Kategori: Beyin ve Sinir Cerrahisi

  • Fibromiyalji ağrılarınız olabilir

    Omzunuza “kulunç” girdi ve geçmeyen sabit bir ağrı mı var ? Boynunuz mu tutuluyor ? Yoksa “damar damar üstüne mi bindi” ? Hiçbiri değil… Çoğunluğu “Fibromiyalji” ağrıları bunlar. En sevdikleri mevsim de sonbahar ve kış.

    FİBROMİYALJİ AĞRILARININ BELİRTİLERİ NELERDİR ?

    Genelde fizyolojik (kas gücü gerektiren meslekler veya sabit-durağan durum/ duruş ) ve psikolojik stresin eşlik ettiği; sırtta daha belirgin olmak üzere yaygın ağrı.

    Uykusuzluk, depresyon, anksiyete, sabit bir yorgunluk hali, uykudan dinlenmemiş olarak kalkmak, IBS (Irritable bağırsak sendromu), unutkanlık, uyuşma, karıncalanma, el ve ayaklarda soğuğa tahammülsüzlük, sabah vücutta tutukluk, baş ve yüz ağrıları, hafızada boşluk hissi, bacaklarda huzursuzluk, çene ekleminde sorunlar, karında gaz ve geğirtiler, ağız ve göz kuruluğu belirtilerin başında gelir.

    Fibromiyalji belirtileri genellikle romatizmal ağrılarla çok karıştırılır. Önce bunu doğru ayırt etmek, “fibromiyalji mi, romatizma mı” sorusunun cevabını bir hekime danışmak gerekir.

    FİBROMİYALJİ AĞRILARI EN ÇOK KİMLERDE GÖRÜLÜR ?

    • Yoğun stres altında yaşayan • Çok uzun saatler çalışan • Spor yapamayan, hareketsiz kişilerde;

    FİBROMİYALJİYE EŞLİK EDEN BULGULAR:

    • Panik Atak

    • Kaslarda sebepsiz kramplar

    • Ani idrara çıkma hissi

    • Adet öncesi gerginlik

    • Görmede olumsuzluklar

    • Işıktan kaçış

    • Sebepsiz baş dönmesi ve işitme kaybı

    • Eklem ve bağlarda gevşeklik

    • İştah anormallikleri

    • Kötü kokulardan ve gürültülerden rahatsızlık

    • Nedensiz terlemeler

    • Göğüs- kalp bölgesinde ağrı ve çarpıntı

    • Deride kuruluk, kaşıntı, renk değişiklikleri

    FİBROMİYALJİDE TEDAVİ YÖNTEMLERİ: Hareketteki bereket, fibromiyalji de de var kuşkusuz. Özellikle pilates gibi esnetme ve gerdirme egzersizleri oldukça etkili. Bol su içmek de fibromiyaljiyle başa çıkmada epey önemli bir rol üstleniyor.

    Klasik tıbbın bize sunduğu birçok ilaç bulguları hafifletmeye ve semptomlara yönelik tedavide işe yarıyor gibi gözükse de, iş her zamanki gibi kafada bitiyor. 2017 yılında Alternative Therapy Health Medicine Journal’da fibromiyalji üzerine hazırladığı habere göre:

    Enerji alanı ve algı değişimi tedavisinin uygulandığı fibromiyalji hastalarının yüzde 70’inde belirgin bir iyileşme ve ilaca bağımlılık oranında azalma olduğu saptanmış.

  • Bel fıtıgı kabusunuz olmasın

    Erişkinlerin %80’i, yaşamlarında en az bir kez ciddi bir bel ağrısı atağı geçirirler. Bu sorun da çoğunlukla yatakta dinlenme ve/veya ilaç tedavisi ile çözülür. Bel ve bacaklara vuran ağrının en önemli nedenlerinden biri; bel fıtığıdır.

