Kategori: Beyin ve Sinir Cerrahisi

  • Omurga yaraları

    Spinal travmalar yüksek mortalite ve morbidite oranları ile seyreden ve sonuçları ile bireyi ve toplumu etkileyen travmatik lezyonların
    başında gelmektedir.

    Kısa sürede ve doğru müdahalenin prognozu etkiliyor olması, hastanın tetkik ve tedavisinin yeterli olarak yapılabileceği merkezlere ihtiyaç duyulmuş ve bu amaçla bazı ülkelerde spinal travma merkezleri kurulmuştur.

    Bu merkezlerde spinal travmalı hastalara ilk müdahalenin daha hızlı ve standardize yapılabilmesi önemlidir. Tarihçesi çok eskilere dayanan bu yaralanmalar endüstri çağına paralel olarak artan trafik ve iş kazaları, yüksekten düşme, endüstriyel yaralanmalar, ateşli silah yaralanmaları, spor yaralanmaları nedeniyle sıkça görülmektedir. ABD’de bir milyonda 30 kişi spinal travma riski altında olduğu kabul edilmektedir.

    Spinal travmalar gençlerde daha yüksek oranda görülür.Ortalama yaş 33.5 olarak literatürde belirtilmiştir. Erkek bayan oranı 4 de 1’dir.En
    önemli sebep trafik kazalarıdır.

    ABD’de yılda 1000.000’de 30 oranında kişinin spinal travma riski taşıdığı kabul edilmektedir. görülmektedir .Günümüzde artan trafik kazaları yanında ,iş kazaları ve yüksekten düşme sonucu vertebra kırıklarında artış sözkonusudur. Literatürde vertebra zedelenmeleri 15-34 yaş arası erkeklerde sık rastlandığı bildirilmektedir.

    Çalışmamızda da en sık 13 (%30.2) hasta ile 15-30 yaş arası olgularda vertebra zedelenmesi gözlendi. Spinal travmaların en sık nedeni trafik kazalarıdır. Hagen ve ark’nın yaptıkları bir çalışmada, düşmeler %45, motorlu taşıt kazası %35 olarak bildirilmiştir.

    Burney ve ark’nın yaprığı çalışmada taşıt kazası %40,düşmeler %20,ateşli silah yaralanmaları %13.6 olarak bildirilmiştir. Meyer ve ark spinal travma nedenlerini trafik kazaları %42, düşmeler % 22.8 olarak bildirmişlerdir. Çalışmamızda ise yaralanma mekanizmaları incelendiğinde yüksekten düşmeler %60.4, trafik kazaları % 34.8 ve suya dalma % 4.6 oranda bulunmuştur.

    Literatürdeki çalışmalardan görüldüğü gibi yüksekten düşmeler ve trafik kazaları en sık karşılaşılan travma nedenleridir. Hagen’in
    çalışmasında olduğu gibi çalışmamızda düşmeler ilk sırada yer almıştır. Etyolojinin bölgeler ve ülkeler arası farklılıklar gösterdiği
    görülmektedir.

    Bölgenin coğrafi yapısı ve sosyoekonmoik nedenleri yüksekten düşme olgularının ilk sırada görülmesini açıklayabilir.

    Hagen ve ark’nın 238 hastayı içeren serilerinde etkilenen bölgelere göre dağılım incelendiğinde % 50 servikal, %33 torasik, %18
    lomber bölgedeki vertebranın zedelendiği bildirilmiştir.

    Meyer’in 2195 olgusundan 1372’si (%61) servikal bölgededir (7). Çalışmamızda %60.4 servikal ,%23.2 torakal ve %16.4 ile lomber bölgedeki vertebraların etkilendiği görüldü.Hagen ve Meyer’in çalışmalarında olduğu gibi çalışmamızda ilk sırada servikal bölgedeki travmalar yeralmaktadır. Alker’in yaptığı bir çalışmada 312 servikal vertebra kırığından %22’si , Bucholz’ın 112 olgusundan %21 üst servikal bölgede olduğu saptanmıştır. Bizim serimizde olguların 11’i (%42.3) üst servikal ,15’i (%57.69) alt servikal bölgede patoloji vardı.

    Spinal kanalın en hareketli segmentleri ( C4,C5,C6, T12, L1,L2) olduğundan injüri riski bu segmentlerde oldukça yüksektir.

    İnjürilerin %10’u servikotorasik bölgede meydana gelir. Torakal bölgede spinal kanal daha dar olup, vertebralar fixe olup, toraks kafesi ile
    eklemleşir, injüri olabilmesi için daha büyük kuvvet gerekir. Torakolomber bileşke daha hareketli olduğundan ikinci sıklıkla injüriler bu
    bölgede görülür.

    Meyer akut spinal yaralanmalı olgular serisinde %42.9 oranında multıpl travma olduğunu bildirmiştir. Apuzzo ve ark. 45 olguluk
    serilerinde olguların %17.8’inde serebral kotüzyo , % 9.8’inde kraniyal fraktür, % 4.4 ünde pulmoner, %4.4’ünde abdominal yaralanma
    olduğunu bildirmişlerdir(14).Bizim olgularımızın; %6.9 serebral lezyon , %11.6 toraks patolojisi, %2.3 multipl extremite fraktürü varken
    %79 ek bir patoloji yoktu.

    İlk muayenede saptanan spinal kord yaralanması tiplerinin oranları Zileli ve arkadaşlarının 1989 yılında Ege bölgesinde yaptıkları
    çalışmada:bulgu yok (%32),tetraplejik(%10),tetraparetik(%10),paraplejik(%13),paraparezik(%6),kauda equina lezyonu(%12)(15)iken
    çalışmamızda bu oranlar: ( %4.6) paraparezi,(%16.2)parapleji,(%11.6) kuadripleji , 29 olguda (%67.4) nörolojik defisit yok şeklinde idi.

    Amerika’da motorlu taşıt kazaları sonucu medulla spinalis yaralanmaları sonucu yılda 6000 kişinin öldüğü rapor edilmiştir.Burney
    ve ark çalışmasında spinal yaralanmalı hastaların hastane mortalitesi %17 olarak bildirilmiştir(10).1999 yılında KTÜ İlk ve Acil Yardım
    Anabilm Dalında yapılan epidemiyolojik bir çalışmada; 651 travma hastasının 39’u(%6) spinal travma olup mortalite % 5.1 olarak
    bulunmuş idi . Bu çalışmada ise mortalite % 6.9 olarak bulundu.

    Spinal travmalar yüksek morbidite ve mortalite ile seyreden toplumu etkileyen travmatik lezyonların başında gelmektedir. Hastanın
    kısa sürede acil olarak stabilizasyonu sağlanarak ileri bir merkeze transportu gerekmektedir. Spınal travmadan şüphelenilen tüm

    hastaların nörolojik muayenesi yapılmalı radyolojik tetkikleri yapılmalı immobilizsyonu sağlanmalı ve ek patolojiler varsa bunlara yönelik
    tedaviler uygulanmalıdır.

    Omurga operasyonlarından sonra dikkat edilmesi gerekenler

    Herhangi bir sebeple omurga operasyonu olan hastamızı bekleyen ve unutmaması gereken bilgiler şunlardır;

    Hiç bir yapılan cerrahinin yaradılıştan gelen vücüt yapısını sağlaması mümkün değildir. Yapılan cerrahi sizin kazancınız ve
    mutluluğunuz ve geleceğiniz için yapılmıştır.

    Size yapılan omurga cerrahisinin amacı yaradılıştan gelen vucut yapısına yakın fonksiyon gören bir sistem oluşturulmasıdır.
    Sonuçta omurga cerrahisinde yaradılıştan gelen vücut yapısına dışardan yerleştirilen enstrumantlar konulmaktadır.

    Bu enstrumantların sayısı ve türü var olan soruna göre değişmektedir. Bu enstrumanatların vucuda uyum sağlaması gereklidir. Örneğin bir diş dolgusunda bile alışma süresinin olması gibi. Enstrumantların vucuda alışma süresi 6 ayla 1 yıl arasında değişmektedir.

    Omurga cerrahisinde de tüm tedavi şekillerinde olduğu gibi kazançlar yanında kayıplarda söz konusudur.Önemli olan kazancın
    büyüklüğü olmalıdır.

