elbette fayda var.