    Belimizde 5 omur ve aralarında yastıkcık görevi gören diskler bulunur. Sağlıklı bir disk omurgada tıpkı araba amortisörü gibi şok emici olarak çalışır. Disklerimiz omurgayı yer çekimine karşı ve atlama, çekme, itme gibi güçlü hareketlerden korur.Yatma dışındaki tüm hareketlerde özellikle ayakta ve uzun süre oturmada, omurgamiza ve disklere yükleniriz.

    Fıtıklaşma diskin merkezindeki çekirdek dışarı doğru basınç yapmaya başladığında oluşur.Fıtıklaşan disk bel ağrısı oluşturabilir veya omurilikten çıkan sinir köklerine bası yapıp bacak ağrısına neden olabilir.

    Bel ve bacak ağrısı şikayetiyle başvuran hastaları öncelikle muayene ederek , gerekli laboratuvar ve radyolojik incelemeleri(BEL MR) sonucunda tanınızı belirledikten sonra tedavi planlarız.Kuvvet kaybı omayan Bel MR ında belirigin fıtığı olmayan hastalarda istirahat, ilaç tedavisi, fizik tedavi uygulamaları, ağrı tedavisine yönelik girişimsel uygulamaları içeren tedavilerdir.

    Cerrahi tedaviye karar vermemizde temel etkenler: Yatak istirahati , ilaç tedavisi ve fizik tedaviye rağmen ağrısı geçmeyen, sosyal ve iş yaşantısı etkileyen ,bacak ve/veya ayakta ciddi kuvvet kayıpları ortaya çıkan hastalardır. Cerrahi girişimler bu gün hızla gelişmekte, hasta kısa sürede eski yaşantısına dönmektedir. Tedavisinde gecikilen vakalardaysa, ağrılar ve felçler kalıcı olabilmektedir.

    Cerrahi tedavide amaç, ağrı ve bacakta güçsüzlüğe neden olan fıtıklaşmış diskin sinire olan basısının ortadan kaldırılmasıdır. Bel fıtığı olan hastada günümüzde mikrocerrahi tekniği ile mikrodiskektomi (kapalı ameliyat )ameliyatı önerilir.

    Bel ve bacak ağrılarınızdan yarım saatte kurtulmak mümkün.

    Mikrodiskektomide daha küçük (1-2cm)cilt kesisi kullanılarak, hastanın ameliyat sonrası dönemini daha rahat ve ağrısız geçmesine neden olur. Hastalar ameliyat sonrasında 5 saat sonrasında ayağa kalkar ,tuvalet gereksinimi yardımsız görebilir .Ameliyattan 1 gün sonrada hastaya egzersiz programı ve günde en az 1 saat tempolu yürüyüş önerilerek taburcu edilir. Kullandığımız mikroskop hastaların ameliyat sonrası erken dönemde işlerine ve sosyal hayata dönmelerini sağlar.

  • Omurga kırıklarının ameliyatsız ve bıçaksız tedavisi

    Omurga kırıklarının ameliyatsız ve bıçaksız tedavisi

    Vertebroplasti omurganın ön kısmında bulunan gövde bölümünün kırılması, kanser nedeni ile hasara uğraması ya da doğuştan gelen bazı damar hastalıklarının tedavisi için kullanılan özel bir girişimsel tedavi yöntemidir.

    Vertebroplasti işlemi sırasında, lokal anestezi altında ve radyolojik kontrol ile, hasara uğramış olan omurga kemiği içerisine özel bir kimyasal madde ( kemik çimentosu ) enjeksiyonu yapılır ve kemik sağlam hale getirilir.

    Hangi durumlarda vertebroplasti yapılır?

    Vertebroplasti en sık olarak osteoporoza bağlı omurga kırıklarında uygulanır. Halk arasında kemik erimesi olarak tanınan osteoporoz, kemik yoğunluğunu azaltır, kemiklerin sertliklerini azaltıp daha dirençsiz ve kolay kırılabilir hale gelmelerine yol açar. İleri yaştaki hastalarda basit düşmeler, çarpmalar, ağır kaldırmalar omurga kemiklerinde kompresyon kırığı olarak adlandırdığımız kırıklara yol açabilirler. Aynı biçimde kemikte erimeye neden olan kanser metastazları, hemanjiom, myelom olarak adlandırılan hastalıklarda da vertebroplasti yöntemleri kullanılır.