    Omurga cerrahisinde hastalarımızın en çok şikayet ettikleri konular;

    1.Hareketlerimi istediğim gibi yapamıyorum: Yapılan ameliyatın seviyesine göre değişmek üzere omurga ameliyatlarında hareket
    kısıtlılığı ortaya çıkar. Bu hareket kısıtlılığının derecesi kabaca yapılan her omurga segmenti için yaklaşık %5 olmaktadır. Aslında var
    olan omurga sorunları hastalarda omurga operasyonu yapılmamış olsa da hareketlerini istediği gibi yapma sorununu
    mutlaka taşımaktadır. Ancak omurga cerrahisinde kazanç ağrının ortadan kaldırılması ve gelişmiş ve gelişmesi muhtemel sinir kayıpların
    önüne geçilmesidir.

    2.Otururken batma hissediyorum, ağırlık varmış hissediyorum: Bu gibi şikayetler enstrumantlara vucudun alışma sürecinde olan
    rahatsızlıklardır. Şunu unutmamak gerekir bu enstrumantlarla zaman geçitkçe alışacak ve vücudunuzun bir parçası olarak kabul
    edeceksiniz.

    3.Düştüm platinlerim kayar, kırılır endişesi: Usulüne uygun yerleştirilmiş platinlerin küçük haretlerle kayması ve kırılması mümkün
    değildir. Ancak yaşlı hastalarda ilerleyen kemik erimesi söz konusu olduğunda platinlerde hareketlenme gelişebilir. Ağır kazalarda
    veya darbelerde platinlerde kırılma olabilir. Bilindiği üzere her maddenin belirli bir dayanma gücü vardır. Süre geçtikçe metaller yorulur.
    Buna metal yorgunluğu adı verilir.

    4.Belime takılan platinlerin belirli bir süreden sonra alınması gerekliymiş: Belinize koyulan enstrumantlar vucüt tarafından kabul edilen
    malzemelerdir. Sizde var olması sakınca oluşturmaz. Ancak gerek hastanın psikolojik yapısı enstrumantların varlığına izin vermiyorsa
    gerekse var olam sorun kemiklerle güçlendirilmişse 2 yıldan sonra platinler alınabilir.

    5.Platinli operasyondan sonra yine aynı sorunlar gelişebilir mi? Belinize koyulan enstrumantlar belirli bir segmenti kontrol altında tutar
    ancak bu segmentlerin üzerindeki ve altındaki segmentler için koruma sağlamaz. Yani hasta olarak tarafınızın bu tür ameliyatlardan
    sonra kendinize özen göstermeniz, kendinizi korumanız, hekiminiz ile diyalog içinde bulunmanız gerekmektedir.

    Omurga operasyonlarında gelişebilecek sorunlar

    Omurga operasyonları zor ve tecrübe gerektiren operasyonlardır. Omurga operasyonları riskli ameliyatlardır. Bu riskler yapılacak omurga
    sorununa ve genişliğine göre farklılıklar göstermektedir. Yapılacak omurga segment sayısı arttıkça çıkabilecek sorunlar artmaktadır.

    Skolyoz ve kifoz cerrahisinde riskler daha fazla ve çıkabilecek komplikasyonlar çok daha fazladır.Bu gelişebilecek erken veya geç
    dönem komplikasyonlar bu cerrahinin uygulanması gerektiren tüm hastalarda gelişebileceği gibi bu cerrahiyi uygulayan tüm omurga
    cerrahlarında da gelişebilir. Bundan dolayı hekiminizle kore olmanız uyum içinde aynı yönde hareket etmeniz önemlidir.

    Omurga cerrahisinde erken dönem komplikasyonları

    1. Vidaların malpozisyonu: yani vidaların uygun yere yerleştirilememesi. Yani vidaların omurga içinde değil etrafında yerleşim
    göstermesi.Tekrar ameliyat riski taşır

    2. Sinir zedelenmeleri: Vidaların seyri boyunca sinirde bacağa giden sinirlerde meydana gelen zararlanmalar.Seviyeye göre değişmek
    üzere motor ve duyu arazları gelişebilir.

    3.Vidaların omuriilik zarını zedelemeleri ve Beyin omurilik Sıvı kaçaklarının meydana gelmesi. Tekrar operasyon riski taşıyabilir.

    4.Omurilikte zararlanmaların oluşmasıFelç riski taşır. Tekrar operasyon gerektirebilir.

    5.Sinir kanallarında sıkışıklık meydana gelerek operasyondan sonra ağrıların artması.Tekrar operasyon riski taşır.

    6.Yara yeri enfeksiyonları:Yaranın açılmasını gerektirir:

    7.İmplant enfeksiyonları .İmplatın çıkarılmasını gerektiririr.

    Omurga cerrahisinde geç dönem komplikasyonları

    1.Vidaların yerinden kayması genellikle nedeni zaman içinde gelişen osteoforz veya şiddetli travmalardır.

    2.Vidaların kırılması Metal yorguluğuna veya seviyesine uygun kalınlıkta vida yerleştirilmemesine veya enstrumant sisteminin kalitesine
    bağlıdır.

    3.Rodların yerinden kayması Vidaları bağlayan sistemlerin metal yorgunluğuna, travmalara veya sistemin kalitesine bağlıdır.

    4.Enstrumant uygulanan segmentin üzerinde fıtık veya kaymanın gelişmesi Hastanın dikkatsiz ve özensiz davranmasına, travmalara
    bağlıdır.

    5.Enstrumant uygunan segmentin altında fıtık veya kaymanın gelişmesi Hastanın dikkatsiz ve özensiz davranmasına ve travmalara
    bağlıdır.

    Omurga operasyonları

    Omurga operasyonları Beyin ve Sinir Cerrahisi içersinde uygulanılan operasyonlardır. Omurga vucudun yükünü karşılayan bacaklara
    ileten bir önemli bir yapıdır. Omurga aynı zamanda belirli hareketliliğe izin veren bir yapıdır. Omurgadaki bazı gelişen sorunlar mekanik
    Ağrılara neden olurken bazı gelişen sorunlar hem mekanik hemde sinirsel ağrılara neden olur. Omurgadaki sorun ne olursa olsun
    gelişen ağrılar sosyal, cinsel, ailesel, işsel hayatı engelleyen sorunlar oluşturabilirler.

    Omurgada ne gibi sorunlar olabilir?

    Omurgada kaymalar olabilir, omurgada kırıklar olabilir, omurgada eğrilikler kifoz veya skolyoz olabilir. İşte bu sorunlar derecelerine tespit
    edilme yaşına göre müdahale gerektirebilirler. Omurgada yapılan müdahalelere bağlı gelişebilecek sorunlarda söz konusudur.

    Örneğin bel bölgesinde 3 seviye üzerinde omurilik kanal darlığı olan bir hastaya yapılması gerekli olan bir cerrahi durumunda omurgada
    kayma,kırık,kifoz ve skolyoz olmasada omurga cerrahisi planlanmaktadır. Örneğin 3 seviye lomber disk hernisi yapılacak bir olguya
    yapılacak cerrahiye bağlı olmak üzere omurga cerrahisi planlanabilmektedir.

    Yine aynı şekilde omurgada kayma var ama cerrahi boyutlarda değil ancak bel fıtığı var ve müdahale gerekiyor yapılacak cerrahinin
    kaymayı artırabileceği düşünülerek omurga operasyonları düşünülebilmektedir.

    Omurga operasyonlarında amaç omurgadaki dizilimi sağlamak en azından ilerlemesini engellemektir.