    Vertebroplasti nasıl yapılır?

    Her iki işlem de genel anestezi uygulaması gerektiren işlemler değildir, lokal anestezi ve damardan uygulanan sakinleştirici ilaçlar yardımı ile yapılabilirler. Yüzüstü pozisyonda, hastanın kırığının bulunduğu seviye steril olacak şekilde temizlenir, fluoroskopi adını verdiğimiz özel bir görüntüleme sistemi ile kırık kemik görüntülenir. İşlem sırasında sürekli olarak radyolojik kontrol yapılır.

    Cildin kesilmesi gerekmez, sadece özel iğnenin geçebileceği kadar birkaç milimetre uzunluğunda bir cilt kesisi yeterlidir. Sürekli olarak radyolojik kontrol altında iğne kemiğin kırık bölgesine kadar uzatılır ve daha sonra iğnenin içinden kemik çimentosu enjekte edilir. İşlem yapılacak uygulamanın çeşidine göre, 15 dakika ile 30 dakika arasında sürer. Birkaç dakika içinde, enjekte edilen kemik çimentosu kemiğin içinde sertleşmeye başlar ve bir saat içinde tamamen donar.

    Ağrı ne zaman geçer?

    Vertebroplasti ve kifoplasti işleminden hemen sonra ağrı kaybolur. İşlem ertesinde çoğu hastada ağrı kesici ilaçları kullanmaya dahi gerek kalmaz.

    Avantajları nelerdir?

    Özellikle ileri yaştaki hastalarda haftalar ya da aylar süren yatak istirahati, korse gibi uygulamaların zorluğu ve ortaya çıkardığı diğer sağlık sorunları, uzun süre devam eden ağrının kontrolündeki güçlük gibi sıkıntılardan hastayı kurtardığı için bu tedavi yöntemleri son derece önemli avantajlara sahiplerdir. Vertebroplasti yöntemleri ile tedavi edilen hastaların neredeyse tamamı, ağrının % 90 ının bıçak gibi kesildiğini ifade ederler.

  • Omurilik felcinin tedavisi

    Omurilik felcinin tedavisi

    1-Omurilik stimulasyonu (uyarıcı pil takılması)

    omurilikten elektrik stimülasyonu ile ayaklarını hareket ettirmeye dayanan bir yöntemdir. Bu sayede felçli hastalar yıllar sonra ilk kez ayak parmaklarını, bilekleri dizlerini hareket ettirebiliyorlar ama kendi kendilerine yürüyemiyorlar. Normalde insan omuriliği yüksek hızlı tren rayı gibi çalışarak, beyinden gelen mesajları vücudun diğer bölümüne taşıma görevini yapar. İşte bu iletim hattında bir hasar olursa mesajlar vücudun diğer bölümlerine aktarılamaz. Omurilik felci geçiren insanların belden altında tüm his ve hareket kabiliyeti kopabiliyor. Omurilik pili bu bağlantıyı kurarak hastanın bacaklarını oynatmasına ve hissetmesine fayda sağlamaktadır.

    2-Omurilik (kök hücre) nakli

    Omurilik nakli, Omurilik nakli aslında omur nakli olarak bilinmekte fakat bu bilgi yanlış anlaşılmaktadır. Omurilik nakli aslında kök hücre naklinden ibarettir. Felç geçirmiş hastaların tedavi şekilleri arasında kök hücre tedavisi de yer almaktadır. Hasta olan kişi ile kök hücre örnekleri alınacak kişi arasında kök hücre naklinden ibarettir. Sinirleri yıpranmış veya hasar görmüş felç hastalarının çoğunda işe omurilik nakli işe yaramaktadır. Fakat herkes de aynı etki gözlemlenemiyor, bazı hastalarda kök hücre nakli başarısız olabilmektedir. Kök hücre nakli için her iki taraf içinde doku uyumu ve testlerin tutarlı olması gerekmektedir. Genellikle akraba olan kişilerde bu tutarlılıklar gayet yüksek olmaktadır. Donör olacak kişinin sağlam ve hiçbir hastalığının olmaması da çok önemlidir. Hastanın omurilik nakli olmadan önce tüm tetkiklerinin yapılmış olaması gerek, herhangi bir hastalığının olup olmadığı belirlenmelidir. Hastaya donör olacak kişininde aynı şekilde tüm sağlık kontrolleri yapılır. Uygunluk tespit edilip onay verilir ise, ameliyat süreci başlamış olur. Donör olan kişinin kemik iliği hücreleri alınır. Genellikle leğen kemiğinden alınır. Felç veya kısmi felç olan hastaya kök hücreler omurilik bölgesine nakil edilir. Kök hücre nakli günümüz şartlarıyla gayet basit bir hal almıştır. Sadece omurilik nakli için değil, birçok kök hücre nakil şekilleri vardır. Hastanın durumuna ve hastalığa göre farklı olarak nakil şekilleri yapılmaktadır.

  • Omurilik felci nedir nasıl oluşur

    Omurilik felci nedir nasıl oluşur

    Omurga ve omurilik anatomisi sayfasında ana hatlarıyla belirtilen omurilik işlevleri, çeşitli sebeplerle kaybedilebilir. Omuriliğin işlevini kaybetmesi için hastalık ya da travmaya bağlı bir baskıya uğraması gerekir. Uğradığı bu baskı sonucu hasar gören bölgeler iletişim görevini yapamaz hale gelir. Daha başka bir deyişle, organlarla beyin arasındaki irtibat, hasar gören bölgeler ve aşağısında kaybedilir.

    Omurilik Felcinin Sebepleri

    A. Travmalar

    Trafik Kazaları

    Yüksekten Düşmeler

    Sportif Yaralanmalar (Sığ suya balıklama Atlama vb.)

    Ateşli Silah Yaralanmaları

    İş Kazaları

    Doğal Afetler

    B. Hastalıklar

    Omuriliğin içinde, çevresinde ve omurgada gelişen bir hastalığın, omuriliği sıkıştırması, baskıya uyğratması ya da zedelemesi sonucu omurilik felci ortaya çıkabilir. Bu bastalık grupları şu başlıklar altında toplanabilir:

    Urlar (Tümörler): Omurga-omurilik bölgesinde oluşan urların omuriliğe baskı yapması sonucu omurilik felcine sebep olabilir.

    Enfeksiyonları: Omurga veremi (pott), menenjit vb enfeksiyon hastalıklarının omuriliği deforme etmesi sonucu omurilik felcinin oluşmasına sebep olur.

    Yumuşak Doku Hastalıkları: İleri Derecede omurga fıtıkları, Omurgayı çevreleyen dokulardaki (Ligamanlar) deformasyonlar vb, yumuşak dokularda gelişen hastalıklar da omurilik felci meydana getirebilir.

    Omurilik felcinin etkileri

    Tetraplegia: Omuriliğin boyundan zedelenmesi sonucu kolların hareketi,gövdenin hissi,bacakların hareketi tamamen yok olur. Kişi nefes alma ve öksürmede güçlük çeker. Yüzünü, boynunu, omuzlarını, ellerini ve kollarını hissedebilir fakat gövdesini ve bacaklarını hissedemez.

    Parapleji: Parapleji, genel olarak boyundan aşağıdaki kısımlarında meydana gelen zedelenmelere bağlı olarak gerçekleşen felçl türüdür. paraplejide temel olarak bacakların oynatılamamakla birlikte, jhasarın seviyesine göre iki kategoride ele alınmaktadır.

    OMURİLİK ZENDELENDİKTEN SONRA İYİLEŞİRMİ?