  • Ağrı

    Baş ağrıları günümüzde hastaların çok şikayetçi olduğu konuların başında gelmektedir. Baş ağrısını oluşturan bir çok neden söz konusudur. Ancak bu

    nedenlerin başında en fazla olarak görülen stress kaynaklı başağrıları
    olmaktadır. Ancak Başağrısının nedeni ne olursa olsun bu ağrıyı yaşayan
    insanların en büyük korkusu benim başımda kötü bir şey mi var endişesidir.
    Hasta bu konuda cevap almak isteyen konumundadır. Maalesef söylenmesi
    gereken bir durumda başağrısının %1 den az bölümünü kafa yapısı içersindeki
    bölümünü tümör kist gibi nedenler oluşturmaktadır.
    Başağrısı çeken bir hasta ağrısının özelliklerini doktoruna ayrıntılı bir şekilde
    anlatmalıdır. Başağrısı sebebin ortaya çıkarılmasında bu anlatım çok
    önemlidir.Çünkü tüm başağrısını oluşturan nedenlerin karakteristik özellikleri
    söz konusudur. Günümüzde başağrısı nedenlerinin başında da ağrı kesicilerin
    uygunsuz doktor kotrollerinin dışında kullanılması ve tüketilmesidir.
    Unutulmaması gereken uzun süreli ağrı kesici kullanımlarında ve uygunsuz
    kullanımlarında tedaviye drençli başağrılarının gelişebileceğidir.
    Migren denilen ağrılar kafa yapısı içersindeki damarsal yapılardan
    kaynaklanan ağrılardır. Migren ağrıları tür türdür. Ve migrenin karakteristik
    özellikleri olduğu gibi aynı zamanda migren türlerininde karakteristik özellikleri
    mevcuttur.
    Başağrısında en önemli konu hastanın kendini doktor karşısında ifade
    edebilmesidir. Ancak maalesef hastalarımızın ifade etmekte zorlukları
    bulunmaktadır.
    Başağrısı tedavisi nedene yönelik yapılmak zorundadır.Yani Başağrısını
    oluşturan neden ortaya konulmalıdır. Bu neden bazen birden fazla olabilmekte
    ve birbirini tetikleyici olarak karşımıza çıkabilmektedir. Nedenin birden fazla
    olması başağrısı türününde birden fazla olduğu anlamına gelebilmektedir. Bu
    hastalarda tedavi daha uzun süreli olmak zorundadır. Başağrısında
    hastaların bilmesi gereken birkez doktora gittim, başka başka doktorlara gittim
    fayda alamadım dan ziyade başağrısı sorununun hekim ile uyumlu bir çalışma
    sonucunda çözülebileceğine inanmaları olmalıdır. Böylece nedenlerin daha net
    ortaya konulması ve bu nedenlere müdahale edilmesi söz konusu olacaktır.
    VASKÜLİTLER
    Baş ağrılarının nedenlerinden biri olarak karşımıza çıkarlar. Damar iltihabı
    olarak tercüme yapılabilir. Ancak bu iltihaplar mikrobik karakterden ziyade
    kimyasal tarzda iltihaplardır. Daha çok 20-40 yaşlarında bayanlarda
    gözükürler. Vucut direncini düşüren her hangi sebep neden olabilir. Tanı MR
    inceleme ile konmaktadır. MS en çok karıştırılan durumdur. Tedavisi ilaç
    tedavisidir ve başarılı sonuçlar alınmaktadır.
    OKSİPİTAL NÖRALJİ
    Baş ağrılarının sıklıkla görülen türlerinden biridir. Boyundn göze gelen şiddetli
    ağrı ile karakterizedir. Bulantı,terleme,kusma eşlik edebilir. Tedavisi ilaç
    tedavisidir.
    PSEUDO TÜMÖR CEREBRİ

    Başağrılarının nedenlerinden biridir. Kafa içi basıncın artmasıyla
    karakterizedir. Görme alanı kayıplarıyla başlar körlüğe kadar gidebilir. Tanı LP
    ile konur. Tedavi ile başarılı sonuçlar alınmaktadır.

  • Tümör

    BEYİN TÜMÖRLERİ
    Hiç bir görüntüsel yöntem bir kitlenin türünü bize kesin olarak gösteremez.
    Kitlenin natürünün tespitinde en önemli yöntem cerrahi müdahale ile alınacak
    parçanın patolojik incelemesidir.

    Beyin Tümörleri iyi huylu ve kötü huylu Beyin tümörleri olarak ayrılırken beyin
    yapısına ait ve beyin yapısı dışına ait tümörler olarak ayrılırlar.
    Beynin iyi huyu tümörleri büyüme potansiyeline sahip ancak kafatasında yer
    kaplayarak tehlike oluşturan tümörlerdir.Beynin kötü huylu tümörleri ise hem
    hızlı büyümeleri hem de yayılmaları dikkate alındığında tehlikeli tümörlerdir.
    Beyin yapısına ait tümörler direkt beyni oluşturan hücrelerden
    kaynaklanmaktadır. Beyin yapısına ait tümörler iyi huylu ve kötü huylu tümörler
    olabilir. Beyin yapısı dışındaki tümörlerden en sık görüleni beyni saran zarın
    tümörleridir. Ve bu tümörler daha çok iyi huylu karakter sergilerler. Beyin
    yapısı dışındaki tümörlerin diğer bir önemli çoğunluğunu ise vücudun
    diğer bölgelerindeki tümörlerin beyine yayılmaları oluşturur.
    Untulmaması gereken nokta tanı için yapılan görüntüleme yöntemlerinin hiç
    birisi tümörlerin iyi huylu kötü huylu olduklarını gösteremez. Sadece yorum
    yapılmasını sağlayabilir. Kesin tanı tümörden alınacak parçanın
    incelenmesidir.
    HİPOFİZ ADENOMLARI
    Hipofiz bezinden kaynaklanan benign yani iyi huylu tümörlerdir. Hipofiz bezi
    hormon merkezi olarak görev yapmaktadır. Hipofiz adenomları bu hormon
    salgılayan hücrelerin kontrolsüz büyümeleridir. Bu hormonlardan en fazla
    görüleni prolaktin salgılayan hücrelerin büyüme göstermesidir.Prolaktin
    hormonunun fazla salgılanması sonucu bayanlarda ve erkeklerde farklı
    semptomlar ortaya çıkmaktadır.Bayanlarda en önemli semptomlar göğüsten
    süt kesilmesi,adet düzensizleri ve adetten kesilme olurken erkeklerde en
    önemli sorun cinsel fonksiyon bozuklukları ile ortaya çıkabilmektedir.
    Erkeklerdeki cinsel fonksiyon bozukluklarının giderilmesinde prolaktin
    hormonunu bloke eden ilaçların yanısıra cinsel
    güçlendiriciler kullanılabilmektedir. Hipofiz adenomları büyüklüklerine göre
    değerlendirilirler. Mikro adenom ,makroadenom gibi. Mikroadenomlar geellikle
    cerrahiye ihtiyaç duymazlarken makroadenomlar göz sinirlerine,yüz sinirlerine,
    ve damarlara yapmış olduğu baskıya bağlı cerrahiye ihtiyaç duyabilirler. İster
    mikroadenom olsun,isterse makroadenom olsun kanama eğilimine sahip
    olabilirler ve ani gelişen görme kayıplarıyla karakterizedirler. Bu nedenle acil
    cerrahiye ihtiyaç duyarlar.
    MENENGİOMLAR
    Genellikle iyi huylu beyin tümörleridir. Kitle ve ödem etkisine bağlı olarak bulgu
    verirler. Genellikle dura denilen beyin zarı kaynaklıdırlar. Nörolojik defisit
    oluşturdukalrında cerrahiye aday olabilirler. Cerrahi ile total olarak çıkarılmaları
    mümkündür.

  • Ameliyat

    Bel Fıtığı ameliyat edilmediğinde!
    Bel fıtığı ameliyatlık ise hasta ameliyattan korkarsa veya etrafından insanların söylemlerinden ameliyat olmazsa ne gibi sonuçlarla
    karşılaşabilir? Bel fıtığı hastalarının tarafımıza başvuru şekilleri farklı farklıdır.
    1. Hasta çok ızdıraplı haldedir. Hareket etmekte basmakta zorlanır. Yürüyemez. Bacağının cansızlaştığı hisseder. İdrara sık sık
    gider. Muayeneye bile izin vermez. Şikayetlerin başlangıç süresi kısadır.Bu hastanın omuriliğinde ve bacağa giden sinirinde bası söz
    konusudur. Bu bası bu tür hastada mutlak giderilmelidir. Giderilmediği takdirde ayağında düşük ayak gelişme riski, cinsel fonksiyonlarda
    kayıp, idrar tutamama gelişebilir. Bu hasta riske atılamaz.
    2.Hasta yıllardır olan bel rahatsızlığından şikayet etmektedir. Bacaklarına veya bir bacağına vuran ağrısı mevcuttur. Doktora
    başvurmuştur. Bel fıtığı olduğu söylenmiş ameliyat olması gerektiği dile getirilmiştir. Hasta ameliyat olmamıştır Şikayetleri artmış ve
    başvurmuştur. Hastada yapılan muyenede kuvvet kaybı vardır.Tekrar ameliyatlık fıtık olduğu tespit edildi. Bu hastanın unutmaması
    gereken şey iyileşme ve hastalık dönemleri arasındaki sürenin giderek kısalacağı ve hastalıklı olduğu dönem süresinin giderek
    artacağıdır. Bu hastalar giderek ilerleyen kuvvet kaybına uğrayacaklardır.Yürüme esnasında ayaklarını boşluğa atıyormuş hissi, yol
    yürüme mesafesinde daralma, cinsel fonksiyonlarda giderek azalma duyacaklardır. Bu hastalar Beyin ve Sinir Cerrahisinde en sık
    görülen hasta grubudur. Fakat bu hastaların bilmesi gereken şey; tanının konması ile cerrahinin yapılması arasındaki süre ne kadar fazla
    olursa yapılan cerrahiden fayda alma oranıda okadar az olacaktır. Çünkü; bel fıtığı sinirde ve omurilikte yapması gereken zedelenmeyi
    yapmış ve hastanın diğer omurgaları ve bağları üzerinde etkisini gerçekleştirmiş olmasından kaynaklanmaktadır. Duyarsınız bel fıtığı
    ameliyatı oldum ama uyuşukluğum geçmedi, bel fıtığı ameliyatı oldum ama ayağımı hareket ettiremiyorum gibi. Bu durumun nedeni
    aslında hastanın kendisidir. Bu durum veya durumları yapılan ameliyata bağlaması son derece yanlıştır.
    3.Hasta yıllardır bel hastasıdır. Kısa süre önce düşük ayak veya ayaklar gelişmiştir. İdrarını tutamıyordur. Bu hasta için bel cerahisinin
    başarı şansı %30 dur. Düşük ayak veya ayaklar gelişme ve doktora başvurma süresi arasındaki süre ne kadar uzun olursa ameliyattan
    fayda alma şansı o kadar düşüktür. Ameliyatın amacı artık hastaya şans vermek olmuştur.Bu süre 3 gün ve altında olsa dahi başarı
    şansı %30 dur.

    Bel Fıtığı ameliyatında riskler
    Halk arasında yaygın bir kanı vardır. Bel fıtığından ameliyat olan bir daha düzelmez? Bel fıtığı ameliyatı kesin çözüm değildir. Bel Fıtığı
    ameliyatı sonrası felç olunabilir. gibi kanılardır.
    Bel Fıtığının oluşma sebebi kişilerin kendilerine özen göstermemeleridir. Evrende tekrarlamayan hiç hastalık yoktur. Tedavi edilen ve
    tekrarlamayan hiç bir hastalık söz konusu değildir. Bir hastalıktan korunmanın en baş yöntemi o hastalıktan korunmak için gerekenlerin
    yapılmasıdır.
    Bel fıtığı ameliyatı olan bir kişinin kendisine özen göstermesi ve yaşam şeklini değiştirmesi esastır. Bel Fıtığı cerrahisinin yapılma amacı
    cerrahiyle düzeltilebilecek sorunun varlığında söz konusudur. Yani bel fıtığı ameliyatı hadi ben ameliyat oluyim bari değildir. Bütün
    belfıtıklarının ancak %1-5 i cerrahiye adaydır.
    Bel fıtığı cerrahisinde bir terazi söz konusudur. Bu terazi dengesi kazanç lehine olmalıdır. Kazanç ise sinirin baskıdan kurtarılarak bir
    kısmının veya tamamının ölmesine engel olarak hastanın sosyal hayat içinde hareket kabiliyetinin kazanılmasıdır.
    Bel fıtığı ameliyatı olan bir kişiyi %86-91 tam sağlık beklemektedir. %8-10 arasında tüm fıtıklar belirli bir zaman sürecinde tekrarlama
    gösterebilir.
    Bel Fıtığı ameliyatında riskler şunlardır;
    1. Fıtığın alınamaması veya yetersiz alınması(%3-5)
    2. Fıtığı Boşaltılan bölgesinde iltihap: diskitis(%1)
    3. Omurilik zarının zedelenmesi(%1-3)
    4. Bacağa giden sinirin zedelenmeleri(%1)
    5.Omurga çevresinde apse gelişmesi(%1)
    6.Yara yeri enfeksiyonları veya akıntıları(%1)
    7.Fıtık boşaltılan alan çevresinde yapışıkıkların gelişmesi(%5-10)
    8.Kanamaya veya anesteziye bağlı ölüm(10.000 de 1-5 arasındadır.)

  • Ağrılar

    Boyun fıtıkları bel fıtıklarına göre daha az görülen rahatsızlıklardır.
    Boyun ağrıları toplumumuzda sık olarak görülen bir durumdur. Bunun nedeni boyun
    kaslarının hassas ve boynu oluşturan omurların hassas bir yapıya sahip olmasıdır.
    Boyun ağrıları stres, soğuk ve sıcak değişimleri,uygunsuz duruş pozisyonları gibi
    durumlardan sık olarak etkilenen yapılardır. Boyun ağrılarının çok az bir kısmında
    etken boyun fıtığı olmaktadır.
    · Boyun fıtıkları 20-50 yaşlarında daha sık olarak görülmektedir. Fakat daha erken
    dönemlerde boyun travmaları sonucunda daha ileri yaşlarda ise disklerin ve boyun
    omurlarının bozulmasına bağlı olarak ortaya çikabilirler.
    · Boyun ağrılarının toplumumuzda en çok görülen nedeni stres ve uygunsuz duruş
    pozisyonları ve boyun hareketsizlikleridir.
    · Genellikle boyun ağrısıyla başvuran hastaların en önemli şikayeti ense bölgesinde
    kasların kafa kemikleriyle birleştiği bölgede ve omuz kaslarında gerginlik
    hissetmeleridir. Bu ağrının kaynağı genellikle toplumsal yaşamda hassas olan
    sorunları içine atan ve dışarı fazla belli etmeyi başaramayan insanlarda veya çok
    çabuk sinirlenen insanlarda görülmektedir. Bunun yanında soğuk sıcak değişimlerine
    çok sık uğrayan veya ense ve sırt bölgesinde sık terleyen insanlarda da bu gibi
    boyun ağrıları oluşmaktadır.
    · Boyun fıtıkları ise boyun ağrılarının çok az bir nedenidir. Boynu oluşturan omurların
    arasında bulunan yastıkçık dediğimiz disklerin omuriliğin geçtiği kanal içine doğru
    bombeleşmesi veya yırtılmasıyla kliniklerini belli ederler.
    · En çok boyun fıtıkları C5-6 ve C6-7 omurları arasında görülürler fakat diğer
    seviyelerde de ortaya çikabilirler. Fıtığın omur iliğe veya kollara giden sinirlere bası
    yapmasına bağlı olarak kaslarda kuvvet kayıpları veya uyuşukluklar ortaya
    çikmaktadir.
    · Boyun fıtıklarının kliniğinde en önemli bulgular kollarda veya bir kolda meydana
    gelen uyuşma ve karıncalanmalar, kollarda veya bir kolda meydana gelen ağrılar,
    kollarda veya bir kolda meydana gelen kuvvet kayıpları oluşabilmektedir. Bu bulguları
    tüm kolda hissedebileceğimiz gibi fıtığın etkilediği sinirin etki ettiği kas gruplarında ve
    his aldığı duyu bölgelerinde örnegin ellerde, ön kolda omuzda hissetmekte
    mümkündür.İlerlemiş ve çok büyük fıtıklar ise bacaklarda da kuvvet kayıplarına
    neden olabilirler ve bu durum bir çok hastalıkla karıştırılmasına neden olabilir.
    · Boyun fıtıklarının tanısında en önemli tanı aracı muayenedir. Muayene olmaksızın
    MR gibi pahalı yöntemlerin kullanılması gereksiz ve gereksiz olduğu kadar da
    mantıksızdır. Hastanın kliniğinin ortaya konulması bir çok hastalıkla ayırıcı tanısının
    yapılmasını sağlar.
    · Boyun ağrısı olan bir hastanın en büyük korkusu boyun fıtığı olma düşüncesidir. Bu
    endişenin giderilmesinde muayene faydalı bir yöntemdir.
    · Yapılan muayenede bulgular boyun fıtığını destekliyorsa; boyun fıtığını
    büyüklüğünün yerinin ve etkilerinin tespit edilmesi için MR planlaması uygundur. MR
    boyun fıtıklarının lokalizasyonlarının ,etkilerinin gösterilmesi için gerçekten
    doğrulayıcı bir tanı aracıdır.
    · Boyun fıtığı tespit edildiğinde fıtığın büyüklüğüne,hastanın kliniğine,yaşina veya
    hastanın mevcut hastalıklarının durumuna göre tedavi yaklaşimı değişmektedir.
    · Hastanın kliniğinde sadece ağrı olması, kuvvet kayıplarının olmaması ve fıtık