    Omurilik zedelendikten sonra tekrar tedavi edilmez ve tekrar büyümez.Eğer omurilik “omurga şoku”u atlatabilirse birtakım iyileşmeler olabilir. Omurga şoku her omurilik zedelenmesinden hemen sonra ortaya çıkar, omurilik çalışmasını durdurur ve kişi hareket edemez. Omurga şoku bir kaç saatten 6 haftaya kadar sürebilen bir zaman dilimi sürebilir ve bu şok esnasında omuriliğin ne derece zedelendiğini saptamak zordur. Eğer omuriliğin şişme, kanama, çürümesi biterse birtakım iyileşmeler olabilir fakat iyileşme genelde omurilik zedelenmesinin ilk 6 aylık süresi içerisinde gerçekleşir. Omurilik tamamen zedelenmediyse, kişi zedelenme tarihinden 2 yıl sonrasına kadar iyileşme belirtileri gösterebilir fakat aradan ne kadar çok zaman geçerse, iyileşme şansı o kadar azalır. Eğer omurilik bir hastalık ve ya tümör sebebiyle zedelenmişse, tamamen iyileşme ihtimali mevcuttur.

  • Karpal tünel sendromu (el-bilek kanalında sinir sıkışması hastalığı)

    Karpal tünel sendromu (el-bilek kanalında sinir sıkışması hastalığı)

    Karpal kanal sendromu; median sinirin el bileğindeki geçtiği kanal içinde sıkışması sonucu oluşan hastalıktır. “Karpal kanal” denilen yapı, bilek seviyesinde yer alır ve üst kısmında kalın bir band şeklinde yapı ile örtülüdür. Bu kanalın içerisinde parmaklarımızın hareketini sağlayan tendonlar ile median sinir yer alır. Median sinir, esas olarak parmakların (baş, işaret, orta ve yüzük) hissetmesini ve parmakları bazı hareketleri yapmasını sağlar. Kanalı daraltan nedenler, median sinirin kanal içinde baskı altında kalması ile sinirin görevindeki bozulmalar el-bilek hastalığını oluşturur.

    Gece artan uyuşma, karıncalanma ve ağrıya dikkat edilmelidr

    Karpal tünel sendromunun ilk bulguları; parmaklarda uyuşma, karıncalanma ve his bozukluğudur. Elde, parmaklarda ve kola yayılan ağrılar olur. Bu sorunlar geceleri daha fazla görülmektedir hatta kişileri uykusundan uyandıracak derecede rahatsız edici olabilir. Ellerini sallayarak, sıkıştırıp ovalayarak rahatladıklarını ifade ederler. Yine elini zorladığı (sıkma, temizlik) işlerde ağrı ve uyuşukluğun arttığını söylerler. Ağrı ve uyuşukluk bazen kola bazen de omuza, boyuna kadar yayılır. İlerleyen durumlarda başparmak kaslarında erime, güçsüzlük ile tutma ve kavrama hareketlerinde zorlanmalar oluşur.

    Hastaya EMG (sinir ölçümü) testi yapılır teşhis kolayca konulur başlangıç aşamasında olanlar için el ameliyat dışı tedaviler yapılır.

    Eğer EMG sonucunda orta veya ileri /ağır karpal tünel teşhisi konulursa ameliyat edilmelidir.

    Ameliyat lokal anestezi ile avuç içinden yapılır ve 10 dk süre içinde yapılır.

    Ameliyat sonrası hasta elini kullanabilir.

  • Lazer (nükleoplasti) ile bel fıtığı ameliyatı

    Lazer (nükleoplasti) ile bel fıtığı ameliyatı

    Lazer ile ameliyatsız bel fıtığı tedavisi hastaya hiçbir zarar vermeden, cildi kesmeden, sinirlere, kemiklere, damarlara dokunmadan yapılır. Omurga kemikleri arasında bulunan yıpranmış disk ekleminin içine özel iğneler yardımı ile ulaştırılan lazer enerjisi eklemin bir kısmını buharlaştırmaktır.

    Bel fıtığı ameliyatında olduğu gibi eklemin önemli bir kısmı çıkartılmaz. Lazer ile eklem içinde yaratılan çok küçük bir hacim azalması bile, önemli bir basınç azalmasına neden olarak bel ağrısı ve siyatik ağrısının kaybolmasını sağlar.