    büyüklüğünün sınırda olduğu olgularda Fizik tedavi programları,boyunluklar, ilaç
    tedavisi kullanılmaktadır.
    · Boyun fıtığının sosyal yaşamı etkilediği durumlarda, kuvvet kayıplarının ortaya
    çiktigi durumlarda cerrahi kaçınılmaz hale gelir. Ve fıtığın alınması gereklidir.
    · Boyun fıtığı cerrahisi sonucunda hastaların faydalanma oranı; ameliyata girmeden
    önceki kliniğine göre değişmekle beraber hastaların büyük çogunlugunda ileri
    derecede rahatlama olmaktadır.
    · Fakat boyun fıtıklarında da bel fıtıklarında olduğu gibi her ameliyatta mevcut
    komplikasyonların var olduğu teorik anlamda felç olma riskinin var olduğu ancak
    pratik anlamda da bu riskin olduğu fakat çok nadir bir komplikasyon olduğu
    unutulmamalıdır.
    · Boyun fıtıklarıda bel fıtıklarında olduğu gibi birden fazla bölgede olabilmektedir. Bu
    durumda yaklaşimın yapılacağı fıtık bölgesi hastanın kliniği sonucunda karar
    verilecek bir durumdur.
    · Bazen boyun bölgesinde 2 veya daha fazla diskin kanal içine bombeleşmesi ve
    kanal çapini 1 cm nin altında olması durumlarına yol açabilirki bu duruma tıpta
    servikal dar kanal adı verilmektedir.Bu durumda bir kolda veya kollarda ortaya çikan
    yorgunluklar ortaya çikmakta ve kuvvet kayıpları oluşabilmektedir. Eğer kanal çapi 1
    cm ve altında ise ve klinik mevcutsa ozaman yapılacak işlem cerahi tedavidir.
    · Boyun fıtıklarından korunmak için düzenli boyun egzersizlerinin
    yapılması,duruşpozisyonlarına dikkat edilmesi ve boynun travmalardan korunması
    gerekmektedir.
    · Boyun fıtık cerrahi sonrasında oluşmuş kuvvet kayıpları,uyuşukluk ve karıncalanma
    ameliyattan hemen sonra kaybolmayabilmektedir. Kuvvet kayıpları için ameliyat
    sonrasında uygulanacak fizik tedavi programları eski kuvvetin yerine gelmesini
    sağlayabilecektir. Uyuşukluk ve karıncalanma ise 6-12 ay sonra kaybolacaktır.
    · Unutulmaması gereken boyun ağrılarına eğer kolda veya kollarda ağrı,
    uyuşukluk,karıncalanma ve kuvvet kayıpları eşlik ediyorsa boyun fıtığından
    şüphelenilmesi gerekliliğidir. Yine unutulmaması gereken bir şeyde tüm bu
    semptomlar olsada bu olaylara neden olan etmenin boyun fıtığı olmayabileceğinin
    bilinmesidir.

  • Ağrı ve fıtık

    BEL FITIĞI
    Bel fıtığı toplumumuzda oldukça sık rastlanan ve oldukça ızdırap verici ve sonuçları
    ağır olabilen bir rahatsızlıktır. · Bel fıtığı adı verilen durum sırt omurları arasında
    bulunan ve amacı vucuda binen yükün absorbe edilmesi ve omurgaya esneklik
    kazandırmayı sağlayan yastıkçıklar yani disklerin zaman içersinde bozulmasına bağlı
    olarak omuriliğin geçtiği kanal içine veya dışına doğru bombeleşmesi veya yırtılması
    sonucu oluşan klinik durumdur. · Oluşum nedenleri genellikle çok etkenlidir. Yani
    travmalar, düzensiz duruş pozisyonları, uygunsuz yapılan hareketler, yaşa bağlı ve
    bunun gibi bir çok faktör sayılabilmektedir. · Genellikle 30-50 yaşları arasında daha
    fazla görülmekte fakat 20 yaşlarında ve 50 yaşin üzerinde de görülebilmektedir. ·
    Fıtık oluştuğunda kliniğini ağrıyla belli eder. Bu ağrı kalçalara, uyluklara , bacaklara
    yayılan ağrılardır.Ağrı başlamadan önce kalçada,uyluklarda uyuşukluklar
    karıncalanmalar oluşabilmektedir.Fıtığın ön belirtisi denebilecek ilk bulgu idrar yapma
    şekli ve alışkanlığında değişiklik olabilmektedir.Ağrı genellikle ızdırap verici bir
    durumdur. · Bel ağrısın olması her zaman bel fıtığı lehine düşünülmemelidir. Çünkü
    bel ağrılarının ancak %1'inde bel fıtığı tespit edildiği de unutulmamalıdır. · Bel fıtığı
    sonucu ortaya çikan ağrıların en önemli özelligi kalçalara bacaklara yayılmasıdır.Bu
    ağrılar kişinin sosyal yaşamını etkileyen, psikolojik olarak sinirli hassas yapı
    kazanmasına neden olabilir.Ve bu olaylar hastanın kilo almasına ve tablonun daha
    da ağırlaşmasına neden olabilmektedir. · Bel fıtığı kanal içine doğru uzandığında
    omuriliği baskı altına almaktadır.Ve bu baskı kendisini ağrı olarak göstermekte bu
    baskı zaman içersinde sinirde meydana getirdiği hasara bağlı olarak etkilediği sinirin
    kaslarında ve uyardığı bölgelerde kuvvet azalması ve fonksiyon kaybı meydana
    getirmektedir. · Bel fıtıkları genelde bel bölgesindeki L4. Ve L5 omurlar arasında veya
    L5-S1 omurlar arasında meydana gelmektedir.Fakat diğer bölgelerde de fıtıklar
    oluşabilmekte hatta birden fazla bölgede de fıtıklar oluşabilmektedir.Ve çiktigi
    bölgede yaptığı hasar boyutunda bulgular vermektedirler. · Bel ağrılarının bir çok
    nedeni olabilir.Bel bölgesinde sadece disk dediğimiz yastıkçıklar
    bulunmamaktadır.Kaslar, kemikler, bağlar gibi o bölgeyi kuşatan yapılar vardır ve bel
    ağrılarının önemli bir kısmı mekanik bel ağrısı denilen ağrılar olduğu unutulmamalıdır.
    · Fakat bel ağrısı ortaya çiktiginda toplumumuzda en önemli endişe bel fıtığı olma
    korkusu ve bunun görüntüsel yöntemler ve MR gibi pahalı yöntemlerle teyit ettirme
    isteği ve arzusunda olunmasıdır. Bel ağrılarının %1 kısmı gibi oranının bel fıtığı
    olduğu düşünüldüğünde bel fıtığı olma oranının düşük olduğu görülebilir. Ayrıca bel
    fıtığının tayininde muayene çok önemlidir ve fıtığı ayırt etmede en önemli tanı
    aracıdır. · Bel ağrısı ortaya çiktiginda bacaklara yayılan ağrıların ,uyuşma ve
    karıncalanmaların olmadığı durumlarda ve kuvvet kaybının olmadığı durumlarda bel
    fıtığından şüphelenilmemelidir. · Ayrıca bel fıtığı bombeleşen fıtığın omuriliğe yaptığı
    baskı sonucunda bulgu vermektedir. · Bel fıtıklarının tanısında muayene en önemli
    tanı aracıdır. Muayene sonucunda edinilen bulguların gerekliliğinde fıtığın
    büyüklüğünü etkilerini tespit etmek amacıyla Komputerize tomografi, MR, İlaçlı bel
    filmi gibi görüntüsel yöntemler kullanılmaktadır. · İlaçlı bel filmi belden yapılan
    omuriliğin olduğu kanal içine ilaç verilme sonucunda baskı altında olan siniri tespit
    etmek amacıyla yapılan bir girişimsel yöntemdir. MR ın gelmesi bu yöntemin
    kullanılabilirliğini azaltsada bazen gerekliliği mevcuttur.Bunun gerekli olup olmadığına
    hekim karar verir. · Yapılan muayenede ve muayene sonuçlarını desteklemek için
    çekilen veya yapılan yöntemler sonucunda omuriliğe bası yapan bir fıtık tespit
    edilmişse uygulanacak tedavi kişiye ,elde edilen muayene bulgularına,fıtığın
    büyüklüğüne,fıtığın kanal içindeki durumuna bağlı olarak değişmektedir. · Ağrı

    yakınması olan fakat sosyal hayatını etkilemeyen, fıtığın lokalizasyonu ve yeri uygun
    olan ve kuvvet kaybı gelişmemiş hastalarda ilaç tedavisi ve Fizik tedavi uygulanması
    söz konusu olabilmektedir. Fakat şunun unutulmamsı gerekmektedir. Zaman
    içersinde fıtığın ilerlemesine bağlı olarak ani olarak kliniğin birden kötüleşmesi ve
    ayakta ve bacakta kuvvet ve duyu kayıplarının ortaya çikmasi muhtemeldir ve bu
    durum acilen operasyonu gerektiren ve tıpta caudo-equina sendromu denilen bir
    tablonun ortaya çikmasina neden olabilir. · Sosyal hayatı etkilenmiş, duyu,kuvvet ve
    refleks kaybı olan hastalarda cerrahi kaçınılmaz bir tedavi yöntemidir.Çünkü hiçbir
    medikal tedavi ve yöntem bu fıtığın geri alınmasına neden olmaz. · Bel ağrısı olan
    hastaların maalesef ülkemizde başvurduğu yöntemlerden birisi tıbbi bakımdan eğil
    olmayan kişiler tarafından bel çektirme işlemi yaptırmalarıdır. Bu çabanin altında
    genelde çare arama duygusu yatmaktadır. Çare arama duygusu yeteri kadar
    bilgilendirilmemiş bir toplumun ürünüdür. · Maalesef bel çektirme olayları karşisında
    istenmeyen ve daha karmaşik olaylar ortaya çikabilmektedir. Çare aranırken
    doktorunuzun bilgi dahilinde ve önerileri doğrultusunda hareket edilmesi
    önemlidir.Cerrahi işlem gerçekten korkutucu bir durumdur.Ama bundan kaçmak için
    alternatif tedavi metotlarının kullanılması sonuçları ağır olan ve sonuçta cerrahi işlemi
    zorlaştıran ve cerrahi işlem sonucunda faydalanma oranını azaltabilecek bir durum
    olduğuda unutulmamalıdır. · Fizik tedavi programlarının amacı bel ve karın kaslarının
    güçlendirimesi ve gergin olan sinirlerin esneklik kaabiliyetinin artırılmasıdır. Fakat
    yerinde ve zamanında yapılması gerekli olduğu unutulmamalıdır. Çünkü amacı
    kesinlikle oluşan fıtığın geri çekilmesinin sağlanmadığı bilinmelidir.Az derece fıtığı
    olan hastaların en önemli sorunu rahatsız edici ağrıların çesitli pozisyonlarla ve
    hareketlerle ortaya çikmasi ve ilerde gerçekten daha büyük fıtığa sahip olma
    ihtimallerinin sonuçta cerrahi tedaviye aday guruba girmeleridir. · İşte bu gurupta olan
    hastaların ağrılarının hafifletilmesi ve fıtığın ilerlemesinin durdurulması amacıyla Fizik
    tedavi programları uygulanabilir.Fizik tedavi programları aynı zamanda ameliyattan
    önce kuvvet kaybı mevcut olan hastaların ameliyat sonrasında tekrar eski güçlerine
    gelmesi amacıyla kullanılmaktadır. · Bel fıtığı tespit edildiğinde uygulanan çesitli
    yöntemler mevcuttur. Bunlar Laser ile diskin yok edilmesi, endoskopik yöntelerle
    diskin çikarilmasi ve açık ameliyattır.Sayılan ilk iki gurup hastanın gerek işlem
    sonrasında aktif hayata dönmesi gerekse işlem sonrası ortaya çikabilecek yara
    enfeksiyonu komplikasyonların azaltılması bakımından avantajlı yöntemler olmasına
    rağmen önemli bir sorun bu işlemlerden sonra tekrarlayan fıtık olaylarının daha sık
    olarak görülebilmesi ve bu gurup işlem uygulanabilecek hastaların seçilmiş hastalar
    olmalarıdır.Yani tüm bel fıtığı hastalarına bu yöntemler uygulananamamaktadır,
    Hastanın yaşi, klinik, kilo, omurganın mevcut durumu,fıtığın yerleşim bölgelerinin bu
    fıtık için uygun olabilmesi gereklidir. · Açık cerrahi işlem ise fıtığın direkt olarak
    görülebilmesini ve tama yakın boşaltılmasını sağladığı için tekrarlama oranlarının az
    olması ile üstün bir yöntemdir. Keza bel fıtığı hastalarının en büyük korkusu yine aynı
    ağrıları çekme korkusudur ve bu durum psikolojilerini bozan bir durumdur.Cerrahi
    işlem sonrasında günümüzde hastalar 1.gün mobilize edilmektedir. · Halk arasında
    cerrahi işleme yönelik bazı ön yargıların olduğu bir gerçektir. Bunlar kesin çözüm
    mü? Felç olma riski varmı? Ve ya fıtığım tekrarlarsa.gibi. Gelişen beyin ve sinir
    cerrahi arkasına aldığı teknolojik gelişmeler sayesinde ameliyatlarında ortaya
    çikabilecek sorunları en aza indirmeyi başarmıştır. Bel bölgesinde 5 tane fıtık
    bölgesinin olduğu düşünüldüğünde fıtık ameliyatı yapılmamış diğer disk bölgelerinde
    fıtığın çikma olasılığı herzaman mevcuttur. Yapılacak olan ameliyatın sadece mevcut
    fıtık bölgesine yapıldığı ve diğer fıtıkları engellemediği bilinmelidir. Bütün
    ameliyatlarda sonra komplikasyonlar olma ihtimali olduğu gibi bel fıtığı

    ameliyatlarından sonra da komplikasyonları çikma olasılığı olabilmektedir.Bunlardan
    birisi olan felç olma durumu teorik anlamda olabileceği düşünülebilen bir kavram
    olabilmesine karşin pratik anlamda oldukça nadir oalbilen bir komplikasyondur. Fakat
    nadir olması olmayacağı anlamına gelmemektedir.Bel fıtığı ameliyatlarından alınan
    faydanın durumu kişinin kliniği ile uyumlu bir durumdur. Kuvvet kayıpları şiddetli
    olmayan hastalarda ameliyattan faydalanma oranları oldukça yüksektir.Fakat uzun bir
    süre kuvvet kaybı olduğu halde ameliyat olmaktan kaçan hastalarda ortaya çikmis
    tama yakın kuvvet kayıplarının kabul edilmesi gerekli bir şeydir ki düzelmesi zordur.
    Bu kuvvet kaybı ameliyatın başarısızlığını değil hastanın gerekli zamanda gerekli
    işlemi yaptırmadığının sonucudur. · Toplumuzda yapılan hatalardan biriside yapılan
    işlemlerin başarı oranlarının değil başarısızlıklarının ortaya atılması fakat bunlardan
    bahsederken hastanın yapısı kliniğinin dikkate alınmamasıdır. · Tıbbın amacının
    insanların yaşam kalitesini artırmak ve yaşamı kurtarmak için bilimi kullanmak olduğu
    unutulmamalıdır. Doktorlar bu bilgiyi sunan ve kullanan insanlardır. · Cerrahi işlem
    sonrasında kalçada ve bacaklarda uyuşukluk ve karıncalanma kalabilmektedir.Bu gibi
    şikayetler genelde ameliyattan 6-12 ay sonra genelde kaybolmaktadır. · Cerrahi
    işlemden birkaç ay sonra bazen ağrılarda tekrarlama olmaktadır. Bu tekrarlama fıtığın
    tekrarlamasından daha çok ameliyat sahasının iğleşmesi sırasında oluşan
    yapışıklıklardan kaynaklanmaktadır.Bu yapışıklıklar Fizik tedavi programları
    vasıtasıyla açılmaya çalisilmaktadir.Amaç o bölgedeki yapışıklılıkların esneklik
    yeteneğini artırılmasıdır. Ancak yapılan tüm çabalara rağmen şikayetler azalmıyorsa
    2. Bir operasyon gerekebilmektedir.Ancak son zamanlarda ameliyat sırasında
    kullanılan bazı maddelerin bu yapışıklıkların oluşumunu azalttığı tespit edilmiş olup
    kullanılmaya başlanmıştır. · Fıtık ameliyatından sonra daha önce ameliyat yapılmış
    sahada tekrar çok çok nadir olsada fıtık tekrarlayabilir.Bunun nedeni daha önce yeteri
    kadar boşaltılamamış bir fıtık olabilir. · Unutulmaması gereken bir durum bel fıtığı
    olgularının ameliyat sonrasında büyük oranda rahatlatıldığıdır. · Belfıtığı ameliyatı
    olmuş hastalar kendilerini korumak zorundadırlar. Ve Çesitli egzersizlerle karın ve bel
    kaslarını güçlendirmek, kilo almamak zorundadırlar. · Bel fıtığı ameliyat düzeyinde
    olmayan fakat ağrı çeken hastalarda kilo mevcutsa boyuna uygun kiloya inmeleri
    şikayetlerinde %50 ye yakın rahatlama sağlayabileceğide unutulmamalıdır.
    OP DR GÖKALP KARAARSLAN

  • Boyunda eğrilik (tortikolis)

    Boyunda eğrilik (tortikolis)

    Eğrilik doğum sonrası göze çarpar. Çocuğun boynu tutlmuş tarafa dönük çene karşı omuza dönüktür. Doğumdan sonra tutlmuş olan boyun kası (sternokleidomastoid kas) üzerinde sertlik ve kitle ele gelir. Bu kitle zamanla gerileyebilir.