    Lazer tedavisi için yıpranmış ve fıtıklaşmış haldeki disk eklemi içine lazer enerjisini çevredeki önemli sinir dokuları ve diğer dokuları zedelemeden ulaştırmak amacıyla bir yandan işlemi çok ince mikro fiber optik bir kateter ile yapmak, diğer yandan da işlem sırasında sürekli olarak, aletlerimizin yerini tam olarak bilmek için radyolojik kontroller yapmak zorundayız.

    Lazer enerjisini disk eklemi içine ulaştırmak amacı ile kullandığımız özel fiber çubuklar, yarım milimetreden daha ince, 400 mikrometre çapındadırlar. Doğal olarak bu işlemi uygularken, çıplak gözle yapılan ameliyatlarda olduğu gibi 4-5 cm. ya da mikrocerrahi yönteminde olduğu gibi 1,5-2 cm. ölçüsündeki cilt kesilerine ihtiyaç duymuyoruz.

    Milimetrenin yarı çapındaki lazer kateterini çok ince bir iğne yardımı ile ve cildi hiç kesmeden yerine ulaştırıyoruz.Lazer ile bel fıtıklarının tedavileri hastanede yatış gerektirmez, işlemden yarım saat ile bir saat sonra hasta evine döner.

    İşlemden birkaç saat sonra normal işine dönmesinde sakınca görmediğimiz hastalarımızın, birkaç hafta süreyle ağır kaldırmak, öne eğilmek gibi hareketlerde bulunmamalarını ve spor yapmamalarını önermekteyiz. İşlemin hemen ertesinde genellikle ağrılarda hafifleme saptansa da, tam ve kalıcı sonuçları ortaya çıkartacak fıtık büzüşmesi birkaç haftayı bulabilir.

  • Lazer ile kireçlenme (faset artrozu/ spondiloz) tedavisi

    Lazer ile kireçlenme (faset artrozu/ spondiloz) tedavisi

    Faset sendromu özellikle 50’li yaşlardan sonra bel ağrısının en sık görülen nedenidir. Buna rağmen faset sendromu bir yandan halk arasında, diğer yandan da doktorlar tarafından yeterince tanınmayan, ihmal edilen ve üzerinde durulmayan bir hastalıktır.

    Doğru teşhis koyulamamış, anlaşılmamış, yeterince tedavi edilmemiş birçok bel ağrısı hastası, uzun süreli ( kronik ) bel ağrıları nedeni ile doktor doktor dolaşırlar, değişik ağrı kesici ilaçlar alırlar, sonu gelmeyen ve yeterince fayda görmedikleri fizik tedavi uygulamalarından fayda umarlar. Ağrılarına çare bulamayan bir kısım hasta ise bel ağrısını tedavi ettiklerini iddia eden birçok tıp dışı uygulamacının kapısını dahi çalar, internette ya da televizyonda gördükleri hiçbir işe yaramayan istismar amaçlı ürünlerden fayda beklerler.Halbuki omurganın arka yüzünde bulunan faset eklemlerin yıpranması sonucu ortaya çıkan faset sendromuna bağlı kronik bel ağrısının tedavisi vardır, son derece basit işlemlerle hastaların yaşam kaliteleri önemli ölçüde artar.

    Faset eklemler omurganın arka yüzünde yer alan ve omurları birbirine bağlayan eklemlerdir. Faset eklemler, boyun bölgesinden başlayarak, bel bölgesinin en alt kısmına dek her bir omur kemiğinin arka yüzeylerinde bulunurlar ve omurganın hareketinde önemli rol oynarlar.

    Yaşlanma nedeni ile eklemlerde gelişen kireçlenmeler, beli düzenli olarak zorlayan ağır işlerin ya da sporların uzun süre devamı, darbeler gibi nedenlere bağlı olarak faset eklemlerde oluşan yıpranmalar şiddetli boyun, sırt ve bel ağrılarına sebep olabilir.

    Faset sendromu belirtileri nelerdir?

    Faset eklem yıpranmasına bağlı ağrılar, bel fıtığı ağrısından farklı olarak daha çok bel bölgesinde görülür, belin yan kısımlarına, kalçaya ve bacağın üst kısmına yayılabilir fakat siyatik ağrısında olduğu gibi bacağın arka kısmından ayağa ve parmaklara kadar inmez.

    Bel fıtığı ağrısı öne eğilmekle artış gösterirken, faset sendromuna bağlı bel ağrısı daha çok geriye yaslanmak ve yana dönmekle şiddetlenir.Çok ileri seviyelerde faset eklem yıpranmaları, hipertrofi olarak adlandırdığımız, eklemin hacim olarak artması, büyümesi durumunu ortaya çıkartabilirler. Bu durumlarda omurilikten çıkan sinirler de baskı altında kalabilirler ve ağrı siyatik ağrısı oluşturarak bel fıtığı ya da boyun fıtığı ağrısını taklit edebilir.

    Faset eklem sendromu tedavisi nasıl yapılır?

    Faset eklem sendromu tedavisinden önce teşhisin doğru koyulması gereklidir. Bu nedenle hastanın şikayetlerini anlatırken hangi durumlarda, hangi hareketlerin ağrıyı ortaya çıkarttığına dikkat etmek gerekir. Bel bölgesine yapılacak MR, Tomografi gibi radyolojik incelemelerde faset eklemlerin yapısı özellikle incelenmelidir. Faset sendromundan şühelendiğimiz bir hastada öncelikle teşhis koymak amacı ile faset eklem blokajı adını verdiğimiz işlemi uygulamaktayız. Bu uygulama, faset ekleminin sadece ağrı duyusundan sorumlu olan sinirin lokal anestezi ilaçları ile geçici bir süre uyuşturulması işlemidir. Bu işlem ertesinde faset eklemlerden kaynaklanan ağrı hissedilmeyecektir.

    Hastanın şikayetleri ortadan kalkar ise, kronik bel ağrısının sorumlusu bulunmuştur, faset sendromu teşhisi koyulabilir. İkinci aşamada ise, faset eklemlerin sinirlerini kalıcı olarak hastanın ağrıyı hissetmeyeceği biçimde yakmak gerekir. Bu işleme faset eklem denervasyonu adını vermekteyiz. Bu sinirlerin eklemdeki ağrı hissini iletmek dışında başka bir görevleri yoktur, sinirlerin yakılmaları başka bir fonksiyon kaybına neden olmaz, sadece bel ağrısı ortadan kalkar. Bu tedavi yöntemleri “Fluoroskopi” adını verdiğimiz radyolojik görüntüleme yöntemi kılavuzluğunda gerçekleştirilir. İşlemler için genel anesteziye gerek yoktur, damardan yapılan sakinleştirici ilaçlar ve lokal anestezi uygulaması işlemin ağrısız bir şekilde yapılması için yeterlidir. Fluoroskopi cihazıyla faset eklemleri ve eklemlerin sinirlerinin geçtiği yerler görüntülenir. İlgili noktaya özel iğnelerle girilerek ilaç enjeksiyonu ya da radyofrekans ile termokoagülasyon uygulaması yapılır.

    Radyofrekans ile termokoagülasyon, radyo dalgalarının kontrollü bir şekilde oluşturduğu ısı etkisi ile siniri yakma işlemidir. İşlemin uygulanacağı eklem sayısına göre işlem süresi 10 ile 20 dakika arasında değişebilir.

  • Spondilolistezis (bel kayması)

    Spondilolistezis (bel kayması)

    SPONDİLOLİSTEZİS (BEL KAYMASI ) TEDAVİSİ

    İki komşu vertebradan üstteki vertebranın alttaki vertebraya göre öne doğru kayması veya yer değiştirmesidir.

    Bulgular:

    – Bel ve bacak ağrısı

    – Yürümekle artan ve belirli bir mesafede durmasına ve çökmesine yol açan bacaklarda ağrı ve kramp gelişmesi

    Konservatif tedavi ;

    Konservatif tedavide; Bazı hareketlerin kısıtlanması, analjezik-antienflamatuar ilaçlar, lokal enjeksiyonlar, elektroterapi, masaj, sıcak uygulama, egzersiz ve korse uygulanabilir.