    İlk doğum veya ters gelen doğumlarda görülme sıklığı daha fazladır. Anne karnında duruş bozukluğuna bağlı oluşmuş olabileceği düşünülmektedir. Bu hastalarda doğumsal kalça çıkığı ve ayak bozuklukları olabileceği için araştırılmalıdır.

    Klinik çok farklılık gösterir. Hafif hareket kısıtlılığından aşırı kafa şekil bozukluğuna(plagisefali) kadar değişen bulgular vardır. Beraberinde yarasa kulağı olabilir. Daha büyük çocuklarda bir omuz yüksekte olduğu için belde eğrilik var şüphesi ile gelebilirler. Röntgen incelemesi ile boyun omurlarında değişiklik olup olmadığı araştırılmalı gereğinde MRI tetkiki yapılmalıdır.

    Hastaların %90’I masaj ve egzersiz ile düzelip mükemmel sonuçlar alınabilir. Tanı konur konmaz ebebeyinlere egzersiz tariflenerek çocuğun egzersiz programına başlanır. Egzersizler nazikçe yapılmalıdır. Germe egzersizlerinin yanında çocuğun tutulmuş tarafa aktif dönmesini sağlayacak manevraların yapılması gerekir. Oyuncak veya televizyonun eğrilik ters tarafına konması vb.

    Süt çocukluğu ve yürüme döneminde cerrahi girişimden kaçınılmalıdır. Olguların %10 kadarında cerrahi tedavi uygulanır. Genellikle cerrahi tedavi okul çağında yapılır. Cerrahi iyi sonuçlar verir cerrahi uygulamada tutulan boyun kasının uzatılması sağlanır. Cerrahi sonrası germe egzersizlerine tekrar başlanmalıdır. Ameliyat sonrası egzersiz verilip herhangi bir cihaz kullanılmadan sorun çözülebilmektedir.

    Erişkin Tortikolis

    Konjenital (doğumsal) olmayan, erişkinlerde musküler tortikollisin başlama yaşı yaklaşık 40 yaşları civarıdır ve kadınlarda erkeklerden iki kat daha fazla görülür ve kadınlarda 30-60 yaşları arasında daha çok bu soruna rastlanır.

    Tedavi ne kadar erken yapılırsa sonuç o kadar iyidir. boyun omurgalarında eğriliklerin oluşması ve yüzün bir yarısının gelişmemiş olması durumunda tedavi şansı daha azdır. Masaj ve boynu germe ile tedavi edilmeye çalışılır. Fizik tedavi ve egzersizlerle düzelmeyen tortikolis’in tedavisi cerrahidir. Ameliyat yaşı mümkün olduğu kadar erken, hastalığa teşhis konduğu anda yapılmalıdır.

    Ameliyat bölgesel veya genel anestezi altında yapılır. Boyunda yapılan 1-2 cm’lik kesi ile sert bir kordon halini almış olan adale bölümü çıkarılır. Dikişler 1 hafta sonra alınır. Bu işlem erken yaşlarda yapılırsa boyunluk kullanmak gerekmez, ileri yıllarda ortaya çıkacak olan boyun eğriliği ve yüzdeki gelişme kusuru önlenmiş olur.

  • Geçici bir boyun ağrısı mı ? Boyun fıtığı mı ?

    Boyun ağrısının yaşı yok. Herkes karşılaşabilir. Boyun ağrısının nedeni uygunsuz duruşun yarattığı bir gerginlik de olabilir, ileri boyutlara taşınıp operasyona da gerek duyulabilir.

    BOYUN AĞRISI NE ZAMAN CİDDİYE ALINMALI?

    Boyun ağrınız, kollarınız veya ellerinizde hissizlik ve/veya güç kaybı yaratıyorsa, ağrı omzunuza ve kolunuza doğru ağrı yayılıyorsa, aman dikkat!

    BU BELİRTİLERİ GÖZ ARDI ETMEYİN!

    Uzun süre araba kullanımı, bilgisayar başında uzun saatler geçirme gibi durumlarda ağrının şiddeti artıyorsa Kas gerilmeleri ve spazmlar yaşıyorsanız Başınızın hareket kabiliyeti azaldıysa Başınızda geçmeyen bir ağrı varsa doktorunuzdan randevu alma zamanı gelmiştir. Bunun yanında: Motorlu araç kazası geçirdiyseniz Dalış kazası/düşme/yaralanma yaşadıysanız Hiç vakit kaybetmeden doktorunuza başvurmanızı tavsiye ederiz. Boyun bu, beklemeye gelmez, sabırsızdır.

    BOYUN AĞRILARINDA AKILLI TELEFONLAR DA MI SUÇLU?

    Tereddütsüz evet. Boynunuz esnektir ve başınızın ağırlığını destekler. Bilgisayar ve akıllı telefonlar başında geçirilen saatler, sıklıkla kas gerginliklerini tetikler. Yatakta okumak veya dişinizi sıkmak gibi küçük şeyler bile boyun kaslarınızı zorlayabilir. Doktorunuz nasıl olsa bunları soracaktır. Hazırlıklı gitmekte fayda var: Boyun ağrısı belirtileriniz ne zaman başladı? Hiç boynunuza zarar verdiniz mi? Hangi ilaçları ve ek maddeleri düzenli olarak alıyorsunuz? Ağrınız tam olarak nerede oluştu? Ağrı donuk, keskin veya atma gibi mi? Uyuşukluk ya da zayıflığınız var mı? Ağrı kolunuza yayılıyor mu? Sıkıntı, öksürme veya hapşırma ile acı daha da kötüleşti mi? Başka fiziksel problemleriniz var mı?

    BOYUN AĞRISI İÇİN TAMAMLAYICI TIP YÖNTEMLERİ

    Boyun ağrısı için tamamlayıcı tedavi yöntemleri de önerilenler arasında. Neler mi bunlar? Akupunktur Vücudunuzun çeşitli noktalarına ince iğneler yerleştirilir. Araştırmalar akupunkturun pek çok ağrı için faydalı olabileceğini göstermiştir.

    En iyi sonucu almak için birkaç akupunktur seansına girmeniz gerekebilir. Steril iğneler kullanarak sertifikalı hekim tarafından yapıldığında akupunktur genel olarak güvenli kabul edilir. Kayropraktik: Eklemlere kontrollü kuvvet uygulanması olan karyopraktik daha çok omurga hastalıklarında kullanılır.

    Boyun bölgesine yapılan karyopraktik tedaviler kısa süreli ağrı kesici olabilir ve birçok kişi için minimum risk taşır. Masaj: Eğitimli bir uygulayıcı tarafından yapılmalıdır. Doktorunuzun önerdiği tedavilerle birlikte kullanıldığında rahatlama sağlayabilir. Bioenerji: Uzun süredir uygulanan bioenerji çalışmaları özellikle strese bağlı boyun ağrılarında oldukça etkilidir. Algı değişimi (hipnoz) Duygusal yüklerimizi taşıdığımız omurgamız, duygu boşaltım yöntemleri ile rahatlatılır ve ağrılarda belirgin rahatlama sağlanır.

    BOYUN AĞRISI YAŞAMAMAK İÇİN:

    Doğru duruş şart. Ayaktayken veya oturuken; omuzların kalça ile kulakların da omuzlarla düz bir çizgi üzerinde olduğundan emin olun. Sık sık mola verin. Yolculuklarda veya bilgisayar başında uzun süre oturmanız gerektiği durumlarda hareket edin. Belli aralıklarla oyun ve omuz gerdirme egzersizlerini yapın.