    Cerrahi tedavi;

    İlerleyen Nörolojik kayıpları (sinir zaafiyeti) olan hastalar – İlaç tedavisi ve fizik tedaviye rağmen şikayetleri geçmeyen hastalar – Duruş ve yürüyüş bozukluğu olan hastalar ameliyat edilir.

    Tedavinin Amaçları:

    Bel ve bacak ağrılarını gidermek, kaymanın ilerlemesini önlemek, instabil (oynak) segmenti stabil (sabit) hale getirmek, duruş ve dengeyi düzeltmektir.

    Tedaviler

    Tedavi de sıkışan sinirler serbestleştirilerek kaymanın olduğu omurgalar vida (platin) ile tespit edilir.

  • Kafamı çarptım, başım ağrıyor…

    Kafamı çarptım, başım ağrıyor…

    Kafaya alınan darbe ve hasarlardan sonra baş ağrısı sorununa sık rastlanır. Alınan darbelerden sonra görülen baş ağrısı sorunu ciddi sorunların habercisi olabileceğinden kesinlikle ihmal edilmemeli ve mutlaka alanında uzman bir doktora başvurulmalıdır.

    Kafa bölgesine alınan darbe ve hasarlar baş ağrısı sorununa neden olabilmektedir. Vücutta kafa bölgesi sürekli olarak dış ortamla hareket ve temas halinde olduğundan, kazaya – darbeye oldukça müsaittir. Özellikle kafanın sert bir eşyaya çarpması ya da geçirilen kazadan ötürü kafanın darbe alması sonrasında baş ağrısı şikayetine sık rastlanır. Baş ağrısıyla birlikte kafa bölgesinde şişlikler de baş gösterebilmektedir. Hissedilen ağrının seviyesi, alınan darbenin şiddetiyle ilintili olduğundan değişiklik gösterebilmektedir.

    Kafa bölgesine alınan şiddetli darbe ve hasarlar beyin kanaması gibi hayati önem taşıyan sorunlara yol açabilmektedir. Kimi zaman kafaya alınan darbenin üzerinden vakit geçtikten sonra dahi konuşma bozukluğu veya vücudun tamamında uyuşma hissi gibi sorunlar belirebilmektedir. Bu problemler genellikle alınan darbeyle ilintili olmaktadır. Eğer kafaya çok şiddetli darbe alındıysa, her ihtimale karşı bir an evvel doktora gidilmeli ve gerekli tetkikler yapılmalıdır. Darbe ve hasardan sonra hemen doktora gitmek ve gerekli incelemelerin yapılması, beyin kanaması riskini büyük ölçüde azaltıcı bir etkendir.

    Beyin Kanaması Olabilir mi?

    Kafa bölgesine alınan darbe ve hasarlar beyin ile beyin zarı arasında yer alan damarların yırtılmasına, hasar almasına neden olabilmektedir. Hasar alan damarların yırtılması durumunda ise beyin kanaması sorunu meydana gelir. Beyin kanaması rahatsızlığının en bilindik nedenlerinden biri kafaya alınan darbe ve hasarlardır. Her seferinde şiddetli darbeler beyin kanamasına yol açmaz. Kimi zaman kafa bölgesine alınan küçük hasarlar dahi beyin kanaması sorununa sebebiyet verebilmektedir.

    Yaşlılık döneminde vücuttaki doku ve deriler incelme gösterir. Beyin dokusu da bu dönemde inceldiğinden ve zayıfladığından bu süreçte beyin kanaması riski artar. Yaşlılarda ufak darbeler bile beyin kanamasını tetiklemeye yetebilmektedir. Bu yüzden kafaya alınan darbe sonrasında derhal doktora gidilmesi önerilir.

    Çarpma sonucu baş ağrısı problemi beyin kanaması gibi ciddi sağlık sorunlarının işaretçisi olabilir. Eğer alınan darbeden sonra baş ağrısı problemi geçmiyorsa, kesinlikle ihmal edilmemeli ve mutlaka doktora başvurulmalıdır.