    Masa, sandalye ve bilgisayarınızı ayarlayın. Monitör göz hizasında ve dizler kalçalardan biraz daha düşük şekilde olmalıdır. Sandalyenizin kol dayamalarını kullanın. Telefonu kulağınıza tutmaktan kaçının kulak ve omuz arasında sıkıştırmak veya tutmak yerine kulaklık veya hoparlör kullanın.

    Eğer sigara içiyorsanız, içmeyin. Sigara boyun ağrısı riskini artırır. Omuzlarınızda ağır çantaları taşımaktan kaçının. Ağırlık taşımak (sırt çantası ve yük gibi) boyun yapılarında zorlanmaya sebep olur. Iyi bir pozisyonda uyuyun. Baş ve boynunuz vücudunuz ile uyumlu olmalıdır. Boynunuzu küçük bir yastıkla destekleyin. Sırt üstü uyurken dizlerinizin altını yastıkla desteklemek omurga kaslarının rahatlamasını sağlar.

  • Fobileriniz kabusunuz olmasın !

    Kim yüzde yüz cesuryürek ki ? Uçaktan, karanlıktan, hasta olmaktan, böcekten, iğneden, denizden, yüksekten, kediden, köpekten, yalnız kalmaktan, kaybetmekten, parasızlıktan… Saymakla bitmez… Korkularınızdan korkmayın, “fobim var” deyip geçmeyin, tedavisi düşündüğünüzden daha basit.

    “Korku” dediğimiz şey aslında bir kaygı duygusu. Ve çok insani. Bu duygu çoğu zaman hayatta kalmamızı sağlayan “savaş veya kaç” komutunun habercisi.

    Bu hisse kendimizi kaptırıp tüm duygularımızı ele geçirmesine izin verdiğimizde iş çığırından çıkıyor. Tam da bu noktada hayatımızı zorlaştıran fobiler çıkıyor ortaya.

    Peki nedir bu “fobi”? İnanılmaz ama gerçek, yaklaşık 250 tip fobi mevcut. Bizi korkutan anlık bir olayın hafızalarımıza kaydedilmesiyle ilk fotoğraf oluşuyor. Zamanla beynimiz belli hareket dizinleriyle bu fotoğrafı filme çeviriyor. Kartopu etkisi dediğimiz şey burada devreye giriyor ve maalesef benliğimizi ele geçiriyor.

    Bazen de çok korktuğumuz bir olayda bilinçaltımız tarafından kaydedilen görüntü ve sesler de korkumuzun tetiklenmesine sebep olabiliyor. Küçük yaşta boğulma tehlikesi geçiren bir kişi önce denizden, sonra havuzdan sonrasında ise suya dair her şeyden korkuyor. Ya da çocukken bir köpek tarafından kovalanmak ömrün geri kalanında köpek korkusuna yol açabiliyor.

    Dalgalı deniz görüntüsü ve sesi, bir köpek havlaması, uçak motoru sesi… Hepsi, ama hepsi tetikliyor. Düşünürsek… Hangimizi köpek kovalamadı? Hangimiz doğuştan yüzme biliyorduk, ya da kaçımız uçakların teknik donanımlarına hakim? Korkulardan, fobilerden kurtulmak mümkün mü?

    Korkulardan arınmak ve hayatı kolaylaştırmak zannedildiği kadar zor değil. İlk adım korkunun temel nedenine inmek. O temel algı değişimi ve tamamlayıcı tıp yöntemleriyle değiştirildiğinde korku da uçup gidiyor. Hangi yöntemler bunlar? Kaç seans gerekiyor? Birkaç farklı yöntem uygulamak mümkün. Bioenerji.

    Bu yöntemle vücudumuzda, korku duygumuz nedeniyle bozulmuş olan enerji akımı ve buna bağlı belirtiler düzenlenir. Algı değişimi ve EFT tekniğinin daha kolay uygulanmasına zemin hazırlanır. Bu sayede de hasta korkularından daha rahat kurtulabilir. Algı değişimi.

    Kulağa ilk çarptığında kişide bir çekince oluşabiliyor. Fakat algı değişimi seanslarında danışan tarafından onaylanmayan hiçbir işlem uygulanmaz. Tamamen rahat bir sohbet akışında, geçmişin kaygı ve travmalarını hatırlayıp onları usulünce değiştirerek yerine doğru algıları, kişinin kendi iradesi ve isteğiyle yerleştirmek, rahatlığa ulaşmanın bir yoludur.

    EFT “Emotional Freedom Technics”, yani “Duygusal Özgürlük Tekniği”. Burada amaç, akupunktur noktalarına yapılan küçük dokunuşlarla, beyin belli bir rahatsızlığı odaklanır. Belli hareket silsilesinin ardından bu rahatsızlık beyine yokmuş gibi algılatılır. Beyinde tariflenmeyen bir rahatsızlık da vücudumuz tarafından hızlıca iyileştirilerek yok edilir.

    EFT’ye ağırlıkla; Hayvan, yükseklik, deprem, asansör, ameliyat, karanlık, yalnızlık vs. gibi korku ve fobilerde, sınav stresi ve sınav korkusunu yenebilme, okula konsantrasyon, motivasyon, öğrenme alanlarında, Psikolojik problemlerde ve sigara bırakma, kilo problemleri, yeme bozuklukları ve cinsel sorunlarda başvuruluyor.

    Doğru uygulandığı taktirde, başarı oranı da epey yüksek. Korkunun tipine ve kişinin tedaviye uyumuna göre, “kim korkar hain kurttan” demek için 3-5 seans yeterli.

  • Bel ağrısı neden olur ? Bel ağrısını tetikleyici sebepler nelerdir ?

    Ailesinde bel fıtığı olanlar ne yapmalı? Bel ağrısını hafifletmenin yolları nelerdir ? Hayatı boyunca “uff belim çok ağrıyor” demeyen, bir sancıyla belini tutmayan var mı? Veriler öyle gösteriyor ki, insanların yüzde 80’i hayatının bir döneminde bel ağrısı yaşıyor. Bunun rastlanan en sık sebebi; iki omur arasındaki eklem kıkırdağının bozulması ve buna bağlı oluşan fıtık. “NEDEN BEL FITIĞI” DERSENİZ…

    Belde oluşan fıtıklaşmanın tetikleyici sebepleri arasında pek tabii “sigara” yine üst sıralardaki yerini alırken; yaş, cinsiyet, beli fazla zorlama da etkenler arasında. .. “Genetik” mi derseniz, yüzde 74’lük orandaki ailesel kalıtım hiç yabana atılır bir oran değil.

    AİLESİNDE BEL FITIĞI OLANLAR NE YAPMALI?

    Malum, ağaç yaşken eğilir. Tedbir küçük yaşta ele alınmalı. “Nasıl mı” derseniz; ilkokul çağındaki çocuğun sırtına kendinden ağır bir çanta takılmaması, kilo kontrolünün o yaşlarda doğru yönetilmesi, hareketi alışkanlık haline getirmesi sağlanarak.

    BASİT ÖNLEMLERLE BELİNİZİN YÜKÜNÜ HAFİFLETİN

    Uzun süre ayakta durmaktan ve/veya oturmaktan kaçının Oturma esnasında sıkça pozisyon değiştirin İş yerinde otururken, kalçalarınızı ileri doğru eğin ve belinizdeki eğriyi düzleştirmek için ayaklarınızı bir tabureye veya kutuya uzatın. Her yarım saatte bir kalkıp şöyle bir dolaşın Sırtınızı düz tutun ve ağır bir şeyi kaldırmaya yardımcı olması için sırt kaslarınızın yerine bacak kaslarınızı kullanın Fazla kilo almayın.

    BEL AĞRIMI HAFİFLETMEK İÇİN NE YAPABİLİRİM?

    Ağrıyan bölgeye sıcak veya soğuk uygulaması yapın Sıcak bir banyoda oturmak yardımcı olabilir, ancak küvete girip çıkarken dikkatli olun Hafif sırt masajı yaptırın.

    Belinizdeki baskıyı bir miktar hafifleteceğinden, karnınızı hafifçe kaldırmak için karın bağlayıcı kullanın Özellikle ayakta uzun süre kalıyorsanız mutlaka tabanınızı destekleyen ayakkabılar giyin.

    Ağrıyan taraf üstte kalacak şekilde yan uyuyun Kollarınızda, dizleriniz arasında ve / veya sırtınızın arkasında bir yastıkla destekleyin Egzersiz, sırt kaslarını güçlendirmeye yardımcı olur ve eklemleri doğru konumda tutar. Hafif bir egzersiz yapın ve 20 dakika yürüyüşün ardından belinizi gerin.